işyerime sekreter arıyorum.türbanlıda geliyor açıkta geliyor.ama ben hiç *bir zaman *ayrım yapmıyorum.nedeni ise *benim için işyerine hizmeti önemli *çalışması önemli.müşteriye ilgisi önemli.inancı beni alakadar etmez.Ama kişi ya bu türbanlı bunu almıyalım derse bu kişi tasdikli cahil *dir .ülkemizdede bu durumu *görmezden gelipte türbanlı birisini istemeyen kurumlar herzaman *karanlıklarda kalacaktır.ateist bir bayan gelse bile onu işe almamda hiç bir mahsur yoktur.önemli olan çalışmasıdır. ama kendini çağdaş yaşıyo zannedenlere bu mesajı yazmak istedim.bir daha düşünün ve bu savaşı bırakın. bir sözümde şu *olucak mademki islam yalan bir din eee neden uğraşıyorsunuzki. *diğerleri *akılılı değildesizmi akıllısınız. onlara doğa beyin akıl vermemişmi.
Sn. sondefa,
Merhabalar.
Açtığınız tartışma konusunu anlayamadık.
Açılan forumların amacı; bilgi sunmak, bilgi almak, alternatifler arasında tercihler yapmak ya da yaptırmak gibi eylemlerdir.
Sizin yazınız biraz duvar yazısı ya da iş yerlerindeki hatırlatma yazıları gibi olmuş.
Tartışmaya başlamak için biraz açabilir misiniz?
Hatalarım, cehaletimdendir.
gercekisim
24-01-2008, 12:33
işyerime sekreter arıyorum.türbanlıda geliyor açıkta geliyor.ama ben hiç *bir zaman *ayrım yapmıyorum.nedeni ise *benim için işyerine hizmeti önemli *çalışması önemli.müşteriye ilgisi önemli.inancı beni alakadar etmez.Ama kişi ya bu türbanlı bunu almıyalım derse bu kişi tasdikli cahil *dir .ülkemizdede bu durumu *görmezden gelipte türbanlı birisini istemeyen kurumlar herzaman *karanlıklarda kalacaktır.ateist bir bayan gelse bile onu işe almamda hiç bir mahsur yoktur.önemli olan çalışmasıdır. ama kendini çağdaş yaşıyo zannedenlere bu mesajı yazmak istedim.bir daha düşünün ve bu savaşı bırakın. bir sözümde şu *olucak mademki islam yalan bir din eee neden uğraşıyorsunuzki. *diğerleri *akılılı değildesizmi akıllısınız. onlara doğa beyin akıl vermemişmi.
Sondefa sen şimdi öncelikle islamın kadınların giyinmesi ile ilgili ne emrettiğini öğren bak yazıyorum:
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına hep söyle de cilbablarından (dış elbiselerinden) üzerlerini sımsıkı örtsünler. Bu onların tanınmalarına, tanınıp da eziyet edilmemelerine en elverişli olandır. Bununla beraber Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
tefsiri
TEFHİMÜ-L KUR'AN'DAN
Ahzâb Suresi 59. Ayet ve Tefsiri
Ey Peygamber, eşlerine, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına dış elbiselerinden (cilbablarından) üstlerine giymelerini söyle;110 onların (özgür ve iffetli) tanınması ve eziyet görmemeleri için en uygun olan budur.111 Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.112
110. Cilbab büyük bir örtüdür. İdna ise örtmek ve sarmak anlamlarına gelir; fakat bu kelime alâ eki ile kullanıldığında bir şeyi yukarıdan aşağıya bırakmak anlamına gelir. Bazı çağdaş müfessirler Batının etkisiyiyle bu kelimeyi, yüz örtme emrini görmemezlikten gelmek için "örtünmek" diye tercüme etmişlerdir.
