PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İlginç Bir Belge İddiası


dilaver
11-08-2008, 22:26
Atatürk olmasa bugün Hazreti Muhammed'in mezarı da olmayacaktı

Can Ataklı
Cumartesi, 09 Ağustos 2008 10:12 Pazartesi akşamı Avrasya Televizyonu'nda Lale Şıvgın'ın sunduğu "Beyin Fırtınası" programına katılmıştım biliyorsunuz. Programın diğer konukları Nevzat Yalçıntaş ile Erol Manisalı idi.

Nevzat Yalçıntaş program sırasında Atatürk'le ilgili küçük bir anekdota yer vererek "Suudiler 1926 yılında sınırları içinde tüm mezarlıkları yıkıyorlardı. Atatürk sıranın Hazreti Muhammed'in kabrine geldiğini öğrenince bir telgraf çekerek, 'Eğer bir tek taşına bile dokunursanız ordumu aşağı gönderirim' demişti. Bunun üzerine Suudiler Hazreti Muhammed'in kabrine dokunamamıştı. Ama bu telgraf yok edildi" dedi.

Programın ana konusu kapatma davası olduğu için bu konu fazla uzun sürmedi. Programdan sonra Lale Şıvgın, yayının yapıldığı Doğatepe tesislerinde bizlere birer çorba ikram etti. Bundan yararlanarak Yalçıntaş'a "Hocam programda anlattığınız olayın ayrıntılarını söyleyebilir misiniz?" diye sordum.

1981 yılında 12 Eylül askeri yönetimi Atatürk'ün 100. doğum yılı nedeniyle kapsamlı bir program hazırlamış. Prof. Yalçıntaş o dönemde İlim Kurulu'nun başına getirilmiş. Amaç Atatürk'le ilgili çeşitli kaynaklardan arşiv araştırması yapmak ve "bilinmeyen Atatürk'ü" ortaya çıkarmakmış.
Yalçıntaş, "Dışişlerinde Münir Bey vardı. (Soyadını hatırlayamadı) İyi bir araştırmacı ve arşivciydi. Ona Dışişleri Bakanlığı arşivlerinin araştırılması görevi verilmişti" diyerek anlatmaya başladı.

Sonra da sürdürdü: "Bir gün Münir Bey aradı. Çok ilginç bir belge bulduğunu, bunu getirip göstermesi gerektiğini söyledi. O sırada benim çalıştığım başbakanlık binası ile dışişleri binası aynı yerde. Hemen atlayıp geldi. Çok heyecanlıydı."

Prof. Yalçıntaş, Münir Bey'in gösterdiği belgeye baktığında çok şaşırdığını belirterek şöyle devam etti: "Belge bir telgraf metniydi. Henüz yeni kurulan Suudi devletinin kralına gönderilmişti. Telgrafta 'Hazreti Muhammed'in mezarının yıkılacağını derin üzüntü içinde öğrendim. Bu kutsal emanete asla dokunamazsınız. Bir tek taşının bile zarar gördüğünü duyarsam orduyu aşağıya gönderirim' anlamına gelen cümleler vardı."

Yalçıntaş, burada Hazreti Muhammed'in mezarı ile ilgili kısa bir detay anlattı. İngiliz işgali sırasında komutan olan Fahrettin Paşa'nın kabri terk etmemek için uzun süre direndiğini, aç kaldıklarını bu nedenle çekirge yiyerek beslendiklerini, sonunda İngilizler'in hiçbir şekilde dokunmamaları kaydıyla Hazreti Muhammed'in mezarını terk ettiklerini ancak kutsal emanetleri de yanlarına aldıklarını söyledi.

Şimdi gelelim belgenin bulunmasından sonraki gelişmelere, çünkü vahim ve ilginç olan bu: Nevzat Yalçıntaş'ın anlattığına göre Münir Bey belgeyi önce bir üst amirine götürüyor. Belge oradan daha yukarı taşınıyor. Sonunda müsteşara oradan da Bakan İlter Türkmen'e geliyor. Tabii Evren Başkanlığı'ndaki Milli Güvenlik Konseyi'nin de haberi oluyor.

Sorun şu: Bu belge ne yapılacak? Dönemin Atatürkçü komutanları ve onların emrindeki bürokrasi bu belgenin açıklanmasını istemiyor. Ancak belge de ortaya çıkmış bir kere. Sonunda o dönemde yazılan ve şimdi kitapçılarda tek nüshası bile kalmayan bir Atatürk kitabının içine, hiçbir anons yapılmadan konuyor.

