PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Akıl Taklası


aydoe
08-11-2008, 14:05
Bilim Teknik 07.11.2008Bugünkü halimize nasıl dönüştük?
Bir rekontrüksiyon denemesi...
İnsanda kafatası (beyin dokusu) büyümesi devam ediyor mu? Durmuş mu? Neden? Akıllı canlı olma yolculuğu ayağa kalkan bir primatla değil, annesinin rahminde 180 derecelik AKIL TAKLASI (salto intelligente) atan embriyoyla başladı... Oktay Kaynak, oktaykaynak@ttmail.com (oktaykaynak@ttmail.com)

Günümüzden 8-10 milyon yıl önce çöken doğu Afrika'daki Rift vadisini sular basmış ve vadinin belirli bir yerinde bir anlamda mahsur kalan atamız primat, yaşamını ve neslini sürdürebilmek, beslenebilmek için tatlı suda balık avladı.
Bu arada suda boğulmamak için kafasını su dışında tutmak zorunda kaldı ve dolayısıyla farkında olmadan, koşulların dayatmasıyla zaman içinde ayakları üzerine kalktı. İçinde bulunduğu suların bazı bölümlerinin yeraltı kaplıca suları olduğunu düşünebiliriz; günümüzde olduğu gibi, Rift vadisindeki tektonik çökmelerden dolayı yeraltı suları yeryüzüne çıkmıştı. Bu tür sularda geçirilen 4-5 milyon yıl bu primatın belden aşağısını insansı hale getirdi. Belki belden aşağı iskeletinin (pelvis, bacak ve ayak kemikleri) insansı olmasında bu sıcak kaplıca sularının da etkisi olmuş olabilir.
İnsan vücudunun 4-5 milyon yıl süresince su içinde kalması tüysüzlüğün de sebebi diye düşünülmelidir. Çünkü suda yaşayan canlıların tüyleri yoktur, kafası su içinde kalmadığı için (boğulma riskinden dolayı) tüylüdür.

İSKELET YAPISINDA DÖNÜŞÜM
Belden aşağısını insansı hale getiren bu 4-5 milyon yıllık süreç içerisinde kafatası (beyin dokusu) neden büyümeye başlamamıştır? Neyi beklemiştir?
Belden aşağısı insansı olduktan sonra, vadide meydana gelen erozyonlar sayesinde vadiden çıkmış olabilir. Fakat ayak başparmağı insansı olup kavrama yeteneğini yitirdiği için ağaçlarda bir primat gibi kolay hareket yeteneğini yitirdi ve belden aşağısı terresteriel (yerci), belden yukarısı da arborial (ağaççı) oldu; sonuçta yerde yaşamak zorunda kaldı. Bu iskelet yapısının yaşamını ve neslini sürdürme açısından riskli olduğu anlaşılmalı. Belden yukarısının da insansı olması gerekir ki kolay yürüyebilsin, kolay koşabilsin. Yani o iskelet yapısı yaşam için bir dezavantaj teşkil etmektedir. Ayrıca fizik yasaları gereği, belden yukarısının belden aşağısına uyması yani aynı günümüz insanının iskelet yapısı gibi olması zorunluluğu vardır.
Australopithecus fosillerinin belden eğriliği (bir anlamda belden bükülmüş kambur bir insan gibi oldukları) anlaşılamamaktadır. Bir canlının ağırlık aksının ayak alanları dışına çıkmaması gerekir. Aksi halde avcısından kaçarken, avlanırken zorluk çekecek, yaşamını sürdürmekte sorunları olacaktır. Bu nedenle gövde derece derece dikleşmeye ve günümüz insanınınki gibi ideal iki ayaklı iskelet olma yoluna çıkmıştır. Doğal olarak primatlardaki çömlek karınlılığın sona ermesi gerekmiştir. Kaburga kafesi primatlardaki konik yapıdan insanlardaki silindirik yapıya dönüşmeye başlamıştır.
Bu arada yaşam sürmekte, yavrular doğmakta, nesiller devam etmektedir. Tek yavrulayan memelilerin (ikiz, üçüzler istisnadır) uterusundaki embriyoların kafaları doğum kanalına yakın, bedenlerinin arka kısmı ise armut biçimindeki uterusun geniş tarafındadır. Öyle yerleşirler, öyle gelişirler ve yüzleri annelerinin karınlarına dönük olarak doğarlar. Bu, şempanze dahil günümüz primatlarında böyledir. İnsanda ise tam tersidir. Bu bir tek insana özgüdür, embriyonun kafası armut biçimindeki uterusun geniş tarafında, bedeninin alt tarafı ise doğum kanalına yakın dar tarafındadır. İnsan embriyosu doğuma iki ay kala baş aşağı döner ve öyle doğar. Bu neden böyle oldu?

