Orijinalini görmek için tıklayınız : Basitçe Ilk Canlinin Oluşumu
İlk hücre'nin yapısı
Bu başlıkta ilk hücre yapısının nasıl olabileceğini kavramsal olarak anlatmaya çalışacağım.
Daha sonra somut örneklere geçeceğiz.
Canlılara bakınca ilk göze çarpan nedir ?
Bu, o kadar göz önünde olan bir şey ki, üstünde yeteri kadar durulmuyor.
İlk görülen şey: bütün canlılar hücrelerden oluşur. Hepsi.
Tekrar edelim:
Bakteriden insana kadar, bütün canlılar hücrelerden oluşur.
Hücre yapısında önemli olan nedir ?
Sadece içindeki mi? Hayır.
İçindeki kadar, hücre zarı da önemlidir.
Hücre, bir zar içinde korunan bir ortamdır ve hücre metabolizması ancak bu zarla korunan ortam sayesinde vardır.
Yaşamın oluşmasının imkansız olduğunu söyleyenler hep protein, RNA, DNA ... dan bahsederler.
Önemli olan canlıların hangi moleküllerden oluştuğu değil.
Önemli olan, canlıların yapısının, hücrelerden, yani keseciklerden oluşmuş olması.
Bir yapı çoğalmayı başarabilirse, devamlı daha iyiye doğru gidecektir. Daha iyi işleyen yapılar daha çok çoğalacak (doğal seçilim kavramı ne kadar basit değil mi), yavaş yavaş hücre mekanizmaları iyiye, karmaşık süreçlere doğru evrilecektir.
Başlangıçta şu veya bu molekül olmuş, önemi yok. Şu olmazsa bu olur.
Özetleyelim.
Çoğalmayı sağlayan en önemli unsur, moleküllerin DNA,RNA,protein filan olması değil, kesecik şeklinde yapılanmadır. Bu o kadar basit bir olay ki, gözden kaçıyor.
Çoğalabilmek için, önce sınırlı olmak lazım. Sınırlı olmayan bir şey çoğalamaz. Doğal ortamda ise sınırlılığı sağlayan molekül yapıları zarlardır. Hücrelerin zarları.
Şimdi en basit, çoğalabilen keseciklerin nasıl oluşabileceğine bakalım.
Dünyada yaşam suda oluşmuş.
Moleküllerin bir kısmı suda erir (suyu sever), bir kısmı suda erimez (suyu sevmez); bazı moleküllerin ise bir ucu suyu sever, bir ucu sevmez.
Bu moleküller yaşam için çok önemlidir.
Bir molekül düşünelim.
Mavi uç suyu sevsin, kırmızı uç sevmesin.
Not: Bu "sevip sevmemek" deyimleri, insan kafasının bir benzetmesidir, ve tabii ki bilinçli değildir. "Sevmemek" deyimiyle söylenmek istenen, moleküllerin o ucunun su moleküllerini itmesidir.
(IMG:http://img74.imageshack.us/img74/4443/molekulsusevensevmeyenwm5.jpg)
Bu moleküller suyun içinde çift katlı bir zar şeklinde toparlanırlar; bu şekilde suyu sevmeyen uçlar, kenardaki moleküller hariç, suyla temas etmez.
(IMG:http://img67.imageshack.us/img67/1369/zarikikatmanlibh6.jpg)
Bu zarların oluşturduğu daha da kararlı yapılar kesecik şeklinde olanlardır. Bu kesecikleri oluşturan zarlarda, hiçbir molekülün suyu sevmeyen ucu suyla temas etmez.
Bu moleküllerin bulunduğu bir sulu karışımı karıştırırsanız, bu kesecikler kendi kendilerine oluşur.
(IMG:http://img217.imageshack.us/img217/2650/hucreilkel1bosca9.jpg)
Bu zorunludur, tesadüf değildir. Bu kesecikler küçük veya büyük olur, önemli değil.
Keseciklerimiz oluştu. Şimdi kesecikleri oluşturan zarların özelliklerine bakalım. Bu zarlar bazı molekülleri geçirir, bazılarını geçirmez. Genelde küçük moleküller daha kolay geçer, büyükler daha zor geçer, veya geçmez.
(IMG:http://img217.imageshack.us/img217/236/zarikikatmanligitgelkk5.jpg)
Soru: bu zardan geçen moleküller ne taraftan ne tarafa geçer?
Cevap: ne tarafta daha çok varsa, o taraftan öteki tarafa doğru bir geçiş olur. Daha doğrusu iki yönde de geçiş vardır ama, moleküller daha yoğun oldukları taraftan daha seyrek oldukları tarafa doğru daha çok geçerler.
(IMG:http://img217.imageshack.us/img217/6172/zarikikatmanligelsl1.jpg)
Bunlar basit mekanizmalar. Şimdi önemli noktaya geliyorum:
Bu ufak moleküllerin birleşmesi sonucunda büyük moleküller oluşuyor diyelim.
(IMG:http://img217.imageshack.us/img217/9990/molekulyapitastanzincirkt3.jpg)
Keseciğin içinde oluşan büyük moleküller kesecikten çıkamaz.
Bu büyük moleküllerin yapıtaşları olan küçük moleküller devamlı kullanıldığı için, keseciğin içindeki yoğunlukları azalır. Dışarıda yoğunluk daha fazla olduğu için de devamlı keseciğin içine süzülürler.
(IMG:http://img217.imageshack.us/img217/6889/zarikikatmanligelzincirvy0.jpg)
Şimdi elimizde içinde büyük moleküller oluşan ve dış ortamdaki küçük molekülleri emen bir kesecik var. Bu durumda kesecik büyür, büyür, küçük moleküller keseciğe dolar, kullanılır.... kesecik şişer, şişer ... ve patlar.
PIT.
Patlayınca ne olur?
Hiç elinizde bir sabun köpüğünü şişirip, balon yapıp patlattınız mı?
Bir deneyin.
Patlar ve bir sürü küçücük baloncuk oluşur.
(IMG:http://img217.imageshack.us/img217/2594/hucrepitnz5.jpg)
Ne oldu?
