PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Fazıl Say tartışması.. Siz ne diyorsunuz?


sargon
17-12-2007, 12:28
Bu konunun birisi tarafindan topic olarak acilmamasi ilginc. Politik bir konu ama direk bizim tartisma alanimizla da ilgili. Herhalde herkes Fazil Say'in aciklamalarini duymustur. Sonrasinda yapilan tartismayi da biliyordur. Herkes bunu tartisiyor son gunlerde. Acaba bizim forum ahalisi bu konuda ne dusunuyor.

madida
17-12-2007, 13:37
değerlendirmesi doğru fakat kaçmanın çözüm olmadığını düşünüyorum..
mücadele etmeden çekip gitmesi sadece kendi bencilliğini gösterir.sanatçı kişiliğinin sayesinde etkileyeceği kitleyi de düşünmeli.kalıp mücadele etmeli...

aydoe
17-12-2007, 14:30
Aferin Fazıl'a düşüncelerini açıklamış,mücadele edeceğini söylemiştir.Geldiğimiz yerin gelmemiz gereken yer olmadığı ve bu gidişin doğru olmadığını dile getirmiştir.
Vatandaşlık yan gelip yatma yeri değildir.Hepimizin üstüne görev düşüyor ,nasıl tarikatlar çalışıyorsa ,demorasiyi ve laikliği savunan herkes çalışacak,islam devletine dönüştürülmeye çalışılan ülkeye sahip çıkacak.Bizler sesimizi çıkartmazsak adamlar bütün kurumları ellerine geçirecek.Ordunun yıpratılması ve dönüştürülmesi sonrada Kemalizmin tasfiyesi ile şeri islam devlet yapılanmasına geçilecek.
Gün birlik günüdür ,dinci oligarşinin alaşağı edilmesi gerekmektedir.
Bu gelişmeler nicel birikimlerdir ,gerici baskılar arttıkça tüm demokratlar,ilericiler,sosyalistler,ulusalcılar bir cephe altında birleşerek Demokratik Cumhuriyeti kuracaktır,başka çare yoktur.
Saygılarımla

bayraktaro1
17-12-2007, 15:13
Sevgili Arkadaşlar;

Olayı sadece Fazıl SAY'la sınırlamayalım. Hasan ŞAŞ'da "Ben artık Türkiye'de futbol oynamak istemiyorum" demişti. Tarkan "Paralı Askerlik çıkmazsa, Türkiye Vatandaşlığından çıkacağım" demişti. Fatih TERİM Milan'ın başında teknik direktör olduğunda "Artık Türkiye'ye dönmeyi düşünmüyorum" demişti.

Bu örnekler arttırılabilir. Belki söylemleri yalnıştı. Ama, neden bu cümleleri sarfettiler diye insan düşünmeden edemiyor. Türkiye'de ne kadar adalet var ?

Bu ülkede, sanatçıyım diye geçinen binlerce insan varken. Hülya AVŞAR, Sibel CAN, Bülent ERSOY gibi, yaptıklarının ne olduğu belli olmayan insanların, televizyonda iki göbek atıp, saygı görüp trilyonlarca parayı götürürken. Türkiye'de gerçek sanatçı diyebileceğimiz insanlara ne yapıyoruz ? Kaç tanesinin isimlerini biliyoruz. Fazıl SAY, gerçekte hakkettiği saygıyı ne kadar görebilmiş bu ülkede.

Ben, yıllarca okudum. Belirli bir seviyeye geldim. İki üniversite bitirdim. Saygın üniversitelerden mezun oldum. Ama, parası var diye, bir patrondan emir alıyorum. Saçma sapan şeylerine, akraba kayırmalarına katlanmak zorundayım. Çalıştığım şirkette hakkettiğim yerin çok altında olmama rağmen, daha ne olduğu belli olmayan akrabasını benim üstüme şef yapabiliyor. Aldığım para, yıllarca okduğum okulları karşılıyor mu? Sigortam asgari ücretten yatıyor ve ben emekli olduğumda, aynı maaşı alacağım. Patronun altında jeeplerle dolaşırken, yazlıklardan, otellerden bahsederken. Ben kiramı yarın nasıl ödeyeceğimi düşünüyorum. Ben acaba izin nasıl alırım diye düşünürken, o kafasına göre işe geliyor, kafasına göre gidiyor. Bir de benden hesap soruyor. Ben gecemi gündüzüme katarak birşeyleri yapmaya çalışırken, bir de onun fırçalarına katlanmak zorunda kalıyorum.

İşyerinde, zorunlu kıyafet durumu var. Özgürce fikirlerini açıklayamazsın. Çünkü, patron hacı ve beş vakit namazında. Söyle bakalım dini düşüncelerini.... Hani özgürlük nerede ?

Kendisi sıcacık odasında çalışırken, kaloriferleri kıstırarak soğuk ortamda senden verim bekler. Yemeklerde, üç çeşitten fazla yemek çıkartmaz. Yemeklerin içine et attırmayı yasaklar. Mesai ücreti almak hak getire.

Ben şu an istifa etsem. Devlet, istifa ettim diye bana işsizlik sigortası bile bağlamıyor. Neden, işten atılmam gerekiyor. Hani kanunlarda, "İnsanlar, zorla istemedikleri işte çalıştırılamazdı". Eğer, başka bir iş bulmazsam, aç kalacağım. İşte devlet, işte kanunlar.

Varsayalım ki patron beni işten attı. Devlete gittiğimde, bana işsizlik sigortası olarak 300 YTL. net ödüyorlar. Ben bu parayla, kiramı bile ödeyemem. Hemde, vereceği parayı da 6 ay veriyor, sonrası sana kalmış.

Ben o kadar okumama rağmen, devletin bana biçtiği maaş. Asgari ücretin 50 YTL. üzeri, yani 500 YTL. netle, üniversite mezunu geçinir diyor. Sonra da kalkıyor diyor ki, 697 YTL. açlık sınırıdır. Bu ne demek "Arkadaşım, ben sana devlet olarak bakamam. Açlıktan öl."

Patrona bana zam yapta diyemiyorum. Neden devlet diyor ki İş Kanunun'da "Zam, İşverenin takdirine kalmıştır" Böyle bir zihniyet olabilir mi ? Biz Hukuk devletiyiz demi ?

Devlet kadrosuna gireyim diyorum. Diyorlarki, KPSS'ye gireceksin. Ya, ben yıllarca okudum, beni bir de tekrar sınava mı sokuyorsunuz ? KPSS'ye de giriyorum. Bana devletin verdiği yanıt "Bir yere yerleştirilemediniz." Devlette çalışan tanıdıklarıma soruyorum nasıl girdiniz diye, "Dayım, bakandı. Amcam, milletvekiliydi. Torpille girdim" diyorlar.

