Orijinalini görmek için tıklayınız : Allah'la Barışmak...
Averroes
30-04-2008, 22:05
İnsan biraz da alışkanlıklarına inanır aslında. Ateizm, hatta çoğu için İslamiyet, bir alışkanlığın benimsenmesidir. Bu anlamda takım tutmakla inanç benimsemek arasında bir fark yoktur. Bir insan bütün kahrediciliklerine rağmen nasıl Fenerbahçe'yi desteklemekten vaz geç(e)miyorsa, bir ateist de Tanrısızlığı savunmaktan vaz geç(e)mez. Çünkü ne anne-baba'dan müslümanlığı miras alan sözümona bazı müslümanlar, ne de ateistler bu yeryüzünün en güçlü alışkanlığını terk edemez.
O yüzden TAnrı'nın nerede olduğu, ne yaptığı sorusu inanırlar için büyük bir handikap olarak görülür. "O her yerdedir" denir ama aslında "bildiğimiz anlamda" (fiziki dünyada) yoktur. Görülmeyen şey olmamalıdır. Çünkü mantık gayet basittir: Göremiyorum o halde yoktur.
Oysa sevgili arkadaşlar size şu kadarını söyleyeyim; çok gizemli bir dünyada yaşıyoruz, bu gizemin faili görünmediği halde kendini o denli açık ediyor ki, "Tanrı'nın varlığı" konusuna oynadığımız bahiste şanslarımız bir anda eşitleniyor. Yeryüzündeki bazı hadiselere aklı başında cevaplar verilemeyişinin ( ve de verilemeyecek olmasının) doğal sonucudur Tanrı inancı. Ki bu cevap vermedeki acziyet her insanda vardır. Bu yüzden benim düşüncemde "mutlak ateizm" yoktur, olamaz. "Mutlak atezim" tanrısızlığı her durum ve şartta temel almaktır. Bu ise bir önkabülü gerektirir. Önkabül girdimi bir işin içine gelişime ve eleştiriye kapalısınız demektir. Siz kaç defa Tanrı'nın varlığıyla ilgili bir düşünce seansında "acaba" sözcüğünü mırıldandınız. "Acaba" varsa "ateizm" yoktur. "Acaba" yoksa bu sefer "önkabülcülük ve bundan doğan ciddiyetsizlik" vardır. Ciddiyetsizlik ise ciddiye alınmamalıdır. *İnancı konusunda “acaba” dediğinizi adım gibi bildiğim sizler nasıl oluyor da kendinize ateist diyebiliyorsunuz hala? İşin içinde “acaba” varsa, felsefeniz “ateizm”den “agnostisizm”e kaymıştır, ki agnostisizm ateizme oranla daha aklı başında bir felsefe okuludur.
Ateizm inançsızlık yönünde bilinçli bir talebin felsefesidir. Bir tümevarım değil, bir önkabüldür. Öğrenici değil, öğreticidir (didaktik). Eleştiri alma konumunda değil, saldırma pozisyonundadır. O yüzden ateistlerin tanrı bahsi açıldığında hiddetlendiklerini rahatlıkla görebilirsiniz. Bu hiddet bile aslında ona duyulan inancın bir göstergesidir. Çünkü ateist “Tanrı yoktur” demekle “Tanrı’nın yoklaştırılamayacağını” çok iyi bilmektedir. Sıkıntıdadır, çünkü “Ya varsa” sorusu beynini kemirip durmaktadır. Kestirmeden gidip beyninde zip’lediği ve kilit vurduğu “acaba”ları masaüstüne bir açıverse, onları bir okusa, bu kadar cesur olabilse, varlığıyla hesaplaşacak, ama sıkılı yumruklarla el sıkılmaz. O ise zaten bu konuda yumruğunun sıkılığıyla övündüğü için Tanrı’nın şimdilik açık ve uzatılmış halde bulunan ama bir gün mutlaka geri çekeceği eli tutmak için çaba sarfetmez. Onun yerine, beni de hayrette bırakan zekasını Aişe’nin yaşına, Hasan’ın üzümcüğüne, Peygamber’in espri anlayışına, Peygamber’in cinsel hayatı gibi teferruat konulara sarf ediyor.
Gelin burada bir ilki başlatın ve ateist arkadaşlarımız bu forumda,
“……………………………..’yi düşününce “acaba Allah olabilir mi?” diye düşünmeden edemiyorum” şeklinde bir itirafını bizimle paylaşsın.
*
Saygılar
schopenhaur
* * anlayamadıgın ve anlamak istemedigin şey şudur. Tanrı varsa var bizi zerre kadar ilgilendirmiyor, biz bu konuda düşünmüyoruz bile. Ne zaman ki bu tanrı bizden bir şeyler ister ve bizi yönlendirmeye, kendi varlıgını göstermeye çalışır onu o zaman düşünürüz.
* * Bir tanrı olmuş olsa bile şimdiye kadar benden bir talepte bulunmadı. Sizden bulundu mu bilemiyorum, ancak yok benden de bulunmadı diyecegine eminim. Ama bir takom sahtekarların hayalleri peşinde gitmeyi de reddediyoruz. Onların koyduklaı kuralları da reddediyoruz. Bir tanı varsa bile bana ceza ya da mükafattan bahsetmedi, cennet ya da cehennemden bahsetmedi, bana herhangi bir yaptırımdan bahsetmedi. Ama onun adına yola çıkan bir takım yalancılar bir egemenlik kastı kurmak için bir şeyler icar ettiler. Kendilerine biat ettirebilimek için kurallar koymaya çalıştılar ve yüzyıllardır insanlar bunlarla afyonlanıyor.