Çok basit, mekanik bir mekanizma sayesinde, bir kesecik büyüdü, şişti, patladı ve bir sürü küçük kesecik oluştu.
Yani .... kesecik sayısı çoğaldı.
İşte size çok basit bir mekanizma ile çoğalabilen bir ilkel hücre.
- Hücre zarlarını oluşturan moleküller: yağ asitleri. Bunların dünyanın ilkel ortamında oluşabildiği kanıtlandı.
- Yapı taşları olan küçük moleküller: amino asitler, nükleik asitler .... Bunların dünyanın ilkel ortamında oluşabildiği kanıtlandı.
- Keseciğin içinde oluşan büyük moleküller: peptidler (küçük protein zincirleri, bunların içinde kendi kendilerini kopyalayanları da var), RNA zincirleri ....
Anlaşılması gereken nokta, bu çoğalabilen ilkel hücre ilk oluştuğunda, işin içinde hangi moleküllerin olduğunun önemli olmaması. Çoğalma başladıktan sonra, yani doğal seçilim devreye girince, devamı çorap söküğü gibi gelir.
Doğal seçilim sürecinin başlamasıyla, daha iyiye doğru evrim başlıyor. Sonunda, dünyaya hakim olan hücre yapısı daha iyi, daha hızlı metabolizmayı sağlayan moleküllerden oluşan yapı. Bu bizim için yağ asitleri, DNA, RNA ve proteinler olmuş.
İlkel dünyada yaşamın temeli olan moleküllerin oluşması.
Miller - Urey deneyi.
Stanley Miller, Harold Urey'le 1953'de Chicago Üniversitesinde, artık klasiklesmis ünlü deneyini gerçeklestirdi. Miller bir düzenekle, metan, amonyak, hidrojen ve suyu bir arada tutarken, 150-200 bin voltluk bir akımı (yıldırım) bu karışımdan geçirdi. 24 saat sonra, sıvının renginin değişmiş olduğunu gördü. Bu karışımı incelediğinde, basit yağ asitleri, formik asit, asetik asit, propionik asit, en önemlisi yaşamın temeli olan amino asitler glisin, alanin ve aspartik asit ve glutamik asit buldu.(3)
Daha sonra yapılan araştırmalarda, mor ötesi ışığın da (o zaman atmosferde ozon tabakası olmadığından, mor ötesi ışık yeryüzüne ulaşabiliyordu), hatta yıldırımdan daha çok, bu yaşam yapıtaşlarının oluşmasını sağladığı bulundu (2)
(IMG:http://img61.imageshack.us/img61/6135/smillerexpcb4.gif)
Bilindigi gibi, amino asitler, peptid ve proteinlerin yapı taşlarıdırlar. Deney Pavlovskaia ve Paynskii tarafindan Rusya'da; Heyns, Walter, Meyer tarafından Almanya'da; Abelson tarafindan Amerika'da çok farklı bileşimler ve gaz ortamlarında tekrarlandı. Hepsinde organik bileşikler oluştu.
İlkel dünyada olduğu varsayılan ortamlarda şimdilik 11 amino asit ve RNA ve DNAnın yapı taşları olan nükleik asitler üretildi.
Nükleik asitlerden başka RNA ve DNAnın iskeletini maydana getiren şeker molekülleri ve hücre zarını oluşturan yağ asitleri de üretildi. (1)(2)
not:
Bu maddelerin oluşabilmesi için oksijensiz bir ortam gerekiyor. Dünya oluştuğunda, demirin oksitlenmesi atmosferdeki oksijeni yok etti. Oksijen, fotosentez yapmaya başlayan bakterilerin oluşmasından sonra tekrar atmosferde birikti.
"ALINTI:"walla"
Özetleyelim.
Çoğalmayı sağlayan en önemli unsur, moleküllerin DNA,RNA,protein filan olması değil, kesecik şeklinde yapılanmadır. Bu o kadar basit bir olay ki, gözden kaçıyor.
Çoğalabilmek için, önce sınırlı olmak lazım. Sınırlı olmayan bir şey çoğalamaz. Doğal ortamda ise sınırlılığı sağlayan molekül yapıları zarlardır. Hücrelerin zarları.
Şimdi en basit, çoğalabilen keseciklerin nasıl oluşabileceğine bakalım.
Dünyada yaşam suda oluşmuş.
Moleküllerin bir kısmı suda erir (suyu sever), bir kısmı suda erimez (suyu sevmez); bazı moleküllerin ise bir ucu suyu sever, bir ucu sevmez.
Bu moleküller yaşam için çok önemlidir.
Bir molekül düşünelim.
Mavi uç suyu sevsin, kırmızı uç sevmesin.
Not: Bu "sevip sevmemek" deyimleri, insan kafasının bir benzetmesidir, ve tabii ki bilinçli değildir. "Sevmemek" deyimiyle söylenmek istenen, moleküllerin o ucunun su moleküllerini itmesidir.""walla"
Walla Arkadaşım yazının tamamı okudum..Özellikle dikkat ettiğim nokta yukarı alıntı yaparak belirtim..Bu kısmıda Dünya'nın oluşumda en büyük etkenin su molekülleri olduğunu belirtmişsin..Su molekülüne göre ilk canlı organizmasının nasıl oluştuğunu resimsel ve yazısal olarak belirtmişsin..İlk canlının bu kadar kolay bir şekilde oluştuğunu belirtiyorsun...İlk canlı bu kadar kolay bir şekilde evrimleşmişse bu SU veya CANLI ORGANİZMA nereden gelmiş olabilir.?.Dünyadan başka birçok gezegen bulunmaktadır..Bunlar arasında Mars,Venüs, vs gibi gezegenler dururken bu canlı organizma burda DARWİN var ben buraya geleyim mi demiş...
*Yoksa diğerlerinde aynı evrim süreci devam ediyormu?
*Yoksa tüm gezegenlerde bu oluşum devam ediyorum mu?..
*Yoksa Darwin evrim teorisini tek dünya içinmi söylemiş...?
