PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Felsefe oyunu oynayalım mı?


placebo
16-01-2008, 17:19
Sevgili forum dostlarım,bu kadar ağır konuların arasında eğlenerekte felsefe yapabiliriz diye düşünerek bu başlığı açıyorum.Hem birbirimizin hayata ve şeylere dair bakış açılarımızı değerlendirmiş,göstermiş ve öğretmiş hem de yeni bir şeyler konuşmuş ve öğrenmiş oluruz.
* * Örnek olarak; birisi bir soru soracak, arkasından gelen onun sorusunu yanıtladıktan sonra kendi sorusunu soracak..Kime ne soru düşerse...Ötekinin kendi sorusundan başkasını yanıtlama hakkı yok..Herkes kendince cevap verecek..Umarım katılırsınız..

* *İlk ben başlıyorum ve sorumu soruyorum.Vicdan doğru bir yol gösterici midir?yoksa sadece adil olmak yeterlimi?
* *Kim isterse o yanıtlasın...

* * saygılar

16-01-2008, 18:30
Vicdan doğru yol gösterici olamaz diye düşünüyorum. Çünkü vicdanın oluşumunda çocukluk yaşantımızda ailesel veya diğer toplumsal etkenler sonucu edindiğimiz temel değer yargıları belirleyicidir. Örneğin bir Nazi'nin çocuğu yahudilere acımama konusunda şartlandırılmış olabilir. Bu durumda vicdanı ona yol gösteremeyecektir.

gematria
17-01-2008, 00:37
cem sorunu sormamışsın konuyu tıkadın:D cevap verecek soru yok neyse bende ozaman ilk soruya cevap yaziimm...bence herzaman adil olmak yeterli değildir çünkü her insan kendi değerini belirler kendi davranışları, hayata kattıkları ona yüklenen değerin ölçütüdür dolayısıyla her insan eşittir demek saçma bence ...vicdanımızı da kullanmalıyız anlicağınız...
BENİM SORUM::::: İNSAN NE ZAMAN CANLI Bİ VARLIK OLUR...YANİ NE ZAMAN Bİ İNSANA YAŞIYO DERSİNİZ....

vartor
17-01-2008, 02:57
İNSAN NE ZAMAN CANLI Bİ VARLIK OLUR...YANİ NE ZAMAN Bİ İNSANA YAŞIYO DERSİNİZ....
* Insan dogdugu anda bence canli *sayilir, ama benim kriterim, soyle guzel bir sofrada arkadaslari ve sevdikleriyle bir arada rakisini yudumluyor ise "yasiyor" sayarim :lol:
*Benim sorum daha basit, tanri mi bizi yoksa biz mi tanriyi yarattik?

XxSiyaHxX
17-01-2008, 04:56
İNSAN NE ZAMAN CANLI Bİ VARLIK OLUR...YANİ NE ZAMAN Bİ İNSANA YAŞIYO DERSİNİZ....
* Insan dogdugu anda bence canli *sayilir, ama benim kriterim, soyle guzel bir sofrada arkadaslari ve sevdikleriyle bir arada rakisini yudumluyor ise "yasiyor" sayarim :lol:
*Benim sorum daha basit, tanri mi bizi yoksa biz mi tanriyi yarattik?

Tabiki Allah bizi yaratti ben böyle düsünüyorum,ama siz Tanriyi yarattiginizi düsünüyorsaniz,kendinizden bir tane daha yaratirmisiniz...

vartor
17-01-2008, 08:16
Simdiye kadar binlerce yarattik,ben ispatlayabilirim. sen allah'in varligini ispatlayabilir misin? muhammed dedi, cebrail yazdirdi gibi ucuz ve zaten kabul etmedigimiz yontemlere bas vurmadan.(bu da soru sayilir)

bilcan
17-01-2008, 09:41
Gerçek kavramı üzerine tartışan bir din bilimci ile bir filozofun şu tartışmaları hayli ilginçtir. Din bilgini derki “siz filozoflar karanlık bir odada, asla bulunmayan, bir kara kediyi arayan köre benziyorsunuz, onu asla bulamazsınız “ filozofta şu yanıtı verir. “ tanrıbilimci de eş koşullarda aynı işi yapar, ama o hiç olmayan kara kedisini bulur.

Ne komiktir ki koskoca Tanrı insanlığı yola getirmek için Cebrail'i, o da yetmemiştir peygamberleri de işin içine sokmayı tercih etmiştir. Kendisine inanılmasını isteyen bu koskoca varlık, neden bu kadar zahmete giriyor anlaşılır gibi değil. Bunu daha kısa, öz ve kesin bir şekilde neden halletmemiştir. Tabi ki bunların hepsini insanoğlu yarattı. İslamiyette Tanrı'ya yüklenen sıfatlara bakın, bunların hepsi insan psikolojisi, çaresizliği ve gereksinimleri sonucu ortaya çıktığı anlaşılıyor. Hepsi fazlasıyla insancıl sıfatlar "esirgeyen, bağışlayan, cezalandıran" gibi.

