Orijinalini görmek için tıklayınız : Örnekler ile İnanma İhtyacının Altında Yatan Psikolojik Nedenler
volkantr
10-09-2008, 17:20
İnsan neden inanır.Özellikle İslam söz konusu olduğunda hangi psikolojik açıklar kullanılmakta insanın hangi duygularına hitap etmektedir...
Herhalde en çok korku ve suçluluk duygularına hitap ediyor.
Hani bir haber çıkar savaş çıkacaktır kıtlık olacaktır yada doğal bir afet olacaktır.
İnsanlar marketlere akın eder.Gıda stoğu yaparlar.
İçteni içe de bundan mutluluk duyarlar.Akıllarına gıda stoğu yapmayanların ne kadar zor durumda kalacakları oysa kendilerinin rahat edeceği gelir.
Benzer şekilde ilk okula çocuklarını götüren anneler.Öğretmene hediyeler alırlar.Böylece kendi çocuklarının daha güvende rahat olacağını düşünürler..
İnsanoğlu birazda düşünmeden hareket eder.Bunu sürü psikolojisi de deniliyor.
Eğer tehdit altında ise ki bu durumda cayır cayır yanma acılar çekme tehdidi söz konusu bundan olan korkusundan çok birilerinin yanmayacak olması ona acı çektirir..
Yada tam tersi..Kendisi rahat iken birileri yanacaksa bunun için elinden geleni yapar...
Bir durum var.Bir şeyler söyleniyor.Detaylar var.Oysa insan sadece tek şeye bakiyor.Tek şeyi düşünüyor.
Ya başkası rahatta iken ben cayır cayır yanarsam..
Yanmak neyse de başkalarının rahat içinde olması onların yanmaması sinir bozar...
Yada uçak beklersiniz ancak insanlar oturmak yerine ayakta kuyruğa girmeyi tercih ederler.Böylece avantajlı olduklarını sanırlar oysa yerin belli ne ayakta dikilip bekliyorsun değil mi?
Yada sözde indirimde olan bir şeyi alırken duyulan haz.Asıl keyif veren başkalarının sizden yüksek fiyata almış olmasıdır.
Velhasılı kelam ne dersek diyelim Kuran suçluluk korku insanın birbirini çekememesi kötülüğünü istemesi gibi bir çok şeyi kullanmış korku salmakta başarılı da olmuştur...
Zaten inananların ya varsa diye inanmalarının nedeni de budur.Bir çok mantıksızlık olmasına rağmen inanırlar ibadet ederler asıl neden diğerlerinin yanacağı düşüncesi ve avantajlı durumda olduğunu düşünmeleridir.
Oh ne keyif !!!
vOLkanabim-meraba.nassıneyi misin.bene sorcekolursan saol.iyiyim.herkeşin saalıına duacıyım.Abim*:bu inaç konusunu meffate balamak yannış.kendikendinise tatmin oluyonus.bu inamma işi Allah sevgisi.cennette keyif çatcezz*cehendemde yances korkusulan olan inaç ve fikir doru deil abim.ha atevis olmuşun-ha inaçlı olmuşun korkuynan veyama cessurum lam ben.ne dine inanıyom ben-ne Alaaa ..bakbak ne cessur adamım.. deyi kendine tatmin ediyon..aynı şe bunnar..
"Zaten inananların ya varsa diye inanmalarının nedeni de budur.Bir çok mantıksızlık olmasına rağmen inanırlar ibadet ederler asıl neden diğerlerinin yanacağı düşüncesi ve avantajlı durumda olduğunu düşünmeleridir.
Oh ne keyif !!! "
abim inammanın bu duygularla hiçbi elakası yok..Bu bi sevgi işi.. yanı sise göre Yunuslar mevlanalar*-haCı BeKdeşler bunnar sattekar veyama salakça biras.*veyama korkak veyama meffatçi.. bunnardan heçbiri deil..onnar aşık..
hak aşıı..sevgi aşıı.. ben böle düşünüyom..abim. bakbizin taa başlarda yasdıımız accık mevlana a* accık yonis var onnardan oku.bak seevceksin valla..:p (yaw ingilişçe bilen abiler bu suratların yanında yazan lafların türkççesini yazarmısınıs? saol abim..)
krdşn. cml.
Evet peygamberler bu dinleri neden uydurdular acaba.Adamların canı sıkılmış ben din uyduruyum demiş.Kötü ve pis işleri yapmasınlar diye uydurmuşlar,,arada da kendi menfaatleri var tabi.Mesela muhammed neden böyle bir din uydurdu_?
Tabi en başta kendi menfaati için...
