Orijinalini görmek için tıklayınız : Türkiye'de Müslümanlar Özgür mü?
"Türkiye'de sadece Müslüman olmayan azınlıkların değil, çoğunluğu oluşturan Müslümanların da dini özgürlükler konusunda bazı sorunlar yaşadığı ve bunların hepsini çözmeye çalıştıkları" Ali Babacan
Babacan'ın Sözleri İşin Özüdür
http://www10.gazetevatan.com/root.vatan?exec=yazardetay&wid=5
http://www.nethaber.com/Politika/65095/Ali-Babacan-icin-Gammazci-derhal
% 99 u müslüman olduğu söylenen ülkemizde ,azınlıklarla müslümanları çıkartırsanız geriye kimler kalıyor ki ,bu insanlar din üzerinde baskı oluşturuyor.
Herhalde suçlu ateistler,yada laik azınlık :)
80.000 camisi olan 63.000 okulu olan ve 100 binlerce ışık evi binlerce kuran kursu, pansiyonu ve okulu yurtları ile tarikatları dergahları ile örgütlenmiş cemaatler yönetimindeki ülkemizde..
Sizce müslümanlar rahat değil mi?
Aslında demokrasi olmayınca baskıcı gruplar dahi özgürlüklerin olmayışından şikayet ederler.
Bu şikayetler şımarıklıktan başka bir şey değildir. Ben bu %90 u şımarık ve terbiyesiz buluyorum. Alçak gönüllü olmayan, her şeyi bilen (o oranda da cahil), görgüsüz, şehirli olamamış bir güruh 3, 5 insanı bir tarafa koyun, genel karekterleri bu. Bu karekter yapısı
birbirinden besleniyor, sayıları çoğaldıkça da azgınlıkları artıyor.
Kedi gibi dir bunlar hem ........, hem bağırırlar.
Bu sersemce lafları ciddiye alıp yanıt vermemeyi bile ciddi, ciddi düşünmek gerekli. Yanıt verilince kendini adam zannediyor, daha çok saçmalıyor.
Özgür'ün astığı bir şiir vardı onu bulup ithaf edeceğim.
Selamlar.
müslümanlar özgür değil ben özgürüm!! yok artık safsata bunlar müslümanların tek yapamadığı şey bugün başta üniversiteler olmak üzere bazı kamu alanlarına girememeleriydi!! hala birçok üniversite almıyor ancak kamu alanlarından eser kalmadı gibi... en son türbanlı hemşireler gündeme gelmiştii..türbanlı hemşire ne acaip bişeydir..
sanırım istedikleri özgürlük her istediklerini istedikleri yerde , zamanda ve şekilde yapabilme hakkı!!!
"Türkiye'de sadece Müslüman olmayan azınlıkların değil, çoğunluğu oluşturan Müslümanların da dini özgürlükler konusunda bazı sorunlar yaşadığı ve bunların hepsini çözmeye çalıştıkları" Ali Babacan
Babacan'ın Sözleri İşin Özüdür
http://www10.gazetevatan.com/root.vatan?exec=yazardetay&wid=5
http://www.nethaber.com/Politika/65095/Ali-Babacan-icin-Gammazci-derhal
% 99 u müslüman olduğu söylenen ülkemizde ,azınlıklarla müslümanları çıkartırsanız geriye kimler kalıyor ki ,bu insanlar din üzerinde baskı oluşturuyor.
Herhalde suçlu ateistler,yada laik azınlık :)
80.000 camisi olan 63.000 okulu olan ve 100 binlerce ışık evi binlerce kuran kursu, pansiyonu ve okulu yurtları ile tarikatları dergahları ile örgütlenmiş cemaatler yönetimindeki ülkemizde..
Sizce müslümanlar rahat değil mi?
Cumhurbaşkanlığı bunların elinde ...
Başbakanlık ve ülke yönetimi bunlarda .
Ne kadar dinci tarikat varsa hepsi rahatça hem dincilik hem de ticaret yapıyorlar .
Ülkede ihtiyacın hayli üzerinde onbinlerce cami ve imam var ve masrafları da halkın vergileriyle karşılanıyor . Oysaki okul sayısı yetersiz olup öğrenciler iki kişilik sırada sığış sığış üç kişi oturmak zorunda kalıyorlar .