Mars,Venüs,Ay (Uydumuz) gibi gezegeler dünyamıza en yakın olanlardır..NASA araştırmalarına dayalı olarak söylüyorum...Venüs Gezegeni Asit yağmuru ve volkanik faaliyetlerin yoğun olduğu bir gezegen olarak geçiyor...Merkür zaten volkanik faaliyetlerin hiç durmadığı yerdir..Güneş Dünyamızı ve diğer gezegenlere hayat veren kaynaktır...Mars geldiğimizde daha bir bilinmeyen durumdadır..Dünya ile aynı atmosfere sahip sayılır..Ama Mars helen yapılan çalışmalarda su ve canlı bir organizma rastlanılmamıştır..Ay ise Dünyamız etrafında dönen uydumuzdur...
ŞİMDİ bu gezegeleri niye yazdığımı belirtmek istiyorum...Aşağıda verdiğim Azoik deviri ne göre DÜNYA,AY ve GÜNEŞ'in oluşumu yazılmıştır..Oluşum süreçlerinde fazla fark yoktur..
ALINTI:www.yaziyaz.com/nedir/evrim/evrim-nedir (http://www.yaziyaz.com/nedir/evrim/evrim-nedir)
"Evrim Nedir?
13.7 milyar yıl öncesinden başlayarak maddenin daha karmaşık, daha örgütlü yapılar oluşturması, adınadoğa yasaları dediğimiz fiziksel güçlerin, soğumakta olan madde üzerindeki etkileriyle açıklanabilmektedir. Kuarkların proton ve nötronları, proton ve nötronların atomları, atomların molekülleri ve daha büyük molekülleri oluşturmasıyla başlayan süreç, evrenin genleşmesi ve soğumasına paralel olarak aradan geçen milyonlarca yıl içinde bilebildiğimiz evrenin her noktasında çeşitli adlarla nitelendirdiğimiz daha büyük yapıların ortaya çıkmasına da neden olmuştur. (1)Maddenin inorganik evrimi olarak adlandırdığımız bu süreç, oluşan yapılar içinde ortaya çıkan farklı koşullara bağlı olarak nitel bir sıçrama göstermiş ve adına canlılık dediğimiz organik dönüşümleri de meydana getirebilmiştir. Evrim bu bakımdan sadece
biyolojik bir anlam taşımamakta, aynı zamanda evrensel bir kuram ve tarihsel bir süreç olarak da tanımlanmaktadır."
***SANA SORUYORUM..Evrim rastgele oluşum ise diğer gezegenler veya uydu gibi küçük gezegenlerde neden kendi atmosferine göre canlılar oluşmamış.
Senin yazına göre dünyada canlının oluşmasına su neden oluştur...
Yukarıdaki evrim nedir yazısına göre cansız maddeler canlı organizmalar olabilir..Yani bu bir tarihsel süreçtir. :D:D Bu tarihsel süreçe göre diğer gezegenlere gitmeye gerek düymadan Ayda (uydumuz) hayat var mıdır..?
Darwin orayada gitmiş olabilir mi?
Evrim rastgele oluşum ise Ay(uydumuz) üzerinde kendi koşulllarına göre canlıların olması lazımdır...Eğer evrim yok ise orada canlı yoktur...Evrim var ise o zaman AY DEDE'ye selam söyleyelim..:D:D
BU CANLI ORGANİZMA SU İLE CANSIZ MADDE OLUYOR..YİNE EVRİM BAKTIĞIMIZDA CANLILAR CANSIZ MADDEDEN BELLİ EVRELER GEÇİREREK OLUŞTUĞU GÖRÜŞÜ ORTAYA ÇIKMAKTADIR...YARATILIŞ GÖRÜŞÜNDE AYNI KAVRAM GEÇMEKTEDİR...İNSAN ÇAMUR VE SUDAN YARATILDIĞI AYETLER VARDIR:...Su kelimesi çoğu bilim adamları tarafında Madde olarak yani diğer adıyla Toprak(Çamur) olarak kabul etmişlerdir...ÖRNEK::::: NEWTON (Fizikçi)
SORUNLARIM KIRMIZI RENKLERDEN OLUŞMAKTADIR....
HEM YARATILIŞTA HEMDE EVRİMDE SU VE ÇAMUR(CANSIZ MADDE) VAR...
***Azoik devir (canlısız)
5 milyar, Güneş’in oluşması
4,5 milyar, Dünya’nın oluşması
4 milyar, Ay’ın oluşması
***Arkeozoik devir (canlılı)
3,5 milyar Canlılığa geçiş ve tek hücreliler
3,465 milyar, Cynobacteria benzeri canlılar
3 milyar, prekaryotlar (çekirdeksiz tek hücreliler)
2 milyar, ökaryotlar (çekirdekli tek hücreliler)
***Proterozoik devir
1,5 milyar , 600 milyon, bakteriler – deniz yosunları – mantarlar – ilkel canlılar
1,2 milyar, eşeyli üreme
700 milyon hayvanlar ve bitkiler farklılaşıyor
Paleozoik devir
Mezozoik devir
Cenozozik devir (son jeolojik dönem)
Rastgele bir doğruya ulaşmaktansa,,,,,, yöntemli bir çabayla yanlışa ulaşmayı yeğlerim. DESCARTES
Bir fikrin tek çöküş nedeni onu bilmeyenler tarafından savunulması ve anlatılmasıdır... ...
Yalanla bataklık arasında hiçbir fark yoktur...... İkiside dibe doğru çeker.
Düşünüyorum,,,, öyleyse varım.... Descartes
Bu hayvanlar niye yaşıyor..Niye kendini savunuyor..Niye birbirlerine benziyor..
Güzel kardeş TANRI tek insanları yaratsaydı..Darwin olmayacaktı..
Hatam olmuşsa af ola..TŞKLR...
Kendine güveniyorsan bildiğini sorgularken, sorduğun sorunun cevabını aldığına tam tatmin olunca kadar sorgula o zaman istediğin cevaplar seni bulacaktır.......?
Cevapları uzaklaştırmak değil yakınlaştırmak daha iyi bir sonuç verecektir..
