PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : " Baykal siyasetin Meletus'udur"


meaculpa
14-04-2008, 03:47
Başta kaygılıydım akp ve chp nin atışmaları adına ve sürekli gerign bir ortamın içinde yaşamanın negatifligini ölçmeye çalışıyordum hem kendim hemde ülke adına. Ama bu iki cenahında böyle uyduruk olabilecegini nasılda düşünmedim vaktiyle. Şimdi sadece gülüyorum atışmalarına . Neyse ki içim rahatladı ciddi olamadıkları için. Tabi bu ciddiyetsiz hepimizi siyaetten nefret ettirip siyasette desise kavramınıda muhkemleştirip, iyice de paranoyak etti ama yinede ciddi değil bunlar; inanmk istiyorum bu gercege ve bir kac yıla kadar ciddiyetsizlikleri ile gömülüp gitmelerini arzu ediyorum.

Buyrun birde şurdan yakın;

DHA - KARAMAN - Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, dün Karaman'da katıldığı AKP Yerel Yönetim Şurası'nda, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ı ağır sözlerle eleştirdi. Çelik, "Deniz Baykal, Türk siyasetinin Meletus'udur. Meletus kimdir biliyor musunuz?
Sokrates'i idama götürmek için hak etmediği iftiraları atan kişidir. Deniz Baykal da böyle biridir" dedi.
Çelik, AKP olarak ülkeyi gecenin karanlığından aldıklarını öne sürerek şöyle konuştu: "1950 yılından önce CHP köylere okul yapmamıştır. Köylüler kendileri okul yapmışlardır. Gün ışımaya devam ederken, CHP gecenin karanlığını tercih eder. Köre sormuşlar, gece ne zaman diye, kör de 'Her zaman' demiş. Baykal'a göre de gece her zaman. Ayrıca Baykal'ın bu hayırcı tavrı, bir bilim adamının tavrına benziyor. Bir gemi varmış, şehzadeler gemiyi denizde hareket ettirmek istemiş. O sırada mahşeri kalabalık toplanmış, merakla geminin hareket etmesini istiyor. Bu arada bir bilim adamı gelmiş, 'Siz bu gemiyi hareket ettirirseniz, ben kalıbımı basarım' diye iddiaya girmiş. Gemi denizde hareket etmiş. Bilim adamı bu sefer de 'Siz bu gemiyi durdurursanız ben kalıbımı basarım' demiş. Baykal da böyle biri, ne yaptığını ne ettiğini bilmiyor."

Meletusu da yaddettik hatta hafızalarımız tazelendi falan...

meaculpa
14-04-2008, 04:08
Öte yandan birde şöyle bir habere rastladım bu da ilgi çekici oldu. Sevgili bakanımız Hüsnü çelik icraat buyurmuşlar efendim. Nitekim icraatın mutattabıda kardelenlerimiz olmuş. Hani onlar geleceğin umutları, bizim istikbalimiz , bizim çozuklarımız veda-i iftiharımız ögrencilermizi. Biz bu iftiharlarımızı da öyle agaç kovuklarında saklamaz, elimizden gelen çabalarla destekler, bilinçli ve hür bireyler olabilmeleri icin paralanırda dururuz.

Dururmuyuz???

Durmayız tabi hemen yasa çıkarır bu pek nadide canlıları korumamız altına alırız. Eğitim adı altında, şiddete maruz kalıp potansiyel şiddetseverler yaratırız. Hepsi arızalı çıkmazsa büyüdükçe, bu kez başka yollar dener, allem eder kullem eder yine sapıtırız.

Kendisine uzatılan mikrofona; şiddet için ne düşünüyorsunuz sorusunu, hiç düşünmeden yanıtlarız. Hak edeni döverim abi!!!

Döversin abi! Niye mi;

Çünkü sen adaletli bir adamsın,

Çünkü sen o nadide terbiyeyi alıpda bu boya başa çıkansın,

Çünkü sen kanunlarcada desteklenen bir egitim sisteminin, gölgesinde olgunlasma fırsatınıda edinensin,

Çünkü sen sopa görünce ancak yola gelebilen, o dilden anlayan ne idüğü belirsiz mazoşist bir varlıksın yada o muameleye boyun egen daha beter bir yaratıksın,

Çünkü sen korkularıyla yaşayan ve bir otoritenin ne demek oldugunu sorgulamadan, devletim için varım ilkesi ile hareket ettirilen bir koyunsun...

