HanifTürk
04-11-2008, 22:17
Tarihin Karanlıkta kalmış bir döneminde Bir çiftlik varmış. Bu çiftliğin çok zengin bir sahibi
ve bu çiftliğinde en büyük topluluğu koyunlar varmış.
Koyunlar günlerini gün eder yer, içer, çiftleşirler, zıplarlar, güler, eğlenirler gece olunca da
ahırlarına girerlermiş. Koyunlar topluluğunun yaşamları arada sırada çiftlik sahibinin adamlarının
gelip aralarından bir iki koyunu alıp gitmesi ile biraz sekteye uğrasa da bir müddet sonra normal
yaşamlarına dönerlermiş. Çiftliğin sahibinin Adamları tarafından götürülen koyunlar
bazen bir anne bazen bir baba bazen küçücük minnacık masum kuzucuklar olurmuş.
Her zaman kendilerine iyi bakan en sevdikleri yemleri samanları çimenleri onlara bedava
hiçbir ücret istemeden veren arada sırada onları güzel piknik alanlarına götürürler
gönüllerince eğlendikleri çayırlarda istedikleri gibi yayılırlarmış.
Kendilerine bu imkanları sağlayan iyi kalpli insancıklar bu seçtikleri koyunları ne yapıp eder neden
seçtiklerini bilmezlermiş. Seçilen koyunların akibeti hakkında çeşitli rivayetler duyar konuşur
bir müddet sonra eski şaşalı hayatlarına dönerlermiş.
Bir gün ne olduysa bu güzel istedikleri gibi yemlendikleri koştukları oynadıkları ve de çiftleştikleri
cennet gibi çiftlik onlara zehir olmaya başlamış çünkü aralarında kendileri gibi koyun bir anadan
koyun bir babadan doğan koyun oğlu koyun aslında onların koyun olmadıklarını asıllarının çok
daha mükemmel ve çok daha farklı olduğunu bu çiftlikten daha güzel yerlerin olduğunu esas
yurtlarının bu çiftlik olmadığını çiftliğin duvarlarını ya da beyinlerinde ki çitlleri aşa bilirlerse
onları dışarıda çok daha güzel yerlerin beklediği ve insanların koyunları sevdikleri yada
merhamet ettikleri için yemlemediği oynayıp zuplamalarına çiftleşmelerine izin vermediğini
çiftliğin sahibinin adamlarının gelip seçtiği koyunların mezbahada kesilip ziyafet sofralarında
meze olduğu ve asıllarının koyun olmadığı bilincine varmazlarsa kendilerinin de akıbetlerinin
önceki koyunlar gibi ziyafet sofralarına meze olacağını söyleyerek onları uyarmış.
Koyunoğlu koyun koyun olmadığını söyleyen uyarıcı tabi ki koyunlar arasında hiç hoş
karşılanmamış koyunların hayal dünyası başlarına yıkılmış ve önde gelen koyunlar
bu uyarıcının söyledikleri koyunları etkilerse bizim babadan oğula -siz babadan koyuna deyin-
hükümranlığımız sona erer ve bizde normal koyun oluruz
(Sanki onlara uyarıcı sizin aslınız koyun değil dememiş gibi) elimizden tüm imkanlar alınır
sonra biz bu dünyada (çiftlik) aç ve sefil kalırız bu uyarıcıya bir ders vermek gerekir deyip koyunları
uyarıcıya karşı kışkırtmaya ve uyarıcının meczup şair ve büyücü olduğunu
esas bu koyunun onları ölüme götüreceğini esas huzur ve güvenin atalarının inancında
olduğunu koyunlara empoze etmeye başlamışlar
sonunda koyunların en uluları en bilginleri bir meclis toplayıp uyarıcıya gerekli dersi vermeye
kalkmışlar.
Toplanılan mecliste uyarıcı başlamış hakikati anlatmaya biz bu beden değiliz
bizim aslımız bu beden değil biz çok daha mükemmel varlığız bizi yaratan bizi rızıklandıran
bir yaratıcı var o yaratıcı bizi bu beden için yaratmamış bizim esas yurdumuz bu çiftlik değil
varlığınızın bu beden olmadığı bilincine varırsanız sizi bu çiftlikten daha güzel yerler bekliyor demiş
siz eğer yemlenmek çiftleşmek vede eğlenmek istiyorsanız bu çiftliğin-beyninizin- çitlerini yıkın
sizin için daha güzel yemlenip eğleneceğiniz çiftleşeceğiniz bu çiftlikten binlerce kat daha geniş
bir koyuna 3 çiftlik (Dünya) büyüklüğünde çayırlık alan yaratmış Siz kendinizi bu çiftlik ve bu
beden ile sınırlı sanmayın. Siz koyunluktan daha iyi bir koyunluk olan cennet yaşamını istiyorsanız
o zaman beyninizi aklınızı kullanacak ve her daim koyunluktan uzak koyunluk değer ve yargılarından
şartlanmalarından arınacak ve evrensel değerlere yaklaşacaksınız.
