PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Düşünce Özgürleşmedikçe Bilim Yapılamaz (yaşanmış bir örnek)


bayraktaro1
09-09-2008, 12:58
Daha küçük bir çocukken okuduğum "Toplusal Geriliklerimizin Sorumluları: Din Adamları" kitabıyla bana bambaşka bir dünyanın kapılarını açmış, zamanla okuduğum diğer kitapları ile hayata hep "daha farklı" bakmamı sağlamış muhteşem hocam...

(Kendisinin kitaplarından birini refere ederek bir Din Kültürü dersi sınavında dört buçuk sayfa doldurmuş ve birincilikle girdiğim okulumdan bu yüzden atılmıştım. Böyle de bir yeri vardır bende...) (Bir siteden alıntı)


Yukarıda yazdığım ifadeler, bir kişinin başından geçmiş bir olay. Prf. Dr. İlhan ARSEL'in kitabından alıntı yaparak Din Kültürü dersinde gerçekleri yazan bir insana yapılan muamelemeye bakın. Çocuk okula birincilikle giriyor. Sadece bir dersin sınavında farklı bir düşünce yazdı diye OKULDAN ATILIYOR. Yazık, başka hiçbirşey diyemeyeceğim. O din kültürü hocası denilen molla, bu kardeşimizi karşısına alıp onunla tartışma cesaretini gösterebilmiş midir?

Türkiye = Hurafeler Ülkesi

K.C.
09-09-2008, 13:40
Okullar açıldı,
Devlet babamızın eğitime %100 destekle bedava dağıttığı kitaplar öğrencilere verildi ve eve geldi.

Akşam 6. sınıfa giden oğlumun Sosyal Bilgiler kitabını karıştırırken eskiden günümüze insan haklarıyla ilgili bazı kanunlardan alıntılara rastladım.

Hammurabi yasalarından birkaç örnek. Ölüm cezaları, kol kesme cezaları, yıkılan binanın ustasını öldürme cezalarını almış.

Peygamber efendimizin veda hutbesinden yapılan alıntıları sanırım herkes tahmin edebilir. Eşitlikçi, insan haklarına saygılı görünen birkaç cümle alınmış.

İnsan hakları evrensel beyannamesinden alınan maddelerin ilk ikisi inanç hürriyetiyle ilgili...

Oldukça anlamlıydı gördüklerim.
Bizi cımbızlamakla suçlayanlar Milli Eğitim Bakanlığının cımbızcılarını da görmeliler.

Din dersi ve Ahlak bilgisi kitabını incelerken daraldım. Çocuğuma ezberlettirilecek Arapça dualara mı üzüleyim, verilen bilgilerin çarpıklığına mı? Bu kitapları sadece Müslüman çocukların okumadığını düşündüğümde gayrı müslim veli ve öğrencilerin ruh hallerine mi...
Eskiden lise'de öğretirlerdi namaz kılmayı şimdi 6. sınıfta, daha körpeyken beyinler. Çocukların ahiretini kurtaracaklar ya.
Haftada bir saat de olsa, çocuğum Arapça ezber edeceğine, binbir hurafeyle uğraşacağına en sevdiği şeyleri yapmak ister. Satranç ve tiyatro..
yeni eğitim-öğretim yılımız mübarek olsun :(

Ayejj
09-09-2008, 15:16
Ülkemizde yaklaşık 100 bin diyanet çalışanı var.1950 den beri binlerce insan imam hatip okulları ve ilahiyatlardan mezun olmuş vaziyette.Ve bu insanların büyük çoğunluğu aşırı dinci insanlar.
Bu kadar insan din mevzusundan ekmek yeyip menfaat sağlarken bu ülkede aydınlık gelecek beklentisi taşımak fazla iyimserliktir kanımca.

bayraktaro1
09-09-2008, 16:38
Her ikinize de katılmamak elde değil....

Biraz da kendimden örnek vereyim dedim;

Lise 2. sınıfta Din dersinde, hocamız din kültürü kitabını sıra ile belirli bir sayfaya kadar okuturdu. Bizde kitaptan takip ederdik (ne komedidirki, bir çok derste hala bu yöntem uygulanmaktadır). Sıra bana geldi, konu muhammedin hayatıydı. Ben okurken "Peygamber Efendimizin süt annesi Halime diyecekken, ağzımdan hamile" lafı çıktı. Tabii hoca bana ters ters baktı ve "Pesübanallah, pesübanallah" diyerek sesli bir şekilde iç çekti. Bunu gören sınıf arkadaşlarım bana bakıp gülmeye başladılar. Tabii bende oldukça kızardım ve yaptığımdan utandım.

