PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Acının Zevki


meaculpa
01-10-2008, 00:31
Yuvadaki Tecavüz Başlığının yönlendirmesiyle, ve ordaki konuyu daha fazla dağıtmamak için bu başlığı açmayı uygun gördüm.

Bir yazı ekleyerek, sadomazo eğilimlerin çok da ötesinde olmadıgımızı bir kez daha dile getirmek istiyorum. Yazı ; Psychology Today dergisinin, Eylül/Ekim 1999 sayısında, Marianne Apostolides tarafından yayınlanan “Pleasure of Pain” adlı makalenin çevirisidir. İçerisinde, S&M eğilimler gösteren bir çok insanın yaşadıklarınada yer verilmiş bir makale.

“Ayak bileklerimi bağla ki yürüyemeyeyim. Kollarımı bağla ki seni geri itemeyeyim. Beni yatağına,vücudumu sararak öyle sıkı bağla ki tüm vücudumu kavrasın. Şunu biliyorum artık çabalamak faydasız, burada böylece kalıp senin dudaklarına, diline ve dişine, ellerine, sözlerine ve kaprislerine tamamen teslim olmalıyım. Ben senin eşyanım artık.”

Psikolog ve etnograflara göre, yukarıdaki sözleri okuyan iyi eğitimli, orta ve orta üst gruba mensup her on kadın veya erkekten biri, bir ve daha fazla sayıda sadomazoşizm (S & M) deneyimi yaşamıştır. San Fransisko’da yerleşik, insan cinselliği üzerine üst düzey araştırmalar yapan enstitü mensubu Charles Moser; S & M konusunun altında yatan motivasyonun nedenlerini araştırmaktadır. Nedenler çeşitlendikçe şaşırtıcılığı da artmaktadır.

James’in eğilimi daha çocuk yaşlarda ortaya çıkmıştı ( savaş oyunlarında sürekli olarak esir edilmeyi arzuluyordu.) ve kendisinin dengesiz olduğundan endişe duyuyordu. Fakat şu anda sahnede deneyimli bir oyuncu olarak “Bu camiada yer aldığım için deri giysili tanrıçalara teşekkür ederim” demektedir.

Üniversite yıllarında kolejde verilen bir partide, profesörlerden biri James’i seçerek ona ilk sahne deneyimini yaşatıyor. Profesör onu evine götürerek ellerinden bağlıyor ve bir yandan James’e böyle arzularının olmasının ne kadar kötü olduğunu söylerken bir yandan da onları yerine getiriyordu. Bulabildiği tüm S&M kitaplarındaki okudukları ve şimdikiye kadar hayal ettiklerini, ilk defa gerçek olarak hissediyordu.

Bir baba, yönetici, kontrollü, çok çalışan, entelektüel ve beklentileri olan bir kişilik olarak James bu yönlerini yüzüne, duruşuna ve sesine yansıtırken, oyun sırasında gözlerinden huzur dolu enerji yayılmakta, eklenen her acı veya zorlama ile bir miktar kasılmanın ardından derinleşen bir dinginlik, artan iç huzur ve sahibeye boyun eğen bekleyişi başlamaktadır.
James: “Bazı insanlar özgürleşmek için bağlan malıdır” diyor.

James’in deneyimlerine göre sadomazoşizm eşit olmayan güç ilişkisi üzerine kurulu; rol oynama, bağlanma ve/veya acıyla cezalandırmayı içermekle beraber asıl unsur bir kişinin diğeri üzerinde kurduğu mutlak hakimiyettir. Küçük kız rolü oynamak isteyen erkekleri, deri korse içinde bağlanan kadınları, kırbaçın her vuruşu veya sıcak mumun her damlayışı ile atılan çığlıkları biliyoruz. Biliyoruz çünkü ülke boyunca yatak odalarında veya zindanlarda gerçekten yaşanmaktadır.

Bir yüzyıldan fazlaca bir süre, bağlanma, dayak ve cinsel zevkler için küçük düşürme olgularını yaşayan insanlar akıl hastası olarak görüldü. Fakat 1980’lerde Amerikan Psikiyatri Birliği bu konuyu tedavi edilmesi gereken akıl hastalığı kategorisinden çıkardı. 1973 yılında homoseksüelliğin benzer şekilde kategori dışı bırakılması cinsel arzuları klasik olmayan insanların toplumsal kabulü için atılmış büyük bir adımıdır.

