PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Yedi Gök kavramı


frodo
24-12-2007, 22:15
ısra 44 :Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar, Allah'ı tesbih ederler. O'nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir varlık yoktur. Fakat siz, onların tesbihlerini iyi anlamazsınız. Şüphesiz O, halimdir çok bağışlayandır.

http://www.pbs.org/wnet/hawking/universes/assets/images/u.ptolemy.jpg

Yukarıda Batlamyus'un ünlü dünya merkezli evren anlayışının çizimi var. Yedi tane birincil çember var bu çizimde . Bu yedi gök cisminin kristalden oluşmuş kendi kürelerine bağlı olduğunu düşünmüş insanoğlu. Satürn'ün dışındaki kürede de yıldızlar.

İnsanoğlunun gökyüzü merakı oldukça eskiye dayanır. Gökteki cisimlerin hareketlerini büyük bir dikkatle izler ve bu hareketlerden sonuçlar çıkarır. Eski Mısır'da Mars'ın sıfatlarından birisi de Sakded-ef em hettet'dir. (Geriye doğru seyreden) . Bu merak tüm inançların şekillenmesinde temel etmenlerden birisini oluşturur.

Dikkat edilirse kürelerin araları sayıldığında 7 tane kat var. Bütün büyük dinlerde bu yedi aralık, göğün 7 kat olduğu şeklinde yorumlanmıştır. Yedi gök cisminden haftanın her gününe birinin adı verilmiş. Haftanın 7 gün olması da o dönemdeki gök cisimlerinin sayısı ile ilişkilendirilmiştir.

Hatta kristal kürelerin dönerken çıkardığı sesler (sadece kalbi temiz inançlılar duyarmış) yedi
müzik notası ile ilşkilendirilir.

Bakara 29 : O ki, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı . Sonra göğe yöneldi, onları yedi gök olarak düzenledi. O, her şeyi bilir.

Batlamyus ne zaman yaşadı ? MS 2. yüzyıl. Ufak bir rastlantı; o da ortadoğulu idi.

spartacus
24-12-2007, 23:57
"kentin başilahı olan anatanrıça Nintu'ya adanmış Enamzu adlı bir tapınağın inşa edilmesineayrılmıştır; bu her biri "Yüce Giriş", "Ulu Giriş", "(Tanrısal) Buyruklar Girişi", "Yüce kapı", "Ferahlatıcı Gölge Kapısı" gibi kendisine özgü isimler taşıyan yedi girişi ve yedi kapısı nedeniyle özellikle dikkate değer bir tapınaktı." S.Noah Kramer-Sümerler S:76

Yukarıdaki bilgilerin yazılı kaynağı Kral Listesi tabletleridir. Friedrich Schiller Üniversitesi Hilprecht Koleksiyonunda muhafaza edilmişler...

Yine

"Belge, tapınak tamamlandığı zaman Lugalannemundu'nun "yedi kere yedi" tane semirtilmiş boğa ve semirtilmiş koyun kurban ederek tanrıçaya adadığı... a.g.e S:76"

Yedi kere yedi tane boğa ve koyun kurban etmek, buda demektir ki 7 her bir tanrıya(yada tanrısal olana, yazgıyı belirleyene) 7 ayrı boğa ve 7 ayrı koyun kurban... Ayrıca demektir ki Koyun'un insanlığa kurbanlık olarak sunulması ve öğretilmesi masalıda tam bir masaldır, koyun öteden beri koyundur..

""Gök-Yer"i bütün her taraftan, ayrıca üstten ve alttan sınırsız bir deniz çevreliyordu; evren bunun içinde her nasılsa sabit ve hareketsiz duruyordu" a.g.e s:153

Bu bölümün konumuzla pek alakası yok ama geçerken bahsetmiş olalım, kısaca bağıntı kurmamıza bir örnek olsun. Bilindiği gibi Sümer Yaratılış Masalında, önce su vardı söylemi vardır, aynı söyleme sadık kalınarak Tevrat yıllardır, bin yıllardır o coğrafyada ilahilerle, efsanelerle, dilden dile, kulaktan kulağa söylenegelen, eski inançlara bağlılık gereğide, öyküye belirli ölçekte sadık kalmıştır, "Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin karanlıklarla kaplıydı. Tanrı`nın Ruhu suların üzerinde dalgalanıyordu. Yaratılış 1:2"
Kur'an'da ise;

"Hud Suresi
(7) O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için, henüz Arş'ı su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratandır. Böyle iken "Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz" desen, inkarcılar "Mutlaka bu apaçık bir büyüdür" derler."

Yine burada gördüğümüz 2 şey var. 1 tanesi arş(ki muhtemel göğün en üst katı) diğeri ise Su'dur...
Muhammed zihinsel dünyasında Miraç eylerken dikkatimizi yine bir şey çekiyor olacak, Göğe yükseldiğini iddia ederken ayrıca her bir göğün katında bir evvel peygamber ile görüşecektir, ama en son kat, yani göğe yükselişin son durağı, en üst kat(7 nolu arş) Allah'ın katı olacaktır.... Yine Sümer tanrılar panteonundaki, 7 kat ve aklımıza her bir katın ifade ettiği bir hakimiyet, bir taht gelecektir.. Öyleki Miraç'da geri dönüşde olan Muhammed'i Musa geri 7 nolu kata gönderecektir "50 vakit namaz fazladır, Allah'la pazarlık yapda düşürsün diyecektir" :)

Burada bizi ilgilendiren her bir katta bir tanrı tahtı olan Sümer inancının yerini, her bir katta 1 peygamber en üst katta ise Allah olarak tekrar görürüz... Eni sonu Allah Fenikeliler'in kral tanrısı EL'dir(en üst gökte olması kaçınılmazdır).... El bir tanrı olarak tevrat ve yahudi yazınına, coğrafik yerleşimlere, melek, peygamber adlarına kadar girmiştir, özünde ise bir sümer-babil inancıdır....

Kabe'deki putların dahi en düşüğünden en yücesine doğru dizilmesi yani en yüce yada üstün sayılanın en üste, diğerlerininse daha aşağılara doğru konulması bize yine bir başka gerçeği, mertebe göstergesinin yükseklikle olan bağıntısını ifade eder...

"Sümer panteonunun, başında kral olan bir topluluk olarak düzenlendiği düşünülüyordu. Bu topluluktaki en önemli gruplar, "yazgıları belirleyen" yedi tanrı ile büyük tanrılar olarak bilinen elli ilahtan oluşuyordu." a.g.e s:155

Yazgıları belirleyen 7 tanrı, yedi taht(arş, muhtemel) yedi gök, haftanın yedi günü.. Kutsal 7 rakamı...

Ortadoğu dini inançlarında eşi bulunmaz temel kaynaktır Sümer teolojisi. Yazının bilinmediği yada iletişim aracı olarak kullanım alanının çok dar olduğu uzun yüzyıllar boyunca ana işlevi "ilahiler" görmüştür, kulaktan kulağa, dilden dile, elden, ele anlatılagelmiştir. Yazılı tabletler 1000 yıl öncelerde toprağın altına gömülmüş bile olsa, ilahiler toplumların dili ve söylemlerinde canlı, diri kalmaya devam etmişlerdir.. Tabi yine Hindu, Şaman, Zerdüşt, Pagan inançlar vs bölgede etkiler oluşturmuşlardır... Bazı şeyleri (Kur'an'da yazan, 7 gök gibi, 12 rakamına biçilen kutsallıklar gibi) çok daha eski inançlarda üstelikde anlamlı bir karşılığı olarak bulabiliriz... Göklerin katları açısından yine çok daha eski inançlarda kimilerinde 7, kimilerinde 9,12,13 kat olarak bahsedildiğini görürüz....

7 Kat gök bir hiyerarşik dizilimdir. En üst kat en yüce kat, en üstün, en hakim ve güçlü olanın tahtının bulunduğu kattır, zihinsel yolculuk Miraç'da bunu kanıtlar, son durak Allah'ın katıdır...

spartacus
25-12-2007, 01:29
Günlerin 7 ye taksiminde bir gerçekle daha karşılaşırız, gök cisimleri.
7 Tanrımız An, Enlil, Enki, Ninhursag, Nanna-Sin, Utu ve İnanna olmalı...

Yine Sümer tapınakları Zigguratlar, arkeolojik ve tarihsel bulgulara göre 7 Katlıdırlar. En üst katlarında ise Kabe biçimli(kubbesiz) tapınaklar vardır...

Sembolik olarak Tanrıları betimleyen gezegenler(Ay'da dahil edilmiştir, Güneş de dahil edildiğinde toplam 7 rakamı ortaya çıkacaktır) Ayrıca Frodo'nun örneklediği çizimde merkez Dünya kabul edilmiş, Güneş'de bir gezegen gibi. Dünya hariç, Güneş ve Ay'ıda saydığımızda 7 rakamını orada da göreceğiz, Sümer inanışında da bu böyledir...
1. Merkür
2. Venüs
3. Ay
4. Mars
5. Jüpiter
6. Satürn

Sunday (Pazar) Güneş Günü, Monday(Pazartesi) Ay günü diğerleride gezegenler olmalı... İşte 7 büyük tanrımız ve işte 7 günümüz.

En uzaktaki, gökte en yüksekteki Satürn olarak ortaya çıkıyor, belkide bu nedenledir ki satürn Günü olan Cumartesi'yi(saturday) Sümerler ibadet ve adak günü ilan etmişlerdir. O gün çalışılmayacak herkes tapınaklarda ibadet edecek, adaklarını ve hediyelerini sunacaktır.. Tabi tapınakların(siz ambar anlayın) anahtarları Krallar yada büyük din adamlarında olsa gerek. Hiyerarşiye göre ganimetleri paylaşıyor olmalılar.

Ayrıca buradan da şu bildiğimiz Cumartesi yasağıda aklımıza gelmiyor değil hani, buda nereden çıktı diyeceğiz 2 adet ayet verelim ki anlaşılsın :D
Nahl Suresi
(124) cumartesi gününe saygı, ancak onda görüş ayrılığına düşenlere farz kılındı. Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düşmekte oldukları şeyler konusunda kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.

Bakara Suresi
(65) Şüphesiz siz, içinizden cumartesi yasağını çiğneyenleri bilirsiniz. Biz onlara, "Aşağılık maymunlar olun" demiştik.

Acaba satürn Enlil'imi ifade ediyordu, yani hava tanrısını yani son dönemlerde en güçlü olan tanrıyı yani yerlerin ve göklerin hakimi olan tanrıyı, yoksa insanları dinleyen, onlara merhamet gösteren, duaları alan bilgelik tanrısı Enki'yi mi? Herneyse...

"Emirleri uzaklara erişen, sözü kutsal olan Enlil,
Bildirileri değiştirilmeyen, yazgıları sonsuza dek belirleyen efendi,
Yükselttiği bakışları ülkeyi baştan başa tarayan,
Yükselttiği ışığı bütün ülkenin yüreğini okuyan,
Ak kürsüde, yüce kürsüde sınırsızca oturan Enlil,
Gücün, efendiliğin, prensliğin hükümlerini yerine getirir
Yer tanrıları onun önünde korkuyla eğilir
Gök tanrıları onun önünde saygıyla eğilir." S.N.Kramer - Sümerler S:161 (Bir İlahi)

ozgur_beyin
25-12-2007, 09:12
''kutsalıma'' sövdürmem. noah kramer gibi islam düşmanlarına * batlamyus denen islamla şereflenmememiş
antik çağ *meczuplarına! uyupta islamı lekelemeyin..
kim ne demişse, demiş.kuru fasulyeyi etsiz yemiş ve halt etmiş.
bütün din kardeşlerime ve bana göre ''kutsalım'' ne demişse doğrudur. gök yedi kat diyorsa yedi kattır.
hatta sekizinci katta (terasta) ARŞ vardır. ve ordada rabbül-alemin oturmaktadır.
hınzırlığın ve muzurluğun alemi yok. sizi gidi cehennem odunları sizi :lol: *:lol:

ozgur_beyin
25-12-2007, 10:15
http://antwrp.gsfc.nasa.gov/apod/image/0712/ic1396_wood.jpg

(nebula) bulutsu

''kutsalıma'' sövdürmem. burası kaçıncı ''kat''

hiramusta
25-12-2007, 11:08
Saçmalardan seçmeler okudunuz...Şimdi reklamlar.. :)

spartacus
25-12-2007, 11:52
Ha şunu bileydin.

Bizde mantıklı bir şeydir demedik ki, bu 7 gök masalı saçmalardan seçmeler değil namelerdir...

spartacus
25-12-2007, 11:56
Bu arada sevgili Ozgur_Beyin

Bu nebula Samanyolun da mıdır? Satürn'den(7. gök) yani arş'tan daha ötelerdemidir? Buna göre 200 milyarıncı kat olabilir daha da fazlası olabilir, azıda olabilir...

Birde su bulmuşlar mı su? şu arşın(Satürn'den sonrası) etrafında olan suyu(Hud Suresi) ? Melekler suyun içinde mi taşıyorlar bu arş'ı yoksa yukarıdan halatlamı bağlamışlar, 400-500 adetlik kanatları vasıtasıyla, uçarak mı yapıyorlar bu işi... Hayır suyun içinden arşı taşıyorlarsa kanat değilde yüzgeçleri olmalı, deniz kızı gibi bir şey olabilir mi? :lol:

ozgur_beyin
25-12-2007, 16:59
Birde su bulmuşlar mı su? şu arşın(Satürn'den sonrası) etrafında olan suyu(Hud Suresi) ? Melekler suyun içinde mi taşıyorlar bu arş'ı yoksa yukarıdan halatlamı bağlamışlar, 400-500 adetlik kanatları vasıtasıyla, uçarak mı yapıyorlar bu işi... Hayır suyun içinden arşı taşıyorlarsa kanat değilde yüzgeçleri olmalı, deniz kızı gibi bir şey olabilir mi? SPARTACUS

Sevgili spartacus, temel oğlunu evlendirip çok güzel bir düğün yapmış. düğün gecesi sofralar kurulmuş horonlar tepilmiş rakılar içilmiş
masada oğluyla içen temel , oğluna'' hadi bakalım oğlum'' demiş . oğlu ''baba nereye ?'' diye sorunca ''gerdeğe'' deyince
oğlu ''baba gitmesem olmaz mı? '' deyince '' olmaz oğlum '' deyince oğul '' üff baba zor işleri hep bana yaptırıyorsun'' demiş.


sende temel gibi zor soruları bana soruyorsun :lol: *nerden bileyim yoğurt mu bulmuşlar, yoksa sumu? *:lol:
melekler olimpiyat seçmelerine mi hazırlanıyorlar suda . sorduğun soruya bak
bundan binlerce yıl önce ,jet motoru mu vardıki, *motorla uçsunlar. ellerinde kanat vardı onlan uçuyorlardı.
yalnız spartacus benim anlamadığım birşey var açıklarsan sevinirim .uzayda atmosfer yok . atmosfer olmayıncada ''uçma '' olmaz.
bu melekler nasıl uçuyorlardı. ''hava yapsın'' diye biryerlerine *vantilatörmü takıyorlardı :lol:
spartacus böyle afaki şeyler sorup ''kutsalıma'' küfür edip , beni dinden dumandan ,pardon imandan etme.
nazar etme ne olur ,çalış seninde olur. (nah olur)

spartacus
25-12-2007, 21:08
:)
atmosfer yok nasıl olacak diyorsun, hocam mucize bu, atmosfer olmuş olmamış ne önemi var :) Hem inandıktan sonra hamsi bile kavağa çıkıyor değil mi? Sen inan, ben sallayım, ben sallayım, sen inan, inandıktan sonra gerisi hikaye :)

Hud suresi su'dan bahsediyor("henüz Arş'ı su üstünde iken"), atmosfer olmasa birde yerçekimi mesala suyun üstünde arş nasıl dursun? O zaman hava da var yani. Hava yoksa suyun üstü nasıl olsun?(her yer su olmalı aksi, o durumda da ne bir üst olur nede suyun yüzeyi değil mi?) Birde bu üst ve alt referansları nasıl belirlenmiş onuda irdelemek gerekir. Neye göre belirlenmiş bu altta su üstte arş? Referans noktası neresi, kime göre üst yada alt?