Ben sorumu farklı bir platforma taşıyıp "ahlak" konusuna değinmek istiyorum. Ahlak anlayışı neden metafiziğe dayalıdır (okullarda bile ahlak anlayışı dinle özdeşleştirilmiştir, din kültürü ve ahlak bilgisi dersi gibi). Etik kurallar, salt insani koşullara göre şekillenemez miydi?

mhmd
17-01-2008, 11:42
Sn. bilcan,

Peygamberimiz,
"-Şeref edep iledir, soy ile değil." derken; eylemi etiketten öncelemiştir.
Zannımca istenen ile uygulanan arasındaki farklılığın çarpıklığından bahsediyorsunuz. Uygulamadaki metafizik önceliğe rağmen, asıldaki fizik öncelik bence daha dikkat çekicidir.
O halde uygulamadaki eksikliği bir kenara bırakıp, sizin sorunuzun cevabına dönersek.
-Evet, etik kurallar, salt insani koşullara göre şekillendirilebilinir. Diyebiliriz.

Benim sorum ise şu:

-"Salt insani koşullar" kavramı neyi ifade eder?

Hatalarım, cehaletimdendir...

spartacus
17-01-2008, 12:09
Vicdan doğru yol gösterici midir ? Eğer felsefi açıdan düşüneceksek, vicdan genellikle bir olayda, bir durum yada gözlemde varacağımız yargılar, ama bilhassa göstereceğimiz o anki tutum ve muhasebe açısından öne çıkar, ama muhasebenin tümü değil sadece bir parçasıdır. Ne yapmalı, nasıl davranmalı, nasıl kurtulmalı yada kurtarmalı gibi soruları birer davranış tetikleme, belirleme olarak ortaya çıkartabilir. Ancak tetikleyici olması, tetiklemeden sonrası için belirlenecek yolu-hedefi ve doğruluğunu tayin etmez, yolu gereklendirir-bu gereksinime katkı sunar, bir niyet-sebep oluşturabilir-, ama yolun kendisini tayin etme dediğimizde devreye akıl, düşünce, bilgi(veri toplama ve analiz), irade, amaç, düşünce(zihniyet) gibi unsurlar girer.

İnsanların duyguları, düşüncelerinden ayrı ve bağımsız değildir, duyguyu, insan düşünce ve örgütlenişinden bağımsız ele almak ya niyetli bir davranış yada bilinçsiz bir yaklaşımdır. Düşünceler ile duygular arasında bir yalıtım değil bir ilişki sözkonusudur ve vicdan gözlem ve duyumlarla tespit edilen anlık durum açısından düşünceninde odağında bir davranış belirleyicidir. İkisi içinde ortak özellik algılardır. İnsan düşünceleri ise biyolojik bir yolla yada kalıtımla alınan bir miras değil, insanın kendisi ile çevresi arasında ki ve nesnel koşullar dahilinde iradesinden bağımsız-bağımlı girdiği tüm öznel-nesnel ilişkiler çerçevesinde oluşur ve gelişir. Duygular düşünceleri, düşünceler ise duyguları etkileyen bir rol oynar. Vicdan düşünce ve koşullardan bağımsız değildir. Kişi koşullarına göre de vicdan oluşturabilir ve bu doğaldır. Derenin bu yakası ve öte yakası arasında fark gibi.

Vicdan'ı aşırı derecede davranışlar ötesinde abartıp, sanki bunu bir bilgi kaynağı gibi sunulması dini felsefede öne çıkmıştır. Bir diğer açıdan doğru ve iyi kelimeleride dini felsefelerde aşırı derecede belirleyici unsur gibi öne sürülmüştür oysa bunlar kendi hallerinde ölçüt değillerdir. Yasaları dahi vicdana ve vicdanların yatıştırılmasına göre oluşturmak ne kadar doğru bir davranıştır? Bağıma girdi bostanı çaldı diye çalanın bir yerlerini doğramak vicdan mıdır? Evet vicdandır, bağ sahibinin ve toplumsal kaygıların vicdanı açısından yaklaşır isek yatıştırılmalı, bostanı alanın durumu açısından bakarsak acınmalı yada hiç acımamalıdır(buda vicdandır). peki ya koşullar, bunu kim değiştirecek, tespit ve tayin edecek? Adil olmak ise bağcının vicdanı ölçüsünde, diğerinin kolunu kesmek olarak ortaya çıkar, ama asla bostana tenezzül ettiren koşullarıda, bostan sahipliğinin bireyselliğinide ona olan ihtiyacıda-kısaca koşulalrı ve nedenleri- değiştirmez. Adillik, eşit şart ve koşullarda anlam kazanmalıdır.

Adil olmak buda yol gösterici değildir, adillik fark koşullarında ortaya çıkar. Farkı çözmez ardından gelir ve dolayısıyla adil olmak yolu etkileyen bir unsur olabilir ama belirleyici ve tayin edici değildir. Vicdan gibi oda kaynak koşulları -farkları ortadan kaldırıcı- değiştirici değil, olay ve düşüncelerin etkisinde bir davranış belirleyici unsurdur. Bu gün dünya nüfusunun küçük bir azınlığı geriye kalan o çok büyük kitlenin sahip olduğuna sahiptir. Bu insanların insani olarak ve doğal bir şekilde doğadan yararlanmaları arasına çekilmiş koca bir farktır. Birincilerden dolayı oluşan fark ikincileri mahrum bırakmaktadır, birincinin elindekiler, ikincilerin üretimleri, emekleri bilemediniz çalışmaları üzerinden sağlanmaktadır. Adil olmak bize nasıl bir yol gösteriyor şimdi, peki ya vicdan? İnsanlar doğuştan sonraki koşullar ve düşünceler ile, eğitim ve bilinç ile etkilenirler, ve öyle bir hale gelirki kralın her şeye sahip olması, aç kalan toplumlar açısından bir amaç, bir vicdan haline gelebilir, bu yönde inanç ve bilinç oluşturup, örgütlenebilir(din bir örnektir).