Büyük özel şirketlere gidiyorum. Kapıdan bile zor alıyorlar. Adamın var mı diyorlar.

Melen projesi'nde Tayyip Beyfendi çok şaşalı bir açılış yaptı. Sanki çok büyük iş yapmış gibi. Nasıl milletin de gözünü boyuyorlar. Melen çayının dibine çimento fabrikası ve maden ocakları açılacak. Bu projelerin raporlarını ben hazırladım. Ama, yetki mercii Bakanlıktı. Firma sahibi ile Tayyip beyfendi çok canciğer olduklarından, *yönetmeliklere aykırı bir faaliyet olmasına rağmen (İçme Kullama Suyu Kontrol Yönetmeliği), Bakanlıktan durdurma kararı çıkmasına rağmen, nasıl oldu da bu proje bir çırpıda Bakanlıktan geçti. Bunun gibi 200 tane daha fabrika, atıklarını Melen çayı'na bırakmaktadır. Odaların suyun kirli olduğuna dair raporları vardır. Yıllarca, 14 Milyon insan bu suyu kullanacak ve zehirlenecekler. Sonra ileride hastalıklar başgösterecek. Müslüman Ülkeyiz ya....

Ben bu ülkede yaşayan insanların nesini savunayım. O benim. yaşama hakkımı savunuyor mu?

thunderpoint
17-12-2007, 17:02
Her ne kadar konuyla direkt ilgili değilse de bayrak'ın serzenişine yürekten katılıyorum. Toplumsal yaralarımızın sadece bir sayfası bu haykırış..

Gelelim konuya.. Sargon'un merak ve hayreti bence de yerinde. Konuyu 5 gün önce 'Köşe Kapmaca' da yayınladım ve bu güne kadar da basında çıkan -hemen hemen- tüm yorumları almaya çalıştım; orada da bir görüş belirtilmemiş...

Ben bu konuda yorum yapılırken 'sanatçı' kimliği ve psikolojisinin irdelenmesi taraftarıyım. Belli kabiliyet ve özelliğe sahip olmayan insanlar bu sözü söylese ben de "kalıp mücadele etmeli" derdim. Kendini dünyaya kanıtlamış ve ülkesi için eşsiz tanıtımlar yapmış bir gönül adamı hayatını bu yönde inşa etmiş ve algısını da buna göre düzenlemiştir.

Başbakan ve fikri muadilleri başından beri hazımsızlığını çektikleri çağdaş kültür değerlerimizi birer birer dışlamakta ve onları yok saymaktalar. O zihniyettekilerin "giderse gitsin" demesi çok doğaldır. Bence Fazıl Say bir değerdir ve bilerek-bilmeyerek bir akım başlatmıştır. Kendisini Timur'un huzuruna varmış Nasreddin Hoca gibi hissetmemesi için ne gerekiyorsa yapılmalıdır. Bunu sağlayacak olanlar da bu ülkenin -ne yazık ki sayıları çok azalmış- çağdaş insanlarıdır.

okinono
17-12-2007, 22:28
Bu Sayın Fazıl Say'ın kendi sitesinde bulunan *İngilizce biografisi. *Almanca ve Fransızca da var.
http://www.fazilsay.com/biography.html
Nerede yaşadığına dair bir şey bulamadım.


Bu da Sayın Fazıl Say'ın yıllık programı, Can Dündar'ın anlatımıyla.

Korkunç program
Bu bedbinliğin nedenini programından anlamak mümkün:
2 Mart’ta İsviçre’deymiş Fazıl…
5 Mart’ta İsrail’e gelmiş. Burada 15 günde 13 konser verecek.
25 Mart’tan 6 Nisan’a kadar Avrupa turnesini yapacak.
9 Nisan’da Amerika turnesi başlayacak.
15-23 arası Türkiye konserleri var.
28-29 Nisan İtalya…
2 Mayıs Güney Afrika…
7 Mayıs Avrupa turnesi…
Her gece, bir “dünya starı”nı izlemeye gelmiş ortalama 2 bin seyirciye en iyi olduğunu kanıtlamak zorundasın.
Ne stres…!

Yalnızlık
Son 12 yıldır hep böyle, sırt çantasıyla yaşıyor.
Sabah 5’te kalkıyor, bazen bir havaalanı tuvaletinde tıraş oluyor, yüzünü kolonyalı mendille siliyor, uçakta kahvaltı yapıyor.
2006’da bu tempo ile 130 konseri var. Bu, 3 günde bir konser vermek, her gün bir başka ülkede, bambaşka otellerde gecelemek, dostlarını, ailesini, kızını, köpeklerini görememek, hiçbir yere yerleşememek, hepsinin ötesinde yalnız kalmak demek…
Zaten pek az akrabası ve arkadaşı olan bir tek çocuk için bu tempoda bir evi, bir düzeni, bir aileyi, bir ilişkiyi sürdürmek mümkün mü?
http://www.candundar.com.tr/index.php?Did=2963

..........

Soru: Sayın Fazıl Say nerede yaşıyor?

Bu sorunun cevabına göre, anketi işaretlemeyi düşünüyorum.

Selamlar.

mhmd
17-12-2007, 22:43
Ülkemizde yaşamak zor.
Ülkelerin gelişmişlik düzeyleriyle doğru korelasyon gösterir yaşayışlar.
Ortadoğudan iyice, Avrupadan kötüce bir yerde durmanın özellikleri bunlar.

Sn. bayraktaro,
İnanın ki, sadece size has zorluklar değildir bahsettikleriniz.
Satır aralarında kendimizden gölgeler gördük.
Hem de aynı inanıştakiler içinde :!:
Bu da işin ironisi olsa gerek.

Sn. Fazıl SAY konusu biraz derin.
Lakin kafamızı da ha bire bir kurcalamakta, garip garip düşünceler!!!
Kendi ülkesinde çalan bir telefon ile konserini terk edip giden bir GURUR,
ABD de verdiği konserde, çalan telefonları duyamayan da aynı GURUR 8O
Allah'ın sopası yok derler. Halt ederler.

Türk dinleyici isen sana bunlar müstahak,
Hele bir ABD'li ol, bak sana neler hak?

Evet, evet ülkemizde yaşamak gerçekten de zordur.
Ama bu zorluk, beyaz/kara Türk tanımaz, aslında Türk'ü Kürdü de tanımaz.
Zorluk, bu coğrafyada yaşayan herkesedir, kundaktaki bebek dahi nasiplenir.

E be kardeşim. Sorduk kolay bi soru. Kullan oyunu ver cevabını. Ne laga luga yapıp durursun.
Diye yazabilirsiniz.
Bu da sizin görüşünüz.

Hatalarımı, cehaletime bağışlayın

mhmd
17-12-2007, 22:53
Yazımı gönderdikten sonra, Sn. okinonon' nun yazısını fark ettim.
Değinmeden geçemeyeceğim.