O değilde 7.kat satürn oluyor yani arş, ama bu su nedir Hint okyanusu mu? Van gölü mü? musluk suyu mu? O "ne bu la-n"ın etrafında su var mı varsa hah işte arş deyiverecem o "ne bu la"'ya *8O *Onu soruyorum :lol:

7 Gök masalı gerçekten evvel Sümer-Babil inancına dayanır, bu ve benzer gelenekler bşak bir çok inançda görülebilir. Büyütecek bir şey yok, bu insanlığın göksel kurgusudur, bir öyküdür o kadar. Ortaçağ açısından hiç bir sorun yok, sorun bu gün açısından, böylesi binlerce yıl öncenin masal ve öyküleriyle, senaryolarıyla dünyaya bakıştan..

ziggurat
25-12-2007, 23:29
Sevgili Özgür Beyin Orion Nebula nin en güzel resmini buraya tasidigin icin sana tesekkürler.Gökyüzünde Orion nebulayi
görünce bilirim ki havalar soguyacak, sonbahar yaklasiyor.26 bin yil kuzey kutbundan görülecek.13 bin yil görüldü,13 bin yil sonra ise su an Güney kutbunda görülen yildiz kümeleri ile yer degistirecek.Esasinda bizim dünyanin kutup ekseni 26 000 yilda bir degistiginden biz onlar yer degistiriyormus gibi algilariz.Bizim icin cok cok uzun bir yil ama uzay zaman icin hic de öyle degil.
Kis aylarinda en parlak yildizlari Sirius A ve Sirius B ile muhtesem görüntüsü var.Ciplak gözle görülür ama teleskopla daha parlak görülebilir.Süreyya takim yildizi gibi biraz ucurtmaya benzer.Ve Süreyya nin daha dogusuna düser.

metee
26-12-2007, 07:36
http://img262.imageshack.us/img262/345/agacrn4.jpg
[align=justify:fbd6e49408]Bir çok dinler ve mitoloji inanılan Gök alem,yeraltı alemi ve yaşamın olduğu alem olarak hepsinde geçmektedir..Yukarıdaki resim ile sizlere alem kavramlarını anlatmak istedim.Gök alem bir çoğunda Cennet olarak geçmektedir.Yeraltı alemi ise ölümlerin olduğu ve cehennem olarak geçiyor..Yaşamın olduğu olan yani yer veya yaşam bölgesi olarak geçen yer Dünya olarak geçiyor..Bu konu ile alakası yine bir çok dinlerde 7 kat gök ve 7 kat yeraltı geçiyor..Bir çoğunda 7 kat gök ve 7 kat yeraltı alemi görmek mümkündür..Ağaç(Yaşam Ağaçı),Yer'in ekseni
Yükseliş yayı,Gök katları,Göğün göbeği ve mitolojilerdeki efsanalerle 7 kat gök ve 7 yeraltı anlatılmaktadır..O zaman * Batlamyus yeni yunanlı gök bilimciden daha eski kaynaklarda insanlar bunları inançlarında biliyorlardır..Batlamyus gerek kalmadan bu bilgileri nasıl öğrenebilirlerde..Bunların genellikle br çoğu dini kaynaklardan öğrendikleri ortaya çıkıyor..Özellikle Hanif Dini insanlığın en eski inanç olduğu bir çok kaynaklardan isbatlıyor..Bunlardan bazıları Yaratılış,Yedi gök Alemi,Yaşam Ağaçı,Cennet,Cehennem ve Nuh Tufanı v.s. gibi birçok konuların diğer ilahi kaynakları işaret ettiği ortaya çıkıyor.Bu konularda geniş yazı "Şamandan Evrim Soruları" kısmıda bulabilirsiniz.
Hanif dini nedir?Kısaca"""Hanif bir Kur'an kavramı olarak tanımlandığında 'protesto eden, dosdoğru olan, doğruya yönelen, doğruyu arayan' anlamı taşır ve ilk kez Nebi İbrahim için kullanılmıştır. İslam kaynaklarında Kur'an'ın gelişinden önce tek tanrı inancını taşıyan kişiler hanif olarak adlandırılmaktadır.""""
Hanif dini Adem ve İbrahim peygamber zamanında inanılan dine HANİF dini denilmiştir..Diğer ilahi kitaplarda bu konuda yazılar bulabilirsiniz..[/align:fbd6e49408]

Örnekler::::::...::::::
Çoğu eski inançlardaki gibi Tengricilikte de gerçek âlemin yanında bir "gök âlemi," bir de "yeraltı âlemi" vardır. Bu âlemlerin arasındaki tek bağlantı, dünyanın merkezinde duran "Dünyalar Ağacı"dır.Gök âlemi ve yeraltı aleminin yedişer katları vardır .Şamanlar bu âlemlere yolculuk yapmak için birçok girişler tanırlar.Burda şamanizm inançına göre gök katları geçmektdir..
Alttaki resimde ise GökTanrı inançına inan Şaman Kültürler cennet,cehennem ve yaşamın başladığı lanı resimsel olarak çizmişlerdir..Batlamyus yunan gök bilimciden daha önce yaşadıklarına göre bu gökler biliniyordu..
http://tr.wikipedia.org/wiki/Resim:Shamans_Drum.jpg

(Üstte mavi Gök, aşağıda yağız yer meydana geldiğinde, ikisinin arasında insan oğlu kılınmış.)

Asya Şamanizm’ine, özellikle Altay, Yakut ve Uygur Türkleri’nin tradisyonlarına göre, insanların yaşadığı Yer, ölülerin göçtüğü “yeraltı” (öte-âlem) ve spiritüel anlamdaki Kutsal Gök’ten oluşan üç ortam, merkezlerinden geçen, direk ya da kazık denilen bir eksenle birbirine bağlanırlar. Bu eksen “Göğün göbeği” ile “Yer’in göbeği” arasında yer alır.

Birçok eski uygarlıkların Tek Tanrı inandıklarını sonradan unutma ile başka yerlere geçildiğini ortaya çıkmaktadır..Dinlerin bir çoğunun lider ve krallar tarafında değiştirildiği ortaya kendilerinin Tanrısal yanlarının olduğunu yine mitoloji ve tarihi kaynaklardan görmek mümkündür..

Çin geleneklerindeki yaşam ağacı (Kiyen Mu) dokuz dallı, dokuz köklü, dokuz göğe ve dokuz kaynağa dokunan bir ağaç olup, ölülerin bulunduğu öte-âlemi de içerir. Çin geleneğinde ayrıca, meyvesi ölümsüzlük sağlayıcı şeftali olan si-wangu-mu ağacı bulunur.
Kafkas geleneklerinde, tepesi göğe değen bu ağacın kökünden bir pınar fışkırır.
İsmailî gelenekte yedinci göğü aşan bir ağaçtır.
Yaşam ağacı sembolü Urartu, Hurri ve Frig eserlerinde de görülür. Frigya eserlerinde yaşam ağacı sekiz dallıdır.
Eski Mısır geleneğinde de yaşam ağacı Şamanizm ve Hint tradisyonlarındaki gibi ruhların kuş biçiminde tünedikleri bir ağaçtır. Gök ilaheleri Hathor ve Nut bu kuşları su ve meyve ile besler.
Tevrat’ta, Aden’le ilgili sembolizme konu olan iki tür ağaç vardır; biri dört kollu ırmağın aktığı Aden cennetinin ortasındaki yaşam ağacı, diğeri ise hakikat ağacıdır. (Hakikat ağacı kişinin meyvesini yediği gün öleceği “iyi ile kötüyü bilme ağacı” olarak belirtilir.)
İbrani geleneğine göre yaşam ağacı, meyvesi ölümsüzlük sağlayan öyle bir ağaçtır ki, kendisinden semavi tesirin tüm alemlerle temasını sağlayıcı bir çiy çıkar.
Hıristiyan gelenekte yaşam ağacı sembolizmi İncil’in vahiy denilen, Yuhanna’nın Vahyi kısmında görülür. Yuhanna’nın bu vizyonunda yaşam ağacı,12 defa meyve veren, yaprakları ulusların şifa bulmasını sağlayıcı bir ağaç olarak belirtilir ( Vahiy, 22/2).
İslamî gelenekte, kökleri Göğün yedinci ve son katındaki Sidre’den çıkan Tuba (huzur, mutluluk) ağacı simgesine rastlanır.
Zerdüştçülük’te bir denizin derin sularından çıkan, ölümsüzlük sağlayıcı gaokerena ağacı.
Eski İran geleneğinde Haoma olarak bilinen ölümsüzlük besininin edinildiği yaşam ağacı.
Yaşam ağacı simgesine rastlanan diğer geleneklerden bazıları olarak, Lapon, İzlanda, İskandinavya, Finlandiya, Avustralya gelenekleri sayılabilir.


Kısaca Hanif diniyle başlayan Tek Tanrı inançı değişime uğrayarak günümüzde farklı kültürler oluşturmuştur..Ama dinler ve mitolojilere baktığımızda İlahi dinleri işaret den bir çok konu görmek mümkündür..Yukarıdaki bazı konularda özellikle Yaşam ağaçı ve gökler alemi İlahi dinleri şaret ediyor..Hanif din ile günümüze ulaşan bir çok dinler olmuştur..Bu dinler bir yunan gök bilimci tarafında nasıl ulaştırılabilir ki..Özellikle bir kaynaktan yararlandığı iddaa ediyorsunuz..Darwin olmasaydı bu bilgilere ulaşmayacaklar mı?.Yine br çok dinlerde ve mitolojide yaratılış aynı veya fazla değişmeden günümüze ulaşmıştır..
Çoklu Tanrılar konusunu "Şamandan Evrim Soruları" kısmıda örneklerle anlattım...

Sizlere göre Kuran-ı Kerim bir çok kaynaklardan yararlanarak hazırlanmştır..O zaman bir çok tercüman kullanmaları gereklidir.Yada bir çok dili bilen kişileri bulmaları lazımdır..Ama kaynaklarda bir çok tercüman olayı geçmiyor..Bunun yanında İslamiyet yayılması için çabalayan Müslümanlar o boş vakti ve bu kadar bilgiler nasıl ortaya bir kitap çıkardacak kadar hızlı yazılmıştır..İlahi dinlerde bir çok peygamberden bahsedilmektedir..o zaman neden bunlar hep aynı olayları yazsın ki..Diyelim yazıdılar o zaman bunlar birbirlerinde veya başkalarından aldılar..O zaman diğer ilahi dinleri iaşaret eden bir çok din ve mitoloji kaynakları nasıl yanılıyor ki...Örneğin Hinduizm dinin bir yolu Tek Tanrı inançında şöyle demektedir..""""Hareket eden ve etmeyen ne varsa hepsi benim içimdedir, Maya bile benden ayrı değil, en yüce Hakikat'tir bu...Tüm dünya her yönde olmak üzere Ben'im içimde örülegeldi.Ben Rab'bim ve Kozmik Can'ım, ben kozmik bedenim, hem Brahma, Vişnu, Shiva hem de Gauri, Brahmi ve Vaişnavi'yim ben. * * """""Bu yazı diğer ilahi dinlerdeki kitaplarda bulabilirsiniz..Yine Hinduizmde

"Ben Güneş'im, yıldızlarım, ben hayvanlar ile kuşların her türlüsüyüm... Ben dişilim ve aynı zamanda cinsiyeti olmayanım, herhangi bir yerde hangi şeyi görür ya da duyarsan o şeye tümüyle nüfuz ederim ben, her daim onun içinde ve dışındayım çünkü. Hareket eden hiçbir şey yok ki benden yoksun olsun çünkü eğer yoksun olsaydı kısır bir kadının oğlu gibi bir hiçlik olurdu o. Bir halat parçası yılan ya da çelenk gibi çeşitli görünümlere bürünebiliyorsa ben de bürünebilirim." (Devi Gita 33:1-17)

Birçok kaynaklada din ve mitoloji efsanelerde diğer İlahi inançları işaret eden yazılar nasıl oluyorda.Ufak bir değişlikle Darwinin Teorisini çöpe atıyor..Nasıl oluyorda bu insanlar evrim teorisine göre rastgele bir oluşum ile bunlar dağılmışlardır..Bunlar birbirlerini görmeden nasıl aynı keliemleri küçük bir değişiklikle bizlere ulşamasını sağladılar...

Yine baktığımızda eski bir uygarlık olan MU uygarlığı Tek Tanrı'ya inanıyor..VE nasıl oluyorda Mısır'ın Tek Tanrıya inanmasına rağmen sonradan değişiyor..Bir çoğununda GÖK TANRI inançı aynı şekilde inanılmaktadır..
Upanişadlara Göre Ruh ve Bedeni Anlatan bir yazısı:...:

"Hiçbir şey yok ki O özden gelmemiş olsun. Her şeyin içinde bu öz varlıktan vardır, o gerçektir. O, her şeyin özüdür. Sen de O’sun Svetekatu. Atman bir ağaç dalını bırakacak olursa o dal ölür, tüm ağacı bırakırsa tüm ağaç ölür. Atman bedeni terkettiğinde beden ölür, ama o öz Atman ölmez."

MU Uygarlığı ve inaçı:::::::

Yeryüzünde insanın ilk ortaya çıktığı kıta Mu kıtasıdır.
Mu kıtası kuzeyden güneye 3000 mil, doğudan batıya 5000 mil kadar uzanan,üç kara parçasından oluşan büyük bir kıtaydı.
Günümüzde Polinezya, Mikronezya ve Melanezya takımadalarını oluşturan adalar, muhtemelen bu kıtadan arta kalan kara parçalarıdır.
Bu kıta, kıtanın altında yer alan gaz odacıklarının patlamalara yol açması nedeniyle, yaklaşık 12.000 yıl önce 64 milyon nüfusuyla birlikte sulara gömülmüştür.
Bu kıtada 70.000 yıl önce tek tanrılı bir din bulunuyordu. Aynı tarihlerde Mu'lular diğer kıtalarda koloniler oluşturmaya başlamışlardı ki, anavatan dışındaki en büyük imparatorluk, başkenti günümüzde Gobi Çölü’nün uzandığı bölgede bulunan Uygur İmparatorluğu’ydu.
Mu dininin öğretimini Naakaller adı verilen rahipler üstlenmişlerdi ve sembolizme dayalı bir öğretimleri vardı.
Mu dininin esası, Tanrı’nın tek oluşuna ve ruhsal gelişim için sürekli olarak tekrar doğmak inanışına dayanıyordu.
Atlantis’teki din Mu’nun tek tanrılı dininden başka bir şey değildir.
"Ra" sözcüğü güneş anlamına gelirdi ki, daire ile ifade edilen güneş sembolü, bir ad ve sıfat vermek istemedikleri, "O" diye hitap ettikleri Tek Tanrı'yı simgelemede kullanılırdı; Mu imparatoru da “Mu’nun güneşi” anlamında Ra-Mu adıyla ifade edilirdi. Ra sözcüğü sonradan diğer kıtalara ve Atlantis yoluyla Mısır'a da taşınmıştır.
Dört ırktan oluşan Mu'lularda yazı dilleri farklı olmakla birlikte, konuşma dilleri ortaktı.
Mu'lular günümüz uygarlığına kıyasla manevi alanlarda çok daha ileriydiler.
Telepati, durugörü, çift bedenlenme, astral seyahat gibi, uygarlığımızda ancak kimi medyumlarda ve mistiklerde görülebilen olağanüstü yetenekler Mu'lularda olağan yetenekler olarak mevcuttu. (Bu, Churchward’un değil, bazı izleyicilerinin görüşüdür)
Mu uygarlığının en önemli çöküş nedeni, teşevvüş adı verilen, bir aşamadan diğerine geçilirken yaşanan kargaşa dönemini atlatamamasıdır. (B.Ruhselman’a göre)

""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""

HABİL VE KABİLİN MİTOLOJİ DİĞER İLAHİ DİNLERDEKİ YAZILARINDAKİ BENZERLİK
""""""Artemis günün birinde uzun boylu iri yapılı fakat çok yakışıklı bir avcı olan Orion'u görerek ona aşık oldu. Öyleki bir zamanlar kendi kendine aldığı evlenmeme kararını bile unutup bu yakışıklı avcı ile evlenmek istedi. Fakat Apollon kızkardeşinin bu dev cüsseli mahlukla evlenmesini uygun bulmuyordu. Kız kardeşini vaz geçirmek iin çok uğraştı ancak Artemis onu dinlemedi. Kardeşinin Orion'a duyduğu sevginin ne kadar büyük olduğunu görüncede bunu kıskanmaya başladı. Ne söylerse söylesin kardeşi Artemis'I vaz geçiremeyeceğini anlayınca hileye başvurarak Orion'u ortadan kaldırmaya karar verdi.""""""""""""

Tevrat'ın Tekvin kısmında cinayetin nedeni basitçe, "Habil'in Tanrı'nın favorisi olduğunu düşünen Kabil'in kıskançlığı" olarak anlatılsa da bazı yorumculara göre durum bundan ibaret değildir. Eski Ahit'in Aramice çevirilerine göre Habil ve Kabil'in birer ikiz kız kardeşi vardı ve birbirlerinin kardeşiyle evlenmeleri istenmişti. Kabil'in ikizi, Habil'inkinden daha güzel olduğu için Kabil bu değiştirmeyi kabul etmedi

Çiftçi olan Kabil, Allah'a buğday ve meyve adar. Çoban olan kardeşi Habil ise bir koyun kurban eder. Allah Kabil'in adağını reddeder, Habil'inkini kabul eder. Kabil buna çok kızar ve kıskançlık içinde Habil'i öldürür. Tanrı Kabil'e kardeşinin nerede olduğunu sorunca "Ben kardeşimin bekçisi miyim?" diye cevap verir. Habil'in kanı yerden bağırır. Bunu duyan Allah, Kabil'i lanetler ve durmadan yeryüzünü dolaşmaya mahkum eder.

