PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : özelleştirmeler


atheist87
21-06-2008, 21:57
1985 yılından itibaren 246 kuruluştaki kamu hisseleri, 22 yarım kalmış tesis, 393 taşınmaz, 8otoyol, 2 boğaz köprüsü, 103 Tesis, 6 Liman, şans oyunları lisans hakkı ile Araç Muayene İstasyonları özelleştirme kapsamına alınmıştır.



23 kuruluştaki kamu payı ile 4 taşınmaz daha sonra özelleştirme işlemine tabi tutulmaksızın kapsamdan çıkarılmak, tasfiye edilmek veya kapsamda olmayan başka bir kuruluşla birleştirilerek tüzel kişiliği sona erdirilmek üzere devredilmiştir. Bunlar arasında yer alan T. Öğretmenler Bankası Mayıs 1992’de Halk Bankası’na, Denizcilik Bankası Kasım 1992’de Emlak Bankası’na, Ardem A.Ş. Ağustos 1999’da Arçelik A.Ş.’ye devredilmiştir. TÜLOMSAŞ, TÜDEMSAŞ ve TÜVASAŞ, TCDD’ye iade edilmiştir. Nisan 1987’de özelleştirme kapsamına alınan Gübre Fabrikaları A.Ş. 1989 yılında kapsamdan çıkarılmıştır. Yine kapsama alınan Boğaziçi Hava Taşımacılığı A.Ş. ise tasfiye edilmiştir. TEAŞ’ın bazı şirketlerinde iştirak payı olan AKTAŞ, NURTEK, TGT ve SOYTEK Elekt. Sant. Tes. İşl. ve Tic. A.Ş., ETİTAŞ Elekt. Teç. İmal. Tesisat A.Ş., MİTAŞ Madeni İnş. İşleri A.Ş. ile Kayseri ve Civarı Elekt. T.A.Ş. Mart 1998’de kapsam ve programdan çıkarılmış, eski statülerine iade edilmiştir. Eylül 1997’de kapsama alınan Oyak Sigorta şirketleri Ekim 1998 tarihinde kapsamdan çıkartılarak eski statülerine iade edilmiştir. Aralık 2000’de kapsama alınarak hazırlık işlemine tabi tutulmasına karar verilen Eti Holding A.Ş. Temmuz 2001’de kapsamdan çıkarılarak eski statüsüne iade edilmiştir. Eylül 2003’de kapsama alınan TİGEM Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü Ağustos 2004 tarihinde kapsamdan çıkarılmıştır. 20 Mart 1990 tarihinde kapsama alınan Gönen Gıda Sanayi A.Ş. 5 Nisan 2006 tarihinde çıkarılmıştır. Ayrıca, 14.6.1995 tarihinde 4046 sayılı Kanun çerçevesinde hisseleri özelleştirme kapsamına alınarak Özelleştirme İdaresi’ne devrilen Türk Telekom, bu işlemin 28.2.1996 tarihli Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmesi sonucu kapsamdan çıkarılmıştır. Şirketin özelleştirme çalışmaları 4161 sayılı Kanun çerçevesinde yürütülmektedir.



Bunun yanısıra, 1992 yılında kapsama alınan Et ve Balık Ürünleri A.Ş.’de tesis ve varlık satışı yöntemiyle kısmen özelleştirme uygulamaları gerçekleştirilmiş, ancak 2005 yılında kapsam ve programdan çıkarılarak eski statüsüne iade edilmiştir.



Ayrıca BASF – Sümerbank Kimya Sanayii A.Ş. ile Güney Sanayii’ndeki kamu payları, 1993 yılında, daha önce bu paylara sahip olan Sümer Holding’e, ETAĞ A.Ş. ise Ağustos 2001’de Turban Turizm A.Ş.’ye devredilmiştir. Bunun yanı sıra, çeşitli tarihlerde özelleştirme kapsam ve programına alınan kuruluşlardan 15 iştirak hissesinin özelleştirme çalışmalarının Sümer Holding A.Ş. tarafından yapılabilmesi amacıyla, sözkonusu 15 kuruluşta bulunan İdare’ye ait azınlık hisseleri, Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun 12 Mart 2001 tarihli kararı ile Sümer Holding A.Ş.’ye devredilmiş, 4 kuruluşun özelleştirme işlemleri tamamlanmıştır. Yasataş A.Ş. ile MEYBUZ A.Ş.’ye ait İdare hisselerinin özelleştirme çalışmalarının Et ve Balık Ürünleri A.Ş. tarafından yapılabilmesi amacıyla, 10 Eylül 2001 tarihli Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı ile Et ve Balık Ürünleri A.Ş.’ye devredilmiş, YASATAŞ EBÜAŞ bünyesinde birleştirilerek tüzel kişiliği sona erdirilmiştir. Meybuz A.Ş.’nin ise özelleştirme işlemleri tamamlanmıştır. İGSAŞ İstanbul Gübre San. A.Ş. ise 15 Nisan 2002’de TÜGSAŞ Türkiye Gübre San. A.Ş. bünyesinde birleştirilmiş ve özelleştirilmiştir. 2003 yılında kapsama alınan Manisa Pamuklu Men. A.Ş. ise Sümer Holding A.Ş.’ye devredilmiştir.



