PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Zaman yoktur.


qw19
28-04-2008, 03:25
Zaman gerçekliği olan bu bir olgu değildir. Bizim hareketi ölçmekte kullandığımız bir niceliktir.bu nedenle zamanın bükülmesi değil hareketin bükülmesi vardır. Güçlü çekim kuvvetlerinde hareket halinde olanın rotası bükülür yolu uzar bu zamanın yavaş akması falan değil yolun uzamasıdır.

*-----------------*
Kütle çekim öncesi

\..................... /
\---------------/

Kütle çekim sonrası yörünge kütle çekim kuvvetinden dolayı bükülür.

Zaman hareketi saymaktır, o da hareket gibi tanecikli bir yapıya sahiptir. Bu tanımlama yanlıştır sanki hareketten bağımsız bir zaman varmış gibi. Zaman görelidir. Göreli olan harekettir. Olmayanın nasıl bir göreliği olur ki. Hareketin olmadığı evrende, hareket yoktur. Zamanın yavaşlaması hızlanması da yoktur hareketin hızlanması ve yavaşlaması vardır. *

Selamlar.

evrensel-insan
28-04-2008, 03:36
Saygideger vgm;

Iste o yuzden zaman duragandir. Bu duraganin hareketi de onu hareket ettiren ve ona bir islev yukleyen baska bir hareketin fonksiyonudur.

Zamanin duraganligi ise ifadenin verisidir.Zamanin duraganligini ona verilen uclemden de algilayabiliriz.Dun, bugun ve yarin.

Burada temel veri bugundur ve dun ile yarinda onun karsitlikli iki ucudur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Chaos
29-04-2008, 21:14
Yol uzamaz.

http://www.youtube.com/watch?v=T884m5_QzWM

qw19
29-04-2008, 21:26
Işık jeodezilerde hareket ediyor, basitçe iki nokta arasında en kısa mesafe doğrudur. Yolun bükülmesi yolu uzatır. Linkini verdiğin video yolun uzadığını gösteriyor. Bir video daha var o seninki olmalıydı.

Selamlar.

Chaos
29-04-2008, 21:35
İki nokta arasındaki en kısa yol doğru mudur? Euclid geometrisi yanlıştır yani Değildir. Hayır yol uzamıyor, sana öyle geliyor. Suyun içindeki ışık kırılır ve nesne olduğundan kısa görünür fakat aslında kısalmamıştır. Işık da yolunu uzatmaz sen öyle görürsün :)

qw19
29-04-2008, 21:41
Uzaydasın,

Işık kütle çekim kuvvetinin yakınından geçerse bükülecektir. Ordaki geometrinin Labochevsky, Riemann olmasının önemi yoktur. Kütle çekim kuvvetinin olduğu yerde uzay-zamanda jeodeziler oluşur. Aksi halde euclid yeterlidir durumu açıklamaya.

Kastımda çok açıktır kütleçekimin olduğu yerde rotada sapma olur.


Selamlar.

Chaos
29-04-2008, 23:34
Evet haklısın ben yanlış düşündüm pardon vgm :) Zaten bu durum genel görelilik lehine kanıtlanmıştı merkür yörüngesindeki sapma ve kütleçekimsel mercek etkisi ile. Işığın daha geç geldiği de ölçüldü. Pekala.

Bu bükülme uzayın alanında bir genişleme yaratmıyor mu? Sonuç olarak düz olan uzay-zaman bükümlü bir hal alıyor öyle ki ışığın geliş zamanını değiştiriyor bu. Işığın hızı sabit olduğuna göre, kütleçekiminin yakınında ışığın hızında bir azalma veya artma da olmadığına göre, bu durumda kütleçekiminin karşıt olduğu düşünülen uzay-zaman genleşmesini Einstein ın genek görelilik kuramı dahilinde tam tersine arttırdığını söyleyemez miyiz? Einstein a bağlı kalırsak kütleçekiminin uzayın genleşmesine ters etki yaparak yavaşlatması mümkün görünmüyor bu durumda ne dersiniz? Öyleyse kütleçekimi denen şey uzay-zamanda eğilmeye neden olan bir dalga gibi düşünülemez mi gravitasyonel kendiliğinden çekim yerine? Çünkü bu etkiyi taşıdığı düşünülen gravitonlar zaten gözlenemedi bildiğim kadarıyla. Buradan maddenin de atom boyutunda bir bükülme olduğunu düşünemez miyiz uzay-zaman denen şey ayrı bir madde esir değil, tüm bu madde enerji alanına ve hareketine 4 boyutta verilen isim çünkü. Ne diyorsunuz?

qw19
30-04-2008, 01:45
Sevgili chaos bu arada ateforumdaki yazını okudum güzeldi.

Sanki yarattığımız zaman kavramının esiri olduk gibi geliyor, ben kendi çelişkilerimide yazıyorum o nedenle çok net cevaplar veremem, hoş versem MIT de kürsüm olurdu o da ayrı ya. Ben kütle çekimi bir mıknatısın yarattığı çekim alanı gibi algılıyorum, tek kutuplu fakat kesintisiz, tanecikli bir yapı gibi düşünemiyorum acaba diyorum evrende yegane kesintisiz olan şeymidir kütle çekim kuvveti? yada tanecikli yapı fakat aralarındaki mesafe Planck uzunluğu kadar olmalı diyorum.

Selamlar.

qw19
07-05-2008, 11:46
Saygideger vgm;

Iste o yuzden zaman duragandir. Bu duraganin hareketi de onu hareket ettiren ve ona bir islev yukleyen baska bir hareketin fonksiyonudur.

Zamanin duraganligi ise ifadenin verisidir.Zamanin duraganligini ona verilen uclemden de algilayabiliriz.Dun, bugun ve yarin.

Burada temel veri bugundur ve dun ile yarinda onun karsitlikli iki ucudur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Sevgili evrensel-insan;

Ben zaman yoktur hareket vardır diyorum, bu anlamda siz hareket durağndır diyorsunuz sanırım farklı bir şey kastediyorsunuz.

Selamlar.

evrensel-insan
08-05-2008, 08:29
Saygideger vgm;

Ben zaman yoktur hareket vardır diyorum, bu anlamda siz hareket durağndır diyorsunuz sanırım farklı bir şey kastediyorsunuz.-vgm

Daha onceki aciklayici yazimda;hareket-duragan-hareket siralamasini yapmistim.

Buradaki ilk hareket fonksiyondur.Duragan olan ise ifade, ve ikinci harekette ifadenin hareketidir.

Fonksiyonun tanimini acarsak.Sey ilistirilmis,"dogal"veya"uygun"hareket demektir.Buradaki ilistirilmis sey ifadedir.Zamani var-yok karsitligina tasidigimiz zaman zaman ifadesini hareket ettirmis oluruz.

Ozetlersek:Hareketin duragan zamani uclu hareket olarak ifade edilir.Dun, bugun ve yarin.
Buradaki ilk hareketin karakteri-verilen tabiati ikilem ve karsitliktir.Duraganligi ise; bir, positif ve noktadir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

dilaver
08-05-2008, 09:32
sayın evrensel insan

hareket yok ise onun dünü bugünü yarını olamaz. Anlamı da olmaz. Ama hareket var ise dün, bugün ya da yarın kavramları onu gözlemleyenin kavramlarıdır. Gözlemciden bagımsız bu kavramların hiç bir anlamı yoktur. Bu kavramlar her gözlemciye göre degişebilir, mutlaklıgı yoktur. Bir yerde dün olarak gözlemlenen başka bir yerde başka bir gözlemciye göre bugün olabilir.

Peki vgm, zaman şayet bize göre bir şey ise. Zamanın dördüncü boyut olmasının anlamı nedir. Evrenin dört boyutlu olmasının anlamı nedir.


saygılarımla

evrensel-insan
08-05-2008, 10:11
Saygideger dilaver;

Ilk hareket zaten ikinci harekete karakterini verir.Ikinci hareketin olmasi icin de ilk hareketin duraganlasmasi zorunludur.Burada gozlemcinin kendisi duragandan baslar, ilk hareketten degil.Ikinci hareket ise duraganlasanin-gozlemcinin hareketidir.ilk hareketin karakterini tasir.

Spatiotemporal terimi boyutlari verir.Ayni zamanda tesseract olarakta ifade edilir-4lu hareket-.Spat-kokeni yerden gelir ve uc boyutludur.Temporal-kelime anlami gecici-zamani yani 4. boyutu temsil eder.Bu arada tesseract-4 lu hareketin kokeni de kup, yani en gelismis uc boyutlu cisimdir.

Not:x y ve zi yi bulmadan once tesseract benim ilk kesfimdi.Bu kesfimin tutarliligini gormek icin de arastirma yapmistim.

Saygilarimla;
evrensel-insan

qw19
08-05-2008, 22:27
Zaman bizim yarattığımız bir niceliktir, örneğin hız, ivme, ağırlık vs. boyut değildir.

Zaman bir hareketin başka bir hareketle sayılmasından öte değildir. Bir saat dediğimiz yelkovanın tam turudur, bir gün dünyanın kendi etrafında tam turudur, ha keza bir yıl dünyanın güneş etrafında tam turudur. Referans olmadan olmayacak bir şeydir.

Selamlar.

aydoe
08-05-2008, 22:42
Ne demek zaman yoktur,zaman olmazsa süreçte olmaz.
Zaman yoksa benim saçlar niye ağardı?
Düdüklüde yemeği pişirmek için niye 15 dk.bekliyoruz?
Tarihte yalanmı?
Babam ölmedimi?

Günler geçiyor sen ne dersen de
Ömür bitiyor istemesende

Sen bir yere kıpırdama ben 112 yi aradım gelip seni alacaklar

qw19
08-05-2008, 23:26
Dünya istikametinden ahiret istikametine hareket etti, arafta mola vereceklerdi o yüzden intikal ettimi, etmedimi onu bilemem. Düdüklüde yelkovanın çeyrek turunu bekliyorsun.

Akıp giden zaman değil, hareket.

dilaver
08-05-2008, 23:31
vgm sorum gene açıkta kaldı.

Bu dördüncü boyutun anlamı, faydası ne. Dördüncü boyuttan bahsediyoruz ama nasıl bir şey oldugunu tahayyül edemiyoruz. Kaldı ki daha fazla boyutlardan da bahsediliyor. Zamanın dördüncü boyut olarak kabul edilmesinin yararı ve geçerliligi ne.

saygılarımla

qw19
08-05-2008, 23:43
İşte ben de aynı şeyi diyorum yarattığımız kavrama uyduruyoruz herşeyi, gerçekliği hareketin tarifinden başka bir şey değil.

m, cm, m2, m3 gibi bir ölçü boyut falan değil. Çok mal haramsız, çok laf yalansız olmaz derler, benim için üçten fazla boyut bir anlam ifade etmiyor.

Selamlar.

aydoe
09-05-2008, 00:47
Hareketin başlangıcı ve sonlanması arasında geçen sürece zaman denmektedir.
Herşey zaman ve mekan içinde vardır.
Zamanı durdurursan harekette durur.
Ölümsüz olabilirsin

V = V0 + a.t

V: Hız (m/s)
V0: İlk hız (m/s)
a: ivme (m/s^2)
t: geçen zaman (s)

yol=Vxt

Fizikte zamandan bağımsız hareket yoktur.

Ama metafiziğe geçersen zamanı yok sayabilirsin.
sevgiler

qw19
09-05-2008, 05:02
Zamanı ispatla aydoe öyleyse, göster, çıkarımla kanıtla nasıl yaparsan yap.

Selamlar.

evrensel-insan
09-05-2008, 08:36
Saygideger vgm;

Zamanda, varda, yokta, bir ifadedir.Yok ifade olarak vardir ve anlam olarak negatif yukludur.

Yani var anlamindaki positif yukun karsitligi.Zaman ise duragandir, yani em positiftir.

Zamani var veya yoga tasimak zaman kavraminin disina cikmaz.Bu temelde zamanin varliginin ve yoklugunun tartismasi, ayni tanrinin varliginin ve yoklugunun tartismasi gibidir.Ikna olma-etme iceriklidir.

Bu temelde, zaman da ayni tanri gibi-hissediyorsan-vardir; hissetmiyorsan yoktur.Onemli olan zaman kavraminin duragan fonksiyonu ve bu fonksiyonun harekete gecirilisidir.

Insanoglu kendi temelinde yere paralel zamana ters dusunce uretmistir.Zamani kendine yasaminda rakip yapmis; zamanla yarisa girmistir.Ancak zaman temelinde dogum ve olum arasindaki yasam surecini dile getirebilmis, bunu da bir sisteme baglamistir.

Surec, kimi zaman, zaman; kimi zaman, hareket olarak degerlendirilmistir.

Surecin temelide dogum ile olum arasindaki yoldur.Yas gibi.

Burada onemli olan nokta, zamanin ifade ile olan bagidir.Bu bagda sey ifadelendigi anda onun icin zaman durur, taki o seyi tekrar kullanima gecene kadar.

IFADELEME ZAMANIN DURDURULMASI VE DURAGANLASTIRILMASIDIR.ILK HAREKET ZAMANI IFADELEYEN FONKSIYON, SON HAREKET ISE DURAGANLASTIRILMIS ZAMANIN FONKSIYONEL VE BIR, POSITIF VE NOKTA OLAN HAREKETIDIR-Ki Bu da zamanin varligi karsitligi temelinde VAR VEYA YOKTUR.Zamanin degerlendirilmesi ikilemi temelinde SUREC VE HAREKETTIR.

Saygilarimla;
evrensel-insan

aydoe
09-05-2008, 08:50
Zaman yoksa aşağıdaki formülde t=0
yol=Vxt yol=Vx0 yol=0
Zaman yoksa yolda yok ,hızda yok
Ama 100 km hızla 3 saat gidersen Konya'ya 3 saatte varırsın(Ankara-Konya 300 km)
Bak senin yüzünden yolsuz kaldık
Hızımızda kesildi

qw19
09-05-2008, 09:30
Aydoe m, kg diye şey varmı?

Selamlar.

qw19
09-05-2008, 09:33
Ölçmezsen Konya'ya varamıyormusun?

aydoe
09-05-2008, 09:38
ölçümlenebilen ve algılanabilen kavramların hepsi vardır.
ben herşey mekan ve zaman içinde vardır diyorum.
sen dersen ki kütle çekim kuvveti olmayınca kg olmaz o ,o mekan için doğrudur
yani seni uzayda kütle çekiminin olmadığı bir yerde tartmamız mümkün olmasada senin dünyada bu mekanda 100 kg gelmen gerçekliği değişmez.
sen uzayda 5 yıl kalıp dönersen ikimizde 5 yıl yaşlanmış oluruz

walla
09-05-2008, 09:43
Sayin vgm,
Zaman yoktur gorusune katilmiyorum. Zaman vardir fakat seninde dedigin gibi gorecelidir. Mesela alkol alirsan zaman cabuk gecer, esrar alirsan zaman gecmek bilmez yavaslar. Insan icin 5 gun kisadir ama bir bocek icin 5 gun uzun bir zamandir, 3 ay gibi kisa bir zamanda bir bocek 3 defa form degistirir. Vs. vs. Zaman yok hareket vardir diyorsun. peki hareket durunca zaman duruyormu, yani saat durdu diye zaman duruyor diyorsun sen. cikar o zaman saatin pilini ihtiyarlama. olmuyor dimi. Eyrendeki butun hareketleri durdurmak imkansiz oyleyse hareket oldugu surece zamanda var olacaktir. hareket zamana bagimlidir, zaman olmadan hareket olmaz, ama zaman harekete bagimsizdir, zamanin gecmesi sureklilik arzeder.

lionking
09-05-2008, 09:52
Sayin vgm,
hareket zamana bagimlidir, zaman olmadan hareket olmaz, ama zaman harekete bagimsizdir, zamanin gecmesi sureklilik arzeder.

ben hep hareket zamana bagimlidir zannediyordum..
zamanmi harekete bagimli?hareketmi zamana bagimli?
inanmak deyil bilmek isiyorum,lütfen cevalayin,,ben seytanda deyilimbilmek isteyen bir insan..

qw19
09-05-2008, 09:57
ölçümlenebilen ve algılanabilen kavramların hepsi vardır.
ben herşey mekan ve zaman içinde vardır diyorum.
sen dersen ki kütle çekim kuvveti olmayınca kg olmaz o ,o mekan için doğrudur
yani seni uzayda kütle çekiminin olmadığı bir yerde tartmamız mümkün olmasada senin dünyada bu mekanda 100 kg gelmen gerçekliği değişmez.
sen uzayda 5 yıl kalıp dönersen ikimizde 5 yıl yaşlanmış oluruz

Hareket olmazsa zaman olurmu? Olmaz. Referans sistemi olmadan hareketi sayabilirmisin (zaman : hareketin sayımıdır) ? Hayır. Maddenin varlığı bağılmıdır? Hayır. Olmayanın eni, boyu, yüksekliği olurmu, olmaz. Yani madde-enerji yoksa
hiç bir ölçü birimi yoktur. Göreli olan zaman değil harekettir. Bir araba diğerine göre yavaş yada hızlı gidebilir burda görelilik varsa o da hareketin göreliliğidir.
Selamlar.

pante
09-05-2008, 10:03
Matematik soyut bir bilimdir, zaman da soyut bir sistem.
Evren ve madde olmasaydı zamandan bahsedilemezdi.
Örneğin doğruysa eğer büyük patlama öncesi bir zamandan bahsedilemez, eğer büyük patlamadan önce hiçbirşey yoksa.

Sadece Tanrı varken de zamandan söz edilemez. Ya da sadece ilk enerji, ilk madde varken. Soyut olarak yine vardır ama ölçülmesi mümkün değildir.
Zaman için biri hareketli en az 2 varlık gerekir. Ölçümü için ise bu varlıklardan birinin periyodik bir hareketi olması gerekir.
Yani gözlemleyen ve periyodik hareket eden.

Diyelim ki ölçebilen bir varlık ve aynı hızda dönen ve her bir dönüşü belli olan bir madde olsun. Dönüş sayısı bir zaman birimidir o varlık için.

Hareket olmadan zaman olmaz. Hareketin olması için de kütleye ve o kütleyi hareket ettiren bir kuvvete ihtiyaç vardır.

Yani zamanın olmazsa olmazı kütle ve kuvvettir.

walla
09-05-2008, 10:07
vgm,
burda görelilik varsa o da hareketin göreliliğidir.
peki hareketin goreli olup olmadigini neyle olcuyorsun. cevap: zamanla.
yani zaman belirleyicidir. hareketin olcegi zamandir zaten. zaman nasil yok sayilir. hareketi olceklendirirken km/s m/sn demiyormuyuz zaten. bak burada sn ve s zaten birim olcektir. zamandir.
Lionkinge gelince e zaten sen dogru biliyormussun, bunun neresini anlamadin... bende seni anlamadim. =))

evrensel-insan
09-05-2008, 10:15
Saygideger arkadaslar;

Yahu ne zamanmis bu; zamaninizi harcayarak-kullanarak- bayagi kapistiniz.

Allah yeni kapismalariniza harcanacak bol zaman versin.-Amin.

zaman-hareket-surec-kuvvet-kutle-duraganlik-var-yok-?.....

NOT:Listemiz yeni eklentilere acik olup, doldurulmayi beklemektedir, duyurulur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

qw19
09-05-2008, 11:00
vgm,
burda görelilik varsa o da hareketin göreliliğidir.
peki hareketin goreli olup olmadigini neyle olcuyorsun. cevap: zamanla.
yani zaman belirleyicidir. hareketin olcegi zamandir zaten. zaman nasil yok sayilir. hareketi olceklendirirken km/s m/sn demiyormuyuz zaten. bak burada sn ve s zaten birim olcektir. zamandir.
Lionkinge gelince e zaten sen dogru biliyormussun, bunun neresini anlamadin... bende seni anlamadim. =))

Sevgili walla; zamanla değil bir başka hareketle ölçüyorsun. Örneğin bir yerden diğer yere iki günde varırız diyoruz. Aslında kastımız dünyanın kendi etrafında iki turu.

