PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Erbakan'ı Düşünüyorum 'Gözlerim Açık'


BenDeniz
27-05-2008, 07:47
Tarihler,1926 yı gösterdiğinde Necmettin Erbakan Dünyaya geliyordu.Babası ağır ceza Hakimi idi.Davaları çabucak neticelendirdiği için M.Kemal Paşa tarafından 'Erbakan' soyadı kendisine verilmişti.Necmettin Erbakan, Gayet zengin,köklü,kültürlü bir aileye sahipti.Konaklarda büyüyor,iyi bir eğitim alıyordu.

Makine Fakultesine 2. sınıftan başlayacak kadar zeki idi.Almayanyaya gidiyor Aachen Teknik Üniversitesinde doktorasını tamamlıyor,ürettiği motorlar büyük ilgi görüyor Almanyada Alman Ordusu için çalışması teklif ediliyor,ancak kensidi:''Benim ülkemin buna daha çok ihtiyacı var'' diyerek Yurda dönüyordu.

1960 lara geliniyor,Erbakan Siyasi gidişatın kaygı verici olduğunu ve Milli bir Yol izlenmesi gerektiğini söyleyerek siyasete atılıyordu.Bağımsız olarak Meclise giriyor, farklı,Milli hassasiyetlere dayalı,Ve Siyonizmin gerçeklerini anlatan söylem ve eylemleri kısa zamandan kendisinden söz ettiriyordu.

Herşey iyi ve kabul edilirdi ancak,Siyonizmden sık bahsedişi ve Dindar oluşu tahammülleri zorluyor ve kurduğu her parti kapatılıyordu.O' herşeye rağmen doğru bildiği yolda ilerliyor ve yıllar 1995 i gösteriyordu.Erbakanın Refah yOL Partisi Türkiyenin en büyük partisi oluyor,Millet büyük bir destek veriyordu.

1996ya gelindiğinde Dyp ile Refah Anlaşıyor hükümet kuruyor ve Erbakan Başbakan oluyordu.Milli Görüş işbaşına gelmişti artık.Erbakan'ın :

''Milli sanayi'' ''Rantiye sömürüsüne son'' ''Siyonizmin sinsi planlarına geçit yok'' ''Milli menfaatler korunacak'' ''Lider Türkiye'' ''Rantiyeye akan para musluğu,Halka akıtılacak'' ''Bu Milleti ezdirmem''....

Gibi vaadler acaba yerine gelecek miydi?

Erbakanın B.bakan oluşuyla herkeste bir rahatsızlık peydah olmuştu.Türkiyenin İslamlaştığı ve Şeriata yol aldığını sıkça duyulur olunmuştu.Erbakanın iktidar oluşundan başka rahatsız olanlarda vardı.Onlar :Siyonist cephelerdi.

200Oli yıllarda Erbakanın eline ancak geçebilecek olan,Abd ve İsrail kaynaklı andıçlar,görüşme notları,planlar,hesaplar henüz o günlerde bilinemeyecekti.Siyonist merciler Tüm Türk masonlarını Abd Dışişleri konutunun 3. katına acil olarak çağırıyor ve saatlerce ''Bu iktidara nasıl son veririz'' yönünde planlar hazırlanıyordu.

Acil son verme planlarında kendileri için haksızda değillerdi,çünkü Erbakan boş durmuyor ve muazzam icraatlar yapıyordu.

Hazinenin, iç piyasaya borçlanma ihtiyacını ortadan kaldıran "Havuz Sistemi" uygulamasını başlatıyor,Memur, emekli ve işçiye % 110 ile % 200 oranlarında üst üste zamlar gerçekleştiriliyordu. Esnafa yüklü miktarlarda kredi imkanı sağlanıyor,D-8 adlı bir organizasyon gerçekleştiriliyordu.Imf 'ye çay ısmarlanıyor ve geldiği yere geri gönderiliyordu.

