Orijinalini görmek için tıklayınız : Tavaris
merhaba,
siteye 2 yıl kadar önce üye olmakla birlikte zamansızlıktan ve anlık sinir gelgitlerinden başka katkım olmadığının farkındayım ama inanın öyle yazılar varki yuh dedirtiyor insana... sitede kendimi garip hissediyorum. forumları okuyorum bir başlık açılmış oluyor okuyorum bir daha okuyorum ama yazılan cevaplar birbirini takip etmiyor tam bir noktaya geldi dediğim anda hurra bir cevap başa sarıyor bütün mevzuyu...
açıkçası benim sorunum inanmak yada inanmamak değil. bana ne inananların bir zararı var nede inanmayanların (en azından şimdilik bu olmayacağını garantilemez elbette)
benim tek sorunum herkese saygı duymak zorunda olmak. ben yaşadığım heryerde doğru bildiğimi haykırıyorum ama bu ülkede herşey o kadar garipki örneğin benim annem geçen gün sordum neden inanıyorsun allaha anne dedim biz köyümüzde öyle gördük kızım dedi babam bize inanın dedi diyor. ama allah var diye ekliyor nerden biliyorsun anne gördünmü diyorum kanıtın varmı diyorum babam söyledi var diyor. açık ve netçesi bu cevabı bizim köydeki bütün kadınlardan alabilirsiniz...
geçen gün bir otobüste arkadaşımla sohbet ediyoruz. önümüzde türbanlı bir kız duruyor. ama öyle bir giyinmişki bütün vücut hatları ortada ve bir makyaj yapmış suratına beni yıka yazsan 1 km öteden okunur (inanın abartmıyorum). başını kapatıp inanıyormuş gibi davranmasına anlam veremiyorum açıkçası bu tarz yaşamı seçen o kadar çok insan varki...
şimdi inanmak bana zarar vermez nasıl olsa inanmanın şekli mevcut türbanımı takarım keyfimede bakarım...... ben şu anda islam dinini benimsemiş bir ülkede yaşadığım için sadece islami zorunluluklar üzerinden konuşabiliyorum.
saygılar
Sayın tavaris ;
Hoşgeldiniz.
Sitemiz tek renk olmadığından,anlık sinir gelgitleriniz dahi bir katkıdır sitemize.
Sayın Tavaris,
Hoşgeldiniz,gerçi eski üyesiniz ama yeni tanışıyoruz
Haklısınız,bende iş yerimde namaz kılan 3 bayana sordum ,kuranı okudunuzmu diye.
Ne yazık ki okumamışlar.Kuranda 5 vakit namaz yazmıyor dedim şaşırdılar.
İnsanlarımızın çoğu neye inandığını bilmeden inanıyor.
Olsun inanmamak zor,kolaycı insanlarımız inanmayı tercih ediyor neye inandıklarını bilmeden.
İşin başı eğitim ne yazık ki eğitimin durumu ortada giderekte dinciler eğitimi ele geçiriyorlar.
Tepkim artıyor,çıkıp doğruları seslendirenlerin çoğalması ve birleşmesi gerekir.
saygılar
ozgur_beyin
14-03-2008, 12:36
sevgili tavaris, ''geçte'' olsa hoşgeldin.
eğer *''maveraya'' ait korkularını yenemezsen ,dinsizlik sana psikolojik sıkıntılar verir. ama bu *pisikolojik sıkıntılarını yenip, ateist olabilirsen. görülmemiş, duyulmamış, sadece bazılarının (peygamberler) sözlerinde
''var olduğunu'' söyleyen ,müphem ve mechul , bir hayali kahraman veya kahramanlara karşı ,yapman gereken
hiç bir saçmalığın *(ibadet) olmadığını anlayacak ve bu hayallere karşı, herhangi bir zorunluluk ve sorumluluğununda ,olmadığını anlayacaksın.
mavera= öteler
thunderpoint
14-03-2008, 13:15
Sevgili Tavaris, hoşgeldin..
Katılımlarını bekliyoruz..
spartacus
14-03-2008, 13:58
Sevgili Tavaris hoşgeldin.
ben yaşadığım heryerde doğru bildiğimi haykırıyorum ama bu ülkede herşey o kadar garipki örneğin benim annem geçen gün sordum neden inanıyorsun allaha anne dedim biz köyümüzde öyle gördük kızım dedi babam bize inanın dedi diyor. ama allah var diye ekliyor nerden biliyorsun anne gördünmü diyorum kanıtın varmı diyorum babam söyledi var diyor. açık ve netçesi bu cevabı bizim köydeki bütün kadınlardan alabilirsiniz...
ifade etmek belki kolay değildir ama örneklemek çok daha kolay ifadeler kazandırır. Peki ifade edilecek olan şey nedir ?
ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK
Köpekbalığını etrafı çepeçevre kalın camlarla çevrili bir suya koyuyorlar. Daha sonra ise Camın dışına köpekbalığının en çok sevdiği balıklar bırakılıyor. Köpekbalığı balıkları görüyor ve hızla üzerlerine doğru hücum ediyor ki, kafasını şiddetle cama çarpıyor. Geri çekiliyor, biraz sendeliyor ve toparlanıp bu sefer çok daha şiddetli bir biçimde hücum ediyor. Kafasını yine cama çarpıyor ve sendeleyerek geri çekiliyor. Kuyruğunu kıvırıyor ve bir kaç tane daha başarısız denemeden sonra iyice siniyor....
Sonra etrafını çepeçevre saran tüm camlar kaldırılıyor, o balıklar köpekbalığının önünde, yanında gezmeye devam ediyorlar. Ama köpekbalığı bir kez çaresizliğini öğrenmiştir ve hiç bir hücum hareketi göstermemektedir. Artık o'da öğrenilmiş çaresizliğe yada deyim yerinde ise "öğretilmiş çaresizliğe" sahiptir....
gozeneli
14-03-2008, 14:18
Sayın Tavarıs
aramıza hoş geldiniz. Benim en büyük sorunum işte belirtigin gibi Türkiye'de bir çok insanın bir yada bu dine körü körüne inanması.
İyi ki Atatürk vardı, iyi ki Turan Dursun vardı , iyi ki sayın hocam İlhan Arsel var.
Türkiye'de bizim gibi düşünen ama agızlarını açmayan bence milyonlarca insan var.
Düşün sizi birileri dinsiz imansız allahsız diye somutlandırıyor.
Bütün bunlar olumsuz degil mi?
Hayır, asıl olumsuz cahillik, asıl olumsuz kadınları eşit görüş, asıl olumsuz sizin gibi düşünmeyenleri arkadaş edinmeyin diyen inanç . Bütün bunlar bir ilahi emir gibi bize satılmaya çalışılıyor.
Hakklısınız müslümanların çogunlugu bir gelenek icabı müslümanım diyor.
En büyük soru şu Muhamed bugün gelse ben Allahın elçiyim dese ve bize Kuranını ilahi bir kitap diye satmaya kalksa kaç kişi arkasından gider.
Belki birkaç erkek gider.Mirasda erkek kardeşin hakkı daha büyük sonra erkek kadından üstündür der kuran.......
Sakın yanılmayın ben kadın degilim ben bir erkegim ve kadın ve erkek eşitligine inanıyorum.
Görüşlerinizi saygıyla izleyecegim.
Düşünmek özgürlüktür.Düşünmeyen başka düşüncelerin esiridir
lionking
14-03-2008, 14:35
sayin tavaris *turan dursun sitesine hos geldiniz,burasi ayni zamanda bir okul sayilir,,
Sn. tavaris,
Hoş geldiniz.
Ancak örneklemelerinizle biraz boş geldiniz.
Varlığın varlığı üstünde binlerce yıldır konuşan, düşünen, tartışan ve yazan, felsefeciler, düşünürler, araştırmacılar, ilahiyatçılar ve dahi tüm larlar ve lerleri dikkate almak varken!!!
Traktörü süren köylü amcaya sormuşlar;
-Bey amca bu alet nasıl çalışıyor hele bir söyle.
-Gurban, takirem anahteri, basirem gaza çalişiir. Dönderirem simidi dönir. Ahan buna da basinca durir.
-İyi de amca ateşleme sistemi nasıl işler, marş dinamosu nasıl çalışır, bujisi nerededir, kaç silindirlidir, silindirlerinin hacmi nedir, bu hacim motorun torkuna nasıl etki eder, bu güç volan dişlisine nasıl iletilir, vites kutusu bu gücü nasıl optimum fayda ile kullanır, tüm bunlar olurken atık olarak çıkan gazlar nereden çıkar, nasıl çıkar, ya egzos manifoldu, ya, ya, ya,......
-Hele gurban sen ne dirsen? Onlarda ne ola ki????
aramıza hoş geldiniz tavaris ( yoldaş ).
* *Tavaris rusçada yoldaş anlamına geliyormuş. İyi katılımlar diliyorum.
* *saygılarımla
evrensel-insan
14-03-2008, 20:06
Saygideger tavaris;
Sitemize ve aramiza hos geldin.
Saygideger spartacus;
Senin verdigin ornege paralel bir ornek te ben vermek istiyorum.
Cam Tavan Sendromu
Bilim adamları pirelerin farklı yükseklikte zıplayabildiklerini görürler.