Selamlar.

walla
10-05-2008, 01:57
peki iki saniye derken neyi kastediyoruz. bir gok cismi dunyaya carpsa ve dunyanin kendi ekseni etrafinda donus hizi artsa yada yavaslasa saniye yada saat olcegi degisecekmi insanlar daha cabuk veya gec mi olecek.

qw19
10-05-2008, 04:22
Evet değişecek bunu rölativite söylüyor. Çünkü zaman bağıldır ve hareketin hızına bağlıdır.

Selamlar.

xmel
10-05-2008, 06:35
Zaman gerçekliği olan bu bir olgu değildir. Bizim hareketi ölçmekte kullandığımız bir niceliktir.bu nedenle zamanın bükülmesi değil hareketin bükülmesi vardır. Güçlü çekim kuvvetlerinde hareket halinde olanın rotası bükülür yolu uzar bu zamanın yavaş akması falan değil yolun uzamasıdır.

*-----------------*

* *
\ /
\------------/

Kütle çekim

Zaman hareketi saymaktır, o da hareket gibi tanecikli bir yapıya sahiptir. Bu tanımlama yanlıştır sanki hareketten bağımsız bir zaman varmış gibi. Zaman görelidir. Göreli olan harekettir. Olmayanın nasıl bir göreliği olur ki. Hareketin olmadığı evrende, hareket yoktur. Zamanın yavaşlaması hızlanması da yoktur hareketin hızlanması ve yavaşlaması vardır.

Selamlar.


ben bu yazıya bir mana veremedim acıkcası.guclu cekim derken yercekiminden mi bahsediliyor yoksa baska bir şeyden mi.acıklayabilirseniz sevinirim.

lionking
10-05-2008, 21:47
Lionkinge gelince e zaten sen dogru biliyormussun, bunun neresini anlamadin... bende seni anlamadim. =))[/QUOTE]


kusura bakma walla,biran anliyamadim cünkü gazozuma ilac atmislardi ama simdi anliyorum..selamlar

qw19
10-05-2008, 22:27
ben bu yazıya bir mana veremedim acıkcası.guclu cekim derken yercekiminden mi bahsediliyor yoksa baska bir şeyden mi.acıklayabilirseniz sevinirim.

Evet yer çekimi kuvveti ve kütle çekim kuvveti aynı şeydir.

g=9.81 m/s^2 (Dünyanın yer çekimi ivmesidir)

Selamlar.

frodo
24-05-2008, 06:43
vgm sorum gene açıkta kaldı.

Bu dördüncü boyutun anlamı, faydası ne. Dördüncü boyuttan bahsediyoruz ama nasıl bir şey oldugunu tahayyül edemiyoruz. Kaldı ki daha fazla boyutlardan da bahsediliyor. Zamanın dördüncü boyut olarak kabul edilmesinin yararı ve geçerliligi ne.

saygılarımla

Sevgili eski tüfek zamanın 4.boyut olmasının anlamı Einstein'ın uzay-zaman
çözümünde yatar. Herhangi bir cismin örneğin dünyadaki yerini tanımlarken
üç boyutlu bir refarans sistemi kullanırız. Örneğin bir yolcu uçağının konumunu enlem-boylam-yükseklik olarak belirleriz. Ancak uzay büyüklüğünde, (tamam kötü bir tanımlama oldu) bir gök cisminin konumunu belirlemek için bu üçlü referans sistemi yetersiz kalır. Bunun nedeni özel görelilik kuramının öngörülerinden birisi ışığın hızının tüm gözlemciler için aynı olmasında yatar.

Daha basit olarak, geceleri seyrettiğimiz yıldızların en yakınının yaklaşık 5 bin yıl önceki halini gördüğümüzü biliyoruz. Şimdi o yıldız var mıdır yok mudur ? Eğer evrende bilginin iletilmesi için bile limitimiz ışık hızı ise evreni
ancak 4.boyut olan "zaman" la kavramamız mümkün olacaktır.

Bunun dışında zamanla ilgili vgm gerekli açıklamaları yapmış. Sadece güzel
bir tanımlama olarak spartakus'un aforizmasını :D ekleyeyim:

"Demir zaman geçtiği için paslanmaz, demir paslandığı için zaman geçer"

schonozatzsche
08-06-2008, 06:13
Zaman hakkında önerecğeim kitap, Yılmaz önerin lasılıktan determinizme doğru isimli çalışmasıdır zaman burada maddenin iç dinamiği olarak ele alınmış...

DreiMalAli
08-06-2008, 10:40
Zaman yoksa, onu bol bol harcamamızda da bir mahsur yoktur artık.

Sevgiler

evrensel-insan
08-06-2008, 13:05
Saygideger arkadaslar;

Konu zamanin varligi-yoklugu degil, dusuncenin onu nasil algilayip kavramlastirdigi ve ona nasil bir icerik kazandirdigidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

DreiMalAli
08-06-2008, 19:18
Sevgili evrensel-insan,
Benim düşüncem konunun başlığındaki "Zaman yoktur"u zamanın varlığı-yokluğu olarak algılıyor. Oğlumun diş fırçalama saatına bakınca (kum saatı), yukarı hücredeki kumlar akıp da alttaki hücreye toplandığında diş fırçalama süresinin tamamlandığı gibi bir içerik kazanıyor oğlum için.
Bilgisayarımdaki quarzın titreşimlerini, benim algılamamdan bağımsız olarak, sayan bir elektronik devresi şu anda 08.06.2008 günü olduğunu anlatamaya çalışıyor. Ki benim düşüncem ne quarza bir içerik kazandırmaya çalıştı şimdiye dek, ne de quarzın titreşimlerini sayan elektronik devresine.

Geçmişte yaşadığım acı/sıkıntılı/kötü olaylar bilinç altıma yerleşmiş devamlı beni rahatsız ediyorlar.
Gelecekte başıma gelecek olan hasatalıklar/kazalar/belalar ürkütüyorlar/korkutuyorlar beni.
Geçemişin ve geleceğin şerrinden, şimdiki zamana sığındım.
Ooooh! Dünya varmış.
Rahatladım be yav.
:D

Sevgiler

aydoe
08-06-2008, 19:49
Kafamı karıştırıp durmayın.
Zaman varmı,yokmu?
İnsan gibi yazın da bizde bilelim.
Şu fizik denklemlerindeki t yide kaldırın artık.
Zaman yoksa mekanda yok bende yokum yaşamda yok .
Zaman yoksa evrimde yok filmde yok hiçbir şey yok.
Yokluk nasıl bişey acaba?
Yok olan ben nasıl bir algılama içindeyim bu yoklukta?
Bu yoklukta insan ne yapar canı sıkılır aya dalar
Kendi bakar maymunu yollar

Bir melek,bir tanrı,bir şeytan varmı?
Hala aşk var mı?

evrensel-insan
09-06-2008, 01:30
Saygideger arkadaslar;

Zaman, zamani algiliyan icin, yani insanoglu icindir.Insanoglu, kisisel duzeyde, dogumu ile olumu (olmek) arasindaki yasamini zaman olarak algilamistir.

Zamani da yine yasami temelinde,
gecmis, simdiki ve gelecek zaman olarak siniflandirmistir. Gecmis zaman tecrubesini, simdiki zamana tasir ve gelecek zaman icin yasaminin planini yapar.

Yasanan zaman ise sadece simdiki zamandir.Gecmis zamanda, simdiki zaman olarak yasanmis; gelecek zamanda simdiki zaman olarak yasanacaktir.

Zamana, evren, dunya ve doga temelinde bakacak olursak; bu uc temelde, dogum-yasam-olum uclemi olmayacagindan, zaman mevhumu da olmayacaktir.

Zaman sadece, dogum-yasam-olum'u algilayan canlilar icin vardir.

Buradaki dogum ve olum, canlinin kendi yasadigi degil; kendi disindaki canliyi gozlemidir.Yani kisi kendi dogumu veya olumunu degil; baskasinin dogumu ve olumunu yasar. Kendisinin yasadigi ise sadece yasamidir.Yasamin, zamansal algisidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

schonozatzsche
09-06-2008, 01:32
zaman,bence maddenin konum değiştirmesinin açıklanması için bir varsayımdır madde x konumundan y konumuna gidişinde x ve y arasını sonsuza kadar bölersek her uğradığı noktanın en bilinen sayısı o cismin xten yye ne kadar sürede gittiğini gösterir.. Burada tespt edebileceğimiz nokta sayılarının çokluğu zamanın uzuluğunu gösteirr:D kusura bakmayın 17 yaşındayım ve daha toyum bu aralar zaman ve enerji üzerine çalışıyorum yılmaz öner,einstein ve hawking üzerine çalışıyorum Bana yardımcı olabilecek varsa irtibata geçsin Şu öne sürdüğüm fikirlerin saçma olduğundan şüphe ediyorum...

Lestat
09-06-2008, 01:36
Kafamı karıştırıp durmayın.
Zaman varmı,yokmu?
İnsan gibi yazın da bizde bilelim.
Şu fizik denklemlerindeki t yide kaldırın artık.
Zaman yoksa mekanda yok bende yokum yaşamda yok .
Zaman yoksa evrimde yok filmde yok hiçbir şey yok.
Yokluk nasıl bişey acaba?
Yok olan ben nasıl bir algılama içindeyim bu yoklukta?
Bu yoklukta insan ne yapar canı sıkılır aya dalar
Kendi bakar maymunu yollar

Bir melek,bir tanrı,bir şeytan varmı?
Hala aşk var mı?

aydoe dumanlar çıkmaya başlamış:D

evrensel-insan
09-06-2008, 01:59
Saygideger aydoe;

Yokluk nasıl bişey acaba?
Yok olan ben nasıl bir algılama içindeyim bu yoklukta?-aydoe

Yok bir kavramdir.Yansida var olupta-somut, maddesel-o anda, orda bulunmayan madde, somutu belirtmek icin; ya da sezgisel temelde varsayilani duyumsal ve hissel olarak algilanmadigini belirtmek icin kullanilir.

Yok, varsayilani, kendine degil-yani vara-;karsitina-yani yoka-tasimaktir.

Varsayildigi icin, bu varsayimi-bilhassa sezgisel olan varsayimi-ne vara tasiyanin, ne de yoka tasiyanin ispati mumkun degildir.

Sezgi ve onun getirdigi duyum-his-duygusallik, inancla olculur.

Inanan icin var-yani sezen ve duyumunu alan icin-inanmayan icin yok-yani sezmeyen ve duyumunu almayan icin-tur.

O yuzden sezgisel tartismalar, bir kisir dongudur.Cunku sadece kisisel temeldeki algilanan veya algilanmayan hisler, duygular ve duyumlardir.

INANCLAR TARTISILAMAZ, SADECE KISININ KENDI INSIYATIFIYLE, KENDI ALGISI, KENDI TARAFINDAN; SORGULANIR-NEDENLENIR, ETUD EDILIR VE IRDELENIR.

Bunlari yapmayan kisilerin sezgilerinin duyum algisi ister pozitif ister negatif olsun; sabit, kalici, disaridan verisel ve kabullenilmis temeldedir. Yani kisinin kendi inanci degil; ona dogumundan itibaren verilenleri ya kabulu ya da reddidir.

Yalniz burada ki onemli bir ayrim; sezgisel inanc temelinde kurumlasmis, toplumsallasmis insanoglunun yasamina yon ve yontem vermeye yonelik bu kurumlarin-MISTISIZM TEMELINDEKI-; insanogluna neler verip vermedigini tartismak; veya yararini zararini tartismak, bir felsefi dusunce ve ideoloji konusudur.

Bu temeldeki tartisma, kisileri icermeyen ve onlarin inanc temellerine dokunmayan, tamamen felsefi ve ideolojik bir tartismadir.

Yani,DUSUNCELERIN, IDEOLOJILERIN
FIKIRLERIN-INSANOGLUNUN YASAMSAL TEMELI CERCEVESINDE-TARTISMASIDIR.

Saygilarimla;
evrensel-insan

schonozatzsche
09-06-2008, 02:04
yokluk için vakum durumu diyorum...:D ya da hareketin olmadığı her yer..karadelikler yokluğa biraz benzer...ya da tek şey söylüyorum hiçlik enerjinin uzay-zaman dışında varolduğu durumdur-ki bunun üzeirne çalıştığımı belirtmişti..-

dilaver
09-06-2008, 02:47
hiçlik enerjinin uzay-zaman dışında varolduğu durumdur

Bu yazı tamamen çelişki oldu. Hiçilik içinde enerjinin var olma durumu. Enerjinin oldugu yerde hiçlikten bahsedebilir miyiz. E=mc^2

saygılarımla

schonozatzsche
10-06-2008, 02:04
işte hiçlik diye birşey varsa bu maddidir demek istiyorum Ben evrenin bir kuantum kabarcığı olduğuna inanıyorum ve bir enerji alanının varsayılması gerektiğini düşünüyorum bu alandaki değişmeler evrenler yaratabilir Higgs alanı gibi olabilir bu yüzden teorik eksikliğimin farkındayım Nitelik bilmekle birşey olunmadığını biliyorum Biraz yasalarla uğraşmam gerek...Toparlarsak herşey -uzay zaman dahil- bir alanın düzlemindeki değişimlerinden doğar......Hiçlikte bu alanın sakin olma durumudur.....Burada higgs alanından esinlendim.....

schonozatzsche
18-07-2008, 15:36
hiçlik enerjinin uzay-zaman dışında varolduğu durumdur

Bu yazı tamamen çelişki oldu. Hiçilik içinde enerjinin var olma durumu. Enerjinin oldugu yerde hiçlikten bahsedebilir miyiz. E=mc^2

saygılarımla
Hawking artı ve eksi enerjiden bahsediyordu Buradan çıkardım
Ayrıca bu denklem kütle yada hareketin sözkonusu olduğunda kullanılacağını zannediyorum Şuan teorik olarak eksiğim bunu gidermeliyim yardımcı olursanız sevinirim....

spartacus
18-07-2008, 18:34
Evet zaman yoktur.

Hareketin bizlere yansımaları ve bizlerin belirli referans noktaları temelinde ve en önemliside hafızamız sayesinde(hareketi belirli düzeyde gözlemleme ve kıstas yetisi) bize zamanı bahşetmiştir :)

Biz hareketin durduğumuz yer, an ve belirli noktalarını referans alıp noktalar arasındaki farka zaman demişiz. Referans noktaları arasındaki farkı ise hareket ve dolayısıyla değişim sağlamıştır. Bu farktan açığa çıkan şey ise zamandır. İki referans arasındaki farkı kavrayabilmek içinde her şeyden evvel ihtiyacımız olan en temel şey HAFIZA olacaktır. Hafızamız bize ilk referans ile ikinci referans arasında kıyas yetisi kazandıracaktır. İki referans arasındaki kıyas sonucu bir değişim gördüğümüzde değişimi ifadelendirmeden açığa zaman çıkacaktır. Bu gün zamanımızı dünyanın kendi ve güneş arasındaki ilişkisiyle tanımlamışız. Oysa biz tanımlamazkende onlar vardı.

Bilinen yada üstüne basa basa anlatılan idealist zaman anlayışı yanlıştır. Basit bir örnekle; sonsuzluk ya da sonluluk zamansal bir kavram olarak ele alınmalıdır. Nesnel alanda ise sonsuzluk ya da sonluluk diye bir şeyin karşılığı yoktur. Bu kavramlar ancak özelde bir nesne yada özelde belirlenmiş bir kurguda geçerlidir. Buda nesnel değil öznel bir karşılığa-tanımlı yada belirli bir süreçlemeye denk düşer.
Kısaca daldan düşen armut zaman geçtiği için çürümüyor, çürüdüğü için zaman faktörü ortaya çıkıyor. Bu halde zaman=değişim de denebilir. Ama hareket düzgün ve doğrusal değildir, oysa zaman kavramımız ve tanımımız düzgün, doğrusal, standart bir hal almıştır.

Mesala Tanrı sonsuz denir. Öncesi ve sonrası yok denir. Bu zamansal bir tanımdır. Oysa yıl 2008 bir referans noktası olarak alındığın da görülecektir ki öncesi olmayanın asla 2008 e erişemeyeceği açığa çıkacaktır. Zamansal bir tanımda yine zamansal referans noktaları baz alınarak bir ifade de bulunabilir. O halde öncesi olmayan bir Tanrı nasıl olurda 2008 yılına gelebilir ? İşte bunun için ihtiyaç duyacağımız en önemli referans noktası(zamansal referans) Tanrı'nın NE ZAMAN yola çıktığı ve ne kadar zaman geçtiği olacaktır. Öncesi olmayanında doğal olarak bir başlangıç ya da bir referans noktası olamayacağına, ne zaman yola çıktı denemeyeceğine göre, 2008 yılına erişimide olası olmayacaktır.

Aynı şey madde içinde geçerli. Öncesizlik ve sonrasızlık Zamansal bir tanımdır ve nesnele vurduğumuz da hiç bir anlam ifade etmez. Anlamı öznel alanda yani zamanın hayat bulduğu ve ifade edildiği alandadır(düşüncemizde). Yoksa hiç bir şey hiç bir yerden gelmedi(zaman olarak) ve hiç bir şey hiç bir yere gitmiyor(zaman olarak). Her şey oradaydı ve orada olanların içinde durmaksızın süren bir hareket vardı. Bu hareketin içinde sürekli bir değişim vardı ve biz hiç bir yerden gelmeyip hiç bir yere gitmeyenin içinde an'ın farkındalığını yakaladık-yaşadık. An'ın farkındalığı ile bir önceki an'ı hafızamız sayesinde tutarak, bir sonraki an arasındaki farkı keşfettik. İşte bu an lar arasında ki fark bize değişimin ayırdımını, dolayısıyla zamanı bahşetti. Zaman da hafızalı hayatlarımızla yaşanmış-yaşanmakta olan-yaşanmamış anlarımızı plan ve projelendirme yetisi kazanmamızı sağladı. Bu yeti o kadar içselleşti ki sanki bir nesneymiş gibi zamanı var edip, böyle algılar olduk. Neredeyse hareketin doğal sonucu olarak yakaladığımız değişimlere zaman dememizi ters çevirip, zaman olduğu için hareket varmış gibi görmeye başladık. Doğal olarak adına 2008 dediğimize öncesizlikten gelmedik, ne gelinecek bir öncesizlik nede gidilecek bir sonrasızlık yoktu. Kaba tabirle her şey hep hareket halinde ve her daim oradaydı.

Bu bir üst paragrafım kaba ve anlamsız gelebilir, çünkü nesnel açıdan karşılıksızlığı öznel olarak ifade etme zorluğu bir yığın kaba tabirle mümkün olabiliyor. Anlıyor, hissedebiliyor ama kelimelerle(öznel) anlatamıyorsunuz. Kabaca ve bir benzetimle sadece AN var. Her şey sadece bir an ve ne bir yerden geliyor nede bir yere gitmiyor.

aydoe
18-07-2008, 22:41
an+an+an+an.....=zaman

spartacus
19-07-2008, 00:23
Nesnel açıdan zamana yaklaşım ile öznel açıdan zamanı karıştırmamalıyız.