Eğer Allah bu müfessirlerin iddia ettiklerini söylemek istemiş olsaydı, yüdnîne aleyhinne değil, yüdnîne iley-hinne derdi. Arapça bilen herkes yüdnîne aley-hinne'nin sadece "sarınmak örtünmek" anlamına gelmediğini bilir. Ayetin devamındaki min celabîbi-hinne sözleri de bu anlama meydan vermemektedir. Burada min eki (harficer) örtünün bir kısmı anlamına gelir ve "örtünme" ise örtünün sadece bir kısmı ile değil, tümü ile yapılır. O halde ayet açıka şu anlama gelir: Kadınlar örtülerine iyice sarınsınlar ve örtülerinin bir kısımını da yüzlerinden aşağıya bıraksınlar.
Hz. Peygamber (s.a) dönemine yakın zamanlarda yaşayan müfessirlerin ileri gelenleri bu yorumu kabul etmişlerdir. ibn Cerir ve İbn el-Münzir, Muhammed İbn Sirin'in Hz. Ubeyde es-Selmani'den bu ayetin anlamını sorduğunu rivayet ederler. (Hz). Ubeyde, Hz. Peygamber (s.a) zamanıda Müslüman olmuş, fakat onu görmemiştir. Hz. Ömer zamanında Medine'ye gelmiş ve oraya yerleşmiştir. Fıkıhta ve fıkhî meselelerde Kadı Şüreyh ile aynı ayarda kabul edilir.) Hz. Ubeyde sözlü bir açıklamada bulunacağına, başını, alnını, yüzünü kapatıp sadece bir tek gözünü açıkta bırakarak örtünmenin nasıl olacağını kendi üstünde uygulayarak göstermiştir. İbn Abbas da hemen hemen aynı tefsiri yapmıştır. İbn Ebi Hâtim, ibni Cerir ve İbn Merduye'den rivayet edildiğine göre İbn Abbas şöyle buyurmuştur: "Allah, kadınlara evlerinden bir ihtiyaç için dışarı çıktıklarında, sadece gözlerini açıkta bırakacak şekilde örtülerini üstlerine almalarını ve yüzlerini gizlemelerini emretmiştir." Katade ve Süddi de bu ayete aynı anlamı vermişlerdir.
Sahabe ve tabiun döneminden sonra gelen bütün büyük müfessirler de bu ayeti aynı şekilde tefsir etmişlerdir. İmam ibn Cerir el-Taberi bu ayetin tefsirinde şöyle der: "Saygıdeğer kadınlar evlerinden çıktıklarında, açık ve yüzleri örtüsüz cariyeler gibi görünmemelidirler. Örtülerinin veya dış elbiselerinin bir kısmını yukarıdan bırakıp örtünmelidirler ki, kötü niyetli kimseler onlara zarar vermesin."
(Camiul-Beyan cilt, 22 s. 33)
Allame Zemahşerî şöyle der: "Ayet, kadınların örtülerinin bir kısmını yukarıdan üzerlerine bırakmaları, yüzlerini ve bedenlerini örtmeleri gerektiği anlamına gelir." (El-Keşşaf cilt. 11. s. 221)
Allame Nizamüddin Nişaburî de şöyle der: "Yani, onlar örtülerinin bir kısmını üzerlerine örtmelidirler; bu ayette kadınlara başlarını ve yüzlerini örtmeleri emredilmektedir." (Garaibul-Kur'an cilt. 11. s. 32)
İmam Razi ise şöyle der: "Burada kastedilen diğer insanların onların hafif kadınlar olmadığını bilmesidir. Çünkü yüz setr'e dahil olmadığı halde yüzünü örten bir kadının, diğer erkeklerin yanında örtmesi farz olan setrini açması beklenemez. Böylece herkes bu kadınların kendilerinden ahlaksızca bir davranış beklenilemeyecek saygıdeğer ve vakarlı olduklarını bilecektir." (Tefsir-i Kebir, cilt 1. s. 591)