Kısacası konu adeta kapatılıyor, sadece o tuğla gibi kalın kitabı sonuna kadar okuyanların dikkatini çekecek biçimde "zevahiri kurtarmak" adına konuyor.

Peki bu belge şimdi nerede? Kimin koruması altında? Bu da bilinmiyor. Bilinen tek şey, Atatürk'ün İslam aleminin peygamberi Hazreti Muhammed'in mezarının ortadan kaldırılmasını önlemesi herkesten saklanıyor.
*****
Hazreti Muhammed Mescidi Nebevi'de yatıyor
Hazreti Muhammed 571 yılında doğdu 632 yılında vefat etti. Peygamberimiz Medine'de oturduğu evde toprağa verildi. Bu mezar bugün dünyanın en büyük camisi olan Mescidi Nebevi'nin içinde.
Mescidi Nebevi, Hazreti Muhammed'in Mekke'den Medine'ye göç etmesinden sonra ilk namaz kıldığı yer. Hazreti Muhammed, Medine'de oturduğu evin hemen yanına kentin ilk mescidini inşa ettirmişti. Bu mescit geçen yıllar içinde defalarca yenilendi. Bugün 600 bin kişinin aynı anda namaz kılabildiği Mescidi Nebevi'nin korumasını çok uzun yıllar Osmanlı askeri yapmıştı.

Arabistan'da mezar adeti yoktur. Ölüler herhangi bir yerde toprağa verilir, üzerine belirleyici bir şey konmaz. Bu nedenle sadece Hazreti Muhammed'in mezar yeri ile ilgili bilgi vardır. O'nun dışındaki İslam büyüklerinin mezarlarının yeri bilinmez. Bir süre önce Hazreti Muhammed'in annesine ait olduğu ileri sürülen bir mezar ortaya çıkarılmıştı. Ancak Suudi yönetimi bu mezarı da ortadan kaldırmış ve yerine otopark yapmıştı.
Atatürk'ün müdahalesi olmasa Suudiler, Mescidi Nebevi'nin hemen dibindeki Hazreti Muhammed'in mezarını da tamamen ortadan kaldıracaktı. Nitekim Hazreti Muhammed'le aynı yere defnedildikleri bilinen Sahabe'nin önde gelen isimlerinin mezar yerleri bugün dümdüzdür.
*****
Yaşar Nuri Öztürk: Ali Babacan araştırma izini vermedi

Nevzat Yalçıntaş'la sohbetimiz sırasında "Bir gün Yaşar Nuri Öztürk Bey aradı. Benim bu anlattığımı duymuş, belgeye nasıl ulaşabileceğini sordu" dedi. Ben de "Belgeyi bulmuş mu?" diye sorunca "Onu bilemiyorum, ama galiba bir kitabına koymuş ben okuyamadım" dedi.

Bunun üzerine önceki gün Yaşar Nuri Öztürk'ü aradım. Öztürk, Yalçıntaş'ın anlattıklarını doğrulayarak, "Ancak bunu henüz bir kitabıma koymadım. Araştırmayı aşağı yukarı tamamladım, Gazi Mustafa Kemal ve İslam isimli çok kapsamlı bir kitap hazırlıyorum, bunun bitmesi üç yılı alır. Konu bu kitapta yer alacak" dedi.

Milletvekili olduğu sırada bu belgeye ulaşmak için çok çalıştığını söyleyen Öztürk, "Belge Dışişleri Bakanlığı arşivlerinde. Milletvekili sıfatımla bu arşivlerde çalışmak için bakan Ali Babacan'a başvurdum, ama bana izin vermedi" diye konuştu.

Öztürk'e "Peki hocam, böyle bir belgenin açıklanmasını neden istemiyorlar?" diye sordum. Öztürk'ün cevabı çok ilginç oldu.

Şöyle dedi: "Atatürk'ü din ve İslam dışı göstermek isteyenler elbette bu belgeden rahatsız olacaklardır. Bu nedenle dini siyasete alet edenler emperyalistlerle iş birliği bile yapabiliyor. Dincilerle İslamı reddedenler bu noktada birleşebiliyor."