Bu hayata bu beyanat
Nobelli, oskarlı kof sanat

Hatalarımı, cehaletime bağışlayın

thunderpoint
17-12-2007, 23:07
Bu hayata bu beyanat
Nobelli, oskarlı kof sanat

Sevgili mhmmd,

Sanırım kafiye tutsun diye böyle yazmışsın çünkü bu doğal bir algı değil, muhalefet kokuyor...

Fazıl Say 'tasavvufi neyzen' olsaydı yine böyle mi düşünürdün? Nitekim bu ülke "Mevlana" ile de Nobel'e, Oscar'a yaranmaya çalışıyor. Ayrıca Fazıl tüm gezginliğine rağmen "Türkiyeliyim" diyor; bilmem farkında mısın?

17-12-2007, 23:13
Bence aşırı ve haksız bir tepki vermiş Fazıl say. Hiçbir bakımdan onaylayamayacağım:

Öncelikle bahsettiği durum gerçek olsa bile bu yurtdışına kaçış için bir gerekçe olmamalı. Öncelikle bu ülke için mücadele verilmeli. Bu ülkede azımsanmayack bir laik-demokratik birikim var. Öyle kolayca ezilip geçilecek bir laik kesim yok Türkiye'de. İran gibi zayıf bir demokratik-laik geleneğe değil tanzimattan beri süregelen laikleşme-demokratikleşme geleneğine sahibiz.

Nazım Hikmet gibi onu hapse atanlar yok bu ülkede yurtdışına kaçış gibi haklı gerekçeleri olsun sayın Faz'ın.

Fazıl Say'ın tuzu kuru. Nasıl olsa her gittiği ülkede sanatı sayesinde iyi para kazanmaya devam edecek hatta belki daha fazla. Peki vatandaş ne yapsın? Kaçabilecek maddi olanağı olan kaçsın da kaçamayacak olan yansın *mı? Bu mudur Fazıl Say'ın anlayışı? Bence yanlış. Haksız ve aşırı bir bartı söz konusu. Ülkeye şeriat geldiği yok, benim hanım hala başı açık geziyor üstelik bayanların %95'ninin kapalı olduğu bir muhitte. İslamileşme var evet ama dikkat edin günümüzün modern-demokratik anlayışına ve insna haklarına uygun yönleri ortaya sürülebiliyor İslam'ın. Kimse el kesmeyi, recmi, 4 eşliliği savunamıyor veya savunanlar oldukça az. AKP bu yüksek orana ulaşırken laik olduğunu, dinci parti olmadığını söylemek duurmunda kaldı. Bunu söylemek duurmunda kalmasında karşısındaki gücün baskısıyla olmuştur. Demek ki laik güç Türkiyede önemli bir güçtür. Fazıl Say'ın bunu görmesini umarım.

sargon
17-12-2007, 23:52
Türkiye'de oldukça mücadeleci bir aydın-sanatçı geleneği vardır. En büyük değerlerimizden olan Nazım Hikmet yıllarca hapislerde sürünmüştür, hem de oldukça uyduruk gerekçelerle hapise atılmış ve canı gibi sevdiği ülkesinden kaçmak zorunda kalmış, şiirlerinde en çok hasret ve memleket temalarını işlemiştir. Memeleketimden İnsan Manzaraları ve Kurtuluş Savaşı Destanı gibi destanlarını bu savaşı veren komutanların onu attığı hapislerde yazmıştır. Aynı şekilde Orhan Kemal, Kemal Tahir gibi sayısız sanatçı yıllarca hapislerde yatmış, oraları bir üniversite gibi kullanmayı başarmıştır. Türkiye'de komünistim diyene "kapıda şapka gördüğün zaman evden çıkıyor musun" diye sorulduğu zamanlarda yaşandı bunlar.

Yaşar Kemal Türkiye'nin bir başka gururudur ama neler çektiğini herkes biliyor. Aziz Nesin yakılmaya çalışıldı, linç edilmeye çalışıldı. Orhan Pamuk Türkiye'ye Nobel getirmiş çok değerli bir yazar ama hakkında açılan davalara giderken bile linç edilmeye çalışılıyor. Birçok aydın-sanatçı en zor koşullarda, Türkiye'de demokrasi mücadelesi vermeyi sürdürdüler. Yüzümüzün akı oldular. Hiçbiri ülkesine küsmedi. "Biz" ve "onlar" diye ayrım yapmadı. Çünkü biliyorlardı ki, bu ülke sürekli değişmeye gebedir. Bir seçimde en çok oyu alan parti bir sonraki seçimde yüzde 2'lerde dolaşabilmektedir.

Fazıl Say'ın açıklaması, Türkiye'deki mücadeleci aydın-sanatçı geleneğinden gelmediğini, rahat ve mücadelesiz şekilde istediği gibi bir ülkeye kavuşacağını sandığını, eğer olmazsa da hemen kaçıp gideceğini gösteriyor. Bu tutumu alışık olduğumuz aydın-sanatçı tutumundan oldukça farklı buluyorum. Bizim bildiğimiz Türk aydını dişlidir, mücadele eder, hatta bazıları Turan Dursun gibi ölümü bile göze alır.

Bir başka nokta da şudur. Türkiye'de son seçimlerde AKP'nin bu kadar yüksek oy almasının nedenini bence Fazıl Say yanlış değerlendiriyor. Bunu sadece dinsel bir yükselişe bağlıyor. Halbuki AKP'ye alternatif olabilecek ve Türkiye'ye gelecek sunabilecek vizyonda bir parti yoktu. MHP'nin vizyonu bellidir, CHP de MHP'den daha hızlı şekilde ordunun peşine takıldı, kendi gücüne değil paşaların gücüne yaslanmaya çalıştı ve verilen muhtıra AKP'ye epey oy getirdi.

Ayrıca sadece Türkiye değil bütün dünyada bir muhafazakarlaşma var. Ya Filistin'de yaşasaydı ne yapacaktı. Orda HAMAS nerdeyse FKÖ'nün ocağına incir dikti. İslamcı gruplar birçok Ortadoğu ülkesinde büyük bir güç kazandılar. Bazen insanlar politik nedenlerle bir başka ülkeye kaçmak zorunda kalabilirler ama bunun nedeni ancak bir zorunluluk olursa anlaşılır. Yoksa benim ülkemde şu parti çok güçlendi, islamcılar çok büyüdü biz azınlıkta kaldık diyerek ülkeden ayrılacağım demenin hiç bir anlamlı yanı yoktur. Bu tutumu sanatçı duyarlılığı olarak görmüyorum ve aydın-sanatçı sorumluluğuyla da bağdaştıramıyorum.