Sevgili preach, aslında cevaplayan bir soru sorsun yöntemi, felsefe açısından geçerli değil, bir konu cevaplanmış olmadan bir başka konuya geçemeyiz. Acele etmeyelim derim :)

mhmd
17-01-2008, 12:45
Game Over

:(

spartacus
17-01-2008, 13:01
Game Over

Niyekine ? Oyun hala sürüyor : )

Şimdi 2 yumurtam vardı, 1 tanesini kedi yedi kaç kaldı?
1. kaldı.
Sorumu soruyorum (bu kişi soruyu doğru yanıtladığına emin ise sorabilir)

Şu halde ortada ki tüm yanıtlar ve yanıtlayanlar, yanıtlarından sonra, bu soruyu yanıtlamış bulunmaktayım, yeni soruyu sorayım nasıl diyecek, nasıl karar verecek yanıtının, soruya cevap olduğuna ?
Eğer Konu görüşlerle ele alınabilecek bir konu der isen,
Ben de o halde söylediklerim diğer görüşlere rağmen bir yanıttır diyemem.
Derim dersen, şu ana kadar neden yeni bir soru çıkmadı? derim. *

Not: Sevgili Mhmmd özür, ben önceki yazımı ilk soruya göre yazarken sende yazmışsın, üste düşmüş sorun, şimdi gördüm sorunu ve son cümlemi değişiyorum, benim açımdan ilk soru şimdi bitmiştir.
*Derim dersen, Mhmmd sorana kadar neden yeni bir soru çıkmadı? derim.

mhmd
17-01-2008, 15:10
Sn. spartacus,

Değerli hocam, dünyada en adil dağıtılan şeyin "Akıl" olduğunu söylerler.
Bunun çıkarımı da herkese göre kendi aklı, en iyi akıldır. :?
Bu aklın verdiği cevap, subjektif değerlendirmesiyle, ne olursa olsun doğrudur. Yeter ki cevabı olsun.
Dolayısı ile biz Maslow'un hiyerarşik sistemindeki bir sistemle (her basamaktaki ihtiyaçlar doyurulunca bir üst basamağa geçilir) felsefe oyunu oynamamız bence imkansız.
Nedeni, doğrusal bir çıkarım olamayacağı içindir.
O halde?

O halde ve bence oyuna devam edilmelidir. Her akıl kendi yumurtalarını sayıp dökünceye dek.
Ta ki; ilk soruya sizin verdiğiniz cevaptaki, "vicdan ile davranmanın yanlışlığı" temasına, bizim de düşünüp de veremediğimiz cevabımız olan, "İradene hakim, vicdanına esir ol. (Mevlana)" sözüne ulaşacak sorularımızı defalarca ve defalarca yazabilecek düzeye ulaşıncaya kadar.

Bu arada yazınız içindeki bir tema hakkındaki düşüncemizi de belirtmeden geçemeyeceğim.
"İnsanlar doğuştan sonraki koşullar ve düşünceler ile, eğitim ve bilinç ile etkilenirler,"
Diyerek, vicdan konusunu nitelendirmişsiniz.
Oysa ki: Dünyada istisnasız herkes yalan söylese bile insan söylediği yalanın farkında olur diye bilirim.
En despot, yedi kuşak kral bile mantığı ile sürdürdüğü hayatına vicdanını yaklaştırmaz.
Nasıl?

Diye soracak olursanız da?
İdeolojilerini erk üzerine kuran güçlerin, insan kayıpları konusundaki istatistiki (nicel) değerlendirmelerle yola çıkmalarını verebilirim. Hiçbir erk, bu kayıplarda nitel değerlendirme yapmaz.

Dedik ya oyuna devam. Bu devama en yakışır cevap da; "Soruya verilen cevap çoğalınca doğru gizli kalır.(Hz. Ali)"
Şimdiye kadar hep cevapları çoğalttık, çoğalttıkça da ayrı gayrı düştük.
Bence de artık soruları çoğaltalım. Çoğaltalım, belki bu sorularla biryerlerde birleşiriz.

Hatalarım, cehaletimdendir.

17-01-2008, 15:41
ama akili etkileyen olumlu yada olumsuz evreler vardir mesela cocukluk donemleri aigr travmalar
kisi bunlara ragmen saglikli gibi dsunuyor gibi gorunsede bunlarin yapmis oldugu etkiler yinde akilini subjektif unusurlardan sapmasina sebep *olur

17-01-2008, 15:44
İNSAN NE ZAMAN CANLI Bİ VARLIK OLUR...YANİ NE ZAMAN Bİ İNSANA YAŞIYO DERSİNİZ....
* Insan dogdugu anda bence canli *sayilir, ama benim kriterim, soyle guzel bir sofrada arkadaslari ve sevdikleriyle bir arada rakisini yudumluyor ise "yasiyor" sayarim :lol:
*Benim sorum daha basit, tanri mi bizi yoksa biz mi tanriyi yarattik?

