mutluluk35
25-05-2008, 08:44
Avrupa Toplulukları Adalet Divanı ATAD, (1) 20 Eylül 2007 tarihinde vermiş olduğu karar ile, hizmet sunumu ya da edinimi için Avrupa Birliği’ne giden Türklere vizesiz 25 Avrupa Birliği ülkesine seyahat edebilmesine imkan sağlayabilecek bir karar almıştır.ATAD, Veli Tüm ve Mehmet Darı adlı iki Türk’ün işyeri açmalarına izin verilmemesi üzerine yaptıkları başvuruyu 20 Eylül 2007 tarihinde karara bağlam-ış, 1973’ten sonra ülkelerin Türk vatandaşlarına tanıdığı hakları kısıtlamaya yönelik bir düzenleme yapamamayacağını belirtmiştir.
Avrupa Birliği hukuk sistemi içinde daha önce de iki kez Türk vatandaşlarının vizesiz seyahat haklarını kullanabilmelerini öngören kararlar alınmıştı. 2000 tarihli Abdulnasir Savaş ve 2003 tarihli Abatay Şahin davalarında da Avrupa hukuk sistemi, 1973 tarihli Katma Protokol maddelerinin uygulanması gerektiği sonucuna varmıştı.
Katma protokol ,1963 tarihinde ‘Türkiye ile AET arasında Ortaklık Yaratan Ankara Antlaşmasına’ dayanır.Bu antlaşma tam üyeliğe yönelik bir ortaklık antlaşmasıdır.Antlaşma uyarınca ,ortaklık rejiminin uygulanmasını sağlamak amacıyla ‘ortaklık konseyi’ kurulmuştur.Ortaklık Konseyi kararla-rının(OKK),supranasyonel (ulusüstü) niteliği,bir başka T.C vatandaşı olan Sevince’nin oturma izni ile ilgili davasında ATAD tarafından vurgulanmıştı. 2/76 sayılı Ort. Kon. Kararı´nın 2. maddesinin 1. fıkrasının b bendinin, 1/80 sayılı kararın 6. maddesinin 1. fıkrasının ve 2/76 sayılı kararın 7. maddesi veya 1/80 sayılı kararın 13. maddesinin her üye ülkede „doğrudan uygulamayı“ içerip içermediği hakkında ATAD’a verilen önsoru isteminde mahkeme, “Topluluk tarafından üçüncü ülkelerle yapılan bir anlaşmanın bir hükmü, eğer bu hüküm metni ve ilgili olduğu anlaşmanın anlam ve amacı açısından yerine getirilmesi bir başka eyleme bağlı olmayan açık ve kesin yükümlülük içeriyorsa, doğrudan uygulanabilir olarak değerlendirilmek durumundadır’’ hükmünü vermişti.
1976 tarihli 2/76 sayılı karar ile,Türk işçilerinin AT işgücü piyasasında serbest dolaşımının,Katma Protokolün 36,Ankara antlaşmasının 12. Maddelerinde belirtilen ilkelere uygun olarak,1986’ya kadar aşamalı olarak gerçekleştirileceği öngörülmüştür.
1980 tarihli OKK ise şöyledir:’’ Topluluğun üye ülkeleri ve Türkiye,bu ülkelerde kanuni olarak oturan ve çalışan işçilerin ve onların aile fertlerinin işe girme şartlarına uygulanacak yeni kısıtla-malar getiremezler’’.(standstill ,yani geriye doğru kötüleştirememe ilkesi vurgulanmıştır).Nitekim bir başka Türk işçisi olan Kazım Kuş davasında da ATAD, 1/80 Sayılı Karar´ın 6. maddesinin öngö-rdüğü koşulları yerine getiren Türk işçisi, çalışma izninin uzatılması yanında oturma izninin uzatılmas-ını da sağlamak üzere bu madde hükümlerinin doğrudan uygulanmasını talep edebilir” hükmünü vemiştir.Kuş düzenli işgücü piyasasının bir parçasıydı(1/80’e göre 1yıl çalışmış olma koşulunu yerine getirmişti). Oturma hakkının Topluluk Hukuku´ndan doğması durumunda oturma izni verilme-sinin asıl nedeninin ( yabancı bir kadınla evliliğin) ortadan kalkması dikkate alınmamalıydı.
Abdülnasır Savaş kararında da Divan Katma Protokol’ün 41/1 maddesine gönderme yapmış, Türk vatandaşlarına Ankara Anlaşması (6)ve Katma Protokol ile verilmiş hakların gerisine düşülemeyece-ğini (standstill kuralı) belirtmiştir. Katma Protokol’ün 41 nci maddesi ise şöyledir: “Akit taraflar aral-arında yerleşme hakkı ve hizmetlerin serbest edimine yeni kısıtlamalar koymaktan sakınırlar.”