Bu ayetle ortaya çıkan başka bir nokta da, Hz. Peygamber'in (s.a) birçok kızının olduğu gerçeğidir. Çünkü Alah bizzat: "Ey Peygamber, eşlerine ve kızlarına..... emret" buyurmuştur. Bu sözler, Allah'tan hiç korkmadan Hz. Peygamber'in (s.a) sadece bir kızı olduğunu iddia eden kimselerin iddiasını boşa çıkarmaktadır. Onlara göre, sadece Fatıma, Hz. Peygamber'in (s.a) asıl kızıdır. Diğerleri ise eşlerinin önceki kocalarından. Bu kimseler önyargıları nedeniyle öyle körleşmişlerdir ki, Hz. Peygamber'in (s.a) çocuklarını başkalarına nispet ederek ne kadar büyük bir günah işlediklerinin ve ahirette kendilerini çok şiddetli bir azabın beklediğinin farkında değillerdir. Bütün sahih hadislere göre, Hz. Hatice (r.a), Hz. Peygamber'den (s.a) sadece Fatıma'yı değil, üç kız çocuğu daha dünyaya getirmiştir. İlk siyer yazarlarından Muhammed bin İshak onun Hz. Hatice ile evliliğine değindikten sonra şöyle der: "İbrahim dışında, Hz. Peygamer'in (s.a) bütün çocuklarının annesi Hatice'ydi. Kasım, Tahir, Tayyib, Zeyneb, Rukiyye, Ümmü Gülsüm, Fatıma." (İbn Hişam: cilt. 1, s. 202)
Ünlü Nesep bilgini Haşim bin Muhammed bin es-Sâ'ib el-Kelbi şöyle der: "Alah'ın Rasulü'nün kendisine peygamberlik gelmeden önce ilk doğan çocuğu Kasım'dı, sonra Zeynep, sonra Rukiye, daha sonra da Ümmü Gülsüm dünyaya geldi." (Tabakâtı-ı İbn Sa'd, cilt.1, s.133). İbn Hazm ise Cevami es-Siret adlı kitabında Hz. Peygamber'in (s.a), Hz Hatice'den en büyüğü Zeynep olmak üzere,sırasıyle Rukiye, Fatıma ve Ümmü Gülsüm adlarında dört kızının olduğunu yazar. (ss.38-39). Taberi, İbn Sa'd, Ebu Ca' fer Muhammed bin Habib (Kitab-ül Muhabber adlı kitabın yazarı) ve İbn Abd'il-Berr (Kitab-ül İstiâb yazarı) sahih rivayetlere dayanarak Hz. Hatice'nin Rasulullah'la (s.a) evlenmeden önce iki kez evlendiğini, Ebu Hâle Temimi'den Hind bin Ebu Hâle adında oğulu, Atik bin Ayis Mahzumi'den Hind adında bir kızı olduğunu söylerler.
Hz. Hatice daha sonra Hz. Peygamber ile evlenmiştir ve bütün nesep bilginleri onun Peygamberimizden yukarıda adları geçen dört kızı dünyaya getirdiğinde ittifak etmişlerdir. (Bkz. Taberi cilt II, s.411) Tabakât-ı ibn Sa'd. cilt VIII, ss. 14-16: Kitabül Muhabber ss. 78.79, 452:El-Isti'âb, cilt 11,s. 718) Bütün bu rivayetler, Kur'an'da Peygamber'in(s.a) bir tane değil, birden fazla kızı olduğunu bildiren ifade ile desteklenmektedir.
111.".......onların tanınması......": Böylece onlar basit ve sade elbiseleriyle, günahkar insanların kötü emeller besleyeceği hafif kadınlar olarak değil, saygıdeğer ve namuslu kadınlar olarak tanınacaklardır. ".......inciltilmemesi....." Böylece kimse onlara sataşmayacak, onları rahat bırakacaklardır.
