PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : David Icke Yazıları


Serdar
15-06-2008, 21:50
ALICE HARİKALAR DİYARINDA

Ve

DÜNYA TİCARET MERKEZİ FELAKETİ



EĞER ABD GADDARLIKLARININ ARKASINDAKİ GÜCÜ ARIYORSANIZ, YALNIZCA ŞU SORUYU SORUN:

KİM FAYDALANIYOR?



“Hiç bir şey olduğu gibi olmayacak, çünkü her şey olmadığı gibi olacak. Ve tam tersine; olan şey, olmadığı gibi olandır. Ve olmadığı gibi olan da, olacak olandır. Anladınız mı?”

- Alice Harikalar Diyarında.



Yazan: David Icke



Dünyayı kontrol etmeye çalışan ve kendi global faşist devletini sunmayı bekleyen güç, yani benim “Illuminati” adını verdiğim şebeke, eğer önceden tahmin edilemezse koskoca bir hiçtir.



New York ve Washington şehirlerinde yaratılmış olan inanılmaz korku, tüm insanlığın genel zihninde, bir “Problem – Reaksiyon – Çözüm” zinciridir ve bu büyüklükte bir olayın gerçekleşmesini -geçmiş yazılarımda da okuduğunuz gibi- birkaç yıldır bekliyordum. Bir savaş veya nükleer bir terörist aracı olabileceğini düşünmüştüm, ama görevine başlama gününde de yazdığım gibi, global planın hız kazanarak öne sürüleceği Bush başkanlığı döneminde muazzam birşeyler olacaktı.



Dünyanın global merkezi faşizme hızla itilmekte olduğu süre de bile, olaylar Illuminati planının öngördüğü zaman takvimine uyacak hızda gelişmiyordu. Ve globalleşme planlarına ve özgürlüğe yaptıkları tecavüzlere karşı çıkan kesim, gün boyu artmakta. Planın birdenbire, muazzam bir sıçrayışla, gelişmesini ve sunulmasını sağlayacak “çözümler”in sunulması için, insanlığın toplu olarak zihinlerini korku, panik ve güvensizlik duygularıyla sarsacak ve dağıtacak, devasa büyüklükte etkisi olan birşeylerin yaratılmakta ve yapılanmakta olduğu açıktı. Bu, ayinsel olarak oldukça önemli 9. ayın 11. gününde Amerika’da gördüklerimizdir – 911 Birleşik Devletler’deki acil durumlar için kullanılan numaradır. Ayinsel ve gizli kodlar, Illuminati’nin yüklendiği herşeyin altında var.



Ve, bu zihni felç eden gaddarlıklar, Illuminati planının, insanoğlunun zihinsel, duygusal, ruhsal ve fiziksel kölelikleri için başlattığı dönemin sonu değil, tam tersine başlangıcıdır. Terörizm tehdidini (“kendi” terörizmleri!!), “özgür ve demokratik” dünyanın, (etki olarak) bir dünya ordusu ve dünya hükümeti oluşturması ile suçlu gördükleri güçlerin - ki gerçek suçlu güçler bu “özgür” dünyanın güçlerinden başkası değil - bulunduğu ülkelere ve ülkelerin insanlarına savaş açma hakkı olarak kullanarak, daha fazla ölüm ve yıkım yaratılacaktır. Müslüman insanlar ile olası bir savaş da son olmayacak ve esas son için bir araç olacak – yine ayni güçlerin yönettiği, geriye kalan komunizm güçleri ile bir çatışma. Unutmayın ki, Illuminati her ülke, her “terörist” grup ve bu terörizme “karşı” olan her kuruluş içerisinde işlev görmektedir. Yalnızca, her “taraf” içerisinde temsilciye sahip olarak, Illuminati oyunu kontrol edebilir ve oyunun sonucunu başlamasından evvel bilebilir. Illuminati’nin İslam dünyasında yöneticileri var, tıpkı sözde “özgür dünya”da (yakında göreceğimiz gibi) olduğu gibi. Örneğin; Saddam Hüseyin, bilinçli bir Illuminati piyonunun - baba George ve oğul George Bush gibi - her özelliğine sahiptir. (bak...kitap: and the truth shall set you free)



Bu ayinci, duygusuz, sürüngen zihnin tahmin edilebilirliği, ABD felaketini takip eden haberler dünyasında çok rahat görülebilir.Bu tür durumlarda her zaman ne olduğuna bir göz atın ve göreceksiniz ki, plan hemen hemen her olayda hep aynidir. Olay gerçekleşmeden önce, başkasının cezasını çekecek, kurban edilecek avanak daima suçu üstlenmeye hazırlandırılmıştır. Böylece halkın düşünceleri ve zihni tehlikeli spekülasyonlar yaratmaktan uzaklaştırılmış ve önceden belirlenmiş bir hedefe yönlendirilmiş olur. Kennedy süikastinden sonra, bu hedef Lee Harvey Oswald idi; Oklahoma olayından sonra Timothy McVeigh; ve şimdi de karşımızda Osama Bin Laden.



Bin Laden, çok fazla yanlış bir yola sevkedilmiş olabileceği gibi, bu hafta olanlardan benim sorumlu olduğum kadar sorumludur. Başkan Kennedy ölmeden de ÖNCE, nasıl Lee Harvey Oswald’ın geçmiş bilgileri açığa çıkarılmışsa, şimdi de felaketin gerçekleşmesinden hemen sonra en kesin bir düzen ve ahenk ile Bin Laden ismi tanıtılmış durumda.



Elle tutulur birşey değil de daha çok ağızla, bu adamın Afganistan dağlarından, muazzam büyüklükteki bu operasyonu gerçekleştirmiş “Dev Adam” olduğu fikri, normal zeka seviyesine sahip herkesle dalga geçmekten başka bir şey değil ve saçmalıktan ibarettir. (bak...Bin Laden ile görüşmüş gazeteci Robert Fisk’in makalesi) Burada, bir bomba paketinden veya zihni kontrol edilmiş herhangi bir fanatiğin bombalı arabasını Kudüs’teki bir restaurant içerisine sürmesinden bahsetmiyoruz. Dört ticari dev uçak ayni anda Amerikan hava boşluğunda Amerikan havaalanları üzerinden kaçırılmalı ve de yüksek derecede spesifik hedeflere 45 dakika içerisinde uçurulmalıdır. Bu nasıl olabilmişti? Çünkü içeriden yapılan bir işti, nedeni bu.. Amerika Birleşik Devletleri’nin içerisinden yönetilip yönlendirilmiş ve dünya boyunca bulunan Illuminati örümcek ağının diğer bölümleri ile birlikte A.B.D. “İstihbaratı”nın yüksek mertebeleri tarafından planlanmış bir işti.



Şimdi, emrine amade zihni kontrol edilmiş servete sahip bir ordu ile, zihinin programlanması ve onu aktif hale getirecek tetiğin çekilmesi ile, Illuminati bu insanlara herhangi birşeyi yaptırabilir. Bu uçakları kaçırıp onları binalara doğru uçurmadan sorumlu olan kişiler, bilinçli zihinlerinde, inanmaya programlanmış oldukları “neden”e inanmışlardı. Ama gerçekte, onlar bu uçakları kaçırıp uçurmuyorlardı, onların programları bunu yapıyordu. Zihin kontrolü, şimdi o kadar ileri ki, böyle bir programlama neredeyse çocuk oyuncağıdır.



Tanrı aşkına, bu terör A.B.D. İstihbaratı’nın bir başarısızlığı değildi. Planı ortaya çıkarmakla yükümlü değildiler ve uçaklara silahlar sokmak, eğer sistemi kontrol edenlerden destek alıyorsan, düşünüldüğünden çok daha kolaydır. Duydum ki, bu bir başka “Pearl Harbor” olayı imiş, evet öyledir. ..And The Truth Shall Set You Free kitabında, diğer kitaplarda ve çalışmalarda okuyabilirsiniz ki Amerikan hükümeti Japonlar’ın Pearl Harbor’a saldıracağını önceden bilmekteydi, ve buna rağmen hiçbir önlem almadılar, hiçbir şey yapmadılar. Niçin ? Çünkü bunun olmasını spesifik bir neden için istiyorlardı – Başkan Roosevelt’in (Bush’lara kan bağından akraba olan) daha önce, -yalnızca seçilmek uğruna-, “Amerika bir savaşa karışmayacak” demesinin tam tersine, Amerika’nın 2. Dünya Savaşı’na girişini garanti altına almak için Pearl Harbor olayına gereksinim duyuyorlardı. Problem – reaksiyon – çözüm. – ve bu haftanın korkunç olaylarında da gerçekleşen aynen bu.



Saldırıların kötü sonuçlarından hemen sonra, “Suçu bin Laden’e atın” kampanyası, daha önceden hazırlanmış bir plan gibi, sunuldu. Cumhuriyetçi Senatör ve Illuminati yardakçısı, Orrin Hatch, örneğin, CNN’e, FBI’dan yüksek rütbeli bir bilgi aldığını ve bin Laden’in benzeri görülmemiş saldırıların arkasında olduğunu söyledi. FBI’da yapmış olduğu kısa toplantıya dayanaraktan, Hatch “Biraz bilgim var” dedi. “FBI’dakiler, bu olanların arkasında Osama bin Laden’in bulunabileceği ve bu dehşetlerin onun imzası olabileceği sonucuna vardılar”. Tamam, daha fazla devam etmene gerek yok Orrin, mesajı aldık ve sen de görevini yaptın.



Daha sonra, çok uygun bir şekilde, iki uçağın kaçırıldığı Boston havaalanı’nda bulunan şu kiralık arabanın hikayesi elimize ulaştı ki bu araba... evet... hazır olun... Kuran’ın bir kopyasını ve ticari uçakları nasıl uçuracağımızı gösteren bir kılavuz video kasetini içermekteydi!!! Periler ülkesinde miyim, harikalar diyarında mı ? Arabada, Bin Laden’den teröristlere görevlerinde şans ve başarı dileyen bir mektup bulduklarını iddia etmediklerine çok şaşırdım. Belki de bunu yarın “bulmayı” planlıyorlardır, ha? İnanılmaz bir saçmalık, tabii ki öyle, ama birçoğu buna inanacak. Ve, önümüzdeki günlerde ve haftalarda, “bin Laden bağlantısı”nın, daha birçok imal edilmiş “kanıt”larının, sistematik olarak ortaya çıkarıldığını göreceğiz.



