Orijinalini görmek için tıklayınız : Ülkemizdeki bunca dinci nasıl yetişti?
Bu , benim açmış olduğum ilk başlığım olacak , umarım ki ilgi görür .
Açmış olduğum bu başlık , ülkemizdeki bunca dincinin ( gökten gelmediklerine göre ) nasıl bir anda ve heryerde mantar gibi türediklerini irdelemek amacıyladır .
Kuşkusuz bu konuda onlarca tez ileri sürülebilir , ancak ben şimdilik bir makale ile konuyu açmak istiyorum .
Bu makalede , Atatürk'e sövmeyi meziyet sanan ülkemizdeki dinci gençliğin yetişmesinde oldukça çabası olduğunu düşündüğüm şair-yazar Necip Fazıl Kısakürek'i ele almak , hatta ve hatta deşifre etmek olacaktır .
Ben işin bir ucundan tuttum , sitedeki aydınlık düşünceli arkadaşlarımızın başlıkta sorgulanan düşüncenin devamını getireceklerine inancım sonsuzdur .
Saygılarımla
Aydınus
-----------------------
Necip Fazıl koyu bir faşisttir , hatta öyle ki insana pes dedirtecek kadar ...
Onun , çok şaşaalı şiirler yazmış olması faşistliğine bir engel değil .
Burada tabii şöyle bir soru ortaya çıkıyor ; faşizm nedir ve faşist kime denir ?
Gerekirse faşizmin sadece tarifini değil , uzun uzun tarihçesini bile anlatmak benim açımdan sorun değil , ancak takdir buyurulur ki bir de bunu anlatmaya kalkışmak yazıyı hayli uzatıp konuyu dağıtacağından şimdilik es geçiyorum .
Biliyorum ki , kim olursa olsun genelde faşizmin nasıl bir düzen olduğu herkes tarafından az çok bilinebilir .
Kısacası , dediğim dedik , öttürdüğüm düdük diyen , aykırı görüşlere hiç mi hiç yaşam hakkı tanımayan , bu sebeple de farklı fikirlere ve o fikrin sahiplerine dünyayı dar ve zindan eden insanlık düşmanı bir sistemin adıdır faşizm .
Neticede , gerek Rusya'daki komünist düzen gerekse dünyayı cihan harbine sürükleyen Alman , İtalyan ve Japon faşizmi bunun en bariz örneğidir .
Necip Fazıl'ınki de şeriata dayalı , din soslu faşizmdir , tipik Türkiş faşizmi anlayacağınız .
Önümde şu anda Necip Fazıl'ın , her biri tuğla kalınlığında tam dokuz kitabı var , bazılarını da Türkiye'de bıraktım , bir kısmını da zamanında üniversiteli arkadaşlarımdan ödünç alarak okumuştum .
Necip Fazıl'ın has ekmeklik dediği ve ''bütün fikri yazılarım , şiirlerim , piyeslerim , romanlarım , sadece bu eserin belirttiği bina etrafında bir takım müştemilattan başka bir şey değil ...'' açıklamasında bulunduğu kitabından , İdeolocya Örgüsü'nden alıntılar yaparak iddiamı ispatlamaya çalışacağım .
Necip Fazıl bu , çok önem verdiği , hatta ''ben bu eseri örgüleştirmek için yaratıldım '' dediği kitabının girişinde Büyük Doğu'yu anlatır , daha sonra Doğu-Batı kıyaslamasına girişir ; Doğu'nun Batı'ya bakışını , Batı'nın Doğu'ya bakışını uzun uzun ve oldukça muğlak , ağdalı bir dil ve yaldızlı sözlerle anlatır durur :
Koskocaman , top şeklinde bir yumak gibi iplik iplik sarılı , kangal kangal bükülü , ilk ucundan son ucuna kadar üstüste devşirili ; dışarıya doğru lif lif dağınık ve içeriye doğru kol kol toplu , muhitte namütenahi çok ve merkezde namütenahi tek ; ve nihayet gelmiş ve gelecek zaman boyunca bütün eşya ve hadiseler zeminini avlamaya memur bir fikir ağı halinde düğüm düğüm çerçeveli bir manzume... Yekpare bir inanış , görüş ve ölçülendiriş manzumesi.. İsmi de BÜYÜK DOĞU ... ( İdeolocya Örgüsü , Necip Fazıl , Doğan Ofset , 5.basım , 1986 , s. 7 )
Her bir satırında bazı doğrular bulunsa da gerçekte yapılan , korkunç bir kendini beğenmişlik ve başkalarına tepeden bakan , tamamen yanlı ve demagojik ifadelerden başka bir şey değildir .
Kavramak lazımdır ki , bir zamanlar Doğu'nun teknesinde yuğurulan , kendi teknesinde de Doğu'yu yuğuran şahsiyet hamurumuz , Doğu'nun zaafında biz , bizim zaafımızda Doğu mecalden düşerken kurtlanmaya yüz tuttu ; ve o gün bugün , kendi öz cevherleriyle yabancı cevherler arasındaki , anlayışsız , bilgisiz , ölçüsüz ve hikmetsiz katışmalar yüzünden çürüye çürüye şimdiki müzmin haline geldi . Bu halin ismi , müzmin şahsiyetsizlik ve asliyetsizlik hastalığı ... ( Aynı adlı eser , s. 9 )
Henüz hiç bir fikri altyapıya sahip olmayan birisinin bu satırlardan , biraz da egosunu fevkalede tatmin etmeye yönelik olduğundan , etkilenmemesi mümkün değildir !
Araştırıcı bir göz ise bu parıldak sözlerin kesinlikle etkisinde kalmayacağı gibi ortaya konulan bu , tamamen yanlı ve her türlü ilmi gerçeklere aykırı satırlara sadece bıyık altından gülecektir .