Nesnel açıdan zaman yoktur evet dedim, zaman bir kavramdır ve her kavram gibi belirli şeyler ve kriterle anlamlandırılabilir...

an+an+an=zaman diyorsun, bu öznel. Aslen benim nesnel açıdan yaklaşıma yakınlaşmak açısından kullandığım an ile anı toplayamayız, kısaca demem şu ki nesnel açıdan yakın bir tabire erişmek, ifade etmek açısından an tektir, daimdir(yani an+an+an gibi bir durum değil, sadece an, başka an yok, zaten bu nedenle yaratış hikayeleride anlam-mantık dışıdır)... Umarım ne demek istediğimi anlatabiliyorumdur.

Zaman geçtiği için mi demir paslanır? Demirin paslanmasını belirleyen şey nedir ? Zaman mı? Mesala 2 adet demir çubuğu iki farklı özellikte bir alana koyalım. İki alanda çevresel fark olsun ve bir tanesi nemli diğeri daha kuru olsun. Demir ne kadar sürede paslanacaktır ? Bu durumu madde, insan, evren açısından genişleterek düşünelim, evren vs bir yerlerden bir yerlere(zaman içinde) hareket mi ediyor yoksa nesnel açıdan böyle bir kıstas anlamsızmıdır? (demir örneği basit bir örnek olsun)

Öznel olarak zaman tanımımıza ise hiç bir şey diyemem. Elbette bu bizlerin maddelerin hareketi ve değişimi temelinde oluşturduğumuz bir tanım bir yöntemdir(bu bakımdan bu alanda yok sayamayız)...

Mesala ben bir örnek vereceğim, bakalım nasıl çözülecek...

sonsuz olan bir şeyimiz olsun adına A diyelim. Bu A nın öncesi olmasın. Sonrasıda olmasın. Mesala eğer yaratılışçı açıdan yaklaşacak ise bu A yaratıcı olmalı, aksi bir görüşle yaklaşacaksak bu A madde-enerji olmalı(muhtemel böyle olacak, yaratılmadıysa değil mi?)

A öncesi olmadığı halde sizce bu güne gelebilir mi? Gelirse nasıl gelebilir?

Ayejj
19-07-2008, 00:35
Bencede zaman olayların oluş sırasıdır.Yani varoluşu kuşatan bir zaman olgusu yoktur.Var olanların oluşum sıralaması zaman algısının oluşmasınıda beraberinde saglar.

aydoe
19-07-2008, 01:10
Demir niye paslanıyor oksitlendiği için.
Armut niye çürüyor mikroorginizmalar olduğu için.
Bunların gerçekleşmesi ,yani demirin paslanması ve armudun çürümesi için bir süreç gerekiyor bir anda olmuyor işte bu süreyi ölçmek için de zaman ölçüleri geliştirilmiş.

Öncesi olmayan A olmaz ,olmayan A nın sonrası da olmaz.
A vardır ama devamlı bir hareket ve değişim içindedir,bu değişimde bir süreçtir ve de bu da zamandır.
Demek ki A sonsuzu maddedir ve zaman zemin ve mekan içinde değişim halindedir,değişimin sonucunda bir süre sonra A değişir ve B olur .
Demek ki herşeyin öncesi ve sonrası var,
A nın öncesi ve sonrası yoksa sonsuz A da yoktur.
A Spartacus'un uydurmasıdır.

evrensel-insan
19-07-2008, 03:51
Saygideger arkadaslar;

Zaman, yer tuttugunun, ve bu yeri gecici tuttugunun farkinda olan, mustakil var olan varlik icin vardir. Mustakil var olan varlik icin zaman, onun yasamiyla ters orantilidir. Bu zaman algisi; hem nesnel hem ozneldir.

Evrensel temeldeki kavram icin ise zaman yoktur. Bu kavram da, ya bir oznel ya da bir nesnel temelde ya ozel ya da genel olarak ozdeslestirilmistir. Ifade ise; evrensel zaman kavrami bunyesinde, zamanlanmistir. Bu zaman, sabit ve duragan kavramin, ayni zamanda ifadesel hareketinin bir gostergesidir.

Aslinda, zaman kavrami zamansiz, ama onun ifadesi var-yok ise bir hareketi ve zamanidir. Kavram, ifade ile ters orantilidir.Duraganlasmis, sabitlenmis kavramin hareketi ve bu hareketin suresi, zaman yani ifadedir.Kavrami hareket ettirip, ifadeye donusturen ise, zamani kullanir. Cunku bu fonksiyonu gerceklestirecek olan, mustakil var olan varliktir.Dolayisiyle, kavram ve onun harekete donusebilen ifadesi; hareket edebilmek icin, mustakil var olan varligin fonksiyonuna ihtiyac duyar.

Saygilarimla;
evrensel-insan

spartacus
19-07-2008, 11:18
A vardır ama devamlı bir hareket ve değişim içindedir,bu değişimde bir süreçtir(?) ve de bu da zamandır. (AyDove (marka tescil Nasıralı Cemal : ) )

Eyvallah bu halde Zaman A için belirleyici değildir. Böylelikle A sonsuz değildir. Ancak süreci açığa çıkartan zaten A daki değişimlerdir, böylelikle A sürece bağlı değildir! :)

Sonsuz dediğimiz bir zaman terimidir(zamanın kıstas alınmasıdır). Bu durumda sonsuz olan öncesiz(kesinlikle) olan da olacağı için A şahsında zamanlı bir hayat sona ermiştir.

"Demek ki herşeyin öncesi ve sonrası var" Aydoe

Bu durumda A - > B oldu ve A şahsında sonsuzluk(?**) kelimesinin anlamı kalmadı. Bu halde demek ki zaman belirli referans noktalarını baz alarak en azından özel bir şeyin iki nokta(hali) arasındaki farka deniyormuş. Bu durumda söylenemeyecek en önemli şeylerden bir tanesi iki nokta arasındaki farkı oluşturanın zaman olduğudur(temel yanılgımız budur)?

Demek ki A sonsuzu(?**) maddedir ve zaman(!?) zemin ve mekan içinde(!?) değişim halindedir,değişimin sonucunda bir süre sonra A değişir ve B olur . Aydoe

Evet sadece değişim vardır ve biz bu değişime öncesi sonrası derken özelde iki hal arasındaki farkı ifade ediyoruz. Bu durumda değişim ve sürekli hareket sonlu yada sonsuz söylemine dönüşüyor. SOYUT(!) biçimde Zaman adlandırması ortaya çıkıyor. Bu durumda buradaki temel paradoks A nın ZAMAN, zemin mekan dahilinde değiştiği öngörüsüdür. Hiç bir şey zaman düzleminde değişmez, aksine değiştiği için zaman ortaya çıkar. Bu durumda A açısından son yada sonsuzluk genel anlam itibariyle anlamsızdır. Burada anlamlı olan sadece harekettir. Böylelikle aslında A 2008 yılına gelmiyor -ki sonsuz olanın 2008 yılına gelmesi imkansızdır-, A daki değişimler toplana, eklene bir zaman ifadesi veriliyor. Bu halde A zamana bağlı değil, zaman A ya bağlı olarak ortaya çıktığı için A şahsında ne bir başlangıç ne bir son nede bir sonsuzluk gibi zamansal terimlerin anlamı kalmıyor. (Süpermeni kurguladığımız yer neresi(öznel) ise zaman oradadır(yani düşüncemizde). Bu halde A ne sonsuzluktan geldi nede sonsuzluğa yol alıyor, ne başlangıcı ne bir öncesi nede sonrası, ne de böyle bir zamansal yol yoktur. En kaba tabir o Oradadır, bir yerden gelmeyecek bir yere gitmeyecek doğmayacak ve yaratılmayacaktır(bir başlangıç, zaman atfetmek mantıksızdır). Kaba yakın ifade ile var olan sadece AN dır. (Allah'ı kurtarmak için paradokslarını bu noktaya getiren din alimlerine değinmiyorum bile,(zamandan münezzeh vs, yaratım sadece AN dır, hemen olur, ol demek kadardır vs vs)

Kapecuk bunu mükemmel özetlemiş
Yani varoluşu kuşatan bir zaman olgusu yoktur.

A açısından ise(madem A ya etkiyen nesnel bir zaman var demi) cevap verilmelidir. Eğer A nın değişimini (mekanı da dahil ediyoruz) zaman'la öngörürsek, A şu an'a gelebilir mi? Sonsuz olmak demek öncesiz olmak demektir. Öncesi olmayan şimdi, şu ana nasıl gelebilir?

Bir çizgi(zaman) çizelim, üste A koyalım, soluna öncesizlik(Ö), sağına sonsuzluk(S) diyelim, ortasına da şimdiyi koyalım.
<- A - > (A'nın zamansal yönü <> )
Ö_______________Şimdi___________________S

A şimdi dediğimiz noktaya erişebilir mi? Unutulmasın A nın öncesi yok.

Kısa ve kaba tabir, A şahsında o çizginin hiç bir belirleyiciliği yoktur. İşte aslında, nesnel açıdan böyle bir çizgide(zaman) yoktur. SADECE NOKTA VARDIR(en yakın kaba tabirle AN dediğim, çizgi yok).

Şimdi demek istediğimizi Çizelim
Nokta için(AN) O harfini kullanıyoruz. Bu tanım yeterli mi değil kaba yaklaşım bu, olmayan bir zamanı olmayan bir noktaya indirgedik.

A(zaman bunun içinde)
O(an)
Öncesizlik Sonsuzluk


Şimdi birde A yı esas alarak koyalım

AN = Şimdi
A(a daki içsel değişimler=zaman demişiz)
Öncesizlik(şimdi) Sonsuzluk(şimdi)

Öncede şimdi, sonrada şimdi, öncesizlik de şimdi, sonsuzluk da şimdi. Hepsi aynı nokta da ve hepsi aynı yerde aynı AN da.

spartacus
20-07-2008, 14:19
Önceki yazılarımda anlam verebilmek için bahsettiğim AN söylemi, yine kendi içinde çelişki taşımaktadır. An'ın kullanılmasının amacı anlama kaba bir yakınlaşma, anlaşılabilir bir örnek sunma açısındandı. Bu çelişki üzerine de bazı açıklamalar yaptıktan sonra, hareketin(sayılabilir) de aynen zaman gibi belirli referans noktalarının baz alınarak tanımlanması(ifade) olduğu noktasına geleceğim. Böylelikle söylemek istediğim AN ile kastımın ne olduğuna da daha çok yaklaşmış olacağım... En nihayetinde hareket ya da zaman gibi kelimelerin bir soyutlama olduğu noktasına değineceğim. Tabi bu soyutlama açısından bir akar suyu ve akmakta olan suyun belirli bir gözlemsel özelliğini alarak akış kelimesine ulaşacağız. Yani akmak bir soyutlamadır ancak soyutlandığı şeyi karşılamayan-tanımlamayan, belirtmeyen-, özelde salt onu değil, ondaki ve başkalarıncadaki bir özelliği temsil ediyor olacaktır. Bu düzlemde genellemede içerecektir.

Zaman konusunda söylemlerimizin ve bilhassa benim yazdıklarımın bilim forumunda bilim dışında, felsefik şeyler bunlar yahu olarak yorumlanabilmesi mümkündür. Bu başlıkda düşüncelerimizi, ne anladığımızı sunduğum-uz- gibi, aslında elde avuçta bir iddia ama somut(!) bazı şeylerle sunmuyorum-z-. Benim görüşüm zaman bilimin alanı dışındadır-bu alan nesnel alan anlamında kullanıldı-. Bu bahisle zaman konusunda bilimsel bir inceleme yada gözlem yapılmasından ziyade, zamanı bir ifade birimi olarak kullandığını düşünüyorum. Aynen bir uzunluk ölçü birimini baz alması, aynen bir hücrenin, bir elektronun, suyun akış hızı vs gibi gözlem ve sonuç ifadelerinde kullanılan bir birim gibi. Yani bir ifade biçimi. Söylediklerim yanlış olabilir, doğru yada yanlış kıstası ile değil, nasıl düşündüğüm noktası ile ilgili söylüyorum. Nasıl düşündüğüm doğal olarak konuya nasıl-hangi açıdan yaklaştığımı belirliyor. Bu nedenle konuya bilim temelli değil(harcımda değil) felsefik yaklaşabiliyorum.

Saatte 100 km hızla giden bir araç Konya'ya 3 saatte gidiyor diyelim.
O halde saatte 100 Mil hızla giden araç aynı yolu, 1,8 saatte kat etmiş olacaktır. Bu halde 100 km hızla ve 100 mil hızla aynı anda aynı noktadan çıkan 2 araç, aynı saatte bu yolu kat etmek durumundaydı, değil mi? Yani belirleyici olan zaman olarak öngörülemeyecği burada açıkken, zaman'ın da burada etkiyen(nesnel) değil bir birim olduğu görülecektir.

Görüldüğü gibi bizim birim olarak kullandığımız varış zaman ölçüsü(saat) hıza göre değişkendir. Bu durumda ve kabaca hareket zamana bağlı olabilir mi?

Aynı şekilde yaşlanmak, saçların ağarması vs gibi şeyleri düşünelim, cidden zaman mı geçiyor yoksa biz mi yaşlanıyoruz? hangisi? İfade etme bakımından birim belirler yani yaşlanmaya anlam kazandırmak için söylemde bulunmak istersek, bizdeki hareketi(dolayısıyla değişimi) sayabilinir(birimsel) bir biçimde ifade edebilmemiz gerekir. Bu birimde zamandır. Birim aslolan değil ifade biçiminin adıdır, bir öçektir. Ölçek için ise belirleyici olan en temel şey ölçülen, ölçülebilir olan şeydir.

Devam edecek...

aydoe
20-07-2008, 15:01
Zaman vardır.
Bilmecelerde bile en kısa zaman nedir diye sorar,cevap an dır.
Felsefecimiz Sparta an vardır zaman yoktur der ve anıda ne yapacağını bilemez.
Araç 100 km hızla gidiyor,Konya'ya 3 saatta varıyor.12 de yola çıktı 3 te Konya 'da beklentimiz budur.
Ama olmadı kamyonun altına girdi içindekiler öldü,araçta pert oldu hareket durdu ama onlar, aracın içindekiler için durdu peki zaman durdumu hayır Konya'ya haber gitti ,yakınları cenazeleri almak için yola çıktı.
Zaman hiç durmaz,harekette hiç durmaz.
Evet zaman vardır ve göreceli bir ölçü birimidir.
Tek tek nesnelere veya onların ölçümlenmesine bağlı değildir.
Şimdi bir araca bindiğimi ve dünyanın dönüş hızında ters yönde gittiğimi düşünelim,zaman duracak mı ?Hayır durmayacak yani dünyanın 3 günü süresince ben ters yönde gitsemde tekrara geri döndüğümde 3 gün geçmiş olacaktır.Demek ki zaman dünyanın dönmesine bağlı değil.

''Birim aslolan değil ifade biçiminin adıdır, bir öçektir. Ölçek için ise belirleyici olan en temel şey ölçülen, ölçülebilir olan şeydir.'' Spartacus
Ölçsekte ölçmesekte madde ve hareket zaman içinde vardır.
Biz bu kavramları geliştirmeden önce de madde ve hareket vardı.
Zaten zaman olmasa önce veya sonra kelimeleride olmazdı.
Dün olmazsa bugün ,bugün olmazsa yarında olmaz.
Saunaya giriyorum 15 dk süre için kum saatini çeviriyorum,akıyor ve 15 dk sürüyor zamanı bir eylemle kumun bitmesi ile ölçüyor olmam ,insanların bulduğu bir şey.Ben kum saatini çevirmesem de 15 dk geçecektir.
Zamanı ölçmek için kullandığım maddeden bağımsızdır zaman.
Benden de bağımsızdır,senden de,ondan da.
Spartacus'un kavramasına ihtiyacı yoktur zamanın ,spartacus olmadan da zaman vardı.:p

qw19
20-07-2008, 15:31
Alıngan arkadaşımın tespitleri doğru, zaman bir boyut değildir. Eğer 4. boyuttan bahsetmemiz gerekiyorsa (bence evet), bu harekettir. Zamanın oku değildir ileriye doğru olan, değişimin, dönüşümün, gelişimin yani hareketin doğrultusudur bu ve hep ileriye doğrudur.

Örneklemek gerekirse kırılmış bir bardağın, eski haline gelmesi mümkün değildir. Hareket yer değiştirme demektir. Durağanlık etkileşimin olmadığı, elektronların bile durduğu, tekilliğin olduğu yani kendinden başka hiçbir şeyin (referansların) olmadığı andır mutlak anlamıyla.

Hareketi en geniş anlamıyla kullanıyorum, vektörel bir kemiyet olarak değil. Şöyle ki küresel bir ışık kaynağından çıkan ışınlar her yerde ve her doğrultuda vardır.

Hareket tanecikli yapıya sahiptir, bu nedenle sayabilirsiniz, bölünemiyen bir parçası vardır, bu nedenle Zenon paradoksu geçersizdir. Karşınızda bir köprü var, her adımda önünüzdeki yolun yarısını katediyorsunuz hiç bir zaman karşıdan karşı geçemezsiniz teorik olarak (limitle çözülürü bir kenara bırakın). Çünkü hareketi, maddeyi sonsuza bölmektesiniz işte madde olsun, hareket olsun onun bölünemiyen bir parçası vardır, bundan dolayı karşıya geçersiniz.

Selamlar.

spartacus
20-07-2008, 17:31
Uzunluğu var kabul ediyoruz. Çünkü diyoruz bir şeyin uzunluğunu ifade etmek için Onu ölçeklendiriyoruz. Oysa yine burada nesnel olan ile öznel olan arasında fark vardır. Nesnel olan gözlemlenir, uzunluğu, genişliği yada derinliği görülebilir. Bu boyutsaldır. Ama öznel alanda herhangi bir şeyin ölçülebilir bir ifadesi kendiliğinden olmayacaktır. Çünkü irademizde yani kafamızın içindeki şey boyutsuz olacaktır. Yani irademizden bağımsız var olan bir şeyi düşünsel alanda betimlemek durumunda olacağız. Mesala 1,5 m yükseklikde bir ağaç var. O'nu gördük, ölçtük 1,5 metre dedik. Sonra aydoe geldi dediki ismine uzunluk ağacı dediğim bir ağaç var, aha boyu şu kadar(açtı kollarını). O zaman biz Aydoe'nin betimlediği bu ağacın uzunluğunu Aydoe'nin kafasının içini ölçerek bulabilecekmiyiz? Görebilecekmiyiz? Yada çıkarıp masaya öyle bir ağaç koyabilecek mi? Göremeyeceğiz çünkü bu aydoe nin iradesinden bağımsız olmayan öznel, yansı alanı. Aydoe ise ağacın bizlerce de anlaşılabilir yani ifade bulabilir bir biçimde, bilince edeceğimiz düzeyde algı oluşturmamızı sağlamalıdır. İşte bunu yapan, ağacın ölçeklenip, birimsel olarak uzunluğunun ifade edilmesi ile mümkündür. Bunu yapan insanın belirli bir standartda, belirli bir uzunluğu! baz alarak ölçeklendirdiği ile KIYAS yapması ile mümkün olacaktır. Peki zamanın ölçeksel kıyası ne bizim için, Dünya'nın kendi ve Güneş arasında ki ilişkisi(!)

işte sen Sevgili Aydoe diyorsun ki, eğer ben o ağacın uzunluğu 1,5 m demeseydim o ağaçda o uzunluk olmayacaktı diyorsun.

