PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Masonluk Nedir ?


AKHENATON
19-08-2008, 00:51
Son günlerde sohbet odasındaki tartışmayı foruma taşımak istedim.Konuyla ilgili özellikle masonlarla yakın temasta olan sayın İnvi den oldukça yoğun katılım bekliyorum.

Konuyu dağıtmamak için operatif öncesi ve sonrası olarak ayırmakta fayda var.

Öncelikle masonluğun ne olduğunu bilmemiz gerekiyor.Peki nedir bu masonluk.

Ben Kendi tanımlamamla konuyu başlatıyorum ;

Masonluk , Aydınlığın karanlıkla savaşıdır.

dilaver
19-08-2008, 01:10
Masonluk ismi üstünde taş ustasıdır. Önemi olan taş ustalıgının tarihte neden önem kazandıgıdır, ya da taş ustaları neden gericilige karşı bir dönem aydınlanmayı temsil etmişlerdir ve hangi saik onlara günümüze kadar gelen gizli bir gücü saglamıştır.

Önce taş ustalarının uygarlıktaki yeri nedir, bunu tartışabilirsek verim alabiliriz.

saygılarımla

Serdar
19-08-2008, 01:27
Masonluk, karanlığın aydınlıkla savaşıdır günümüzde. Taaaa eskiden mi, onu bilmem.

-InVi-
19-08-2008, 01:29
operatif öncesi ve sonrasi degil.....
spekulatif öncesi ve sonrasi olmali .....
zaten masonluk "meslek" örgütlenmesi oldugu zaman operatif'di , ayni meslek icinden olmayanlari kabul etmek ile "spekulatif" masonluga dönüstü....

masonluk hiram usta ile mi baslamistir yoksa bir it'in kuyruguna takilanlarin bir örgütlenmesi midir ?

AKHENATON
19-08-2008, 02:34
operatif öncesi ve sonrasi degil.....
spekulatif öncesi ve sonrasi olmali .....
zaten masonluk "meslek" örgütlenmesi oldugu zaman operatif'di , ayni meslek icinden olmayanlari kabul etmek ile "spekulatif" masonluga dönüstü....

masonluk hiram usta ile mi baslamistir yoksa bir it'in kuyruguna takilanlarin bir örgütlenmesi midir ?



yahu invi bırak operatörü spekülatifi önce çıkış ve nediri bilmeden , neyin nerde neden dönüştüğünü nasıl bilecez.

Önce masonluk nedir sen ondan başla, diğer safhalar sonra.

Masonluk, karanlığın aydınlıkla savaşıdır günümüzde. Taaaa eskiden mi, onu bilmem.

sayın serdar son 200 yıldır masonlar dünya üzerinde aktif rol oynamazlar, diğer organizasyonları karıştırmamak lazım.

-InVi-
19-08-2008, 03:31
Akhenaton
masonluk icindeki "spekulatif" masonlugu kücümsemek , masonluk hakkinda aslinda bilgi sahibi olmak istememektir ve günümüz masonik örgütlenmeleri var olus nedenlerini bilmemek istemektir.
masonlugun esas ve asil derdi budur....Tas ustaligindan ortaya cikan bir meslek örgütlenmesinde, bankacilarin ve diger meslege sahip olanlarin hangi nedenle ne isi var ?
Dilaver'in yazdigi gibi öncelikle Tas Ustalarinin tarih icindeki konumu, sonra avrupada yapilan "muhtesem" gotic tarizi yapilar ve bu yapilari yapanlarin mesleki becerilerini sir olarak kabul etmesi , ve sonra spekulatif masonluk ile beraber gelisen süre hakkinda gercekleri yorumlamak ile baslanmali .....operatif olan masonluk, spekulatif masonlar sayesinde, "kol emekcisi" olan örgütlenme tarzindan, "para" eksenli bir akima dönüsmüdür dönüsmemismidir ?
Londra'da 24.06.1717 ne karari almistir masonlar ? bu karari niye almislardir ?
Ve günümüz masonlari 28.02.1723 yillinda aciklanan "Anderson Constitutions"( Mason olarak yasadiklari ve calistiklari devlet icinde bariscil insanlardan kabul edilir, hic bir zaman Ülke Barisini / ülke icindeki hakim olan barisi / bozacak bir isyanin icinde olamazlar) olarak bilinen ilkelere tarih icinde ne kadar sahip cikabilmislerdir ?!

Günümüz Dünya Masonlari masonlugun ortaya cikis tarihi ötükende degil, süleyman magbedin'nin oldugu topraklarda kabul ederler. Masonlugun ortaya cikisi son masonlar acisindan son derece aciktir ve bunun senin ( sohbet odasinda) öne sürdüklerinden uzaktan yakindan ilgisi yoktur. Sen kendi kafaina göre bir masonluk üretebilirsin ama su kesin ki senin bu kafandaki "masonlugun tarihini" sahiplenecek bir masonun varliginin olamayacagi.

AKHENATON
19-08-2008, 03:49
yahu sayın invi bırakın şimdi sohbet odasında sınırlı yazdığım şeyleri, konumuzun özüne dönelim, spekülatifi, spekülatif olmayanını küçümsediğim falan yok, tek derdim konuyu gerçeğiyle ortaya çıkarmak ,

sizin yazınızdan anladığım kadarıyla, masonluk ki , ben buna genel olarak masonluk demem kardeşlik derim , taş ustası bir vatandaşın örgütlenmesiyle ortaya çıkan bir organizasyondur. Yanlışım varsa düzeltin. konu hakkında daha fazla detay yazmayacaksanız ufaktan girmeyi planlıyorum.Ama yazdıklarınız her yerde bulunan klasik sağ düşüncenin karalama edebiyatından başka birşey değil, bunuda belirtmek isterim.

şimdi 1700 üzleri falan bırakalım o zaman dilimi ayrı, orda birtakım sızmalar söz konusu.asıl başlangıç yapmamız masonluğun ne olduğu, sadece bir örgütlenmemi.

-InVi-
19-08-2008, 04:06
karalama edebiyati ?!
Inna Minna....


Siz benim yazimdan bunu mu cikardiniz ? Masonlar "sag" veya "sol" diye ayirmak dogru degildir, onlar öncelikle tüm totaliter rejimlere karsi olduklari yüzünden, tüm totaliter rejimler tarafindan yasaklanip baskilara maaruz kalmislardir.
evet gidilecek yok bellidir....süleyman magbedinin ustasindan yaptiklari ile, bati avrupadaki aydinlanma da aktif rol alan bireylere uzanan ve günümüzde rotschild'ler , rockefellerler, oppenheimer'ler ile anilan, ingiltere'nin himayesi altinda güclenebilen, fransa'da burjuva devrimden sonra "din"den kopup, laik-masonluk / seküler masonluk dönemine giren, ve nihayetinde amerikanin kurulus bildirisine imza atanlara uzanan bir masonluk tarihi var önümüzde......

Mustafa Kemalin Makedonyadaki "veritas locasinda" kayidi olup olmadigi
Türkiye'deki "uykuya yatma dönemi" ve süleyman demirelin mason olmadigina dair mason locasindan belge talep etmesi, ve günümüz türkiyesindeki masonlarin vakiflar araciligi ile varliklarini sürdürmesinin sadece ve sadece yorumlanmasi gereken konulardan bir kacidir....

Ben elimden geldigi kadar Masonlari onlar kendilerini nasil tanimliyorsa öyle kabul ediyorum ve kendi deger yargilari ile celisip celismedikleri ile yorum yapiyorum.
Yoksa "yok" o masonluk degil o sadece "Bir kardeslik" demenin hic bir faydasi yok....Masonluk var olan masonlugu kabul eden insanlar icin ne ise , o dur. Kafanizdaki Masonlugun ise Masonluk ile uzaktan yakindan ilgisi yoktur.

-InVi-
19-08-2008, 04:10
Masonluk ona tabi olanlarin bir "vifagi" dir
Fikirde ve Harekte güc birligi'dir.....
Bahsi gecen Fikir ise özünü "Aydinlanma" döneminde olgunlastirmistir.
Sizin anlayabileceginiz sekilde ifade edecek olursak, Masonluk tarihin hic bir döneminde ne bir "kurtlar sofrasinda" yer almistir , nede kendisi gücünü oradan alir....

okinono
19-08-2008, 09:32
http://www.kitapyurdu.com/kitap/113392/masonlugunkokenlerikutsallikvemeslek.htm

Masonluğun Kökenleri / Kutsallık ve Meslek






Paul Naudon
HOMER YAYINLARI
Paul Naudon, 1953 yılında yayınlanan Les origines religieuses et corporatives de la Franc-Maçonnerie (Masonluğun Dinsel ve Mesleki Kökenleri) adlı klasikleşen kitabını, yarım yüzyılı aşkın sürdürdüğü yeni araştırma ve incelemelerle zenginleştirerek okuyucuya sunuyor.İnsanlığın tarihsel gelişimi içinde yaşanan olayların, masonik rit ve sembollerin kaynağı eşliğinde incelenmesi, merak edilen konulara ve birçok efsaneye ışık tutuyor. Bunların içinde en önemlisi Hıram Efsanesi. Böylece sembolik bir yapısı olan efsane ilk kez tarihi, dini ve felsefi bir araştırmanın konusu oluyor. Efsanenin işlenişindeki deneyüstü yaklaşım, günümüzde halen merak konusu olan Hür-Masonluğunge/eneÂrse/ inisiyatik yapısına da açıklık getiriyor.Eski dönemlerde duvarcı ustalarını, inşaatçıları kapsayan bir meslek örgütü olarak başlayan Masonluğun kökenleri, Romalıların meslek örgütlerinden (collegia) itibaren incelenirken, zaman içinde gelişen olaylara ve oluşan topluluk ve loncalarla geleneklerin kuşaktan kuşağa devredildiğine tanık oluyorsunuz. NJYazar bu anlayış içinde gelişen Operatif Masonluğun giderek nasıl bir yaşam, düşünce ve davranış sistemine dönüştüğünü yalın bir anlatım içinde dile getiriyor.2001 yılında ölen Paul Naudon Hukuk Doktoru idi. Uzmanlık alanı kamu hukuku tarihi ve kamu kuruluşları olan yazar, aynı zamanda Fransa'da yüksek derecelerde bulunmuş bir Masondu. Chevalier Bienfaisant de la Çite Sainte (Kutsal Kent Hayırsever Şövalyesi) unvanına sahipti ve 33. Derece Hâkim Büyük Genel Müfettiş olarak görev yapmıştı.Grand Prieure de Gaule (Rektifiye Edilmiş Skoç Rejimi) ve Fransa Eski ve Kabul Edilmiş Skoç Riti Yüksek Konseyi üyeliklerinde de bulunmuştu.SİTE:www.kitapyurdu.com (http://www.kitapyurdu.com)

AKHENATON
19-08-2008, 16:56
Peki kimse yazmıyor ben kendime göre maddeler yaptım , ona göre yazıcam.Öncelikle düşünceyi kısa kısa vermeye calışacağım , uygulama konusuna girersek tüm roma ve bizans tarihini anlatmamız gerekli , aynı zamanda katharlar ve tapınakçılar ve sonrasında kardeşlik grubuna sızanların uygulamalarını belki başka forumda açarız.

1- Masonik kökler ve dağılımı.
2- Yanlış gelişen bir uygarlık ve mülkiyetin doğuşu.
3- Pisagor kardeşliği ; hermes-pisagor
4- Corpus Hermeticum
5- Pseudo metinler, sağcı yazarların çarpıtma kitapları
6- Cadı avı ve islamiyetin yükselişi.
7- Heretic
8- Bazı önemli kişiler ve dünya felsefesine katkıları
9- Hiram abif efsanesinin gerçeği
10- Kutsal G ve diğer sembollerin gerçek anlamları.
11- Marksizim ile masonluk arasıdındaki temel fark ve marksizmin tarihi yanılgısı.

timsah
19-08-2008, 20:46
Hy nin mason locasına sorduğu bir sorunun yanıtı;

Masonluğun Yahudilikle bu kadar benzeşmessi ve felsefelerinin bukadar paralellik göstermesinin anlamı nedir?



