PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Apolitik Gençlik Nasıl Politize Olur?


imhotep
05-12-2008, 01:06
Özellikle 68 kuşağımız vardır meşhur. Tabi 27 Mayıs'ı getiren gençlerimiz vardır ondan öncesinde. Daha sonrasında ise bir 78'lilik kültürü oluşmuştur.

12 Mart'ın bitiremediği gençliği 12 Eylül darmaduman etmiş ve dış dünyadan kopuk bir gençliğin oluşması sağlanmıştır.

Bugün geldiğimiz noktaya bakıyoruz...

Gençliğin durumunu tam manasıyla bir rezalet. Binlerce kişiyle toplantı yapan 68 kuşağı nerede, toplandığında bir elin parmaklarını geçemeyen gençlik nerede?

Gençlik tamamen aşk ve top peşinde koşmakta. Onu da yapmayanlar sanı büyük "cafe"lerde dedikodu ve anlamsız muhabbetler peşinde.

40 yılda gençlik bu kadar nasıl değişebilir? Bunun altında yatan temel nedenler nelerdir? Ben bunları sorgulamak amacındayım.

Darbeler ezdi geçti denebilir. Ben bu bahaneyi pek de gerçekçi bulmuyorum. Son darbenin üzerinden neredeyse 30 yıl geçti çünkü. Bugünkü nüfusumuzun yarısı 12 Eylül'ü görmediler bile.

Popüler kültür denebilir. Ama bu da bana pek mantıklı gelmiyor. O günlerin hiç mi popüler kültürü yoktu?

Özetle ben pek anlamlandıramıyorum bu durumu.

Özellikle o günleri yaşamış büyüklerime de merakla soruyorum. Nedir bu işin sırrı?


Saygılar

evrensel-insan
05-12-2008, 01:16
Saygideger imhotep;

"Bananecilik ve vurdumduymazlik, ilgisizlik ve onemsememecilik v.s." deyip, bir acilis yapalim.

Saygilarimla;
evrensel-insan

imhotep
05-12-2008, 01:23
Sevgili Evrensel,

bu saydıkların doğru ama neden bu gençlikte var da öncekinde yoktu? Genetik bir fark mı var aralarında? Ben bu durumu ortaya çıkaran sebepleri merak ediyorum ve bir çıkış yolu bulunmasını ümid ediyorum.

Saygılar

emrekalkavan
05-12-2008, 01:28
sayın imhotep , bence kısacası ideallerin yenilgisidir ;)

dilaver
05-12-2008, 01:31
12 Eylül siyasi oldugu kadar ideolojik olarak da bir darbe idi. Öncelikle halkın en ileri unsurları tasfiye edildiler, oypk edildiler ve süreç içerisinde de sindirildiler. Ben şu anda 98 lileri bizim 78 liler kadar ileride ve kararlı görmüyorum.

12 Eylül işkence ve katliamlarının yanı sıra iki şeyi yaptı. Birincisi emekçileri laik/anti laik kutuplaşmasına çekti ve İslama yeşil ışık yaktı. İkincisi de milliyetçilik temeline çekti güçleri böldü. Kendi ideolojisini yani devleti meşru kılacak söylem ve aygıtları yarattı.

12 Eylül bir kerşı devrim idi ve başarılı da oldu ama ne zamana kadar, bugüne kadar. Bugün böyle bir başlık açılmışsa demek ki 12 Eylül ruhu gençligin üzerinden silinmeye başlanmış demektir.

Fazla karamsar olmamak lazım. 2008, yıllardan beri uyuyan emekçilerin seslerini çıkarmaya başladıkları bir sene oldu. 2009 daha mücadele dolu geçecek. Ancak bunlar hep kendiliginden mücadeleler ve her kendiliginden mücadele gibi ancak sınırlı bir bakış açısı olur.

Önemli olan sınırsız bir bakış açısına sahip öncü bir emekçi lokomotifi yaratabilmektir. 40 senedir hala bu aşılamamıştır. Önderlik olmdan mücadele de olamaz. Ancak son 30 seneyi çok iyi gözlemleyen bir insan olarak sınıf mücadelesinin dayattıgı bu görevlerin zorunlu olarak çözülecegini hissedebiliyorum.

saygılarımla

imhotep
05-12-2008, 01:38
Halkın en ileri unsurları yok edildiler demişsin dilaver de 30 yılda oluşmaz mı bu ileri unsurlar? 68'de başladılar devrimciler işe. 80'e kadar 12 yıl eder. 30 yılla kıyaslanabilir mi?

evrensel-insan
05-12-2008, 01:47
Saygideger imhotep;

Bunun altinda yatan ana neden; bireyci siyrilmadir. Kisiler, hala kendilerine verilen toplumsal degerlerle-milli-dini-ananevi-ahlaki-toresel-ailevi-cevresel-egitimsel v.s.-buyuyup, yetisse bile; artik bunlari savunmak icin bir savasim vermekte; bireyci bir cikar gormemektedir.

Genelde, bireyci temelde; ya yasam ve iliskilerini surdurmeye, ya da bu yasam ve iliskisini surdurebilecegi; ortamlar bulmaya ugrasmaktadir. Herhangi bir deger icin; kendini "feda etmesi" onun, bireyci cikarina ters dusmektedir. Bireyci temelde; kendi hayatini kurmak icin, dusunce ve davranis uretmektedir.

Bu da onlari; duygusal olarak, duyarsiz ve ilgisiz kilmaktadir. "Vatan, Millet, Sakarya" edebiyati; bireyci olarak; cikarci gelmemektedir. Duzene, karsi cikma, bilinci de olusmadigindan; duzende bir "yer edinme" cabasi hakimdir. Tabi ki; duzenin sartlarina uyarak. Duzeni "protesto; tamamen, bir bireyci "ic dokum ve sikayatten" oteye gidememektedir.

Ayrica, her kisi; herkesin kendi gibi dusunup davranmadigi temelde; bir orgutlenme veya bir eylem temelinde, bir guvence duymamaktadir. hem kendine "sahte" bir guven duymakta; hemde duzene karsi kendini "caresiz" kilmaktadir.

Yasamdaki, belirlenen amac-ki genelde yoktur-bireyci cikar temelindedir. Eski nesil icin belirli bir anlam iceren cogu olgu ve deger, yeni nesil icin "anlamsiz" gelmektedir. Sagda, solda gorulen; cikislar ise, sadece bir "doldurusa gelmek" ve duygusal hareketten kaynaklanmaktadir.

Cozumu de, sonraya birakalim.

Saygilarimla;
evrensel-insan

dilaver
05-12-2008, 01:52
imhotep

85 senelerinde cezaevleri boşaldı. Çogu tutuklu dışarı çıktı. O zamanlar o insanlara selam vermeye bile korkulurdu. İnsanlar o kadar sindirilmişti. Terör Hitler Almanyası ile aynı idi. Ve bunu yapan TC devleti idi.

Bu akımların oluşabilmesi için öncelikle devlet ile aralarına bir sınır çekmeleri gerekiyor. Ama izinli olan sözde sosyalistler, milliyetçiligi, kemalizmi körüklediler ve devleti kutsallaştırdılar. İdeolojik saldırının bir ayagı da bu idi.