Ayejj
12-08-2008, 01:16
Konunun uzmanı degilim.Ama 1926 yılındaki bir belgeden bahsediliyor.Atatürk yeni cumhuriyeti koruma çabaları içerisinde kendisine din düşmanı diye saldıranlara karşı politik bir manevra amaçıyla bu telgrafı çekmiş olabilir.

evrensel-insan
12-08-2008, 01:47
Saygideger dilaver;

Atatürk sıranın Hazreti Muhammed'in kabrine geldiğini öğrenince bir telgraf çekerek, 'Eğer bir tek taşına bile dokunursanız ordumu aşağı gönderirim' demişti. Bunun üzerine Suudiler Hazreti Muhammed'in kabrine dokunamamıştı. Ama bu telgraf yok edildi" dedi.-dilaver

Sene 1926, TC daha yeni kurulmus, ordusu zaten yorgun. Ustelik, cografyayi gozonune getirirsek; "ordunun asagi inmesi" bayagi, bir zaman alir. Ustelik, Suudilere varana kadar, arada bir kac ulke var. Ayrica, bu telgraf-ki eger bu ifadeyle yazildiysa-"kafa tutucu" bir icerige sahip. Rica edici bir dille yazilabilirdi. Ustelik, bir Suudi kralinin, boyle bir telgraftan "korkmasi" da, mantiksiz. Suudiler, muhammedin mezarina dokunmadiysa, bunun daha baska nedenleri vardir.

Bence, bu olayi ortaya cikartmanin altinda, politik bir neden yatmaktadir. O da, Ataturk'u dine yakin gosterme cabasidir. Bunun nedeni de, islami savunanlarin veya Turkiye'ye islami icerikli bir sistem getirmek isteyenlerin politik bir yaklasimidir. Tabi ki, bu politik yaklasimin altinda, Ataturkcu olanlari saflara cekmek yatmaktadir. Sonucta, ataturkculer, ne de olsa muslumandir.

Bu taraf cagrisi, ayni zamanda laikligide ilimlastirma politikasidir. Bence, bu dumanin altindaki ates, F. Gulen'dir. Hatta gerekirse bu telgraf ortaya da cikarilabilir. Ortaya cikarilma amacida politiktir. Ortaya cikmasa bile, bu telgrafin kamuoyundaki etkisi buyultulebilir. Dolayisiyle, her halukarda bu olay, islami kesimin yararina gozukmektedir.Bekleyelim, gorelim.

Saygilarimla;
evrensel-insan

yucemanitu
12-08-2008, 03:01
Evrensel'e katılıyorum Atatürk; askerlikten gelen biri olarak o yıllarda aradaki İngilizlerle savaşarak Suudi Arabistan'a girmeye kalkmasının yeni kurulan TC için tehlikeli olduğunu bir devlet adamı olarak da başka öncelikleri olduğunu bilmesi gereken biridir. Ayrıca bir devlet başkanının bir diğerine hiç de diplomatik olmayan bir dille tek taşına dokunursanız orduyu gönderirim, şeklinde laflar söylemesi pek inandırıcı değil. Bu olay nedense bana bazı akademisyenlerin durup durup "Türkler İslamiyet'i çöl bedevisi Araplardan daha iyi bilir" diye konuşmalarını hatırlattı. Bir ırk bir diğerinden daha Müslüman artık nasıl bir teraziyle ölçülüp tartılıyorsa... Mezarı yıkmak istemeleri aceba kesin mi? Muhammed onlarında peygamberi. Arabistan hakkında bin türlü şehir efsanesi anlatıyor insanlar, çoğu gerçeklerden uzak. Hatta orda çalışan biri öyle bir şey zırvaladı ki Kabe'yle ilgili Araplar güya orda akıl almaz şeyler yapıyormuş Müslüman arkadaşları rencide etmeyeceğini bilsem yazardım. Git işine oranın bekçisi yok mu sanki? Kim bilir orası nasıl korunuyor, dememe rağmen de ısrar etmişti. Adamlar neden peygamberin mezarını annesinin mezarını yıksın ki koca ülkede arazi mi kalmadı?