3.yol
18-12-2007, 02:00
Oki,
Sanirim, nerede yasadigi degil de *nereye ait hissedip hissetmedigi .

3.yol
18-12-2007, 03:35
Ben, *bir birey olarak Fazil Say'in secimini anlayisla karsiliyorum. Bunun medyada konu olmasini magazin haber olarak algiliyorum.

Ayrica bir aydinin illa politik arenada savasim vermesinin gerekmedigini dusunuyorum. Bence bu *aydinin bireysel secimidir.

Isteyen kalir savasim vererir, isteyen gider sanatini icra eder. Bu tamamen kisisel bir secimdir, bu onun aydinligindan hicbirsey eksiltmez.

Kendini ait hissetmiyorsa baska bir ulkeye gider bu kadar basit.

Ya bakanligin ona tazminat davasi acmasina ne demeli ? Yuh yani !! Say'in soylediklerinin yanlis oldugunu dusunuyorsan yanlis oldugunu soyle. Oturmuslar milletin vergisiyle aldiklari maasin karsiligini ipe sapa gelmez davalar acmak icin harciyorlar.

Esas milletin ve medyanin *F. Say'in sozlerini tartisacagina bu bakanliga hesap sormasi lazim. Sen bizim vergimiz ile maas aliyorsun bu tur bos islerlemi zaman harciyorsunuz diye. Dusunce ve ifade ozgurlugu nerede kaldi ? Adam kendi sahsi fikirlerini soylemis. Ortada hakaret falan da goremiyorum ben .


Saygilar,

metalheart
18-12-2007, 04:03
Arkadaşlar kalsın kalmasına savaşsın ama,
farzedelim ki o da bir ateist ve ölümden sonrasına inanmıyor.
Zaten kısıtlı olan insan ömrünün farkında ve geri kalan hayatını iyi değerlendirmek istiyor.

Hangi birimiz kendine göre bunca zamandır bu gerizekalı düzene karşı bişeyler yapmak için kendince doğruları uygulamaya kalkmadı?(buna inananlar da dahil) netice ortada.
Bu sefil düzen kökten ortadan kalkmadıkça herkes öyle yada kendine göre böyle bir kaçış planını kafasının bir yerinde tutar diye düşünüyorum.(uygulayamacağını bilse dahi).
Bayraktaro ya %100 katılıyorum.6 sene yurtdışında okuyup geldikten sonra doğru dürüst kendi çapımızda iş yapalım dedik sayelerinde sersefil olduk.Birde ateistlere materyalist damgası vurmuyorlar mı tam tam çileden çıkıyor insan.
Neyse daha fazla dellenmeden kısa keseyim en iyisi.

su2prelude
18-12-2007, 04:20
desteklenecek bir yan göremiyorum ben. sanki birileri bir şeyleri ateşe vermeye çalışıyor. yok yüzde 70 olduler ele geçirdiler falan filan. bu yaklaşım asla kabullenemez bir yaklaşım. yüzde otuz benden diğerleri benden değil. yüzde otuz gitisin yüzde 70 kalsın, ee tam tersi de olur yüzde 70 gitsin yüzde 30 kalsın gibi... yaklaşım bu asla ve asla kabul edilemez. ki zannetmiyorum ki peşinden gdiş olsun. ki zaten gitmez, ucundan bucağından birşeyler kaşındırılmaya çalışılıyor ama kesin bir şey yok. yani şimdi fazıl gidiyor diye darbe mi olsun? diye de düşünülmüyor değil de hani:)
*
bu gitme faslı komik olduğu kadar, düşündürücü de. sağlıklı bir insanın böyle konuşması, halkı bölüp resmen hakaret etmesi bağnazlıkla eş değer. bu ülke hakkında ağzından çıkanı kulağın duymuyor ve olaylara karşı tavrını akıllıca koyamıyorsan o zaman piyanonu çal, ya da yok ben böyle tavır koyacağım diyorsan işte o zaman git... bazen zararlıysan gitmek daha akıllıca, tabi bu iyiliği yaptığını bilmeden gidersin orası farklı.

beğenmiyoruz bu yönetimi hadi darbe yapalım. hadi hökümeti düşürelim:) bu mu mantık.


14 Aralık 2007 Cuma günü Hürriyet Gazetesinin 30.sayfasında yayınlanan "Kamuoyunun *Dikkatine" başlıklı Alevi aydınları,sanatçıları ve kurum başkanları imzalı ilanla acayip bir korku tüneli de çiziliyor bu ülkede...

geleceğimizi karartmayın deniliyor... bu ilanın içeriğinde bu zamana kadar uygulanan resmiyetlere başkaldırış var. ama gel gör ki bu hükümet zamanında nedense uyanmışlar? daha önceki hükümetler varken nerdeymişer???akıları başlarına yeni gelmiş... onların zihniyetindekiler acaba kimlerin geleceğini kararttıklarını düşünmüşler mi??? siz yaptınız biz de yaparız zihniyetindeler hala. biz yapmadık siz yaptınız asıl denir buna ama neyse...

acayip bir ikililik, bir gariplilik var bu işte... ülke bunların...


nazım hikmet i bende severim ancak. şairliğini severim. aslına bakarsan şairliğine bakarım. mesela Atam a nazım ın iki şiirini nazım ın sesinden bir plakla dinletiyorlar. bu şirleri hatırlamıyorum ne yazık ki.. Atatürk dinledikten sonra aynen şu yorumu yapıyor:

"bu şiirde Türk halkının canına kasteden bir bomba var!"

diyor.

yani bu işler öyle basit, kestirip atılacak şeyler değil... bunları söylüyorum ama söyldikerimden bende emin değilim. hayat bu bir tarafında gelincikler öteki tarafında kurbağalar... zıp zıp zıplar fikirler..

mhmd
18-12-2007, 10:56
Sn. thunderpoint,

Anlamaya çabalıyorum.
Biz ve siz!
Anlamaya çabalıyorum.
%30 a %70!
Anlamaya çabalıyorum.
Bakanların eşlerinin başları kapalı!
Anlayama çabalıyorum.
Bu iş bana göre değil.
Fazla zorlamayayım, lakin anlamıyorum.

Şahsen klasik batı müziği dinleyen ve müthiş de keyif alırım.
Vivaldi, Bach, Beethoven, Mozart, Tchaikovsky başta olmak üzere yaklaşık 25 CD lik bir de arşivim mevcut. Bunların yanında, ney ve sufi müzik de var lakin üç beş CD yi geçmez bir durumda.
Yani tepkim, şahsın yaptığı işin batılı olmasından değil, Sn. thunderpoint

Sizin yönteminizi kullanalım ve olayları biraz da tersten görmeye çabalayalım.

