mutluluk35
12-07-2008, 15:06
Politika forumundaki makalelerin hatırı sayılır bir bölümünde kapitalizme atıfta bulunulmasına ve siyasal üst yapıya olan etkisi vurgulanmasına rağmen,bizzat kendisinin bilimsel eleştirisi üzerinde fazla durulmadı.Bu işi sadece bir makaleyle yapmak mümkün olmadığından bir yazı dizisiyle gerçekleştirmek yerinde olacaktır.Hedefimiz ilk olarak paranın izini sürmektir.Değerin bu evrensel eşdeğer biçimine ulaşmadan önce uğrayacağımız ilk durak 'basit değer biçimi'dir
ve bunun için 'eşdeğer biçim' kavramının ne olduğunu inceleyeceğiz.
Gömlek ve ceket gibi iki farklı metaı ele alalım.Aralarındaki değişim oranı 2 ceket = 1 gömlek olsun.
Bu tür bir denklem bize,her iki üründe de eşit miktarlarda ortak bir şeyin varolduğunu gösterir.Bu durumda bu iki ürünün,kendilerinden başka üçüncü bir şeye eşit olması gerekir.Yani bunların herbirinin,değişim değeri olarak bu üçüncü şeye indirgenebilir olması gerekir.Metalar kullanım değeri olarak birbirinden farklı nitelikte olmalarına karşın,değişim değeri olarak farklılıkları yalnızca nicelikseldir.Metaların kullanım değerini bir kenara koyarsak,geriye tek ortak özellikleri olan emek ürünleri olmaları kalır.Emek ürününü kullanım değerinden soyutlarsak,onu kullanım değeri yapan biçimlerden de soyutlamış oluruz.Marx'ın deyimiyle artık o,masa,ev,iplik ya da herhangi yararlı birşey değildir ve artık kendisine bir doğramacının,duvarcının,eğiricinin ya da başka herhangibir üretici emeğin ürünü olarak bakılmaz.Hem ürünlerin,hem emeğin yararlı nitelikleri hem de bu emeğin somut biçimleri yokedilmiştir.
Metalar değişildiklerinde,kendilerini değişim değeri olarak ortaya koyan ortak öz nedir ? Cevabımız değerdir,zira hangi ürün olursa olsun üretimleri sırasında emek gücü harcanmıştır,
bunlarda soyut insan emeği maddeleşmiştir.
Bir malın kullanım değeri,kendisinde maddeleşen(cisimleşen) soyut insan emeğinden kaynakla
nır.Bu değer büyüklüğü ise metada somutlaşmış bulunan sözkonusu emeğin niceliğiyle,onun niceliği de harcanan emek-zaman ile ölçülür.Bu durumda bir işçinin tembelliği oranında meta-nın üretimi için daha fazla zaman gerekeceğinden,işçinin ürettiği metaın daha değerli olacağı
eleştirisine muhatap olabiliriz.Burada devreye toplumsal olarak gerekli emek-zamanı kavramı girer ki,bir malın normal üretim koşulları altında,o sıradaki ortalama yetenek derecesi ve yoğunluğu ile elde edilebilmesi için gerekli zamanı ifade eder.Örneğin dikiş makinesiyle elbise dikimine başlanmasıyla,elle 2x saatte dikilen gömleğin x saatte dikilmeye başlanmış olduğunu varsayalım.Teknolojideki bu gelişimsel değişiklikten sonra,elle dokumaya devam edenlerin 2x saatlik ürünü,artık yalnızca x saatlik toplumsal emeği temsil eder ve ellerindeki ürün eski değerinin yarısına inmiş olur.(Emeğin üretkenliğini belirleyen tek koşul üretim araçlarıdaki gelişme değildir,örnekten böyle bir sonuç çıkarılmamalıdır).
Bahsettiğimiz kullanım değeri,kişinin kendi ihtiyaçlarını karşılamak için kendi emeğiyle yarattığı değerdir.Meta üretmiş olması ancak başkaları için kullanım değeri,yani toplumsal kullanım değeri üretmesiyle gerçekleşir.Değer ifadesi nisbi biçim ve eşdeğer biçim olmak üzere iki kutba sahiptir.2 ceket = 1 gömlek gibi.Burada ceketin değeri gömlek ile,dolayısıyla nispi değer olarak ifade edilirken,gömlek eşdeğer olma vazifesini yerine getirmektedir.