Tam hakikatler dile gelip koyunların kalbine ineceği sırada bir densiz uyarıcının sözünü kesmiş.
- Ey....... Koyun senin babanda bir koyun idi ananda bak sende koyunsun koyun gibi meliyor
koyun gibi çayır çimen yiyor koyun gibi çiftleşiyorsun senin diğer koyunlardan farkın ne
hiç yaratıcı bizim koyun olmadığımızı uyarmak için bir koyunu gönderir mi şüphesiz sen
Sapıkça konuşuyorsun. Benim ve diğerlerimizin koyun olmadığını atalarımızın inandıklarının
değer verdiklerinin boş olduğunu söylüyorsun ama sende bizim gibi meliyorsun bu nasıl iştir.
Ben koyun oğlu koyunum ve koyun kalacağım senin Rabbin de ne isterse onu yapsın.
Bu çıkış üzerine uyarıcı onları azap ile uyarmış. Eğer koyun oğlu koyunlukluklarından vazgeçmezler
ise bu çiftliğinde onların elinden alınacağını o zamanda artık kendilerine hiçbir kimsenin yardım
etmeyeceğini anlatmış. Bende sizin gibi Rabbimin emrini bekleyeceğim demiş.
Bir müddet geçtikten sonra uyarıcı ve koyun olmadıklarına inanan bir grup koyun
ve ne olduklarını bilen çok azı olan Hakikat ehli çeşitli zulümlere uğrayarak beklemişler
bu zulüm zamanında bozguncu bir koyun uyarıcı ve inananların arasına fitne sokmak için
gelmiş başlamış kusmaya içindeki kinini.
- Hani ey koyun oğlu koyunlar nered söylediğiniz ve beklediğiniz azab yoksa Rabbiniz sizleri unuttumu
Hani siz çiftliğin duvarını aşıp cennetlere uçacaktınız biz ise azabla cezalandırılacaktık ne oldu.
Bozguncu koyunun tesirli sözleri üzerine uyarıcıya inandığını söyleyen bazı koyunoğlu koyunlar
uyarıcıya hakaret edip yanından ayrıldılar ve böylece Hakikat ehli ne olduklarını bilen ile
Uyarıcının Rabbinin vaadettiğini hak eden bazı koyun olmadıklarına inanan koyunlar kalmış.
Uyarıcı bu aralarda çok sıkılmış nerede ise ümitsizliğe kapılmış. Ümitsizliğinin ve sıkılmışlığının
en yoğun olduğu anda Rabbi ona seslenmiş artık zamanın geldiğini söylemiş.
Uyarıcı gece yarısı Hakikat ehli ne olduklarını bilenler ile koyun olmadıklarına inananları toplamış
bu gece çiti aşacaklarını yarın azabın buraya geleceğini haber (Nebi) vermiş. Uyarıcı ve onun yanındakiler çiftliğin duvarlarını(Beyinlerinin sınırlarını) aşarak vaadedilen yerlere gitmişler.
Bu arada koyunoğlu koyunlar uyanmışlar uyarıcının ve ona inananların bu
çiftlikten ayrıldıklarını görmüşler. Kendi aralarında tartışmaya başlamışlar tabi önderleri onları susturmuş.
İşte tam bu sırada ilginç bir olay meydana gelmiş. Bütün koyunoğlu koyunların gözleri fal taşı gibi açılmış
her bir koyun kendi başının çaresine bakmaya başlamış ne ana kuzusunu ne kuzu anasını ne de koca karısını düşünüyormuş çünkü hepsinin başı dertte imiş.
Ne olmuş bu kadar acı ve azap doluda ana kuzuna bile sahip çıkmıyormuş birbirleri ile sabahlara
kadar sevişen çiftleşen koyunlar birbirlerinin yüzüne bakmaz olmuşlar. Tabi bunu bilemeyeceğiz
çünkü azıb anlatacak bir koyun bile kalmamış ki ne olduğunu bilelim.
Ama biz burada hayal gücümüzü kullanıp neler olabileceğini ana ile kuzusunun neden birbirine
düşman olduğunu bu azabın ne olabileceğini tahmin edeceğiz.