Bi de insanları alkolden zinadan sırf uyuzluk olsun diye uzak tutmak için.Halbuki alkol ve zinayı serbest bıraksaydı kendine çok daha fazla yandaş bulabilirdi.Hele putlara bi şekil yapıp araya kaynatsaydı ohhh züper olurdu ya,,faizi de helal etseydi zaten olay biterdi,,daha peygamberliğinin ilk yılında tüm mekkenin kralı olurdu.Tabi bunları düşünememiş adamcağız nabarsın elinden bu kadar gelmiş..
İnsanların inanma ihtiyacını karşılamış o da bir hediyesi olmuş insanlara buna da şükür..:)
Lucretius
10-09-2008, 21:42
Sayın forum üyeleri,açılan bu başlık altında tartışmayı bir parçada olsa sistematize etmek adına,inanmanın kökleri üzerine tarih boyunca çalışma yapanların, kısa bir özetini sunmanın faydalı olacağını düşünüyorum.Belirtmekde fayda var bunlar benim bildiğim isimleridir,forum üyelerinin katkılarıyla liste genişletilmelidir..
Yaygın kanı dinsel inanışın köklerini aramak düşüncesinin ilk çağ düşünürleriyle başladığıdır.Bildiğimiz kadarıyla filozoflardan bazıları,dinin insanları adil ve ahlaki bir yaşama iteleyebilmek için uydurulduğunu söylerler.Yanılmıyorsam sofistlerden Keoslu Kritias bu düşünceyi savunanların başında gelir.Platon ise dine bir 'güzel yalan' olarak bakarmış.Yönetenlerin yönetilenlere devlet yararına söylemesi zorunlu olan yalanlardan...
Dinselliğin kökenlerinin kapsamlı olarak başlı başına bir araştırma konusu olması 18.yy'a rastlar.Rahip Lafitau ilkel tapınçların izlerini ilk çağda sürmüş.De Brosse,dinin kaynağını insan davranışında aramıştır.
İzleyen zamanarda,bu yorumlar felsefi sistemlerle de beslenmiştir.Herder,Scheleiermacher,Kant,Fichte,He gel,Feurbach,Marx.Compte...
Max Müller,inancı dilin bir hastalığı olarak görür.Tyler köklerini ilkel animizmde arar.Kimileri büyüde,kimileri toplumal kolektif psikolojinin dinin kaynağı olduğunu söyler.
Şahsen benim en çok dikkatimi çeken düşüncelerden biri Freud'un üç cümlede özetlediği görüşüdür :
1)Doğanın yol açtığı dehşetleri uzaklaştırmak
2)İnsanı yazgısının acımasızlığı ile barıştırmak.
3)Toplu yaşamanın bireye dayattığı acıları hafifletmek.
Görüldüğü gibi dinsel inanç yaşamsal gerçeklikler karşısında deyim yerindeyse bir 'ağrı kesici' olarak sunulmaktatır.İnsan soyunun kendisi için, bizzat kendisinin ürettiği bir ağrı kesici.Şüphesiz bu sorunun net bir biçimde açığa çıkarılma ihitimali çok zayıftır.Belki de hiç bir zaman bilemeyeceğiz nasıl ve ne şekilde inanmaya başladığımızı.Bildiğimiz bi gerçek var ki o da 'gerçeğin' bin bir çeşit görünümü olabileceği ve olduğudur.
Benim şahsi fikrim dinin kökenlerini açıklamak adına yapılan herhangi bir 'kalkışma' ,yanına tarihsel materyalizm ve sınıf kavramlarını almadan başarılı olamaz...
Sayın forum üyeleri belirtmeden geçemeyeceğim yaptığım bu çok kısa genel açıklama 19.yy ve sonrasını kapsamamaktatır...Belki sıra onlara da gelir.Saygılar.
Şahsen benim en çok dikkatimi çeken düşüncelerden biri Freud'un üç cümlede özetlediği görüşüdür :
1)Doğanın yol açtığı dehşetleri uzaklaştırmak
2)İnsanı yazgısının acımasızlığı ile barıştırmak.
3)Toplu yaşamanın bireye dayattığı acıları hafifletmek.
extacy yi kim bulmuştu yada kokaini?..buna göre onu da peygamber ilan edebiliriz..bu üçü için geldiyse sadece dini inançlar..Artıkın gerek yok madem.At bitane yada çek kokaini ooh ne doğanın dehşeti kalır ne yazgımızı barıştıracak şey ararız ne toplumun bireyselliğinin acıları çok da fifi olur.:)
Hani çok güzel düzgün anlamlı şeyler yazmışınız da..Böyle dalga geçiyo gibi de gözükmiim..Ben bunlardan uzklaşmak istesem çekerdim hergün..paşalar gibi..:) ayrıca bin yıl önce de çekerlerdi çekiolardıda..5000 yıl öncede...Enkiyi hatırlatırım.."Bi bira olsaydıda içseydik bea" demişti bundan 30000 yıl önce...
