Orijinalini görmek için tıklayınız : Suç ve Ceza
Nahla Hüseyin Katledildi haberinin üzerine
http://www.turan-dursun.com/forumlar/showthread.php?t=8541
Hazreti kepçeci'nin yollamış olduğu ileti beni bu başlığı açma ve bu sorgulamayı yapmaya yöneltti.
''haberi okurken gözlerim yaşardı :(, yazıklar olsun diyorum, başkada yapacak bişey elimizden gelmiyor. Sırf böyle zalimlikler yapılıyor diye cennet-cehennem gibi bir yer olmasını arzuluyorum.. '' HAZRETİ kEPÇECİ
Suç, genel olarak "yasaklanan" veya "cezalandırılan" davranışlara denir. Hukuki açıdan ise, hukuk düzeni tarafından ceza veya güvenlik
tedbiri yaptırımına bağlanmış fiildir . Suçun ispatlanamaması, insanlar tarafından uydurulmuş soyut bir kavram olduğunu gösterir.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Su%C3%A7 (http://tr.wikipedia.org/wiki/Su%C3%A7)
Ceza ; suç karşılığında uygulanan yaptırım
İnsanların bir ilahi adalete , öbür dünyaya ,bir yaratıcıya ,cennete ve cehenneme inanmalarının altında dünyamızda yaşanan adaletsizliklerin ve cezasız kalan suçların önemli bir etkisi var.
İlk suçlu kim?
Şeytan mı?
Tanrı mı?
İnsanmı?
Dilaver'in hatırı kalmasın mülkiyetmi?
Dünyamızda suçu ve adaletsizliği ortadan kaldırabilsek ve yaşanılası güzel bir dünya kurabilsek ,öbür dünya gereksinimi ortadan kaldırsak olmazmı?
Bence en büyük suçlu tanrı.Hem herşeyi biliyor ve yaratıyor.Hemde başkalarına fatura kesiyor.
yucemanitu
23-12-2008, 08:34
"Dünyamızda suçu ve adaletsizliği ortadan kaldırabilsek ve yaşanılası güzel bir dünya kurabilsek ,öbür dünya gereksinimi ortadan kaldırsak olmazmı?"
İşte bunu dedikleri vakit insanlar asalaklara karşı isyan bayrağını açar. Bu da olmaz bazılarının işine gelmez ve Cennet'i bu dünyada kurabilecekken Cehennem'de yaşayıp oturup öbür dünyanın Cenneti için dua ederiz hep derler ya "Ya öbür dünya varsa ne yapacaksınız?" İyi de ya yoksa?... Haydi ya varsa durumunda ne yapacaksınız, deniyor. Yoksa bir şey de yapamazsın ki. Artık börtü böcek etlerini kemirirken farkında bile olmazsın. Koca bir ömrü emeğini gasp ettirerek geçirdin, çoluğun çocuğun için de aynı. Sen yoksulken sırtından geçinenler her türlü lüksü senin emeğin sayesinde tattı. Hem öyle üç beş gün değil, hafta da değil, ay ya da yıl bile değil. Bir ömür koca bir ömür! Cennet avuntusuyla haksızlıklara ses çıkarmadın. Sömürüldün. Peki sonuç?
İlk yasağı kim koydu?
Tanrı
İlk suçu kim işledi?
Adem
Azmettirici kim?
Şeytan
Suçuda ,suçluyuda,azmettirriciyide yaratan tanrı:)
meaculpa
23-12-2008, 14:24
Bölgenizde Hiç Cezaevi Kapatıldı mı?
Gazetelerde suça ayrılan bölümler giderek kabarıyor.
Hatta artık suçlar üçüncü sayfalara sığmaz olduğu ve toplumun gündemine
oturduğu için birinci sayfalardan veriliyor.
Bu da yetmiyor, manşetlere tırmanıyor.
Emniyet Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre de suçlarda artış var.
Bu veriler karşısında bir “suç dönemi”nde yaşadığımızı söylemek pek
yanlış olmaz.
Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı giderek artıyor.
Adaletsiz ve haksız Ecevit affıyla ilgili olarak o dönemin bir yetkilisine,
böyle bir zulme neden gerek duyduklarını sormuştum.
“Ben sana esas sebebi söyleyeyim” demişti. “Cezaevlerini boşaltmak
gerekiyordu. Çünkü artık adam almaz hale gelmişti.”
Şimdi de durum böyle.
***
Gelin işe başka bir açıdan bakalım:
Hükümet bir karar alsa ve yaşadığınız şehir ya da kasabadaki cezaevini
kapatmak istese ne derdiniz?
Buna razı olur muydunuz?
Sorunun saçma geldiğini biliyorum.
Zaten ne hükümet böyle bir işe kalkışır, ne de halkın aklına böyle bir konu gelir.
Ama bu bir fantezi ya da fikir jimnastiği değil.
Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı 1995 yılında Hacıbektaş
ilçesindeki cezaevini kapattı.
Çünkü Cezaevi yıllardır boştu ve bu ilçede hiçbir suç işlenmiyordu.
Birkaç gün önceki yazımda bunu dile getirdim. Aslında bu bir soruydu,
insanları düşünmeye özendirmek amacı taşıyordu.
Türkiye’de ve dünyada suç çılgınlığı böylesine artarken, bir ilçe nasıl
oluyor da bu akımın dışında kalıyor?
Bu ilçenin insanları, diğerlerinin bilmediği neyi biliyorlar da suça
karşı korunuyorlar?
