Orijinalini görmek için tıklayınız : İsrail'in Filistin'e saldırı yapması ilgili yorumlar
Ratiönalism
29-12-2008, 16:05
Benim yorumum;
İsrail katliam yapmadı.Çünkü bu ateşi için Hamas,yani Filistin.
İsrail de herhalde kedi gibi miyavlamayacak herhalde
Karşılığını verecek.Verdi de
Ama şimdi gerçekten abartmaya başladı.1 kere yap yeter.Daha ne uzatıyorsun?
İşte şimdi bu üniversitiye saldırması,hükümet binası katliam olarak değerlendirilir.
Elbette İsrail'in roket saldırılarına karşı kayıtsız kalması düşünülemezdi.
Nitekim saldırıların durdurulması için 48 saat müddet de vermişti.
Buna rağmen saldırılar devam etti.
Bu İsrail'in katliamlarda haklılığını göstermez.
İsrail katliamlarına devam etmektedir ve bu katliamlara davetiye çıkaran da Hamas'tır.
O zavallı insanların başında çığırıp tekbir getirenlerin show yaptığı ve katliamlarda İsrail kadar sorumluluğu olduğu açıktır.
Yine bu katledilen insanlara sahip çıkıyormuş gibi tek yanlı verilen demeçlerin Filistin'e ve Filistin halkının geleceğine hiçbir yararı olmadığı gibi, yeni katliamları teşvik edici niteliktedir.
Halbuki 5 yıl önce de, 10 yıl önce de, 30 yıl önce de bunlar yaşandı ve bu demeçler terör örgütlerini ve İsrail'i kızıştırmaktan öte işe yaramadı.
Filistin halkını, katliamların durmasını isteyenler tek yanlı demeçler yerine iki tarafı da eleştiren, lanetleyen demeçler verir ve o zavallı halka sahip çıkar. Ama görülen odur ki katledilenler üzerinden politika yapılmaktadır.
Ratiönalism
29-12-2008, 16:55
Doğru söylüyorsun;)
İşte suçlu Hamas yönetimi acıyı çeken halk:( Savaşların hepsi böyle olur da
Sanki,İsrail bir ilki gerçekleştiriyor gibi protesto edilmesi tuhafıma gidiyor:rolleyes: Niye,Sırpların yaptığı katliamı da protesto etmiyor
Ya da Arapların yaptığı katliamlar
....daha da uzar
yucemanitu
29-12-2008, 17:31
Söylenecek fazla şey yok hatta hiçbir şey yok katliam katliamdır hangi halka yapılırsa yapılsın hepsi aynıdır. Hamas'la hiçbir ilişkisi ilgisi olmayan masum Filistinlilerin öldürülmesi gibi bir vahşet de kabul edilemez yakın tarihte Balkanlarda ve Irak'ta olan da. ABD'nin Irak'ı vurması da öncesinde Hüseyin yönetiminin Halepçe'yi vurması da aynı şey. Çoluk çocuk katliamı yapılan saldırılar meşru müdafa değil katliamdır.
Hırsızın suçu yok mu?
Orantısız güç kullanımı, yayılmacı politika, uluslararası anlaşmaları yok sayma, yahudi şeriatı yasaları ile yönetilme, seçim yatırımı için popülist saldırganlık gibi sebeplerden ötürü işbilmeyen! yahudilercede kınanan İsrail yönetimini, bizim gibi goyimler hiçbir şekliyle tartışmamalı!
Bu işin X ekseni.
Y Ekseninde ise;
Kendi toprağını para ile satan, kardeşleriyle dahi birliği sağlayamayan, onyıllarca İsrail'in her sadakasına muhtaç olan, ölümü fetişistleştirmekten başka bir gösterisi olmayan, eli açık, başı kabak çocukların dedeleri ve babaları var.
Sahi biz burda yapılanları kınarken, Filistin Cumhurbaşkanı Mahmut ABBAS'ın, bu saldırılarda kimi kınadığını biliyor muyuz?
Birleşmiş Milletlerin, olağanüstü toplanmasına rağmen, Arap birliğinin, Cuma günü toplanacağını açıkladığını biliyor muyuz?
Filler tepişmekte, çimler ezilmekte.
Ölenlere Allah'tan Rahmet, kalanlara; akıl, izan, birlik, çalışkanlık, bilinç, feraset, yurtseverlik, insanseverlik, barış ve hoşgörü tavsiye ediyorum.
Ratiönalism
29-12-2008, 18:21
Sanki İslam şeriati çok iyide:rolleyes:rolleyes: Recm falan,Arapların Türk'leri ''araplaştırması'':rolleyes:
Halbuki İsrail-Arabistan kardeşler;) İkisi de Sami kökenliler
Kardeş,kardeşe yardım etmeli bence
Israil'in yaptigi acik bir katliam. HAMAS'a saldiriyoruz diyor ama coluk cocuk yüzlerce kisiyi hava saldirilari ile katlettigini bütün dünya görüyor. Simdi de kara saldirisina hazirlaniyor. Elbette ki Filistinliler Israil'in insanlik disi uygulamalarina karsi direneceklerdir. Bu direnis onlarin en dogal hakkidir.
Yillardir binlerce insanin ölmesine neden olan ve cözülemeyen bir sorun bu. BM ne ise yariyor, amaci nedir? Bu türden cözülemeyen sorunlara uluslararasi toplumun müdahale etmesini saglamak icin. Ancak ABD'nin Israil'in arkasinda durmasindan dolayi BM bir müdahale karari alamiyor. Acik ki BM hala uluslararasi kabul edilirligi olan güclü bir örgüt olamamis durumda. Belli ülkelerin veto hakkinin olmasi BM'nin anti-demokratik olmasina neden olmaktadir.
Uluslararasi kamuoyunun bu konuyu artik cözmesi gerekiyor. Filistinli cocuklari korku icinde aglasir sekilde gördügümde insanligimdan utaniyorum.
Bu katliamı Hamas ya da Hizbullah'ın üstüne yıkmaya çalışan arkadaşlara da niceliksel bir bilgi verelim.
Sekiz yıl boyunca atılan roketlerle ölen İsrailli sayısı 20 dir.
Sadece son saldırıda 30.12.2008 itibarı ile katledilen sivil sayısı 345 kişidir.
Ateşkes anlaşması sözde bir anlaşmadır.
Uluslararası anlaşmaları, BM verdiği kararları saymayan bir ülke Filistinle yaptığı anlaşmayı mı sayacak?
Ateşkes süresince hiç operasyon yapılmadığını mı zannediyoruz?
Bu denli şiddetli olmasa da küçük operasyonlar her zaman yapılmaktadır.
Sivil Filistin halkına uygulanan ambargo kalkmış mıdır?
Çekilmiş olan duvarlar ne alemdedir?
Geçişlerde yaşananları biliyor muyuz?
Bu katliam ne Hamas ne de Hizbullah'ın evde yapılmış, adı füze işi çatapat atmaları karşılığında yapılmamıştır.
Asıl hedef çok daha doğudadır.
Zaman beklenmiş, hava hissedilmiş ve oyun başlamıştır.
Arenaya asıl gladyatör çekilmeye çalışılmaktadır. Göstermelik ataklar buna işarettir.
İki tarafta fanatik dindar olunca savaş kaçınılmaz oluyor.
Ve güçlü zayıfı eziyor.
Ratiönalism
30-12-2008, 13:42
Hamas'ı seçen Filistinliler cezalarını çekiyor işte
Hamas'ı seçmeselerdi daha iyi olabilirdi
Hamas'ta halkı toplasa hadi neyse ama direk saldırır sonucunda halkı acı çeker
Terör örgütü Hamas'ın hükümet olması, Filistin'in dünya karşısındaki masum ve mazlum görüntüsünü bozmuş ve İsrail'in elini güçlendirmiştir.
İsrail'e katliamlarında bir haklılık bahanesi oluşturmuştur.
İsrail'in saldırılarından en çok etkilenenler sivillerdir.
Bu saldırılar vahşettir, terördür, katliamdır.
Tahrik eden Hamas da olsa, ilk saldırılar Hamas'dan da gelse bu katliamlar hoşgörülemez, bu vahşet karşısında suskun kalınamaz.
Ama ne var ki 90 yıl öncesi 1. Dünya Savaşı gibi dünyayı kasıp kavuran emperyalistler arası büyük savaş içinde yaşanmış acı olaylara ve katliamlara karşı tek yanlı olarak duyarlılık gösteren batı, gözünün önünde cereyan eden katliamlara karşı aynı duyarlılığı göstermemektedir. Göstermelik demeç ve kınamalarla geçmişte olduğu gibi bugün yaşananlar da geçiştirilmektedir.
İsrail'in katliamları karşısında "Ama Hamas'ın da roket saldırıları ve tahriki var" diyen zihniyet, aynı bakış açısını tehcir olayında ortaya koymamakta, "Şartlar ve tahrikler ne olursa olsun kabul edilemez" bulmaktadır. İşte bu ikiyüzlülükten Filistin halkına fayda gelmez. Bugüne kadar gelmemesinin nedeni de budur.
Bu yüzden ne Avrupa ne Amerika ne BM kılını kıpırdatmaz, sorunu çözmez.
Bu sorun, Hamas gibi terör yaparak da çözülemez.
Bu sorunun çözülmesi ABD imparatorluğunun çökmesiyle ve gerçek anlamda yansız ve barışçı bir BM'nin oluşturulmasıyla mümkün olabilir.
Dayan Filistin, az kaldı...
Ratiönalism
30-12-2008, 14:03
İsrail Yahudi olduğu için Müslümanlara saldırdıığı için katliam sayılıyo:rolleyes::rolleyes:
Çok eski tarihten Arapların Türk'leri ''araplaştırmak'' için yaptığı katliamlar katliam sayılmıyo:rolleyes: Çünkü onlar Müslüman.
THORSTEN SCHMITZ*
İsrail Başbakanı Ehud Olmert görev süresi boyunca ikinci kez bir hafta sonu savaş ilan etti. Bu sefer Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı. İlk savaşta, 33 gün süren Lübnan Savaşı’nda 1300 Lübnanlı ve 160 İsrailli öldürüldü. Bu savaş sonuçsuz kalan BM kararı dışında hiç bir şey getirmedi.
Lübnan savaşından sonra, İran’ın desteklediği Hizbullah tekrar silahlarını doldurdu, yeraltı barınaklarını onardı ve yeni kuşak savaşçıları silah altına almayı başardı. Hizbullah’ın ne zaman tekrar İsrail’e kısa ve orta menzilli roketlerini fırlatacağı an meselesi. 2006 yazındaki savaş Şii milislerini etkisiz hale getirme amacına ulaşılamamışken İsrail bugün bir kez daha benzer amaçla Gazze Şeridi’ni bombalıyor.
Kutsal Cumartesi günü beklenmedik biçimde meydana gelen “Kurşun Dökme” adı verilen ve okuldaki çocuklar, pazar yerindeki kadınlar ve and içme törenindeki polisleri de öldüren İsrail saldırısı, 1967’deki ‘6 Gün Savaşları’ndan bu yana ilk kez 1 gün içinde en çok insanın öldüğü saldırı oldu. Güçlü İsrail Ordusu Hamas’a korkmayı öğretmeye çalışıyor ama Gazze gerillalarının ölümden bile korkusu yok. Gazze’den ateşlenen roket yağmurundan başka İsrail şimdi tekrar intihar saldırısı tehdidi altında. Buna rağmen İsrail devletinin stratejisi bugüne kadar hiç değişmeden hep aynı kaldı: Şiddete başvuran Filistinli grupları şiddetle devre dışı bırakmak. Politikanın yapamadığını ordu yapabilir yanılgısının tek istediği şu: Sükûneti sağlamak. Ağır İsrail saldırıları sükûnet değil yalnızca daha fazla kargaşa yaratır. Bu saldırılar sonunda 3. intifadanın başlaması mümkün.
SALDIRI YOKSA HAMAS DA YOK
Ağır cumartesi bombardımanının ardında aslında İsrail’in güçsüzlüğü yatıyor. Ağustos 2005’ten beri Gazze’den çekilen İsrailli yerleşimcilerin ardından Filistinli militanlar İsrail tarafına 7 binden fazla roket ve bomba fırlattı. Her geçen gün İsrail askeri saldırısı daha da ağırlaştı ve ordu 1,5 milyon Filistinlinin sıkışık biçimde yaşadığı bölgeyi tamamen çembere aldı. Hamas tam da bu çemberi kırmak için İsrail’e bomba ve roket fırlatıyor. İsrail’in yaptığı askeri operasyonlar 1987’de kurulan Hamas’ın yaşam iksirini oluşturuyor. İsrail ordusunun her operasyonu Hamas’a var oluş hakkı taşıyor. Karşılaştırma yapmak çok basit: Gazze Şeridi’nde barış ve refah olsaydı güçlü bir Hamas olamazdı. İnsanlar Ortaçağ’dan kalma İslamın peşinden koşma yerine geleceklerini planlarlardı. İsrail, terör saldırısını provoke eden ve kin eken bombalama yerine, El Aksa Tugayı’na yaptığı gibi Hamas’ı da yeniden yapılandıracak bir yol bulmak zorunda.
İsrail, El Fetih’in militan grubu El Aksa Tugayı için bir politik süreç başlattı ve bunun sonucunda da terör grubu gereksiz hale geldi. Dünün El Aksa teröristleri İsrail’in affından sonra silah bıraktı ve bugünün düzenli Filistin güvenlik güçlerinin elemanları haline geldi. Bu konsept ve süre. Hamas için de hayata geçirilebilir.
ORTADOĞU BİR BOŞLUKTA
Bu tür bir politika uygulamak cesaret gerektirir ve bugünkü Ortadoğu siyasi boşluğunda ve belirsizliğinde bunun hayata geçmesi mümkün değil. İsrail’de şubatta seçim var ve yeni hükümet en erken nisanda işbaşı yapar. Bu günlerde ABD arabulucuları ve temsilcileri de ortalıkta yok. Yeni ABD Başkanı Barack Obama ve Dışişleri Bakanı Hillary Clinton 20 Ocak’ta göreve başlıyor ve ülkesinin kendi sorunlarıyla ilgilendikten birkaç hafta sonra Ortadoğu sorunlarıyla ilgilenebilirler. Geriye bir tek bu zamana kadar Ortadoğu sorunu konusunda ortak bir politika izlememiş olan Avrupa Birliği kalıyor.
