oncugenc
26-07-2008, 21:56
Fakat acı çektim mi? Acı çekmedim. Sadece halkımın
acı çekmesinden ötürü acı çekiyorum. Yaşıyorum
içinde, yaşıyorum anayurdumda, bir hücre gibi
o sonsuz ve alazlı kanda.
Zamanım yok kendi acılarıma.
Kimse acı çekmemi sağlayamaz
bana temiz güvenlerini veren bu hayatlar olmadan,
ve bir hain gibi bıraktı ölü mağaranın
dibine vursun diye, ne ki geri döneceğiz
oradan ve yükselteceğiz gülü.
Bir makinistin oğlu olarak 1904 yılında Şili nin Parral kentinde doğmuştur. Esas ismi Neftali Ricardo Reyes Basalto dur. Daha sonraları Çek şair Jan Neruda'ya olan büyük sempatisinden dolayı Pablo Neruda ismini seçmiştir.Lise den sonra pedagoji okumuş, sonra çeşitli gazete ve konsolosluk görevlerinden sonra 1934-1936 yılları arasında Şili'nin Madrid konsolu olmuştur.
Bir öğün yemek bankere, mutlu Güney’in
çocuk yanaklarından bir öğün, patlamalardan
bir öğün, hissiz sudan ve harabelerden ve dehşetten,
kırılmış millerden ve ezilmiş başlardan bir öğün,
siyah bir öğün, Almería’nın kanıyla pişirilmiş bir öğün.
İspanyada cumhuriyet için çabalarından dolayı o zamanın General Franco yönetimi tarafından yurtdışı edilmiş ve oradan 1943 yılına kadar Meksika konsolluğuna atanmıştır. 1945 yılında Şili Komunist partisi üyesi olmuş ve daha sonraları 1949.1952 yılları arasında Sovyetler Birliği ve Çin'de yaşamıştır. Aynı partiden senatör seçilen Neruda o yıllardaki baskı rejimi tarafından tutuklanacağı için belli bir süre avrupada sürgün hayatı yaşamış 1952 de tekrar Şili'ye dönmüştür.
Şilili deniyor ona” diyor benim hakkımda bu solucanlar.
Çekip almak istiyorlar ayaklarımın altından anayurdu,
parçalamak istiyorlar seni, kesip biçmek kirli bir
iskambil oyununda ve dağıtmak istiyorlar seni kötü et gibi.
Sevmiyorum onları. Sanıyorlar ki şimdiden ölmüşsün,
kesip biçilmişsin, ve onların kirli emellerinin sefahat âleminde
çarçur ediyorlar seni efendiymişler gibi. Sevmiyorum onları.
Bırak seveyim seni toprağında ve halkında, bırak izleyeyim
denizle sarmalanmış düşümü karla kaplı sınırlarında,
bırak toparlayayım yolumda yürürken
bir kapta taşıdığım bütün o acı kokunu,
fakat onların yanında duramıyorum, bunu isteme benden,
omuzlarını silkelediğin zaman ve düştüklerinde yere
çürümüş hayvanlardan filizleriyle birlikte,
isteme benden inanmamı, onların senin oğlun olduklarına.
Halkımın kutsal tahtası başka bir çeşit.
Yarın
senin dar teknenin ufacık mekanında
arasında karın ve okyanusunun iki gelgiti arasında
en çok sevilen olacaksın, ekmek, toprak, oğul.
Gündüzleri kurtarılmış zamanın ayini,
geceleri göğün yıldız berrağı yaratığı.
1957 yılında Şili yazarlar birliği başkanlığına seçilmiş 1969 yılında Şili Başkanlığı için Komunist partisince aday gösterilmiştir.Fransa başkonsolosluğuda yapan Neruda 21. 10. 1971 tarihinde Nobel Edebiyat Ödülünün sahibi olmuştur.1972 yılında tekrar Şili'ye dönüşünde coşkulu bir şekilde karşılanmış ama 11. 9. 1973 tarihinde Salvador Allendes in öldürülüp faşist Pinochet cuntasının hükümeti devirmesiyle Santiago daki evi yağmalanmış ve bu arada kansere yakalanmış olan Neruda 24. 9. 1973 tarihinde Santiago hastanesinde hayata veda etmiştir. Onun cenaze töreni Baskıcı cunta rejimine rağmen faşist teröre karşı büyük bir protesto yürüyüşüne dönüşmüştür.
