PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Osmanlılık Türkiye'nin Ayağına Dolanıyor


pervane
28-12-2007, 21:28
Sorunlarımızı barışçıl yollarla çözebilmek için sağlıklı bir tarih bilinci edinmeye ve ilk elden Osmanlılık yükünden kurtulmaya gereksinimimiz var




Önceki hafta belirttiğim gibi, Osmanlı mirasıyla hesaplaşmadığı sürece Türkiye'nin bölgede dost edinmesi, dahası dünyada saygın bir konum elde etmesi olanaksız. Bu sorun Osmanlının kendi hinterlandındaki konumu ve tarihsel konumlanışıyla doğrudan ilgili. Başta Arap bilinci olmak üzere geçmişte ona tebaa olmuş tüm komşu halklar nezdinde Osmanlı imgesi despotizm ve sömürgecilik ile örtüşüyor. Çünkü tümü kılıç zoruyla işgal ve ilhaka uğramış, yağmalanıp haraca bağlanmış, itiraz ettiklerinde ek katliamlara uğramış, ekonomik yapıları Osmanlı'nın çıkarları doğrultusunda çarpıtılmıştı. Uzak geçmişin bu kötü anıları 19. yüzyıldaki meşru bağımsızlık arayışlarının kanla bastırılmaya çalışılmasıyla abartılı biçimde güncelleşecekti.
Bağımsızlıklarını kazandıklarında ise Osmanlı, geçmişlerinin zalim efendisi, geri kalmışlıklarının temel sebebi ve milliyetçiliğin gereksindiği temel düşman imgesi oldu onlar için. Üstelik söz konusu bu kötü imge, sadece komşu devletlerle de sınırlı değil. Kendini süreğen fetihlerle gerçekleştirmesinin yanısıra, Ermenilerin Anadolu'dan yokedilişindeki iradesi nedeniyle Osmanlılık, Batı'da da olumlu bir imge oluşturmuyor.
Özetle Türkiye'ye karşı mesafeli tutumda, güncel nedenlerin yanı sıra Onun Osmanlı'yla özdeş izleniminin de önemli bir payı olacaktı. Nitekim TC, Osmanlılıktan gelen bu yükü gidermek yerine pekiştirdi; Osmanlı'yı reddettiği devrimci karakterli ilk döneminden sonra, giderek artan oranda Osmanlı'yla özdeşleşti. Kendini Osmanlı ile özdeşleştirdikçe komşularını küçümsedi, onlarla eşitlenmek ve empati geliştirmek yerine kendini eski efendi, onları da arkadan vuran veya parçalayan güçler olarak konumlandırdı. Viyana kapılarına dayanmayı bir övünç vesilesi yaptı,
İstanbul'un fethini güncel bir argüman olarak kullandı ve Ermeni kırımını,
İmparatorluğa sadık kalmamanın cezası olarak savundu.
Bunun sonucunda fethe ve tehdide uğramışların tepkisini üstlendiği gibi kendi demokratikleşmesine zemin oluşturacak bir tarih bilinci de edinemedi. Kendi sorun ve tatminsizliklerini, Osmanlı'yı bir üstünlük faktörü olarak sahiplenerek azaltmaya çalıştıkça, hem komşularıyla ilişkilerini geren hem de demokratikleşmesini engelleyen bir rotaya girmiş oldu. Sorun ve tatminsizliklere karşı geliştirilen Türkçülük ve İslamcılık,
halkı tebaalaştırma yöneliminin araçları kılınırken, çevremiz ve Turan'da üstünlük ve yayılma hayallerini besleyen bir işlev gördü. Osmanlıcılık, bu anlamda bölge devleti olma hayallerine ideolojik ve tarihsel bir dayanak oluşturdu.
Bu kapsamda Sovyetlerin dağılması sonrasında "Adriyatik'ten Çin Seddi'ne Türk dünyası" vizyonu geliştirilirken, Osmanlı'nın 700. yıl kutlamaları, Cumhuriyet'in abartılı 75. yıl kutlamalarını bile gölgeleyecek bir düzlemde gerçekleşti.
Oysa bölgede hak iddia etme ve egemenlik alanını genişletme yöneliminin tezahürü olarak Osmanlıcılık komşularla olan sorunları artırıyor. Yine bu bağlamda Türkiye'nin içine girdiği militarizasyon, ekonomik kalkınma yanı sıra demokratikleşme gereksinimleri üzerinde de olumsuz bir etki görüyor. Özetle Cumhuriyet'in Osmanlıcılıkta kıldığı bu karar, astarı yüzünden pahalı bir handikap oluşturuyor. Diğer yandan bu yaklaşım sadece diğer halklara karşı değil kendi tarihsel ve toplumsal kimliğine karşı da büyük bir yabancılaşmanın yansıması. Çünkü Cumhuriyet, bir halklar hapishanesi olan Osmanlı'nın baskılarını en ağır yaşayıp ondan en son kurtulan Türklerin devleti olarak kurulmuştu.