Bizde de Orta 1'de din eğitimi başlardı. Dualar ezberletilirdi. Dualar tahtada ezbere söylenirdi. Hatta erkek öğrenciler, belirli bir sıra ile hocanın masasının üstüne çıkıp namaz kılarlardı. Hocada ona göre not verirdi. Bana da sabah namazı düşmüştü. Sesli bir şekilde okuyup, kılmıştım. Kızlar ise, oturdukları yerden okuyarak namaz kılarlardı.

Lise son sınıfta, din dersinde hoca duaları ezbere bilenlere ve özellikle de ayetel kürsiyi ezbere bilenlere 10 vericeğim demişti. Bende ezberledim tabiki, ama sözlüde aşırı heyecandan bir iki kelime karıştırdım ve 9 almıştım.

Ne diyeyim. Eğitimimiz içler acısı, buna benzer binlerce örnek sayabilirim. Düşünmeden verileni alıp ezberle. Yeni düşünceler zararlıdır.

Aydınus
09-09-2008, 22:42
Daha küçük bir çocukken okuduğum "Toplusal Geriliklerimizin Sorumluları: Din Adamları" kitabıyla bana bambaşka bir dünyanın kapılarını açmış, zamanla okuduğum diğer kitapları ile hayata hep "daha farklı" bakmamı sağlamış muhteşem hocam...

(Kendisinin kitaplarından birini refere ederek bir Din Kültürü dersi sınavında dört buçuk sayfa doldurmuş ve birincilikle girdiğim okulumdan bu yüzden atılmıştım. Böyle de bir yeri vardır bende...) (Bir siteden alıntı)


Yukarıda yazdığım ifadeler, bir kişinin başından geçmiş bir olay. Prf. Dr. İlhan ARSEL'in kitabından alıntı yaparak Din Kültürü dersinde gerçekleri yazan bir insana yapılan muamelemeye bakın. Çocuk okula birincilikle giriyor. Sadece bir dersin sınavında farklı bir düşünce yazdı diye OKULDAN ATILIYOR. Yazık, başka hiçbirşey diyemeyeceğim. O din kültürü hocası denilen molla, bu kardeşimizi karşısına alıp onunla tartışma cesaretini gösterebilmiş midir?

Türkiye = Hurafeler Ülkesi

Said-i Nursi'nin ( veya Said-i Kurdi'nin = Kürt Sait'in ) ne dediği belirsiz , çelişki yüklü ağdalı sayıklamalarını yazsaydı kesinlikle okuldan atılmaz ; Fetullahçıların düzenlediği olimpiyatlara girmeye o saat derhal hak kazanır , böylece tüm insanlığa Allah aşkıyla neler yapılabildiğinin bir güzel propağandası yapılırdı .

Unutmayın ; bu Fetullahçılar her yerde ...

Uzaklarda aramayın , biraz etrafınıza bakın sadece .

bayraktaro1
10-09-2008, 10:00
Din bütün hayatımıza nasıl girmiş, kıpırdayamıyoruz. Bilim ve insanlığın gelişimi için büyük bir tehlike....

Şu an Türkiye'de milyonlarca insan oruçlu ve oruç tutarak kendi bendenlerine zarar verdiklerinin, verimlerinin düştüklerinin, ibadet dışında 1 ay boyunca başka birşey yapmadıklarının farkında bile değiller. Adamın biri bana, oruçlu ile bayılacak gibi olduğunu ve tansiyonunun sürekli yükseldiğini söyledi. Ben de ona dedim ki, "Kendini bu kadar kötü hissediyorsan tutma" oda bana dedi ki "Allah bana ecrini ve kuvvetini verir". 1 ay boyunca sürekli tansiyon yükselmesini düşünün.. Resmen metabolizma dengesi ile oynamaktadır.

Avrupa, evrenin sırrı ile uğraşırken bizler; "Muhammed A.S. bir gün yolda giderken yerde öylesine oturan birini görmüş. Selam vermeden geçmiş. Daha sonra dönüşte yine aynı adamı görmüş. Bu sefer adam elinde bir sopa ile yerde birşeyler çiziyormuş. Bu sefer peygamberimiz, Selamünaleyküm demiş adama. Yanındakiler hemen sormuşlar,"gönüllerin sultanı neden önceden o adamı gördügünde selam vermedin de şimdi veriyorsun" Efendimiz demiş ki; "İlk başta adam hiçbirşey yapmadan oturuyordu. Şimdi ise birşeylerle uğraşıyor. Allah boş duranları sevmez."