* * Bizin tanrı ile bir alıp veremedigimiz yok. Ama tanrı adına yola çıkanlarla, vahy aldıgını iddia edenlerle sorunumuz var. Biz bunlara inanmıyoruz, çünkü dediklerinin hiç bir şahidi yok. Sizin sorununuz da Muhammed. Öyle ise demagojiden vaz geçin. Siz bize Muhammedin tanrıdan vahy aldıgına dair bir şahit gösterin. En azından peygamberlerle yaşamış birinin tarihsel tanıklıgı olsun. Gösteremiyorsanız kerameti kendinden menkul insanların dediklerine de inanmamızı beklemeyin ve şu saçma tanrı tartışmasını da bir kenara bırakın.
* * Tekrar söylüyorum Tanrı varsa bizlerle ilgilenmiyor, ilgilenmek de istemiyor, kendisi ile ilgilenilmesini de istemiyor. Bundan eminim. İstedigine dair bir işaret aldıysanız bizle de paylaşın, ama ben almadım.
* * *saygılarımla
Acaba Tanrı olabilir mi diye düşündük diyelim arkasından ne gelecek ?
“……………………………..’yi düşününce “acaba Allah olabilir mi?” diye düşünmeden edemiyorum” şeklinde bir itirafını bizimle paylaşsın.
Acaba dediğin zaman mutlakı reddedrsin ki mutlak yoktur zaten.
Sen acaba diyebiliyorsan *teizmden uzaklaşırsın.
Acaba diyipte Allah'ı bulamazsın ancak kendini kandırırsın.
"Ateizm inançsızlık yönünde bilinçli bir talebin felsefesidir. Bir tümevarım değil, bir önkabüldür. Öğrenici değil, öğreticidir (didaktik). Eleştiri alma konumunda değil, saldırma pozisyonundadır. O yüzden ateistlerin tanrı bahsi açıldığında hiddetlendiklerini rahatlıkla görebilirsiniz. Bu hiddet bile aslında ona duyulan inancın bir göstergesidir. Çünkü ateist “Tanrı yoktur” demekle “Tanrı’nın yoklaştırılamayacağını” çok iyi bilmektedir. Sıkıntıdadır, çünkü “Ya varsa” sorusu beynini kemirip durmaktadır."
*Sana samimi yanıtlar vereceğim ama sözlerimi çarpıtmayacaksın schopen, bunu daha önce yaptığın için uyarma gereği duydum.
*Ya varsa sorusu sandığın gibi beynimi kemirmiyor, ama varsa varlığını kabul ederim elbette ama varlığının kanıtı nesnel olmalıdır. Musa konuşmuş, emmimin oğlu rüyasında görmüş kanıt değil benim için. Muhammed şöyle demiş, Kuran'da böyle yazıyorda kanıt olamaz.
*Sor şimdi taparmısın diye? Tapmam schopen, ama teşekkür ederim. Ben tanrıya hiddet kızgınlık duymuyorum 30 sene önce evet duyardım. Tanrıda yaratsa evren böyle olmalıydı ve tanrı dahi ne olacağını bilmemeliydi diye düşünüyorum. Ve Einstein'ın aksine tanrı zar atmıştır diyorum.
*Bu nedenle inanmanız yada inanmamanız hiç bir şeyi değiştirmez.
*Selamlar.
Cok yanlis anlamissin ateizmi shopen. Tanrinin varligi diye birseyi aklina bile getirmeyen birine, nasil tanriyla barismaktan bahsedebilirsin? Ateistlerin inanmadiklari bir varliga inat veya husumet beslemeleri ancak imanli birine gore mantikidir. Imanli zaten saskinlik icindedir nasil benim allahima inanmaz bu adamalar diye. Oylesine beyni yikanmistir ki, her yerde her seyde kendi a tanrinin emarelerine deliller gorurken, bu delilleri gormesinin nedeninin, kendi yaratici gucunun sonucu oldugunu bile farkedemez. Uncharted territory'dir ateizm herhangi bir imanli icin.
ozgur_beyin
01-05-2008, 08:25
sevgili şopen var olduğuna inandığın tanrı gibi konuşuyorsun. aranızdaki fark senin yazdıkların biraz daha tutarlı
olması. tanrın gibi kimseyi tehdit etmiyorsun o biraz daha hodbin ve gaddar.başına buyruk kimseye hesap vermem diyor. yanlış bir şey söylemişse siz onu bile ''nesh'' kalesinin içine koyarak savunuyorsunuz.
kulunun yardımına ihtiyaç duyan bir tanrı, nasıl bir tanrıdır
ortak yanınız ise aynı o kendine herkesi inandırmanın peşinde sende vekil avukat olarak aynı şeyi yapıyorsun.
sen diyorsunki vallahi billahi var. o da diyorki kaleme *incire zeytine ......... yemni olsunki ben varım.