Burada bir müddet duralım ve Kur'an'ın bu emri ile İslam'ın nasıl bir sosyal hayat ruhuna sahip olduğunun ifade edildiğine ve bu ruhun amacının Allah'ın ifade ettiği şekilde ne olduğuna bir göz atalım. Bundan önce Nur Suresi 31. ayette kadınların, zikredilen kadın ve erkekler dışındaki kimselere zinetlerini göstermeleri yasaklanmış ve onlara "gizli zinetleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmamaları" emredilmişti. Eğer bu emir, Ahzab Suresi'nin bu ayeti ile birlikte okunursa, kadınların burada emredildiği şekilde örtülerine bürünmelerinin amacının zinetlerini başkalarından gizlemek olduğu anlaşılır.Elbette bu amaç da ancak dış elbisesinin kendisi sade olduğunda yerine getirilebilir, aksi taktirde süslü ve dikkat çekici bir örtüyle örtünmek bu amaca uygun düşmeyecektir. Bunun yanısıra, Allah sadece kadınlara örtülerine bürünerek zinetlerini gizlemelerini emretmekle kalmıyor, örtünün bir ucunu yukarıdan aşağıya bırakmalarını da emrediyor. Her sağduyulu insan buradan, vücut ve elbisenin zinetleri ile birlikte yüzün de örtülmesi gerektiği sonucunu çıkarır. Daha sonra Allah bu emrin sebebini de açıklıyor: "bu, Müslüman kadınların tanınması ve inciltilmemesi için en uygun yoldur." Elbette bu emir, erkeklerin ısrar edici bakışlarından, sarkıntılık etmelerinden ve sataşmalarından rahatsız olan, bunları eğlenceli bulmayan, kötü şöhretli ahlaksız sokak kadınlarından biri gibi kabul edilmek istemeyen, tam aksine ahlaklı, namuslu ev kadınları olarak tanınmak isteyen kadınlar içindir.
Böyle soylu ve şerefli kadınlara Allah şöyle buyurmaktadır: "Eğer gerçekten iyi kadınlar olarak tanınmak istiyorsanız ve erkeklerin şehvet dolu bakış ve ilgileri sizi rahatsız ediyorsa, insanların açgözlü bakışları önünde bütün güzellik ve fiziki cazibenizi ortaya koyacak şekilde yeni gelinler gibi süslü bir şekilde sokağa çıkmamalısınız. Tam aksine bütün ziynetlerinizi gizleyen ve yüzünüzü örten sade bir örtü ile ve ziynetlerinizin şıkırtısı bile dikkati çekmesin diye ağırbaşlı bir şekilde yürüyerek sokağa çıkmalısınız. Kendisini boyayıp süsleyen ve her tür ziyneti takıp takıştırmadan dışarı adımını atmayan bir kadının, erkeklerin dikkatini çekmekten başka bir amacı olamaz. Böyle yaptığı halde insanların, açgözlü bakışlarından rahatsız olduğunu söyleyerek şikayet ediyorsa ve "sokak kadını" olarak tanınmak istemediğini, namuslu bir ev kadını olarak yaşamak istediğini söylüyorsa, bu, sahtekarlıktan başka birşey değildir. Bu, gerçek niyetini ifade eden bir kimsenin sözleri değildir, onun asıl niyeti tavırlarında ve davranış tarzında görülmektedir. O halde diğer erkeklerin önüne dikkat çekici bir şekilde çıkan bir kadının bu davranışı, onun davranışlarını neyin yönlendirdiğini göstermektedir. İşte bu nedenle münasebetsiz kimseler, hafif kadınlardan bekledikleri şeyleri bu kadınlardan da beklerler. Kur'an kadınlara şöyle der: "Siz aynı anda hem sokak kadını, hem de namuslu bir kadın olamazsınız. Eğer namuslu, saygıdeğer kadınlar olarak yaşamak istiyorsanız, sokak kadınlarına yaraşan davranışlardan vazgeçmeli ve namuslu kadın olmanızı sağlayacak bir hayat tarzı benimsemelisiniz."
Bir kimsenin kişisel düşünceleri Kur'an'a uygun olsun veya zıt olsun, ya da bir kimse Kur'an'ın gösterdiği hidayeti kendisi için bir yol gösterici kabul etsin veya etmesin, Kur'an'ı tefsir ederken entellektüel plânda dürüst davranmak isteyen herkes bunun asıl amacını kavrayacaktır. Eğer bu kimse bir münafık değilse, dürüstlükle Kur'an'ın asıl amacının yukarıda açıklanan amaç olduğunu kabul edecektir. Bundan sonra herhangi bir emri çiğnese bile, ya Kur'an'ın emrine karşı geldiğinin farkında olarak, ya da Kur'an'ın hidayetini kabul etmediği için böyle yapacaktır.