Bu ve benzeri kararlarla anlaşıldığı üzere, 1980 tarihinden itibaren Türk işverenlerine karşı uygulan-makta olan vize kısıtlamaları hukuki değildir. AB üyesi ülkelerde yaşayan Türk vatandaşlarının 1980 yılındaki hukuki durumları ne ise, bu tarihten sonra yapılmış olan ve vatandaşlarımızın statülerini daha geriye götüren bütün düzenlemeler ATAD Kararları kapsamında hukuken geçersizdir.Hizmet su-numu ya da edinimi için AB ülkelerine giden Türk vatandaşlarından vize istenmemesi gerekir.
Örneğin Almanya, Türklere vize uygulamasına 5 Ekim 1980’de başlamıştır.Dolayısıyla Divan’ın 11 Mayıs 2000 tarihli Savaş Kararı’ndan sonra Almanya’da 1 Ocak 1973’teki hukuk geçerli olacaktır.Bu tarihten sonra çıkartılan mevzuat, hizmet sunumu ya da edinimi için AB ülkelerine giden Türk vatandaşlarının seyahatine kısıtlamalar getiriyorsa(ki vize isteniyor) geçersizdir.
Kazanılmış haklarımız arasındaki bu ayrıcalıklardan, Türk işverenleri, profesyonel sporcular, TIR şoförleri,sergi açmak için gelen sanatkarlar,konferansa gelen yazarlar,bilimadamları vs. yararlan-ma hakkına sahiptir.Ancak,antlaşmanın malların serbest dolaşımını ifade eden gümrük birliğini(do-layısıyla Ankara antlaşmasını) Türk limanlarını Rum kesimine açma vs.gibi konularda öne süren AB, aynı antlaşmanın kısmen siyasi olan yönünü gözardı etmekte ve bu hukuksuzluk yaklaşık 40 senedir devam etmektedir.
Bu arada AB hukukunda ‘doğrudan etkililik kavramı’,Birlik mevzuatının,devletler iç hukukunda bir uygun bulma yasasına gerek kalmadan uygulanmasıdır.Yani ulusal hukuka dahil olan bir Birlik hukuku normunun özel ve tüzel kişiler lehine haklar doğurması ve bunun ulusal yargı organları önünde ileri sürülmesini ifade eder.Bağlantılı olarak bu özgün hukuk,önceliğe sahiptir ve ulusal hukukla çatışması halinde üstün gelir.Saygılar...
Avrupa Birliği hukuk sistemi içinde daha önce de iki kez Türk vatandaşlarının vizesiz seyahat haklarını kullanabilmelerini öngören kararlar alınmıştı. 2000 tarihli Abdulnasir Savaş ve 2003 tarihli Abatay Şahin davalarında da Avrupa hukuk sistemi, 1973 tarihli Katma Protokol maddelerinin uygulanması gerektiği sonucuna varmıştı.
Katma protokol ,1963 tarihinde ‘Türkiye ile AET arasında Ortaklık Yaratan Ankara Antlaşmasına’ dayanır.Bu antlaşma tam üyeliğe yönelik bir ortaklık antlaşmasıdır.Antlaşma uyarınca ,ortaklık rejiminin uygulanmasını sağlamak amacıyla ‘ortaklık konseyi’ kurulmuştur.Ortaklık Konseyi kararla-rının(OKK),supranasyonel (ulusüstü) niteliği,bir başka T.C vatandaşı olan Sevince’nin oturma izni ile ilgili davasında ATAD tarafından vurgulanmıştı. 2/76 sayılı Ort. Kon. Kararı´nın 2. maddesinin 1. fıkrasının b bendinin, 1/80 sayılı kararın 6. maddesinin 1. fıkrasının ve 2/76 sayılı kararın 7. maddesi veya 1/80 sayılı kararın 13. maddesinin her üye ülkede „doğrudan uygulamayı“ içerip içermediği hakkında ATAD’a verilen önsoru isteminde mahkeme, “Topluluk tarafından üçüncü ülkelerle yapılan bir anlaşmanın bir hükmü, eğer bu hüküm metni ve ilgili olduğu anlaşmanın anlam ve amacı açısından yerine getirilmesi bir başka eyleme bağlı olmayan açık ve kesin yükümlülük içeriyorsa, doğrudan uygulanabilir olarak değerlendirilmek durumundadır’’ hükmünü vermişti.