İşte Rabbin Uyardığı azab gelmişti. Çiftliğin zengin sahibi başka bir iş kurmak için
köy hayatından kurtulabilmek için şehre gitmeye karar vermiş çiftlikteki
bütün hayvanların mezbahaneye gitmesini kesilip kasaplara satılmasını istemiş ve
adamları çiftliğin sahibinin emrine uygulamaya başlamışlar.
Çiftlikte ki hayvanlardan olan koyunlarda sahiplerinin emirlerinin kurbanı olarak
ziyafet sofralarına meze olmaya götürülüyorlarmış.
Bu yüzden koyunların yaşadığı çiftlik çiftlik sahibinin adamları ile dolup taşmış
adamları tuttukları her koyunu bila istisna kamyona atıyorlar dolan kamyonlarda mezbahanenin
yolunu tutuyormuş. Koyunların bulunduğu kamyonların birinde hareretli tartışmalar varmış
koyunlar azabın geleceğini uyaran (dikkat kendilerinin koyun olmadığını uyaran demiyorlar
yani azaptan korkuyorlar azap olmasa yine inanmayacaklar) uyarıcıya niye inanmadık ki biz siz
önderlerimizin yüzünden inanmadık demeye başlamışlar. Bu arada koyunoğlu koyunlardan
bir koyunun ağzından kendisinin de nasıl çıktığını anlamadığı bir söz her yeri bir çığlık gibi
çınlatıp koyunların kalbini delmiş ve onları büsbütün sarsmış.
- Azap kesinleştikten sonra iman bir işe yaramaz.
Evet kendi de söylediği sözden dolayı dehşete düşmüş Kamyonda bu arada koyunların
bilinen akıbetlerine doğru yolculuğunu sona erdirmiş Adamlar kamyonun kapağını açarak
koyunları birer ikişer indirip oracıkta kesmeye onları tarifsiz acılara boğmuşlar.
Kendi kendilerine ölümün verdiği korkunun bedenlerinde ki salgıların artmasını
sağlaması ile bilinçleri açılan koyunlar başlamışlar sorgulamaya ne oluyordu bu insanlar
düne kadar kendilerine en güzel yemleri veren onları sevgi ile okşayan onların zıplamasını
koşmasını gülerek izleyen insanlara ne olmuştu da bu kadar acımasızdılar yoksa uyarıcının
dediği gibi koyunsal değerler çiftliklerinin dışında geçerli değilmi idi hiç bilmedikleri bir sistemmi
vardı ne oluyordu
ne oluyordu.
ve bu çiftliğinde en büyük topluluğu koyunlar varmış.
Koyunlar günlerini gün eder yer, içer, çiftleşirler, zıplarlar, güler, eğlenirler gece olunca da
ahırlarına girerlermiş. Koyunlar topluluğunun yaşamları arada sırada çiftlik sahibinin adamlarının
gelip aralarından bir iki koyunu alıp gitmesi ile biraz sekteye uğrasa da bir müddet sonra normal
yaşamlarına dönerlermiş. Çiftliğin sahibinin Adamları tarafından götürülen koyunlar
bazen bir anne bazen bir baba bazen küçücük minnacık masum kuzucuklar olurmuş.
Her zaman kendilerine iyi bakan en sevdikleri yemleri samanları çimenleri onlara bedava
hiçbir ücret istemeden veren arada sırada onları güzel piknik alanlarına götürürler
gönüllerince eğlendikleri çayırlarda istedikleri gibi yayılırlarmış.
Kendilerine bu imkanları sağlayan iyi kalpli insancıklar bu seçtikleri koyunları ne yapıp eder neden
seçtiklerini bilmezlermiş. Seçilen koyunların akibeti hakkında çeşitli rivayetler duyar konuşur
bir müddet sonra eski şaşalı hayatlarına dönerlermiş.
Bir gün ne olduysa bu güzel istedikleri gibi yemlendikleri koştukları oynadıkları ve de çiftleştikleri
cennet gibi çiftlik onlara zehir olmaya başlamış çünkü aralarında kendileri gibi koyun bir anadan
koyun bir babadan doğan koyun oğlu koyun aslında onların koyun olmadıklarını asıllarının çok
daha mükemmel ve çok daha farklı olduğunu bu çiftlikten daha güzel yerlerin olduğunu esas
yurtlarının bu çiftlik olmadığını çiftliğin duvarlarını ya da beyinlerinde ki çitlleri aşa bilirlerse
onları dışarıda çok daha güzel yerlerin beklediği ve insanların koyunları sevdikleri yada
merhamet ettikleri için yemlemediği oynayıp zuplamalarına çiftleşmelerine izin vermediğini
çiftliğin sahibinin adamlarının gelip seçtiği koyunların mezbahada kesilip ziyafet sofralarında
meze olduğu ve asıllarının koyun olmadığı bilincine varmazlarsa kendilerinin de akıbetlerinin
önceki koyunlar gibi ziyafet sofralarına meze olacağını söyleyerek onları uyarmış.