112. Yani, "Eğer siz şimdi bu apaçık hidayeti aldıktan sonra kendinizi ıslah eder ve bile bile onu çiğnemezseniz, Allah İslâm öncesi cahiliye günlerinde işlediğiniz hata ve günahları affedecektir.
şimdi bu mesele böyle olduğuna göre türban takıp ta "biz dinimizin emrini yerine getiriyoruz" diyenler doğru söylemiyor..
yani samimi değiller ya da dinlerinin emrinden habersizler,buna cahillik te diyebiliriz.
cahil durumdaki birisinin,kulaktan dolma bilgilerle iş yapan birisinin çalışması nasl faydalı olabilir?
şayet bu emri bilerek sadece türban takıp dininin emrini yerine getirdiğini söylüyorsa samimi birisi zaten olamaz.yani göründüğü gibi olamaz,sen göründüğü gibi olmayan kişilerle iş yapmayı istiyorsan yaparsın,bu senin sorunun elbet ama başkalarına da bunu söylemen,öğütlemen doğru olmaz.
Cilbab giyseler ben kabul edermiyim? hayır! yüzü bile görünmeyen birisinin,kim olduğunu bile bilemezsin.işe aldığın bir insan mı yoksa kıyafet mi? Güvenliği nasıl sağlarsın,o çarşafın içinde kim olduğunu bile bilemezsin.
tabi dinin emrinin cibab olduğunu bilen kaç tane türbanlı cilbab giymeyi ister orası da ayrı mesele.
diyorsun ki :mademki islam yalan bir din eee neden uğraşıyorsunuzki. *diğerleri *akılılı değildesizmi akıllısınız. onlara doğa beyin akıl vermemişmi.
Belki buradaki pek çok kişi daha önce müslüman olan kişilerdir,en azından ben öyleydim(öyle sanıyordum) ama benim dürüst olma çabalarım aslında islama uygun değilmiş.
yani bunca yıl kandırılmış olmamızın kızgınlığı var,sıkıntısı var,gerçekleri farketmemiz neticesinde,bunu insanlara duyurmamız,onların da uyanmalarını sağlamak için uğraşıyoruz.
her insanın elbette aklı var ama kimisi kullanır,kimisi de kullanmaz. Ben hiçbir dinden değilim ama Tanrı'ya inanıyorum ve insanlara verdiği bu akıl da kullanılmalıdır,kullanılmazsa böyledin denilen yalanlara inanırsın ve bir günah varsa asıl bu günahtır.
metalheart
24-01-2008, 14:24
ama kendini çağdaş yaşıyo zannedenlere bu mesajı yazmak istedim.bir daha düşünün ve bu savaşı bırakın. bir sözümde şu *olucak mademki islam yalan bir din eee neden uğraşıyorsunuzki. *diğerleri *akılılı değildesizmi akıllısınız. onlara doğa beyin akıl vermemişmi.
işte yeni bir mini peygamber daha....:)
hysteria
24-01-2008, 16:13
bugun herkez turbanin seriat yasalarini temsil ettigini cok iyi bilir, laiklikle laiklige dair yasalarla celismesinin sebebide budur. cagdas olmak baska sey, gericilige yobazliga meydani bos birakmak baska sey.
seriat istemeyip, laikligi, cumhuriyeti, ilericiligi savunan bireyin turbani savunmasi asla mumkun degildir, *
"Ama *kişi *ya *bu *türbanlı *bunu *almıyalım *derse *bu *kişi *tasdikli *cahil * dir"
turban takan ya daha cahildir ya artniyetlidir, yada ruhunu parayla satmistir.
"ateist *bir *bayan *gelse *bile *onu *işe *almamda *hiç *bir *mahsur *yoktur.önemli *olan *çalışmasıdır."
o zaman size tavsiyem gidin isyerinize travesti bir sekreter alin boylece onlardan en *az bir tanesine otoyol kenarlarinda calismak disinda bir alternatif sunmus olursunuz.
metalheart
24-01-2008, 16:33
gözümüz aydın 10. ve 42. maddeler değişiyor...
ssefaletten açlıktan kurtulmak , insanca yaşamak en büyük hakkımız diyeceklerine devam etsinler dinimi yaşamak istiyorum geyiklerine..
