PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Son Yüz Yılın Şarlatanları


ozgur_beyin
23-03-2008, 19:17
Son yüzyılın şarlatanları ve otuz bir marta gidiş.

Bugün yaşadığımız, benzer olayların son yüzyıldaki macerasına bakacağız ve bugüne geleceğiz.


İkinci meşrutiyetin , ilk meclisi 17 aralık 1908 de açıldı. Sultan Hamid, bu meclisin *'''osmanlı yapsına uygun olmadığı'' inancını, sonuna kadar muhafaza etti. Bu inancı taşıyan sadece *Sultan Hamid değildi.
Abdulhamitten başka, *bu fikre sahip,. Volkan *gazetesi,Serbesti gazetesi, ve ittihad-ı muhammedi cemiyeti'ydi. bu sacayaklarının herbiri ,ikinci meşrutiyetten * sonra
''ümmetçilik'' yapısına sahip olan, osmanlı memalikinde, bu şer ocakları, görünüşte, ''islamı kurtarma'' derdine !!! düştüler.


KARGAŞA, DİSİPLİİNSİZLİK *, KURALLARIN ÇATIRDAMASI.
Disiplinin ,mutlaka olması gerektiği, askeri okullarda ,harbiyede, yönetime başkaldırmalar ,komutanların kapılarını tekmelemeler baş göstermişti. bu protestolar *yüksek okullardan idadilere (lise) sirayet etmiş , onbini aşkın *talebei- ulum (sarıklı medrese öğrencisi) ellerinde ittihad-ı muhammedi cemiyeti flamalarıyla gösteri yapıyorlardı.
gerekçe ise hep aynıydı. ''dinimiz elden gidiyor'' teraneleriydi.
bu olaylar olurken *harbiyeden yüz genç okuldan atılıyor, kalanların elinden ''sadakat yemini'' alınıyordu.
bu kargaşa *ortamında, daha önceleri, pek *dikkat çekmeyen *Volkan ve Serbesti gazeteleri *dinci yayınlarıyla dikkat çekmeye başlıyordu. sayfalarında '' hadiseleri şeriat ölçüleri içinde, baştan sona değerlendirmek ve gayrı düşünceye asla yer vermemek'' ana fikrini işliyorlardı.
bu arada, ittihad-ı muhammedi cemiyeti, *istanbul içindeki ''şubelerini arttırmak'' *kararı alıp, din görevlilerinide ''tabi-i azası'' saymak kararını aldı. (6 şubat 1909)
17 şubat 1909 da, volkan gazetesi ittihadı muhammedi cemiyetinin '' nizamnamesi'' ni (tüzük) yayınlıyor ve cemiyetin asıl hedefinin '' şeriatın her türlü tarruzlardan korunarak
muhafazası yolunda müslümanları irşad *olduğu'' bildiriliyordu.

volkan gazetesi , yeni kurulan kabinenin güven oyu almasının ardından (1909) derviş vahdeti denen mendebur, gazetesi volkanda, '' bütün ahkamın muteber olabilmesi için münhasıran şeriata mutabık olmasının'' *gerekli olduğunu pompalıyordu. ayrıca tüm bakanlıkların *aldığı kararlarda ,şeyhül islamın tetkikinden sonra, neşredilmesinin gerekli olduğunu yazıyordu.
mebuslar meclisi ,21 şubat 1909 daki toplantısında , medreseler *için bilgi vermesi gayesiyle şeyhül islamı dinlemek için, davet kararı alınmıştı.
bunu duyan derviş vahdeti denen madrabaz, 24 şubatta, volkanda meclis başkanı ahmet rıza beyin şahsına hitap eden, açık bir mektup yazarak ''daveti'' protesto ediyor ve şöyle yazıyordu.
'' makamı meşihatı ulya (yüce fetva sahibi olan zat) * ancak şeriat mevzuu üzerinde, bizatihi *nefsine müdevvenatı şeriyyeye (şeriat kurallarına) hesap verir .mebusan meclisine çağrılamaz ve kendisinden talep edilemez''
bu yazdıklarıyla halka ''şeyhül islam *meclisinde üstündedir '' mesajı veriyordu.

aslında gaye, askerden kaçmak için, medreselerde yuvalanmış , *it kopuk takımını, medreselerden *temizlemekti. şeyhül islamdanda, bu konuda bilgisine başvuralacaktı.