İnsan neden inanır.Özellikle İslam söz konusu olduğunda hangi psikolojik açıklar kullanılmakta insanın hangi duygularına hitap etmektedir...
Herhalde en çok korku ve suçluluk duygularına hitap ediyor.
Hani bir haber çıkar savaş çıkacaktır kıtlık olacaktır yada doğal bir afet olacaktır.
İnsanlar marketlere akın eder.Gıda stoğu yaparlar.
İçteni içe de bundan mutluluk duyarlar.Akıllarına gıda stoğu yapmayanların ne kadar zor durumda kalacakları oysa kendilerinin rahat edeceği gelir.
Benzer şekilde ilk okula çocuklarını götüren anneler.Öğretmene hediyeler alırlar.Böylece kendi çocuklarının daha güvende rahat olacağını düşünürler..
İnsanoğlu birazda düşünmeden hareket eder.Bunu sürü psikolojisi de deniliyor.
Eğer tehdit altında ise ki bu durumda cayır cayır yanma acılar çekme tehdidi söz konusu bundan olan korkusundan çok birilerinin yanmayacak olması ona acı çektirir..
Yada tam tersi..Kendisi rahat iken birileri yanacaksa bunun için elinden geleni yapar...
Bir durum var.Bir şeyler söyleniyor.Detaylar var.Oysa insan sadece tek şeye bakiyor.Tek şeyi düşünüyor.
Ya başkası rahatta iken ben cayır cayır yanarsam..
Yanmak neyse de başkalarının rahat içinde olması onların yanmaması sinir bozar...
Yada uçak beklersiniz ancak insanlar oturmak yerine ayakta kuyruğa girmeyi tercih ederler.Böylece avantajlı olduklarını sanırlar oysa yerin belli ne ayakta dikilip bekliyorsun değil mi?
Yada sözde indirimde olan bir şeyi alırken duyulan haz.Asıl keyif veren başkalarının sizden yüksek fiyata almış olmasıdır.
Velhasılı kelam ne dersek diyelim Kuran suçluluk korku insanın birbirini çekememesi kötülüğünü istemesi gibi bir çok şeyi kullanmış korku salmakta başarılı da olmuştur...
Zaten inananların ya varsa diye inanmalarının nedeni de budur.Bir çok mantıksızlık olmasına rağmen inanırlar ibadet ederler asıl neden diğerlerinin yanacağı düşüncesi ve avantajlı durumda olduğunu düşünmeleridir.
Oh ne keyif !!!
burda verdiğin bütün örnekler bir genelleme değilmi..Hani herkes böyle diye bi ispatın varmı..?
Hayır bi söz var ..Bir yazının içi genellemelerle doluysa yazan kişi genelde yalan söylüyodur diye..
Burdakiler ispatlımı genelimi öğretilmiş hayat yaşadıkları içinmi öyle davranırlar..Kanunmuş gibi yazmışsında..
Ya bak bişey diyim içimde kaldı..Bugün dünyada 5 milyar ateist olsaydı..kalan 2 de 50 milyon müslüman olsaydı..Bu yazdıklarınızı müslüman cepheden onlara yazıyo olurdunuz...Sizinki azınlık olmanın dayanılmaz hafifliği..Kim demişse biri demiş herkes aynı şeyi düşünüyosa bi yerde hata vardır diye..Şimdi sizin bu farklı olma çabanız..Ahanada baaak biz müslümanız yanacaksınııız diye dolandırırdı sizi o gün..Bide istatistiksel olarak adam öldürenlerin sayısı ateistlere geçerdi...tecavüzcülerin gaspçıların..işte bugün eli kanlı adiiilerrr dediğiniz kesim olmazdı..5 milyara 50 milyon müslüman...Eminim adım kadar hemde..Sırf içinizdeki farklı olma çabasıdır bu..başka paralel bi evrende zaten öylesinizde..hayır olsa diyorum baba gibi müslüman olurdun sen..:)
Lucretius
11-09-2008, 01:03
Saygıdeğer Boopss, yazımda da belirttiğim gibi
"Şahsen benim en çok dikkatimi çeken düşüncelerden biri Freud'un üç cümlede özetlediği görüşüdür" dedim.altını çizerek söylüyorum: 'Dikkatimi çeken düşüncelerden biri' dedim.
Anlayacağınız o ki ben bir freudcu değilim.Bununla beraber freudculğun pek çok noktada fazlasıyla eksik olduğunu da düşünürüm.Elbette bu başka bir yaznın konusu olabilir ancak mesele dinsel inanış olunca bana göre din de biraz kokain çekmek gibidir.Sizden ödünç alarak söylüyorum bunları.