Mason locasının cevabı;

Özgür Masonluğun felsefesi Yahudiliğe hiç benzemez. Biz tüm insanların barış ve kardeşliğinden yanayız. Yahudilikte var olan "farklı bir taraf olma arayışı" asla Masonluğumuzda yoktur. Masonluğun kurumsallaştığı 18. yüzyıl başlarında ve Batı Avrupa ortamında, referansını o günün kültüründen alması doğaldır. O zamanın kültür ögeleri içinde yoğunlukta olan dinsel motifler, simge olarak zaman zaman Masonlukta da yer bulmuştur. Ancak simgelerin yorumlanması her kültürde farklıdır. Örneğin Masonluk güneşi aydınlık olarak ele alırken, bazı kültürler güneşe tapmıştır. Yedi sayısı Maya kültüründe "önüm, arkam, sağım, solum, üstüm, altım ve onları tanımlamak için gerekli olan başlangıç noktası yani ben" olarak anlatılırken Yahudi kültüründe bambaşka açılımlar almaktadır.

serüvenci
19-08-2008, 23:22
akhenaton,

bu tip örgütlenmeler bir isyanın yani bir karşı çıkışın sonucu doğar. dinleri de aynı kefeye koyabilirsin. yahudiliğin ortaya çıkışını incelersek firavunun sömürüsüne karşı çıkışın uzun bir öyküsüdür. hristiyanlığın ortaya çıkışını incelersek mevcut sertlik politikasına karşı çıkışın öyküsüdür. masonların yani duvarcıların da ortaya çıkışı bu tip bir nedene dayanır. islamiyetin ortaya çıkışı da öyledir.
masonların veya dinlerin yönelişini insanlar belirler. zaman içinde bu tip örgütlenmelerde çıkar ilişkileri gelişir ve belli çıkar grupları oluşarak sömürü düzeninin çarkına girerler. senin düşüncelerini savunudğunu düşündüğüm ezoterik yapılanmalar da bu yönde ilerlemektedir ve ilerleyecektir de.
kesinliği olsun veya olmasın atlantis uygarlığıyla ilgili verileri incelediğimizde aynı sonuçlara ulaşırız.

saygılarımla.

AKHENATON
19-08-2008, 23:56
akhenaton,

bu tip örgütlenmeler bir isyanın yani bir karşı çıkışın sonucu doğar. dinleri de aynı kefeye koyabilirsin. yahudiliğin ortaya çıkışını incelersek firavunun sömürüsüne karşı çıkışın uzun bir öyküsüdür.

saygılarımla.

ben işin bu noktasına katılamayacağım ; öncelikle ne mısırda bşr yahudi varlığı söz konusudur , nede mevcut anlatımlar piramitlerin yaşına uyar , bu sadece kurumsal bilimin gerek yahudiliği doğrulama gerekse piramitlerin yapılışı konusunda insanlığın önüne attığı yemdir.

Serdar
20-08-2008, 00:01
Masonluk, günümüzde, faşist küreselleşmeci, emperyalist, yeni dünya düzeni denen düzende, bir araçtır. Hiyerarşik dünya piramitinde, orta ve onun biraz üzerindeki bir basamaktır. Emperyalist faşizm, her türlü örgütü, istihbarat servislerini, casusları, ajanları kullandığı gibi masonluğu da kullanır. Dünyanın her tarafına yayılmıştır neredeyse bu örgüt. Amacı küreselleşmeci faşist düzene hizmet etmektir.

Alt dereceli masonların(ki bunlara kimisi önlüksüz masonlar derler) masumdur, masonluğu insanlığa hizmet eder sanır. Asıl casus ve işbirlikçi taraf, üst dereceli masonlardır. Bunlar, amaçlarına giden yolda devlet, şirket, vakıf, kuruluş gibi yerlerde kilit noktaları tutarlar.

Çıkış noktasını bilmem, duvarcı mıdır, şamanist midir, yoksam gökten mi inmiştir. Çok okudum, çok araştırdım, bir sürü dedikodu var bu konuda. Bir çoğu kafa karıştırmak için, gerçek işlevini saklamak içindir.

Masonluk, tam tersine, son 200-300 yıldır asıl gerçek tehlikeli işlevlerine sahip olmuş gibi görünüyor.

-InVi-
20-08-2008, 01:04
Masonluk ve Fasizim :)
hosgeldin Harun Yahya !
Peki neden tüm fasit devlet baskanlari mason localarini kapatti ? hitler , mussolini , franco ?!
Masonluk , Goethe'dir....Lessing'dir....masonluk bunlarin hayata duruslari ile olgunlasmidir, Hitlerin okunmasini yasakladigi yazarlar arasinda Lessing gelmektedir...

Ayejj
20-08-2008, 01:18
Duvarcı ustası bağlantısnı şu açıklayabilir.

Masonlar için geometri kutsaldır.Geometrik şekilleri soyut anlamda birçok şeyi açıklamakta kullanırlar.Mesala piramitin zirvesi hükümdarı, alt tabanı halkın en aşağı tabakasını temsil eder.Aralardakilerde yönetim kademelerini temsil eder.

Geometri şekiller bilimi,şekiller mimarlığın temel taşı,Hiram ustada bir eski çağ mimarı hepsi biribirlerini tamamlıyor.
Osmanlının modernleşme çabalarına ve Türkiye nin modernleşme çabalarına masonların faydalı hizmetleri olduğuna inanıyorum.

kandahar
20-08-2008, 04:06
Mustafa Kemalin Makedonyadaki "veritas locasinda" kayidi olup olmadigi


Öyle çamur atmak yok Invi efendi. Mustafa Kemal'le ilgili bu iddiayı müfteri İslamcılar'dan başka atan pek yok. Kaldı ki Mustafa Kemal mason olsa bu bilinirdi, kendisi de saklama gereği duymazdı, nitekim dönemin ünlü mason devlet adamlarının hepsi bilinir. Yazını gören de loca kayıtlarını okudun sanacak. Böyle ciddi bir şey diyorsan kaynağını göstereceksin, tabii varsa.

kandahar
20-08-2008, 04:15
Duvarcı ustası bağlantısnı şu açıklayabilir.

Masonlar için geometri kutsaldır.Geometrik şekilleri soyut anlamda birçok şeyi açıklamakta kullanırlar.Mesala piramitin zirvesi hükümdarı, alt tabanı halkın en aşağı tabakasını temsil eder.Aralardakilerde yönetim kademelerini temsil eder.

Geometri şekiller bilimi,şekiller mimarlığın temel taşı,Hiram ustada bir eski çağ mimarı hepsi biribirlerini tamamlıyor.
Osmanlının modernleşme çabalarına ve Türkiye nin modernleşme çabalarına masonların faydalı hizmetleri olduğuna inanıyorum.

Sayın Kapecuk, Duvarcılık bağlantısı Templier Şovalyeleri'nin Avrupa'da gizli olarak duvarcı loncalarında yerleşmesinden sonra oluşmuştur, Masonry (Duvarcılık, taş ustalığı) bu sebepten dolayı verilmiş bir ad. Tabii bir Hiram Usta meselesi falan olsa bunlar tarikatların kendi kendilerine yarattıkları ezoterizmle bağlantılı, yani illa felsefi bir yön olması gerekmiyor.

Mesele sapkın Templier tarikatıyla başlanırsa Masonluk da daha iyi anlaşılır kanaatindeyim. Bunun yanında bazı masonları ise ciddiye almaya falan gerek yok. Yok Yüce Mimar, yok bilmem ne bu tür şeyleri yayın organlarında yazanlar neden bahsettiklerini kendileri de bilmiyor.

Öte yandan piramit sembolü de açıkça "Yehova'nın Gözü" olarak Yahudi mistisizimden alınmıştır.

Osmanlı'da masonluğun temelleri ise yabancılar tarafından atılmıştır. Kökü İtalyan localarına gider. Bu bakımdan faydalı demeden önce kimin neden kurduğunu düşünmekte fayda vardır.

-InVi-
20-08-2008, 05:07
Kandahar
camurun icinde dura dura , herkezi sana camur atiyor diye kabul ediyorsun, macedonyadaki veritas locasi bir yangin sonucu kullanilamaz hale gelmistir, yangin ile bütün evraklar yanmistir, siz kabul etmeye bilirsiniz, sizi cok rahatsiz edebilir, Mustafa Kemalin bir mason olmasi / olabilmesi....
ama sunu bilin ki Dünya Mason Localari onu Mason zaten Mason olarak kabul ediyor.....düsünün kurdugu kabinenin hemen hemen tüm üyeleri mason, sadece Atatürkün mason olmasi mi sizi rahatsiz ediyor ?
lütfen yazdiklarinizi önce sadece kendi akil süzgecinizden degil, birde bilene sorup, eger etrafinzda tek bilen sizseniz, imami www.gooogle.com (http://www.gooogle.com) veya ulu hakan hz. www.wikipedia.com (http://www.wikipedia.com) a danisin derim.

Bakin kandahar, siz desteksiz atiyorsunuz diye, herkezi desteksiz salliyor sanmayin, benim bu idaami destekleyen harun yahya tipi yazarlar degil, ALMANYA HÜR VE KABUL EDILMIS MASON LOCASI ki alman ve avurupa masonlarin en güclü örgütlenrinden birisidir.....

http://www.freimaurer.org/index.php?option=com_easyfaq&task=view&id=841&Itemid=108

Icerik olarak . Atatürkün konumu ve ve 1938'de hangi Mason locasina kaydinin oldugu ve eldeki belgelere göre loca icinde fazla aktif olmadigini'dir....

Bakin bunu sadece almanlar demiyor....Türkiye Hür Ve Kabul Edilmis Masonlari da diyor.....


http://de.wikipedia.org/wiki/Gro%C3%9Floge_der_Freien_und_Angenommenen_Maurer_d er_T%C3%BCrkei#Bekannte_t.C3.BCrkische_Freimaurer

Ne demek masonlar kendi yazip cizdiklerini anlamiyorlar ?
lütfen herkezi kendiniz gibi kabul etmeyin....yoksa bu dünyanin hali ne olurdu :)

Not:Kandahara Masonluk Hakkinda Genel Bilgiler 1: Masonlar genelde Mason olduklarini aciklamazlar, aciklama geregi duymazlar, mason olarak bilinen isimler ise vefaat etmis masonlarin ismidir, bazi localar vefaat sonrasi isimleri gerek görürlerse aciklarlar, bazi localar tanitim amaci ile aciklarlar....yani atatürk kendisin mason oldugnu söylemesi masonik bir gelenek degildir !

http://books.google.de/books?id=HXJs4zlD6RwC&pg=PA49&lpg=PA49&dq=Machedonia+Resorta+et+Veritas+Loge&source=web&ots=TVDMw6xIJ2&sig=cOa0BKuxBghudAlpFMXawtgIWj4&hl=de&sa=X&oi=book_result&resnum=1&ct=result

-InVi-
20-08-2008, 05:21
Arkadaslar konumuza devam edelim
Tasci Ustaligindan bugünlere gelen Masonluk.....
Ricam konunun Atatürkün mason olup olmadigi konusunda dügümlenmemesi....

qw19
20-08-2008, 05:50
Atatürk'e masonluğu masonlarla, dinciler yakıştırırlar, farklı menfaatler yüzünden. Yakıştırırlar diyorum çünkü Atatürk mason olmadığı gibi, masonluk karşıtıdır. Atatürk'e çok kereler masonluk teklif edilmiştir, fakat bu teklifleri kabul etmediği çok kereler kendi ağzından beyan edilmişitir.

Atatürk'e inanıyorum, çünkü mason localarını kapatması bile söylediklerinin doğruluğunun yeter kanıtıdır.

Kaldı ki masonluk böylesi düşman olunacak bir şey de değildir. Ama Türkiye'deki masonluğada dinlerden özgürlük temelinde karşı çıkılması gerekir. Çünkü Türkiye locası dinsizliği değil, dini pompalamaktadır.

Atatürk yabancı ülkelerle göbekten bağlı her oluşuma karşı çıkmış ve mücadele etmiştir. Milli mücadeleyi yapmış birinden başka şeyler beklemek, hayal dünyasında yaşamaktır. Masonluğa olan karşıtlığınıda bu mana da almak lazımdır. Masonluk dünyanın en iyi, en güzel örgütü dahi olsa Atatürk mason localarını gene kapatırdı, çünkü kökü dışarıda olan herşeye allerjisi var demek, durumu açıklamaya yeter.

Selamlar.

-InVi-
20-08-2008, 06:32
Sayin Vgm
kismen dogru kismen yanlis yorum.....
Atatürk Mason degildi demek dogru degildir, Bir Mason örgütü mason olmayan birisini neden "üyemiz" diye ilan ettsin ? Atatürk masonlara o kadar karsi idi, etrafinda , kabinesinde ölüm yatagindaki dokturunun mason olduklarini mi bilmiyordu ?
Mason localarinin kapatilmasi diye birsey yok....Mason localarinin Atatürke "uykuya yatma" dönemi teklif etmesi vardir....
Iskoc Ritine bagli Mason localari Teizmi sart kosmak ile birlikte faailyet alanlarini "bu dünya olarak" görüler, yani ölüm sonrasi ile degil , ölmeden önceki hayat ile isler ile mesgul olurlar.
Tükiyedeki iki büyük loca vardir....biri Hür ve Kabul Edilmis Mason Locasi http://www.mason.org.tr/ digeri ise Ozgür Masonlar Büyük Locasi http://www.mason-mahfili.org.tr/main/ bu loca icindeki örgütlü masonlar'da ise LAIK'lik sarti aramaktadir ve bunlarin "din pompaladigi" söylenemez....

Masonluk tabiki düsman oluncak birsey degildir....ama Masonlarin tarihi olaylardaki konumu'da tarihi yorumlarken göz ardi etmemek lazim.