Bunların dışında 1995 yılında özelleştirme kapsamına alınan Hamitabat, Kemerköy, Soma-B ve Yeniköy elektrik santralleri 1997 yılında kapsamdan çıkarılmış ve Enerji Bakanlığı’na iade edilmiştir. Sözkonusu santraller 2003 yılında yeniden kapsama alınmıştır. Ancak Kemerköy ve Yeniköy, 2006 yılında kapsamdan çıkarılmıştır. Maliye Bakanlığı ve Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne ait 4 taşınmaz ise 2000 yılında kapsamdan çıkarılmıştır.


Ayrıca, 2004 yılında kapsam ve programa alınan Manavgat İçme Suyu Tesisi ile 2005 yılında kapsam ve programa alınan Foça tatil Köyü, 2006 yılında kapsam ve programından çıkarılarak eski statüsüne iade edilmiştir.



Özelleştirme uygulamalarının başlatıldığı 1985 yılından 2008 yılına kadar geçen 23 yıllık sürede kapsama alınan kuruluşların yarısından fazlası tamamen özelleştirilmiştir. Bu kuruluşlardan, daha önce ÇİTOSAN’ın bağlı ortaklığı statüsünde faaliyet gösteren çimento fabrikaları dışında, bu kuruluşların büyük bir kısmı varlık veya kamunun azınlık hissesine sahip olduğu iştiraklerdir. Bugüne kadar, SEK ve YEM Sanayii, ÇİTOSAN, TESTAŞ ve ORÜS’e bağlı tüm üretim birimleri tamamen özelleştirilmiş ve devlet bu alanlarda işletmecilikten çekilmiştir. YEM Sanayii A.Ş. ve SEK Süt Ürünleri A.Ş.’nin Kasım 1997’de, ÇİTOSAN ve TESTAŞ’ın ise Temmuz 1999’da, tüzel kişilikleri Ticaret Sicil’den silinmiş, sözkonusu şirketler EBK Et ve Balık Ürünleri A.Ş. bünyesinde birleştirilerek tasfiye edilmiştir. Bunun yanısıra, 7 giyim tesisi ve 34 gayrimenkulu özelleştirilen KÖYTEKS Yatırım Holding A.Ş. de, Aralık 1998 tarihinde Sümer Holding A.Ş. bünyesinde birleştirilerek tasfiye edilmiştir. Ayrıca ORÜS Orman Ürünleri A.Ş. bünyesinde bulunan 21 işletmesi özelleştirilmiş, kalan 2 işletme SEKA’ya devredilerek, kuruluş Mart 2000 tarihinde tasfiye edilmiştir. Öte yandan, İSDEMİR 31 Ocak 2002 tarihinde imzalanan devir sözleşmesiyle tüm varlıkları ile birlikte ERDEMİR’e devredilmiş ve tüzel kişiliği sona ermiştir. ÇELBOR A.Ş.’de bulunan %100 oranındaki hisselerin tamamı 31 Mayıs 2002 tarihinde ERDEMİR’e devredilmiştir. T. Gemi Sanayii A.Ş. ise T. Denizcilik İşletmeleri A.Ş. bünyesinde birleştirilerek Mayıs 2002’de tüzel kişiliği sona ermiştir. DİTAŞ Deniz İşletmeciliği A.Ş.’de bulunan %50.98 oranındaki hisselerin tamamı 21 Kasım 2002 tarihinde TÜPRAŞ’a devredilmiştir. Turban Turizm A.Ş., T. Zirai Donatım A.Ş. ve TÜMOSAN Türk Motor Sanayii A.Ş. 7 Şubat 2003 tarihinde SÜMER HOLDİNG A.Ş. bünyesinde birleştirilerek tüzel kişilikleri sona ermiştir. Türkiye Selüloz ve Kağıt Fabrikaları A.Ş. (SEKA) ile Türkiye Gübre Sanayi A.Ş. (TÜGSAŞ), 19 Eylül 2005 tarihinde SÜMER HOLDİNG A.Ş. bünyesinde birleştirilerek tüzel kişilikleri sona ermiştir. 29 Ocak 2008 tarihinde ise Türkiye Demir Çelik İşletmeleri A.Ş., Sümer Holding A.Ş. bünyesinde birleştirilerek tüzel kişiliği sona ermiştir.

