PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Sehhuli, Samura ve Amara


dilaver
30-11-2007, 22:55
Bir olay, uç isim, uç yasam. Uçu de Fransiz toplumunun bir parçasi. Ve yine Paris banliyolerinin sokaklari. Halbûki ne kadar da çabuk unutmustuk oralari. Yangin yerinin kokusu burnumuza gelmeden, yanginin farkina varamiyoruz anlasilan.

* Musin Sehhuli (16) ve Lakami Samura (15), Paris’in bir banliyosunde motorsikletleriyle polis otosuna çarpip, yasamini yitiren iki genç. İsimleri Ahmet, Mehmet, Hamid ya da Mahmud olabilirdi. Çunku onlarla ayni »kaderi« paylasan milyonlarca genç var Avrupa’da. Onlara Avrupa’nin yeni »lanetlileri« de diyebilirsiniz. Iste »lanetliler« gene sokaklara çiktilar.

* Paris banliyolerindeki gelismeler, malî piyasalar kapitalizminin cenderesi altinda bulunan Bati Avrupa toplumlarinin genel durumu açisindan semptomatiktir. Beyaz Avrupalilar, alisilagelmis sosyal guvenlik sistemlerinin erozyona ugramasi, neoliberal politikalarin dayatmasiyla olagan is iliskilerinin guvencesizlestirilmesi ve burjuva demokrasilerinin içinin bosaltilmasi karsisinda derin bir travma geçiriyorlar.

* Bu travma, hiddetli bakislarin hep daha zayif ve çogunluk toplumuna ait olmadiklarina inanilan kesimlere kaymasina neden oluyor. Beyaz toplumun koklerine islemis olan irkçilik ve refah sovenizmi, ekonomik ve toplumsal sorunlarin gerçek nedenlerinin gorulmesini engelliyor ve kapitalizmin her gun yeniden urettigi somuru, baski ve esitsizligin sorgulanmadan kabullenilmesine neden oluyor. Boylelikle banliyolerdeki baskaldirinin ardinda derin sosyal bir sorunun yattigi gorulemiyor, gorulmek istenmiyor.

* Kent gelisimi politikasindan sorumlu devlet mustesari Fadela Amara, siyahî teniyle muhafazakâr Sarkozy Hukumeti’nin goçmen kokenli bir uyesi. Ancak Fadela Amara ile olen iki genç arasinda –ten renklerinin disinda- hiç bir benzerlik yok. Amara, ten rengine ragmen tam bir »beyaz« Avrupali. Çocuklugunda ten rengiden dolayi irkçi ayirimciliga maruz kalmis bir insanin, gunumuzdeki olaylara bakisinin çogunluk toplumununkinden farkli olmasi gerektigini dusunebiliriz. Ama mustesar Amara, Baskan Sarkozy’den farkli dusunmuyor.

* Amara, Marx’in »varolus bilinci belirler« tespitini dogrular biçimde, banliyolerde goçmen kokenli toplumun zorlu yasam kosullarina, istihdam piyasalarinin etniklestirilerek emek somurusunun derinlestirilmesine, banliyode dogup buyuyen bir gencin gelecek perspektifinden yoksun olusuna ve yoksul doganin, yoksul oldugu gerçegine –bilmesine ragmen- deginmiyor. Ne yapiyor? Banliyolerdeki »krizin« polis devleti metodlariyla çozulecegini soyleyip, isyankâr gençlere karsi daha sert cezaî ve yasal tedbirler talep ediyor.

* Açiklamalara bakiliginda, Avrupa merkezci bakistan kurtulamamis olan sol da, »siddeti« elestiriyor. Ancak banliyolerdeki isyanin baska bir yuzu daha oldugunu nedense unutuyoruz: Baskaldiri, banliyo gençliginin ezik kisiligini yok edip, kendine ve kendi gibi olanlara guven duyan yepyeni bir insan olarak dogmasina ve eskisi gibi yasamak istemedigini kanitlayan bir irade sergilemesine yol açmaktadir. Bundan sonra ne kadar sert tedbirler getirilirse getirilsin, kriz çozulemeyecek, yangin sondurulemeyecektir. Ta ki, çogunluk toplumunun somurulen bireylerinin, isçi orgutlerinin, sosyal hareketlerin ve politik solun onlarla birlikte orgutlenip, en zayifin perspektifinden gelistirilecek politikalar ve bunlarayonelik eylemlerle, somuru, baski ve esitsizligi ureten kosullar sorgulanana ve bu kosullarin alasagi edilmesi kararliligi gosterilene dek.