Tartışılmaz bir olgudur dinin 'uyuşturucu' etkisi.İnanlarca da kabul ediliyor zaten.Belki biçtiğiniz kimlikler başkadır (huzur,hidayet...) ama pratikte öyledir.Sizin değiniz gibi olsaydı,kuvvetle muhtemel dünya çok çok başka olurdu.Kimse koşa koşa dine sarılmazdı.Bundan kuşku duymuyorum.
Lucretius
11-09-2008, 01:29
Saygıdeğer Boopss en azından kendi adıma yanıt vermeliyim size.
Sayın volkantr'nin yazısını üstü örtük de olsa yalancılıkla nitelendiriyorsunuz.Biraz insaflı davranıp keşke yanılgıyla suçlasaydınız ki bana göre bu yazının hiç bir yerinde değil yalan,yanılgıda yoktur...
Gündelik yaşam pratiğine bakıpta,Türkiye ve dünya genelindeki sürü psikolojsini görmek için istatistikleremi ihtiyacımız var?
İslamın kutsal saydığı kitabının başından sonuna tehtit,saldırganlıkla dolu olduğunu görüp te nasıl demeyelim ki İslam inanışında korkunun ,suçluluk duygusunun payı yoktur.
Çağımız insanı vahşi kapitalist üretim ilişkilerinde tüketim kölesi olmuşken,sadece somut insan emeğinin değil ağacın gölgesinndan bile para kazanmak isteyen düzen tıkır tıkır işlerken,
ortadoğunun her köşesinde,savaş alanlarında,hergün binlerce insan ölürken bu büyük insanlık ses çıkarmıyorsa
sandıkdan çıkan 'milli irade' geri dönülmez biçimde memleketi tasfiye ediyorsa
şahsen benim istatistiklere ihitiyacım yok.görebilen gözlerim,işitebilen kulaklarım var çünkü.
Benim hayretler içinde karşıladığım durum da şu dur ki : En olur olmaz şeylere inanırsınız.
Doğa kanunlarına aykırı olması,insanlık tarihinde bugüne kadar hiç gözlemlenememiş olması sizin için önemli değildir, yine de inanırsınız.
Ama gözle görülür gerçekler gelince hepimizden çok kuşkucu-bilimci olursunuz.
İşte bu yüzde sayın forum üyesi kafası karışık olanlar da bizler değil siz inananlarsınız
Biz sırtımzı dünyadaki gerçekliklere dönmeyiz.Çünkü bizim bütün işimiz gerçeklerledir.
Tersi bizim için,sizin cehennemde soğuk bir gün olurdu.
Saygılar.
sayın lucretius..
benim de belirttiğim gibi bu 3 olgu bu noktada yanlış bir örnektir..Benim uyuşturucuyla kastettiğim bu 3 koşulun sağlanmasına yönelik en kısa yoldur..
Ama benim fikrime göre din uyuşturmaz..Uyarıcı etkisi vardır.."Fazla din" uyuşturur fazla aşk uyuşturur fazla nefret uyuşturur..hadi freud a da cevap verim fazla cinsellikte uyuşturur..
Bence dinler doğru düzgün anlatılamadığı için bilim de bugün bunu size en doğru biçimiyle anlatabildiği için..Siz bu yolu seçmişsiniz..Ama hem dine inanıp hemde uyuşmamış örnekler yokmudur tarihte..ebced i cifir i bulan onun sırrını çözmeye çabalamış kişi uyuşmuşmudur ? hem müslüman hem bilime katkısı olan yok mudur?
Sizi uyarıcıyı bir maddeyi bir fikri hergün 20 yıl boyunca alırsanız düşüncelerinizi özgür bırakmazsanız uyuşursunuz..Ama bu din için geçerli değilki sadece..Bilim de uyuşturur matematikte fizikte..bi yerden sonra tıpkı müslümanın yada musevinin kendi penceresinden baktığı gibi sizde sadece bilim penceresinden bakarsınız..bilim uyuşturmuştur sizi...din gibi..
benim söylediğim biraz alın birbirinizden bişey..yada ben bilimden alırken islamda desteklesin..islam işaret ederken bilim gidip bulsun..ortak çalışsın..böyle bir dönem yaşamamışız..herkes kestirip atmış bişeyleri...neyse bunlar temennilerim...umarım olur bi gün..
başka bir dünya olurdu..çünkü dine gitmicez diye akılalrımıızı uyuşturmuş olurduk..bilimede koşamazdık o zaman..sırf bunlardıysa sebep...
yanlış anlaşılma varsa düzeltmiş oldum..
saygılar..
extacy yi kim bulmuştu yada kokaini?..buna göre onu da peygamber ilan edebiliriz..bu üçü için geldiyse sadece dini inançlar..Artıkın gerek yok madem.At bitane yada çek kokaini ooh ne doğanın dehşeti kalır ne yazgımızı barıştıracak şey ararız ne toplumun bireyselliğinin acıları çok da fifi olur.:)
Hani çok güzel düzgün anlamlı şeyler yazmışınız da..Böyle dalga geçiyo gibi de gözükmiim..Ben bunlardan uzklaşmak istesem çekerdim hergün..paşalar gibi..:) ayrıca bin yıl önce de çekerlerdi çekiolardıda..5000 yıl öncede...Enkiyi hatırlatırım.."Bi bira olsaydıda içseydik bea" demişti bundan 30000 yıl önce...
