PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ilımlı Ortodoksluk


imhotep
09-08-2008, 13:55
Ilımlı Ortodoksluk

Yazımda yer alan vinyette görünen Kozak önder Bogdan Hmelnitsky’nin heykelinin, Kiev’de Çarlık döneminden beri ayakta kalan iki anıttan biri olduğunu daha önce dile getirmiştim. Diğer anıt ise, Rusları Hıristiyan yapan Prens Vlademir’e ait.

Rusların ve Ukraynalıların bir türlü paylaşamadıkları, Kiev Rus Prensliği’nin hükümdarı olan Vlademir; bazılarına göre inandığı için, bazılarına göre ise merkezi devletin ancak tektanrılı bir dünle kurulabileceğini düşündüğünden, 988 yılında, putperestliği yasaklayarak tebaasını Dinyeper’de vaftiz etmiş. İşte bu nedenle, bu ayın sonlarına doğru, Kiev’de, Doğu Slavlarının vaftiz edilişinin 1020. yıldönümü kutlanacak. Ancak kutlamalar, birtakım gerginlikleri de beraberinde başlattı. Bunların başında da, Fener Patriği Barholomeos’un Kiev’e gelmesi konusu yer alıyor.

Rus kilisesine yakın çevreler, Fener Patriği’nin bu ziyarette yerinde rahat durmayarak birtakım provokasyonlara girişebileceğini söylüyorlar. Bu çevrelerin Fener Patriği’nin gelişine karşı bu kadar sert tavır takınmalarının belli nedenleri var. Birincisi, Bartholomeos, 2004’teki Turuncu Devrim’de, Batı yanlısı devlet başkan adayı Viktor Yuşçenko’yu destekleyen açıklamalar yapmış, Fener Patrikhanesi’ne mensup bazı rahipler, gelişmelerde daha aktif rol almışlardı. İkinci olarak, Fener Patriği’nin bütün Ortodoks dünyasının mutlak lideri olma isteği (başka bir deyişle Ortodoksların “Papa”sı olmak istemesi), Ortodoks dünyasında büyük hoşnutsuzluk yaratıyor. Zira Katolik dünyasından farklı olarak, Ortodoks dünyasında, mutlak yetkilere sahip dini lider yok; Fener Patriği, diğer patriklerin yanında sadece eşitler arasında birinci olarak kabul ediliyor ve başta Moskova Patrikhanesi olmak üzere, pek çok kilise tarafından, sadece “onursal başkan” olarak görülüyor. Öte yandan, kendisine, “onursal” konumunu bilmesi, gerçek anlamda liderliğe kalkışmaması, çünkü doğrudan kendisine bağlı cemaatin İstanbul ve Gökçeada’da yaşayan 2,000 Rum Ortodoks’tan ibaret olduğu çeşitli vesilelerle hatırlatılıyor. ABD’de, Fener aracılığıyla, Ortodoks dünyasını tek bir merkezden denetleme çabasında. Fener Patrikhanesi ile ABD’nin flörtü, II. Dünya Savaşı’nın hemen sonrasına uzanıyor. Sovyet lideri Stalin, II. Dünya Savaşı’nda dinin Doğu Avrupa’da taşıdığı önemi fark edince, hapiste ya da sürgünde bulunan Rus rahiplere, hemen Moskova Patrikliği’ni kurmalarını bildirdi ve bu kiliseyi doğrudan Doğu Avrupa’da etkin olmaya sevk etti. Gelişmelerin kendisi açısından taşıdığı tehlikeyi fark eden ABD ise kendi vatandaşı Athenagoras’ı Fener Patrikliği’ne seçtirdi. Athenagoras, Başkan Truman’ın uçağı ile aceleyle Türkiye’ye getirilip Türk vatandaşlığına geçirilerek patrik ilan edildi. Bu tarihten sonra da Türkiye, Fener Patrikhanesi ile ne zaman bir sorun yaşasa, karşısında ABD’yi buldu. 1990’lardan itibaren de ABD, Ukrayna da dahil olmak üzere bütün Doğu Avrupa ve eski Sovyet coğrafyasında, “ılımlı İslam” çabalarına paralel olarak Fener Patrikhanesi eliyle “ılımlı Ortodoksluk” kurmaya girişti. (Bu noktada ufak bir hatırlatma: 1996’ya kadar Rum ve Ortodokslara karşı en şovenist söylemleri kullanan Gülen grubu, Mayıs 1996’daki Gülen-Bartholomeos görüşmesinden sonra birden tavrını değiştirerek Fener Patriği ile sarmaş dolaş oldu ve Fener Patriği’nden “ekümenik” diye bahsetmeye başladı.)

Sonuç olarak, Fener, ABD’den aldığı destekle, Kıbrıs’tan Ukrayna’ya, Kudüs’ten Estonya’ya kadar geniş bir alanda, sadece dini yapılara değil, dünyevi politikalara da müdahale ediyor. Bundan rahatsızlık duyan yerel çevreler de, Batı ülkelerinde devlet başkanı protokolü ile karşılanan Fener Patrikhanesi’ne tepkilerini ortaya koyuyorlar. Bunları hatırladıktan sonra, Fener Patriği’ni eleştirenlere “Sevr paranoyağı” diyenlere ne demek lazım geldiğini söylemeye, bilmem gerek var mı?


Deniz Berktay
Pazar Yazıları / Cumhuriyet
13.07.2008