Ayrıca hareketin izahı hız dır. Zaman ise hareketin belirli referans noktalarını baz alınıp noktalar arasındaki farkı(değişim), ya noktaları tek tek baz alıp ya da standart öçekleme açısından bir başka belirgin bir hareketin(dünya, güneş) baz alınmış referans noktaları arasındaki kıyasıdır. Bir kablumbağa bile belirli bir yolu dünyanın güneş etrafında ki dönüşü, kendi etrafındaki dönüşü ve bu dönüşlerin daha alt düzeyde standart birimlerle oluşturulan ölçeğe göre kat etmiş olacağı tarafımızca ifade edilecektir. Oysa kaplumbağa(ve spartacus : ) ) açısından bunun hiç bir önemi yoktur. Olmadığı halde dahi kaplumbağa mesafe kat etmeye devam edecektir. Bunu sağlayan zaman değil, kaplumbağanın hareketidir o kadar. Bize zamanı bahşeden ise kaplumbağanın başladığı diye belirlediğimiz ile bitirdi diye belirlediğimiz iki nokta arasındaki nesnel farkın izah edebilme çabasıdır...

Şimdi bir araca bindiğimi ve dünyanın dönüş hızında ters yönde gittiğimi düşünelim,zaman duracak mı ?Hayır durmayacak yani dünyanın 3 günü süresince ben ters yönde gitsemde tekrara geri döndüğümde 3 gün geçmiş olacaktır.Demek ki zaman dünyanın dönmesine bağlı değil. (Aydoe)

O halde şimdi şu anda New York'da saat kaç Aydoe? (17:30 yerel saatimiz)

aydoe
20-07-2008, 21:51
''işte sen Sevgili Aydoe diyorsun ki, eğer ben o ağacın uzunluğu 1,5 m demeseydim o ağaçda o uzunluk olmayacaktı diyorsun. ''Spartacus

Biz herhalde birbirimizin söylediğini anlamıyoruz.
Bizim söylememizle veya bizim kavramamızla bağlı değildir o ağacın uzunluğu,o ağaç 1,5metre ise ben ölçmesemde hatta ben olmasamda 1,5 metredir.

O halde şimdi şu anda New York'da saat kaç Aydoe? (17:30 yerel saatimiz)
New York'ta 10:30 dur.
Ama aynı anı yaşamakatayız.
Ben akşam yemeği yerken,sevgili Vartor öğlen yemeği yemektedir.
Aynı anı paylaşmamıza rağmen aynı günün farklı zaman dilimini yaşamamızın nedeni mesafedir,güneş oraya 7 saat sonra varacaktır.
Güneş ve dünyadan bağımsız olarak zaman akıp gitmektedir,biz burda yaşayıp bunları tartışırken tüm evrende zaman sürmektedir.
Algılarımızın dışındadır zaman,bizim ölçmemize biçmemize ihtiyacı yoktur zamanın.
Zaman olmasaydı herşey durağan olurdu madde de olmazdı bizde olmazdık.
Zaman olmadan madde ifade edilemez,herşey zaman ve mekan içindedir der
Yanaklarınızdan öperim.:)

spartacus
20-07-2008, 23:09
Biraz detaya gireceğiz o halde. Uzay-zaman demişsin, çok eminsin. Ama asıl emin olman zaman olmasaydı madde olmazdı, bizde olmazdık. Tabi bu söylemini güçlendirmek için

"Zaman olmadan madde ifade edilemez,herşey zaman ve mekan içindedir der"

demişsin. İfade edilemez söylemini nasıl algılamalıyım bilemiyorum. Önceki söylediğine bakarak, öznel değil nesnel olarak söylüyor olmalısın. Yani zaman olmadan madde olmaz.
-------------------------------------------------------------------

İnsanlık uzun zaman(hay aksi, zaman da neyse) zaman konusunda mutlak bir şey gibi düşünüyordu. Tabi bu düşünce Uzay değilde mutlak-zaman ilişkisi olarak öngörülüyordu. Yani zaman mutlaktı. Çünkü evren açısından belirleyici olan MUTLAK dı. Bu nedenle mutlak açısından mutlak zaman vardı ve mutlak zaman olmadan da hiç bir şey var olamayacaktı. Çünkü MUTLAK mutlak olabilmek için zaman gibi bir şeye muhtaçtı. İşte o da mutlak zaman'dı : ) -. Bu anlayış daha yeni yeni yıkılmıştır. Dünyanın evrenin merkezi olmadığı, dünyanın döndüğü, uzaklığın ışığın hareketi ile ölçülebilir hale gelmesi, görelilik kuramı vs....

Anlaşamadığımız en önemli ayrıntı, zaman yoktur derken kastımın elma gibi armut gibi bir zaman'ın olmadığıydı, zaten yoktur kelimesini her daim italik yazdım. Öznel olarak yani kendimize ve yine kendi ihtiyaç ve meraklarımızdan doğan kendimize göre yaptığımız ölçeklendirme açısından ise zaman vardır. Biz bunu var etmiş, maddelerin algılarımızdaki hem içsel(örnek büyüme, paslanma) hem çevresel hareketi ve değişimlerini ifade edebilmek, tanımlayabilmek, ölçülebilir ve belirleyebilir kılmak için kullanmak durumunda olmuşuz. Öyle bir noktaya gelmişiz ki, insan düşüncesinin ve düşünceyi açıklamanın, gözlemin ve sonuçlarını derlemenin öznel olduğunu unutup, nesnel alanıda(evren diyebilirsin) kendi öznel ölçülerimizle O'na bağlı bir biçimde tanımlar, görür ve ifade eder olmuşuz. Yani bir bakıma kendi kurallarımız ve kendi algımıza esir olmuş, ama algısal alanıda nesnel alanıda bu alana hapseder olmuşuz. Zaman geçtiği için araba yol alır demeye başlamışız, zaman geçtiği için insan yaşlanır, zaman geçtiği için demir paslanır demişiz. Yani demirin pası algıda demirden bize doğru olacağına artık bizden demire doğru olmuştur. Zaman açısından belirleyici olanın, insani olarak algıyı ifade etme açısından değil hareketi, değişimi belirleyen olarak tersine çevirmişiz. Öncelik sırasını başka türlü düşünemez ve öngöremez hale gelmişiz. Bu durumda ne uzaklığı, ne uzunluğu ne de büyümeyi, küçülmeyi gibi bir yığın hareket ve değişimi zamanın ardılı yapmışız. Oysa reel açıdan yaklaştığımızda durum bunun tam tersi olmalı. Yine de tersini ifade edecek öznel dağarcıktan yoksunuz ve eninde sonunda ifade edişimiz de dahi bir önceki tersliğin mantığıyla hareket etmek zorunda kalıyoruz. Çünkü başka türlü öznel açıdan betimleyemiyoruz. (Güneş doğar ve batar deriz, bilim adamı da olsa böyle ifade edebilecektir) Elimizdeki malzeme bu şekilde. Bir iki örnek vereyim;

Bir aracın içindesiniz ve o anda dikkatiniz başka yerlerde, odaklanmasınızda belli belirsiz gördüğünüz bir araç yan tarafınızda çok düşük bir hızla öne doğru hareket etsin. O an kapılacağınız düşünce aracınızın geri kaçtığı olacaktır. Çünkü diğer araç o kadar yavaştır ki, ivmeyle kazandığınız algıdan yoksun kalacaksınız. Ve aracınızın geri kaçtığı kaygısına kapılacaksınız. Çok kısa bir süre. Bunun nedeni o an için referans noktanızı(durağanı) yandaki araç olarak almış olmanızdır.

Hareketi yakalayabilmek yada ölçebilmek için durağan olan referans noktalarına sahip olmanız gerekir. Zaman içinde durum aynen böyledir. Bir aracın hızını km cinsinden ifade ederiz, bu standardı biz belirledik, öteki de mil cinsinden ifade eder, onuda insanlar böyle belirledi. Bu durumda hiç bir araç km yada mil cinsinden bir ölçüye sahip olduğu için değil, hareketi doğası gereği yol almaktadır. Biz ise sadece hareketi, iki nokta arasında ki ulaştığı mesafeyi ölçmeye çalışıyoruz. Yani somut, nesnel bir şeyi ölçüyor ve ifade ediyoruz. O halde zaman açısından yaptığımız öçüleme hangi somuta dayanıyor? Madde'ye ve dolayısıyla maddenin hareketi ve iki referans noktasını ne kadar hızla, ne kadar sürdü, çocukdu(ilk durağan nokta) ne zaman(fark) büyüdü(ikinci nokta) gibi sorularımıza bir Kadar ibaresi koyabilmek için bir standart belirliyoruz. Şu kadar zaman şu kadar hız şu kadar mesafe gitti diyoruz. Oysa ortada somut olan, madde, hareketi, başladığı yer, vardığı yerdir. Bize göre ise başladığı ile bittiği yer 2 durağan noktamızdır. Artık kuşluk vakti mi, şafak vakti mi çıktı vardı, o insanların sorunu...

Şimdi (bu öznel, algıyı kendimizden başlattığımız dağarcığımızla) demirin paslanması zamana bağlıdır demek zorundayız. Bu halde bir labaratuar ortamında deney yapıp demir deki iç yanmayı yüzlerce kat bir hıza yükseltsek acaba ne olacak? Bu masraflı bir deney olabilir o nedenle biz en iyisi bunu Domatesle yapalım.
Bir dometes fidesine basalım hormonu. Hemen yanındaki ise doğal bırakalım. Aynı toprakta, aynı zeminde aynı nesnel koşulda ve aynı zaman içinde() bakalım büyümeyi sağlayan zaman mı olacak? Eğer hormonlu dometes ne zaman sorusuna 5 gün diğeri ise 10 gün der isek o zaman domates zaman geçtiği için değil büyüdüğü(hareket, değişim, çevre, öz) büyümekteymiş. Bizce keskin farklar oluşturan çekirdekken, filizlenme, fide iken erişkin olma ve domates verme gibi durağan belirlediğimiz referans noktaları arasında ki farka da zaman diyeceğiz. Öznel olarak ise insanların herkesce algılanabilir, tahmin edilebilir, ifade edilebilir olması lazım. Bir örnekle, metrenin ne olduğunu bilmeyene neremizi yırtar isek yırtalım o 1,5 m ağacı, zamanın ne olduğunu bilmeyenede o domatesin 5 gün de büyüdüğünü izah edemeyiz. O halde önce bu ölçüleri öğreteceğiz sonra da ölçüm sonuçlarını(sonuç) ifade edeceğiz. O'da zamanla domatesi 5 gün geçtiği için büyüdü sanacak ve öznel dünyasında bunu belirleyici olarak öngörür hale gelecektir. Dolayısıyla amaca hizmet noktasında yoğunlaşan ölçüleme işi öne çıkarken, ölçülenin ne olduğu ardıla düşecektir.

Devam edecek... : )

evrensel-insan
21-07-2008, 00:03
Saygideger arkadaslar;

Herseyde oldugu gibi, zaman kavramsal olarak vardir. Kavramsal olarak var olan zamanin ifadesi ise; ifadeyi edenin zamana bakis acisi ve bakis icerigine gore degismektedir.

Zaman, kavramsal olarak var oldugu icin, hem oznel, hemde nesnel algilanabilir. Maddenin degisimini, izah icin zaman kullanilir. Herseyde oldugu gibi, kavram soyuttur ve dusuncenin bir urunudur.Yine herseyde oldugu gibi, kavram bir ozne veya nesneyle ozdeslestirilir.

Zaman kavrami, degisim-donusum-baskalasimi, izah edebilmek icin kullanilir. Yasamin iliskisini ve toplumsalligini saglamak icin kullanilir.

Zaman, sevgi gibi, dogru gibi v.s. soyut degerlerin somuta tasindigi ve bir somutla ozdeslestirilen bir kavramdir. Yine her kavramda oldugu gibi, goreceli bir kavramdir. Dolayisiyle soru "Zaman varmi-yokmu?" sorusu degil; "Zaman kavrami nedir ve nasil olusturulmustur?" sorusudur.

Tarih sahnesine kavram tanistirildiktan ve her dalda incelendikten ve kavram evrensel temelde kanitlandiktan sonra, var-yok tartismasi kisir ve yetersiz bir tartismadir.

Yapilmasi gereken, kavramin ne oldugunun ve nasil olusturuldugunun ve neyle ozdeslestiginin aciklamasini yapmaktir.

Zaman kavram olarak vardir ve bu inkar edilemez. Eger zaman kavram olarak varsa, ne olarak yoktur?.

Ayrica, yer insanoglunun algisina gore, kendiyle paralel olsa bile, zaman ters orantilidir. Yani insanoglu zamana karsi bir yaris surdurmektedir. Mustakil var olan varlik icin de zaman, dogumuyla baslar ve olumuyle sona erer. Evrensel temelde ise zamanin basi veya sonu yoktur. Devameden ve degismeyen bir surectir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

aydoe
21-07-2008, 00:12
Bravo Evrensel-insan
Konuyu çok güzel özetlemişsin,dediklerinize aynen katılıyorum.
Bundan sonra evrenselciyim çoğunlukla tespitleri doğru.
Arasıra algı dışına çıksada genelde doğruları söylüyor.:)

evrensel-insan
21-07-2008, 02:51
Saygideger aydoe;

Yazimin icerigini ve vermek istedigini algiladiysan, kavrami algilamaya baslamissin demektir. Benim dusuncemin kavram temelli oldugunu ve kavramin disindan baktigini da algilayabilirsen;-yani kavrami aciklamaya yonelik dusunce-iste o zaman senden korkulur.:D

Ki o zaman, disaridan bakis acisini ve onun notr yanasimini da algilamaya yoneleceksin demektir. Tabi bu arada isin bir de birey olabilme yonu var.;)Seninle inisli cikisli bir grafik cizmis olsakta; aramiza bazen siradaglar girmis olsa da :rolleyes:; sonucta ben senden umidi hic kesmemistim.;)

Saygilarimla;
evrensel-insan

spartacus
21-07-2008, 11:43
Konuyu çok güzel özetlemişsin,dediklerinize aynen katılıyorum. Aydoe

Evrensel'in dedikleri zamanın bir kavram olduğu değil mi? Bu durumda zaman öznel değil mi?.

"Evet zaman yoktur.

Hareketin bizlere yansımaları ve bizlerin belirli referans noktaları temelinde ve en önemliside hafızamız sayesinde(hareketi belirli düzeyde gözlemleme ve kıstas yetisi) bize zamanı bahşetmiştir "

Buda benim yazıya ilk yazdığım cevaptan. Aydoe neye itiraz ediyorsun anlaşılamıyor :)

"Nesnel açıdan zaman yoktur evet dedim, zaman bir kavramdır ve her kavram gibi belirli şeyler ve kriterle anlamlandırılabilir... "
Ahha bunuda ikinci yazımda söylemişim.

Zaman olmasaydı herşey durağan olurdu madde de olmazdı bizde olmazdık.
Zaman olmadan madde ifade edilemez,herşey zaman ve mekan içindedir der (aydoe)

Bu söylediklerin katıldığın() Evrensel'in benim zaten yukarıda önceden söylediğim katıldığın görüşe zaten taban tabana zıt.

Bu gün internette zaman nedir diye bir soru sorsak karşımıza ilk materyalist olduğu bilinen idealist anlatımlar çıkacak. Oysa netleşmiş 19. Yüzyıl idealizminin her şeyin ancak zihinlerimizde(öznel) var olduğu, aslında onların birer zihinsel şeyler olduğu noktasına geleceğiz. Bu durumda zihnimizde ki tüm kavramlar, kurallar, ölçekler ile evrene bakmaya başlayacağız, hatta matrix olacağız ama farkına varmadan. Biz de bu guraba bakışın yanlışlığını ortaya koyarken yok sayılan nesnel alan ve dolayısıyla maddenin ve her şeyin içinde olduğu zihin dedikleri şeyin öznelliğine, bir açıklık getirmek zorundayız.

Şimdi uzay-zaman deniyormuş. Peki ifade ederken ne denebilirdi? Biz bizim dışımızdaki hareketi ifade edeceğiz, buna göre o an biz durağan referans noktası olacağız ve bu durmda bize göre hareket eden de gidiyor olacak değil mi? E bizim birde bize göre zaman kavramımız var o zaman gidiyor da ne kadar süre de demek zorunda kalıyoruz. Gidiyor da hızı ne demek zorunda kalıyoruz. Bu tanımlar insanın kendisini referans noktası alması ve ifadesi ile ilgili.

Uzay zaman diyen dönüp dolaşıp şunuda diyor, her şey uzayda gidiyor. Her şey bir yerlere? gidiyor. Bu cümleye bazı sorular soralım? Kim gidiyor, her şey? Her şey oldu mu özne. Gitmek ne burada yüklem. Şimdi nesnel alanda bu soruları soracağınız ya da böyle amaçlar güden maddeler yok(nesnel alanda özne, yüklem, amaç gibi iradi şeyler yok). Bu amaçlar iradi olarak insanın kendi konumu nazarında zihninde belirlediği şeylerdir. Dönüp dolaşıp Kızılırmak nereye gidiyor Karadenize diyeceğiz. peki o bunu biliyor mu? Bildiği için mi gidiyor?, karadenize gitsin, aksın. İşte evrene de kendi zihnimizde ifade verebilmek ve tanımlayabilmek için böyle iradi(idealist) yaklaşır hale geldik. AN ile kastım da özünde budur, zaman diye önsel yargımız yok, hız diye önsel yargımız yok, takvim geçersiz, plan anlamsız, evren gidiyor diye önzel yargımız yok, çırılçıplak tamamen nesnelin içinde bir nesnel olarak maddeler, hareket, değişim var ve an mümkün olduğunca zihinden sıyrıldığımız algı var. Bizi kendi yargılarımızdan ve zihinsel plan ve projelerimizden koparttığını düşünebileceğimiz bir hal.

Bu gün fizikçi ya da o kadar çok bilim adamı türemiştir ki, kendi ifade biçimlerine yine kendileri hapsolmuş bunun sonunda da yukarıda örneklediğim gibi, özneli yüklemli tanımlar oluşturulmuştur. Kim, ne zaman, soruları neredeyse bilimi amacından sapıtan iradi şeylere dönüşmüş, medyatik felsefeciler(bilim adamları) türemiş, ne kadar kendi öznel inançları, hayretleri, bilinçsizliği var ise artık söylemlerin bütününü oluşturur hal almıştır.(akıllı tasarımından duygusal edebiyatçılara, matrix cisinden holografçı(yeni isa) olanlara kadar.

Özneli yüklemli tanımlar oluşturduğumuzda ise malesef iradelerimizden bağımsız olan nesnel alana da bir irade yüklemek hatasına düşmüşüz. O halde artık her şey uzay zaman için de gidebilir. Ne kadar gidecek, Nereye gidecek? Bunu ancak uzay bilir.

Küçük bir bilgi ekleyeyim. İnsanlar ilk avcı dönemlerinde at sürülerini kovalıyorlar. At peşinde koşan koştukça yakınlaşacağını hissediyor. Yakınlaşmak istiyor(amaç) ki koşuyor. Oysa koştukça kısalması gereken(koşan kendini başlangıç aldı) hedef(at) ara açmaktadır. Bu iş böyle çözülemeyecektir. Bir tepe bulunuyor, önü tepe arkası yar. Atlar planlı ve projeli bir biçimde tepeye doğru koşturuluyor. Tepenin sonundaki uçuruma gelen atlar, toplu şekilde aşağı düşüyor. geri dönse de yine av aluyor. İşte o tepe insanın araç edindiği olmakla artık başka bir anlam kazanıyor. İnsan onu araç edinmekle tepede olmayan bir iradeyi(yani nesnelde tepede böyle bir şey, amaç, irade yok) sanki varmış gibi ona yüklüyor(yüklem oluşuyor). Artık o tepe bir at avcısıdır. Aynen bostan korkuluğunun korkutmak gibi bir amacının ancak insan zihninde var olabileceği gibi. Koktutma yükleminin o bostan korkuluğunda olamayacağı gibi. Bostan korkuluğu kuşları korkutuyor. Kim Bostan korkuluğu(özne) ne yapıyor korkutuyor(yüklem).... Edebiyat öznel alanın gıdasıdır8epey parçalıyoruz), hareket ise nesnel alanın.