Daha sonra ''Türk'ün Muhasebesi''ne geçer .
Ona göre , ta Tanzimat'la başlayan bir süreç vardır ki , bu süreçte Türk , adeta kendini inkara kalkışmış , İslamiyet'i anlamadığı için bu hallere düşmüştür .
Vay canına , 1400 yıldır kitap ortada , hadisler ortada , yıl 1968 , ama Türk milleti hala daha İslamiyet'i anlayamamış !
Neyse onu da bize büyük din alimi Necip Fazıl anlatsın da , anlasın artık şu din cahilleri !
Necip Fazıl'ın bahsini ettiği o sürecin içerisinde Atatürk ve Devrimleri de vardır .
Necip Fazıl , hayatında kendi fikirlerinden başka neyi beğenmiştir ki Atatürk'ü beğensin ve onun çağlar üzerinden getirdiği devrimlerine hoş nazarla baksın .
Cumhuriyet ise , tek cümle halinde , o çığırın ismidir ki , artık Türk'ü mekan planında tasfiyeye gelen Batı dünyasına karşı bu millet , binlerce yıllık bir tarihin asli varisi sıfatıyla şahlanmış , tam o anda milli kurtuluş iradesini şahıslandırabilmiş , sadece mekan planında kurtuluşunu idrak etmiş ; amma zaman , yani ruh planında Garb'ın daha maharetli , fakat daima satıh üstü kopyacılığından başka bir oluşa şahit olamamış , maddesini Batı'nın pençesinden kurtarabilmesine karşılık , ruhunu topyekün , muhasebesiz ve murakebesiz , Batı üstünlüğü ukdesinde teslim etmiş , büyük hamlesinin sanat ve ideolocyasından öksüz yaşamış ve ruh planının , bellibaşlı bir zümre elinde büsbütün harap edildiğini görmüştür . ( s. 69 )
Burada hemen bir açıklama yapmak durumundayım :
Necip Fazıl'ın hiçbir kitabında kesinlikle Atatürk adı geçmemiştir ; bir tek kitabı ve o kitabında da bir tek satır yoktur ki , ''Atatürk de bu ülkeye ve millete hizmet etmiştir '' cümlesi bulunsun .
Kesinlikle ... Boşuna aramayınız , bulamazsınız .
Sanki Atatürk'ün adını ağzına almamaya yeminli gibi bir hali vardır Necip Fazıl'ın .
Gerçekte ise Atatürk'ü bile beğenmeyecek kadar megalomanik bir ruh yapısına sahiptir , kaldı ki bu benim iddiam değil , tam tersi onun bir çok sohbetlerinde bulunmuş şair ve yazar Yavuz Bülent Bakiler'in TGRT televizyonunda yaptığı bir itiraftır .
Gerileme tarihimizin muntazam iniş çizgisinde , bu hattı üç yerden kıran ve gerileme seyrini akıllarınca ilerlemeye çevirmek isteyen üç köşe noktası vardır ki , bunlar , Tanzimat , Meşrutiyet , Cumhuriyet inkilaplarıdır . ( s. 147 )
Bu ülkede Atatürk ve Devrim düşmanları kendiliğinden yetişmedi , uzaydan da gelmedi .
Bunları bu hale getirenler , işte Necip Fazıl gibi bu , kimsecikleri beğenmeyen , kendi dünya görüşlerini dünyanın en merkezi yerine koyan megalomanik kimselerdir .
( Devam edecek ... )
Neymiş Necip Fazıl'ın Cumhuriyete karşı alternatifleri , bir de ona bakalım :
Ona göre ana kaynak İslam'dır ; Doğu'nun kurtuluşu oradadır , Batılılaşma bir tuzaktır ve biz bu tuzağa düşürülmüşüzdür .
" Ve biz , kainat görüşünün İslam'da , dünya görüşünün İslam'da , insan görüşünün İslam'da , müsbet bilgiler görüşünün İslam'da , kadın görüşünün İslam'da , devlet görüşünün İslam'da , ordu görüşünün İslam'da , siyaset görüşünün İslam'da bulunduğuna ve bütün bu davaları ancak Yirminci Asrın ruh ve kafa çilesi içinde süzülecek bir tahlil ve terkip gözünün heykelleştirebileceğine ve bu heykelleştirme işinin bütün cihanda eşi görülmemiş bir ideolocya binası kuracağına , onun da isminin hem zaman ve hem mekan ölçüsüyle 'Büyük Doğu' olduğuna inanıyoruz . ( s. 96 )
Sonra uzun uzun 'Nasıl Bozulduk'u anlatır ; burada bol bol ham ve kaba softalara söver durur , onların yüzünden bu hale geldik der , fakat kendisi İslam'ı bütün çerçevesi ile anlamıştır , o yüzden de üstad, bütün yolları Roma'ya çıkartır , tek yol orasıdır , İslam , sadece İslam Şeriatı sayıklar durur .
''Bekliyoruz , hep bekliyoruz , daima bekliyoruz '' başlıkları adı altında ''Kanuni'den beri gerçek inkilabı bekliyoruz '' diye devam eder .
Neyi bekliyormuş peki bizim Necip Fazıl ?
Neyi olacak ; şeriat devrimini , İran'daki gibi molla devrimini ...
Meclisin olduğu , gel gör ki halkın değil , sadece ve sadece kendi kendilerini seçebildikleri ve halka da güdülecek birer koyun muamelesinin çekildiği ve birtakım sözde İslam adına hareket edecek Allahçıların başımıza , bir daha gitmemecesine çöreklenip kalacakları mollaların devrimini ...
İslam soslu tipik türkiş faşizmini ülkeye hakim kılacak yobazların devrimini ...
