PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Yeni Bir Nasyonal Sosyalizm Olanakli mi?


sargon
27-04-2008, 21:00
Nasyonal Sosyalizm, bilindigi gibi Alman Nazi Partisi'nin ideolojisi idi. Ayni ozellige sahip Italya'daki partinin adi ise Fasist Parti idi. 1930'lu yillarda Avrupa'ya bir fasizm dalgasi yayildi. Almanya ve Italya disinda Ispanya, Portekiz ve Yunanistan'da da fasist partiler iktidarlari ele gecirdiler.

Fasizm tartismasi Enternasyonal'de de cok yapilmis ve sonucta genel olarak Dimitrov'un meshur "en"lerinden olusan formulu fasizmin en dogru tanimi olarak kabul edilmistir: *“Faşizm, finans-kapitalin en gerici, en şoven ve en emperyalist unsurlarının açık terörcü diktatörlüğüdür.” Halbuki bu tanim bize fasizmin sadece teror rejimi niteligini aciklar, bunun disinda bir sey ifade etmez. Hatta daha ileri gidilerek su da soylenebilir ki, bu tanimlama, fasizmin asil onemli ozelliklerinin anlasilmasini perdelemistir.

Almanya'da Nazi Partisinin adini "Nasyonal Sosyalist" olarak koymasi aslinda son derece anlamlidir. Sosyalistler burdaki sosyalizmin bir aldatmaca oldugunu soylerler ama asil vurgulanmasi gereken sey bu degildir. Fasizm, kapitalistlesme surecine gec girmis olan toplumlarda ortaya cikmistir. Kapitalizmin toplumlari *altust eden ve butun deger yargilarini hizla sarsan bu gec girisi bircok sinifta siddetli bir tepki yaratmistir. Bilindigi gibi sosyalist ve komunist partiler bu sureci birer sosyalist devrim yapma hedefi ile kullanmayi basarmis ve doguda bircok ulkede sosyalist rejimlere gecilmistir. Avrupa'da gec kapitalistlesen ulkelerde ise bu partiler iktidari devirmeyi basaramamis ve ezilmislerdi. Nasyonal Sosyalizm'in ortaya cikmasi tam da bu surecin ertesine duser. Sosyalist partiler ezilmis olsa da kapitalist gelismenin yarattigi acilar hala toplumlarda son derece canlidir. Bu acilarin dogurdugu tepkiyi nasyonal sosyalizm adi altinda yeni partilere kanalize etmek surecin temel ozelligi oldu. Siddetli bir milliyetcilik esliginde kapitalizme karsi soylemler ve anti-emperyalizm soylemi tutturuldu. Fasist partilerin propagandasi son derece etkili oldu, gecikmis sekilde kapitalizme giren ve uluslararasi tekellerin saldirisina ugrayan bu toplumlar carpitilmis bir sosyalizm propagandasi ile birlikte ulusal degerlerine, ulusal varliklarina sarilmaya basladilar.

Fasizm, soylem olarak kapitalizme karsi cikiyorsa da, gercekte bu ulkelerde burjuvazilerin hizla tekellesmesini sagladi. Anti-emperyalist soylemi de sadece kendi disindakiler icin gecerli idi. Hizla diger ulkelere karsi saldirgan politikalarini hayata gecirmekle kalmadilar, fiilen isgale basladilar.

Bu zorunlu aciklamadan sonra soruya gecmek icin Turkiye'ye de bir bakmak gerekiyor. Avrupa'da 30'lu yillarda fasist iktidarlar surerken, Turkiye de bir baski rejimine yoneldi. 1930 ile 1946 arasinda Italya'dan ornek alinan kurumlar olusturuldu ve fasizan bir sistem kuruldu. Ancak Turkiye'de hizla gelismis ve buyuk tepkiler yaratmis bir kapitalizm yoktu. Kurulan baski rejimi sistemin ekonomik ve siyasal gelisimlerinin urunu olan bir gelismeden cok egemen burokrasinin bir tercihi idi.

1960 ve 70'li yillarda ithal ikameci politikalar izlendigi icin icerde gelisen kapitalizm korumaci ozelllikler gosteriyordu. Bu koruma yuksek ucret politikalari ve subvansiyonlar yolu ile isci sinifi ve koyluluk icin de gecerliydi. Bu yuzden bu yillardaki Turkiye kapitalizminin gelismesinin yarattigi acilar 30'lu yillarin Avrupa'si ile karsilastirilirsa oldukca onemsiz sayilirdi. Buna ragmen bir fasist hareket, MHP, gelismesini surdurdu. 1980 darbesi fasist olarak nitelenmeye daha yakin ozellikler gosterse de, o da kapitalizmin gelismesinin yarattigi rahatsizliklari kullanan bir rejim degildi, daha cok istikrarsizlik ve politik catislamalarin yarattigi rahatsizliga dayaniyordu.

