PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : "Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi hukuka aykırı"


imhotep
12-03-2008, 18:58
Danıştay 8'inci Dairesi, ''ilk ve ortaöğretim kurumlarında verilen Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin bu
içeriği ile zorunlu tutulmasını hukuka aykırı'' buldu.

Bir veli, ilköğretim okulu 4'üncü sınıf öğrencisi olan çocuğunun, zorunlu din dersi eğitiminden muaf tutulması yönündeki 12 Temmuz 2005 tarihli başvurusunun, cevap verilmeyerek reddine ilişkin İstanbul Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle dava açmıştı.

İstanbul 5'inci İdare Mahkemesi, çocuğunun zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinden muaf tutulması gerektiği görüşüyle işlemi iptal etmişti.

İstanbul Valiliği, İdare Mahkemesi kararını temyiz ederek, bozulmasını istedi.

Temyiz istemini görüşen Danıştay 8'inci Dairesi, valiliğin istemini reddederek, İstanbul 5'inci İdare Mahkemesi kararını oy birliğiyle onadı.

Danıştay 8'inci Dairesi, aynı yöndeki bir başka davayı da karara bağladı.

Çocuğu ilköğretim 7'inci sınıf öğrencisi olan bir veli, çocuğunun zorunlu din dersi eğitiminden muaf tutulması yönündeki başvurusunun reddine ilişkin İstanbul Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle dava açmış, İstanbul 6'ncı İdare Mahkemesi, davayı reddetmişti.

Velinin, İdare Mahkemesi kararını temyiz etmesi ve bozulmasını istemesi üzerine bu dosyayı da görüşen Danıştay 8'inci Dairesi, İstanbul 6'ncı İdare Mahkemesi kararının bozulmasına, dosyanın yeniden karar verilmek üzere İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine oybirliğiyle karar verdi.

Danıştay 8'inci Dairesi'nin, iki davaya ilişkin kararlarının ortak gerekçesinde, şöyle denildi:

"Anayasa'nın 24'ünü maddesinde, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretiminin zorunlu olduğunun belirtilmesi, ilk ve ortaöğretim kurumlarında verilen öğretimin adının Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi olmasına rağmen, içerik olarak Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretimi olarak kabul edilemeyeceği açık olduğundan ve din eğitiminin de ancak kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcisinin talebine bağlı olması karşısında, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin bu içeriği ile zorunlu tutulmasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır."

GEREKÇELİ KARAR

Dairenin gerekçesinde, "Devletin, eğitim ve öğretimle ilgili olarak üzerine düşen görevleri yerine getirirken, müfredatta yer alan bilgilerin nesnel ve çoğulcu bir şekilde aktarılmasına dikkat etmesi ve ebeveynlerin dini ve felsefi kanaatlerine saygı göstermesi gerekmektedir" görüşüne yer verildi.

Daire, her iki davanın konusu da aynı olduğu için iki davaya ortak gerekçe yazdı.

Dairenin gerekçesinde, Anayasa'nın "Din ve vicdan hürriyeti" başlıklı 24'üncü maddesinde, "Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir... Din ve ahlak eğitim ve öğretimi devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlak öğretimi, ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır..." hükmünün yer aldığı anımsatıldı.

Gerekçede, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 12'inci maddesinde de "Türk milli eğitiminde laiklik esastır. Din kültürü ve ahlak öğretimi ilköğretim okulları ile lise ve dengi okullarda okutulan zorunlu dersler arasında yer alır" hükmü bulunduğu hatırlatıldı.

Gerekçede, davacının, zorunlu din dersinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 9'uncu maddesi ile Ek 1 No'lu Protokol'ün 2'nci maddesine aykırı olduğunu ileri sürdüğü belirtilerek, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Türkiye açısından bağlayıcı olduğu, sözleşmenin "Eğitim hakkı" başlıklı maddesinde, "Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz. Devlet, eğitim ve öğretim alanında yükleneceği görevlerin yerine getirilmesinde, ana ve babanın bu eğitim ve öğretimi kendi dini ve felsefi inançlarına göre yapılmasını sağlama haklarına saygı gösterir" düzenlemesine yer verildiği kaydedildi.