Atatürkün neden Mason localarina karsi cikip cikmadigini, Bir yandan Ulus Devetin kurmak icin temelleri atarken, diger yandan bir "uluslar arasi" ve Uluslar üstü bir dernegin bu kadar atif olmasi, cumhuriyet karsitlari tarafindan kötüye kullanabilecegini düsünmüstür Atatürk ki , bunda son derece haklidir.
Kapatma diye birsey yok Vgm ! bunu idaa edenler sadece sadece A.Dilipak ve onun gibi yazip cizenlerdir.
Masonlarin Atatürke kendilerinin teklif ettigi bir Uykuya yatma dönemi var.....Loca Kapanmadi sadece faaliyetini bir süreligine durdurdu...
Daha genis bilgi icin kendisi de bir Mason olan Seyhun Tunasar'in TÜRK ULUSAL MASONLUGUNDA 1935 UYKUYA YATMA OLAYI , kitabi önerilir .


http://nealsak.kitapyurdu.com/kitap/93008/turkulusalmasonlugunda1935uykuyayatmaolayi.htm


ve diger Calismalari
http://resim.kitapyurdu.com/yazar/29244/seyhuntunasar.htm

-InVi-
20-08-2008, 07:06
Bahsi gecen Kitap'dan bir kac alinti....

"Istiklal Harbi bitmistir ama kurulan Cumhuriyette, bilhassa ekonomik ve kültürel alanda yurtta yapilacak cok is vardi. Bu hizmetlerin götürülmesinde bir ekonomi ve kültür seferberligi halinde calismak gerekiyordu........

.....Düsündük , karsi cephe alip mücadeleyi sürdürmeyi yersiz ve zamansiz bulduk. Halk Partisi ve Halkevlerinin Mason ideallerini benimsemis olmasi karsisinda biz, inkilapci ve ilerici bir parti icinde ( yapilacak bir cok memlekt isleri varken ) cekismeye degmez dedik. Mecliste ve Kabine'de bulunanlar toplanarak uykuya yatma karari verdik ve bu suretle parti icinde birligi ve beraberligi zedeleyici gidisi önledik ve Atatürk'cü ekibin elele calismasini sagladik......".
T.Rüstü Aras Macedonia Rizorta Locasi Üyesi 13yil kesintisiz Disisleri Bakanini
(s.48-49)


Uykuya Yatis tarihinde Büyük Üstad Muhiddin Osman Omay kardesimizdir. Olayin icinde en üst kademede bulunan sorumlu kisidir...konu hakkinda .verdigi cevap...

....."O kapanis arafesinde bunlara ragmen Atatürk faaliyetlerimizi bir kanun cikartarak tatil ettirmek yoluna gitmemistir, ancak o zaman Mason olan Icisleri Bakani Sükür Kaya birader, Cemiyetimizin yöneticilerine münasip tavsiyelerde bulunarak Masonlugun kendi kendine tatil edilmesi hususunu telkin etmistir".

serüvenci
20-08-2008, 12:36
arkadaşlar,

konunun dışına çıkılmış gibi görünüyor. masonluğun analizi ve eleştirisi yerine Mustafa Kemal'in mason olup olmadığı konusu ağırlık kazanmaya başlamış. konu başlığına riayet edilerek konunun derinliğine incelenmesi daha uygundur.

saygılarımla.

Ayejj
20-08-2008, 13:54
Benim bu düşünceme Duvarcı ustası bağlantısnı şu açıklayabilir

Masonlar için geometri kutsaldır.Geometrik şekilleri soyut anlamda birçok şeyi açıklamakta kullanırlar.Mesala piramitin zirvesi hükümdarı, alt tabanı halkın en aşağı tabakasını temsil eder.Aralardakilerde yönetim kademelerini temsil eder.

Geometri şekiller bilimi,şekiller mimarlığın temel taşı,Hiram ustada bir eski çağ mimarı hepsi biribirlerini tamamlıyor.
Osmanlının modernleşme çabalarına ve Türkiye nin modernleşme çabalarına masonların faydalı hizmetleri olduğuna inanıyorum.

Kandahar şu cevabı vermiş.

Öte yandan piramit sembolü de açıkça "Yehova'nın Gözü" olarak Yahudi mistisizimden alınmıştır.

piramitler dünyanın birbirinden çok uzak ve alakasız bölgelerindede inşa edilmişlerdir.Dolayısıyla piramitin sadece yehovayla ilgisi olamaz.Belki yehovacılar piramitlerle kendi tanrıları arasında bir sembolik iletişim kurmayı kendi dinlerinin yayılması için uygun görerek bağlantıyı uydurmaya çalışmış olabilirler.

mesela g. amerikada piramitler vardır ama yehova yoktur.Piramit şekli hükümranlığın,toplum düzeninin katmanlara ayrıldığının zirved ise tek bir adamın ifadesidir.

Konu dini açıdan ise zirve en büyük tanrıyı ifade eder.

AKHENATON
20-08-2008, 14:13
1

Bu dünya tarihi 2 aşamalıdır, Süleymanın mabedi öncesi ve sonrası.Bu mabed öncesi ve sonrasında tüm düşünceler kamuoyu ile güdülen insanoğlu için değişmiştir.

Öncelikle Masonluk denilen itici sıfatlandırmanın yerine Kardeşlik kelimesi kullanıcam, Katolik kilisenin Hıristiyanlığın kuruluşundan itibaren yaptığı karalamalar konu ile ilgisi olamayan insanın beynine Masonluk/kardeşlik denen düşünce sisteminin şeytan olarak işlenmesine neden olmuştur.

Kardeşlik kültünün düşünce sistemini aldığı Ezoterik külte girmiyecem, sadece kardeşliğin ne olup olmadığı ve Yeryüzünün gerçek tarihi içerisinde , karanlık düşünceler karşısında kendini feda edercesine karşı duruşundan örneklemeler vereceğim.

Öncelikle bilinmesi gereken şey ; Kardeşlik , Yahudi , Siyonist kelimelerinin hepsinin anlamlarının ayrı olduğudur.Bu üç kelimenin birbirine karıştırılması sonucunda kardeşlik bir Yahudi siyonizmi olarak görülmektedir.Konuyla ilgili yazı yazan kalemlerin bunu yapmalarındaki en büyük neden Mısırda Tarihin hiçbir döneminde yaşamamış Yahudi varlığını doğrulama çabasıdır.Kısaca Hegelistik Teze anti tez oluşturarak bir nevi Yahudi varlığını olaylamak isterler.Fakat işin aslı Süleymanın mabedinde ırk oluşturmak için yazılan tevrata ait Tüm bilgilerin mısır ve babilden sentezlenip , Nietzcche nin Deccalda tanımladığı gibi kutsal olan kutsallığını süreç içerisinde Şeytan olarak adlandıracaktır.

İnsanlık tarihinde düşüncenin kırılma noktası Büyük Tufandır.Tufan sonrasında yaşanan medeniyet dalgalanmaları ve gezici yaşam biçimleri ve zorluklarla mücadele ata-erkil yapıların tarih sahnesinde öne çıkmasına neden olmuştur.Bu dönemde yöneten ve yönetilen sınıf ayrımları ve bunlara bağlı olarak bir dizi moneist dinler yazılarak yöneten sınıfın egemenliğini perçilemiştir.

Kardeşlik kültü , sınıfların olmadı ana-erkil bir yapıdır.Ana-erkil mevcut yaratılan düşünce sistemi içerisinde ata-erkilin tam karşılığı değil , sınıfsız ve kadın ve erkeğin eşit olduğu bir yapıdır.

Kardeşlik kültü ile ilgili milyonlarca kitap yazılmıştır, Asya , hint, yunan, roma ve tüm Avrupa ‘da düşünce değişimi yaşanmadan yayılan kült farklı toplumlarda farklı isimlerde anılmıştır.Kardeşlik idealinin tarih sahnesinde bir çok sembolü vardır, Bunlardan ilki Bozkurt’ tur.İlk sembolün Bozkurt olması oldukça önemlidir.Asyadan dağılan Kardeşlik Kültü eşitlik ve özgürlüğü simgeler.Romada ve tüm avrupada bozkurt sembolüne rastlanır, zaman içerisinde ata-erkil yapıların yerleşmesiyle , bozkurt kelime anlamı olarak avrupada fahişe anlamına dönüştürülmüştür.Romanın kuruluş efsanesi Kurt efsanesidir.Bugün tarih sahnesinde Bozkurt sembolü olan 2 millet kalmıştır. Türkler ve akrabaları Kızılderililer.

http://img247.imageshack.us/img247/138/delphicsibylbymichelangft8.jpg (http://imageshack.us)
http://img247.imageshack.us/img247/138/delphicsibylbymichelangft8.6a2505fe8b.jpg (http://g.imageshack.us/g.php?h=247&i=delphicsibylbymichelangft8.jpg)

Kısaca kardeşlik kültü ile dünya tarihinin ilk karşılaşması , Cumae kentinin kadın rahibesi roma hükümdarı Tarquinus ‘undan randevu talep eder ve görüşmeye çıkar.Görüşme esnasında elinde dokuz kitap vardır ve bunları bir ücret karşılığında vermeyi teklif eder.Fakat istediği ücret yüksektir.İmparator bunun bir şaka olduğunu düşünür ve alaycı bir şekilde teklifi red eder.Kadın imparatorun bu davranışı karşısında 3 kitabı yırtar ve kalan 6 ‘sı için yine aynı ücreti ister, imparator kadının deli olduğunu düşünerek yine red eder , kadın 3 kitabı daha yırtar, kalan son 3 kitabı tekrar aynı fiyattan imparatorun önüne koyar , sonunda imparator kalan son 3 kitabı alarak , koruma altına aldırır.Bu efsanevi anlatımla ilgili birkaç farklı anlatımda olsa konu aynıdır.
Roma ‘lı tarihçi Tacitus Sibyl denen bu kadınların varlığını anlatılarında doğrulamıştır. Tarih sahnesindeki Kardeşlik kültünün ilk yazılı kayıtları böyledir.
Kitapların içeri şuanki konumuz dışında olmakla beraber Roma devleti , Huristiyanlık adında bir din yazana kadar , başa gelen tüm iktidarlar bu kitaplardan yararlanmışlardır. Hristiyanlığın romada resmi ideoloji olmasıyla birlikte dünya kütüphanelerin yakılması ve kimin elinde bu kitaplar varsa Heretic ilan ederek yok etmişlerdir.

Asyadan dağılan Kardeşlik , şaman geleneğine sahip toplumlarda karşımıza Kurt olarak çıkar, Romanın kurucuları Remus ve Romulus, bu iki kardeş bakire bir vesta bakiresinden doğmuştur.Latince kurt anlamına gelen lupa , hirsitiyanlığın doğuşuyla Fahişe anlamına dönüştürülmüştür.aynı şekilde Britanya topraklarında Lıetyy-filiast adlı tanrıça , hristiyanlıktan sonra ingilizcede dişi köpek anlamına gelen bicce , aşağılayıcı bir sıfat olan fahişe anlamına çevrilmiştir.Aynı zamanda İbranice bir sözcük olan Zonah , bazen yosma bazende kadın peygamber anlamında kullanılmıştır.

Remus ve remulus efsanesinde , tanrıça yada rahibe çağrışımları , ilahi dişi kurt kavramıyla sınırlı değildir.İkizlerin adlarının dilbilimsel kökeni , Latin dilinde vahşi hayvan anlamına gelen Rumis kökünden türetilmiştir ve bu bağlantı doğada tek başına bırakılan bebeklerin vahşi bir hayvan olan Kurt tarafından emzirilmesi olayına göndermedir.Aynı zamanda Romanın kurulduğu andaki adı Ruma dır, tıpkı Rumina adının dilbilimsel kökeni gibi Göğüs anlamına gelir.

Bu yaklaşım ortadoğudaki Ugarit-Kenan kültüründe en yüce tanrı olarak El için kullanılan El-Şaday dır.

(Detaylı Kaynak . Tanrılar Kadınken / Merlin Stone)



------------------------------
------------------------------
EK BİLGİ ;

http://img516.imageshack.us/img516/8682/kurtye1ge9.jpg (http://imageshack.us)
http://img516.imageshack.us/img516/8682/kurtye1ge9.1af2fcbc37.jpg (http://g.imageshack.us/g.php?h=516&i=kurtye1ge9.jpg)

KURDUN EMZİRDİĞİ ÇOCUK

DÜNYADA KURDUN EMZİRDİĞİ ÇOCUK İLE İLGİLİ İKİ TANE EFSANE VARDIR... BUNLARDAN BİRİ Çin tarihlerine de geçmiş olan TUKYU DESTANI, DİĞERİ DE ROMA'YI KURAN ROMUS-ROMÜLÜS EFSANESİDİR!..
Biz deriz ki, bunların ikisi de TÜRKLER'le ilgilidir!..