İşte bunu özlüyor , bunu bekliyor Necip Fazıl .
Koca imparatorluğun başını yediler az geldi , küçük Türkiye'nin de başını yeselerdi , o saat iki yakaları da bir araya gelirdi gelmesine de !..
Hiç merak etmeyin ; koca imparatorluğun başını nasıl yediklerine , kendilerinde hiç mi hiç kabahat bulmadan günümüzde hala daha nasıl arsızca açıklamalar getiriyorlarsa , ona da getirecek bir zırva açıklama mutlaka bulur , pis , iğrenç ellerini derhal yıkayı yıkayıverip bir köşeye çekilirlerdi , sonra da suçu hala daha Atatürk'e ve Devrimlerine atıp çıkarlardı .
Ne mi demek istiyorum ?
İşte şimdi en can alıcı yere geldik , lütfen dikkatle okuyunuz :
İşte size tipik Türk faşizmi , Yüceler Kurultayı ...
"Büyük Doğu mefkuresinde , cemiyet ( toplum ) iradesini temsil adına , dünyanın her yerinde örnekleri bilinen millet meclisleri yerine , bir Yüceler Kurultayı vardır . ( s . 257 )
"Yüceler Kurultayı'nın bir an bile TAHAMMÜL EDEMEYECEĞİ biricik telakki ''Milletin keyfi ve canı böyle istiyor'' tesellisi altındaki nebati serbestlik ve hayvani başıboşluktur . ( s . 258 )
"Yüceler Kurultayının azası en aşağı 40 , en yukarı 65 yaşında ve maddi ve manevi kamil sıhhat içinde olur . ( s . 258 )
"Yüceler Kurultayı temelleştikten sonra kendi kadroları içinden Başyüce'yi seçer . ( s . 259 )
"Yüceler Kurultayının azası , eksiksiz ve fazlasız 101'dir . ( s. 259 )
"Yüceler Kurultayı azası , halkın değil , Hakk'ın seçtikleridir . ( s . 259 )
YÜCELER KURULTAYI ve CEZALAR :
Şimdi de gelelim şeriat soslu bu faşist düzenin nasıl çalışacağına ...
Ehliyet sınırları içinde ve belli başlı mazaret ve müdafaa vaziyetleri dışında , istisnasız ve hiç bir zorlayıcı ve hafifletici sebep bahis mevzuu olmaksızın ölümdür . ( s . 278 )
"Bizim cemiyet ve devletimizde bile bile hırsızlığın cezası , cezaya ehliyet sınırları içinde ; istisnasız ve kayıtsız ve şartsız , bir kolun kesilmesidir. ( s . 279 )
"Şehirlerin ana meydanlarında , en ağırından en hafifine kadar bütün cezai şekilleri etrafında bütün gözlere serilecek MÜTHİŞ MERASİM İŞKENCESİ vardır . ( s.279-280 )
"Başta Komünizma bulunmak üzere , bu vatanı küfür ve dalaletin emrine verici her telakki ve teşebbüsün cezası , sabit olduğu anda , idamdır . ( s . 284 )
KUMAR :
"Kumarı bilfiil oynamak fiilinin cezası .... hapistir .
"Herhangi bir kumar fiiilinin , derhal zabıtaya haber vermeksizin sadece bitaraf seyircisi vaziyetinde kalmak dahi bilfiil iştirak etmiş olmak sayılır ve cezası aynıdır . ( s. 287 )
Hey koca Necip hey ; şeriatçı olmadan önceki halini de biliriz biz ; kumarın her türlüsünü bilen ve uygulayan sen koca kumarbaz ; yat kalk da o beğenmediğin Cumhuriyete ve demokrasiye şükret , yoksa bu kitabı yazmaya bile fırsatın olmaz , o dakika kellen giderdi .
İÇKİ :
"Dış planda sarhoşluğu tesbit edilen ferdin cezası da birinci defasında üç yıl müddetle şakka hizmeti ; ve tekerrüründen mütenasiben artacak , nihayetinde sahibini ÖMRÜ BOYUNCA her türlü hürriyetten mahrum etmeye kadar gidecek cezalardır . (s . 291 )
"Umumi olarak hadiseye hangi kutup tarafından olursa olsun , şahit olup da haber vermeyenlerin cezası , aynen içki veya uyuşturucu zehiri kullananlarınki gibidir . ( s . 291 )
FAİZ :
"Faiz , bizim cemiyetimizde her şekliyle mutlak olarak yasaktır .
"Fazi yasağı cemiyetin her muamelesine teşmil edilecek , devlet idaresinin bütün ruhuna hakim kılınacak , ticaret hayatına mutlak olarak tatbik olunacak ve bu yasağa karşı en küçük hareket , ana davaya ihanet suçiyle cezalandırılacaktır . ( ölüm cezası ile ... ) ( s . 294 )
KAHVEHANE ve SİNEMA :
" Bugünden itibaren , en ücra köyden en kalabalık şehre kadar , kahvehane mefhumunun ifade ettiği , öldürülmüş zaman ve yok edilmiş faaliyet müessiseleri baştan başa kapatılacaktır . ( s .296 )
"Bundan böyle sinema , yerli ve ecnebi bütün nevileriyle , kati devlet murakebesi altına girecektir . ( s . 301 )
DANS :
"Dans yasaktır . ( s . 302 )
HEYKEL :
" Bizde heykel yoktur . ( s . 305 )
(Devam edecek ... )
MATBUAT ( BASIN ve MEDYA )
"Bu emrin neşriyle beraber 'Matbuat Hürriyeti' isimli milli ve içtimai felaket vesilesi kaldırılmıştıır . Bundan böyle matbuat , bilinen manada hür değildir . ( s . 306 )
ÜNİVERSİTE :
" Ruh kökümüzden olmayan , üniversite profesörü olamaz . ( s. 315 )
ÖRTÜNME :
" Kadın kılığı , bu emirden itibaren edep hadlerine girecektir .