80 Yıllık Cumhuriyet döneminde, yönetim kara Türklere geçti diye mi bunca curcuna?
Yönetim, beyaz Türklerde iken karalar ne yapıyordu acaba?
-Bu Cumhurbaşkanı benim Cumhurbaşkanım değildir. Diyen var mıydı?
-Bizler ve sizler diyen var mıydı?
-Eşlerinizin başları açık siz bizden değilsiniz diyen?
-Bu yüzden, ülkeyi terk ediyorum diyen?

Birileri, ırk ayrımı yaparken, AYIRIMCI, BÖLÜCÜ diye çığlıklar atanlar,
-Biz ve siz, %30, %70 laflarına ne diyecek merak ediyorum.

Ve zannımca anlayamıyorum Sn. thunderpoint ANLAYAMIYORUM.

Hatalarımı, cehaletime bağışlayın

thunderpoint
18-12-2007, 12:08
Sevgili mhmmd,

Anlayamadığına gerçekten ikna oldum!...

vgm.1
18-12-2007, 20:09
"
-Bu Cumhurbaşkanı benim Cumhurbaşkanım değildir. Diyen var mıydı?
-Bizler ve sizler diyen var mıydı?
-Eşlerinizin başları açık siz bizden değilsiniz diyen?
-Bu yüzden, ülkeyi terk ediyorum diyen? " mhmmd

Saydıklarınızın hepsi vardı, hatta fazlası vardı ve bundan daha fazlası olacak, oldurulmaya çalışalacak.

Saygılarımla;

aydoe
18-12-2007, 22:34
Fazıl Say yeterli müzik eğitimi verilmiyor,müzik öğretmeni sayısı yetersiz dediği için MEB tarafından dava edildi.
Anadolu'da Vakit gazetesinde de ''Fazıl'ın bilinmeyenleri'' başlığıyla
Dünyaca ünlü kanun virtüözü Prof.Dr. Mustafa Erdoğan Sürat ,Say 'ın müzisyenliğinin abartıldığını,Say'ın piyanonun başında gürültü yaptığını ,ne müziği yaptığını bilmediğini ,müzikal bilgi ve yeteneğinin sığ olduğunu söyledi.
Fazıl Say'lar bizim hazinemizdir,değerlerimize sahip çıkalım
saygılar

sargon
18-12-2007, 23:49
NTV'de Fazıl Say'ın açıklamaları sayesinde açılan tartışmayı izledim. Fazıl Say da telefonla bağlanıp konuştu. Konuşmasından, aslında söylediklerinin abartılarak kullanılmaya çalışıldığı izlenimini edindim. Benim çıkardığım kendisinin öyle kutuplaşma yaratayım, politik gerginlik yaratayım falan gibi bir kaygısı olmadığı. Buna niyeti olan basındaki bazı kalemler olsa gerek.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın dava açmasını ve Dengir Mir Mehmet Fırat'ın açıklamalarını da gerginlik politikasının diğer ucu olarak görüyorum. Bu yeni dönem bakanları falan dava açmayı bir marifet olarak görmeye başladı. Fazıl Say'ın açıklamasına karşı çık, fikrini söyle. Dava açılacak ne olmuş, okullardan müzik ve resim dersini kaldırmayı planlıyorlar demiş. Ee, böyle dediyse sen de yanlış olduğunu söyle, göster, kanıtla. Yok, ille ceza verilsin. Yazık, yazık.. Hele bir de Fazıl Say'ın gürültü ettiğini söyleyene bak. Adam dünyanın dört bir tarafında sevilerek dinleniyor, bizimkisi bir şekilde Prof. olmuş, fırsat bu fırsat vurun abalıya diyor.

Fazıl Say şöyle demiş, böyle demiş. Bir sürü hata da yapmış olabilir. Ne olursa olsun bizim değerimizdir. Söylediklerini eleştirmek ayrı, onun bir sanatçı olarak ürettikleri ayrıdır. Orhan Pamuk'un da söylediklerini beğenmeyebilir, karşı çıkabilirsiniz, ama bizim sanatçımızdır. Fazıl Say da aynı şekilde bizim değerimizdir. Her politik çıkış üzerine kişilerin ürünlerinin yok sayılması, tu kaka edilmesi, hatta hatta linç kültürüne kurban edilmesi ne kadar acı birşey. Hiç mi hiç yakışmıyor.

3.yol
19-12-2007, 01:08
"Dünyaca ünlü kanun virtüözü Prof.Dr. Mustafa Erdoğan Sürat ,Say 'ın müzisyenliğinin abartıldığını,Say'ın piyanonun başında gürültü yaptığını ,ne müziği yaptığını bilmediğini ,müzikal bilgi ve yeteneğinin sığ olduğunu söyledi." - Aydoe

:lol: *:lol: *:lol:

Aydoe yapma boyle gulmekten karnima agrilar giriyor.

Diyorumki bir de paparazzi bakanligi kurulsun boyle magazin haberleri takip etsinler. Davalari da onlar acsinlar, *boylece baska konularda calismasi gereken bakanliklar boyle islerle vakit oldurmezler *:D

Zaten bizim gazetelerin cogu da boyle magazin haberleri mansetten vermeye bayilirlar. Hatta bazen mansetle altindaki yazi arasinda iliski kurmakta da zorlaniyorum desem yanlis olmaz.

aydoe
19-12-2007, 01:15
Sevgili üçüncüyol
ben bişey yapmıyorum gazteden okuduğumu yazdım
bende onaylamıyorum,gerilimin yükselmesi şu anda anlamsız
saygılar

3.yol
19-12-2007, 01:29
Sevgili Aydoe,
Yapmayin derken yaziyi aktarmanizi kasdetmistim. O yzaidaki Prof'un sozleri komik geldi. Uzerinize alinmayin lutfen. Zaten son cumlenizden onaylamadiginizi anlamistim.

Saygilar,

aydoe
19-12-2007, 01:34
Sn.üçüncüyol
anadoluda vakit gaztesinde yayınlanmış
ben cumhuriyette okudum 8. sayfada ortada istanbul haber servisi diye vermiş
saygılar,sevgiler

3.yol
19-12-2007, 01:53
Sevgili Aydoe,

Su baglantidaki kisi ile ayni kisi mi su dunyaca unlu kanun virtuozu:

http://www.komalenciwan.com/haber-21895.html

Saygilar,

ATKUYRUGU
19-12-2007, 01:58
Size bir anlatı ile başlayayım;