Aslında Batılı bilim adamları da bizimle aynı fikirdedir. Christopher Hampton şöyle der:

"Tarihçilerin yaptığı tahrifat yüzünden Roma Tarihi yüzyıllar boyunca, yanlış bilinmiş, yanlış tanınmıştır."

Fransız Etrüskolog Alain Hus ise aynı gerçeği şöyle dile getirir:

"ETRÜSKLER'in epopeleri, efsaneleri, gelenekleri Romalı tarihçiler tarafından Romalılara mal edilmiştir."(11)

Kendi de bir ETRÜSK olan VİRGİL'in "ENEİD"inde, İtalya'nın doğusuna yerleşmiş olan ETRÜSKLER ile, batısına yerleşmiş olan TRUVALILAR savaşır. ETRÜSKLER'in kralı TARKHON'dur. Bu adın bizim Orta Asyalı TARKAN adına olan yakınlığı dikkat çekicidir.

TİTUS-LİVİUS ve PLUTARK'a göre Roma'yı, KURDUN EMZİRDİĞİ ikiz kardeşler Romus ve ROMÜLÜS'ten ikincisi kurmuştur. Ama gene bu yazarlara ve VİRGİL'e göre ROMÜLÜS, TROYALILAR'IN TORUNUDUR. Yani Roma'yı kuran kişi ANADOLU kökenli bir ETRÜSK'tür, TİRHEN'dir, (TROYAN)

Bu iki antik yazar yalnız değildir. Bizim tarihçilerimiz konuya ilgisiz kalırken, pek çok batılı yazar aynı gerçeği değişik şekillerde ifade ederler.

Alain Hus:

"ROMA BAŞLANGIÇTA BİR ETRÜSK ŞEHRİ İDİ!..YÜZYILDAN FAZLA BİR ZAMAN İÇİNDE DE BUNDAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİ!.."(12)

diyor. Raymond Bloch ise:

"ETRÜSKLER'İN ROMA'SI, GÜNEY ETRURİA'DAKİ DİĞER ETRÜSK ŞEHİRLERİNDEN FARKSIZ İDİ," (13)

demekte.. Öte yandan H.H.Scullard:

"ROMA BİR ETRÜSK ŞEHRİ SAYILABİLİR," (14)

diyor. Nihayet Christopher Hampton sözü bağlıyor:

"ASLINDA 250 YILLIK İLK DÖNEMDE ROMA BİR ETRÜSK ŞEHRİ İDİ!.." (15)

Bütün bunlardan, TRUVA'dan İtalya'ya göç edenlerin, ETRÜSKLER ile aynı ırktan olduğu sonucu çıkar.

Eski tarihçiler de, bugünkü etrüskologlar da Roma'nın "ETRUSCO RİTU", yani ETRÜSK TÖRESİ'ne göre kurulmuş olduğunu itiraf etmek zorunda kalmışlardır. (Kuruluş tarihi M.Ö.753, 21 Nisan'dır. Yani eski Türk Bahar Bayramı... şimdi Kürt ayırımcıların sahip çıkmaya çalıştıkları Nevruz)

ROMÜLÜS, Roma'nın kuruluşunda kendisine yardımcı olanlara QUİRİS= KURUCULAR adını verdi, ve şehrin mütena bir semtinde onlara bir yer tahsis etti. Bu yere TUSCUS VICTUS denildi. Yani ETRÜSK BÖLGESİ...

ETRÜSK kralları M.Ö.753-509 yılına kadar, yani 244 yıl Roma'da hüküm sürmüşlerdir. Bu kralların adları sonradan Latinler tarafından deforme edilmiş, sonlarına "US" takısı, bir de Latince ad eklenmiştir. Ayrıca Avrupalı tarihçiler, Roma hükümdarları arasında hangisi sönük, sevimsiz kral ise ETRÜSK saymışlar; hangi kral başarılı ise ona da Latin ve Sabin demişlerdir.

Roma krallarının adlarını aslına uygun, ve "S"leri atarak yazarsak, sırası ile şu isimleri elde ederiz:

RUMULU(S), NUMA, TULLU(S), ANKU(S), TARKHUİN(US) (bundan daha TÜRKÇE bir ad olabilir mi: TARKAN!..), 2. TULLU(İUS), 2. TARKHAN...

2. TARKAN'ın bir komplo ile M.Ö.509'da sürgüne gönderilmesiyle Roma'da Latinlerin devri başlamıştır. Tarihçi Attilio Gaudio bu konuda şöyle der:

"509'da Grekler tarafından desteklenen nasyonalist Latin ayaklanması, ETRÜSKLER'e Roma'yı kaybettirdi!.."

O tarihe kadar Romalılar ETRÜSKÇE yazmış, ETRÜSKÇE okumuşlardı... Roma tapınaklarında ETRÜSK DİNİ hakim olmuştu... ETRÜSK MÜZİĞİ Romalıların kulağını şenlendirmiş, onlara bugünkü müzik zevkini vermişti... AT YARIŞLARI Romalılara ETRÜSKLER'den miras kalmıştı... Yazar Aldo Massa'ya göre ETRÜSK MİLLETİNDEN HAYATİYET FIŞKIRIYORDU!..

Bugün ROMA KURDU olarak sergilenen antik heykel, hiç te Roma kurdu değildir. Romalılar tarafından savaş ganimeti olarak bir ETRÜSK şehrinden alınıp getirilmiştir... Heykeli yapan ETRÜSK heykeltraşın adı bile bilinmektedir!..

TUKYU EFSANESİ'ne göre bu halk önceleri BATI DENİZİ'nin veya HAZAR DENİZİ'nin BATI kenarlarında oturuyorlardı. (Bu yerin DOĞU ANADOLU olduğu ve ERGANİ'ye yakınlığı ortadadır.) Komşu bir kavim bunları yendi ve halkın tümünü yok etti. Yalnız kolunu bacağını yitirmiş bir tek delikanlı nasılsa sağ kaldı... Genci bulan bir kurt onu yiyeceğine besledi, iyileştirdi ve ondan gebe kaldı. Bir mağaraya yerleştiler. Kurt orada on tane oğlan doğurdu... Bunlardan ASENE ŞANE hepsinin lideri oldu. Kurdun iyiliğini unutmamak için de çadırın önüne KURT BAŞLI bir bayrak dikti.

HUN EFSANESİ'nde ise HİYANG-HU hükümdarı iki güzel kızını TANRI'ya sunmaya karar verir. Kızlarını kapattığı kulenin önüne bir kurt gelir ve bunu işaret sayan küçük kız kurttan hamile kalır. Çocuklar doğurur. HÜVEY-HÜLER (DOKUZ OĞUZLAR) bu çocukların soyundan gelir.

ERGENEKON DESTANI'ndaki dağ bize göre ERGANİ yakınlarındaki MADEN DAĞI'dır. Demircinin erittiği dağdan önlerine düşen BÖRTEÇİNE'nin (BOZKURT)yardımı ile kurtulurlar. (16)

Dünyada KURT efsaneleri olan, kurdu atası bilen ve kurdu bayrak yapan bir tek millet vardır: TÜRKLER!..

Latinlerin Roma şehrinin kuruluşu ile ilgili efsaneleri, TÜRK kökenli ETRÜSKLER'den alınma bir efsanedir!..

Bu kurdun altına sonradan Romus ve Romülüs'ün heykelleri eklenmişti. Bugün ikisi de kaldırılmıştır, dişi kurt heykeli tek başına şergilenmektedir.

Bugünün YAKUT TÜRKLERİ, milli destanlarının birinde şöyle bir olaydan söz ederler: Büyük yararlıklar göstermiş olan bir kahramanı mükafatlandırmak için bir TANRIÇA KURT, ona emsin diye sağ memesini uzatır... Aynı olay 2500 yıl önce ETRÜSKLER tarafından aynaların arkasına resmedilmiştir!

(11) - "Gli Etruschi, popolo segreto" (çeviri) 1959, sf. 137
(12) - "Gli Etruschi, Popolo Segreto", sf.149

(13) - Origins of Rome, Milano 1961, sf.17

(14) - "Prelydiens, Hittites, Acheens", Paris, 1958

(15) - The Etruscans and The Survival of Etruria

(16) - Gökalp Ziya, TÜRK Töresi, Toker Yayınları, İstanbul, 1990,

Beni kırmayarak resimleri çeken Bycene'ye Teşekkürler.

serüvenci
20-08-2008, 17:06
akhenaton,

bu bilgiler başka bir sitede mevcut mu?

saygılarımla.

kandahar
20-08-2008, 17:50
herkezi sana camur atiyor diye kabul ediyorsun, macedonyadaki veritas locasi bir yangin sonucu kullanilamaz hale gelmistir, yangin ile bütün evraklar yanmistir, siz kabul etmeye bilirsiniz, sizi cok rahatsiz edebilir, Mustafa Kemalin bir mason olmasi / olabilmesi....


Önce tutarlı atacağız. Veritas Locası yanmış kullanılamaz hale gelmiş madem, siz ya da bu iddiaları yapanlar neye dayandırıyorlar iddialarını? Ayrıca Atatürk'ün döneminde mason olduğu bilinen ve bu özellikleri o kişilere karşı itham olarak kullanılan Celal Bayar, Talat Paşa, Fethi Okyar gibi kişiler de vardı, ki bunların masonlukları öyle gizli saklı falan da değildi, hatta Talat Paşa mecliste bizzat açıklamıştı bu durumu. Diğer kişiler için bile durum buyken Atatürk'ün masonluğu neden kıyıda köşede kalmış, unutulmuş, bilinmeyen bir şey olsun? Yahut Atatürk mason olsa neden mason localarını kapatsın, o tek adam değil miydi?

Mustafa Kemal mason olsaydı, bunu bir tarihi veri kabul eder, değerlendirmesini de ona göre yapardım. Fakat Mustafa Kemal'in mason olduğuna dair hiçbir belge yoktur. Varmış ama yanmış diyorsunuz zaten siz de. Bu bana "inek nerde dağa kaçtı dağ ne oldu yandı bitti kül oldu" tekerlemesini hatırlatıyor, siz tekerlemelere inanmaya devam edin. Ben belgesi olmayan iddiaları çamur ve iftira kabul etmeye devam edeceğim; siz etmeyin, zaten sizin mezhebin geleneksel tavrıdır bu, yakışır.

ama sunu bilin ki Dünya Mason Localari onu Mason zaten Mason olarak kabul ediyor.....düsünün kurdugu kabinenin hemen hemen tüm üyeleri mason, sadece Atatürkün mason olmasi mi sizi rahatsiz ediyor ?

Ne yapalım? Şimdi Scientoloji tarikatı çıkıp Atatürk Scientologist idi dese buna da mı inanacağız? Bu iddiaları yapan locaların da elinde hiçbir belge olmadığı gibi, Atatürk'ün yaşamı da bu iddialara itibar etmemeyi gerektirecek ayrıntılarla dolu. En basitinden VGM'nin verdiği locaların kapatılma hadisesi. Atatürk istese locaları resmi kurum bile yapardı, kim itiraz edebilirdi? Ayrıca konu kabine üyeleri değil, Atatürk'ün mason olup olmaması, evet bir dönem Türk elit kesimleri arasında masonluk çok popülerdi (padişahın V. Murad da masondu mesela), bunun doğal neticesi de kabinede pekçok mason olmasıdır, fakat burada konu Atatürk, kabine değil.

Bakin kandahar, siz desteksiz atiyorsunuz diye, herkezi desteksiz salliyor sanmayin, benim bu idaami destekleyen harun yahya tipi yazarlar degil, ALMANYA HÜR VE KABUL EDILMIS MASON LOCASI ki alman ve avurupa masonlarin en güclü örgütlenrinden birisidir.....

Almanca bilmiyorum, internette her şeyi bulmanın mümkün olduğunu biliyorum. Verdiğiniz tercümeye göre bu yazı biraz fazla kısa ve desteksiz olmamış mı? Yani ben mesela Abdülhamid II masondu desem bu konuda en az 20-30 sayfalık bir makale yazmam gerekir, çünkü çok ciddi bir iddiadır bu. Dolayısıyla verilen linkte belge yok, veri yok, bilgi yok. Neden tartışmasız belge gibi kabul edeyim bunu?

Bakin bunu sadece almanlar demiyor....Türkiye Hür Ve Kabul Edilmis Masonlari da diyor.....

Demiyor ima ediyorlar bazı yazılarında bildiğim kadarıyla, masonları açıkladıkları hiçbir listede de Atatürk'ü görmedim. Kendilerine tavsiyem madem durum buydu bunu localar kapatılırken Atatürk'e söylemeleriydi. Öldükten sonra ismini kullanmak böyle aydınlık bir örgüte hiç yakışmıyor.

Ne demek masonlar kendi yazip cizdiklerini anlamiyorlar ?