"Kadın kılığının tabi olacağı had meseleleriyle bu had üzerinde bina edilecek güzellik davasını , en ileri din adamlarından bir heyet tesbit edecektir .
"Bu hadlere girmek , ölçümüzün kadın vücudunda görünmesine müsaade ettiği kısımları açık bırakıp , görünmesine müsaade etmediği kısımları örtülü bulundurmaktır .
"Hususi mesken dışında , umumi toplulukların mahremiyet belirten her mekanında , zevç ve zevce olmayan hiç bir çift , tek başlarına bir araya gelemez . Bu mekanlar , otel , hususi vapurlar , yataklı tren kompartımanları ve benzerleridir . ( s . 327 – 328 )
SUBAY :
" Subay , militarist Büyük Doğu idealinin icrada mihrak şahsiyetidir. ( s . 334 )
İŞÇİ :
"İşçi sınıfı bizde , orduda nefer gibi , cemiyetine karşı hiçbir sınıfi ve nefsani hak iddiasında bulunmayan ve her hakkı cemiyeti tarafından tekeffül edilen tabii zümre... ( s . 336 )
Daha neler neler , hangi birini sayayım .
Atatürk , Cumhuriyet , demokrasi ve devrim düşmanları işte böyle yetişiyor , böyle palazlanıyor ve böyle iktidara geliyorlar .
Bu gibi megolamanik , ( megalomani , gerçekte kolay kolay iflah olmayan pis bir ruh hastalığıdır ) demagog , nalıncı keseri , şaşaalı laf üstadı , demokrasi ve insanlık düşmanlarının yüzünden , Necip Fazıl gibilerinin yüzünden ...
"Büyük Doğu idealinin hüküm sürdüğü diyarda Batılı elçi , memleketine şu yolda bir rapor yazacaktır : Görülmemiş bir nizam , disiplin , iş ve fikir birliği hendesesi içinde , bizim medeniyetimize bağlı bir aydının ancak CEHENNEM HAYATI kabul edebileceği bir yaşayış şekli ... ( s . 344 )
Yani Taliban düzeni , İran'ın baskıcı ve faşist molla düzeni , bu düzenin Türk versiyonu ...
Halkına hiç mi hiç güvenmeyen , bireye adeta güdülecek bir mal , bir koyun edasıyla yaklaşan , insanı insanlığından çıkarıp bir takım yerlere köpekçesine itaate zorlayan ; neticede de herkesin birer riyakar , ikiyüzlü ve sahtekar durumunda kalıp öylece yaşamaya zorlandığı pis , iğrenç , adi ve şerefsiz bir düzen .
Ki dünyada böyle düzenlerin yaşandığı yerler de var , meraklısı gider , orada yaşar , bunları tutan mı var ?
Yoo olmaaaz ; sözüm meclisten dışarı , büyük bir çoğunluğu giderler , kafir diye lanetledikleri Hıristiyanların demokratik ülkelerinde yaşarlar , ülkemize ise Taliban donu , şeriat donu biçerler .
Aydınlattığın yolda yürümeye devam edeceğiz Atam , bizi de bu yoldan kimse ayıramayacak .
Aydınus
gozeneli
29-05-2008, 08:40
Ben Almanya"da okudugumda siyaset biliminde Hitler'in nasıl bu kadar güçlendigini araştırmıştık.
Hatta bunla ilgili olarak ABD'de bir deneyim olmuştu belki duymuşsunuzdur. The Wave diye adlandırılan bu sosyal deneyim bir Amerikan lisesinde başlatılmıştı.
Şimdi söz arasında belirteyim,belki ümmetciler ya bu adam hep ABD'den Avrupa'dan söz ediyor bu tam yavurlaşmış diye bilirler.
Ne yazık ki her türlü aydınlık ve ilerleme bazıları tarafında engellenmiştir. Atatürk bugün bir siyasi olarak gelseydi öne sürdügü devrimlerle seçimi kazanırmıydı?
Neyse konunun dışına çıkıyorum, ABD'denin Palo Alto kentinin Cubberly High School'unda yapılan bu deney 1991 yılında Ögretmen Jones tarafında gerçekleşmiştir.
Jones önce çok basit emirleri ögrencilerine veriyor ve kendini sevdiriyor.
Sonra Jones ögrencilerine dedigimi yaparsanız notlarınızı düzeltim diyor.
Jones ögrencilerine güçlü olmanın yolunun sıkı disiplinden geçtigini anlatır ve onlara başaralı olmaları için belli bir şekilde oturmaları gerektigini söyler.
Zamanla bu disiplinle güç kazanma okul çapında bir harekete döner.
Özel giyimleri,Kendilerine has selamlama gibi gelişmeler olur.
Seçilmiş bazı Ögrenciler Ögretmen Jones'un koruması bile olur ,bazı ögrenciler bu harekete katılmayan hatta isyan edenleri öz kardeşleri oldugu halde ihbar bile eder.
Jones deneyi bir gün bitirir ve şöyle der bu deneyde oldugu gibi faşist (Diktatörlük,sınırsız gücü olan yönetici) egilim burda gördügümüz gibi her zaman her yerde olabilir yeter ki güçlü kişiligi olan biri yada birileri desin ki bütün sorunlarınıza çözüm buldum.
Bir toplumu yaymacalarla (propaganda) ile yönlendirmek çok kolay.Bakın AKP Basını eline geçirdi.
Dogru dürüst yazan Türkiye'deki tek gazete bana göre Cumhuriyet,Kaş kişi okuyor?