“Haber verilirki, Adem (a.s.)’ın çok oğulları oldu. Her kere ikiz doğurdu, bir erkek ve biri dişi olurdu. Bir karından doğan kızı, bir karından doğan oğlana verirdi. Kabil ile bir karından güzel bir kız doğdu. Adem (a.s.) onu Habil’e vermek diledi. Kabil razı olmadı. Hz. Adem “ Varın kurban edin” dedi. Hz. Adem yılda bir gün tayin etmişti ki, o gün de kurban ederdi. Ve dua kılardı. Ve Allah Teala’ ya secde ve niyaz ederdi. Gökten ateş renginde bir kızıl nesne inerdi. Onun iki yeşil kanadı vardı. O kurban ki, Allah Teala kabul ede, üzerine konardı. Makul olmayan kurbanın çevresinden geçmezdi. Üstüne konduğu kurbandan kalkınca, o kurbandan eser bulunmazdı. Halk bilirlerdi ki, o kurban kabul olunmuştur. O kurban ki Allah Teala kabul etmemiştir, evvelki halinde kalırdı. Hiç yanmazdı. Halk ortasında o kurban sahibinin yüzü kara olup gayet utanırdı. Bu nesne Beni İsrail zamanına kadar devam etti. Sonra Allah Teala kerem edip onu kaldırdı ki, kabul ettiğini ve etmediğini kıyamet gününe kadar kimse bilmesin.

http://www.avnullahozmansur.com/habilkabil.htm *devam burda okuyabilirsiniz.(İslami Kaynaktır.)
""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""



Bir ayet evet tek bir ayet yani devamın olanı almadan tek ayetle dini açıklamaları yorumlayamazsın..Çünkü o zaman sen dediğin yorum ortaya çıkıyor..Ama devamı olan diğer ayetler ile okursan senin belirtiğin olay olmaz..Ve senin dediğin Dünyayı merkez ve diğer gezegenlere göre bir yedi kat gök oluşumu anlatılmamıştır.. 7 gezegene göre değil Gökyüzünün yedi katmandan oluştuğunu anlatan aytetlerdi...

spartacus
26-12-2007, 11:07
metee yine okumadan yazmışsın...

Yazdığın giriş bölümüne zaten değinildi, mesala 14 kat kavramı 7 kat yer, 7 kat gök'dür. Bunlara girilmedi, arzu edilirse bir çok inançta KAT kavramının olduğu ifade edildi.

Sen Sümer kaynaklarındaki 7 KAT gök söyleminden zoraki bir sonuç çıkartmışsın, katdan bahsedilirken özünde bunların hiyerarşik katlar olduğu, en üst kat'ın(ARŞ) yüce, hakim Tanrı'ya adandığı, tanrıları temsil eden sembolik gezegenlere göre anlamlandırıldığı ifadesini, yazdığın yazının son paragrafında 7 gezegen değil, 7 kat gök olarak sözde olumsuzlamaya çalışmışsın... Çok basit bir evirme bildiğince çevirme yapmışsın.

7 KAT gök masalı bir saçmalıktır. Ama yinede teolojinin dünyasından bakar, bu dünyadan yaklaşırsak bazı anlamlara kavuşturulabildiğide görülebilir. Yinede bu öznel senaryoların, süpekülatif kurgularına göre anlam oluşturur. Masallarında birer uydurma olduğunu ama masala masal dünyasından yaklaştığımızda ne kadar çok anlamlar ortaya çıktığını düşünürsek, demek istediğimi ifade etmiş olurum..
Ayet yorumlamaya gelince, ayet yorumlanmamıştır, ayet de değini olarak ifadeye yer verilmiştir. Ortaçağ'da bir lider, herkesin lideri, herkesi kendi yoluna getirecek bir bilge'nin, durmaksızın hali hazırdaki teolojik kaynaklardan beslendiği ifade edilmiştir. *Kaldı ki toplumun kültürel yapısı, hazır inançları doğrultusunda yapılan söylem ve ifadeler geçmişden o güne, o günden geleceğe hazır kitleye köprü vazifesi sunacaktır...

Fenikeliler'in ve bilhassa Yahudilerin temel kaynağı olan Batı Kenan'lıların dinsel inancı, Sümer-Babil inancıdır. Bu bakımdan temel kaynak Sümer dinsel inancı ve teolojisidir. 7 Kat gök değilde toplumda geçmiş ve hali hazırdaki egemen teoloji Şaman kültürü olsa idi bu, 9 kat gök, 12, 13, 14(7 kat yer+7 gök) kat da olabilirdi... Sırf bu gün inandığınız şeyler, taptığınız tabular adına basit gerçeklerin sanki gizemsel ve çok derin anlamları varmış gibi, evirip, çevirip, devirip karmaşa ve katlaya katlaya büyütmeye gerek yok(ayet yorumlamak için-ki çoğu muğlaktır- binbir dereden bin su getirmek gibi)

Gezegenlere neden eğildik, çünkü göksel inanç kültü(sonrası için Güneş Kültü de diyebiliriz) sembollerini, dini kurgularını göksel varlıklar üzerinden inşaa etmiştir. Bu durumda mesala AY bir tanrıça'nın sembolüdür ama bununla da kalmamakta yükseklik mertebesine göre de hakimiyet(yönetim, egemenlik) olgusuda tanımlanmıştır, çünkü bu durumda sözkonusu olan sadece AY değil, onun temsil ettiği GÖK KATI'dır..

İslamiyet yayılması için çabalayan Müslümanlar o boş vakti ve bu kadar bilgiler nasıl ortaya bir kitap çıkardacak kadar hızlı yazılmıştır demişsin, çok saçma bir bakış açısı, Kur'an dediğin o günki iktidar, toplumsal hakimiyetin hem politik ama hemde yasa kitabıdır fazlasıyla yavaş yazılmıştır(Hicret ederken peygambere helal kılınan kadınlara kadar yazmış bir kitap, demek ki Hicret ederken böyle bir sorun yaşanmış, demek ki uyanıklar iktidara sırtını yaslamadan, kız verip nemalanmadan yana davranışlara girmişler, vatandaşda akraba çevreleriyle sınırlı tutarak politk davranmış, meşruiyetinide(yasayı) ayet olarak sunmuş, orada da kendini peygambere veren kadınlar anlamında yani bir karşılık olmadan, kadının kendi iradesiyle kendini vereceklerde kabul buyrulmuş, ötesi(iktidar nimetlerinden yararlanma) değil). Gündelik yaşanan olay ve olgularda iktidarın ve iktidarda olanın çıkarları temelinde yasalar yazılmış, kabul görmesi ve uygulamaya geçmesinde ki meşruiyet sorunu ise bir tanrısallığa dayandırılarak halledilmiştir. Ortaçağ da insan yasa yapmaz, evvelide böyledir, yasaları ancak tanrılar yapar dolayısıyla hiç bir hakimiyet yada yönetim bir Tanrısallığa dayandırılmadan ne kurulabilir nede yürütülebilir, biraz hayal aleminden çıkıp nesnel koşullara yani dönemin koşul ve olgularına eğilmeyi başarın. Kur'an bile böyle bir süreç için koca değil küçük bir kitaptır. (Resmi Gazeteleri topla üst üste koy bakalım kaç Kur'an edecek?) Kısaca gündelik ve politik sorunlara bulunan çözümler yasa haline getirilirse, kimsenin aman bir kitap yazayım diye çok da özel bir uğraşına gerek yoktur, burada aslolan sorun ve çözümdür, yasanın duyurulmasıdır, kitap ise tali yanı oluşturur, araç tarafıdır işin... (Muhammed'in sakalına, hırkasına, havlusuna vs kadar koru ama dönemin Kur'anlarını koruma, sakalı sakla ama Kur'an'ı saklama, nasıl ama?)

Sai_Baba
26-12-2007, 18:31
guzel

habilis
30-12-2007, 16:17
yedi katmışş,,,ne katı be,,, sümerlerdede vardı bu yedi kat meselesi,, ayrıca yedi sayısı ,,

hiramusta,,
mitolojik öyküleri getirip ilahi formuna sokan sizsiniz arkadaşım,,

tahta
30-12-2007, 21:38
kuranda yedinin özel bir anlamı var galiba nedense Tanrı bu 7 kelimesini pek çok seviyor
Yusuf 43'de kral rüyasında nedense yedi inekten bahseder...
yusuf rüya yorumun 7 sene kıtlık 7 sene bolluk olarak niteler
hicr 44'de cehennemin 7 kapısı olduğunu söyler
yedi uyurları söylemeye gerek yok herhalde

Fakat yedi kat gök olayı kanımca pek islamcı arkadaşların ayetleri tahrif ederek ahanda size yedi kat gök dediği şekilde değildir
zira fussilet 12'de *Böylece onları, iki günde yedi gök olarak yarattı ve her göğe görevini vahyetti. Ve biz, yakın semayı kandillerle donattık, bozulmaktan da koruduk. İşte bu, aziz, alim Allah'ın takdiridir. * **

demektedir....
burada yıldızları kandile benzemiş ki oda ayrı bir husustur
fakat yıldızların yeri yakın gök olarak nitelendirilmiştir ki eğer bahsedilen ayetteki husus atmosferin katları ise demekki yakın gök nitelendirilmesinden anlaşılmaktadır ki Tanrının 7 gök kavramı başka bir şey

keza

*Mülk * 3 *
(Mekkî 77) O ki, birbiri ile ahenktar yedi göğü yaratmıştır. Rahman olan Allah'ın yaratışında hiçbir uygunsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bir bak, bir bozukluk görebiliyor musun?

burada da dikkat çekmek istediğim husus yedi kat gökden bahsettikten sonra gözünü çevir de bak denilmektedir sanırım tanrı gök kavramını gözle görülebilecek bir şey sanmakta

*Nebe’ * 12 *
(Mekkî 80) Üstünüzde yedi kat sağlam göğü bina ettik.

acaba gök dediğimiz nesne bizim üstümüzemi bina edilmiştir yoksa o bizi çepecevre kuşatan birşeymidir...

ozgur_beyin
30-12-2007, 22:29
herşeye bir kulp takmak konusunda ne kadr mahirsin frodo.
sen bu kafirliğnle cehennemde kalacak ve yanacaksın :lol:
al sana birinci katın resmi görde ibret al.
http://antwrp.gsfc.nasa.gov/apod/image/0712/clouds_aguirre.jpg

spartacus
30-12-2007, 22:38
İbrahim dönemine baktığımızda, eğer farklı farklı İbrahimler yok ise(ki sanki İbrahim bir değil farklı kültürlerde farklı kişiler olarak da karşımıza çıkabiliyor) ve eğer gerçekten İbrahim Filistin bölgesinde yaşamış, Mısır'a gitmiş birisi ise ya da tamda o dönem Fenikeliler açısından andığımız İbrahim, Tanrı El'in (Sümer karşılığı Enlil) İbrahimi ise, 7 rakamına da bu dinsel motiflerede yine Sümer kaynaklarında erişmek mümkündür, teolojik mirasın da efsanevi mirasında kökeni Sümer'dir. Efsanevi atalar Sümer kaynaklarından beslenmiştir..

7 Rakamı 1 kez kutsal olmuştur artık(12 rakamıda öyledir). 5 Gezegen ve güneş, ay toplamından elde edilen bir 7 rakamıdır, bu gökcisimleri ise 7 yazgıcı(yazgıları belirleyen) büyük Sümer tanrılarını temsil eder...

Mısır'da 7 yıl kıtlık 7 yıl bolluk olması(Kenan inancında ayrıca).

Aşk tanrıçası İştar evlenmek istediği Gılgameş tarafından olumsuz karşılanınca hiddetleniyor. Gök Tanrısı An'dan Gılgameş'i yedi yıl olarak şahıslandırılmış Gök Boğası tarafından öldürtmesini istiyor. O da eğer O ölüdürülürse 7 yıl kıtlık olur diyor. İştar'da o yedi yılda ülkeyi besleyeceğini söylüyor, çünkü kendisi bereket tanrıçasıdır. 7 Yıl Bereket, 7 yıl Kıtlık.. (bu paragraf için faydanılan; kaynak:N.K.Sandars, The Epic of Gılgamesh, s.66, Aktaran:M.I.ÇIĞ, İbrahim Peygamber S.111))

Birde arada Bereket Kültü gereği ürünlerin ilkinin tanrılara adanması, sunulması vardır ki bu bahse girmiyoruz, Tevrat'da her doğanın ilkinin tanrıya adanması hikayeside özünde buradan gelir...

Kenan motifinde, Bolluk ve bereket Tanrısı Baal ile Ölüm Tanrısı Mot'un savaşmalarında yedi yıl biri, yedi yıl diğeri kazanıyor. Baal kazandığında bolluk, Mot kazandığında kuraklık ve kıtlık oluyor.

Kur'an'da ise Yusuf Suresi'nde bu masal anlatılır.
47. *Yûsuf dedi ki: "Yedi yıl âdetiniz üzere ekin ekeceksiniz. Yiyeceğiniz az bir miktar hariç, biçtiklerinizi başağında bırakın." *
48. "Sonra bunun ardından yedi kurak yıl gelecek, saklayacağınız az bir miktar hariç bu yıllar için biriktirdiklerinizi yiyip bitirecek."
49. "Sonra bunun ardından insanların yağmura kavuşacağı bir yıl gelecek. O zaman (bol rızka kavuşup) şıra ve yağ sıkacaklar."

Sümer'de 7 rakamı fazlasıyla kutsal ve çok şeyde kullanılıyor. 7 Dağı aşmak, 7 Kapı, 7 gün, 7 başak.........
tevrat'dan bir kaç örnek(anlatılar değil 7 esas alınmıştır);
Yaratılış 21:28
İbrahim sürüsünden yedi dişi kuzu ayırdı.

Yaratılış 29:20
Yakup Rahel için yedi yıl çalıştı. Rahel'i sevdiği için, yedi yıl ona birkaç gün gibi geldi.

Yaratılış 33:3
Kendisi hepsinin önüne geçti. Ağabeyine yaklaşırken yedi kez yere kapandı.

Yaratılış 41:6
Sonra, cılız ve doğu rüzgarıyla kavrulmuş yedi başak daha bitti.



Aslında o kadar çok örnek verilebilir ki, yinede şu ana kadar ortaya konanlar dahi yeterlidir. Birde insanları bozuk zemeberek haline getiren dinler ve aklı dışayan koşulsuz bağlılık(saplantı) var olduğu sürece tarihin ne anlattığı, *sadece aklı ve insan iradesini kavramış insanlar açısından değerli olacaktır.

tahta
30-12-2007, 23:40
kesinlikle sevgili spartacus
zira ben mesajımda belirtmiştim ama yine belirteyim kuranda cehennemin 7 kapılı olduğu yazılıdır

vgm.1
30-12-2007, 23:56
Açıldı *gökler *kapısı *
Rahmetle *dolu *hepisi *
Sekiz *Cennet'in *kapısı *
Açar *Allah *deyu *deyu * *Yunus Emre

Haberi yokmuş. Cennet kaç kapılı?
Saygılarımla;

frodo
31-12-2007, 02:52
Asıl ilginç olan Kuran 7 gök kavramını dile getirdiğinde kimsenin bu kavramdan bihaber olmayışıdır. Yani
kimse için yeni bir bilgi değildir bu. Bilinen ve inanılan bir inancı Kuran tekrar eder. Ne var bunda diye
düşünebilirsiniz. Buradaki sorun insanların kadim çağlarda oluşturduğu ve tamamen yanlış olan bir kozmik
anlayışın "Allah'ın kelamında" *tekrar edilmesidir.

Ne yazık ki bu kadar açık delillere rağmen insanlar 21.yy'da bile Kutsal Kitaplara evreni yaratan zekanın
ürünleri olarak bakabilmektedir.

frodo
18-01-2008, 21:18
Bu arada göklerin arasındaki mesafe ne kadardır ? Bu soru kafanızı kurcalarsa aşağıdaki hadis aydınlatıcı olur:

Hadis No : 1677
Ravi: Abbas İbnu Abdilmuttalib
Tanım: Batha nam mevkide, aralarında Resulullah (sav)'ın da bulunduğu bir grup insanla oturuyordum. Derken bir bulut geçti. Herkes ona baktı. Resulullah (sav): "Bunun ismi nedir bileniniz var mı ?" diye sordu. "Evet bu buluttur!" dediler. Resulullah (sav): "Buna müzn de denir" dedi. Oradakiler: "Evet müzn de denir" dediler. Bunun üzerine Resulullah (sav): "Anan da denir" buyurdu. Ashab da: "Evet anan da denir" dediler. Sonra Hz. Peygamber (sav): "Biliyor musunuz, sema ile arz arasındaki uzaklık ne kadardır?" diye sordu. "Hayır, vallahi bilmiyoruz!" diye cevapladılar. "Öyleyse bilin, ikisi arasındaki uzaklık ya yetmiş bir, ya yetmiş iki veya yetmiş üç senedir. Onun üstündeki sema(nın uzaklığı da) böyledir." Resulullah (sav) yedi semayı sayarak her biri arasında bu şekilde uzaklık bulunduğunu söyledi. Sonra ilave etti: "Yedinci semanın ötesinde bir deniz var. Bunun üst sathı ile dibi arasında iki ema arasındaki mesafe kadar mesafe var. Bunun da gerisinde sekiz adet yabani keçi (süretinde melek) var. Bunların sınnakları ile dizleri arasında iki sema arasındaki mesafe gibi uzaklık var, sonra bunların sırtlarının gerisinde Arş var, Arş'ın da alt kısmı ile üst kısmı arasında iki sema arasındaki uzaklık kadar mesafe var, Allah, bütün bunların fevkindedir" *

Kaynak: Tirmizi, Tefsir, Hakka, (3317); Ebu Davud, Sünnet 19, (4723); İbnu Mace, Mukaddime 13, (193)

Tumagü İskicap
18-01-2008, 23:13
Semavat çoğuldur, fakat gökler anlamına gelmez.
Arz ise tekildir. Ve ayağınızın bastığı topraktır.
Başınızın olduğu yer ise sema’dır.
Arz ile sema arasında kimi zaman 1 metre *bile yoktur, yoğunluğa göre değişgendir.

gercekisim
18-01-2008, 23:21
Sn. Bektaş;Siz kendinize göre yeni bir din icad etmişe benziyorsunuz.Neredeyse bütün mealleri yanlış kabul edip,yeni bir meal hazırlamayı mı düşünüyorsunuz?Şayet öyleyse sizin hazırlayacağınız yeni MEAL ne zaman piyasaya çıkacak?