Tabiki Allah bizi yaratti ben böyle düsünüyorum,ama siz Tanriyi yarattiginizi düsünüyorsaniz,kendinizden bir tane daha yaratirmisiniz...

bu sorunun cevabini eflatun ideacilar okulunda vermisti kafamda bir *dunya var ne ilginctirki kafamda bir tanri var vede nede ilginctirki kafamda benden bir tane daha ben var

spartacus
17-01-2008, 17:36
Sevgili Mhmmd

Bu arada yazınız içindeki bir tema hakkındaki düşüncemizi de belirtmeden geçemeyeceğim.
"İnsanlar doğuştan sonraki koşullar ve düşünceler ile, eğitim ve bilinç ile etkilenirler,"
Diyerek, vicdan konusunu nitelendirmişsiniz.

hayır vicdan konusunu nitelendirmedim, genel anlamda, düşünce, bilinç, davranışlar, örgütlülük, gelenek, görenek, insanın tüm etkilenmelerine değindim...... Vicdan ne bunlardan ayrı nede vicdan bunlardan ayrı koşullar içinde değil.

Vicdan konusuna bir tanımlamak getirmek gerekir -ki bunu görüş olarak yaptım- nasıl tanımlıyoruz önce bunu her görüşün koyması gerekir. Evvel bilhassa dinsel felsefelerin, kalbi düşünmenin temeli olarak görmesinden hareketle, vicdanı düşünce ve bilginin kaynağında bir yerlere yerleştirmişler. Oysa vicdan özünde insanın duygularından, ama ortada ki durumlardan(durduk yere değil) ortaya çıkan yok sayılamaz bir tepkilenmedir. Kaldı ki bu tanımların oluşturulduğu dönem dünyasında insanlar dünya ve insan, toplumlar yaşamı üzerine bir şeyler söylenecek ise, bunun ancak tanrı'dan geldiğine inanıyorlar. Vicdan insanı nitelendirmede en önemli kriter haline geliyor.
Düşünün MÖ 323 yılında Aristo hala dersler verip yazmaya devam ederken, dine(örn. Zeus'a) karşı gelmek gibi bir söylemle soruşturmaya uğrayabiliyor. Peki asıl köken ne, bilgi. Aristo'da olan bilgi, diğerlerinin vicdan dedikleri ve düşüncelere göre aslında oluşturulabilen şeyi etkiliyor! *(Vaktim yok tarihleri hafızadan yazıyorum, umarım yanlış çıkmazlar) Aristo ise çözümü oraları terketmekte buluyor ve MÖ 322 yılında ise yaşama veda ediyor(çok garip değil mi, 1 yıl sonra?!) Buna göre bilgi alıyor ve veriyor iseniz, tanrısaldır, ama vicdanlara(!!!) ters düşen bilgiye girdi iseniz, buda şeytandandır! Oldu mu? Oldu, ölçüt ne vicdan peki vicdanı belirleyen-etkiyen ne? İşte bu yanıtlanmalı. Ha bireysel anlamda vicdan insanların acıma, iyilik, pişmanlık vs duyguları taşıması ise, bundan daha doğal ne olabilir-bunlar öyle yada böyle herkesde olduğuna göre, demek ki herkes doğru yoladadır diyebilirmiyiz?!-

Neden Anadolu'da ermiş, evliya, Avrupa'da aziz *vs çoktur, çünkü insanlar kendi hallerinde bir bilgi sahibi olamazlar, bilgi ancak Tanrıdan, seçilmiş kişilerce gelebilir. Peki ya vicdan, işte vicdan insanın içinde her daim var olan, Tanrı'dan gelmese bile insana has öngörülen temel meşru dayanaktır. O dönemlerde bilgi için tanrıya vicdan için kendinize ihtiyacınız vardır. Vicdan insanların dünya görüşüne göre farklı sonuçlara kapı açar, gerçek budur, duygu vardır ama düşünce onu farklı, farklı yorumlar!. Daha ne olabilir ki?

saadetpink
17-01-2008, 20:23
Sevgili forum dostlarım,bu kadar ağır konuların arasında eğlenerekte felsefe yapabiliriz diye düşünerek bu başlığı açıyorum.Hem birbirimizin hayata ve şeylere dair bakış açılarımızı değerlendirmiş,göstermiş ve öğretmiş hem de yeni bir şeyler konuşmuş ve öğrenmiş oluruz.
* * Örnek olarak; birisi bir soru soracak, arkasından gelen onun sorusunu yanıtladıktan sonra kendi sorusunu soracak..Kime ne soru düşerse...Ötekinin kendi sorusundan başkasını yanıtlama hakkı yok..Herkes kendince cevap verecek..Umarım katılırsınız..

* *İlk ben başlıyorum ve sorumu soruyorum.Vicdan doğru bir yol gösterici midir?yoksa sadece adil olmak yeterlimi?
* *Kim isterse o yanıtlasın...