Gerekçede, davacının, ilk ve ortaöğretim kurumlarında verilen eğitimin kendi dini ve felsefi inançlarına uygun bir müfredatla verilmediğini ileri sürerek çocuğunun din dersinden muaf tutulması talebi karşısında, uyuşmazlığın Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin müfredatından kaynaklandığı sonucuna varıldığı, bu nedenle incelemenin, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin müfredatına ve bu müfredat çerçevesinde davacının talebinde haklılık bulunup bulunmadığına yönelik yapıldığı da ifade edildi.

Anayasa Mahkemesi kararı

Bu kapsamda, Anayasa Mahkemesi'nin 16 Eylül 1998 günlü kararına yer verilen gerekçede, Anayasa Mahkemesi'nin kararında, şu tespitlerin yapıldığı vurgulandı:

"Laik devletin, doğası gereği resmi bir dininin bulunmaması, belli bir dine üstünlük tanımamasını, onun gereklerini yasalar ve diğer idari işlemlerle geçerli kılmaya çalışmamasını gerektirir.

Bu bağlamda, laikbir devlette belli bir dinin, eğitim ve öğretimi zorunlu hale getirilemez... Anayasa'nın 24'üncü maddesinin dördüncü fıkrasına göre, din ve ahlak eğitimve öğretimi devletin gözetimi ve denetimi altında yapılır.

Din kültürü ve ahlak öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcilerinin isteğine bağlıdır.

Din ve ahlak eğitim ve öğretiminin devletin gözetim ve denetimi altında yapılmasının nedeni, maddenin gerekçesinde de belirtildiği gibi bu konudaki eğitim ve öğretim özgürlüğünün kötüye kullanılmasını engellemektir.

Dinler hakkında yansız ve tanıtıcı bilgiler vermek ve ahlaki değerleri benimsetmek amacıyla din kültürü ve ahlak öğretimi dersleri ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasına alınmıştır.

Din eğitimi yerine 'din kültürü' dersinden sözedilmesi de bu amacı açıkça ortaya koymaktadır. Bunun dışındaki din eğitimi ve öğretimi, ancak kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcisinin iznine bağlı tutulmuştur."

"Din kültürü mü, yoksa din eğitimi mi?"

Gerekçede, "Anayasa Mahkemesi'nin belirlediği bu hukuki durum çerçevesinde değerlendirilerek, ilk ve ortaöğretim kurumlarında verilen öğretime ilişkin müfredatın 'din kültürü ve ahlak öğretimi' mi yoksa 'din eğitimi' mi olduğunun tespiti gerekmektedir" denildi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin, 9 Ekim 2007 tarihli Hasan ve Eylem Zengin kararına da yer verilen gerekçede, başvuranların Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinden muaf tutulması taleplerine yönelik olarak, Milli Eğitim Bakanlığı'nca onaylı 4, 5, 6, 7 ve 8'inci sınıflarda okutulan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi'ne ilişkin beş ders kitabının içeriklerinin incelendiği ifade edildi.

Gerekçede, AİHM'ce, söz konusu müfredatın incelemesi sonucunda, "Türkiye'de hakim olan dinsel çeşitliliğin, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinde dikkate alınmadığı, özellikle Alevi inancına sahip topluluğun Türk nüfusundaki oranının çok büyük olmasına rağmen, öğrencilerin Alevi inancının itikat veya ibadet unsurları hakkında eğitim almadığı, 9'uncu sınıfta bu inancın ortaya çıkışında en büyük etkisi olan iki şahsiyetin yaşam felsefesinin öğretilmesinin, bu öğretimdeki eksiklikleri gidermekte yetersiz kaldığı" değerlendirmesi yapıldığı anımsatıldı.

Gerekçede, "Bu bağlamda, mahkemenin demokratik bir toplumun eğitimde çoğulculuğu benimsemesinin, öğrencilerin dini konular hakkında düşünce, vicdan ve inanç özgürlüğü çerçevesinde eleştirel bir bakış oluşturmalarını sağlayabileceği kanaatinde olduğu ifade edilmiştir" denildi.