KARDEMİR özelleştirmesiyle ilk defa yöre halkı, sanayici ve çalışanlara bedelsiz devir suretiyle gider tasarrufuna yönelik bir uygulama yapılmıştır. NETAŞ ve TOFAŞ’da bulunan kamu hisseleri ilk defa uluslararası piyasalarda halka arz edilmiş, böylece İMKB’nin yabancı borsalarla entegrasyonunun sağlanmasında bir adım atılmıştır. 1990’lı yılların başında bir çok şirketteki kamu hisseleri kısıtlı da olsa halka arz edilmiş, hisse senedinin kurumsallaşması ve sermayenin tabana yayılmasında bir başlangıç yapılmış, 1998 yılında da T. İŞ BANKASI’ndaki kamu hisseleri ile 2000 yılında TÜPRAŞ hisselerinin büyük bölümünün özelleştirilmesiyle yurtiçi ve yurtdışı piyasalarda bugüne kadar yapılan en büyük halka arz gerçekleştirilmiştir. SÜMERBANK, DENİZBANK, ETİBANK ve ANADOLUBANK’ın özelleştirilmesi ile de kamu bankalarının özel sektöre devredilmelerine ilişkin ilk adımlar atılmıştır. DENİZ NAKLİYATI T.A.Ş.’nin özelleştirilmesi, TDİ’nin İzmir Körfez Hattı ile Şehir içi Yolcu ve Araç Taşımacılığı’nın da devri sonucunda devlet, deniz taşımacılığından da çekilmeye başlamıştır. Yine 2000 yılı içerisinde POAŞ’ın % 51 oranındaki hissesinin blok satış yöntemiyle özelleştirilmesi sonucunda bugüne kadar yapılan en büyük özelleştirme uygulaması gerçekleştirilmiş, 2002 yılında ise kalan kamu hisselerinin İMKB’de satışı sonucunda POAŞ’da bulunan kamu hisselerinin tamamı özelleştirilmiştir. Ayrıca bu süreç içerisinde devletin, turizm, tekstil ve hayvancılık sektörlerindeki işletmelerinin yaklaşık % 90’ı da özelleştirilmiştir.



Halen özelleştirme kapsamında 2, kapsam ve programda 14 olmak üzere toplam 16 kuruluş bulunmaktadır. Bu kuruluşların 11 tanesinde % 50’nin üzerinde kamu payı vardır. Sözkonusu 2 kuruluşun programa alınması yönündeki çalışmalar sürdürülmektedir. Bunun yanısıra, özelleştirme kapsamında 62 taşınmaz, 77 tesis, 5 liman, 8 otoyol, 2 boğaz köprüsü, şans oyunları lisans hakkı da yer almaktadır.

http://www.oib.gov.tr/program/uygulamalar/1985-2003_1.htm

atheist87
21-06-2008, 21:58
Özelleştirme çalışmaları, 1984 yılında kamuya ait yarım kalmış tesislerin tamamlanması veya yerine yeni bir tesis kurulması amacı ile özel sektöre devri uygulamaları ile başlamıştır.


1986 yılından itibaren hız kazanan ve tamamı kamuya ait veya kamu iştiraki olan kuruluşlardaki kamu paylarının özelleştirme kapsamına alınması yoluyla yürütülen program çerçevesinde, İdare tarafından bugüne kadar 196 kuruluşta hisse senedi veya varlık satış/devir işlemi yapılmış ve bu kuruluşlardan 187’sinde hiç kamu payı kalmamıştır.


1985 yılından bugüne kadar gerçekleştirilen özelleştirme uygulamalarının toplam tutarı 30 milyar $ düzeyindedir.


Bir bölümü vadeli ve döviz cinsinden gerçekleştirilen bu hisse senedi ve varlık satış işlemlerinden 31 Aralık 2004 itibariyle 4.5 milyar YTL (8.6 milyar $) net giriş sağlanmıştır. Yıl bazında uygulama tutarı ile net giriş tutarı arasındaki fark, vadeli işlemlere ilişkin taksit ödemelerinden kaynaklanmaktadır.


Özelleştirme kapsamındaki kuruluşlardan elde edilen 0.9 milyar YTL’lik (2.3 milyar $) temettü geliri ve 4.1 milyar YTL’lik (3.4 milyar $) diğer kaynaklarla birlikte 1985 – 31 Aralık 2004 dönemi toplam kaynakları 9.5 milyar YTL (14.3 milyar $) düzeyine ulaşmaktadır.


Aynı dönemde özelleştirme uygulamaları çerçevesinde 9.2 milyar YTL (13.9 milyar $) tutarında kullanım gerçekleştirilmiştir. Özelleştirme uygulamalarına ilişkin kullanımların % 98’lik bir bölümü, kapsamdaki kuruluşlara sermaye iştiraki, kredi borçları ve personel ödemeleri, özelleştirme bonoları ve Hazine’ye aktarmaya ilişkin ödenen tutarlardır.


Özelleştirme uygulamaları sonucunda elde edilen kaynakların kullanımı 3 ana başlık altında toplanmaktadır.


Bunlardan ilki özelleştirme kapsamındaki kuruluşlara yapılan ödemelerdir. 6.1 milyar $ düzeyinde ve toplam kaynakların %44’ünü kapsayan bu tutar, kuruluşlara yapılan sermaye iştirakleri, verilen krediler, çalışanlara yönelik iş kaybı ve özelleştirme sonrası tazminatları ile emeklilik primi ödemeleri gibi kullanım kalemlerinden oluşmaktadır.


