Orijinalini görmek için tıklayınız : Dünya Tekellerinin Kara Listesi
*I.
Adidas *
*Ürün:* Spor eşyaları
*Bütçe(2004):* 9,5 milyar Euro
*Kazanç(2004):* 314 milyon Euro
*Çalıştırdığı işçi sayısı:* 25.000
*Merkezi:* Herzogenaurach (Almanya)
*Sorumlu olduğu suçlar:* Sömürü, çocuk köleliği, cinsel taciz ve
işçilerin
çalışma haklarının çiğnenmesi.
2002 sonunda 350 kadın emekçi Tayland'da Nike, Levi Strauss, Adidas ve Reebok için üretim yapan "Bed and Bath Prestige Company"yi çalışma koşullarının düzeltilmesi talebiyle protesto etti. Greve çıkan emekçiler firmanın 400.000 dolar zarar etmesinden dolayı suçlandılar. Firma yetkilileri zararı gidermek için işçileri hasta ve hamile farkı gözetmeden geceye kadar fazla mesai yapmaya zorladı.
Mart 2003'te uluslararası bir emekçi grubu "Biz Makine Değiliz"("We are not machines") sloganıyla Endonezya'da günde 2 Euro'ya çalıştırılan Adidas ve Nike işçilerinin durumunu kamuoyuna duyurdular. Açlıkla mücadele eden Endonezyalı emekçiler ev ekonomisine destek olması için çocuklarını da çalışmaya yollamak zorunda kalıyorlar. Bağımsız sendika üyesi kadın emekçiler sadece sendika üyesi oldukları için cinsel taciz, işten atılma, hapis cezası ve işkence tehditleri alıyor.
Honduraslı Adidas işçileri Mayıs 2005'te düzenledikleri Clean Clothes Campaign (Temiz Önlük Kampanyası) ile Adidas fabrikasındaki sağlık sorununu protesto ettiler. Bu protestodan ötürü emekçiler işten atılma
tehditleriyle susturulmaya çalışıldı.
Çin'deki Tung Tat Garment fabrikasında işçiler saat başına 22 cent ücret alıyorlar ve haftada 75-87,5 saat çalışıyorlar. Mesai başlangıcına geç kalmak, iş yerinde dinlenmek veya konuşmak para cezasıyla cezalandırılıyor. Sabahları zorla jimnastik yaptırılıyor.
Afrika kökenli Kanada vatandaşı rekortmen atlet Donovan Bailey yaptığı bir medya açıklamasında Kanada toplumunun en az Amerika kadar sporculara karşı ırkçı ve saldırgan bir yaklaşım içinde olduğunu söyledi.
Adidas'ın reklamını yapan Bailey firmanın ismini lekeleyecek, korkusuyla susturuldu.
*II. Bayer
Üretim alanı:* İlaç ve diğer sağlık ürünleri
*Bütçe(2004):* 29,76 milyar Euro
*Kazanç(2004):* 985 milyon Euro
*Çalıştırdığı işçi sayısı:* 113.000
*Merkezi:* Leverkusen (Almanya)
*Sorumlu olduğu suçlar:* Savaş bölgelerinden hammadde ithali, etiğe aykırı ilaç denemelerini finanse etmek, geri kalmış bir ülkenin kendi ilaç sektörünü kurması ve geliştirmesine engel olmak, tehlikeli bitki zehirlerinin satışı, sömürü ve çocuk köleliği. Bayer 90'lı yıllarda iki büyük ilaç deneyinden biri olan tansiyon ilacı Nitrendepin'i piyasaya sürdü. Binlerce hasta senelerce Bayer tarafından satılan ve olumlu tesiri olmayan bu test ilacını aldılar.
2001 ilkbaharında Bayer Güney Afrika hükümetini 38 başka ilaç markasının kendi patent hakkını çiğnedikleri için suçladı. Ancak Güney Afrika hükümetinin yaptığı, 1997'de çıkarttığı bir yasayla AIDS hastalarının tedavisinin daha ucuz ilaçlarla tedavisinin sağlanmasına olanak sağlamaktı.
2002 güzünde Peru'da yapılan bir araştırmada 1999'da Bayer-Pestizid Folidol ilacı alan 50 çocuğun zehirlendiği tespit edildi. 24 çocuk öldü.
2003 ilkbaharında Hollanda Hindistan Komitesi (India Committee of the Netherlands) Bayer, Monsanto, Unilever ve Syngenta şirketlerinin Hindistan'da çocuk işçilerin sömürülmesinden kar elde ettiğini kamuoyuna duyurdular.
*III. Boehringer Ingelheim
Üretim alanı:* İnsanlar ve hayvanlar için ilaçlar
*Bütçe(2004):* 8,16 milyar Euro
*Kazanç(2004):* 908 milyon Euro
*Çalıştırdığı işçi sayısı:* 60 ülkede 36.000 işçi
*Merkezi:* Ingelheim (Almanya)
*Sorumlu olduğu suçlar:* Etkisiz ilaçları piyasaya sürmek, geri kalmış bir ülkenin kendi ilaç üretimini yapmasına engel olmak.
1996'da 600.000 Euroluk bir rüşvetle Boehringer-Ingelheim'ın ürettiği Asasantin ilacının etkili bir ilaç olduğuna dair rapor satın alındı.Asasantin ilacı 50'li yıllardan 90'lı yıllara kadar dünya pazarında piyasaya sürülmüştü ve 80'li yılların sonunda Amerika'da etkisiz olduğu teşhisi konuldu.
*IV. BP (British Petrol)
Üretim alanı:* Yakıt ürünü, petrol ve petrol ürünleri, BP ve Aral benzin istasyonları
*Bütçe(2005):* 255 milyar Euro
*Kazanç(2005):* 19,3 milyar Euro
*Çalıştırdığı işçi sayısı:* 103.700
*Günlük çıkartılan petrol miktarı:* 3,8 milyon varil
*Toplam petrol rezervi:* 17,8 milyar varil
*Merkezi:* Londra( İngiltere)
*Sorumlu olduğu suçlar:* İç savaşı finanse etmek ve savaş esnasında silah ticareti yapmak, petrol yatakları civarındaki yaşam alanlarını yok etmek, askeri rejimlerle ticaret yapmak.
1998'de Kolombiya ordusuyla yaptığı anlaşmayla Kolombiya hükümetini gerillalara karşı desteklemek için birleşti. Bu anlaşma doğrultusunda BP Kolombiya ordusuna silah sattı ve Kolombiya polisinin eğitilmesi için finansal destekte bulundu.
Ekvador'da yerliler BP'nin alt kuruluşu Arco'yu yaşam alanlarını yok etmek ve Amazon ormanlarını katletmekle suçladılar. BP'nin petrol borularının güvenliğini sağlama politikasından 200 kadar yerli aile evinden oldu.
İkinci Irak savaşında Amerikan ordusuyla birlikte çalışan BP yetkilileri Güney Irak'taki petrol yataklarının nasıl ele geçirileceği konusunda askerlere eğitim seminerleri verdiler.
*V. C&A
Üretim alanı:* Her türlü elbise ve iç çamaşırı
*Bütçe(2005):* 2,6 milyar Euro
*Kazanç(2005):* 102 milyon Euro
*Çalıştırdığı işçi sayısı:* 30.000
*Merkezi:* Brüksel (Belçika)
*Sorumlu olduğu suçlar:* Sömürü, cinsel taciz, çalışma haklarının istismarı.