Zaman iki partili dönem ve bu parti mensupları doğuda bir kasabadan dönüyorlar. Her iki tarafta oldukça hararetlenmiş kendi haklılıklarını savunurlar ve bir türlüde uzlaşamazlar. Yoldan içeride iki kişi görür bir taraf hemen aracını durdurur ve koşar diğerlerine, der ki;
Arkadaşlar şuradakilere soralım. Onların görüşlerine saygı duyalım der.
Diğerleri de kabul eder.
Araçlar durdurulur ve köylülerin yanına koşar adım soluk alınır.
Tam biri ağzını açacakken, yaşlı köylü amca;
Hele durun bi bakayım soluklanın der, karısına buyurur, yaz gününün içeceği soğuk ayranları.
Zavallı partililer de uyarlar duruma sabırla konu için fırsat kollarlar.
Köylü amca soğuk ayranlar inerken boğazlara şöyle der;
şu gördüğünüz karı benim ikincidir, önceki rahmetlik. Gelirken geçtiğiniz dere, baharda pek delidir. İşte geçen bahardı, tarlaya gelmiştik geçecekken karı demez mi?
Su derin herif sırtına almazsan geçmem karşıya!
Ben zavallı da zorunlu yükledim karıyı, geldik derenin orta yerine…
Karı dedi:
E! herif söyle bakayım. Benim ağırım rahmetli mi?
İçlerinden biri dayanamaz atılır; sen ne dedin amca?
Ne diyeceğim oğullar bastım tabii ki kalayı, benim canım dişimde bir de şu soruya bakın. Şimdi söyleyin neydi derdiniz!
Yok derler amca biz kalkalım…

Başka bir şey demeyim en iyisi…
Saygılarımla

metalheart
19-12-2007, 13:44
yılmaz özdil yorumu...
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/7892404.asp?yazarid=249&gid=61&sz=76043

Titan
19-12-2007, 18:16
Bana göre Fazıl Say'ın açıklamaları bencilce olmuş, dünyaca ünlü piyano virtüözünün böyle bir demeç vermesi, ancak karanlık siyasi emellerine ulaşmak isteyenlere yarar ki, sen dünyaca tanınmış bir müzisyensin ve gemiyi en son terek edecek olgunluğa ve *birikime sahipsin.

Halbuki, onun yerine genel bir açıklama yapmış olsa, yani demokrasi maskesi adı altında oynanan bu kirli oyunun daha fazla sürdürülemeyeceğinin altını çizmiş olsa, konuya duyarlı çevrelerden gelecek tepkiler ölçüsünde daha etkili bir sonuç alınabilirdi, diye düşünüyorum ve
konuyla alakalı olmasa da ülkemiz bu şu anki *sözde hükümet tarafından uygulanan süreci kazasız-belasız atlatır, insanlar gerçekten bir uyanıştan sonra demokratik bir ortama kavuşursa, ülkem bu dünya da * gerçek demokrasinin uygulandığı tek ülke olarak tarihe geçecektir.

3.yol
19-12-2007, 19:30
Ne demistim: gazetelerimiz magazin haber yapmaya meraklidir. Ve bu haberi de boyle algiliyorum.

Iste vatan gazetesinde Can Dundar'in programina telefonla katilan Fazil Say'in aciklamalarini okuyun, siz karar verin.

http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=19.12.2007&Newsid=152654&Categoryid=1


Ayrica sansur uygulandigini ben Fazil Say'in Nazim Hikmet ile ilgili calismasinda fark etmistim, hatta bazi gazeteciler yazmisti. Ilgili siir Aksam Gezintisi siiridir. Su dizeler siirden cikarilmisti:

Bakkal Karabet’in ışıkları yanmış
Affetmedi bu Ermeni vatandaş
Kürt dağlarında babasının kesilmesini
Fakat seviyor seni çünkü sen de
Affetmedin
Bu karayı sürenleri Türk halkının alnına

http://www.nazimusta.com/devam.php?ID=135

Saygilar,

vartor
19-12-2007, 20:31
Sevgili ucuncuyol, sen hakikaten "maldan anliyor"mussun. Bir kere daha ispat ettin insanlarini iyi tanidigini.

thh
20-12-2007, 01:04
arkadaşlar özellikle ülkemizde bazı kabukları kırmak için çok çaba ve zaman harcıyoruz kırıldığında ise bakıyoruz ki kırmamız gereken başka bir kabuk oluşmuş bile.. sabırla bir Atatürk daha bekliyorum

vgm.1
20-12-2007, 02:25
Zaman zaman kızıp hepimiz böyle cümleler sarfetmiyormuyuz.
Bu ülkede yaşanmaz artık vs diye.
Aslında vize olmasa, kimse kalmaz ya Türkiye de.
Eleştirilecek de, desteklenecek de bir şey yok.

Saygılarımla;

20-12-2007, 12:19
fazıl *bey o yaşa amazon ormanlarında geldi galiba * memleketi iyi tanımıyor * *o memleket kainatı yönetebilecek beyinleri bir kuruşa harcadı * *otuz yıldır boşuboşuna insanlar ölüyor * * kimsenin umrunda deyil * *hemde hiç deyil,,fazılım sen gidersen sanmaki arkandan ağlarlar *veya birilerinin umrunda olur

ozgur_beyin
20-12-2007, 13:12
bir insan (kendine göre) durum tesbiti yapabilir. SAY konusunda, bir bardak suda fırtına kopardığımızı düşünüyorum (ülke olarak)
ben inanıyorumki *''kapılar'' açılsa bu ülke boşalır. *ve fragman düzeyinde fikir! sahibi olanlar, verecek cevabı
olmadığında ''ya sev , ya terket'' *gibi çok büyük felsefi! açılımları olanlar, ''kapılar'' açıldığında ''terkedenlerin''
ya sancaktarlığını yada bayraktarlığını *yapacaklarından adım gibi eminim.
her insan, insanlık düzeyinin eriştiği *en yüksek noktayı yaşamalıdır.ama bu olmuyor. bu olmayıncada bu konuda hevesi olanlar, ezikliklerini esas noktaya değilde başka noktayı işaret ederek hınç almak yolunu seçiyorlar
bu gün türkiye en kolay seçimi yapmıştır. dinle ,herşeyin çözüleceğini zannettiği bir atmosferde yaşamaktadır.
halbuki 7 milyar insan hegemonik 400 büyük holdingin çıkarlarına hizmet etmektedir.
artık, bu dünyada ,ülkelerin gücü bile, bu şirketlere hizmet ettiği sürece, *devam etmektedir.
bizi ''cambaza baktırıp'' *kendi içimizde yarattığımız kısır döngülerin anaforunda ufalanıp gitmekteyiz.
biz'' küçük insanlar '' *küçük şeylerle evlerin arkasındaki bahçelerde oynayarak büyük ''insanlarımızın''
cinsel fantezilerini görmeyerek *''yok sayıyıoruz'

metalheart
20-12-2007, 14:19
bu gün türkiye en kolay seçimi yapmıştır. dinle ,herşeyin çözüleceğini zannettiği bir atmosferde yaşamaktadır.

sevgili özgür_beyin
bunu zanneden bütün türkiye değil meclis, bürokrasi, askeriye ve onların yancısı büyük holdingler dışında kalan sade vatandaşlardır.