İkinci büyük kullanım kalemini ise, aynı tarih itibariyle 3.6 milyar $ düzeyinde ve toplam kullanımların % 26’sını kapsayan ve Hazineye ve Hazine bünyesinde bulunan Kamu Ortaklığı Fonu’na yapılan aktarmalardan oluşturmaktadır. Bu Fon’un kullanım alanı ise mevzuatla sadece baraj, otoyol ve içme suları gibi altyapı tesislerinin finansmanıyla sınırlandırılmıştır. 26 Mayıs 2000 tarihinde yürürlüğe giren 4568 sayılı Kanun çerçevesinde, 2001 yılından beri aktarma yapılmamıştır.


Üçüncü kullanım kalemi ise, özelleştirme uygulamaları için çıkarılan bono ve tahvil ödemeleri gibi tutarlardan oluşmaktadır. Bu ödemelerin toplamı da yine aynı dönemde 3.9 milyar $ düzeyinde olup, toplam kullanımların %28’ini kapsamaktadır.


Yukarıda belirtilen üç ana kullanım kalemi toplamı olan 13.6 milyar $ düzeyindeki tutar, toplam kullanımların % 98’ini kapsamakta ve özelleştirme olgusu var olsa da, olmasa da, devletin bir şekilde Hazinesinden yapmak zorunda olduğu tutarlardan oluşmaktadır.


Bu arada özelleştirmeye bağlı olarak yapılan ve gider-masraf olarak tanımlanabilecek, uygulamalar için yapılan danışmanlık, ihale ilanları ile reklam ve tanıtım giderleri ise toplam kullanımların yalnızca % 1’ini oluşturmaktadır.

atheist87
21-06-2008, 22:25
http://www.oib.gov.tr/program/uygulamalar.htm

Akpnin 6 yıl gibi kısa bir zamanda Türkiyenin 80 küsür senede borçlandığı tutardan fazla borçlanmış oluşu ileride borçların geri ödenme zamanlarında çıkıcak çok büyük bir krizin habercisi olduğu ortadadır. Akp nin ekonomik politikası 2001 yılındaki ekonomik kriz zamanında gelen Kemal Dervişin uygulmaya soktuğu polikadan zerre kadar farklı değildir. Dervişin kafasındaki tek çözüm yolu özelleştirme yolu ile borçları kapatmaktı. fakat ne kadar çözüm getirdiği ortada devlet özel sektörden vergi toplamakta bile zorlanırken en karlı kuruluşlarını çok düşük bedellerle yandaş sermaya gruplarına satılmasının ülkeye çok büyük zarara uğratmaktadır. Bu noktada AKP Kapatılması çok yanlıştır. AKP Kapatılırsa oy verenler tarafından kahraman ilan edilceklerdir. Kabak AKP'nin yerine geçicek partiye patlıycaktır. AKPli halk gerçekleri anlayamacak kısa süre sonra partiyi kapatan Yargıyı suçlu bulucaklardır.
Yandaş medya kuruluşları tarafından AKP den sonra gelicek hükümet ekonomiyi batırdı gibi binlerce yaygara koparıcaktır. İşte bu noktada yapılması gereken şeriati getirmek için sundukları yasalar reddedilmeli fakat parti kapatılmamalıdır gelicek ekonomik krizden sonra halkın AKPye olan görüşleri değişicektir.

aydoe
26-01-2009, 23:38
Strateji 19.01.2009Neo-liberal yaklaşım Batı’da çöktü ama…
‘Özelleştirme öğüdü’ dinleniyor
İktidarın ‘en başarılı’ uygulamalarından biri halka ait ekonomik kurumları satmaktı. Elde kalan son kurumlar da pazara çıkartılıyor. Ancak, ‘özelleştirme öğüdünü’ veren neo-liberal yaklaşım Batı’da çökmüş durumda. Buna karşın Türkiye ‘bir an’ bile durup düşünme ihtiyacı duymuyor.