Tumagü İskicap
19-01-2008, 23:12
syn. gerçek isim, size bir örnekleme sunayım.

Bir A4 ebatında kağıdı ele alalım ve ortasını noktalıyalım
Bu noktanın çevresini daire misalinde çizelim, A4 kağıdının ebadınca.
Çizdiğimiz nokta arz’dır ve etrafı bu arz noktamızın, semadır.

Bunun haricinde, Sema’yı tabaka tabaka üst üste dizilmişler anlamına getirmek
veya üst üste yığılmışlar halinde olanlar şeklinde anlamak hem gerçek dışıdır
hem de, Kuran’dan alınabilir dayanak değildir.
bu sebeple harun yahya belgeselleri Kuran mesaJ'ları ile örtüşmez.

Çünkü, Sema kelimesi aşağının yukarısı anlamına gelmez.
Yukarıda ki sunduğum örneklemenin dış çizgisiyle, nokta arasındaki hacmi belirten içeriği vardır sema kelimesinde.
Bu içerik esasıyla, hacim içinde *yaratılmışların, farklı kütleleri nispetinde ağırlıkları değişkendir.

selam.

frodo
26-08-2008, 19:53
Kuranda 169 kez "semavati" ifadesi geçiyor. Meallerde çoğunlukla semavati kelimesi "gökler" olarak çevrilmiş. Kozmoloji bilgimize göre bu çoğul ifade olan gökler anlamsız görünüyor.

Bu ayetler müteşabih olabilir mi acaba ?

pante
26-08-2008, 21:10
Kuranda 169 kez "semavati" ifadesi geçiyor. Meallerde çoğunlukla semavati kelimesi "gökler" olarak çevrilmiş. Kozmoloji bilgimize göre bu çoğul ifade olan gökler anlamsız görünüyor.

Bu ayetler müteşabih olabilir mi acaba ?

Bakalım olabiliyor mu sevgili Frodo?

Semavat=Gökler olarak çevrilebilir mi?
Hadi bu konuda esnek düşünüp Türkçe'ye tam karşılık olarak gökler değil de başka bir anlamda çevrilmesini olası görelim.
Bu gökadalar ya da gökadaların oluşturduğu tabakalar olabilir diyelim.

Ya da kimi İslamcıların sema=gök yerine, sema'nın gözle görülebilecek uzaklıktaki gök olduğunu kabul edelim. Bu durumda gözle görülebilenin bir kaç misli dahası olması nedeniyle semavat dendiğini varsayalım.

7 sayısını da müteşabih olarak düşünelim. Kureyşlilerde 7, 70 gibi rakamların çokluk ifade eden rakamlar olduğunu düşünelim.
Yani 7 gök dendiğinde evrendeki çok sayıda tabakayı anlayalım.

Peki ama en yakın gökte yıldızların olduğunu belirten ayeti de müteşabih mi sayacağız?

Saffet-6. İnna zeyyennes semaed dünya bi zınetinil kevakib

Biz dünya göğünü yıldızlarla süsleyip donattık.

Ayetteki "semaeddünya" en yakın gök olarak da çevriliyor.
Bu ayet, 7 göğü atmosfer tabakaları olarak tefsir edenleri çürütüyor.
Ayrıca diğer göklerde yıldız olmadığı anlamı çıktığından çelişki oluşturuyor.

Bununla bitmiyor. Mülk-5'e bakalım:

Ve lekad zeyyennessemaeddunya bimesabiyha ve ce'alnaha rucumen lişşeyatıyni ve a'tedna lehum 'azabesse'ıyri.

Andolsun ki biz, en yakın olan göğü kandillerle donattık. Bunları şeytanlara atış taneleri yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık.

Şeytanlar için atış tanesi olan yıldızlar ayetini de müteşabih sayarsak durumu kurtarabiliriz.

Bu durumda müteşabih olmayan kalmadı gibi. Ortada müphem bir bilgi de kalmadığından çelişkiler bertaraf edilmiştir. :)

Levent Ak
27-08-2008, 13:28
Sema lar arasındaki mesafeyi merak edenler için...



1661 - Hz.Abbas İbnu Abdilmuttalib (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Bathâ nâm mevkide, aralarında Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın da bulunduğu bir grup insanla oturuyordum. Derken bir bulut geçti. Herkes ona baktı. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):
"Bunun ismi nedir bileniniz var mı?" diye sordu.
"Evet bu buluttur!" dediler. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm):
"Buna müzn de denir" dedi. Oradakiler:
"Evet müzn de denir" dediler. Bunun üzerine Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) :
"Anân da denir" buyurdu. Ashab da:
"Evet anân da denir" dediler. Sonra Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm):
"Biliyor musunuz, sema ile arz arasındaki uzaklık ne kadardır?" diye sordu.
"Hayır, vallahi bilmiyoruz!" diye cevapladılar.
"Öyleyse bilin, ikisi arasındaki uzaklık ya yetmiş bir, ya yetmiş iki veya yetmiş üç senedir. Onun üstündeki sema(nın uzaklığı da) böyledir."
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yedi semayı sayarak her biri arasında bu şekilde uzaklık bulunduğunu söyledi. Sonra ilâve etti:
"Yedinci semânın ötesinde bir deniz var. Bunun üst sathı ile dibi arasında iki sema arasındaki mesafe kadar mesafe var. Bunun da gerisinde sekiz adet yabâni keçi (süretinde melek) var. Bunların sınnakları ile dizleri arasında iki semâ arasındaki mesafe gibi uzaklık var, sonra bunların sırtlarının gerisirıde Arş var, Arş'ın da alt kısmı ile üst kısmı arasında iki sema arasındaki uzaklık kadar mesafe var. Allah, bütün bunların fevkindedir."
Tirmizî, Tefsir, Hâkka, (3317); Ebû Dâvud, Sünnet 19, (4723); İbnu Mâve, Mukaddime 13, (193).
Bir rivâyette şu açıklama yer alır: "Bu hadisi Câmiu'1-Usül sâhibi, Kütüb-i Sitte'ye dâhil kitaplardan hiçbirine nisbet etmemiştir."
Katâde ve Abdullah'dan yapılan bir rivayet şöyle: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ashalbıyla birlikte otururken bir kısım bulutlar geçmişti:
"Bunun ne olduğunu biliyor musunuz? Bu, el-anân (denen buluttur), bu arzımızın sakasıdır. Allah Teâlâ bunu kendisine hiç ibâdet etmeyen bir kavme göndererek (su ihtiyaçlarını görür)" dedi. Bir müddet sonra devamla:
"Bu sema nedir biliyor musunuz? Dürülmüş bir dalga, korunmuş bir tavandır. Bunun üstünde diğer bir sema vardır" dedi ve böylece üst üste yedi semanın olduğunu söyledi. Sonra konuşmasına devamla:
"İkisi arasında ne (kadar uzaklık) var biliyor musuzıuz?" diye sorduktan sonra "Beş yüz yıl!" dedi. Sonra tekrar:
"Bunun gerisinde ne olduğunu biliyor musunuz? Bunun gerisinde su var. Suyun gerisinde Arş var. Allah, Arş'ın fevkindedir. Ademoğlunun ef'âlinden hiçbiri O'na gizli kalmaz" buyurdu. Sonra tekrar:
"Bu arz nedir, biliyor musunuz? Bunun altında bir diğer arz var, ikisi arasında beş yüz yıl var. Böylece yedi arzın varlığını birer birer saydı" hadisi zikretti."
1662 - Abdullah İbnu Mes'ud (radıyallâhu anh)'dan yapılan rivayette, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)şöyle buyurmuştur: "Allah yedi semayı yarattı. Her birinin kalınlığı beş yüz yıl yürüme mesafesidir. "
Derim ki: "Tirmizî'nin Câmi'inde yer alan Katâde hadisi, bazı takdim ve te'hirler, ziyâde ve noksanlarla Hasan Basri an Ebî Hüreyre tarikinden merfu olarak gelmiştir.
Allahu a'lem.

Xweser
29-08-2008, 00:51
Ey insan, biraz samimi ol samimi.. Batinin kesiflerini okuyup, aha bak Kuran'da ki su ifade bunu anlatiyor, mucize var demek nekadar samimi sizce ?

Kim Kuran'i okuyup, lambayi kesfetti ? isigi ? yer cekimini ? atomu ?

Kim örneklerini verirmisiniz lütfen..?

Kac kisi yer cekimi, gogun katmanlari, dunyanin sekli hakkinda Kuran'dan esinlenip kitaplar yazdi ?

Sevmediginiz yahudilerin kesiflerini neden sahipleniyorsunuz ?

7 kat gok mucizesini sahiplenen kardesler, gok kavraminin genis oldugunu ve katmanlarinin 7'den fazla oldugunu ogrenince de kivirip, 7 arapcada sonsuzu ifade eder deyip geciyorlar.. Kacis yok yani illa ki mucize cikacak..

Kuranla hasir ve nesir ulkelerin nekadar da ileri toplumlari olusturduklarini hepimiz goruyoruz.. !!!

Levent Ak
29-08-2008, 07:57
Ey insan, biraz samimi ol samimi.. Batinin kesiflerini okuyup, aha bak Kuran'da ki su ifade bunu anlatiyor, mucize var demek nekadar samimi sizce ?

Kim Kuran'i okuyup, lambayi kesfetti ? isigi ? yer cekimini ? atomu ?

Kim örneklerini verirmisiniz lütfen..?

Kac kisi yer cekimi, gogun katmanlari, dunyanin sekli hakkinda Kuran'dan esinlenip kitaplar yazdi ?

Sevmediginiz yahudilerin kesiflerini neden sahipleniyorsunuz ?

7 kat gok mucizesini sahiplenen kardesler, gok kavraminin genis oldugunu ve katmanlarinin 7'den fazla oldugunu ogrenince de kivirip, 7 arapcada sonsuzu ifade eder deyip geciyorlar.. Kacis yok yani illa ki mucize cikacak..

Kuranla hasir ve nesir ulkelerin nekadar da ileri toplumlari olusturduklarini hepimiz goruyoruz.. !!!


Evet katılıyorum;
Madem herşey kuranda yazıyor, niye bu nimetleri kullanmak için batının keşvetmesini bekliyorsun.
Aç kuranı bul suyla giden arabnın mucizesini, nakliyeni bedavaya getir, okullarına yarı bele kadar karda giden çocuklara bedava servis sağla.

Batı diyor biz nükleer enerjiyi bulduk... Siz, "ohooo o kuranda vardı zaten". Uçağı keşvettik... siz, "he he o zaten yazıyordu kuranda".

Madem hepsi var ve aradan 1400 sene geçmiş siz bir şeyi icat edememişsiniz, Allah yarın öbür gün size öteki tarafda sormayacak mı? Ben size o kadar kuran gönderdim mucizeleri içine sakladım, medeniyetin bütün sırlarını yazdım ama batının hıristiyanları, dinsizleri,yahudileri hepsini birer birer buldu keşfetti, hemide Kuranı okumadan. Siz orada hala sümsük sümsük oturuyorsunuz. Thuuu sizin kalıbınıza... deyince ne diyecek siniz?

ozedonus
29-08-2008, 09:35
Kuranın insanın sosyal hayatı ile ilgili olmayan ve serbest alan diye anılan bölümlerine müteşabih kavramlar kullandığını, ancak sosyal hayat ile ilgili emir ve yasaklar gibi konularda ise muhkem ve kesin kavramlar kullandığı konusunda eskiden beri İslam bilginleri arasında geniş bir görüş birliği vardır. Selefi bir kısım insanları bıraksak büyük çoğunluk müteşabihliği kuranın bir anlatım biçimi olduğunu Ali İmran süresinin 7.ayetinden de istifade ederek söylemişlerdir. Bu konuda onlar gibi düşünmemek için kendi açımdan bir gerekçe göremiyorum. Bunlar, döneme göre henüz görülmeyen ve bize göre henüz algılanmayan kavramların müteşabih(benzeri)nin verildiği konusunda görüş birliği içerisindedirler. Ne var ki çoğu insanlar devamlı bu yorumlanabilir ayetlerden kesin anlam çıkarmış, konuşturma sanatını (şeytan ademe dedi gibi)gerçekte olmuş gibi sanmışlardır. Ve müteşabihliği muhkemleştirerek bilimle çeliştirmişlerdir. Böyle bir anlatım biçimini yeğlemiş bir alanın tüm kavramlarından muhkem, kesin ve bilimsel gerçeklerle kıyaslayacak bir özelliği olamaz..

.Maalesef Hangi teori popüler ise kuran verileri o teorilerle ya doğrulanmakta veya yanlışlanmaktadır. Bunun mümkün teorilere göre açıklanmasının yanlış olduğunu düşünüyorum.


Sema kavramını da gün kavramı gibi değiik anlamları olan bir olgu olarak görebilir miyiz?Bilemiyoruz.Ancak din dilinin bilim dili ile uzlaştırılması çabasının yanlış olacağını düşünüyorum.Ancak bazı konmuların bilinemiyor olmasını günümüz şartlarına bağlama taraftarıyım.Ama tüm bunlara rağmen,söylemlerinin kafamızda soru işaretlerini bıraktığı da bir gerçek.Bu durumu daha çok 1400 yıl öncesinin durumundan haberdar olmayışıma bağlıyorum.

Kuranın her bilgiyle uyumlu olması gerektiğine dair bir durum var mıdır diye sorgulama içerisindeyim.Çünkü Ne Kur’an’da Allah’ın bütün ilimleri Peygambere öğrettiğinden bahsedilmektedir, ne Peygamberin kendisi böyle bir iddiada bulunmuştur, ne de birisi çıkıp, ilahiyat ve ruhaniyattan tıp, matematik, musiki ve astronomiye kadar Peygamberin herşeyi bilmesi gerektiği beklentisi içinde olmuştur.Kur’an, “Sana bilmediklerini öğretti” peygambere bildirmekte, ama “Sana bilmediğin herşeyi öğretti” dememektedir. Buna ek olarak, Peygambere demektedir ki, “De ki: Allahım, ilmimi arttır.” Eğer Hz.Muhammed herşeyi biliyor olsa ve Kuran herşeyi kapsıyor ise neden ilimin artırılması için kuranda kendisine emir gelsin.

Hz.Muhammedinn doktora göründüğünü ifade eden hadislere de rastladığımızda Hz.Muhammede Allahın her şeyi öğretmemiş olabileceğini görebiliriz. Yine bazı Kuran verilerinde peygamberin"Deki,ben sadece insanın,sadece bana vahiy geliyor.Veya ben gaybı bilmem.Göklerin anahtaralrı elimde değil" mealinde kurani ifadeler de bunu göstermektedir.Zemahşeri sekiz asır önce Kuranın toplumun batıl inançlarının kafasına göre konuştuğunu bile söylemektedir: “Şeytan çarpmasının sara hastalığına neden olduğu inancı, cahiliye Araplarının bâtıl inançlarından biriydi. Kur’an da onların inançlarına uygun olarak indi.”Bu peygamberler tarihini de onların inançlarına uygun indirmiş olabilir.Fakat yer ve zamanı göstermemesini ben önemsiyorum.

Hatta kuranın bu yorumlama biçimini konumumuzun esası olan kozmogoniden örneklendirelim. Yedi gök konusu İstisnasız eski müfessirlerin tamamı onu kolayca Batlamyus astronomisinin teorilerine uyguluyorlardı. (Neden yapmasınlardı ki? Çünkü bütün işaretler ona delalet ediyordu) Sadece ondokuz ve yirminci yüzyılın müfessirleridir ki (Arap ya da değil) bu ayetlere, yeni bilgilerin ışığında yeni bir tefsir gerektiği düşüncesine kapıldılar ve ortaya yeni anlamlar attılar.Şimdiler de bunu atmosfer tabakalarına yorumluyorlar.

Netice itibariyle, Kur’an ’ifadelerinin ilk başta(kimi zaman şiddetli biçimde) bilimle uyuşmadığını kabul ediyoruz. Bu durumda müşkülün giderilmesi ve sorundan kurtulmak için değişik yöntemler bulunacaktır: Ya uzak ihtimal tevillere başvurulur (müteşabihtir denir), ya Arap kültürü ile aynı dilin kullanıldığı fikrinin sonuçlarına katlanılır (Tarihsel dil)), ya dinin dili ile bilimin dilinin iki ayrı şey olduğu kabul edilir ve dinin dili bütünüyle metaforik ve temsili sayılır (şu an içinde bulunduğum görüş), ya bazı çağdaş kelamcılar gibi vahyin getirdiklerinin doğru ve yanlış ihtimalli olmadığı düşünülür, ya da mana Allah’tan ve lafız Peygamberden bilinir (Veliyyullah Dehlevi).Ama kesin olan bunların hepsi doğru bilgiye gitme yolunda önemli görüşler olup,sizin de eleştirilernizle daha çok gelişecek türden bilgiler olacaktır.