Öyleyse,ceketin gömleğe eşdeğer olduğu değer denkleminde,ceketin değeri gömleğin maddi biçimiyle,yani birinin değeri ötekinin kullanım değeriyle ifade edilmektedir.Ceket kullanım değeri olarak aşikardır ki,gömlekten farklı birşeydir.Ne var ki değer olarak gömlek ile aynıdır;ceket kendi fiziksel biçiminden farklı bir değer biçimine bürünmüştür.Herhangi bir ürünün eşdeğer biçimde olduğunu söylerken,unutmayalım ki onun diğer metalar ile değişile-bilir olduğunu belirtmiş oluyoruz.Ceketin değer ifadesinde onu yaratmak için gerekli zanaatın yararlılığı,elbise yapmasında değil,değer olduğunu farkettiğimiz bir ürün meydana getirmesindedir.Öyleyse bir özel somut emek biçiminin karşısına,ürününün eşdeğerini üreten bir başka somut emek biçimini koymakla(Marx'ın örneğini verecek olursak terzilik ve dokumacılık),somut emeğin kendi karşıtının yani soyut insan emeğinin ortaya çıkış biçimini aldığını görürüz.Bunun ortaya koyduğu paralel sonuç,kişilerin özel emeklerinin, karşıtlarının biçimini,yani doğrudan doğruya toplumsal emeğin biçimini almasıdır.
Marx bu konuyla ilgili olarak,Aristoteles'in Ethica Nicamachea adlı eserine vurgu yapmıştır.Zira metaların değer ifadelerinde bir eşitlik ilişkisi bulmuş olması dahi,Aristoteles'in dehasının parlaklığını göstermektedir der Marx.Aristo 5 yatak = 1 ev ifadesine yolaçan değer ilişkisinin,evin nitel bakımdan yatağa eşitlenmesini gerektirdiğini,böyle bir eşitleme olmaksızın,bu iki farklı şeyin ölçülebilir nicelikler olarak birbiriyle karşılaştırılmalarının mümkün olmayacağını belirtmiştir.Eşitlik olmadan değişim,ortak bir ölçü ile ölçülebilme olmadan eşitlik olmaz diyor Aristoteles.Fakat bu kadar farklı farklı şeylerin aynı ölçü ile ölçülebilir olmalarının mümkün olmadığını belirtiyor.Marx'a göre,onun tahlile devam etme yolunu tıkayan şey,değer kavramından yoksunluktur.Değer ifadesinin sırrı,Marx'a göre bütün özel emeklerin genel olarak,insan emeği oldukları için 'eşdeğer'' bulunmaları,insanların eşitliği fikri,halkın önyargıları arasına yerleşmediği sürece çözümlenemez.
Peki yatakların değerinin,bir evin değeri ile ifade edilmesini sağlayan şey,yani bu ortak öz nedir ?.Elbetteki insan emeğidir.
Sözkonusu denklemimiz,her iki farklı metada da aynı miktarda donmuş emeğin somutlaştığını anlatır.Yani 5 yatak ve 1 ev aynı miktarda emeğe,dolayısıyla aynı nicelikte emek-zamana malolmuştur.
Paraya giden yolda,şimdilik 'emek','değer' ve 'emeğin toplumsallığı' kavramlarını,bunların birbirleriyle olan ilişkilerini gözönünde tutarak açıklamaya çalıştık.Makale,'Kapital'in anlaşılabi-lir bir özeti niteliğinde olup, devamı gelecektir........
ve bunun için 'eşdeğer biçim' kavramının ne olduğunu inceleyeceğiz.
Gömlek ve ceket gibi iki farklı metaı ele alalım.Aralarındaki değişim oranı 2 ceket = 1 gömlek olsun.
Bu tür bir denklem bize,her iki üründe de eşit miktarlarda ortak bir şeyin varolduğunu gösterir.Bu durumda bu iki ürünün,kendilerinden başka üçüncü bir şeye eşit olması gerekir.Yani bunların herbirinin,değişim değeri olarak bu üçüncü şeye indirgenebilir olması gerekir.Metalar kullanım değeri olarak birbirinden farklı nitelikte olmalarına karşın,değişim değeri olarak farklılıkları yalnızca nicelikseldir.Metaların kullanım değerini bir kenara koyarsak,geriye tek ortak özellikleri olan emek ürünleri olmaları kalır.Emek ürününü kullanım değerinden soyutlarsak,onu kullanım değeri yapan biçimlerden de soyutlamış oluruz.Marx'ın deyimiyle artık o,masa,ev,iplik ya da herhangi yararlı birşey değildir ve artık kendisine bir doğramacının,duvarcının,eğiricinin ya da başka herhangibir üretici emeğin ürünü olarak bakılmaz.Hem ürünlerin,hem emeğin yararlı nitelikleri hem de bu emeğin somut biçimleri yokedilmiştir.
Metalar değişildiklerinde,kendilerini değişim değeri olarak ortaya koyan ortak öz nedir ? Cevabımız değerdir,zira hangi ürün olursa olsun üretimleri sırasında emek gücü harcanmıştır,
bunlarda soyut insan emeği maddeleşmiştir.