Gençler de tepki olarak bu akımlar tarafında gaspedildiler. Şimdilerde yeni yeni uyanmaya başlıyorlar. Ordunun işlevini yeni yeni tanımaya başlıyorlar. 1 Mayıs ciddi bir ögrenme tahtasıdır. Sınıf mücadelesi bu ögrenmeyi daha da yetkinleştirecektir. İnsanlar bir tek kendi deneyimlerinden ders alırlat ve hayat gerçek ögreticidir.

Merak etme önümüzdeki yıllar son derece umut vericidir. 29 Kasım Emekçiler mitingi başlı başına bir deneyim alanıdır.

saygılarımla

aydoe
05-12-2008, 02:01
Sevgili İmhotep,
40 yılda demişsin 30 yıl de ya da 25 yıl de çeyrek asır.
80 sonrası uygulanan kültürel yozlaşma ve toplumsal değişim ahlaki çöküş bunların nedenidir.
Gençlik demişsin toplum ne kadar politize ki gençlik politize olacak.
Nasıl bir toplum yaratıldı ona bakmak gerekli.
Bu bilinçli yapılan bir kültürel deformasyon ve yozlaşmadır.
Gençlik toplumun en dinamik en aktif kesimidir.
Ama toplumsal dinamikler yok edilmişse gençlik ne yapsın.
İnsanlar bireyselleştirilmiştir.
İş bilicilik köşe dönücülük hortumculuk ,yalancılık ,rüşvetçilik almış yürümüştür.
80 sonrası halk evleri sendikalar sivil toplum örgütlenmeleri kapatılmıştır.
Gemisini yürüten kaptan bu dünyada işine bakacaksın ne yapıp edip köşeyi döneceksin zihniyeti yerleştirilmiştir.
Ülke kültürel erozyona uğramıştır.
Gençliğede siyasetle uğraşmada ne yaparsan yap herşey serbest denmiştir.
Ülkemiz açık pazar haline getirilmiş ve geleceğimiz ipoteklenerek büyük miktarda borçlandırılmıştır.
Halkımız umudunu yitirmiş günlük yaşamaktadır.
Gençlik geleceği olmadığını düşündüğünden günlük yaşama uymuş var olan ve verilen ya da bulabildiğiyle yetinen hale gelmiştir.
Mücadele yarınlar içindi ,şimdi millet bugünü kurtarmanın derdine düşmüştür.
Yarını olmayan neyin mücadelesini verecek?
Gelen gideni arattığından insanlar geleceğe değilde geçmişteki güzel günlere özlem duyar hale gelmiştir.
Benim görüşüm bu hikayenin sonuna yaklaşıldı,rüya bitti gerçeklerle yüzleşilecek ,artık uyanma zamanı geldi.
Kalkılacak ve bugüne sahip çıkıp yarınlara yürünecek başka yolu yok.

KızıL
05-12-2008, 14:28
valla bu satten sonra zor ama ağaç yaş iken eğilir misali gençlerin daha fazla yoz kültür dışında tutularak siyasetinde hayatın önemli bir parçası olduğunu anlaması lazım belki usanmadan anlatmak yaşatmak lazım ama birazda insanın içinde olmalı...

sargon
05-12-2008, 14:40
Ben bu sorgulamanin dogru kabul edilen bir varsayimdan yola cikilarak yapildigini dusunuyorum. Bir kere bir on kabul var: Genclik apolitize, yada insanlar apolitize.

Bu dogru bir arguman midir? Bence tamamen yanlistir. Turkiye'deki halk kitleleri cok az toplumda oldugu kadar politiktir. Cunku Turkiye, Iran veya Kuzey Kore kadar olmasa bile ideolojik bir devlet olarak gelismistir. Gerci 1920lerde bu kadar degildi, ancak 1930'dan sonra Italya'yi ornek alarak fasizme oldukca yakin bir ideolojik cizgi butun devlet yapisina. sonra egitime, basina ve tum alanlara sokulmustur. Bunun hala etkisi suruyor. Turk halki daha ilkokul siralarina oturmaya basladiginda politikayla tanisir. Her gun politikayla yasar. Dusunmeyi beceremeyen bile politikadan anlar. Herkes politiktir. Politikacilara kufreden bile bir politikayi savunur. Biraz tartisin, politik tabularina dokunun, bakin nasil politik oldugunu anlarsiniz.

Gencligin politik olmadigi argumani aslinda, istenilen duzeyde ideolojik sartlanmislikta bulunmamasindan dolayi bir rahatsizliktir. Bence bunun nedeni de Ozal'in doneminde baslayan liberal politikalar oldu. 12 Eylul''e kadar Turkiye dunyaya oldukca kapali bir devletti. 12 Eylul dunyaya acilmak zorundaydi. Bunu Ozal eliyle yapti. Boylece Turkiye bir parca ideolojik devlet kabugunu catlatmaya basladi. Kapitalizm kendi akisinda kitleleri asiri politik cendereden cikaran bir islev gordu. Bugun de bu suruyor, ve toplum aslinda normallesmeye basliyor. Sabah andimizi icip, aksam istiklal marsiyla televizyonunu kapatan bir toplum olmaktan cikiliyor ve bu da gayet dogal ve olmasi gereken sey. Tersini istemek akil alir sey degil.

aydoe
05-12-2008, 19:45
Sevgili Sargon,
1930 lardan sonra İtalya'yı örnek alan ideolojik çizgi nedir ve Türkiye bu ideolojik çizginin neresindedir?
12 yıllık Demokrat parti iktidarı bu ideolojik çizgiyi sürdürmüşmüdür?
60 ihtilali yaşanmamışmıdır?İhtilale müdahale edilmiş 14 ler yurt dışına sürülmüş ve ardından Ap ve MC hükümetleri dönemleri 68 ve 78 hareketi ve sonrasında 80 ihtilali yaşanmamışmıdır?
Sizin söyleminize göre 30 larda kurulmuş olan faşist bürokratik devlet 80 ihtilali ile ortadan kaldırılmış ve liberal uygulamalar Özal'la başlamış 12 Eylül le ülkemiz dünyaya açılmış ,o zaman 80 ihtilali demokratik bir ihtilal olmuş oluyor.
Gençliğin depolitize olduğunu yazan arkadaşımız bizzat gençliğin içinde üniversite öğrencisi ve siyasi yapılanmalarda sol hareketler içinde çalışan bir arkadaşımızdır.
Onun tespiti ve gözlemi bence doğrudur.
Sizin dışarıdan liberal bakışınız ise yanlıştır.
Netekim sitede 68 ve 78 kuşağı içinden arkadaşlarımız ile yaptığımız görüşmelerde toplumun depolitize edildiği ve gençliğin ülke gerçekleri ve siyasetle ilgilenmediği dile getirilmektedir.