üniversiteye türbanlı girmek yerine herkes üniversiteye gitsin , yök kalksın , giriş imtihanı saçmalığı bitsin demek bu kadar zor herhalde...
çok önemli bir konuya değinmişsin hysteria bence de okuduğum forumlarda ve ilgili sitelerde eşcinsellerin travestilerin dertleri bitmez tükenmez vaziyette. bülent ersoy'a *hanım deyip baştacı eden zihniyet yol kenarında napıcanı bilmez haldeki travestileri neden taşlar anlamak mümkün değil.
sevgiler & saygılar...
evrensel-insan
10-03-2008, 02:27
Saygideger arkadaslar;
21. yuzyilda "herkes turban takmalidir veya hic kimse turban takmamalidir"gibi direktifler ve zorlamalar hem bireysel hak ve ozgurluklere hakaret hem de insan haklarina terstir.
Bir bireyin turban takip takmamasi tamemen o bireyi ilgilendirir.Hangi sebeple takip takmadigida yine onun bilecegi bir istir.Siyasi simgeymis,degilmis butun bunlar bir spekulasyondur.
Onemli olanin,takanin kendi oz iradesiyle mi,yoksa bir empoze ve baski altinda mecburiyet ve zorlamadan dolayimi, taktigidir.Bu soruyu da ancak her vatandas kendine sorup ogrenebilir.
Bu konuda ki,"biz" ve "oteki"vatandaslari"yazim bu konuya daha cok aciklik getirmektedir.
Bir bireyin neden takip takmadigini ancak o bireye sorarak ogrenilebilir.Tabii birey cevap verip vermemekte ozgurdur,kimse onu cevaba zorlayamaz.
Bizim meselemiz,Turkiye'nin gelecegi sorunudur.Turban gibi sadece
takani veya takmayani ilgilendiren sorun sadece ulkenin gercek sorunlarini gozardi etmek icin ortaya atilmis ve cozumu tum toplum icin olamayacak olan bir sorundur,ancak takanin takmayana veya takmayanin takana mudahele etmemesi ve saygi gostermesiyle cozume ulasir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
eylemsel
26-07-2009, 11:16
Evrensel-insandan alıntı
Bizim meselemiz,Turkiye'nin gelecegi sorunudur.Turban gibi sadece
takani veya takmayani ilgilendiren sorun sadece ulkenin gercek sorunlarini gozardi etmek icin ortaya atilmis ve cozumu tum toplum icin olamayacak olan bir sorundur,ancak takanin takmayana veya takmayanin takana mudahele etmemesi ve saygi gostermesiyle cozume ulasir.
saygıdeğer evrensel-insan
Türban buzdağının görünen yüzüdür.Görünenin ardınada bakmak lazım. Sizin gibi türban sorununun yapay bir gündem oldugunu düşünmüyorum.Bu düşünce şeklinin türbana destek verenlerin kendilerini aklamalarından yada durumu geçiştirmekten başka bir amacı oldugunuda sanmıyorum.(Sizi bu şekilde tanımlamıyorum tabiki)
Açık fikirli insanların böyle yüzeysel bakmasını anlamaktada zorlanıyorum. Yahu bu saygı nasıl bişey oluyor. Hangi islam ülkesinde kapalı olmayan,inanmayan insanlara saygı gösteriliyor.Beni aydınlatırsanız iyi olur
eylemsele aynen katılıyorum
bize saygı göstermeyip ellerinden gelse türlü işkenceler yapacak olanlara içlerinden küfredenlere benim saygı duymak gibi bir zorunluluğum yok.
evrensel-insan
26-07-2009, 18:30
Saygideger eylemsel;
Yukaridaki yazi, benim ilk ve tek yazim degil, turban hakkinda. Burada da, konuyu biraz detayli inceleyelim ozaman.