Bu boşlukta Hamas burnunun dikine gidiyor ve yol haritasını belirliyor. İnsan hayatını hiçe sayan Hamas terörü, çok büyük bir olasılıkla İsrail’de sağcı Likud bloğunun adayı Benjamin Netanjahu’nun ikinci kez başbakanlık koltuğuna oturmasına yardım edecek.
İsrail bombardımanın fotoğrafları bütün Arap dünyasını nefretle dolduracak. Daha şimdiden Lübnan, Suriye ve Ürdün’deki Mülteci Kamplarındaki Filistinliler bombalamayı protesto ediyor. Bu zamana kadar İsrail’le Hamas arasında arabuluculuk rolünü üstlenen Mısır’a anahtar rolü düşüyor.
* Süddeutsche Zeitung,
http://www.sueddeutsche.de/
Alıntı: Birgün Gazetesi
yucemanitu
30-12-2008, 19:52
Hamas'ı seçen Filistinliler cezalarını çekiyor işte
Hamas'ı seçmeselerdi daha iyi olabilirdi
Hamas'ta halkı toplasa hadi neyse ama direk saldırır sonucunda halkı acı çeker
Ölenin Ermeni ya da Arap olması neyi değiştiriyor Rasyonalist? Madem Filistinlilere üzülmüyorsun Ermenilere nasıl üzüleceksin? Katliam katliamdır. Ayrıca Filistinlilerin önünde bin türlü mükemmel seçenek vardı da onlar yine de gidip bin tane mükemmel seçenek arasından Hamas'ı mı seçti?
Bunu geçelim Hamas'a çoğunluk oy vermiş diye bu katliamlar haklı mı oldu? Şu an Türkiye'de benzer bir düzen kurulsa Hamas benzeri bir şey başa geçse ve bir sürü çoluk çocuk öldürülse iyi olmaz bence.
Bu katliamların da hiçbir haklı tarafı yok katliam katliamdır nihayetinde.
İsrail'de, Filistin'de siyaseten homojen yapıda değildir. Bu nedenle ne topyekün İsrail ne de Filistin suçlanabilir. İsrail'li şiddet yanlıları Filistin'deki radikalleri, Filistin'deki radikallerde İsrail'deki şiddet yanlılarını beslemektedir.
Barış yanlısı İsrail ve Filistin vatandaşları ülkelerindeki faşist ve radikallere karşı silahlı mücadele başlatmadıkça ve bunları yok etmedikçe bu savaşın sonu gelmez.
İsrail ve Filistindeki radikallerin anladıkları tek dil şiddettir. Ve bunlara şiddet uygulanmalıdır. Gerisi boş. Savaşı kim başlattı, kim daha çok öldürdü tartışmalarının faydası ve amacı yoktur. Gerek Hamas'a, gerek İsrail radikallerine karşı düzenlenecek her türlü şiddet meşru ve mübahtır.
Bunu yapmayanlar bu savaşın kurbanları olmaya devam edecektir.
Selamlar.
yucemanitu
30-12-2008, 20:07
"Gerek Hamas'a, gerek İsrail radikallerine karşı düzenlenecek her türlü şiddet meşru ve mübahtır."
Ama sorun da burda şiddet Hamas'a karşı değil tek suçu Filistin'de doğmak olan masumlara karşı. Bu arada hoşgeldin seni tekrar gördüğüme çok sevindim.
Hoşbulduk Atlas. Benim silaha sarılması gerekenlerden kastım barış yanlıları, yoksa İsrail'in saldırısı değil. Önce iç savaş diyorum kısaca.
Selamlar.
yucemanitu
30-12-2008, 20:34
Tamam sevgili qw şimdi anladım ve ben de onaylıyorum.
Her başlıkta şoven, ırkçı yaklaşımlardan sıkıldım artık. Hiçbir haklılık gerekçesi veya aidiyet
sivil insanların hele hele çocukların katledilmesini haklı göstermez.
Lütfen sağduyu.
karadenizli
01-01-2009, 19:44
Hamas füze atıyormuş ha inanın bana sembolik birşeyden öteye geçemez hiç bir israilli ölmez orada adamlar soba borusundan yapıyorlar füzeyi.
Ama israilin silahları dehşet ancak büyük bir devletle savaşırken kullanılır.Kaç çocuk kaç ana öldü ve o yahudi domuzları orada oldukça sürecektir.
Onların acıma duyguları yoktur bu yüzden zaten her toplum tarafından dışlandılar işte bir delil daha bazen hitlere kızıyorum hepsini öldürüp intihar etseydi keşke
Hangi Filistin'li intihar saldırılarını kınamıştır, aksine ölen çocuk, genç İsrail'llilere sevinmişlerdir.
Aynı Filistin toplumu çağdışı Hamas'ı işbaşına getirmiştir. Hamas zihniyeti özgürlükleri yok etmek ister, kadını ortaçağ karanlığına hapsetmek ister, bilimi gelişmeyi reddeder. Şiddeti çözüm yolu değil, amaç olarak görür.
İsrail'lilerin yaşadıkları toprakları bırakıp gitmeyecekleri açıktır, kuruldukları andan itibaren siyonist emellerini hayata geçirmeye çalışmaktadırlar, onların dertleride Orta Doğu'da barış içinde yaşamak değildir.
Hiç biri masum değildir. Ölmeleri gerekiyormuydu? Gerekiyordu ki öldüler, yaşam ben böyle olacağını bilmiyordum bahanesini kabul etmez. Eğer ölenler çocuksa gençse bundan aileleri, devletleri, siyasetçileri, teröristleri sorumludur.
Hamas sonuçların böyle olacağını bile bile saldırmıştır. İsrail aradığı bahaneyi bulmuştur.
Bu savaşın suçluları mazlumlar ve masumlardır. Çünkü ülkelerindeki hainlere savaş bezirganlarına karşı savaşmamışlardır. Korkaklıklarının bedelini ödemişler, ödemeye de devam edeceklerdir, her iki toplum için de geçerlidir bu durum. İsrail'li bir barışçı elbetteki Hamas'lıdan bin kat iyidir. Ama benim teröristim iyidir dersen yakınmaya da hakkın yoktur.
Ne zaman ki enternasyonalist olurlar, ne zaman ki iç savaşa başlarlar o zaman ne İsrail saldırabilir ne de Filistin kurban olur.
Yoksa buradan İsrail'e tü kaka, Filistin'e vah vah tuh tuh demek ucuz ve boş laflardır.
İsrail ve Filistin'de bulunan savaş karşıtları ortak eylem yürütmelidirler ve bunu gerekiyorsa silahlı mücadele platformunda da sürmelidirler.
Selamlar.
Hamas Mücahidleri İsrail Askerlerini ABD Silahlarıyla Vurdu
Gazze'ye yönelik ağır bir kara ve hava sadırısı başlatıp büyük bir katliam gerçekleştiren siyonist işgal güçlerinin Amerikan silahlarıyla vurulduğu bildirildi
Filistinli mücahidlerin kararlı ve kahramanca direnişi karşısında Gazze'den kara birliklerini çekmek zorunda kalan siyonist İsrail rejimi öldürülen ve yaralanan İsrail askerleriyle ilgili yeni bir açıklama geldi
İsrail gazetelerinden Jerusalem Post'ta yer alan habere göre, El Fetih içindeki Dahlan çetesini geçen yıl Haziran ayında bozguna uğratıp El Fetih karagahlarında depolanan gelişmiş Amerikan silahlarına el koyan El Kassam mücahidlerinin bu silahları İsrail işgal güçlerine karşı kullandığı belirtildi
Dahlan çetesinden ele geçirilen silahların arasında binlerce M 16 ve Kalaşinkov silahlarının yanısıra, havan topları ve yüklü miktarda cephane bulunmaktaydı
Amerika tarafından Batı Şeria'da eğitilen Dahlan çetesi, Amerika'dan aldığı yüklü miktarda silah ve cephane ile Gazze'deki Hamas hükümetini yıkmayı ve Hamas hareketinin liderlik kadrosunu tasfiye etmeyi planlamıştı
Siyonist rejim kaynakları Gazze'ye düzenlenen kara saldırısı sırasında 2000 Kassam mücahidinin Gazze'nin kuzeyinde siyonist işgal güçlerine karşı direndiği, Gazze'de toplam 15 bin mücahidden oluşan dört Kassam tugayının bulunduğunu ileri sürdü
Diğer yandan Hamas hareketinin Mısır üzerinden geçen aylarda Gazze'ye yüzlerce füze, havan topu ve tonlarca patlayıcı geçirdiği de ileri sürüldü
Jerusalem Post gazetesi, Hamas hareketinin İsrail karşısında Hizbullah'ın 2006 yılındaki zaferinin bir benzerini kazanmaya çalıştığını belirtti
velfecr haber
03-04-2008
Arkasında iran olan bir örgütün soba borusu'na ihtiyacı olacağını düşünmüyorum. Zaten çatışma görüntülerindede silah konusundaki güç görülmektedir.
Hamas Geçen yıl çatışmalarda Golan sırtlarını vurdu.
janti
yucemanitu
04-01-2009, 20:16
Bir şeyi gözden kaçırmamak gerek Başbakan "İsrail insanlık suçu işlemiştir, hak yerde kalmaz, orantısız güç kullanmaktadır...vs." konuşuyor. Ama iki şey ilginç.
1. Bu Filistinli bebeleri parçalayan bombaları atan İsrailli pilotlar nerde yetişiyor? Ve başbakan İsrail ile yapılan askeri anlaşmaları iptal edecek mi? Elçiliği çekecek mi yoksa göz boyamaya devam mı edecek?
2. Muhalefetteykenki eleştirilerinde sürekli olarak "emperyalist" ve "siyonist" kelimelerini kullananlar şimdi bu iki kelimeyi neden kullanmıyor?
Uyan halkım uyan!
Başbakan son derece doğru davranmaktadır. Ülke menfaatleri de bunu gerektirir.
İsrail'i telin mitingleri düzenleyeceğine müslümanlar, Arapları telin mitingi düzenlesinler önce. Mısır'mı, Suudi Arabistan'mı, Ürdün'mü, BAE'mi, Irak'mı Amerika'nın dediklerinin dışına çıkabilecektir. Onlar kendi mefaatlerini kollarken Türkiye'nin kahramanlık yapmasının anlamı da, yeri de yoktur.
Çok mu zor bu kadar Arap ülkesinin birleşip Filistinlilere bir ülke kurmaları, hepsi İsrail'de dahil toprak versinler, kurulsun Filistin. Eğer amaç barış ise tabi.
Selamlar.
yucemanitu
05-01-2009, 04:45
Ben Arap devletleri Hamas'ın yaptıkları vs. onu demiyorum sadece "Müslüman parti" imajının ne kadar samimi olduğunu göstermek istedim. İsrail pilotlarının Konya'da yetiştiğini çoğu forumdaş bilse de bilmeyenler de var.
zaten bu bombalama olayı başlamadan israil başbakanı bizim RTE ile görüştüydü.Demekki RTE nin haberi oldu bundan ve engellemedi ya da engellemeye çalışmadı ya da engellemeye çalıştı da yeterli olmadı....
Sn. pw19'un tespitleri yerindedir.
Bu düşünceler günümüzde ve belkide ki karşı taraftaki birilerinin görüşleri de değildir üstelik.
Bizzat ateşin içindeki yüreğin de düşüncesidir.
"Bizler direndik, ileri atıldık ve kaçmadık..
Allah'ım! Ümmetin suskunluğunu sana şikâyet ediyorum! Ben ki kocamış bir yaşlıyım. Kurumuş iki elim, ne kalem tutuyor ne de silah! Sesimle yeri inletecek güçte bir hatip de değilim!
Ben ki saçları ağarmış, ömrümün son demlerinde, türlü hastalıkların yıktığı ve üzerinde zamanın belâlarının estiği biriyim!
Tek isteğim, benim gibi Müslümanların zaaf ve aczinden müteessir olanların yazmasıdır!
Siz ey Müslümanlar! Suskun ve aciz, helâk olmuş ölüler!
Hâlâ kalpleriniz sızlamıyor mu, başımıza gelen bu acı felâketler karşısında? Bir halk yok mu?
Hiç mi kimse yok, Allah için ve ümmetin namusu için kızacak?
Şerefli direnişçilerken, bizleri katil teröristler olarak ilan edenlere karşı duracak! Bu ümmet utanmaz mı, şerefi çiğnenirken? Siyonist katilleri ve uluslararası işbirlikçilerini görmezden gelirken!
Omuzlarımıza el verecek ve gözyaşlarımızı silecek bir bakış! Bu ümmetin kurumları, sivil güçleri, partileri, teşkilâtları ve bariz şahsiyetleri, Allah için kızmaz mı? Tümü birden sokaklara dökülüp, bizim için dua etmeye. 'Ey Rabbimiz! Gücümüzü topla, zaafımızı gider ve mü'min kullarına yardım et!' diye çağıramaz mı? Buna da mı gücünüz yetmiyor? Yakında bizim büyük ölümlerimizi duyacaksınız, o zaman alınlarımızda şu yazılacak:
Bizler direndik, ileri atıldık ve kaçmadık..
Ve bizimle birlikte çocuklarımız, kadınlarımız, yaşlılarımız ve gençlerimiz ölecek!
Onları, bu suspus ve bön ümmete yakıt yapacağız!
Bizden, teslim olmamızı ve beyaz bayrak dikmemizi beklemeyin! Çünkü biz, bunu yapsak da öleceğimizi biliyoruz. Bırakın savaşçı onuruyla ölelim! Dilerseniz bizimle olun, elinizden geldiğince, öcümüzü sizden her biri boynuna taksın!
Dilerseniz bize acıyarak ölümümüzü izleyin! Temennimiz, Allah'ın, emaneti savsaklayan herkesten kısas almasıdır! Umarız bizim aleyhimize olmazsınız! Allah aşkına, bari aleyhimize olmayın!
Ey ümmetin liderleri, ey ümmetin halkları!
Allah'ım!
Sana şikâyette bulunuyorum... Sana şikâyette bulunuyorum... Gücümün azlığını, imkânımın yetersizliğini ve insanlara karşı zaafımı Sana şikâyet ediyorum. Sen mustazafların Rabbisin... Sen bizim Rabbimizsin... Bizi kime bırakıyorsun? Bize cehennem olacak uzaklara mı? Veya düşmana m?