ETRAK-I NA PAK


Osmanlılık Türkmen geleneği içinden çıkmış olmakla birlikte, tüm imparatorluklara özgü bir milliyetsizlik durumunun ifadesiydi. Nitekim kurumlaşmasını müteakip Türkmen'i aşağılayıp kendini ondan kategorik olarak ayıracaktı. Bu durum Türkmen'in gözünde, "Şalvarı şaltak Osmanlı/ Eğeri kaltak Osmanlı/Ekende yok biçende yok/Yemede ortak Osmanlı" ifadesinde yansırken, Anadolu halkı da Osmanlı egemenlerinin dilinde,
"Etrak-ı bi idrak" (anlayışsız Türk), "Kızılbaşı evbaş" (Kızılbaş rezili),
"Etrak-ı nâ-pak" (pis Türkler), "Ekrad-ı bi aklu din" (akılsız ve dinsiz Kürtler) gibi ifadelerle nitelenecekti. Dolayısıyla Osmanlıcılık, halkın kendi despotuna âşık edilmesi gibi travmatik bir işlev yükleniyor.
Kurumlaşmasını müteakip, içinden çıktığı Türkmen halka yabancılaşan Osmanlı, milliyetsiz, devşirme ve kozmopolit bir imparatorluk örneğidir. Osmanlı'nın "Türklüğü", Avrupalıların ona Türk demesinden ve kuruluşunun Türkmen topluluğun devletleşmesinin ürünü olmasından ibaret, ama Osmanlı'nın kabullenmediği bir yargı örneği oluşturur.
Milliyetçi dayatmanın ürünü olarak bugün Osmanlı tarihini kendi tarihimiz olarak okuyor oluşumuz, bu durumun, bir illüzyon olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Üstelik Osmanlı'yı milli bir tarih olarak okumak, milli kimliklerin 19. yüzyılda oluştuğu gerçeği yanı sıra, ona karşı mücadelenin ürünü olan cumhuriyet bilincine karşı da bir yabancılaşma anlamı taşır.
Nitekim bu realite, Cumhuriyet'in henüz ileriye baktığı günlerinde Mustafa Kemal'in ağzından defaatle ifade edilecekti. 1 Mart 1922'de Meclis'i açış konuşmasında, "..Türkiye'nin hakiki sahibi ve efendisi, hakiki üretici olan köylüdür (halktır)" ifadesini gerekçelendirirken; "Efendiler, diyebilirim ki bugünkü felaket ve sefaletin tek nedeni bu hakikatin gafili bulunmuş olmamızdır. Gerçekten, yedi asırdan beri cihanın muhtelif yanlarına sevk ederek kanlarını akıttığımız, kemiklerini (yabancı) topraklarda bıraktığımız ve yedi asırdan beri emeklerini ellerinden alıp israf eylediğimiz ve buna karşılık daima tahkir ettiğimiz ve aşağıladığımız
ve bunca fedakarlığına ve iyiliğine karşı nankörlük, küstahlık ve cebbarlıkla uşak derecesine indirmek istediğimiz bu gerçek sahibin huzurunda utançla ve saygıyla gerçek durumumuzu alalım" şeklindeki sözleri bu açıdan çarpıcıdır.
Kurtuluş Savaşı'nın ve Cumhuriyet'in Osmanlı karşısındaki konumunu göstermek açısından, yine Mustafa Kemal'in; "Osmanlı Hükümeti'ne, Osmanlı Padişahı'na ve Müslümanların Halifesi'ne isyan etmek ve bütün ulusu ve orduyu ayaklandırmak gerekiyordu" ifadesi, Türk devletinin Osmanlı'nın devamı değil, Osmanlı'ya karşı en son ayaklanmış bir ulusal iradeyle kurulduğu gerçeğini bize hatırlatır. Dolayısıyla sadece devletin değil, Bremer'in ifadesine karşı Osmanlı'yı cansiperane savunmaya geçen Kemalistlerin geldiği nokta da trajik durum oluşturur.
Özetle Osmanlı'dan Türklük adına bir övünç üretmek ve onu Türklükle özdeşleştirmek girişimleri, bilimsel temelden yoksunluğu bir yana, günümüzde yaşanan sorunları artıran, dışta dostane ilişkileri, içte demokrasiyi engelleyen bir işlev görüyor. Bu şekilde çarpıtılan tarihten hamaset üretenlerin asıl kaçtıkları şey ise, yönettikleri topluma adil ve özgür bir yaşam atmosferi sunmanın kendilerine yükleyeceği maliyette düğümleniyor. Karşı karşıya olduğumuz Osmanlı seviciliği ve bundan beslenen
Türkçülük ve İslamcılık ise, egemenlerin ödemek istemediği bu maliyetin Türkiye halkına yüklenen faturasını oluşturuyor ne yazık ki.
Bu durumda, kutsal devlete öykünen tebaa konumuna karşı demokratik bir cumhuriyeti, özgürlükçü anlamıyla gerçek bir laikliği ve çevresiyle barışçıl bir uluslararası ilişkiyi kurumlaştırabilmek biz yurttaşların gösterebileceği iradeye bağlı hale geliyor. Dolayısıyla çevremizle olanlar yanı sıra kendi içimizde de sorunlarımızı barışçıl yollarla çözebilmek açısından sağlıklı bir tarih bilinci edinmeye ve ilk elden Osmanlılık yükünden kurtulmaya büyük bir gereksinimimiz bulunuyor.




16.11.2003

Erdoğan AYDIN

Sai_Baba
28-12-2007, 21:38
Osmanlı güya avrupa fatihi büyüklerin büyüğü

ama aldığı borçların acısını hala çekiyoruz

ve bizi enayi zannediyorlar

biz biliyoruz ki osmanlı kitapta öretilenler gibi değil

29-12-2007, 00:40
Gene güzel bir tesbitte bulunmuş olduğunu düşünüyorum Erdoğan Aydın'ın.