Sana prof'ler değil kendin olarak yetersin..Yeterki kendi bildiğini sorgularken M harfini değiştirerek değil..Değiştirmeden yapmaktır...M Harfi M kalacaktır..O zaman zorlanmazsın..
"""DARWİNCİK bu teoriyi nerden ortaya çıkarmıştır..Bu teori neyi temel alarak ortaya çıkmıştır."""
Sayın METEE
öncelikle bu anlattıklarım Darvinin teorisi değildir, sonrasıda Darwin evrim teorisini senin gibi oturdugun yerden yapmamıştır. uzun gözlemlerin ve kanıtların sonucu bu teoriyi ileri sürmüştür. Dünyadaki milyonlarca bilim adamı bu teoriyi kabul ediyorda, daha hayatında bir fosil görmemiş bir kere olsun mikroskopla bakmamış dinci alimler neden kabul etmiyor anlaşılamaz.
Gelelim sorularına.
*Yoksa diğerlerinde aynı evrim süreci devam ediyormu? Konu evrim değil ama yine cevaplayayım. Evrim şartlar uygun olduğu sürece devam eder. Yani diger yıldızlardada dunyanın milyarlarca yıl önce sahip oldugu atmosfer ve yer yüzündeki maddeler aynı şartları oluşturabiliyorsa EVET.
*Yoksa tüm gezegenlerde bu oluşum devam ediyorum mu?.. Yukarıdaki cevap bu soru icinde gecerli.
*Yoksa Darwin evrim teorisini tek dünya içinmi söylemiş...? Bunu hangi dünya icin söylediğinin önemi yok. Önemli olan o dünyanın şartlarının elverişli olmasıdır.
***SANA SORUYORUM..Evrim rastgele oluşum ise diğer gezegenler veya uydu gibi küçük gezegenlerde neden kendi atmosferine göre canlılar oluşmamış.
bende SİZE söylüyorum, 1- evrim rastgele oluşum değildir. 2-oluşmadığını nerden biliyorsun.
Sonra laf salatası degil sen evrimden ne anladıgını anlatta bizde görelim öğrenelim.
İNSAN ÇAMUR VE SUDAN YARATILDIĞI AYETLER VARDIR
işte en komik laf da bu metee, insanın 100 de 60 ının su oldugunu bilmek 640 lı yıllar icin bile mucize değildi ki 2008 yılında senin için mucize, bunu cocuklara söyleme gülerler.
dunyada su ve şaraptan başka bir sıvının, topraktan başka bir kimyasalın bilinmediği bir devirde her halde Allah insanı şaraptan ve karbonik bileşiklerden yarattı diyecek hali yoktu MUHAMMEDİN. suyu ve topragı biliyordu bunu soyledi. Ve bir yanlış daha ilk canlı Çamurda değil denizde oluşmuştur zira o dönemde dünya bir sıvı tabaka ile örtülü idi.
Not: Bu "sevip sevmemek" deyimleri, insan kafasının bir benzetmesidir, ve tabii ki bilinçli değildir. "Sevmemek" deyimiyle söylenmek istenen, moleküllerin o ucunun su moleküllerini itmesidir.""walla"
sevgili metee
sevmemek terimi seningibi bilimden bihaber insanlar kolay anlasın diye kullanılmıştır yoksa asıl terim HİDROFİLİK yani su moleküllerine yapışma affinitesi yüksek, veya HİDROFOBİK su moleküllerine yapışmayan aksine onlardan manyetik olarak uzaklaşan anlamındadır.
Evim sizin anlamakta güçlük cektiğiniz gibi saatler, günler, aylar, yıllar içinde gercekleşmez. Evrim binlerce yıllda gelişen bir sürectir. O yüzden değişimi fark edemezsiniz. Buna bir örnek verelim. Bırakın binlerce yılı, 2 saatlik değişimleri bile nasıl fark edemiyorsunuz. Elinize bir film makinası alın, 2 saat boyunca bir adamın yaptıklarını cekin. Makina her bir saniyede 50 film karesi ceksin. sonra bu iki saatlik film şeridinin birinci ve son karesinde farkı görürüsünüz ama herhangi bir yerinde ardaşık iki kare arasında farkı cok cok zor fark edersiniz. İki saat icin bile böyle 1 milyon yıl icin düşünün.
AKHENATON
04-08-2008, 00:09
dünya canlı maddelerin hepsi , dünyada bol bulunan kimyasal elementlerin çok azını ve gezegenimizde nadir bulunan kimyasal ele mentlerin pek çoğunu içerir.
Asıl soru şudur , ilksel bir çorba olan dünyada niye tüm canlıların tek bir genetik kodu vardır.
işte üzerinde düşünülmeyen soru budur ,
tüm canlıların tek bir genetik kodu yoktur. Her canlının birbirinden farklı genetik kodu vardır. Bunu kim nerede iddia ediyor.
saygılarımla
AKHENATON
04-08-2008, 00:25
tüm canlıların tek bir genetik kodu yoktur. Her canlının birbirinden farklı genetik kodu vardır. Bunu kim nerede iddia ediyor.
saygılarımla
Tüm canlılarda tek bir genetik kod olduğunu size ispatlarsam, din gibi inandığınız tüm düşüncelerinizden vazgeçecekmisiniz, yoksa sadece benimi yoracaksınız.
sadece isim vericem zaten....nobel ödüllü bir bilim adamının.
Akhenaton, olayı polemik konusu yapmaktan vazgeçelim ve başlıga yazalım. Sizin bir iddianız oldu bunu ispatlamanız beklerim.
Bize anlayacagımız tarzda anlatın.
saygılarımla
AKHENATON
04-08-2008, 00:46
Akhenaton, olayı polemik konusu yapmaktan vazgeçelim ve başlıga yazalım. Sizin bir iddianız oldu bunu ispatlamanız beklerim.
Bize anlayacagımız tarzda anlatın.
saygılarımla
Ortada bir bilmece varsa , buda yaşamın niye dünya üzerinde ortaya çıkışıdır. Dünya yaklaşık 4.500.000.000 yıl önce oluştu ve bilim rahipleri basit yaşam biçimlerinin bir kaç yüz milyon yıl sonra dünya üzerinde olduğuna inanırlar. Bu sadece bir inançtır.