''Gencligin politik olmadigi argumani aslinda, istenilen duzeyde ideolojik sartlanmislikta bulunmamasindan dolayi bir rahatsizliktir. Bence bunun nedeni de Ozal'in doneminde baslayan liberal politikalar oldu. 12 Eylul''e kadar Turkiye dunyaya oldukca kapali bir devletti. 12 Eylul dunyaya acilmak zorundaydi. Bunu Ozal eliyle yapti. Boylece Turkiye bir parca ideolojik devlet kabugunu catlatmaya basladi. Kapitalizm kendi akisinda kitleleri asiri politik cendereden cikaran bir islev gordu. Bugun de bu suruyor, ve toplum aslinda normallesmeye basliyor. Sabah andimizi icip, aksam istiklal marsiyla televizyonunu kapatan bir toplum olmaktan cikiliyor ve bu da gayet dogal ve olmasi gereken sey. Tersini istemek akil alir sey degil. '' Sargon

12 Mart'ı kim yaptırdı?
9 – 12 MART 68 HAREKETİNİN SÖNDÜRÜLÜŞÜ, GENÇLİĞİNİN KATLEDİLİŞİ
http://www.onergurcan.org/yeniyol/Tuncay%20Celen/tc7.htm

80 ihtilalini kim yaptırdı? Neler yapıldı?
http://www.izinsizgosteri.net/asalsayi53/12eylul_53.html

Kenan Evren sıradışı(okinin sorduğu soru 1. ordu komutanlığı yapmayan G.Kurmay başkanı) genel kurmay başkanı olması ,tombaladan çıkan Özal'ın başbakan olması kimin operasyonudur?
Küreselleşme adı altında ülkemizin açık pazar haline getirilmesi halkın sindirilmesi kültürel yozlaşma ve dini etnik temelde bölünme kimin operasyonudur?

Tüm olan biteni normalleşme olarak görebilmek ve olması gereken budur toplum normalleşiyor demek akıl alır şey değil.
Hele hele 26 eylül 1999 da Ulucanlarda yaşananlara şahit olmuş bir insanın 83 sonrası Özal döneminin liberalleşme ve ülkenin dışa açılımı ve demokratikleşme ve bu bağlamda politikanın normalleşmesi olduğunu savunuyor hale gelebilmesi .
Operasyonun ne kadar başarılı olduğunun göstergesidir.

Titan
05-12-2008, 22:39
80'en darbesi ve sonraki politikalar üretimden çok tüketim anlayışına odaklanmış, ülke kaynakları yerine ithalat ile piyasa şişirilerek hazine yüklü bir borç altına girmiş, bunun sonucu olarak insanların alım gücü düşmüş ve ideolojiyi ikinci plana atmıştır. Tabi birde toplumsal dayanışmadan çok bireyselcilik ön plana çıkarılmış, köşe dönmecilik bir meziyet olarak kabul edilmiştir.

Bu süreçte kültürel yozlaşma (mesela günümüz müzik anlayışı ve tv programları) ve tüketim teknelojisi de insanların düşünme-kitap okuma ve yaşama ideolojik olarak bakma yetilerini iğdiş etmiş, eğitim alanında yapılan yap-bozlar ise nesiller arasında farklar oluşmasına neden olmuştur.

Bunların yanı sıra insanlara uhrevi hayatın meziyetleri anlatılmış, onların ideolojisinin, sadece kesin doğruların olduğu inançlarda olduğu aşılanarak, ideolojik olarak düşünmenin önüne en sağlam engellerden birini çıkarmışlardır.

Kısaca, insanları apolitize etmek için popüler kültürün her türlü aracını kullanarak kontrol altına almaya çalışılmıştır.

imhotep
06-12-2008, 00:09
30'lar Türkiyesi'ni ideolojik (kötü ne yanı varsa?) diye eleştirip, hatta bununla yetinmeyip onu faşist de gören zihniyetin geleceği nokta yıllardır açık. Bu nokta, ikinci cumhuriyetçilik ya da başka tabirlerle neoliberalizm ya da liberal-sol anlayış olmaktadır.

Bu anlayış sisteme o kadar hizmet eden bir anlayıştır ki, solu yıkıp geçiren faşist darbeleri normalleşme hareketleri olarak görür, devrimci mücadelede saf tutmuş insanları "kullanılmış" olarak dahi lanse edebilir. Yani savundukları görüşler klasik sağ anlayışın yıllarca ettiği lakırdılardır.

Bu liberal açılımlarla vardığımız nokta o kadar şahanedir ki, halk rüşvetle oyunu satar hale gelmiştir. Kendisini sosyal haklardan mahrum eden, BOP gibi emperyalist projelerin eşbaşkanlığı görevlerinde bulunan insanları her şeye rağmen birinci parti olarak tutabilmektedir. Komuşumuzu işgal etmek için 2 sayfa 9 maddelik gizli anlaşmalar yapılabilmekte, egemenliğimiz 1 milyar dolara satılabilmekte ve işgalden günümüze bir buçuk milyon insan ölebilmektedir.

Ama tüm bunlar gayet normaldir. Halk tüm bunlara seyirci kalırken onun dinine, milliyetine, şerefine küfrettiğinde ne de olsa tepki göstermektedir. Ne kadar da politik bir halkımız vardır!

sargon
06-12-2008, 02:50
sevgili aydoe,

Turkiye hakkinda bir degerlendirme yapmaya calisiyorsun. Acaba Turkiye'de genclik apolitik mi? Soru bu. Cevabi bulmak icin ne yapiyorsun? Turkiye'nin onceki donemleri ile simdiki donemini karsilastiriyorsun. Sonra da diyorsun ki, eskiden genclik daha politikdi. Dogru. Ben diyorum ki bu hatali bir degerlendirme. Yapman gereken dunyadaki diger ulkeler ile Turkiye'yi karsilastirmak olmaliydi. Eger boyle bir karsilastirma yaparsan farkli bir sonuca varacaksin. Yukarda anlattigim gibi Turkiye genciyle yaslisiyla oldukca politik bir ulkedir. Buna politik degil ideolojik demek daha dogru. Turkiye asiri ideolojik bir ulkedir. Bunun nedeni de Turkiye'deki ideolojik burokratik sistemdir.

1930'larda baslatilan ideolojik ve burokratik sistem (bunun adini soruyorsun, 1930'larda devlet ideolojisi Kemalizm olarak isimlendirildi) sonraki yillarda elbette yumusadi, ancak Turkiye hep kapali bir toplum olarak kaldi. Bu DP iktidarinda da boyleydi, AP, CHP iktidarinda da. Darbeler de bunu degistirmedi. Cunku uygulanan ekonomik sistem ithal ikameci bir sistemdi. DP doneminde uygulanan ihracata donuk politikalar da aslinda toplumu acmaya degil, daha cok koylerden kentlere gocmeyi ve tarimdan alinan kaynagi sanayiye aktarmaya yaradi. Boyle bir ekonomik sistemin kapali bir toplum yaratmasi dogal bir sonuctur.

12 Eylul'un nasil bir fasist rejim oldugunu gayet iyi biliyorum. Simdi bu rejime karsi cikiyormus gibi numara yapan IP gibi partilerin 1980 darbesini desteklediklerini de biliyorum. Dogu Perincek'in 12 Eylul, devrimci sol orgutleri yokedip, gercek "devrimcilere", yani kendilerine yolu acacagini soyledigini isteyen Yalcin Kucuk'un Turkiye Uzerine Tezler'inde bulabilir.