1841'de kurulmuş moda tekeli C&A bugün 900 şubede 13 Avrupa ülkesinde ve dünya çapında 1200 farklı noktada satış yapıyor. 2000 yılında yapılan bir araştırmada göre Endonezya'da iki farklı C&A fabrikasında düşük ücrete fazla mesai yapmaya zorlandıkları için greve çıktıkları ve bundan dolayı işten atıldıkları, cinsel tacize uğradıkları bildirildi. Hakları çiğnenen bu işçilerin fazla mesaileri ödenmediği gibi günlük 80 Cent'e haftada toplam 80 saat çalıştıkları belirtildi.
Kamboçya'da Temmuz 2000'de C&A, Nike, GAP, Ralph Lauren ve Calvin Klein fabrikalarında kitlesel bir grev yaşandı ve emekçiler haftalık ücretlerin 45 Euro'dan 78 Euro'ya çıkartılmasını talep ettiler. Emekçiler taleplerinin
altında bir ücrete razı olmaya zorlandılar. Kamboçya başkenti Phnom Penh'de aylık ortalama gelir seviyesi 212 Euro civarında.
*VI. Chicco
Üretim alanı:* Bebek ve çocuklar için oyuncak, gıda ve diğer her türlü ürün
*Bütçe(2001): *1,25 milyar Euro
*Kazanç(2001): *42 milyon Euro
*Çalıştırdığı işçi sayısı: *6000
*Merkezi: *Grandate (İtalya)
*Sorumlu olduğu suçlar: *İşçilerin yaşamını riske sokacak tehlikeli çalışma koşulları, bebek ürünlerinin pazarlamasında hukuki ihlaller.
Çin'deki bir Chicco fabrikasında ("Zhili Handcraft Factory) ürünlerin çalınması riskine karşın fabrika hapishane benzeri iç güvenlik sisteminden ötürü işçilerin yaşamlarıyla oynuyor. 19 Kasım 1993'te fabrikada çıkan bir yangında fabrika binasından kaçacak yol bulamayan 87 işçi yanarak öldü ve 47 işçi ağır yaralandı.
*VII. China National Petroleum Corporation (CNPC)
Bütçe(2002):* 110 milyar Dolar
*Kazanç(2002): *13,3 milyar Dolar
*Çalıştırdığı işçi sayısı: *1 milyon
*Günlük çıkartılan petrol miktarı: *2,7 milyon varil
*Toplam petrol rezervi: *3,7 milyar varil
*Merkezi: *Pekin (Çin)
*Sorumlu olduğu suçlar: *İşçileri tehlikeli koşullar altında çalıştırmak, askeri rejimlerle petrol ve silah ticareti yapmak, iç savaşı finanse etmek, petrol yataklarının ve işletmelerin olduğu yöredeki yaşam alanlarını tahrip etmek.
CNPC Sudan'la yaptığı anlaşmada 2004'te 16 milyon ton petrol çıkarttı. Çin dışında Sudan, Malezya ve Hindistan petrol şirketlerinin de yatırımları bulunan Sudan'da devlet ve ordu petrolden kendine kazanç sağlıyor. Özellikle geniş petrol yataklarıyla bilinen ülkenin güneyinde sadece iç savaş yüzünden 2 milyona yakın insan öldü. Bunun dışında Çin hükümetinin de yardımıyla şirket Sudan'da 1500 kilometrelik bir boru hattı döşedi ve bir de rafineri açtı. İşletmelerin birinde Aralık 2003'te bir gaz patlamasından dolayı 243
işçi öldü, 4000 kişi yaralandı ve yaklaşık 60.000 kişi evini kaybetti. Patlamanın nedeni eksik olan güvenlik tedbiriydi. Sudan ordusunun ihtiyacı olan tank, tüfek, savaş uçağı, uçaksavar ve diğer araçların tamamı Çin'den geliyor.
Çin'deki bir fabrikada Kasım 2005'te kimyasal madde kaynaklı bir patlama yaşandı ve patlama sonucu yörenin su kaynağı olan Songua Yiang nehrine zehirli atık bulaştı.
*VIII. Chiquita
Üretim alanı:* Muz ve meyve suyu
*Bütçe(2004):* 2,4 milyar Euro
*Kazanç(2004):* 42 milyon Euro
*Çalıştırdığı işçi:* 26.000
*Merkezi:* Cincinatti, Ohio (Amerika)
*Sorumlu olduğu suçlar: *Muz tarlalarında çalışanların sömürülmesi, çocuk köleliği, cinsel taciz, zehirli bitki ilaçlarının kullanımı.
1954'te Amerikan hükümeti tarafından finanse edilen askeri darbe sonucu ortadan kaldırılmak istenen halkçı Guatemala başbakanı Yakobo Arbenz kullanılmayan tarım alanlarını köylülere dağıtmak için bir reform uygulaması getirmek istedi. Kaybedeceği kardan çok, tehlike altına giren politik gücünden ötürü firma, Amerikan ordusuna Guatemala'ya karşı maddi destekte bulunma sözü verdi.
1990 başlarında firmada çalışan Honduraslı Sitraterco sendikası üyesi işçiler Chiquita'nın Honduras'ta demokratik yönetimi tehlikeye soktuğundan ötürü greve çıktılar.
Kosta Rika'da muz tarlalarında kullanılan zehirli kimyasallardan ötürü sadece 1997 senesinde 827 insan Pestizid maddesinden zehirlendi. Bunun dışında solucanlara karşı kullanılan DBCP maddesiyle temastan sonra 10.000 çiftçi zehirlendi ve iş bırakmak zorunda kaldı.
Nisan 2002'de Human Rights Watch organizasyonunun yayımladığı bir rapora göre Ekvador'daki Chiquita muz tarlalarında yüzde 60'ı 8-13 arası çocuk olan işçiler günlük 3,5 Euro'ya çalıştırılıyorlardı. Çalışan çocuklarla yapılan röportajlar sonucu çocukların kirli su içmek zorunda kaldıkları, çalışırken keskin biçerler ve bıçaklar yüzünden sıkça yaralandıkları, bazı çocukların cinsel tacize uğradığı ve çoğu çocuğun zehirli mantar ilaçları kullanılırken de tarlada çalışmaya zorlandıkları ortaya kondu.
*IX. Coca Cola
Üretim alanı:* Coca Cola, Fanta, Bonaqua, Nestea vb. içecekler
*Bütçe(2005):* 19,4 milyar Euro
*Kazanç(2005):*4,1 milyar Euro
*Çalıştırılan işçi sayısı:* 600.000
*Merkezi:* Atlanta, Georgia (Amerika)
*Sorumlu olduğu suçlar:* Sendika üyesi işçilerin ölümle tehdit edilmesi, izlenmesi, sömürü, çocuk köleliği, ırkçılık.
Coca Cola bugün 200 ülkede satılıyor ve senelik 90 milyon litre ölçütünde tüketiliyor. 20 Temmuz 2001'de Kolombiyalı sendika Sinaltrainal Amerikalı çelik işçileri sendikası United Steel Workers America ve Uluslararası Emek Hakları Fonu'yla (International Labour Rights Fond) yaptığı organizasyonla Coca Cola'ya dava açtı. Suçlamada Coca Cola adına çalışan birtakım güvenlik görevlilerinin cinayet, adam kaçırma, işkence gibi aktivitelerle sendikacı işçiler üzerinde büyük hayati bir tehlike oluşturduğu ortaya kondu. Davanın ardından 8 sendikalı işçi öldürüldü ve 65'i de ölümle tehdit edildi. Son on sene içinde Kolombiya'da 1800 sendika üyesi öldürüldü. 2004 sonunda Alman hizmet sektörü sendikası Verdi Kolombiyalı işçilerle dayanışma için Coca Cola ürünlerini boykot etti.