Bu fazla çabuk bir gelişimdir.Ayrıca 3.000.000 yıldan daha fazla yaşlı olan en eski ve basit yaşam biçimlerinin biyolojik-olmayan değil de biyolojik kökenli olduğuna dair göstergeler bulunur.
Dünya ortaya çıktıktan kısa bir zaman süresi içinde ortaya çıkması , bunun daha daha önceki yaşam biçimlerinden kaynaklandığındandır.Yoksa cansız kimyasalların ve gazların birleşiminin sonucundan değil .....
Tüm bu bilgiler ışığında kafası karışık Şaşkın bilim adamları, teorilerine din gibi sarılırken gerçek bilim adamları ilk canlının dünya üzerinde evrimleşmesinin imkansız olduğunu açıklarlar.
Bilim dergisi Ikarus (eylül-1973 sayısında Nobel ödüllü Francis Crick ve Dr.Leslie Orgel " dünya üzerindeki yaşamın uzak gezegenlerde başlayan küçük organizmalardan başlamış olduğunu söyler ve eğer dünya ilksel bir çorba ise
neden tüm yaşam için tek bir genetik kod vardır diye şaşkın bilim adamlarına sorar.:D:D
dünya canlı maddelerin hepsi , dünyada bol bulunan kimyasal elementlerin çok azını ve gezegenimizde nadir bulunan kimyasal ele mentlerin pek çoğunu içerir.
Asıl soru şudur , ilksel bir çorba olan dünyada niye tüm canlıların tek bir genetik kodu vardır.
işte üzerinde düşünülmeyen soru budur ,
Neymiş bu elementler Akheneton. bilgilerin yanlış
Ben yazayımda öğren.
karbon hidrojen oksijen kukurt sodtum potasyum klor, kalsiyum. cok az miktardada tine dogada bolca bulunan digerleri vardır bunlarıda her
yerde rahatca bulabilirsin
AKHENATON
04-08-2008, 01:14
. bilgilerin yanlış
Doğruları yaz bizde görelim, neymiş doğru veya yanlış.
dünya canlı maddelerin hepsi , dünyada bol bulunan kimyasal elementlerin çok azını ve gezegenimizde nadir bulunan kimyasal ele mentlerin pek çoğunu içerir.
Asıl soru şudur , ilksel bir çorba olan dünyada niye tüm canlıların tek bir genetik kodu vardır.
işte üzerinde düşünülmeyen soru budur ,
Neymiş bu elementler Akheneton. bilgilerin yanlış
Ben yazayımda öğren.
karbon hidrojen oksijen kukurt sodtum potasyum klor, kalsiyum. cok az miktardada tine dogada bolca bulunan digerleri vardır bunlarıda her
yerde rahatca bulabilirsin
BUYUR AKENETON YAZDIM
Ortada bir bilmece varsa , buda yaşamın niye dünya üzerinde ortaya çıkışıdır.
Yaşamdünya üzerinde ortaya çıkmışsa bunu neden diye sorgulamanın bir anlamı oldugunu düşünmüyorum. Başka bir yerde de ortaya çıkabilirdi, ama bildigimiz veriler ışıgında yaşamın ortaya çıkması için en elverişli gezegenin dünya oldugu ortaya çıkıyor. Etrafımızdaki bilebilfigimiz gök cisimlerini inceledigimiz kadarıyla bir tek dünya bu özelliklere sahip.
bilim rahipleri basit yaşam biçimlerinin bir kaç yüz milyon yıl sonra dünya üzerinde olduğuna inanırlar. Bu sadece bir inançtır.
Bilim yaşamın 3,8 milyar sene evvel başladıgını düşünür ve bunları da fosil kayıtlarına dayandırır. Bu da bir kaç yüz milyon degil neredeyse 1 milyar senedir. Demek ki yeterli bir zaman mış.
neden tüm yaşam için tek bir genetik kod vardır diye şaşkın bilim adamlarına sorar
neymiş bu geneik kod bunu beklerken ajitasyon ile karşılaşıyoruz. Bilim daha insanın genomunu çözememiş iken siz tek bir canlı genetik kodundan bahsediyorsunuz. Nedir bu kon Akhenaton, yazın da ögrenelim. Hangi bilim adamı yaşamın tek bir genetik kodu oldugunu söylemiş.
Ayrıca bilmemkim in ne söyledigi de hiç önemli degil. Herkes bir şeyler söylüyor. Kaldı ki yaşam uzay kökenli de olabilir, ama orada da uzaya yaşam nasıl geldi sorusu ortaya çıkar. Temel mesele yaradılış mıdır yoksa in organik maddenin evrimi midir. Sizce hangisi .
saygılarımla
organik maddenin evrimi tabiki
Tüm canlılarda tek bir genetik kod olduğunu size ispatlarsam, din gibi inandığınız tüm düşüncelerinizden vazgeçecekmisiniz, yoksa sadece benimi yoracaksınız.
sadece isim vericem zaten....nobel ödüllü bir bilim adamının.
Akhenaton bu ne ya? Yazıların çok vebalı. "Vazgeçecez!" bu ne? Ne nobel ödülü ne? Nobel kesin doğruların ve hakikaten alnının akıyla kendini bilime vermiş insanların yeri mi? Orhan Pamuk da aldı nobel ödülünü, Watson ve Crick de aldı. Watson ve Crick daha sonra DNA'nın çift sarmal yapısında olduğunu başka insanların çalışmalarından aşırdıklarını da itiraf ettiler. Kendi kitaplarında yazmışlar. Nobel politika ve paraya hizmet kokukor gibi az bana göre, bilim ve emek değil.
Walla sen mi yazdın, emeğine sağlık, güzel açıklamışsın fakat, eleştirilecek yanları da mevcut bana göre.
Akhenaton
16-06-2009, 23:00
Watson ve Crick daha sonra DNA'nın çift sarmal yapısında olduğunu başka insanların çalışmalarından aşırdıklarını da itiraf ettiler. Kendi kitaplarında yazmışlar. Nobel politika ve paraya hizmet kokukor gibi az bana göre, bilim değil.