Vardır elbet daha yazılacak çünküler ama bu kadarı bile can yakıcı benim için. Çünkü sen diye hitap ettigim o hayali varlık koca bir kitlenin ürünüdür ve varlıgı artık can yakmaktadır bu nasıl uygulamadır dedirtmektedir. Buyrun habere bakalım;

RADİKAL - ANKARA - Moda İlköğretim Okulu'nda, öğrencilerin eylem yapmasına neden olan 'müdür dayağı' ve 'sürgün' olayında, Milli Eğitim Bakanlığı müfettişlerinin dayağı savunduğu ortaya çıktı. Müfettişler hazırladıkları raporda, okullarda 'eğitim amaçlı' dayak atılabileceğini savundu. Bir okul müdürünün öğrencilerin ellerine bando bagetiyle vurması, "Sınıf disiplinini sağlama ve eğitim terbiyesi amaçlıdır. Disiplin sağlamak için eğitim amaçlı olan bu davranışı Danıştay 2. Dairesi'nin 1978 tarihli kararında belirtildiği üzere, 'Öğretmenin öğrencisini dövmesi, disipline yönelik terbiye niteliktedir' kararına da uygun düşmektedir" ifadeleriyle 'yasal bir uygulama' gibi gösterildi. Müfettişlerin raporu üzerine müdür görevinde kalırken, müdürün davranışlarından rahatsız olan öğretmenler sürgün edilmişti.
İstanbul'daki Kadıköy Moda İlköğretim Okulu'nda 2005 yılında rehber öğretmenin bir sınıfta yaptığı ankette, 'Müdür sopasını bıraksın', 'O çağdışı sopayı istemiyoruz' yanıtları alınınca açığa çıkan olay basına yansımış ve soruşturma açılmıştı.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=252979

evrensel-insan
14-04-2008, 04:15
Saygideger arkadaslar;

Ah bu feodal "efe"yapimiz ah, bir turlu bitmeyecek!

Saygilarimla;
evrensel-insan

meaculpa
14-04-2008, 04:22
Biterse o yapı; nasıl SÜRÜ olmamız saglanacakki???

evrensel-insan
14-04-2008, 04:32
Saygideger meaculpa;

Sadece surumu?"Suruden ayrilani kurt kapar" temelli korku felsefesini de yabana atmiyalim.

Saygilarimla;
evrensel-insan

meaculpa
14-04-2008, 04:37
O değindiğiniz konu çünkülerimin arasında zaten. Güç teorileri yine faal ve adına yapılanların her türlüsü mubah anlayışı, mubah olmasada biz yaparız dayatmaları.

sargon
14-04-2008, 11:43
Milli Egitim Mufettislerimizi cani gonulden kutluyorum. Pek ala bir is yapip, hepimizin yuregine su serpmisler. Ne olacak bu ogrencilerin hali canim. Ogretmen bando bagetiyle vurmus, acitmaz acitmaz, terbiye amacli bir vurus oldugu her halinden belli. Arada bir vuracaksin ki ogrenecekler, vuruslarin da ogretme amacli olanlari vardir, imha amacli olanlari. Bakiniz devlet babamiz da arada bir vurur, bunlar ogretme amacli vuruslardir. Nasihatla uslanmayana birazcik bando bagetiyle vuracaksin ki kizilcik sopasinin da oldugunu bilsin.

Pek degerli Danistayimizin 1978 tarihli almis oldugu kararin ise okullarimizin herkesce gorulen bir kosesine asilmasini oneriyorum. Hem de buyuk puntolarla. Soyle mesela

Öğretmenin öğrencisini dövmesi, disipline yönelik terbiye niteliktedir.

Yoksa tum toplum olarak terbiyemizi kaybedip, terbiyesiz mi olmamizi istiyorsunuz.

evrensel-insan
14-04-2008, 13:05
Saygideger sargon;

Umarim yazinin ironi icerigi her okuyan tarafindan algilanabilir.