Benim en çok merak ettiğim konulardan biri de Osmanlı'da devşirme sisteminin nasıl yapıldığı. Bu konuda E.A'nın bir makalesi olursa okumayı isterdim. Devşirmeler, 7-10 yaş civarlarındaki erkek Balkan çocuklarından yapılıyordu. Bir kez ailelerinden alındıktan sonra ömür boyu ailelerini görmelerine izin verilmiyordu. 200 yıla yakın bir süre evlenme haklarına da sahip olamadılar. Bütün devşirmeler olmasa bile Yeniçerilerde böyle olduğunu biliyorum. Bu süreçleri daha derin analizle öğrenmek isterdim. Örneğin hıristiyan Balkan aileleri nasıl olup da çocuklarını veriyorlardı? Zorla mı alınıyordu? Zorla alınmıyorsa hangi ana-baba çocuğunu ömür boyu göremeyeceğini bilerek işgalci güçlere teslim eder? "Devşirme" sözcüğünün Balkan dillerinin çoğunda "blood tax" olarak adlandırılmasının nedeni nedir?

ozgur_beyin
29-12-2007, 01:16
sevgili cem, İlber Hoca'nın bilim namusuna güvenirmisin ?bilmem. ama ben güvenirim.
İlber Hoca'ya göre *tek erkek evladı olan ailelerden devşirme alınmazmış. alınan devşirmelerde, genellikle
fakir ailelerden alınırmış. geri kalan olayları zaten biliyoruz.
devşirmelerin ailesiyle görüştürüp görüştürülmediği hakkında bir bilgim yok ama ,sokollu mehmet paşa'nın
(1505 -1579) *doğduğu yer olan sokoloviçe'ye köprü yaptırması *''görüşmeyi'' ispatlar mı? bilmem.
yine ilber hocaya göre ,fakir ailelerin bir çoğu bir istikbali olsun diye *çocuklarını gönül rızasıyla devşirme için veririlermiş.

29-12-2007, 12:14
Sevgili ozgur, şu an İlber Ortaylı'nın "İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı" adlı kitabını okuyorum. Dili güzel. Zaten sanırım bu yüzden kitapları çok satıyor son zamanlarda. Tarihsel olayları onlardan ders çıkarmak, ders vermek için anlatmıyor izlenimi aldım. Daha ziyade şunlar, şunlar olmuştur deyip yorumu genellikle okuyucuya bırakma eğiliminde. Erdoğan Aydın ise tarihsel olayları anlatıp bunlardan bir sonuç çıkarmak ve günümüz için anlamını irdeleme yönünde çizgi izliyor.

İkisi farklı yöntemler ve her iki yönteme de saygı duyarım. İlber hoca tarih profesörü, saygı duyulacak bir isim. Erdoğan Aydın'ın tarih konusunda akademik bir eğitimi yok ancak bence çok çok iyi bir araştırmacı. Fatih ve Fetih adlı kitabıyla bunca tarih akademisyeninin yapmadığını/yapamadığını yapmıştır. Bence başyapıtıdır.

Devşirme uslüne gelirsek. Burada Ortaylı'nın söylediği çok az şey var. Osmanlı'nın bu kısmını hızlıca ve kaçamak geçmiş görünüyor bana. Bir paragrafla geçilebilecek bir şey değil devşirmelik. Osmanlıyı eleştiren bir hocayı Topkapı sarayı'nında müdür olarak bırakırlar mı? Bence Ortaylı zaman zaman popülizme kaçıyor ve tarihimizin bazı kısımlarını pas geçiyor. Çok satan kitabı "Osmanlı'yı Anlamak" E. Aydın'ın "Fatih ve Fetih"inden sonra yayınlanmasına rağmen E. Aydın'ın tezlerini eleştiremedi veya alternatifini sunamadı. Bu nedenle Ortaylı'yı okurum, saygı duyarım ama şüphelerimi de elden bırakmam.

Bir defa Balkan dillerinde devşirmeye neden "tax blood" diyorlar? Bu çok önemli. Sanırım anlamı "kan vergisi". Yani balkan halkları kanlarıyla her yıl vergi ödemek olarak görüyorlar devşirmeliği. Çocuklarını, kanlarını vergi olarak veriyorlar Osmanlıya. Tahminim sistem şu şekilde işliyor: Osmanlı örneğin filanca kasaba için "bu yıl bize 10 sağlıklı erkek çocuk vereceksiniz" diyor. Çocukları toplama tarihi geldiğinde yani kan vergisi zamanı geldiğince bölgenin hıristiyan halkı seçmiş oldukları 10 sağlıklı erkek çocuğu teslim ediyor. Muhtemelen bölge halkında zengin olan hıristiyanın değil fakir olanın çocuğu listeye konuyor. Gene tahminime göre fakir olan aile reisine "sen nasıl olsa iyi bakamıyacaksın" denerek kota fakir aile çocuklarıyla dolduruluyor. Yani fakir ailenin isteğiyle değil de zorunlu kotayı sağlama amacıyla baskının söz konusu olduğunu düşünüyorum. Yoksa bir aile fakir bile olsa işgalci gücün ordusunda nefer olacak üstelik dili ve dini değişecek çocuğunu vermek istemez.

pervane
26-11-2011, 21:08
http://65.18.198.4/forumlar/showthread.php?t=5305

Osmanlı'nın Türklüğü başlığındaki sorulara E. Aydın daha önceki yazısında değinmiş..

pervane
26-11-2011, 21:50
Osmanlıda resmi dil konusunda iyi bir yorum.

"Ayrıca 1876 Osmanlı anayasasında resmi dil ibaresi vardır diye genelleme yaparak tüm Osmanlı tarihine bu ibareyi taşımak da tarihçilik yöntemi bakımından sakattır. Bu aynen 75 yaşında evlenmiş biri hakkında değerlendirme yaparken onu doğumundan beri evliymiş gibi kabul etmeye benzer.
Evet, (23-24 Aralık 1876) Osmanlı Kanun-i Esasisi’nin 18. maddesine göre resmi dil Türkçe’dir. Ancak bu anayasa 13 ay gibi çok kısa bir süre sonra II. Abdulhamid tarafından askıya alınır ve 1908’e kadar Türkçe’nin resmiyetini ilan eden belge olan anayasa sadece devlet salnamelerinin sayfaları arasında yaşar. Anayasa 24 Temmuz 1908’de tekrar yürürlüğe girdiğinde ise devletin ömrü sadece 14 yıl çalkantılı şekilde devam eder."