Dilek FİLİZFİDANOĞLU
TUSAM Çalışma Hayatı ve Türkiye Araştırmaları Masası
dfidanoglu@tusam.net (dfidanoglu@tusam.net?subject=YoreNet e-MEDYA ${TARIH}-${YAYIM_ADI}-${HKODU})
Bugüne kadar kamuoyuna sürekli ekonomik anlamda çözüm yolu olarak gösterilen özelleştirme politikalarının aslında hiç de söylendiği gibi çözüm olmadığını her geçen gün daha iyi anlıyoruz. Buna rağmen inatla bu politikalardan vazgeçilmiyor ve Türkiye açısından son derece stratejik öneme sahip kuruluşların bir bir satılmasına seyirci kalınıyor. Hep söyleniyor ya “zarar eden kamu kurumlarının yükünden kurtulmak” diye bir kılıf uydurulmuş ancak bu kılıf artık yapılan yanlışları örtmeye yetmiyor. Zira geri dönüp baktığımızda yapılan özelleştirmelerin pek çoğunda aslında ekonomik anlamda bütçeye çok büyük katkıları olan kurumların satıldığını görebiliyoruz. Sadece yabancı yatırımcılara fırsat tanınmasının dışında ekonomik anlamda bir canlılığın söz konusu olmadığı da gözlerden kaçmıyor.
2009 yılı için özelleştirme konusunda yeni serüvenlere yelken açıldığı görülüyor. Aslında daha 2007 yılı içerisinde belirlenen 2008-2010 yılları arası özelleştirme takvimi aksatılmadan uygulamaya konuluyor. 2008 yılı içerisinde özelleştirme gündeminden düşmeyen kuruluşlar arasında TEKEL, elektrik üretim ve dağıtım şirketleri, otoyollar, milli piyango, şeker fabrikaları, limanlar varken bu yıl yeni bir eklemeyle Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK), Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi (BOTAŞ) ve Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) gibi Türkiye açısından son derece büyük öneme sahip üç kuruluş daha özelleştirme listesine eklendi. Dolayısıyla stratejik öneme sahip ve kamunun elinde kalan son kuruluşlar da özelleştirilmek üzere sıraya girmiş oldu.
SATILACAK NE KALDI?
Özelleştirme İdaresi Başkanı Metin Kilci’den gelen açıklama önümüzdeki dönemde BOTAŞ, MKEK ve TKİ’nin de özelleştirileceğinin sinyallerini veriyor. 2008 yılının son günlerinde ortaya atılan MKEK’in özelleştirileceği yönündeki haberler Milli Savunma Bakanlığı Genel Sekreterliği’nin basına yaptığı yazılı açıklama ile yalanlanmıştı. Açıklamada MKEK’in özelleştirilmesi konusunda çalışmaların yapıldığı yönünde basında yer alan haberlerin gerçeği yansıtmadığı her kurum ve kuruluş gibi MKEK’in de değişen ve gelişen şartlara bağlı olarak kurumsal yapısı da dahil devamlı sorgulandığı ve ihtiyaç duyulan alanlarda çalışmalar yapıldığı ancak yapılan çalışmaların MKEK'in özelleştirilmesini kapsamadığı belirtiliyordu. Oysa bugün özelleştirmeler konusunda en yetkili ağızdan gelen MKEK’in de özelleştirme kapsamına alındığı haberi gündeme bomba gibi düşüyor. Atatürk’ün kurduğu ve Türk ordusunun mühimmat ihtiyacını karşılayan üstelik Cumhuriyet tarihinin en eski Kamu İktisadi Teşebbüsü olan MKEK, adeta Mehmetçiğin eli kolu diyebiliriz. Böylesi önemli bir kurumun özelleştirilmesi demek askerin mühimmatının da yabancı ellere teslim edilmesi demektir. Bugün Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı faaliyet gösteren MKEK’in 10 fabrikası ve 2 işletme müdürlüğü var ve yaklaşık 6 bin çalışanı bulunuyor. MKEK’in 2007 yılı sonundaki karı 72 milyon TL, cirosu ise yaklaşık 400 milyon TL civarındaydı. G-3 piyade tüfeğinin üretimi bu kurum tarafından yapılıyor. Bunun yanında makineli tüfekler, uçaksavar, havan, obüs ve toplar gibi çok sayıda mühimmat ve patlayıcı MKEK tarafından temin ediliyor. 2007 yılındaki ihracat rakamı ise 28 ülkeye yaklaşık 25 milyon TL civarında. MKEK’in Türkiye açısından önemini herhalde bu bilgiler anlatmaya yetiyordur. Ayrıca İstanbul Sanayi Odasının (İSO) açıkladığı ilk 500 şirket arasında 93. sırada olduğunu da söylemek gerekiyor.
Tıpkı MKEK gibi stratejik açıdan önemi tartışılamayacak kadar çok olan BOTAŞ ise İSO’nun ilk 500 listesinde 18. sırada yer alıyor. Türkiye’nin doğalgaz ihtiyacını karşılayan ve enerji konusunda can damarı olan BOTAŞ’ın özelleştirilmesi ise Türkiye’nin enerji konusunda zaten dışa bağımlı olduğu ve bunun sıkıntılarını yaşadığı günümüzde kabul edilmesi imkansız bir durum. Zira BOTAŞ’ı satmak demek Türkiye’nin enerji konusunda tamamen dışa bağlanması anlamına gelmektedir. Dünya enerji piyasasında önemli oranda söz sahibi olan şirketlerin Türkiye’de piyasayı ele geçirmek için harekete geçmekte gecikmeyecekleri muhakkak. Üstelik enerjide dışa bağımlılık giderek artarken özelleşme ile birlikte maliyetlerin daha da artacağı dolayısıyla da enerji fiyatlarının katlanarak yükseleceği şüphe götürmez bir gerçek gibi gözüküyor.
Enerji konusunda bu denli dışa bağımlı iken bir de elimizde kalan son değerlerden olan TKİ’nin özelleştirilme kapsamına alınmış olması Türkiye’nin enerji konusundaki politikalarının geleceği konusunda iyiden iyiye endişelere neden oluyor. Aslında 2840 sayılı yasaya göre kömür devlet tarafından işletilecek madenler arasında yer almaktadır. Bu durumda TKİ’nin özelleştirme kapsamına alınmış olması demek 2840 sayılı yasaya aykırı oluyor. Hal böyle olunca akıllara gelen ilk şey “Öyleyse bu yasanın değişmesi mi gerekecek?” sorusu oluyor. Doğalgazda zaten dışa bağımlı olan Türkiye’nin hiç değilse elindekilerin kıymetini bilmesi ve onlara sahip çıkması gerekliliği çok açık şekilde ortadayken, en azından Türkiye’de gaz ya da elektrik sıkıntısı yaşanması durumunda Türkiye’nin kömür üreticisi TKİ’nin kurtarıcı olacağı da unutulmamalıdır. Türkiye’de enerji politikalarının belirlenmesinde ve sorunların çözümünde önemli katkılar sağlayan böylesi bir kurumun özelleştirilmesi yapılacak en büyük yanlışlardan bir tanesidir.
KAYIPLAR ARTIYOR
Şimdiye kadar yapılan yanlış özelleştirmeler neticesinde yoksulluk almış başını gidiyor, işsizlik desen her geçen gün daha da artıyor, Türkiye’de ise eldeki istihdam kaynakları bir bir çökertiliyor. Özelleştirilen kurumların faaliyetlerini sürdürmeleri gerekirken bugün görüyoruz ki pek çoğu ya kapanmış ya da ticari faaliyetlerini en asgari düzeye indirmiş durumdalar. Bugüne kadar yapılan özelleştirmelerin sonucunda giderek artan işsizlik oranı, pek çok konuda dışa bağımlılığın artması ve faaliyetine devam etmesi gereken kurumların kapatılıp arsalarının kullanılması dışında Türkiye’ye hiçbir getirisi olmadığı görülebiliyor. Dolayısıyla özellikle şimdiye kadar hep söylendiği gibi stratejik kurumların özelleştirilmesi Türkiye için kazanç yerine çok büyük kayıplar getiriyor. Oysa bu kurumların özelleştirilmesi düşünüleceğine, nasıl daha verimli hale getirebiliriz diye düşünülse daha yararlı olacaktır. Ayrıca Tüm dünyada yaşanan küresel ekonomik krizle birlikte özelleştirilen kurumların tekrar kamulaştırılması söz konusu iken Türkiye’de hala daha neleri özelleştirebiliriz zihniyetinin hakim olması anlaşılır gibi değil. Dünyayı kasıp kavuran kriz nedeniyle zaten zor durumda olan şirketlerden, bu kriz ortamında özelleştirilmesi düşünülen kurumlara ne oranda talep geleceği ve hükümetin bu özelleştirmeleri nasıl yapacağı konusu da ayrıca düşünülmesi gereken bir husus.