Aksi" kas yapiyim derken goz cikarmak" olur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

sargon
14-04-2008, 13:27
Bosver evrensel, anlamayanin gozu ciksin. *:D

rebera_roni
14-04-2008, 13:30
meaculpa, iyi konuya değinmişsin her ne kadar eskiye nazaran dayak anlayışı olmasada devam ettiğni biliyoruz.gecen bir gazete matematik sorusunu çözemedi diye öğretmeni tarafından dayağa maruz kalan ilköğretim çocuğu gibi.suan aileler daha iyi daha bilinç(hiç bir zaman genellee yapmadığım gibi simdide yapmıyorm :) ) *eskide çocuk ailesi öğretmen dövdü dediğin hiç soru sorulmadan öğretmendir o döver bişey olmaz.hatta kendim şahidim lisede arkadasın velisi HOCAM VURUN demesi.çok kötü bu durumlar ama yavaş yavaş düzeldiğine inanıyorm.

qw19
14-04-2008, 13:47
Milli eğitimde dayak şart uygulaması başlatılmalı, müfettişler de ülkenin durumunu iyi kavramışlar ve dayağa destek vermişler.

*Bence çocuklarımızı ufak ufak dayağa ve işkenceye alıştırmamız gerekir ki ileride bunalıma girmesinler.

*Nasıl olsa ünivesiteye geldiklerinde işkenceden geçeceklerinden hazırlıklı olmalarında yarar var.

*İlkokullarda kaba dayak dersleri haftada 3 saat zorunlu olmalı, ben ilkokulda falakayı erken buluyorum.

*Ortaokullarda falaka ve hakarete alıştırılmalı giderek artan dozlarda tabiki.

*Liselerde filistin askısı, elektrik, ıslatılarak dövme ve yakınlarına işkence yapılma ile çocuklarımız eğitilmelidir ki üniversiteye geldiklerinde bocalamasınlar bunalıma falan girmesinler.

Bu konuda geç kalınmıştır, artık en azından 2009 yılı müfredatına konması şarttır. İlgililerimizi göreve çağırıyorum. Onlar zaten hazır da.

*Selamlar.

dilaver
14-04-2008, 14:02
,

*Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir,

*Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir. *:lol:


* saygılarımla

evrensel-insan
14-04-2008, 15:18
Saygideger arkadaslar;

Yoneticiler saparsa uyeler saapmazmi?

Tevekkeli degil tum yonetimi psikoanalizden gecirmek lazim.

Uyeler siz sakin onlara uymayin! Aksi taktirde hak ve ozgurluklerinize sahip olamaz; suru psikolojisi ve korku felsefesinden kurtulamazsiniz.

Ustune ustluk birde dayak arsizi olursunuz, alimallah.

Saygilarimla;
evrensel-insan

meaculpa
14-04-2008, 22:51
Müdür, öğrencileri dövdükten bir gün sonra sınıfa gelerek "Sizin bu yediğiniz dayak değil, siz dayak görmemişsiniz. Sizi öyle bir döverim ki dayak nedir görürsünüz" sözleriyle tehdit ettiğini de doğrulayarak, "Bu sözleri söyledim. Bizler zaman zaman öğrencilerin kulağını tutarız ama çekmeyiz. Zaman zaman kaşlarımızı çatarız ama kızmayız" dedi.

Bu ifadelerle durum aslında daha da vahimleşiyor. Ailede şiddete hayır deyip bir sürü önlemler almaya çalışırken bir de okulda uygulanan şiddetler için feveran etmek zorunda kalıyoruz. Sopanın çağ dışılığını vurgulamaya çalışan bilinçli insanların haklarında da soruşturma açıyoruz.

Şiddeti ne diye tanımlıyor bu insanlar anlamıyorum. Şiddet bütünüyle bir sopa alıpda el ayak kabartmak, yada surata inen tokatlarla yüz kızartmaktan mı ibarettir!

Korkutmak yada bağırmakda şiddettin ta kendisidir.