Bir malın kullanım değeri,kendisinde maddeleşen(cisimleşen) soyut insan emeğinden kaynakla
nır.Bu değer büyüklüğü ise metada somutlaşmış bulunan sözkonusu emeğin niceliğiyle,onun niceliği de harcanan emek-zaman ile ölçülür.Bu durumda bir işçinin tembelliği oranında meta-nın üretimi için daha fazla zaman gerekeceğinden,işçinin ürettiği metaın daha değerli olacağı
eleştirisine muhatap olabiliriz.Burada devreye toplumsal olarak gerekli emek-zamanı kavramı girer ki,bir malın normal üretim koşulları altında,o sıradaki ortalama yetenek derecesi ve yoğunluğu ile elde edilebilmesi için gerekli zamanı ifade eder.Örneğin dikiş makinesiyle elbise dikimine başlanmasıyla,elle 2x saatte dikilen gömleğin x saatte dikilmeye başlanmış olduğunu varsayalım.Teknolojideki bu gelişimsel değişiklikten sonra,elle dokumaya devam edenlerin 2x saatlik ürünü,artık yalnızca x saatlik toplumsal emeği temsil eder ve ellerindeki ürün eski değerinin yarısına inmiş olur.(Emeğin üretkenliğini belirleyen tek koşul üretim araçlarıdaki gelişme değildir,örnekten böyle bir sonuç çıkarılmamalıdır).
Bahsettiğimiz kullanım değeri,kişinin kendi ihtiyaçlarını karşılamak için kendi emeğiyle yarattığı değerdir.Meta üretmiş olması ancak başkaları için kullanım değeri,yani toplumsal kullanım değeri üretmesiyle gerçekleşir.Değer ifadesi nisbi biçim ve eşdeğer biçim olmak üzere iki kutba sahiptir.2 ceket = 1 gömlek gibi.Burada ceketin değeri gömlek ile,dolayısıyla nispi değer olarak ifade edilirken,gömlek eşdeğer olma vazifesini yerine getirmektedir.
Öyleyse,ceketin gömleğe eşdeğer olduğu değer denkleminde,ceketin değeri gömleğin maddi biçimiyle,yani birinin değeri ötekinin kullanım değeriyle ifade edilmektedir.Ceket kullanım değeri olarak aşikardır ki,gömlekten farklı birşeydir.Ne var ki değer olarak gömlek ile aynıdır;ceket kendi fiziksel biçiminden farklı bir değer biçimine bürünmüştür.Herhangi bir ürünün eşdeğer biçimde olduğunu söylerken,unutmayalım ki onun diğer metalar ile değişile-bilir olduğunu belirtmiş oluyoruz.Ceketin değer ifadesinde onu yaratmak için gerekli zanaatın yararlılığı,elbise yapmasında değil,değer olduğunu farkettiğimiz bir ürün meydana getirmesindedir.Öyleyse bir özel somut emek biçiminin karşısına,ürününün eşdeğerini üreten bir başka somut emek biçimini koymakla(Marx'ın örneğini verecek olursak terzilik ve dokumacılık),somut emeğin kendi karşıtının yani soyut insan emeğinin ortaya çıkış biçimini aldığını görürüz.Bunun ortaya koyduğu paralel sonuç,kişilerin özel emeklerinin, karşıtlarının biçimini,yani doğrudan doğruya toplumsal emeğin biçimini almasıdır.
Marx bu konuyla ilgili olarak,Aristoteles'in Ethica Nicamachea adlı eserine vurgu yapmıştır.Zira metaların değer ifadelerinde bir eşitlik ilişkisi bulmuş olması dahi,Aristoteles'in dehasının parlaklığını göstermektedir der Marx.Aristo 5 yatak = 1 ev ifadesine yolaçan değer ilişkisinin,evin nitel bakımdan yatağa eşitlenmesini gerektirdiğini,böyle bir eşitleme olmaksızın,bu iki farklı şeyin ölçülebilir nicelikler olarak birbiriyle karşılaştırılmalarının mümkün olmayacağını belirtmiştir.Eşitlik olmadan değişim,ortak bir ölçü ile ölçülebilme olmadan eşitlik olmaz diyor Aristoteles.Fakat bu kadar farklı farklı şeylerin aynı ölçü ile ölçülebilir olmalarının mümkün olmadığını belirtiyor.Marx'a göre,onun tahlile devam etme yolunu tıkayan şey,değer kavramından yoksunluktur.Değer ifadesinin sırrı,Marx'a göre bütün özel emeklerin genel olarak,insan emeği oldukları için 'eşdeğer'' bulunmaları,insanların eşitliği fikri,halkın önyargıları arasına yerleşmediği sürece çözümlenemez.
Peki yatakların değerinin,bir evin değeri ile ifade edilmesini sağlayan şey,yani bu ortak öz nedir ?.Elbetteki insan emeğidir.
Sözkonusu denklemimiz,her iki farklı metada da aynı miktarda donmuş emeğin somutlaştığını anlatır.Yani 5 yatak ve 1 ev aynı miktarda emeğe,dolayısıyla aynı nicelikte emek-zamana malolmuştur.
Paraya giden yolda,şimdilik 'emek','değer' ve 'emeğin toplumsallığı' kavramlarını,bunların birbirleriyle olan ilişkilerini gözönünde tutarak açıklamaya çalıştık.Makale,'Kapital'in anlaşılabi-lir bir özeti niteliğinde olup, devamı gelecektir........