* * saygılar

Soru sorulmadan yanıtlanmış...

En son sorulan soruya gidene kadar ilk soruya ulaşmak daha kolay diye düşündüm.Ben biraz sabırsızımdır...

Vizdan'ı yöneten kültürel evrimdir veya evrim geçirmemiş kültür'dür..

Akıl yada mantık.....(ikisini bir değerlendirme içinde düşünüyorum..nedenleri var tabii..)

Bilgi'yi akıl mı üretir?... Mantık da yorumlar?...

Akıl; bilgiden bağımsız kalabilir mi? Yada bilgi akıldan...?Bilginin akla uymadığı durumlar olabilir mi? Yada; akla uymasa da bilgiyi değerlendirme olasılığımız?..

(bilgi: pozitif bilim anlamında...)

Verilecek yanıtlara göre; bağımsız olması gerek....?

sargon
17-01-2008, 20:59
sayın saadetpink, bu topiğin sonunda yazınız olduğunu görünce girdim. Bu adı daha TD'ye ilk geldiğim günlerde görmüştüm, acaba başka biri mi kullanıyor diye merak ettim doğrusu. Bunca yıldan sonra tekrar hoşgeldiniz.

placebo
18-01-2008, 00:24
Sn. spartacus,

Değerli hocam, dünyada en adil dağıtılan şeyin "Akıl" olduğunu söylerler.
Bunun çıkarımı da herkese göre kendi aklı, en iyi akıldır. :?
Bu aklın verdiği cevap, subjektif değerlendirmesiyle, ne olursa olsun doğrudur. Yeter ki cevabı olsun.
Dolayısı ile biz Maslow'un hiyerarşik sistemindeki bir sistemle (her basamaktaki ihtiyaçlar doyurulunca bir üst basamağa geçilir) felsefe oyunu oynamamız bence imkansız.
Nedeni, doğrusal bir çıkarım olamayacağı içindir.
O halde?

O halde ve bence oyuna devam edilmelidir. Her akıl kendi yumurtalarını sayıp dökünceye dek.
Ta ki; ilk soruya sizin verdiğiniz cevaptaki, "vicdan ile davranmanın yanlışlığı" temasına, bizim de düşünüp de veremediğimiz cevabımız olan, "İradene hakim, vicdanına esir ol. (Mevlana)" sözüne ulaşacak sorularımızı defalarca ve defalarca yazabilecek düzeye ulaşıncaya kadar.

Bu arada yazınız içindeki bir tema hakkındaki düşüncemizi de belirtmeden geçemeyeceğim.
"İnsanlar doğuştan sonraki koşullar ve düşünceler ile, eğitim ve bilinç ile etkilenirler,"
Diyerek, vicdan konusunu nitelendirmişsiniz.
Oysa ki: Dünyada istisnasız herkes yalan söylese bile insan söylediği yalanın farkında olur diye bilirim.
En despot, yedi kuşak kral bile mantığı ile sürdürdüğü hayatına vicdanını yaklaştırmaz.
Nasıl?

Diye soracak olursanız da?
İdeolojilerini erk üzerine kuran güçlerin, insan kayıpları konusundaki istatistiki (nicel) değerlendirmelerle yola çıkmalarını verebilirim. Hiçbir erk, bu kayıplarda nitel değerlendirme yapmaz.

Dedik ya oyuna devam. Bu devama en yakışır cevap da; "Soruya verilen cevap çoğalınca doğru gizli kalır.(Hz. Ali)"
Şimdiye kadar hep cevapları çoğalttık, çoğalttıkça da ayrı gayrı düştük.
Bence de artık soruları çoğaltalım. Çoğaltalım, belki bu sorularla biryerlerde birleşiriz.

Hatalarım, cehaletimdendir.


* * *Bir bakıma benim ne yapmak istediğimi sayın mhmmd çok iyi anlamışlar.Amaç tamamen sadece soruya cevap verenin subjektif cevabını alabilmektir...sn.Spartacus'ün dediği gib;sorulan soruya bir çok cevap verilip,harmanlanmadan doğru cevap bulunamaz, felsefe açısından doğru bir mantıktır, evet...Fakat gerçek cevap; kişilerce göreceli olduğundan ,verilen ne kadar çok cevap olursa olsun ,sonuçta kişiyi bağlayan ,seçici hafızanın nezdinde sadece bir tane ve aklına yatan olacaktır.
* * * Oyunda sıra diğerlerine gelene kadar soru şekil değiştirip,tekrar tekrar önümüze çıkması olasılığı da yüksektir.
* * Oyunda iki arkadaşımız tesadüfen aynı anda cevap yazıp soru sormuş olabilir.O zaman arkalarından *gelen arkadaş bu sorulardan istediğini seçip cevaplandırmakta serbesttir.
* * *
* * Sn mhmmd'in sorusunu cevaplayarak devam edelim mi?Konu tıkandı..

placebo
18-01-2008, 16:03
Sevgili forum dostlarım,bu kadar ağır konuların arasında eğlenerekte felsefe yapabiliriz diye düşünerek bu başlığı açıyorum.Hem birbirimizin hayata ve şeylere dair bakış açılarımızı değerlendirmiş,göstermiş ve öğretmiş hem de yeni bir şeyler konuşmuş ve öğrenmiş oluruz.
* * Örnek olarak; birisi bir soru soracak, arkasından gelen onun sorusunu yanıtladıktan sonra kendi sorusunu soracak..Kime ne soru düşerse...Ötekinin kendi sorusundan başkasını yanıtlama hakkı yok..Herkes kendince cevap verecek..Umarım katılırsınız..