varsada onun sorunu yoksada onun sorunu. *birbuçuk milyarlık bir aile olarak size mutlu hayatlar ve muştulu cennetler
ama çok inandığını söyleyen ,bazı gazeteci müslümanlar bu huri işine ve ahirete pek aklı yatmamışki , bu dünyadayken, peygamberlerinin izinden giderek fiili zina yapıyorlar. hemde edepsizce yapıyorlar.
ayrıca ''ya varsa'' sorunu , tatlı su kurnazlarının sorunu. benim hiç değil
schopende galiba ateizmi tanrıyı sevmeme olarak algılıyor bizim kendisiyle bi sorunumuz küslüğümüz yokki barışalım onun bizle problemi var ama sne ben araya girerim diyorsan olabilr *:lol:
bir tanrı varsa bile müslimanlıktaki hıristiyanlıktaki yahudilkteki tanrı değildir...
Sevgili Lestat çok doğru bir noktayı vurgulamışsın fakat bunda ateistlerinde kabahatlari olmalı öyle böyle algılanmalarına sebep ne ola ki.
*Selamlar.
Schopen,
*Eğer bir tanrı varsa dinlerin ve mensuplarının başı belada demektir(!)
Daha önceki yazılarımın birinden bir alıntı ile yanıtlamak istiyorum.
* "Bir yaratıcı asla olmamalı zira yaratıcı kul u gerektirir. Kul olmak ise iradenin bağımsızlığına engeldir. Kulunun iradesini bağımsız kılabilecek bir yaratıcı fikrinin de bana uygun olmadığını düşünüyorum."
* Sayın schopenhauer. Kullarının iradesini özgür kılacak bir tanrının olabileceğine inanıyor musunuz. (Tanrı buna kendisi bile inanmazdı bence.)
*
* Bir tanrı olsa idi eminim varlığının-yokluğunun tartışılmasına dahi izin vermezdi. Bu tartışmaların, *kendi yarattığı kulların birbirlerini doğramasına kadar ilerlediğini görmeyi hangi tanrı isteyebilir. Hangi tanrı kullarının oyuncak katillere dönüşmesine göz yumar. Tanrı var olsa dahi kendi yarattıklarına bu denli zulmedecek kadar sadistmidir.
*Bunların tümünü geçin ama tek bir sorumu yineliyorum.
*Kullarının iradesini özgür kılacak bir tanrı olabilir mi?
Tartışmasız bir şekilde tanrı vardır. Adı da yanılmıyorsam spartacus ün bir yerde bahsettiği hebelehübü. Ben bu tanrıya inanmaya karar verdim. O en büyük yaratıcıymış. Kendisine inanmayanlara da inanılmaz derecede ağır cezalar verecekmiş. Kuran'da anlatılan cezalar Hebelebühü'nün verecekleri yanında ödül sayılır. Ateistler ve diğer dinlere inananlar için büyük azap varmış. Hatta dinlere inananların hiç şansı yokmuş. Açıkçası çok korktum. Spartacus'ün de Hebelehübü'den vahiy aldığını duydum. Ancak şimdilik bizden ne istediğini, nasıl ibadet yapılacağını bilmiyorum. Diyeceksiniz ki Hebeblehübü'nün varlığına dair kanıt varmı? Kanıta ne gerek var. İlla şiirsel bir ifadeyle kağıda yazılıp kitap haline mi getirilmesi gerekir? Ya doğruysa o zaman ne yapacaksınız. Akıllı olan Hebelehübü' ye inanır, itaat eder benden söylemesi.
lionking
01-05-2008, 17:26
Sayin schopenhauer,
bir insan tanrinin varligina inanirsa *tanrida *birsey *fazlalasmaz *inanmasada *birsey eksilmez,göründüyü *gibi *tanri *düsünceyi ve inanci *hür birakmis *ama *bu özgürlüye *dindarlarin ve dindar *görünenlerin *hic tahammülü *yok,,neden acaba?.
sahsen bu özgürlük benim cok hosuma gidiyor *herkes ayni tornadan cikmis ayni mamül gibi olsaydi * hayatin *ne tadi *olurdu?
bence gücünüzü ve enerjinizi insanlari *mantiksiz seylere inandirmaya harcamayin tam aksine *allah in adiyla insanlara ve diyer canlilara zulüm ve iskence yapan orangutanlara karsi *harcayin,dünyanin bircok yerinde allah dan dolayi *ne zulüm görenler var,allaha küfretdi diye arabistanda *bir insan 13 aydir *tutuklu ve kafasi ne zaman kesilcek diye bekliyor,,bu adamin psycholojisini düsünebiliyormusun,,bu adam allaha *küfür etmis olsa bile *herseye kudreti yeten allahin *zoruna gitmiyorda * araplarin zoruna gidiyor,,sana mantikli geliyormu,,etmis olsa bile neden birakmiyorlar *allah öbür tarafda kesdisi hesaplassin veya bu tarafda *kendisi hesaplassin.
adil ve dürüst bir insan oldugundan eminim,bu yüzden *saygilarimi sunuyorum *ayrica selamda ediyorum..
schopen bnm sana bi sorum var:
“……………………………..’yi düşününce “acaba Allah olmayabilr" diyormusun???????????
bunun itrafını yapmanı istiyorum
metalheart
01-05-2008, 18:00
schopen
ben hiç hiddetlenen ateist görmedim.
bilakis hiddetlenen kesim farklı.
yok diyince nasıl yok olmaz diyorsan var diyince de var olmuyor maalesef...
her türden , dindan inanışa saygım var hem de sonsuz..ama inançları zihinlerinde kalıp , baskı oluşturmadığı takdirde.
dipsiz kuyuda taş aramanın anlamı yok....