Ve işte soru: Kim faydalanıyor ? Illuminati bir dünya hükümeti ve ordusu, bir dünya para birimi ve sistemi ile merkezi global finans diktatörlüğü ve kontrolü istiyor. Mikroçiplenmiş insanlar ve sürekli, her an her türden gözaltında bulunacak bir topluluk ve medeniyet istiyor. Ve kendilerini, korkmaya inandırılıp programlanmış oldukları şeylerden kurtarabilecek yetkililere gücünü ve sorumluluğunu veren korku dolu, yumuşak başlı, boyun eğen, köle gibi itaat ve hizmet eden bir insalık istiyor.



Yeterince komik ve ilginç olaraktan, “Amerika’da gerçekleşmiş bu korkunç olaylardan kim faydalanıyor?” sorusunun yanıtı çok basit: Yukarıda sayılan isteklerini sunmak isteyen herhangi biri. 9-11 felaketi şu anlama gelir:



* Illuminati, şimdi, kendi propaganda makinesinin halkı suçlu olarak görmeye inandıracağı herhangi birine misilleme yapma ve ondan intikam alma mazaretini elinde bulunduruyor. Müslüman hedeflere karşılık yapılacak saldırılar,dünya üzerinde, özellikle de Orta ve Yakın Doğu’da muazzam tesirli anlaşmazlıklar, çarpışmalar, zıtlıklar ve karışıklıklar çıkarabilecek potansiyele sahiptir ve Illuminati’nin çekebileceği olası bir tetiktir. Bu olasılığın sonrasında, çarpışmaları ve anlaşmazlıkları artırıp genişleterek, Rusya ve Çin’in de karışmasını sağlayabilecek fırsatlar sayısız olabilecek derecede fazladır. Bir Üçüncü Dünya Savaşı, Illuminati planının bir parçasıdır ve şimdi yaşadığımız olaylar, domino taşları düştükce, bunu gerçekleştirmeye yetecek yolu açabilir.



* Blair ve diğer “dünya liderleri”nden gelen “Amerika ile birleşmiş özgür dünya” deyimi, “terörizme karşı savaş”ı savaşmak için bir dünya ordusu ve polis gücü kurmak için bir araya gelmenin kodudur. Şimdiden, Bilderberg kontrolü altındaki NATO (beklemede olan dünya ordusu) bu tür bir destek için söz vermiş durumda ve toplu bilincin o kadar anlaşılabilecek bir şekilde beyni yıkanmış ki şu anda birçok insan, asılsız ve katı olarak kanıtlanmamış hedeflere karşılık yapılacak Amerikan ve NATO terörist saldırılarını, sırf terörizme karşı savaşmak adına, destekleme durumunda ve hevesindedir. Bu siyasetteki hayret verici çelişki, A.B.D. şehirlerindeki zulümleri takip eden, böğürmekte ve şiddetini artırmakta olan beyin yıkama sayesinde, kör olmuş çoğunluğun bakış açılarından kaybolacaktır.



* Böylesine dikkatlice hesaplanmış bir “intikam alma ve misilleme” planı sonucunda, anlaşmazlık ve çarpışmalar artarken ve kızışırken, askeri gücün merkezileşmesi için baskı ve Amerikan ile dünya nüfusunun gücünü teslim etmeye hevesliliği ve istekliliği, Illuminati propaganda makinesinin şeytani etkisi altına girmiş her ülkeye istenilen anda saldırı ve işgal yapabilecek bir dünya ordusu yapılanıp oluşana dek hızla artacaktır.



* İnsanlığın bütünsel zihni, özellikle de Amerikalı halkınki, şu anda anlaşılabilir bir şekilde derin bir travma altındadır. Bu insanlar, bütünsel bir travma-temelli zihin kontrolüne tabi tutulmuşlar ve bunun tesiri altına girmişlerdir ki hernagi bir zihin kontrol edicinin veya araştırmacısının size söyleyebileceği gibi, travma geçirmiş bir zihin, öneriye açık bir zihinle eş anlamdadır. Bu nedenle, travma sonrası atılacak olan adım, olayları istenilen modelde görüp algılamak için halkın beynini yıkayacak programlamadır.



* “Yeni Dünya Düzeni”nin, yani merkezi kontrole sahip faşist global devletin, karılaştığı ve karşılaşmakta olduğu en büyük engellerden biri de, birçok Amerikan insanın sahip olduğu ruhtur. Self-determinasyon (kendi geleceklerini kendilerinin belirlemesi hakkı) haklarının global askeri, politik ve ekonomik kontrole verildiği gerçeğiyle yüzleştikleri anda, birçoğu buna hiddetle karşı çıkacaktı. Ülkelerinin ve sistemlerinin getirdiği bütünsel emniyet, güven ve gurur anlayışı, muazzam büyük askeri ve ekonomik güçlerinin oluşturduğu temeller üzerine kurulmuştu. Bu, aslında, John Wayne mentalitesinin bütünsel bir versiyonu – “bize bulaşmayın, bizimle uğraşmayın – burası Amerika”.. Bu mentaliteden doğan şey, bir millet ve ülke olarak kendilerine duydukları bütünsel güvendir. Ve şimdi, hep beraber gördüğümüz gibi, kendi güven anlayışları, bu güçlü kimlikleri ve tek başına ayakta durabilecek kuvvete sahip oldukları inançları, yıkılıp yokolma tehlikesi altına girmiş bulunmaktadır.



* İlginç olan da, kaçırılan uçakların hedeflerinin, Amerika’nın güçlü kimliği ve güvenliğinin en büyük simgeleri olmasının –yani Pentagon; askeri kudretlerinin simgesi, ve Dünya Ticaret Merkezi’nin ikiz kuleleri; ekonomik kudretlerinin simgesi – hiç bir şekilde tesadüf olmamasıdır. Bu, esas olarak Amerika’ya yapılmış bir saldırı değildir, Amerika’nın imajına ve hayaline yapılmış bir saldırının ta kendisidir. Ruhlarını ve inançlarını kır, “Amerikalı” olma ayrıcalıklı anlayışlarını kır,; Amerika’nın kendine olan güvenini kır; onları muazzam bir korku ve esaslı bir güvensizliğin içine bırak; ve Amerika’nın Illuminati global ve merkezi diktatörlüğü altına girmesine izin vermeyecek en büyük ve belirgin engeli aşmışsın demektir. Şimdi, bu bahsettiğimiz Amerikan ruhu, güçlü kimliğinin ve güvenliğinin sarsılması ile daha da fazla zedelenmiştir – tıpkı geçmişte Oklahoma olayında ve okullardaki silahlı saldırılarda olduğu gibi -. Ama, buna ek olarak da, her şey çarpıcı olarak artacaktır. Bu noktada, Amerikalıların bu oyunların bir kuklası olmayı reddetmeleri ve terörizmi kınayan yetkililerin ayni terörizmden sorumlu olduklarını farketmeleri yaşamsaldır.



* Amerika’yı 1996’da ilk kez ziyaret ettiğimde, “Özgürlük Ülkesi”nin gerçekte nasıl kontrol altında bir topluluk olduğunu gördüğümde (hâlâ daha Kanada kadar kötü değil) sersemlemiştim. Şimdi, bu trajedinin arkasından, Amerika Birleşik Devletleri ve diğer ülkeler, işgal ve saldırı tesiri altında gözaltında tutulabilecek kaleler olma yolunda emin adımlarla ilerlerken, Amerikan insanının ağzından “Biri Bizi Gözetliyor” toplumunun hızlı genişlemesine karşılık tek bir aksi söz çıkmayacağı kesinlik kazanmıştır. Problem – Reaksiyon – Çözüm... “Teröristleri durdurmak” için insanların mikroçiplenmesi kampanyasının sunulmasını ilerleyen zamanda dikkatle izleyin lütfen.



* Bir ekonomik felaket, Illuminati’yi ve planını açığa çıkarıp üzerinde araştırma yapanlar tarafından, çok önceden tahmin edilmişti. Tek para birimine ve global ekonominin merkezi kontrolüne karşı çıkanlar engelini aşmak için, Illuminati’nin ihtiyacı olan şey şu anki sistemi yokedecek büyük bir küresel ekonomik çöküntü yaratmak ve çöküntünün üstesinden gelmek için tek yolun merkezi global kontrolden geçtiği düzmecesini insanlara kabul ettirmektir. Problem – Reaksiyon – Çözüm... Bu, saldırıların neden Amerika’nın ekonomik sisteminin kalbinde patlak verdiğinin bir başka sebebi ve göstergesidir – ve bu, ayni zamanda, niçin katliamdan günler önce global ekonomik durgunluğun dünya medyasında sıvalandığını açıklamaktadır. Şimdi, böyle bir çöküntüyü dilediklerince yaratmak için ellerinde bomboş bir kağıda sahiptirler ve yakında global ekonomik kuruluşların “ekonomik krize bir yanıt bulmak ve çare düzenlemek” için biraraya geldiklerini göreceğiz. Aslında, ülkelerin G7 toplantıları bu işlemi çoktan başlatmıştır.



Bu, yukarıda sayılanlar, New York ve Washington şehirlerindeki ölüm ve yıkımın, Illuminati planına sağladığı avantajlardan sadece bir kaçıdır – ki üstüne basa basa vurguluyorum, bu Amerikan felaketi, A.B.D. sınırları içerisindeki güçler tarafından bizzat düzenlenmiştir. Bu felaketlerden sorumlular ve onların kişilikleri, insan olmayan varlıklar tarafından sahiplenilmiştir ve birçok insanın bir ineğin ölümüne ve kesilip acı çekmesine duyduğu saygı ve acıma duygusu, bu sorumluların insan hayatına duyduğu saygı ve acıma duygusu ile eşdeğerdedir. Sürüngen zihni, gelişmemiş bir duygusal seviyeye sahiptir ve bundan dolayı da ne kadar korku ve ahlâksızlık içine batarsa batsın, bu durumun sürüngen zihninde hiç bir duygusal karşılığı yoktur. Bunun örneklerini görebilmek için, yalnızca, bu kadar muazzam acılarla dolu görüntüler sonrasında, duygusuz, belli başlı hareketlere dayalı, önceden yazılmış konuşmaları yapan George W. Bush ve İngiltere Başbakanı Tony Blair’i izlemek yeterlidir. Ayni klasmana, Prenses Diana’nın cinayetinden sonra ekranlara yansıyan İngiltere Kraliçesi de girmektedir. Reagan, en azından profesyonel bir aktördü. Bush ve Blair bir okul müsamelesinde bile yer alamaz.