Bu sorunun cevabını düşünmemiz gerekmiyor mu?
2000 yılında Harvard ve Princeton’da üniversite konuşmalarımda
Hacıbektaş
örneğini vermiş ve Columbine gibi okullarda çocukların işlediği
cinayetlerle, bu kasabayı karşılaştırmalarını istemiştim?
Evet, soruyorum; bu ilçeyi ne koruyor?
Acaba kültür olabilir mi?
Bir iddiada bulunmuyor, sadece soruyorum.
Kültür, bir bölgeyi, bir halkı, bir ülkeyi suçtan koruyabilir mi?
Ya da tersinden sorarsak; işlenen suçları artıran bir kültür ortamının
oluşması mümkün müdür?
Kültür ve suç ilişkisi nedir?
İnsan canına değer veren kültürel geleneklerle, cana değer vermeyenler
arasında böyle bir fark oluşabilir mi?
“Bir tek gönül yıktın ise bu kıldığın namaz değil” anlayışı ile “cihat”
geleneği, ya da dine zarar verdiği düşünülen herkesin kafasını Allah-u Ekber
diyerek kesmek arasındaki fark nedir?
Hangisi gerçek İslam anlayışıdır?
Ve Türkiye hangi gelenekle yaşamak istiyor?
Yakıcı sorular bunlar. ( Zülfü Livaneli )
Suç ve ceza kavramlarının değerlendirilebilmesi için bir çok nedensellik koşulunun da düşünülmesi gereklidir. Sosyal bir varlık olan insanın bu etkileşimden nasiplenmemesi çok zordur. Suç ile kültür yada bulundugumuz ortam gözetilipde bir ilişki kurulacak olursa elbette toplumun en önemli dokusu din faal bir kılıkda binlerce hale sokulmaya müsait olacaktır. Çünkü Din kitleler üzerinden insanlara ulaşan, birlikteliğin ve ortak düşüncelerin etrafında şekillenen ilahi kanunların isimlendirilmesidir.
İlahi lafzının da duruma katıldıgını düşünecek olursak din adına işlenen suçlar konusunda insanların nasılda cüretkar ve pervasızca hareket edebildiklerinin nedenini, tahayyül etikleri Tanrısal erke sığdırmamız çok olası ve mantık izahları dahilindedir. Tanrı istediği için böyle yaptım diyebilen binlerce hatta milyonlarca insan tanımlanabilir.
Verdiğim örnek de yani Hacıbektaş ilçesinde bir Tanrı yokmuydu ? O çevrenin kültürünü oluşturan en kadim elemanlardan biri yine din değilmiydi? Elbette ki Tanrı da vardı, dinde o cevrenin en kadim dokularından biriydi ve öyle olmaya da devam ediyor. Peki o zaman bu toplum içerisinde suçun hiş işlenmiyor oldugu nasıl açıklanır ? Basit ve yalın bir dille ben insanın ta kendisi diyorum.
Mea culpa! Hata, benim... Hata, hatayı ortaya koyanındır. Nedenselliği elbette ki tartışılır fakat hatayı ortaya koyan yani özne değişmez. Hata sizinse sizindir. Ne Tanrının, ne de şeytanındır. Ne bir Tanrı ne de bir başka gizil güç tarafından kontrol edilip de katliamlar gerçekleştiren bir insanın bizlerce hiçbir meşru sebebi olmaz. Hukuk da, sosyal yapıda bu şekilde işlemez. Dinler içerisinde ki şeri hükümlerle işlenen suçları meşru kılabilen anlayışlar elbette ki vardır. Olmasa zaten Nahla gibiler katledilmez ve birileride olması gerekenin bu olduguna inanmazlardı.
Şimdi kime göre suç sorusu orataya cıkıyor burda da. Ölçü kimdir ve bunu değerlendirebilecek ideal merci yada düşünce sistemini, bir mekanizma haline getirebilecek erki kim nasıl ve hangi haklarını kullanarak işletme yoluna gidecektir.
Nahla yı öldürenlerce onların yaptıkları suç değildir. Bizler ise onun tam aksini iddia ederiz. Hukuki anlamda muhafaza edilmemizi sağlayan bir takım kanunla bu anlamda konuşması gereken evrensel bir dil oluşturabilmelidir.
Nahlanın ölmesinin suçlusu Tanrı değil; Tanrıcılık oynamaya çalışan ve Tanrısına yalakalık derdinde sevaplar işlemeye hevesli ve belkide kendi Tanrısını bile anlamaktan aciz bir hasta zihniyetlidir.
Kültürün suça karşı insanları korumasına bir örnekte çerkez köyleridir.Çerkez insanlarında haynape denilen bir anlayış vardır.
Haynape Türkçeye ayıp,yazıkyanlış kelimelerinin anlam olarak içeren bir kelime olarak çevrilebilir.
Pratikte bir Çerkez insanı asla kendisine yapılmasını istemediği bir davranışı karşısındakine bir diğe insana reva görmez.Böyle bir şeyi ayıp sayar.
Ayrca ufak tefek sorunlarıda köyün hatırı sayılır kişileri hakkaniyeti gözeterek köy içinde çözerler.
Ufak tefek bir meseleyi karakola yansıtmakta çerkezlerde ayıp sayılır.
Bunları Çerkezleri yüceltmek için söylemiyorum. Zülfü Livaneli nin sözlerine ek yapmak için söledim.