Levent Ak
29-08-2008, 11:47
Sayın Ozedonus,

Yazınızdan okuyup anladığım kadarı ile her ne kadar günümüz biliminin Kuran daki yazılan bazı bilgilerin doğru olmadığını kanıtladığını kabul etmenize rağmen yani daha açık söylemek gerekirse; Kuranı gönderen Allah'ın gönderdiği kitapta (herşeyi yaratan ve herşeyi bilen) yanlışlar olduğunu kabul etmenize rağmen, bu kitabın güvenilirliğini sorgulamak yerine, dünyadaki milyonlarca bu dine inanan insanların hata yaptığını sorgulamak yerine hala ona inanmaya devam edip onu hatalarıyla da olsa kabullenme yoluna mı gitmek istiyorsunuz yada tavsiye ediyorsunuz? o kısımı tam anlayamadım .

ozedonus
29-08-2008, 14:31
Sayın Ozedonus,

Yazınızdan okuyup anladığım kadarı ile her ne kadar günümüz biliminin Kuran daki yazılan bazı bilgilerin doğru olmadığını kanıtladığını kabul etmenize rağmen yani daha açık söylemek gerekirse; Kuranı gönderen Allah'ın gönderdiği kitapta (herşeyi yaratan ve herşeyi bilen) yanlışlar olduğunu kabul etmenize rağmen, bu kitabın güvenilirliğini sorgulamak yerine, dünyadaki milyonlarca bu dine inanan insanların hata yaptığını sorgulamak yerine hala ona inanmaya devam edip onu hatalarıyla da olsa kabullenme yoluna mı gitmek istiyorsunuz yada tavsiye ediyorsunuz? o kısımı tam anlayamadım .

Sevgili Levent Ak

Burada demek istediklerimi maddeler halinde yazayım.

1.Bilim dili ile din dili ayrı iki dildir.Bilim oluşum der,Din yaratma der.Bilim sebep der din Tanrı der.Bilim anlam der din İlah der.Kısacası bilim dili üzerinden din dilini eleştirmek yanlış bir metoddur.Din özellikle sosyal hayatın içinde olmayan bilgileri sembolik anlatımlarla verir.Bunun için 7 gök bu şekil bilinmelidir.

2.Kuranın bilimle çelişmesi Kuranın doğru olmadığı anlamına gelebilir mi diye soruyorum.Çünkü Kuranın çağı aşan konularda batıl inançlara göz yumduğunu düşünüyorum.Bir örneği mutezile bilgini zemahşerinin dediği gibi cin çarpması..Bence peygamberler tarihi de batıl mitolojik bilgilerle şişirilmiştir.Ancak Kuran burada tevrat ve incilin aksine olayları daha çok yer ve zamanı göstermeden vermiş ve olaydan alınacak derse ağırlık vermiştir.Yine evrimsel bir oluşumu ayet arasında verdiği halde direk ilk insan ademdir anlayışını kadırmak istememiştir.ve daha nice örnekler...

3.Bilimin tek gerçek yol olduğunu düşünmüyorum.Bilim anlam ve vicdan dünyası konusunda hala çok kısıtlı imkana sahip.Din ise tam tersine bir bilinçlenme yöntemine sahip..

Firestorm
21-07-2011, 00:23
Someyedler gökyüzünde (ya da göğün yedinci katında) oturan Num'a taparlar. Num "gök" anlamına gelmektedir.



1 - A. Castern, Reisen im Norden in der Jahren 1838-1844, Leipzig, 1953, 1953, s. 231 vd.




Yedince kata yerleşmiş tanrılardan birisi daha :)

Firestorm
21-07-2011, 00:26
Someyedler gökyüzünde (ya da göğün yedinci katında) oturan Num'a taparlar. Num "gök" anlamına gelmektedir.



1 - A. Castern, Reisen im Norden in der Jahren 1838-1844, Leipzig, 1953, 1953, s. 231 vd.


Yakutların Ürüng Ayı Toyon ya da Aybıt Aga (Aga "Baba") göğün yedinci katında beyaz mermerden bir tahtta oturur her şeyi yönetir ama yanlızca işler yapar(yani kimseyi cezalandırmaz).


Kaynak: Dinler tarihi giriş - Mircea Eliade

Yedince kata yerleşmiş bir çok tanrıdan örnekler...

Dark_Prince
21-07-2011, 01:00
Hepsi aynıdır,görülebilen 7 gezegen arasındaki katmanlardan dolayı tüm evrene 7 kat denilmiştir.Ben de yarın-birgün müslümanların 7 kat mucizelerini çürüteceğim,gerçi çok kez çürütüldü ama birde ben kendi çalışmamı ekliyim.İzninle bu miti de örnek olarak vereyim dostum?

Neva
02-09-2012, 17:14
Guncelleme.

Olimpiyat
02-09-2012, 17:17
Yedi gök nedir, ben de onu anlamıyorum.
Kur anda göğü genişleten Allahtan bahsedilir ve bu müslümanlar tarafından big bang e işaret diye adlandırılır.

Gökleri değil de, göğü genişlettiğine göre diğerleri genişlemiyor olmalı:)

Dark_Prince
07-10-2012, 01:48
.

Eski Mısır'da Mars'ın sıfatlarından birisi de Sakded-ef em hettet'dir. (Geriye doğru seyreden) . Bu merak tüm inançların şekillenmesinde temel etmenlerden birisini oluşturur.


Hocam şu ayetin bununla ilgisi olabilir mi;

Artık andolsun geri dönen yıldızlara. (Tekvir 15)

Ayetin orjinalinde yıldızlar yok fakat pek çok eski yorumcu da böyle yorumlamış, yıldızlar olarak, genelde tercih edilen bir çeviri de değil gerçi.

Jingo
25-10-2012, 13:53
Sn.Kurmay, inanan biri olarak cevap verme ihtiyacı hissettim çünkü bu konu dediğiniz gibi bilimden uzak islam alimlerini tevile zorlamıştır. Bu konuda size hak verdim.

Kuranda 7 gök kelimesi bugünkü bildiğimiz atmosferi ifade eder. Çünkü 7 göğün kalkan olduğu ifade edilir. Dünyamızı koruyan atmosferdir. O halde "7 gök" tabirinin atmosfere refere ettiği tartışmasızdır. Ancak sadece "gök" yani "sema" kelimesi evren-uzay anlamındadır. Bununla ilgili de birçok ayet gösterilebilir. Örneği "göğü genişleticiyiz" ayetinde 7 gök değil sadece gök kelimesi kullanılmıştır. Genişleyen ise evrendir. Bu ayırımı yapmazsanız kuranda çelişki olduğunu iddia edebilirsiniz.

Şimdi sadede gelelim. Aşağıdaki linkten atmosferin yani "7 göğün" insanın yaşayabilmesi için gerekli gaz karışımının sağlanabilmesi ve 7 katlı olabilmesi için planktonların önemine dair bilimsel bir yazı bulunuyor. Hatta atmosferin yaşama elveren oluşumu için planktonlar olmazsa olmaz görülüyor. Belki daha başka canlılar da bu oluşuma katkı sağlamıştır.

http://www.ntvmsnbc.com/id/25187105/

Bakara 29, işte bu gerçeği gözler önüne seriyor. Bilimden habersiz çevirmenler, çeviride çok önemli bir hata yapmış ve "yerde olanların hepsi" diye çevrilmiş oysa ayetin orjinaline bakarsanız "cemi'an" yani "topluca" (zaten türkçeleşmiş bir kelimedir cem') olduğunu görürsünüz. Arapçada hepsi kelimesinin karşılığı "küllühüm" dür. Demek ki Bakara 29.ayet atmosferin 7 katlı olabilmesi için gerekli bazı canlıların topluca yaratılmasını haber veriyor. Bu bir çelişki değil bilimsel bir gerçektir. Oysa kurandaki "gök" tabirleri uzayı ifade ettiği için yerküre anlamındaki "ard"ın bigbang'den çok sonra oluştuğu gerçeği de yine kuran ile bilimsel verilerin tam bir uyum içerisinde olduğunu gösteriyor.

Sizin bu iddianız şurada çürütülmüş.

http://www.mucizeyalanlari.com/yedi-kat-gok-ve-atmosferin-katmanlari/

Şimdi bu iddianız çürütüldüğü için, sizin sıradaki cümleniz de şöyle olacak: "Oradaki 7 kat, manevi anlamdadır. Atmosferdeki katmanları ifade etmiyor."

Mesela Yaşar Nuri Öztürk, bu "7 kat" olayını bu şekilde açıkladı. Atmosfer ile falan değil.

bymehmet
25-10-2012, 14:21
ikinci olarak sizin açıklamanıza gelelim. yine cok zorlama bir acıklama olmuş. 7 gökün atmosfer olma ihtimali yok çünkü fussilet ayetinde görüldüğü gibi birinci gök kandillerle süslenmiş yani yıldızlar. atmosferde yıldız mı var? ve benim bu fussilette bilimle ters düşüyor dememin asıl sebebi big bang ve dünyanın ve çevremizdeki yıldızların yaşı ama siz gelmişssiniz big bang kuranla bilimsel veriler halinde tam uyumlu diyorsunuz okuduklarınızı bilgilerinizle bağdaştıramıyormusunuz? fussilet 9/12 ayetleriyle big bang nasıl uyuyor? ya big bangi bilmiyorsunuz yada ayeti anlayamıyorsunuz bir kere daha bu ayetlerle big bangi düşünmenizi tavsiye ederim...
Öncelikle fussuleti buraya yapıştıralım.
FUSSİLET
9-De ki: “Siz mi yeri iki günde (iki evrede) yaratanı inkâr ediyor ve O’na ortaklar koşuyorsunuz? O, âlemlerin Rabbidir.”
10-O, dört gün içinde (dört evrede), yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı, orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti.
11-Sonra duman hâlinde bulunan göğe yöneldi; ona ve yeryüzüne, “İsteyerek veya istemeyerek gelin” dedi. İkisi de, “İsteyerek geldik” dediler.
12-Böylece onları, iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk. İşte bu, mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah’ın takdiridir.

Kırmızı cümlenizdeki "birinci gök" ya da "en yakın gök" kavramının kurani bir temeli yoktur. Birilerinin yorumudur. Kuranda fussulet 12 de geçen ifade "sema ed dünye" yani dünyanın semasıdır. "Sema" kelimesinin tek başına uzay-evreni ifade ettiğini söylemiştim. Aynı ayette bir önceki "yedi gök" ifadesi ise atmosferi ifade etmektedir. Kuranın arapça orjinali ortada, kaldı ki o ayeti benim dediğim gibi "dünyanın seması" olarak çeviren onlarca mealci de ortada, ( Bknz. http://www.kuranmeali.org/41/fussilet_suresi/1.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx) ama siz ısrarla birilerinin yanlış anlaşılmaya sebep olan mealini kullanmayı tercih ediyorsunuz. Elbette insanın kendi aklıyla yaptığı tercihlere kimse karışmıyor, serbestsiniz. Ancak kasıtlı bir anlam çarpıtması yapılmasına elbette karşı çıkabiliriz.

Şimdi öncelikle bilimsel kronolojiyi yazalım.

1-Evren
2-Evren içinde dünya
3-Atmosfer

Şimdi kuranın kronolojisini yazalım.

1-Evren (sema)
2-Dünya (ard)
3-Atmosfer (yedi gök)

Fussilet, Bakara veya kuranın tümünden istediğiniz herhangi bir ayetin bu sıralamaya aykırı olduğunu iddia edemezsiniz. Kuranda "yedi gök" (atmosfer) her zaman yeryüzünden (ard) sonra, sadece "gök" (evren) ise her zaman yeryüzünden önce tasvir edilmiştir.

bymehmet
25-10-2012, 14:28
Sizin bu iddianız şurada çürütülmüş.

http://www.mucizeyalanlari.com/yedi-kat-gok-ve-atmosferin-katmanlari/

Şimdi bu iddianız çürütüldüğü için, sizin sıradaki cümleniz de şöyle olacak: "Oradaki 7 kat, manevi anlamdadır. Atmosferdeki katmanları ifade etmiyor."

Mesela Yaşar Nuri Öztürk, bu "7 kat" olayını bu şekilde açıkladı. Atmosfer ile falan değil.

Sn.Jingo, konu mucize iddiası ya da yalanlaması değil. Yine de kısaca cevap vereyim. Herkes başka bir katman sayısı belirleyebilir. Ancak en yaygın olanı (sanırım kimyasal ayırım) 7 katman veya 5 ana ve 2 ara katman olarak belirlenmiştir. Kuranda 7 katmanla ifade edilmiştir. Bunu sağa sola çekmeye gerek yoktur. Önemli olan 7 gökle atmosferin ifade edilmesidir.

Jingo
25-10-2012, 14:32
Sn.Jingo, konu mucize iddiası ya da yalanlaması değil. Yine de kısaca cevap vereyim. Herkes başka bir katman sayısı belirleyebilir. Ancak en yaygın olanı (sanırım kimyasal ayırım) 7 katman veya 5 ana ve 2 ara katman olarak belirlenmiştir. Kuranda 7 katmanla ifade edilmiştir. Bunu sağa sola çekmeye gerek yoktur. Önemli olan 7 gökle atmosferin ifade edilmesidir.

Bu verdiğiniz bilgi ile ilgili bilimsel bir makale alabilir miyiz?

Herkes kendine göre belirliyorsa bana göre 30 katmandır o zaman.

Bu arada konu dağılmasın tabi. Çelişkiyle ilgili ne düşünüyorsunuz?

bymehmet
25-10-2012, 14:41
Bu verdiğiniz bilgi ile ilgili bilimsel bir makale alabilir miyiz?

Herkes kendine göre belirliyorsa bana göre 30 katmandır o zaman.

Bu arada konu dağılmasın tabi. Çelişkiyle ilgili ne düşünüyorsunuz?

http://www.mucizeyalanlari.com/yedi-kat-gok-ve-atmosferin-katmanlari/

Bunu sizin verdiğiniz link söylüyor, britanica 11 katmana ayırmış, nasa 5 katmana ayırmış, hatta "4 Ve 6 katmanlı modeller de oldukça yaygındır" diye bir ifade var. Kendi kaynağınızı mı yalanlıyorsunuz? Kendi iddianızı benim iddiam gibi gösterip mantık hatasına nasıl düşüyorsunuz? Sizi rasyonelliğe davet ediyorum.

Firestorm
25-10-2012, 14:54
http://www.mucizeyalanlari.com/yedi-kat-gok-ve-atmosferin-katmanlari/

Bunu sizin verdiğiniz link söylüyor, britanica 11 katmana ayırmış, nasa 5 katmana ayırmış, hatta "4 Ve 6 katmanlı modeller de oldukça yaygındır" diye bir ifade var. Kendi kaynağınızı mı yalanlıyorsunuz? Kendi iddianızı benim iddiam gibi gösterip mantık hatasına nasıl düşüyorsunuz? Sizi rasyonelliğe davet ediyorum.

Günümüz bilm dünyasında genellikle 5 katman modeli kabul edilir. Örneğin Amerikan NASA (Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi Kuruluşu) atmosferi 5 katmana ayırır.
bkz. http://www.nasa.gov/audience/forstud…ftoff_atm.html
ve
http://www.centennialofflight.gov/es…re/DI139G1.htm


Bence yeteri kadar incelemiyorsunuz. Üst kısımdaki yazılar makaleden alıntıdır.

bymehmet
25-10-2012, 14:59
Sn,Firestorm bunları hepsini daha önce de okumuştum zaten yabancı değilim mucize konularına. Bunların yeri burası değil.

Sn.Jingo'nun tepkisini yanlış anlamışım, heralde benim "herkes" dememe tepki göstermiş.

"Herkes başka bir katman sayısı belirleyebilir." Bu ifade bana ait.

Bu konudaki 16.mesajımdaki "herkes" kelimesini "her otorite" diye değiştiriyorum.

bymehmet
25-10-2012, 15:08
mehmet bana atmosferdeki kandilleri göstersene atmosferde kandilmi var?? kurana göre 7 gök var bununda en yakın göğü kandilrele süslü yani yıldızlarla yani suan bizim görebildiğimiz evren birinci gök kurana göre. daha ne atmosferinden bahsediyorsun. hala safsatalarla geliyorsun.

birde hala benim asıl anlatmak istediğim çelişki hakkında bir açıklamanı göremedim?

Kurmay kardeşim, "en yakın gök" diye bir tabir yanlıştır. Doğrusu "dünyanın göğü" olacak diyorum, verdiğim linkten çevirilere bakabilirsin. Hatta arapçasını da yazdım yukarı "sema ed dünye" türkçesi "dünyanın seması" anlamına geliyor, dolayısıyla sana atmosferde yıldız gösteremiyecem :)

sema=gök
ed= ingilizcedeki "of" ile aynı
dünye= dünya

Dersen ki peki bunca kişi niye dunya kelimesini "yakın" diye çevirmiş o halde cevap verebilirim. Çünkü "dan" yakın demek ve "dünya" kelimesi en yakın anlamına da gelir. Ancak dünya-yeryüzü anlamına da gelir. Bunlar kesinlikle zorlama değildir, basit bir sözlük bilgisidir. İki anlamdan birinin tercih edilmesi sözkonusu ben bunun bilimsel bilgiler ışığında "dünya" olması gerektiğini iddia ediyorum. 100 yıl önceki çeviride yakın diye geçmiş olması, benim en doğal hakkım olan aklımı kullanarak doğru anlamını anlamama engel olmamalıdır.

Bu konuda tartışılacak başka bir husus varsa konuşabiliriz. Sevgi ile kalın.