Tek genetik kodumu yanlışladık şimdi.Dünyanın çözemediği ilk yaşam formunu Td forumda çözdük helal olsun bize.Herkes kendi ayetlerini tekrara devam.
Doğal seçilim bence, herşeyi açıklamaz. yani farklılaşmayı açıklamaz. nasıl keseciklerden bir insan oluştuğunu açıklamaz. Bu açıklayabilecek kavram bence "yüklenme ve boşalma" kavramlarıdır. Yani enerjiyi harcayabilme. İlk canlıcıklar homojen ve bol besin ortamındaki zenginlik bitince, çeşitli zorluklarla yüz yüze geldiler. Ve bu zorluklarla baş ederek yüklenme ve boşalma işlevlerini yerine getirebilmek için, ona karşı değişime uğradılar. Bir nevi zırh oluşturdular. Bu zırh genel olarak hücre zarına, sitoplazmasına veya çekirdeğinde ilave bazı moleküler işlevler olabileceği gibi, hücrelerin birbirine bağlanmaları, gruplanmaları da olabilir. Yani zırh ne sadece bir molekül ne de bir bağlanmadır. Birçok şekilde olabilir. Önemli olan yüklenme ve boşalma kavramlarını anlamaktadır.
DNA ve RNa ise hiç bir şeyi anlatmaz ve hiç bir şeye sebep olamaz. Onun yerine işleyiş önemlidir. DNA ve RNa bir şeyleri gösteriyorsa eğer,[bu da bayağı tartışmalıdır] olsa olsa "asıl önemli olan işleyişin" sadece bir görüngüsü, sonucu veya belirtisi olabilir. Bir yöneticisi veya değiştiricisi değil.
Doğal seçilime gelince, olsa olsa evrimi anlamaya kazık ve köstek olabilir. Çünkü o, çeşitli canlı türleri arasındaki ara formları yok etmiş, yavaş yavaş olan geçişi anlamaya köstek olmuştur. Eğer doğal seçilim olmasaydı, tek hücreliden çok hücreli gelişmiş[aslında zırhlı demek daha iyi olur] yapılara olan geçişin her aşamasında[kesiksiz, gradyent şeklinde] sayısız canlıyı görme ve bunu anlama fırsatımız olacaktı.
Doğal seçilimi, katı ateistlik adına yazılmış bir takım kitaplardan okyup okuyup[aslında sidik yarıştırmak amacıyla], ne yazdığını bilmeyen insanların aslında hiç bir halt bilmediklerini, evrimin "e"sinden anlamayıp, evrime zarar verdiklerini düşünüyorum. Bu insanların çoğu diğer yandan da evrimle bağdaşmayan "ani değişimi" yani devrimi savunmaları hiç şaşırtıcı değildir. Devrim aniden oluşumu savunur. Gerek toplumsal olayları anlamada, gerek canlının oluşumunu anlamada evrim karşıtıdır. toplumsal alanda herşeyi bir anda olan olayların değiştirdiğini veya değiştireceğini inanırlar. Tarihi böyle anlarlar.Halk ayaklanmalarının, bir anda yönetimi değiştirip ortalığı cennete çevirebileceğine inanır, bu uğurda koşarlar. Hayatı anlama alanında ise, ya insanı bir anda tanrının yarattığını ya da bir anda uzaydan düşmesiyle açıklarlar. Yavaş değişimi reddederler. Doğal seçilimin ne olduğunu bilmeden ağızlarında kullanırlar. Bunu yapmakla amaçları aslında ateist olduklarını vurgulamak, daha da derinde aslında bir isyan bildirisi yollamaktır, kendilerini ezen sisteme karşı. Ama yanlış yere ve yanlış alana kusuyorlar. Dolayısıyla evrimle alakaları yoktur. Uzaydan gelme veya tanrı yaradılışçılarıyla aynı kaptadırlar bu bakımdan. Bunlar ise aslında kendilerini ezen açlığının kendilerini makineci düşünceye esir etmesidir.
konumuz evrim değil ama belirteyim, evrimi tetikleyen tek olay, canlının içinde bulunduğu şartlarda (kötüleşme yada iyileşme fark etmez) değişim olmasıdır, ekolojik değişim evrimsel değişimi tetikler. Örnek verecek olursak köpek balığı türleri insandan önce var olmasına rağmen, son şekillerinden fazla değişim göstermemişler, oysa yeni bir tür olan insan ortaya cıkabilmiştir. Ama Denizlerin hızla kirlenmesi, gelecek milyon yıllarda köpekbalıklarını değişime zorlayabilir.
Bu arada her gün yok olan bazı türlerde evrimin bir basamağıdır., Bir türün yok olmasıda EVRİMDİR. Bu bize farklı özelliklerde türlerin var oluşlarını açıklar. Örnek mi, Cebelitarık insanı yok olmasaydı, bu tür ile hibrit olmaya devam edecek, cebelitarık insanından farkımız kalmayacaktı. Günümüz insanıda bu özelliklere sahip olamayacaktı.
karadenizli
17-06-2009, 12:58
Bu kadar basitse
niye günümüzde durup dururken canlılar oluşmuyor
tensiz.denek
17-06-2009, 13:43
Bu kadar basitse
niye günümüzde durup dururken canlılar oluşmuyor
O zamanki atmosferik koşullar ile bugünkü koşullar aynı değildir. Bugün çok daha fazla oksijen var özellikle okyanuslarda, ve oksijen kolaylıkla organik moleküllerle bileşiğe girer. Bu durum yeni canlı oluşmasına bir engel teşkil eder.
Yeni yaşam oluşmamasının daha da basit bir nedeni vardır: etrafta başka canlıların olması. Bahsi geçen ilk canlılar'ın tamamı bugün havada, karada, okyanuslarda yaşayan bakteriler için hazır besin niteliğindedir. Bu besinler etraftaki canlılar tarafından kolaylıkla sindirilir. Halbuki oluşan canlıların kendilerini koruyabilecek seviyede evrilmeleri için milyonlarca yıl gerekmektedir. Dolayısıyla bugün etrafta yeni oluşan canlılar göremeyiz.