Şimdi tepeyi ve zamanı düşünelim. Tepe at avcılığı yapıyor, zaman da su gibi akıyor. Nereye Allah bilir. :)

evrensel-insan
21-07-2008, 12:06
Saygideger spartacus;

Evrensel'in dedikleri zamanın bir kavram olduğu değil mi? Bu durumda zaman öznel değil mi?-spartacus.

Zaman, kavramsal olarak var oldugu icin, hem oznel, hemde nesnel algilanabilir.-e.i.

Herseyde oldugu gibi, kavram soyuttur ve dusuncenin bir urunudur.Yine herseyde oldugu gibi, kavram bir ozne veya nesneyle ozdeslestirilir.-e.i.


Bence, fark burada sanirim.

Saygilarimla;
evrensel-insan

spartacus
21-07-2008, 13:06
Herseyde oldugu gibi, kavram soyuttur ve dusuncenin bir urunudur.Yine herseyde oldugu gibi, kavram bir ozne veya nesneyle ozdeslestirilir.-e.i.


Bence, fark burada sanirim. (e.i : ) )

Evet. Zaten son paragrafım da önceki bir çok örneğimde farkı oluşturan kullanımlar üzerine idi. Son paragrafdaki tepe ve korkuluk ve birde uzay-zaman olarak. Benim altını çizdiğim-ki dediklerine katılıyorum- birde bize göresi olmayan yandan bakmaya çalışmaktır.
--------------------------------------------------------------
İdealizm senin soyut dediğin, kavramlar dünyasını yani özneli her şeyi var eden olarak ayırmıştır. Nesnel ile öznel arasına Çin seddi çekmemiş nesneli öznelde yok etmiş, yok saymıştır. Antik materyalizm ise-ki 19.yüzyıla kadar- nesnel ile özneli nesneli temel referans(ki mantıklısıdır) kabul etmiş, ancak öznel alan açısından nesneli aşırı düzeyde abartmıştır. Yani soyutlamanında kendini üreteceği, geliştireceği, soyutlamanaın soyutlanandan farklılaşacağı yada herhangi bir özelliğini genelleyeceği göz ardı kalmıştır. Mekanik bir yaklaşım sergilemiş, taki suyun kaynama derecesinin içeriği ile ilgili değişkenlik oluşturduğunu, değişimin bir zincir halkaları gibi birinden diğerine geçmek değil, daha öte biçimde tanımlayabilmiştir. Yani bu bakışa göre bir halden bir hale geçerken aslında hal de değişir. Yani bir yerden bir yere geçilirken yer de değişken, geçende değişken, hareket halinde.(öznel açıdan hedefde değişken, durağanlaştırılamaz, Konya'ya gitmek başka Konya'nın zihinde ki varlığı başkadır. Sadet'e gittim ki, saadet evde yok çaresiz başka kapıya) Bu durumda öznel salt gözlem ve algıya indirgenemezdi, değişimin temeli olan hareketi oluşturan unsurlar açığa çıkartılmalı ve tanımlama ve kavramlaştırma bu biçimde hayat bulmalıydı. Bu yöntem bir çok şeyde işlemekte ama zaman gibi, evren nasıl oluştu, başlangıcı, nereye gidiyor gibi iradi sorularda aynı yaklaşımın kırılması zaman açısından sanki geç kalınmış bir dönemi işaret ediyor.

Sorular geliyor, nereye gidiyoruz? Konya'ya. Başlangıç ve bir biz(benlik olmalı) olmalı bu sorular için, yoksa nasıl gelirdik? O halde başlangıç var ise ne zaman? Ne hız da gibi sorular kendi ölçekleme kavramlarımızın esiri olmamız düzeyine erişti. Harekete, nesnel olana iradi yüklemelerde bulunduk. Böylelikle planlı, başı olmalı,i sonu olmalı tarifleri aramak zorunda kaldık. Çünkü zaman tanımlamış, hız tanımlamış, bizden bağımsız hareketi bize göre iradileştirmiştik. Kendi soyutlamalarımız ve kavramlarımızı öne koyarak evrene bakmaya çalışıyoruz. Oysa kavramları silip attığımızda, zaman yok ise zamansal olarak bir başlangıçda, bitiş de anlamsız olacak böylelikle illa bir başlangıç ve başlatan aramanın mantıksızlığı açığa çıkacaktır. Başlayan bir şey değil, bir yerden gelen değil, yine öznel ifade ile olduğu gibi olan hareketli, değişimli, dönüşümlü bir şey.

İfade etmek bir fotoğraf makinasının deklanşörü gibidir. Zaman(aslında hareket ama biz zaman durmuş gibi deriz) durmuş gibidir ve biz hareketi tanımlamak için kendi durduğumuz(!) ref noktamızdan, ölçekleyip bitirdiğimiz başlangıç ve sonları resmediyoruz. Onları başladı, bitti, şimdi derken zaman yolu çiziyor ve geri gelmesi imkansız demeye başlıyoruz. Oysa zaman yolu yoktur, dolayısıyla ne geri gelinecek nede ileri gidilecektir. Hareket de böylelikle aslında ne geri nede ileri değildir, sadece harekettir ister ileri ister geri ister sağa ister sola diyelim(bu bize göre). Aslında yön de yoktur. Bunu biz insanlar belirliyor ifade ediyoruz olay sadece kavramlar ve soyutlamalrımızdır. Yön dahi belirlediğimiz referans noktalarına göredir. Çok verdiğim bir örnekle;
Ortamızda bir nesne var. Bana göre Kuzeyde, karşımdaki sana göre güneyde, sağdakine göre batı, soldakine göre doğuda. İşte bu şuna ve ona göre diye belirlediğimiz ref noktaları özneldir(nokta olarak belirlenenler ise somut, nesnel). nesnel açıya yakınlaşmak ise o şeye göre şey hangi yöndedir demektir. Bu durumda nesnel olarak yön olmadığı için, o şey yönsüz olacaktır. Zaman da hareketde böyle düşünülmelidir. Nesnel açıdan yön yok ise hareket de doğal olarak herhangi bir yönde değildir. Bu durumda ileri, geri de yoktur, başlayan ve biten de ve benim mecaz tanımımla ve malesef öznel olan(: ) an çıkar ortaya yere. Evren ne zaman başladı, madde enerji ne zaman başladı diye sormak ile ortamızdaki nesne güneydemi, kuzeydemi diye sormakla eş değerdir.

Eğer bu son örneğimle de nasıl düşündüğümü izah edemedi isem an'ı da çöpe attım, havluyu kapıya astım :) O halde geriye bir seçenek kalır, ne zaman başladı, ebem nereye gitti, her şey nereye(yön) gidiyor, nerden geliyor(yön ve geçmiş) Allah bilir. İyi bir müslüman mıydı bilemiyorum ama ilk iş O'nun Cennete gitmesi için dualar okuyacak, mevlütler yapacak(hocalara para bayılacak) göz yaşı dökeceğim. Belki acılarımı bir papaz duyarda cennetden kafa alır kafa parasını papaza veririm.

Sahi ortamızdaki o şey o nesne hangi yönde ve hareket ediyorsa nereye gidiyor? Bunu zamanda yolculağa çıkmak için çalışan milyonlar bilir. Oysa öznel alan, kavram zıtdı iledir, o halde her başlangıç bitiş, her bitiş otomatikman başlangıç, her iniş hem çıkış, hem de her çıkış bir inişmiş. O halde kavram açısından başlayan da bitende, ileride, geride, kuzeyde, güneyde aynı şey, nesnel açıdan ise buna ihtiyacı olan sadece insan ve durduğu yer imiş(referans noktaları). Ya onun iradesi dışındakiler, işte bunun için böyle yön, başlangıç, gidiş, geliş gibi anlamlar anlamsızdır. Zaten nesnel de anlam da yoktur, mutlak bir irade de. Böyle bir baldırı çıplak gözlemlenemedi.

Ne diyor Seneca ölenler nereyemi gider sorusuna, hiç doğmayanların olduğu yere.

Ama bildiğim bir şey var ki dünya küredir ve küreselleşen dünyaya teğet geçmeyen bir uzaklıkda, olan bir yere şu halde en kısa yol, kuzeyden yay çizmektir. Yol güneydemi doğu yada batıdan yay çizeceğim. Düz gidersem daha uzun olacaktır ve zaman daha fazla sürecek ve zaman bana oyun oynayacaktır. (birde bakırköy varmış : )

aydoe
21-07-2008, 13:36
Bu kadar tartışmadan sonra benim anladığım ya da anlamadığım boşver zamanı yaşa anını ,ölüm var madem yemeli badem:)

spartacus
21-07-2008, 14:01
Süper :)

O halde havluyu asayım. Soru işaretsiz olmasın dabi :)

Ortamızda bir nesne var. Bana göre Kuzeyde, karşımdaki sana göre güneyde, sağdakine göre batı, soldakine göre doğuda. İşte bu şuna ve ona göre diye belirlediğimiz ref noktaları özneldir(nokta olarak belirlenenler ise somut, nesnel). nesnel açıya yakınlaşmak ise o şeye göre şey hangi yöndedir demektir. Bu durumda nesnel olarak yön olmadığı için, o şey yönsüz olacaktır. Zaman da hareketde böyle düşünülmelidir. Nesnel açıdan yön yok ise hareket de doğal olarak herhangi bir yönde değildir. Bu durumda ileri, geri de yoktur, başlayan ve biten de8zamansal) ve benim mecaz tanımımla ve malesef öznel olan(: ) an çıkar ortaya yere. Evren ne zaman başladı, madde enerji ne zaman başladı?

İleri ve geri yine ref noktalarına göredir. Ortada ki şey hareket ederse bana geliyor dersem karşımdakide gidiyor diyecek -işte yönün varlığı-

Bir daha soralım

Evren ne zaman başladı,

Cevap: Şimdi ;)

evrensel-insan
21-07-2008, 15:54
Saygideger spartacus;

Evren su anda dogan bir cocuk icin yeni baslamistir. Senin icinde yeni basladigina gore, sen de yeni dogdun.:D

Ya da gecmisi hafizandan sildin. :rolleyes:

Yalniz gecmise ait belge varsa-resim, video, yazi, bulusma v.s. gibi- o delilleri de yok etmen gerekiyor. Cunku sen, gecmisi yok saysan bile, birileri biryerde gelir ve ustelik ZAMAN VEREREK sana gecmisi hatirlatabilir.Hem OZNEL hem NESNEL olarak.

Saygilarimla;
evrensel-insan

spartacus
21-07-2008, 18:12
:)
Ya da gecmisi hafizandan sildin. :rolleyes: e.i.

Hafızamı sildim bu yeterli, geçmişi silmeye gerek yok :)

Evren ne zaman oluştu ? Soru bu ve ne zaman diyor. Cevap; Şimdi.
En azından şimdi dediğinde ne sorusu, ne zaman sorusu; ağlasam sesimi duyarmısın mısralarımda, dokunabilirmisin ellerinizle gözyaşlarıma diyor, kifayetsizliğin zırt dediği yerde kalıyor, anlatamıyor : ) Yani aramızdaki rakı şişesi ne zaman kuzeydeydi diyorsun bende hiç bir zaman ya da her zaman diyorum. İnanmayan denesin, 5 misket alsın, birisni ortaya koysun diğerlerini kuzey, güney, doğu, batı. Şimdi ortadaki misket hangi yöndedir? Aynı şeyi ileri ve geri için deneyebilirsiniz. Göreceksiniz ki misket aslında ne ileri nede geri gitmeyecek. Bunu belirleyen sadece bizim başlangıç olarak aldığımız yer olacak. (zamana da başlangıç koyma histerisi böyle doğuyor : ) Bu halde demek ki arkamıza dönük varsaydığımız harekete geçmiş, önümüze dönük olana da gelecek demişiz. Oysa nesnel açıdan baktığımızda bu bir yanılsama...

E.i Sana diyorsun, hatırlatabilir diyorsun, ben itiraz etmiyorum ki, tabiki bana. Misketler bile bana göre yön sahibi oldular bunu biliyorum ve hiç unutmuyorum...

evrensel-insan
21-07-2008, 22:37
Saygideger spartacus;

Evren ne zaman oluştu ? Soru bu ve ne zaman diyor. Cevap; Şimdi.-spartacus.

Seni, evrenin ne zaman olusmasi mutlu ediyorsa, o zaman olussun. Illa olusturuldugu ZAMANI OGRENMEK ISTIYORSAN EVRENIN.:D

Gerci bilmiyorum, bunu ogrenmen, yasamina ne katki saglayacak ama; nasilsa, kim ne cevap verirse versin, sonucta cevap bir spekulasyon olacak. Sende kendi spekulasyonunu yap olsun bitsin.

Bana sorarsan, insanoglu VARDI ve VARSAYDI.-tabi birileri, insanoglunun kulagina bir cevap fisildamadiysa, ki onun da insanoglu dilini bilebilmesi lazim. Ustelik dunya da bu kadar dil varken, ve dunyanin her ayri ucu kendi dilini gelistirmisken; bu hangi dil olur, onu bilemem.

Son olarak, olusum bir suregelen surectir ve zamansizdir.Oyuzden ne basi bulunabilir, ne de sonu bilinebilir. Mustakil var olan varlikta, zamana bagli olarak; degisir, donusur ve baskalasir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

spartacus
22-07-2008, 09:50
Sevgili E.i

Sen yanlış anlıyorsun. Benim amacım o soruyu sorup merak etmek değil.

Şimdi nesnel ve öznel. Nasıl ifade edeyim, kralın üzerinde elbise olmaması nesnel, ama O'nun üzerinde mükemmel bir elbise olduğuna inanması özneldir. Şimdi Kral çıplak diyorum.

Bu bakımdan Kral'ın elbisesinin rengi neydi demek ve canhıraş bunun için tartışmak ile, evren ne zaman başladı demek aynı şeydir. Bilmem anlatabiliyormuyum? Yani başlangıç, bitiş, süre, süreç, yön oluşum gibi tabirler nesnel(doğal diyelim hadi) açıdan varlığa(doğasına diyelim hadi) terstir. Bu adlandırmaları sadece biz yapıyoruz. (misketlerde anlatmaya çalıştım zaten)

İnsanlık bin yıllardır varlığa ters, doğal olmayan soruları sorup, bir açmaza giriyorlar. Kralın elbisenin incileri, kolyeleri, altın süslemeleri, beden ölçüleri, ipeği, donu, gömleği, rengi gibi sorular yöneltip ardınca Zeus diyor, Allah diyor Tanrı diyor. Hatta o düzeydeki kendi, verdiği isimde bile uydurduğu tanrısına öyle hitap ediyor.(yani sanki isim verince öznel Tanrısının adı Zeus oluyormuş gibi. Kral'ın elbisesine isim vermektir bu anlatabiliyormuyum )

Varlık açısından zaman yoktur. Varlığı kuşatan ona giydirilmiş, başlangıç, bitiş, yön, ileri, geri, zaman, önce, sonra gibi bir elbise yoktur. Dolayısıyla varlığın üzerinde olmayan sorularla varlığı değerlendirmek anlamsızdır. Evren ne zaman oluştu denebilir mi? Bu hayalidir, kendimize bakıp bir zaman miladı yaratıp(ki yapmışız) şu zaman diyeceğiz, ama işin gerçeği bu doğal değil, kendimizinde inandığı yapay bir ölçek olacak) O halde anlamsız olan şeylerde bırakılması gereken anlam aramak olmalıdır değil mi? Bundan daha doğal daha mantıklı ne olabilir! (yani ben evren ne zaman oluştu demiyorum merak etmiyorum çünkü saçma bir soru, öyle bir elbise(zaman) olmadığını düşünüyorum, cevap da doğal olarak ona göre şekilleniyor, şimdi)

Tabi birde bunu milyonlara anlat? Kral'ın elbisesini tartışıp, birisi elbiseye kırmızı dedi, o kafir, öteki yeşil dedi mümin, beriki sarı dedi Yahudi, öbürü incisi şurada dedi tahrif edildi o incisi burada.......................... Sonuç ne sizce?(hepimiz görüyor ve biliyoruz, dünyanın hali ortada) Bunları söylememde amaç insanların nasıl düşündüğü, belirleyici olanın ne olduğunu ve ne kadar da kralın elbisesini alkışlayanın çok olduğunu, yani aslında boş konuşmadığımı ifade etmek içindir. Herkes uydurduğu dünyasında yaşamaya çalışıyor, iyide ya Gerçek?

aydoe
22-07-2008, 18:48
''5 misket alsın, birisni ortaya koysun diğerlerini kuzey, güney, doğu, batı. Şimdi ortadaki misket hangi yöndedir? Aynı şeyi ileri ve geri için deneyebilirsiniz. Göreceksiniz ki misket aslında ne ileri nede geri gitmeyecek. Bunu belirleyen sadece bizim başlangıç olarak aldığımız yer olacak. (zamana da başlangıç koyma histerisi böyle doğuyor : ) Bu halde demek ki arkamıza dönük varsaydığımız harekete geçmiş, önümüze dönük olana da gelecek demişiz. Oysa nesnel açıdan baktığımızda bu bir yanılsama...

E.i Sana diyorsun, hatırlatabilir diyorsun, ben itiraz etmiyorum ki, tabiki bana. Misketler bile bana göre yön sahibi oldular bunu biliyorum ve hiç unutmuyorum... '' Spartacus

5 misket varmı ,yokmu siz onu söyleyin asıl,misketlerimi alır giderim sonra:)
Algıların kişiye göre değişiyor olması ,kavramların algılarımıza göre öznel olması onların olmadığını göstermez.
Sen nerede durursan sana göre sağ veya sol kavramını belirlersin,demek ki sağda yok solda yok ,yalnızca kavram ,yani bulunduğumuz yere göre değişir.
Misketler sana göre yön sahibi oldular ama misketler vardı da sana göre yön sahibi oldular.
Sen olmasanda misketler vardı ama sen olmadığından onları algılayamamaktaydın,oysa ben misketleri görebilmekteydim.
Madde düşüncemizden bağımsız olarak vardır ve hareket halindedir.Hareket değişime neden olmaktadır.
Bu değişim süreklidir ve bizler bu değişimin bir kısmını yaşıyoruz ve bir kısmını da biliyoruz.
Maddenin önceki halini ,şimdiki halini(örneğin petrol)ve nasıl oluştuğunu biliyoruz.Tükeneceğini de biliyoruz.
Şimdi varsa ilerde yok ki çünkü biz tüketiyoruz ve yokken nasıl oluştuğunu da biliyoruz.
Şimdi var ise eğer öncesi ve sonrası da varmış meğer.:D

qw19
22-07-2008, 19:39
Şimdi var ise eğer öncesi ve sonrası da varmış meğer.:D

Evet tamamen doğru, ama şöyle ki A noktasındaydı, şimdi B noktasında. O zaman şöyle bir soru akla gelir, hep A noktasındaysa? Yanıt nereye göre A noktası, yanıt : dünyanın güneş etrafındaki tur sayısına göre. Peki hangi tur, elbetteki bugün ölçümlediğimiz tur. Çünkü belki de dünya oluşum evrelerinde güneşin etrafındaki turunu 180 bugünkü günde, (dünyanın kendi etrafında dönüşünde) tamamlıyordu. vs. vs. Aslında maddenin içsel dinamiklerini unutmazsan yanıt gene çok açık. Madde dursada içsel bir harekete sahip; bu da elektronların hareketi, bu hareketi de kütlesinden kaynaklı muazzam bir enejiden sağlamakta. Kütle aslında enerjinin maddeleşmiş hali değilmidir.