Evet anlamıyorlar, nasıl ki meleklerin kaç kanadı olduğundan ve evrenin sırlarından bahseden şeyhleriniz bahsettikleri şeyler hakkında en ufak fikirleri yoksa mason tarikatları da neden bahsettiklerini bilmiyorlar. Bugün tıpkı diğer tarikat yapılanmaları gibi çıkar örgütünden başka bir şey de değiller. Yok "Yüce Mimar", yok "Hiram Usta", yok "Süleyman mabedinin sütunları"... Böyle aptalca şeyler.

kandahar
20-08-2008, 17:58
piramitler dünyanın birbirinden çok uzak ve alakasız bölgelerindede inşa edilmişlerdir.Dolayısıyla piramitin sadece yehovayla ilgisi olamaz.Belki yehovacılar piramitlerle kendi tanrıları arasında bir sembolik iletişim kurmayı kendi dinlerinin yayılması için uygun görerek bağlantıyı uydurmaya çalışmış olabilirler.

mesela g. amerikada piramitler vardır ama yehova yoktur.Piramit şekli hükümranlığın,toplum düzeninin katmanlara ayrıldığının zirved ise tek bir adamın ifadesidir.

Konu dini açıdan ise zirve en büyük tanrıyı ifade eder.

Ben piramit şekli sadece Yehovayla ilgilidir demedim Sayın Kapecuk. Masonluğun kullandığı piramit-Yehova'nın Gözü sembollerinin Ortadoğu'dan, ve hemen hemen kesin olarak da Yahudi mistisizminden alındığını söyledim. Masonluğun kökü de Templier Şovalyeleri vasıtasıyla Ortadoğu-Filistin bölgesine gittiğine göre piramit sembollerinin keşfi tarikatın kuruluşundan birkaç yüz yıl sonra yapılan G. Amerika yahut Asya piramitleri ile alakası olamaz.

AKHENATON
20-08-2008, 18:32
akhenaton,

bu bilgiler başka bir sitede mevcut mu?

saygılarımla.

görüşün haricinde hiç bir yerde bulunmaz ; görüştede detaylar yok.Ek bilgi bana ait değildir.

serüvenci
20-08-2008, 18:44
akhenaton,

ek bilgileri link olarak belirtirsen sevinirim.

saygılarımla.

AKHENATON
20-08-2008, 18:59
akhenaton,

ek bilgileri link olarak belirtirsen sevinirim.

saygılarımla.

Ek bilgiler Kazım Mirşan olup çogu yerde var.

AKHENATON
20-08-2008, 20:15
2- Yanlış gelişen bir uygarlık ve mülkiyetin doğuşu.

Tarım ekonmisi ile toplumların ellerindeki en önemli kaynak ekilebilir alanlar ve bu alanlara yakın olan su kaynaklarıdır.
İlk neolitik yapıların ortaya çıkmasıyla birlikte ekilebilir alanlar insan nufusuna göre oldukça geniştir.Dolayısıyla bu alanların işlenebilmesi kolektif bir çalışmayla yapılması gerekmekte ve bu yapı içerisinde emek ön plana çıkmaktadır.Bu dönemdeki çalışmalar sadece toprağı ekmekle sınırlı değil aynı zamanda ekilebilir toprakları düzenleme faaliyetlerininde ortaklaşa yapılmasını gerekli kılar.

Gerek Mısır , gerekse avrupada neolitik dönemde yerleşim yerleri dağınık bir yapı içinde olmayıp belli bir düzene göre sosyal örgütlenme biçiminde gelişmiştir.

Diğer yandan tarımın ortaya çıkmasıyla birlikte kadının sorumluluğu azalmakla birlikte yinede toplum içerisinde aktiftirler.Neolitik toplumun önemli karakteristiklerinden biri kabul edilen çömlekçilik kadınların geliştirdiği zanaattır.

Ana-erkil tarım toplumlarında mülkiyet kamusal ,çalışma kolektif , paylaşımda ortaklaşadır. Dolayısıyla ayrıcalıklı bir sınıf yapı içinde söz konusu değildir.Aşağı yukarı tarım üretimine ve yerleşik hayata geçişle birlikte toplumun ruhani liderliğide , erkeklerin tarım işlerinde çalışması nedeniyle bütünüyle kadınlar tarafından yönetilmeye başlanmıştır.Besinlerini sağlayan toprak, tıpkı kadın gibi doğurgan ve üretkendir.Toprağın büyük anne olarak kabul edilişi ve Ana Tanrıça kavramının yerleşmesi bu döneme rastlar.

Sözü edilen kavram bir din değildir.Ana tanrıça olarak görülen toprak yada dünya ile kurulan bağ’ dır.Bilge kadınların önderliğinde gerçekleştrilen bereket ritüelleri ve dua ları Dünya Anneye şükranlarını sunmak içindir.

Şamanik nitelikler taşıyan bu ilk rahibelikler , neolitik toplumda bir ruhban sınıfı doğurmaz. Sadece en büyük anne olan dünya ile kadınların daha iyi iletişim kurabileceği düşünülür.Süreç içerisinde besin depolamak için kullanılan yapılar , zeki kadınların önderliğinde birer eğitim yuvaları haline dönmüştür.Tapınaklardaki bu oluşum tüm Anadolu,mezapotamya ve hindistanda gözlenebilir.Tüm eski kalıntılar içerisinde Boğa figürü ve doğurgan kadın sembollerine raslanır.Bir hint ilahisinde ;

“ Ey Anne ! Dünyanın nedeni ve Annesi !
Sen Tek Ezeli Varlıksın,
Tanrıların yaratıcısı , Yaratıcı Brahmanın
Koruyucu Vişnu’nun ve Yıkıcı Şiva’ nın bile !

Ey Anne , seni öven ilahiyi söylemekle dilimi temizliyorum.
Ayın yalnız beyaz gece lotuslarından hoşlanması,
Güneşin yalnız gündüz lotuslarından hoşlanması gibi,
Ve bir şeyin yalnız belirli bir şeyden hoşlanması gibi,
Sen de , tek başına bütün evrenin
Bakışlarından hoşlandığısın.

Ana Tanrıça kültünün kutsal merkezlerindeki bu kadınlar Sibly’ lerin atalarıdır.

http://img127.imageshack.us/img127/6691/cortemplesibylromelc1.jpg (http://imageshack.us)
http://img127.imageshack.us/img127/6691/cortemplesibylromelc1.1720047202.jpg (http://g.imageshack.us/g.php?h=127&i=cortemplesibylromelc1.jpg)

Süreç içerisinde neolitik toplumlarda yaşam kalitesinin yükselmesiyle , farklı topluluklar arasında yaşanan sahip olma ve kıskançlık ile birlikte şiddet ve kaba güc süreç içerisinde öne çıkmaya başlar.Erkek çocuklar belirli yaşlardan itibaren eğitilerek askerlik bir meslek halini alır.

Tarihçi Gerda Lerner’ e göre ata-erkillik tamamen psikolojik faktör üzerine ortaya çıkmıştır. Erkeklerin savunma amaçlı yeteneklerini geliştirmeleri evrim süreci içerisinde vazgeçilmez bir argüman olarak öne sürülür.Fakat işin arka boyutunda bir çok psikolojik faktör bulunmaktadır.

Lerner “ Toplumdaki erkek bireyin üzerinden çekingenliğini atarak kendi egolarını yüceltecek ve özgüvenlerini arttıracak toplumsal kurumlar oluşturmaya başlanmıştır. “

Lerner’ in bu yaklaşımını Freud, erkek saldırganlığını açıklarken “ oedipal çatışma “ yani annenin gözünde kendi değerini arttırma eğilimi olarak görür.

Hangi etki altında olursa olsun , sert ve hızlı bir değişim yaşanır, ana-erkil düzen ve kadının toplumdaki yeri artık savaşın ve kaba gücün olmadığı koşullar altında var olabilirdi.

Süreç içinde özel mülkiyetin ve ekilebilir topraklar üzerinede sıçraması.Yönetici ve yönetilen sınıfını beraberinde getirir.

Toplumdaki bu değişime eğitim yuvaları olarak görev yapan Tapınakların yöneticileride kendilerine ayrıcalıklı bir sınıf yaratmak için bilgiyi ökült şifrelemesiyle , tapınaklar kamusal olmaktan çıkıp özelleşmiştir.Dini yöneten ve yönlendirenlerse bilginin ve dolayısıyla iktidarında sahibidirler.Baş rahip , hem tapınağın hemde iktidar mekanizmasının en üst yöneticisi ve en fazla toprağa sahip olan kişisi haline gelir.

Kısaca fiziksel güç anlayısı erkek egemenliğini pekiştirerek ekonomik ve sosyal ruhani liderliğin yanı sıra ruhani yönetimide kadından alarak sınıflı toplum gölgesi eşitsizliğe, kaba güce , maddi hırslara dayalı yepyeni bir uygarlık anlayışı doğmuştur.


Detaylı Kaynakça İçin.
Gordon Childe….Kendini yaratan İnsan
Bozkurt Güvenç…İnsan ve Kültür.
Joseph Campbell..Tanrının Maskeleri.

dilaver
20-08-2008, 20:17
akhenaton'un ek bilgileri, aşşagıdaki linkten bire bir kopyadır.

http://arkeolojideturkizleri.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000003517034

akhenaton yazılarının silinmemesini istiyorsan bundan sonra c/p yaptıgın yerlerin linkini yapıştırmakla yetin.

saygılarımla

serüvenci
20-08-2008, 21:12
dolaylı yoldan bunu söylemeye çalıştım. ama anlamadı sanırım.

saygılarımla.

AKHENATON
20-08-2008, 21:57
akhenaton'un ek bilgileri, aşşagıdaki linkten bire bir kopyadır.

http://arkeolojideturkizleri.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000003517034

akhenaton yazılarının silinmemesini istiyorsan bundan sonra c/p yaptıgın yerlerin linkini yapıştırmakla yetin.

saygılarımla

sil tüm yazılarımı, Masonluk konusunada burda son veriyor seni kendi cahilliğinle başbaşa bırakıyorum.akşama kadar pkk sitelerinden copy yapıp benim ek bilgilerimemi taktın.

bu yazının kazım mirşana ait olduğunu ve nette bir dolu yerde yazdığını belirttim, laf olsun torba dolsun diye yazı yazıyorsun, hadi daha tarat dolu yerde var.

dilaver
20-08-2008, 22:06
akşama kadar pkk sitelerinden copy yapıp benim ek bilgilerimemi taktın.


bunları belgelendirebilir misin . Zorda kalınca bu kart mı oynamaya karar verdin. Merak etme bu oyun bu sitede tutmaz. Beni ve yazılarımı ve düşüncelerimi tüm üyeler bilir. Şİmdi ahlaklı bir insan isen benim pkk siteleri dedigin yerden kaynak belirtmeden senin yaptıgım gibi yaptıgım c/p leri örneklendir.

Masonluk konusunda zaten bir şey yazmışlıgın yok. Atıp tutuyorsun, okundugunu ve ciddiye alındıgını bilsem anaerki konusunda cevap yazacagım, ama degecegini sanmıyorum. Çünkü okundugunu ve ciddiye alındıgını zannetmiyorum, o zaman da zaman kaybı olacak.

saygılarımla

AKHENATON
20-08-2008, 22:31
akşama kadar pkk sitelerinden copy yapıp benim ek bilgilerimemi taktın.


bunları belgelendirebilir misin . Zorda kalınca bu kart mı oynamaya karar verdin. Merak etme bu oyun bu sitede tutmaz. Beni ve yazılarımı ve düşüncelerimi tüm üyeler bilir. Şİmdi ahlaklı bir insan isen benim pkk siteleri dedigin yerden kaynak belirtmeden senin yaptıgım gibi yaptıgım c/p leri örneklendir.

Masonluk konusunda zaten bir şey yazmışlıgın yok. Atıp tutuyorsun, okundugunu ve ciddiye alındıgını bilsem anaerki konusunda cevap yazacagım, ama degecegini sanmıyorum. Çünkü okundugunu ve ciddiye alındıgını zannetmiyorum, o zaman da zaman kaybı olacak.

saygılarımla

önce bu sitede modsan yazıları yukarıdan aşağı doğru okumayı öğrenmelisin , masonluk -1 altında yazdığım ek bilgilerin bana ait olmadığını Kazım Mirşana ait olduğunu , belirtmiş olmama karşın , kahramanlık yaparcasına netten al burda yazıyor deyip link atman oldukca sıradan.

diğer konu Metal yönetimden , senin akşama kadar yapmış olduğun pkk söylemlerinden ayrılmadımı.Konuyu bilen biliyor sen canını sıkma.

Masonluk konusunda atıp tutuyormusum , Varsa bilgin karşıma çıkarsın. Hayatında ilk defa duymuş olduğun seyleri hangi bilgi birikiminle değerlendiriyorsun.

Sen kimsin ki benim yazılarımı ciddiye alınıp alınmayacağının otoritesi oluyorsun ; kimsin sen düşüncenin ustasımı,

hadi biliyorsan buyur forum burda.Görelim boyunun ölçüsünü.

dilaver
20-08-2008, 22:52
diğer konu Metal yönetimden , senin akşama kadar yapmış olduğun pkk söylemlerinden ayrılmadımı.Konuyu bilen biliyor sen canını sıkma.