Ben Ulusumu çok seviyorum en büyük istegim ulusumun uyanması.
Ben ulusum cahil bırakılmış derken bana sen Türk'e aptal diyemezsin diye saldırılar oluyor.
Aynı zamanda eklemek istiyorum ben herşeyi biliyormuyum ,hayır.
Her zaman daha çok ögrenmeye hazırım batıl inançlılarla aramdaki fark budur.
Necip Fazıl denince ben de dincilikle faşistlik arası bir imaj oluşur.
2-3 kitabına göz gezdirmişliğim var sadece ama tanırım.
Necip Fazıl'ı Türk-İslam ülküsünün kurucularından biri olarak görürüm.
Onu dinci çizgiye çeken ise şeyh Abdülhakim Arvasi'dir.
Oğlu Ahmet Arvasi ise ülkücüler tarafından "asrın Yesevi'si" olarak anılır.
Şeyhinden aldığı bilgilerle bir Abdülhamit ve Vahdettin sevdalısı olan Necip Fazıl, yazdığı "Vahidittün" adlı kitap nedeniyle mahkum olmuştur.
Asıl ilginç olan ise daha önce "Türklüğe hakaretten" yargılanmış ve hapis yatmış olmasıdır.
Cumhurbaşkanı olmuş Özal, Demirel ve Gül'ü etkilemiş biridir Necip Fazıl.
Vakit gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez'in de üstadıdır.
Hatta Hüseyin Üzmez'in öldürmeye teşebbüs edip yaraladığı Ahmet Emin Yalman davasında azmettirici olarak yargılanmış ama beraat etmiştir.
Bu konuyla ilgili olarak;
"Kalk ayağa Sakarya! dedim, bir tek Hüseyin Üzmez kalktı, o da amuda kalktı." diyerek kendini savunmuştur.
Necip Fazıl Kısakürek'in, "Tuvalette kıçımı yıkamaya yaramasa, sol elimi keser atardım," diyecek kadar sol düşünce düşmanı olduğu söylenir.
Unbeliever
29-05-2008, 10:40
Hepsi boş arkadaşlar, her düşünce...(islamiyet ve yaşanışı hakkında)....ben sadece bir yaratıcıya (Allah, Rab, God, Gott,..vs ne derseniz deyin) ve onun son kitabı Kur'an a inanan biri olarak ne hadisleri ne de diğer yancı kitapları dikkate alıyorum....burada ki müslüman arkadaşlara da bunu tavsiye ederim...Hadisler saçmalıktır....diğer bütün kitaplar dinimizle yani sistemimizle alakası olmayan deli saçması ve arap milliyetçiliğinin içimize sokulması için kullanılılan araçtır. N.F.K. hiç adını anmadığı ulu önderimiz ve bence dünyada yaşamış en büyük devrimcinin tırnağının kiri bile olamaz...Pante arkadaşımızın yazdıklarına istinaden; bir şeyhle alakası olan bir adamdan ne beklenir ki...yakın zamanda cinsel organını müridlerine öptüren şeyhleri biliyoruz....N.F.K.in böyle bir oluşum içinde olmadığını bilemeyiz....ben türküm..ve bununla gurur duyuyorum ama bu benim faşist olmamı ve islamiyeti seçmiş olmamdan dolayı islam faşisti olmamı gerektirmez....kaldı ki kitabımızda bile yazar "dinde zorlama yoktur" ....Allah bile kullarını zorlamazken ben kimim ki insanları zorlayayım....Faşistliğin her ne şekilde olursa olsun karşısındayım....Ancaaak şu da bir gerçek ki ülkemizde yaşayan müslümanların arap faşistliği adına araplaştırıldığı, saçma sapan hadislerle türk olduklarını unutacak kadar arapçı olduklarını unutmamak gerekir....neyse yaw... kafam güzel...şimdilik bu kadar saçmalamak yeter....herkese saygılarımı sunuyorum...ama ne dinci yobazlara ne de dinsiz yobazlara sunmuyorum...anlayana.....
sevgilerimle....
BenDeniz
30-05-2008, 09:50
N.Fazıl'ın da Dini ve Milli bilince sahip Türk Nesillerinin yetişmesinde katkısı olmuştur,ancak yek mimarı Kısakürek değildir.
Bu Milletin mayasında,hamurunda, derin bir Allah sevgisi,Peygamber saygısı,Vatan aşkı vardır.
O.Yüksel Serdengeçtiler,N.Fazıllar,M.Akif'ler....ve daha pekçokları,Sadece bu Milletin mayasını ortaya çıkarmaya ve yoğurmaya çalışmışlardır.Muvaffakta olmuşlardır.
Ancak tüm bunlar olmasaydıda,Bu topraklardan İslam kokusu pek kolay silinmiyecekti.
Kül bile üfürülse altından köz çıkar.
eyy Nazım usta !! mezarını biLe memLeketine getirmediLer..öLünden biLe korktuLar! necip fazıL'ı savunanLar aynı hassasiyeti Nazım Usta içinde gösterebiLirLer mi? bununLa beraber necip fazıL'ın kafatasçı bir faşist oLdugunu savunuyorum..
Sevgili gözeneli anlattığın faşizmin gelişi Jones deneyi çok ilginçtir ve gerçekten incelenmesi gerekir. Yalnız ben bu deneyi 1984'den önce biliyordum. Dejavu mu yoksa.
İnsanların gerici yan/yönlerinin nasıl kanalize edilebilindiğini çok net gösterir.
Eline sağlık.