Allah'ım!
Akıtılan kanlar, dokunulan ırzlar, çiğnenen hürmetler, yetim bırakılan çocuklar, oğlunu yitirmiş anneler, dul kalmış kadınlar, yıkılmış evler ve ifsad edilmiş ekinler aşkına, sana şikâyette bulunuyorum.
Sana şikâyette bulunuyorum! Gücümüz dağıldı... Birliğimiz bozuldu... Yollarımız ayrıldı...
Halkımızın zaafını ve ümmetimizin bize yardım edip, düşmanı yenmedeki aczini sana şikâyet ediyoruz..."
Şeyh Ahmed Yasin
Hayatının büyük bölümünü İsrail hapishanelerinde geçirmiş, gözleri görmeyen, felçli, tekerlekli sandalyeye mahkum Filistinli lider.
22 Mart 2004'te, 67 yaşında, sabah namazına giderken bir İsrail füzesiyle şehid edildi.
Ve o şehidin tespiti çok çok yerindeydi...
Suskun ve aciz, helâk olmuş ölüler!
Sözün bittiği nokta.
yucemanitu
05-01-2009, 16:29
Bir de iç politika açısından bakmak çok zor galiba kendilerine kapatılma davası açılınca Kuran ayeti okuyan bir partinin beyni köleleşmiş düşünmekten aciz propagandacılarının suskunluğu da takdire şayandır.
Dine endeksleyip taraf seçeceksek, Japonlara bakıp budist olmalı yada Amerika'ya bakarak Hristiyan olmalı, en kolayı Yahudi olmalı.
Filistinlilerin acısından keyif almakla, ateistlerin cehennemde yanacağını düşünüp keyif almak aynı şeydir, bunu böyle gören insanın bırakın müslümanlığını, ateistliğini; insanlığını tartışmak gerekir.
Müslümanlığıda, ateistliğide şerefli, haysiyetli, merhametli, özgürlükçü, namuslu kılan insandır. Adam adam olduktan sonra, onun dindarlığının, dinsizliğinin önemi yok denecek kadar azdır.
Selamlar.
yucemanitu
05-01-2009, 17:03
Bir tarafın iki yüzlülüğüne vurgu yapınca bunu dine endeksleyip taraf seçmek olarak algılamak için bayağı maharet gerekir. Bana ne ölenlerin dininden. Adam adam olduktan sonra "şeref, namus, haysiyet" laflarına çok fazla kullanmaya da gerek yoktur.
Dünyaca tanınmış İsrail'li bir müzisyenin son saldırılar üzerine yorumu. Aslında yorumlardaki öz bize pek de yabancı degil :
http://www.timeturk.com/Israil,-Filistinde-artik-uzatmalari-oynuyor!-44343-haberi.html
saygılarımla
yucemanitu
05-01-2009, 20:11
Al işte CNNTürk'te haber izliyorum. Erdoğan ne demiş:"Tahrik Hamas'tan değil tahrik İsrail'den geliyor." daha bin türlü de yerden yere vurmuş İsrail'i şimdi İsrail şöyle böyle diye kıyameti koparıp hala askeri anlaşmaları iptal etmemek gelin sizin pilotları eğitelim demek nedir? Bunu söyleyince bunu teşhir edince rahatsız olup da dinlerden özgür birini dine göre taraf tutmakla itham etmek akıl karı mı?
Sanırım anlaşılmıştır ben İsrail'i de Hamas'ı da savunmuyorum bizdeki iki yüzlüler beni rahatsız ediyor. Onu konuştum.
Yazıklar olsun!
Dünyanın gözünün önünde katliam yapıyor İsrail.
Filistin yokediliyor. İşte soykırım bu!
ABD'si, AB'si destekliyor savunma amaçlı diye.
BM'den bir yaptırım yok.
Bu mudur insan hakları?
90-100 yıl öncesinin hesaplarını karıştıranlar, büyük savaştaki tehcirin hesabını soranlar neredesiniz?
Nerede İslam ülkeleri?
Suudi, Mısır, Suriye, İran neden müdahale etmiyorlar?
Bir İsrail ile başa çıkamayan İslam alemi lafa gelince mangalda kül bırakmıyor.
Hani Hizbullah'ı, Hamas'ı, El Kaide'si, İslam-ı Cihad'ı?
Neden kaç gündür İsrail'e bir darbe vuramıyorlar?
Gün bugündür! Nerede mücahitler?
Hac yapacaksan, cihad yapacaksan işte Filistin!
Korumasız yerlere, sivillere bomba atmak mı geliyor bir tek ellerinden?
60 yıldır İsrail'e karşı birleşemeyenler herhalde işi Allah'a bırakmış..
Mazlum edebiyatı yapmaktan başka işe yaramıyorlar.
Yarın İsrail çekilince yine başlarlar horozlanmaya.
Yuh olsun!
yucemanitu
05-01-2009, 21:01
Ölenin Ermeni ya da Arap olması neyi değiştiriyor Rasyonalist? Madem Filistinlilere üzülmüyorsun Ermenilere nasıl üzüleceksin? Katliam katliamdır. Ayrıca Filistinlilerin önünde bin türlü mükemmel seçenek vardı da onlar yine de gidip bin tane mükemmel seçenek arasından Hamas'ı mı seçti?
Bunu geçelim Hamas'a çoğunluk oy vermiş diye bu katliamlar haklı mı oldu? Şu an Türkiye'de benzer bir düzen kurulsa Hamas benzeri bir şey başa geçse ve bir sürü çoluk çocuk öldürülse iyi olmaz bence.
Bu katliamların da hiçbir haklı tarafı yok katliam katliamdır nihayetinde.
Yahu Ermeni tehcirine üzülenlerin buna üzülmediğini nerden çıkardın sevgili Pante? Aha bu mesaj da tehcirde ölenlere üzülen birine ait.
Yahu Ermeni tehcirine üzülenlerin buna üzülmediğini nerden çıkardın sevgili Pante? Aha bu mesaj da tehcirde ölenlere üzülen birine ait.
Tehcire ben de üzülüyorum.
Yazımda üzülenler demedim.
"Hesap soranlar" dedim ki bunu da en başta AB ülkeleri ve parlamenterleri oluşturuyor.
Bu tür çifte standartlar ilk değil sonda olmayacaktır. Dün Kafkasyada bugün ortadoğuda olanlara 3 maymunları oynayanlar , yarın farklı kıyımlardada farklı standartlarda olacaklardır.
Üzüldüğüm şey, onların silahı varsa bizimde allahımız ve muhammedimiz var diyerek çoluk çocuğun katledilmesine yol verilmesidir. Bence burda Zionizmden daha çok İslamın Allahı ve muhammedinin vebali vardır.
Hep diyoruzya uyan halkım uyan ,uyan insanoğlu uyan..
Bir tarafın iki yüzlülüğüne vurgu yapınca bunu dine endeksleyip taraf seçmek olarak algılamak için bayağı maharet gerekir. Bana ne ölenlerin dininden. Adam adam olduktan sonra "şeref, namus, haysiyet" laflarına çok fazla kullanmaya da gerek yoktur.
Sevgili Atlas senin yazına yanıt yazarsam bunu mutlaka anlarsın. Maharet kendine yazılmamış bir yazıya yanıt vermek olsa gerek.
O yazımın hedefide belli, muhatabıda, üstüne alınma.
Selamlar.
İsrail solunun yanı sıra kadın örgütleri de birlikte savaşa karşı ortak tutum aldılar ve eylemler düzenliyorlar. Ancak bunun medyada yeterince yer almamasından mustaripler.
TÜRKÇE
İsrailli Kadın Örgütlerinin Açıklaması
Gönderen Women in Black
Bizler, geniş politik yelpazeden kadınların barış örgütleri olarak, bombalamalara ve diğer öldürme biçimlerine son verilmesini istiyor; barış görüşmelerini derhal başlatmaya ve savaşa son vermeye çağırıyoruz. Ölüm dansı ve imha son bulmalıdır. Savaşın bir seçenek, şiddetin bir strateji, öldürmenin bir alternatif olmaktan çıkmasını istiyoruz. Bizim istediğimiz toplum, her bireyin kişisel, ekonomik ve sosyal bakımdan güvence içinde yaşam sürebileceği bir toplumdur.
En yüksek bedeli ödeyenlerin, her zaman olduğu gibi bugün de, kamuoyunun gözünden ve egemen söylemden dışlanmış olan kadınlar ile coğrafi, ekonomik, etnik, toplumsal ve kültürel periferden ötekiler olduğu bilinmektedir.
Gün kadınların günüdür. Sözcüklerin ve eylemlerin bir başka dilde yürütülmesini istiyoruz.
Ahoti: For Women in Israel
Anuar: Jewish and Arab Women Leadership
Artemis: Economic Society for Women
Bat Shalom
Coalition of Women for Peace
Economic Empowerment for Women
Feminancy: College for Women's Empowerment
Feminist Activist Group - Jerusalem
Feminist Activist Group - Tel Aviv
International Women's Commission: Israeli Branch
Isha L'Isha: Haifa Feminist Center
Itach: Women Lawyers for Social Justice
Kol Ha-Isha: Jerusalem Women's Center
Mahut Center: Information, Training, and Employment for Women
Shin Movement: Equal Representation for Women
Supportive Community: Women's Business Development Center
Tmura: The Israeli Antidiscrimination Legal Center
University against Harassment - Tel Aviv
Women and their Bodies
Women's Parliament
Women's Spirit: Financial Independence for Women Victims of Violence
yucemanitu
06-01-2009, 20:16
Sevgili Atlas senin yazına yanıt yazarsam bunu mutlaka anlarsın. Maharet kendine yazılmamış bir yazıya yanıt vermek olsa gerek.
O yazımın hedefide belli, muhatabıda, üstüne alınma.
Selamlar.
Yanlış anladımsa özür dilerim ben öyle algıladım yanlış anlamışım olabilir, zaten şaşırmıştım okuyunca yani yanlış anlamışım bir kasıt yok.
Başbakan Erdoğan'ın hakkını teslim etmek lazım, samimidir, değildir ayrı ama Filistin konusunda gösterdiği tavır tutarlı ve muhalefetin çok ilerisinde. İsrail'le ilişkileri bozmamaya özen göstermiş, ama sinsi yahudi mantığı bunu zafiyet olarak algılayarak Türkiye'yi yıpratma yolunu seçmiştir. Ehud Barak da Camp David'in intikamını alarak rahat bir uyku çekmiştir herhalde.
Ha keza Arap'lar Erdoğan'ın barış ve yardım çabalarına her türlü kösteği koymuşlardır, Suriye ve Mısır bu köstekte başı çekmektedir, İran her zamanki Hasan Sabbah entrikalarıyla ne dediği, ne istediği belli olmayan (zaten amaç bu) çığırtkanlığını sürdürmüştür, Suudi Arabistan ben bilmez Amerika bilir tavrından en ufak taviz vermemiştir ve yılın en istikrarlı politikasını o izlemiştir. Erdoğan sanırım gerçeklerle yüzleşmiştir, yani kaypak, alçak Orta Doğu siyasetiyle. Din kardeşlerinin ne kadar alçalabileceğini görmüştür umarım.
Almanya, İngiltere, Fransa ve sair Avrupa ülkeleri insan hakları ihlallerine, katliamlara seyirci kalarak yahudi soykırımının diyetini Filistin soykırımı ile ödeme yolunu seçmişlerdir, başkasının kanını ve parasını harcamak kolay tabi. Tabi burada bize Avrupa demokrasisinin ve insan hakları savuculuğunun örneklerini veren Avrupa'da yaşayan arkadaşlarımız aslında Avrupa'lının ne kadar iğrenç ve ikiyüzlü olduklarına dair bir yazı dahi asmadılar bu benim için tam bir hayal kırıklığı oldu.
Hamas sanki bu katliamlarda hiç payı yokmuş, yılanın başı o değilmiş gibi kurban rolü oynayarak yılın Oscar'ına aday olur.
Sanırım bu konuda en tutarlı ve sert tavrı Chavez göstermiştir, sonrada Türkiye.
Chavez İsrail elçilik görevlilerini sınır dışı etmektedir.
Machievelli nur içinde yatsın, tarihi alçaklar ve zalimler yazar demiş.
Borges Alçaklığın Tarihi II yi yazmak için konu sıkıntısı çekmezdi.
Selamlar.
israilli değilim,allah düşmanı degilim!
hala siviller filistini niye boşaltmaz hala allahuekber diye nida atanlar anlamazlar mı?
gelmeyecek ebabil kuşları kaçın,boşaltın o şehri canınızı kurtarın...
hala haması destekleyen halk o masum yavrularla şehadet mertebesinimi beklerler?
hamasın cennette vaat ettiği topraklarmı amaç?
yazık çok yazık! bu ne bilinçsizlik bu ne şuur?
aklıma o güzel söz geliyor;tacı haine giydiren halkın kanı ve göz yaşı dinmez!
http://www.haber10.com/makale/5741
ilginç ve farklı bir söyleşi, farklı bir Yahudi yaklaşımı.
saygılarımla
http://www.ekolay.net/haber/haber.asp?pid=64&haberid=586150
Bagımsız ve onurlu bir devlet olabilmek bazı kararlar almayı gerektirir.
saygılarımla
silahlandırmadığı halkını savaş bölgesinden çekmemek,
halkı çekip silahlı askeri bölgeye konuçlandırmamak,
bunları yaparken halkını cennet vaatleriyle kandırmak,
ölen masumların cesetleriyle kameralar karşısında tekbir getirmek...
bunlar hep onurlu devlet kuralları sanırım!
bu nasıl zihniyet ben içimizdeki hamaslıları göz ardı etmişim özür diliyorum.