Böye bir şeyi ahlaklı biri ispat eder. Metal buralardadır, ayrıca yönetim de konuya vakıftır. Metalin bu iddianı cevaplayacagına eminim. O zaman ne cevap vereceksin onu merak ediyorum.

Sen palavrayı bırak da ahlaklı bir kişi olarak dedginin, iddianın arkasında dur ve benim c/p yaptıgım linkleri geir, ya da yiyemeyecegin lokma ile ugraşma. Başlıgı da kişiselleştirme.

Cevap istiyorsan canlıların ortak genomunu ilgili başlıga yaz ki seni ciddiye alayım.

Bundan sonra bu tür tartışmalara girme. Linkleri ver ve metalden cevap bekle.

saygılarımla

Serdar
20-08-2008, 23:23
Masonlukla alakası yok ama, Kazım Mirşan demişken söyle bir bağlantı veriverelim. Merak eden izlesin.
Turgay Tüfekçioğlu'nun Kazım Mirşan'ın çalışmalarını anlattığı bir videosu: http://video.google.com/videosearch?q=kaz%C4%B1m+mir%C5%9Fan&sitesearch=video.google.com#

AKHENATON
21-08-2008, 00:05
Böye bir şeyi ahlaklı biri ispat eder. Metal buralardadır, ayrıca yönetim de konuya vakıftır. Metalin bu iddianı cevaplayacagına eminim. O zaman ne cevap vereceksin onu merak ediyorum.


Biz konuya vakıfız o yüzden çırpınmanın ve diğer okuyucuların gözünde kendini haklı duruma çıkarman bilgilerimizi değiştirmez.



Sen palavrayı bırak da ahlaklı bir kişi olarak dedginin, iddianın arkasında dur ve benim c/p yaptıgım linkleri geir, ya da yiyemeyecegin lokma ile ugraşma. Başlıgı da kişiselleştirme.


yazılarını bir ara taratır buluruz.


Cevap istiyorsan canlıların ortak genomunu ilgili başlıga yaz ki seni ciddiye alayım.


saygılarımla

Konu başlığı Masonluk , genomla ilgili bu başlıktan sonra giricem hiç endişe etme, bu işler üç beş copy bilgiyle olmaz, sen önce biraz Eksik Halka nedir ona bak, aynı zamanda ata ve akraba kavramları nedir onları öğren. sana aslında tek cevap yazıyorum fakat konuya hakim olmadığın için anlamıyorsun , Diyorum ki ;

Sapiensin akrabasının olmasına karşın atası yoktur " bunu ben değil bilim adamları diyor.

sense hala çıkmış sapiense soy üretiyorsun, yahu sen hangi dine bağlısın.

ha gelelim şimdi konumuza , hadi bakalım tüm net sana açık konu Masonluk ,

istediğin yerden copy yap istediğin kişiden yardım al , çıkabilecekmisin karşıma,

tarihi sen seç neolitik devirlerden bugüne gelene kadar, ,istediğin noktadan

girebilirsin.

HODRİ MEYDAN.

qw19
21-08-2008, 02:16
Kandahar'ın son yazısı son derece açıklayıcıydı.

Teizm laiklik adı altında da pompalanır, özellikle Türkiye'de.

Türkiye'deki mason locası ateist veya deist birini kabul etmez. Yemin törenlerinde 3 kitap bulunur.

Konu yalnızca masonluğun tanımı, tarifi olmaz iş elbetteki Atatürk'e dayandırılır. O nedenle konuya aslında Atatürk'ün mason olup olmadığı damgasını vurur, yoksa otur kanaryayı sevenler cemiyetini yaz.

Selamlar.

-InVi-
21-08-2008, 03:14
Kandahr, acikladigi birsey yok
niyetlerini yazmis....
eger kandahar hakli ise, o zaman dünyadaki tüm mason örgütleri yalan söylüyor....
hepsi bir yalan tek kandahar dogru ;-)


Vgm buyrun hep beraber okuyalim

Bizler insan olarak doğmuş bulunmanın ortak paydasında eşit ve kardeşiz.
Hepimiz benzer biyolojik bileşimlerde, birbirini andıran iç ve dış yapılardayız.
İlk kez girdiğimiz bir ortamda sadece sarı, siyah ya da kızıl derili insanlar varsa ve tek tip giyinmişlerse onları birey olarak ayırmakta güçlük çekeriz. Aramızdaki önemli ayırımlar sonradan olmadır, eş değişle insanlaşma sürecinde ortaya çıkan karmaşık sosyal, kültürel, dinsel, ekonomik ve politik yaklaşımların belirgin kıldığı farklılıklardır.
Özgür Masonluk dinsel inancı değil, dinsel inanç doğrultusunda insanlar arasında ayırımcılık yapmayı reddeder. Hangi dine bağlı olurlarsa olsunlar, neye inanırlarsa inansınlar ya da isterlerse inansınlar isterlerse inanmasınlar, din konusunu bireylerin kendi vicdanlarına bırakır. Mason olmalarını dikkate almaksızın, tüm insanların dinsel benimseyişlerini saygıyla karşılar ancak hiçbir dinsel görüşün kendi değerlerini başkalarına zorla kabul ettirmesini, yaşam biçimini diğer insanlara dayatmasını benimsemez.

http://www.mason-mahfili.org.tr/main/unlimitpages.asp?id=38

qw19
21-08-2008, 15:47
Teizm laiklik adı altında da pompalanır, özellikle Türkiye'de.

Türkiye'deki mason locası ateist veya deist birini kabul etmez. Yemin törenlerinde 3 kitap bulunur.



Sevgili İnvi;

Masonlar ateistleri almazlar, alamazlar çünkü yemin törenleri bir ateist için değildir. Yüce mimar vs. leri zaten tanrının yeni moda isimleridir. Bunun dışında ritüellerine bakarsan tamamen dinsel ögeler ve temalar içerir.

Aşağıdaki mailler benim mason locası ile yazışmalarımdır, benim sorularımı ve onların yanıtlarını içerir. Hiç bir değişiklik yapmadan asıyorum.

*********************
vgm
Sayın yönetici;
Dogmaya karşısınız,diğer yandan eski-yeni ahit ve kuran alıntılar yapıyorsunuz. Bu doğruluk ilkenizle bağdaşmaz yargısına vardırıyor. Bilimsellik iddianız da ne demekse, yemin töreni ritüelleri. İlkelerinizi Nakşilerden, Fettullahçılardan, Baptistlerden, NaturaCarta, Bahailerden vs. ayıran bir şey göremiyorum (felsefi anlamda) tek fark onlar tek bir din ekseninde, siz 3 din eksenindesiniz. Kusura bakmayın bu ne biçim perhiz. Hem dini söylemleri kullanalım hem bilimsel olalım ne güzel, ne takdire şayan bir cesaret hatta birazda satanist olursak kimseyi küstürmeyiz. Hem ulusalcı olalım hem evrensel çok cesursunuz hiç çelişmez tabiî ki bunlar birbirleriyle dinle bilim hiç çelişir mi, lokallikle evrensellik gerçekten hiç kibirli değilsiniz, bilimin metotlarını değiştirmek nedir ki, büyük mimarınız sizi takdis etsin. Adım, sanım, adresim hepsi doğrudur.
Mason locasının yanıtı.

Subject: Özgür Masonlar Büyük Locasından
Date: Tue, 13 Nov 2007 17:01:35 +0200
Sayın,

Yazınızı ilgiyle okuduk. İçten görüşlerinizi dile getirdiğinizden kuşku duymuyoruz. Ancak, Masonluk hakkındaki bilgilerinizin gerçekçi bir temele dayanmadığını, yaygın ve yanlış bilgilerden kaynaklandığını sanıyoruz.

1.) Bizim eski-yeni Ahit ya da Kur'an kökenli hiç bir alıntımız yoktur. Bu yargıya nasıl vardığınızı bilmiyoruz. Eski-yeni Ahit'e de, Kur'an'a da,
diğer din kitaplarına da saygı duyuyoruz ama onları bireyin vicdanına bırakıyor, kurum olarak doğrudan alıntılar yapmıyoruz.
Bazı Masonluk türlerinde kutsal kitapların ant masasında bulunduğu ve zaman zaman onlara referans verildiği doğru olabilir ama bizim Masonluğumuzda hiç bir dine referans verilmez, alıntılar yapılmaz ve ant masasında tüm sayfaları boş olan simgesel bir beyaz kitap bulunur.
İnsanlaşma sürecinde iz bırakmış tüm kültürler ve bu arada dinler bizim daha yetkin olabilme arayışımıza destek sağlayabilirler.
Bu onları bire bir masonluğa mal ettiğimiz anlamına gelmez. Her kaynağın olumlu yönlerini benimsemeye çalışıp onları bilimsel yönteme ters düşmeden, aklımızla ve bilgelikle yeniden güncel kılmanın doğrudan alıntı yapmak anlamı taşımadığını düşünüyoruz. Ant masasındaki beyaz kitap sorgulamaya, algılamaya ve aydınlatmaya çalıştığımız bilimsel gerçeğin, ulaştığımız bilgi düzeyiyle kesin tanımlanamaz olduğunun kanıtıdır. Masonluk kesinliğe karşıdır ve mutlak tanımlamaların dogma ürettiğinin bilincindedir.
2.) Yemin törenlerimizin bilimsellikle çelişen bir yönü yoktur ve örneğin bir üniversite mezununun diplomasını alırken ant içmesi ile
kavram olarak pek farkı olduğu söylenemez. Yönteminin kendine özgü oluşu ise geleneklerin bir uzantısıdır.
3.) Dinler ve tarikatlar mutlak doğruları benimserler. Biz ise bilimsel yöntemden uzaklaşmadan kavramları sorgulamayı ve
geliştirmeyi öngörüyoruz. Bu nedenle de gelişim arayışına altyapı oluşturan yorumlamalara nokta koymuyoruz.
4.) Biz her kültürün iyi yönlerini seçerek daha iyi bir dünya ülküsüne temel oluşturmaya çalışıyoruz. Ne kadar başarılı
olursak o kadar gelişebileceğimizi düşünüyoruz. Kesin ve mutlak tanımlamaları gelişim sürecinin evrimselliğiyle çelişkili buluyoruz.
Hem ulusalcı hem de evrensel olabilmeyi neden çok yadırgadığınızı da anlayamadık. Bu ve benzeri karşıt görünen konuları kendimize,
ailemize, işimize, ulusumuza, insanlığa, yaşam alanı olan dünyaya ve evrensel zenginlikleri algılama çabasına karşı sorumluluklarımızın
olduğunu bilinciyle sürekli değerlendirmeliyiz. İyi insan, iyi eş, iyi baba, başarılı çalışan, ulusuna yararlı birey, insanlığa yararlı araştırmacı,
barışa katkı sağlayan düşünür ve çevreye duyarlı aydın olmak için bu kavramları bir arada geliştirmeye çalışmak neden bir engel oluştursun?

İlginize teşekkür ediyor ve gelişen yaşamın çok boyutlu, sonsuz eksenli zenginliğinde, insanlığın yarınlarını daha yaşanır kılmak için çalışmamız gerektiğine inanıyoruz.