Fakat , bu beyefendilere sorarsan ülkede din ve vicdan özgürlüğü yok .
Sevgili vgm'nin de dediği üzere buna şımarıklık denir .
Hatta bana sorarsanız tek kelimeyle terbiyesizlik , başka bir şey değil .
Hayır hayır ; onların derdi şu :
Ülkeye şeriat düzeni henüz gelmediği ve dinciler biraz da kabız olup ülkenin içine henüz daha tam manasıyla edemedikleri için haliyle biraz ıkınıyorlar , ıkınırken de canları yanıyor , tüm sıkıntıları da işte buradan kaynaklanıyor . :)
evrensel-insan
02-06-2008, 02:32
Saygideger arkadaslar;
Dunyada, ayrilmislik ve ayrimcilik temeli uzerine kurulmus tum toplumlarda ozgurlukten bahsetmek abestir.
Toplumu yoneten ve yonlendiren devlet ve onun hukumetinin anlayisi temelli demokrasiler, adalet hak hukuk esitlik ve insan haklari, ister istemez idaredekine paralel dusunce ve davranis tasiyan kesime daha... gelir, eger idaredeki uygulamayla ters dusen bir toplumsal dusunce ve davranis yapisi varsa; o zaman bu yonetim sekli ona daha az.... gelir.
Bu hep boyle olmustur. Hic bir devlet ve onun getirdigi pratik yasam anlayisi, hicbir zaman tum toplumu memnun edememistir.
Bunun en guzel ornegi TC'nin tarihidir. Basa hangi anlayis gelirse gelsin, onun demokrasisi, diger anlayis uzerinde bir diktatorluk olusturmustur.
Bu biz ve oteki vatandaslarinin kisir dongulu iktidar savasi, bir oyle bir boyle el degistirerek bugunlere gelinmistir.
Onemli olan, bireysel egitimi veren bir devlet ve idare anlayisinin iktidara gelmesi ve onun getirecegi sivil kuruluslar eliyle, bireysel hak ve ozgurluklerin, hukuk garantisi temelindeki devletinin ANTIAYRIMCI politikasidir.
MILLI-DINI KOKENSEL YAPI TOPLUMSALLASTIRILDIKCA VE BIREYSEL DUZEYE INDIRGENMEDIKCE;biz ve oteki vatandaslarinin iktidar el degisimi suregelecektir.
Bu iktidar eldegisiminde de kimin iktidari bastaysa o "daha cok ozgurluk"isteyecek ve getirecek, bu gelen, oteki vatandaslari icin bir "ozgurlukler kisitlamasi" olusturacaktir.
Taki onlarin gorusu iktidara gelene kadar.
Bu durum-ortalik karistiginda askerinde 3 ayri mudahelesiyle-1923 den buyana suregelmektedir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Tabii ki özgür değiller biz onlara okadar baskı yapıyoruzki,yok türbanlı giremezsiniz,yok laiklik,atatürkçülük,dinlerini de yaşatmıyoruz.Halbuki biz ne kadar özgürüz,ateistim diye her yer de çekinmeden söylüyoruz kesinlikle bi ayrımcılık falan olmuyor.o 80 bin camii de yalandır bu kadar baskı altında kalan müslimanlara acıyorum ben yazık.Bir an önce ülkemdeki müslimanlara özgürlük istiyorum
Meselenin özü Türkiye'nin nasıl bir ülke olduğudur.
Objektif bakışla Türkiye'de din olarak İslam'ın ezici üstünlüğü, hatta egemenliği olduğu görülse de, İslamcı gözüyle durum farklıdır.
İslamcılar, bir ülkeye "dar-ı İslam mı yoksa dar-ı Küfür mü?" sınıflandırmasıyla bakarlar. Dar-ı küfür'e dar-ı harb de denir.
Dar -ı İslam, İslam hükümlerinin geçerli olduğu, müslümanların hür ve egemen olduğu ülke demektir.
Dar-ı harp ise devleti müslüman olmayan, İslami hükümlerin uygulanmadığı ülke demektir.