* *İlk ben başlıyorum ve sorumu soruyorum.Vicdan doğru bir yol gösterici midir?yoksa sadece adil olmak yeterlimi?
* *Kim isterse o yanıtlasın...

* * saygılar

Soru sorulmadan yanıtlanmış...

En son sorulan soruya gidene kadar ilk soruya ulaşmak daha kolay diye düşündüm.Ben biraz sabırsızımdır...

Vizdan'ı yöneten kültürel evrimdir veya evrim geçirmemiş kültür'dür..

Akıl yada mantık.....(ikisini bir değerlendirme içinde düşünüyorum..nedenleri var tabii..)

Bilgi'yi akıl mı üretir?... Mantık da yorumlar?...

Akıl; bilgiden bağımsız kalabilir mi? Yada bilgi akıldan...?Bilginin akla uymadığı durumlar olabilir mi? Yada; akla uymasa da bilgiyi değerlendirme olasılığımız?..

(bilgi: pozitif bilim anlamında...)

Verilecek yanıtlara göre; bağımsız olması gerek....?


* * * Sayın floydpink,nasılsınız?..Uzun zamandır alternatife de uğramıyorsunuz..Sizin bilimsel içerikli yazılarınızdan çok şey öğreniyordum halbuki.Her yeniliği forumda duyurur yazardınız..Servet 75 de öyle..Burada ismimi telaffuz etmek istemedim..Beni tanımışsınızdır..
*Umarım tekrar görüşürüz..saygı ve selamlar

vgm.1
21-01-2008, 18:06
"Vizdan'ı yöneten kültürel evrimdir veya evrim geçirmemiş kültür'dür.. "saadetpink

* * * Yazının genelinden birşey anlamadım ama, yukarıdaki cümleden hiç.

* * * Vicdan ve adalet ayrılamaz. Tabii olarak iyiliğin ve kötülüğün nerede başlayıp nerede bittiğinin bilinmesi gerekmektedir. "Her hayırda bir şer, her şerde bir hayır vardır."

* * * Tek başına iyi niyetin de önemi yoktur. "Cehennem yolları iyi niyet taşlarıyla döşelidir." Annemin bir sözü vardır, daha doğrusu ben ondan duydum "Hayrını koruyacak kadar, şerrin olmalı" der.

* * * Örneğin Robespierre'in bir sözü vardır; "Erdemsiz şiddet terördür, şiddetsiz erdem de zayıftır." Burda da şiddetin gerekliliği vardır, çünkü erdemi korumak gerekir.

* * * İş gene dönüp dolaşıp bilmeye gelir, bilgiye gelir, bilime gelir.. Bilgi toplumlarının kötülüğü yenebileceklerine güvenim var.

* * *Saygılarımla;

vartor
21-01-2008, 19:07
İş gene dönüp dolaşıp bilmeye gelir, bilgiye gelir, bilime gelir.. Bilgi toplumlarının kötülüğü yenebileceklerine güvenim var.
*iste onun icin buradayiz!

placebo
28-07-2008, 22:37
Sn.Vartorun imzası olan ''İman aşk gibidir,gözleri köreltir,beyni mühürler'' ne demektir?Önce imandan başlayınız lütfen?İman nedir?Aşk la arasında bağlantı kurulmasının nedeni ne olabilir?

evrensel-insan
28-07-2008, 23:03
Saygideger preach;

IMAN:
1. Dinin ortaya koyduğu doğmalara inanma, din inancı, kutsal inanç, inanç, itikat. İslam dinine inanma. Güçlü inanç, inan.

2. İnanmak. İtikad. Hakkı kabul, tasdik ve iz'ân etmek. İslâmiyeti kabul edip amel etmek. Dini bütün hakikatleri kabul edip gereğini yerine getirmek. -Seslisozluk.

ASK:
1. Aşırı sevgi ve bağlılık duygusu, sevi

2. (Işk) Çok ziyâde sevgi. Şiddetli muhabbet. Sevdâ. Candan sevme. *-Seslisozluk.

Bence, bu iki kavram arasinda ortak bir kelime var. O da "korukorune"yani, dusuncesizce, iradesizce, pervasizca, degerlendirmeden, irdelemeden, sorgulamadan, nedenlemeden, arastirmadan, okumadan, bilmeden, ogrenmeden v.s., iman etmek, inanmak veya asik olmak, durumunda, ne gozunuz gorur, ne dusunce uretebilirsiniz, ne verilen ogutleri, onerileri, kanitlari v.s. kabul edersiniz. Kisacasi, tam bir SABIT FIKIRLILIK durumu.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
28-07-2008, 23:13
Saygideger preach;

Vicdan doğru bir yol gösterici midir?yoksa sadece adil olmak yeterlimi?
* *Kim isterse o yanıtlasın...-preach

Benim, vicdanla ilgili bir tanimim var. Kendin dahil, kimseye; hem fiziksel, hem de dusuncesel zarar vermeme.