Jingo
25-10-2012, 15:58
Güzel kardeşim en başından beri zaten çelişki olmadığını açıkladım. Sen bazı ayetlerde göğün bazı ayetlerden yerin önce yaratıldığını ve bunun çelişki olduğunu iddia etmiştin. Ben de "yedi gök" ile "gök" kelimelerinin ayrı anlamları olduğunu ilkinin "atmosfer" diğerinin "evren-uzay" anlamına geldiğini kurandan ayetlerle gösterdim. Eğer istenirse daha detaylı bir çalışmayla bu anlam farkına başka örnekler de gösterilebilir. Buna göre kuranda 1-evrenin geneli 2-yeryüzü 3- yeryüzünün atmosferi yaratılmıştır. Sonra bu kronolojinin günümüzün çağdaş bulgularıyla birebir aynı olduğunu gösterdim. Bunları anlayıp da ikna olmadıysan benim yapabileceğim birşey yok, dediklerimi kabul etmiyorsan maalesef ekleyebileceğim başka bir bilgi de yok.

Yanlış.

Bazı ayetlere göre önce yer, sonra gök/gökler yaratılmıştır.

"Göğü yükselttik." diyor Kuran'da.

Bu ifadeye göre, önce yer'in yaratılmış olması lazım ki, göğü "yükseltebilsin".

Aksi halde kendi kendinizle çelişirsiniz.

Önce gök yaratılmışsa, "gök nasıl yükseltiliyor" söyler misiniz?

bymehmet
25-10-2012, 16:50
Yanlış.

Bazı ayetlere göre önce yer, sonra gök/gökler yaratılmıştır.

"Göğü yükselttik." diyor Kuran'da.

Bu ifadeye göre, önce yer'in yaratılmış olması lazım ki, göğü "yükseltebilsin".

Aksi halde kendi kendinizle çelişirsiniz.

Önce gök yaratılmışsa, "gök nasıl yükseltiliyor" söyler misiniz?

Eksik bilginizden ötürü size yanlış geliyor. Ayette geçen ifade "rafae semkehe" yani birebir çevirisi "tavanını kaldırdı" demektir. Bazı çevirilerde benim dediğim birebir çeviri yapılmışken, bazılarında ise sadece yükseltti gibi bir ifade kullanılmıştır, elbette bu işi yapanlar kurana sizin gözünüzle bakmadıkları için bunda bir sakınca görmemişler ve ne kadar kısa olursa o kadar anlaşılır olacağını düşünmüşler. "semk" kelimesi aynı zamanda kalınlık (bir tahtanın kalınlğı, bir duvarın kalınlığı gibi) ve yoğunluk anlamında da kullanılmaktadır. Günümüz çağdaş dinamik evren modeline göre uzay zamanda başlangıcı olan sınırlı bir alandır. Genişleyen bir evrende ayetten anlaşılan ister tavan genişliği olsun ister kalınlık olsun sınır artacaktır. Kuranda önceleri yer ve göğün bitişik olduğu ve sonradan ayrıldığını bildiren ayet, göğün genişlediğini bildiren ayet ve bu ayetteki ifade günümüz dinamik evren modelini bize tasvir etmektedir.

Kurmay kardeşim, sen gülerken ben de başta dinler olmak üzere herşeyi o kadar didik didik eden öylesine sorgulayan bir kitlenin nasıl olur da kritik düşünemediğini hayretle izlemeye devam edeyim.

Jingo
25-10-2012, 17:48
Eksik bilginizden ötürü size yanlış geliyor. Ayette geçen ifade "rafae semkehe" yani birebir çevirisi "tavanını kaldırdı" demektir. Bazı çevirilerde benim dediğim birebir çeviri yapılmışken, bazılarında ise sadece yükseltti gibi bir ifade kullanılmıştır, elbette bu işi yapanlar kurana sizin gözünüzle bakmadıkları için bunda bir sakınca görmemişler ve ne kadar kısa olursa o kadar anlaşılır olacağını düşünmüşler. "semk" kelimesi aynı zamanda kalınlık (bir tahtanın kalınlğı, bir duvarın kalınlığı gibi) ve yoğunluk anlamında da kullanılmaktadır. Günümüz çağdaş dinamik evren modeline göre uzay zamanda başlangıcı olan sınırlı bir alandır. Genişleyen bir evrende ayetten anlaşılan ister tavan genişliği olsun ister kalınlık olsun sınır artacaktır. Kuranda önceleri yer ve göğün bitişik olduğu ve sonradan ayrıldığını bildiren ayet, göğün genişlediğini bildiren ayet ve bu ayetteki ifade günümüz dinamik evren modelini bize tasvir etmektedir.



Hiç alakası yok.

Başka bir yerde yazdığım yazıyı tekrar vereyim.



Kuran, göğü "çatı/kubbe/tavan" şeklinde tanımlamıştır.

Tur 5 = Ves sakfil merfûi.

Tur 5 = yükseltilmiş tavana (Diyanet yeni)
Tur 5 = Yükseltilmiş tavana (Elmalılı Hamdi Yazır)

Ayetteki "es sakfi" kelimesi "tavan, yeryüzünün tavanı" anlamına gelir. Kuran'a göre "yeryüzünün tavanı" vardır!

* * *

Mesela bu "çatı/tavan" kelimesi, Nahl 26'da da geçer... Bakınız:

Nahl 26 = Kad mekerellezîne min kablihim fe etallâhu bunyânehum minel kavâıdi fe harre aleyhimus sakfu min fevkıhim ve etâhumul azâbu min haysu lâ yeş’urûn(yeş’urûne).

Nahl 26 = Onlardan öncekiler de (peygamberlere) hile yapmışlardı. Sonunda Allah da onların binalarını temellerinden söktü üstlerindeki tavan da tepelerine çöktü. Bu azap onlara, farkedemedikleri bir yerden gelmişti.

Ayette "tavan" kelimesini, yani "es sakfu" kelimesini görebiliyorsunuz... Ayette "sakfu" olarak verilmiştir...

* * * * *

Yine benzer bir örnek, Zuhruf suresinden:

Zuhruf 33 = Ve lev lâ en yekûnen nâsu ummeten vâhıdeten le cealnâ limen yekfuru bir rahmâni li buyûtihim sukufen min fıddatin ve meârice aleyhâ yazherûne.

Zuhruf 33 = Şayet insanların küfürde birleşmiş bir tek ümmet olması (tehlikesi) bulunmasaydı, Rahmân'ı inkâr edenlerin evlerinin tavanlarını ve çıkacakları merdivenleri gümüşten yapardık.

Ayette "sukufen" kelimesini görebilmektesiniz... "Tavanlar" anlamına gelir...

* * *

Gaşiye 18 = Ve iles semâi keyfe rufiat.

Gaşiye 18 = Göğe bakmıyorlar mı, nasıl yükseltilmiş? (Elmalılı)

Ayetteki “rufiat” kelimesi, “yükseltilmiş” anlamına gelir…

* * *

Naziat 27,28 = Sizi yaratmak mı daha güç, yoksa gökyüzünü yaratmak mı, ki onu Allah bina etti, onu yükseltip düzene koydu.

* * *

Fatır 41 = Doğrusu, zeval bulmasın (düşmesin) diye gökleri ve yeri tutan Allah'tır.

Bu ayetteki "es semâvâti" kelimesi, "samalar, gökler" anlamına gelmektedir. "emseke-humâ" kelimesi ise, "o ikisini tutar" anlamına geliyor.

* * *

Hac 65 = Göğü de, kendi izni olmadıkça yer üzerine düşmekten korur.

Hac suresi 65. ayette de görüyoruz ki, Muhammed'e göre gökler "tavan" gibidir (yazıda detayları verilmişti) ve bu göklerin "düşmemesi" için "Allah"ın gücü gerekmektedir. Ayetteki "en tekaa" kelimesi, "düşmek" anlamına geliyor...



Gördün mü bak?

Allah, göğü yükseltmiş. Düşmesin diye tutuyor.

Bilime aykırı bir durum.

Eksik bilgimiz olduğunu sanmıyorum.

Ayrıca, "Kurmay"ın gösterdiği çelişkiyi de açıklayamamışsınız.

Kolay gelsin.

istatistik
25-10-2012, 18:15
7 gök konusunda çelişki olmadığını savunan arkadaşlarımız olduğunu görmekteyim. Ayetleri bir kez daha hatırlatarak kendilerine bir kaç soru sormak istiyorum:


FUSSİLET
9-De ki: “Siz mi yeri iki günde (iki evrede) yaratanı inkâr ediyor ve O’na ortaklar koşuyorsunuz? O, âlemlerin Rabbidir.”
10-O, dört gün içinde (dört evrede), yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı, orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti.
11-Sonra duman hâlinde bulunan göğe yöneldi; ona ve yeryüzüne, “İsteyerek veya istemeyerek gelin” dedi. İkisi de, “İsteyerek geldik” dediler.
12-Böylece onları, iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk. İşte bu, mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah’ın takdiridir.

BAKARA
29-O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan, sonra göğe yönelip onları yedi gök hâlinde düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir.

Burada behsi geçen 7 gök kavramını bilimsel bir temele oturtmaya çalışan arkadaşlarımız bana, 7 gök olarak tabir ettikleri atmosfer tabakalarını yazabilirler mi?

Daha sonra, bize en yakın olan atmosfer tabakasındaki şu kandilleri de gösterebilirlerse kendilerine çok müteşekkir olurum.

Kandil olarak bahsi geçen yapıların yıldızlar olduğu yönünde ifadeleri başka tartışmalarda da görmüştük. Peki, bize en yakın yıldız olan "Güneş" bu bahsi geçen 7 gök katmanı içerisinde tam olarak nerede yer almakta?

bymehmet
25-10-2012, 19:23
Hiç alakası yok.

Başka bir yerde yazdığım yazıyı tekrar vereyim.



Gördün mü bak?

Allah, göğü yükseltmiş. Düşmesin diye tutuyor.

Bilime aykırı bir durum.

Eksik bilgimiz olduğunu sanmıyorum.

Ayrıca, "Kurmay"ın gösterdiği çelişkiyi de açıklayamamışsınız.

Kolay gelsin.

Bu kadar detaya girmeniz beni şaşırttı doğrusu, eğer alıntı değil de kendi çalışmanız ise gerçekten tebrik ederim. Ancak benim de detaya girmemi zorunlu kıldınız. Çoğu kimse okumayacak bile ama ben yine de yazayım.

Sn.Jingo verdiğiniz ayetlerde "sakf" kelimesi geçer ki bu kelime tavan anlamındadır ve bir tabanı gerektirir. Bu konuda haklısınız. Ancak naziat süresindeki kelimenin ne olduğuna bakmamışsınız bile.

Naziat 27: Refea semkehâ fe sevvâhâ.

1. refea : yükseltti
2. semke-hâ : onun boyu, tavanı, yüksekliği
3. fe sevvâ-hâ : sonra da onu sevva etti, dizayn edip düzenledi

Gördüğünüz üzere burada geçen kelime "semk" tir. Bu kelime kalınlık, yükseklik, 3 boyutlu bir nesnenin en alt ucu ile en üst ucu arasındaki mesafeyi ifade eder. Haliyle cümleye göre tavan olarak da çevrilebilir. Ancak çatı anlamında bir tavanı ifade etmez. Bundan dolayı burada "sakf" kelimesi değil "semk" kelimesinin kullanılması esas konumuz olan yer-gök-yedigök yaratılış sıralamasında önemlidir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli şey, Naziat 27 de yerin tavanından değil, göğün yüksekliğinden sözediliyor olmasıdır.

Naziat 26-27-28 : Sizi yaratmak mı daha zor yoksa göğü mü? Onu bina etti, tavanını yükseltti ve onu düzenledi. Sonra yeri yaydı, ondan sularını çıkardı ve bitkilerini de.

Açıkça görülüyor ki Naziat yerin tavanından sözetmiyor, göğün yüksekliğinden sözediyor. Hatırlarsanız sizin ilk iddianız bu ayetin yerin tavanını ifade ettiği dolayısıyla önce yerin yaratılmış olması gerektiği idi. Bir tabanı gerektirmeyen "semk" kelimesi yükseklik anlamına gelse de türkçede "yüksekliğini yükseltti" veya "yüksekliğini kaldırdı" diye çevrilmesi gereken ayet garip geleceği için tavan kelimesinin kullanılması tercih edilmiştir. Bunun alternatifi "yüksekliğini arttırdı" olacaktı ki bu sefer "rafae" kelimesinin yanlış çevrildiği iddia edilebilirdi. "rafae" kelimesi birşeyi (yerden vs.) kaldırmak, raf gibi bir yüksekliğe bırakmak, yükseltmek anlamlarına gelir. Gördüğünüz gibi arapçadan türkçeye çeviri yapmak matematiğe benzemiyor.

O halde bu ayete göre "gök" yerden önce yaratılmıştır. Yedi gök değil.

Tur 5 te geçen "sakf" kelimesi ise birebir tavan anlamındadır ve bir tabanı gerektirir, bu taban da yer olduğuna göre ima edilen tavan yerin tavanıdır.

Jingo
25-10-2012, 19:55
Bu kadar detaya girmeniz beni şaşırttı doğrusu, eğer alıntı değil de kendi çalışmanız ise gerçekten tebrik ederim. Ancak benim de detaya girmemi zorunlu kıldınız. Çoğu kimse okumayacak bile ama ben yine de yazayım.

Sn.Jingo verdiğiniz ayetlerde "sakf" kelimesi geçer ki bu kelime tavan anlamındadır ve bir tabanı gerektirir. Bu konuda haklısınız. Ancak naziat süresindeki kelimenin ne olduğuna bakmamışsınız bile.

Naziat 27: Refea semkehâ fe sevvâhâ.

1. refea : yükseltti
2. semke-hâ : onun boyu, tavanı, yüksekliği
3. fe sevvâ-hâ : sonra da onu sevva etti, dizayn edip düzenledi

Gördüğünüz üzere burada geçen kelime "semk" tir. Bu kelime kalınlık, yükseklik, 3 boyutlu bir nesnenin en alt ucu ile en üst ucu arasındaki mesafeyi ifade eder. Haliyle cümleye göre tavan olarak da çevrilebilir. Ancak çatı anlamında bir tavanı ifade etmez. Bundan dolayı burada "sakf" kelimesi değil "semk" kelimesinin kullanılması esas konumuz olan yer-gök-yedigök yaratılış sıralamasında önemlidir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli şey, Naziat 27 de yerin tavanından değil, göğün yüksekliğinden sözediliyor olmasıdır.

Naziat 26-27-28 : Sizi yaratmak mı daha zor yoksa göğü mü? Onu bina etti, tavanını yükseltti ve onu düzenledi. Sonra yeri yaydı, ondan sularını çıkardı ve bitkilerini de.

Açıkça görülüyor ki Naziat yerin tavanından sözetmiyor, göğün yüksekliğinden sözediyor. Hatırlarsanız sizin ilk iddianız bu ayetin yerin tavanını ifade ettiği dolayısıyla önce yerin yaratılmış olması gerektiği idi. Bir tabanı gerektirmeyen "semk" kelimesi yükseklik anlamına gelse de türkçede "yüksekliğini yükseltti" veya "yüksekliğini kaldırdı" diye çevrilmesi gereken ayet garip geleceği için tavan kelimesinin kullanılması tercih edilmiştir. Bunun alternatifi "yüksekliğini arttırdı" olacaktı ki bu sefer "rafae" kelimesinin yanlış çevrildiği iddia edilebilirdi. "rafae" kelimesi birşeyi (yerden vs.) kaldırmak, raf gibi bir yüksekliğe bırakmak, yükseltmek anlamlarına gelir. Gördüğünüz gibi arapçadan türkçeye çeviri yapmak matematiğe benzemiyor.

O halde bu ayete göre "gök" yerden önce yaratılmıştır. Yedi gök değil.

Tur 5 te geçen "sakf" kelimesi ise birebir tavan anlamındadır ve bir tabanı gerektirir, bu taban da yer olduğuna göre ima edilen tavan yerin tavanıdır.

Konudan koptuk biraz, arkadaş kızacak bize.

* * *

Göğü "tavan" gibi görmüş Allah. Bunu kabul ediyorsunuz bak.

Peki gök "tavan" mıdır?

Kandillerle falan da donatmış bu tavanı. Şeytana atımlık yıldızlar falan...

Gökyüzünü "bir evin çatısı" gibi düşünüyor galiba Allah, ne dersiniz?

* * *

Göğü direksiz yükseltmiş.

Düşmesin diye de tutuyor.

Ayetleri verdik.

Alıntı değil evet, çalışma bana ait.

"Göğü yükseltmiş." diye ayetler var mı?

Var.

O zaman "Önce gök yaratılmış." diyemezsiniz.

Önce gök yaratılmışsa, gök nasıl yükseltiliyor söyler misiniz?

Önce "yer" yaratılmış olması lazım ki, sonra gökleri "yükseltebilsin"

* * *

Şu videoyu izleyin, daha çok bilgi verecektir.

Dakika 9:30'dan itibaren izleyin.

Göklerin nasıl "yükseltildiğini" görsel olarak aktarmış.

Üstelik, Kuran ayetleriyle.

Ayetlerin anlamlarını araştırabilirsiniz, bilime aykırılık değişmiyor.