Acaba George W. Bush bu yokedici katliamların o gün gerçekleşeceğini biliyor muydu? Ne sanıyorsunuz ?? Peki ya Tony Blair? Ne sanıyorsunuz ?? Fakat, buna rağmen, onlar da, çok daha kuvvetli güçler tarafından kontrol edilmekte olan bu oyundaki piyonlardır ve de amaçlarına ulaştıktan ve rollerini oynadıktan sonra, onlar da katliamlara maruz kalanlar kadar kolay harcanabilecek şahıslardır. Kendi görüşümce; ben, “global terörizm” senaryosunu sağlamlaştırmak maksadı ile Bush’un veya Blair’e çok yakın birinin kurban edilmesine, bir saniyeliğine bile şaşırmam. Ve, muhakkak ki, eğer Bush giderse, yeni başkan seri katil Dick Cheney olacaktır. (bak...The Biggest Secret). Bulunduğumuz noktada, kazıklar çok derine saplanacaktır, çünkü global faşizme geçiş için son darbe, son itiş başlamıştır.



Dünya artık eskisi gibi olmayacak, bu doğru, fakat her tehlike içerisinde bir fırsat vardır. Ve savaşı değil barışı, ‘birkaçın diktatörlüğünü’ değil ‘herkes için özgürlüğü’ arayan bizler, bu büyük çoğunluk... şimdi yapmamız gereken şey aynanın karşısına geçip kendimize bakmak ve bu delilerin tımarhanelerini yaratmalarını nasıl durduracağımızı kendimize sormak.



Şikayet etmek artık yeterli değil. Kaçmak da artık bir seçenek değil, çünkü yakında kaçabilecek hiç bir yer kalmayacak....bu cümle genel ahlaka aykırıdır,silinmiştir... Medyadaki telefon katılımlarını bombardımana tutup başka bir gerçeklik versiyonu sunma şansını elde edebilir ve ne zaman sizi hattan koparırlarsa, tekrar tekrar bağlanabilirsiniz; herkese, gerçekte ne olduğunu görebilmelerini sağlayan yeni bir bakış açısına hangi kaynaklardan ulaşabileceklerini söyleyebilirsiniz; bu veya diğer konulardaki makaleleri bildiğiniz herkese e-mail, fax, posta aracılığı ile yollayabilirsiniz; özgürlükler tehdit edildiği anda faşist devlete karşı BARIŞCIL protestolar organize edebilirsiniz; insanları belirli toplantılarla biraraya getirebilir ve medyanın size sunmayacağı bilgiyi tartışma ve özümseme imkanı yaratabilirsiniz; KORKULARINIZI KAYBEDİN VE BU KÜSTAH DİKTATÖRLÜĞÜN YÜZÜNE KARŞI TAHAMMÜLSÜZ OLUN. UNUTMAYIN; BU DİKTATÖRLÜK YALNIZCA ONDAN KORKTUĞUMUZDA VE ONUN TARAFINDAN YILDIRILDIĞIMIZDA KURTULUP YAŞAYABİLİR.



Eğer yalnızca, ilk olarak, hayatımızı bu yönde adamaya, mükemmel bir kararlılıkla, karar verirsek ve hiç bir yıldırma ve göz korkutma seviyesi ve sonuçlarından etkilenmeyip o muazzam kararlılığımızı kırmazsak, yapılabilecek çok ama çok şey vardır.



Ejderha, hiç bir zaman, inanmamızı istedikleri kadar güçlü olmadı ve olamaz.



Haydi, niçin bekliyoruz?

- İLERLEYİN !



Unutmayın:



KORKU YOK !!



David Icke.

Serdar
15-06-2008, 22:00
DÜNYAYI GERÇEKTEN KiM YÖNETiYOR?



***



David Icke’tan bir tanıtım-giriş yazısı:



İngiltere’den eski bir gazeteci ve televizyon sunucusu – David Icke, “En Büyük Sır”, “..ve gerçek seni özgür kılacak” ve “Ben Benim, Ben Özgürüm” isimli kitaplarını da içeren 11 kitap yazdı. David Icke, son 10 yıldır en büyük sırrı açığa çıkarmak için çalışmakta – dünyayı gerçekten kimin yönettiğini ve bunu binlerce yıldır nasıl sürdürdüğü gerçeğini. Hayretler içerisinde bırakan ve çok ilginç ve keyifli bir okuma sağlayan bir bilgi. İşte David Icke’ın websitesi’nden derlenmiş bir giriş – tanıtım yazısı

{www.davidicke.com}

Ben, David Icke, Illuminati isimli (kendilerini “aydınlanmış”-“illuminated” şahıslar olarak görmelerinden gelen bir isim) gizli bir global topluluğun eski çağlardan beri nasıl kontrol gücünü ve hakimiyetini elinde tuttuğunu, güçlerini Orta ve Yakın Doğu’dan (ve diğer merkezlerden) başlayarak önce Avrupa’yı ve, -İngiliz Krallığı ve diğer Avrupa imparatorlukları sağolsun-, Amerika kıtasını, Afrika’yı, Avustralya’yı, Yeni Zelanda’yı, Asya’yı ve kısacası bütün dünyayı yönetmek ve kontrol etmek için nasıl genişlettiğini açığa çıkarmakla uğraşmaktayım ve araştırmalarımı sürdürmekteyim.

Ne zaman ki, bu imparatorluklar önceden işgal etmiş oldukları yerlerden çekildiler, Illuminati bu bölgelerde gizli topluluk şebekelerini ve Illuminati kanbağlarına sahip soyları arkasında bıraktı. İşte o zamandan beri, bu imparatorluktan kurtulmuş sözde “özgür” ülkelerde bunlar kontrolü elinde tutmaya ve olayların gelişimini orkestra şefi misali yönetmeye devam ettiler. İki çeşit diktatörlük ve hapishane vardır. Birincisi, açık şekilde, göz önünde yapılan, net diktatörlüklerdir (komunizm, faşizm, vs.) ve ikincisi de tümünün içinde en etkili tür olan – üstü örtülü, gizli diktatörlüktür – özgürlük maskesi altına saklanmış diktatörlük.

İnsanlar, eğer özgür olduklarını düşünürlerse, özgür olmamak adına isyan etmezler!

Illuminati, uzun zamandır hazırlanmış ve düzenlenmiş bir planı yürürlülüğe koymak için çalışıyor. Bu Plan, bir dünya hükümeti, dünya bankası, dünya ordusu ve global bir bilgisayara bağlı mikroçiplenmiş bir insanlık yaratmaktır. Kullanılmaya hazır bir beyine sahip herkes, tüm bu yukarıda sayılan şeylerin, her geçen gün daha da hız kazanarak, gerçekleşmekte ve yüzeye çıkmakta olduğunu görebilir.

Global gücün bu yapısı altında, Avrupa Birliği (Avrupa Ekonomik Topluluğu serbest ticaret alanından evrimleşmiş olan), Amerikan Birliği (Kuzey Amerika serbest ticaret alanından evrimleşmekte olan), ve Pasifik Birliği (Asya Pasifik Ekonomik Topluluğu serbest ticaret alanından evrimleşmekte olan) gibi süper devletler dizayn edilmiş olacak. NATO (BM Barış Kuvvetleri ile birleşmekte olan), Birleşmiş Milletler’in evrimleşmesi ile ortaya çıkacak olan Illuminati dünya hükümetine egemenliğini vermek istemeyen ülkeleri hizaya sokmak için, planın bir parçası olarak dünya ordusu ve dünya polis gücü olma yolunda ilerlemektedir.

Global kontrolün yapısı, piramitler içerisinde piramitlerdir. Tıpkı Rus kuklaları gibi, bir kukla diğer kuklanın içerisinde. Eğer günümüzün organizasyonlarına bakarsanız, görürsünüz ki her biri bir piramit şeklinde yapılanmıştır. Piramitin alt seviyelerinde bulunanlar, çalıştıkları organizasyonun gerçekte nerden ibaret olduğunu bilmezler. Onlar yalnızca her gün işlerini yaparlar ve evlerine dönerler. Onlar, yaptıklarının, aslında çok belirgin ve kötü bir düzen ile gidişat yaratmakta olan diğer kişilerin çıkarları ile nasıl bağlantılı olduğunu bilmezler. Sadece, piratimin en üstündeki birkaç kişi bunu bilir. Böylece, bir organizasyon içerisinde, birkaç kişi binleri yönetip sömürerek, yine binlercesinin varlığından dahi haberdar olmadığı Illuminati Planı’nın gelişmesini sağlarlar. Bu yapının, ayni şekilde milyarları yönetip sömüren global bir versiyonu vardır.

Bu “tek-bireysel” organizasyonlar, mesela; bankalar, ülkeler-arası şirketler, medya imparatorlukları, NATO, vs., sonrasında daha da büyük piramitlere bağlanırlar. Böylece bulursunuz ki, örneğin, global bankacılık piramitinin en tepesinde, tüm bankalar eninde sonunda ayni insanlar tarafından yönetilmektedir – yani Illuminati tarafından. Bu durum, ülkeler-arası şirketler, medya vs. için de aynen geçerlidir. Tüm bankacılık, iş dünyası, medya, ordu, politika ve gezegeni kontrol altında tutan diğer kuruluşlar piramitlerini kapsayan dev bir global piramit vardır. Bu piramitin tepesinde ise, global kontrol için Planlarını, görünüşte bağlantısız olan tüm kuruluş ve organizasyonlar aracılığı ile, ilerletip geliştirmekte olan Illuminati’nin en seçkin birkaçı bulunur.

Bu, neden hayatımızın tüm alanlarında, -bankacılık, iş dünyası, medya, politika, ve diğerleri- sürekli ve ardı arkası kesilmeyen global güç için merkezileştirme hareketlerinin gerçekleşmekte olduğunu açıklar. Tüm bunlar, AYNİ insanlar tarafından AYNİ planın düzenine göre yürütülmektedir. Websitemde bu Plan hakkında ayrıntılı bilgi veren makalelerimi ve yine site üzerinden sipariş edebileceğiniz kitaplarda muazzam enginlikteki bilgileri bulabilirsiniz.