http://www.durde.org/2011/01/osmanli%e2%80%99nin-resmi-dili-var-miydi/

jadi
27-11-2011, 14:58
Turkiye halki Osmanli'dan once yalanlarla dolu tc tarihiyle yuzlesmelidir. Ilaveten Osmanli tarihi konusunda Erdogan Aydin'i ciddiye almamanizi tavsiye ederim. Kendisi tamamen ideolojik bir nefret tasimaktadir. Bir televizyon programina cikmis, son derece asabi bir uslup ile Vahdettin'in hain oldugunu ispatlamaya calisiyordu bir keresinde. Vahdettin ne hain, ne de kahraman degildir. Azicik tarih arastiran herkez Osmanli'nin yikilis tarihinin itc darbesi oldugunu bilir. Bundan sonrasinda hanedanin hicbir fonksiyonu kalmamistir. Ama Osmanli'dan koru korune nefret edenler elbette kemalistlerin yalanlarini havada kapar ve bunlari kanitlamak icin bir taraflarini yirtarlar.

spartacus
27-11-2011, 15:26
Peki sen kimi öneriyorsun jadı? Referans almamız gerekir dediğin tarihçi var mı? Gerçi bir tane isim verdin, ama ne gariptir ki, ne tarihe saygılı birisi, ne dürüst birisi ne de bilimsel yönteme sahip birisi, sadece bayağı bir politikacı, otokrasi taraftarı(işte bu sebeple Osmanlı tarihine gölge ediyor), işin maddi, manevi sömürüsünde olan birisi, hatda ırkçı(otokratik, dini ırkçı) birisi. Önemli olan kaynak ve yöntemdir, kişi ne olursa olsun, yöntemine bakmak gerekir, yöntemi bilimsel ise herkes o konu üzerinde zaten araştırma yapabilir!(Seninkilerde ise bırak bilimselliği, yöntem yok yahu!. dede Korkut hikayesi gibi anlatıyorlar). Senin kaynağınla, ırkçı kaynaklar arasında fark görmüyorum, ha kurt ve hilal koyup sözde tarih yumurtlayan birileri, ha da böyle hilal dizip, aynı martavalları atan birisi, ikisi de aynı yolun yolcusudur, ikiside kafatasçıdır. Günümüz resmi tarihi ile osmanlı tarihini, yani efsaneleri birlikde harmanlama derdinden öte bir dertleri, martavalları yok aslında. Şimdi sen bunları yazarak kendinle çelişiyorsun. Buda demektir ki sana güven olmaz. Uyguladığın elitizmin binde birini, bu sahte tarihçilere-üfürükçülere göstermiyorsun. Madem bu kadar elitist yaklaşıyordun, neden ipe sapa gelmez adamları tarihçi ilan ediverdin? İşte senin kaynağın, düzmece hilal (http://www.mustafaarmagan.com.tr/). TC Devlet ve yönetim modelini Osmanlıdan miras aldığı için bu hale düştü! (yani Osmanlı kurumsal olarak ne öğretti ise, elbetde insanlar öyle ya da böyle, o öğreti ile de haraket edecekti)

Bunları geç, vatandaşın söyledikleri hakkında ne düşünüyorsun. Var mı kaynağın!

(Vahdettin konusunda da mesnetsiz ne idüğü belirsiz bir şeyler yazmışsın. İşte resmi tarih size bunları öğretiyor. İTC İle Osmanlı farklı değil, hala anlamamakda ısrar ediyorsun. İTC tamamen Osmanlı kurumu olarak doğmuş, örgütlenmiş bir cemiyettir, stratejik-politik hattı bizzat saray tarafından oluşturulmuş ya da benimsenmiş, özü tamamıyle Osmanlıcılık temeli üzerinde yükselen, Osmanlıcı! ve Osmanlı devletinin bekası konusunda stratejik bir örgütlenmedir. Mustafa Armağan gibilerden tarih öğrenirseniz, bir ırkçılıkdan, bir diğerine böyle zıplar, bir resmi ideolojiden bir diğerine böyle secde edersiniz.)
Konu üzerine yazılacak bir şeyin var ise yaz, her konuyu saptırdığın gibi, bari hiç olmazsa bu konu sapmasın.

jadi
27-11-2011, 15:52
Ben Osmanli tarihini Avrupali tarih kitaplarindan arastiriyorum spartacus. Sende oyle yapabilirsin. Veya Ermenilerin, Rumlarin...Osmanli hakkindaki dusuncelerini arastirmaya calisabilirsin.Tc'de bunu anlatan tarafsiz birini bulmak zor. Bir kesim tanrisal bir kusursuzluk iddasiyla anlatir diger kesim ise sadece karalar. Erdogan Aydin ise kesinlikle Osmanli tarihini ogrenmek isteyeceginiz en son insan olmalidir.

Itc'nin Osmanli ile hicbir alakasi yoktur. Bunu sana en iyi gayrimuslim azinliklar soyleyecektir. Ben Osmanli'da ki gayrimuslimlerin gozunden Osmanli'yi ve ittihatcilari anlatan kaynaklari buldukca paylasmaya calisacagim. Gerci sende Osmanli'ya karsi ideolojik bakiyorsun o yuzden gercekleri anlama ihtimalin biraz dusuk

spartacus
27-11-2011, 16:52
Jadı daha öncede kaynak ver dedim, 3 ay sürdü kaynak verebilmen, şapkadan Mustafa Armağan'ı çıkarttın... hadi şimdi ver kimmiş bu batılı yazarlar, hem ilgi alanları neymiş göreyim. Erdoğan Aydın'ın bu yazısına aksi temel-iddia-görüş taşıyan VERİ NE GETİR! havaya, suya, civaya yazma, Erdoğan Aydın'ın bu makalesine eleştirin ne? Hani nerede?!