Selamlar.

okinono
22-07-2008, 20:38
Anlamsızlıklar arasında dolaşmaktan yorulmuş bedenin.
Aslında yoksun ve olmadın da henüz,
Belki bir yağmur damlasında yüzüyor benliğin
Belki de bir serçe kanadında uçuyor yüreğin.
Kaybetmişsin zamanı ve zamanın anlamını,
Duyguya meftun kalbin.

Karmaşık insanlar ve şehirlerde kabuk bağladıkça sevgin,
Kaçırmışsın gözlerini sevdiklerinden,
Kaçmışsın belli; her şeyden.

Bıkmışsın yalandan, riyadan
İşin zor, insanların diplerini görüyorsun.

Koca, koca binaların aslında küçük insanlar ile dolu olduğunu biliyor ve buna taaaa en baştan beri hep hayret ediyorsun.

Akıllısın, farklısın ve bunların farkındasın.
Bence ayıl artık bu yalan rüyadan…

İkiye ayırmışsın kendini;
Sen ve
Sensizliğinden artan gölgen.
İşte bu yüzden,
Güneşe duyduğun özlem.
Öyleyse sendeki karanlık sadece gölgen.

Gizlenmiş ve bulunmak isteyen
Asıl sen.

Sen,
Bir balıkçı yavuklusu kadar ürkek ve denizi seven
Bir çiçek satıcısı kadar yüreği nasırlısın…

Ağlamaklı oluyorsun hep ama ağlamak zor zanaat biliyorsun.
Göz kapaklarınla yarış ediyorsun;
Ve hep kaybediyorsun…

Kabul etmeye başlayalı çok olmamış adımlarının hatasını,
Yaşamdan farkındalık kadar uzaksın gerçekten.
Hâlbuki en büyük farkındalık sıradanlığın içinde kaybolmaktır bir bilsen. Anlıyorsun biliyorsun ama yapmıyorsun; tıpkı benim gibi.

Uyku bizler için gerçek âlemlerin kapısı…
Sonra uyanıyorsun.
Azim, inat ve otorite.

Her sabah zırh gibi üzerine giyiyor ve çıkıyorsun.
Sağanağa tutulmuş palto misali, her damlada daha da ağırlaşıyor ve daha da daha da.
Umutlarının bir, bir kaybolduğunu sanıyorsun.
Umudun olmadığını ise henüz öğreniyorsun.
Belki iddialı olacak ama CARPE DIEM yaşamlara âşık ruhunu,
Bilerek dehlizlere atıyorsun.

Küçük bir ortaklığımızı keşfettim.
Hepimiz yorgunuz…
Hepimiz susuz…
Neyi bekliyoruz dersen!
Sabırla dilediğimiz;
Deliliğimizi derim…

Mekan/05

evrensel-insan
22-07-2008, 22:07
Saygideger spartacus;

Yani başlangıç, bitiş, süre, süreç, yön oluşum gibi tabirler nesnel(doğal diyelim hadi) açıdan varlığa(doğasına diyelim hadi) terstir. Bu adlandırmaları sadece biz yapıyoruz. (misketlerde anlatmaya çalıştım zaten)-spartacus.

Peki varlik-senin deyiminle- bir adlandirma degilmidir? Insanoglunun adlandirmadigi bir sey var mi, senin bildigin? Insanoglunun, kendinin calip, kendinin oynamadigi birsey varmidir, senin bildigin? Varligi, varlik yapan varligin kendisimidir?; yoksa, -kendi dahil-varliga varlik diyen, onu varlik adiyla adlandiran, onu varliga ait ozelliklerle ozdeslestiren, insanoglu degilmidir?

Kavrami yaratan kimdir? Kavramlar-ki hersey kavramdir-varligin kendisine mi-ki varlik ta bir kavramdir-yoksa insanogluna mi aittir?

Kavram olmasa, herhangi birseyi ifade etmek mumkunmudur? Insanoglunun disindaki, herhangi birsey kendini ifade edebilirmi? ya da, insanoglumu-kendi dahil-kendi disindaki herseyi kendi mi-KENDI DISINDAKILER ADINA- ifade etmektedir? Varlik, insanoglu yoksa; kim tarafindan algilanir ve kavramlanir?Insanoglunun-kendi dahil-kendi disindaki seyleri ve onlarin ne olduklarini ortaya koymasindaki rolu nedir? Insanoglu olmazsa, seyler kendilerini nasil ve kim icin ortaya koyarlar? Hersey-insanoglu dahil-insanoglunun bir kavrami ve ifadesi degilmi dir? ki buna var ve varlik dahil.

Eger vaktin olursa; benim kosemdeki, kavram ile ilgili yazilari ve " kanit nedir? ne degildir? deki yazilarimi-ki dilaver'in cevaplarini da-okumani tavsiye ederim.

Saygilarimla;
evrensel-insan

spartacus
22-07-2008, 22:50
Sevgili Aydoe üzüleceksin ama sen hiç bir şey anlamamışsın, yinede karşı görüş belirtebiliyorsun :D
(Bu arada kavram hakkında düşüncelerinize katılmıyor ve hatta yanlıştır diyorum, deney yapın duvara pamuuuk dyerek bir kafa atın, göreceksiniz ki pamuk demek başka duvar başka şeymiş. Birisi öznel(zihinsel adlandırma) diğeri gerçekmiş(nesnel) )

Biz yolumuza devam edelim, kendini tekrar olsa bile...

Varlık açısından zaman yoktur. Varlığı kuşatan(nesnel, doğal) başlangıç, bitiş, yön, ileri, geri, zaman, önce, sonra gibi bir elbise yoktur.

Evet varlık açısından(nesnel açı) zaman yoktur dedik. Bunu söylediğimizde elbette birileri çıkıp diyecek ki, iyide limon, limon iken sonra limon kolanyası oluyor. Fosiller petrol oluyor. Yani aslında dediklerimi tersinden geri bana söyleyen(hareketi ve değişimi gözlemleyerek oluşturduğumuz referans noktaları demiş anlatmış olduğum halde) ama anlamsız anlamlar çıkartanlar olacak. Çok şükür ki henüz(!) böyle bir şeyle karşılaşmadık. Yine de söyleyelim varlığı kuşatan zaman yoktur, yön yoktur, ileri yoktur geri yoktur. Bir şey ister petrol olsun isterse limon kolonyası isterse kolonlanmış koyun varlıktır. Limon ile limon kolanyası arasında varlık açısından hiç bir fark yoktur. Anlaşılacağından şüphem yok ama ne olur ne olmaz yinede belirtmiş olayım. :)

Mevlana boşuna dönmüyordu...

Nesnel zamanın yokluğundan bahsediyoruz, sanal(öznel) değil... (kırmızı yapalımda karıştımayalım)

Tavsiyem Made in Avustralya haritası alınız, bakın bakalım aşağı neresi yukarı neresi. Yön tayin edeceğiz ya o bakımdan, güney yukarı, kuzey aşağı(KAĞADA göre : )....

Sizi ihtiyarlar sizi boşuna direnmeyin varlıksal(evrenselin geniş tanımı) ne geçmiş var, ne gelecek, ne baş ne son, ne ileri ne geri. Varlığın ölçeği yok. Varlık açısından Son yok, ölüm yok:p

Evren ne zaman oluştu? Şimdi(sorduğun anda ve her sorduğunda bir daha)

Kral çıplak.

Not: Mola yerinde geleceğim oki, namaz kılan kafirrrlerrrrrrrr....

spartacus
22-07-2008, 22:52
E.İ

Kısa cevap, insan neyi tanımlar ise tanımlasın bazı şeyler tanım gerektişrmez. ETKİ-TEPKİ. Duvar örneğini düşünmeni tavsiye ediyorum. Ben NESNEL varlık dediğimde pekala neyi kast ettiğimi anlayabiliyorsun. Kelime oyunlarını bıraksak diyorum...

Tanım yapmayan canlılarda dene, al bir fareyi koy bir sepete, vur kafasına. Sonra sorarsın acıdı mı canım diye...

aydoe
22-07-2008, 23:21
Sevgili Aydoe üzüleceksin ama sen hiç bir şey anlamamışsın, yinede karşı görüş belirtebiliyorsun :D
(Bu arada kavram hakkında düşüncelerinize katılmıyor ve hatta yanlıştır diyorum, deney yapın duvara pamuuuk dyerek bir kafa atın, göreceksiniz ki pamuk demek başka duvar başka şeymiş. Birisi öznel(zihinsel adlandırma) diğeri gerçekmiş(nesnel) )

Asıl sen benim söylediklerimden hiçbir şey anlamamışsın onun için üzülürüm tabii ki ,herhalde senin kafanda bir TSE standartında AyDove tescillenmiş ki yazdıklarımla senin verdiğin örneğin hiçbir alakasını kuramadım,yada sen benim yazdığımı okuyup algılayamıyorsun.
Ben pamuk pamuktur,duvar duvardır ,bizim ne dediğimizin hatta bizim hiç önemimiz yoktur,biz olmasakta onlar vardır diye tekrar tekrar yazarken vermiş olduğunuz örnekle kendinizi mi ifade etmek istediniz ki hiç bir şey anlamadım:confused:

Ne senden öncesi ne senden sonrası
ayrılık aman ölümden yaman
geçmiyor zaman geçmiyor

eskiden hayat daha yavaştı,tansiyonu arttı fenalaştı
eskiden her işin aslı vardı
sen böyle istiyorsan,böyle mutluysan
bak keyfine sende

spartacus
23-07-2008, 00:12
Sevgili aydoe neden kızıyorsun. BAK SÖYLEDİKLERİN DAHA İLK CEVAPLARIMDA SÖYLEDİĞİM ŞEYLER. Bak gör, o konuda seninle aynı fikirdeyim ama senin hiç düşünmediğin, NESNEL alan açısından yazıyorum ben. itirazlarınız yerindedir, bende katılıyorum size ama ben o açıdan bakmıyorum nesnel(OBJEKTİF) açıdan bakıyorum. Tanrının, Alice harikalar diyarının var edildiği yerden bakmıyorum, yani daha nasıl anlatayım...

Sen kendini her şeyin merkezine koyuyorsun, varlığın, hareketin, her şeyin(insan bunu yapar, yerini tanımak, kaybolmamak, plan yapmak vs için mecbur yapar bunu. Olay sadece bu, tamam elimizde bir zaman oyuncağımız var ve bununla biz oynuyoruz, ama varlık, nesnel alanda böyle bir oyuncak yok. O sadece bizim uydurup, ürettiğimiz, kıyas yapmamıza yarayan bir ARAÇ. İnsanın kendi aczine çözüm üretmek için ürettiği araçları nasıl olurda NESNEL, DOĞAL VARLIĞA yükleyebilirsiniz. Zamanla demir paslanmıyor, paslandığı için zaman oluşuyor söylediğim o kadar basit anlaşılacak bir şey ki. yeter ki nesnel(objektif) yaklaşalım.. Demir paslanmadan önce, paslandıktan sonra diyoruz, bu bir gözlem, bir sonuç. Zaman da öyle VAROLUŞUN, değişimin, hareketin SEBEBİ değil, SONUCUDUR! ve dolayısıyla Varlık ne zaman oluştu, zaman geçti demir paslandı, objektif olarak diyemezsiniz)

Ben NESNEL açıdan YÖN yoktur bunlar insana ve aldığı referans noktalarına göredir diyorum. Buna itiraz ediyormusun?

evrensel-insan
23-07-2008, 00:14
Saygideger spartakus;

Biri duvar, oteki pamuk diye kavramlandirildigi icin, zaten farkli ifade edilmisler. Zaman kavramina gelince, kavramdir ve soyuttur.

Karakteri ise, hem oznel-ki zaman, bir ozne, yani insan icin gecerlidir- hem nesnel-cunku yasamimizi iliskilerimizi, dunyayi ona gore organize ederiz. Elmanin-ki nesneldir- curumesini, zamana gore izah ederiz. Yeniyi zamana gore eskitiriz. Tazeyi, zamana gore bayatlatiriz. Bir yerden, bir yere zamana gore gideriz. Degisimi, zamana gore izah ederiz. Kisaca zamana gore yasariz. Zaman soyut ve insanoglunun bir kavrami olsa da. Zamana karsi aleyhimize yarissakta, onsuz yasayamayiz, kavramlayamayiz, ifade edemeyiz.

YERI IFADE EDEN ZAMANDIR. YER SABIT, ZAMAN GECICIDIR.ZAMAN-HAREKET, YER-DURAGANDIR.SEYIN KENDISI YER, KARAKTERI ZAMANDIR.YER ZAMANIN FONKSIYONUDUR VE YER, ZAMANA GORE IFADE EDILIR.

Saygilarimla;
evrensel-insan

aydoe
23-07-2008, 00:38
Yön yoktur gitmek istediğin yer bulunduğun yere göre değişir.
Ben Antalyadan Ankara'ya gitmek için kuzeye giderim,bir karadenizli ise Ankaraya gitmek için güneye gider.
Ama zamanda yolculuk mümkün değil maalesef bulunduğumuz andan geriye gitmemiz mümkün değil yalnızca ileriye gidebilmekteyiz.
Şimdiden sonraya gider tren ,önceyi bilebildiğimiz kadarıyla biliriz ve sonrasını da yaşayacağız.
Bulunduğumuz yer sabit bir nokta değildir ,bir çizgi üzerinde hareket halindeyiz.
Hiç bir zaman durmamız mümkün olmadığından da Vgm arkadaşın yada sizlerin belirttiği gibi A noktası B noktası gibi noktalar şimdi ve gelecek için koyamayız.
Yalnızca geçmişe yönelik noktalarımız olabilir,1453 İstanbul'un fethi,1923 Cumhuriyetin ilanı gibi çünkü onlar sabittir ,kavram olarak,gelecek ise belirsizdir.

spartacus
23-07-2008, 00:42
Tamam anlaşıldı. Nesnel açıdan yaklaşamayacağız. Öznel söylediklerinizi ben zaten söylüyorum(ilk yazım, ikinci yazım, bütün yazılarım her seferinde evet ÖZNEL açıdan şu söylediklerinizi çok önceden söylemekle geçti?) Nesnel açıdan yaklaşamayacak isek, boşuna kendimizi üzmeyelim...(asıl açımız orası)

İnsan yok iken zaman yoktu, belki bu bir şeyler ifade eder mi? Eğer var der iseniz soruyu kendi kendinize sorun.
Madem iradelerimizin dışında ve bağımsız NESNEL bir Zaman var ve geçiyor.

Öncesi yok, o halde öncesi olmayan zamanda, biz nasıl buradayız. İyi düşünün... ÖNCESİ YOK!

Yaratıcı vardı diyenlerde, o halde öncesi olmayan bir yaratıcı nasıl olurda şu anda olabilir. İyi düşünün zamansal düşünün, insan yok, öncesi olmayan bir tanrı var ve insanı yaratmaya karar verecek. Öncesi yok, sizce ne zaman yarattı? zaman'ın muhtaç olduğu ilk şey bir başlangıçtır, o halde başlangıcı olmayan bir tanrı ile karşı karşıyasınız. Nasıl burada olabilir?

<<<<<<<- öncesi yok -> >>>> buraya ^ gelecek hadi getirin....

İşaret <> budur...

İnsanın iradesinden bağımsız alanda doğal olarak insan soyutlamasınında hükmü yoktur. Çok mu zor bilemiyorum, ama artık cevap yazamayacağım için şimdiden kusura bakmayın.

spartacus
23-07-2008, 00:46
Yön yoktur gitmek istediğin yer bulunduğun yere göre değişir.
Ben Antalyadan Ankara'ya gitmek için kuzeye giderim,bir karadenizli ise Ankaraya gitmek için güneye gider.
Ama zamanda yolculuk mümkün değil maalesef bulunduğumuz andan geriye gitmemiz mümkün değil yalnızca ileriye gidebilmekteyiz. Aydoe

Katılıyorum. Aynen.

Ancak ileriye dediğin yerde bir şeyi unutuyorsun nasıl ki yönü diyorsun gideceğim yere göre tayin ederim(başlayacağın yeri kendine göre belirledin) malesef zamanıda kendini hep başlangıç noktası alarak(sıfır noktası) yaşamadıklarına gelecek diyorsun. Oysa ileri ve geride daha önceki yazılarımda misketlerle örneklediğim gibi bize göre oluşuyor... Bize göre oluşanı biz varlığa yükleyemeyiz, bize göredir ve bu yüzden biz nesnel açıdan zaman, yön yoktur dedik, insan açısından, iradelerimiz, hedeflerimiz açısından soyutdur ve belirli kural çerçecesinde bir yasadır. Gerçek bu olmalı diye düşünüyorum.

evrensel-insan
23-07-2008, 00:58
Saygideger spartacus;

Ben NESNEL açıdan YÖN yoktur bunlar insana ve aldığı referans noktalarına göredir diyorum. Buna itiraz ediyormusun?-spartacus.

Bir de, diyorum, su insanoglu acaba kendini nasil kavramlamis? Oznel mi? nesnel mi?, somut mu?- soyut mu?, dusunce mi?- madde mi? Varlik mi?- inanc mi?, mustakil var olan varlik mi?- evrensel mi?, kadin mi?- erkek mi?, tek mi?- toplumsal mi? dunyevi mi?- dunya otesi mi?, dogal mi?-dogaustu mu? Bilimsel mi-bilim kurgusal mi?, dogru mu?-yanlis mi?iyi mi?-kotu mu? v.s. aslinda liste uzar gider de, noktasal ve teke indirgeme aliskanli insanoglu, acaba bu karsitliklardan hangilerini kendisine layik gormus?- Ya da gorebilmis mi?,

Gorememis se, neden gorebilmeyi becerememis? Eger, bu karsitliklarin ve daha buna benzer milyonlarcasinin icinden cikabilirsen, tarihe adin altin harflerle gecer.:rolleyes:

NEDIR INSANOGLUNUN KENDINE ALDIGI REFERANSI?:confused:

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
23-07-2008, 01:08
Saygideger spartacus;

İnsan yok iken zaman yoktu,-spartacus

Insan yok iken, var olanin varligini kim ortaya koyuyordu? Insan yokken var ve yok varmiydi? Insan yokken, madde ve dusunce kavrami varmiydi?

INSAN YOKKEN, SORU-CEVAP VARMIYDI? Insan yokken, nesnel-oznel ayrimi varmiydi? Ya da herhangibir seyler arasi ayrim, fark varmiydi?

Saygilarimla;
evrensel-insan

spartacus
23-07-2008, 10:12
Sevgili E.İ. Seninle yazışarak da konuşarak da bir yere varmamız mümkün değil. Kelimeleri amaçları ve sözleri anlamları dışında ele aldığın için fikir alışverişimiz olamayacak. Öznel ile nesnel'in kavram olmasının yanında senin göremediğin onların ifade ettiğidir(tanım senin için geçöerli ifade ettiğin ise senin tanımına bağlı-muhtaç değil). Yine de algı nesneldir diyeceğim ben sana, sende algı kavramdır o halde algı nesnel olamaz diyeceksin(o halde bu konuda anlaşmamız mümkün olmayacak)....
--------------------------------------------------------------------------

Anlamsal olarak toparlayalım.

