PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Yildizlar ve Atesbocekleri...


meaculpa
12-07-2008, 03:23
"Yildizlar atesbocegi sanilmaktan korkmazlar" der Tagore.
Ne guzel bir laf Tanrim...Dusunuyorum da sanirim en buyuk korkumuz oldugumuz gibi
gorunmek....

Yumusacik kalbimizin fark edilmesi, nahif yonlerimizin kesfedilmesi,
cesaretsizligimizin anlasilmasi, korkularimizin paylasilmasi sanki zarar
gorecegimizin en buyuk isareti....

Kabuklarimizin altinda kendimizi saklamakta ne kadar da ustayiz...Ve ne kadar guclu
korunuyoruz kalkanlarimizin ardinda...

Hissedilmeden, el degmeden, sevgimizi gostermeden...Istridyeler, deniz minareleri,
midyeler...Kirpiler ve kaplumbagalar gibi...

Sahi koruyor mu bizi bu catlamamis sert kabuk? Kimse incitemiyor mu duygularimizi,
inanclarimizi, benligimizi...Yoksa zarar mi veriyor bu urkeklik, bu kabuk bize?

Hissettiklerimizi golgeliyor, yansitmiyor mu gercek kimligimizi? Duygularimizi
bastiriyor, elele tutusmamizi engelliyor mu?

Eger bir yildiz gibi isil isilsam ve bir yildiz kadar parlak, ne cikar atesbocegi
sansalar beni...Belki en hoyrat yurek bile atesboceginin o ucucu, masum, sevimli
cocuksuluguna el kaldirmaya kiyamaz..!

Guclu kapilarin arkasina kilitlemeden korkakligimi, sevgi istegimi, en insani
yonlerimi kayitsizca sunabilsem...Bu sert kabugun agirligindan kurtulup bir kus
gibi ucacagim ozgurce...

Anlasilacagim ve bir ayna gibi yansiyacagim karsimdakine...O da cozulecek
belki..Samimi ve guvenliksiz, silahsiz biriyle goz goze gelince...

Oysa bir gorebilsek bunu...Kalmadi boyle insanlar demesek...Guven duygusuna bu
kadar muhtac olmasak...Kirilmaktan korkmasak...Incinsek, yaralansak...Ne olur bi
darbe daha alsak..Yeniden acsak kendimizi, atabilsek o kabugu... Denesek... Risk
alsak...Yanilsak...Fark etmez...

Tekrar tekrar bikmadan denesek...Ve kucaklassak yeniden...Tipki eskisi gibi...Ne
oldugunu anlayamadigimiz o yirmibes yildan oncesi gibi...O zaman farkedecegiz ne
kadar cok ozledigimizi birbirimizi...Neler biriktirdigimizi, kaybolan degerlerimizi
ne kadar cok ozledigimizi...

Beraber geldik, beraber gidiyoruz oysa. Vakit az paylasmak, sarilmak
icin...Yasadigimiz cografya zor, sartlar agir...Yuregi daha fazla kusturmemek
lazim...Sirtimizda agir kufeler, her gun katlanan...Sevgiye cok ihtiyacimiz
var...Ufukta kara bir kis gorunuyor..Ancak birbirimize sokulursak atlatiriz o
gunleri...

Kirin o agir, o sert kabuklarinizi...Kurtulun bu yukten...Korumuyor o kabuklar,
aksine zarar veriyor bize...Yanlizliga mahkum ediyor...Hepimiz bir yildiziz...
NE CIKAR ATESBOCEGI SANSALAR BIZI...

Rabindranath Tagore

evrensel-insan
12-07-2008, 03:35
Saygideger meaculpa;

Aferin kiz, ne guzel bir yazi asmissin.

Sen de ne cevherler varmis da, haberimiz yokmus.:rolleyes:

Saygilarimla;
evrensel-insan

meaculpa
12-07-2008, 03:51
Kırılmaktan korkmasak, incinsek, yara alsak...

Ne olur bir darbe daha olsak...

Ve en derinde dibi görüp, yeniden yaşamda var olsak...

Bu satırlar çok anlamlı hoca... Acıların karşı konulmaz dünyalarında var olabilmek için muthiş bir yaklaşım. En dibe vurup, silkelenmeyide bilmeliyiz.

İhtiyacımız var diye düşündüm forumda böyle bir yazıya tüm arkadaşlar adına. Begendiysen ne ala ;)

evrensel-insan
12-07-2008, 04:01
Saygideger meaculpa;

Bu bahsetmis oldugun satirlar, hem tabulu rasa ya donus, hemde dusuncenin evrensel kokenli boyunduruk tutsakligindan kurtulmak. En azindan benim algim oyle.