bilmeyenlere bir anekdot, cumhuriyete kadar, talebei ulum (medrese softa ve talebeleri) askerlik yapmaz, medreselerde , ekmek elden ,su gölden ,.m karşıdan s.k çarşıdan
geçinip giderlerdi. bu ''ayrıcalığa'' atatürk son vermişti.işte bu softa takımının atatürke gıcıklığı burda başlamıştı. hatta ,atatürkün bir konya seyahatinde ki yanında *ecnebi
misafirleride varken , konya da bir ''şeyh'' *atatürke '' bu askerlik '' yapmama'' hakkının !!!! tekrar geri verilmesi için, halkın içinde, kendisine söz *vermesini istemiş.fakat atatürk misafirlerinin
yanında olayı geçiştirmeye çalışmıştı. ama müftü ''sözü'' hemen almak gayesiyle atatürke *baskı yapmak isteyince , atatürk müftüyü ,itin götüne sokup çıkarmış ve müftüyü
rezil etmişti. neyse konuyu dağıtmayalım.

işte bu volkan denen paçavra aslında son derece bu isabetli işi yapmak isteyen meclise ve başkanına karşı çıkıyordu. ne uğruna? bu it kopuk takımına yaranmak uğruna.
garip köylü hem bu softaları beslesin , onları semirtsin. onlar bedava beslenirken, köylü gitsin arap çöllerinde kanını döksün. bizim dünyadan bi -haber aspendos gibileri de
islamın İ sini bilmeyen islam karmanyocularıda islamı savunsun.

volkan ve serbesti gazetesinin ardından oluşan pastadan *(tiraj)pay almak için ,birde Mizan (ölçü) katılmıştı.
bu paçavraların ve softa takımının yaptığı provakasyonlar sayesinde, *istanbul, için için kaynayan bir kazana dönmüştü. kaos heryere hakim olmuştu.
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * (devam edecek)

frodo
28-03-2008, 00:36
Yazının devamını beklemediğimi sanma, gözüm üstünde şeyhim. Çünkü bu olaylar günümüzde
ortaya çıkan ikiliğin nüveleridir.

gerilla
29-03-2008, 13:31
garip *köylü *hem *bu *softaları *beslesin *, *onları *semirtsin. *onlar *bedava *beslenirken, *köylü *gitsin *arap *çöllerinde *kanını *döksün. *bizim *dünyadan *bi *-haber *aspendos *gibileri *de
islamın *İ *sini *bilmeyen *islam *karmonyocularıda *islamı *savunsun.


esas mesele bu zaten. isteyen istediği cehaletin içinde boğulsun bu kimseyi ilgilendirmez ama işin içine sömürü girdiği zaman her şey değişir. gazi mustafa kemal asker kökenli olduğu için askerlerin çektiği eziyetleri iyi biliyordu ve bu ikiliği çok güzel bir şekilde yok etti. şükranlarımızı sunuyoruz.

bugünün olaylarına benzer bir olayda halifeliğin kalkması döneminde yaşanmıştır. osmanoğulları'nın ülkedeki son bulaşığı abdüşmecit sürekli osmanlı ailesinden bahsediyor, eski yönetimin geri gelmesini istiyor, padişahlar gibi cuma alayları düzenlemek istiyordu. bu durumdan en fazla rahatsızlık duyan kurum kim dersiniz? ne tbmm ne başka devrimci bir kurum, bundan en büyük rahatsızlık duyan kurum ORDU. ordu komutanları bu durumu izmir'de m.kemal'e anlatmış m.kemal'de yılanın başını küçükken ezmiştir. eğer hilafet duruyor olsaydı bugün kaldırılabilir miydi?
işte türkiye'nin tek eksiği budur, ileri görüşlü siyaset adamı kalmamıştır. 10 kasım 1938 saat 09.06'da gerileme başlamıştır ve hala devam etmektedir. allah sonumuzu hayreylesin...

ozgur_beyin
29-03-2008, 14:51
daha önce bu sitede yazdığım bir olayı tekrar *anlatıp ,devam edeceğim. yeni çeri ocağı ilga (kaldırmak) edilmeden önce kurulan nizamı cedit için, fransadan *zabitler
getirilmiş *ve askerlerede yeni bir üniforma tasarlanmış ve askerlerin başında fes giydirilmiştir. fesin ismi bildiğimiz FAS'tan mülhemdir. askerin başına giydirilen *fes için
''aynı kafalar'' *dinimiz elden gidiyor diye kıçını yırtmışlar, atatürk kılık kıyafet kanunundan sonra çıkartılan fes içinde aynı kafalar yine dinimiz elden gidiyor bozasını pişirmişlerdir.