Nazım'a Bir Göz Çelengi
Neden öldün Nâzım? Senin türkülerinden yoksun
ne yapacağız şimdi?
Senin bizi karşılarkenki gülümseyişin gibi bir pınar
bulabilecek miyiz bir daha?
Senin gururundan, sert sevecenliğinden yoksun
ne yapacağız?
Bakışın gibi bir bakışı nereden bulmalı,
ateşle suyun birleştiği
Gerçeğe çağıran, acıyla ve gözüpek bir sevinçle dolu?
Kardeşim benim, nice yeni duygular, düşünceler
kazandırdın bana
Denizden esen acı rüzgâr katsaydı önüne onları
Bulutlar gibi, yaprak gibi uçarlar
Düşerlerdi orada, uzakta.
Yaşarken kendine seçtiğin
Ve ölüm sonrasında seni kucaklayan toprağa.
Sana Şili'nin kış krizantemlerinden bir demet
sunuyorum
Ve soğuk ay ışığını güney denizleri üzerinde parıldayan
Halkların kavgasını ve kavgamı benim
Ve boğuk uğultusunu acılı davulların, kendi yurdundan...
Kardeşim benim, adanmış asker, dünyada nasıl da
yalnızım sensiz.
Senin çiçek açmış bir kiraz ağacına benzeyen
yüzünden yoksun
dostluğumuzdan, bana ekmek olan,
rahmet gibi susuzluğumu gideren ve kanıma güç katan
Zindanlardan kopup geldiğinde karşılaşmıştık seninle
Kuyu gibi kapkara zindanlardan
Canavarlıkların, zorbalıkların, acıların kuyuları
Ellerinde izi vardı eziyetlerin
Hınç oklarını aradım gözlerinde
Oysa sen parıldayan bir yürekle geldin
Yaralar ve ışıklar içinde.
Şimdi ben ne yapayım? Nasıl tanımlanır
Senin her yerden derlediğin çiçekler olmaksızın bu dünya
Nasıl dövüşülür senden örnek almaksızın,
Senin halksal bilgeliğinden ve yüce şair onurundan yoksun?
Teşekkürler, böyle olduğun için!
Teşekkürler o ateş için
Türkülerinle tutuşturduğun, sonsuzca.
acı çekmesinden ötürü acı çekiyorum. Yaşıyorum
içinde, yaşıyorum anayurdumda, bir hücre gibi
o sonsuz ve alazlı kanda.
Zamanım yok kendi acılarıma.
Kimse acı çekmemi sağlayamaz
bana temiz güvenlerini veren bu hayatlar olmadan,
ve bir hain gibi bıraktı ölü mağaranın
dibine vursun diye, ne ki geri döneceğiz
oradan ve yükselteceğiz gülü.
Bir makinistin oğlu olarak 1904 yılında Şili nin Parral kentinde doğmuştur. Esas ismi Neftali Ricardo Reyes Basalto dur. Daha sonraları Çek şair Jan Neruda'ya olan büyük sempatisinden dolayı Pablo Neruda ismini seçmiştir.Lise den sonra pedagoji okumuş, sonra çeşitli gazete ve konsolosluk görevlerinden sonra 1934-1936 yılları arasında Şili'nin Madrid konsolu olmuştur.
Bir öğün yemek bankere, mutlu Güney’in
çocuk yanaklarından bir öğün, patlamalardan
bir öğün, hissiz sudan ve harabelerden ve dehşetten,
kırılmış millerden ve ezilmiş başlardan bir öğün,
siyah bir öğün, Almería’nın kanıyla pişirilmiş bir öğün.
İspanyada cumhuriyet için çabalarından dolayı o zamanın General Franco yönetimi tarafından yurtdışı edilmiş ve oradan 1943 yılına kadar Meksika konsolluğuna atanmıştır. 1945 yılında Şili Komunist partisi üyesi olmuş ve daha sonraları 1949.1952 yılları arasında Sovyetler Birliği ve Çin'de yaşamıştır. Aynı partiden senatör seçilen Neruda o yıllardaki baskı rejimi tarafından tutuklanacağı için belli bir süre avrupada sürgün hayatı yaşamış 1952 de tekrar Şili'ye dönmüştür.
Şilili deniyor ona” diyor benim hakkımda bu solucanlar.