Koyunoğlu koyun koyun olmadığını söyleyen uyarıcı tabi ki koyunlar arasında hiç hoş
karşılanmamış koyunların hayal dünyası başlarına yıkılmış ve önde gelen koyunlar
bu uyarıcının söyledikleri koyunları etkilerse bizim babadan oğula -siz babadan koyuna deyin-
hükümranlığımız sona erer ve bizde normal koyun oluruz
(Sanki onlara uyarıcı sizin aslınız koyun değil dememiş gibi) elimizden tüm imkanlar alınır
sonra biz bu dünyada (çiftlik) aç ve sefil kalırız bu uyarıcıya bir ders vermek gerekir deyip koyunları
uyarıcıya karşı kışkırtmaya ve uyarıcının meczup şair ve büyücü olduğunu
esas bu koyunun onları ölüme götüreceğini esas huzur ve güvenin atalarının inancında
olduğunu koyunlara empoze etmeye başlamışlar
sonunda koyunların en uluları en bilginleri bir meclis toplayıp uyarıcıya gerekli dersi vermeye
kalkmışlar.
Toplanılan mecliste uyarıcı başlamış hakikati anlatmaya biz bu beden değiliz
bizim aslımız bu beden değil biz çok daha mükemmel varlığız bizi yaratan bizi rızıklandıran
bir yaratıcı var o yaratıcı bizi bu beden için yaratmamış bizim esas yurdumuz bu çiftlik değil
varlığınızın bu beden olmadığı bilincine varırsanız sizi bu çiftlikten daha güzel yerler bekliyor demiş
siz eğer yemlenmek çiftleşmek vede eğlenmek istiyorsanız bu çiftliğin-beyninizin- çitlerini yıkın
sizin için daha güzel yemlenip eğleneceğiniz çiftleşeceğiniz bu çiftlikten binlerce kat daha geniş
bir koyuna 3 çiftlik (Dünya) büyüklüğünde çayırlık alan yaratmış Siz kendinizi bu çiftlik ve bu
beden ile sınırlı sanmayın. Siz koyunluktan daha iyi bir koyunluk olan cennet yaşamını istiyorsanız
o zaman beyninizi aklınızı kullanacak ve her daim koyunluktan uzak koyunluk değer ve yargılarından
şartlanmalarından arınacak ve evrensel değerlere yaklaşacaksınız.
Tam hakikatler dile gelip koyunların kalbine ineceği sırada bir densiz uyarıcının sözünü kesmiş.
- Ey....... Koyun senin babanda bir koyun idi ananda bak sende koyunsun koyun gibi meliyor
koyun gibi çayır çimen yiyor koyun gibi çiftleşiyorsun senin diğer koyunlardan farkın ne
hiç yaratıcı bizim koyun olmadığımızı uyarmak için bir koyunu gönderir mi şüphesiz sen
Sapıkça konuşuyorsun. Benim ve diğerlerimizin koyun olmadığını atalarımızın inandıklarının
değer verdiklerinin boş olduğunu söylüyorsun ama sende bizim gibi meliyorsun bu nasıl iştir.
Ben koyun oğlu koyunum ve koyun kalacağım senin Rabbin de ne isterse onu yapsın.
Bu çıkış üzerine uyarıcı onları azap ile uyarmış. Eğer koyun oğlu koyunlukluklarından vazgeçmezler
ise bu çiftliğinde onların elinden alınacağını o zamanda artık kendilerine hiçbir kimsenin yardım
etmeyeceğini anlatmış. Bende sizin gibi Rabbimin emrini bekleyeceğim demiş.
Bir müddet geçtikten sonra uyarıcı ve koyun olmadıklarına inanan bir grup koyun
ve ne olduklarını bilen çok azı olan Hakikat ehli çeşitli zulümlere uğrayarak beklemişler
bu zulüm zamanında bozguncu bir koyun uyarıcı ve inananların arasına fitne sokmak için
gelmiş başlamış kusmaya içindeki kinini.
- Hani ey koyun oğlu koyunlar nered söylediğiniz ve beklediğiniz azab yoksa Rabbiniz sizleri unuttumu
Hani siz çiftliğin duvarını aşıp cennetlere uçacaktınız biz ise azabla cezalandırılacaktık ne oldu.