Illuminati, insanlığı zihin ve duygular aracılığı ile idare etmekte ve köleleştirmektedir. Dünyada birçok insan vardır, fakat onları fiziksel olarak kontrol altında tutacak bir kaç Illuminati vardır –küçük bir ölçü haricinde. Onlar, kitlelerin düşündüğü ve hissettiği yolu idare etmek zorundadır ki böylece hayatlarımızı Illuminati’nin istediği şekilde yaşar ve etrafımızdaki dünyayı Illuminati’nin istediği şekilde görürüz. Örneğin; en güçlü idare etme tekniği, benim “Problem – Reaksiyon – Çözüm” adını verdiğim tekniktir. Şu şekilde çalışır:

İnsanların hoşuna gitmeyeceğini bildiğiniz birşeyi sunmak istiyorsunuz. Bu, polise daha fazla yetki vermek, esas özgürlüklerin daha fazla zedelenmesi, ve hatta bir savaş bile olabilir. Bilirsiniz ki, eğer bu siyasetleri insanlara açıkca sunarsanız, onlar tarafından aşırı bir reaksiyon alacaksınız. Bu nedenle, önceden bir PROBLEM yaratırsınız, suç oranında bir artış, daha fazla şiddet, bir terörist bombası, bir hükümet çöküntüsü, veya savaş gitmesi için Saddam Hüseyin gibi Illuminati kuklalarınızdan birini alırsınız.

Bu problem için, sizin, yani aslında herşeyin arkasında olan gerçek kişinin değil de, başka birinin suçlandığını garanti altına alırsınız. Böylece, Amerika’da söyledikleri gibi, bir “avanak” yaratırsınız; bir sözde Oklahoma bombacısı Timothy McVeigh gibi, bir sözde Kennedy suikastcisi Lee Harvey Oswald gibi. Sonra medyanı kullanırsın ve insanlara, senin imal edilmiş olayın hakkında ne düşünmeleri gerektiğini ve o olay için kimi suçlamaları gerektiğini söylersin. Ve bu da bizi ikinci bölüme getirir, insanlardan gelecek REAKSİYON’a – “Bu daha fazla devam edemez ! Buna karşılık ne yapacak ONLAR, ha?

Bu da ONLARa rahatca ve açıkca, kendi yarattıkları problemlere ÇÖZÜMLER sunmaları iznini verir – Planlarını geliştirecek olan, global gücün daha fazla merkezileştirilmesi veya daha fazla esas özgürlüklerin zedelenmesi için yeni yasama getirilmesi. Bu teknik, tüm zamanlarda, insan zihni ve duyguları üzerinde kullanılmıştır, tıpkı beyni yıkanmış genç ve yetişkinlerin silahlarla çılgına dönmesi ve hemen arkasına acil silah kontrol yasalarının getirilmesi gibi.

Bunu, silah bulundurmayan ve tutkulu bir şekilde şiddetsizliğe inanan biri olarak söylüyorum. Ama sokak stili yaşayacaksak kendi inançlarımızın ötesine bakmalı ve farketmeliyiz ki Illuminati kendilerine karşı silah KULLANABİLECEK herkesi sistematik olarak silahsızlandırmayı hedeflemektedir. Tıpkı Adolf Hitler toplama kamplarını doldurmaya başlamadan evvel, ayni silah-karşıtı yasama kampanyasını başlattığı gibi, aynisini günümüz dünyasında görmekteyiz.

Şimdi, bu Planın tarihinde çok önemli bir dönüm noktasında bulunmaktayız. Önümüzdeki aylar ve yıllarda, Illuminati tarafından oynanacak birçok kart beklemededir. İnsanlık tarihinde bir kavşak üzerindeyiz. Özgürlüğü seçebilir veya Nazi Almanya’sının global bir versiyonu olan global faşist devletin kontrolü altına düşebiliriz.

Bu, böyle olmak zorunda değil, ama bunu durdurmak için de birçok koltuktan birçok kıç kaldırılmak durumunda. Websitem ve kitaplarım, size, bilinçli seçimler yapabileceğiniz, detaylı bilgi verecektir.

Bu makalede okuduğunuz, bilinmesi gereken şeylerin yalnızca ufacık bir bölümü ve bu küçük özetin anlattığının tersine, resim aslında çok daha büyük ve çok daha olağanüstü. Websitemde ve kitaplarımda herhangi bir yere bakın, ne demek istediğimi anlayacaksınız!

Sevgiler,

David Icke

K.C.
15-06-2008, 22:22
uzun kopy-paste'lerle ilgili bir kural vardı sanırsam...

meaculpa
15-06-2008, 22:40
Sayın Serdar, uzun yazınızın tamamını okudum. Kanaatimi bir kenara bırakarak sizden öncelikle David İcke ve sürüngen diye tabir ettiği, dünyayı yöneten global elit; İllimunati hakkında bilgi vermenizi istirham ediyorum. Böylelikle ortaya atılan bu komplo teorisinin de kaynağını anlayabiliriz. Bakalım sevgili yazarımız ne kadar gerçekçiymiş..

evrensel-insan
15-06-2008, 22:48
Saygideger meaculpa;

Serdar'in yazisindaki, illimunati, benim yazilarimda daha once degindigim, amerikan idealizminin bir baska adi olsa gerek.

Saygilarimla;
evrensel-insan

aydoe
15-06-2008, 22:59
Evet Evrensel-insana katılıyorum.
http://www.davidicke.com/index.php/

http://www.davidicke.com/turkey/

Bizim evrenselimiz bize yeter evrensel varken David icke'ye hiç gerek yok.

Serdar
16-06-2008, 00:36
Sayın Serdar, uzun yazınızın tamamını okudum. Kanaatimi bir kenara bırakarak sizden öncelikle David İcke ve sürüngen diye tabir ettiği, dünyayı yöneten global elit; İllimunati hakkında bilgi vermenizi istirham ediyorum. Böylelikle ortaya atılan bu komplo teorisinin de kaynağını anlayabiliriz. Bakalım sevgili yazarımız ne kadar gerçekçiymiş..

Sürüngen diye tabir edlien sıfat(bazen de "uzaylı sürüngen") burada, aslında yazılarında bahsettiği global elitlerin ruhsal ve zihinsel yapılarını anlatmak amacıyla, bütün kitaplarına ve hayatına da yayarak kullandığı mecazi benzetmelerdir.

Ama birçok insan tarafından da yanlış anlaşılabilmiştir.

Onu daha iyi anlayabilmek için diğer yazılarını da okumanızı öneririm.

Serdar
16-06-2008, 00:37
YENİ DÜNYA DÜZENİ

Yazan: David Icke

“..ve gerçek seni özgür kılacak” isimli kitabından









Sayıları artmakta olan bir insan kitlesi, günümüz dünyasının tırmanmakta olan problemlerini sorguluyor. İnsanlığın daha bilinçli, daha duyarlı üyeleri, büyümekte olan huzursuzluk ve düzensizliğin gerçek nedenlerini aramaya başladıkça; modern toplulukların zedelenmiş düzenlerindeki evsizlik, kıtlık, hastalık, depresyon, intihar, savaş gibi koşulların ve tüm diğer belirtilerin kök-sebeplerini aramaya başlıyor. Ciddi araştırmacılar, global ayrılığın, anlaşmazlıkların, çatışmaların ve diğer ilgili huzursuzlukların, nasıl ve niçin insanoğlu içerisinde kasıtlı bir şekilde, gücü elinde tutan birkaçlar tarafından yaratıldığını ve onların kötü amaçlarına hizmet ettiğini açıklayan, rahatsız edici kanıtları ortaya çıkarıyorlar. Şimdi gerçek yeryüzünde yaygınlaşıyor, ve bugün kitlesel bir zihin-kontrol ve beyin-yıkama olarak gelişmiş bir salgın, sonunda günün ışığı ve aydınlığına çıkartılıyor.



İnsan zihnini kapatmanın ve onun kendi anlayış ve varlığını beyin-yıkama ile idare altına almanın en etkili yolu, onu bir çeşit dogmanın içine programlamaktır. Bir dogma, başka bilgilere karşı kendisini daima şiddetle savunur ve onun dar, katılaşmış bakış açısı ile uyuşmayan herhangi bir alternatif görüşü de hemen reddeder. Dogmalar, bir insanın güvenlik anlayışı ve gücü elinde bulundurma aracı olur, ve insanlık parmak eklemleri bembeyaz kesilene dek, dogmaların getirdiği bu iki şeye sımsıkı tutunur.



Dogmalar, sayısız şekiller alırlar ve farklı insanları, birbirine karşı çıkan dogmaların taraftarı olmaya ikna ettiğin anda, anlaşmazlık-çatışma yolu ile beyin-yıkama ve “böl-yönet” ile onları kontrol etme çok kolay olur. Bu, günümüzde de ayni şekilde olmaktadır – hatta, insanlık tarihi boyunca, her geçen gün daha şiddetli ve büyük bir ölçüde yer alarak. Bir beyin-yıkayıcı için Musevilik, Hristiyanlık ve İslam kadar yararlıdır; politik “Sol”, politik “Sağ” kadar önemlidir. Birbirine karşı zıtlaşacak ve oyun misali çarpışacak iki dogmaya ihtiyacınız vardır. Binlerce yıldır, en etkili dogmalar dinler olmuştur. Bir nesil, hayatın ve kendilerinin çok dar bir bakış açısını sahiplenir ve bunu çocuklarına zorla kabul ettirirler, ki bu çocuklar aynisini kendi çocuklarına da yapar ve bu modern dünyaya dek ulaşır. Bütün dini ve politik dogmalar, çağlardır tüm insanlığın zihinlerini kontrol etmekte olan Illuminati isimli şeytani bir bilinç* tarafından idare edilmiş, ayartılmış ve kirletilmiştir.

*Illuminati Şeytani Bilinci – İnsan ırkını, dünya üzerinde, binlerce yıldır esaret altında tutmuş bencillik ve kötülüğün toplamı.



Dinler tarafından kullanılmakta olan önde gelen iki silah şu kanserli duygulardır: korku ve suç. Bu iki duygu, insan zihnini baskı altında tutmak ve insanın öz-değerinin anlayışını yoketmek, böylece bunlara eşdeğer fiziksel bir gerçeklik yaratmak için kullanılmaktadır.



Dinler, kendilerini farklı isimler altında gösteren ayni düzendir – kontrol isimli düzen.