AKIL TAKLASI DÖNEMİ
4-5 milyon yıl süren özel şartlardan dolayı belden aşağısı insansı hale gelen Australopithecus'un, belden yukarısı fizik yasaları ve yaşamını sürdürme avantajı olarak dikleşmeye başladı. Aynı zamanda göğüs kafesi daralmaya başladı. Bu dikleşmenin ve daralmanın öyle bir noktasında, uterustaki embriyonun duruş biçimi değişmeye başladı.
Paleoantropoloji bilimi, Australopithecus ların yüzlerinin annelerinin bir bacağına dönük doğduğunu söylemektedir. Bu primattan insana gidişin bir ara aşamasıdır. Yani modern insanda olduğu gibi yüzü annenin sırtına dönük doğma süreci başlamıştır.
Gövde dikleşmesinin ile kaburga daralması ve silindirikleşmesinin yöneldiği hedef ve şekil, modern insan şeklidir. Bu modern insana gidiş yolculuğunun belirli bir aşamasından sonra uterustaki embriyo 180 derecelik bir takla atmak zorunda kaldı. Bunun nedeni yerçekimi, gövde dikliği ve karın bölgesinin daralmasıdır.
Buna AKIL TAKLASI (salto intelligente) diyorum. Bu akıl taklasından sonra kafatası (beyin dokusu) büyümesi başlar. Australopithecus’ lardaki 350cc-400cc, 450cc-500cc, . . . 600cc-700cc'lik kafatası (beyin dokusu) çeşitliliğinin ve giderek büyümenin nedeni bu akıl taklasıdır.
Gövde dikleşip, kaburga silindirikleşip, karın bölgesi daraldıkça kafatasındaki büyüme devam etmiştir. Ta ki; gövde dikleşmesi tamamlanıncaya kadar. Günümüzde gövde dikleşmesinin tamamlandığını kabul edersek, kafatası büyümesinin de bittiğini kabul edebiliriz.
Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: Akıllı canlı olma yolculuğu ayağa kalkan bir primatla değil, annesinin rahminde 180 derecelik AKIL TAKLASI (salto intelligente) atan embriyoyla başlamıştır...

Ayejj
08-11-2008, 16:13
ilginç bir yazı.ve ilginç fikirler.bence araştırabilir bir konu.
İnsanın dik yürüme özelliğini kazanması konusunda bende sulak alanların etkili olduğunu düşünüyorum.hatta bu linkten okuyabilirsiniz.
http://www.turan-dursun.com/forumlar/showthread.php?p=123293#post123293

dilaver
08-11-2008, 19:37
Bu arada suda boğulmamak için kafasını su dışında tutmak zorunda kaldı ve dolayısıyla farkında olmadan, koşulların dayatmasıyla zaman içinde ayakları üzerine kalktı.

Fazla zorlama olmuş bu. Bogulmamak için kafasını su dışında tutan biri nasıl ayakları üzerine dikilir ki. Üstelik de atamız primat. Şimdi atamız primat balıkla beslenmek zorundamıydı. Sular basmış deniyor, öyle oldugunu kabul edelim. O zaman balıgı unutup milyonlarca yıl sonra tekrar balık avcılıgına mı başladı.

Otobur ise yosun ile de beslenebilirdi.

Sonuna kadar okumadım, başlangıcı zorlama geldi.

saygılarımla

çakırcalı
08-11-2008, 20:37
ilk okuduğumda yorum yapmaya dahi gerek görmedim. O denli saçma geldi. Sırf suda yaşamış olmanın kılsızlaşmayı getirdiği fikri bile öyle saçma ki. Onun için mi su samurları, deniz aslanları vs. dımdızlak dolaşıyorlar ortalıkta? :)

Akıl Taklasıymış... Bu makaleyi yazanın Akıl Tahtasını merak ediyorum :)

aydoe
08-11-2008, 21:09
Bir rekontrüksiyon denemesi...

Adam deneme demiş,niye kızıyorsunuz?
Benzer düşünceyi Kapecuk'ta daha önce yazmış.
Bu takla olayı doğru fetus ıntrauterin bir takla atıyor,hamileliğin 3. döneminde bebek dönerek doğum kanalına yönlenmekte.

Tamamen suda yaşamamış olabilir Kapecuk'un anlatımı daha akla yakın suyun yoğun olduğu bölgelerde ayağı yere bastığı sürece tabiki suyun içinde yürümek zorundaydı.
Daha sonra yüzmek zorunda kalmıştır.
Akrabalarımız olan maymunlar bakınız pek sudan hoşlanmazlar ve kıllıdırlar.
Balık yemişlermidir?
Onu bilemem ,o dönemde rakı olmadığına göre balık yemişlerse de ,mundar etmişler balıkları:)

dilaver
08-11-2008, 21:55
o dönemde rakı olmadığına göre balık yemişlerse de ,mundar etmişler balıkları:)

Hah, işte böyle bilimsel şeyler yaz. Ne lazımmış rekontrüksiyon denemesi falan. :D

saygılarımla

prometheus4517
08-11-2008, 23:47
sn. aydoe

her türlü yazıda olduğu gibi burda da olaya bilimsel yaklaştın ve rakı-evrim ilişkisini ortaya koydun sana gönülden katılıyorum. bence tarıma geçişte de rakıyla bir alaka var. yani üzüm den rakı yapma falan oralarda birşeyler var (yani olmalı) ama çözemedim tam olarak.

saygılar sevgiler :D:D