Birkaçını toplayıp 30 cm yüksekliğindeki bir cam fanusun içine koyarlar.
Metal zemin ısıtılır. Sıcaktan rahatsız olan pireler zıplayarak kaçmaya çalışırlar ama başlarını tavandaki cama çarparak düşerler. Zemin de sıcak olduğu için tekrar zıplarlar, tekrar başlarını cama vururlar. Pireler camın ne olduğunu bilmediklerinden, kendilerini neyin engellediğini anlamakta zorluk çekerler. Defalarca kafalarını cama vuran pireler sonunda o zeminde 30 santimden fazla zıpla(ya)mamayı öğrenirler. Artık hepsinin 30 cm zıpladığı görülünce deneyin ikinci aşamasına geçilir ve tavandaki cam kaldırılır. Zemin tekrar ısıtılır. Tüm pireler eşit yükseklikte, 30 cm zıplarlar! Üzerlerinde cam engeli yoktur, daha yükseğe zıplama imkanları vardır ama bunu akıllarına bile getiremezler.
Kafalarını cama vura vura öğrendikleri bu sınırlayıcı ?hayat dersi? ne tutsak yaşamlarını sürdürürler. Üstelik kaçma olanakları olmasına rağmen kaçamazlar. Çünkü engel artık zihinlerindedir. Onları sınırlayan dış engel (cam) kalkmıştır ama kafalarındaki iç engel varlığını sürdürmektedir. Bu deney canlıların neyi başaramayacaklarını nasıl öğrendiklerini göstermektedir.
Edinilen bu deneyime ?cam tavan sendromu? denir. Bir insanın gelebileceğine inandığı en üst nokta, onun cam tavanıdır. Cam tavanınız hayallerinizin tavan yüksekliğini gösterir.
İnsan inandığına denktir ve yapabileceğini düşündüğü kadardır. (Alıntıdır)
Kissadan,hisse olarak ben bu alintiyi insanlara uygulamak istiyorum.
Pireler cama carpiyorlar ama cami koyan bilim adamlari,ya insanlar hem cami (dusuncede) kendileri koyuyorlar,hem bunun farkinda degiller(bilinclerine cikmamis),bu durumda isleri cok zor.
Once bunun farkina varacaklar,sonra da koyduklari cami kaldiracaklar,ben burada cami tabuyla ve alisilagelmis ama sorgulanmayip-nedenlenmemis kisinin,bireysel,kisisel,ailesel,cevresel,toplumsa l,sosyal,siyasal,dini-milli kokunsel,ahlaki,geleneksel v.s. yani yasamsal temelde kisiye kisiligini veren degerlerle ozdeslestiriyorum.
Her kisinin farkli farkli,dogumdan itibaren kendisine verilen tabulari ve deger verdikleri,sahiplendikleri,vazgecilmezleri *var-dolayisiyle camin yuksekligi kisiye gore degisir ve *bu soyut dusunce sinirini farkedip-farketmemek,kaldirip-kaldirmamak tamamen kisinin verilenleri kendi oz iradesiyle sorgulayip-nedenlemesine baglidir.
Ya ana cam,(evrensel dusunce siniri) yani *insanin farkina varmasi gereken,iste asil sorun da bu evrensel temeldeki dusunce sinirinin ana camin nasill farkina varilacagi ve onun nasil kaldirilacagi.
Aksi taktirde bireyler kendi camlarini kaldirsalarda evrensel cami (evrensel dusunce sinirini) kaldirmadan maalesef insan,insanlik ve dunyevi yasam sorunlarindan, ve birbirleriyle didisme mucadelesinden kurtulamazlar.
Saygilarimla;
evrensel-insan
herşey için teşekkürler. sağolun arkadaşlar. ben şöyle açıklayayım aslında inanmayı 13 yaşımda bitirdim inanmak ve ibadet anlamını yitirmiş tanrı bana hiçbir faydası olmayan muğlak belirsiz bir şeydi. sonra diyalektik materyalizmi okudum madde ye inanmak tanrıya inanmaktan daha mantıklıydı. en azından bu dünyayı kendime zehir etmemiş olurum kendi zekam doğru yaşamayı zaten öğretir bana bunun için görmediğim bir varlığın emirlerine gerek yoktu. madde de zaten kurallar koymamıştı. buna mukabil kimseyi tanrının olmadığına ikna etmeye çalışmadım buna kimsenin de beni ikna etme çabası içine girmesine izin vermedim. birgün teyzemin kızı felsefe hocasıyla beni tanıştırmak istediğini söyledi güya onun benim tanrıya inanmamı sağlayacağını ümit ediyordu. bir çay bahçesinde buluştuk ismi aliydi oturduk adam 1 saat bana kar tanelerinin mükemmelliğini ve bu günki teknolojinin o kristalleri yapamadığını anlattı. sustum sustum dinledim sonra ona sadece bir cümle kurdum. siz felsefe okuduğunuzdan eminmisiniz dedim evet ben felsefe öğretmeniyim dedi. bende bir daha okuyun o zaman dedim ve kalktım masadan. fakat son zamanlarda yeni hükümet ve sistem bizi yok etme çabası içine girince bende konuşmak ve mücadele etmek gerektiğini düşündüm o yüzdende burdayım zaten.