İTC daha önce sana yazdım, Osmanlı kurumudur(git o başlıkda olmadığını ispatla). Hatda stratejik temelini dahi yazdım. Sırf osmanlı(ırkçılığı) yapacağım diye üstünkörü savurmaya çalışıyorsun.. Milliyetçilik, milli üst-yapı vs osmanlı için anlamsız bir şeydir. kaldı ki milli üst-yapılaşmanın tarihi bellidir, Osmanlıdan 500-600 yıl sonraya tekabül eder!

http://tr.wikipedia.org/wiki/Osmanl%C4%B1c%C4%B1l%C4%B1k

Şimdi yüzeysel gidelim, daha önce anlattım ben sana. Bu metini oku(sana bazen kaynak veriyorum metinleri okumadığını görüyorum.)..

İttihat ve Terakki, bir Osmanlı ideolojisi yaratma, tazeleme sürecidir. Kraldan çok kralcı kesilmişlerin hem kendi sınıfsal-maddi çıkarları adına hem de sarayın ve Osmanlının geleceği konusunda düştükleri kaygıların örgütlendiği bir yerdir. Bu gün Türkiyedeki faşist tarih yazınının kaynağı Osmanlıdır. Osmanlıcılık, Osmanlının resmi ideolojisi haline getirilmiştir. Buna göre formül, üst kimlik olarak OSMANLI, diğerleri ise alt kimlik olarak Osmanlıda birleşecektir. Günümüz Türkiye ırkçılığı model olarak tamamen Osmanlıcılıktır! TC döneminde, İTC Milliyetçilik falan yaratmış değildir, aksine TC Osmanlı resmi ideolojisini(İT-ittihat terakki, ittihat-ı anasır!) aynen alıp, millet zeminine oturttu. Hitlere rahmet okutan osmanlıcılık aynen alınıp Türkçülük temelinde uygulanmıştır. Kısaca FORMÜL-MODEL olduğu gibi alınmıştır.

Sorunun objektif ve dürüst olmayışınla ilgili. Ben diyorum tencere dibin kara, sen diyorsun yok üstü kara! nasıl oluyor dibi değilde üstü kararıyor?(bu marifetde sana ait). Nedenide Osmanlıcılıkdan ileri geliyor. Defalardır diyorum ki, Türkiye'de hani şu milliyetçilerin savunduğu bir model vardır! Üst KİMLİK TÜRKLÜKdür, o birleştirici kimliktir vs!!!! İYİDE BU OSMANLICILIKDA İTTİHAT-I ANASIR DEDİĞİMİZ, OSMANLICILIK MODELİDİR! Hadi günümüz milliyetçileri-ırkçıları bunu göremeyecek denli şaşı edilmiş, senin derdin ne peki?! Kaynağı osmanlıdır ve durum trajikomiktir. Günümüz ırkçıları sözde Osmanlıya karşıdırlar, ama temelleri Osmanlıdır, ırkçılıklarına varana değin! Ortada bir yanılgı var ise bu yanılgı bana ait değil, benide ilgilendirmiyor açıkcası. Sen ve ırkçılar aynı potada birleşiyorsunuz, biriniz Osmanlıcısınız(asıl model) diğeriniz Türkçü! İkinizinde formülü, modeli aynı, birinizde üst kimlik Osmanlıdır, diğerinde ise Türklük. Kim, kimden almış peki? hadi öpüşün, koklaşın, ittihatçılar olarak aslınıza secde ve rücu edin! Ben diyorum Al birini vur ötekine! Sen diyebiliyor musun? Hayır, çünkü sende, üstelik aslıyla bir İttihatçısın(farkına varamayacak denli M.Aramağan içiyorsun tabi). Zaten göremediğin de bu! Gör! Al birini vur ötekine...

jadi
27-11-2011, 17:08
Itc Osmanli kurumudur evet ama Osmanli'yi yikan kurum olmustur. One surdugun argumanlar o kadar basit ki bunlara cevap vermeye bile degmez buluyorum. Sen kesin Vahdettin'in hain oldugu tezine de inaniyorsundur. Cunku Ingiliz gemisine binip gitti oyle degil mi? :)

Osmanli'da irkcilik yoktur. Yabancilara dusman gozuyle bakilmaz. Bunu Erdodan Sevgin denilen zavalli bile inkar edemiyor aslinda. Sadece yeteri kadar Turk olmadigini idda ettigi yazilari vardir o kadar. Sizin gibilere aciyorum. Bu anlamsiz Osmanli nefreti yuzunden katilinize a$ik bir meczup durumuna dusuyorsunuz

http://www.armenian-genocide.org/young_turks.html

spartacus
27-11-2011, 17:17
Jadı benim neye inandığımı bırak, inandığım bir şey yok. Konu başlığı belli. Neden konu ile ilgili tek bir cümlen yok. Vahdettinin hain vs olduğunu düşünmüyorum, hem bu tarz tespitler konu gereği bana uzak, mantıken şöyle işliyor. Türkçü İttihatçılar vahdettin haindir diyor, Osmanlıcı(ASIL) İttihatçılar ise(sende dahil) ona hain diyen, haindir diyor!. hem olabilir birisi ya da her ikisi de hain olabilir, olmayabilir ama beni bu konu itibariyle enterese etmiyor, hiç bir zaman da böyle bir konum olmadı, hiç bir zaman da ilgilenmedim. Hıyanet konusu hayli geniş bir konu.... Neyse ikisinden de azadeyim(fark burada). Yine bayağı yöntemlere meylediyorsun.