Yani dogumdan itibaren verilen ve dusunceye yerlestirilen, ayrimcilik kokenli bilgileri, tek tek geri cikarmak ve gozden gecirmek, kendine has yeni verileri onlarin yerine koymak.

Iste vatandasi, birey; bireyi de insan yapacak olan bu surec.

Ah, kiz tam pc'yi kapatacaktim ki; bana bu yaziyi yazma firsati verdin.

İhtiyacımız var diye düşündüm forumda böyle bir yazıya tüm arkadaşlar adına. Begendiysen ne ala-mea.

Kiz, senin bu ince dusuncelerini herzaman takdir etmisimdir, etmeyede devam edecegim, bilesin.

Saygilarimla;
evrensel-insan

meaculpa
12-07-2008, 04:08
Ayıklayalım hocam şu bize dogustan dayatılan seyleri;) ki onlar kanalize edilmeye hep acıklardı zaten sadece bizler neyi nerde nasıl var edecegımızı dusunurken kayıp bir zamanın içinde kaybettıogımız degerlerın hesabını yapamadık... hala da yapamıyoruz.

Bir telaş sarmış döt bir yanımızı, da yetişmeye calışıyoruz belkide hiç bir zaman gercekleşmeyecek umdelerimize. Ve bilmiyoruz belkide bu umutlar için her gün dünyayı ve kendimizi daha çok kirlettigimizi. Çünkü dünya, şu an itibari ile ; milyarlarca insanın dogmamış umutlarına gebe... ve belkide hiç dogmayacaklar yada dogup da daha cok zarar verecekler adına büyük bir tehlike içinde...

Oturup arasıra muhasebe yapmak lazım.. bazen öylece yaşamak lazım... işte tam da dibe vurmuşken. Telaşla dibden kurtulmaya calısayım deyip, debelenmek de bir facianın habercisi...

Sagol hocam, şımartıyorsun beni incecik düşüncelerimin nezaretinde :)

evrensel-insan
12-07-2008, 04:26
Saygideger meaculpa;

Kiz, ikinci ve ucuncu paragraflar alinti mi? Yoksa sana mi ait? Ben ikinci soruya evet diyorum. INSAALLAH YANILMAM.

Eger simarmakla senden cikacaksa bu incecik dusunceler, simar kiz, bende seni simartmaya devam edeyim.;)

Yeterki bu dusuncelerin, yaziya dokulup, herkezin kullanimina acilmasi saglansin.

Saygilarimla;
evrensel-insan

aydoe
12-07-2008, 12:35
Yıldızlara sorsalar,tüm yıldızlar ateş böceği olmak isterdi,kanatlarının olmasını ve uçabilmeyi,özgürlüğü tercih ederdi.
Bırakın zannedilmeyi yıldızlar ateş böceği olabilmek için can atıyor.

ozgur_beyin
12-07-2008, 13:02
SEVGİLİ MEA TAGORDDAN yaptığın aslıntılar içimi ısıttı .teşekkürler

meaculpa
12-07-2008, 19:54
Evrrensel Hocam, yazı elbette alıntı ki yazının sonunda togore dıye not düştüm zaten :)

Ama sen yine de benden umutlu ol ince düşüncelerime dair;)

Begendigine sevindim Özgür... Senin kadar sıcak olmasalarda idare et lütfen yine de :)

evrensel-insan
12-07-2008, 23:08
Saygideger meaculpa;

Ben, ilk yazidaki ikinci ucuncu paragraftan degil; ikinci yazindakinden bahsetmistim.Yani:

Bir telaş sarmış döt bir yanımızı, da yetişmeye calışıyoruz belkide hiç bir zaman gercekleşmeyecek umdelerimize. Ve bilmiyoruz belkide bu umutlar için her gün dünyayı ve kendimizi daha çok kirlettigimizi. Çünkü dünya, şu an itibari ile ; milyarlarca insanın dogmamış umutlarına gebe... ve belkide hiç dogmayacaklar yada dogup da daha cok zarar verecekler adına büyük bir tehlike içinde...

Oturup arasıra muhasebe yapmak lazım.. bazen öylece yaşamak lazım... işte tam da dibe vurmuşken. Telaşla dibden kurtulmaya calısayım deyip, debelenmek de bir facianın habercisi...-mea.