12 Eylul'den beri uygulanan ihracata dayali yeni ekonomik model emekci kesimlerde buyuk bir sefalet yaratti. Servet kutuplasmalari cok hizli sekilde buyudu. 1995 ve 2001'de yasanan krizler bu sureci daha da artirdi. Uluslararasi tekellerle butunlesme oyle ileri bir hal aldi ki, sol literaturdeki milli, isbirlikci, komprador sozcukleri anlam tasimayan seyler haline gelip, dinazor yumurtasi benzeri muzelik terimlere donustu.

Ozellikle 2000'lerin basindan beri Turkiye'de nasyonal sosyalist akimlarin tum ozelliklerini gosteren grup ve partilerin ortaya cikmaya basladigina tanik oluyoruz. 70'li yillarda gelisen fasist hareket ve onun turevleriyle de yakinlasma egilimi gosteren bu hareketler, *gercekte anlamli bir soylem gelistiremeyen ana muhalefet partisini ve kendilerini cumhuriyetin yegane savunuculari ilan eden burokrasiyi de etkisi altina almaya basladi.

Sorgulamak istedigim sey sudur: Onumuzdeki surecte Turkiye'de bir nasyonal sosyalizm olanakli midir? Buna "ulkede fasizm tehlikesi var mi? Yok kardes, zaten fasizm var." tarzinda cevaplar gelecegini dusunerek bu kadar aciklama yapmaya gerek duydum. Turkiye'de bir tur nasyonal sosyalizm ekonomik iliskilerimiz acisindan olanakli midir? Burokrasi, boyle bir tercihe gercekten tesne midir? Burjuvazi ulusal citler orulmesini istemekte midir? Isci ve emekci siniflar duzene tamamen yabancilasmis ve kapitalizmin gelisiminin agir sonuclari karsisinda boyle bir alternatife sicak bakacak hale gelmisler midir?

evrensel-insan
27-04-2008, 21:30
Saygideger sargon;

Sosyalist gorusun ve bunun uyarlanarak amerikan idealizminin, baska ulkeleri kendi idaresi altina alma istemi ve uygulamasini; ve bunun da baslangicinin SSCB'nin Afganistan'a yaptigi 1960 lardaki girisim oldugunu ben daha onceki yazilarimda belirtmistim.Ayrica hitler yapisinin da bir nihilist felsefe urunu oldugunu vurgulamistim.

Eger sosyalizmin basina bir ek koyacaksak ki bu ek,sovyet,alman, natinal,v.s. olabilir.

O ZAMAN DUNYEVI TEMELDE BIR SOSYALIZM DEN-ki bunu Trocki ile ne kadar bagdastirabilir, bu da ayri bir tartisma konusu-BAHSETMEK MUMKUN DEGILDIR.

Bu kulaga sirin gelen terim, dunyayi kendi iktidari temeline almak istemenin bir araci olmustur.Bugun amerikan idealizminin de demokrasi masallarinin temelinde bu yatmaktadir.Yani IDEALIZM SOSYALIZMI, ki bu kimin ideali olduguyla ve bu idealden neyin amac edindigini algilamayla paraleldir.

Bu idealinde ne oldugunu, dunyayi ve onun insanini ve insanligini ortacag karanliginin guc temeline cekmek ve bireyci akilcilik temelinde insani iki kutuplu bir yapiya sokmak ve bunu kalicilastirmak icin vatandasi kole, bireyi robot yapmak oldugunu v.s. de daha onceki yazilarimda detayli anlatmistim.

Bugun sosyalizm de ayni sevgi, *insan, insanlik, v.s. gibi cikar icin kullanilan bir yapi ve terim haline getirilmistir.

O yuzden bu terimi kullananin hangi cikar amacli kullandigini neyi ve kimi kandirarak neyi ve kimi amacladigini ve bu amac yolunda sosyalizmi nasil ve ne temelde kendi amacina uygun bir arac olarak kullanacagini iyi algilamak,irdelemek sorgulayip nedenlemek gerekir.