Panama'da 2002 güzünde 8 sendika üyesi daha iyi çalışma koşulları talep ettikleri için istifa etmeye zorlandılar. 8 Ağustos 2001 yılında Coca Cola yaptığı Afrika kökenli işçilere karşı ırkçı firma politikası yüzünden 192,5 milyon Dolarlık para cezasına çarptırıldı.
2003'te BBC'nin yaptığı bir araştırmayla Coca Cola'nın Güney Doğu Hindistan'da yeraltı suyunu kimyasal maddelerle zehirlediği tespit edildi. Bunun dışında fabrika tarafından yapılan su tüketiminden ötürü bölgedeki tarım üretimi su sorunu yaşadı. Coca Cola fabrikasının yöre halkına duyarsızlığını protesto eden 300 kişi cezalandırıldı.
*X. Firma: Daimler/ Mercedes-Benz
Üretim alanı:* Araba, otobüs, kamyon, jip ve diğer taşıtlar
*Bütçe(2005):* 149,5 milyar Euro
*Kazanç(2005):* 2,8 milyar Euro
*Çalıştırdığı işçi sayısı:* 284.700
*Merkezi:* Stuttgart (Almanya)
*Sorumlu olduğu suçlar:* Atom silah ve mayın ticareti, askeri rejimlerle ticaret yapmak, çevre kirliliği.
Daimler firmasının alt kolu olan Mercedes-Benz Avrupa uzay silah teknolojilerinde araştırma ve üretim sektörünün yüzde 30'unu elinde tutuyor. Fransa savunma bakanlığıyla Daimler'in yaptığı anlaşmayla M-51 adlı bir program başlatıldı. Bu programda Fransız nükleer silahlarının bir kısmının ve U-botlarının üretimi bulunuyordu. İsmini projeye veren M-51 aslında 50 ağırlığında nükleer bir füze tipi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararınca kitle imha silahı üretmek, barındırmak ve satmak yasak olmasına rağmen Fransız savunma bakanlığı global dünyada olası "terörist" saldırıların ve diğer güvenlik sorunlarının önüne geçmek için bu tür önlemler almayı uygun görüyor.
Arjantin'de askeri rejim esnasında (1976-1983) Daimler'e rakip 14 rakip firma fiziksel olarak yok oldu. Muhtemelen askeri görevlilerine hedef şahısların ve firmaların isim ve adresleri verildi ve bir işbirliği sonucu Daimler'in Arjantin pazarındaki tekeli güvence altına alındı. Son dört senedir Nürnberg savcılığı Arjantin'de DaimlerChrysler'in organize
ettiği cinayeti teşvik ve destekleme suçundan dolayı firmanın hakkında açtıkları
soruşturmayı karara bağlamaya çalışıyorlar. 2005'te Buenos Aires savcılığının Mercedes-Benz'e açtığı davada firma yasadışı yollardan suç organizasyonlarıyla silah ticareti yapmakla suçlandı. Avusturya'da sağcı-gerici hükümete Daimler kuruluşu olan EADS EuroFighter tipi savaş uçakları sattı. Başka firmalar ortalama 2 milyar Euro daha ucuza seçenekler sunarlarken hükümetin EADS'la anlaşması kamuoyundan saklanan gizli
anlaşmalar olduğu şeklinde yorumlandı.
*XI. Deutsche Bank
Üretim alanı:* Finans hizmet sektörü
*Bütçe(2005):* 25,6 milyar Euro
*Kazanç(2005):* 3,8 milyar Euro
*Çalıştırdığı işçi sayısı:* 63.800
*Merkezi:* Frankfurt am Main (Almanya)
*Sorumlu olduğu suçlar:* Şüpheli projelere kredi vermek, yüksek borçlu ülkelerde masraflar üzerinden spekülasyon ticareti.
1999'da Deutsche Bank, Brezilya'da Brezilya senatosu yolsuzluk araştırma komisyonu tarafından illegal yollardan firmalara ve devlete ait özelcbilgilere ulaşmak ve spekülasyon üzerinden kazanç elde etmekle
suçlandı.cBunun yanında ülkedeki ekonomik krizden yararlanarak kredi faizlerini artırmak, dolayısıyla devlet bütçesinin sosyal ve eğitim giderlerinin kısılmasından sorumlu tutuldu.
Deutsche Bank Endonezya'da 1996'da bakır ve altın madenlerinden birkaçının finanse edilmesinde rol aldı. Maden işçilerinin ağır koşullarda çalıştırılması, ekosistemin tahrip edilmesi, askeriyenin işçi direnişini bastırması sonucu 16 maden işçisinin ölümü Deutsche Bank'ın medyadaki prestijine damgasını vurdu. 2001'de Yunanistan'daki Çaldiki yarımadasında altın arama projesi başlatıldı. 270 milyon Euro tutarındaki projenin
185 milyon Euro'su Deutsche Bank tarafından karşılanıyordu. Ancak arama çalışmalarının çevreye verdiği ağır tahribat, başta Olimpiyados köylüleri olmak üzere Yunanlı ve Alman çevre dostlarının Deutsche Bank'ı
protesto etmesine neden oldu. Sonuç olarak Deutsche Bank projeden çekildiğini açıkladı.
Tekellere torpil geçen Alman hükümeti Deutsche Bank'a yaptığı kıyakla bankanın neredeyse hiç vergi vermemesini yasallaştırmış durumda. Vergi vermediği gibi kazancı da her sene artan Deutsche Bank'ta durum emekçiler açısından vahim bir durumda: 2001'de bankada 98.000 kişi çalışırken 2006'da işten atılmalar yüzünden çalışan sayısı 63.800'e düştü.
*XII. Disney
Bütçe(2005):* 26,58 milyar Euro
*Kazanç(2005):* 4,04 milyar Euro
*Çalıştırdığı işçi sayısı:* 129.000
*Merkezi:* Burbank, Kaliforniya (Amerika)
*Sorumlu olduğu suçlar:* Çocuk köleliği, istismar ve emekçi haklarının çiğnenmesi.
Kanada devleti tarafından yapılan bir soruşturmaya göre 2001'de Disney Kaliforniya'da 800 işçiyi bir oyuncak fabrikasında saati 1,35 Dolar'a çalıştırıyordu. Ancak Kaliforniya'daki çalışma yasasına göre saat başına
ödenmek zorunda olan ücret 6,25 Dolar'ın altına inemez. Aynı fabrikada 7-13 yaş arası çocukları çalıştırdığı da öğrenilen firma önce suçlamaları kabul etmezken Aralık 2001'de fabrika işçilerinin emek sömürüsünü telafi
etmek gayesiyle 903.000 Dolar ödeyeceğini açıkladı.
2002 güzünde Bangladeş'teki Walt Disney fabrikasında günde 14-15 saat çalışarak Disney tişörtü diken işçilerin olduğu ve çalışanların bekçiler tarafından dövüldüğü öğrenildi. Ücret olarak işçiler tişört başına 5 Amerikan Cent'i alırken Walt Disney kendi dükkanlarında bu tişörtleri 17,99 Dolar'a satıyor. 2002 güzünde Uluslararası Şoförler Konfederasyonu'nun yaptığı bir soruşturmada Güneydoğu Asyalı işçilerin Disney oyuncak
fabrikalarında düşük ücrete günlük 16 saate kadar ve haftanın yedi günü çalıştırıldıkları tespit edildi. 2001 başında Hong Kong'da eleştirel bir tüketici grubu Çin'deki Walt Disney fabrikalarında Çinli işçilerin günde 18
saate kadar ve düşük ücrete çalıştırıldıklarını duyurdu. 16 yaşındaki işçiler aylık 38-63 Euro maaş alıyorlar.