Selamlar.
evet iceman güzel bir noktaya değinmişl necip fazıl için bunca hassasiyet nden bir gün olsun Nazım için gösterilmedi.... çünkü SEVDALIMIZ KOMÜNİST....
evet iceman güzel bir noktaya değinmişl necip fazıl için bunca hassasiyet nden bir gün olsun Nazım için gösterilmedi.... çünkü SEVDALIMIZ KOMÜNİST....
memLeket Nazım Hikmet-Nazım hikmet memLeket kızıLordu :) bizbize yeteriz
Erdem Alaca
13-08-2013, 13:45
Ülkemizde bunca dinci nasıl yetişti?
Türlü türlü sebepleri var. İnsan zayıf doğası gereği midir nedir, hep inanma isteği var, cehennem korkusu var. Yeryüzünde gelmiş geçmiş 10,000 civarı dinden, sadece kendisininkinin doğru olduğuna inanmış doğduğu günden beri...
Elbet bu din, kitleleri sömürmek için mükemmel bir oyuncak, bunu bilen uyanıklar da var, e onlar da 12 sene civarı bu ülkeyi yönetmekte olduklarına göre? Tarikatlar, cemaat yurtları, vb. gırla gidiyor. Kerameti kendinden menkul bir takım "hoca" denilen zatlar (bakın Cüppeli Ahmet hocamı tenzih ederim, o başka bir alem :) ); veriyorlar afyonu, veriyorlar afyonu...
Halk zaten eğitimsiz, okumaz, araştırmaz; böyle muazzam bir propaganda illa ki çok kişiyi tuzağına düşürüyor...
Kendini "İnancım tam, dini bütün bir Müslüman'ım ben" diye tanımlayan kaç vatandaşımız İslam'ı, Kuran-ı Kerim'i, Hz. Muhammed'i, vb. bu sitedeki bir Ateist arkadaş kadar biliyor?
Cevap?
Sonuç, böyle gelmiş böyle gidiyor... Hem bunu sömürenlerin işine geliyor, hem de sömürülenlerin.. Sömürülenler böyle yaparak öldükten sonra Cennet'e gideceğini zannettiğinden, eh zenginlik de fakirlik-açlık'ta Allah'tan olduğuna göre; pek bir şikayetleri yok...
Olan ben gibi, ya da biz gibi, biraz sorgulayan, sömürülmeyi hazmedemeyen kitlelere oluyor...
Soruya bakar mısınız?
Ülkemizdeki bunca dinci nasıl yetişti(!)
Memleket nere acaba?
Bizim memleketimizin toprakları olamaz bu sorunun sahibinin ima ettiği topraklar, bizim milletimizden olamaz bu soruyu soranlar... Yoksa bizim memleketimizin taşı toprağı Allah adıyla yoğrulmuş, taşı toprağı Allah Allah diye diye canını teslim eden şehitlerin kanlarıyla sulanmıştır.
Bu memlekette bu soruyu soranlar bu memleketten olanlar değil, aksine bu milletin vatanına, milletine, tarihine, kültürüne bu soruyu sorarak en büyük terbiyesizliği edenlerdir.
Aklından şüphe edilmesi gereken akılyoksunu zavallılar.
Soruya bakar mısınız?
Ülkemizdeki bunca dinci nasıl yetişti(!)
Memleket nere acaba?
Bizim memleketimizin toprakları olamaz bu sorunun sahibinin ima ettiği topraklar, bizim milletimizden olamaz bu soruyu soranlar... Yoksa bizim memleketimizin taşı toprağı Allah adıyla yoğrulmuş, taşı toprağı Allah Allah diye diye canını teslim eden şehitlerin kanlarıyla sulanmıştır.
Bu memlekette bu soruyu soranlar bu memleketten olanlar değil, aksine bu milletin vatanına, milletine, tarihine, kültürüne bu soruyu sorarak en büyük terbiyesizliği edenlerdir.
Aklından şüphe edilmesi gereken akılyoksunu zavallılar.
sen tipik bir mankurtsun.
bu memlekette olanların atalarının kanı oluk oluk aktı islama direnirken.
binlerce kadını arap itlerine cariye edildi.
binlerce erkeği köleleştirildi.
hatta kölemen devletini bile kurdular.
onlarca şehri talan edildi yağmalandı yakıldı yıkıldı.
bu gün batı emperyalizmine nasıl yenilip boyun eğdiyse, o gün de islam köleciliğine yenilip boyun eğdirildi.
cengiz gibi bir moğol bağdatı ele geçirince ilk iş kütüphaneyi yaktı 13.yyda.
çünkü müslümanlar 7.yyda asyada girdikleri her şehrin önce kütüphanesini yakardı.
ama sen bunları unuttun değil mi.
sen boyun eğip kazananın dinine geçen ne ilksin ne de son.
mısırlılar yenilince roma tanrılarına ibadet etmeye başlamıştı.
bir topluluk diğer topluluğu boyunduruk altına aldımı, egemenlerin tanrılarına tapar kölelerde.
sen arap köleciliğinin ürünüsün.
arap mitolojisine inanmayan ben ise ''yerli'' değilim öyle mi. bu memleketten değilim öyle mi.
evet bu memleketten değilim.
memleketim dünya, ulusum ise tüm ezilenler.
filistinde senden daha çok müslümanım.
ama burda allah düşmanıyım.tıpkı emperyalizmin diğer maşası kemalizmin düşmanı olduğum gibi.
mrdragon
13-08-2013, 16:56
Soruya bakar mısınız?
Ülkemizdeki bunca dinci nasıl yetişti(!)
Memleket nere acaba?
Bizim memleketimizin toprakları olamaz bu sorunun sahibinin ima ettiği topraklar, bizim milletimizden olamaz bu soruyu soranlar... Yoksa bizim memleketimizin taşı toprağı Allah adıyla yoğrulmuş, taşı toprağı Allah Allah diye diye canını teslim eden şehitlerin kanlarıyla sulanmıştır.