Burada bir hatirlatma,Erdogan'in bile bu terime sarildigini ve sosyalist enternasyonelin bir uyesi oldugunu-partisinin-unutmamak ve iyi algilamak gerekir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

aydoe
27-04-2008, 21:40
Evet olanaklıdır.Akp nin de yapmak istediği budur.
Devlet yönetimini, tüm kurumları ele geçirmek ve tek parti tek adam vahabi islam cumhuriyesini kurmak için çalışmaktadır.
Halkımızda şaşkınlaşmış *sadaka ekonomisi ve demorasiyi araç gören takkiyeci faşistleri destekler duruma gelmiştir.
Aydınlara ilericilere ve sosyalistlere *büyük görev düşmektedir.
Halkın bilinçlendirilmesi ve eğitimi gerekliliktir.
Aksi halde bu gidiş bizi nasyonal-sosyalizme götürür.

evrensel-insan
27-04-2008, 21:59
Saygideger aydoe;

Yukaridaki genel icerikli yazima getirmis oldugun Turkiye ozelli aciklaman ve dusuncelerine aynen katiliyorum.

Ayrica tum dunyayi tehdit eden bu acil tehlikenin, Turkiye' yi de tehdit ettigini ve konunun acil oldugunu da vurgulamak isterim.Bugun kim sosyalizm den bahsediyorsa cok iyi algilamak ve hangi amaca hizmet icin bu terimi kullandigini cok iyi etud etmek nedenleyip sorgulamak gerekir.

Kisinin niyetinin iyi olmasi onemli degildir, onemli olan dusuncenin altinda yatan amaci bulup ortaya cikarmaktir.Ve bu amacin olup olamamasinin oznel ve nesnel durumunun olusup olusmadigini. Unutmamak gerekirki"cennetin yollari dikenli taslarla doludur"

Saygilarimla;
evrensel-insan

imhotep
28-04-2008, 00:00
Recep Peker'in faşist politikalardan etilenerek getirmiş olduğu yasa teklifine karşı Mustafa Kemal'in "Galiba İsmet bunu hiç okumamış !" diyerek şiddetli bir tepki verdiği bilinen bir gerçektir.

Kemalist Türkiye'nin faşizm ya da nasyonel sosyalizm gibi akımlarla ilgisi yoktur. Devrimlerin niteliğine bakacak olursak bu ilgisizliği net bir şekilde kavrayabiliriz.

Sanayileşmeyi kaçırmış ulusların önündeki model Faşizm değil, Kemalizm'dir.

Saygılar

sargon
28-04-2008, 01:49
imhotep, 1929-1946 arasinda uygulanan politikalar zaten fasist yonetimler altindaki ulkelerden alinmis politikalar. Daha once bu konuyu yazmistim. Ordan bir alinti yapayim:

Yine 1931'de cikarilan yeni basin kanunu ile hukumete "ulkenin genel politikalarina aykiri dusen" yazilari basan gazete ve dergileri kapatma hakki verildi. Artik basin hukumetin her kararini sadece alkislamak zorundaydi. Jon Turklerden miras kalan ve biraz bagimsiz gorulen Turk Ocaklari da 1931'de kapatildi. 1933'de "universite reformu" yapildi ve ulkenin tek universitesi Darulfunun'daki 150 ogretim uyesinin ucte ikisinin gorevine son verildi. Turk Kadin Birligi de kapatilmadan nasibini aldi. 1932'de Istanbul'daki butun iscilerin parmak izlerinin alinmasini gibi cok sayida isci aleyhtari kararnameler cikarilmisti. Fasist Italya'nin meshur 1935 kanunu ornek alinarak 1936'da yeni bir is kanunu cikarildi. 1935'de icinde yuksek mevkide sahislarin da oldugu mason localari kapatildi. 1935'de CHP'nin 4. kurultayinda Kemalist ilkeler netlestirilip parti programina konuldu. 1936'da zamanin basbakan Inonu, Parti'nin genel sekreteri sifatiyla devlet idaresi ile parti teskilatinin birbiriyle ozdes oldugunu ilan etti. Zaten valiler parti il baskanlariydi, butun yuksek burokratlar partinin yoneticileriydi. Fiili bir durum resmi olarak aciklanmisti sadece.

Donemin partili devrimcileri devrimin ihtiyaclari, birlik ve beraberlik, fedakarlik uzerine coskulu yazilar yaziyorlardi. Bu yazilardaki ornekler acikca *Italya'dan, Sovyetler Birliginden ve daha sonra da Almanya'dan veriliyordu. Basinin ve universitenin hukumet politikalariyla uyumlu olmasi gerektigi vurgulaniyordu. Kemalist burokrasinin halkcilik ilkesi bir tur fasist korporatizm savunusuydu aslinda.