Türkiye, kimi İslamcılara göre dar-ı İslam'dır. Kimilerine göre dar-ı İslam sayılamayacak, dar-ı harp olarak da tanımlanamayacak ama küfür hükümlerinin egemen olduğu bir ülkedir.
Kimilerine göre de dar-ı harp'tir.
Dar-ı harple de, küfür hükümlerinin egemen olduğu ülke ile de dar-ı İslam egemen olana kadar savaşılması şert görülür.
Türkiye'de İslamcıların mevcut haklarla yetinmemesinin nedeni budur.
Ta ki anayasanın İslam hükümleri içereceği, faizin, içkinin, açık giyinmenin yasaklanacağı zamana yani şeriatin hakim olacağı zamana kadar istekleri bitmeyecek, mazlumları oynamaları devam edecektir.
gozeneli
02-06-2008, 07:54
Sayın Pante,
başka söyleyecek şey bırakmamişsınız.
evrensel-insan
02-06-2008, 08:13
Saygideger pante;
Oteki vatandaslarinin dokumunu guzel dile getirmissin. Bir de biz vatandaslarinin-laiklik-dokumunu verirsen, sevinirim. Onlarda oteki vatandaslari gibi, ne istediklerini, ne yapmalari gerektigini biliyorlarmi? Merak ettim de.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Oteki vatandaslarinin dokumunu guzel dile getirmissin. Bir de biz vatandaslarinin-laiklik-dokumunu verirsen, sevinirim. Onlarda oteki vatandaslari gibi, ne istediklerini, ne yapmalari gerektigini biliyorlarmi? Merak ettim de.
Sevgili evrensel-insan;
Vatandaşlar sözü yanlış anlaşılabilir. Dolayısıyla öteki-beriki ya da müslüman-laik gibi bir kamplaşmaya katkı vermemek gerekir.
Dikkat edersen yazımda "İslamcılara göre" ve "Kimi İslamcılara göre" tabirleri kullandım. Burada laik, demokratik yönetime tehlike arzedenler İslamcıların bir kesimidir. İslamcıları ayrı, müslümanları, dindarları ayrı görmek gerekir.
Her İslamcı müslümandır ama her müslüman, İslamcı, dinci, şeriatçi değildir.
Müslümanların büyük kısmı laiklikten yanadır zaten.
İslamcılara gelince, onlarında bir kısmı laiklikten yanadır. Bir kısmı laikliğin yeni bir tanımlamasından ve esnetilmesinden, yumuşatılmasından yanadır.
Bu iki kesimde şeriat düzeni taraftarı değildir.
İslamcıların bir kesimi ise laikliğe tamamen karşıdır.
İşte bu kesime karşı demokrasinin, laikliğin korunması için tedbir alınması gerekir. Bu kesim çok güçlü değildir ama iktidar içinde gücü vardır, diyanet içinde gücü vardır, tarikat ve cemaatler içinde hakimdir.
Laikliğin ve demokrasinin korunması devletin görevidir. Hükümetin, kolluk kuvvetlerinin, yargı organlarının..
Vatandaşların görevi ise şeriat yanlısı propaganda ve örgütlenmelere karşı duyarlı olması ve bu oluşumlara taviz vermeyecek şekilde direnmesidir.
Ancak ne zaman devlet görevini yapmakta aymaz davranır, ülke tehlikeli bir yola girer, o zaman laiklikten yana olanların "Bursa Nutku" doğrultusunda tavır koyması gerekir.
evrensel-insan
02-06-2008, 08:51
Saygideger pante;
Senin bu dokumune gore; iki karsit uc, seriatcilar ve seriatci olmayan ve laik muslumanlar(yani muslumanlik ortak payda-laiklik degil mi?) mi oluyor-ki bana gore Turkiye de seriat tehlikesi henuz yok, sebebi amerikan idealizmi gudumlu iktidarin ilimli islam gorusu-ki bu goruse seriatci olmayan muslumanlar ve laik muslumanlar, o zaman neden razi olmuyor?
Bu sorularim, senin dokumune gore.Size gore toplumun yuzyuze kaldigi tehlike seriat mi? Ki bunu amerikan idealizmi de henuz istemiyor, cunku radikal islama karsi ve onlari yumusatmaya"ilimlastirmaya" ugrasiyor.