DreiMalAli
01-05-2008, 19:28
Allah bana niye küsmüş yav?
Ve şimdi neden barışmak istiyor?
Hem barışmak istiyorsa, neden kendisi gelip de adam gibi kendisi söylemiyor?
Bir kaç bin yıldır zırt pırt elçi melçi gönderip kamuoyu yoklaması mı yapıyor?
Allah televizyona çıkıp barışmak için demeç verdi de ben mi seyretmedim?
Gazeteye ilan verdi de okumadım mı?
Bayramda seyranda elimi öpmeye geldi de elimi mi vermedim?
Yoksa bayram harçlığı vememek gibi bir kusur mu işledim?
Gönderdiği elçiler de beni Allahla barıştırmak istiyorsa, Allahı kulağından tutup getirsin. Böyle boş yere bol bol laf kalabalığı yapmasın?
En iyi davranış tarzı ama, Allahın bir derdi varsa gelsin kendi söylesin.
Laf ebelerini araya koymadan, kendi diliyle söylesin derdini.
O zaman adam yerine koyar dinlerim kendini belki
Ama araya torpilli birilerini koymakla olmaz bu işler.
Rüşvet müşvetle adım çıksın istemem.
Sevgiler
Ben de Pembe Unicorn un osuruğundan big bang lemiş evrenleri ile kısıtlı kalmıyorum akropol haklısın. Hebelehübü nün de hapşırık tozlarından kutsal güçler olduğunu duymuştum seni onaylıyorum. Başka yazımda da belirttiğim gibi Allah pembe Unicorn dan osuruktan evrenlere karışıp kendini tek zanneden evrene nazaran sonsuz yetkinliğe sahip kılları olduğunu zaten söylemiştim. Hatta Pembe Unicorn osuruğunu takip etmeyip umursamadığı için bunu garip bi tesadüf sonucu benim gibi önemsiz birine bildirdiğini kitap a inanılmaya da hacet duymadığını zıplamaktan mesut olduğunu da söylemiştim. Rahat olun yani hebelebühü de geçici. :D
Canım sıkıldı biraz analiz yapayım.
İnsan biraz da alışkanlıklarına inanır aslında. Ateizm, hatta çoğu için İslamiyet, bir alışkanlığın benimsenmesidir. Bu anlamda takım tutmakla inanç benimsemek arasında bir fark yoktur. Bir insan bütün kahrediciliklerine rağmen nasıl Fenerbahçe'yi desteklemekten vaz geç(e)miyorsa, bir ateist de Tanrısızlığı savunmaktan vaz geç(e)mez. Çünkü ne anne-baba'dan müslümanlığı miras alan sözümona bazı müslümanlar, ne de ateistler bu yeryüzünün en güçlü alışkanlığını terk edemez.
O yüzden TAnrı'nın nerede olduğu, ne yaptığı sorusu inanırlar için büyük bir handikap olarak görülür. "O her yerdedir" denir ama aslında "bildiğimiz anlamda" (fiziki dünyada) yoktur. Görülmeyen şey olmamalıdır. Çünkü mantık gayet basittir: Göremiyorum o halde yoktur.
Bakış açısı doğru ancak ateizm noktasında bir inananın asla anlayamadığı nokta hariç. Ateistler tanrının olmadığına inanan kişiler değildir. Olmadığını bilirler çünkü nereden geldiği bellidir. Bilgisizlik,cehalet,sığınma arzusu,ölüm korkusu,narsizm. Alışkanlık noktasında inanmayacağım diye bir şartlanmaları yoktur, ateistler inananların aksine inançlı kişilerdir, yaratıcı ve Allah da dahil doğa dışı insan yapısı Putların hiçbirine inanç ve kabul göstermezler.
Ancak onlar bilemeyecekleri şeyleri genel bir insan imgesi içine sıkıştırıp gizli bilgiye mazhar oldukları şeklindeki zavallı bir ölümlü varlığın kendini olduğundan yüksekte arzulama kibirine de sahip olmadıkları için doğayı mitolojik kavramlarla kişileştirmezler. Bu noktada alışkanlık aslında inanandadır. Ondan önce var denilmiş diye kesinlikle varolduğunu düşündükleri bir yaratıcıya inanma şartlanması içindedir inançlı olduğunu söyleyen kişi. Sorgulamaları da taraflıdır her öğrendiğini tekillere ya da tümellere dönüştürüp varlık bilimsel bir öznel mana yükleyerek kendini bu fikir ile özdeşleştirir. Görülmeyen şey olmamalıdır inançları yoktur ateistlerin, sadece insan olmanın sınırını bilmenin neden olduğu bir alçak gönüllülüğe sahiptirler genellikle. Kendini tanrıbilimci gösteren inanan ise aslında kendisi tanrılığa soyunmuş kibir ve gurur manyağı olup yetkinlik arayışında kendi bilincini de yitirmiştir.