Ben 12 Eylul'un toplumu actigini soyluyorum. Dogru. Ama bu fasist generallerin yapacagi baska bir sey olmadigi icindi. Ne sonuclar yaratacagini muhtemelen onlar da bilmiyorlardi. Uluslararasi tekellerin baskisi cercevesinde Ozal'in politikalarini hayata gecirdiler. Onlar icin tek sorun iktidari ilelebet burokrasilerinin elinde tutabilmekti. Ancak uygulanmaya baslayan liberal ekonomik politikalar dogal olarak toplumun acilmasini getirecekti. Bu da ideolojik burokratik yapinin catlamaya baslamasina neden oldu. Yasanan sey gayet dogal bir seydir, tersini hayata gecirmeye calismak, kapitalizmden feodalizme gecmek icin devrim hareketi baslatmak gibi sacma birseydir. Ha, olamaz mi, yeniden krallar basa gelemez mi? Gelir. Nitekim geldi de. Ama bu krallar gostermelik olarak kaldi. Bugun Avrupa ulkelerinin bircogunda resmi olarak krallik var. ama ne hukmu var?

Bu arada uygulanan ekonomik politikalar disinda bir baska devrim daha yasaniyor. Bence bilgi ve iletisim alaninda bir devrim yasandi ve bu butun hiziyla suruyor. Dunyanin bir ucunda olan sey ayni gun odamizda. Internet dunyasi sinir tanimiyor. Boyle bir donemde kapali bir toplumun yasama sansi yoktur. Ancak gerici iktidarlar bir sure bu gelismeyi engelleyebilirler. Ama eninde sonunda ulusal citler kiriliyor ve toplumlar dunyaya aciliyor.

Siz 68'liler, 78'liler vb. hala eski dunyanizda yasiyorsunuz. Turkiye'nin 30 yil oncesiyle bugununu karsilastiriyorsunuz. Ama bu bir anlam ifade etmez. Bugun genclik 68'liler, 78'liler gibi ideolojik sartlanmisliklarin pesinde kosmuyor. Daha farkli bir dunya ve dil tasiyor. Elbette imhotep gibi ideolojilerin pesinde kosan insanlar olacaktir. Ancak hayat ideolojileri savuruyor ve bunun onune gecilmesi mumkun degil. Bunun anlami kapitalizmin ezeli egemenligi degildir. Eski ideolojik sartlanmisliklarin hayatin zenginligini kavrayamamasinin yarattigi bir sonuctur.


1930'larin Turkiye'si icin daha once bir kitap ozeti yapmistim. Meraklisi icin

http://sargon.blogcu.com/Gayriresmi+Tarih/

aydoe
06-12-2008, 03:36
Uluslararasi tekellerin baskisi cercevesinde Ozal'in politikalarini hayata gecirdiler. Onlar icin tek sorun iktidari ilelebet burokrasilerinin elinde tutabilmekti. Ancak uygulanmaya baslayan liberal ekonomik politikalar dogal olarak toplumun acilmasini getirecekti. Bu da ideolojik burokratik yapinin catlamaya baslamasina neden oldu. Sargon

Allah razı olsun uluslararası tekellerden yoksa toplum açılamayacak ,ideolojik bürokratik yapı çatlayamayacaktı.
O kadar açıldık ki batıyoruz boğulacağız,çatlamanın sonu parçalanma ve bölünme.
Sen nelere kadirsin cunta ve uluslararası tekeller demokratik açılıma toplumların gelişmesine ve devletin çatlamasına neden olmaktasın.

sargon
06-12-2008, 04:16
Avrupa'da da ortacag karanligini ve yalitilmisligini cokerten burjuvazinin yukselisi degil miydi? Bu isi sadece Russeau'nun, Voltaire'in falan yazilari mi gerceklestirdi saniyordun yoksa.

imhotep
06-12-2008, 04:19
Faşist generaller sonucunu bilmedikleri bir işe giriştiler. Nasıl bir işe bulaştıklarını anlayamadılar ve liberal açılımlar getirdirler. "Our boys" falan da hikaye tabii... CIA falan da yalan. Bunlar sadece bürokrat fetişisti faşist-kemalist generaller!

Ne güzel değil mi?

Daha güzel şeyler de var aslında. Kendilerine yol açan 12 Eylül destekçileri bugün içerideler. Perinçekçilerin 12 Eylül destekçisi olduklarını iddia eden Yalçın Küçük bugün Kemalizm'i savunmakta. Aynı Yalçın Küçük bugün IP'in konferanslarına katılmakta...

Bugün Kemalizm'i inkar edenlerin geldikleri ve gelecekleri nokta aynı. Hepsinin buluştukları payda liberalizmin kutsallığı.

O zaman ne diyoruz?

Denizler Bizim, Kahrolsun Sosyalizm!

imhotep
06-12-2008, 04:25
Avrupa'da da ortacag karanligini ve yalitilmisligini cokerten burjuvazinin yukselisi degil miydi? Bu isi sadece Russeau'nun, Voltaire'in falan yazilari mi gerceklestirdi saniyordun yoksa.

Sermayenin Avrupa'ya etkileriyle Üçüncü Dünya'ya etkileri bir mi oldu? Kapitalizm Avrupa'daki ortaçağ karanlığını devirdi ancak sonra o karanlıkla işbirliği yaptı. Yani gericileşti! Avrupa'da bile gericileşen bir sermayenin Dünya'ya hayır getireceği düşünülebilinir mi?

Kapitalizm bizim gibi ülkelere sömürü getirdi. Avrupa ile Asya'yı birbirinden ayırmamız lazım.

Herşeyi geçtim bir kaldırın başınızı ülkenize bakın. Sermaye gericilerle mi kolkola yoksa aydınlanmacılarla mı?

Saygılar

aydoe
06-12-2008, 04:26
Burjuvazi orda ilericidir.
Bizde ise şu an politize olan ve örgütlü güç F.Gülencilerdir.
Devrim olacaksa islami devrim olacak,şeriat gelecektir.
Nerden nereye bakınız ne kadar açılmışız.

evrensel-insan
06-12-2008, 04:55
Saygideger sargon;

Avrupa'da da ortacag karanligini ve yalitilmisligini cokerten burjuvazinin yukselisi degil miydi? Bu isi sadece Russeau'nun, Voltaire'in falan yazilari mi gerceklestirdi saniyordun yoksa.-sargon

Peki, bugun ayni burjuvazinin uzantisi degil mi, dunyayi tekrar guc temelinde ortacag karanligina gommek isteyen ve merkezi bir hareketle, dunyanin kontrolunu eline almak isteyen, gelismemis toplumlari cemaate, gelismis toplumlarin, bireylerinide robota donusturmek isteyen ve insanligi; tekrar, guc otorite ve yetki temelinde kul ve kole yapmak isteyen?

Sence, burjuvazinin bu tarihsel gelisimdeki; geldigi nokta ve ic celiskisi nasil aciklanir? Nedir, yonetici sinifi; 180 derece, geri donduren ve tum kazanimlari insanligin elinden, geri almaya iten?