Ortak payda muslumanlik mi? Laiklikmi? her ikisi birden mi?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Ortak payda laiklikti, laiklik kalmalıdır.
Ortak paydayı müslümanlık yapmak isteyenler vardır ama siyasette, devlet yönetiminde bu mümkün değildir, çünkü demokrasinin, laikliğin özüne aykırıdır.
Vatandaşın aynı apartmanda yaşadığı komşusuyla, işyerindeki arkadaşıyla ortak paydası müslüman olmaları olabilir. Ya da etnisiteleri de olabilir.
Ama bir siyasi partide "Hepimiz müslümanız" denilmemeli, devlette hiç yeri olmamalıdır. Maalesef, günümüzde bu anlayış bozulmuştur.
İsmet İnönü'ye partililerden bazıları ısrar edermiş, miting konuşmalarında "Arada sırada sözlerinde Allah geçsin, bizi hep dinsiz diye eleştiriyorlar" diye. Bir mitingde yine ısrar üzerine, İnönü "olur" demiş. Konuşmasını yapmış ama yine eskisi gibi.
"Hani paşam olur demiştiniz" diye sormuşlar. "Allahaısmarladık dedim ya" demiş.
Amerikan emperyalizminin derdi tasası ılımlı İslam vs. değildir. İsterse katı bir İslam olsun, yeter ki kendine bağımlı, kendi güdümünde olsun. Suudi Arabistan gibi. ABD'nin önceki hükümet döneminde derdi Irak'tı. Destek alamayınca o da AKP'ye ve kendisine biat eden RTE'ye destek verdi.
Bugün ABD'nin derdi İran. AKP ile İran konusunda soğuk savaşı var. İran konusunda destek bulamazsa AKP'den elini çeker ve isterse iktidarı bitirir.
Nitekim gelişmeler o yönde gözüküyor.
mutluluk35
02-06-2008, 10:26
Din özgürlüğü ile ilgili gerek Bm,gerekse Avrupa Konseyi bildirilerinde,bu bildirilerdeki hiç bir hükmün, İnsan Hakları Evrensel Bildirisi ile İnsan Haklarına dair uluslararası Sözleşmelerde tanımlanan bir hakkı kısıtlayıcı veya kullanımını durdurucu bir şekilde yorumlanamayacağı vurgulanmıştır.
Dini özgürlük,genel olarak dilediği bir inanca sahip olma,bunun gereklerine uyma,başkala-rına öğretme yoluyla açığa vurma,ibadet etme,dinini serbestçe değiştirebilme,devlet veya herhangi bir kurum ya da kişi tarafından ayrımcılığa maruz bırakılmama(din veya inanca dayalı bir farklılaştırma,dışlama, kısıtlama veya herhangibir dine ayrıcalık tanıma), gerekli vakıf veya insancıl amaçlı kurumlar kurma ve bunları işletme,bireylerden ve kurumlardan gönüllü mali yardım vermelerini isteme,dini içerikli yayımları yazma, yayımla-ma,dağıtma vb. hakları kapsar.
Ülkemizdeki müslümanlar,bu açıdan hiçbir sorun yaşamadıkları gibi,gayrimüslimlerin aleyhine olacak şekilde pozitif ayrımcılığa tabi tutulmaktadırlar.
Katolik,ortodoks ya da protestan olsun,yayımevleri misyonerlik faaliyetinde bılundukları gerekçesiyle basılmakta,kitapları Türk insanını tehdit ettiği gerekçesiyle toplatılmaktadır.
AB'nin dini özgürlüklerle ilgili olarak kastettiği,gayrimüslim vakıflarının taşınmaz mal edinimi
vatandaş oldukları halde yabancı muamelesi görmeleri(örneğin dışişleri,TSK,emniyet gibi kurumlarda memur olamamaları) vb. konulardır.
Görüldüğü üzere herkes demokrasiye,kendi çıkarını maximize edebilmek amacıyla sahip çıkmaktadır.Çoğulculuk, tahakkümü değil uzlaşıyı gerektirir.