Ben bu senden alintiladigim paragraflari sormustum. Onlarin altinda, "Tagore"
yazmiyor, ya da ben goremiyorum.:)

Saygilarimla;
evrensel-insan

K.C.
12-07-2008, 23:24
40 yıllık imzamın kaynağı satırlar...
teşekkürler sevgili mea...

meaculpa
13-07-2008, 00:30
O satırlar bana ait hocam, dogru görmüş ve de okumuşsunuz...

Ne güzel tesadüf olmuş K.C...

meaculpa
15-12-2008, 00:00
Öğretileri birbiriyle uyuşmayan karşılıklı iki tapınak vardı. Bu tapınakların -sözde- ustaları birbirlerine o kadar karşıydılar ki görüşmüyorlar ve öğrencilerinden diğer tapınağa asla bakmamalarını istiyorlardı.

Bu iki tapınağın birer çocuk hizmetçileri vardı. Ustaların bütün işlerini tapınaktaki bu hizmetçiler yürütüyorlardı. İki tapınağın ustası da kendi hizmetçisine "Diğer tapınağın hizmetçisiyle konuşma, o insanlar tehlikeli" demişti.

Ama çocuklar, çocuktur. Yolda karşılaşmışlardı ve ilk tapınağın hizmetçisi diğerine sormuş : " Nereye gidiyorsun?"

Diğeri yanıtlamış: "Rüzgar beni nereye götürürse"

O kadar güzel bir cevap ki çocuk tapınakta söylenen bütün Zen hikayelerini dinlemiş olmalı. "Rüzgar beni nereye götürürse" diyor çok ulvi. Saf Tao.

Ancak ilk çocuk verecek bir cevap bulamayınca utanmış, bozulmuş. Öfkelenmiş ve suçluluk duygusu içinde "Ustam, bu insanlarla konuşmamamı söylemişti. Bu insanlar gerçekten tehlikeli. Ne biçim bir yanıt? Beni aşağıladı!" diye düşünmüş.

Ustasına gitmiş ve olanları anlatmış: "Onunla konuştuğum için çok özür dilerim. Haklıymışsınız, o insanlar gerçekten çok garip. Bu ne biçim bir yanıt ? Ona nereye gidiyorsun diye sordum. Basit bir soru. Onun tıpkı benim gibi pazara gittiğini de biliyorum. Ama o bana ‘Rüzgar beni nereye götürürse' dedi."

Ustası konuşmuş: "Seni uyarmıştım ama dinlemedin. Fakat bu cevabı tapınağın selamati için yanıtsız bırakamazsın. Şimdi bak; yarın aynı yerde dur. O geldiği zaman ‘Nereye gidiyorsun' diye sor. Sana ‘Rüzgar beni nereye götürürse' dediğinde o zaman senin de onun gibi felsefi bir cevap vermen gerekir. Ruh bedensiz olduğundan ve rüzgar ruhu hiçbir yere götüremeyeceğinden ona ‘Demek o kadar zayıfsın ki bu zayıf rüzgar ayaklarına hükmedebiliyor' dersin." demiş.

Çocuk tamamen hazır olmak için bütün gece mizansenini kafasında tekrarlamış. Ertesi sabah erkenden oraya gitmiş ve beklemeye başlamış. Diğer çocuk tam vaktinde gelmiş. Şimdi ona gerçek felsefenin ne olduğunu gösterebilecekti. "Nereye gidiyorsun?" diye sormuş ve beklemiş.

Ancak diğer çocuk şöyle bir bakıp "Pazardan taze sebze alacağım" demiş.

Diğer çocuk yine cevap vermemiş. Şimdi öğrendiği tüm o felsefeyi ne yapacaktı?

( alıntı )

Hazır bekleyemiyoruz hayatı. Onu pusuya yatıp beklerken kaç plan gerçekleşebilir ki... Her zaman şaşırtacak, süprizlerle karşılayacak ve geldiğinde kararsızlıkları kabul etmeyecektir.

Yanlış yapmaktan korkmayı öğretir etrafımızdakiler sürekli. Oysa bilmezler ki bu yanlışlardır; bizi hazırlıksız yerde yakalayan hayata karşı. tecrübeli olmamızı sağlayacak olanlar.

Yanlış yaparım kaygısıyla neler kaybolup gitti zamanda. Neleri teneffüs edemeden boğulduk yitik ve hiç bizim olmayan anlarda. Bu kaygı değilmidir bizi yeteneksizleştirip, düşüncelerimizi kalıplaştırmaya çalışan kural bozuntusu...Kimin söylenceleri ile daha ne kadar kandıracagız yaşıyoruz diye kendimizi...