Ergin cinselliği ve çocukluk anılarının ilişkilendirilmesi

“Rol oynamama rağmen, kendimle olan iletişimimi daha iyi sağladığımı düşünüyorum. Bu sayede kendi iç görünümümü araştırabilmekteyim.” — Leanne Custer M.S.W AIDS danışmanı

Günümüzde psikoloji camiası, sadomazoşizmi hastalık olarak görmemektedir. Fakat S&M’den faklı olarak cinsel sadizm gerçek bir problemdir. Montreal Üniversitesi psikoloji Bölümü Başakanı Dr. Luc Granger; Quebec’de bulunan Lamacaza Hapishanesinde cinsel saldırganların yoğun tedavisi programı geliştirmiş aynı zamanda S&M camiası ile ilgili araştırmalar yapmıştır. Ona göre: “ İki grup birbirinden çok farklıdır. Sadomazoşizm; olayın içinde yer alan tarafların rızası ile yapılan güç değiş tokuşu iken, cinsel sadizm; karşısındaki istemediği halde baskın tarafın acı uygulayarak veya empoze ederek aldığı zevk türetmesidir.

Kuzey Amerika’da workshoplarda S&M öğreten profesyonel dominatriks Lily Fine şöyle demektedir: “ Canını yakabilirim fakat sana zarar vermem: Senin gitmek istediğinin ötesine gitmem.”

Sosyal Bilimler araştırma konseyinden cinsellik araştırma gönüllüsü Meredith Reynolds, Ph.D: “Çocukluk deneyimleri bir kişinin cinsel bakış açısını şekillendirebilir” diye teyid etmektedir ve “Cinsellik, ergenlikle ortaya çıkmaz, bir kişinin kişiliğini oluşturan diğer parçalar gibi; cinsellik de doğumla başlar ve hayat boyu gelişim gösterir.”

Reynold’un teorisi, kırbaçlı bir sahibe veya çizme yalayan bir köle olma dürtüsünü daha iyi anlamamıza yardımcı olmaktadır. Örnek olarak, Eğer bir çocuk vücudundan utanç duyduğunu düşünüyorsa, vücudunu düşünsel olarak kendinden ayırmayı öğrenebilir. Yaşın ilerlemesine ve artan cinsel deneyimlere rağmen, kişiliği vücuttan kopma isteğini saklı tutmaktadır. Sadomazoşist oyun köprü rolü oynayabilir: Çıplak vücuduyla karyola başlarına deri dizginlerle bağlanarak cinselliğine kavuşmaya teşvik edilebilir. Dizginler, çaresiz çırpınışlar, acı, sahibinin ona “ne kadar iyi bir kölesin” demesi; kişinin cinsel kişiliği ile vücudunun iletişiminin başlayabilmesine yol açan işaretlerdir.

Çok iyi bir örnek olarak Marina; altı yaşında iken kendisinden okulda ve sporda başarılı olmasının beklendiğini hatırlamaktadır. Duygularını ve arzularını bir yana bırakma yolunu seçerek başarıya odaklanmayı öğrenmişti. Marina “ Daha çok gençken arzuların çok tehlikeli olduğunu öğrenmiştim” diyor. Aslında mesajları ebeveynlerinden almıştı. Annesi duygularına yenik düşecek seviyede depresifti. Babası da sağlık konusunda saplantılı ve diyetinden asla ödün vermiyordu. Marina cinsel arzular hissetmeye başlayınca, yetişme tarzıyla şekillenen içgüdüleri bunun ne kadar korkunç ve ne kadar tehlikeli olduğunu söylüyordu. “Bu sayede anorexic (yememe hastalığı) oldum” diyor ve ekliyor. “ Anorexic olunca arzularını hissetmiyor, sadece panik içerisindeki vücudunu duyuyorsun.”

İleriki yıllarda Marina erginleşmiş ve yememe hastalığından kurtulmuştu ve S&M arzuları yoktu, ta ki bir akşam partnerinden kendisini elleriyle boğarak nefessiz bırakmasını isteyene kadar. “Dudaklarımdan bu sözlerin çıktığına inanamıyordum.” Bazen seks sırasında hissettiği tereddütler ve kopmalar bir yana, partnerine vücudunun tüm kontrolünü vermesiyle kendinin cinsel bir varlık olabildiğini hissedebiliyordu. “Başlangıçta partnerim bu duruma sıcak değildi ama şu an öyle. S&M, klasik seksimizi de olumlu etkiledi. Çünkü cinsel yönden birbirimize daha çok güveniyor ve isteklerimiz konusunda daha iyi iletişim kuruyoruz.”