Birtakım metinlere ve efsanelere,salt kurgudan ve fantastik tasarıdan ibaret kutsallığı sorgulama yetenekleri tamamen yok olduğu için, *bu alışkanlıklarından kurtulamazlar. Görünmeyenin bilinmeyenin olma olasılığı gibi saçma şeylerle uğraşırlar. Oysa göremeyen bilemeyen insanın bilgi ve yetkinlik sınırıdır, ötesi hakkında atıp tutmak tüm yaşamın geçtiği fizik dünya dışında bir gerçeklik olduğuna dair ihtimal barındırmaz.
Dindarlar bu noktada kendi iç çelişkilerinin neden olduğu ezilmişlik hissi ile bunun olduğundan emin konuşmayı farklı bakış açısı sanarak; ateistlerin tanrının olmadığına, görünebilirin ötesi olmadığına inandıklarını sanırlar, anlama sınırları ancak bu kadarını kavrayabilir. Oysa ateist yeryüzündeki 7 milyar insan hakkında kesin bir psikolojik tespit yapılamayacağını bildiği gibi, doğa hakkındaki sınırının da farkında olan insandır. Yani doğayı çözememiş oluşunu kendi benzeri bir varlığın doğaya şekil vermesi şeklindeki anthropocentric *indirgeme vasıtasıyla bu hırsını dengelemeye çalışmaz, o bu narsist hırsından kurtulur. Bunun dışında bilmediği için doğa ötesi varlıklar uydurup onlar üzerinden insan biçimci şekilde doğayı betimlemeye de çalışmaz. Görünemeyen yoktur da demez; görünemeyen, ölçülüp bilinemeyen hakkında agnostiktir ateizm. Agnostisizm, bilinemeyecek görünemeyecek varlıktan ve bilgiden bahsederken,ateizm dindarın bilinemeyen görünemeyen sözde asıl varlık hakkında agnostik olamamasına ve kesin hüküm verebilmesi ile alay eder. Çünkü ölçülüp bilinnip görünemeyecek şey aynı zamanda hakkında fikir de yürütülemeyecek şey dir bu konuda hüküm vermek ise psikolojik bir rahatsızlık olsa gerektir. *Bu düşünsel bir ihtimal değil, kendi yarattığı put u herşeyin sebebi sanan putperest soyutlamadan başka bir şey değildir. İnanan ise yaratıcı, Allah gibi tekil ya da herşey yerine geçirdiği tümel in Put olduğunu kabul etmeyen kişidir. Ancak bu reddedişi de bu gerçeği değiştirmemektedir somut pratikler anlamında.
Oysa sevgili arkadaşlar size şu kadarını söyleyeyim; çok gizemli bir dünyada yaşıyoruz, bu gizemin faili görünmediği halde kendini o denli açık ediyor ki, "Tanrı'nın varlığı" konusuna oynadığımız bahiste şanslarımız bir anda eşitleniyor. Yeryüzündeki bazı hadiselere aklı başında cevaplar verilemeyişinin ( ve de verilemeyecek olmasının) doğal sonucudur Tanrı inancı. Ki bu cevap vermedeki acziyet her insanda vardır. Bu yüzden benim düşüncemde "mutlak ateizm" yoktur, olamaz. "Mutlak atezim" tanrısızlığı her durum ve şartta temel almaktır. Bu ise bir önkabülü gerektirir. Önkabül girdimi bir işin içine gelişime ve eleştiriye kapalısınız demektir. Siz kaç defa Tanrı'nın varlığıyla ilgili bir düşünce seansında "acaba" sözcüğünü mırıldandınız. "Acaba" varsa "ateizm" yoktur. "Acaba" yoksa bu sefer "önkabülcülük ve bundan doğan ciddiyetsizlik" vardır. Ciddiyetsizlik ise ciddiye alınmamalıdır. *İnancı konusunda “acaba” dediğinizi adım gibi bildiğim sizler nasıl oluyor da kendinize ateist diyebiliyorsunuz hala? İşin içinde “acaba” varsa, felsefeniz “ateizm”den “agnostisizm”e kaymıştır, ki agnostisizm ateizme oranla daha aklı başında bir felsefe okuludur.