Osmanlı İTC tarafından yıkılmış değildir, Osmanlı feodal sistemi aşmamakda, sınıfsal ve hakimiyet-egemenlik(ağalık, derebeylik, haremilik!) konumunda direndiği için ve tabi çıkar savaşında(1.dünya savaşı) kaybeden taraf olmanında etkisiyle yıkılmıştır(aynen Bizans gibi!). İTC osmanlı'yı 1 yüzyıl daha yaşatmanın, yenilemenin, tazelemenin, gelişen milliyetçi akımların yarattığı boşluğu Osmanlı milliyetçiliği ile doldurmak gayretinden doğmuştur(sen çarpıtıyorsun!, tersine çeviriyorsun). Osmanlı'da süreç 17. yüzyıllarda başlıyor, nerede İTC vs? Sen hele bir ayık ondan sonra yazışalım. Kaldı ki, eğer bir yerde politik arenada geçmiş ipsiz-sapsız, aşırı tarafgir gözle! tartışılır hale gelmiş ise, ya o coğrafya da gelecek yoktur-kalmamıştır ya da başka türlü bir öykünme...

Kısaca tarih konusunda politik manevralar yapmaya çalışma. En azından benimle yazışırken, cidden benim açımdan zerre bağlayıcı değil... Ben diyorum AL BİRİNİ VUR ÖTEKİNE sen saçmalıyorsun, Vahdettin'e kesin şöyle diyorsundur diye. Hadi iğne ucu kadar olsun mantıklı ol, bu yaklaşımın beni bağlamıyor ve konuya göre yaz.

Şimdi konu hakkında hiç bir görüşün yok ise beklentim sabote etmemen yönündedir...

jadi
27-11-2011, 17:31
Itc dedigin sey gunumuz chp, tsk ve ergenekon'undan baska bisey degildir. Osmanli'yi sevmeye bilirsin sevmek zorunda degilsin ama onun uzerine koydugun ideoloji(itc) golya karsi oldugunu sandigin nazizimden baska bisey degil. Osmanliyi naziler yiksa onu bile savunurdu sizin gibiler( oyle yapiyorlar zaten)


Osmanli'yi Ittihatcilarin devami olan Halk partisi yikmistir. Tam olarak bilemedigimiz bir nedenden oturu uluslararasi kuruluslar Istanbul yerine Ankara hukumetini muhatap almaya basladilar. Hanedan uyeleri Ingiliz ordusu tarafindan yurtdisina cikartildi(siz buna gemiye binip kacti diyorsunuz ho$). Ittihatcilarin devami olan zihniyet tc'yi kurdu ve 80 yil diktatorluk ile yonetti. Simdi Ermeni soykirimini bile Osmanli'nin ustune atmaya calisiyorar ve bir suru dalkavuk buna gozu kapali sekilde inaniyor.
Neredeyse bir asır geçti, Ermeni sorunu hâlâ Türkiye'nin en önemli sorunlarından olmayı sürdürüyor. Bunun önemli nedenlerinden biri, Türkiye Cumhuriyeti'nin savaştan sonra kırımda parmağı olan İttihatçılar tarafından kurulması ve temel politikalarının yine bu kadrolarca oluşturulmasıdı
http://bianet.org/biamag/diger/114260-ermeni-sorununda-gunah-sadece-osmanlinin-mi


Eger Osmanli'ya karsiysan ve chp'yi bunun ustune yerlestiriyorsan o halde azinlik haklariyla, demokrasiye, soykirima, katliamlara ve derin devlete bakis acinda cok ciddi sorunlar var demektir. Cunku bu insanlar ittihatcilardan bu yana cok buyuk acilar cekti ve siz sadece ideolojik nefretiniz yuzunden katillere sempati besliyorsunuz. Bu carpik zihniyete de ulkemizde solculuk deniyor her nedense

spartacus
27-11-2011, 19:49
Jadı ben bir şeye karşı değilim. Bu başlığa kişilik analizli karşıtlık temelinde şerh koyan kim? Sen değil misin?
Birde bu sevmemek, sevmek nedir Jadı? Daha öncede yazdım bir Bizans, Bir Rusya, bir Avusturya-macaristan vs imp. ne ise Osmanlı'da odur benim gözümde. Tarihe ipotek koymak konusunda bu isteğin neden? Kısaca anlamaya çalış, osmanlı diye ne özel bir sevmemezliğim olabilir nede sevmeliğim. Nasıl sevebilirim, sevmeyebilirim bir yolu var mı? Tarihi yorumlamak için sevmem gerekmiyor. örneğin Fatih'in, muhalif diye cem'i boğdurmasını, insanlık dışı görmemi dile getirmem için osmanlı yı sevmemem mi gerekiyor? Yok osmanlıyı seveyim, böyle bir olayı da olmamış gibi göstereyim öylemi? Sizi gidi ittihatçılar sizi! Yani senin sevmek, sevmemek ile kastın bu, fatih yüce biridir desem herhalde bana hediyeler dağıtırdın?! Sen tarihi böyle mi okursun? Ha bazen diğerleri de sen bunu sevmiyorsun, düşmansında ondan diyorsun diyorlar(Atatürk'ü sevmediğin için böyle diyorsun vs). Seninkisi daha bir katmerli, cidden hiç bir farkın yok gördün mü?

Birde anlamadığın şu, günümüz ittihatçıları dediğin, osmanlıcılıktır, aslında tamamen osmanlıcı bir yapılanmadır. M.Armağan gibi yazarlarda, özünde AKP de ittihatçıdır. Sen milliyetçi olduğun için nasıl ki, milliyetçiler tarihsel konularda anında refleks koyuyorlar aynı şeyi yapıyorsun. Oysa İTC cilik, Osmanlı milliyetçiliğidir ve zemini, TC tarihinden de daha uzundur, daha eskidir. Sen osmanlıyı İTC yıktı diye üfürüyorsun, İTC demek illa cemiyet demek değildir, ittihatçılık senin üfürdüğünün aksine, değişen dünyaya karşı kof fedoalitesini ve otokrasini sürdürmeye çalışan, haremi saltanatı ve toplumu hala avam görmeye çalışan katı, esnemeyen, adam akıllı bir hukuk sistemid ahi olmayan, ama kolayca kırılabilir bir feodal devleti, esneterek, toplumsal akımları frenleyerek vs yıkmak değil, 2 yüzyıl daha yaşamasına ortak olmuştur. Kısaca hem İTC yi eleştireceksin, ama hemde asıl İttihatçılığa ise toz kondurmayacaksın? İşte bu çelişkidir jadı. hadi al birini vur ötekine diyorum. Şimdi aynı tavrı senden de bekliyorum, gösterebiliyor musun? hayır! hani İTC ye karşı idin, hani demokrasiden yanaydın?