Ne hikmet var değil mi; Muhammed'e soruyorum. O adam ya düşünüyorsa, Düşünmekte bir eylemdir.

Artık eskinin masalları beni sıkmaya başladı. Uğraşan uğraşsın. Benden bu kadar Voltare'in dediği gibi "Basit bir Fizik kitabı, bütün kutsal sayılan kitaplardan daha değerlidir."

volkantr
10-09-2008, 11:36
Bizim Din kitabımızda Atatürk ile ilgili bölümleri hoca okutmazdı.O bolumler ne olacak dediğimizde geçin oraları derdi..
Sene 91 de bu hoca şikayet üzerine okuldan uzaklaştırıldı..
Daha sonra ne mi olmuş..
Halen öğretmenliğe devam ediyor..
Ayrıca ne alaka ise birde yazilim konusunda kendini yetiştirmiş..Bilgisayar kitabı yazmış..
Umarım o geçmişte ki düşünceleri de değişmiştir..

çakırcalı
10-09-2008, 12:22
Oğlumun (8. sınıfa başladı) ders kitaplarını inceledim. Tabii özellikle Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi kitabını. Danıştay'ın ve AİHM'nin kararlarına rağmen hala aynı zihniyete devam ediliyor.

150 sayfalık kitabın 114 sayfası sünni islam propagandası, ibadet şekilleri, farızası, duaları; 7 sayfası Dinler ve Evrensel Öğütleri adı altında Hinduizm ve Budizm, Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam tanıtımı ile yine İslami açıdan değerlendirilmeleri; geri kalan kısmı ise yine İslami ahlak üzerine.

Ben atesitim ancak oğlumun da (her ne kadar olmasını istesem de) ateist olmasını şart koşmuyorum. Büyüyüp, kendi aklıyla dinsel tercihini yapmasını istemek bir ebeveyn olarak en doğal hakkım. Oysa kendi tecrübelerimden anladığım kadarıyla, oğlum da Din Öğretmeni adı verilen bir kişi tarafından yine Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi adı verilen bir derste sünni-müslüman olmaya, körü körüne bir dine inanmaya zorlanıyor.

Danıştay ve AİHM'nin ilgili kararlarıyla karşılaştırıldığıında bu ders ve kitap, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olmadığını, "Hukuka Rağmen" bir devlet olduğunu kanıtlıyor.

Oğlum adına kaygılıyım, ne diyeyim? Gün gelip (örneğin) bu siteye üye olup, bazılarının yaptığı gibi salak sulak fikirler ileri sürerek allahın varlığını kanıtlamaya çalıştığını düşününce üzülüyorum...

K.C.
10-09-2008, 12:39
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=249280

bayraktaro1
10-09-2008, 13:04
Sayın K.C.

verdiğiniz linkle çok güzel bir konuyu dile getirmişsiz. Evet, Adı Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi olan bir dersin içeriğine baktığınızda, İslamiyet ve Sünniliği anlatan bir din dersinden hiçbir farkı yok ve bu ders zorunlu. Aslında, dinlerden ve tarihinden bahsetmesi gerekirken. Bir çok çevreler demiyor mu "Dinimizi doğru düzgün öğrenemiyoruz. Sadece haftada 2 saat zorunlu din dersinin olması yeterli değil" diye....

Anılarıma devam ediyorum;

Yine lise 2. sınıftaydım. Din hocamız (bu arad 3 yıl boyunca aynı hocadan din dersi aldım), şeytanı tanımlıyordu. "Şeytan her tarafta" dedi. Sadece kafanızı çevirmeniz yeterli, örneğin; ŞEY dergisi vardı, güncel magazin dergisiydi ve çıplak ünlüleri gösterirdi. Bir de ona uygun TAN gazetesi vardı. O da şimdiki Bulvar veya ŞOK gazetelerinin benzeri diyebiliriz. Hoca aynen şunu söylemişti "Piyasa da ŞEY dergisi satılmıyor mu? TAN gazetesi de var. Alın işte size ŞEYTAN, her tarafta geziyor" demişti..

evrensel-insan
10-09-2008, 13:27
Saygideger arkadaslar;