Klasik bir dindar metaforu daha. Çok gizemli değil,gizem bir açıklama değil. Bilmediğimiz bizim etkilemediğimiz yani bizden bağımsız, bizim tasarrufumuz dışında birçok şeyler oluyor. Gizemin faili değil doğa yasaları. Bunları yapan biz değiliz. Bu demek değildir gizli biri yapıyor. Karnın ağrırsa görünmeyen algılanmayan gizemli boksör karnını yumrukluyor demek değildir. Bunların bir kısım nedenlerini biliyor,bilemediklerimizi de araştırıyoruz. Bu durumda eşitlenen birşey yok. Bilmediklerimizin ve bildiklerimizin hepsinden görünmez algılanamaz varlık uydurup ona bağlamak ile bildiklerimizin olduğu gibi henüz bilmediğimiz doğaya dair işleyiş madde enerji yasalarının varlığından konuşmak aynı şey değildir. Biri öznel fantaziler eşliğinde doğayı algılanamayan gizemli varlığa mülk ederek doğayı edilgen kılar diğeri araştırıp geliştirir ve ilerleme sağlar. Bu yüzden mutlak varlık yoktur ve zaten ateizm mutlak olan bir ilk töz düşünmediği için mutlak varlık uyduran düşünceye gülümser. Çünkü o sadece ne olur inanın belki vardır demek suretiyle kendinden menkul öznel ispat yaparken ateizm bilebileceği olgulara dayalı bilimsel düşünceyi benimser uydurma fantazi üretip ona bağlamaz. Önkabulü gerektiren yaratıcı,tanrı inancıdır. Çünkü kanıtı ve görünümü olmayıp salt kafada imgelenen doğanın kişiselleştirilmesi olduğundan salt önkabule dayalıdır. Dolayısıyla ateizm de bu uydurmayı eleştirir. Yine dolayısıyla olmayan birşeyi ya varsa diye ortaya atıp bilimi ve maddeyi düşünmeyen görünmez bilinmez varsayım ortaya atıp buna inanılmasını isteyen yalandan tasarımlara dogma denilir ve dogma kendinden menkul olduğu için eleştiriye ve gelişmeye kapalıdır. Yani savı sadece sav olmasından ibaret olduğu,dolayısıyla buna inanmayı gerektirdiği için gelişemez çünkü sav sorgulanırsa inanç ve tanrı da puf olacaktır başka dayanağı olmadığı için.
Acaba tanrı var mıdır diye sorulmaz çünkü bu acabaya neden olacak açıklanamayan olgular mevcut değil,bilinemeyenler mevcuttur. Kimse bilmediği şeyi uyduruk kişisel varlıklara dayandırmak zorunda da değildir. Çünkü inanan kişi zaten acaba inandığım dıoğru mu diye soramamakta inancını korumak dışında hiç bir şey yapamamaktadır. O yüzden yalancı ve ciddiyetsiz olan da kendisidir karşıdan istediği acaba sorusunu kendi soramaz ama acaba diye sorgulayandan zorla buna ihtimal vermesini ister hep buna dair isteklerde bulunup kendi öznelimnni nesnel e dayatmaya çalışır hiç bir kanıt olmadan. O yüzden gülünüp geçilmeli, kendini boşluğunu ciddiye aldırmak için boş laflarla karşıyı ciddiyetssizlikle suçlamasına da somut olgulardan hareketle elde edilebilecek kanıttan yoksunluğun çaresiz çırpınışı gözüyle bakılmalıdır. Daha da komik olan kendi inanmadann yaşayamadığı ve bağımlı olduğu için bağımsız düşünceyi kendine benzetme çabasına kahkahalarla gülünmelidir. Çünkü ateist in değil sadece kendinin inandığından emindir ama bilmediğinden neye inandığını bilmemekte bu bilgisizlik yüzünden de herkesi kendi gibi cahil ve çaresiz sanmaktadır. Kendi kendine emin olup herkesi dindar ilan eder ateist i bile. Agnostik olması gereken de bilinmeyen görünmeyen hakkında kesin konuşan bir komedi düşünsel biçim düşünüldüğünde asıl kendisidir. Hiç olmazsa reddedilmekten kurtulacağı için agnostisizm i daha mantıklı bulması kendi akıl dışı tutumunun sonucu olup, en akılsızca düşünen ve davrananın bu noktada kendisi olduğunun farkına varmaz. Çünkü kendi agnostik olamaz olursa putuna olan inancından şüphe duyması gereklidir. Dolayısıyla agnostikin çekimser olduğu noktada sadece kendisinden daha mantıklı olduğu söylenebilir bu konuda dindar gibi bilinmeyen üzerine kesin konuşmayı reddettiği için hiç olmazsa. Felsefe okullarını da inananlar en doğru ateistler en yanlış şeklinde yine çok bilmiş cehaleti ile ölçülendirir kendinden menkul öznel değerlendirme ile.
Ateizm inançsızlık yönünde bilinçli bir talebin felsefesidir. Bir tümevarım değil, bir önkabüldür. Öğrenici değil, öğreticidir (didaktik). Eleştiri alma konumunda değil, saldırma pozisyonundadır. O yüzden ateistlerin tanrı bahsi açıldığında hiddetlendiklerini rahatlıkla görebilirsiniz. Bu hiddet bile aslında ona duyulan inancın bir göstergesidir. Çünkü ateist “Tanrı yoktur” demekle “Tanrı’nın yoklaştırılamayacağını” çok iyi bilmektedir. Sıkıntıdadır, çünkü “Ya varsa” sorusu beynini kemirip durmaktadır. Kestirmeden gidip beyninde zip’lediği ve kilit vurduğu “acaba”ları masaüstüne bir açıverse, onları bir okusa, bu kadar cesur olabilse, varlığıyla hesaplaşacak, ama sıkılı yumruklarla el sıkılmaz. O ise zaten bu konuda yumruğunun sıkılığıyla övündüğü için Tanrı’nın şimdilik açık ve uzatılmış halde bulunan ama bir gün mutlaka geri çekeceği eli tutmak için çaba sarfetmez. Onun yerine, beni de hayrette bırakan zekasını Aişe’nin yaşına, Hasan’ın üzümcüğüne, Peygamber’in espri anlayışına, Peygamber’in cinsel hayatı gibi teferruat konulara sarf ediyor.