BASKALTURK
26-01-2009, 23:48
Bazen nasil ki ask kelimesini cinsel iliski icin kullaniyorsak,bu ozellestirme kelimesinide ''SATIS'' yapmanin diger ismi haline getirdik.

Ulkemiz yillardir satiliyor bizler tabiri cahizse okuz gibi izliyoruz.Her millet hakettigi sekilde yonetilir!esenlikle

unbe
27-01-2009, 00:09
satılıyor satılmasına da RTE şunu demişti utanmadan kimse de bişi dememişti:biz topraklarımızı satmıyoruz sadece tapusunu veriyoruz.
böyle bir arsızlık utanmazlık olabilir mi?oluyor.o kadar sattılar herşeyi ortada tek bir istihdam yok işsizlik çoğalıyor yurdum insanı kol gibi faturalar ödüyor ve kimse sesini çıkarmıyor...dünlanın hiçbiryerinde böyle bir ülke insanı yoktur sanırım.....

michaud
27-01-2009, 22:45
Özelleştime sürecinin başladığı ilk yıllarda basında sıkça söz edilen bir söz vad "Kit Kamburu". O dönemlerde özelleştirmeden kasıt zarar eden verimsiz devlet kurumları özelleştirerek devletin yükü hafifletilecekti. Hata şöyle bir anlayış halk içinde yayılmaya çalışılıyordu. Kurumu alan özel sektör ya aldığı kurumu büyütecek, yada yeni tesisler kuracaktı. Böylece hem üretim artacak hemde işsizlik azalacaktı. Burda öncelikle 80lerin sonlarında neden kitler zarar etmeye başladı sorusuna cevap bulmak gerekir? 10 yıl önce kar eden kuruluşlar birden devasa zararlar etmeye başlıyor. gerçi bu zararların sebebi kitlere gereksiz yere yüksek faizli kredi verilmesi ,yeni yatırımların durdurulması ve gereğinden fazla işçi alınması sayılabilir ancak bu konular belki yeni bir form başlığı altında tartışılabilir. Sonraları özellikle AKP iktidarı döneminde zarar eden kar eden ayrımı yapılmadan ne var ne yok hepsi yok fiyatına satıldı. Örnek olarak, Türk Telekom 3 yıllık karına satıldı. Peki 20 yılda ne değişti. Kit kamburundan kurtulduk mu, işsizlik azaldımı, üretim artı mı? Aslında olumlu tek cevap yok, ve olamazda. Halkın alınteriyle kurulan bir çok işlettme artık ya yok yada çooooooooooook uzak bize.

aydoe
30-01-2009, 23:04
Satılacak ne kaldı ki ?
Ormanlar,akarsular dağlar dereler hepsi satılık haraç mezat büyük tasfiye , maddi ve siyasi bu bir yok oluş!