Saygilarimla;
evrensel-insan

aydoe
06-12-2008, 15:32
''Bunu Özal eliyle yaptı'' Sargon

Fethullah Gülen- Turgut Bey'i 1965'lerde Planlama Teşkilatına girdiği zaman tanıdım. Bir arkadaşımız vasıtasıyla tanıdım. İzmir'de traktör fabrikasıyla akalalı işleri vardı. İzmir'e geldiğinde misafirimiz oldu, evimizde kaldı, beraber kahvaltı yaptık.
Eskiden muarefemiz (tanışıklığımız) olduğu için, sık sık Bornova camiinde vaaz yaptığımda, vaaz dinlemeye gelirdi. l2 Eylül'den bir hafta evvel oradaydı.

http://tr.fgulen.com/content/view/9897/13/
Özal'ın İyiliğini Unutamam

Fethullah Gülen Hocaefendi 12 Ocak 1986'da Burdur'da tutuklanma ve sorgulanma anlarını, Merhum Özal'ın devreye girişini yaptığı bir sohbette şöyle anlatıyor.
.Burdur'da derdest ettiler, Turgut Bey'e haber gidince -o zaman Başbakan- gece bakanlarını çağırıyor ve problemi çözmek için devreye giriyor. Şimdi ben Turgut Bey'in o iyiliğini unutamam. Gece ikide mi, bir de mi kendisine haber verilince hemen kabineyi çağırıyor, bakanlara "arkadaşlar, bu gün ruznamemizin tek maddesi var, o da Fethullah Hoca tutuklanmış, bu meseleyi çözmemiz lazım" diyor.

Cumhurbaşkanı olarak Turgut Özal'ın, devlet başkanı sıfatıyla, yurtdışında açılması düşünülen okullar için başta Türki Cumhuriyetlerin liderleri olmak üzere yabancı ülkelere teminat vermesi, Fethullah Gülen'in, Orta Asya'dan Çin'e, ABD'den, Avustralya'ya kadar dünyanın dört bir yanında okulların açılmasındaki yönlendirici ve samimi tavırları her kesimden insanın dikkatini çekti.

imhotep
06-12-2008, 16:47
Aydoe'nin alıntısı yaşananların bir CIA tertibi olduğu konusunda güzel bir açıklama.

Özal'ın kankisi Fethullah bugün nerededir?

Türk okulları neye hizmet etmektedir?

Fethullah'ın İslam dünyası üzerindeki misyonu nedir?

Saygılar

sargon
06-12-2008, 17:16
ee, ne olmus yani. Turgut Ozal'in Fethullah Gulen'le tanismasinin ne gibi bir garipligi var ki. Hursit Tolon da tutuklama karari verildiginde ilk is olarak CHP'li bir milletvekilini aramisti.

Sevgili aydoe, ben sana ekonomik gercekleri anlatiyorum. Hangi politikalarin nasil sonuclara yol actigini anlatiyorum. Bugun gelinen yere neden gelindigini anlatiyorum. Sen bunlara birsey diyebiliyor musun? Tek getirdigin sey, cok sukur tekellere gibi alayli ifadeler. Ama hayatin gercegi bu.

Kendi savundugu tarafin iyi seyler yaptigini, karsi tarafin kötü seyler yaptigini düsünmek bastan asagi idealist bir bakis acisidir. Hayat karmasiktir ve bazen dostunuz kötü seyler, düsmaniniz iyi seyler yapar. Yada yaptiklari bu sonuclara yol acar. Bunlari görmeyen insanlar dünyayi iyi ve kötü güclerin bir mücadele alani sanirlar.

sevgili evrensel insan,

Burjuvazi dunyayi ortacag karanligina falan cekmiyor. Ortacag bir ice kapanma donemiydi. Merkezi bir gucun olmamasiydi yani. Merkezi guc ile ortacag birbirinin tam olarak zittidir. Tersine sermayenin yarattigi hareket sinirlari ortadan kaldiriyor. Avrupa Birligi bunun bir ifadesidir ornegin. Ulusal citler paranin uluslarasi guc karsisinda kiriliyor.

Siyasal egemenlik, bir üstün gücün hakimiyeti ise sadece emperyalizm dönemine özgü birsey degil. Insanlik bunu kapitalizmle birlikte kesfetmedi ki, sen bana yeni birseymis gibi sunuyorsun. Siyasi anlamda emperyalizm binyillardir olan birsey. Bunun bir günde kirilmasi elbette mümkün degil. Ancak bugün insanlik cok daha ileri bir asamada. Tablo senin gösterdigin gibi degil. Insanlik yeni degerler sistemine sahip durumda. Uluslarasi kuruluslar ve dengeler var. Gücü eline gecirenin istedigi gibi kolayca asip kestigi bir dünya degil. Belli uluslararasi normlar oturuyor. Ornegin 200 yil önce böyle miydi. Vahsi bir sömürgecilik yapilabiliyordu. Insanlar köle olarak alinip satilabiliyordu. Bence felsefeni yeniden degerlendirmelisin.

sargon
06-12-2008, 17:30
Ben de diyorum aydoe neden bunu yazdi. Megerse imhotep ile kafalarinda olusturduklari bir kurgu varmis. Arkadaslar, evrensel-insan, imhotep ve aydoe, siz komplo teorileri ve ideolojilerinizle siki sikiya örülmüs bir dünyada yasiyorsunuz bence. CIA komplosuymus, Fethullah Gulen'le Ozal komplonun parcalariymis. Ne komplosu yahu, hersey ayan beyan yasandi iste. Burdan niye komplo cikarmaya ihtiyac duyuluyor ki.

Konu neydi, genclik apolitikti, degil mi? Genclik apolitik falan degil, sadece siz, sizin ideolojik kurgulariniza ve komplo teorilerine inanmalarini istiyorsunuz. Onlar da inanmayinca, apolitik oluyor. Bence yeniden düsünün.

imhotep
06-12-2008, 17:33
Gücü elinde bulunduran istediği gibi asıp kesemiyor. Bir buçuk milyon insanın öldüğü Irak da yok aslında. Ah şu Kemalist devlet yok mu! Hep onun başının altından çıkıyor bunlar.

Ama Allah'a bin şükür ki sermaye var.

Bir kere kapitalistleşen dünya hiçbir zaman hür olamadı. Feodal dönemlerin köleliği bu dönemde de devam etti. Sermaye belli başlı insanların elinde toplanıyordu ve bu insanlardan çok daha kalabalık kitlelerin avuçları boştu. Sermaye sadece parası olanın özgürlüğüydü çünkü. O yüzden liberalizm halkın özgürlüğü değil tutsaklığıdır.

Bugün liberalizm sadece kapitalizm de demek değildir. Kapitalizm emperyalizmdir de aynı zamanda. Yani liberalizm emperyalizmin ta kendisidir.

Liberalizm halkların özgürlüklerinin bağımsızlıklarının karşısındadır. O yüzden hem liberal hem demokrat olmanın bugün imkanı yoktur. Günümüzde liberalizm demek demokrasi karşıtlığı demektir. Modern sömürgecilik demektir. ABD'nin yaptıklarına bakarsak militarizm de demektir.

Tüm bu yapının karşısında Ulusal Kurtuluşçu, Sosyalist bir yapılanma ile karşı çıkmadıkça köleliğimiz de apolitikliğimiz de sürüp gidecektir. Sermaye halkın politikliğinden de hiç hazzetmez bu arada ;)

Saygılar

imhotep
06-12-2008, 17:37
Komplo mu?