istanbul hükümetini neden muhatap almıyorlar? Bir çok nedeni olabilir ama bunu şimdi bu başlıkda sorman saçma. vahdettin haindi edebiyatının bir benzerini mi sergilemek derdindesin :) bu gün Mısır, Libya, Suriye vs onlarda da dikkat edersen ikdidarlar değilde, muhalif olanlar muhatap alındı? Neyse bunları bırakalım, başlığın içeriği konusunda objektif bir görüşün, verin varsa, muhataba çamur atmak duygusunu bir yana atıp paylaş, ama sabote etmeyi artık bırak....

AlbatrosS
27-11-2011, 22:38
Ben Osmanli tarihini Avrupali tarih kitaplarindan arastiriyorum spartacus. Sende oyle yapabilirsin. Veya Ermenilerin, Rumlarin...Osmanli hakkindaki dusuncelerini arastirmaya calisabilirsin.Tc'de bunu anlatan tarafsiz birini bulmak zor. Bir kesim tanrisal bir kusursuzluk iddasiyla anlatir diger kesim ise sadece karalar. Erdogan Aydin ise kesinlikle Osmanli tarihini ogrenmek isteyeceginiz en son insan olmalidir.

Itc'nin Osmanli ile hicbir alakasi yoktur. Bunu sana en iyi gayrimuslim azinliklar soyleyecektir. Ben Osmanli'da ki gayrimuslimlerin gozunden Osmanli'yi ve ittihatcilari anlatan kaynaklari buldukca paylasmaya calisacagim. Gerci sende Osmanli'ya karsi ideolojik bakiyorsun o yuzden gercekleri anlama ihtimalin biraz dusuk

Balkan savaşları'na kadar İTC ve gayrı müslim dernek-partiler müttefiktir. İç içe, birbirini destekler siyaset icra eylemekteydiler.

İtc Saray otokrasisi karşısında, aynı bugünün AKP'si gibiydi. İktidarı ele aldıkça müttefiklerini saf dışı etmeye başlamıştır(aynı bugünün iktidarı gibi)

İtc iktidarını sağlama alana kadar gayrı müslimlerle müttefik ve esnektir. Görece daha demokratiktir. Aynı AKP gibi.

Aslında İTC saray otokrasisinin devamıdır. Yetiştiği kurumlar, sparta'nın belirttiği üzere osmanlı'nın Tanzimat'tan beri açtığı modern esintili kurumlardır. Aldığı tedrisat emperyaldir. Tıpkı giriştiği maceraların aynen Osmanlı fetihçiliği oluşu gibi.

İTC'nin iki dönemi vardır:

Balkan savaşlarına kadarki fetihçi hayaller dönemi.

Ve Balkanlardan sonraki peşisıra yenilgiler ile tehcir-tasfiye dönemi.

İTC geldiğinden beri cebinde ''tehcir, soykırım ve tasfiye'' mirasıyla dolaşmıyordu. Başarılı olsaydı-ki o zaman da Alman imparatorluğu çok uluslu vilayeti olurdu ancak- ''ulus-devlet ve merkeziyetçilik'' hayallerine girmeyecek, osmanlı'nın esnekliğini taşıyacaktı.

Gayrı müslim cemaatlerin İTC'den önceki kayıtlarına bakıp Osmanlı hakkında bir şey öğrenemezsiniz. Avrupa toplumlarında çocukları ''türkler geliyor'' şeklinde korkutan sözlü tarih mitinin kaynağına da göz atmanız icap eder.

Her ne kadar modern sömürge yöntemlerinden esnek ve daha insaflı olsa da, Osmanlı'nın da hiç azımsanmayacak köle ve katliam mirası vardır: Fetihler makarna-kömürle yapılmadı değil mi?

Osmanlının güçlü ordularının altüst ettiği kentler ve tıpkı Arap-müslüman orduları gibi ailelerinden zorla koparılıp köle yahut asker edilip asimile edilen çocuklar Avrupa toplumları sözlü tarihlerinde hala canlıdır.

Dersim'in kayıp kızlarını hatırlattı mı sana ?


Ya Muhammed'in tarümar edip kılıçtan geçirdiği ve kendine köle-cariye kıldığı kız çocuklarını?

İmparatorluklar tarihi, aynı zamanda köleciliğin-katliamların tarihidir. Ya doğrudan imparatorluk orduları yahut onların işbirliği yerel feodal beylerinin eliyle kan kusturulmuş insanlık tarihidir(Kürdistan'ın devşirme kürt beyleri mi dediniz?)

Tayyip ve avanesinin yaptığı, Modern avrupa tarihi savaşları ve kitlesel ölümlerine bakıp emparyal Roma medeniyetine medhiyeler düzmesine benzer:

AH ŞU VANDALLAR OLMASA!

jadi
28-11-2011, 15:28
Itc'nin Osmanlicilik ile bir alakasi yoktur. Itc sizin deyiminizle emperyalistlerin gudumunde bir ceteydi ve eskiyalik ile devleti ele gecirdi. Osmanli'ya maledilen butun katliamlar bu darbeden sonra baslar. Daha kotusu itc zihniyeti tc ile devam etmistir. Itc zihniyetinin ozeti kemalizmdir ve kemalistler Osmanli'dan nefret ederler bunu biliyoruz. Gercekler bu denli acik secik ortadayken nasil oluyorda itc Osmali'nin kendisidir diyebiliyorsunuz.