Şiddete maruz kalanlar daha çocuklar oysa. Nasıl tramvalar oluşacak beyinlerinde ve nasıl tolore edecekler bu haksız uygulamaları, yaşamlarında. Çocuklarda birer birey kabul edilmelidir, onlarında iç dünyaları ve karmaşaları vardır. Algıladıkları herseyi yorumlama ve bir şekilde eyleme geçirme yetilerine sahiptirler. Bugün dayakla yola gelecegine inandırılan ve bu dayatma ile yasayan çocuk, yarın eşinide , cocuklarınıda ve hatta iletişim problemi çektigi bütün insanları da dövmeye kalkışabilir. Kimdir peki bunun sorumlusu? Çocuk mu yoksa, bu rezil sisteme bizi uşak eden sistem *efendilerimi!

dial_ektik
16-04-2008, 00:24
bir insanın anarşizm in dehlizlerine dalmak için ne çok nedeni var bu ülkede(bu dünya da)"düşüncemizin katlanmasımı güzel zalim kaderin sillesine,yoksa diretip bela denizine dur yetermi demeli?"w.sheakspear.

meaculpa
16-04-2008, 16:25
Başbakan dediğin ülkede huzuru ve sükûnu sağlamanın peşinde olmalıdır. Bunun için de mümkün olduğunca kavga alanlarını ve konularını daraltmalıdır. Bitmiş, üzerinden zaman geçmiş kavga konularını tekrar tekrar gündeme getirmekten sakınmalıdır.
Bizim Başbakan aynı kanıda değil belli ki. Durup durup yeni kavga konuları icat ediyor. Sanki var olan kavga konuları yeteri kadar sıkıntıya neden olmuyormuş gibi.
Şimdi de durdu durdu 70 yıllık bir konuyu gündeme getirdi. "Aha, bakın CHP'nin bir açığını yakaladım" edasıyla, "paradan Ata'nın resmini kaldıran siz değil misiniz?" diye cepheden saldırıya geçti!
Neyin kavgasıdır bu? Evet, İnönü döneminde bir süre için bazı paraların üzerindeki Atatürk'ün resmi kaldırıldı, İnönü'nün resmi kondu.
Bunu tartışmanın bu saatte kime ne yararı var?
Geçmişe gidilecekse, zamanda seyahat sadece CHP için geçeri değil ki! CHP de durup durup AKP'lilerin geçmişini tartışmaya açsa ne olacak? Üstelik 70 yıllık geçmişi değil, çok daha yakın geçmişi her gün tartışsa.
Kayıp trilyonlar davasını, Erbakan'ın neden ev hapsinde olduğunu...
'Gelişimiz kanlı da olabilir' tiradını...
İslam Dinarını, Adil Düzen ekonomisini...
'Laiklik kaldırılabilir' sözlerini...
'Camiler kışlamız, kubbeler miğferimiz, minareler süngümüz' benzetmelerini...
Tarikat şeyhlerinin dizini dibinde oturanları...
CHP durmadan tartışsa.
AKP'liler, 'Ama biz değiştik' diyecekler.
Değiştiler mi, bilmiyorum. Keşke değişmiş olsalar. Türkiye'nin ve demokrasinin hatırı için bundan daha güzel haber olamaz.
Şu anda Anayasa Mahkemesi'nde görüşülmekte olan dava da özünde bu konuyla ilgilidir: AKP'liler Refah Partisi'nin kapatılmasına neden olan dinci şeriatçı eğilimlerini değiştirdiler mi, yoksa değiştirmediler mi?
AKP liderliği, dinci eğilim taşımadıklarını, laikliği içtenlikle benimsediklerini gösterdiği oranda kendilerine yöneltilen suçlamalardan aklanacaktır. İktidardalar, Meclis'te büyük bir çoğunlukları var. Değiştiklerini göstermek için her türlü olanağa sahipler.
Bu olanaklardan yararlanma yerine, CHP ile son kullanma tarihi geçmiş olan bir kavgayı yeniden başlatmaya çalışmalarını anlamak mümkün değil!
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * TÜRKER ALKAN


Hayat bir kuşku kabarcığıdır ve uyku içinde uykudur.
Emerson

Günün sözüydü; ne de güzel uydu anlamadıgımız ve anlayabilecegimizi mümkün kılmadıklarımız adına... Uyutun siz bizi daha, yada uyanık olup uyur modunda oluşlarımızla dalganızı geçiniz. Çünkü hak ediyoruz!