Gayriresmi Tarih (http://www.turandursun.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=8193)

Ayrica Kemalizm de tam olarak bu donemde formule ediliyor. Kemalizm bence Mustafa Kemal'in dusunceleri demek degildir. Bu donemin konjokturu icin formule edilmis bir anlayistir. 1923-29 arasinda uygulanan ekonomik politikalar bu donemde uygulananlarla taban tabana zitti ornegin. 1923-29 arasi devletci degil liberal politikalar uygulaniyordu. 1929-46 arasinda dunyada fasizmin yukseldigi donemde uygulanan fasizme benzer uygulamalara Kemalizm adi verilmis. Bu bence Mustafa Kemal'in gercekte daha liberal olan dusuncelerine yapilmis bir haksizlik.

Biraz da bu yuzden simdiki nasyonal sosyalist gruplar dusuncelerini Kemalizm adi ile rahatlikla sunabiliyorlar. Devlet burokrasisi zamaninda Kemalizm'e bu tur bir fasizan misyonu yuklemis oldugu icin, bu gruplar bu ismi kullanmakta hic bir cekince duymuyorlar.

Ancak benim sorumun icerigi biraz daha farkli birsey. Su anda bu tur bir baski rejiminin olanaklari var midir?

ozgur_beyin
28-04-2008, 11:04
Sanayileşmeyi kaçırmış ulusların önündeki model Faşizm değil, Kemalizm'dir İMHOTEP

sevgili imhotep, bunu hangi verielre göre söyledin.

osiris
02-05-2008, 21:30
Türkiyenin geleceği ve selameti için türkçü düşünce sahip bir yönetim gerekiyor bu yönetim tüm gücü elinde tutabilmeli ve türk milletinin geleceği için ne gerekiyorsa yapmalı

atheist87
02-06-2008, 01:34
http://www.turknazibirligi.com

yavaş yavaş türk naziler çoğalıyor. Sitedeki üye sayısı 272 olmuş.

iceman
02-06-2008, 11:25
http://www.turknazibirligi.com

yavaş yavaş türk naziler çoğalıyor. Sitedeki üye sayısı 272 olmuş.

KomünistLere dünyayı dar eden,darbe üstüne darbe yapan BÜYÜK TÜRK DEVLETİMİZ !! bunLara ne yapabiLir acaba çok merak ediyorum ?

dilaver
02-06-2008, 11:54
şimdi egemenlerin elinde iki tane silah var. Bir tanesi kürt/türk çatışması, digeri ise laik/antilaik çatışması. Bu iki silahı sınıf mücadelesini bastırmakta kullanıyorlar.

Diger yandan ise ciddi bir kültürel ideolojik saldırı var. Bir taraftan denizler ulusalcı yapılmaya çalışılıyor ve 71 kırılmasının devrimci özü gizlenmeye çalışılıyor. Zaten 71 de yoktur 68 tartışılıyor.

İlginç buldugum eskiden kalma da, yenilerde de sosyalizmi telaffuz eden insanlar milliyetçi geçiniyorlar. UKKTH diye bir kavram yok edilmeye çalışılıyor ve devlet kutsanıyor. Böyle bir anlayışı yerleştirmeye çalışıyorlar. Kanalları ile, partileri ile devleti kutsuyorlar.

Anti emperyalizm anti kapitalizmdir, yani anti devlettir. Mücadele devlet odaklı olmalıdır ve de yavaş yavaş da oluyor. Eskisine nazaran, geçmiş yıllara nazaran devrim bilinci şekillenmeye başlıyor. Bu az da olsa gözlemlenebiliyor ve ümit vericidir.

Ancak egemenlerin elbette yeni silahlarından biri de nasyonel sosyalizmdir. Bunu bu sitede de dile getirenlere rastlıyoruz, ancak burada tayin edici olan sınıf mücadelesi olacaktır, elbette egemen klikler arasındaki çelişkiler de etki edici olacaklardır.

Nasyonel sosyalist temelli bir örgütlenmenin temeli bir Kürt/ Türk çatışmasından geçmektedir. Egemenler bile bu kozu ileri sürememektedirler. Çünkü bunun ucu ve sonu görünmemektedir. Her şart altında düzene katkı saglamayacaktır. Yıkımla sonuçlanacaktır.

Egemenlerin şu anki kozu bir Kürt Haması olma dogrultusundadır. Ümmet ile Ulusallık çelişkisi bu stratejiyi biraz zorlamaktadır. Tek tutunabilecekleri dal İslam ve onun ümmet anlayışıdır. Çok uluslu, çok milliyetli TC altında ulusalcılıgı bir strateji olarak dayatmak pek de kolay degildir.

saygılarımla