* Baskalari bu olaylar karsisinda neleri animsiyor bilemiyorum, ama banliyolerdeki yangin bana Frantz Fanon’un »Yeryuzunun Lanetlileri« adli eserini animsatti. Ve kitabin onsozunu yazan Jean Paul Sartre’nin »İyilesebilecek miyiz? Evet. Çunku siddet, Asil’in topugu gibi neden oldugu yaralari iyilestirebilir« sozunu. Kimbilir, belki banliyolerdeki bu siddetli yangin, Bati Avrupa ulkelerinde giderek daha çok proleterlesen beyaz çogunluga, en zayif olanin kurtulusu olmadan, kendi kurtuluslarinin gerçeklesemeyecegi gerçegini animsatir.


saygılarımla

alıntıdır

Titan
30-11-2007, 23:25
en zayif olanin kurtulusu olmadan, kendi kurtuluslarinin gerçeklesemeyecegi gerçegini animsatir.

Anlayabilene bilene tabii ki * sevgili dilaver,

Yakın tarihimizde, gerek ülkemizde ve gerekse dünyanın birçok yerinde sisteme başkaldırılar olmuştur. Tabii başkaldırılar sonucunda, hep sistem karşıtı ezilse de * yine aynı akıbet mi, yoksa yeni bir Fransız Devrimi mi * gerçekleşecek bu 'lanetli'ler tarafından!

ABD dışişleri bakanı da, *zamanında ırkçılığa maruz kalmış olsa da, şu anda dünyada tüm insanlığı yok etmek için elinden geleni yapıyorsa, bu durumda Fadela Amaranın durumu da * pek anormal sayılmaz.

01-12-2007, 11:16
Tesekkurler sevgili dilaver, cok dogru bir yazi.

AYATA
01-12-2007, 14:29
Fransada ki ırkçılık hareketi hıristiyan ve beyaz göçmenlere değildi genelde zencilere ve müslüman beyazlara yönelik diye düşünüyorum bunun sebebide kültürlerinin tehdit altında kaldığını düşünmeleri olabilir.

02-12-2007, 12:25
Bati Avrupa, Dogu Avrupa ulkelerine yakinlik duymalarina ragmen gocmen iscileri hep esmer ulkelerden getirmistir. Gelen Dogu Avrupa iscileri kendi imkanlari ile gelmis, oyle yiginlar halinde (kamyonlarla hatirlarsaniz) isci getirilmemistir. Benim dusuncem, Bati Avrupa sarisin gocmenlerin aralarina karismasindan korktu bu sebeple iscileri hep esmer ulkelerden secti. Mesela Yunanistan, Turkiye, Fas ve Italya gocmen iscilerin buyuk bir bolumunu olusturmaktaydi, buna ragmen Romanya, Polonya gibi sarisin slav ulkelerle benzeri bir isci anlasmasi yapilmamistir. Bu secimi yapmasinin sebebi, gunu geldigi zaman birlestirdigi kadar *kolay ayirabilmekti. Son yillarda ise bu isciler topluma karismadiklari halde guclendiler ve ghetto'larin sahibi oldular. Simdi avrupalilar turkleri hicbir Bati Avrupa ulkesinden atamayacaklarini iyi biliyorlar. Bu sebeple son yillarda ozellikle, kendi guvenliklerini arttirmak icin alternatif Dogu Avrupa'li ghettolar olusturduklarini goruyorum. Bu yeni gelen isciler sarisin, hristiyan ve yoksul. Avrupa birgun bu turk mahallelerini ve birliklerini zayiflatmak icin, bu yeni AB ulkelerinden gelen isciler ile musluman azinligi (ki yunanlilar veya italyanlar Avrupa icin o kadar tehdit olusturmuyor), is konusundaki rekabet ortamini kullanarak bir takim catismalar yaratabilir. Asgari ucretin 60 euro civarinda oldugu eski dogu blogu ulkeleri hop diye AB'ye alindi ve AB sinirlari icinde serbest calisma ve dolasma hakki kazandilar. Bu ulkelerden milyonlarca isci geldi ve sadece bir yilda slav gocmen nufusu iki katina cikti. Bunun yanisira katilanlarin 6,00,000 'e vardigi SS ve Neo-Nazi toplantilarina goz yumuldu. Avrupa'nin son zamanlarda bu organizasyonlara gizliden destek vermesi beni boyle dusunduruyor. Ne dersiniz?