Dünyadaki beyin-yıkamanın temelini her zaman bilginin kontrol altında tutulması oluşturmuştur. Dinler korku, suç ve baskı kullanarak, insanlara insanlıkları ve hayatları hakkında daracık bir bakış açısı satarken, ileri-gelişmiş bilgiyi ayrıcalıklı birkaçın eline bırakan ve bu bilgiyi çoğunluktaki birçok insandan saklayan gizli bir şebeke gelişti. Eğer insanların beynini yıkamak istiyorsan, onların sahip olmadığı bilgiye sahip olman çok önemlidir. Kontrol ve beyin-yıkamanın ilk kurallarından biri de şudur: “Kurbanlarının senin bildiklerini bilmelerine izin verme”. Bu tür bir bilgi, geçmiş zamanlar boyunca, bencil çıkar ve nedenler için, insanlardan gizli tutulmuştu.



Buna rağmen, bugün, dünya üzerinde, bu saklanmış anlayışların, duymayı arzulayan herkese sunulduğu, yaygınlaşmakta ve gelişmekte olan global bir uyanışın eşiğindeyiz. Ve insanlığı karanlıkta tutmayı amaçlayan komplo düşüp parçalanacaktır. Aslında, bu kaçınılmaz olay başlamış durumdadır. Bu tarihi olayın, şu anda gerçekleşmekte olan ana noktası, aldatmacanın doğasını ve neden-nasıl kötü amaçlara hizmet ettiğini ortaya çıkarmaktır.



Belli bir bilgiyi halk meydanından gizli tutma aracı, eskiden çoğunluğun iyiliği için gizli ayin okullarına üyelik sistemi olarak kullanılmıştı, fakat günümüzün Illuminati isimli, dünya üzerine yayılmış, muazzam büyük gizli örgüt şebekesi tarafından son olarak kullanılmıştır – ki Illuminati’nin kendisi de “sürüngenimsi bir ırk”ın* temsil ettiği Şeytani Bilinç tarafından yönetilmektedir. Illuminati içerisinde, her daha yüksek rütbeli üye, altından daha fazla bilgiye sahiptir. Bu durum, bir piramit yapısı ortaya çıkarır ve en üst seviyedeki üyelerin, merdiven aşağı indikçe sayısı artan çoğunluktan çok daha fazla bilgiye sahip olmasını getirir. Böylece, birkaçın, geriye kalan birçoğu kontrol etmesi çok kolay bir hal alır. Illuminati’nin elinde bulundurduğu gizli bilginin içeriği, günün “bilim”inin halk meydanında algılamamıza izin verdiğinden çok daha gelişmiş ve öte olarak, tüm Varoluş’un potansiyeli ve O’nun yasalarının anlayışı ile insan bilincinin, ruhunun, aklının, onun doğasının ve nasıl programlanabilip, kontrol edilebildiği ile ilgilidir.



*Sürüngenimsi Irk – Büyük çoğunluğu Dördüncü Boyutta bulunan ve Dünya üzerindeki en güçlü ve en kötü insan zihinlerini kontrolü altında bulundurup beyinlerini yıkayan genellikle ruhsal varlıklar.



Bu tür bilginin saklanması ve birikmesi her zaman negatif amaçlar için yapılmaz. Örneğin; Hristiyanlığın, yönlendirilmiş ve beyin-yıkayıcı dogması, o zamanlarda bilinen dünyanın çoğuna baskı ile kabul ettirildiğinde, halk arasında herhangi bir alternatif ve özel, ruhsal bir inanç hakkında konuşmak ölümcüldü. Şaşırtıcı olmayaraktan, bu tür özel, ruhsal bilgiler gizlice, efsaneler ve sembolik hikayeler içerisinde saklanmış olarak tutuldu. Herşeye rağmen, bilgi nötr ve tarafsızdır. Onun nasıl kullanıldığı, negatif veya pozitif amaçlarını getirir. Gizli, özel ruhsal bilgiler ya kullanılır ya da tacize uğrar, tıpkı birçoğa reddetilmiş olan ruhsal gerçeklikleri bilen yeraltı teşkilatlarının –özellikle de yüksek mevkilerinin- tabiatlarında bulunan gizlilik gibi. Ayni şekilde, gizli örgütlerin içerisindeki üyeliklerin her yüksek seviyesi, kendilerinden aşağıda bulunanlardan daha fazla bilgiye sahiptirler, böylece sürüngenimsi ırk, global beyin-yıkama piramitinin yükseğindeki insan araçlarından daha fazla bildiğini garanti altına alır. Bugün, en gelişmiş halinde olan gizli örgütler şebekesi ve onun varisi olduğu ve miras aldığı bilgi, en yüksekteki idare merkezi Global Seçkin Sınıfı’nın (kısaca Seçkin Sınıf) yönetimi altında, hemen hemen, tamamen negatif (bencil) çıkarlar için kullanılmaktadır.



Bu Seçkin Sınıf’ın üyeleri ya dördüncü boyutsal sürüngenimsi ırkın insan vücudunda direk hayat bulmuş varlıkları ya da ayni ırk tarafından zihinleri kontrol altına alınmış şahıslarıdır. Illuminati’nin ve onun boyutlararası yöneticilerinin hedefi, gücü birkaçın eline merkezileştirmektir. Bu hedef, şu anda çok ilerlemiştir ve modern teknoloji sayesinde de global bir boyutta gerçekleşmektedir. Bu oyun-plan, Tüm Çağların Büyük Eseri veya Yeni Dünya Düzeni olarak bilinmektedir, ve şimdi, milletlerin koloniler olacağı bir dünya hükümetini; bir dünya merkez bankası ve global para birimini; bir dünya ordusunu; global bir bilgisayara bağlı mikroçiplenmiş nüfusları ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bugün gerçekleşmekte olanlar, binlerce yıldır süregelen beyin-yıkamanın neticeleridir.



Illuminati yapısının amacı, kitlelerin herhangi bir eski saçmalığa inanmasını sağlamak ve ayni zamanda hayatın ve varoluşun doğasını, zihnin gücünün nasıl kullanılacağını, Dünya’nın enerji alanlarını ve global enerji ağını içeren büyük bilgiyi, beyin-yıkayıcıların eline bırakmaktır. (Global enerji ağı, farklı kültürler tarafından meridyenler, ejder çizgileri vs olarak bilinen enerji çizgileri şebekesidir). Yine de, ayrıcalıklı üyeler bile, böylesine büyük bir bilginin saflığını ve temizliğini yüzyıllardır anlayamamışlardır. Bugüne dek, bahsedilen üyeler, bu bilginin değiştirilmiş bir versiyonu ile çalışmaktadırlar, ki buna rağmen, bu özel bilgi, biz geriye kalan çoğunlukların kabul etmeye zorlandığı dinler ve kurulmuş bilimlerde de bulamayacağımız, evrensel kanunların anlayışında çok gelişmiş bir bakış açısı sunmaktadır.



Illuminati’nin en büyük yanılgısı, sevginin gücü ile ilgilidir. Dünya’daki Illuminati’nin zihinlerini kontrol eden Şeytani Bilinç sevgiyi algılayamaz. Negatif enerji yaratır ve negatif enerji ile beslenir. Ne kadar fazla negatif enerji yaratır ve insalığı negatif enerji yaratmaya teşvik ederse, o kadar fazla güçlü olur. Bu bilinç için sevgi, vampir için sarmısak gibidir, ve sevgi olmadan – ki sevgi Evren’in yaratıldığı ve dengeye konulduğu temeli oluşturan enerjidir – bilgi her zaman kötüye kullanılacaktır. Sevgisiz bilgi, Seçkin Sınıf tarafından kontrol edilen Illuminati şebekesinin yüksek mevkilerindeki ve böylece dünyadaki varlığın ve bilincin göstergesidir. Bu bilinç, kalpsiz akıldır, kadınsılığı olmayan erkeksiliktir.



Vurgulamalıyım ki, Illuminati içerisindeki herkes negatif amaçlı değildir. Birçoğu, piramitin en üstündekiler tarafından Büyük Plan’ın tüm insanların iyiliği için olduğu konusunda ikna edilmiş ve inandırılmıştır. Birçok Illuminati üyesi, yalnızca çok az sayıdaki birkaçın bildiği, gerçek planın arkasında yatan diktatörlük hakkında hiçbir fikre sahip değildir. Aslında, gerçek plan yalnızca, binlerce yıllık komplodaki esas bağlantıyı oluşturan, Dördüncü Boyutun sürüngenimsi ırkı tarafından bilinmektedir.



Yeni Atlantis isimli eserinde, Francis Bacon, güç ve iktidarın gizli bir örgüt olan Solomon’un Tapınağı elinde bulunduğu yeni bir dünya vizyonu sunmuştu. Bacon’un vizyonunda, ayrıcalıklı seçkinler gizli bilimleri çalışır ve görünmeyen bir hükümet işlevi görerek insanlara neyin söylenip neyin söylenmeyeceğine karar verirlerdi. Tüm bunlar, günümüzdeki olayların ve bilginin nasıl beyin-yıkama ile kontrol edildiğini gösteren belirgin benzerlikler sunmaktadır. Fakat, aslında bu o kadar da belirgin değildir, çünkü Bacon’un 16. ve 17. yüzyıllar sırasında üstünde çalıştığı plan, şimdiki-zaman Illuminati’sinin takip ettiği ayni plandır. Bazı üyeleri, Illuminati planının dünyayı yönetmek için en iyi yol olduğuna gerçekten inanmaktadır, ama, kuvvetle öne sürmeliyim ki, onlar esaslı bir şekilde yanlış yola saptırılmışlardır, çünkü planın öngördüğü türdeki bir dünyanın, nasıl kolayca birkaç kişinin monarşisi ve geriye kalan herkesin cehennemi olabileceğini ayırt edememektedirler.