Orman alanlarını yağmalama yasallaştı...

Cumhuriyet 30.01.2009POLİTİKA GÜNLÜĞÜ
HİKMET ÇETİNKAYA
Talan Yasası...

Orman alanlarını yağmalama yasallaştı...
Gözünüz aydın ciğer satıcıları!
Ahmet Necdet Sezer direnmiş, iki kez onay vermemişti... Abdullah Gül onay verdi.
Toroslar’dan Kaçkarlar’a, Madra Dağları’ndan Elma Dağı’na dek orman alanları yağmalanmaya hazır.
Necati Doğru, “Satış hızlı olacak” diyor. Haklı. Hem “hızlı”olacak hem de köşe dönülecek.
Adına “2-B” denilen yasa “hızla” Meclis’ten geçti, aynı hızla “Çankaya Köşkü”nde onaylandı.
Benim ülkemin ormanları “çokuluslu altın avcıları” tarafından zaten ele geçirilmişti.
Salt orman değil elbet!
O güzelim Ege ve Akdeniz kıyıları, koyları, bükleri...
Çeşme Yarımadası’ndan Bodrum Yarımadası’na; Datça’dan Fethiye Körfezi’ne; Kaş’tan Antalya’ya dek kıyı dilimi, ormanlar...
Ormanlar bir ülkenin ciğeri... Ormanlar yasaya kurban edildi...
O güzelim çam ağaçları, palamutlar...
Bergama Kozak Yaylası... Çamfıstığı ağaçları... Orada yaşayan insanlar...
Kim karar verecek “burası ormandır, burası orman değil” diye?
Babalar gibi satılacak, yeşil örtü gidecek, Homeros’un “ışık sahili” on yıl sonra dünyanın ikinci oksiijen deposu değil, zehir deposu olacak.
Gürül gürül akan dereler, köylerdeki çeşmeler kuruyacak Kaz Dağları’nda...
Unutmayın Zeus öcünü alır! Çoban Paris inatçıdır, bu işin peşini bırakmaz!
Binlerce yıllık İyonya tarihini ve kültürünü yok sayanlara, Allonia’yı Yortanlı Barajı’nın suları altına gömenlere Troya’nın keskin nişancıları göz yummaz.
***
Bu bir yağma, bu bir talan!
Bu bir açgözlülük!
Hazine-mazine; zilliyet-milliyet...
Hepsi bir arada!
Neresi orman, neresi orman değil, Hazine belirleyecek.
Her şey yasal olacak 2-B’yle.
Hukuk-mukuk.
İşgal-mişgal.
Vurgun ve soygun!
AKP iktidarı bu işte!
Neredesiniz AKP’nin yalakaları, bizim dönek Marksistler şimdilerin sözde liberal demokratları?
2-B alanları yapılaşmaya açılacak, tarikat şeyhleri buralara yurtlar, villalar yapacak, oteller kuracak..
Alanlar kimlere nasıl satılırsa satılsın, devredilsin sosyal ve siyasal sonuçlarıda beraberinde getirecek.
Anayasaya ve 6831 sayılı Orman Yasası’na göre ormanlara zarar verilemez... Zarar verilmesine yol açacak siyasal propaganda yapılamaz... Bu bir suçtur...
Yine anayasamıza göre “ormanları yok etmek” ya da “daraltmak amacıyla” işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz niteliktedir.
2-B Yasası çıktı ve onaylandı ama olayın anayasal boyutu göz ardı ediliyor.
Bir başka önemli ayrıntı ise, orman kadastro çalışmalarının “yetkin kişilerden” oluşmayacağı, tapuların hızla verileceği, bundan dolayı da sorunlar yaşanacağı bir gerçek.
Çünkü 2-B Yasası bu görünümüyle anayasamıza aykırıdır!
Ortada beş milyon dönümlük bir alan vardır.
Bu alanlar hangi yöreleri kapsamaktadır ve nasıl değerlendirilecektir? Araziler kimlere hangi yöntemle satılacak, gelirler hangi öncelikle kullanılacaktır?
İstanbul’da Sultanbeyli... Antalya’da Kepez...
İki yerleşim birimi işgal edilmiştir. Barajlar işgalcilere satılacaktır.
Peki, geri kalan orman alanları ne olacak? Hangi yabancı şirketlere verilecek? Yoksa TOKİ mi alacak? İşgalcilere gün doğdu!
Beykoz yöresini işgal edip kaçak villa konduranlar sevindi...
***
Göreceksiniz en büyük vurgun Çeşme Yarımadası, Bodrum ve Datça’da olacak.
Ne diyordu Necati Doğru:
“Ülkenin ciğerini de satışa çıkardılar...”
İşgalciye tapu!
Yabani zeytin, palamut, gürgen, kayın, kestane ağaçları...
Gözlerimi yumdum ve bir kuş uçuşu Datça Yarımadası’na gittim... Yağmalanmaya nazır Mesudiye Koyu’na ve Palamut Bükü’ne baktım.
Sonra Kozak Yaylası’na ve Kaz Dağları’na... Oradan Toroslar’a.
Orman niteliğinin ne olduğunu bilmeyenler ya da bilerek “talan yasası”nı destekleyenler.
Benim ülkemin dağlarını, ormanlarını, göllerini, akarsularını, ovalarını çokuluslu altın avcılarına, yandaşlarına peşkeş çekenler: Tanrılar tanrısı Zeus öfkeli, Çoban Paris’in mızrağı elinde...
Troya’nın yiğit savaşçıları ise sizi gözetliyor, haberiniz olsun!

