PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Evrim ve Abiyogenez


Aheste
10-07-2008, 22:07
Evrim, türleşmenin nasıl oluştuğunu açıklayan bir teori, abiyogenez de canlının nasıl ortaya çıkmış olduğunu öngören ve sanki diğerini desteklemek için icat edilmiş ikinci bir teori.

Evrim ve abiyogenez konuları itibariyle birbirinden farklı ama aynı zamanda iç içe’dir. Sanki bir çift ayakkabı gibi; biri olmasa, diğeri bir işe yaramayacak. Bu her iki varsayımı sentezleyerek sunmaya çalışmak, ne kadar bilim etiğine uygun?

Daha açık bir ifade ile; canlı ve cansız varlıkların yapısı arasında ortak bir nokta, benzerlik var mıdır? Diyelim ki var; sonuç, evrim teorisiyle çelişmez mi?

şi'ra
11-07-2008, 21:12
Sonuçta canlılar cansızlardan türediği için (aynı hammaddeden) çelişmez desem.
Kuranda da önce sudan sonra topraktan der hem. Balçık...

evrensel-insan
11-07-2008, 21:15
Saygideger arkadaslar;

Aslinda dusunurseniz, cevap cok basit.

Ayniligin, ayrilmis farklari.

Eger bu cumlenin icerigi algilanirsa; butun sorularin cevabi verilmis olur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Aheste
11-07-2008, 21:54
Şi'ra;

Abiyogenez ve topraktan yaratılış birbiriyle çelişmez mi demek istediniz, bana mı öyle geldi?

evrensel-insan
11-07-2008, 21:58
Saygideger aheste;

Celiski, ayniligin farkli baslangiclarindadir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

dilaver
11-07-2008, 22:09
Sayın aheste

canlılık ilk olarak toprakda degil suda ortya çıkıyor. Önce bunun altını çizelim. İkincisi bili yaradılış diye bir kavramı kabul etmez. Yaratıcıyı gözlemledigi ve deneylendirdigi gün bunu gündeme getirebilir. Aksi bili gelişemezdi zaten. Hala dünyanın düz oldugunu savunurduk, yerin merkez oldugunu savunurduk, aynen kilisenin Galileo karşısındaki tutumu gibi.

Bilimi yaratıcıyı kabul etmesi bilimi de sonu olur. Onun için bilim ile dini bagdaştırma çabaları boştur. Bilim meraktır. Merak sorgudur. Tanrının ve dinin oldugu yerde merak da sorgu da olamaz.

Bilim canlılıgın temelinin cansızlar yani atomlar oldugunu söyler. Buna da herhalde itirazınız olamaz. Atomların haricinde, maddenin haricinde bir gerçekligi henüz gözlemleyemedik.

saygılarımla

şi'ra
11-07-2008, 22:56
Aheste, konuyla ilgili epey bir teori var bu linkte. http://tr.wikipedia.org/wiki/Abiyogenez
Galiba daha bilim insanları arasında uzlaşma sağlanamamış. Ben bu konuda kendimi yetkin bulmadığım için devam ettirmeyeceğim ancak ilk mesajımdaki gibi düşünmeye devam ediyorum. Konuyu daha açarsan görüşlerinden yararlanmak da beni sevindirir.

Dilaver, eldeki metin aynı olsa da bakış açısındaki farklılıklar varılan neticeyi epey değiştiriyor değil mi? Ben hep "düşünmüyor musunuz, aklınızı çalıştırmıyor musunuz? ve oku!" ayetlerinden ilmin emredildiğini hatta en büyük farz olduğunu çıkartmışımdır.

Aheste
11-07-2008, 23:12
Şi'ra;

Aynen öyle, her ikisi de hala iddia aşamasında. Ben de fazla irdelemek niyetinde değilim zaten. Benim asıl dikkat çekmek istediğim; bir bilinmez olan evrimi desteklemek için diğerinden yararlanılıyor sanki. Oysa diğer tez de muallakta...

Aheste
11-07-2008, 23:36
Dilaver;

Ben canlılık ilk olarak toprakta ortaya çıkıyor demedim ki, bilim benim bildiğim kadarıyla da, gözlemleyemediği şeyi kabul etmez doğru ama bu inkar eder anlamına da gelmez!

Bilim ve din asla yanyana olamaz değil mi? Ama benim bir dine mensup olmam nedense merakımı törpülemiyor.

Atomları inkar edemem ama belirsizliğini koruyan ilkeleri de netlik kazanmadan kabul edemem.

pante
11-07-2008, 23:47
canlılık ilk olarak toprakda degil suda ortya çıkıyor.

Buradaki toprak kavramı yanlış anlaşılıyor.
"Canlılık ilk olarak karada değil, suda ortaya çıkıyor." olmalı.
Sade sudan canlılık oluşmaz.
Su, toprağı kaplamıştır. Topraktaki materyallerle birleşmiştir.
Yani canlılık (su + toprak) tan çıkmıştır.

dilaver
11-07-2008, 23:51
Sayın aheste

Burada bizimle birlikte olmanız zaten bu merakınızın bir kanıtı. Bunda da kötü bir şey yok. Ancak şayet ise bilim tarafından bakacaksanız tüm önyargılarınızı bir kenara atmanız gerekiyor. Ama bilimi dine uydurmaya çalışacaksanız güneş balçıkla sıvanmıyor.