Saygıdeğer Boopss en azından kendi adıma yanıt vermeliyim size.
Sayın volkantr'nin yazısını üstü örtük de olsa yalancılıkla nitelendiriyorsunuz.Biraz insaflı davranıp keşke yanılgıyla suçlasaydınız ki bana göre bu yazının hiç bir yerinde değil yalan,yanılgıda yoktur...
Gündelik yaşam pratiğine bakıpta,Türkiye ve dünya genelindeki sürü psikolojsini görmek için istatistikleremi ihtiyacımız var?
İslamın kutsal saydığı kitabının başından sonuna tehtit,saldırganlıkla dolu olduğunu görüp te nasıl demeyelim ki İslam inanışında korkunun ,suçluluk duygusunun payı yoktur.
Çağımız insanı vahşi kapitalist üretim ilişkilerinde tüketim kölesi olmuşken,sadece somut insan emeğinin değil ağacın gölgesinndan bile para kazanmak isteyen düzen tıkır tıkır işlerken,
ortadoğunun her köşesinde,savaş alanlarında,hergün binlerce insan ölürken bu büyük insanlık ses çıkarmıyorsa
sandıkdan çıkan 'milli irade' geri dönülmez biçimde memleketi tasfiye ediyorsa
şahsen benim istatistiklere ihitiyacım yok.görebilen gözlerim,işitebilen kulaklarım var çünkü.
Benim hayretler içinde karşıladığım durum da şu dur ki : En olur olmaz şeylere inanırsınız.
Doğa kanunlarına aykırı olması,insanlık tarihinde bugüne kadar hiç gözlemlenememiş olması sizin için önemli değildir, yine de inanırsınız.
Ama gözle görülür gerçekler gelince hepimizden çok kuşkucu-bilimci olursunuz.
İşte bu yüzde sayın forum üyesi kafası karışık olanlar da bizler değil siz inananlarsınız
Biz sırtımzı dünyadaki gerçekliklere dönmeyiz.Çünkü bizim bütün işimiz gerçeklerledir.
Tersi bizim için,sizin cehennemde soğuk bir gün olurdu.
Saygılar.
Sayın lucretus..volkantr arkadaşın yerine verdiğiniz cevaparın çoğu kısmıyla ilgili ve kuşkucu bilimle ilgili baktıklarımızı özellikle ben zaten kendi küçük cafemde yanıtladım..Bir daha yanıtlamama gerek yok sanırım..konuların içersinde bulabilirsiniz..
Ben bir olgunun çoğunlukta olması neyi ifade eder e laf çarptım ki...Ben de sayın volkantr ın söylediklerinin gerçek olamayacak kadar yada yalan söylüyosun diyecek kadar kör değilim yaşadığım dünyaya karşı..
Ayrıca bana kuranda cennet kelimelerinin kaç kez geçtiği dost kelimelerinin ka kez geçtiği iyi kelimelerinin kaç kez geçtiğini de söyler ve aydınlatırsanız da sevinirim..
Korku salan sapkın cahil CEHENNEM v.b insanlara inanma zorunluluğu yada seçim hakkı yaptırmayan bir kuran mı vardır..Yoksa müslümanlar size böyle mi düşündürtmüşlerdir...?
Gene okursanız yazılarımı orda da belirttiğim üzere korkunun üzerine kurulmuş bir din yoktur..İstatistik olarak da söyledim hatta..Bu sizlerin ve dünyadaki yaşanan bu gerçekler üzerine algılamanızdır..Yanlış anlaşılmış bir din var..yanlış yaşanan..ama Allahın gönderdiği..Sizin bu algılamanız KURAN'ın kötülük yapan cehenneme atmak için bahane arayan saçma bir kitap olarak benim gözümün önüne sermez..
Çünkü o diğer müslümanla aynı kitabı okuyorum..aynı şeyi görmüyorum..Ama azınlığım...Demekki müslümanlar bu kitabı doğru yaşasalardı..içlerindeki din olgusu günümüzde barışın sevginin herkesin hakkını alabildiği bir dünya yaratabilseydi..Yani cennete gitmek için çabalayan dünya yanmamak için değil..Siz bugün kuranı mı savunuyo olurdunuz?