Link:

Video sitemizde daha once asilmisti. Tesekkurler.

http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=436579&postcount=10

Neva
25-10-2012, 20:42
Konudan koptuk biraz, arkadaş kızacak bize.

* * *

Göğü "tavan" gibi görmüş Allah. Bunu kabul ediyorsunuz bak.

Peki gök "tavan" mıdır?

Kandillerle falan da donatmış bu tavanı. Şeytana atımlık yıldızlar falan...

Gökyüzünü "bir evin çatısı" gibi düşünüyor galiba Allah, ne dersiniz?

* * *

Göğü direksiz yükseltmiş.

Düşmesin diye de tutuyor.

Ayetleri verdik.

Alıntı değil evet, çalışma bana ait.

"Göğü yükseltmiş." diye ayetler var mı?

Var.

O zaman "Önce gök yaratılmış." diyemezsiniz.

Önce gök yaratılmışsa, gök nasıl yükseltiliyor söyler misiniz?

Önce "yer" yaratılmış olması lazım ki, sonra gökleri "yükseltebilsin"

* * *

Şu videoyu izleyin, daha çok bilgi verecektir.

Dakika 9:30'dan itibaren izleyin.

Göklerin nasıl "yükseltildiğini" görsel olarak aktarmış.

Üstelik, Kuran ayetleriyle.

Ayetlerin anlamlarını araştırabilirsiniz, bilime aykırılık değişmiyor.





Sayin jingo;

Bilime aykiri olmasi ayri bir konu, ancak kitabin kendi donemine gore icinde bir tutarsizlik yok anlatimda.

Oncelikli olarak, yer veya gok yaratilmamistir. Ikisi ayni zamanda yaratilmistir ham(islenmemis) haliyle.

Gok'un yukseltilebilmesi icin, yer'in yaratilmasina gerek yoktur, zira ayet var, kitaba gore yer+gok yaratilisi , ars henuz su uzerindeyken gerceklestirilir.

O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için, henüz Arş'ı su üstünde iken gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratandır. Böyle iken “Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz” desen, inkârcılar “Mutlaka bu, apaçık bir büyüdür” derler.


Fussilet 11 var zira.

Gogun direksiz olarak yukseltilmesi de, kendi donemine gore siradisi bir anlatim degil, zira asagida su var hala.. Ars' da suyun uzerinde.

Ars her zaman goktedir semavi dinlerin inancinda, hicbir zaman asagida (yerde) olmaz.

Bu baglamda sizin soyleminiz, tanriya zoraki yer'i yarattirmak(oncelikli) olur. Oysa kitap tam tersini soyluyor, ikisini ayni anda yarattim ars su uzerindeyken diyor, sonra yukselttim ve duzenledim diyor.

Is bitecek ki ars'a istiva etsin.

Gok tabi ki kitaba gore korunmus tavandir. Orada haklisiniz.

O konuda da ayet var.

Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin. Büyük bir güç olmadıkça geçip gidemezsiniz.

Yani yerler ve gokler (7'ser kat), ucu, bucagi(meallere gore cap'i cevresi vs.si artik neyse) olan bir yapidir.

Oyle ha deyince gecip gidilemez, kitaba gore.

Neva
25-10-2012, 21:12
Bu kadar detaya girmeniz beni şaşırttı doğrusu, eğer alıntı değil de kendi çalışmanız ise gerçekten tebrik ederim. Ancak benim de detaya girmemi zorunlu kıldınız. Çoğu kimse okumayacak bile ama ben yine de yazayım.

Sn.Jingo verdiğiniz ayetlerde "sakf" kelimesi geçer ki bu kelime tavan anlamındadır ve bir tabanı gerektirir. Bu konuda haklısınız. Ancak naziat süresindeki kelimenin ne olduğuna bakmamışsınız bile.

Naziat 27: Refea semkehâ fe sevvâhâ.

1. refea : yükseltti
2. semke-hâ : onun boyu, tavanı, yüksekliği
3. fe sevvâ-hâ : sonra da onu sevva etti, dizayn edip düzenledi

Gördüğünüz üzere burada geçen kelime "semk" tir. Bu kelime kalınlık, yükseklik, 3 boyutlu bir nesnenin en alt ucu ile en üst ucu arasındaki mesafeyi ifade eder. Haliyle cümleye göre tavan olarak da çevrilebilir. Ancak çatı anlamında bir tavanı ifade etmez. Bundan dolayı burada "sakf" kelimesi değil "semk" kelimesinin kullanılması esas konumuz olan yer-gök-yedigök yaratılış sıralamasında önemlidir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli şey, Naziat 27 de yerin tavanından değil, göğün yüksekliğinden sözediliyor olmasıdır.

Naziat 26-27-28 : Sizi yaratmak mı daha zor yoksa göğü mü? Onu bina etti, tavanını yükseltti ve onu düzenledi. Sonra yeri yaydı, ondan sularını çıkardı ve bitkilerini de.

Açıkça görülüyor ki Naziat yerin tavanından sözetmiyor, göğün yüksekliğinden sözediyor. Hatırlarsanız sizin ilk iddianız bu ayetin yerin tavanını ifade ettiği dolayısıyla önce yerin yaratılmış olması gerektiği idi. Bir tabanı gerektirmeyen "semk" kelimesi yükseklik anlamına gelse de türkçede "yüksekliğini yükseltti" veya "yüksekliğini kaldırdı" diye çevrilmesi gereken ayet garip geleceği için tavan kelimesinin kullanılması tercih edilmiştir. Bunun alternatifi "yüksekliğini arttırdı" olacaktı ki bu sefer "rafae" kelimesinin yanlış çevrildiği iddia edilebilirdi. "rafae" kelimesi birşeyi (yerden vs.) kaldırmak, raf gibi bir yüksekliğe bırakmak, yükseltmek anlamlarına gelir. Gördüğünüz gibi arapçadan türkçeye çeviri yapmak matematiğe benzemiyor.

O halde bu ayete göre "gök" yerden önce yaratılmıştır. Yedi gök değil.

Tur 5 te geçen "sakf" kelimesi ise birebir tavan anlamındadır ve bir tabanı gerektirir, bu taban da yer olduğuna göre ima edilen tavan yerin tavanıdır.

Sayin bymehmet;

Yazdiklarinizi okudum.

Oradaki vurgu tavandir acikca. Tavan olmassa ars duser cunku. Oncesinde su uzerindeydi zira.(yaratilma asamasinda)

Ars kavramini gozardi etmeyin. Kitaba gore Allah'in istiva etmis oldugu ars kavrami, bunlarin hepsinin en ustundedir daima.

Taban kavrami cikaramazsiniz oradan kolayinda.

Aktari ne demektir? Orada mealciler bilincli olarak caplarindan diye carpitmislardir.

Ahzab/33

Kenarlarindan, yanlarindan.

Siz tabani nereden buldunuz, ogrenebilir miyim?

Sesli
25-10-2012, 21:33
Muhammed peygamberin kutuplardaki durumdan haberi yok. 7 kat gök vesaire zaten Musevilerden alınmadır. Ancak kutuplardaki 4 ay karanlık, 4 ay aydınlık, 4 ay alaca karanlık ve yine 4 ay alaca karanlık KURANA girmemiştir. Neden? Bilmediğinden... Kim bilmiyor? Muhammed peygamber bilmiyor.

Kuranın Allah sözü diye ileri sürülmesi zaten baştan beri yanlıştır. HİÇ ALLAH'ın insanlarla iletişim kurmak için aracıya ihtiyacı olur mu?

Bu ALLAH tasarımı Muhammed peygamberin aklının yettiği kadardır. Daha fazlasını bilseydi, onu da söylerdi. Ama kutuplardaki durumu ve oradaki ''CUSP'' yani BOYNUZ denilen ve sadece bu boynuzdan geçebilen GÜNEŞ RÜZGARLARININ oralara yağabildiğinden haberi yok. Yani Yer manyetik alanı CUSP içinden geçen yüklü parçacıkları tutamıyor...Ve manyetik alan bu CUSP denilen yerde hiç işe yaramıyor.

Zaten Kurandaki ALLAH, insanlara beddualar ediyor. Yani aciz bir insan olduğu belli. Aciz insanlar beddua ederler. ALLAH sonsuz güç sahibiyse neden beddua etsin ki!

İnsanların inanmayanlarının boyunlarının vurulması da ALLAH'a hiç yakışmayan bir edim. Öyle ya, boynu vurulacak olanları ALLAH kendisi öldüremiyor mu?

Bu kadar basit durumlar önümüzde sergilenirken, göğün kaç günde yaratıldığını kim nereden bilecek! Gök denilince, kasdedilen nedir? GÖK KUBBE deriz ya, Muhammed peygamber de onu kubbe sanıyor.

Müslümanlara gerekli olan sadece FARKINDALIK

Sevecenlikle,

bymehmet
25-10-2012, 22:04
Konudan koptuk biraz, arkadaş kızacak bize.

* * *

Göğü "tavan" gibi görmüş Allah. Bunu kabul ediyorsunuz bak.

Peki gök "tavan" mıdır?

Kandillerle falan da donatmış bu tavanı. Şeytana atımlık yıldızlar falan...

Gökyüzünü "bir evin çatısı" gibi düşünüyor galiba Allah, ne dersiniz?

* * *

Göğü direksiz yükseltmiş.

Düşmesin diye de tutuyor.

Ayetleri verdik.

Alıntı değil evet, çalışma bana ait.

"Göğü yükseltmiş." diye ayetler var mı?

Var.

O zaman "Önce gök yaratılmış." diyemezsiniz.

Önce gök yaratılmışsa, gök nasıl yükseltiliyor söyler misiniz?

Önce "yer" yaratılmış olması lazım ki, sonra gökleri "yükseltebilsin"

* * *

Şu videoyu izleyin, daha çok bilgi verecektir.

Dakika 9:30'dan itibaren izleyin.

Göklerin nasıl "yükseltildiğini" görsel olarak aktarmış.

Üstelik, Kuran ayetleriyle.

Ayetlerin anlamlarını araştırabilirsiniz, bilime aykırılık değişmiyor.

Link:

Video sitemizde daha once asilmisti. Tesekkurler.

http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=436579&postcount=10

Videonun tamamını izledim. Elbette bir sürü itiraz gerektiriyor. Bu da ciddi bir çalışma gerektirir. Fazla vaktim yok ama aklımda kalanlara kısaca değineyim.
Öncelikle "medde" yani "uzattı" kelimesinden dünyanın düz olduğunu çıkarımsayamazsınız. Yine kuranda yer için "deha" kelimesi kullanılır bu kelimenin de yuvarlatmak anlamı vardır.

Şuara süresinde geçen konuşmalar hz.musa ile firaun arasındadır, o ayette dünyanın apaçık düz olduğu bile yazsa bir yere varamazdık, çünkü konuşan musadır.

Kehf suresindeki Zulkarneyn hikayesinde ise heralde sadece Türkiyede yapılabilecek bir bilgi kirliliği var, güneşin kara suyun içine battığı iddia edilir. Dikkat edin video ingilizce olduğu için böyle bir iddiada bulunulmamış. Arapçada bir nesnenin suya batması asla "garb" kelimesi ile ifade edilmez ancak "gark" kelimesi ile ifade edilir. Tıpkı ingilizcedeki "set" ile "sink" ayırımı gibi net biri ayırım vardır. Ancak türkçede "batmak" hem güneş için hemde suya batan nesneler için kullanıldığından türkçe meallerde böyle bir çarpıtmaya imkan doğmuştur. Kehf süresinin ilgili ayetlerini okursanız, zulkarneynin dünyada sabit bir yeri-yurdu olduğu, bulunduğu yerden güneşin battığı yere gittiği, sonra da bulunduğu yerden güneşin doğduğu yere gittiğini anlarsınız. Dünya üzerinde nerede olursanız olun bulunduğunuz yerden güneşin bir yerde battığını-doğduğunu görürsünüz. Günlük konuşmada "güneş şu tepenin arkasından doğuyor" cümlesi ne kadar da doğalsa zülkarneynin de o tepenin arkasına gitmesi o kadar doğaldır. Kuran indirildiği çağın terminolojisi ile insanlara hitap etmiştir. Günümüzde bir astronom bile "güneş battı" cümlesini kuruyor, oysa ortada batan bir güneş filan yoktur. Bu konuda insanın hakkaniyetli davranıp insan dilindeki terminolojiden kaynaklı Allahı hatalı birşey söylemiş gibi algılamanın yanlış olduğunu kabul etmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Bayağı uzatmışım, konu da iyice dağıldı ama neyse, sizinle tartışmak gerçekten zevkti. Açıkçası çoğunluk sadece ezberden konuşuyor, sizinle konuşurken her kelimeme dikkat etmeye çalışacam, çünkü çok dikkatlisiniz. İyi geceler.

bymehmet
25-10-2012, 22:15
Bir de o videoda "göğün dürülmesinin" acnak gök düz ise mümkün olduğu iddia edilmiş. Halbuki kara deliklerin nötron yıldızlarının etraflarında girdap oluşturacak şekilde yaklaşan cisimleri yuttuğu öngörülüyor. Bu da tıpkı videoda gösterildiği gibi bir kağıdın ruloya dürülmesine benzer.

Jingo
25-10-2012, 22:25
Bir de o videoda "göğün dürülmesinin" acnak gök düz ise mümkün olduğu iddia edilmiş. Halbuki kara deliklerin nötron yıldızlarının etraflarında girdap oluşturacak şekilde yaklaşan cisimleri yuttuğu öngörülüyor. Bu da tıpkı videoda gösterildiği gibi bir kağıdın ruloya dürülmesine benzer.

Fazla "zorlama" olmadı mı bu?

Güneş de dürülecekmiş Kuran'a göre.

O da mı karadelik ile ilgili?

Yoksa "7.yy insanları zaten güneşi de 'düz' zannediyordu ve dürüleceğini söylemeleri normal." demek daha mı uygun?

Dürülmek "düz şeyler" ile ilgilidir sayın "bymehmet"

Güneş "düz" değildir, dürülemez.

Gök de dürülemez.

Ayetteki kelimelere, ilişkisi olmayan manalar vermeyin lütfen.

Girdap dediğiniz şey "rulo" gibi olmaz. Rulo, "silindir" gibidir. Şekil olarak böyledir.

Girdap, koni şeklinde olur. Koni'ye benzer yani. Silindir'e benzemez.

Allah böyle bir olayı "tarif ederken" doğru kelimeyi seçemiyor mu? Yoksa geometri mi bilmiyor?

Birşeyi dürdüğünüz zaman "silindir" bir şekil ortaya çıkar. Girdap'ta "silindir" olmaz.

Şekillerle ayrıntı verebilirim gerekirse.

* * *

dürmek: Bir şeyi kıvırıp silindir biçiminde kendi üzerine sarmak: Kâğıdı dürmek. Halıyı dürmek (tdk sözlük)

Güneşin "sarılacağını" ya da "dürüleceğini" söylemek bilime aykırıdır.

bymehmet
25-10-2012, 22:30
Sayin bymehmet;

Yazdiklarinizi okudum.

Oradaki vurgu tavandir acikca. Tavan olmassa ars duser cunku. Oncesinde su uzerindeydi zira.(yaratilma asamasinda)

Ars kavramini gozardi etmeyin. Kitaba gore Allah'in istiva etmis oldugu ars kavrami, bunlarin hepsinin en ustundedir daima.

Taban kavrami cikaramazsiniz oradan kolayinda.

Aktari ne demektir? Orada mealciler bilincli olarak caplarindan diye carpitmislardir.

Ahzab/33

Kenarlarindan, yanlarindan.

Siz tabani nereden buldunuz, ogrenebilir miyim?

Sn.Neva, en başa dönmek istemiyorum, kısaca söyle diyeyim.

Bir odada bir arap olsa ve ona tavanı gösterip "me haze"/"şu haze" derseniz size "sakf" diyecektir. "Semk" demeyecektir.

Elinize bir küp alıp bir elinizi altına, bir elinizi üstüne koyarak bunun o cismin hangi boyutu olduğunu sorarsanız size "semk" diyecektir, "sakf" demiyecektir.

Tavan ancak bir taban varsa sözkonusu olur.

Aktar kelimesi kutur kelimesinin çoğuludur. Kutur çap demektir. Nısf kutur ise yarıçap demektir. Bildiğimiz geometrik çemberin çapı ve yarıçapı yanı. O meallerde "kenar, yan" diye çevirenler bilimden uzak olduğu için böyle çeviriler yapabiliyorlar.

İnanmıyorsanız google çevriye bakabilirsiniz ben sizin için çevirdim bile. Arapça okumayı bilmiyorsanız hoparlör işaretine basın google size okusun böylece emin olursunuz.

Türkçeden arapçaya "çap"
http://translate.google.com.tr/?hl=tr&tab=wT#tr/ar/%C3%A7ap

Arapçadan türkçeye "aktar"
http://translate.google.com.tr/?hl=tr&tab=wT#ar/tr/%D8%A7%D9%82%D8%B7%D8%A7%D8%B1

bymehmet
25-10-2012, 23:22
Fazla "zorlama" olmadı mı bu?

Güneş de dürülecekmiş Kuran'a göre.

O da mı karadelik ile ilgili?

Yoksa "7.yy insanları zaten güneşi de 'düz' zannediyordu ve dürüleceğini söylemeleri normal." demek daha mı uygun?

Dürülmek "düz şeyler" ile ilgilidir sayın "bymehmet"

Güneş "düz" değildir, dürülemez.