İslamcının özgürlük anlayışı ise demokrasinin bahsetmiş olduğum dini özgürlükler anlayışı-nı aşacak nitelikte,'kendinden olmayanı yoketmelisin' felsefesi üzerine inşa edilmiştir.Ne var ki bu hakkın kullanılması,gayrimüslimlerin yaşam hakkına müdahale eder ki,ancak bu hakkın çiğnenmemesi durumunda birey,temel hak ve özgürlüklerini kullanabilme imkanına kavuşur.
Öyleyse bir kitleyi temel alarak 'dini özgürlüğü yok' denemez.Bırakın ortodoksu,süryaniyi, bizzat İslamın mezhebi olarak görülen Alevilik bile,ülkenin resmi Sünnilik kurumu diyanet işleri başkanlığı vasıtasıyla 'ötekileştirilmiştir'..
Bir ülkede sadece İslami ya da sadece Budist değil,genel olarak dini özgürlük var ya da yoktur.
Ne zaman ki,Diyanet işleri başkanlığı kaldırılır ya da cemevlerinden,süryani kiliselerine kadar hepsine kadro verilir,maaş bağlanır ki devlet vergi toplarken bu ayrımı yapmıyor,ne zaman ki ezan sesi çan seslerine karışır vs. belki o zaman dini özgürlükten söz edebiliriz.
Bunların gerçekleşmesi ise, sünni-vahabi sentezi İslamı halka dayatmakla olmaz,ak-sine bu davranışın sınırlandırılmasıyla olur.Halbuki bu dayatma projelerine sahip çıkanlar,dünün şeriatçı,büyük doğucu akıncıları,bugünün sahte liberal demokratları Tayyipler, Gül' lerdir.
meaculpa
02-06-2008, 11:03
Ne zaman ki,Diyanet işleri başkanlığı kaldırılır.....
Ülkenin öncül sorunlarından birine değinmiş sevgili mutluluk35.
Diyanet, T.C nin yığınları kontrol altında tutup, resmi din olan sunni-hanefi programlarının dayatılması için oluşturduğu siyasi kanatlarından sadece biridir. Artık siyasi bir kanat olmanın en sancılı süreclerini yaşatmaktadır. Çünkü işlevselliği provakasyonlardan başka bir boyutta tezahür etmemektedir. Bünyesinde ki cehalet yıgını imamları ile verdigi her fetvada ülkeyi kaosa çevirmeye yetecek miktarda zehirli araçlara sahiptir. Çünkü kullandıgı araç; toplumların ortak dokularını olusturup, binlerce yıl insanlar arasında harc görevi yamış olan din unsurunun ta kendisidir. Bu kurum var olmaya devam ettikçede ülkede gerilimler inişli, çıkışlı ve suni gündemler oluşturmak adına sürekli var olacaktır. Sistem bunu talep etmektedir. Örtbas edilmesi gereken ciddi sorunların varlıgının yanında, kitlelerin de uyuşturucuya( dinsel gericiliklere)olan bağımlılıkları kesilemez boyutlarda menfi çıkarımlar kapısıdır.
İslamcının özgürlük anlayışı ise demokrasinin bahsetmiş olduğum dini özgürlükler anlayışı-nı aşacak nitelikte,'kendinden olmayanı yoketmelisin' felsefesi üzerine inşa edilmiştir
Nitekim yine bu güzel tespitle, var olan felsefenin temellerinin nereye ve kimlere dayandırıldıgı aşikardır.
Demokrasi diye veryansın etmenin ise temelinde ne yazıkki sadece ve sadece köprüyü geçene kadar kullanılacak kavramların varlıgı nazara alınır.
Demokrasi ama bir tek dinimden olana demokrasi
Cumhuriyet 02.06.2008SAĞNAK
NİLGÜN CERRAHOĞLU
Geriye Bir Şeriat Kaldı!
Babacan “Müslüman çoğunluk mağdur!” dedi, Erdoğan da arka çıktı ya, internet sitelerinde soran sorana:
“80 bin küsur caminin olduğu bu ülkede insanlara tanınan en büyük özgürlük, dinin Sünni üyelerine tanınan özgürlük... İnsaf edin! 1938’den beri Cumhuriyeti altüst edenler, eğitimin birliğini tuz buz edenlerin yaptığışikâyete bakın. Daha ne istiyorsunuz?”