1400 yıldır yanlış anlaşılıyo olması Allahın suçumudur sizin suçunuzmudur size bunu aksettiremeyenlerin suçumudur..?
Ayrıca lütfen bana bu evrenin 4 boyutla sınırlı olduğunu 5 inci boyutun olmadığını ve olamayacağını olursa matematik fizik kurallarının yasalarının değişmeyeceğini söyleyebilir misiniz?
evrensel-insan
11-09-2008, 02:20
Saygideger arkadaslar;
Inanc kavrami uzerine dusunce ve davranis sunarken, neden hep dini bakis acisi kullaniliyor? Inanc kavramini algilamak icin, olaya sadece dini bakis acisiyla bakmak yetmez.
Inancin kokeni, soyuttur. Cunku, inanc, bes duyuyla degil; sezgi ve duyumla ilgilidir. Elle, tutulup, gozle gorulmeyen tum kavramlarin temeli inanctir.
Dogru, guzel, iyi ve karsitlari, demokrasi, hurriyet,v.s., yani tum sosyal, siyasal, etiksel, estetik, mistik, dogaustu, dunyaotesi v.s. kavramlar ancak inancla ifade edilir.
"Bu dogru" dendiginde, bu cumleyi kullanana gore, onun dogruluguna inanilmistir. Cumleyi kullanan, bunun dogrulugunu, kendine gore sezmis ve duyumunu almistir. O yuzden inanclar; degisken, goreceli, soyut ve ozneldir.
Sadece inanc iceren kavram, o kavramin inancini tasiyan ve ona paralel dusunenler icin inanclilik gecerlidir. O kavramin inancini tasimayan icin ise aksi, yani inancsizlik gecerlidir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Lucretius
11-09-2008, 04:55
Sayın evrensel-insan söylediklerinize katılmakla birlikte bir hatırlatmada bulunmak isterim başlığı açan sayı forum üyesi volkantr inanç olgusunu din ekseninde, giderek islam özelinde ele almış...
Bu yüzden devamında ki yazılar bu çerçevede gelişti.Söylediğiniz gibi inanç kavramı bağımsz olarak ele alınmalı 'inanmanın patolojisi' inanmanın ne olup olmadığı kesinlikle tartışmaya açılmalıdır.
Saygılarımla
evrensel-insan
11-09-2008, 20:29
Saygideger lucretius;
Söylediğiniz gibi inanç kavramı bağımsz olarak ele alınmalı 'inanmanın patolojisi' inanmanın ne olup olmadığı kesinlikle tartışmaya açılmalıdır.-lucretius
Yukarida senden yaptigim alinti iceriginde, benim daha once yazdigim analitik bir yazi var.Asagida linkini veriyorum.Bir goz atarsan, belki konu daha kapsamli degerlendirilebilir.
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=5958&page=7
67 nolu yazi
Saygilarimla;
evrensel-insan
İnsanoğlunun dinlere inanmasının en en önemli sebeplerinden birisi "ölümü reddetmek, öldükten sonra dirilip sonsuza dek yaşamak" fikrinin insan iç dünyasında (ruhunda denir ya hani) o dayanılmaz cazibesidir! Kim red edebilirki böylesine süper bir şeyi... Kaldı ki, oradaki, 2. yaşamda, ne dert var, ne acı, ne parasızlık, ne de işsizlik! Kutsal kitaplar "bu kelimeleri" direkt olarak kullanmıyor iseler de, bunu ya ima ediyorlar, ya da dinlerin "insan" yorumcuları bunları bu şekilde kitlelere sunuyorlar... Evet, afyon işte, bu manada, aynen de kokaini çekip "herşeyden uzaklaşmak / o anlık arınmak" gibi...
Ölümle yüzleşen insan (ki gerçekten de zordur) bunları zaten aşacaktır. Ateist aşmıştır; aşmış olmak zorundadır. Bu fikri aşıp atamayan ise, halen o "mükafatın" peşinde koşacaktır. Din adına "teklif edildiği" için bu "sonsuz yaşam" fikri, insanlar da buna, "lotodan 2 M YTL kazanmaktan daha kolay ve olası" bir şey olarak bakarlar. Yani, buradaki ikramiye, "inanan herkese dağıtılacaktır".
İşte, bu persfektifden bakıldığında, inanmaya devam etmeleri de çok makuldur. İnanan inanmaya devam edebilir. İkramiyelerin dağıtılıp dağıtılmayacağını ise asla bilemeyeceğiz. Ama bunu İNANANLAR DA BİLEMEYECEK. İnanan için acı bir çelişki olmalı bu...