Islam ulkelerinde, islamin sartlari ve ilkeleri geregi; musluman halk erkek ve kadin diye iki kutuba ayrilmisti ve bu kutupsallik sadece erkek tarafli yururlukte ve islerliktedir. Kadin, erkegin istediginin disina sartlar dolayisi ile cikamaz. Kadin'in yeri ve gorevi erkege hizmettir. Dolayisiyle, ne insan haklarindan, ne bireysel hak ve ozgurluklerden ne de toplumsal demokrasiden soz edilemez.
Benim bakis acim ise; tam da bu islam ulkelerinde bulunmuyan sartlardir. Yani insan haklari, bireysel hak ve ozgurlukler ve demokrasinin anti ayrimcilik hukuk guvencesi.
Eger turban bir mesele veya olay oluyorsa, bir ulkede; bunun da iki yonu vardir. Birincisi; turbani arac olarak kullanarak; ondan bir siyasi iktidar amaci elde etme; ikincisi; buna karsi olarak, bu siyasi araca yardimci olarak, onlarin bu amacina yonelik karsi cikis.
Benim yazim, birey ve bireyin hak ve ozgurlukleri temelindedir. Burada da; bir bireyin kisilik ve kimligini olusturan, dini degerlerini sergileme hakki ve ozgurlugu gelir. Antiayrimcilikta; bu bireyin bu hak ve ozgurlugune mudahele etmemekte yatar. Bu da bireyin bireysel degerlerine gosterilen saygidir.
Eger "islam anlayisi bize boyle davraniyor, biz neden onlara demokratik davranalim" dusuncesi hakimse; bu kisasa kisas dusuncesi; sadece bir savasim ve mucadeleden baska bir ise yaramaz. Zaten bizim, islam ulkelerinden farkimiz, bu demokratik yanasim ve anlayis degil mi?, ustelik; turbani siyasi arac olarak kullanmak isteyenlerin, ekmegine yag surmuyormuyuz, karsi cikmakla?
Butun mesele saglanmasi gereken hukuk guvencesidir. Laiklikte zaten bunu gerektirir. Herkesin dini degerlerine; herkesin saygi gostermesi ve mudahele etmemesi. Turban bir kisisel dini deger konusudur. Bunu siyasete arac edinmek ve bu arac edinimin ekmegine yag surmek; ancak bu siyasi amaca hizmet eder ve oyle de olmaktadir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Doğruyu söylemek gerekirse Islamiyetin dini değerlerine zerre kadar saygı duymuyorum. Laiklik bence "herkesin herkesin dini değerlerine saygı göstermesi" değildir. Laiklik gerektiği zaman mantıksız ve gerici uygulamalara karşı çıkmaktır bence. Türban, kadınların meta gibi alınıp satılabileceğini ve "paketlenebileceğini" iddia eden zihniyetin simgesi ve ben bu zihniyetin simgesine zerre kadar sembol duymuyorum.
Türban gerçekten de buzdağının sadece görünen yüzü. Türban, kadınları "evlenilecek namuslu kadın" ve "gönül eğlendirilecek hafif kadın" olarak iki sınıfa sokmaya çalışan Islam zihniyetinin bir ürünü. "Ailemizin namusunu kirlettin" suçlamasıyla öldürülen kadınlar ile "dinimiz türbanı emreder" emriyle türban takmaya zorlanan kadınlar arasında sadece bir derece farkı var.
Türban hiçbir zaman bireyin kendi tercihi olmamıştır ki. Bu ülkede kendi iradesiyle türban takan kadınlar, belki Müslüman feminist olarak adlandırabileceğimiz, küçük bir azınlık. Kadınların büyük bir kısmı ise mahalle baskısı ve Islam baskısı yüzünden türban takmaya zorlanıyor. Özellikle de muhafazakarlığın güçlü olduğu İç Anadolu ve Doğu Anadolu gibi bölgelerde türban yasağı kız çocukları ve kadınlar için bir kaçış noktası, bir nefes alma sistemi oluyor.
Bu ülkede çoğunluk ve iktidar sahibi olan zihniyet Kemalizm değil, Türk-Islam sentezidir. Bunu unutmamak ve insan hakları mücadelesini buna göre vermek gerekli.
birader eleman arıyormuşsunda burdan bulacağına inanmışsın gibi bir duruşun var :)