Gök de dürülemez.

Ayetteki kelimelere, ilişkisi olmayan manalar vermeyin lütfen.

Girdap dediğiniz şey "rulo" gibi olmaz. Rulo, "silindir" gibidir. Şekil olarak böyledir.

Girdap, koni şeklinde olur. Koni'ye benzer yani. Silindir'e benzemez.

Allah böyle bir olayı "tarif ederken" doğru kelimeyi seçemiyor mu? Yoksa geometri mi bilmiyor?

Birşeyi dürdüğünüz zaman "silindir" bir şekil ortaya çıkar. Girdap'ta "silindir" olmaz.

Şekillerle ayrıntı verebilirim gerekirse.

* * *

dürmek: Bir şeyi kıvırıp silindir biçiminde kendi üzerine sarmak: Kâğıdı dürmek. Halıyı dürmek (tdk sözlük)

Güneşin "sarılacağını" ya da "dürüleceğini" söylemek bilime aykırıdır.

Güneş için kullanılan kelime "kuvviret" tir.
http://www.kuranmeali.org/81/tekvir_suresi/1.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx

Tekvir 1: İzeş şemsu kuvviret.

Gök için kullanılan ise "natvi" dir.
http://www.kuranmeali.org/21/enbiya_suresi/104.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx

Enbiya 104: Yevme natvis semâe ke tayyis sicilli lil kutub(kutubi), kemâ bede’nâ evvele halkın nuîduh(nuîduhu), va’den aleynâ, innâ kunnâ fâılîn(fâılîne).

Güneş için kullanılan kelime "bürülmek, bürülüp dürülmek, tortop olmak" anlamına geliyor. Yani güneşin düz birşey gibi katlanacağı söylenmiyor. Bu kelimeyi çok iyi bilmiyorum, biz günlük hayatta bu kelimeyi de kullanmıyoruz. Ancak bilimde güneşin bir beyaz cüceye dönüşeceği kabul ediliyor.

Divanü Lügati't-Türk bürülmek: buruşturulmak, bükülmek
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü bürülmek: Örtmek. -Maraş ve çevresi

Ancak güneş dünyadan bakınca da yuvarlak neden düz bir nesne olarak algılansın ki? Bence bu iddianız biraz zorlama olmuş.

Enbiya 104 te geçen "natvi" kelimesi ise bildiğimiz rulo yapmak anlamındadır. Googledan da bakılabilir.
http://translate.google.com.tr/?hl=tr&tab=wT#ar/tr/%D9%86%D8%B7%D9%88%D9%89

Güneş ve gök için farklı kelimelerin kullanılması türkçeye "dürülmek" olarak çevrilmiş iki farklı kelime ve anlamları da farklı iki kelime olduğu gerçeğini değiştirmez, orjinal metin üzerinden konuşmak zorundayız.

Girdap kelimesini ben kullandım ve belli ki kullanmakta hata etmişim :) halbuki son mesajımda buna dikkat edeceğimi söylemiştim.
Eğer big crunch gerçekleşirse, ki şu anki hesaplamalar evrenin kritik yoğunluğunun genişlemenin devam edeceğine elverdiği yönündedir, kapanan evrenin kara delik cenneti olacağı öngörülüyor. Kara delikleri göremiyoruz ki yorum yapabilelim. Ancak şunu akletmek mümkün görünüyor. Uzay %100 gökcisimleri ile dolu değil, kara deliğin etkisine girmiş bir cisim döne döne merkeze çekilecektir. Eğer gözlemleyebilirsek oluşturduğu şekil her seferinde içe katlanan bir ruloya benzeyecektir.

Tabi ben fizikçi değilim sanırım forumda bir teorik fizikçi vardı o bizi aydınlatırsa daha iyi olur. Tam da onun konusu, karadelikler ışığı da soğurduğu için gözlemlenemiyorlar bildiğim kadarıyla. Bir teorisi elbet vardır bunun. Araştırmak gerek.

Kurmay
25-10-2012, 23:27
konu nerden nereye gelmiş. yine müslüman arkadaşlar bizlerin verdiği açık kapıları kullanarak konuyu saptırmayı başarmışlar. mehmet gibi arkadaşlar tek tek kelimelere takılarak olayların dışına çıkanlardan. öncelikle bu kafalarına göre kelimelere anlam vermelerindne vazgeçmeliler mesela bizler hep genel kabul edilen ve inanan kişilerin çevirilerini kullanıyoruz. bir düşünün bizde sizin yaptıgınız gibi kelimelerin anlamlarını kendi düşüncemiz doğrusunda çevirsek ne olur ama zaten gerek yok kuranın gerçek meali çelişkilerle dolu. ve arkadaşlar artık konuya dönmenizi istiyorum ilk yazdığım çelişki hakkında konuşursak sevinirim...

bymehmet
25-10-2012, 23:33
konu nerden nereye gelmiş. yine müslüman arkadaşlar bizlerin verdiği açık kapıları kullanarak konuyu saptırmayı başarmışlar. mehmet gibi arkadaşlar tek tek kelimelere takılarak olayların dışına çıkanlardan. öncelikle bu kafalarına göre kelimelere anlam vermelerindne vazgeçmeliler mesela bizler hep genel kabul edilen ve inanan kişilerin çevirilerini kullanıyoruz. bir düşünün bizde sizin yaptıgınız gibi kelimelerin anlamlarını kendi düşüncemiz doğrusunda çevirsek ne olur ama zaten gerek yok kuranın gerçek meali çelişkilerle dolu. ve arkadaşlar artık konuya dönmenizi istiyorum ilk yazdığım çelişki hakkında konuşursak sevinirim...

Güzel kardeşim, konuyu ben değiştirmedim, beni itham etmene anlam veremedim doğrusu. Bir diğer husus ise eğer orjinal metinden sözetmeyeceksek burada bulanmanın anlamı yok. Hangi meali niye tercih ettiğini bana açıklayabilir misin? Kelle sayısından yola çıkarsanız çoğu zaman yanılırsınız. Taklitle iman etmiş birinin çevirilerini tetkik ile iman etmiş birinin çevirilerine tercih etmek istiyorsan sana karışamam. Sana göre ben iman etmemiş biri miyim ki?

Sanırım bu yüzyılda anlatılması gereken en önemli husus "müslüman" ile "islam" arasındaki farkı insanlara izah etmek olacaktır. Tıpkı "fizik" ile "fizikçi" nin farklı olması gibi. Fizikçi yanılabilir ancak bu fiziğin yanlışlığını göstermez.

Neyse, benim bahsettiğin çelişkiyle ilgili başka diyecek birşeyim yok. İyi geceler.

Kurmay
25-10-2012, 23:38
Güzel kardeşim, konuyu ben değiştirmedim, beni itham etmene anlam veremedim doğrusu. Bir diğer husus ise eğer orjinal metinden sözetmeyeceksek burada bulanmanın anlamı yok. Hangi meali niye tercih ettiğini bana açıklayabilir misin? Kelle sayısından yola çıkarsanız çoğu zaman yanılırsınız. Taklitle iman etmiş birinin çevirilerini tetkik ile iman etmiş birinin çevirilerine tercih etmek istiyorsan sana karışamam. Sana göre ben iman etmemiş biri miyim ki?

Sanırım bu yüzyılda anlatılması gereken en önemli husus "müslüman" ile "islam" arasındaki farkı insanlara anlatmak olacaktır.

Neyse, benim bahsettiğin çelişkiyle ilgili başka diyecek birşeyim yok. İyi geceler.

en büyük çelişkilerden beri bu zaten kuranın apaçık oldugunu söylediği halde hiç anlaşılamaması. ben genel kabul edilen mealleri alıyorum ve genelde diyanetişleri sonucta bu mealler yüzyıllardır var hani diyorsunuzya anlam kayması olmuş daha o zamanki insanlarda aynı anlıyor şuanki araplar da asıl sorun çelişkileri görüp yamamaya çalışanlarda. ve evet bencede ilk anlatmak istediğim çelişki hakkında aynı şeyleri söylemezsen iyi olur sonuçta atmosferde kandil olmadıgı halde hala atmosfer oldugunu iddaa etmen bilgi kirliliğindne başka birşey yaratmıyor. başka arkadaşların bu çelişki hakkındaki mantıklı cevaplarını bekliyorum yoksada artık inat etmeyin gerçeği görün..

bymehmet
26-10-2012, 00:26
en büyük çelişkilerden beri bu zaten kuranın apaçık oldugunu söylediği halde hiç anlaşılamaması. ben genel kabul edilen mealleri alıyorum ve genelde diyanetişleri sonucta bu mealler yüzyıllardır var hani diyorsunuzya anlam kayması olmuş daha o zamanki insanlarda aynı anlıyor şuanki araplar da asıl sorun çelişkileri görüp yamamaya çalışanlarda. ve evet bencede ilk anlatmak istediğim çelişki hakkında aynı şeyleri söylemezsen iyi olur sonuçta atmosferde kandil olmadıgı halde hala atmosfer oldugunu iddaa etmen bilgi kirliliğindne başka birşey yaratmıyor. başka arkadaşların bu çelişki hakkındaki mantıklı cevaplarını bekliyorum yoksada artık inat etmeyin gerçeği görün..

Bu ne tahammülsüzlük?
Bilgi kirliliği mi yaratıyorum? Lütfen sınırı iyi çizelim, burası senin istediğin görüşü empoze edeceğin bir forum değil. Başkalarının görüşlerine saygı göstermelisin. Eğer burası bir forum olmasaydı senin de kendi görüşünü kendine saklaman gerekirdi.
O ayette iki sefer gök kelimesi geçiyor. Biri "yedi gök" biri "gök". Yıldızlı olan ise "gök". Sen gökte araman gereken yıldızı yedi gökte arıyorsun. Sorunun bu. Ben ne dersem diyeyim sen kendin çalıp kendin oynuyorsun zaten. Ben anlatmayı beceremiyorum heralde umarım biri anlatır. İkidir aynı tahammülsüzlüğü gösterip saygı çerçevesini aşıyorsun. Seninle muhatap olmam artık mümkün değil.

Kurmay
26-10-2012, 00:36
Bu ne tahammülsüzlük?
Bilgi kirliliği mi yaratıyorum? Lütfen sınırı iyi çizelim, burası senin istediğin görüşü empoze edeceğin bir forum değil. Başkalarının görüşlerine saygı göstermelisin. Eğer burası bir forum olmasaydı senin de kendi görüşünü kendine saklaman gerekirdi.
O ayette iki sefer gök kelimesi geçiyor. Biri "yedi gök" biri "gök". Yıldızlı olan ise "gök". Sen gökte araman gereken yıldızı yedi gökte arıyorsun. Sorunun bu. Ben ne dersem diyeyim sen kendin çalıp kendin oynuyorsun zaten. Ben anlatmayı beceremiyorum heralde umarım biri anlatır. İkidir aynı tahammülsüzlüğü gösterip saygı çerçevesini aşıyorsun. Seninle muhatap olmam artık mümkün değil.

tahammülsüzlük konusunda haklısın bence bilgi kirliliği yaratıyorsun ve ben bilgi kirliliği yaratan kişilere tahammül edemem. ayetin tamamı açık sen kelime oyunlarıyla kendini kandırıyorsun. 7 göke atmosfer diyorsun sonra ayette bu yedi gökün en yakın olanı yada dünya semasında olanı kandillerle donatıldığı yazıyor ama hala atmosfer diyorsun.

12-Böylece onları, iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk. İşte bu, mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah’ın takdiridir.


bu ayet açıkken daha nedir bu atmosfer sevdan. 7 gök yarattıgını söylüyor bunların herbirine işlerini bildirdiğini söylüyor en yakınında olanı yada dünya seması olanınada kandilerle süslediğini söylüyor. zaten anlatmak istediğim çelişki ortada naziatta gök düzenlenmesi önce sonra yer döşeniyor rızıklandırılıyor bakarada ve fussilette önce yer rızıklandırılıyor sonra gök düzenleniyor.

Neva
26-10-2012, 00:52
Sn.Neva, en başa dönmek istemiyorum, kısaca söyle diyeyim.

Bir odada bir arap olsa ve ona tavanı gösterip "me haze"/"şu haze" derseniz size "sakf" diyecektir. "Semk" demeyecektir.

Elinize bir küp alıp bir elinizi altına, bir elinizi üstüne koyarak bunun o cismin hangi boyutu olduğunu sorarsanız size "semk" diyecektir, "sakf" demiyecektir.

Tavan ancak bir taban varsa sözkonusu olur.

Aktar kelimesi kutur kelimesinin çoğuludur. Kutur çap demektir. Nısf kutur ise yarıçap demektir. Bildiğimiz geometrik çemberin çapı ve yarıçapı yanı. O meallerde "kenar, yan" diye çevirenler bilimden uzak olduğu için böyle çeviriler yapabiliyorlar.

İnanmıyorsanız google çevriye bakabilirsiniz ben sizin için çevirdim bile. Arapça okumayı bilmiyorsanız hoparlör işaretine basın google size okusun böylece emin olursunuz.

Türkçeden arapçaya "çap"
http://translate.google.com.tr/?hl=tr&tab=wT#tr/ar/%C3%A7ap

Arapçadan türkçeye "aktar"
http://translate.google.com.tr/?hl=tr&tab=wT#ar/tr/%D8%A7%D9%82%D8%B7%D8%A7%D8%B1


Sayin bymehmet;

Size inanip inanmamak gibi bir kaygi tasimiyorum.

Tavan kavraminin varolmasi, taban kavraminin varolmasini gerektirmez.


Kutur ornegi, savunma amacli cok sikca verilen bir ornektir.

Ayni aktar kelimesini lutfen ust mesajimda verdigim Ahzab suresinin 14. ayetinde kullanir misiniz?

Bir Arap'a, Ahzap 14'u gosterdiginizde, Medine'nin caplarindan bahsediyor bu ayet dediginizde, kusura bakmayin ama guler.

imansiz
26-10-2012, 00:59
12-Böylece onları, iki günde (iki evrede) yedi gök olarak yarattı ve her göğe kendi işini bildirdi. En yakın göğü kandillerle süsledik ve onu koruduk. İşte bu, mutlak güç sahibi ve hakkıyla bilen Allah’ın takdiridir.

7 goku atmosferin 7 tabakasi yapan muslumanlara sorum su

en yakin gogu kandillerle(yildizlarla)susledik diye devam ediyor ayet o halde yildizlar atmosferin icinde>???oylemi??

bymehmet
26-10-2012, 01:07
Sayin bymehmet;

Size inanip inanmamak gibi bir kaygi tasimiyorum.

Tavan kavraminin varolmasi, taban kavraminin varolmasini gerektirmez.


Kutur ornegi, savunma amacli cok sikca verilen bir ornektir.

Ayni aktar kelimesini lutfen ust mesajimda verdigim Ahzab suresinin 14. ayetinde kullanir misiniz?

Bir Arap'a, Ahzap 14'u gosterdiginizde, Medine'nin caplarindan bahsediyor bu ayet dediginizde, kusura bakmayin ama guler.

Sn.Neva, ayette daralan bir çember gibi şehrin her tarafından şehre giren insanlar tasvir ediliyor. Kutur'un çap olmadığına kendinizi inandırmak istiyorsanız o başka. Ayrıca ben de arabım ve sizi temin ederim kimse buna gülmez, ne dendiğini hemen anlar.

Bir de bu şahsın konusunda bana bir daha soru sormayın lütfen, kendi de tahammülsüzlüğünü itiraf etti.

Neva
26-10-2012, 03:29
Sn.Neva, ayette daralan bir çember gibi şehrin her tarafından şehre giren insanlar tasvir ediliyor. Kutur'un çap olmadığına kendinizi inandırmak istiyorsanız o başka. Ayrıca ben de arabım ve sizi temin ederim kimse buna gülmez, ne dendiğini hemen anlar.

Bir de bu şahsın konusunda bana bir daha soru sormayın lütfen, kendi de tahammülsüzlüğünü itiraf etti.

Sayin bymehmet;

Sizin Arap olusunuz birseyi degistirmez.

Arapca'ya vakifsaniz sayet, bana vermis oldugunuz (google)Turkce'den Arapca'ya ceviri kisminda cikan Arapca kelimeyi yapistirip, Turkce'ye cevirin bakin, karsiniza ne cikacak?

Ben soyleyeyim;

ülke



http://translate.google.com.tr/?hl=tr&tab=wT#ar/tr/%D9%82%D8%B7%D8%B1

Cap filan degil yani.

Kutur'un cap olmadigina kendimi inandirmama gerek yok, zira Kutur kelimesinin koken olarak geldigi yer ve anlami bellidir.

hknskr
14-04-2013, 10:15
Nuh Suresi
15. ‘Görmediniz mi Allah yedi göğü, tabaka tabaka nasıl yaratmıştır?'
16. ‘Onların içinde nasıl Ay'ı, bir ışık, Güneş'i de bir kandil yapmıştır?'


7 katin gezegenler olduguna inanmayanlara gelsin :-)

hknskr
28-04-2013, 14:29
Gonul Tekin ve Neil deGrasse 'li bir video yapmaya calistim.
http://www.youtube.com/watch?v=wzLJIBc6f2E

Yıldıztozu
03-08-2015, 02:57
vay be güzel bilgi

Boolean
03-08-2015, 04:45
vay be güzel bilgi

Türkiye'de ortam çok karışık olduğu için normal şu sıralar siyasi mesajların artması.