*XIII. Dresdener Bank
Üretim alanı:* Allians sigortası, finans hizmet sektörü
*Bütçe(2004):* 96,9 milyar Euro
*Kazanç(2004):* 5,2 milyar Euro
*Çalıştırdığı işçi sayısı:* 162.000
*Merkezi:* Münih (Almanya)
*Sorumlu olduğu suçlar:* İnsanlar, çevre ve yüksek borçlu ülkeler için felaket sonuçları olan projeleri finanse etmek.
Faşist Almanya'da silahlanmayı desteklemek, Yahudi firma ve bankalarının Almanlaştırılmasını finanse etmek, toplama kamplarının inşasında parasal yardımda bulunmak ve Yahudi katliamlarından kar etmek gibi bir geçmişe
sahip Dresdener Bank'ın bugünkü etkinlikleri de pek iç açıcı değil. 1996'da bankanın bir alt yatırım kuruluşu Endonezya'da altın arama projesi için 35 milyon Dolarlık fon oluşturdu. Bu projenin gerçekleştirilmesi için
20.000 yerleşimci evlerinden sürüldü. Siyanürlü altın arama çalışmaları yüzünden içme suyunun zehirlenmesine öfkelenen halk projeyi protesto etmeye kalkınca askerler tarafından kanlı bir şekilde bastırıldılar.
Şubat 2000'de banka bu kez Romanya'da altın arama projesi başlattı. Macar sınırına yakın bir bölgede yapılan arama çalışmalarında 100.000 metre küp suyun siyanürle zehirlenmesine neden olundu. Zehirlenmeden Don nehri de etkilendi ve nehir boyunca su canlılarının öldüğü görüldü. Bölgede 120 ton siyanür -1 milyar insanı öldürmeye yetecek bir miktar- kullanılmasına rağmen az miktarda bir altına ulaşılabildi ve bu çalışma sonucu 2 milyon insan içme suyundan oldu.
*XIV. Exxon Mobil
Üretim alanı:* Yakıt ürünleri, petrol ve petrol ürünleri, Esso ve Mobil marka benzin istasyonları
*Bütçe(2005):* 307 milyar Euro
*Kazanç(2005):* 30 milyar Euro
*Çalıştırdığı işçi sayısı:* 200 ülkede 88.300
*Günlük çıkartılan petrol miktarı:* 4,5 milyon varil
*Toplam petrol rezervi:* 22,5 milyar varil
*Merkezi:* Irving, Texas (Amerika)
*Sorumlu olduğu suçlar:* Savaş ticaretini ve iç savaşı finanse etmek, petrol
yataklarındaki yaşam alanlarını tahrip etmek, iklim koruma gruplarına cephe almak.
Bush'un seçim fonuna enerji tekeli Enron'dan sonra en büyük finansal yardımı yapan Exxon Mobil Angola'daki petrol yatakları yüzünden çıkan iç savaşta askeri rejimle iş birliği yaparak orduya finansal destek sundu. Exxon Mobil Çad ve Kamerun arasındaki dev bir petrol hattı projesini gerçekleştirdi ve bu projeden Çad'ın elde ettiği karın bir kısmı da silah ticaretine aktı. Boru hattı milli parkları içinde geçiyor ve içme su kaynaklarını tehdit ediyor. Bu durumu protesto eden gruplar Kamerun, Angola ve Çad ordusunca kanlı şekilde bastırıldı.
Endonezya hükümeti Exxon Mobil ile karşılıklı bir dayanışma içinde. Exxon Mobil Endonezya'da askeri rejimi destekliyor ve bunun karşılığında askeri rejim firmanın Endonezya'daki yatırımlarına koltuk çıkıyor. Haziran 2001'de Exxon Mobil'in petrol politikası sonucu evlerini kaybetmiş 11 Endonezyalı yerli firmayı Washington'da dava etti. Suçlamada Exxon Mobil idam, cinayet, işkence tecavüz ve adam kaçırma olaylarında askeri diktatör Suhartu'ya ortak olduğu ortaya kondu. Ancak suçlama Amerika'nın çıkarlarına ters düştüğü için dava düşürüldü. Şirket bunun dışında Ekvador, Peru, Kolombiya ve Nijerya'daki yaşam alanlarının tahribatından sorumlu.
*XV. Ford
Üretim alanı:* Ford, Mazda, Volvo, Jaguar, Landsrover gibi arabaların üretimi
*Bütçe(2005):* 154,5 milyar Euro
*Kazanç(2005):* 1 milyar Euro
*Çalıştırdığı işçi sayısı:* 300.000
*Merkezi:* Dearborn, Michigan (Amerika)
*Sorumlu olduğu suçlar:* 70'li ve 80'li yıllarda Arjantin'deki iç savaştan kar elde etmek, fabrikalarda cinsel ve ırkçı politikalar.
Şirket Arjantin'deki askeri diktatör rejimle yakın ilişki ve ortaklaşa anlaşma içindeydi ve binlerce kişinin öldürülmesi, idamı ve izlenmesinde askeriyenin ihtiyaç duyduğu silah talebinden kar sağladı. 1998'de Amerika'daki Ford fabrikalarında siyah veya Güney Amerika kökenli kadın işçilere düşük ücret verildiği tespit edildi.
*XVI. GAP
Üretim alanı:* Moda ürünleri
*Bütçe(2004):* 12,4 milyar Euro
*Kazanç(2004):* 920 milyon Euro
*Çalıştırdığı işçi sayısı:* 150.000
*Merkezi:* San Fransisco, Kalifornya (Amerika)
*Sorumlu olduğu suçlar:* İstismar, sendika üyesi emekçilerin bastırılması.
Bangladeş'teki kadın emekçiler GAP fabrikalarında ayda 45 Euro alıyorlar. El Salvador'da kadın işçilere GAP fabrikalarında saatlik 65 Cent ödeniyor. Tayland'da GAP için üretim yapan firmalardan Par Garment firmasından 149 kadın işçi 2003'ten itibaren başlattıkları bir gösteriyle 2002'de kapanan ve 10 aylık maaşlarını ödemeyen fabrikayı protesto ettiler. 2005'te Bangalor'da kadın işçileri GAP fabrikasında cinsel tacize uğradıkları
öğrenildi. Filipin'deki GAP işletmelerinde dikiş işçilerinin çalıştığı bir fabrikada işçiler mesai bölünmesin diye tuvalet ihtiyaçlarının karşılanması için plastik torbaların içine tuvaletlerini yapmaya zorlanıyor.
*XVII. General Motors
Üretim alanı:* Cadillac, Chevrolet, Isuzu, Opel vb. marka arabaların üretimi
*Bütçe(2004):* 150 milyar Euro
*Kazanç(2004):* 2,1 milyar Euro
*Çalıştırdığı işçi sayısı:* 325.000
*Merkezi:* Detroit (Amerika)
*Sorumlu olduğu suçlar:* Çevre kirliliği, sömürü, işçilerin kötü koşullar altında çalıştırılması.
Ford gibi faşist Almanya'nın savaş ekonomisinden kar eden General Motors, 1995'te Amerika'da eksoz dumanının çevreye verdiği kirlilikten dolayı bir çevre yasasını ihlal ettiği için 11 milyon Dolarlık para cezasına çarptırıldı. Kuzey Meksika'da Ford ve Chrysler'le birlikte en büyük işletmeye sahip General Motors işçileri aşırı düşük ücretle fazla mesai yapmaya zorladığı belirtildi.