ozgur_beyin
31-01-2009, 01:01
şu anki iktidar elme kurduna dönüştü .elmanın çoğu bitti elma kalmayınca ne yapılacak merak ediyorum. yiyecek ne kalacak ilerki jenerasyonlara

unbe
31-01-2009, 03:03
seçimler yaklaştıkça bi telaşa kapılır gibiler sanki
istanbul ankara elden giderse yandaşlarını artık imardan zengin edemeyecekler
haliyle kendileride zarar görecek.
umuyorum ki bu seçimler şaibesiz hilesiz geçer ve ampullerden kurtuluruz.
EY Millet!Titre ve kendine gel!!!! (M. Özbek)

michaud
01-02-2009, 21:59
Bu günlerde Reagan ın politikaları dünyadaki büyük ekonomik krizden solayı tatışılır oldu; serbest piyasa, yüksek karlar, ekonomilerin globelleşmesi, devletin ekonomik alandan çekilmesi. Tabi bu politikaların Türkiye ayağıda devlete ait kitlerin özelleştirilmesi yada tasfiye edilmesi, gümrik birliği, dövizin serbestleştirilmesi oldu. 2001 mali krizinden sonra BDDK nın yetkileri arttırıldı ve bankalar ve verdikleri krediler daha fazla kontrol edildi, tabi bu Türkiye ve bizimle birlikte mali krize giren diğer ülkelerde geçerliğdi. Şimdi ise bütün dünyada devletin yeniden ekonomide etkin olması ve daha sıkı bir kontrol mekanizmasının olamsı tartışılıyor. Kapitalizim 2020 lere nasıl girecek, yada ülkemizdeki özelliştirmeler yeni süreçten nasıl etkileneck. Tabi bunları hepberaber yaşayacağız ama Reagan döneminin bitip bitmediği kararını ve ülkemizde nasıl bir ekonomik politika izleneceğini ABD li yöneticilerimiz belirleyecek.

Engse Hohol
05-06-2018, 21:22
Akp, nişasta bazlı şekerin önünü açmak için 14 şeker fabrikasını ihaleyle satışa çıkardı. Bugüne kadar 14 şeker fabrikası için ihale gerçekleştirildi, 13 şeker fabrikası satıldı.

✔ (https://www.birgun.net/haber-detay/interaktif-haritayla-iste-satilan-seker-fabrikalari-218460.html) Satılan şeker fabrikaları haritası

✔ (http://haber.sol.org.tr/emek-sermaye/706-milyonluk-iki-seker-fabrikasini-tek-fabrika-fiyatina-albayrak-grubuna-sattilar) Türkşeker'e ait Erzincan ve Erzurum şeker fabrikalarının Albayrak Ticaret AŞ'ye peşkeş satışı onaylandı. 706 milyonluk 2 şeker fabrikasını tek fabrika fiyatına Albayrak grubuna sattılar. 706 milyon TL değerinde olan 2 fabrika, 287 milyon TL'ye Albayrak'a sattılar ki, diğer 14 fabrikanın tamamında da ihale şartnamesinde zeyilname yoluyla değişiklik yaptılar ve böylece yandaşa kupon araziler sundular şeker fabrikalarına ilaveten.

✔ (https://www.habererk.com/ekonomi/arazisi-240-milyon-lira-olan-erzincan-seker-fabrikasi-77-milyon-liraya-h52071.html) Yapılan arazi değerlendirmelerinde Erzincan Şeker Fabrikası arazisi 240 milyon lira değerde olmasına rağmen 77 milyon liraya albayrak'a sattılar. Üstelik özelleştirme idaresi, sadece doğalgaza geçmesinden dolayı 23 milyon lira yatırım yapmıştı Erzincan Şeker Fabrikasına. Türkiye siyaseti akp gibi peşkeş sunucu yandaş gözeten bir hükümet asla görmedi şimdiye dek.