Illuminati planının geçmişteki bir parçası da, bağımsız bir Amerika Birleşik Devletleri’nin kurulması olmuştur – bu, İngiliz hükümetinden bağımsız, Illuminati’den bağımsız olmayan anlamındadır. Mason teşkilatlarının önemli bir parçası olan Londra’daki Mother Grand Lodge tarafından teşvik edilen Amerika’daki kolonilerdeki Mason locaları, İngiliz yönetimine karşı gizli planlar yapmaya ve ayaklanmaya başladı. Yalnızca İngiliz ve Fransızlar arasındaki savaşa bağlı olmayaraktan, bir ekonomik kriz yaratıldı. Gelir elde etme ümitsizliklerinin getirdiği endişe ile İngiliz Hükümeti, Amerikan kolonilerinde yüksek vergiler ve ağır işler yaptırımına başladı. Bu, eskiden de defalarca kullanılmış, Seçkin Sınıf tarafından yaratılıp düzenlenen bir operasyondu. İngiltere’deki şebeke, her diğer ülkede olduğu gibi, önde gelen bankacıları, politikacıları ve en önemlisi, politik danışmanları içermekteydi. Bu şahıslar, İngiltere’de ekonomik krize sebep olacak olayları gizlice inşa ettiler. Sonrasında da, İngiliz Hükümeti’ne bu beladan tek çıkış yolunun Amerikan kolonilerinden zorla yüksek vergi toplamaktan geçtiğini önerdiler. Ayni zamanda, Illuminati’nin Amerika kolu, bu harekete karşılık düşmanlık göstermeye ve sonrasında kızgınlığını İngiltere’den bağımsızlık istemlerine dönüştürmeye itilmişti. Yüzeyde –ve tarih kitaplarında – görülen, İngiltere ve Amerikan kolonileri birbirlerine karşıdır. Gerçek olan ise, ayni şebekenin iki tarafı da idare ettiğidir. Tüm büyük savaşlar ve devrimler bu şekilde yaratılmıştır. Bu strateji, P.Sedir’in “Historie et doctrine des Rose-Croix” isimli, Paris’te 1910’da yayınlanan kitabında çok iyi tanımlanmıştır:



“Hükümetlerin karşı koyacağı bilinerekten, Dünya’daki kaderler açıkca kontrol edilemediğinde, bu gizli ittifak yalnızca gizli örgütler aracılığı ile çalışabilir. Bunlar – ki kendilerine ihtiyaç artarken, yavaşca yaratılırlar – ayrı gruplara bölünürler. Bu gruplar görünüşte birbirlerine karşıdırlar, ve bazen en fazla çatışan ve en zıt dini, politik, ekonomik ve edebi siyasetleri güderler. Ama bunların hepsi birbirlerine bağlıdır, hepsi gücünü saklayan ve bir taraftan da Dünya’daki bütün saltanatı sürmeyi hedefleyen, ayni görünmeyen merkez tarafından yönetilir.”



ABD’de, Masonlar, Bağımsızlık Savaşı’nı yaratıp, kontrol edip kazandılar ve yeni Amerika Birleşik Devletleri’nin kontrolünü ellerine aldılar. Bu Masonlar ve diğer Illuminati grupları kontrolü bugüne kadar hiç durdurmadılar. ABD’nin kurucu babaları Birleşik Devletler’in Resmi Devlet Mühürü’nü dizayn etmeleri için komisyon kurduklarında, eski Mısır ve ötesine giden, piramit ve herşeyi-gören-gözü içeren, klasik Illuminati (sürüngenimsi) sembollerini resmi damgalarında yansıtmaları ne kadar da uygundu. Bu sembolün altında ve üstünde iki Latin cümlesi, Annuit Coeptis ve Novus Ordo Seclorum bulunmaktaydı. Bunlar, “Doğumu, yaratılışı ve varışı bildiren” ve “Çağların Yeni Düzeni” şeklinde tercüme edilmektedirler. Yani topluca şu anlamı içerirler; “Yeni Dünya Düzeni’nin yaratılışını bildirir”. ABD’nin kuruluşu, merkezi global güç ve iktidar için olan planda çok büyük bir adım teşkil etmektedir. Bugün, resmi mühürün yukarıda bahsettiğim kısmı, her bir Amerikan doları banknotunda bulunabilir, ve yine söylemeliyim ki bu çok uygundur, çünkü Seçkin Sınıf Amerika’nın ve diğer herkesin ekonomisini kontrol etmektedir anlamı gelir. Piramit/Yeni Dünya Düzeni sembolünü dolar üzerine koyma kararı 1935’te 33üncü Derece Masonu Franklin D. Roosevelt tarafından alınmıştır ve bu karar, diğer bir 33üncü Derece Masonu Henry Wallace tarafından tamamen desteklenmiştir. Yıldızlar ve şeritlerden oluşan Amerikan bayrağı da Illuminati sembolizmini yansıtmak amacıyla dizayn edilmişti ve Özgürlük Anıtı, French Grand Orient Masonic Order (Fransız Yüce Doğu Masonik Düzeni) tarafından Amerikan Masonlarına verilmişti.



İngiltere ve Birleşik Devletler arasındaki savaştan sonra, iki taraf arasındaki bağlar “resmen” zedelenmiş olmasına rağmen, gizli şebeke aracılığı ile Amerikan Illuminati toplulukları ve yönetici aileleri ile onların İngiltere ve Avrupa’daki kardeşleri arasındaki bağlar daha da sağlamlaştı. Amerika’nın bir İngiliz monarşisi tarafından kontrolü, Amerika’nın, insan özgürlüğünü hiç ilerletmeyen, gizli bir örgüt tarafından kontrolü ile yer değişir, ama, buna ek olarak, – hatırlanması gereken nokta – böyle bir güç ve kontrol transferinin, insan özgürlüğünü yüceltme başlığı altında gerçekleştirilmesi de yapılabilir (ve günümüzde de bu mütemadiyen yapılmakta). Amerikan Bağımsızlık Savaşı, Illuminati tarafından yaratılıp finanse edilen “halkın devrimleri” serisinin ilkiydi. Plan, monarşinin gücü ve iktidarına son vermekti. Ama, “insanların gücü ve iktidarı”nı başlatmak yerine, monarşi, yerini devrimci komiteler, komunistler, faşistler adı altındaki başka diktatörlüklere bıraktı veya -aslında Seçkinler tarafından kontrol edilmekte olan- bir “demokrasi” hayali altına saklandı.



Özet olarak: Dördüncü Boyuttaki sürüngenimsi ırkın negatif beyin-yıkayıcılarının etkisi ve kontrolü altında, tüm insan ırkı bir piramit yapısı içerisinde hapsedilmiştir. Bunlar, piramitin en tepesindeki, benim Seçkin Sınıf ismini verdiğim insan komitesini kontrol etmektedirler. Bunlar da, politikada, bankacılıkta, sanayide, ticarette, medyada, orduda vs esas ulusal ve global kararları veren, şebekenin alt seviyelerinde bulunanları kontrol ederler. Sürüngenimsi ırk Seçkin Sınıf’ı, Seçkin Sınıf Illuminati şebekesini, Illuminati şebekesi de dünyayı kontrol eder. Her alt seviye, üst seviyedekinin bildiğini bilmez, ve hiç bir seviye de sürüngenimsi ırkın bildiğini bilmez. İşte, çoğu insanın neyin parçası olduğunu ve esas hedefinin ne olduğunu bilmediği bir beyin-yıkayıcı/kontrol-edici cenneti..



Sembolik olarak bunu, net görüntüye sahip olanın (Sürüngenimsi ırk), bulanık görüntüye sahip olanı (Seçkin Sınıf / Illuminati) kontrol etmesi ve bulanık görüntüye sahip olanın da körü (insanlık) kontrol etmesi diye tanımlayabiliriz. Amerika Birleşik Devletleri’nin de yaratılması ve Illuminati’nin eline düşmesi ile, dünyanın kontrolü ve zindana dönüşmesi daha fazla ilerlemiş ve hız kazanmıştır.

Serdar
16-06-2008, 00:40
E N B Ü Y Ü K S I R

Dünyayı değiştirecek kitap



D A V I D I C K E



GİRİŞ YAZISI



[daha fazla İngilizce bilgi için: www.davidicke.com ]



Delilik ?



Bu kitapta yazdıklarım için beni “deli” çıkartacak birçok kişi vardır.



Onlara cevabım:



“Dünün delisi, ayaklarını yere sağlam bastığı için, bugünün kudretli doğruluk simgesidir.”



Özgür bir Dünya ?



“Ben bir uzaylı mıyım? Engin uzayın erkeklerini kucaklayan Dünya kadınlarının üremesinden oluşan bir ırkın mensubu muyum? Çocuklarım ilk gezegenlerarası ırkın yavruları mı? 190 yıl önce tüm dünya milletlerinin kaynaşma potasına konulmasıyla oluşan ABD’nin kurulması gibi, gezegenlerarası topluluğun kaynaşma potası bizim gezegenimiz üzerinde mi kuruldu?



Yoksa, bu düşünceler sadece ileride olabilecek şeylerle mi ilgili? Toplumun herhangi bir sorumlu ajansı tarafından uyarılmadan dahi, hapse atılmaktan dolayı, kendimi bu tür düşüncelere sahip olma ve bu tür sorular sorma hakkına ve ayrıcalığına laik görüyorum...Bilimsel sansürün, katı, kuramcı, kendi kendini atamış, öldürmeye hazır hiyerarşik birliğinin eşiğinde, bu tür düşünceler yayınlamak ve bildirmek aptalca görünebilir. Yeterince kötü biri bu düşüncelerle herşeyi yapabilir. Hala daha yanlış olma hakkı elde edilmeli. Ağaçlar arasında vahşi kediler olduğu için, bir ormana girmekten korkmamalıyız. Hakkımızı başkalarının kontrolü altındaki spekülasyonlara vermemeliyiz. Şu andaki kurulmuş düzenin idarecilerinin korktuğu da, bu tür spekülasyonlarla sorulması yasak hale getirilmiş, bu belli başlı sorulardır... Ama evrensel çağa girerken, hepimiz muhakkak, başkaları tarafından rahatsız edilmeyerek, daha yeni, hatta daha “aptalca” sorular sorma hakkımız üzerinde ısrar etmeliyiz..”



[BİLİMADAMI, WILHELM REICH’in “UZAYLA TEMAS” adlı kitabından alınmıştır. REICH, 3 Kasım 1957’de, bir Amerikan hapishanesinde öldü.]



G İ R İ Ş



Karar Verme Zamanı

İnanılmaz bir global değişikliğin eşiğinde bulunmaktayız. Dünya’daki hayatın (zaman diye adlandırdığımız kavrama göre) geleceğini etkileyecek bazı kararları vereceğimiz bir dönüm noktasındayız. İnsanlığı binlerce yıldır hapsetmiş zihinsel ve duygusal zindanların kapılarını sonuna kadar açıp fırlatabiliriz. Ya da bu zindanları kontrol edenlerin, global bir hükümet, ordu, banka, para birimi ve de mikroçiplenmiş bir nufüs ile gezegenimiz üzerindeki bütün erkek, kadın ve çocuğun zihinsel, duygusal, ruhsal ve fiziksel köleliğini içeren planlarını tamamlamalarına izin veririz.