*XVIII. Levis
Üretim alanı:* Jeans ve diğer moda ürünleri
*Bütçe(2005):* 3,4 milyar Euro
*Kazanç(2005):* 130 milyon Euro
*Çalıştırdığı işçi sayısı:* 8850
*Merkezi:* San Fransisco (America)
*Sorumlu olduğu suçlar:* İstismar, cinsel taciz, ağır koşullarda işçileri çalışmaya zorlamak.
2000'de yapılan bir açıklamada Endonezyalı Emilia adlı bir dikiş işçisinden Levis firmasına iş yapan Yulinda Dute Fashion ve Sandrafine şirketlerinin işçileri haftalık 75 saate kadar mesai yapmaya ve buna rağmen ücretlerinin düşürüldüğü aktarıldı.
Eylül 1995'te Bulgaristan'daki bir Levis firmasında çalışan kadın işçi Rujkova 150 işçinin her iş günü sonu elbiselerini çıkartıp hırsızlık kontrolünden geçtiklerini aktardı.
2002 sonunda 350 kadın işçi Tayland'da Levis, GAP, Nike ve Adidas şirketlerini protesto ettiler. Protestonun nedeni işçilerden haksız yere alınan toplam 400.000 Euro'ydu. Protestoya katılan işçiler daha sonra fazla mesai yapmaya zorlandı. İş sırasında içme sularına gece geç saate kadar çalışabilsinler diye Amfetamin maddesi atılıyor. Kitlesel tüketici gösterileri sonucu şirket çalışma koşullarını hafifletmek zorunda kaldı.
Pasifik adalarından Saypan'da Levis işçilerin çalışma haklarını çiğnediği gerekçesiyle dava edildi ve 30.000 işçiye tazminat ödemek zorunda bırakıldı.
Haiti'de Haziran 2004'te 254 işçi sendika üyesi oldukları için işten atıldı.
*XIX. McDonald's
Üretim alanı:* McDonald's gıda ürünleri
*Bütçe(2004):* 15,86 milyar Euro
*Kazanç(2002):* 1,93 milyar Euro
*Çalıştırdığı işçi sayısı:* 1,6 milyon
*Merkezi:* Oakbrook, Illinois (Amerika)
*Sorumlu olduğu suçlar:* İngiltere ve Çin'de çocuk köleliği, sömürü, işçileri ağır koşullarda çalıştırmak, ekolojik ve sosyal dengeye yıkıcı tesiri olacak derecede et tüketimi.
Hong Kong'da bir tüketici hakları savunucusu organizasyonun çalışmasıyla Mc Donald's'ın oyuncaklarının yapıldığı bir fabrikada çocukların çalıştırıldığı ve yaşlarının illegal yollardan, olduğundan daha büyük gösterildiği duyuruldu. Çocuk işçiler 8 saat için 1,49 Euro alıyorlar ve günde 15 saat çalışmaya zorlanıyorlar. Daha sonra fabrikada günde 12 saat 100 kadar daha 12-13 yaşlarında çocuk işçi çalıştırıldığı öğrenildi. Nisan
2002'de BBC McDonald's şubelerinde dünya çapında 15-16 yaşındaki okul çocuklarının çalıştığını yayınladı. Duruma göre çocuk işçiler gece 2'ye kadar mesaiye kalıyorlar. 15 yaşındaki bir kız çocuğu Cumartesi günleri sabah 8'den gece saat 1.20'ye kadar çalıştığını aktardı.
*XX. Nestle
Üretim alanı:* şekerli gıda üretimi
*Bütçe(2004):* 56 milyar Euro
*Kazanç(2004):* 4,3 milyar Euro
*Çalıştırdığı işçi sayısı:* 247.000
*Merkezi:* Vevey (İsviçre)
*Sorumlu olduğu suçlar:* Sömürü, çocuk köleliği, etiğe aykırı ticaret politikası.
Fildişi Sahilleri gibi kakao üretiminde dünyada ilk sıralarda gelen coğrafyalarda çocuk kölelerin çalıştırıldığı biliniyor. Nestle de burada yatırım yapan firmalardan. Ancak Nestle'nin asıl sorumlu olduğu konu çocuk köleliği değil, çiftçileri çok düşük ücretlere çalışmaya zorlaması. Ocak 2006'da Avrupa'da yapılan bir kampanyada "Çikolata yiyen herkes Fildişi Sahilleri'ndeki iç savaşı besler" kampanyası Nestle ve diğer kakao tarla ağalarının cebine giren kazancı eleştirir nitelikteydi. Ülke içindeki yatırımdan ordunun ve silah tekellerinin kendisine büyük bir pay çıkarttığı bir sır değil. Afrika'da ve Güney Asya'da fakirlikle boğuşan ülkelerde denemelik ücretsiz bebek maması dağıtan firma mikroplu suya karıştırdığı süt tozuyla reklam yaptı. Dünya Sağlık Örgütü'nün yaptığı
araştırma sonucu (2005) bebek mamalarının temiz su bulunamadığı için kirli suyla
karıştırılması sonucu 1,5 milyon bebeğin öldüğünü duyurdu.
*XXI. Nike
Üretim alanı:* Ayakabbı, moda ve spor ürünleri
*Bütçe(2005):* 11,5 milyar Euro
*Kazanç(2005):* 1 milyar Euro
*Çalıştırdığı işçi sayısı:* 22.000 (tahmin edilen emekçi sayısı 1 milyon)
*Merkezi:* Beaverton, Oregon (Amerika)
*Sorumlu olduğu suçlar:* Sömürü, çocuk işçi çalıştırmak, cinsel taciz ve ağır koşullarda işçi çalıştırmak.
Nike patronu Phil Knight bir dolar milyarderiyken Çin'deki Nike fabrikası "Wellco"'da çalıştırılan sıradan bir dikişçi saatlik 17 Cent alıyor, haftada 77-84 saat arası ve haftanın 7 günü çalışıyor. Hamile ve yaşlı kadınlara keyfi para cezası kesiliyor. İş sırasında konuşmak para cezasıyla cezalandırılıyor. Fabrika'da 10 kadar da çocuk çalışıyor. Aynı fabrikada 2001 başında çalışma koşullarını, cinsel tacizi ve çocuk
köleliğini protesto amacıyla emekçiler istifalarını verdiler. Çin'de Yue Yuen fabrikasında
işçiler saat başına 19 Cent alıyor ve haftada 60-84 saat çalışıyorlar. Ayrıca karşılığı ödenmediği halde fazla mesai yapmaya zorlanıyorlar.
2001'de yapılan bir açıklamada kamuoyuna Endonezya'daki bir Nike işletmesinde kadın işçilere cinsel taciz yapıldığı duyuruldu. Mart 2003'te Endonezya'da "We are not machines" (Biz makine değiliz) kampanyasıyla günlük 2 Euro'luk ücret ödenmesi protesto edildi. Besleyemedikleri için çocuklarını terk etmek zorunda olan kadın işçiler sendika üyesi oldukları için işkence, cinayet ve tecavüz riski altındaydılar. Bunun dışında yine kadın işçiler firma doktorları tarafından adet günlerindeki kanamaların kontrolü için düzenli olarak idrar örneği vermek zorundaydılar.
*XXII. Shell
Üretim alanı:* Yakıt maddesi, petrol ve petrol ürünleri, benzin istasyonları, elektrik üretimi.