bu nasıl bir dindirki , fes giyince elden gidiyor , çıkarıncada gidiyor.

otuz bir mart vakasının ünlü aktörü gerçekte kimdir?

derviş vahdeti olarak ünlenen adamın gerçek adı derviştir. vahdeti mahlası (lakabı) sonradan kendisi eklemiştir.
aslen, kıbrıslıdır babası kunduracı aliağadır. doğum tarihi belli değildir.en azından .mahmut şevket paşaya verilen ''tahkikat raporu''na yazılmamıştır.
çocuk yaşında ,annesini babasını kaybeder. 14 yaşında hafız olur.medresede arapça ve fıkıh (islam hukuku) okur .bunlar, o zamanın klasik ve anonim bilgilerdir. daha sonra ayasofya camisine müezzin olur. nakşibendi tarikatine girer. daha sonra istanbula gelir ve iki ay kalır. 1878 de kıbrısı yönetimi altına alan ingilizler kendi kültürlerin yaymak için ingilizce kurslar açar. (bugün bütün kıbrıslı türklerin ingilizce bilemsinin nedenide bu kurslardır). geri dönen vahdeti larnakada bir ingilizce kursuna devam eder.
vahdeti kursa devam ederken kursa katılanların *kilisede vaaz dinleme zorunluluğu getirilince kurstan ayrılır
ömrünün sonuna kadar ''yeni akım ve düşünceleri öğrenme''merakı nedeniyle jontürklerindışarda çıkardığı ''hürriyeti meşvere- mizan'' gazetelrini elde eder ve hem okur hemde okutur. yakalanır ve kovuşturulur. yeterince ingilizce öğrendiği için sonra ingiliz yönetimine *memur olur.
1900 *başlarında istanbula tekrar gelir.iş bulamaz parasız kalır. dahiliye nazırına (içişleri bakanı) ağır bir dilekçeyle iş ister. muhacirler (göçmen) dairesine alınır.
işini beğenmez ve yenidennazıra (bakan) başvurur. fakat iş verileceğine tam tersi yapılır ve diyarbakıra sürülür. *diyarbakırdan kaçar *ve yakalnaır. işkence görür ve tekrar
diyarbakıra gönderilir
diyarbakır sürgününde ziya gökalp ve şeyh hacı ahmedle tanıştı. *şeyh ahmedle yaptığı sovbetlerden sonra dadece deviş olan isminin sonuna ''vahdeti''yi ekledi.
sürgün cezası bitince önce kıbrısa gitti sonrada istanbula döndü.. işine iadesini istedi. *ama ittihad ve terakki hükümeti *bu isteğine kayıtsız kalınca kırıldı.
benzer haksızlıkları gidermek için kurulmuş ,fedakaranı millet cemiyetin katıldı.. burdada kendini tatmin edemeyip ayrıldı.
o esnada istanbulda bir gazete dergi furyası başlamıştı. bu furyadan faydalanmak isteyen vahdeti *VOLKAN GAZETESİNİ *kurar 11 aralık 1908 de volkanın ilk sayısını çıkarır.
volkandaki yazılarında belli bir duruşu olan yazılara rastlanmaz. yazdıklarında, derinliği olmayan *ödün vermez şeriatçı klerikal (köktenci) dinci görüşü savunur.
108 sayı yayımlanan volkanda doğru dürüst bir fikir kırıntısına rastlanmaz (kulakların çınlasın aspendos) daha sonrasına ait yaşamı ise bir yıldır. volkanı çıkarmaya başladıktan sonra ,bir sene sonra hayatı darağacında bitmiştir.


not= yukarda adı geçen ayasofya camisi , bildiğimiz ayasofya değil ,kıbrısta olan ayasofyadır.

devam edecek

ozgur_beyin
29-03-2008, 22:00
aklıma gelmişken, (sanki bende varmış gibi) osmanlının *bağrına, bir zamanlar hançer gibi saplanan ''kadızade'' olayını yazmak istedim. (herne kadar başlığın formatına uymasada)