Modern Batı Egosundan Kaçış

“alkolün etkisi nasılsa, sadomazoşizm de bir yolla insanlara kendilerini unutturur.”

- Roy Baumeister, Ph.D, Psikoloji Profesörü, Case Western Reserve Üniversitesi.

İtibarı ve kontrolü maksimize etmek insanın doğasında vardır: Kişiyle ilgili çalışmaların ana konusu bu iki prensiptir. Kariyerinin kişi ve kimlik üzerine odaklayan Baumeister için, mazoşizmin bu iki temel prensibe tamamen ters düşmesi nedeniyle çözülmesi gereken çok ilginç bir bulmacadır.

Çeşitli dergilere yazılan S&M ilintili mektupların analizlerinden, Baumeister: “ Mazoşizm, kişilerin normal kimliklerini geçici olarak kaybetmelerine yardımcı olan bir dizi tekniklerdir” demektedir. Modern Batı egosu, son derece karmaşık yapısı ile bireyler üzerindeki talepleri ve baskıyı tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar arttırmıştır.

Satanist
01-10-2008, 10:21
acı çekmek biraz sorunlu kişilerde olduğu sanılmakta aslında yanlış tabir olur bir çok kişiye sorsanız acı çekmek siteyen piskopatın tekidir.Ama acının sexs gibi bir takım zevkleri vardır.
Hastalık değildir / İstekdir.
Sex gibi.

kandahar
01-10-2008, 15:09
İsteyen istediğini desin, sağlıklı bir ortamda sağlıklı bir psikolojiyle yetişmiş kişide sado-mazoşizm'den haz almaya çalışmak görülmez. Çünkü sado-mazoşist eğilimler kişinin değer-değersizlik, güç ve egemenlik, zayıflık ve kendine güvensizlik gibi durumlarıyla ilintilidir. Yani kendisini ve diğer insanları doğal olarak değerli kabul eden, güç ve egemenliği hayatın temelleri kabul etmeyen, kendine güvensizliğin insanlara aşılanmadığı ve insanların eksikleri dolayısıyla hor görülmediği toplumlarda yetişen bireylerde bu tür eğilimler görülmez.

Amerikan Psikiyatri Derneği tıpkı homoseksüellik konusunda olduğu gibi bu konuda da bilimsel hareket etmemiş, politik davranmıştır ve büyük ihtimalle bu konuda da Yahudi lobilerinden baskı görmüştür. Yoksa 1973 öncesi yahut 1980'ler psikoloji biliminin (ki bana göre tam anlamıyla bilim değildir) homoseksüellik yahut sado-mazoşizm konularında karar veremeyeceği kadar eski ve psikoloji biliminin gelişmediği dönemler değildir.

Ortada doğal olmayan ve sapmış bir toplum var, temel sistem kapitalizm, kapitalizmin kaynakları ve amaçları belli ve o yönde insanlar yetiştiriyor, sonuçta ortaya türlü türlü ruh hastası çıkıyor. Sonra da bu ruh hastalarının varlık nedeni sorgulanmasın diye hastalıklar hastalık kategorisinden çıkarılıyor, böylece aslında o hastalık hiç varolmamış ve ortada aslında bir sorun yokmuş halusinasyonu yaratılıyor.

Ama yer mi Anadolu çocuğu?:D

meaculpa
01-10-2008, 15:18
Hey sen anadolu çoçugu ! dur bir bakalım doğru şeyler söyledin gibime geldi :)

Ciddi anlamda bu konu çetrefilli geliyor bana da. Yani insan durduk yere neden acı cekmek istesin yada niye birinin canını yakmaktan haz almaya yönelsin. Freud bu konuda en anlamlı yanıtlkarı veren kişi benim nezdimde. Yuvadaki tecavüz başlıgında da mazoşist tavırlarla tatmin yakalayan insanların çoçukluklarından kalma baskıları ve cinsel tabuları yok sayıp var etmelerinin yanında, sucluluk duygularını hafifletmek için mazoşist yaşam biçimlerine yönelişine birazcık değinmiştim. Açıkcası bende sadizm ve mazoşizm in farklı sorunlardan kaynaklı bir anormalite yansıttığıına inanıyorum.

Fakat Kandaharın şu tespitide beni düşündürdü. Sağlıklı bir ortamda, sağlıklı bir psikoloji! İyi de hani nerde dediğin gazoz ağacı, benim anadolulu arkadaşım ;)
Çoğumuzda bu eğilimlerin olması galiba sistemlerin iyi çalıştıgının acı bir göstergesi...

kandahar
01-10-2008, 15:36
Türkiye (belki kapitalizmin geç gelişmesinden, belki öz kültüründen büyük ihtimalle ikisinin de etkisiyle) henüz çok kötü durumda değil.