Yahudi halkı hafta sonu yahudi askerlerin bomba attıkları siperlere çoluk çocuklarını da yanlarına alarak seyrü sefer düzenlemişler..Ellerinde dürbünleri,beraberinde götürdükleri çocuklarına da salıncaklar kurmuşlar bir güzel savaş seyrediyorlar..Çocuklara savaş seyrettirmek hangi akla mantığa sığar?.Diğer cephe de ise ölen ve yaralanan Filistinli insanlar ve çocukları var..Televizyon da biraz önce izledim, çok garip ve ürkütücü bir tabloydu gerçekten.Kan ve ölümü vicdanlarına rağmen nasıl da kanıksamışlar ve insanlıklarını kaybetmişler...
sevgili preach;
Televizyon da biraz önce izledim, çok garip ve ürkütücü bir tabloydu gerçekten.Kan ve ölümü vicdanlarına rağmen nasıl da kanıksamışlar ve insanlıklarını kaybetmişler...
diye yazmışsın ama üstünde durmaya çalıştığım komedyanın asıl ağlanası ve ağlarkende gülünesi durumu : bir tarafta ölenleri izlemeye gelen halk diğer taraftaysa üzerlerine füze yağarken sokakta gezip dolaşan,ölüm gönüllüsü bir halk!
iki tarafta yukardaki sözlerine bire bir uyuyor.bilmiyorum belki savaş psikolojisidir ama bu söylediğimi ancak şuursuz (deli) hale gelmiş insanlar yapar ama bence asıl sorular: bunun altında yatan saplantılı düşüncelerle nasıl mücadele edilebilir? iğrenç yahudi ve iğrenç yobaz islam kültürü ile ilgili ne tür iyileştirmeler yapılabilir ,insanlar nasıl aydınlatılabilir,bu din savaşları nasıl sonlandırılabilir olmalı....
"ölüm gönüllüsü bir halk!"
Bilerek yazıldığını düşünmüyoruz.
Şu an Gazze'de yaşayan halkın abluka altında olduğu, yabancıların Gazze'den çıkarken bile problemler yaşadığı ve hatta Eşi Filistinli olan bir Türk bayan'ın Gazze'den ayrılırken iki çocuğunun babası Filistinli eşi için çok büyük problemler çıkarıldığı, dış dünyadan ulaşmaya çalışan İNSANİ yardımların dahi bu bölgeye ulaşmadığı, bırakın göçmeyi, en basit ihtiyaçlarını dahi karşılayacak durumda olmadıklarını, 24 saat boyunca (son alınan karar ile günde 3 saat ara verilecek) devamlı bombardıman ve ölüme mahkum edildiklerini, toprak olan sınırların tamamının Israil askerleri ile sarıldığı, denize açık bölümünde İsrail donanmasınca hem ablukaya alındığı ve hem de bombalandığı (denizden yardım götürmeye çalışan Avrupalı savaşkarşıtı sivil bir gemiye dahi ateş açarak batma tehlikesi geçirten), dört ayrı mülteci toplama kampından biri olan Refah Toplama kampının Mısır'a sınır ve kapısı olduğu, buna rağmen satılık Mısır hükümetince yardımların bu kapıdan da yapılmadığı gibi bilgilerin bilinmemesinden kaynaklandığını düşünmekteyiz.
Ve dahi burada yaşayan halkın, gerçekte işgal altındaki Filistin topraklarından, zorla, buralara sürüldüğünü, bu topraklarda değil şu anki İsrail topraklarında yaşamaları gereken Filistinliler olduğu, Gazze, Refah, Darül Bela ve Han Yunus mülteci kamplarında zorunlu olarak yoksulluğa, açlığa, susuzluğa ve ölüme mahkum edildiğini de göz ardı etmiş olmalısınız.
Gözlerinizde biraz daha canlandırmak isterseniz;
http://tr.wikipedia.org/wiki/Gazze_%C5%9Eeridi
Tıklayabilirsiniz.
Tüm bunları bildiğinizi söyler iseniz;
Yardımınız dahi istenmemekte
bari gölge etmeyin şehitlerin üzerine...
sevgili mhmd;
kusura bakma ama yecuc mecuc hikayesinden kop artık reel dünyaya gel!
kara harekatı başlayalı çok az bir süre oldu,kaldıki israillin sınırlı sayıdaki askerle şuan bile şehrin her yerine hakim olmadı ulu orta açıktayken....soruyorum neyle neyi savunuyorsun?
bu halk çok önceden filistinin başka bölgelerine kaydırılıp yerine hamasın silahlı kuvvetleri yerleştirilebilirdi...
kaldıki bizim kurtuluş savaşımızla olayı ilişkilendirme çaban yerine başımızdaki pkk belasıyla ilişkilendirmenide tavsiye ederim....hani devamlı çocukları öne süren bir kürt kurtuluş örgütü var ya....
Hmmm.
Şu an öğrendim.
Gerçekten de böyle ise (ki; mutlaka araştıracağım) yazdıklarım hatalı.
Hatayı düzeltmek de bir erdemdir.
Yazdıklarımı geri alıyorum.
Da
Diyebiliriz.
Da
Diyebilirdiniz.
Olmadı.
Ve bataklığa doğru bir adım daha attınız.
Vermiş olduğunuz cevabınızın süresi ile bizim cevabımız arasında 23 dakikalık bir süre var.
Bizim yazımızı okumanız yaklaşık 1,5 dakikanızı aldı. Yazımızı verir vermez okuduğunuzu düşünür isek. (ki; bunu düşünmüyoruz)
Vermiş olduğumuz linki açmanız ve okumanız en az 5 dakinızı aldı. Linkin içindeki hiçbir link ve başka bir araştırma yapmadığınızı düşünür isek. (ki; kesinlikle aynen düşünüyoruz.)
Yazınızı yazmanız yaklaşık 3 dakikanızı aldı. Kendi hızımızı düşünerek yazdım. On parmak daktilo eğitimi almış birisi olarak düşünür isek. (ki; bu kadar hızlı olduğunuzu da düşünmüyoruz.)
Toplam 9,5 dakika eder.
23 dakikadan düşerseniz 13,5 dakika eder.
Tüm yazdıklarımızı ve yazdıklarınızı düşünmek için 13,5 dakika...
Fazla söze hacet yok.
Çok zekisizin vesselam...
hmm anladım sevgili mhmd...
özür dilerim senden, kara harekatı başlamadan önce halkın şeridin güney kısmına inme şansı yoktu,filistin içlerine gitme şansı yoktu,mısırda sınırlarını tamamen kapattığı için mısıra gitme şanslarıda yoktu!
ordaki masumlar mutlaka ölmeliydi onların kaderi buydu.....
anlamışmıyım?
sevgili preach;
Televizyon da biraz önce izledim, çok garip ve ürkütücü bir tabloydu gerçekten.Kan ve ölümü vicdanlarına rağmen nasıl da kanıksamışlar ve insanlıklarını kaybetmişler...
diye yazmışsın ama üstünde durmaya çalıştığım komedyanın asıl ağlanası ve ağlarkende gülünesi durumu : bir tarafta ölenleri izlemeye gelen halk diğer taraftaysa üzerlerine füze yağarken sokakta gezip dolaşan,ölüm gönüllüsü bir halk!
iki tarafta yukardaki sözlerine bire bir uyuyor.bilmiyorum belki savaş psikolojisidir ama bu söylediğimi ancak şuursuz (deli) hale gelmiş insanlar yapar ....
Kişinin sistemli bir şekilde olumsuz ve negatif bir uyarana maruz kalması ve bu sürecin uzaması sonucunda artık söz konusu etkiye tepki vermemeye başlaması durumuna sistematik duyarsızlaşma denir..Ne yazıkki dünya üzerindeki adaletsizlikler,eşitsizlikler,sömürüler,savaşlar,h aksızlıklar,cinayet,kan ,nefret dehşet,vahşetin çoğalması kişilerde böyle bir duyarsızlaşmaya ve toplumsal çöküşlere neden oluyor.insani duygulardan yoksun ama insan görünümünde bireylerin yetişmesine ortam hazırlıyor..Bilhassa taze ve çocuk beyni bu görüntüleri asla unutmayıp fotoğrafını çekip hafızaya kaydediyor..İlerisi, çeşitli psikopatik hastalıkları olan kişilerin nüfusunun yoğunlaştığı bir dünya da daha kötü yaşamlara mahkum olmak..
sevgiler
sevgili preach
genç bir doktor olarak sistematik apati fikrine katılmamak mümkün değil ama sosyolojik olarak olaya baktığımızda toplumsal bir refleks oluşmasını beklemekte en doğal hakkımız oysa....
işin ilginç ve şaşırtıcı tarafı böyle durumlarda daha çok sisteme ve idari yönetime karşı baş kaldırı şeklinde oluşan bu refleksin burada gelişmemesi aksine gönülden bir boyun eğme şeklinde gelişmesi söz konusu!
bir halkın beynini bu kadar yıkayan ve bu kadar duyarsızlaştıran asıl nedenin yozlaşmış ve yobaz bir alt yapının farkındamıyız?
bu tehlike türkiye içinde sırada ve tetikte bekliyor işte asıl ürkütücü olan bu! çünkü biz artık m.kemal zamanının acıyla bilinçlenmiş ve henüz tarihsel köklerinden kopmamış o eski Türk milleti değiliz....
sevgili preach
genç bir doktor olarak sistematik apati fikrine katılmamak mümkün değil ama sosyolojik olarak olaya baktığımızda toplumsal bir refleks oluşmasını beklemekte en doğal hakkımız oysa....
işin ilginç ve şaşırtıcı tarafı böyle durumlarda daha çok sisteme ve idari yönetime karşı baş kaldırı şeklinde oluşan bu refleksin burada gelişmemesi aksine gönülden bir boyun eğme şeklinde gelişmesi söz konusu!
bir halkın beynini bu kadar yıkayan ve bu kadar duyarsızlaştıran asıl nedenin yozlaşmış ve yobaz bir alt yapının farkındamıyız?
bu tehlike türkiye içinde sırada ve tetikte bekliyor işte asıl ürkütücü olan bu! çünkü biz artık m.kemal zamanının acıyla bilinçlenmiş ve henüz tarihsel köklerinden kopmamış o eski Türk milleti değiliz....
Olaya sizin baktığınız açıdan bakarsam tabii ki dediklerinize katılmamak mümkün mü?Tabii ki yobaz alt yapının da farkındayım..Filistinde ki insanların başkaldıracak gücü zaten yok..Feryat edip durmaktan başka çıkar yolları da..İsraillilerin ise içselleştirdiklari nefreti anlayabilmek mümkün değil..Dünyanın bakış açısı ise her zamankinden farksız..Türkiye derseniz bilinçsiz ve arap dinine saplanmış insan kitlesinden meydana geliyor..Ben Atatürk'ün "Türk milleti zekidir,Türk milleti çalışkandır "derken bunun böyle olmadığını tüm açıklığıyla görüp gaza getirme amaçlı söylediğini düşünüyorum.Aziz Nesin de milletimizin zekası ile ilgili bir tesbitte bulunmuştu hatırlarsanız..
Sevgiler
yucemanitu
12-01-2009, 05:24
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=916389&Date=12.01.2009&CategoryID=81
Sosyolojik geri kalmışlığın; zamanı, tarafı, dini, ırkı, mezhebi yoktur.
Toplumsal kabullerin de yukarıdaki özellikler ile korelasyonu yoktur.
Şu an vahşet gerçekleştirilen topraklardaki halk için, 'ölüm ve kan fetişisti' deyimi kullanılabilinir.
Gerçekten de sistematik bir süreçteki lokalize edilmiş olan halka bırakılan tek şey de budur.
Ancak;
Toprağın altından çıkarttıkları bebek ölülerini teşhir, o bebekleri toprağın altına gömen zihniyetten daha zalim ve geri kalmış değildir.
Şu an tartışılan toplumun ölü ve kan fetişizmi değildir.
Bu sonuca götüren süreci aktif olarak kontrol eden ve gelinen noktada kendisine, gücü ölçüsünde düşman yaratan kontrolsüz ve ölçüsüz güçtür.
Sn. kaancan,
Kimseden özür dileyecek birşey yapmadınız. Kinaye dahi olsa.
Yazılarımızda, kadercilik ya da masum edebiyatı yapmadık.
Filistinli bir kız çocuğunun ağlamaklı ağzından, sizlere şiir de aktarmadık.
Olanı, olduğu gibi yazdık.
Oysa ki;
Yapmış olduğunuz değerlendirmeler tam da National Geographic (Müptelası olduğumuz bir kanaldır) kanalı uyarınca olmuş.
Öldürmek, güçlünün hakkıdır.
Av, zaten doğal seleksiyon ile avcınındır.
Doğada, zayıf ve güçsüzlere yer yoktur.
Zayıf ve güçsüzlerin ortadan kaldırılması gelecek nesillerin varlığı için vazgeçilmezdir.
Kendini savunamıyor ise av olmayı hak etmiştir.
.
.
Başlarken söylemiş olduğumuz geri kalmışlık, her yer ve zaman için, her taraf ve ırk için, her din ve mezhep için ve dahi kişi işin geçerliliğini sürdürmektedir.
meaculpa
12-01-2009, 16:57
Uluslararası İnsan Hakları İzleme Örgütü İsrail’in Uluslararası yasalarca kullanımı yasak olan ‘beyaz fosfor’ gazı kullandığını açıkladı
Yasak ama kim ne yapıyor? Uluslararası diye nitelendirilen bir örgütün yada onca ulusun onayladıgı bir ton zırva anlaşma neden hala tek bir israil caniliğine dur demeye yetmiyor. Nedir bu iki yüzlülük ! Başka zaman olsa vaveylalarla ortalıgı yıkan, insan haklarının sert savunucusu olan Avrupa nerde! Hepsi göz yumuyor tüm olan bitene. Yapılan tespitlerde Yahudi soykırımının diyeti olarak kendilerinden öte bir halk, kendilerinden öte bir toprak olan Filistin resmen peşkeş çekiliyor tüm dünyanın gözleri önünde. Avrupa arada bir iki uyduruk girişimle timsah gözyaşları dökerken en çirkin tavır yine arap ülkelerinden geliyor. Hepsi birilerinin kıcının dibinde yaranma derdinde. Başka zaman olsa kitap, ayet, din, insanlık bırakmaz kök söktürürler tebaya. Buyrun hadi kalksın eliniz, kılıcınız kuşanılsın cani İsraile... Ama kimin gözü yer onca muhalefeti, onca ambargoyu! Herşey sistemleşmiş bir çıkarın içinde. Görgü tanıkları İsrailin mısır üslerini kullandığını belirtiyor ve kimse o anda durup da ne dini, ne imanı ne insanlıgı diyebilecek noktada bulamıyor kendini. Bu nasıl bir kayıtsızlıktır. Devlet politikaları, halk tarafından böyle durumlarda alaşağı edilmiyorsa varsın birbirlerini tüketene kadar yesinler. Olan sivil halka oluyor. Bu nasıl bir insanlıktır ki Fosfor gazıyla etde, kemik de ne varsa resmen akıtıp bırakmaktan zevk alabiliyor. Zaten dengesiz bir güç ilişkisi içinde sürmesi dayatılmış bir savaş. Zaten orantısızlık allahına kadar... Nedir bu insanları bu kadar gözü dönmüş, azılı katil yapan hissiyat !