17 y.y. ortalarında da istanbulda ,çıkan kadızade hareketi, bir nevi türk vehhabiliğidir.
aslen balıkesirli olan *mehmet efendi *''kadı zade''liğini babasından almıştı. bilindiği *''zade'' farsça bir kelime olup
evlat ve oğul manalarına gelmektedir. mehmet efendininde babası kadı olduğu için bu mahlasla meşhur olmuştu hareketin adı da ''kadızadeler hareketi '' olarak meşhur olmuştur.

yazıma konu olan bu mehmet efendi 1600 yılların başında doğdu yetişme çağına geldiğinde klasik dindersleri aldıktan sonra o zamanların meşhur alimi *birgili 'li mehmet efendinin derslerine devam etti.

belirli bir *bilgi birikimine sahip olunca sultan selim camiinde irşada ve vaazlara başladı. şöhreti!! *bu küçük camiye sığmayınca ayasofya camii vaizliğine terfi! etti

vaazlarında sürekli, asrı saadete dönülmesi gerektiği ni *işlerdi. *mehmet efendi yeterince ünlenmesine rağmen görüşleri saraya giremedi. ama ardılları görüşlerini saraya sokmayı becerdiler
bu kadızadeler *oruç ve namazların dışındaki bütün dini ritüelleri bidat olarak görüyorlardı(/kulakları çınlasın kutlu doğum haftasının mimarı amerkikanın gülü, hoca efendinin)
mevlevilerin semahını yasakladılar tekkelerin kapanmasını istiyorlardı *çünkü onlara göre tekkeler *din ve
dünya işlerini ayırıyordu. hatta bu nedenle bir tekke şeyhini idam ettiler.
dördüncü murat istibdadını ve yasaklarını kadızadelerin fetvalarıyla *yaptı.
avcı mehmedin saltanatında ise tayinleri bile kadızadeler yapar oldular

güçten gözleri dönen kadızadeler (bu güne çağrışım yapıyormu?) işi azıtıp devleti ele geçirmeyi denedmeye kalktılar
bir gün fatih camisinin avlusunda toplanıp *ŞERİAT İSTERÜK *(bu seste yabancı *değil, değil mi) bağırmaya başladılar.
olayın vehametini anlayan köprülü mehmet paşa bunların üzerine yürüdü bir kısmını boğdurdu bir kısmınıda kıbrısa sürdü.

kadızadelerin kökünü, 1683 te viyana bozgunundan sonra kazıdı osmanlı.

du bakali, bizim kadızadelerimizin kökü ne zaman kzılacak!!!!!!!!

Titan
29-03-2008, 23:33
Ve bu şarlatanların söylemi hiç bir değişime (evrime!) uğramadan günümüze kadar gelmiş. (gelecekte de *gelmeyeceğini kimse taahhüt edemez) *Bu kafayla *giderlerse, evrim teorisini de * çürütürler! :P

sargon
07-04-2008, 14:18
31 Mart Vakasi ile ilgili farkli bir bakis okumak ister misiniz?

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=252273

dilaver
09-04-2008, 07:10
Bir farklı bakış da buradan

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=4730


saygılarımla

Nietzsche27
29-04-2008, 19:56
klasik bir chpli ya da ilerici üslubla yazılmış bir yazı... bu çeşit yaklaşımların aşılması elzemdir arkadaşlar... tarih diyalektik olarak ilerler tıpkı medeniyetlerin ilerlemesinde olduğu gibi -senin tabirinle itin g.tüne sokup çıkarmayla değil-. Gericilerin tezgahladığı olay sadece 31 Mart değildir... Kabakçı Mustafa olayı, Sultan II Mahmud'a karşı sürdürülen propagandalar ki bu hükümdar sürdürdüğü ilerici politika nedeniyle dinci çevreler tarafından sürekli saldırıya uğramıştır, 1839 Tanzimat Fermanına karşı düzenlenen kampanyalar vs. Tabiidir ki kapalı bir toplum yapısına sahip olan Osmanlı İmparatorluğunun yenilikleri hemen benimsemesi beknelinemezdi fakat bu yeniliklere alışılması durumunda bunlardan vazgeçmek de bir o kadar zor olacaktır -Avusturya'dan getirilen festen vazgeçemeyen bazı aydınların Mısıra kaçması- . Fakat şunu da unutmamak gerekir liberal devrimler -ne kadar jakoben bir tavırla olursa olsun- Osmanlıda yaşanmasaydı -kanaatimce- 1917 ekim devrimine benzer bir durumun bu coğrafyada görülebileceği aşikardır...