Bu memlekette bu soruyu soranlar bu memleketten olanlar değil, aksine bu milletin vatanına, milletine, tarihine, kültürüne bu soruyu sorarak en büyük terbiyesizliği edenlerdir.
Aklından şüphe edilmesi gereken akılyoksunu zavallılar.
Neden? Araplar ile etkileşimden önce bu topraklardaki türkler Alla Alla nerede bu Allah mı diyorlardı?
Ya da kuranında söylediği gibi her kavime kendi dilinde peygamber mitinden türkçe kurana benzer kaynak mı arıyorlardı?
Tevbe suresinin 29. cihad cizye denklemli ayeti olmasaydı acaba müslüman olur muydu bu sevimli türkler?
Tabi önemli olan burada başlangıç tarihini neresi olarak kabul ettiğinizdir.
Başlık ile ilgili olarak:
Mesela Cumhuriyet kurulmadan önce de, belli merkezi bölgelerdeki azınlık dışında, insanlar tekke, zaviye, hacı, hoca, ağalık sistemi altında din ile yoğrulmuşlardı.
Sadece temelde din yerine felsefenin geçtiği eğitim sistemi projesi, köy enstitüleri, ilmin önde koşturduğu modern çizgi devrimleri, zaman içinde bu din ile yoğrulan insanların alttan alta çabaları ile, Atatürk sonrası yeni belirlenen hükümetlerin hatalı uygulamaları sayesinde yeniden hortladı.
Zihinlerin özgür bırakılmadığı bir ortamda, hurafeler insanların benliğine yapışır ve nesilden nesile büyüyerek gün yüzüne çıkmayı bekler. Olayın özü aslında budur.
Dini kimlik ile Modern bilimler çok fazla tartılıp halk tabanına indirgenemedi. Tabandaki yoğun islami anlayış nedeni ile sulandırılmış islam anlayışında, zaman içerisinde din tabanlı eylemlere imza atan gizil, hoca, tarikatler kırsal bölgelerde çok ciddi zihinsel erezyona neden oldular.
Köylerin hızlı üreme, ve merkezi şehirlere inme süreci ile, türkiye genelinde Sevgili ABD amcanın da uygun gördüğü ılımlı islam politikası altında, askeriye destekli örgütlenmeler yapıldı. Sonuç ortada.
Anima Libera
13-08-2013, 19:30
Hem bir yandan Diyanet Islerini kurup kontrol altina almak istiyorsun, hem nasil bunca bilmemne yetisiti diyorsun. Kökünü kazimazsan olacagi budur.
Hem bir yandan Diyanet Islerini kurup kontrol altina almak istiyorsun, hem nasil bunca bilmemne yetisiti diyorsun. Kökünü kazimazsan olacagi budur.
Hmmm demek kökünü kazımamız gerekiyor, teşekkürler fikir için. Madem öyle biz de kökünü kazırız inşaAllah dinsizlerin. Chp'nin kökünü kurutmakla başlaya(dık)cağız işe koyulmaya inşaAllah.
Kuruyacak da.
Sakın kızmayın;fikir sizin!
Anima Libera
13-08-2013, 19:48
Hmmm demek kökünü kazımamız gerekiyor, teşekkürler fikir için. Madem öyle biz de kökünü kazırız inşaAllah dinsizlerin. Chp'nin kökünü kurutmakla başlaya(dık)cağız işe koyulmaya inşaAllah.
Kuruyacak da.
Sakın kızmayın;fikir sizin!
InsaAllah kardesim.
Saygilar.
Engse Hohol
25-03-2017, 08:17
Siyasi olarak salaklığı yüz ifadelerinden belli insanların devlet kadrolarına yerleştirilmesi ve imamhatiplerin memur yetiştiren kurum haline gelmesi ve bu durumun en az 20 yıl daha devam edecek olması geleceğimizi daha da karamsar yapıyor ve bu akp siyaseti Türkiye'yi islam için normal fakat Laik Türkiye için normal olmayan koşullara alıştırıyor. Bugün islam bataklığının dibi Somali ve Afganistan dır. Var edilme amacı, kurnaz insanlar tarafından suistimal edilerek siyasette yol almak için uydurulan islam'dan uzak yaşasalardı bu 2 toplum, aynı çoğrafyada, bugünkü sıkıntılarını çekmezlerdi. Somali'de son 2 günde 110 (https://www.evrensel.net/haber/310813/somalide-2-gunde-acliktan-110-kisi-oldu) kişi açlıktan öldü. İslam yardıma muhtaç toplum yaratan bir din olduğunu görmek için her türlü veriye sahipken artık islamda kalmak için ısrar edilmemeli ve islamdan kurtulmanın çaresine bakılmalıdır. Mümin toplumlar mistik dinleri islamdan kurtulamazlarsa, aşağıya eklediğim mistik iddialara bilim demek zorunda kalacaklar ve mistizim çukurlarına dalarak bir daha çıkamayacaklar.
✔ (https://eksisozluk.com/tubitak-harcirahli-salavat-projesi--5103838?p=1) Muhammet'e salavat için geliştirilen tübitak harcırahlı salavat projesinde toplam 1,792,433 salavat çekilmiş.
✔ (https://eksisozluk.com/bir-selam-da-bizden-size-selamunaleykum--5072357?p=1) Tübitak'ın desteklediği projeler arasından biri; bir selam da bizden size selamün aleyküm.
✔ (https://eksisozluk.com/kotu-soz-soyletilen-kavanoz--5102446?p=1) Gene tübitak destekli, kötü söz söyletilen kavanoz projesi.