*Bütçe(2005):* 329 milyar Euro
*Kazanç(2005):* 23 milyar Euro
*Çalıştırdığı işçi sayısı:* 110 ülkede 119.000
*Günlük çıkartılan petrol miktarı:* 3,8 milyon varil
*Toplam petrol rezervi:* 13 milyar varil
*Merkezi:* Den Haag (Hollanda) ve Londra (İngiltere)
*Sorumlu olduğu suçlar:* İç savaşı finanse etmek ve silah ticareti yapmak, petrol yataklarındaki yaşam alanlarını yok etmek, askeri rejimlerle ticaret yapmak.
Nijerya'daki askeri diktatör Sani Abaha, içlerinde insan hakları savunucusu Ken Saro Viva olmak üzere 9 politik örgüt yöneticisini idam ettirdi. Nijerya senelerden beri Elf, Agip, Mobil ve Chevron'un petrol işletmelerine ev sahipliği yapıyor. Shell ve diğer petrol şirketlerinin yaşam alanlarını tahrip etmesi, askeri rejimi finanse etmesi ve silah satmasına karşı çıkan Nijeryalı insan hakları savunucuları Shell'i Ken Saro Viva'nın
öldürülmesinden sorumlu tutuyor. 1993'te Shell ve diğer petrol firmalarının askeri diktatörlükte yaptığı ticareti protesto için Saro-Viva önderliğinde 300.000 kişi barışçıl bir gösteri düzenledi. Shell, askeri hükümetin kendisini savunmasını istedi. Gösteri sırasında 132 kişi öldürüldü ve bir ay sonra 247 gösterici daha katledildi. Bu olayların ardından Ken Saro Viva hapse atıldı, ancak uluslararası gösteriler sonucu tekrardan
salıverildi. Shell'in, yörenin yerlilerine karşı duyarsız çevre politikasından 126 köy
askeriyenin silahlı saldırısı sonucu dağıtıldı. Askeri operasyonların tamamının Shell tarafından finanse edildiği Nijerya devlet görevlisi Paul Okuntimo tarafından resmi olarak açıklandı. Salıverildikten sonra politik etkinliğini sürdüren Ken Saro Viva, Shell'in finanse ettiği şiddet olaylarının durdurulması için doğrudan Shell temsilcileriyle görüştü. Shell yetkilileri Viva'yla anlaşma yapmayı, ancak Viva'nın anlaşma karşılığında Shell'in çevre tahribatı yapmadığını belirten bir belgeyi imzalamasını istediler. Bu şartnameyi reddeden Viva 10 Kasım 1995'te sekiz başka destekçisiyle birlikte asıldı. İnsan hakları organizasyonu Human Watch, Nijerya'daki tüm katliamlara rağmen petrol şirketlerinin devletin iç işlerine karışmadığını, ülkenin sosyal ve ekonomik durumunun düzeltilmesinde
olumlu bir rol üstlendiğini iddia edebildi. 2001 başında Shell gerçekten de kendi petrol yataklarının korunması için ordu ve askere finansal destek yaptığını itiraf etti. Nijerya'da halkın %66'sı yoksulluk sınırının altında yaşıyor ve sadece petrolden devletin elde ettiği gelir son 25 senede 300 milyar tutarında olmasına rağmen günlük kişi başına gelir 1 Dolar'ın altında. Okoroba'da Shell işletmesinin çevreye verdiği tahribat sonucu
6000 yerli içme su kaynağını ve tarım alanlarını kaybetti.
Durban/Güney Afrika'da Shell ve BP ortak işletmesi SAPREF günlük havaya 19 ton karbon gaz karıştırmaktan sorumlu. Bu miktar Danimarka'daki Shell işletmesinin 6 katı. Çevre hakları savunucuları Shell'in Nijerya'da ayrıca havaya 25 ton tetraetül-kurşun gazı karıştırdığını iddia etti. Benzeri suçlamalar Brezilya, Karibik adalarından Curaçao ve Filipinler için de geçerli. Ayrıca Irak savaşından da yüksek karlar etmiş Shell Amerikan
ve İngiliz hükümetlerinden bölgedeki petrol yataklarının işletilmesi görevini aldı.
*XXIII. Tommy Hilfiger
Üretim alanı:* Giyim ürünleri, parfüm ve diğer moda ürünleri
*Bütçe(2005):* 1,48 milyar Euro
*Kazanç(2005):* 93 milyon Euro
*Çalıştırdığı işçi sayısı:* 5800
*Merkezi:* New York (USA)
*Sorumlu olduğu suçlar:* Ağır koşullarda işçi çalıştırmak.
1999'da Çin'den, Tayland'dan ve Filipinler'den toplam 25.000 işçi kandırılarak Pasifik Adaları'ndan Saipan'da çalıştırmak üzere Tommy Hilfiger fabrikalarına getirildi. Saipan'ın üretim alanı olarak seçilmesinin nedeni adanın Amerika'ya bağlı oluşu ve bundan dolayı ürünlerin üzerinde "Made in USA" yazılabilmesini olanaklı kılmaktı. Saipan'a kaçırılan
işçilerden kadın bir işçi kadınların hamile işçi istenmemesinden dolayı hormon testi
yapmaya zorlandıklarını aktardı. İşçiler 20 kişiyle birlikte 20 metrekarelik yatak
odalarını paylaşıyorlardı. Fransız dergisi "Capital" Nisan 2003'te Mauritus adasındaki çalışma koşullarıyla ilgili bir röportaj yayınladı. Adada Çin'den getirilen 12.000 kadar işçi günde 16 saate kadar çalıştırılıyordu. Adadaki işletmelerin üretim yaptığı firmalar arasında Tommy Hilfiger da yer alıyor.
*XXIV. Total
Üretim alanı:* Yakıt maddesi, petrol ve petrol ürünleri, Total marka benzin istasyonları.
*Bütçe(2002):* 143,2 milyar Euro
*Kazanç(2005):* 12 milyar Euro
*Çalıştırdığı işçi sayısı:* 130 ülkede 122.000
*Günlük çıkartılan petrol miktarı:* 2,4 milyon varil
*Toplam petrol rezervi:* 11,1 milyar varil
*Merkezi:* Paris (Fransa)
*Sorumlu olduğu suçlar:* Afrika ve Asya'da askeri diktatörlüklerle ticaret yapmak, iç savaşı finanse etmek ve silah ticareti yapmak, petrol yataklarındaki yaşam alanlarını tahrip etmek.
Total Burma'daki askeri diktatörlükle işbirliği yapıyor. Ülkedeki şiddet ve terör olaylarından dolayı yatırımını geri çeken petrol devi Texaco'nun yerini Total almış durumda. İnsan hakları savunucusu askeri rejim karşıtı ve Nobel barış ödüllü Aung San Suu Kyi'nin aktardığına göre Burma askeri cuntası ile Total silah ticaretinde olduğu gibi politik direnişçilerin idamından ve işkenceden geçirilmesinde ortak pay sahibi. Afrika'daki en büyük petrol şirketi olan Total'ın Nijerya'da Shell'le ortak olduğu petrol işletmelerinde insan haklarının kitlesel boyutlarda çiğnendiği biliniyor. Total ayrıca Angola'da petrol yatakları ve işletmelerin güvenliğinin sağlamak için askeri diktatörlükle yaptığı anlaşma sonucu ordu tarafından öldürülen, evinden sürülen, işkenceden geçirilen yüz binlerce kişinin akıbetinden sorumlu. Angola'da Total'ın yan kuruluşu Elf tarafından finansal destek almış ve 25 sene yönetimde kalmış Jose Eduardo dos Santos 1,5 milyon insanın katledilmesinden sorumlu tutuluyor. Fransız Liberation ve Le Canarad
Enchaine dergileri Total'ın Kongo Cumhuriyeti'nde eşzamanlı olarak hükümete ve isyancı gruplara silah sattığını açıkladı.