Bunlar kabul edilemezdi,Bu yeni bir Türkiye kurmak,sömürüye 'dur' demek,D8 ile ise yeni bir birleşmiş milletler kurmaktı.

Planlar yapılıyor,düzenekler kuruluyor,işe medya ile başlanıyordu.Medya fasılasız hergün,İrtica,Şeriat,Gericilik çığlıkları atıyor büyük bir korku ortamı yaratıyordu.Herkes rahatsızdı.Ülkeye gerilim hakimdi.Siyonistler Tv'lerini açıyor koltuklarına yaslanıyor,kahvelerinden bir yudum alıyor ve :'' Heh heh,Sen mi bize kafa tutuyordun,az kaldı yakında mezara gömüceğiz seni'' diyor ve keyiften dört köşe oluyorlardı.

Çevik Bir Paşa ABd'ye çağırılıyor talimatlarını alıyor,Ankaraya geri gönderiliyordu.Askerin içerisine karışmış olan kökü dışarıdaki generaller,Diğer askerleride tahrik ediyor ve darbe istiyorlardı.Asker artık bir bunalıma sokulmuş,baskıya alınmıştı.

28 şubat tarihli MGK'da eteklerdeki taşlar dökülüyor ve Hükümet, Askerin tasviyesi ile görevden düşürülüyordu.Artık herkes rahattı!

Yıllar geçiyor, Koç Ailesinin engellemesi yüzünden Orgeneralliğe yükselemeyen Korgeneral İzzettin İyigün Paşa,Masonluğuyla meşhur,Org.Çevik Bir Paşa,İsmail Hakkı Karadayı Paşalar heyet halinde Erbakanın evine geliyor ve özür diliyorlardı.''Biz Siyonistlerin oyununa düşmüşüz yeni anladık'' diyerek...

Chp G.Başkanı D. Baykaldan,Solculuğuyla meşhur Prof.Yalçın Küçük'e kadar her vicdan sahibi artık ondan özür diliyordu.

Tüm bunlar olmuşken,Erbakanın 2000li yıllarda eline geçen 'Gizli toplantı planlarının olduğu kağıtlar' da bulunan 8. madde uygulanıyor :''Erbakanı öldürmek yetmez üzerine beton atılmalıdır''emride gerçekleştiriliyordu.

Meşhur kayıp Trilyon davası gündeme getiriliyor ve 'Suçlu' bulunarak ev hapsine mahküm ediliyor,böylece 8.madde uygulanıyor artık Erbakanın üzerine beton döküyorlardı.

Üstelik,, ailesi sayesinde Konaklarda büyümüş,mal ve servetinin sayısını bilemeyen bir Erbakan olarak...

aydoe
27-05-2008, 07:52
Kadayıfın altı kızarıyor kanlımı olacak kansızmı?

thunderpoint
27-05-2008, 08:08
Kadayıfın altı kızarıyor kanlımı olacak kansızmı?

Ben de merak etmekteyim.. :confused:

metalheart
27-05-2008, 09:31
ondan olmayanlar patates dininden mi acep ???

qw19
27-05-2008, 21:24
Ne kadar uyduruk yazıdır bu.

KızıL
29-05-2008, 23:33
o adamı düşünürken zaten gözlerimi kapatmam uyanık olmak lazım.. ne olur ne olmaz....

mhmd
30-05-2008, 00:25
"Kadayıfın altı kızarıyor kanlımı olacak kansızmı!"
"ondan olmayanlar patates dininden mi acep ???"
"o adamı düşünürken zaten gözlerimi kapatmam uyanık olmak lazım.. ne olur ne olmaz...."

Bu insanın kötülüklerini sayabilirsiniz?
Sayın deyince yukarıdakilerden başka dökülenler var mıdır?
Varsa lütfen yazın...

Yazın ki, 80 yaşında, ömrünün sonbaharında ev hapsini anlayabilelim.
Yazın ki, bu yaşında izinsiz hiçbir dostunu göremeyeceğini anlayabilelim.
Yazın ki, bu korkuyu anlayabilelim.