Bir kisiyi egitmenin, ona birsey ogretmenin amaci; sadece senin istedigin egitimi alsin ve sadece senin istediklerini ogrensin degil; kendi ogrenim serbestligiyle, istedigi egitimi alsin ve istedigi herhangi bir seyi kendi iradesiyle ogrensin olmalidir. Bu olmadikca, yetistirilen, sadece bir emir kulundan, koleden, ve kukladan baska bir sey degildir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

bayraktaro1
10-09-2008, 13:57
Sayın Evrensel - İnsan;

Dediğine katılmıyorum. Eğitimin amacı doğruları göstermek olmalıdır. Farklı bakış açılara sahip fikirlerin oluşturduğu ortam yaratıp seçmesini sağlamak olmamalıdır. Dinlerin yalan olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu yalanların eğitimde yeri yoktur. Sadece, Tarih kitabı içerisinde insanlık tarihinden bahsederken dinlerden bahsedilmeli ve insanların bu boş inançlara ne sebeple kapıldığı anlatılmalıdır. Bütün insanlık tarihi için söylüyorum. Bu cesareti gösterebilmeliyiz.

Diyanet İşleri Başkanlığı kapatılmalıdır. Bütün imam hatip okulları, kuran kursları kapatılmalıdır. Yalanlardan ibaret olan din eğitimi verilecekse camiler, kiliseler ve sinagoglarla sınırlandırılmalıdır. Okullarda din eğitimi kaldırılmalıdır. Vatikan ve bütün ruhban sınıfları kaldırılmalıdır. Papalık sistemi, tamamıyla çökertilmelidir. En gelişmiş diye ifade ettiğimiz, ABD'de bile ABD Başkanı olabilmek için; Beyaz olmalısın, ABD vatandaşı olmalısın ve Hıristiyan olman gerekmektedir.

İnsanlık için artık, dinlerin hurafe oldukları teker teker anlatılmalıdır.

evrensel-insan
10-09-2008, 14:44
Saygideger bayraktaro;

Eğitimin amacı doğruları göstermek olmalıdır.-bayraktaro

"Dogru" kavrami; soyut, oznel, goreceli ve degiskendir. Dolayisiyle, neyin dogru olup olmadigi, algilayanin algisi temelindedir. Kime gore, neye gore, ne dogru? sorularinin cevabi; her bakis acisina ve ifade sekline gore degisir.

Unutmamalidir ki, birisine dogru gelen sey; ayni zaman da baskasina yalnis gelebilir.

Ben burada, dogru kavramindan ziyade, uygun kavramini tercih ederim. Peki kime, neye ne uygun? Iste onu da, kendi kendisini kendi dusuncesiyle donatmis, bireylerin bireysel hak ve ozgurlukleri temelindeki, sececekleri egitim ve ogrenim seceneginin kendilerine birakilmasini, empoze veya mudahele yerine, eger bu egitim ve ogretim de herhangi, insanliga ters dusen bir egilim varsa; bunun da yine egitimle giderilmesini oneririm.

Eskiler, yeni nesile sadece okuma-yazmayi ogretebilirler. Kendi dogrulari temelinde, neyi okuyup yazacaklarina mudahele ettikleri zaman, veya kendi dogrularini empoze ettikleri zaman; bu bir egitim veya ogretim degil, birisini "kendin gibi" yetistirmektir. Halbuki her birey kendi gibi yetismelidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan
10-09-2008, 15:00
Saygideger bayraktaro;

Toplum, bilgi ve bilinc olarak belirli bir duzeye getirilmeden, ve toplumun alisilagelmis, otomatiklesmis, yasam ve iliskilerini ellerinden alir veya yasak koyarsaniz; onlar bunun nedenini algilayamadiklari icin ve bu konuda gereken bilgi ve bilince sahip olmadiklari icin, ellerinden alinana ozlem duyacaklar, size icten ice kin duyacaklar; ve en kisa zamanda, ellerinden alinanlari, geri getirmeye sizi zorlayacaklar veya ugrasacaklardir.

Bu, senin dediklerinin, canli ornegini, dunya;SSCB devrimi ve sureci temelinde yasamis, daha devrimin ustunden, yuzyil bile gecmeden, hemen hemen butun bu yapilanlar, yani senin dediklerin, geri tepmis ve nihayetinde SSCB' de cesitli milliyetlere bolunmustur.

Korkarim, bu senin dediklerin bugun Turkiye'de uygulanirsa, sonuc belki de, SSCB'n de oldugundan daha vahim olacaktir.