Itc oncesinde Osmanli'da dini ve etnik bir katliam olmamisti. Daha dogrusu bu azinliklari yok etmek gibi bir politika yoktu. Bugun bile hala Ermenilerin gomulu biraktigi altinlari bulmak icin dedektor ile define avina gidiyorlar. Rumlar, Ermeniler, Yahudiler gercekten hem cok zengin hem de ozerkti. Nasil bir irkci devlet idiyse bu azinliklara hicbir baski yapilmaksizin yonetilip gidiyordu iste.


Ideolojik gorusunuz veya kulturel baglariniz nedeniyle Osmanli'yi sevmiyor olabilirsiniz buna saygi duyarim ama sadece bu yuzden kemalistlerin anlattigi yalan tarih masallarina bu denli havada atlamaniz hic saglikli bir tutum degil. Zaten hep bu yanlis yonlendirmeler tedavisi mumkun olmayan bir stockholm sendromuna neden oluyor. Daha dogrusu kimin, ne mal oldugunu goremiyorsunuz

Neva
15-04-2013, 13:03
Guncelleme.

AbdullahAbdal
21-10-2013, 17:03
Sevgili ozgur, şu an İlber Ortaylı'nın "İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı" adlı kitabını okuyorum. Dili güzel. Zaten sanırım bu yüzden kitapları çok satıyor son zamanlarda. Tarihsel olayları onlardan ders çıkarmak, ders vermek için anlatmıyor izlenimi aldım. Daha ziyade şunlar, şunlar olmuştur deyip yorumu genellikle okuyucuya bırakma eğiliminde. Erdoğan Aydın ise tarihsel olayları anlatıp bunlardan bir sonuç çıkarmak ve günümüz için anlamını irdeleme yönünde çizgi izliyor.

İkisi farklı yöntemler ve her iki yönteme de saygı duyarım. İlber hoca tarih profesörü, saygı duyulacak bir isim. Erdoğan Aydın'ın tarih konusunda akademik bir eğitimi yok ancak bence çok çok iyi bir araştırmacı. Fatih ve Fetih adlı kitabıyla bunca tarih akademisyeninin yapmadığını/yapamadığını yapmıştır. Bence başyapıtıdır.



Osmanlı konusunda İlber ortaylı kadar çok şeyi bilmek mümkün değildir.
İlber hoca korkaktır. etliye sütlüye karışmak ve kimseyle dalaşmak istemiyor..

Erdoğan Aydın araştırıyor ama Bilimsel ve Ateist gözle yorum getiremiyor..
kabuğundan çıkamıyor. Müslüman ve dindar olması olaylara bilimsel gözle bakmasını engelliyor..

Yinede Diğer tarihçiler den daha iyi..Tarihin % 75 gerçeklerini yazıyor.. ancak % 25 lik önemli gerçeğe istesede gücü yetmiyor..kafası almıyor..
yine de yaptıkları kazanç..% 25 i bulmak gerekiyor..

Bu ülkede Fizikçilere 5 yıl tarihçilik yaptırsak Tüm tarih değişir..

Tarihcilere saygı duymayın..saygı duyulacak insanlar değiller.


Erdoğan aydın FETİH kitabı yazdı değil mi?:)

Gülüyorum..

İlber ortaylı FETİH kitabını neden yazamıyor sence:)

İstanbulun Fethi diye bir olay hiç olmadı da ondan..
Yazsa bunu yazacak..o nedenle yazamıyor..

AbdullahAbdal
21-10-2013, 17:13
Bir defa Balkan dillerinde devşirmeye neden "tax blood" diyorlar? Bu çok önemli. Sanırım anlamı "kan vergisi". Yani balkan halkları kanlarıyla her yıl vergi ödemek olarak görüyorlar devşirmeliği. Çocuklarını, kanlarını vergi olarak veriyorlar Osmanlıya. Tahminim sistem şu şekilde işliyor: Osmanlı örneğin filanca kasaba için "bu yıl bize 10 sağlıklı erkek çocuk vereceksiniz" diyor. Çocukları toplama tarihi geldiğinde yani kan vergisi zamanı geldiğince bölgenin hıristiyan halkı seçmiş oldukları 10 sağlıklı erkek çocuğu teslim ediyor. Muhtemelen bölge halkında zengin olan hıristiyanın değil fakir olanın çocuğu listeye konuyor. Gene tahminime göre fakir olan aile reisine "sen nasıl olsa iyi bakamıyacaksın" denerek kota fakir aile çocuklarıyla dolduruluyor. Yani fakir ailenin isteğiyle değil de zorunlu kotayı sağlama amacıyla baskının söz konusu olduğunu düşünüyorum. Yoksa bir aile fakir bile olsa işgalci gücün ordusunda nefer olacak üstelik dili ve dini değişecek çocuğunu vermek istemez.

Tarihle ilgili olarak şunu söylemeliyim..
1950 yılından önce değerli ve iyiniyetli tarihçiler olmuş..
ancak bu tarihten sonra tarihle ilgilenenlerin çoğu ahmak ve aptal..
tarih konusunda hep birbirlerinin ezberlediği yalanları yazıyorlar..
Tarihçiler bu sitedeki ateist arkadaşların 10 da biri kadar bile zeki ve bilgili değiller..
O kadar çok kitap okumak zorunda kaldım ve bir o kadarını sinirden yırtıp atmak zorunda kaldım..
Tarihçilere saygı duymayın..

Kan vergisinin devşirmelerle ilgisi yok..
Osmanlı Matrak bir kanun çıkarıyor.. Derdi Oğuzlar.. Bir insan ağaçtan düşer se yada suda boğulup ölürse yada başka bir sebepsiz nedenle ölürse..benim için gereğini yapamadan öldüğü için vergi alırım deyip..kan vergisi alıyor..

Oğuzları canından bezdirmek için..