Adalet ise gorecelidir. Bir kisi kendine gore adil olabilir, ama baskasinin adelet anlayisina gore, adil olmayabilir. Bence, bu terim; ayrimcilik iceren bir icerige sahiptir.

Evrensel olarakta, herkesin kabuledebilecegi bir tanimi yoktur.

Ayrica, herseyde oldugu gibi, insanoglunun dusuncesinde yarattigi ve seylerle ozdeslestirdigi, bir kavramdir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

kandahar
29-07-2008, 03:37
Sevgili forum dostlarım,bu kadar ağır konuların arasında eğlenerekte felsefe yapabiliriz diye düşünerek bu başlığı açıyorum.Hem birbirimizin hayata ve şeylere dair bakış açılarımızı değerlendirmiş,göstermiş ve öğretmiş hem de yeni bir şeyler konuşmuş ve öğrenmiş oluruz.


Saygideger preach;

Bunu sen istedin.

evrensel-insan
29-07-2008, 03:53
Saygideger kandahar;

Neyi, kim-ben mi?, preach mi?-istedi?

Saygilarimla;
evrensel-insan

kandahar
29-07-2008, 03:56
Preach felsefe istemiş ya abi.

evrensel-insan
29-07-2008, 03:57
Saygideger preach;

Bilindigi, gibi felsefede; bir cok, paradox vardir. Bunlardan, ilki ve en cok bilineni;

"Benim soyledigim, yalandir" deyisidir. Simdi, bu deyise gore; ben yalan mi soyluyorum?, yoksa, dogru mu? soyluyorum: confused:

Saygilarimla;
evrensel-insan

mylove_m
13-09-2008, 09:38
ya slmlar size bi sorum var hani insanlar doğmadna önce kaderleri yazılırmış ya işte hani intihar ediyolar o kadermidir yoksa insanın kendisine oynadığı bi oyunmu?şimdiden teşekkürler allaha emanet olun

evrensel-insan
13-09-2008, 19:07
Saygideger mylove_m;

Ben, tabulu rasayi savunanlardanim, yani; insanoglunun dusuncesinde, herhangibir dusunce olmadan dogdugunu savunuyorum.

Dusunme, insanoglunun bir dogum ozelligidir. Intihar ise, yasam ve iliskide, herhangi bir kisinin, yasadigi durumu"yasamda cozulemeyen bir caresizlik" olarak gormesi ve bu cozulemeyen caresizligin, ancak yasaminin sona erdirilmesiyle ortadan kalkacagi dusuncesidir.

Intihar, dogaya terstir. Cunku, canli yasamak icin dogar ve yasam mucadelesini de, olumune kadar verir. Ustelik, canlinin; ne dogumu, ne de olumu (olmek) kendi iradesinde degildir.

Eger, baskalarina teslim etmezse; sadece yasam ve iliskilerini, kendisi kontrol edebilir.INTIHAR, DUYGUSAL VE PSIKOLOJIK BIR OLGUDUR. Mantik, intiharda yoktur. Bu duygusalligi, bir inanc besler. Yani, intiharin nedeni soyuttur. Somut bir nedeni, olamaz. Intihar da, belki intihar eden icin yasamiyla birlikte hersey biter.

Fakat, intihar edenin, bu dunyada iliskiye gectikleri acisindan, yikimi buyuk olur. Dolayisiyle, INTIHAR, BENCIL VE EGOISTTIR. Cunku, canlinin sadece yasami yoktur, o yasami yasatan iliskileri de vardir. Yasam, canlinin insiyatifinde olsa bile, iliskiler ortaktir ve canlinin iliski de olduklari canlilari da kapsar. Oyuzden, INTIHAR, BIR COZUM DEGIL; BIR KACISTIR.

Saygilarimla;
evrensel-insan

kör_saatçi
14-09-2008, 02:13
Sayın evrensel-insan bir noktayı düzeltmek istiyorum.

İntihar kavramının doğaya ters olaması kişisel bir argümandır çünkü doğanın kendisinde intihar olgusu gözlenmektedir.

İlgilili linkteki açıklamaları kısaca özetleyecek olursam:

Eşini kaybeden bir kedi örneğinde, söz konusu kedi mama yemeyi reddediyor. Bir süre sonra camdan atlayıp intihar ediyor.

Aynı davranış eşini kaybeden maymunlarda da görülüyor. Hayvanat bahçelerinde maymun çiftlerinden biri diğerini kaybedince hayatta olan yemek yemeyi reddederek birkaç gün içinde ölüyor.

İntihar eğilimi görülen diğer hayvanlar yunuslar, papağanlar, zürafalar, aslanlar, köpekler vs. vs.

Ayrıca söylediğinizin tam tersine bazı canlılarda intihar bir HAYATTA KALMA YÖNTEMİ olarak ortaya çıkıyor.

Örneğin peygamber develerinde (mantis) erkek, çiftleşme sırasında kendisinin dişi tarafından yenmesine müsade eder. Aynı durum birçok örümcek türünde de söz konusudur. Böylelikle dişi, yumurtaları için gerekli olan proteini garantilemiş olur. Erkek, genlerin devamı için kendini feda eder.