Kulağa inanılmaz geldiğini biliyorum, fakat eğer insanoğlu gözünü en son oynamakta olan pembe diziden ve talk-show’dan kaldırıp, yeterince uzun bir süre için beyniyle konsantre olsa, bu olayların “gelecekte olacağını” değil, şu anda olmakta olduğunu görebilir. Global politikanın, iş dünyasının, bankacılığın, orduların ve medyanın merkezi kontrol altına girmesi saat başı hız kazanmakta. İnsanların mikroçiplenmesi şimdiden önerildi ve birçok açıdan yoluna girmiş durumda. Gizli bir planın uygulamaya konulacağı her durumda, her zaman gizlenmiş şeyleri insanlığın fiziksel gerçekliğine yerleştirmek için son bir darbe vardır. Şimdi de global banka ve iş imparatorluklarının hızla birleşmeleri ve politik ve ekonomik kontrolün Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler, Dünya Ticaret Örgütü, Çok Milletli Yatırım Antlaşması, ve Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu ve G-7/G-8 Zirveleri gibi daha birçok globalleşen kurumlar ve örgütler ile merkezileştirilmesini, bahsettiğim “son darbe” olarak görmekteyiz. Bütün bu sabit ve koordine merkezileşme ve globalleşmenin arkasında kökleri Orta ve Yakın Doğu’ya dayanan, bir çok türün üremesinden oluşmuş bir ırk (kabile) yatmaktadır. Orta ve Yakın Doğu’dan çıkıp Avrupa’daki kraliyet, aristokrasi ve papazlık olan bu ırk, daha sonra, özellikle de Büyük Britanya (Birleşik Krallık) sayesinde, gücünü dünyanın dört bir yanına yaydı. Bu durum da “kabile”ye soyunu, İngiliz ve Avrupa güçlerinin girdiği her ülkede, devam ettirme ve yaygınlaştırma fırsatı verdi. Bu ülkeler arasında, ırkın planını gerçekleştirme amacıyla oynadığı oyunun önemli bir bölümünün oynandığı, Amerika Birleşik Devletler’i de bulunmaktadır. Şimdiye kadar 40 üzerinde başkan edinen ABD’de, başkanların 33 tanesi genetik olarak iki kişiye bağlı: İngiltere Kralı Alfred the Great ve 9. yüzyıl Fransa’sının meşhur hükümdarı Charlemagne. Bütün bu geçen zaman süresince, bu ırkın planı yavaşca uygulanmış ve “merkezi global kontrolün” mümkün olduğu bugüne gelmiştir.



Eğer çarçabuk uyanmazsak, dünyadaki hayatın ne olacağını bilmek istiyorsanız, Nazi Almanya’sına bir göz atın. “Illuminati” (kendilerini aydınlanmış saymalarından geliyor) adını verdiğim bu ırkın planı 2000 yılı ve yeni yüzyılın ilk 12 yılı çerçevesinde göz önüne serilirken, bütün dünya insanlarını bekleyen hayat Nazi Almanya’sının ta kendisi. Özellikle 2012 tartışacağımız nedenlerden dolayı çok kritik bir yıl olacak. İnsanlar, içine girmekte olduğumuz cehennemin ve çocuklarımızın refah ve huzur içinde yaşaması için bıraktığımız dünyanın doğasının nasıl olduğu hakkında hiçbir fikre sahip değiller ve de hiç de endişelenmemekteler. Belirgin olanı umursamazlıktan gelip gözlerinin önündeki gerçeği reddetmeyi tercih ediyorlar. Kendimi tarlada telaşla koşuşturup bağıran inek gibi görmekteyim : “Hey ! Biliyor musunuz? Her ay arkadaşlarımızı alıp götüren o kamyon var ya? Düşündüğümüz gibi o kamyon dostlarımızı başka bir tarlaya götürmüyormuş! Onları kafalarından vurup, kuruyana kadar kanlarını döküp, kesip sonra da küçük parçalara bölüp paketlere koyuyorlarmış. Sonra da insanlar onları satın alıp yiyorlarmış !”.. Sürünün geriye kalanının reaksiyonunu düşünsenize : “Sen kafayı yemişsin ahbap! İnsanlar hiçbir zaman böyle şeyler yapmaz ! Zaten, o kamyon şirketinde hisselerim var ve bundan iyi bir kazanç sağlıyorum.. Kapa çeneni ! Boş yere spekülasyon ve panik yaratıyorsun !”



Açıklamakta olduğum plan binlerce yıldır hazırlanmakta ve şu anki durumu olan tamamlanmaya doğru ilerliyor. Bunun nedeni ise insanoğlunun şuurunu, zihnini ve sorumluluklarını elinden çıkarmasıdır. İnsanlık şu anda sadece kendi için doğru olanı yapmayı tercih etmekte ve davranışının daha geniş alandaki etkilerinin, insanoğlunun varlığı için ne olacağını düşünmemektedir. “Umursamazlıktan gelme” saadettir denir.. Bu doğrudur ama sadece kısa bir süre için. “Umursamazlıktan gelme”nin tam anlamıyla saadet ve mutluluk olabilmesi demek, gelmekte olan bir kasırgayı görmemezlikten gelip böylece endişelenmemek ve korunmak için hiçbir önlem almaya ihtiyaç duymamaktır. Fakat kafanız kumda ve kıçınız havada olduğunda, kasırga hala daha geliyor olacaktır. Eğer kafanızı kaldırarak baksaydınız ve “kasırga” gerçeğiyle yüzleşseydiniz, felaketi önleyebilir durumda olacaktınız. Fakat “umursamazlıktan gelerek” ve “gerçeği reddederek” büyük bir güçle ve en aşırı durumlarda savunmanızı şimdi rahatca yapabilirsiniz, çünkü kasırga “görmemezlikten geldiğiniz” için en hazırlıksız ve en beklenilmedik zamanda vurmuştur. Dediğim gibi “umursamazlıktan gelme” mutluluktur ama sadece kısa vadede. Kendi gerçeğimizi, kendi düşüncelerimiz ve davranışlarımız ile yaratırız. Her hareketimiz veya hareketsizliğimizin bir önemi vardır. Şuurumuzu (zihnimizi) ve sorumluluklarımızı elden çıkarmamız, yaşamımızı elden çıkarmamız demektir. Eğer yeterli sayıda kişi bunu yaparsa, dünyamızı elden çıkarmış oluruz ve bu da bilinen insan tarihi boyunca yaptığımız tek şey ! Birkaç kişinin, büyük toplulukları kontrol edebilmesinin de nedeni budur. Günümüzdeki tek fark, şu anda birkaç kişinin, iş dünyasında, bankacılıkta ve iletişimdeki globalleşme sayesinde, bütün gezegeni idare altında bulunduruyor olmasıdır. Bu idarenin temeli her zaman ayni olmuştur : “İnsanların “umursamazlık” içinde olmalarını sağla, korku içinde olmalarını sağla, birbirleriyle savaşıyor olmalarını sağla. Ve en önemli bilgiyi kendine saklarken, insanları bölerek, kontrol altında tut ve onlara hükmet.” Ve bu kitapta göreceğimiz gibi, insanlığı kontrol etmek için bu yöntemleri kullanan şahıslar, ayni gücün, ayni üreyen kabilenin üyeleri ve günümüzde yolculuğunda zirve noktasına ulaşmakta olan uzun vadeli bir planın takipçileridir. Global faşist devlet burnumuzun dibinde !



Halbuki, durumun düzeltilmesi olası...Gerçek güç, çoğunluğun elindedir, birkaç kişinin değil..Aslında sonsuz güç her bireyin içinde mevcuttur. Birkaç kişi tarafından kontrol edilebilmemizin sebebi, kendi kaderimizi çizebilme gücüne sahip olmadığımızdan kaynaklanmıyor, o gücün hayatımızın her saniyesi elimizden uçup gitmesine seyirci kalmamızdan kaynaklanıyor. Hiç hoşumuza gitmeyen birşey olduğunda, daima olay için suçlanacak başka birini ararız. Dünyada bir problem olduğunda, “Bu probleme karşılık ne yapacak “onlar”?” diye sorarız. İşte bu noktada, “onlar”, -ki problemi en başında gizlice kendileri yaratmıştır- bizim bu isteğimiz, bu reaksiyonumuz üzerine, istedikleri çözümü sunarlar; gücün, kontrolün ve iktidarın daha fazla merkezileştirilmesi ve özgürlüğün gitgide daha da fazla zedelenmesi... Eğer polise, güvenlik kurumlarına ve orduya daha fazla güç ve kontrol vermek ve halkın bunu sizden istemesini, sizin yapmanızı beklemesini istiyorsanız, daha fazla suç, şiddet ve terrorizm olmasını garantilemeniz, sizi amacınıza çok kolay bir şekilde ulaştırır. İnsanların soyulmaktan, bombalanmaktan, saldırıya uğramaktan dolayı “korku” içindelerse, sizin, onları “korkmaya programlandıkları şeylerden” korumanız için, size özgürlüklerini vermeye hazır olacaklardır. Bu tekniğin adı, “Problem – Reaksiyon – Çözüm”dür. Problemi yarat, “birşeyler yapılması lazım” reaksiyonunun ortaya çıkmasını sağla, ve en başından beri sunmak istediğiniz çözümü hiç karşı çıkma görmeden sun. “Kaos”u sen yarat ve sonra “düzeni” sen sağla.. Kendi “düzen”ini..