dış ve iç borcun ,cari açığın tavan yaptığı ,ithalatın patlayıp önüne geçilemediği,yolsuzluğun rüşvetin normal sayıldığı,eğitim ve sağlık hizmetinin olmadığı,gecekondu ve pazarcılığın pompalandığı,sokağa çıkmanın 3 saat trafikte beklemek ,asgari ücretin 497.25 ytl olduğu ,işşiz sayısının bile hesaplanamadığı,açlık ve yoksulluk sınırı diye kavramların üretildiği vs vs vs (yazdıkça yazıcam ama).

memleketimizde uygulanan politika bu dünya imtihan dünyası mecburen bu sefillikleri yaşıyacaksınız ama bunlara katlanıp mümin olursanız ahirette cennet sizi bekliyor mevzuundan ibarettir.

no_religion
14-01-2008, 22:03
bu adam kendini entel sana bir soytarıdır bence..daha düne kadar hande ataizilerle magazin dünyasında bir oraya bir buraya koşuyordu...show peşinde..bu adamlar yüzünden ülkemizdeki birkaç sayılı aydınlarımızın itibarı zedeleniyor

aydoe
22-09-2008, 19:06
Cumhuriyet 22.09.2008
‘Sanat sansürleniyor’
Bremen Müzik Festivali’nin 2008 yılı ödülünü alan piyanist ve besteci Fazıl Say, Nâzım Hikmet Oratoryosu’nun iptal edilmesini eleştirirken aşırı İslamcılarca Almanya’da tehdit edildiğini söyledi
BREMEN (AA) - Piyanist ve besteci Fazıl Say’a, Almanya’nın önde gelen müzik festivalleri arasında yer alan Bremen Müzik Festivali 2008 Ödülü (Müsikfest Preis 2008) verildi.
Deutsche Bank’ın finansmanını sağladığı festivalin komitesince verilen ödül, Bremen Belediye Sarayı’nda önceki akşam düzenlenen törenle, Deutsche Bank Vakfı temsilcisi Ludwig Blomeyer tarafından takdim edildi. Festival yetkilisi Prof. Thomas Albert, 2004’ten bu yana festivalde eserler sunan Say’ı “kültürler arası elçi” olarak gördüklerini söyledi.
Fazıl Say da, yaptığı konuşmada, Frankfurt’ta ekim ayında düzenlenecek, Türkiye’nin onur konuğu olduğu kitap fuarında Nâzım Hikmet Oratoryosu’nun Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca iptal edilmesini eleştirerek “Türk edebiyatını tanıtmak bakımından Nâzım Hikmet Oratoryosu büyük önem taşımaktaydı. Benim bestelediğim bir çalışmaydı. Yıllardır bunu bekliyorduk. Ama Kültür Bakanımız iptal etti. Sanata destek olmak lazım, engelleyici olmamak lazım” dedi.
Say, bir gazetecinin “gerekirse Türkiye’yi terk edip etmeyeceğini” sorması üzerine, “Ülkeyi terk etmem. Ama kimi zaman zorunlu kalınmış olunabiliniyor. Orkestra çalamaz, konser verilemez hale geliyorsunuz, eserleriniz sansürlenir. Engellenince bir şeyi yapamaz hale geliyorsunuz. Bu, direksiyonu olmayan bir arabayı kullanmak gibi bir şey. Beklentilerimizin, hayallerimizin olduğu yer Türkiye. Hükümet tarafından açıkça ve net bir biçimde sevilmeyen bir konumdayım” diye konuştu.
Tehdit ediliyorum
Kendisinin “AB’nin kültür büyükelçisi” olarak görüldüğünü kaydeden Say, Türkiye ile AB arasında bir iletişimsizlik olduğunu belirterek “Avrupalılar bizi anlayamıyor. Halklar arasında karşılıklı iletişimsizlik var. Sanatçılara burada büyük görev düşüyor” dedi. Say, kendisinin zaman zaman “aşırıİslamcılar”ca Almanya’da tehdit edildiğini, bundan dolayı bazı konserlerine polis eşliğinde gittiğini söyledi.
Bremen Müzik Festivali Ödülü, daha önce tanınmış orkestra şefleri Nikolaus Harnoncourt, Sir John Elliot Gardiner ve Marc Minkowski, Grammy ödüllü piyanist Andras Schiff, opera sanatçısı Anne Sofie von Otter gibi isimlere verilmişti.

-InVi-
22-09-2008, 19:39
Fazli Sayin sanat disindaki fikirlerine ve dursuna tepki göstermek / gösterme hakkini kullanmak "seriatcilik" ile suclanmamali.....

bosnian
04-11-2008, 22:53
klasik burjuva aydını yakarışı;ülkede kalıp mücadele etmek varken?

yani şostakoviç barikatta taş atarken,inti ilimani stadlarda kurşuna dizilirken o gidebilir isterse;buyursun?

upuaut
24-04-2012, 20:05
Arkadaşlar, hazır konu Tanrı inancından çok, ateistlikten açılmışken, son günlerde sık sık dikkatimizi çeken güncel bir olay hakkında naçizane kendi fikrimi söylemek istiyorum.

Bu güncel haber ünlü piyanistimiz Fazıl Say ile ilgili.

http://i.ensonhaber.com/resimler/diger/esh3001.jpg

Kendisini elden geldiğince takip eder, yaptığı çalışmalardan büyük gurur duyarım.

Bildiğiniz gibi Fazıl Say'ın son zamanlarda twitter'dan din ile ilgili attığı mesajlar tepki çekiyor. Kendisi, büyük yapıtlara imza atmış ve başarıya doymuş bir kişidir. Fakat son 10 yıldır ülkemizdeki büyük değişimler kendisini çok ürkütmüş ve küçük kızıyla birlikte kötü bir geleceğe yelken açtığını düşünüyor. Twitter'daki din ile ilgili söyledikleri de bu yönde zaten. Onun twitter'dan din ilgili söylemleri, ülkemizi kötü bir geleceğe sürükleyen topluluğun dini kullanması ve ülkemizi bugünkü duruma getirmesinden kaynaklanıyor.

Fazıl Say, ülkemizdeki bu olumsuzluklar yüzünden bir çıkış yolu bulamamış ve son olarak şunu söylemiştir:

"Önümüzdeki 10 yılın nasıl olacağına karar vermek istiyorum. İlk aşamada Japonya'ya yerleşmek istiyorum. Oradaki saygı kültürünü seviyorum. Kızım İstanbul'da kalacak. Seyahat zor olacak, ayrıca kızımın büyümesini görmek istiyorum. (http://www.ensonhaber.com/cuneyt-ozdemir-fazil-say-haber-olmak-istiyor-2012-04-24.html?utm_source=Sondakika8&utm_medium=widgetv2&utm_campaign=widgetv2)"

CNN'in habercisi Cüneyt Özdemir, mütedeyyin insanlarla daha önceden dalga geçtiğini söyleyerek Fazıl Say'ın bu son çıkışını samimi bulmuyor ve yine canı sıkıldığı için haber olmak istediğini belirtiyor. Çünkü aksi takdirde onun hiçbir yere gitmeyeceğini ve bunu artık hepimizin bildiğini söylüyor.