Bozguncu koyunun tesirli sözleri üzerine uyarıcıya inandığını söyleyen bazı koyunoğlu koyunlar
uyarıcıya hakaret edip yanından ayrıldılar ve böylece Hakikat ehli ne olduklarını bilen ile
Uyarıcının Rabbinin vaadettiğini hak eden bazı koyun olmadıklarına inanan koyunlar kalmış.
Uyarıcı bu aralarda çok sıkılmış nerede ise ümitsizliğe kapılmış. Ümitsizliğinin ve sıkılmışlığının
en yoğun olduğu anda Rabbi ona seslenmiş artık zamanın geldiğini söylemiş.
Uyarıcı gece yarısı Hakikat ehli ne olduklarını bilenler ile koyun olmadıklarına inananları toplamış
bu gece çiti aşacaklarını yarın azabın buraya geleceğini haber (Nebi) vermiş. Uyarıcı ve onun yanındakiler çiftliğin duvarlarını(Beyinlerinin sınırlarını) aşarak vaadedilen yerlere gitmişler.
Bu arada koyunoğlu koyunlar uyanmışlar uyarıcının ve ona inananların bu
çiftlikten ayrıldıklarını görmüşler. Kendi aralarında tartışmaya başlamışlar tabi önderleri onları susturmuş.
İşte tam bu sırada ilginç bir olay meydana gelmiş. Bütün koyunoğlu koyunların gözleri fal taşı gibi açılmış
her bir koyun kendi başının çaresine bakmaya başlamış ne ana kuzusunu ne kuzu anasını ne de koca karısını düşünüyormuş çünkü hepsinin başı dertte imiş.
Ne olmuş bu kadar acı ve azap doluda ana kuzuna bile sahip çıkmıyormuş birbirleri ile sabahlara
kadar sevişen çiftleşen koyunlar birbirlerinin yüzüne bakmaz olmuşlar. Tabi bunu bilemeyeceğiz
çünkü azıb anlatacak bir koyun bile kalmamış ki ne olduğunu bilelim.
Ama biz burada hayal gücümüzü kullanıp neler olabileceğini ana ile kuzusunun neden birbirine
düşman olduğunu bu azabın ne olabileceğini tahmin edeceğiz.
İşte Rabbin Uyardığı azab gelmişti. Çiftliğin zengin sahibi başka bir iş kurmak için
köy hayatından kurtulabilmek için şehre gitmeye karar vermiş çiftlikteki
bütün hayvanların mezbahaneye gitmesini kesilip kasaplara satılmasını istemiş ve
adamları çiftliğin sahibinin emrine uygulamaya başlamışlar.
Çiftlikte ki hayvanlardan olan koyunlarda sahiplerinin emirlerinin kurbanı olarak
ziyafet sofralarına meze olmaya götürülüyorlarmış.
Bu yüzden koyunların yaşadığı çiftlik çiftlik sahibinin adamları ile dolup taşmış
adamları tuttukları her koyunu bila istisna kamyona atıyorlar dolan kamyonlarda mezbahanenin
yolunu tutuyormuş. Koyunların bulunduğu kamyonların birinde hareretli tartışmalar varmış
koyunlar azabın geleceğini uyaran (dikkat kendilerinin koyun olmadığını uyaran demiyorlar
yani azaptan korkuyorlar azap olmasa yine inanmayacaklar) uyarıcıya niye inanmadık ki biz siz
önderlerimizin yüzünden inanmadık demeye başlamışlar. Bu arada koyunoğlu koyunlardan
bir koyunun ağzından kendisinin de nasıl çıktığını anlamadığı bir söz her yeri bir çığlık gibi
çınlatıp koyunların kalbini delmiş ve onları büsbütün sarsmış.
- Azap kesinleştikten sonra iman bir işe yaramaz.
Evet kendi de söylediği sözden dolayı dehşete düşmüş Kamyonda bu arada koyunların
bilinen akıbetlerine doğru yolculuğunu sona erdirmiş Adamlar kamyonun kapağını açarak
koyunları birer ikişer indirip oracıkta kesmeye onları tarifsiz acılara boğmuşlar.
Kendi kendilerine ölümün verdiği korkunun bedenlerinde ki salgıların artmasını
sağlaması ile bilinçleri açılan koyunlar başlamışlar sorgulamaya ne oluyordu bu insanlar
düne kadar kendilerine en güzel yemleri veren onları sevgi ile okşayan onların zıplamasını
koşmasını gülerek izleyen insanlara ne olmuştu da bu kadar acımasızdılar yoksa uyarıcının
dediği gibi koyunsal değerler çiftliklerinin dışında geçerli değilmi idi hiç bilmedikleri bir sistemmi
vardı ne oluyordu
ne oluyordu.