Bana göre, ÖLÜM GERÇEĞİ olmasaydı (tabi ölüm gerçeği insana özgü bir durum, hayvanlara değil, çünkü bilinç sahibi değiller) DİNLER DE OLMAZDI! gereği de kalmazdı. Bu dünyada yapılan tüm zulümler, bu dünyada zaten cezalandırılıyor (modern hukuk çerçevesinde)... Ancak, dini kullanarak, BUSH mesela, HUKUK adına cezalandıralamıyor, kaldı ki bu adam İNANANIN ÖNDE GİDENİ, ama işlediği GÜNAHLARIN sonuçlarından da korkmuyor. Bunun sebebi, TANRININ Amerikayı çok sevmesinden dolayı olabilir mi acaba dostlar?
Kısacası, BUSH ve onun gibilerinin bir bildiği var bizim bilmediğimiz...!! Yani, bunlar, ya aslında öteki tarafa hiç inanmıyor, ama inanırmış gibi yaparak bizleri tanrı adına kandırıyorlar, ya da kendileri DİNE ve TANRIYA HİÇ İNANMIYORLAR...!! Sizin aklınız bu ÇELİŞKİYİ NASIL ÇÖZÜMLÜYOR?????
İşte, bu da dinin diğer bir afyonu. Toplumsal sömürü aracı... Sindirme aracı... Sizleri, öteki tarafta ölümsüzlük mükafatı ile kandırıp afyonlarken, bir yandan da sizlerin ZULME ve SÖMÜRÜYE karşı çıkmanızı engelliyorlar. Kaldı ki, öteki taraf mükafatı olduğunu varsaysak bile, bu insanların DİN ve TANRI adına yaptıkları etik mi? İnananların buna EN FAZLA TEPKİYİ göstermeleri gerekmez mi????
NOT: Dinin neler adına kullanıldığının BİLİNCİNE VARABİLMİŞ BENCE AZ SAYIDA İNANAN İNSANA (ki belli ki sayıları çok çok az) saygı duyarım, AMA böylelerine OY VERMEDİKLERİ sürece. Bir de oy veriyorlarsa, o zaman DİN VE TANRI ADINA YAPILAN ZULMÜN BİR PARÇASIDIRLAR. Bunu vicdanlarında ve dindarlıklarında sorgulamalıdırlar.
İNANANLARIN DÜŞÜNMESİ İÇİN BİR AÇILIM:
TANRI ölümsüz ve SONSUZ olduğuna göre, İNANANLAR DA aynı şekilde (öteki tarafda) ölümsüz ve sonsuz olacaklarsa; o zaman, inananlar, adeta Tanrı'nın en önemli özelliklerinden birini edinmeyecekler midir? (Yaratabilmerk hariç?)
Ama bu açılımın tarihsel çelişkisi var:
Tanri olduklarını ve/veya olabileceklerini iddia eden tarihteki pek çok kral (monoteist dinler öncesinde) olmuştur. Ama, dinin vaat ettiğine bakılırsa, monoteist zamanlarda da (günümüzde) bu anlayış halen değişmemiştir (bkz. yukarıdaki sonsuz yaşam vb. vaat).!!!
IRONİ: Tek farkın, şimdilerde BUSH (mesela) çıkıp ben TANRI olacağım diyemiyorsa da (en azından insan aklı Tanrı olunamayacağını İDRAK etmiş olmalı), öteki tarafta olabileceğini düşünüyor olması mıdır dersiniz?
Saygılarımla
''İşte, bu da dinin diğer bir afyonu. Toplumsal sömürü aracı... Sindirme aracı... Sizleri, öteki tarafta ölümsüzlük mükafatı ile kandırıp afyonlarken, bir yandan da sizlerin ZULME ve SÖMÜRÜYE karşı çıkmanızı engelliyorlar.''
Ne kadar aç yoksul sömürülen ülke varsa aşırı dinci yönetimler altında olmasının nedeni bu olsa gerek.
Ülkemiz içinde öngörülen ılımlı islam modeli ülke kaynakları yağmalanırken ve geleceğimiz ipotek altına alınırken halkı uyuşturmak amaçlı olsa gerek.
''Bana göre, ÖLÜM GERÇEĞİ olmasaydı (tabi ölüm gerçeği insana özgü bir durum, hayvanlara değil, çünkü bilinç sahibi değiller) DİNLER DE OLMAZDI''
Katılmıyorum bazı hayvanlar öleceklerini hissederler,örneğin bir köpek öleceğini anladığında kaybolur ve ölüsünü sevdiği sahiplerinin görmesini istemez.
Katılmıyorum bazı hayvanlar öleceklerini hissederler,örneğin bir köpek öleceğini anladığında kaybolur ve ölüsünü sevdiği sahiplerinin görmesini istemez.