Fransa, Avrupalı askeri gözlemecilerin, İsrail ve Hamas arasındaki olası bir ateşkesi denetlemek için Gazze'ye gönderilmesini istiyormuş. Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner, Europe-1 radyo kanalına yaptığı açıklamada, "Avrupalı gözlemcilere ihtiyaç var" diyormuş. Artık neyi gözlemleyeceksiniz derisi kemiğinden ayrılan binlerce gaz bombası magdurunumu, yoksa kafasına bombalar düşen binlerce coluk cocuğumu. Bırakın artık iki yüzlülüğünüzü, Avrupa bi tek kendine insan. Gerisi ölmesi gereken güçsüz insanlar. Dünya kaynakları tükeniyor mantıgı ile birilerinin ölmesi kesinlikle şart diyen tehlikeli ve katil sistemli bir mantıgın efendileri hepsi.
Filistin eriyor, insanlar yok oluyor. Bu tarihde bütün dünyanın gözleri önünde alel bir katliam bu. Yazıklar olsun...
Son sayfa daki yazılanların hepsi doğru tespitler, katılıyorum anlamında, mhhmd, preach, kaancan ve özellikle mea.
Tamam arkadaşlar geri kalmışlığın dini, imanı yok iyi de ileriye gitmenin önünde ki engellerden biride din değilmidir? Çok parası olup da hala geri kalmış olan bir çok Arap ülkesi var bununda açıklanması gereklidir.
Kısaca hukukta, eğitimde, insan haklarında ileri olan bir tek müslüman ülke yok. Demek ki sosyal alanlarda ileri olan ülkeler aslında bilim ve teknolojide de gelişmiş ülkelerdir. Buna bakarak korrelasyon var diyorum mhmmd.
Tekrar vurgulamakta ihtiyaç görüyorum, din kiliseye hapsolduktan sonra bu ülkeler gelişmeye başladı. İslamiyetin okulda, hukukta, sokakta olması ne halkları daha dürüst, ne daha adaletli, ne de akıllı yapıyor. Kısaca İslamiyet'in topluma katkısı hep olumsuz doğrultuda, bu kadar günahla cennet de çok uzak gözüküyor Müslüman toplumlara. Biraz pragmatik olmakta bir sakınca yok, nasıl diyorlarki inanırsan ne kaybedersin, evet işte kaybedilenler dürüstlük, insan hakları özellikle kadın ve çocuk, eğitim, sağlık, adalet, refah yaşam ve kaybedenler Irak,
Filistin,
Afganistan,
Suudi Arabistan,
BAE (BAE Dubai ve Abu Dabiden ibaret değil),
Fas,
Cezayir,
İran,
Somali,
Bengladeş,
Nijerya,
Katar,
Sudan,
Umman,
Türkiye,
Ürdün,
Suriye,
Mısır,
Özbekistan,
Türkmenistan,
Azerbaycan,
Pakistan,
Kırgızistan,
Tacikistan,
Çeçenistan,
Yemen,
Lübnan,
Mali,
Kazakistan
ve dahi niceleri, tam 56 müslüman ülke. Hangisi ilerlemiş. Korrelasyon buna denmezse neye denir İslamiyet ve az gelişmişlik arasındaki korelasyon %100 dür.
Buyurun arkadaşlar bana bir tane mostralık müslüman ülke gösterin.
Selamlar
Günümüz için verilebilecek örnekler.
Din şeriatı diyorsanız, Yahudi şeriatı ile yönetilen İsrail,
İslam'i halk (%60) diyorsanız Malezya,
Tanrıya inananların çoğunlukta olduğu (%76) ülke diyorsanız ABD.
Tarih içinde çok daha parlak örnekler bulunduğunu bizden iyi bildiğinizi biliyoruz.
Ve tekrar ediyoruz.
İnanç ya da İslam, geri kalmışlığın sebebi olamaz.
Yoktur bir korelasyon.
Uluslararası İnsan Hakları İzleme Örgütü İsrail’in Uluslararası yasalarca kullanımı yasak olan ‘beyaz fosfor’ gazı kullandığını açıkladı
Bırakın artık iki yüzlülüğünüzü, Avrupa bi tek kendine insan. Gerisi ölmesi gereken güçsüz insanlar. Dünya kaynakları tükeniyor mantıgı ile birilerinin ölmesi kesinlikle şart diyen tehlikeli ve katil sistemli bir mantıgın efendileri hepsi.
Filistin eriyor, insanlar yok oluyor. Bu tarihde bütün dünyanın gözleri önünde alel bir katliam bu. Yazıklar olsun...
Sevgili meaculpa,
Iste gercek, bu kadar dogru ve net. Yüregine gönlüne saglik.
Bu savaslar kafalari biraz olsun karistirmak icin..
Diger yaptiklari, hic gözle görünmüyor... Sessizce olup bitiyor.. Sadece ates düstügü yeri yakiyor. Bu kanli savaslarda ölenlerden daha fazli canli insan; efendilerine yer acmak icin katlediliyorlar.
Sömürü sablonun bir de, izlenecek yol haritasi var...
Ilk sirayi, '' illa da müslüman olacaksin '' aliyor.
Sonra diger detaylar.
Saygilar.
göz gördüğüne kulak duyduğuna inanmıyor....inanamıyor!!!
korelasyon yokmu?????????
yazık bu nasıl körü körüne bir inanış bu nasıl insan onurunu ayaklar altına alan bir inkar!!!
böyle bir inkar ne münafıklarda ne müşriklerde nede tarihte görülmemiştir!
tarih yazmaz!
bu sitenin var oluşunun tek bir nedeni vardır; insanları islamın geri kalmışlığını esas alan obsesif(cinler,periler,şeytan,günahlar vs...) yaşam şeklinden insanları kurtarmak, insanlara gerçekleri gösterip sağlıklı bir psikolojiyle huzurlu bir hayat görüşü sunmaya çalışmaktır.
durum böyleyken aramızda gerçekleri göz ardı edip utanmadan sitede yazanların olması beni rahatsız ediyor...
arif olan insan tartıştığı insanların fikirlerinden mutlaka tutacak bir parça bulur kendine! sitenin hemen hemen her başlığında islamın geri kalmışlığı yüzünden yaşanılan binlerce olayın eleştirisiyle doluyken....
sitenin adını taşıdığı kişi bu geri kalmışlık yuzunden öldürülmüşken!
ah o Atatürk olmasaydı nerde yazardı bu gözleri kapalı müminler nerde???????
bu neyin çabasıdır? bu aklama çabaları neden? harşey apaçık ortadayken güneşi balçıkla sıvamak neden?
tüm dünya islamın geri kalmışlığından,çağ dışı uygulamalarından,cihad sevdadından kaçarken kim ,neden bu kültüre yaklaşmak ister?
çıkar nedir? örtülünce gerçekler kim ne kazanır cahaletten başka?
Günümüz için verilebilecek örnekler.
Din şeriatı diyorsanız, Yahudi şeriatı ile yönetilen İsrail,
İslam'i halk (%60) diyorsanız Malezya,
Tanrıya inananların çoğunlukta olduğu (%76) ülke diyorsanız ABD.
Tarih içinde çok daha parlak örnekler bulunduğunu bizden iyi bildiğinizi biliyoruz.
Ve tekrar ediyoruz.
İnanç ya da İslam, geri kalmışlığın sebebi olamaz.
Yoktur bir korelasyon.
Elbette(ben kabul ediyorum babında) İslamiyetin geldiği döneme göre daha ilerici olduğu muhakkak ve sağladığı motivasyonun müslüman ülkelerin ileri gitmelerinde lokomotif etkisi vardır.
Yalnız dikkat edin o dönemlerde, bugün değil. Her sistem doğar, büyür gelişir ve ölür doğanın kanunu bu. Ben bunu kabul ediyorum siz buna Allah'ın yasası da diyebilirsiniz.
Bu yasa herşeye eşit mesafede durur ve ayrım yapmadan, kayırmadan işler. İslamiyet de doğdu, büyüdü ve öldü.
Amerika örneği yanlış oldu, çünkü bilimde ilerleme gelişmenin mihenk taşlarından birisidir ve hal böyle olunca genel manada Amerika halkı yerine bilim insanlarındaki inanç yüzdelerine bakmak daha sağlıklı olur, Amerika ve İngiltere de bilim insanlarında ki dinsizlik oranı %93'lere dayanmaktadır.
Evet gelelim Malezya örneğine bencede kabul edilebilir bir örnek.
Selamlar.
meaculpa
13-01-2009, 03:04
İnanç yada islam mı neden bu geri kalmışlığa???
Üzerinde düşünülmesi gereken bir soru olmuş qw19...
Olaya sadece inanç çatısı altında bakınca böyle bir şeyi kabul etmek elbette olası değil. Gelişmiş diye nitelendirilen bi çok ülkede de inançları ile var olan insanların ortak emekleri mevcut. Aramızda inançları ile var olup da fikirlerini paylaştıgımız insanlarda var. Şimdi kalkıp bunların hepsine gericisin sen çünkü inanıyorsun demek olur şey değil. Tabiki incelenmesi gereken nokta olayın devlet boyutunda. Devlet gelişimlerinde dine ne kadar müdahale hakkı tanıyor? Sanırım filmin koptugu yer burası. Gelişmemiş diye nitelendirdigimiz ülkelerde din bende devletten cok halkın içinde yaşatılıyor. Yani gelişmemişliğin kaynagı direk dine baglanamaz. Bu iş çok fazla parametreli bir tespitin sonucunda ancak neticelenebilir. Mesela filistin işte gözümüzün önünde. Yıllardır gelişeceği varsada çomak sokulup arenaya salındı üzerine de israilin azılı ve aç aslanları saldırtıldı. Filistin de kendi içinde pür-i pak değildi elbette. Haması ile el fetihi ile elele verip bir kaos yaratmayı başardılar ve çıkar cevreleri için biçilmiş kaftanın birer parcası oldular.
Bu konuda Mhmhd e hak veriyorum. Geri kalmışlığın sebebi inanc yada islam değil bence. Çünkü bu adamların yaşadıkları islam da inanc da tartısılıyor, tartısılır da. İnancıyla, müslümanlıgıyla bilime, sanata, edebiyata vs katkı saglayan binlerce insan var. Ki tek bir insan bile olsa yine istisna demem. Bununla gelişen tek bir birey bile olsa neden din olarak yansıtılmaz. Bence bu geri kalmışlığın en büyük nedeni insanların cehaleti ve cehaletin sebebi olarak inançlarını göstermeleri. Sanırım onlarda anlamış değiller neye niçin ve hangi esaslarda itikad ettiklerine. Aksi halde bu adamlar hakkyla inanan olsalardı bugun filistin e qw19 nın saydıgı tüm ülkelerden ciddi destke yagar ve bu savaşın bitirilmesi için binlerce dayatma unsuru oluşturulabilirdi.
Arkadasim sana bazi ornekler vermek isterdim.sen islamin geri kaldigini soyluyorsun sende bir ateistsin veya baska bir inancdansin.sana sunu soyleyeyim cik disariya bir bak arabalar evler vs.......seyler insanlar tarafindan yapilan birseylerdir ve sende bu dunyaya kendi kendine gelmezsin seninde yaradanin vardir .tabi bu sana gore cok sacma birsey olabilir bu dogal birsey .
Şirretlik ve saldırılar bizi ilgilendirmez.
Yolumuz var.
Bilgiye, doğruya güzele.
Bu yoldan bizi kimse çeviremez.
Körü körüne inançla yargılayanlar esasta sanık koltuğundadır da.
Bizden utanmayın, biz de sizden utanmıyoruz.
Karşı görüş ile sanal ortamda bile yazışmaya tahammülü olmayan genç Tıbbiyeliler ile ilk karşılaşmamız değil bu. (Değerli hekim dostlarımı tenzih ederim)
Genellemelerin, ön yargıların, yaşanmışlıkların tortusu oturmuş camdan bakma hatasına düşülmüşse çok da üstünüze varmamak lazım.
Geçtik.
Sn. pw19,
"Bu yasa herşeye eşit mesafede durur ve ayrım yapmadan, kayırmadan işler."
Tam onikiden bir cümle. Siz buna doğanın kanunu diyorsunuz, biz ise Tekliğin ahengi.
Betimlemelere takılmıyoruz. Doğruluğunu düşündüğümüz bir cümle.
Devletler doğar, yaşar ve ölür.
Uluslar da öyledir. Ancak halklar bir şekliyle yaşar.
Kültürler de lokalize olup silinebilir ancak düşünce ve idealler yaşamaya devam eder.
Sizin bahsettiğiniz İslamiyet de yine bahsinize konu şekli ile gelişimini tamamlamış ve güçsüzleşmiştir, doğrudur.
Ancak bu statü de sabit değildir.
Devinim ve değişim sonsuzdur.
ABD örneğimizde ısrar edeceğiz. (Mal bulmuş mağribli gibi değil)
Toplumlar bir bütündür. Bu bütün, toplumsal bilinci oluşturur. Bir halkın sadece bir kesimini alarak, başarı bunlarındır demek anlamsızdır.
Vergisini veren, siyasetçisiyle destekleyen, gücü ile koruyan, sinerjisi ile büyüyen halkı ortadan kaldırırsanız ne bilim kalır ne bilimadamı.
Osmanlı devleti, (1300-1600 arası) girdiği topraklardaki sanatçı ve düşüce öncülerini İstanbul'da toplamıştır. İnançlarına bakılmaksızın seçilen bu elit tabaka devlete medeniyet kapılarını aralamıştı.
Bu medeniyetin tek nedeni gelenlerin inancı mıydı?
ABD, tüm dünyadan beyin göçünün aktığı bir ülkedir.
Yeniliğe, bilgiye, bilime açık yapısı ve sistemi ile tüm dünyadan topladığı beyin ile tüm dünyaya hükmetmektedir.