Verenus
16-08-2008, 05:39
Saygideger dilaver;

Sene 1926, TC daha yeni kurulmus, ordusu zaten yorgun. Ustelik, cografyayi gozonune getirirsek; "ordunun asagi inmesi" bayagi, bir zaman alir. Ustelik, Suudilere varana kadar, arada bir kac ulke var. Ayrica, bu telgraf-ki eger bu ifadeyle yazildiysa-"kafa tutucu" bir icerige sahip. Rica edici bir dille yazilabilirdi. Ustelik, bir Suudi kralinin, boyle bir telgraftan "korkmasi" da, mantiksiz. Suudiler, muhammedin mezarina dokunmadiysa, bunun daha baska nedenleri vardir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Bunu ciddi mi söylüyosun suudi kralı da ne demek.Bi düşün istersen vahabi aşiret reisleri kral yapıldı ingiliz idaresinde.Çok cesur adamlardı korkmazlardı diyosun yani.Atatürkün böyle bi telgraf çekmediğine eminim can ataklı soytarısı duyduğu bi saçmalığa sazan gibi atlamış ama emin ol Mustafa Kemalin tehdit etme gücü vardı o kıytırık aşiret reislerine karşı.

mhmd
16-08-2008, 11:43
Aradım taradım, uğraştım, çok emek verdim lakin sonunda bu işin FETVAsını buldum!!!

Bir işi kitabına uydurmak istiyorsanız işiniz çok zor değildir.
-Yaptığınız negatif eylemi başkalarının üzerine atabilirsiniz.
-Veya herhangi bir negatif eylemi hedefinizdeki kişiye mal edebilirsiniz.
-Var olan sorunun çok değersiz olduğunu ispat edebilirsiniz. Ya da önemsiz bir şeyi değerli kılabilirsiniz.
-İnsanların fikirlerini yönlendirebilmek için değişik şeylerle korkutabilirsiniz, ya da sahte sevinçlere gark edersiniz.
-Pozitif bir olayı olumsuz kişi ve kişilere yamayarak negatifleştirmeye çalışabilirsiniz.
.
.
Velhasıl kelam istediğinize ulaşabilmek için biraz çaba sarfetmeniz pragmatik sonucu sizlere sunabilir.

Bu belge gerçekten de var olmuş olabilir, ya da hiç olmayabilir.
Ne, olması, savunulan düşünceye bir kanıt teşkil eder, ne de olmaması.
Nedeni çok basittir?
Bu belgenin temasına uyan başka belge (yetmez belgeler) var mıdır?

pante
16-08-2008, 20:58
Bu belgenin temasına uyan başka belge (yetmez belgeler) var mıdır?

Atatürk'ün 1937'deki meclis konuşması:

http://www.sp.org.tr/haber.asp?list=1&haber=1179

Atatürk Filistin davasına sahip çıktı:

Atatürk’ün 27 Temmuz 1937 tarihinde TBMM’de yaptığı konuşma metninde şu ifadelere yer veriliyor:

"Arapların arasında mevcut olan karışıklığı ve hoşnutsuzluğu kimse bizim kadar bilemez. Biz vakıa birkaç sene Araplardan uzak kaldık. Fakat kendimize kâfi derecede güvenip ve kudretimizi bildiğim için İslamiyet’in mukaddes yerlerini Musevilerin ve Hıristiyanların nüfuzunun altına girmesine mani olacağız. Binaenaleyh şunu söylemek istiyoruz ki, buraların Avrupa emperyalizminin oyun sahası olmasına müsaade etmeyeceğiz. Biz şimdiye kadar dinsiz ve İslamiyet’e lakayt olmakla ittiham edildik. Fakat bu ittihamlara rağmen Peygamberin son arzusunu, yani mukaddes toprakların daima İslam hâkimiyetinde kalmasını temin için hemen bugün kanımızı dökmeye hazırız. Cetlerimizin, Selahaddin’in idaresi altında uğrunda Hıristiyanlarla mücadele ettikleri topraklarda yabancı hâkimiyet ve nüfuzunun tahtında bulunmasına müsaade etmeyeceğimizi beyan edecek kadar bugün Allah’ın inayetiyle kuvvetliyiz. Avrupa bu mukaddes yerlere temellük etmek için yapacağı ilk adımda bütün İslam âleminin ayaklanıp, icraata geçeceğine şüphemiz yoktur."

murted
01-11-2012, 13:51
Aynı saçmalık gene gündeme geleceğe benziyor.