Kitleler, bir çok duygusal ve zihinsel kontrol çeşitleriyle, sürü halinde götürülüp yönlendirilmektedir. Bunu başarmanın tek yolu budur. Birkaç kişi, milyarları fiziksel olarak kontrol altında tutamaz, nasıl ki çiftlik hayvanları, eğer birçok insan onları çiftlikte tutabilmek için çalışmıyorsa, kontrol edilemez. İngiltere’de bir mezbahadan iki domuzun kaçması bir haber olmuştu ve birçok insanın onları yakalamak için çabasına rağmen yakalanmamışlardı. Olaydan hemen sonra iki domuz da ulusal şöhret olmuştu. Global nüfusun fiziksel kontrol edilmesi işlemez. Fakat ayrıca, eğer insanların senin yapmalarını istediğin şeyi yapmaya karar vermelerini ve senin sunmak istediğin yasalara ihtiyaç duymalarını sağlamak için, onların nasıl düşünmeleri ve hissetmeleri gerektiğini idare altına alabilirsen, zaten fiziksel kontrole ihtiyacın kalmaz. Bu çok eski bir atasözüdür: “Eğer birinin birşey yapmasını istiyorsan, onu, yapmak istediği şeyin kendi fikri olduğuna inandır.”. İnsanlık zihinsel olarak kontrol altında bulunmaktadır ve filmlerde gördüğümüz “zombi”lerle tıpatıp aynidir -sadece çok az farkla birazcık daha bilinçlidir. Zihinsel kontrolün tanımı, bir insanın zihninin idare edilmesi ve böylece sizin istediğiniz şekilde düşünmesinin ve böylece davranışta bulunmasının sağlanmasıdır. Bu tanım altında, sorulması gereken soru, kaç kişinin zihinsel olarak kontrol altında olduğu değil, kaç kişinin zihinsel olarak kontrol altında olmadığıdır. Aslında herkes, az veya çok, belli bir kapsamda zihinsel kontrol altında bulunmakta.. Eğer ihtiyacınız olmayan veya istemediğiniz birşeyi, bir reklam veya teşvik edici ilanla almaya ikna olursanız, zihinsel kontrol altındasınız demektir. Eğer bir kişi veya bir olay hakkında gerçeğin çarptırılmış bir şekilde yazıldığı bir yazıyı okuyup, o kişi ve olay hakkındaki kendi görüşleriniz değişmesine izin verirseniz, yine zihinsel kontrol altındasınız. Silahlı kuvvetlerdeki eğitime bir göz atın: Kusursuz bir zihinsel kontrol göreceksiniz. İlk gününüzde, “soru sormadan emirlere uyma”yı öğretildikten sonra, eğer ucu sivri bir şapka giymiş ayının biri, size hiç tanımadığınız ve bilmediğiniz birini vurmanızı söylerse, onu vurmak zorundasınız. Bu “Emredersiniz, efendim” mentalitesidir ve ordu dışındaki hayatta da yaygındır. “Evet.. Doğru olmadığını biliyorum.. Ama patronum bana öyle yapmamı söyledi ve başka seçeneğim yok.” Başka seçeneğin yok ? Her zaman başka seçenekler vardır. Her zaman, seçmek istediğimiz ve daha az seçmek istediğimiz, bir çok seçeneklerimiz vardır. Her zaman seçme şansımız vardır. Kısacası bu da bir başka “sorumluluktan kaçma” yolu..



Zihin kontrol etme tekniklerinin sayısı sonsuzdur. Zihninizi isterler, çünkü eğer ona sahip olurlarsa, size sahiptirler demektir. Cevabı zihinlerimizi geri kazanmakta, kendimiz için düşünmekte ve diğer insanları da farklı olma ‘suçuyla’ aşağılamayıp ve yargılamayıp onların da ayni şekilde kendileri için düşünmelerine izin vermekte aramalıyız. Eğer bunu yapmazsak, bahsedeceğim plan uygulanmaya konulacaktır. Eğer zihinlerimizin kontrolünü tekrar kazanıp, zihinsel egemenliğimize sahip olursak, Plan gerçekleşemez çünkü varlığının temeli ortadan kalkmış olacaktır. 20’den fazla ülkede konuşup araştırma yaptım ve her birinde de ayni gelişmeyi görmekteyim. Benzer siyasetler ve yapılar, global plan ile paralel bir şekilde, sunulmakta.. Ama ayni zamanda, sayıları gittikçe artmakta olan birçok insan ise ruhsal alarm saatini duymakta, zihinsel ve duygusal uykularından yani dünyevî büyüden kurtulmakta ve global uyanış hız kazanmakta..2012’ye ilerleyen milenyum yıllarında hangi güç galip gelecek ? Bu bize bağlı.. Düşünce ve davranışlarımızla kendi gerçekliğimizi yaratırız.. Ve düşünce ve davranışlarımızı değiştirmekle de dünyayı değiştiririz.. Bu kadar basit.



Bu kitapta bu üreyen genetik ırkın tarihini ve Global Plan’ın esas doğasını sunup açıklayacağım. Ve vurgulamalıyım ki, Bir Global Planı açığa çıkarmaktayım, herhangi bir komployu falan değil.. Bu planın ‘komplo’ kısmı insanları zihinsel olarak kontrol etmekte ve planın uygulmaya konulmasını kesinleştirmekte kullanılıyor.. Bu komplolar üç ana biçimde bulunur: Planı tehdit etmekte olan insanları ve organizasyonları silmek ve ortadan kaldırmak için komplo kurmak (örneğin; Galler Prensesi Diana’nın suikasti); Planı yürürlülüğe koyacak insanları iktidar pozisyonlarına sokmak (örneğin; George Bush, Henry Kissinger, Tony Blair,......); toplumun Planın yürürlülüğe girmesine ihtiyaç duymasını sağlayacak olan olayları yaratıp “Problem-Reaksiyon-Çözüm” metodu ile Planı sunmak için komplo kurmak (savaşlar, terörist bombaları, ekonomik krizler).. Böylece tüm bu ‘görünüşte alakasız’ olaylar ve idare etme yolları, Ayni Planı sunmak için kurulmuş Ayni Komplo’nun bölümleri olurlar. Önümüzdeki aylarda ve bunu takip eden yıllarda, her bir gazeteyi eline aldığınızda, televizyonu açtığınızda ve politik veya iş dünyası liderlerinin konuşmalarını duyduğunuzda, sizlere kitaplarımda sunduğum bilgiyi göreceksiniz. Şimdiden de görebilirsiniz, eğer büyük örtbası anlamışsanız.. Bu yaptığım ‘kehanet’ değil, sadece Planın öncelikli bilgisi.. O zaman bir iki yıl içerisinde global faşist devlet realize olacak mı? Bu soru, ancak bir başka soruyla cevaplandırılabilir:



İnsan mı olacağız yoksa ‘koyun’ mu kalacağız ?



Plan ikinci seçeneğe ihtiyaç duymakta..



Korkusuzca...

Hayat sonsuzdur...



Ve herşey aydınlanma yolunda birer deneyimdir...



Anlayışın en yüksek seviyelerinden bakıldığında,



İyilik veya kötülük - İyi veya Kötü yoktur..



Yalnızca BİLİNÇ vardır;



Seçimler yapan ve tüm yaşanılabilecek deneyimleri yaşayan..

Serdar
16-06-2008, 00:57
Kaynak:

http://64.233.183.104/search?q=cache:M83zDTba5BIJ:www.davidicke.com/turkey/+david+icke&hl=tr&ct=clnk&cd=2

Buradan gireceğiniz makalelerdeki yazılar bozuk çıkacaktır. Bu başlıklardan girdiğiniz makalelerdeki okuyabildiğiniz bazı anahtar kelimeleri arama motoruna yapıştırıp arayarak ve doğru çıkan sonuçlara da "ön bellek"ten girdiğiniz taktirde düzgün makalelere ulaşacaksınız.

mutluluk35
16-06-2008, 01:27
Sayın Serdar

Site tüzüğümüzde,forum kurallarının 2. maddesi gereği,kendi yorumlarınızı da katmadığınız sürece başka sitelerdeki yazıları kopyala-yapıştır (copy-paste) yöntemi ile forumlarımıza taşımamanız gerektiği belirtilmiştir.Tekrarlanmamasını rica ediyorum..

Serdar
16-06-2008, 01:50
David İcke, tespitleri ve analizleri oldukça yerinde bir insandır. Anlattığı olayların, planların ve tehditlerin etkilerini(kollarını) gerek ülkemizde, gerekse dünyada meydana gelmekte olan diğer gelişmelerde açıkça görebilmekteyiz, hissedebilmekteyiz. Yeryüzünde gerçekleşmekte olan değişimlerin ve olayların/olguların geniş tablosunu bir bütünsellik içerisinde serebilmiş, ortaya koyabilmiştir.

"Sürüngenler" konusundaki söylemleri(benzetmeleri, mecazları) çoğu kesimlerce ve yapılanmalarca çarpıtılmaya ve küçük düşürülmeye çalışılmıştır.

Şu sözler onun internet sitesinde yer almakta:

"David Icke’ın sözleri, gerçekten kim olduğumuz hakkında, kendimizin inşa ettiği zihinsel hapishanelerin kapılarını kırıp fırlatmak ve özgürlük ışığına yürüyebilmemiz için bize, hepimize, ilham vermek amacındadır."

Verdiğim kaynaktan bütün makalelerini okumanızı öneririm.

evrensel-insan
16-06-2008, 04:35
Saygideger serdar;

Benim siteye kayit oldugum gunlerdeki yazilarimi okusaydin, hic bu zahmete katlanmamis olurdun.Amrikan idealizmi, insanlik ve nihilizm uzerine yazilmis yazilarima adiman girip ulasabilirsin.En azindan, benden baska benzer dusunceyi paylasan kisilerin olmasi ve duyurulmasi sevindirici.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Serdar
16-06-2008, 13:35
David İcke'ın yazıları bir bütünsellik içerisindedir. "Dünyayı gerçekten Kimin Yönettiği"ni, "özgürlüklüklerin kısıtlanması"nı, "bizlerin durum karşısındaki konumu"nu ve "bu durum karşısında elimizde bulunan gücü"... anlatır. Bütün yazıları için tek ortak bir yorum yapmayı tercih ediyorum: onu da yukarıda yaptım. Ayrıca sorulan sorulara da cevap vermeye ayrıca çalışacağım.

Serdar
17-06-2008, 01:13
AMERİKAN FELAKETİ HAKKINDA SUSTURULAMAYACAK BİR KAYNAKTAN, BAŞKA BİR BOYUTTAN GÖRÜŞ



BUSH VE BLAIR NASIL “BİLİYORDU”;

ÇİN SENARYOSU;

VE ZİHİNLERİ KONTROL ALTINDAKİ “ÜNLÜLER”DEN GELECEK OLAN BEYİN-YIKAMA



Yazan: David Icke

Bağlantıyı veriyorum: http://64.233.183.104/search?q=cache:zGGjk8CVfp4J:www.davidicke.com/turkey/icke/articles3/otherdimensional-tr.shtml+david+icke+amerikan+felaketi+hakk%C4%B1nd a&hl=tr&ct=clnk&cd=1