1976 tarihli 2/76 sayılı karar ile,Türk işçilerinin AT işgücü piyasasında serbest dolaşımının,Katma Protokolün 36,Ankara antlaşmasının 12. Maddelerinde belirtilen ilkelere uygun olarak,1986’ya kadar aşamalı olarak gerçekleştirileceği öngörülmüştür.
1980 tarihli OKK ise şöyledir:’’ Topluluğun üye ülkeleri ve Türkiye,bu ülkelerde kanuni olarak oturan ve çalışan işçilerin ve onların aile fertlerinin işe girme şartlarına uygulanacak yeni kısıtla-malar getiremezler’’.(standstill ,yani geriye doğru kötüleştirememe ilkesi vurgulanmıştır).Nitekim bir başka Türk işçisi olan Kazım Kuş davasında da ATAD, 1/80 Sayılı Karar´ın 6. maddesinin öngö-rdüğü koşulları yerine getiren Türk işçisi, çalışma izninin uzatılması yanında oturma izninin uzatılmas-ını da sağlamak üzere bu madde hükümlerinin doğrudan uygulanmasını talep edebilir” hükmünü vemiştir.Kuş düzenli işgücü piyasasının bir parçasıydı(1/80’e göre 1yıl çalışmış olma koşulunu yerine getirmişti). Oturma hakkının Topluluk Hukuku´ndan doğması durumunda oturma izni verilme-sinin asıl nedeninin ( yabancı bir kadınla evliliğin) ortadan kalkması dikkate alınmamalıydı.
Abdülnasır Savaş kararında da Divan Katma Protokol’ün 41/1 maddesine gönderme yapmış, Türk vatandaşlarına Ankara Anlaşması (6)ve Katma Protokol ile verilmiş hakların gerisine düşülemeyece-ğini (standstill kuralı) belirtmiştir. Katma Protokol’ün 41 nci maddesi ise şöyledir: “Akit taraflar aral-arında yerleşme hakkı ve hizmetlerin serbest edimine yeni kısıtlamalar koymaktan sakınırlar.”
Bu ve benzeri kararlarla anlaşıldığı üzere, 1980 tarihinden itibaren Türk işverenlerine karşı uygulan-makta olan vize kısıtlamaları hukuki değildir. AB üyesi ülkelerde yaşayan Türk vatandaşlarının 1980 yılındaki hukuki durumları ne ise, bu tarihten sonra yapılmış olan ve vatandaşlarımızın statülerini daha geriye götüren bütün düzenlemeler ATAD Kararları kapsamında hukuken geçersizdir.Hizmet su-numu ya da edinimi için AB ülkelerine giden Türk vatandaşlarından vize istenmemesi gerekir.
Örneğin Almanya, Türklere vize uygulamasına 5 Ekim 1980’de başlamıştır.Dolayısıyla Divan’ın 11 Mayıs 2000 tarihli Savaş Kararı’ndan sonra Almanya’da 1 Ocak 1973’teki hukuk geçerli olacaktır.Bu tarihten sonra çıkartılan mevzuat, hizmet sunumu ya da edinimi için AB ülkelerine giden Türk vatandaşlarının seyahatine kısıtlamalar getiriyorsa(ki vize isteniyor) geçersizdir.
Kazanılmış haklarımız arasındaki bu ayrıcalıklardan, Türk işverenleri, profesyonel sporcular, TIR şoförleri,sergi açmak için gelen sanatkarlar,konferansa gelen yazarlar,bilimadamları vs. yararlan-ma hakkına sahiptir.Ancak,antlaşmanın malların serbest dolaşımını ifade eden gümrük birliğini(do-layısıyla Ankara antlaşmasını) Türk limanlarını Rum kesimine açma vs.gibi konularda öne süren AB, aynı antlaşmanın kısmen siyasi olan yönünü gözardı etmekte ve bu hukuksuzluk yaklaşık 40 senedir devam etmektedir.
Bu arada AB hukukunda ‘doğrudan etkililik kavramı’,Birlik mevzuatının,devletler iç hukukunda bir uygun bulma yasasına gerek kalmadan uygulanmasıdır.Yani ulusal hukuka dahil olan bir Birlik hukuku normunun özel ve tüzel kişiler lehine haklar doğurması ve bunun ulusal yargı organları önünde ileri sürülmesini ifade eder.Bağlantılı olarak bu özgün hukuk,önceliğe sahiptir ve ulusal hukukla çatışması halinde üstün gelir.Saygılar...