CNN Türk Televizyonu'ndaki Manşet programında, ABD'li eski diplomat Paul Henze'nin 12 Eylül ihtilalini Başkan Jimmy Carter'a haber verirken 'Bizim çocuklar başardı. (Our boys did it)' dediğini anlatan sözleri kendi sesinden yayınladı. Halen ABD Ulusal Güvenlik Konseyi danışmanı Paul Henze, Zaman Gazetesi'ne, 'Bunu ben söylemedim, gazeteci Mehmet Ali Birand uydurdu' şeklinde demeç verince, efsane sözler yeniden tartışma konusu oldu. Henze'ye 'Kendi ağzından duydum' diye cevap veren gazeteci ve Manşet'in yapımcısı Mehmet Ali Birand, bu görüşmenin kayıtlarını bulduğunu ve yayınladığını söyledi. Böylece 12 Eylül ile ABD arasında bağlantıyı ifade eden efsane sözler, ilk defa bir Türk televizyonunda Türkiye'de de uzun yıllar görev yapmış ABD'li bir diplomatın kendi sesiyle yayınlanmış oldu.

http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2003/06/14/gundem/gundem4.html

sargon
06-12-2008, 17:44
Geriye dogru kürek cekiyorsun imhotep. Ulusal kurtulus ne demek, kac defa ulusal kurtulus yasayacagiz. Dunya gidiyor Mersin'e, bizim Kemalistler ise tersine.. :)

Sana kalirsa zaten tek partili hayata da geri dönmeliydik, öyle degil mi? Eh, sosyalizmden biliyoruz ki, gercek özgürlük tek partili sistemlerde olur. Senin savundugun sosyalizmi herhalde sadece Kim Yung Il savunuyordur artik. :)

Bildiginiz gibi Kim Yung Il de acayip bir liberalizm düsmanidir ve proleteryanin gercek önderidir. Hem ulu önder, hem ulu ögretmen, hem de bir proleterdir. Bürokratik diktatörlügün adini sosyalizm koymuslar, ne diyelim, geriye gide gide varilacak yer burasi olur zaten.

imhotep
06-12-2008, 17:52
Ya sargon gelmişsin burada sermayenin diktatörlüğünü savunuyorsun sonra da milleti bürokratik diktatörlüğü savunmakla suçluyorsun. Asıl sen kurmuşsun kendi kafanda geçmişe dönük komplolar, sahte bir düşmana karşı kin kusuyorsun. :)

sargon
06-12-2008, 18:18
Imhotep, zamanla belki sen de anlarsin. Aydinlik ekolü sermayeye cok adam üretmistir. Bugün gazetelerde liberal politikalari savunan yazarlarin cogu sizin ekolden gelmedir. Aralarinda diger sosyalist hareketlerden gelen cok az kisi vardir, hatta nerdeyse yoktur. Bu hareket gercekte sermaye iktidarini yikip yerine isci sinifi iktidarini kurmak seklindeki klasik Marksist ideolojiye sahip degildir. Sermayenin bir kesimine karsi cikar, ama populist söylemle bunu gizler. Talebi de isci sinifinin iktidari degil, gecmisten beri süren bürokratik iktidarin sürmesidir aslinda. Bu yüzden isci sinifi icinde bir varligi da yoktur. Bürokratlar, aydinlar, askerler ve ögrenciler arasinda örgütlenir.

Ben sermayenin diktatörlügünü falan savunmuyorum. Sermayenin Türkiye politik hayatinda ne gibi sonuclar yarattigini gösteriyorum. Sen bunu yanlis anliyorsun, cünkü aslinda düsünce tarzin idealist. Sana göre sermaye, uluslararasi tekeller sadece kötü sonuclar yaratan seyler yapmis olmalidir.

Daha önümüzde cok yillar var. Yillar sonra belki bu söylediklerimi hatirlarsin. O zaman kim nerde duruyormus anlariz. :)

aydoe
06-12-2008, 18:32
Sevgili aydoe, ben sana ekonomik gercekleri anlatiyorum. Hangi politikalarin nasil sonuclara yol actigini anlatiyorum.

Ekomomik gerçekler ortada fabrikalar kapanıyor ,üretim durma noktasına gelmiş,işsizlik pahalılık ,insanlar sadaka ekonomisine bağlanmış.
500 milyar doların üstünde borcumuz var,satılmadık hiçbir şeyimiz kalmamış .
İMF bize 5 madde dayatıyor vergiyi arttırın,personel almayın,belediyelere para vermeyin ve sağlık harcamalarını kısın 25 milyar dolar kredi verecekmiş.
Almayalım kardeşim almayalım bizi bu hale getiren Liberal politikalar ,küreselleşme ve AB masalları.
Üretmeden borçla ithalatla bu noktaya geleceğimiz belli değilmiydi,bu çağ atlatan Özal'ın marifeti değilmi?
Sevgili Sargon Özal'ın kümlerle işbirliği içinde ülkemizi bugünlere getirdiğini görmeniz için astım bir önceki iletiyi.
Fettullah Gülen'i de savunabilirsiniz okullarını da savunabilirsiniz ,Özal'ın nakşibendi olduğunu ve islamcıları tarikatları desteklemesinin ülkemizin bugünkü açılımına katkı sağladığını da söyleyebilirsiniz.
Evet herşey ayan beyan ortada olanı biteni görüyorum,yani komplo falan yok herşey aleni oyun orta oyunu ve açık oynanıyor,bizlerde seyrediyoruz.
Komplo yok yaşadığımız gerçekler var şu an ülkede en örgütlü güç nurcu gülen hareketidir.
Sizin açılım dediğiniz ülkemizi bu duruma getirmiş ,bizde artık açılmayalım yoksa bir daha karaya ayak basma şansımız kalmayacak demekteyiz.
Açılmak ülkeyi açık pazar haline getirmek varını yoğunu satmak insanları aç sefil işsiz ve geleceksiz bırakmak ve ülkeyi etnik ve dini temelde bölmek ise keşke bu kadar açılmasaydık.

Bizi bu noktaya getirenler Menderesler,Demireller,Kürt Saidler ,tarikatçılar,Özallar.... 50 sonrası aldıkları misyonu sürdürenlerdir.
Bu misyon karşı devrim misyonudur,kurulmakta olan cumhuriyet devrimleri tamamlanamadan karşı devrim sürecine sokulmuş ve bugünkü duruma getirilmiştir.
Ben ülkemin içinde olduğu sıkıntılı durumdan memnun değilim ve bu duruma nasıl getirildiğini de çok net bir şekilde görebilmekteyim.

evrensel-insan
06-12-2008, 19:54
Saygideger sargon;

Burjuvazi dunyayi ortacag karanligina falan cekmiyor. Ortacag bir ice kapanma donemiydi. Merkezi bir gucun olmamasiydi yani. Merkezi guc ile ortacag birbirinin tam olarak zittidir. Tersine sermayenin yarattigi hareket sinirlari ortadan kaldiriyor. Avrupa Birligi bunun bir ifadesidir ornegin. Ulusal citler paranin uluslarasi guc karsisinda kiriliyor.