Bir bakalım, öyle mi?

Ecevit Hükümeti'nde her Allah'ın Cuması'nda kendilerini zincirlere bağlayarak, ellerindeki Kuran ile kimi protesto ediyorlardı? Dikkat ediniz, bu yöntem ilk kez M.S. 640'taki Sıffin Savaşı'nda Hz. Ali'ye karşı kullanılmıştı. Hz. Ali bu yöntemin hileli olduğunu, çünkü mızrak ucuna Kuran geçiren kişileri çocukluktan beri tanıdığını söylemişti.

Hz. Ali bu, onda yalan ne gezer. Üstelik kendisi Hz. Muhammed tarafından halife olarak ilan edilmişti. Arkasından Kerbela Olayı geldi ve orada da aynı hileli yöntem kullanıldı.

Ne için? Tabii ki iktidar için. İlkinde Muaviye, ikincisinde oğlu Yezid bu yöntemle iktidarı hileli olarak ele geçirdiler.

Aynı şey, günümüzde de oldu ve Ecevit Hükümeti'ne karşı aynı hileli yöntemi kullanarak ABD, AB ve İsrail ittirmesiyle 2002'de iktidarı ele geçirmediler mi? Daha sonra, bir daha iktidarı hiç bırakmamak üzere 2007 ve 2011'de aynı hileli yöntemi kullanmadılar mı? Kullandılar tabii ki. Başbakan bugün bile, 1935'te camiilerin kapatıldığını söyleyerek aynı söylemi dile getirmiştir. Tabii Kılıçdaroğlu da, bu hileyi bozacak açıklamalar yaptı hemen arkasından. Yani ortada 1935'te gerçekten büyük çapta camii kapatma olayı varsa, bunu teker teker resmi belgelerle ortaya koyarsın ve karşı tarafı susturursun. Yok, bu yapılmıyor yalnızca geçmişte ortaya attıkları bir çamuru dile getiriyorlar.

Peki I. Dünya Savaşı'nda gerek iç gerekse dış işbirlikçiler dini kullanarak halkı aldattıklarına ilişkin olaylar neden günümüze taşınmıyor? Bunların zararı çok mu az olmuştu? Peki I. Dünya Savaşı'nda "ümmetçilik" görüşünün sona ermesine neden olaylar neler idi?

Atatürk, "Nutuk" adlı eserinin ilk sayfalarında ülkemizin 1919'daki mevcut durumunu anlatırken, bu olaylara acı duyarak uzun uzun anlatır. Anlatır ki, bir daha aynı tuzağa düşmememizi istemiş. Atatürk, I. Dünya Savaşı öncesi ve sonrasında dini kullananların hangi feci sonuçlara neden olduğu olayların içinden gelmiş bir insandır ve Nutuk'un hemen girişinde bizi uyarıyor.

Kimse kusursa bakmasın, geçmişteki bu olaylar incelenmeden ne 1935'te camiilerin kapatılmasını (ki bu olay belgelendirilemiyor), ne de diğer rahatsız edici olaylar anlaşılabilinir.

Evet, sadece bu olay bile, Fazıl Say ve diğer aydınlarımızın canını sıkmaya ve ülkesinden kaçmaya neden olacak bir olaydır. Demek ki ülkemiz Cüneyt Özdemir'in söylediği gibi hiç de güllük gülistanlık değilmiş ve Fazıl Say da canı sıkıldığı için o mesajları twitter'dan atmış değil!

Eğer ülkemizde bu topluluk iktidar hırsına kapılmaz, dolayısıyla bu tür olumsuz olaylar yaşanmaz ve Fazıl Say yine aynı davranışlarına devam ederse, önce biz hesap sorarız. Bunun dışında, Fazıl Say'dan hesap sorulmaya çalışılması hiç de inandırıcı gelmiyor bize.

Kardeşim, bir tane piyanistimiz var, yedirmeyiz. Fazıl Say'ın ateist olmasına gelince, bu, onun tercihidir.

YasasinBilim
24-04-2012, 22:53
...


Fazıl Say, ülkemizdeki bu olumsuzluklar yüzünden bir çıkış yolu bulamamış ve son olarak şunu söylemiştir:

"Önümüzdeki 10 yılın nasıl olacağına karar vermek istiyorum. İlk aşamada Japonya'ya yerleşmek istiyorum. Oradaki saygı kültürünü seviyorum. Kızım İstanbul'da kalacak. Seyahat zor olacak, ayrıca kızımın büyümesini görmek istiyorum. (http://www.ensonhaber.com/cuneyt-ozdemir-fazil-say-haber-olmak-istiyor-2012-04-24.html?utm_source=Sondakika8&utm_medium=widgetv2&utm_campaign=widgetv2)"

...

Fazıl Say'ı ben de takdir ederim.
ama diyardan gitme konusunda onunla aynı fikirde olamam.

bu ülke dincilerin babalarının malı değil. onlara kalsa çoktan amerikan sömürgesi olmuştuk.

"keşke amerikan sömürgesi olsaydık da türban konusunda engelle karşılaşmasaydık" diyenleri hepimiz hatırlarız. atalarımızın nasıl müslümanlaştırıldığını bilmeden arap ideolojisinin savunuculuğuna soyunanlara ülkeyi teslim edecek değiliz.

ya bu deveyi güdeceğiz. ya bu deveyi güdeceğiz. diyardan gitmek yok.

saygılar...

Turdur
21-11-2018, 23:40
Fazıl Say dün Survivor yarışmacısı ve yorumcularından Hakan Hatipoğlu ile tweetleşmiş. Fazıl Say üstten bakış açısıyla insanları küçük gören birisi, bunu da mesleğinde ki başarıyla örtmeye çalışıyor.
Bu tip insanlar toplumdan kopmuş tipler.

kartopu
22-11-2018, 11:55
Bilim adamını ceza evine attığında o insan bilim üretemez .Ama o bilim adamına özgürce çalışacağı bir labratuar verdiğinde yapacağı şeyler bütün insanlığı içine alacak şeylerdir.
Fazıl Say bu ülkede kalarak bu insanlara yardımcı olamaz bu insanlara yardım edebilmesi için ona daha özgür alanlar gerekir.
Kaliteyi değersizleştiren bir sistemde kaliteli bir şey üretemezsiniz.