Evet, bu dediğin doğru... Ama bir problemli alan var... Ben kısaca yazdım tabi bu durumu. Ben, SÜRECİ; yani, bilincin, geçmiş, şimdi ve geleceğe ilişkin, insana özgü algılamasını (ki bu çok öenmlidir) es geçtim. Yani, bir köpek kenara çekilir ölümü geldiği zaman, ama gerçekten de "ben yolun sonuna" geldim diye bir idrak içine girer mi (ki bence GİREMEZ), yoksa bu bir bilinçsiz hareket midir?
Buna diyebileceğim son şey, köpeğin öleceğini dahi, ANCAK o ölüm anının hemen öncesinde bilmesi, geri kalan TÜM SÜREÇLERİNİN bilincinde olmadığıdır. Eğer, o kenara ölmek üzere çekildiği anlar bir SÜREÇ sayılabilirse, sayılsa dahi, ne kadar süreçtir, bu da tartışmaya açıktır.
Sanırım, kısaca da olsa aktarabildim. SÜREÇ = EVRİM... Süreçsiz evrim, evrimsiz de süreç olmaz...
Saygılarımla
Bir önceki yazıma, örnekli bir açılım daha getirmek istiyorum, ki bu, doğum-ölüm ikileminin nasıl da "ilk önceleri" evrimleşmiş olabileceğine, ve bu algılamanın (farkındalığın) beynin gelişmişliği ile nasıl bir paralellik gösterdiğine ilişkin olacaktır:
Filler... ölülerini koklar, onların "ölmüş" olduğunu algılar, ve hatta gözyaşı dökerler. Bunun 2 sebebi var:
1- Fillerde beyin, kendi evrimleri içindeki BUGÜNKÜ genel konumları itibarıyla, "belli ölçüde" artık gelişmiştir.
2- Bu gelişim de, doğanın EN ASAL özelliği / çelişkisi olan YAŞAM/ÖLÜM ikileminin EN İVEDİLİKLE algılanan bir özellik olmasını sağlamıştır.
NOT: Bizim atalarımızın da ilk önce algıladıkları, kendi etrafındaki diğerlerinin "ölümleri" ve "doğumları" olmuştur, çünkü beyinleri, kendi gözlerinin önünde süregelen bu "olayları" 1/1 şeklinde, yakın planda, yani daha algılanmaya açık bir şekilde tescil etmiştir. Ancak, ölülerini gömmemişlerdir mesela. Bu da sonradan gelişmiştir. Aynen din gibi... Yani, idrak etme eylemi, TEKRAR EDENİN SAYISININ FAZLALIĞI ile doğru orantılıdır. Ne kadar tekrar, o kadar idrak (Tescil) ve algılamaya ve öğrenmiş olmaya giden süreç...
NOT: Neden ilk Tanrı "GÜNEŞTİR"????
sansdoute
11-12-2008, 00:52
Not'a cevap: Yaptığın açıklamalara göre Güneş'in her gün doğup batmasından dolayı yani tekrar etmesinden dolayı insanlar onu algılamışlar, tabi sonrasında yapılan gözlemlerle muhtemelen onun çok müthiş bir şey olduğunu düşündüklerinden Tanrı ancak bu olabilir demişler. İyi seçim:)
Bana göre inanma ihtiyacının altında yatan psikolojik neden
1.Korunma-Sığınma ihtiyacı
2.Adalet duygusu
3.Korku
Birincisi ile başlarsak; insan sonuç olarak mükemmel olmadığından ve her problemle başa çıkamadığından ötürü ona bu gücü vermesini sağlayacak ya da onu karşılaştığı problemden kurtaracak, koruyacak bir şeyler arar. İşte bunu da bir şeye ya da birine inanarak sağlar. Bazen bu şey küçücük bir taş, bazen bir tanrı ya da özel olduğuna inanılan herhangi bir şey olabilir.(illa din olması gerekmiyor)
İkincisi ise adalettir. İnsan dünyaya geliyor, belli süreçlerden geçiyor. İyi şeyler de yaşıyor, kötü şeyler de. Ama nedense hep şükrediyor? Çünkü öldükten sonra ya dünyaya çok daha iyi koşullarda geleceğini ya da öbür dünyada ödüllendireleceğini düşünüyor. Bu da onun tamamen bir adalet duygusu aramasından kaynaklanıyor. (bu durum genelde dini inançlarda görülüyor)
Üçünsü ise korkudur. İnsan atalarından duyduğu korku dolu hikayeleri duydukça mecburen o yaratıcıya sahte bir sevgi ama gerçek bir korkuyla bağlanıyor. Ona koşulsuz şartsız inanıyor. Çünkü inanç yetmiyor, iman da lazım. Eğer koşulsuz şartsız inanmazsa, şüphe ederse onu cehennem denen ateş kazanı bekliyor.
Tatmin de onemli bir unsur, inanma sebeplerine dair.