Vaktim olmadığı için tümünü çeviremiyorum. Konuya ilgi duyan olursa vakit ayırabilirim bir ara.

http://news.softpedia.com/news/Do-Animals-Commit-Suicide-63441.shtml

evrensel-insan
14-09-2008, 02:21
Saygideger kor_saatci;

Ben, dogaya terstir dedim; uzerinde yasayan canlilara degil. Akrepi, ates cemberinin icine koyarsaniz; ignesini kendine batirarak, kendini oldurur. Intiharin, yasamda cozulemiyen bir caresizlik oldugunu, soylerken; bunu canlilar adina soyledim, sadece insanoglu da degil. Ama, bir fareyi, kedi koseye sikistirdiginda, fare olume boyun egmeyip, can havliyle kedinin ustune atliyabiliyor. Intiharin, olabilmesi icin, canlinin once kendini o sarta koymasi lazim veya dusuncesine tasimasi lazim.

Baskasinin hayatta kamasi icin olum (olmek) goze alinabilir. Mesela, bir annenin, cocugunu kurtarmak icin, arabanin onune atlamasi gibi. Buradaki konu intihar degil; olumu goze almaktir. Savastaki kisiler intihar etmezler, ama olumu (olmek) goze alarak, savasa giderler. Bir, intihar bombacisi, olumu (olmek) goze alarak, bombayi patlatir. Kisiler, inandiklari bir amac ugruna, olumu (olmek) goze alabilirler.

INTIHARLA, OLUMU GOZE ALMAK FARKLI SEYLERDIR. Intihar, bir kisiyi ilgilendirdigine gore, ve o hayatta kalamiyacagina gore, onun kendini feda etmesi, intihar degil, olumu (olmek) goze almaktir. Bence, o devenin de, o orumceginde yaptigi; olumu (olmek) goze almaktir.

INTIHAR, KENDINI OLDURMEDIR. BASKASI ICIN OLME, YADA BASKASINA KENDINI FEDA ETME DEGIL.


Saygilarimla;
evrensel-insan

K.C.
14-09-2008, 02:50
intihar nedir?

Kimseye kaldıramayacağı kadar yük yüklemediğini söyleyen Allah'ı yalanlayan bir olgudur intihar.

kör_saatçi
14-09-2008, 11:20
Doğa zaten üzerinde yaşayan canlıların bütününe verilen genel bir ad değil mi? Yoksa doğa başka bir şey de siz de onun kurallar kitabından mı tiyo alıyorsunuz?

evrensel-insan, verdiğiniz örnekler zor durumda kalan hayvanın refleksel olarak ortaya çıkan savunma mekanizmasına işaret ediyor, benim açıklamalarımdan farklı olarak. Siz ölümü göze almak gibi ulvi bir açılım getirseniz de, sebep ne olursa olsun tanım gereği canlının kendisini öldürme kararına "intihar" adı veriliyor.

Belirtildiği gibi, sadece bir üreme stratejisi olarak doğada yer almıyor, aynı zamanda canlılarda depresyonun sonucu olarak da gelişiyor.

Ne yazık ki intiharın temel nedenlerinden biri olan depresyon gibi fizyolojik etkileri de olan bir durum, sadece soyut nedenlerle ortaya çıkmıyor.

Egoist bir davranış ve kaçış olarak basite indirgediğiniz bu olay, Uzak Doğu toplumlarında onurlu bir eylem olarak görüldüğünü de ekleyelim.

qw19
14-09-2008, 12:58
İnsan kendi yaşamının efendisi olmalıdır ister buna son verir, ister devam ettirir. Bu anlamda intihar yaşam üzerindeki gücü ve kontrolü sembolize eder, deneyenler için. İntihar denemeleri bu kontrolü, iktidarı ele geçirme denemeleridir. Kendini feda etme ile intiharı birbirine karıştırmamak şart.

Selamlar.

evrensel-insan
14-09-2008, 18:08
Saygideger kor_saatci;

Doga, uzerinde yasayan canlilarla bir butun teskil eder. Ama, doga ile uzerinde yasayan canlilar arasinda fark vardir. Doga canlilari uzerinde, icinde yasatir. Canlilar, doganin ustunde, icinde yasarlar. Doga, dogumsuz, olumsuz(olmek), zamansiz, nesnel dir. Uzerinde yasayan canlilar, olumlu (olmek), dogumlu, zamanli ve ozneldir. Doga uretir, canlilar urer. Doga, sirf canlilari degil; cansizlari da uzerinde, icinde barindirir.

Dogal olmak veya dogallik kavrami ise; dogaya degil, canlilarin dogalligina aittir.Yani, doga uzerinde, icindeki canlilarin bir dogal karakteri vardir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

placebo
14-09-2008, 18:17
Psikoloji alanında intihar konusu ile yakından ilgilenen teoriler, daha çok psikanalätik teorilerdir. Bu teorilerin öncüsü ve en çok tanınanı Freud’un teorisidir. Freud intiharın tam bir açıklamasının hiçbir yolla yapılamayacağını belirtir. Bundan dolayı, Freud ve onu takip edenler, sadece intihara zemin hazırlayan psişik durumları ortaya koymaya çalışmışlardır.....

http://www.intihar.de/psikolojik.htm