Fakat gecekondular bu açıdan incelenebilir, gerek sadist gençler (sevdiği kız kendisiyle olmadı diye öldürenlerin sayısını düşünün), gerek mazoşizm (arabesk, kendini jiletleme vb.) gibi eğilimler buralarda daha yaygın. Fakat sadizm olmasa da mazoşizm üst sınıf gençler arasında da yaygın, ailesinden ilgi ve şefkat görmeyen, değerli olduğu hissettirilmeyen bu çocuklar gotik ve şimdi de yeni çıkan emo gibi özenti akımlara kapılıp kendilerini topluma horlatarak tatmin buluyorlar. Bu da incelenmeli.

kafasikarisik
01-10-2008, 18:29
acı ve zevk birbirinin zıttıdır. siyah ve beyaz gibi, acı ve tatlı gibi. Ancak hayatta sadece siyah ve beyaz yoktur. Çeşitli gri tonlar, renkler, tadlar mevcuttur. Hangi rengin ve hangi tadın daha güzel olduğu kişiden kişiye değişir. Olay kısaca budur.

Şu ana kadar genel de bahsedilen S/M dünyası içinde Master/Servant (köle-efendi) denilen ve akla ilk gelen oyundur. Halbuki S/M içinde burada anamayacağım kadar aykırı ve çok fantezi mevcuttur. Hatta burada gercek bir S/M varsa bizi S/M - sex ilişkisini abarttığımız için haşlayacaktır. S/M de hedeflenen çoğu zaman orgazm değildir.

Kapitalizm meselesine gelince, kapitalizm bazı sınıflara aşırı ekonomik özgürlük getirmiş, arkasından da kaçınılmaz olarak da genel tatminsizlik yaratmıştır. Bunu çeşitli yansımaları vardır. Seri cinayetler, intaharlar, cinsel tatminsizlikler ve değişiklik arayışları. Ama tek başına ele alınamaz, bizi bu yanılgıya sürükleyen kapitalist sistemlerde düşünce özgürlüğününde ileri olması ve bazı şeylerin daha korkusuzca yapılıp daha özgürce dile getirilmesidir.

yucemanitu
01-11-2008, 16:51
Mazoşizm ile ilgili yazılanlar konusunda bir şey demek istiyorum. Mazoşizm çoğu psikiyatrlara göre acıdan zevk alma ama bunu böyle tanımlamayanlar da var. W. Reich'ın adının baş harfleri BBİ olan kitabında da farklı bir bakış vardı. Bir hasta Reich'a kendisine acı çektirmesi için dayanılmaz şekilde ısrar ediyor Reich (bunu kızgınlıktan mı yoksa meraktan mı yaptığını yazmamış ama bence ikincisi deney olarak yapmış ben öyle anlıyorum) bunu kabul ettiğini hastaya vuracağını söyleyince hastanın sevinçle gözleri parlamış bir cetvelle hastanın kalçasına hızla vuruyor ve hayretle görüyor ki hastanın yüzünde en ufak bir zevk belirtisi yok acı var sadece.
Reich balon örneğini veriyor aşırı şişmiş bir balon patlamamış ama aşırı şişmiş canlı gibi düşünün ağır hareket eden acı çeken sancılı zavallı balon dili olsa ne der? Delik deşik edilmek patlatılmak istemez mi? Mazoşist hastaların bir çoğu "delik deşik edilmek" "tutup havaya fırlatılmak" gibi şeyler istediklerini söylermiş Reich'a.
Bu acıdan zevk alma değil de fiziksel acının ruhsal acıdan baskın olması ve zihnindeki acıyı unutturması arzusu bence. Sorunu çözmeye gücü yetmeyince bir başka sıkıntı yaratmaya uğraşıp asıl acıdan o süre için bile olsa kaçma umudu. Yani mazoşistler acı çekmekten zevk alan değil çektikleri kuvvetli acıdan kaçmak isteyenler.
Bu arada tecavüz ve zina farkı ve toplumun mağdur ile suçluya bakışıyla ilgili yazmaya değer şeyler de var. O çok daha önemli ve bir başka zamana

güncelleme.....

kandahar
01-11-2008, 21:07
Mazoşistlerin acıdan zevk alması ile kastedilen acı veren uyarılar neticesinde fiziksel bir haz duyulması demek değildir, zaten fiziksel olarak bu mümkün değildir. Mazoşistin acıdan zevk alması ile kastedilen mazoşist kişinin duyduğu acıdan psikolojikman tatmin olması, kendisini iyi hissetmesidir. Yoksa kimin bir tarafına cetvel vursan acı duyar.

evrensel-insan
01-11-2008, 21:25
Saygideger arkadaslar;

Aci da, zevk de, bir ifadedir. Bu ifadenin, algisi ise sezgisel, yani duyumsal, yani soyuttur. Neyi, aci; neyi zevk kavrami olarak ifade etmek ise; tamamen goreceli ve degisken, ayrica oznel ve kisiseldir.