Çekip almak istiyorlar ayaklarımın altından anayurdu,
parçalamak istiyorlar seni, kesip biçmek kirli bir
iskambil oyununda ve dağıtmak istiyorlar seni kötü et gibi.
Sevmiyorum onları. Sanıyorlar ki şimdiden ölmüşsün,
kesip biçilmişsin, ve onların kirli emellerinin sefahat âleminde
çarçur ediyorlar seni efendiymişler gibi. Sevmiyorum onları.
Bırak seveyim seni toprağında ve halkında, bırak izleyeyim
denizle sarmalanmış düşümü karla kaplı sınırlarında,
bırak toparlayayım yolumda yürürken
bir kapta taşıdığım bütün o acı kokunu,
fakat onların yanında duramıyorum, bunu isteme benden,
omuzlarını silkelediğin zaman ve düştüklerinde yere
çürümüş hayvanlardan filizleriyle birlikte,
isteme benden inanmamı, onların senin oğlun olduklarına.
Halkımın kutsal tahtası başka bir çeşit.
Yarın
senin dar teknenin ufacık mekanında
arasında karın ve okyanusunun iki gelgiti arasında
en çok sevilen olacaksın, ekmek, toprak, oğul.
Gündüzleri kurtarılmış zamanın ayini,
geceleri göğün yıldız berrağı yaratığı.
1957 yılında Şili yazarlar birliği başkanlığına seçilmiş 1969 yılında Şili Başkanlığı için Komunist partisince aday gösterilmiştir.Fransa başkonsolosluğuda yapan Neruda 21. 10. 1971 tarihinde Nobel Edebiyat Ödülünün sahibi olmuştur.1972 yılında tekrar Şili'ye dönüşünde coşkulu bir şekilde karşılanmış ama 11. 9. 1973 tarihinde Salvador Allendes in öldürülüp faşist Pinochet cuntasının hükümeti devirmesiyle Santiago daki evi yağmalanmış ve bu arada kansere yakalanmış olan Neruda 24. 9. 1973 tarihinde Santiago hastanesinde hayata veda etmiştir. Onun cenaze töreni Baskıcı cunta rejimine rağmen faşist teröre karşı büyük bir protesto yürüyüşüne dönüşmüştür.
Nazım'a Bir Göz Çelengi
Neden öldün Nâzım? Senin türkülerinden yoksun
ne yapacağız şimdi?
Senin bizi karşılarkenki gülümseyişin gibi bir pınar
bulabilecek miyiz bir daha?
Senin gururundan, sert sevecenliğinden yoksun
ne yapacağız?
Bakışın gibi bir bakışı nereden bulmalı,
ateşle suyun birleştiği
Gerçeğe çağıran, acıyla ve gözüpek bir sevinçle dolu?
Kardeşim benim, nice yeni duygular, düşünceler
kazandırdın bana
Denizden esen acı rüzgâr katsaydı önüne onları
Bulutlar gibi, yaprak gibi uçarlar
Düşerlerdi orada, uzakta.
Yaşarken kendine seçtiğin
Ve ölüm sonrasında seni kucaklayan toprağa.
Sana Şili'nin kış krizantemlerinden bir demet
sunuyorum
Ve soğuk ay ışığını güney denizleri üzerinde parıldayan
Halkların kavgasını ve kavgamı benim
Ve boğuk uğultusunu acılı davulların, kendi yurdundan...
Kardeşim benim, adanmış asker, dünyada nasıl da
yalnızım sensiz.
Senin çiçek açmış bir kiraz ağacına benzeyen
yüzünden yoksun
dostluğumuzdan, bana ekmek olan,
rahmet gibi susuzluğumu gideren ve kanıma güç katan
Zindanlardan kopup geldiğinde karşılaşmıştık seninle
Kuyu gibi kapkara zindanlardan
Canavarlıkların, zorbalıkların, acıların kuyuları
Ellerinde izi vardı eziyetlerin
Hınç oklarını aradım gözlerinde
Oysa sen parıldayan bir yürekle geldin
Yaralar ve ışıklar içinde.
Şimdi ben ne yapayım? Nasıl tanımlanır
Senin her yerden derlediğin çiçekler olmaksızın bu dünya
Nasıl dövüşülür senden örnek almaksızın,
Senin halksal bilgeliğinden ve yüce şair onurundan yoksun?
Teşekkürler, böyle olduğun için!
Teşekkürler o ateş için
Türkülerinle tutuşturduğun, sonsuzca.