Madde - > Hareket ->(değişim, oluşum, dönüşüm(ref noktaları) - >) Zaman
Madde - > Hareket ->(belirlenen bir sabit nokta, ona göre belirlenen karşı nokta ->) Yön

Ok işaretlerinin gösterdiği gibi madde açısından zaman yoktur(zaman iradidir). Bu başlıkta biz madde yi, tüm özel olandan, tüm genel olana kadar VARLIK olarak ifade ettik. Bu halde varlık açısından zaman olmadığını, zaman'ın zihinlerimizde yine fizik alanından, belirli sabit noktalar belirleyerek, bir araç olarak insan yaşamında kullanılacağını-kullanıldığını- söyledik. Ancak bazı sorular anlamsızdır. Yani nesnel açıdan bir özellik olmayan bir şey nesnel olana ikame edilemez. Sorumuza dönersek;

Eğer varlık açısından sonsuzluğun bir anlamı(kelimenin salt anlamı ile) olsa idi, doğal olarak dünya hiç bir zaman(zaman evet) var olamayacaktı. Sonsuzluk açısından bir başlangıç zorunsalı ortaya çıkacak, bir başlangıç konduğu halde ise sonsuzluk olamayacaktı. Dolayısıyla bu paradoks, bir kaosa dönüşecek ve ötesini kimsenin bilemeyeceği bir tanrı peydahlanacak, aynen kendini merkez alarak yine kendinden tayinlerde bulunan insanın yön, zaman vs gibi ölçekleri bu seferde tanrıyı var(kelimenin öznel anlamıyla) edecekti. Tanrı'nın varlığına inanma zorunluluğu dayatılacak bu dayatımdan ise açığa inanç çıkacaktı. Bir tanrıya inanırsan bütün soruların bir anda anlamsız da(bilince edilemeyen, ötesini tanrı bilir) olsa KESİN bir cevap bulacaktı. Bu tür sorular ise insan ötesine, fizik ötesine geçtiği için sormak tanrıyı incitmiş olacak ve yahut kişinin tanrıya kendisini eş koşmakla bir tutulacaktı. Böylelikle bu sorular yasaklanacak lokal düzeyde sizi kim yarattı tanrı tekerlemesini, o halde her şey yartıldı ise tanrıyı kim yarattı denemeyecekti. Bir çok şey yasaklanacak ve insanın akıl ve mantık dünyası önceden belirlenmiş bir sınırda sınırı aşmayacak düzeyde çepe çevre sarılacaktı. Böylelikle sonsuzdan bir şeylerin bir noktaya gelemeyeceği gerçeğide örtbas edilmiş olacaktı....

A<<<<<<<<<<<<<öncesizlik<<<<<< .(nokta) >>>>>>>>Sonsuzluk>>>>>>>A

Bu çizim zaman dahilindedir. Öncesiz olan A belirgin bir yer(zaman) olan nokta ya ulaşamayacaktır. O halde insanlar çıkıp soracak iyide biz varız ve belirgin bir zamanda belirgin bir noktadayız. kesinlikle! Çünkü madde(varlık) açısından yukarıda ki çizim geçersizdir, o ne sonsuzdan gelir nede sonsuza gider(ne ileri, ne gerisi vardır). Zaman olarak varlığa bir yaş konması gerekirse bu error(E) dür. (kesinlikle varlık açısından zamanın anlamsızlığı içindir bu söylem). Madde - > Haraket - > Zaman dolayısıyla bu formül, Zaman -> Hareket -> Madde olarak ters çevirilemez. Konu varlık olduğunda, yani genel anlamıyla madde olduğunda Sorduğumuz tüm ne zaman soruları bu formülün ters çevrilmesinden ibarettir. Oysa insanın zaman için belirlediği ölçek-yöntem açısından; zaman değil belirleyici olan maddedir. Madde kaç yaşında, ilki ne, yönü ne gibi sorular anlamsızdır. Dolayısıyla hem dinsel mantıksızlığın, öncesi ve sonrası olmayanın nasıl olurda bu güne gelebilirliği hemde maddeye bir ilk arayanların öngörüleri terstir. Yukarıdaki çizim böylelikle geçersizleşecek ve insan sonsuzdan bir şey gelebilir mi sorusunu zihinsel algılamaya başlayacak ve aslında madde'nin hiç bir yerden gelmediği, hiç bir yerede gitmediği, onun yönsüzlüğü(><) ve zamansızlığını kavrayacak, problemde çözülecektir. Birisi çıkıp diyebilir madde'nin sozsuz olduğu zaten söylenmişti diye şimdi oraya geliyorum o halde.

A nesnesi bir yere gidiyor olsun(gitmek ve gelmek, ileri, geri, maddi olarak zaman yok ise sonsuzluk var mı?)

Başlangıç>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>A>>>>>>>>>>>>>>>>>Bitiş.

Görüldüğü gibi A'nın bir yere gidebilmesi için bir başlangıcı olmak durumundadır (bu halde sonsuz olması imkansızdır). Bu halde hareket dahilinde biz, bize göre en az bir sabit nokta belirliyoruz(zaman içinde insanlar takvimde bunu yaptılar, sabit nokta olmasa zaman olmayacaktı, bir yeri milad kabul ettiler) Hareketin belirli bir noktasını durdurup ref(milad!) alıyoruz. Eğer bu A yı madde olarak alır isek, bu durumda madde sonsuzdur söyleminin hiç bir anlamı kalmayacaktır. Çünkü bir başlangıç koymadan madde yi bu güne getirmek imkansız olacaktır.

Şimdi zaman harekettir deneceğini duyuyorum. Hayır değildir, hareket, harekettir. Zaman hareketin belirli bir ref noktaları ölçeğinde belirlediğimiz değişim, dönüşümdür(bunu harekete borçluyuz ama zaman hareket değildir) Yine zaman gibi bir başka ölçeğimiz var buda hareket sebebiyledir, bunada hız diyoruz. Yani belirli bir noktadan(milad, sabit ilk) bir diğer noktaya hareketin ölçüsüdür hız. Yine bir başka ölçeğimiz var ve yine harekete bağlı ölçekledik. Oda hareketin ilk(milat) noktasından ikinci noktaya kadar aldığı yoldur. Buna da mesafe, uzunluk diyoruz(ölçme işi dahi bir harekettir, başangıçtan bitişe saymakdır). Bu üçünün birimide ölçeğide farklıdır. Üçünden herhangi ikisinin bilinmesi bize bilinmeyen diğerininde kolaylıkla bulunmasını sağlayacaktır. Çünkü kaynakları birdir(hareket). Hareket ise madde iledir. O halde hareketin bir sonucu olan ölçeklendirmeler bir YASA olarak maddeye uygulanamaz, ikame edilemez. Kabaca bir neden-sonuç ilişkisine vuracak olursak, zaman maddenin sebebi değil, madde zamanın sebebidir, dolayısıyla ilk madde ne zaman oluştu gibi, zamansal bir süreç, oluşum, değişim esas alınamaz, mantıksızdır. Bu soruya verdiğim şimdi ve an cevapları bir anlam, bir ifade oluşturmak içindir ve öznel dünyamızda(zihinsel, algı dünyası) yakın bir anlam ifade eder . İlk ne zaman oluştu sorusuna cevap madem ilk diye soruldu "şimdi" olabilir, çünkü ilk maddi açıdan anlamsızdır(error, mantıksal olarak 0/0, sıfır bölü sıfır dır). .

aydoe
23-07-2008, 11:13
Dünya okuma bilmeyenleri aldatır ...
Okuma biliyoruzda anlama yetimiz azalmış,algılama sorunu yaşıyoruz:)

evrensel-insan
23-07-2008, 12:39
Saygideger spartacus;

Kelimeleri amaçları ve sözleri anlamları dışında ele aldığın için fikir alışverişimiz olamayacak.-spartacus.

Nedir, kelimelerin amaclari?sozlerin anlamlari? Sozlerin anlamlari ve kelimelerin amaclari, oznel midir? nesnnel midir?

Öznel ile nesnel'in kavram olmasının yanında senin göremediğin onların ifade ettiğidir-spartacus.

Kavram mi once dir? ifade mi? ifade, kavrami ifade etmezmi?, etmezse, neyi ifade eder?

madde açısından zaman yoktur(zaman iradidir). Bu başlıkta biz madde yi, tüm özel olandan, tüm genel olana kadar VARLIK olarak ifade ettik. Bu halde varlık açısından zaman olmadığını, zaman'ın zihinlerimizde yine fizik alanından, belirli sabit noktalar belirleyerek, bir araç olarak insan yaşamında kullanılacağını-kullanıldığını- söyledik.-spartacus.

Birincisi sen mustakil var olan varliktanmi? yoksa evrensel temeldeki varliktanmi bahsediyorsun?, ikincisi, senin bu varliklarina insanoglunun kendisi dahilmi degilmi? Ucuncusu, nesnel ile ozneli ayiran, ve evrensel temelde kabul edilen keskin bir cizgi mi var senin bildigin? Veya, senin kisisel olarak referansin nedir? sana ozne ile nesneyi birbirinden ayirtan?

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
23-07-2008, 13:08
Saygideger spartacus;

Sonucta, hersey bir algi ve ifade oldugu icin, konunun kitlenmemesi acisindan ve anlasma ortami saglanabilmesi acisindan, once kullanilan kelimelerdeki, ifadelerimizin belirtilmesi gerekiyor. Aslinda sonunda, bir tartisma hep burda noktalanir.

Bundan yillar once tv'de "SSCB'nde demokrasi varmi?" isimli bir acik oturum izlemistim. Taraflar neredeyse bir saat hararetli tartistiktan sonra, bir sonuca varamadilar. Bunun farkina varan, acik oturum yoneticisi, soyle dedi "goruyorum ki, her kafadan bir ses cikiyor. Yalniz, ben bir seyin farkina vardim. Ayrica da bu tartismanin bir anlami olmadigina karar verdim. Bence, biz once "Demokrasi nedir"' i ortaya koyalim ki, eger herkes bu terimin algisinda ayni fikirdeyse, o zaman tartisalim. Cunku gordugum kadariyla, herkesin demokrasinin ne olduguna dair, ortak bir gorusu yok"

Bu ornektende anlasilacagi gibi; bizim once terimlerin ne olduklarina dair ifadelerimizin aciga kavusmasi gerekiyor. O yuzden ben, soruyorum. Senin algina ve ifade edisine gore, kisaca asagidaki terimler ne anlam ifade eder? Bu terimleri, biribirinden ayiran kokensel farklar nelerdir? Referans olarak-sana gore- yorum degil.

Terimler sirasiyle: Oznel, nesnel, somut, soyut, mustakil var olan varlik, evrensel, kavram,ifade, VAR ve YOK.

Saygilarimla;
evrensel-insan

spartacus
23-07-2008, 13:16
Sevgili Aydoe o özel değil, benim imzam. Umarım yanlış anlaşılmamıştır.


Madde - > Hareket -> Zaman
Madde - > Haraket -> Hız
Madde - > Hareket -> Yön
Madde - > Haraket -> Mesafe
Madde - > Haraket -> Uzunluk

Soruları sırası ile soralım.


Madde ne ZAMAN oluştu ? (hangi madde?)
Madde'nin hızı nedir ? (hangi maddenin)
Madde ne yöndedir ? (hangi madde)
Madde'nin boyu nedir ? (hangi madde)
Madde'nin uzunluğu nedir ? (hangi madde)
Uzunluk, Zaman, Yön bunların hepside referans noktalarına muhtaçtır. Bunların tümü madde- > hareket ölçeğindedir. Neden-sonuç ilişkisi temelinde de bunların tümü madde'ye bağlıdır. Bu halde sorularımız ölçeklerimizin(yasalarımızın) tersine çevrilmesi, tepe taklak yapılmasıdır ki, anlamsızdır.

Bunlar ref noktalarına muhtaç ölçekler ise, o halde der insan, İLK nedir? Tamam MADDE diyorsunuz, nesne diyorsunuz, varlık diyorsunuz o halde ilk'i ne diye sorar. İlk, son, önce, sonra ise tüm yazılarda ve en üstteki formülde ifade edildiği gibi, varlık açısından anlamsızdır. Bu nedenledir ki Tanrılar bile insanlara ve onların koyduğu yasalara(zamana göredir, olmayan ilki yaratan olması en güzel örnek) göredir.
Varlık açısından YARATIM da, ilk OLUŞUM da, yok tesadüfen OLUŞTU gibi söylemlerde mantık dışıdır, anlamsızdır.

Sanılanın aksine başlangıç geçmiş değildir, zaman ölçeğinde başlangıç her zaman o an insanın kendisidir(kendisini referans noktası alır). Geçmiş dediğine bile kendisini başlangıç alarak ifade eder, ölçekler. Zaman geçtiği için dünya yaşlanmaz, insan kendini kişisel hafıza ve toplumsal bellekde başlangıç noktası aldığı için geçmiş uzar. Başlangıç noktası tüm ölçeklerde insandır. Kendinden geriye ve ileriye diye tanım yürütür. önüne ileri ardına geri der ve zamana da aslında böyle bakar. Ama malesef mesafeleri ileri ve geri kat ettiği halde hafızasında tuttuğu şeylere tekrar erişememekte bu nedenle zamanı ileriye doğru akan olarak ifade etmek durumunda kalmaktadır. Oysa gerçekte zaman ve akışı yoktur. O nedenle demir zaman geçtiği için paslanmaktadır diye ifade eder, inanır, yasalaştırır. Çünkü insan hareketi gözlemleyebilmektedir ve dolayısıyla tanımlamak isteyecektir. Hatta maddenin sebebi zamandır, maddenin sebebi yöndür demeye kadar kendisini merkezleştirecektir. her şey zaman için de var olur zaman içinde yok olur diyecektir. Oysa ŞEY, yok olmaz, bir başka şey de olsa şeydir, biz bir halden bir başka hali referans ediniriz o kadar.

serüvenci
23-07-2008, 13:35
birkaç soru;

ışık hızında giden bir insanla, dünyada normal hızda giden insan zamanı nasıl algılar?

ışık hızında giden insanla dünyada normal hızda giden insan arasındaki yaşlanma farkı nedir?

zaman, algılayan (gözlemleyen veya isimlendiren) olmadığı sürece var olabilir mi?

serüvenci
23-07-2008, 14:08
içimden geldi birkaç soru daha soracağım;

sonsuzun başlangıcı ve sonu var mıdır?

0 ile 1 arasında kaç sayı vardır?

evrensel-insan
23-07-2008, 15:00
Saygideger delx;

ışık hızında giden bir insanla, dünyada normal hızda giden insan zamanı nasıl algılar?

ışık hızında giden insanla dünyada normal hızda giden insan arasındaki yaşlanma farkı nedir?

zaman, algılayan (gözlemleyen veya isimlendiren) olmadığı sürece var olabilir mi?-delx.

Insan, isik hizina ulastigi zaman-aslinda cok cok daha once-insan ozelligini kaybeder ve isik olur.

Zaman, bir evrenseldir. Dolayisiyle bir kavramdir. Dolayisiyle, hem oznel, hem de nesneldir. Zaman, bir kavram ve evrensel oldugu icin, algilanip algilanmamasi, ve ya var-yok tartismasi gecersizdir. Ustelik, algiliyan, gozlemleyen ve isimlendiren olmasa; var-yok tartismasini kim yapacak, zaman kendi dendine mi, bu tartismayi yapacak?

sonsuzun başlangıcı ve sonu var mıdır?

0 ile 1 arasında kaç sayı vardır?-delx.

Son onculunun, karakteri; pozitif, sonlu; ve negatif, sonsuzdur. Sonsuz, sonun negatif ifadesidir. Anlam olarak, sonu olmayani ifade eder.Yine anlam ve ifade olarak, her son, bir baslangic; ve her baslangic, bir sondur. Sonsuzlugu eger ebedi ve ezeli olarak algilarsak, o zamanda, suregelen, suresiz bir surec diyebiliriz.

0 ile 1 arasinda, matematiksel olarak sayilamayacak kadar cok-yani sonsuz-sayi vardir. Sayilari sonlandirabilme, 0 dan sonra, kac haneli kesir alacagina ve de yon olarak 0 dan 1 e dogru yonelmene baglidir. Yani:0,01;0,001;0,0001 v.s. Eger eksiye, yonelir de, yonunu hic degistirmezsen; 1 e hicbir zaman ulasamazsin ve 1 den uzaklasirsin.

Saygilarimla;
evrensel-insan

spartacus
23-07-2008, 17:11
Sevgili Delx

ışık hızında giden bir insanla, dünyada normal hızda giden insan zamanı nasıl algılar?

kendi ölçeğinde farklı algılayabilir. Tabi biz ışık hızında giden insanı ışık hızının olumsuz etkilerinden yalıtılmış olarak varsaydık. Durum ve çevre değişecektir, dolayısıyla kişinin hareket algı, ilgi ve gözlemide değişecektir.

ışık hızında giden insanla dünyada normal hızda giden insan arasındaki yaşlanma farkı nedir?

Dünya da dahi bu farkı gözlemleyebiliriz. Mesala Afrika'da insan ömrü, çevre, gıda ve mevsim farkından dolayı diğer yerlere oranla fark oluşturur(zaman daha hızlı ölçeklenir). Burada belirleyici olan insan açısından çevresel-içsel farktır. Bunu deney aracı olarak insanı kullanmadan normal koşullarda deneyleyebiliriz. Demir ve paslanma en ideal ve zahmetsiz örnektir.2 Demiri 2 farklı ortama koyabiliriz. Kuluçka da huysuz bir tavuğun civcivleri daha geç çıkacaktır. Bura da belirleyici olan zaman değil, madde - > hareket, gösterdiği değişkenlik dolayısıyla sonuçtur. İnsanın yaşında nesnel belirleyici zaman değil yine ortam ve insan metobolizmasıdır.

zaman, algılayan (gözlemleyen veya isimlendiren) olmadığı sürece var olabilir mi?

Kelimenin salt nesnel anlamı ile hayır. Algılanan zaman değil.

sonsuzun başlangıcı ve sonu var mıdır?

Kelimenin salt nesnel anlamı ile hayır. Nesnel açıdan ayrıca başlangıç ve bitiş de yoktur. Böyle bir önerme yani sonzulukda nesnel açıdan anlamsızdır.

0 ile 1 arasında kaç sayı vardır?

Kelimenin ifade etmeye çalıştığı salt nesnel anlam ise sayı yoktur.

Öznel açıdan soruyor isen 0 ile 1 arasında ölçeğin nedir?

qw19
25-07-2008, 13:29
Hareket tanecikli yapıya sahiptir, bu nedenle sayabilirsiniz, bölünemiyen bir parçası vardır, bu nedenle Zenon paradoksu geçersizdir. Karşınızda bir köprü var, her adımda önünüzdeki yolun yarısını katediyorsunuz hiç bir zaman karşıdan karşı geçemezsiniz teorik olarak (limitle çözülürü bir kenara bırakın). Çünkü hareketi, maddeyi sonsuza bölmektesiniz işte madde olsun, hareket olsun onun bölünemiyen bir parçası vardır, bundan dolayı karşıya geçersiniz.

Selamlar.

Buda uzunluğun en küçüğüdür L=1.616252x10^-35 m
İşte bu Planck zamanıdır, yani en kısa zaman t=5.39121x10^-44 s dir.
Işık L mesafesini t zamanında kateder.

Yukarıdakilerden küçük uzunluk ve zaman yoktur. Kısaca sonludur.

Selamlar.

Fuzûlî
16-08-2008, 18:54
Zamanın varlığını fiktif olduğu gerekçesiyle yok saymak, anlam dünyamızı oluşturan tüm kavramlara kılıç çekmek demektir. Dikkat edin, o kılıcın sapını iki dakikada elinize verirler. Benden söylemesi.
Terminolojide "sökümlenme" nam anılan bu işlem ehil olmayan ellerde kazalara neden olabilir.