Burada en guzel ornek mafya hesaplasmalaridir. Birisini oldurten bir mafya lideri, olen kisinin cenazesine-sanki kendi oldurtmemis gibi- gidebilmektedir.

Zevk almak, aci duymak tamamen kisisel bir ifade seklidir. Bir kisinin, baska bir kisiye aci vermesi ise; aci veren ve aciyi alan temelindedir. Disaridan kendi kendine aci verenlerin verdigi goruntu ise; bu isi kendine yapan kisinin kendisinin bir aci duyup duymamasiyla paraleldir.

Tarihte, bu tip aci veren inanclar ve uygulamalar cokca mevcuttur. Yalniz, her aci verenin ondan zevk alacakmis gibi algilanmasi ise yaniltici olabilir. Cunku, bu isi bir meslek ugruna veya inanc ugruna veya sirf bir ekonomik gelir icin yapiyor olabilir.

Aslinda, bu iki terim; birbiriyle karsitlik icermez. Ikisi de, kendi icinde kendi karsitlarini tasirlar. Aci vermek- vermemek veya; aci duymak-duymamak. Zevk te aynidir. Zevk almak-almamak veya zevk vermek-vermemek.Oyuzden, muhtemeldir ki; kendisine aci veren kisi; zevk almaktan ziyade, aci duymuyor olabilir. Veya duydugu aciyi onemsemiyor veya katlaniyor olabilir.

Aci ve zevkin, tek bir harekette ayni kiside ayni anda odaklasmasi yerine; disaridan bir kisinin bu aciya tepki gostermedigi algisiyla bunun ona bir zevk verdigi sanisi olusabilir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

eylemsel
30-04-2009, 17:48
Freud a göre düşünürsek insan iki temel egilimle dünyaya geliyor. cinsellik ve saldırganlık. bu dürtüler bilinçaltımızda yer alıyor. iyi bir yoplumsallaşmayla beraber insan bu egilimlerini kontrol edebiliyor yada başka alanlara kanalize edebiliyor. Bunun gerçekleşmemesi durumunda sorunlar ortaya çıkıyor. Belki de insandaki saldırganlık egiliminin cinsellikle beraber eşlik etmesi durumunda S-M egillimleri ortaya çıkıyor. Zaten bu durumu sadece cinsel davranışlar açısından düşünmemek lazım. Sadist egilimleri olan biri toplumsal yaşamda iletişim kurma becerileri açısından katı bir tutum içine girebiliyor. Bunun yanında mazoşist egilimleri olan bir insan daha pasif ve kabullenici bir tutum içinde olabiliyor. Aslında toplumsal degerler bu tür durumları besleyici bir niteliktede olabiliyor. Mesala kaderciligin yaygın oldugu toplumlarda insanların pasif ve kabullenici olma degerleri ön planda tutulunca her ne kadar fiziksel bir acıdan zevk alacak eylemlerde bulunulmasa bile bunu yerini ruhsal acılar alabiliyor.

uv9
04-05-2009, 16:15
Din , insanları günün her anı,yaptığımız her hareketi gökyüzünden izleyen görünmez bir adamın varlığına inandırmıştır.Ve bu görünmez adamın on maddelik özel bir listesi vardır,sizden bunları yapmamanızı ister.Eğer bunlardan herhangi birisini yaparsanız,sizi sonsuza kadar kalacağınız özl bir yere gönderir`.,burası ateş ve dumanla kaplıdır,işkence ve ızdırabın yuvasıdır.
Tanrı ,sizi buraya gönderirken yanmanızı,acı çekmenizi,boğulmanızı, feryat etmenizi ve sonsuza kadar ağlamanızı ister........AMA SİZİ SEVER!
GeorgeCarlin Acıdan herkes zevk alıyor olsa gerek.Olmazsa olmazlardan herhalde.

Neva
23-12-2012, 08:56
Guncelleme.