Konu, merkezi gucun olmadigi icin zaten, bugun; ogun yapamadigini merkezi bir guc olarak yapmaya calisiyor. Ogunler, gelirde gorursek; bu merkezi gucle ogunku ortacagin tek farkinin; koleligin teknik ve bilim olarak ilerlemis bir farkta oldugunu goruruz. Paranin, para ustune donusebilmesi icin; paranin cogaltilmasi ve halka tekrar borc olarak geri donmesi gerekir. Bugunku, savaslarin ve ulkelerin ele gecirilisinin altinda da; bu yatmaktadir. Ulkeler, IMF gibi kuruluslarla, borclandirilip; odeyemeyecegi borclarin altina sokularak, istenen ekonomik ve siyasal, sosyal yaptirimlari, uygulamak zorunda birakilmaktadir.

Siyasal egemenlik, bir üstün gücün hakimiyeti ise sadece emperyalizm dönemine özgü birsey degil. Insanlik bunu kapitalizmle birlikte kesfetmedi ki, sen bana yeni birseymis gibi sunuyorsun. Siyasi anlamda emperyalizm binyillardir olan birsey. Bunun bir günde kirilmasi elbette mümkün degil. Ancak bugün insanlik cok daha ileri bir asamada. Tablo senin gösterdigin gibi degil. Insanlik yeni degerler sistemine sahip durumda. Uluslarasi kuruluslar ve dengeler var. Gücü eline gecirenin istedigi gibi kolayca asip kestigi bir dünya degil. Belli uluslararasi normlar oturuyor. Ornegin 200 yil önce böyle miydi. Vahsi bir sömürgecilik yapilabiliyordu. Insanlar köle olarak alinip satilabiliyordu. Bence felsefeni yeniden degerlendirmelisin.

Benim, sundugum yenilik; merkezilesmedir. Ta bi ki; bu merkezilesmenin kolay olabilmesi; kurulan birliklerle saglanir. Bi ulkeyi ele gecirmek yerine, birligi toptan ele gecirmek. Bu temelde zaten dunya, yeni birliklere gebedir. Insanlik, ancak oda gorunurde-ki kullanilan teknik ve bilimsel aygitlar, ancak borc para ile alinabilmekte ve halk durmadan borclandirilmaktadir-ilerde olabilir. Insanligi ve insan kalma yapisi ise; gitgide geriye gitmektedir. Cunku, insanlar; neredeyse; bireysel duzeyde artik, birbirlerine karsi dusurulmeye; veya "gemisini kurtaran kaplan" zihniyetine donusturulmuslerdir. Herkes; kendi borc bataginda debelenmektedir. Kaldiki destek veya orgutlenme. Uluslar arasi tek bir norm vardir. O da; suru psikolojisi ve korku felsefesi ve bireyci akilcilik temelindeki, cikarci ve bencil yasam ve iliski.

Bildigim kadariyla, Avrupa'da yasiyorsun. Ya bir seyi gormemezlikten geliyor, ya da gozardi ediyorsun. Bugun Avrupa'da kucuk yasta cocuklar ceteler kurmakta; kolayca kisileri rahatsiz etmekte ve hatta silahla fiziksel yaralamakta ve oldurmektedir. Okul cikislarinda, talebeler, bu cetelerin harac maruzuna mahsur kalmaktadir. Baska coculklar, bu cetelere katilima zorlanmaktadir.Anne-babalar ve aileler cocuklarini kontrol edememektedir.Ustelik bu cocuklar, isledigi suclarin bilincinde de degildir. Cunku, buyuk kisiler tarafindan yonlendirilmektedir.Sistem ve kurumlari, bu cetelerle bazan bas edememektedir. Hemen, hemen; sokakta, kimsenin can guvenligi yoktur. Kisiler, gece sokakta yalniz gezmeye korkar olmustur.Bu, kisilerin tek dusuncesi "ben gucluyum. Istedigimi yapar-yaptirir, soyler-soyletirim v.s. "temelindedir.

Turkiye toplumu, bu konuda henuz sansli; nihilizmin bu toplumsal yapilanisini henuz yasamiyor.-Ta bi ki ufak tefek olaylari saymazsak, cunku bunlar orgutlu degil; munferit olaylar-

Oyuzden; dunya toplu olarak, nereye surukleniyor? bu, suruklenmenin ideolojisi ve amaci ne? Neden, ulkeler birlestirilmeye calisiliyor? Neden, dunyada egitim duzeyi dusuk?, Neden ve nasil ulkeler ve kisiler durmadan borclandiriliyor? Borclu yasamaya mahkum ediliyor? v.s. Sen, istersen otur bunlari bir dusun. Parasal sistem ve toplumun, kisilere neler verdigini ve insanliklarindan neler goturdugunu, bir daha incele."Borc yiyen, kesesinden yer" atasozundeki; "kese"nin, sahsin kendisi oldugunu onun herturlu dusunce ve davranis mahkumiyeti oldugunu, unutma,

BUGUN KISILER BORCLANDIRILARAK; HER TURLU HAK VE HURRIYETLERI ELLERINDEN ALINMAYA CARESIZ VE YALNIZ BIRAKILMAYA VE BORCLARI TEMELINDE, KULLANILMAYA VE YONLENDIRILMEYE CALISILIYOR.BUGUN PARA ARTIK, SEN ISTESENDE ISTEMESENDE; KISILERI MAHKUM EDIYOR, HEM SISTEME, HEMDE BU SISTEMI KURGULAYANA.

Bence, sen tekrar nihilizmin ne oldugunu ve 20. yuzyili nasil denetimi altina aldigini; birinci ve ikinci dunya savaslarindaki rolunu; hitler, Mussolini v.s. gibi diktatorleri nasil yarattigini; dunya capindaki; teror, gerilla anarsizm ve hertirlu, mitvari ve mafya orgutlenmelerinin temelini v.s. Ayrica, amerikan idealizminin temelini teskil eden soros ideolojisine nasil bir felsefi onderlikyaptigini bir daha degerlendir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

imhotep
09-12-2008, 14:34
Yunanistan'da 15 yaşındaki bir gencin polis tarafından öldürülmesinden sonra başlayan, Atina ve Selanik sokaklarını savaş alanına çeviren olaylar Güney Kıbrıs Rum kesimine de sıçradı.

Rum radyosunun haberine göre, söz konusu olayı protesto etmek amacıyla Baf'taki Belediye Binası avlusunda toplanan 400 kadar lise öğrencisi, belediye binasının yanında bulunan polis karakoluna taşlarla saldırdı.

Habere göre karakolu taş yağmuruna tutan öğrenciler bir polisin yaralanmasına sebep oldu. Olaylar dolayısıyla 2 iki öğrenci tutuklandı.

http://www.cnnturk.com/2008/dunya/12/08/yunanistandaki.olaylar.guney.kibrisa.sicradi/504002.0/index.html

Aynı olay bizde de olmuştu hatırlarsanız. Ama gençliğin gösterdiği tepki ne oldu? Yanlış hatırlamıyorsam 8 kadar genç Taksim'de bir otobüs durağının tepesine çıkıp olayı protesto etmeye kalktı. Sonları pek hayırlı olmadı...

Dünya'yı geçtim, komşumuzla karşılaştırın Türk gençliğinin politikliğini. Acaba Türk gençliği sargon'un iddia ettiği gibi politik mi?