Bu sistemi ayakta tutan da ABD halkıdır.
Başarı hepsinindir.
Geçen günlerde 'Şeytanın gör dediği' başlığımızda ülkelerin inançlarıyla alakalı bir istatistik vermiştik. İncelemenizi önereceğiz.
Tekrar ediyoruz.
Gelişmişlik ile inanç arasında bir bağ yoktur.
hey gidi mhmd!
kara kitap buyuk, okyanuslar mürekkep olsa onu yazmaya güç yetmezmiş...
sana laf yetistirmeye hiç değmezmiş....ANLADIM.
dediğim dedik çaldığım düdük! sen var git yolundan bilgiye,doğruya,güzele...
ama şirret,saldırgan diye söz etme tıbbiyeliye...
sanık koltuğundakilerle gurur duyoyoruz biz...
asıl amerikadaki zavallılardan utanın siz...
bu tıbbıyeli diyarbakır dağlarına tahammül etmiş...
sana tahammül etmezmi hiç?
biz ne genellemelerin ne ön yargıların üstüne gittik...
birtek kurşun yemedik!
siz iyi bilirsiniz kahpeçe adam öldürmeyi...
bu yüzden o şerefide size verdik!
ne amerika sevdanız ne manda sevdanız bitmez sizin..
olmadı osmanlı dersiniz için için...
bir tek türk cumhuriyetini kabul etmezsiniz...
söyle ey sevgili mhmd derdin ne senin?
:eek:
Bir of çeksek karşıki dağlar yıkılır....
Milli Eğitim bakanlığı tarafından okullara geçilen bir bildirge ile , tüm okullarda Filistinde Katledilen çoluk çocuk ve kendini öldürten insanlar için saygı duruşunda bulunulmuş.
Bu saygı duruşunda bulunan öğrenciler içinde İbrani kökenli yokmudur yada Filistin mücadelesine hak vermeyen öğrenciler yokmudur ?
Bu saygı duruşunu sorgulayacak öğrencilerin genç beyinlerine Irkçılık pompalanmayacakmıdır ?
Sn. janti,
Kaynağınızı verebilir misiniz?
Sevgili mhmd , Haberlerde geçiyor , ayrıca oğlumda okulunda saygı duruşunda bulunmuş.
http://www.cnnturk.com/2009/turkiye//01/12/yarin.filistin.icin.okullarda.saygi.durusu/508606.0/index.html
http://www.memurtr.com/Meb-Personeli/1834-Yarin-saat-11.00-da-okullarda-saygi-durusu.html
http://www.haberalemi.net/74393_Gazze-icin-okullarda-saygi-durusu.htm
Arkadaşlar; inançlarla gelişmişlik arasındaki bağlantıyı kuramamanızı esefle karşılayıp, teessüf ederim, ayrıca bundan çok müteessir olduğumu bilmenizi ziyadesi ile reca ederim.
Bunların uzun uzadıya tartışıldığı başlıklar olduğu için kısaca değinip bırakacağım, ispatlarım ise günümüzde ki ülkelerin yaşamlarıdır.
İnanç sistemleri ile doğrudan bağlantısı olan şeyler demeyeceğim çünkü tüm sosyo-ekonomik yaşam inanla doğrudan bağlantılıdır.
Tam da genelleme yapılacak konudur bu ilişki. Eğer bunda da genelleme yapamayacaksak nerede yapacağız.
Sizin iddialarınız burada bana ne, bana ne ilgisi yoktur demekten öte değil.
Neyse Filistinliler güme gütmesin diyeceğim ama biçareler ne kadar daha kötü duruma düşebilecekler bilemiyorum, inşallah Allah vardır. İyi de kolu bacağı kopan, şarapnellerle vücutları parçalanan çocuklarla Allah'ın nasıl bir hesabı olabilir ki. Çocuklarını kaybeden o ana, babaya hangi cenneti bahşetsen kabul eder ki.
Allah müslümanları terkedeli yüzyıllar oldu, sanırım kimseyle beraber değil artık.
Acı olan işte burada genelleme yapmaktır, çünkü ateş düştüğü yeri yakar, insan empati yaptığı zaman yaşayası gelmiyor, o çocukların acısı, o ana babaların acısı... Tüm dünya yansa kavrulsa umurumda olmaz. O acı o insanların cehennemi değildir de nedir, adam sırf o günü bir daha yaşamamak için elli kere cehenneme gider.
evrensel-insan
14-01-2009, 00:54
Saygideger qw19;
Allah müslümanları terkedeli yüzyıllar oldu, sanırım kimseyle beraber değil artık.qw19
Zannedersem, allah; su siralar-21. yuzyilda-amerikan idealizmi ve onun gucunun arkasinda. Yani, hep gucluden yana. Guclu kimse, onun yaninda. Eskiden, muhtacin, gucsuzun yanindaydi, o da modaya uydu. Oyuzden, allah; yonetenden, yonlendirenden, ayirandan, bolenden, savastirandan v.s. kisacasi; insanlik disindan yana. Belki de, artik seytanla kolkola ve beraber. O yuzden, amerikan idealizmine ve mentalitesine karsi olacak olanlar, allaha da karsi olmak zorunda. Yoksa, toptan kaybederler.
Saygilarimla;
evrensel-insan
''Zannedersem, allah; su siralar-21. yuzyilda-amerikan idealizmi ve onun gucunun arkasinda. Yani, hep gucluden yana. Guclu kimse, onun yaninda.'' E.İ
O bir araç, güçlü onu kullanıyor, var olsaydı kendini kullandırtmazdı diye düşünmekteyim.
Buşhun ağzından düşmedi O bir türlü,şimdide Obama kullanır.
Bizde de Kürt-islam ,Türk-islam,panislam,ver islam olarak kullanımda.
kararsiz
14-01-2009, 01:35
unutmayalim abd ve muttefikleri petrol seyhlerine ne kadar bagimliysa, petrol seyhleri de ayni derecede abd'ye bagimli. arap ulkeleri bir olup filistine ulke felan kuramaz cunku arap ulkeleri israilin verdigi mesaji alti gun savasinda aldi. Araplar israili yenemez.
Dikkatlice okunması dilegiyle. Çarpıcı vurgular var.
http://www.daplatform.com/news.php?nid=3930&PHPSESSID=1585d34b3484b645e98b17af6dd1c6c0
saygılarımla
Benim endişem de şu oluyor hep, Afganistan'da Rua işgaline karşı çıkıyorsun, bir bakıyorsun o desteklediğin halk Taliban'ı iktidara taşımış, Taliban'da Rusların yaptığının 10 katını yapıyor halka.
Şah rejimine karşı çıkıyorsun, a aa mollalar Şah'ın elli katı anti demokratik, yaptıkları katliamlarda Şahı kırk geçmiş.
Al yarın İsrail çekilsin, bunlarında yiyeceği aynı herze, Haması iktidara taşırlar, onlarda ilk iş ne kadar aydın, demokrat Filistinli varsa katleder. İsrail'i mumla aratırlar.
İnsan ne yapacağını şaşırıyor, alçaklar arasında tercihte hissetmek berbat bir duygu.
Buyrun hangi alçağı destekleyeceksiniz.
Kimse hamasi nutuklar atmaya kalkmasın Filistin halkının yanında olalım falan diye, neyi kasteddiğim çok açık, İsrail saldırısına karşı çıkmak Hamas'ın işine yarayacak, Hamas'a karşı olmak da İsrail'in işine yarayacak.
Sevgili Dilaver sen hepten c/p ci olmuşsun. Bir tane dişe dokunur tesbit yok yazıda, sol ajitasyondan başka bir şey değil.
Selamlar.
Sevgili Dilaver sen hepten c/p ci olmuşsun. Bir tane dişe dokunur tesbit yok yazıda, sol ajitasyondan başka bir şey değil.
Oradaki tespit zapatistlerin kendisi, Marcos'un kendisi. İşinize gelir ya da gelmez. Ancak şu önemli bizzat katliamın, savaşın içinden birinin gözlemi bu.
İnsanların, ulusların neyi tercih edip etmeyecegi kendi sorunları. Ülke içindeki akımların varlıgı esas itibarıyla o ülkenin iç dinamiklerinin getirisidir. Ancak dış ise bunu bazı akımların kökünü kazımaya yardım ederek etki eder. Genellikle de işbirlikçi hükümetler yoluyla gerçekleştirir bunu. Soguk savaş, anti komünizm, SSCB nin yıkılması vs. dünya ölçüsünde marksizmim geri çkilmesine yol açtı. Kapitalizm bunu ideolojik olarak bu güne kadar saglamlaştırmaya çalıştı. Ancak son krizden sonra dünya artık asla eski dünya olmayacak, bunun göstergeleri dünya çapında yeteri kadar mevcut.
Haması sevmeyebilirsiniz, karşı çıkabilirsiniz. Ancak şunu göz önüne almalısınız. 1948 yılında bir sabahın köründe Filistinlilere kalkın gidin buradan buraya biz yerleşecegiz diyen Hamas degildi. İsrail ektigini biçti. Ancak Filistinliler hiç bir devlet tarafından desteklenmiyor. Destek sadece dünya halklarının cılız olan sesinden geliyor. Şöyle ya da böyle tüm devletler İsrail devleti ile yan yana. Konuşulanlar laftan öteye gidemiyor.
Tavır'mı alın size Venezuella'nın tavrı Erdogan palavra sıkacagına neden aynı tavrı gösteremiyor. Neden İsrail ile ilişkileri askıya alamıyor. Çünkü böyle bir arzusu ve programı asla olmadı ve olmayacak. Göstermelik bir iki yardım ancak içe karşıdır. Hamas işin sadece edebiyet kısmıdır.
saygılarımla
Valla lafın kenarından köşesinden dolanmışsın, cevabın bu çelişkiye Mısır'da müslüman kardeşlerle işbirliği yapan sol mudur, yoksa Tudeh'midir, yoksa Rus işgaline Taliban'la birlikte savaşıp, sonrada Taliban'ın katliamına uğrayan (10,000 kişi katledildi Taliban tarafından) Hazara'lar gibimi olmak.
hayret, hem devrimci olacaksın, hem ne şiş yansın, ne kebap diyeceksin hemde İsrail'lileri sınırdışı edeceksin, yahudilerin 4000 yıldır o topraklarda yaşadıklarınıda görmezden geleceksin. Valla bu cümleler inandırıcı değil.
Topraklar aynen İsrail'in yaptığı gibi kazanıldı, devletler de aynen öyle kuruldu. O zaman sen de terket Türkiye'yi, bir sabah Malazgirt'te de senin ataların belirdi. Bu ipe sapa gelmez mantıktır, cevabını veremeyeceğin elli soru da sormak istemiyorum.
Senin yaptıkların zaman aşımına mı uğradı yoksa.
Bayılıyorum bu mantığa adam Amerika'ya karşı olsunda isterse yamyam olsun, bırak allasen işte bu düpedüz oportünist mantıktır. Satır aralarında ki mahçup Hamas sempatisi farkedilmiyor mu sanıyorsun.
Ya hepsine karşı olursunuz, ya da birinden taraf, ama siz de o net tavrı görebileceğimi sanmıyorum.
Selamlar.
Cenabettin
16-01-2009, 01:08
Ben bu konuda yahudileri destekliyorum! Türk´ler her zaman zayiftan yana olmuslardir Düsünün 300 milyonluk arap alemi,buna birde allahi ekledinizmi! Varin gerisini siz düsünün! allah peygamber ümmet destekli bir bucuk milyar dogmaciya karsi bir avuc yahudinin verdigi mücadeleye saygi duyulur! Savaslarda cocuklar ölmeyecek diye bir kanun yok! Mermininde adresi olmaz! Zavalli allah bir avuc yahudinin karsisinda aciz kaldi!
'Sözler İsrail'i yaralamıyor'
Güney Yıldız
BBC Türkçe
Pakistan asıllı muhalif İngiliz yazar ve gazeteci Tarık Ali, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın İsrail karşısında sarfettiği sert sayılan ifadelere göndermede bulunarak, “Sözler İsrail’i yaralamıyor, somut adımlar gerekli,” dedi.
Yazar, gazeteci ve film yapımcısı Tarık Ali, 1968 hareketinin önde gelen isimlerinden
Gazze’deki krizin nedenleri, olası sonuçları ve bölge ülkelerinin konumu hakkında konuştuğumuz Ali, krizin başlangıcı için Hamas'ın roket saldırılarının öncesine bakmak gerektiğini söylüyor.
'Krizi Hamas'ın roketleri başlatmadı'
Tarık Ali: İsrailliler saldırılarına başlamadan önceki 16 ay boyunca Gazze kuşatma altındaydı, çok az bir miktar dışında, ilaç girişine dahi izin verilmiyordu.
Mısırlılara da, Gazze’yle aralarındaki Refah sınır kapısını kapatmaları söylenmişti. İsrail'in propagandasına inanıp, olan bitenden Hamas'ın sorumlu olduğunu söylemek korkunç derecede anlamsız bir şey.
'İsrail propaganda başarısını kutluyor olmalı'
Dünya çapında yayın yapan pek çok yayın kuruluşunun da İsrail'in bu yöndeki propagandasını bu derece sahiplenmiş olmaları şok edici bir durum. İsrailliler bu başarılarından dolayı kendilerini kutluyor olmalılar.
Batı medyası Filistin'de ne olup bittiğini sürekli asıl bağlamından kopararak aktarıyor ve İsraillilerin görüşlerine orantısız bir şekilde, daha fazla yer veriyor. Bu BBC için de böyle. İsrail büyükelçisine verdikleri yerle, ciddi Filistinli siyasetçilere ayırdıkları süre aynı değil.
'Medya olayı bağlamından koparıyor'
Medya, Filistinden haber verdiğinde ise sürekli bağlamından koparıyor ve "Bakın Filistinliler roket fırlatıyor;" Bakın intihar saldırısı düzenliyorlar" diye aktarıyor. Ancak, yıllarca İsrail'in kıskacı altında yaşayan insanların böyle eylemlere yönelmeleri çok doğal.
Geçmişte, bazı eski İsrailli generaller dahi, Filistinlileri anlayabildiklerini söylüyorlar. Çatışmanın nedenlerini ortaya koymadan bu sonuçları göstermek meseleyi bağlamından koparmaktır.