Gelin burada bir ilki başlatın ve ateist arkadaşlarımız bu forumda,
“……………………………..’yi düşününce “acaba Allah olabilir mi?” diye düşünmeden edemiyorum” şeklinde bir itirafını bizimle paylaşsın.
Ateizm inançların uydurma olduğunun anlaşılmasından sonra ortaya çıkmıştır. Yoksa inançsız olan dindardır ateizme göre doğa yerine insan merkezli somut veya soyut putlara inanmayı bilgi sandığı için din ve inancın. Salt sav a ve bu sav a iman a dayalı olan inanç olduğuna göre önkabul olan inançtır. Ateizm olmayan birşeyle uğraşmaz dolayısıyla tanrı varmış da inanmıyormuş taklidi yapmaz. Bu dindar kişinin hayat felsefesidir. Hiç bir şey bilmeden biliyormuş gibi davranıp bilmediği şeye bağlıymış gibi göstermek ve bu yolda herkesi ikna etmeye çalışma felsefesi. Böylece bu saçma yalana ortak bulup kendini tatmin edebilecektir. Ateistler tanrı bahsi açan kişilerin ne derece kendinden menkul ve cahilce herşey ve herkes hakkında ahkam kesmesinden ötürü bu kadar da saçma konuşulmaz şeklinde tepki gösterir. Dindar ise asıl tanrıya inanılmıyor oluşuna her türlü muhabbette saçmalamanın işkembeden atmanın ötesine geçemediği için hiddetlenip önüne gelene insanlık ve ahlak dersi veren, gerektiğinden fazla kelimeyle bildiğinden fazlasını anlatmaya uğraşan yani hiç bir şey anlatamadan boş konuşan kişilere denir. O yüzden üstüne gidildikçe çileden çıkıp ahkam kesme dozajını ve kibirini kabartır. Çünkü Dindar, Tanrı var demek ile Tanrı varlığının ispat edilemeyeceğini bilmektedir. Bu yüzden yokluğu ispat da edilemiyor saçma savunması ile kvırır. Oysa zaten olmayan birşey için olandan hareketle olmadığı ispatlansa da Tanrı salt sav a mutlak önkabulsel iman olduğundan öznel olarak cehalet ile korunabilmektedir. Sıkıntıdadır çünkü ne hayat ne doğa kanunları ne de bilim ona kulak asmamakta tanrı bir türlü görünmemektedir. Korku içindedir çünkü eğer bir tanrı yok ise yakarıp sızlanabileceği günah çıkarıp bağışlanmak isteyebileceği birşey kalmayacaktır. O yüzden salt Ateistlere düşünsel savaş açıp boş edebiyat yaparak kendini avutur sadece. Çünkü anlamayı unutmuş ezberi ve önkabule mutlak bağlılık ile yaşamaktadır. Beynini hiç kullanmaz aynı şeyleri tekrar edip durur tek söylediği de "Tanrı var" dır. Tüm aklı bir ihtimale dayalıdır o ihtimalde uydurmadır inanmak isteyerek inanır bildiğinden değil. İnanmaz ise narsizmi zedelenir bilemeyeceğinin öleceğinin farkına varır. İmana dyalı yaşar hiç bir olay bu imanı açamaz sımsıkı şekilde herşeye gözü kapalıdır duymaz görmez, Tanrı tanrı diye tutturur tek bildiğini sandığı şey budur ve bununla övünür. Ama yinede ölecektir emin olamadığından dolayı da çırpınır durur birinin onu onaylaması için yırtınır. Akıl dışı düşündüğü için de önkabul ve iman dışında hiç bir gerçekliğe sahip olmadığından ötürü, Dinin tarihsel çelişkilerine değinen akıl sahiplerinin herşeyi sorgulayabilen kutsallardan bağımsız düşüncelerine bir anlam veremez çünkü kendisi bunları sorgulamaktan acizdir, onlar kendince kesin ve sorgulanamaz mutlak doğrudur. Teferruatlar noktasında kendisi tüm bilimi reddedip tanrı var savı ile herşeyi bildiği saçmalıkları ortaya atarken,ateist in dinin kökenine dair Peygambere cinsel hayatına ve dolayısıyla dinin çelişkilerine yönelik kafa yormasına hayret eder. Çünkü ne neye inandığından ne de kendinden haberdardır sadece tanrı var sav ı ile birşey anlatmış olduğunu sanır.
Ey dindarlar! Gelin burada bir ilk e imza atın
Doğayı düşünün ve onun kişisel insan merkezli insan biçimci bir aklın insanca plastik tasarımı değil,kendi özdüzenlemesi ve işleyişi ile oluşabilen etkin bir varoluş olup aklı ve insanı ve tüm düşüncelerine de evrilebileceğine bir defa olsun alternatif olsun ihtimal verip düşünebilin de şaşırtın ateistleri. Yoksa susun çünkü ateist tanrının olmazlığı hakkında da düşünmez doğaya bakar sadece insan uydurmalarına putlarına idealizmine değil.
gozeneli
01-05-2008, 21:59
Gelsin ,Muhamed'le görüştügü gibi benlede konuşsun ,bazı sorularımı yanıtlasın o zaman barışırım.
Öyle bir zamana kadar küsüs.