Saygılar

sargon
09-12-2008, 14:57
Politik olmayi eylem ile degerlendirirsek bizde eylem hic bitmiyor ki? Iste bir ornek:

http://www.truveo.com/APOCULAR-ISTANBULU-KARISTIRDI/id/3184949084#

Bunlar da bizim gencligimizden bir bolum. Ama sen bunlari politik kabul etmezsin. Beyni yikanmis, terorist falan dersin. Iste bu da bizim gercegimiz. Ustelik bizde oyle arada bir de yasanmaz bu olaylar, sureklidir.

Turkiye gencliginin politikligini anlamak istersen Avrupa'ya git. 1 Mayis'larda Avrupa meydanlarini dolduranlarin yarisindan fazlasi Turkler ve Kurtlerdir.

imhotep
09-12-2008, 15:14
Sevgili Sargon,

Çok iyi tahmin etmişsin aynen de öyleler.

Olayı terörist gruplardan çıkar da benzer olaylar üzerinden kurmaya çalış.

Alıntıladığım haberin aynısı daha geçtiğimiz günlerde Türkiye'de olmuştu. Senin bu Apocuların o kadar politikse bu olay üzerinden tepki koysalardı ya. Ama Amerika bu olaydan kar biçmemiş kendine demek ki, olmadı pek bir şey.

Saygılar

sargon
09-12-2008, 16:05
Bu topic'teki ilk mesajimda ne yazmisim?

Gencligin politik olmadigi argumani aslinda, istenilen duzeyde ideolojik sartlanmislikta bulunmamasindan dolayi bir rahatsizliktir.

Iste senin simdi yazdiklarin da bu iddiamin itiraf edilisi oluyor. Konu benim icin acikliga kavusmus durumdaydi zaten. Bu ekstra oldu.

imhotep
10-12-2008, 01:54
Ya da tam tersi ne dersin sargon? :)

Gencligin politik olduğu argumani aslinda, istenilen duzeyde ideolojik sartlanmislikta bulunmamasindan dolayi bir rahatsizliktir.

Benzer konular üzerinden alaka kurmaya çalışmazsan konu senin açından açıklığa kavuşur elbet...

cigi
10-12-2008, 23:57
Bu sorunun cevabını arıyoruz. Bir ülkenin geleceğini, gençliğini katledenlerin tümünü ister “sağ” görüntülü, ister “sol” görüntülü olsunlar tüm bağlantılarıyla bulup ortaya çıkartmak boynumuzun borcudur.
Bu sevgili aydoe nun verdigi linkde okudugum en son cümle... Ne kadar da dogru.

En sonunda bizlerin birbirimize olan sevgimizi, saygimizi, dostlugumuzu yok ettiler. Mozaik yavas, yavas catirdamaya basladi ve fay hatlari gibi kirildik.
12 Eylül öncesini ve sonrasini nasil analiz edersin cigi diye sorarsiniz bana ; hem 78 li , hem ögrenci, hem calisan, hem de asker olabilmis birisi olarak söylecegim ilk söz '' Adi serefsiz, hirsiz, katiller'' dir... Biter mi hic anlatmakla, yasadiklarim ?
Sizlerin, yazdiklarinin genelde coguna katiliyorum fakat sevgili sargonun 12 Eylül ve sonrasi, liberaller acilimi düsüncesine katilamiyorum. Sevgili sargon, bir ülke baskentinin göbeginde; yani bürokrasisinin, ögrencilerinin ve askeri karargahinin en yogun oldugu bir sehirde bu olaylari birebir yasayip görseydiniz, bilemiyorum düsünceniz ne olurdu? Belki sizde yasamissinizdir... Kim bilir? Ön yargim kesinlikle yoktur.
Simdilerde medyada gördügünüz köse baslarini tutmus dinazorlarin cogu; yukarida ki cümlede sözü gecen baglantilara tasoranlik yapan kisilerdi. Hele Özal ve liberalleri ?
Su anda bile cahil cemaat ve tarikat liderlerine, üyelerine hic utanmadan, yalakalik yapabilmektedirler. Ne ugruna ?
Bu konu da ben de, sizin acilimlariniza bir düsüncemi sunmak istiyorum, cok kisaca:
Dünya'ya örnek olmus, bana göre en büyük Devrimci Mustafa Kemal'i biraktik, baska ülkelerin insanlarini, kendimize özenti ile örnek alarak birbirimizi kirdik. Düsünebiliyormusunuz, sefil Arnavutluk'un Enver Hoca'cilari bile vardi 42 cesit farkli solun icinde.Su anda büyük Atatürkcü Dogu Perincek'i görünce aci ile gülümsüyorum.
Anadolu'muzun havasina, suyuna, daglarina, taslarina, insanlarina uygun, kendimize özgün, bir solu getiremediler, hemde Mustafa Kemal ve onun yaptiklarina ragmen, diye düsünüyorum.Bir yaratici cikartamadik. Bakin su anda ki CHP nin ana kadrosuna!! 12 Eylül öncesi söylemlerinde, hayal isimler, liderler ithal edenlere simdi bir bakarmisiniz? Ayni kisiler degiller mi? Unutabilirmiyiz bizler o günleri ? Asla...
Baska birisi tarafindan alinmis, giyinmis olan bir elbisenin size uymasi, yakismasi, hos durmasi, ya da sizin elbisenin rengini modelini begenmeniz hic mümkün olabilir mi? Bizlere bunu dayattilar diye düsünüyorum. Sanirim Dünya'da, bizimki gibi kendine özgü solunu, devrimlerini yapilandiramamis bir ülke yoktur.
Sagi hic acmayacagim.Fakat bir kesime deginmeden edemem... Akincilar.... Ayaklarinda salvarlar, kafalarinda takkeler ile hem sag, hem de sol görüslü ögrenci yurtlarinda siginti kediler gibi duran sirnasiklarin geldikleri noktaya bakarmisiniz?

Zeitgeist Addendum da aciklanan rüsvet alip ülkelerini satan devlet adamlari arasinda bizimkilerin de olduguna inancim cok kuvvetli!!...Ben 1983 de Komando özel tim komutani olarak, Irak sinirinda teröristlerle catisirken, hatta 30 km. iceri girmisken, kimsenin bunlardan haberi bile olmuyordu...Ta ki Özal cumhurbaskani olana kadar. Cok ilginc gelmiyor mu sizlere arkadaslar ?
Ya sonra gelen genclik? Korkularla ve sindirilmeyle büyüyen, egitim sistemi baltalandiktan sonra alt yapisisiz carpik curpuk bir Piramit !!! Her seyini tv den ögrenen bir genclik ordusu...
Bizim ülkemizin genclerine hic bir zaman yasama ve ifade hakki verilmedi ki... Ama bakin gene toparlandilar...Yildizlar parlamaya basladi... Bizim bu mozaik yapistirici Anadolu mayamiz varya? Inadina bitmiyor...Bitmeyecek... Yeterki sevgimizi, dostluklarimizi bitirmeyelim...Kopartmayalim.
Yazdiklarim hakkinda sizlerin görüsleri degisik olabilir.Bana daha degisik yönlerinide söyleyip, katkilarinizi bekliyorum. En azindan sanki o günlerde ki, ögrenmek arzusu ile bitmeyen tartisma ortamlarini bana hatirlattiginiz icin sizlere cok tesekkürler.
Saygilarimla.