Anlayalım ki yazının ne kadar uyduruk olduğunu kavrayabilelim.

aydoe
30-05-2008, 01:00
Sayın Erbakan, 1969 yılında milletvekili olduktan sonra, Türkiye Büyük Millet Meclisine verdiği mal beyanında 3 200 Türk Lirası olan milletvekili maaşından başka, Fatih'te bir dairesi ve bir de binek otosu olduğunu beyan etmişlerdir.
Sayın Erbakan, bu beyannamede, bankalarla kredi işlemi olmadığını, borcunun bulunmadığını, herhangi bir şirkette ortaklığının olmadığını; ancak, Gümüş Motorda çok az, basit nitelikte bir miktar hisse sahibi olduğunu ifade etmiştir.
Sayın Erbakan, daha sonraki yıllar içerisinde düzgün bildirimlerde bulunmamış ise de, en son, 1994 yılında Mal Varlıklarını Araştırma Komisyonuna verdiği beyanda, mal varlıklarını belirtmiştir. Bu mal varlıklarına göre, İzmit, Ankara ve Balıkesir'de 17 653 metrekare miktarında muhtelif 7 adet arsa; muhtelif şehirlerde -genelde, bu şehirler Ankara, İstanbul ve İzmit olmak üzere- 6 adet daire; Balıkesir Altınoluk'ta 40 bin metrekare arazi ve ortasında 216 metrekarelik lüks bir villa, keza, 3 yazlığının olduğunu ifade etmiştir. Ayrıca, 421 bin dolar, 532 bin İsviçre Frangı, 611 bin Alman Markı olduğunu, bunlara ilaveten de, 148 kilo külçe altını olduğunu bu bildirimde ifade etmişlerdir.
Sayın Erbakan'ın, 1969'dan 1994'e kadar geçen süre içinde varlıklı bir aileden gelmediği kendi ifadesiyle sabitken ve milletvekilliği dışında herhangi bir gelir sağlayan işi de bulunmadığına göre -ki, vergi kayıtlarından bu anlaşılmaktadır- mal varlığındaki bu büyük artışın nereden kaynaklandığının ve meşruluğunun da tespiti gerekmektedir. http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/tutanak_b_sd.birlesim_baslangic?P4=100&P5=B&page1=22&page2=22
Şimdi, sokaktaki vatandaşa, 148 kilo altın ile 420 bin Amerikan Dolarının, 532 bin İsviçre Frangının, 611 bin Alman Markının makul izahını, herhalde, en iyi Sayın Erbakan yapıp, halkı inandırmak zorundadır. Aksi halde, yargısız infazların yapıldığı, herkesin, âdeta manşetlerle mahkûm edilmeye çalışıldığı bir ortamda, madem bu yol açıldı, geliniz... Yalnız, şunu söyleyeyim: Parlamento içerisinde, soruşturma komisyonlarında, iddia makamında bulunanlar, iddiada bulunanlar, aynı şekilde, komisyonda da çoğunluktadır. Eğer, biz, iddiada bulunanların iddiasını taraflı bir yargılama içerisinde yapar; başka bir deyişle, adaleti sayısal çoğunluğa kurban edersek, siyasî engizisyonu başlatmış oluruz. Umarım ki, bu komisyonlara seçilecek olan arkadaşlar, kendi partilerinin esiri olmazlar -ben, TEDAŞ Komisyonundayım; kendi adıma, bu konuda Yüce Meclise söz veriyorum- vicdanlarıyla, hukukla ve Türkiye'nin gelecekte olması gereken etik değerlerle oynamazlar -biraz evvel Sayın Özal feveran etti bu anlamda- ve dolayısıyla, biz, Anayasanın bize verdiği denetleme görevi içerisinde, yargıyı bir kenara bırakıp, tarihe, Dreyfus davası gibi geçecek; tarihe, bir adaletsizlik örneği olarak geçecek örnekleri yaratmayız. Bütün Türk milletinin gözü, bugün, bu Parlamentodadır; iftiralardan, ortaya atılan şahsiyetleri zedeleyen birtakım iddialardan, hepimizin ve herkesin arınması lazımdır.
http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/tutanak_b_sd.birlesim_baslangic?P4=100&P5=B&page1=24&page2=24