Oyuzden, bazi seylerin insanlik adina zararli olup olmadiginin kararini halk vermelidir. Tabiki, bu karari verebilecek bilgi ve bilince ererek. Iste o zaman, bu insanlik adina zararli alisilagelmislerin ozlemini cekmeyi degil; onlardan kurtulmayi yegleyecektir. Bir daha hayatina sokmamak uzere.

Saygilarimla;
evrensel-insan

bayraktaro1
10-09-2008, 16:00
Sayın Evrensel - İnsan;

Söylediklerine katılmamak elde değil. aslında benzer ifadeleri kullanıyoruz ama, gidiş yollarımız biraz farklı ;

Önce doğru kelimesinden bahsedelim. Evet, doğru kökeni itibari ile görecelidir,ama temel aldığın değerler üzerinden hareket ederek doğruları oluşturabilirsin. Örneğin; hümanizm bakış açısı ve rasyonaliteyi (bilimi) altına temel alarak ilerlemelisin;

Örneğin; Hıristiyanlık inancında dünyanın düz olduğu ifadesi vardır. Ama bu önerme bilimsel olarak yalnıştır. Gerçekte dünya elipsoid bir özelliğe sahiptir. Bu nedenle, hıristiyanlık inancındaki dünyanın düz kelimesi tamamıyla uydurulmuştur. Denmelidir.

Kur'an da güneşin doğduğu yerden bahsedilir. Ama, bu bilimsel olarak yanlıştır. Çünkü, güneşin batması veya doğması diye birşey sadece yanılsamadır. Dünya, hem kendi ekseni etrafında hem de güneşin etrafında döner. Bu nedenle, kurandaki bu ifade de uydurmadır diye eğitimde anlatılmalıdır.

Kur'an da evrenin 6 günde yaratıldığını, tevratta ise 6 günde yaratılıp 7. günde dinlendiğinden bahseder. Bilimsel olarak bu da yalnıştır. Çünkü, evren 13,5 milyar yılda, dünya ise 6,5 milyar yılda yaratılmıştır. kurandaki bu ifade uydurmadır.

Kur'an da peygamberlerden ve Allah'ın doğaüstü yaptıklarından bahseder. Bilimsel olarak buda uydurmadır. Çünkü, doğada fizik ötesinde birşey gerçekleşemez. Peygamberlik iddasında bulunan bir insan bu dönemde akıl hastası olarak nitelendirilir.

Sana şu an gererli olan ve dönemimize göre doğru kabul ettiğimiz bilgilerden bahsettim. Bunlar eğitimde olmalıdır. Doğru diye ifade ettiklerim işte bunlar.

Gelelim ikinci konuya; değişim birden olmaz, yavaş yavaş gerçekleşir. Ama bir amaç vardır. Amaç ne ? Beyinleri özgürleştirmek ve bilimsel gerçeklerle kişileri eğitmek....

Şu an yapılacaklar;

1. Din dersi zorunlu eğitim olmaktan çıkarılmalı, seçmeli ders olmalı.

2. Din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinin müfredatı değiştirilmeli, sadece dinler tarihinden ve dinlerden subjektif bahsetmelidir.

3. Doktorlar, televizyonlarda hastalıklı olan insanların oruç tutmalarının sakıncalı olduğundan bahsetmeli ve bu yayınlar artmalıdır.

4. Din eğitimi dersleri sadece liselerde verilmelidir.

5. Çalışmanın, ibadetten daha önemli olduğuna dair bilgiler veren hocalar TV'lerde olmalıdır.

6. Tartışma programları oluşturulmalı. Orada, Kur'anın türkçesi okunup ayet ayet konuşulmalıdır. Farklı inançlara sahip insanlar da olmalı, kişileri düşünceye sevketmeli.

7. Eğitimde öğrenme amaç edinilmelidir.

8. Bu tür yayınlar sadece TV değil, diğer basın organları ile de yapılmalıdır.

9. Laiklik, kamusal alanda ve özel sektörde zorunlu hale getirilmelidir. Başörtüsü kavramı ve cuma izinleri kavramı iş hayatından çıkartılmalı, din ve devletin birbirlerinden ayrı olduğu imajı verilmelidir.

10. Dine dayalı hiç bir partinin kurulmasına izin verilmemelidir (anayasanın laiklik ilkesine aykırı olduğu için)

11. Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığından istifa etmesi sağlanmalı. AK Parti kapatılmalıdır.