Saygılarımızla,
ÖZGÜR MASONLAR BÜYÜK LOCASI
vgm Sayın Yönetici;
Yanıtlarınızın benim sunduklarımla uzaktan yakın ilgisi olmayıp, ezbere dayalı olsa da yanıtlama nezaketi gösterdiğiniz için teşekkür ederim. Ama İngilizlerin bir deyişini de anımsatmadan geçemeyeceğim "birini öldürürken kibarlığın zararı yoktur" .Oldukça da didaktikti. Ama burada çifte standart uyguluyorsunuz aynı mantık metoduyla kendi ilke ve temellerinize yaklaşmıyorsunuz. Büyükmimar dinlerin ortaya çıkardığı bir kavram değil de nedir. Yoksa son 24 saat içinde tanrının varlığını ispat edene Nobel verdilerde benim mi haberim olmadı, cehaletime verin lütfen. Yoksa size vahiy mi geldi lütfen beni de haberdar edin. Sizin bilimsel olduğunuza canı gönülden inanıyorum, hatta bahsi geçen sizin sırlarınızdan (olur ya on emir sandığını falan bulmuşsunuzdur) biriyse beni de kurtarın en kısa sürede hidayete ererim hem bunun sevabı da büyüktür size nasip olsun.
1.)Daha önceleri bu konu ile vs okuduğum doğrudur ama beyan esastır ilkesi üzerinden hareketle sadece sizin yazdıklarınızı (masonluk ve din) baz aldığımı fark edememiş olmanız paket cevaplar verdiğinizi gösterir. Önyargı 7 büyük günahtan biri olmasa da büyükmimar'ın (varsa) affedeceği bir şey olmasa gerek.
2.)Ben 25 sene önce sosyalisttim ve bize gelen eleştirileri şöyle yanıtlardık bizim sosyalizmimiz özgün olacak SSCB de öyle olabilir ama bizde şöyle olacak, onlar gerçek sosyalist değil. Kısaca maval okurduk, okurmuşuz sonraları fark ettim.
Bugünlerde dincilerle tartışıyorum işte söylüyoruz İran'a bak insan hakları yok, Suudlara bak bunlar nasıl görgüsüz insanlar, bir tane ileri gitmiş, modern çağa ayak uydurmuş İslam ülkesi gösterin bende müslüman olayım diyorum aldığım yanıt şu onlar zaten İslam değil gerçek İslam bizimkisi.(Bizden öğrenmişler.)
Sizde gerçek masonsunuz herhalde ve bizden öğrendiniz. İtalya’dakiler ,İngiltere'dekiler gerçek mason değildir argümanını kullanmazsınız umarım. Fransa’dakiler bana biraz daha yakın sanırım, bildiğimden değil duyduğum kadarıyla. Umarım bu tümcemi basite kaçıp bana karşı kullanmaya kalkmazsınız·
3.)Aztek'lerdeki kurban törenlerinin de Hipokrat yemininden çok farkı yok. Yemin töreni ne demek, size üye olmak için gelen birinin sözüne güvenmeyip yemin ettirmek dinsel ve tinsel argüman değilse nedir? Sadakat için mi; sadakat köpeklerde vardır ve insani değildir görüşlerinizin, inandığınız ilkelerin ya da ideolojinin veya üye olduğunuz kulübün yanlışlığını, yanlışlarını görüp eski düşüncelerinizden vazgeçmek, yani dogmatik olmamak doğrumudur değil midir? Bilimsel midir değil midir?
4.)Dinlere, inananlara saygı duymak nedir; korkaklığın ve ikiyüzlülüğün ta kendisidir: Bilimsel olmayan düşünceye saygı duymak ona inanmak kadar kötüdür, aslında daha da kötüdür. Çünkü inanan farkında değildir ve bu iyi bir mazerettir. Ya sizin mazeretiniz ne?
5.)Benim daha önceleri (gençliğimde) çok iyi anlamadığım Atatürk (bu özeleştiridir) gelenek ve göreneklere, inançlara saygı duysaydı tekke ve zaviyeleri mason localarını (hadi siz kapatmış olun çok da yüklenmeyeyim) kapatır mıydı?
6.)Photoshopta dünyanın en güzel kadınlarının en güzel yerlerini (Elizabeth Taylor'un gözleri Kim Bassinger'ın burnu vs) alıp birleştirince ortaya bir ucube çıkmış. Faşizm de böyle bir şeydi sosyalizmden 1 parça İncil den 2 parça vs.
7.) Ben metot olarak tümevarım yerine tümden gelimi daha başarılı bulurum hele, hele toplumsal ve sosyolojik olgularda. Ulusallıktan çıkıp evrenselliğe varılmaz, temel ve tali olan ayrımını her zaman yapmak gereklidir.Örneğin Afganistan'daki Peştunların ulusalcılığından çıkıp bir model üretirseniz bu olsa, olsa Taliban'ın şeriatı olur. Ama dünyadaki diğer hukuk ve yönetim şekillerinden hareketle sistem üretirseniz o zaman ortaya daha demokratik daha ileri bir sistem elde edersiniz. İşte bu manada ulusalcılık ve evrensellik çelişir. Ve işte tam burada tümevarım ve tümdengelim antoganizma kazanır. Tümdengelirseniz ulusal özgünlükleri de kapsayan bir sistem yaratırsınız, ötekisi Aksaray-Taksim hattı yani Aksaray 'dan çıkıp ördekleri toplaya, toplaya yalnızca Taksim'e varırsınız evrenselliğe değil aksi gibi bu mantıkla Taksim'e bile varacağınız şüpheli.

-InVi-
22-08-2008, 03:06
wikepedia üzerinde verdigim linkte
ünlü türk masonlarin ilk sirasinda iletiyi astigimda "ATATÜRK" yaziyordu
simdi kaldirmislar :)

kandahar
22-08-2008, 04:14
Demek ki güvenilir bir kaynağınız yokmuş sayın İnvi. İsterseniz bir arkadaşıma söyleyeyim girip o listeye canınızın istediği herkesi eklesin. Sonra link verin.

AKHENATON
22-08-2008, 15:58
Demek ki güvenilir bir kaynağınız yokmuş sayın İnvi. İsterseniz bir arkadaşıma söyleyeyim girip o listeye canınızın istediği herkesi eklesin. Sonra link verin.

düzen içerisinde yazılmış bilgiler.Tıpkı bilim denen organizma tarafından beyaz önlüklü rahiplerin insanı tek çizgide tutmak istemesi gibi.

Atatürkün mason olup olmadığının ne önemi var ? Mason olmak kötü birşeymidir ki ?

star trek
22-08-2008, 17:53
Masonluk dünya ticaretinin okyanuslara kayması sonucunda ve İngiltere'nin "üzerinde güneş batmayan ülke" olmasına hizmet etmek amacı ile İngiliz İstihbaratı tarafından kurulmuş bir örgüttür. Bu örgütle İngiltere'nin siyasi,askeri,ekonomik ve diğer çıkarlarının korunması amaçlanmıştır. Fransa oyunun farkına varıp kendi ülkesinin çıkarlarını korumak amacıyla aynı türden bir örgütlenme içine girmiştir.
Masonluğa esrarlı bir hava vermek amacıyla "O" dönem insanına çok gizemli etkileyici heyecan verici gelen ve deyim yerinde ise ilahi bir hava vermek amacıyla da "eskilerin masalları" eklenmiş kültleştirmiştir.
Masonlar gerek hizmetlerinde olduğu ülkelerin çıkarı gerekse kendi şahsi çıkarları için çalışan bir menfaat grubuna döndü. Egemen güçler hangi siyasal projeleri hayata geçireceklerse ona uygun aktivitelerde bulunmaktadırlar. Kalıcı gerçek hiç bir inançları yoktur. Dün laiklik için mücadele ederlerken bugün tam aksine dinci iktidarları desteklemekten geri durmazlar.
Bu örgütlenme dünyanın her yerinde vardır. Pek çok ülkede üye sayısı bir kaç milyona ulaşmıştır. Türkiye'de ise üye sayısı 10 ile 20 bin arasındadır. Bu bile masonluğun bir menfaat örgütü olduğunu göstermeye yeter. Türkiye'de en paylaşılmayan şey menfaattir.
Diğer hikayelerin ise benim için hiç bir anlamı yok.

AKHENATON
22-08-2008, 22:52
Masonluk dünya ticaretinin okyanuslara kayması sonucunda ve İngiltere'nin "üzerinde güneş batmayan ülke" olmasına hizmet etmek amacı ile İngiliz İstihbaratı tarafından kurulmuş bir örgüttür. Bu örgütle İngiltere'nin siyasi,askeri,ekonomik ve diğer çıkarlarının korunması amaçlanmıştır. Fransa oyunun farkına varıp kendi ülkesinin çıkarlarını korumak amacıyla aynı türden bir örgütlenme içine girmiştir.


.

dostum güzel hikaye yanlız son 150 senedir dünya üzerinde erdem ve ahlak söylemleri yapmaktan başka hiç bir faaliyeti olmayan bir düşüncedir, sen anlatmış olduğun küresel güçleri biraz araştırırsan altında roma kilisesi çıkacaktır.

AKHENATON
23-08-2008, 23:34
Demek ki güvenilir bir kaynağınız yokmuş sayın İnvi. İsterseniz bir arkadaşıma söyleyeyim girip o listeye canınızın istediği herkesi eklesin. Sonra link verin.

sayın invi tamamen pseudo metinler üzerinden masonluk yorumlaması yapıyor i eğerki konu hakkında detay öğrenmek istiyorsa kaynakça veririm , kendisinin ısrarla vurgulamış olduğu Dul kadının çocukları pseudo kitaplarda yazar, yani gerçek kültle alakası yoktur.

-InVi-
24-08-2008, 00:43
Akhenaton pseudo olan sizin ciddiye alinmak istemeniz,
psyeudo metin dediginiz bilgiler, tüm dünya masonlarinca ortak kabul edilen bilgilerdir,sizin bu gercekler ile bir sorununuz oldugundan bu metinleri kavrayamiyorsunuz.
Dul Kadinin Cocuklari sizin düsündüklerinizin degil
O deger yargilarina kendisini tabi tutanlarin söyledikleridir
ve bu kesin dogru olan budur.
Güvenli Sayilmayan kaynak avrupa masonlugun son yüzyilina yön veren loc.
asil sorulmasi gereken, insanlarin atatürkün mason olamasindan neden rahatsiz oldugu'dur.
atatürkün mason olmamasi icin mantikli bir neden yok.

AKHENATON
24-08-2008, 01:24
Akhenaton pseudo olan sizin ciddiye alinmak istemeniz,
psyeudo metin dediginiz bilgiler, tüm dünya masonlarinca ortak kabul edilen bilgilerdir,sizin bu gercekler ile bir sorununuz oldugundan bu metinleri kavrayamiyorsunuz.


sayın invi öncelikle şunu kavramamız gerekli , son 150 yıldır dünya üzerinde mason (kardeşlik/fraternis) düşüncesi yoktur , tapınakçılardan beri düşünce içine sızama yaparak tüm pis işlerini kardeşlik düşüncesinin üzerine yıkmak roma kilisesinin bir politikasıdır,

öncelikle kardeşliğin ne olduğundan konuya giriş yapmamız ve tarihsel süreç içinde izlediği seyri ve daha sonrasında uydurulmuş metinler ve sızmaları incelersek konuyu sadece böyle kavrayabiliriz ,

bugün kendine masonum diyen gruplar sadece bu ismi kullanırlar, kardeşliğin ne olup olmadığı konusunda en ufak bir bilgi kırıntıları dahi yoktur.


Dul Kadinin Cocuklari sizin düsündüklerinizin degil
O deger yargilarina kendisini tabi tutanlarin söyledikleridir
ve bu kesin dogru olan budur.



yahu bırakın sizi , çok mason tanıyormuşsunuz karşılıklı olarak şu dul kadın masalını masaya yatırmak isterim, bu hikaye roma kilisesince uydurulan kitaplarda geçmiştir ilk defa bunla ilgili dökğman ve kayıtlar mevcuttur.
bunca kütüphanenin siz niye yakıldığını sanıyorsunuz.yABANCI ÜLKEDEYMİŞSİNİZ bende size kaynakça vereyimde konunun özünü öğrenin
çünkü bu google dan bilgi taramayla olmaz. dünya judeocu dünyadır ve bilgi sadece judeocu sistem içerisinde yazılmıştır.


Kess Samplorius.." Sibylla Borealis : Notes on the Structure of valuspa "

Milton S.Terry.." The Sibylline Oracles "





Güvenli Sayilmayan kaynak avrupa masonlugun son yüzyilina yön veren loc.
asil sorulmasi gereken, insanlarin atatürkün mason olamasindan neden rahatsiz oldugu'dur.
atatürkün mason olmamasi icin mantikli bir neden yok.

burda Atatürkün mason olup olmadığı tartışması hem teistleri hemde ateistleri kızdırır çünkü ikiside judeocu dünya çizgisinde yayın yapan biri samanyolu Tv diğeri Eski kanal Türk.

AKHENATON
17-10-2008, 16:36
9- Hiram abif efsanesinin gerçeği

Masonik mitolojinin tam olarak nerde biçimlendiği , inisiasyonları ,ritüelleri,simgesel ayrıntıları ilk kez kimin tarafından formüle edildiği kesin olarak bilinmez.Ülkeden ülkeye locadan locaya farklılıklar gösterir.
Zanaatin başlangıcı sembolik olarak günümüzden 3 bin yıl önce kudüste süleymanın tapınağınının inşaatıda dayandırılır.Örgütün geçmişte o tapınağın koruyucusu olarak kendili ilan eden bir şovalye örgütü olarak adlandırmaktadır.

Eski ahitte kral süleyman , kudusteki büyük tapınağı inşaa ettirirken dosluk içinde olduğu Tire Kralı Hiram'dan yardım ve destek almıştır.

yapım ve iç dekorasyonda kullanılanacak çeşitli hammaddelerin yanı sıra ,hünerli v çalışkan bir ustayı ve onun emrinde çalışacak sadık bir ekibide kapsar. (II.Tarihler 2:13-14)

Kralla aynı adı taşıyan Hiram usta, eşi ölmüş tireli bir kadının oğludur, yapılardaki bronz işleme ve oyma çalışmalarının uzamnıdır. (I.Krallar 7 : 13-14)

Tapınağın yapımıyla ilgili eski ahitte yapılan anlatılar bilinmeyen bir zamanda (büyük ihtimal 14.yy) , bugün locaların üçüncü dereceye yani üstad masonluğa geçiş ritüeli olarak kullanılan ana ritüel doğar.