Ebeveynlerin dini ve felsefe kanaatlarine saygı

Gerekçede, şöyle denildi: "Devletin, eğitim ve öğretimle ilgili olarak üzerine düşen görevleri yerine getirirken, müfredatta yer alan bilgilerin nesnel ve çoğulcu bir şekilde aktarılmasına dikkat etmesi ve ebeveynlerin dini ve felsefi kanaatlerine saygı göstermesi gerekmektedir.

Anayasa'nın 24'üncü maddesine göre, din kültürü ve ahlak öğretiminin ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında olduğu kuşkusuzdur.

Ancak, bu öğretimin Anayasa'nın öngördüğü amaca uygun bir müfredatla verilmesi gerektiği, içeriğinin nesnel ve çoğulcu olması, kişinin dininin bir ayrım ve eşitsizlik unsuru olarak kullanılmaması ve devletin dinler karşısında tarafsız kalarak, bütün dinsel inançları eşdeğer görmesi gerekmektedir.

Öğretimde uygulanan müfredatın belirlibir din anlayışını esas alması durumunda, bunun Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi olarak kabul edilemeyeceği ve din eğitimi halini alacağı açıktır.

Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nce öğretime ilişkin müfredatta yapılan ve kararımızda hüküm kurmaya yeterli görülen tespitler uyarınca, ülkemizde çoğulculuk anlayışı içerisinde, nesnel ve rasyonel bir şekilde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretiminin verilmediği sonucuna ulaşılmıştır.

Bu durumda, Anayasa'nın 24'üncü maddesinde, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretiminin zorunlu olduğunun belirtilmesi, ilk ve ortaöğretim kurumlarında verilen öğretimin adının Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi olmasına rağmen, içerik olarak din kültürü ve ahlak bilgisi öğretimi olarak kabul edilemeyeceği açık olduğundan ve din eğitiminin de ancak kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcisinin talebine bağlı olması karşısında, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin bu içeriği ile zorunlu tutulmasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır."

http://www.cnnturk.com/

Squall
11-04-2008, 22:47
Ülkemize 82 anayasasıyla sokulan zorunlu din dersi belası bu ülkeye atılmış en büyük kazıklardan biridir..ne büyük talihsizliktir ki bu yasayı kendine atatürkçü diyen bi grup faşist yürürlüğe koymuştur..

Svarog
30-04-2008, 13:31
din dersini geçttim felsefe kitaplarında bile çok yanlış tanımlar var müslümanlık dışı dinler ve ateizm hakkında

evrensel-insan
30-04-2008, 15:06
Saygideger svarog;

Turkiye de gecerli olan mantik, hala Aristo mantigidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

imhotep
08-09-2008, 19:25
'Zorunlu din dersi pedagojik cinayettir'

İlköğretim 4. sınıftan itibaren ortaöğretim 12. sınıfa kadar zorunlu olarak okutulan din derslerinde öğrencilere belli bir inanç doğrultusunda bilgiler veriliyor, bu inancın ibadet ve uygulamaları yaptırılıyor. Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği (HBVKTD) Genel Başkanı Tekin Özdil, tek taraflı bir din eğitimi sunulması nedeniyle çocukların küçük yaşlardan itibaren şartlandırıldığını ifade etti.


Cumhuriyet


http://www.cumhuriyet.com.tr/?im=yhs&hn=3740

YOLCULUKLAR
10-09-2008, 20:26
Bu ülke de Diyanet İşleri'nin bir devlet kurumu olmasına rağmen, hala "biz laik bir ülkeyizdir" sloganları atılıyorsa, bu işte ters giden bir şeyler vardır... Diyanet İşleri devlet kurumuyken bu ülkenin laik olduğu savunuluyorsa demekki biz hiç bir zaman laikleşememişiz. Hatta "laiklik nedir?" bunu bile anlayamamışız.

Dolayısıyla, laikliğin tam olarak olmadığı bir ülkede de, insanlar doğduğunda sorgusuz sualsiz nüfus cüzdanlarının din hanesine İslam'da yazılır, okullara zorunlu din dersi de konur... Bütün bu olup bitenleri garipsememek gerekir...