Kıyamet suresi, 4. ayette;
Ali Bulaç 4- "Evet; onun parmak uçlarını dahi derleyip-(yeniden) düzene koymaya güç yetirenleriz." *
Diyanet Vakfı 4. "Evet, bizim, onun parmak uçlarını bile aynen eski haline getirmeye gücümüz yeter." *
Edip Yüksel 4. "Evet; parmak uçlarını bile düzenlemeye gücümüz yeter." *
Elmalılı Hamdi Yazır 4-"Evet derleriz, parmak (uç)larını bile tesviyeye (eski haline getirmeye) gücümüz yeter!" *
Süleyman Ateş 4. "Evet, toplarız, onun parmak uçlarnı düzenlemeğe gücümüz yeter." *
Yaşar Nuri Öztürk 4 "Hayır, sandığı gibi değil! Biz onun parmak uçlarını da tam bir biçimde düzenlemeye gücü yetenleriz." *
deniyor. Şimdi aşağıdaki linkte yer alan haberi okuyalım.
http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Domuz_pisliginden_gelen_muciz e_176071_7&tarih=02.05.2008&Newsid=176071&Categoryid=7
Haberin özellikle, "Sadece dört hafta içersinde kopuk uzvun yerine yeni bir parmak oluşurken, dört ay içinde ise parmağın durumu eskisinden ayırt edilemeyecek kadar iyiydi. " bölümüne dikkatinizi çekerim.
Bunu yapan bilim adamı Dr Stephen Badylak Allah olmasın sakın ey inananlar. :roll: *:?: *:D
gozeneli
02-05-2008, 21:52
Dr Stephan Badylak senle barışmak istiyorum af et kulunu.
lionking
09-05-2008, 02:39
schopenhaur
* * anlayamadıgın ve anlamak istemedigin şey şudur. Tanrı varsa var bizi zerre kadar ilgilendirmiyor, biz bu konuda düşünmüyoruz bile. Ne zaman ki bu tanrı bizden bir şeyler ister ve bizi yönlendirmeye, kendi varlıgını göstermeye çalışır onu o zaman düşünürüz.
* * Bir tanrı olmuş olsa bile şimdiye kadar benden bir talepte bulunmadı. Sizden bulundu mu bilemiyorum, ancak yok benden de bulunmadı diyecegine eminim. Ama bir takom sahtekarların hayalleri peşinde gitmeyi de reddediyoruz. Onların koyduklaı kuralları da reddediyoruz. Bir tanı varsa bile bana ceza ya da mükafattan bahsetmedi, cennet ya da cehennemden bahsetmedi, bana herhangi bir yaptırımdan bahsetmedi. Ama onun adına yola çıkan bir takım yalancılar bir egemenlik kastı kurmak için bir şeyler icar ettiler. Kendilerine biat ettirebilimek için kurallar koymaya çalıştılar ve yüzyıllardır insanlar bunlarla afyonlanıyor.
* * Bizin tanrı ile bir alıp veremedigimiz yok. Ama tanrı adına yola çıkanlarla, vahy aldıgını iddia edenlerle sorunumuz var. Biz bunlara inanmıyoruz, çünkü dediklerinin hiç bir şahidi yok. Sizin sorununuz da Muhammed. Öyle ise demagojiden vaz geçin. Siz bize Muhammedin tanrıdan vahy aldıgına dair bir şahit gösterin. En azından peygamberlerle yaşamış birinin tarihsel tanıklıgı olsun. Gösteremiyorsanız kerameti kendinden menkul insanların dediklerine de inanmamızı beklemeyin ve şu saçma tanrı tartışmasını da bir kenara bırakın.
* * Tekrar söylüyorum Tanrı varsa bizlerle ilgilenmiyor, ilgilenmek de istemiyor, kendisi ile ilgilenilmesini de istemiyor. Bundan eminim. İstedigine dair bir işaret aldıysanız bizle de paylaşın, ama ben almadım.
* * *saygılarımla
Sayin Dilaver,TANRICI olmama ragmen yazini keyifle okudum,diyebilirimki keyifle okudgum on yazidan biriydi,durusuna hayran kaldim.
saygilar
sevgili schopenhauer;şu linke bir bak bakalım, öfkeli olan kimlermiş?:)
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=5486
Bu arada, genellikle tüm inananlarda olan önyargılardan birisi sende de var anlaşılan.Barışmak fiili, ancak sizin açınızdan var olan bir varlıkla beraber mümkündür.Yani ateist, allaha şiddetle düşmanlık beslediği için onu kabul etmeyen kişi değildir.Ona göre insanın, var olmayan birşeye karşı öfke duyması da söz konusu değildir ki zaten.
Size şöyle bir misal vereyim.Diyelim ki şimdi ben size karşınızda oturan bir peri olduğunu söylüyorum.Sizi gözetliyor, hareketlerinizin her anını biliyor diye telkinde bulunuyorum.Perilerin varlığına inanmayan siz, o periye karşı ne kadar uğraşsanızda öfke duyamazsınız.Duyduğunuz öfke olsa olsa bana karşıdır.Nasıl böyle saçma sapan birşey uydurabiliyorsun diye kızarsınız belki de bana.Onun için, ateistlerin eğer duydukları bir öfke varsa, bu salt tanrının kişiliğine değil, onu dayatıcı bir anlayışla kabul ettirmeye çalışan anlayışa karşıdır.
sevgiyle kalın...