Hikayenin mason versiyonu ; tapınağın yapımında çalışmak üzere adamlarıyla birlikte kuduse gelen hiram usta, mason tarihinin ilk büyük ustasıdır. Zanaatinin sırrını sadece o bilir ve ekibiyle bile paylaşmaz.Ona eşlik eden 15 adamı bu sırrı öğrenmek için ellerinden geleni yapsalarda son geceye kadar hiç bir şey yapamazlar. Hırsına yenik düşen 3 tanesi hiramı gece vakti tapınakta yanlız yakalayacaktır.

Efsanenin kimi versiyonlarında bu üç adamın isimleri , Jubelo,Jubela,Jebelum dur.

ustayı tehdit ederek bilgilere ulaşacaklardır.Hiram bu sırrın sadece üç kişide olduğunu diğer iki sırdaşına bir şey sormadan söyleyemeyeceğini , zamanı gelince hak edenlere yavaş yavaş söyleyebileceğini, bu sırrı vermektense ölmeyi yeğlediğini belirtir.Çıraklar sırrı alamayınca cinayet işlerler ve büyük bir paniğe kapılarak cesetle birlikte şehir dışına çıkarlar.Hikaye herkesin bildiği şekliyle devam eder.

Genel hatlarıyla hiram abif hikayesinin ana hatları böyledir, Büyük sırrı onu hak etmeyene vermektense ölümü yeğleyen efsanevi usta.

söz konusu motif , usta masonluğa geçişte ritüel olarak kullanılır.İnisiyasyon törenlerinde , mason adayına kurban rolünü oynama görevi verilerek mistik canlandırma yapılır.1700 lerden itibaren uygulanan bu ritüel, büyük usta kimliğine ulaşmak için diriliş objesinin ana ritüelidir.Yeniden doğuş için ölmek gereklidir.

bu ritüel ve çözümlemelerin detayına girilirse masonluk söylemindeki hiram ile moneist dinlerin uzaktan yakından alakasının olmadığı görülür.

Mason geleneğinde HİRAM ABİF ustanın adına , ABİF soy adı gibi eklenir.Fakat buna eski ahitte raslanmaz,

II.Tarihlerde fenike hükümdarı hİRAM, KRAL SÜLEYMANA babsının hizmetkarlarından HİRAM' ı yolladığını söylerken BABAMIN hiram' ı der.Kısaca ibranice Hiram.abi

Babamın hiram'ı sağır duymaz uydurur misali zamanla usta Hiram abif' e dönüştürülmüştür.

Sorun bununlada sınırlı değildir ,

Hiram ustanın kendi adamlarınca öldürülmesi , tamamen dayanaktan yoksun ve uydurulmuştur.

Eski ahitte tapınağın işciliğinden , hiramın başarılı çalışmalarından ufak ayrıntılar eşliğinde bahsedilirken ustanın böylesine korkunç bir şekilde öldürüldüüne dair bir kayıt yoktur.

yahudi tarihci jesophus'un anlatımlarına göre hiram yapı tamamlandıktan sonra süleymanın verdiği hediyelerle ülkesine dönmüştür.

Peki bu efsane masonik ritüele niye eklenmiştir. ?

Ortada edinilmesi zor büyük bir sır vardır, birileri bu bilgiyi korumakla yükümlü olan yetkili kişi hırslarına egemen olamayan kişi bilgiyi alamayıp sır'ı taşıyanı öldürürse sır'da ortadan kaybolacaktır.geride kalan 15 kişi üç farklı yöne dağılıp bilgi taşıyıcı ararlar fakat yaşamadığı anlaşılınca onunla birlikte olan bilgi yok olmuştur.

Yok olan bilgi karşısında yedek bilgi ile yok olan ikame ettirilir.bilgiyi tasıyan ,sembolik olarak yaşama döndürülür.

Hiram abif efsanesi olarak anlatılmak istenen fakat çok yoğun bir ökült şifreleme olan bu anlatımın aynısı Roma cumhuriyetinde Capitoline tapınağı ile yaşanılan olayda aynısı yaşanır.Aynı hikayenin farklı ve ökült anlatımıdır.

Bir tarafta masonik sır , diğer tarafta evrensel bilgilerbirini gizli GÖZ olarak Hiram (H-E-R-M-E-S . isim değil bir derecedir)

SONUÇ : Hiram abif efsanesi ; kardeşlik birikimine Tapınak şovalyelerinin katılımıyla birlikte 17.yy Gül-haç mistisizmine bağlı mesih ci unsurların masonik ideoloji üzerinde etki kazanmalarının ardından bilinçli olarak perdeleme yapmaları, sahte hedef göstererek şaşırma taktiğidir.

AKHENATON
27-10-2008, 18:16
10- Kutsal G

http://img55.imageshack.us/img55/3889/27706562bu3.jpg (http://imageshack.us)
http://img55.imageshack.us/img55/27706562bu3.jpg/1/w250.png (http://g.imageshack.us/img55/27706562bu3.jpg/1/)

Yedi rakamı masonlar ,için simgesel bir önemi vardır.yedi dünya harikası, doğu kültürünün yedi bilgesi, yedi özgür bilim dalı ; gramer,retorik,mantık,arikmetik,geometri,müzik ve astronomi.

Bunlar içinde en ayrıcalıklı olanı Geometridir.mason sembolleri arasında G en fazla dikkat çeken semboldür.Masonluk yapısı, üst kısmı bilimlerin ilki ve en soylusu geometri üzerine kurulmuştur.Onun sayesinde evrenin yüce mimarının gücünü, bilgeliğini ve iyiliğini keşfeder ,uçsuz bucaksız sistemin boyutlarını keşfederler.

Ancak , G harfi , masonluk için geometrinin ötesinde anlam taşır.G , aynı zamanda yüce ilahi gücün kutsal adının baş harfidir.

Baş harfi G ile başlayan kutsal işim nedir ?

G ; yahve, elohim,lord, adonai harflerinin baş harfi olmadığı kesindir.

Hristiyan araştırmacılar G harfini , Got = tanrı olarak iddia ederler, fakat bu konuya oldukça uzak bir iddadır.

G , mason terminolojisinde Tanrıyı tanımlamak için kullanılan " Evrenin yüce mimarı " ; Grand Architect of the Universe ; ifadesinin baş harfidir.

Mimar nitelendirmesini kullanmak isteseler en uygun harf A dır.Alfabenin ilk harfi ve incilde tanrı " Alfa ve Omega" yani başlangıç ve bitiş olarakta nitelendirilebilir.Architect batı dillerinin çogunda ortak kullanılır.

Bazı araştırmacılara görer isede (bunlar yahudi orjinli) , yahve adını vurgulamak için ibrani alfabesindeki yod harfini kullanmayı yeğleyenler olduğunu , fransız menşeililer Dieu sözcüğünden yola çıkarak G yi D ile değiştirmekten bile bahsederler. Onlara göre G ; evrenin ve yaşamın temelini oluşturan " Üretici (yaratıcı) Güç " (Generative Force) kavramını simgeler.

Tüm bu kafa karıştırıcı açıklamalardan sonra geriye doğru gidersek , G , elbette, Ge,Gaia ,yada Gea 'yı simgelemektedir ve yanlızca onun baş harfidir.

Dünya anne yada Ana Tanrıça 'nın bilinen en eski adlarından biri olan Demeterin en eski biçimi Ge-Meter dir , Yani Dünya Anne.

zaman içerisinde Gemeter'in , Demetere dönüşmesi dezanformasyonla ilgli olmayıp, dişil ilahi güç le ilgili başka simgeselliğin etkili olduğu görülür.Yunan alfabesinde Delta , güç veren anlamı taşır.Fraternis çıkışlı gruplar içinde üçgen oldukça önemli bir semboldürde.

en önemli tapınaklardan biri olan, Delphi' nin adı Rahim amlamına gelen Delph sözcüğünden gelir.Süreç içindede Yunanlı demeter ismi , latinceye çevrilirlken D , G halini almış ve G sır olan G sembolü böyle ortaya çıkmıştır.

De-meter = Ge-meter.

AKHENATON
08-11-2008, 15:19
4- Corpus Hermeticum

İ.Ö 3.yy tarihçilerinden manethon, mısır2a hiyeroglif yazı sistemini bağışaldığına inalılan bilgelik tanrısı Thoth tarafından yazılmış, 36,000 kitaplık kolleksiyondan bahseder.Iamblichus' a göre bu kitapların sayısı 20,000 dolayındadır.İskenderiyeli clemens yunanda hermes, romada merkür adıyla bilinen bu tanrının kitaplarını 42 ye indirerek daha inandırıcı bir boyut kazandırır.Bunların mısır tapınaklarında rahiplerce saklandığını anlatır.

Clemense göre Corpus Hermeticum kitaplarında şu bilgiler yer alır , derlenmiş yasalar,ilahi ve dualar, rahiplerin yetiştirilmesi için bilgiler, kozmoloji,cografya,tıp.Bu içerik Sibylline kitaplarıyla uyumludur.

Yunan gizemciliği ve mısır düşüncesinin kavşak noktası Hermes Trismagistus kültü, farklı bilimsel disiplinlere bağlı bulguları derleyen bir ana kaynak yaratmıştır.Fakat orjinalleri Sibyll gibi kayıptır.Bugün elde bulunan metinler mistik içerik eklenrek yazılmış metinlerdir.

Hermetik düşünce romada hristiyanlığın resmi din olmasıyla uygulanan baskılar sonucunda yer altına çekilmiştir.Hermetik kültürün en önemli merkezi iskenderiyeden uzaklaşıp güneydoğu anadolu (özellikle sabi kültürünün yaygın olduğu harran) ve balkanlara kaçan müritler kitapları korumaya çalışmışlardır fakat 9 ve 10 yy. kilisenin bu düşünceyi HERETİC ilan ederek müriytlerin peşine düşmesi sonrasında bir daha güncel hayatta görülmemiştir. Bugün elde bulunan ve otantikliği tartışılır kitapları gün ışığına çıkarılmasında Floransalı Cosima de Medici 'ye borçluyuz.

Medici ailesi 13-14 yy arasında floransanın yönetimi,ni ellerinde tutmakla kalmamış, avrupa tarihine damgasını vurmuş sayılı hanedan'lardan biridir.400 yıl içerisinde 3 papa, iki fransa kraliçesi,çok sayıda avupalı soylu çıkarmıştır.

Medici ailesinin entellektüel üyesi Cosimo ülke ve kentleri gezerek kitapları toplamıştır. Tuscanalı rahip Leonardo da Pistoia da yardımcısıdır.Pistoia bu kitaplar için tüm coğrafyaları gezmiş sonunda 1460 yılında toplamının 42 parça olduğunu söylenen bu kitapların 14 parçası ile floansaya dönmüştür.Eski yunan dilinde yazılmış bu kitaplar, latinceye çevrilmesi görevini manevi oğlu Ficino yapmıştır.Ficino , kilise tarafından HERETİC ilan edilerek daha sonra romada yakılmıştır.Ficino'nun "Pimander : Tanrının gücü ve bilgeliği " adını verdiği bu ceviriler beklenenin üzerinde ilgi görmüş, kıta entellektüelleri arasında hızlı yayılmıştır.

Hermes felsefesini izleyen en önemli düşünür ve ozanlar , aglaophemus, pisagor ve orpheus tur.

Hermetik metinlerin mısır bilgelik tanrısı thot a mal edilmesi mısırlı tarihçi manethona mal edilsede ;

ancak onun tarafında yazılmayıp daha geç bir tarihte ploteme'ye yazılan bir mektup aracılığı ile kurulmuştur.hermes adında ,iki farklı kişi vardır , birincisi tufan öncesi bu bilgileri yazarak mısır tapınaklarına saklamış , ikincisi tufan sonrasında onları koruyarak keşfeden agathodaimon yani ikinci hermes aracılığı ile yunana geçen,

iki farklı kişi ile bu kitapların yunana geçtiği aktarılırken, 15.yy sonlarında Leonardonun makedonyada bulduğu kopyaların Thoth kitapları olmayıp , mısır gizemciliğine kapılan Yeni-Platoncu gruplar ile gnostik cevrelerce üretilmiş derlemeler olduğu anlaşılır.

eldeki metinlerin clemensin bahsettiği konular ,ile ilişkisi olmayıp usta-çırak ilişkisini anlatan gnostik metinlerdir.Bu pseudo-hermetica gnostik yazarlarca batıya uyarlanmıştır.

Pisagor, eğitim sürecinin büyük bir kısmını geçirdiği heliopolis Ra tapınağında bu metinleri okumuş ve arikmetik ve evren kavrayışında Thoth kitaplarının izi bulunur.hermes, pisagor, orpheus, herakleitos,platon düşünce akımlarını besleyen ana nehirdir.

günümüz bir çok araştırmacının ortak görüşü C.Hermeticum ile Sibyl kitaplarının aynı arkeik kökten geldiği konusunda uzlaşırlar.

günümüz kitaplarının durumuna girmeyeceğim.