“İsteneni” Demirel açıkladı:
“Geriye bir tek şeriat kaldı!”
Abdullah Gül’le, ’95 seçimleri arifesinde yaptığım bir söyleşiyi anımsadım.
Gül siyasette henüz yeni. Ama Refah Partisi Genel Başkan Yardımcılığı’na dek yükselmiş…
“Baştan kesinlikle yasaklayıcı olmayız” demişti: “Zorlama yok bizde. Ama biz Türkiye’de yasakçı bir zihniyetin olduğuna inanıyoruz. Türkiye’de açık-gizli bir İslam düşmanlığı olduğuna inanıyoruz…”
“Nasıl algılıyorsunuz bu düşmanlığı?” diye sorduğumda, “Başörtüsü örneğin…” yanıtıyla karşılık vermiş ve şöyle devam etmişti:
“Düzen Türkiye’de İslamı caminin içine hapsetti. Biz İslamı hayat tarzı olarak görmek istiyoruz…”
“Menderes’in dediği gibi ‘Türkiye’de İslamın neye uygun olduğu değil, neyin İslama uygun olduğu mu’ tartışılacak?” diye üsteleyince bu soruya da gayet sakin “Evet tabii” yanıtını vermişti…
Camiye hapsolan İslam bizi kesmez...
“İstenilen” baştan beri buydu: “Camiye hapsolan İslamı”, “yaşam tarzına” dönüştürmek…
“Baştan”(!) yasaklayıcı olmadan, usulce bunu yapmak ve -“turiste var, Müslümana yok” çizgisindeki içki yasağında gördüğümüz üzere- İslamın laikliğe değil, laikliğin İslama uygun olup olmadığı tartışmalarının açılacağı noktalara dek ilerlemek….
On üç yıl öncesinin röportajını (10/12/1995) bugünün Türkiye’si üzerinden değerlendirdiğimde, Gül’ün sözlerini AKP icraatlarının “açık manifestosu” olarak algılıyorum.
Refah’tan AKP’ye uzanan süreçte halbuki ne dediler:
“Değiştik! Milli Görüş gömleğini çıkardık. Muhafazakâr demokrat gömlek giydik. Artık ‘din eksenli’, İslamcı bir parti değiliz. Batı’nın Hıristiyan Demokrat partilerini çağrıştıran muhafazakâr demokrat bir partiyiz!”
Batı’nın “Hıristiyan Demokrat partileri”, “Avrupa’nın faşist geçmişiyle” aralarına mesafe koymuş; faşizme bilfiil cephe almış partilerdir. Modern demokratik rejimlere bağlılıkları konusunda kimsenin kuşkusu yoktur…
Refah türevi AKP’nin, Batı’nın “Hıristiyan Demokrat partileriyle” uzak yakın benzerliği olmamasına karşın, tam gaz çalışan propaganda çarkıyla bu palavra Türkiye’ye yedirildi.
Sonunda bakın Gül’ün 1995’te söylediklerine geldik mi gelmedik mi? Gelin hadi “Refah”la “AKP” arasına net çizgi çekin şimdi...
“Şeriat, ibadetin parçası!”
“Düzen İslamı camiye hapsetti!” lafı ne demek?
Bunun gerçek anlamını/açılımını, neden sonra izlediğim bir BBC programında yakalayabildim:
11 Eylül ertesi BBC’de bir açık oturum yapılıyor. Programa İslam âlimleri ve aydınları katılıyor.
Konu şu: “İslam, demokrasiyle bağdaşır mı?”
Konuklar ikiye ayrılıyor.
“Liberaller”, bunun mümkün olduğunu söylüyor. Tarık Ramadan örneğin: “Katı kuralcılık yanlıştır!” diyor: “Şeriatı kalbinizde de yaşayabilirsiniz. Önemli olan, İslamın şümullu mesajını algılamak ve uygulamaktır…“
“Köktenciler”, “Hayır!” diye itiraz ediyorlar: “İslam ülkeleri için şeriattan başka bir düzende yaşamak caiz değildir! Şeriat çünkü iman ve ibadetin ayrılmaz parçasıdır…”
O an beynimde, yıllar öncesinden anımsadığım Gül’ün sözleri yankılanıyor:
“Düzen, İslamı camiye hapsetti!”