Hamas'ın Filistinlilerce iktidara seçildiği 2006 yılından bu yana, İsrailliler ve kendilerini destekleyen Amerika Birleşik Devletleri ile Avrupa Birliği bu hareketten kurtulmanın yollarına bakıyor.
Gazze konusunda medya, sadece ABD'de tam olarak etkili.
Ama ilginç olan şey, bunun işlemiyor oluşudur. Bakın Avrupa'nın her kenti Gazze'nin işgaline karşı büyük gösterilere sahne oluyor. Medyanın istediği sonucu aldığı tek yer Amerika Birleşik Devletleri ki, orada kanallar Gazze'de olup bitenlerin görüntülerine dahi yer vermiyorlar.
BBC: Filistinliler dünyayı İsrail karşısında bir araya gelmeye çağırıyorlar, ancak kendileri dahi önemli bir bölünmeyi yaşıyorlar. Yaşanan çatışmada bu bölünmenin rolünü nasıl görüyorsunuz?
Tarık Ali: Filistinliler yönetimleri anlamında birlik halinde değiller bu doğru. Birlikte olmamalarının nedeni de, Mahmud Abbas yönetimindeki El Fetih hareketi'nin İsrail’le işbirliği yapmaları ve istedikleri her şeyi yerine getirmeleri. Hamas'ı şiddet ve zor yoluyla geriletmeye çalıştılar.
Yönetimde bölünen Filistinliler tabanda birlik içinde.
El Fetih'in güvenlik birimleri Gazze'deki İslam Üniversitesine saldırı düzenledi ve Hamas militanlarını işkenceden geçirdi. Sonrasında Hamas buna karşılık verip, Gazze'de kontrolü ele geçirince de bunu bir silahlı darbe olarak nitelediler.
Dolayısıyla, İsrail'in kabul etmeye hazır olduğu Filistinliler ancak işbirlikçi olanları.
Ancak üst düzeydeki bu bölünmeye rağmen, Filistinlilerin tabanda bütünlük içinde olduklarını görmek güzel. El Fetih güvenlik güçleri, başlarda durdurmaya çalışsalar da Batı Şeria'da büyük protesto gösterileri oldu.
Bölünmüşlüğün nedeni Hamas mı el Fetih mi?
BBC: Siz böl ve yönet politikasının Filistin'de de uygulandığını ve bu saldırıların da bu sayede mümkün olduğunu da söylüyorsunuz. Sizce, Filistin'de bölünmeyi en baştan yaratan, Hamas mı El Fetih mi?
Tarık Ali: Geçmişte sömürgecilik dönemi boyunca da sürekli bölüp yönettiler. Şimdi de, Irak'ta ne yaptıklarına, Afganistan'da ne yapmaya çalıştıklarına bakın, aynı şeyi göreceksiniz. 19. ve 20. yüz yıl boyunca uyguladıkları böl-yönet siyasetini Filistin'de de uyguladılar.
Filistinlileri bölmeyi Oslo görüşmeleriyle başardılar.
Uzun bir zaman boyunca bölemedikleri Filistinlileri en son Oslo anlaşmaları sırasında bölmeyi başardılar. Ama bence şimdiler de Filistinliler neler olup bittiğini ve liderlerinin ve diğer ülkelerin kendilerini hangi yöne götürdüklerini gördüler.
BBC: ‘Bölünme’den birinci intifada sırasında kurulan Hamas'ı sorumlu tutanlar ve İsrail'in kuruluşu sırasında Hamas'a hoşgörü gösterdiğini düşünenler de var. Siz Hamas'ın rolü konusunda ne düşünüyorsunuz?
Tarık Ali: Kuruluşu sırasında İsrail'in Hamas'ı cesaretlendirdiği konusunda bir şüphem yok. Bu o dönem böl ve yönet siyasetinin bir parçasıydı. Ancak bu çok ciddi biçimde ters tepti.
Bence, bölünme bahsettiğiniz birinci intifada sırasında, İsrail'in intifadanın liderleri yerine Tunus'taki liderlikle müzakere yürütmeyi seçmesiyle başladı. Ciddi bir şekilde ele alındığında bölünmenin nedeninin bu olduğu görülecektir.
'Mübarek, Filistinlilerin nefretini topladı'
BBC: Peki, Orta Doğu'da ve dışardan bazı ülkelerin Gazze'deki çatışmaları durdurmak için arabuluculuk çabalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Tarık Ali: Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek, bir diktatördür. Seçimle işbaşına gelmemiştir. Amerika Birleşik Devletleri de bu diktatörlüğü desteklemektedir.
Hüsnü Mübarek'in bu kriz konusunda oynadığı tek rol, işbirlikçilik rolüdür. Hamas'tan kurtulmak için ABD'yle işbirliği yapmıştır. Bu kişinin şimdi bağımsız bir arabulucu gibi ortaya çıkması ciddiye alınacak bir şey değil ve Filistinliler kendisinden nefret ediyor. Ramallah ve Gazze'de insanlar "Hüsnü Mübarek bekle senin mezarını kazıyoruz" diye slogan atıyorlar.
'İsrail'i sözler değil, somut adımlar etkiler'
BBC: Gazze'de yaşananlar Türkiye'de de siyasetçilerin gündeminin ilk sıralarında yer alıyor. Bugün partisine seslenen Başbakan Erdoğan, İsrail karşısında geçmişte sarf ettiği ve sert olarak yorumlanan açıklamalarını sürdürdü ve "Gazze'de çocuklarla birlikte insanlık ölüyor" dedi. Siz Türkiye'nin bu konudaki tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Tarık Ali: Türkiye hükümetine gelince; evet çok gürültü çıkarıyorlar, ama hiçbir şey yapmıyorlar. Venezuela'da Hugo Chavez, Gazze'deki yaşananların ardından İsrail büyükelçisini sınır dışı ederken, Türkiye hükümeti bunu yapmıyor ve elçiyi kabul ediyorlar. Dolayısıyla, her tür gürültü çıkarabilirler.
Somut adım atma konusunda hem Mısır hem de Türkiye hükümetleri oldukça zayıf.
Ağır sözler İsraillileri yaralamıyor, buna alışkınlar. İsrail'i ancak somut adımlar etkiler ki bu anlamda hem Mısır'ın hem de Türkiye'nin Amerikan yanlısı hükümetleri oldukça zayıflar.
'Hamas'ı bitirememek saldırının başarısızlığı anlamına gelecek'
BBC: Gazze'deki operasyon sona ermedi ama önünde sonunda sona erecek gibi görünüyor ve İsrail Gazze'de uzun süreli işgal hedeflemediğini belirtiyor. Sizce, İsrail geri çekildikten sonra neler yaşanacak?
Tarık Ali: İsrail'in amacı Hamas'ı ortadan kaldırmak ve el Fetih'in Gazze'yi tekrar ele geçirmesini sağlayacak bir ortam yaratmaktı. Bunun işe yarayacağını sanmıyorum ve işe yaramaması durumunda, bu onlar için bir yenilgi olacak. Bence insanlar Mahmut Abbas yönetimindeki el Fetih'in işbirliğiyle İsrail'in kendilerine ne yaptığını unutmayacak. Dolayısıyla da İsrail'in ve batının istedikleri yola girmeyecekler.
Pek çok Filistinli artık, tek devletli çözümden yana.
Birçok Filistinli, eğer bize önerdikleri iki devletli çözüm buysa, yani İsrail mandasında bir devlet öneriliyorsa, bunu kabul etmeyeceğini düşünüyor. Konuştuğum pek çok Filistinli artık, tek çözümün Filistinliler ile İsraillilerin birlikte yaşadığı tek devletli bir çözümden yana olduklarını söylüyor.
sevgili qw19
Lafın ötesinden berisinden dolanmaya ihtiyacım yok. Denilebilecekler yıllar öncesinden denmiştir. Tavrımız yıllardan beri nettir. Aşagıdaki yazıyı okumanı öneririm :
http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=21608
saygılarımla
Onursal Bedirhan
17-01-2009, 00:16
Şu israil halkıda ibranice ve arapça konuşuyor. Kısaca arap, arabı eziyor.
7 milyon nufuslu ülke bir istanbul nufusunun yarısı kadar yok, tükürsen boğulacaklar.
bütün ülklerde mal mal bakıyor ses çıkarmıyor
Bir arkadasin gönderdigi mail. Norvec Lokomotif Sürücüleri Sendikasi 2 dakika tren, tramvay ve metrolari durdurup, yolculara Filistin halkina yapilan saldiriyi protesto ettiklerini anlatmislar.
"We call upon the international trade union movement to emulate the heroic example of the Norwegian Locomotive Drivers Union, which on Thursday 8th January ensured that all trains in the whole of Norway, and all trams and subways in Oslo, stood still for two minutes in protest against Israeli invasion. In the process, they issued the following information for passengers: "Because of the situation in the Gaza Strip, the Locomotive Drivers Union in Norway has decided to demonstrate our solidarity with the Palestinian people. This will be organised by adding two more minutes of stoppage at the station. The same action applies to all passenger trains in Norway simultaneously. We demand the immediate withdrawal of all Israeli troops from the Palestinian territory. Thank you for your understanding". This is very inspiring coming from Europe where the tendency even amongst progressives is to be apologetic about Israel and condemn the Palestinian struggle as acts of terrorism."
Sevgili Dilaver o yazının ırzına Yahudi soykırımı ile geçildi. II. Dünya Savaşı sonrası o tezlerin ne bir geçerliliği kaldı ne de esamesi okunabilir Yahudiler arasında.
Saçma sapan da bir tezdir o ayrıca, açık seçik görülmektedir ki Sovyetlerdaki ayrılıkçı hareketlere karşı yapılan bir propogandadan öte de değildir. II. Dünya Savaşından sonra sosyalist yahudilerde şöyle düşündüler; kendi ülkemde soykırıma maruz kalmadan sosyalist olmam daha kolay, yerim halkların kardeşliğini ve enternasyonalizmini. Bunda da bir beis yok.
Selamlar.
İsrail tek taraflı ateşkes ilan etti, Ehud Olmert Hamas'ı kaale almadığını da açıkca deklere etti, müzakerelerin sürdürülmesi de Mısır'a teşekkür etti, Türkiye'nin adınıda zikretmedi. Dış basında Türkiye Hamas'ın hamisi gibi bir imaj verilmeye çalışılıyor bu da İsrail'in, Ürdün'ün, Mısır'ın ve Suudi Arabistan'ın işine gelmektedir.
Tayyip Erdoğan doğru davrandı, neyin hamisi derlerse desinler. Hamas konusunda biraz daha dikkatli bir uslup kullanabilirdi, bu tuzağada düşmese iyi olurdu.
Çok da büyütülecek bir şey değil.
Hamas seçimle gelmiştir falan, filanda çok ciddiye alırsanız, Hamas sizi ciddiye almaz Türkiye buna dikkat etmeli bence, eğer arabuluculukta Türkiye'ye Hamas'la ilişkileri yürütme görevi gündeme gelirse diye söylüyorum.
Bir başka konu da kesinlikle Filistin'e asker göndermemeliyiz. Hangisi Türkiye'yi dinledi de asker gönderecekmişiz.
Ehud Olmert'in açıklamasına karşın Hamas tek taraflı ateşkesle bu savaş bitmez dedi.
Bu ateşkes çok yakında bozulur ve İsrail'de katliamlara devam eder, görünen bu. İsrail'in saldırılarını sürdürebilmesi için de Hamas da elinden geleni yapacaktır bu da kesin. Hoş Hamas'ın kurulmasını destekleyen en başından beri İsrail'dir. Filistin siyasi olarak bölünsün, birbirleri ile çatışsınlar mantığıyla hareket etti. Başarılıda oldu.
Selamlar.
Boykot etkisini gösterdi,İsrail malları depoda kaldı... Yetişdirdikleri ürünleri satamayan İsrailli üreticiler hükümete boykotu şikayet etti
18-01-2009
http://www.rasthaber.com/resimler/haberler/260/8536.jpg
İsrailli meyve ve sebze üreticileri yurt dışına gönderdikleri ürünlerde gecikmeler ve azalma olduğu şikayetiyle hükümete başvurdu.
İsrail ürünlerine karşı başlatılan boykotlar nedeniyle zor günler geçiren İsrailliler, depoların alımı iptal edilen ve çürümeye terkedilen mallarla dolu olduğunu söylüyor.Depolarda kalan malları koruyabilmek için soğutma ünitelerine yerleştirmek zorunda kalan yahudi üreticiler, artan ekonomik zarardan da endişeli..
İsrail haber ajansı Ynet`e göre, ciddi anlamda satış düşüşü yaşanan ülkelerin başında Ürdün, İngiltere ve İskandanivya ülkeleri geliyor.
Yahudi üreticiler, Gazze saldırılarından önce boykot olmadığını kaydederek, "her geçen gün daha kötüye gidiyor, hergün boykot çağrısı yapan sesler daha da yükseliyor" diyerek İsrail hükümetinin önlem almasını istediler.
Öte yandan, İsrail ve Amerikan ürünlerine karşı boykot çağrıları ve katılım her geçen gün artıyor.
Malezya ve Norveç gibi ülkelerde boykot resmi bir boyut kazanırken, dünyanın her köşesinde sürekli seslendirilen boykot çağrıları daha geniş kitlelere ulaşıyor.
Dünya bülteni
saygılarımla
Hah işte asıl tepki budur, ekonomik yaptırım, boykot. İsrail'e ana avrat sövsen nolacak, ama mallarını almazsan o üreticiler Gazze saldırısını hükümetin burnundan getirir. Yoksa umurlarında olmaz.
Selamlar.
Bu işgal hareketi, bana daha çok BOP'un daha sağlam temeller üzerinde yürümesi için, bir sonra ki hamlenin ipuçlarını verir gibi oldu, şöyle ki; 1997 yılında Bill Clinton'un imzaldığı ve içinde bulunduğumuz coğrafyayı da kapsayan bölgenin, ABD'nin çıkarlarına uygun enerji hammadesini elde etmek için kimin sağlam müttefik, kimin çürük olduğunu belirlemek.