*XXV. Wal-Mart
Üretim alanı:* Alışveriş yerleri, gıda ve giyim ürünü satan dükkanlar zinciri ve süpermarketler
*Bütçe(2005):* 237,68 milyar Euro
*Kazanç(2005):* 8,56 milyar Euro
*Çalıştırdığı işçi sayısı:* 1.600.000
*Merkezi:* Bentonville, Arkansas (Amerika)
*Sorumlu olduğu suçlar:* Milyonlarca dolar tutarındaki emekçilerin fazla mesai ücretlerinin ödenmemesi, hapishanevari çalışma koşullarında işçi çalıştırmak.
Başarısının ardında düşük maaş ödeme politikası yatan Wal-Mart 2000 yılında
Colorado/Amerika'da 69.000 emekçi tarafından 50 milyon Dolar tutarındaki fazla mesai ücretlerinin ödenmesi için şirketi dava ettiler. Aynı olay Texas'ta 200.000 Wal-Mart çalışanı tarafından tekrarlandı. Wal-Mart 150 milyon Dolar tutarındaki fazla mesai ücretini ödemesi için dava edildi. New York Times gazetesinin bir haberine göre mesai sonu Wal-Mart dükkanlarında kapılar patronlar tarafından kapatılıyor ve işçiler fazla mesai yapmaya zorlanıyor. Kanadalı bir insan hakları organizasyonu tarafından
kamuoyuna Afrika'daki Lesotho devletindeki bir Wal-Mart işletmesinde işçilerin 24
saate kadar Wal-Mart ürünlerini üretmesi için zorlandıkları ve işçilerin direnmesi halinde sözlü ve fiziksel tacizle ve dayakla karşılaştıkları duyuruldu.
Çin'de Wal-Mart için mal üreten Kathie Lee işletmesinde işçiler günde 12-14 saat arası ve ayda 30 gün çalıştırılıyorlar. İşçiler aylık 11,54 Euro alıyorlar. Yine Çin'de Wal-Mart için üretim yapan Liang Şi, Handbag, Tianyin Yuhua, Garment Factory fabrikalarında işçiler saatlik 0,13-0,23 Dolar maaş alıyorlar, haftada 60-70 saat arası ve haftanın 7 günü çalıştırılıyorlar. Fabrika içi hijyenik değil, fabrikada acil çıkış noktaları yok, fabrikanın yatakhanesinde yatak odası başına 10 kişi düşüyor. İşçiler sözleşme, sosyal
hak ve sağlık sigortası olmadan çalıştırılıyorlar. 2005 başında Wal-Mart'ın Amerika'daki bir fabrikasında çocukların çalıştırıldığı ve koşulların çocuk işçiler için çok tehlikeli olduğu öğrenildi. Olay üzerine Wal-Mart'a açılan dava sonucu şirket 135.000 Dolar tazminat ödemek zorunda kaldı.
*Kaynakça:*
1. Frey, Eric; Schwarzbuch Amerika; Ullstein 2008
2. Klein, Naomi: No Logo; Goldmann 2005
3. Otte, Max; Der Crash kommt; Ullstein 2008
4. Seifert, Thomas/ Werner, Klaus: Schwarzbuch Öl; Ullstein 2008.
5. Werner, Klaus/ Weiss, Hans; Das neue Schwarzbuch Markenfirmen; Ullstein
2008
usta emeğine sağlık bu bilgiler çok işime yarayacak
ürkütücü tablolar,koca gün calis 80 cent,bu kapitalizm canavari silahdan baska birseyle yikilmazmi?dilaver,,mesela halk üretimi yavas yavas kendi adina yapsa ayni zamanda kendi üretdiyi ürünleri kullansa ve bu ürünleri kullanmayi tesvik etse bunu yavas yavas genis kitlelere yaysa?biryere varilmazmi?ve ayni zamanda örgütlenip siyasi güc olusdursa?aslinda gücün büyüyü sömürülenlerde olmasina karsin pasiv duran gene bu güc.saygilar
Bu başlığı okuyan özellikle inançlı arkadaşların bir konu dikkatini çekmiş olmalı.
O da şudur.
İnançsızlığı kendine kale yapmış birisi ile İnancı kendilerine kale yapmış olanların düşmanları aynı.
Bugün kapitalizme karşı mücadele etmek için dini sağlam liman görenler aynı zamanda bir asırdır kendilerine komünizmin neden öcü gösterildiğini de buradan çıkartabilirler.
Veya komünizm gibi komünal bir yaşamı, sadece gri renkle anlatmak hatasına düşen komünistlerin nasıl kasıtlı bir hataya sürüklendiklerini de anlamaları muhtemeldir.
Dikkat ederseniz, komünizm ve din küresel hegomanyaya karşı aynı düşmana farklı söylemler ile yaklaşmaktalar. Buna karşı küreseller, dincilerden ve komünistlerden umudu kesince şimdi yeni bir trend olarak ULUSALCILIK kavramını tüm dünyada pompalamaya başladılar. Dilaver'İn söz ettiği şirketlerin hemen hepsi Milliyetçilik adı altındaki bütün etkinliklerin sponsoru.
İşte burada kafa karışıyor.
Oysa karışan bir şey yok.
Sekülerizm ve bağıl küresel sermaye, merkezden yönetim hedefini bırakarak, yerinde sınırlara ayrılmış ve birbirleri ile düşman halkları geçmişten gelen husumetler ile bölerek akabinde her bölünen tarafı daha rahat kontrol edeceklerini anladılar.
Bu aşamada Komünizme ve dine düşman üçüncü bir taraf yarattılar.
Hem de bu oluşturulan taraflar içerisinde inanç ve inançsızlığı ortak noktada buluşturduk diye bir de pirim yaptılar. Çünkü bu asırda Ulus olmak etrafındaki bütün ülkelere düşman olmaktan geçiyor.
Bugün bize komşu olan bütün ülkeler Shell den benzin alırken, hepsi de birbirine düşman.
Biliyormusunuz, innaçlı ile inançsızın birbirine en gıcık olduğu yer neresi...
Her iki tarafta halktaki yozlaşmadan söz ederken, kendilerinin medya ve görsel basın ile yönlendirildiklerini göz ardı ederek, birbirlerien olan bakışlarının aslında öğretilen bakışlar ve düşünceler doğrultusunda onalrın sekülerist kriterlere göre birlerini yargıladıkları konular.
En başta Özgürlük kelimesi geliyor.
Adam kapitalist. Özgürlük bu diyor.
Adam KOmünist. Özgürlük bu diyor
Adam inançlı. Özgürlük bu diyor.
Oysa bu üç adam da özgürlük için isimleri verilen ve daha nice seküler düzen içerisinde birbirlerine düşman taraf olarak bir dengeyi oluşturuyor.
Neden böyle...
Çünkü, Hepimiz birer köleyiz. Bırakın UKKTH yı, İnsanların kendi geleceklerini tayin hakkı var diyebiliyormuyuz. Kadere karşı çıkılıyor. Evet çıkalım haydi beraber çıkalım kadere karşı. Ama doğduğunuz anda çizilmiş bir kaderi kabul ederek bu nasıl olacak.