Saygılar,
Akhenaton
17-06-2009, 14:29
Bu kadar basitse
niye günümüzde durup dururken canlılar oluşmuyor
İlk canlının dünya üzerinde oluşması matematiksel olarak imkansızdır. Dawkins amcanın kitabının bir yerindede görmüştüm.
karadenizli
17-06-2009, 14:59
O zamanki atmosferik koşullar ile bugünkü koşullar aynı değildir. Bugün çok daha fazla oksijen var özellikle okyanuslarda, ve oksijen kolaylıkla organik moleküllerle bileşiğe girer. Bu durum yeni canlı oluşmasına bir engel teşkil eder.
Yeni yaşam oluşmamasının daha da basit bir nedeni vardır: etrafta başka canlıların olması. Bahsi geçen ilk canlılar'ın tamamı bugün havada, karada, okyanuslarda yaşayan bakteriler için hazır besin niteliğindedir. Bu besinler etraftaki canlılar tarafından kolaylıkla sindirilir. Halbuki oluşan canlıların kendilerini koruyabilecek seviyede evrilmeleri için milyonlarca yıl gerekmektedir. Dolayısıyla bugün etrafta yeni oluşan canlılar göremeyiz.
Saygılar,
Sana yemin ediyorum dostum
Özellikle bir canlı oluşumu için gereken şartları hazırlayalım
canım işte ne kadar oksijen lazım ne kadar karabiber lazım hepsinin ortamını hazırlayalım
Diğer canlılara besin kaynağı olmaması için özel korumaya alalım
milyonlarca değil trilyonlarca sene geçse yine bir canlı oluşmaz ben hayalimde kurabiliyorum oluşmaz
Ateistlerde inanmaz böyle bir şey oluşacağına inançlılarda
Bu kadar basitse
niye günümüzde durup dururken canlılar oluşmuyor
Korkarım, naylon yiyen bakterilerin türemiş olduğundan haberdar değilsin.
Bu bakteriler naylon üreten fabrikaların atık suyundaki kısa molekülleri (naylon oligomerleri) yerler. Bir kaç ilgili enzimle naylon linklerini kopartarak kısa naylon oligomerleri metabolize ederler. İçerilen bağlar doğal ürünlerde bulunmadığından, enzimlerin naylonun (1940’larda) bulunmasından bu yana ortaya çıkmış olduğu aşikardır. Bunun o zaman zarfında yeni mutasyonlarla meydana geldiği açıktır.
Naylon oligomerleri parçalayan bu enzimlerin, işlevsel olarak ilgisiz bir enzimi kodlayan başka bir gen tarafından çerçeve kayması (frameshift) mutasyonu ile ortaya çıktığı bellidir. Bu uyarlama deneysel olarak kopyalanmıştır. Deneylerde naylon olmayan metabolize edici Pseudomona’lar ana besin kaynağı olarak naylon oligomerlerin bulunduğu bir ortamda yetiştirildi. Göreceli olarak az sayıdaki nesiller içinde bu enzim etkinliklerini geliştirdiler. Bu da açıkça laboratuarlarda yararlı mutasyonların meydana gelmesinin belgeli bir örneğidir.
karadenizli
17-06-2009, 21:00
Korkarım, naylon yiyen bakterilerin türemiş olduğundan haberdar değilsin.
Bu bakteriler naylon üreten fabrikaların atık suyundaki kısa molekülleri (naylon oligomerleri) yerler. Bir kaç ilgili enzimle naylon linklerini kopartarak kısa naylon oligomerleri metabolize ederler. İçerilen bağlar doğal ürünlerde bulunmadığından, enzimlerin naylonun (1940’larda) bulunmasından bu yana ortaya çıkmış olduğu aşikardır. Bunun o zaman zarfında yeni mutasyonlarla meydana geldiği açıktır.
Naylon oligomerleri parçalayan bu enzimlerin, işlevsel olarak ilgisiz bir enzimi kodlayan başka bir gen tarafından çerçeve kayması (frameshift) mutasyonu ile ortaya çıktığı bellidir. Bu uyarlama deneysel olarak kopyalanmıştır. Deneylerde naylon olmayan metabolize edici Pseudomona’lar ana besin kaynağı olarak naylon oligomerlerin bulunduğu bir ortamda yetiştirildi. Göreceli olarak az sayıdaki nesiller içinde bu enzim etkinliklerini geliştirdiler. Bu da açıkça laboratuarlarda yararlı mutasyonların meydana gelmesinin belgeli bir örneğidir.
Ben mutasyondan bahsetmiyorum
durduk yere neden bir canlı oluşmuyor onu diyorum
Bakınız eskiden deneyler yapılırdı
Bir kavanozun içerisine kokuşmuş et koyarlardı
Sonra bir kaç gün sonra etlerin içinde kurtçukları görürlerdi
çok dikkatli bakmalarına rağmen dışarıdan gelmediklerini anlayınca
Demekki durup duruken canlılar oluşabiliyormuş diyorlardı
Ama dikkkatlerinden kaçan bir şey vardı o kurtçukları oraya sinekler getiriyordu
Kavanozun kapağını iyice kapattıktan sonra tekrar denemişler-Bunu bir bilim adamı denemiş-
Uzun süre beklemelerine rağmen bir kurtçuk bile görmemişler
Ben bu oluşumdan bahsediyorum veya oluşamamazlık
Ben mutasyondan bahsetmiyorum
durduk yere neden bir canlı oluşmuyor onu diyorum
Karadenizli konuyu çarpıtma.
Bahsetmiş olduğum naylon yiyen bakteriler, mutasyon neticesinde oluşmuş yeni bir türdür. Mikroorganizmalar seviyesinde bu olayı birkaç onyıl içinde gözlemlemek mümkün.
Ancak, örneğin yeni bir primat cinsi gibi bir canlının neden oluşmadığını sorguluyorsan, bu sadece, evrim namına hiç birşey bilmediğini gösterir.