Gül vaktiyle demek bu lafı bana böyle bir düşünceyle telaffuz etmişti sonucuna varıyorum: “Şeriat ibadetin parçasıdır!” görüşünde olduğu için, camilerdeki İslam ona yetmiyor…
Demem o ki; “Türkiye’de şu kadar cami var!” diye parmak hesabı yapmak beyhude…
Rakamları ikiye, üçe, beşe katlasınız da yetmeyecek.
AKP’nin lider kadrosu çünkü -“Hıristiyan Demokratlarla” benzerlik bir yana- İslama olabilecek en “köktenci yorumla” yaklaşıyor.
Yılların Demirel’i bunun farkına varmasa, “Müslümanların mağduriyetinden şikâyet edebilmeleri için, geriye bir tek şeriat kalmıştır!” der mi?
evet bu adamlar değiştiler,
hem de öyle bir değişim geçirdiler ki,
bukalemunlar bile ağızları açık kalakaldılar oldukları yerde.
evet bu adamlar değiştiler,
gömleklerini çıkardıklarını iddia ettiler,çünkü
kapkara cüppelerini giymek için gömleği çıkarmaktan başka çare yoktu.
Evet bu adamlar değiştiler,
Cumhurbaşkanlığı makamına gelince adet olsun diye içleri su dolu kadehler kaldırdılar,
çünkü o kadehleri kırıp yerine zemzem suyuyla yıkanmış bardakları koymanın başka yolu
yoktu.
Evet evet, bu adamlar değiştiler,
ve hala da devam ediyorlar değişmeye.
Ta ki, islam yurdunda(!) islam şeriatı hakim oluncaya,
kendi kitaplarında bahsedildiği gibi, din allahın oluncaya kadar da değişecekler.
Kimsenin şüphesi olmasın,
Eee, ne demiş herakleitos, değişmeyen tek şey değişimdir.
sevgiler...
Müslümanların çok azı özgür.
Büyük bir kısmı tarikat ve mürşit boyunduruğunda bir kısmı da sadaka ekonomisine bağlanmış.
Kimi müslümanda bu işi geçim kapısı olarak gördüğünden ekonomik bağımlılığa girmiş.
Hurafelerle doğmalarla sonradan yaratılan bir islamiyete tabi olmuşlar .
İnançlarını özgür bir seçimle belirleyip istedikleri gibi yaşayamamaktalar.
Bu bakış açın çok insani aydoe, haklısın.
Selamlar.
Benim Kanaatime Göre Din Ile Akil Hiçbir Zaman Barişik Olamayacaktir. Müslümanin Laik Olmasi Imkan Dişidir. Türkiye De Dindar Laikler Beynini Nadasa Birakan Kimliksiz Kişilerdir. Bunun Bilincinde Olan Dincilerin Beyinlerini Kullanmayan Zavalilari (ki Aslinda Bu Durum Onlara Müstehak) Etkileme Konusunda Son Yillarda Oldukça Etkili Olduklarini Düşünüyorum. Aslinda Aydin Insanlarin At Sineği Gibi Sitede Bahse Konu Argümanlari Kullanarak Bu Zavalli Insanlara Doğruyu Anlatmalari Gerekir. önemsediğim Için Tekrar Vurguluyorum; Müslüman Laik Olamaz. Ancak islamiyetten aslında uzak kişiler yani müslümanımsı kişiler laik olabilir.
kandahar
25-06-2008, 08:27
Türkiye'nin her vatandaşının sosyal hayatında istediği inancı yaşaması önünde hukuki, yani devletle ilgili olarak bir engel yoktur.
faydasızım
18-08-2010, 23:01
bence ali babacanın kast ettigi bireysel müslüman özgürlükleri deil radikal müslüman felsefesine sahip olanların özgürlüklerinden bahsediyor ...
yani biraz daha katı islam anlayışına sahip felsefenin özgürlügüdür..