Şİmdi binlerce yıldır insanlar bir şeyleri merak eidyorlar ve din de hep bunların karşısında. Yagmuru allahın yagdırdıgını savunurduk, hakeza depremleri de. Hala da inanalra var. Şayet o yıllarda bunu kabul etseydik ne depremi bilebilirdik ne de yagmuru. Taneı zaten dikkat ederseniz hep bilinmeyenlerin arkasında karanlıklaın arkasındadır.

Şimdi canlılık tanrının işidir dediginiz anda bilim durur ve sorgulanamaz . Siz busorgulamayı bitirmek ve huzura erişmek istiorsanız tercih sizin ama gene de birileri bilim adına bunu sorgulayacaklardır.

Tanrı 10-43 sn öncesinde sıkışmış ve kalmıştır. Oradadır. Umarım oradan da çıkarmanın yolu bulunacaktır.

saygılarımla

Aheste
12-07-2008, 21:23
''Tanrı 10-43 sn öncesinde sıkışmış ve kalmıştır.''

Burda ya bir mesaj var, ya da benim anlayamadığım basit bir cümle. Hangisi?

dilaver
12-07-2008, 23:30
sayın aheste

10-43 ten sonraki oalanları bilim açıklıyabiliyor. Bundan sonra tanrıya yer yok. Tanrı var ise şayet o zamanın arkasındadır. Ne hikmetse bilimin tarihi hep te tanrının kaçış tarihi oluyor. Tanrı hep bilinemezlerin arkasında saklı duruyor.

saygılarımla

Aheste
13-07-2008, 13:49
"Tanrı evrenle zar atmaz" mış Dlaver,

Bakış açını geniş tutmakta fayda var; şu ana kadar bildiğimiz şeyler, hepsi O'nun lehine. Haşa onu, karanlıkların arkasına sonsuza dek gömecek bir kanıta henüz rastlanmadı.

dilaver
13-07-2008, 14:10
şu ana kadar bildiğimiz şeyler, hepsi O'nun lehine

Bilim tarihi ise tam tersini söylüyor aheste. Kilise dünyanın düz ve nerkez oldugunu söylüyordu, çünkü tanrı böyle yaratmıştı. Müslümaların ise bu tartışmada yeri bile yoktu. Sonuçta bilim kilise doktrinleri ile mücadele içerisinde yükseldi ve din köşeye sıkıştıkça sıkıştı.

Daha ben tanrının lehine olan bir tane bile bilimsel gelişim görmedim. Eskiden tanrı ile açıklanan tüm olayların pek çogunu açıklamak için bu gün tanrıya gerek duymuyoruz. Yagmur, deprem, kıta kaymaları vs gibi. Ancak elbette hurafe hala bunlar için tanrı açıklamasını kurabilir.

Şayet var ise tanrı belli ki zar atmış bu aşikar. Dedigim gibi 10-43 ten sonraki açıklamalar için bir tanrıya ihyiyaç duyulmuyor. Gerek de yok zaten. Bu zaman dilimi ise bu kadar güçlü oldugu zannedilen bir varlık için çok ufak bir an.

Siz hala adem vs gibi masallarla tanrıyı arya sokarak açıklama yapmaya çalışıyorsunuz ama bunun bilimde hiç bir taraftarı yok. Ancak HY gibi bilim dışı çevrelerin işi bunlar ve ancak cahil ya da aşırı din etkisindeki toplumlarda taraftar bulabiliyor. Ama bazı müslümanlar ise bu işe gene tanrıyı katmadan takkiye yaparak çözüm bulacaklarını zannediyorlar. Ademi evrimsel olarak ilk bilinçli gurup olarak ele alıyorlar ama Muhammed ve vahiy gene bilimle çelişiyor. Bu yüzden iş sadece inanca kalıyor ya da daha amiyane tabir ile yersen e .

saygılarımla

Aheste
13-07-2008, 15:46
Dilaver;

Yağmuru, depremi ve diğer oluşumları, Adem ve Havva’dan bu yana Allah’a bağlayan insanoğlu nerde hata yapmış pek anlam veremedim.

Bilim günümüze kadar aşama aşama ilerlemiş, zamanla yeni öğrenilen, ortaya çıkan küçük detaylar, büyük kuramları, doğru olduğu düşünülen yasaları çürütmüştür. Bilim sorgular tamam ama bir paradoksa da saplanıp kalmaz. Yahu işte diyorum ya bakış açısı diye, yağmurun ve depremin nasıl oluştuğunun tekniğinin insanoğlu tarafından artık biliniyor olması neyi değiştirir?

Şimdi Bergeron süreci’ni biliyoruz ve bu sürecin işleyiş mekanizmasına hayranlık duymadan da edemiyoruz. İşte burada ayrılıyoruz.