Konu Suudiler'in aynı şeye tekrar teşebbüs edecek oluşu.
Hürriyet ise haberi ana sayfasındaki sekmelerde şöyle vermiş:

http://www.hurriyet.com.tr/anasayfa/

Hz. Muhammed'in mezarını yıkacaklar
BENİ ORAYA İNDİRMEYİN[

Hz. Muhammed’in mezarına buldozer (http://www.hurriyet.com.tr/planet/21819465.asp)


Suudi Arabistan dünyanın en önemli İslam miraslarından Mescid-i Nebevî'ye buldozer sokmaya hazırlanıyor. AK Parti eski Milletvekili Prof. Nevzat Yalçıntaş, Suudilerin Hz. Muhammed'in mezarının yıkılmasına yönelik 1926 yılındaki teşebbüsünü 2008'de gündeme getirmiş, Atatürk'ün o dönemde Suudiler'e "Eğer bir tek taşına bile dokunursanız ordumu aşağı gönderirim" diye telgraf çekerek, yıkımın önüne geçtiğini belirtmişti.

(...)

"HZ. MUHAMMED'İN MEZARINI YIKILMAKTAN ATATÜRK KURTARMIŞTI"
Ak Parti eski Milletvekili Prof. Nevzat Yalçıntaş, Suudilerin Hz. Muhammed'in mezarının yıkılmasına yönelik 1926 yılındaki teşebbüsünü 2008 yılında gündeme getirmişti.

Yalçıntaş, Kanal D'de yayınlanan Abbas Güçlü'yle Genç Bakış programında şunları söylemişti:

"Suudi Arabistan sınırları içindeki tüm mezarlıkları yıkıyorlardı. Atatürk sıranın Hz. Muhammed’in kabrine geldiğini öğrenince bir telgraf çekerek, ‘Eğer bir tek taşına bile dokunursanız ordumu aşağı gönderirim’ demişti. Bunun üzerine Suudiler Hz. Muhammed’in kabrine dokunamamıştı. Ama bu telgraf yok edildi.”

İddianın mesnedinin olmadığı gayet açık. Hal böyleyken Hürriyet, Hürriyetliğini gene yapmış.

Neva
01-11-2012, 18:49
Eger boyle bir belge gercekten varsa(varsayim) ve saklaniyorsa bir tek sebebi olabilir, zira Ataturk surekli olarak Semsogullari'ni arattirdigindan, Mescid-i Nebevi'nin yikilmasini istememis olabilir.

Yani yikilmasina karsi cikisinin sebebi dini degil, politik ve tarihseldir. Zira islam dunyasi, yayilmaya basladigindan itibaren, tum eski yapilari her nedense(!) yenileme, dolayisiyla tahrif etme ihtiyaci duymustur.

Oysa o donemki yapilarda cok fazla ayrinti saklidir tarihsel olarak. Tarih bir nevi o donemde mimari yapilara gomulmustur kalici olmasi bakimindan.

Burada ortaya cikacak olan farkli kokenli eski Turk boylari bir kisim cevreleri rahatsiz edecektir. Zira orada iki farkli dinin/siyaseten ve kimliksel olarak kokeni var.

Oysa Turk kulturunde kultlerin onemini zaten biliyordu Ataturk, yakin yillarda Tahsin Mayapetek'e arastirmalar yaptirmisti. O da kayip boy'u/boylari ariyordu zira.

Bugun maalesef politik olarak, emperyalizm pompalamasiyla, israrla hristiyan koklerine dayandirilmak istenen eski Turk tarihi bilinen birsey.

Cok eski Turklerin kullanmis oldugu cross'a(hac) benzer, gok tanrilari bile hristiyanlik olarak (hristiyanlik hac'i gibi)sunuluyor, oysa ki adamlarin hangi inancla kullandiklari gayet acik.

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=28535&highlight=yildizli

Halbuki bolgedeki tum dinlerin koken olarak Gunes kultunden ciktigini biliyoruz.

Muhakkak ki Ataturk de(o kadar tarihe, kayip uygarliklara vs. merakli bir insan), bu Kuran'i ve diger kitaplari bizler gibi okumustur veya bir Arapca vs. diller bilen insanlarla tetkik etmistir ve bizler gibi gercek senaryoyu gormustur. (Biz nasil ki okuyup da dinden ciktiysak) Cunku askeri kimliginin disinda, tarihsel olarak bu yonunu ve merakini bilmekteyiz.


@ Belge ille de vardir demiyorum, sadece varsayimdan yola cikip gizleniyor olabilir diye fikir yurutuyorum. Halen Topkapi sarayinin dahi acilmayan odalari malum.

kader
01-11-2012, 20:20
HZ. MUHAMMED'İN MEZARINI YIKILMAKTAN ATATÜRK KURTARMIŞTI

http://www.youtube.com/watch?v=UzMHvT-ZtCk&feature=youtu.be