İslamlı ve Akp'li günler sonlanmadıkça, Atatürkçülere, "Atatürk yalnızca bir insandı, Atatürk'ü yüceltmek şirktir" deyip, MEB okulunda sapkın Muhammet'e 1,792,433 salavat söyleyen insanlar gitmeyeceklerdir başımızdan hiçbiryere. Genç öğrencilere de yazık ediyorlar. Doğru yönlendirilseler, pozitif bilimler üzerine eğitim ve deney yapsalar, ileride, alzheimer'dan sorumlu amiloid ve tau proteinlerini bulup tedavi edebilecek veya 8 TB'lık harddisk yapıp Seagate ve Hitachi'ye rakip şirketler kurabilecek anlaktalar - zekaları var. Ama ne yazık ki Lise seviyesine dek, çocuklara verilen islami eğitim, parlak zekalarını erkenden köreltiyor.
Vefik Sami
25-03-2017, 12:45
Kur'anda zekât nisâbı yoktur.
Ama, epeyce "infak" kavramı geçer.
Allah, infâkın ne olduğunu Bakara: 219'da izah eder.
<<...Bir de sana Allah yolunda neyi harcayacaklarını sorarlar. De ki: "İhtiyacınızdan arta kalan herşeyi."...>>
Kur'anda geçen "İhtiyâcınızdan arta kalan"ın ne olduğunu İhsan Eliaçık şöyle açıklıyor:
Hz. Ömer ve Hz. Ali'nin görüşüne göre, ihtiyaç fazlası (afv) ortalama asgari ihtiyaç olan yıllık 4 bin dirhemdir. Hesapladığımızda bugün için aşağı yukarı yıllık 55-60 bin YTL oluyor. Biz yıllık değil aylık hesapladığımıza göre bunu aya bölünce aylık 5 bin YTL civarında oluyor. Bunu yukarıdaki asgari geçim sınırı ile kıyasladığımızda demek ki aylık 5 bin YTL'den yukarısı fazlalık oluyor. Bu, normal şartlara, yaşadığınız ülkeye ve kendi halkınızın genel durumuna göredir. Ortalamalar esas alındığında üç aşağı beş yukarı durum budur. Burada amacımın başınıza hesap uzmanı ve ekonomist kesilip kılı kırk yaran hesaplar yapmak değil; Kur'an'da verilmek istenen eşya, mal ve mülke dair bakış açısını günümüze taşıyarak gözler önüne sermek olduğunu lütfen unutmayalım.
http://www.ihsaneliacik.com/2009/03/16/sana-neyi-infak-edeceklerini-sorarlar-2/
Günümüzdeki İslâmi hassasiyetlere ve ibadetlere dikkat edersek, elimizi cebimize götürecek tavsiye ve emirler son derece yetersiz görünmekte.
Zekât nisâbı - En az olmak koşuluyla - servetin 1/40'i.
Namaz için, oruç için para harcanmaz.
Dua etmek bedâva.
"Helal-haram deme, ver Allahım. Doymaz kulun yer Allah'ım" deyip Allah'tan istemek bedâva.
İhtiyaç sahibi komşumuz karşımızdan gelirken "Ulan belki para ister" deyip, onu görmezden gelmek bedâva.
Bir tek Hac masraflı.
Ama; değer vallâ.
Günahlar sıfırlanıyor, anandan doğduğun gün gibi oluyorsun.
Çöpten ekmek toplayanlar, parasızlık yüzünden çocuğunu okutamayanlar, tedâvi ettiremeyenler varken, kişi başı 14 bin TL den başlayıp, 25 Tl'ye kadar uçan fiyatlarla Hacca gitmek, tam da Allah'ın istediği şey demek ki. Hele bir de yine elini cebine atmadan peygambere 1,792,433 salâvat getirilmişse Cennet'te köşk ve Huriler garanti.
Ancak bayanlara "Nuri" yok.
Demedi demeyin.
Allah'ın Tanrılığını, Muhammed'in peygamberliğini tartışabiliriz.
Ama; tartışılmayacak bir şey var ki her şeye rağmen İslâm ilk ortaya çıktığında bu denli yoz değildi.
İnandığını iddia eden müslüman, hayatını İslâma uyduracağına, İslâmı yoz kültürüne uydurdu.
Recep Tayyip Erdoğan 2011 yılına kadar F. Gülen için "Çok muhterem insan" demişti. Ama aynı Erdoğan bir süre sonra Gülen'i "Hasan Sabbah"a benzetti. İşte siyasetçinin dostluğu ve vefâsı anca bu kadar olur. F.Gülen'i tanımam, bilmem. Hakkındaki iddiaların doğruluğu veya yanlışlığını test etme imkânım da yok Ama; şunu hep sormuşumdur:
Eyy Tayyip Efendi.
Devletin tüm istihabâri kaynakları elinde iken 2002-2011 yıları arası F. Gülen cema'âtini destekleyen, "Ne istediniz de vermedik ?" diyen sen değilmiydin ? Bu dokuz senede elindeki tüm istihbâri bilgilere rağmen Gülen'i tanıyamadıysan, Yozgat'ın ücrâ bir köyünde yaşayan Memed Emmi, Fatma Nine nereden tanısın, bilsin ? Bu insanları "Fetöcü" diye hapislerde çürütmektesin. Çoğu aylardır yatıyor ve henüz mahkemeye bile çıkmadı.
Garip olan nedir bilir misiniz ?
Butün bu zulümleri görüp de kafasını başka yöne çevirip ıslık çalan diyanet, Almanyada evleri aranan dört imam için ortalığı ayağa kaldırdı.
Eğer dini böyle anlayıp yaşayanlar müslüman ise ben de "Einstein"ım.
Eğer bunlar Cennet'e gidecekse...
Ateist'leri Cennet'in baş köşesine oturtmak lâzım.
Allah'a inanmasalar da içlerinde dürüst olanlar, eminim; "müslümanım" diyenlerden çok daha fazladır.