PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Dağlar ve depremler.


qw19
25-07-2008, 14:44
Kuranda geçen dağlarla çivileme hikayesi, ateforumda yazdığım yazıyı TD sitesine de asmakta yarar gördüm.

Yani daha katı, sert cisimler kendilerine uygulanan kuvveti daha az soğurarak iletirler, çünkü deforme olmazlar. Sönümü, enerjinin korunumu ilkesinden (yoktan var olmaz, vardan yok olmaz) hareketle açıklayabiliriz; deprem kuvveti = deprem ivmesi (a max. = 0.4g) x m (kütle) bu kuvvet kütle de deformasyona neden olursa kuvvetin bir kısmı, kütle tarafından soğurulmuş demektir. Yani kuvvet iş yapmış olur W=F*d.

Deprem dalgası her zeminde sönümlenir(damping). Dağlar deprem dalgasını diğer zemin türlerine göre daha az sönümlerler. Yani enerji ısı ve deformasyona dönüşür.

Elinize 1cm lik ataş alın ve uç noktasından kuvvet uygulayın, çok hızlı bir şekilde titreşir, aynı telden 20cm lik bir parça alın gene aynı kuvveti uygulayın çok az titreşir.

Aslında zeminden hareket etmek yerine, binaların depremde davranışlarını incelemekten başlamak daha açıklayıcı olur.

Binaların depremlerde hasar (failure) görmesini, yıkılmasını (complete failure) etkileyen parametrelerden biride depremin frekansı (1/T) ile binanın frekansının(natural frequency) çakışmasıdır ki buna rezonans denir. Rezonans genliğin sonsuza erişmesidir.

Limanlarda gemiler küçük dalgalardan dolayı rezonansa girerler ve kendi, kendilerini parçalayabilirler bunun için bilgisayar kontrollü halatlarla babalara bağlanırlar. Rezonansı engellemek gerek binalarda, gemilerde, gerekse makine temellerinde, hemen her titreşimi olan alette çok önemlidir.

Örneğin bir makine temeli tasarlıyorsanız ve temelin doğal frekansı makinenin frekansı ile çakışıyorsa temelin boyutlarını değiştirmeniz gerekir, 2 katı büyütebilirsiniz yada küçültebilirsiniz.

Biraz dağınık oldu kusura bakmayın. Bunlar çok uzun hikayelerdir aslında.

Depremin dağlık alanlarda olduğu doğrudur nedeni, jeolojik oluşumların daha genç olmasıdır ve devam etmesidir.

Alüvyol zeminlerde depremin yıkıcı etkisi daha fazladır nedeni deprem etkisiyle yeraltı sularının zemine çıkarak, zemini sıvılaştırmasıdır bu durumda zemin taşıma kapasitesini yitirir ya da çok azalır.

Bir diğer neden de özellikle yüksek binaların frekansları, depremin frekanslarıyla çakışır ve rezonansa neden olur. Örneğin askerler köprüden geçerken uygun adım geçirilmez, sebep rezonansın engellenmesidir. Ki köprüler çok güçlü ve sağlam yapılardır, asker adımları sinek vızıltısı gibi kalır fakat burda espri ritmik küçük darbelerin köprünün genliğiyle çakışarak büyümesidir.

Salıncak salladıysanız bilirsiniz, arkadaşınız tepe noktasına ulaştığı zaman kuvvet uygularsınız daha aşağı noktalarda sallamaya çalışırsanız zaten yükselmeye çalışan salıncak sizin uyguladığınız kuvvetin önemli bir kısmını yok eder.

Özellikle yüksek binaları kayalık zeminlere yapmak tercih edilmelidir. Gelişen teknolojiyle artık daha çürük zeminlere de kazık marifetiyle yüksek binalar tasarlayabilmekteyiz.

Fakat hali hazırda Türkiye'de time history analysis(bir bölgede olan depremlerin ivmeleri, periodları) ile bina tasarlayabilecek veri ve mühendislik altyapısı yoktur, ki deprem mühendisliğinde en gerçekçi modeller ve tasarımlar bu yöntemle yapılabilir, çünkü tasarladığınız modele o bölgede olmuş bir depremin ivme ve periyodlarını uygularsınız. Bunu geçin (response spectrum analysis) bile çok az yapılmaktadır. Diğer yandan synthetic time history analysis geliştirilmekte olan bir başka deprem analizi yöntemidir.

Dağ depremi sönümler mi, sönümler her hareket sönümlenir ışık ayna tarafından %100 geri yansıtılırmı, hayır ışık da ayna tarafından küçük miktarlarda da olsa soğurulur. Ama diğer zeminler daha fazla sönümler hadi bakalım.

Kısaca dağlar dincilerin anladığı gibi davranış göstermezler.

Bir kaç pratik bilgi vermekte yarar var;
Yüksek binaları kayalık ve sert zeminlere yapalım. Çünkü zeminde sıvılaşma olmaz ve binanın doğal frekansı ile depremin frekansı çakışmaz.

Son olarak tüm kara parçaları mağma tabakasının üzerinde yüzerler, bu nedenle dağlar mesnet olamaz. Eğer dağlar dünyanın çekirdeğinin uzantısı olsalardı anakaraları tutmalarından bahsedebilirdik. Kısaca ortada ilahi bir durum yoktur.

Selamlar.

qw19
04-08-2008, 10:47
Güncelleme.