"Zaman yoktur; hareketi saymaktan başka bir şey yapmıyoruz" dediğinizde, bir başkasının da "hareket yoktur, biz sadece mekan değiştiren bir cismin eylemini takip ediyoruz", "mekan yoktur; o, cisimlerin eylemlerinin yarattığı bir yanılsamadır" deme hakkı olduğunu unutmayın.

Kaldı ki zamanın varlığını yadsımak özel görelilik teorisinin sonuçlarına aykırıdır.
Yine kaldı ki zaman hareketten ziyade, hareketin hızına bağlıdır.
Kütle çekiminin cisimlerin yörüngelerini bükmesinden yola çıkarak zamanın varlığını yadsımak ise abesle iştigal etmektir.
"Rota uzadı; o halde zaman yok."
"Burak'ın boyu kısa; bugün menüde makarna yok"

spartacus
16-08-2008, 21:12
"Zamanın varlığını fiktif olduğu gerekçesiyle yok saymak, anlam dünyamızı oluşturan tüm kavramlara kılıç çekmek demektir. Dikkat edin, o kılıcın sapını iki dakikada elinize verirler. Benden söylemesi. Fuzuli"

Sevgili Fuzuli insanlar soruyor, sorguluyor, belki biraz salt alıyor vs de sen biraz oyun oynamışsın, elma ile armutu dolamışsın. Vardığımız sonuç; tanrı vardır. Nede olsa kılıcın sapını ele alma durumları var. Sırf bu nedenle, her bir şeyi anladık ve biat ediyoruz. Bu konu kapanmıştır.

Hayyam tam bir anlam yüküyle şöyle diyor;

ey zaman bilmez misin ettiğin kötülükleri
sana düşer azapların, tövbelerin beteri
alçakları besler, yoksulları ezer durursun
ya bunak bir ihtiyarsın, ya da eşeğin biri...

Fuzûlî
16-08-2008, 21:57
9-10 yaşlarındayken düzenli olarak Susam Sokağı'nı izlerdim.
Edi ile Büdü favorilerimdi kuşkusuz.
Günlerden bir gün Edi ile Büdü'nün çok uzaklardan çok küçük yaşta bir kuzenleri çıkar gelir.
Kerata daha konuşmayı yeni söküyordur.
Bu saftorik aynı benim gibi yıkanmaktan hoşlanmaz.
Edi ile Büdü bunu yıkanmaya ikna etmek için türlü oyunlar uydururlar.
Sonunda küvete sokarlar.
Edi, çocuğun ilgisini küvetten ve yıkanma fiilinden uzaklaştırmak için küvete sevimli plastik oyuncaklar atar:
"aaa bak ördek kardeş de çip çip yapmak istiyor" diyerek.
Çocuk bu oyuna bayılır. "hehehey yasasın yasasın" diye çığırır.
Bu esnada Büdü de çaktırmadan vücudunu ovalar çocuğun.
Bu yolla küvete 5-6 sevimli plastik oyuncak atılır.
Her defasında çocuk "heeeey yaşasın yaşasın" diye çığırır.
Edi ile Büdü de ona türlü sesler çıkararak eşlik eder.
Tam bir curcuna havasında geçer banyo.
Derken Edi elinin altında hiç oyuncak kalmadığını farkeder.
Çocuk huysuzlanma emareleri gösterir.
Edi oyuncak bulma umudyla sağına soluna çaktırmadan bakmakta, bir yandan da çocuğun ilgisini dağıtmak için türlü sesler çıkarmaktadır.
Nihayet Edi, biraz da çaresizlikten, eline geçirdiği devasa boyutlarda ve korkunç görünümlü bir plastik köpek balığını ükvete atar:

"Aaa bak köpek balığı kardeş de çiip çiippp yapmak istiyor"

Bu münasebetsiz hamle nedeniyle kısa bir sessizlik olur önce.
Büdü ve Çocuk Edi'nin bu davranışına son derece şaşırmıştır.
Çocuk sadece "ne alaka?" manasında "ü?" der.

Sen de bu münasebetsiz/alakasız iletin nedeniyle bende sadece bir "ü?" alabilirsin, Spartacus kardeşim.

"elma ile armutu dolamışsın. Vardığımız sonuç; tanrı vardır. Nede olsa kılıcın sapını ele alma durumları var. "Kılıcın sapını ele alma"daki "alma"yı, yasak meyve olan "elma"yla karıştırdın galiba.
Kiiiiiiihhhhh!

Söylemediğim şeyler üzerinden bana laf atman garip olmuş.

spartacus
16-08-2008, 23:43
Fuzuli

Neyse daha fazla konuyu dağıtmayalım. Söylediğin şeylerden ya haberdar değilsin, ya da alaya alıyorsun.

"Zaman yoktur; hareketi saymaktan başka bir şey yapmıyoruz" dediğinizde, bir başkasının da "hareket yoktur, biz sadece mekan değiştiren bir cismin eylemini takip ediyoruz", "mekan yoktur; o, cisimlerin eylemlerinin yarattığı bir yanılsamadır" deme hakkı olduğunu unutmayın. " Fuzuli

Gördüğün gibi kritiğin ve yaklaşımın mükemmel. Şimdi tanrı vardır demezsek, yoktur dersek, başkasıda o halde madde de yoktur, evren de yoktur, hiç bir şey yoktur deme hakkına sahip olacak. Var demeli ki kılıç kınında, elma, armutla kalsın...

Fuzûlî
16-08-2008, 23:50
Pes zaten Spartacus!
Senin idrak ve muhakeme gücün karşısında sustum gitti, susarım.

HanifTürk
23-08-2008, 10:50
Zamanda yoktur mekanda yoktur bu bilimsel bir gerçekliktir peki öyle ise var olan nedir

spartacus
23-08-2008, 12:00
İçini kapsayan her şey mekandır. Mekan dışı değil içini kapsar ve içerdeki her şey mekanı oluşturur. Bu anlamda mekan vardır.

Zaman da, hareketin belirli referanslarla tanımlanmasıdır. Bu anlamıyla zaman vardır.

Hiç bir şey yoksa mekan da yoktur, şeyleri belirleyen mekan değil mekanı oluşturan şeylerdir. Madde yoksa bu anlamıyla mekanda yoktur. Buradan öznel bir çıkarım, olmazsa olmaz öznel bir anlam çıkartılacaksa -ki yapılabilir, "mekan yoksa demek ki madde de yoktur." Ancak nesnel, bilimsel açıdan bu, maddenin varlığı mekana bağlıdır şeklinde alınamaz. Mekan bir soyutlamadır.

Var ve yok ifadeleri ayrı ayrı ve tek başlarına mutlak, saltık ifadeler değildir. Bu ifadeler ne tek başına alınabilir nede tek başına kavranabilirler.

emirbey
12-01-2009, 02:39
acik bir dille yazilmis konu ile ilgili güzel bir makale :

http://www.harunyahya.org/evrim/yaratilis_atlasi/yaratilis_atlasi_kader_28_blm18.html

yucemanitu
12-01-2009, 04:01
Şimdi bu linkte başlarda özetle diyor ki bizim zihnimizdeki dış dünyanın kendisi değildir zihnimizde olan dış dünya hakkında edindiğimiz izlenimlerdir. Özetle bu anlatılıyor ardından bunun materyalizmi çürüttüğünü iddia ediyor. Bu maddenin mutlak ve sonsuz olduğu varsayımını çürütürmüş. Nasıl çürüttüğünü yazmıyor. Çürüttü deyip geçiyor. Ne alaka nasıl çürütüyor? Bir kere dış dünyayı bilemezsin ancak zihninde bıraktığı izlenimleri bilebilirsin (bu makale yazarının iddiası) bu durumda maddenin mutlak olup olmadığını söyleyip çürütemezsin de. Bu bir ikincisi Allah kavramı da bizim zihnimizin içinde bu şekilde makalenin yazarı farkında olmadan inandığı dini de çürütmüş. Şunu bunu bırak el insaf algı diyorsun yahu zihin diyorsun beyinsel süreçlerden bahsediyorsun. Yahu beyin de mi madde değil.
Zaman algısı başlığında ne anlatıyor, bir sürü uzun uzadıya laf şunu demek için: Olanı biteni algılayacak bir şuur olmasa algı da olmaz. Başlarda söylediğini evirip çevirip bir daha söylemiş. Ne bu şimdi Allah aşkına bunu makale yazmasa bilemeyecek olan var mı? Algı herhalde şuur olmasa olmaz ama orda bir madde varsa algıdan bağımsız olarak vardır. Şu an gözümü kapatsam bilgisayar yok mu olacak? Ya da gece uyurken zihnimiz algılamıyor diye etrafımızdaki cisimler yok mu oluyor?


Zamansızlığın bilimsel(?) Anlatımı başlığında Olanı biteni algılayacak bir şuur olmasa algı da olmaz iddiası tekrar edilmiş sadece buyur:

"uzay ve zamanın da sezgi biçimleri olduğunu, renk, biçim ve büyüklük kavramları gibi bunların da bilinçten ayrılamayacağını göstermiş"tir

"Zaman bir algıdan ibaret olduğuna göre de, tümüyle algılayana bağlı, yani göreceli bir kavramdır."

rengi ayırdedecek bir göz yoksa, renk diye bir şey olmayacağı gibi, zamanı gösterecek bir olay olmadıkça bir an, bir saat ya da bir gün hiçbir şey değildir."

Yahu algı zihinsel bir süreç elbette şuur olmasa algı da olmayacak ama madde şuur olsun ya da olmasın var. Yani bir şuur algılamadı diye maddenin var olma niteliği değişmez.

Kuran'da İzafiyet başlığında ne demiş?

Modern bilimin bu bulgularının bize gösterdiği sonuç, zamanın materyalistlerin sandığı gibi mutlak bir gerçek değil, göreceli bir algı oluşudur.
Hadi ya öyle mi demek materyalistler zamanın göreceliğini reddediyor. Bak bunu hiç bilmiyorduk. Ne güzel bir çarpıtma tıpkı evrimi insanın maymundan geldiği şeklinde açıklamak gibi.


Kuran ayetlerinde, zamanın izafi bir kavram olduğunu gösteren açıklamalar bulunur. Tabii Einstein zaten Kuran okumasa E=MC^2'yi de formüle edemezdi. Hem burada yazar gerçek Kuran'ı Kuran'ın kendisini algılamıyor ki. O zihninin içindeki Kuran'dan bahsediyor. Direk Kuran'la muhattap olması mümkün değil. Bunu daha yazının başındaki şu paragraf söylüyor:
Bu noktaya kadar anlattıklarımızla birlikte, gerçekte "üç boyutlu bir mekan"ın aslı ile muhatap olmadığımız, tüm yaşamımızı zihnimizdeki bir mekan içinde sürdüğümüz kesinlik kazanmaktadır. Bunun aksini iddia etmek, akıl ve bilimsellikten uzak bir batıl inanç olacaktır. Çünkü dışımızdaki dünyanın aslı ile muhatap olmamız mümkün değildir.

Surelerde bilime dair izafiyet teorisine dair zerre şey yok. Adam yıllarca uyumuş ve yiyeceği bozulmamış da eşşeği iskelet olmuş. Al sana bilim! Çok bilimsel, izafiyet var kütle çekim yasası var, plazma fiziği var..... Daha yığımla bilimsellik var.

Kader nedir? Kader inançtır. Kitapta yazar inanırsın ya da inanmazsın bunun bilimle falan alakası yok. Bunu da herkes bilir.
İnanırlar Tanrı'ya öbür dünyaya inanmak için taşa vurup bağırır mı bilmem ama hiçbir materyalist de maddenin gerçek olduğuna inanmak için taşlara vurup bağırmaz. Gerçi burada şu inanmak lafı ayrıca tartışılır materyalist için inanmak diye bir şey yoktur! Materyalizmin ne olduğunu materyalistin nasıl düşündüğünü bilmezsen kalkar Materyalisti de maddeye tapan mümin yaparsan aslında o yazı hakkında yorum yapmaya bile gerek yoktur. Ama yaptık bir hata.

emirbey
12-01-2009, 14:39
Şimdi bu linkte başlarda özetle diyor ki bizim zihnimizdeki dış dünyanın kendisi değildir zihnimizde olan dış dünya hakkında edindiğimiz izlenimlerdir. Özetle bu anlatılıyor ardından bunun materyalizmi çürüttüğünü iddia ediyor. Bu maddenin mutlak ve sonsuz olduğu varsayımını çürütürmüş. Nasıl çürüttüğünü yazmıyor. Çürüttü deyip geçiyor. Ne alaka nasıl çürütüyor?Okudugunuz bölüm 18. bölüm 17. bölümden itibaren anlatilanla birlikte diyerek basliyor 18. bölüme.

o yüzden size deyilmis ve gecilmis olarak geliyor buyrun 17. bölüm

http://www.harunyahya.org/evrim/yaratilis_atlasi/yaratilis_atlasi_madde_27_blm17.html


Aslina bakarsaniz bütün atlasi okumak cok daha fazla kazandirir (cünkü hersayfa bir öncekiyle baglantili) diye düsünüyorum bu sebeple ben basladim ..


Bir kere dış dünyayı bilemezsin ancak zihninde bıraktığı izlenimleri bilebilirsin (bu makale yazarının iddiası) bu durumda maddenin mutlak olup olmadığını söyleyip çürütemezsin de. Bu bir ikincisi Allah kavramı da bizim zihnimizin içinde bu şekilde makalenin yazarı farkında olmadan inandığı dini de çürütmüş. Şunu bunu bırak el insaf algı diyorsun yahu zihin diyorsun beyinsel süreçlerden bahsediyorsun. Yahu beyin de mi madde değil.
Zaman algısı başlığında ne anlatıyor, bir sürü uzun uzadıya laf şunu demek için: Olanı biteni algılayacak bir şuur olmasa algı da olmaz. Başlarda söylediğini evirip çevirip bir daha söylemiş. Ne bu şimdi Allah aşkına bunu makale yazmasa bilemeyecek olan var mı? Algı herhalde şuur olmasa olmaz ama orda bir madde varsa algıdan bağımsız olarak vardır. Şu an gözümü kapatsam bilgisayar yok mu olacak? Ya da gece uyurken zihnimiz algılamıyor diye etrafımızdaki cisimler yok mu oluyor?

Maddeler tabiki vardir ama nekadar var sizin onu görüp algiladiginiz kadar var.

Buda benim yükledigim bir video sadece zaman konusuna bir cevap verebilmek adina sorulariniza tam cevap bulabilmek icin 3 ciltlik yaratilis atlasini okumanizi tavsiye ederim..

video
http://www.zekiturk.com/dini-youtube-videolari/14435-zaman-kader-sonsuzluk-kavrami.html

Yaratilis atlasi
http://www.yaratilisatlasi.com/

yucemanitu
12-01-2009, 21:22
Sevgili emirbey kardeşim aslında kabul etmediğim fikirleri de okuyorum. Ateistim ama Kuran okuyorum, Kütüb-i Sitte okuyorum, İslam tarihini araştırıyorum. Asılan iletileri verilen linkleri okuyorum. Ama biraz da aklıma yatanları okuyorum. Alan Woods, W. Reich, Engels gibi. Başka bazı çalışmalarım da var. Sorumluluğu bana ait olan Mizah Köşesi'ni de bu aralar biraz ihmal ettim yani dürüstçe diyeyim ki benimsemediğim bir şeyin üç cildini okuyacak kadar vaktim yok. Mesela Materyalizmi reddeden birine Yaratılış Atlası'ndan daha kısa olan "Anti Dühring"in tamamını okumasını istesem o da belki bir kısmını okuyabilir tamamını değil onun da kendince sıkıntıları sorunları, araştırmaları, çalışmaları, hatta benimsemese de okuduğu materyalist kitaplar bilgiler vardır. Tamamını okuyabileceğimi zannetmiyorum ama tartışabildiğimiz kadarı üzerine fikir alış-verişi yapmak beni de memnun eder. Bir de ben bu algılama, dış dünya, metafizik-madde vs. tartışmalarını okumuştum da üniv. de (Branşım edebiyat ama iki dönem felsefe derslerinde ayrıca ders dışı bazı kitaplarda okudum) bunu da genel olarak (eğer siz de isterseniz)konuşabilir tartışabiliriz. Sevgiler.

kappapi
12-01-2009, 21:57
Bakmayınız, okuyunuz,
Zamanın Kısa Tarihi -S. Hawking

Huysuz
28-10-2011, 13:02
Konuyu güncelleyelim..Zaman 4. boyutmudur? Neden?

Khaos
28-10-2011, 13:09
zaman zihinsel bir soyutlamadır.
hareket denen niteliğin bir diğer hareket üzerinden ölçülebilecek şekilde niceliğe indirgenmesidir.

boyut derken neyin kastedildiği açık değildir.
fazlasıyla mistik bir savsatayı çağrıştırıyor.

Neva
21-08-2012, 09:39
Guncelleme.

hatac
21-08-2012, 14:33
Zaman gerçekliği olan bu bir olgu değildir. Bizim hareketi ölçmekte kullandığımız bir niceliktir.bu nedenle zamanın bükülmesi değil hareketin bükülmesi vardır. Güçlü çekim kuvvetlerinde hareket halinde olanın rotası bükülür yolu uzar bu zamanın yavaş akması falan değil yolun uzamasıdır.

*-----------------*
Kütle çekim öncesi

\..................... /
\---------------/

Kütle çekim sonrası yörünge kütle çekim kuvvetinden dolayı bükülür.

Zaman hareketi saymaktır, o da hareket gibi tanecikli bir yapıya sahiptir. Bu tanımlama yanlıştır sanki hareketten bağımsız bir zaman varmış gibi. Zaman görelidir. Göreli olan harekettir. Olmayanın nasıl bir göreliği olur ki. Hareketin olmadığı evrende, hareket yoktur. Zamanın yavaşlaması hızlanması da yoktur hareketin hızlanması ve yavaşlaması vardır. *

Selamlar.

Evet arkadaşım zaten Einstain de zamanın göreli olduğunu söyler.

DinsizKisi
12-12-2012, 15:29
Fizik yasalarının zamanda simetrisi, zamanın bir "yönü" olmadığını gösteriyor. Yani eğer ki tam şu andan itibaren zaman "geriye" akmaya başlasaydı bizim bunu farketmemizin imkanı yoktu. Çünkü fizik zamanda "geriye doğru" da aynı şekilde işlemeye devam edecek ve bu da algısal farklılığın olmamasına neden olacaktı.

Yani zaman "akmıyor", biz onu entropinin artışı yönünde -ki bu az önce açıkladığım ilkeye göre bütün yönlerdir- ölçüyoruz. Başka şeyler türünden. Kum saatinden akan kumun sayısı, saatin tiktakları vesaire. Bu evrenin kökeni sorusuna da ilginç varyasyonlar getiren bir çözüm aynı zamanda. Eğer ki zaman akmıyorsa, gerçekliğin yaratılması ya da başlangıca sahip olması gerekmez. Oysa zaman tam anlamıyla bir oka sahip olsaydı, evren gerçekten nihai bir başlangıç içerirdi.

moment
28-12-2012, 15:09
Önce zaman yoktur, yani zaman varlıktan önce gelmez. Biz maddenin iç yapısının sürekli bir hareket taşıdığını biliyoruz. Cisimciklerin birbirlerine göre hareket farklılıkları, hız değişimleri zaman değerini ortaya çıkarır. Bu farklılıklar cisimciklere bağlı zaman değeridir. Zaman yok dersek o zaman cisimciklerin hız farkları da tanımsız kalır. Yani her şey hareketin sürekliliğinde oluyor. Hareket yoktur dersek zaman için de yoktur deriz ama hareket maddenin mutlak özelliğidir.