KızıL
30-05-2008, 01:09
vardır efendim israille yapılan gizli askeri antlaşmalar vardır....
görüşlerinin 80-90 yaş dinlemediği vardır...
o yaşlarıana kadar hapislerde kalan ve kavuşamadan insanlarda vardır ama evlerinde değil hücrede...
korku diye anlamayınız kim korkarki.. sadece dile getirmek...

AYATA
30-05-2008, 23:35
kısaca ...........mahkeme kararı ile hırsız.................o kadar :)

mhmd
30-05-2008, 23:59
Nice mahkeme kararları biliriz.
Toplum için elini taşın altına sürenlerin kellesini almıştır.
Nice mahkeme kararları biliriz.
Halkın parasını el arabalarıyla götürenleri zaman aşımlarına sokmuştur.
Nice mahkeme kararları biliriz.
Önce astırıp sonra soruşturan.
.
.

pante
31-05-2008, 06:23
Erbakan, partisinin kapatılmasından sonra mal varlığının hazineye devriyle ilgili hesaplarının incelenmesi neticesinde "özel evrakta sahtecilik" suçundan mahkum oldu. Yüz kızartıcı suçlar kapsamına giriyor bu.

Bir kapanma halinde partinin devletten aldığı yardımlar, üye aidatları ve bağışlar, muhtelif diğer gelirler, yeniden kurulacak olan partide kullanılmak üzere sahte gider evrakları düzenlenerek saklanır, kaçırılır.
Bu kaçırma esnasında da nemalananlar olur tabi.
Aynı Bosna yardımlarının Bosna ile birlikte başka adreslere sevkedilmesinde olduğu gibi. Partililer ve sempatizanları buna tepki vermez. Çünkü inanırlar ki paranın değerlendirileceği başka alanlar da vardır ve hayırlı işlerde kullanılacaktır.

Neticede suçtur ama bu evraklarda sahteciliği, sabunlamaları, kalem oyunlarını inanıyorum ki her parti, her şirket yapıyordur. Herşeyi, tüm hesapları %100 doğru olan bir şirketin olması olası değildir. Ama zorunlu kalarak, ama bilerek, isteyerek. Birçok şirket de bu tür yolla ayakta durabilmekte, başaramayanlar ise batmaktadır.

Yani, Erbakan bu suçtan mahkum oluyorsa sıkı bir şekilde denetlendiği ve denetimin dürüst şekilde rapor edildiğindendir. Serbest gezenler ise denetlenmediği ya da denetimleri bir şekilde savuşturdukları için serbesttir.
O'na gelene kadar çok insan var mahkum edilecek.

Erbakan da takiyye yapardı ama boynuz kulağı geçti. O şimdikilere göre çok daha açık ve dobraydı. Örneğin ABD'yi ve AB'yi böylesine idare edemez, onların gözüne giremezdi. Nitekim zamanında O'nu savunmadılar, ilgilenmediler dahi..

frodo
31-05-2008, 06:49
Bendeniz demişki ;Üstelik,, ailesi sayesinde Konaklarda büyümüş,mal ve servetinin sayısını bilemeyen bir Erbakan olarak...

Aydoe demiş ki;
Sayın Erbakan'ın, 1969'dan 1994'e kadar geçen süre içinde varlıklı bir aileden gelmediği kendi ifadesiyle sabitken ve milletvekilliği dışında herhangi bir gelir sağlayan işi de bulunmadığına göre -ki, vergi kayıtlarından bu anlaşılmaktadır- mal varlığındaki bu büyük artışın nereden kaynaklandığının ve meşruluğunun da tespiti gerekmektedir.

hangisi doğru acaba ??