Sarhoşun oğlu sarhoş olur diye bir laf vardır. Zamanında çok duymuştum kendime.
Sekülerizmin kullandığı tek materyal vardır. O da insanların nefsani arzularıdır. Bakın şirketlere hepsi kişisel ürünler veya onların hammadeleri. İçlerinde bir tane ağaç diken yok. Bir tane kanarya üreten yok. Bir tane hava filitresi üreten firma yok.
Varsa da nefis yoksa da nefis. Nefislerine köle olmuş bir toplum köle değildir de nedir sizce.
Yaşamınızın 30 yılını ipotek ederek, bir ev satın alıyorsunuz. Gereksiniminiz olan 30 m2, üstüne 100 m2 daha ekleyerek RAHAT bir yaşamdan söz ediyorsunuz. Oysa otuz koca yıl. 100 m2 daha fazla yaşamak için ipoatek edilerek gönüllü kölelik olurmu demiyorsunuz.
Yaşamınızın 10 yılını ipotek ederek elli milyara araba alıyorsunuz. Gereksiniminiz 5 milyar. kırkbeş milyara 10 yıllık gönüllü kölelik yapıyorsunuz.
Sonra yaşamınızın 50 yılına kendi sağlığınızı satın alıyorsunuz. Birer kutsal mekan gibi hastanalere koşuyor ve ölmekten deliler gibi korkuyorsunuz.
Zira nefis hep yaşamak ister.
Yaşamınızdaki mutlu anlara bakın. İçierisinde bir tek kuruş liranın yeri yoktur. Hepsi ama hepsi bir ailenin veya bir sevgilin veya bir gurubun içinde başarılan veya sevilen veya beklenein gelmesine bağlı küçük ama uğruna herşeyin feda edilebileceği anlardır.
Ailenizde veya çevrenizde kırdığınzı insanlara bakın, mutlaka ucunda para vardır. Doymak bilmeyen bir açlığın pençesinde gerekirse evlat anasını bile doğruyor. Bu mu insanlık sahi.
Adam Tanrıya varmak için rüyasında anası ile ilişkiyi görüyor. Bunu şeyhine anlatıyor o da evladım sen mertebe atladın otuzbirinci makama geldin kaldı iki makam diyor. Bu mu Tanrı'ya varma yolu.
bir halkın bütün emeğini sömüren faiz sarmalında her ay başı bankaya gidip oradan cumaya gidenler mi Allah'a inanıyor; yoksa ,inançsızlığın kapanında hep faizi verdiği halde bu seküler düzeni savunan ateist mi, Tanrı'yı ret ediyor.
Hayır değil hiçbirisi, hepsi nefsin en aşağılık ve en berbat oyunları.
Bu yazıyı neden yazdım.
Bizler ister inançlı olalaım ,ister inançsız ama şikayet ettiğimiz bu leş kargası küresel şirketleri hem de gönüllü besleyen kendini özgür sanan birer ahmak köleyiz.
Kendi kaderimizi tayin edecek meşveret örgütlenmesini kurup en alttan en tepeye kadar bir düzen kuramadıktan sonra da köle kalmaya mecburuz.
Nefislerimizin esiri olmaktan ne zaman kurtulursak o zaman da özgür olacağız. Yoksa bu zamanlarda moda olan deyim gibi, kölelik nefsin arzularını doyasına yapmak değildir.
Zira nefis para ile besleniyor bu asırda. Para emek ile kazanılıyor. Tedarik edenler bütün köşe başlarını tutmuşlar ve her ulusa ait ordular ile düzeni koruyorlar.
Bizler nefsin peşinde koştukça, özgürlüğümüzden uzaklaştığımzı anlayana kadar da ne Tanrı'nın kulu olduğumuzu ne de Özgür bir birey olduğumuzu iddia edemeyiz.
Edersek de torunlarımıza maskara oluruz. Tıpkı bin yıldır dedelerimizin atalamızın olduğu gibi.
Elhasıl,
Nefsani arzular peşinde koşan köledir.
Bu kölelikten kurtulmayı başarabilen de zaten İnsan-ı Kamil'dir.
İşte insan olmanın şartı ve gelişmişlik ve özgürlük de bu tür insanların hakkıdır.
Tanrı'nın da insanı yükseltmeye çalıştığı makam burasıdır.
Gelin işe çevremizden başlayalım. Lanet olasıca nefsimizin hezeyanlarından kafamızı kaldırıp bakalım etrafımıza ve dengeleyelim.
Bu ülke özgürlük özgürlük diye bağırmaktan, bir birine selam vermeyi unuttu.
Sahi bu mu insanlık. Kafası yerde aklı uçkurunda, ibadathaneleri bir çamaşır makinası gibi kullanan, seks ile din arasında sıkışmış, çoğu gözlerde hırsın bürüdüğü vahşete olan eğilim.
Veya zom olmuş gözlerin ve uyuşmuş beyinlerin sabaha çıktığı, seks ile tanrısızlık arasında boğulmuş, feri gitmiş gözlerin akşamın sarhoşluğunu elleri titrer bir şekilde beklediği toplumdan tecrit edilmiş bir eğilim.
Veya başka insanların emeklerini çalmak için tesis edilmiş kurumlarda hakkını rüşvet ile alan, kısır dedikodular çemberinde yaşamın amacını siyah plakaya sahip olmak ile kapmaya çalıştığı koltıuk olarak gören verimsiz ve yılgın bir eğilim.
Bizler kendi ruhlarımızı çölde susuz bıraktığımız sürece, ölmüş ruhların taşıdığı canlı bedenleri, birer leş kargaları olan seküleristler daha çok parçalar.
Nasıl yaşarsak yaşayalım ama boşa yaşamış olmayalım.
Zira yaşam geleceğe taşınan bir amaç ile anlam bulur. Ki bu amaç siz öldükten sonra da sizin yerinize hakkınızı korur.
Tarih belki dönemlerin meşhurlarını yazar hep. Ama tarihçi gerçeği isimsiz kahramanların yaşamlarında bulur.
Sonsuzluk dedikleri de işte , belki bir kilim deseninde belki de bir türkünün nakaratında kimbilir belki de unutlmuş bir mezar taşında saklıdır.
Az ye az iç az az uyu az konuş, çok düşün, çok çalış, çok oku ve bunlara göre yaşa.
Düstur bu olmalı. Buna uyan ister dinli olsun isterse dinsiz;sekülerizmle en büyük mücadeleyi yapıyor demektir.
İnsan da zaten bundan başka neye denir ki
İnsanlıkdan dem vuran bu salak oki nefsinin esiri olduğunu biliyor, bilmek başarmanın yarısıymış deyip, hedefinin diğer yarısına da var gücüyle çalışıyor.
Bir arpa yol alamadığı da buradaki yazılarından belli zaten.
Selamlar
Güzel bir derleme olmuş dilaver. Ayrıca okinononun analizi de tam isabet, sermaye kesimi iktidarını sürdürebilmek için ortak yönleri ne kadar çok olursa olsun sistemleri ve inançları birbirine karşı öyle güzel kullanıyor ki, komünizm ve din örneği gibi....
Mesela Komünizm "dinsizliktir" diye diye adam iyi şartlarda yaşayacağını bile bile yine de komünizmi benimsemez.
AKHENATON
19-10-2008, 16:29
http://img220.imageshack.us/img220/5527/q2so9hv7.jpg (http://imageshack.us)
http://img220.imageshack.us/img220/q2so9hv7.jpg/1/w800.png (http://g.imageshack.us/img220/q2so9hv7.jpg/1/)