12. Erbakan direkt olarak hapse atılmalıdır.

13. Dine dayalı; BBP, Haydar Baş, Refah, Saadet Partilerinin hepsi kapatılmalı. Genel başkanları parti yasaklı olmalıdır.

Daha da arttırılabilir.

evrensel-insan
10-09-2008, 16:48
Saygideger bayraktaro;

Yorum, gorus ve ulkede yapilmasi gerekenler hakkindaki onerilerin icin tesekkurler. Onemli olan, senin bu onerilerinin, toplumun % kaci tarafindan gerekli goruldugu ve bu onerileri, kimlerin ve nasil yerine getirecegidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

bayraktaro1
11-09-2008, 11:04
Sayın Evsensel - İnsan;

Sorun işte burada başlıyor. Ama, şunu yapmalıyız belkide, tek başımıza bunu yapamayacağımıza göre, çoğalmalıyız. Yalanları samana benzetirsek, küçük bir kıvılcım bütün samanı yok edebilir. Bu nedenle, doğruları söylediğimize göre çoğalabiliriz.

En azından ben 2 yıl önce müslümandım. Ama şimdi değilim. Benim gibi bu siteye üye kaç kişi var ? Bu siteye üye olmayıp daha bir çok insan da. Bize, düşünen ve araştıran insanlar olmalı. Çevremde;din konusunda benim gibi düşünen; İstanbul'da, Kırıkkale'de, Almanya'da, Eskişehir'de, Ankara'da akrabalarım ve arkadaşlarım var. Artık işyerimdeki arkadaşlarım benim dinsiz olduğumu biliyor. Bunu başarabildim. Ama, işin kötü tarafı daha çok yolumuz var ve gittikçe yanlızlaşıyorum.

evrensel-insan
11-09-2008, 18:52
Saygideger bayraktaro;

Yalnizligin veya yalnizlasmanin en buyuk dusmani, korku felsefesi ve suru psikolojisidir. Kisiler, bireysellestikce, yani kendi oz degerlerini kendi nedenlemeleri ve sorgulamalari temelinde irdeledikce; ilk hissettikleri "suruden" bir kopus oluyor. Bu kopusta, yalnizlasmayi, yalnizlasma da "korkuyu" getiriyor.

Bunlarin hepsi biribirine bagli bir surec. Ayrica, birey olmak icin yasanmasi gereken bir surec. Bu surecin getirdigi, en onemli nokta ise, kisinin kendi basina hic bir baska guce dayanmadan, hak ve ozgurluklerini bilincli olarak savunmasi. Cunku, burada ki en onemli nokta, hak ve ozgurluk savasi veremeyen bireyin, ya bir bosluga dusmesi, ya da caresizlige dusmesidir.

Fakat bu savasi verebilenler ise, bu savasin zaten kendilerini yasattiginin bilincinde olanlardir. Bence, onemli olan yalnizlasmak korkusu degil; bireysel yasam ve iliskileri hak ve ozgurlukler temelinde yurutebilmektir. Zaten, boyle kisiler, toplum icinde, bu bireysel bilinclerini kararli olarak dusunce ve davranislarina tasirlarsa, ve saygi temelinde de, kimseye mudahele etmeden ve guven cercevesinde de onlari-onlarin gonullu arzulari temelinde-egitir ve bilinclendirirlerse; bu tip bireyler, dogal lider oluyorlar.

Iste bu dogal liderlik, bireyi daha cok kamciliyor ve birey kendi hak ve ozgurlukleri disinda, baskalarinin da farklarinin farkina vararak, onlarin da hak ve ozgurluklerine hem yardimci hem de destek oluyor. Iste bu surec, hem bireyi yalnizliktan kurtariyor, hem daha cok bilinclenmesini ve kendini tanimasini sagliyor. Dogal liderligi de, ona hem toplumunu hem de toplumunun farklarini daha deyayli ogretiyor. Burada artik amac, farklarin ayrimi veya tartismasal biribirine ustunlugu degil; saygi temelinde tum farklarin farklarinin korunarak bir birlik ve butunluk olmasini sagliyor.

Butun, bu anlattiklarim, benim; 30 yillik yasam ve iliskimin, tecrube, birikim deney ve gozlemimin bir sonucudur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

bayraktaro1
16-09-2008, 09:36
Sayın Evrensel - İnsan;

Yazdığınız yanıtı hayranlıkla okudum. Çok teşekkür ederim. Adınız gibi olun her zaman