bu arada mhmmd hoş geldim ama senin kadar boş değilim o traktörün işletim sistemini görme şansımız var ve onu insanlar yarattı bu iyi bir örnek olmamış. gerçi birisi mutlaka bana boş düşünüyorsun demeliydi eğer herkes doğru düşündüğümü söyleseydi senle benim aramdaki zeka farkı anlamını yitirirdi.
dilaver herşey için sağol evet tavariş yoldaş demek rusça bende gürcüyüm sovyet edebiyatında güzel bir roman var ikinci dünya savaşında kurulan bir taburu anlatıyor kitabın ismi tavariş taburları o kitap çok etkilemişti beni ve heryerde bu nicki kullanıyorum.
ben şarap içerim doğrudur
aklı olanda beni haklı bulur
içeceğimi biliyordu tanrı
içmezsem tanrı yanılmış olur....
* * * * * * * * * * * * ömer hayyam
birde 32 farzda imanın şartları var. 6 adet 1 tanesi der imanlı olmak için kadere inanmak lazım açılımı hayrın ve şerrin allahtan geldiğine inanmak... sonra allah sorgu sırasında yargılarken ey kulum ben sana akıl verdim sen o aklı kullanmadın. ya bu çelişki değilmi.... herşey allahtanmı geliyor yoksa yoksa bizim aklımızla mı oluyor. hayyam bu sorunu aşağıdaki dizelerle ne güzel açıklamış... tabi bence....
beni böyle yaratan kim sen
ne yapacağımıda yazmışsın önceden
yapanda sensin yaptıranda sen
öyleyse nedir o cennet cehennem.......
* * * * * * * * * * * * * ömer hayyam
ozgur_beyin
15-03-2008, 11:26
sevgili tavariş'in yazdığı *hayyam'ın iki dörtlüğü benimde aklıma *şunları düşürdü
Bezm-i safa vü reşh-i cam bu zemzem olmuş ol makam
Meyhaneler Beytü'l-harâm. pîr-i muğan Şeyhü'l-harâm
BAKİ
"Esenlik veren bir toplantı, kadeh teri. zemzem olmuş.
Meyhaneler Ka'be, meyhanecibaşı da Ka'be yöneticisidir"
Zühhada açılmaz der-i eyvân-ı hârâbat
Ol mastaba-i feyz riyâ-gâh değildir
NAİLİ
"Meyhane konağının kapısı kuru sofulara açılmaz
O bilgi-bolluk aşaması ikiyüzlülük yeri değildir"
Sn. tavaris,
Örnekleminiz boş dedik, şahsınız değil,
Lakin anlatamadık, kusur bizim kusurumuz değil,
Hakaret ile zekanızı sunmuşsunuz daha yolun başında
Tüm bunlar hiç de hayra alamet değil...
Bir de alıntı ekleyelim,
"Çeşm-i insaf gibi kamile mizan olmaz.
Kişi noksanı bilmek gibi irfan olmaz.
Eylesen her ne kadar Tutiye talimi-i lisan
Sözü insan olur amma özü insan olmaz."
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *(Talib)
Kimse üstüne alınmasın, değerli ağabeyimizin yolundan devam ettik o kadar...
mhmmd ben seninle kişisel polemiğe girmek istemiyorum hoşgeldiniz ama biraz boş geldiniz dediğine göre yazdıklarımı boş buluyorsun sende motorun çalışma mekanizmasını anlatacağına benim yazdıklarımı çürütmeye çalışsaydın. aşlternatif olarak ben annemin ilkokul mezunu olduğunun farkındayım ondan allahın varlığını ayetlerle ispatlamasını istemedim zaten. sende farkındasınki bir traktörcü (hepsi değil mutlaka) motorun içindeki ateşleme sistemini bilemez anlatmazsan anlayamaz göstermezsen inanmaz zaten. ya sen allahın ateşleme sistemi varsa eğer gösteren bir örnek alalım.
ama şahsi sataşmalara girmeden. ben senin şahsına sadece cevap verdim ve aramızda zeka farkı var dedim hakaret olarak neyi algıladığınıda çözebilmiş değilim ayrıca