Ayrıca, hiçbir yeni tür de durduk yere oluşmaz. Canlılar, değişen koşullara adapte olmak üzere binlerce nesil süren değişimler zinciri ile yeni türleri oluştururlar. Senin birkaç onyıllık ömrün ile bu olayı gözlerinle görmen mümkün değil, doğal olarak...
Ben mutasyondan bahsetmiyorum
durduk yere neden bir canlı oluşmuyor onu diyorum
Bakınız eskiden deneyler yapılırdı
Bir kavanozun içerisine kokuşmuş et koyarlardı
Sonra bir kaç gün sonra etlerin içinde kurtçukları görürlerdi
çok dikkatli bakmalarına rağmen dışarıdan gelmediklerini anlayınca
Demekki durup duruken canlılar oluşabiliyormuş diyorlardı
Ama dikkkatlerinden kaçan bir şey vardı o kurtçukları oraya sinekler getiriyordu
Kavanozun kapağını iyice kapattıktan sonra tekrar denemişler-Bunu bir bilim adamı denemiş-
Uzun süre beklemelerine rağmen bir kurtçuk bile görmemişler
Ben bu oluşumdan bahsediyorum veya oluşamamazlık
Sevgili karadenizli bugün yeni canlı durduk yere neden oluşmuyor diyorsun. Öncelikle Şimdiki dünya ile 3.5 milyar yılki dünya arasında uçurumlar kadar fark var. Hadi diyelim 3.5 milyar yıl önceki şartları yerine getirdik. Canlı hemen hooop diye oluşacak mı? Buna hiç bir bilim adamı evet demez. Çünkü 3.5 milyar yıl öncede hop diye bir anda canlı oluşmadı. bu oluşum milyonlarca yıl sürdü.
Kısacası bugün yeni bir canlı oluşmasına engel 2 faktör vardır. Ortam şartları ve zaman.
karadenizli
17-06-2009, 22:56
Senin birkaç onyıllık ömrün ile bu olayı gözlerinle görmen mümkün değil, doğal olarak...
Gözlerinle görmediğin tanrıya inanmıyorsunda gözlerinle görmediğin o dediğin şeye inanıyorsun öylemi
Sana yemin ediyorum dostum
Özellikle bir canlı oluşumu için gereken şartları hazırlayalım
canım işte ne kadar oksijen lazım ne kadar karabiber lazım hepsinin ortamını hazırlayalım
Diğer canlılara besin kaynağı olmaması için özel korumaya alalım
milyonlarca değil trilyonlarca sene geçse yine bir canlı oluşmaz ben hayalimde kurabiliyorum oluşmaz
Ateistlerde inanmaz böyle bir şey oluşacağına inançlılarda
Oluşmadığını kim söyledi, hatta canlılığın ilk moleküllerini evindeki mutfakda bile kendin hic bir güce kutrete sahip olmadan yapabilirsin. Ondan sonra otur bekle birkac milyon sene, canlı oluşacaktır.
Bir önceki mesajım neden çöpe gitti anlayabilmiş değilim, acaba bunu çöpe atan arkadas acıklamasını yapabilir mi.
Gözlerinle görmediğin tanrıya inanmıyorsunda gözlerinle görmediğin o dediğin şeye inanıyorsun öylemi
Sayın karadenizli, bu söylediğin gerçekten karadeniz fıkrası gibi :)
Bak ben ne diyorum... Yeni bir türün oluşması en azından binlerce neslin geçmesine ihtiyaç vardır. Evrim dediğin olay bugünden yarına gerçekleşebilecek birşey değildir. Gözle görmezsin ama kanıtlardan bunu rahatlıkla görebilirsin.
Daha iyi anlaman için basit bir örnek verelim. 200 milyon yıl önceye gidelim. Mezozoik çağdayız. Dünyaya dinozorlar hakim. Ortalıkta tek bir memeli bile yok. Fil, su aygırı, zürafa, maymun, yarasa, balina vs. tek bir memelinin bile esamesi okunmuyor.
Şimdi zamanda bir yolculuk yapalım ve gelelim bugüne... Bir de bakıyoruz ki ortalıkta dinazor minazor kalmamış. Timsah gibi bazı canlılar çok az değişerek bugüne kadar gelmişler ama ortalık memeli kaynıyor. Memeliler dünyayı adeta istila etmiş.
Böylece ne oldu? Hiç ortalıkta olmayan yeni bir sınıf, memeliler ortaya çıktı ve bugün yaklaşık 4500 memeli türü ortalıkta cirit atıyor. Hatta bu türlerden birisinin önünde bugün, klavye denen bir alet var, tuşlara basıp duruyorlar :)
İşte buna "evrim for dummies" diyebiliriz...
Mesela dinozorların yaşadığı döneme bakıyorsun.Dinozorların uçanı kaçanı denizde yaşıyanı var.
Daha sonra dinolar yok olupta yeryüzü memelilere kalınca ,fare boyutundaki hayvanlarlar başlayan evrim sürecinin sonucu memelilerinde uçanı kaçanı,denizde yüzeni bir sürü türü ortaya çıkıyor.
Niye? Koca tanrı niye böyle bir benzerlik yaratmış acaba? Yoksa canlılık yaşama imkanı bulduğu ortamlara göre evrim sağladığı için mi?
güncelleme
Asagidaki linkte Dünyanın evrim kuramı kronolojsini bulmak ve incelemek mümkün.
Arkeozoik devir (canlılı)
3,5 milyar Canlılığa geçiş ve tek hücreliler
3,465 milyar, Cynobacteria benzeri canlılar
3 milyar, prekaryotlar (çekirdeksiz tek hücreliler)
2 milyar, ökaryotlar (çekirdekli tek hücreliler)
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/timeline/a1b8b9613fe21dd2a152576b866a72bd.png
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/timeline/d5aa247d93470b2ccb2a85a550cdd56c.png
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/timeline/70e0a54bd4eca0f816da3e2f0989f02e.png
devami
http://tr.wikipedia.org/wiki/D%C3%BCnyan%C4%B1n_evrimi_kuram%C4%B1