2003 yılında tezkere oylamasının negatif çıkması bu durumu daha çok pekiştirdi. Bu nedenle, Irak'a yapılan işgal sonrası neredeyse finansal çöküşün eşiğine geldiler, bunun yerine daha uygun bir yöntem olan İsrail'i kullanmak. İsrail'in Hamas'ın kendisine saldırmasını fırsat bilerek sert bir şekilde karşılık vermesi sonucunda, ortadoğu ülkelerinin bu sertlik karşısında ki tutumunu öğrenmek istemiş olabilirler, ortadoğu ülkelerinin duygusal davrandıklarını bildikleri için böyle bir yönteme başvurmuş olabilirler.
Görünen o ki, Türkiye dışında bu duygusallığı en aşırı biçimde gösteren ülke olmadı, bu da; eğer ABD BOP projesinden vazgeçmemişse, bu projeyi uygulamak için kimin sağlam müttefik, kimin olmayacağını bu savaş hilesiyle öğrenmiş olabilir ve bundan sonra ki süreçte uygulamayı bu strateji çerçevesinde gerçekleştirebilir.
evrensel-insan
23-01-2009, 20:49
Saygideger arkadaslar;
Gazne'de savas "sona ermis", Gazne' ye "baris" gelmis. Her iki savasan tarafta-Israil ve Hamas, bu savasin sonunda zafer ilan etmisler. Her iki tarafta herhalde, bunca olen masum erkek-cocuk-yasli-genc ten sonra-ki savasla uzaktan yakindan ilgileri yok- su cumleyi kurmuslardir:" olen, olur; kalan saglar bizimdir"
Saygilarimla;
evrensel-insan
İsrail panikte: Savaş suçlusu olmayalım!
26/01/2009 07:30
http://haber.sol.org.tr/thumbnail.php?file=__SRAIL_956131298.jpg&size=article_medium
İsrail hükümeti, Gazze saldırılarına emir verenlerin ve görev yapan askerlerin "savaş suçlusu" olarak yargılanmamaları için yollar aramaya başladı. İsrailli insan hakları örgütleri ise suç delilleri topluyor.
soL (DIŞ HABERLER) İsrail hükümeti, "Dökme Kurşun Harekâtı" sırasında Gazze’de “savaş suçu işlemekle” suçlanmaları durumunda yargılanmaları gündeme gelecek olan İsrail Savunma Güçleri subaylarına maddi ve manevi yardımda bulunma kararı aldı. Kararname, Savunma Bakanı Ehud Barak tarafından önerildi. Barak, İsrail askerlerinin operasyona gönderilmesinin hükümetin sorumluluğunda gerçekleştiğini, dolayısıyla operasyon nedeniyle yöneltilebilecek suçlamalara karşı askerlere gerekli tüm desteğin verilmesi gerektiğini söyledi. Kararname Savunma Bakanı, Adalet Bakanı ve Askeri Başsavcı tarafından uygulanıyor.
İsrail Başbakanı Ehud Olmert, Adalet Bakanı Daniel Friedman başkanlığında bir ekibi Gazze'deki operasyonlarda görev alanların savaş suçlusu olarak suçlanmasının engellenmesiyle görevlendirdi. Friedman, saldırı emrini veren siyasilerle uygulayan üst düzey ordu mensuplarının hukuki savunmalarını koordine edecek bakanlıklar arası bir ekibe liderlik edecek. Ekip, uluslararası hukuk konusunda uzman olan kişilerin bilgisine başvurabilecek. Hükümet yetkililerinin, İsrailli insan hakları örgütlerinin Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne başvuruda bulunmak için doküman ve fotoğraf topladıklarını, mağdurlarla görüştüklerini öğrenmesi üzerine bu kararı aldıkları bildiriliyor.
İsrail Savunma Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı, geçtiğimiz günlerde savaş suçuyla yargılanabilecekleri endişesiyle, saldırılar sırasında Gazze Şeridi'nde görev yapan subayların isimlerinin basın yayın organlarında yayımlanmasına yasak getirmişti. İsrail hükümeti, saldırıda görev alan subaylar hakkında, her türlü bilgiyi de sansürlüyor. İsrailli insan hakları örgütlerinin delil toplamaya başladığı haberlerini alan hükümet, yurtdışına çıkmayı planlayan bazı subayların İsrail Ordusu Savunma Danışmanlığı'na başvurmalarını istedi.
İsrailli İnsan Hakları Örgütleri, Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne başvurmaya hazırlanıyor
20 Ocak’ta İsrailli sekiz insan hakları kuruluşu, İsrail Adalet Bakanı Menaçem Mazuz’a ortak imzalı bir mektup göndererek, saldırılarda ölenlerin sayısının "korkunç" boyutta olduğunu, İsrail ordusunun Gazze’de savaş suçu işlediğine dair kuvvetli emareler bulunduğunu ve bunların ortaya çıkarılması için bağımsız bir soruşturma mekanizması kurulmasını talep ettiklerini bildirmişlerdi.
İsrailli insan hakları örgütleri ile çeşitli ülkelerden avukatlardan oluşan bir diğer grup da, aralarında Başbakan Ehud Olmert, Savunma Bakanı Ehud Barak ve Dışişleri Bakanı Tzipi Livni`nin de bulunduğu İsrailli 15 politikacı ve asker aleyhinde Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde dava açılması için suç duyurusunda bulundu. Bu 15 kişinin suçlarının detaylı olarak yazıldığı dilekçeler, internet üzerinden "Aranıyor" başlığı altında yayımlandı.
Hakkında suç duyurusu yapılan İsrailli yetkililer ve yöneltilen suçlamalar şöyle:
Savunma Bakanı Ehud Barak: Haziran 2007`de, 1,5 milyon Gazzeli'ye karşı ambargo başlattı. Halen devam eden bu ambargo, uluslararası kanunlara göre "toplu cezalandırma" olarak nitelendiriliyor. Bu ambargo Gazze'de ciddi gıda ve enerji sıkıntılarının yaşanmasına, elektrik ve su aktarımında kesintilere, tıbbi malzeme ve ilaç eksikliğine yol açarak 1,5 milyon Filistinli'nin hayatını zorlaştırdı. Bu durum Cenevre anlaşmasının ihlalidir.
Şüpheli, 27 Aralık 2008 günü Gazze'nin havadan bombalanması emrini verdi. Bu saldırıda uçaklar yüzlerce sorti yaptı, binlerce ton bomba Gazze sokaklarına bırakıldı, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 1.200'den fazla insan katledildi. Bombalar binlerce evi yerle bir etti, yüzbinlerce Gazzeli mülteci durumuna düşürüldü.
Başbakan Ehud Olmert: 12 Temmuz 2006`da Lübnan'daki şehirlerin ve köylerin bombalanması emrini verdi. Yerleşim alanlarına karşı yapılan 34 günlük bombalama, uluslararası yasaların ihlalidir. Şüpheli tarafından emri verilen hava ve kara operasyonlarında, 1.200 civarında insan öldü, 5 bine yakın Lübnanlı yaralandı.
Saldırı sırasında, şüpheli, uluslararası kararlarla yasaklanan binlerce misket bombasının yerleşim yerlerine fırlatılmasını emretti. Toplam bir milyona yakın misket bombası fırlatıldı, bu bombalar savaştan sonra 30 kişinin ölümüne ve 90'ı çocuk 215 kişinin yaralanmasına neden oldu.
Haziran 2007'de, uluslararası kanunlara göre "toplu cezalandırma" olarak nitelenen ambargoyu ilan ederek, 1,5 milyon Gazzeliyi gıda, elektrik ve su kısıntısıyla karşı karşıya bıraktı.
27 Aralık 2008 günü Gazze'nin havadan, karadan ve denizden bombalanması emrini verdi, yüzlerce çocuğun da aralarında bulunduğu 1.200'den fazla Gazzeli'nin ölümüne neden oldu.
Dışişleri Bakanı Tzipi Livni: Şüpheli, 12 Temmuz 2006'da Lübnan'daki şehirlerin ve köylerin bombalanması emrini verdi. Yerleşim alanlarına karşı yapılan 34 günlük bombalamada, emri altındaki askerler Lübnan'a 12 bin hava sortisi yaptı, 100 bin tank mermisi fırlattı, 350 okulu ve 150 bin evi tamamen imha etti.
Saldırılar, Lübnan'daki su kaynaklarını, enerji kaynaklarını, hastaneleri ve yaşam için gerekli altyapı sistemlerini yok etti. 900 bin insan evsiz kaldı, saldırılarda ölen 1200 Lübnanlının 360'ı 13 yaş altındaki çocuklardı.
27 Aralık 2008 günü, Gazze'nin havadan, karadan ve denizden bombalanması emrini verdi, onun emirleri yüzünden 200 bin insan mülteci oldu. Masum insanlara saldırmak, yerleşim yerlerinde ayrım gözetmeden ateş etmek, yaralanmalara neden olmak, su, elektrik, hastane gibi gerekli altyapının imha edilmesi, uluslararası kanunlarla yasaklanmıştır. Bu nedenle, Livni "savaş suçu ve insanlığa karşı işlenen suçlar" maddelerinden yargılanmalıdır.
Haklarında suç duyurusu yapılan diğer İsrailli yetkililer, İşçi Partisi’nin başkanı Amir Peretz, Ulusal Altyapı Bakanı Binyamin Ben Eliezer, İç Güvenlik Bakanı Avi Dichter, gizli servisi başkanı Carmi Gilon, eski Genelkurmay Başkanları Moshe Ya'alon ve Dan Halutz, emekli General Doron Almog, Hava Kuvvetleri Komutanı Eliezer Shkedy, Genelkurmay Başkanı Gabi Ashkenazi, Savunma Bakan Yardımcısı Matan Vilnai ile Ulaştırma Bakanı ve Başbakan yardımcısı Shaul Mofaz.
İsrail’in savaş suçu işlediğinin kanıtları giderek artıyor
İsrail’in ordusunun 22 gün süren saldırılar sırasında pek çok savaş suçu işlediği iddia ediliyor. Bunların başında bombardımanda seyreltilmiş uranyum barındıran silahlar, beyaz fosfor bombaları ve tungsten karışımlı patlayıcılar kullandığı geliyor.
Beyaz fosfor, insanların önce havasızlıktan boğulmasına, sonra vücutlarının içten dışa doğru yanmasına yol açıyor. Yere düşmeden dağılan ve havayla temas eden fosfor tutuşurken, duman teneffüs edildiğinde, ciğerlerde hızlı bir yanma başlıyor. Dumanı soluyan canlıyı havasızlıkla boğan bomba, daha sonra vücudu içten dışa doğru yakıyor. Fosfor bombası nedeniyle başlayan yanma durdurulamıyor. Uluslararası Af Örgütü’nün görüştüğü, Gazze’nin ana hastanesi olan Şifa Hastanesi’nin yanık ünitesindeki doktorlar “İlk fark ettiğimiz şey, normalde tedavi etmeye alışık olduğumuz diğer yanıklardan farklı olan turuncu yanıklı vakalardı. Lekelerle başladılar ve bir süre sonra baskın bir kokuyla derinleştiler ve saatler sonra yaradan dumanlar çıkmaya başladı” dediler.
İran merkezli İngilizce yayın yapan Press TV ise yine Şifa Hastanesi’nde görev yapmakta olan birkaç yabancı doktordan biri olan Norveçli Mads Gilbert ile bir mülakat yaptı. Gilbert bu mülakatta “İsrail’in çok etkili ve adı Metal Inerte Denso (DIME) olan, tungsten karışımı ile yapılan, çok etkili, yeni tip silahlar kullanmakta olduğunu konusunda somut kanıtlara sahip olduğumuzu söyleyebilirim. Bu silahlar muazzam bir patlama gücene sahipler. Patlamadan etkilenen insanların, yaratılan basınç dalgası nedeniyle iç organları parçalanır” dedi.
İsrail Ordusu'nun fosfor bombası kullandığı yönündeki haberleri kesin bir dille reddetmesine karşın, 4 Ocak 2009 tarihinde Gazze sınırındaki İsrail topçu bataryasında çekilmiş olan fotoğraflarda, İsrail Ordusu’nun envanterinde bulunan M825A1 numaralı ve ABD yapımı beyaz fosforlu top mermileri açıkça görülüyordu.
İsrail ordusunun işlediği savaş suçlarıyla ilgili bir diğer iddia İsrailli askerlerin Gazzelileri evlerinin bombalanacağı uyarısıyla evlerinden çıkarıp, belirli noktalarda topladığı ve daha sonra bu noktaların bombalandığı yönünde. Bu yönde ifade veren yüzlerce Gazzeli var. Buna eşlik eden bir diğer suçlamaysa İsrailli askerlerin hedef gözeterek sivillere ateş açtığı ve yaralanan Filistinlilerin saatlerce ateş altında tutularak beklettikleri yönünde.
İşlenen suçlara dair bir diğer iddia, İsrail Ordusu’nun Gazze’den çekilirken bazı mahalleri neredeyse haritadan sildiği yönünde. İddialara göre İsrail Ordusu geri çekilirken bombalanan evlerin enkazlarını buldozerlerle bir araya getirdi ve toplanan yıkıntıların üzerinden tanklarla geçerek dümdüz etti. Bu nedenle ateşkesin ardından yaşadıkları yerlere dönen Gazzeliler evlerini bıraktıkları yerlerde bulamıyor. Yapılan hasar tespit çalışmaları bu iddiaları destekler nitelikte. Verilen bilgilere göre İsrail bombardımanında 4 binden fazla ev yerle bir oldu, 17 bin ev ise oturulamayacak duruma geldi.
Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım ve Çalışma Örgütü (UNRWA) başkanı John Ging, geçen Cuma günü "Dökme Kurşun Harekâtı" kapsamında işlenen savaş suçları iddialarına dair bağımsız bir uluslararası soruşturma açılması çağrısında bulundu. Daha önce de Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-Moon İsrail'i “aşırı kuvvet kullanmakla” suçlamış ve “Gazze Şeridi'nde BM binalarını bombalayanların hesap vermesini” talep etmişti.
Bu arada gelen haberlere göre Filistin Özerk Yönetimi’nin Adalet Bakanı Ali Khashan, Lahey’de geçen Cuma günü Uluslararası Ceza Mahkemesi savcısı Luis Moreno-Ocampo'yla görüştü. Savcının sözcüsü Beatrice Le Fraper, uzun süren görüşmede Gazze Şeridi'nde işlendiği ifade edilen savaş suçlarının ele alındığını söyledi.
http://haber.sol.org.tr
geçen gün dini kanalları izliyorum. arka fonda israil haritası komple filistin bayrağı renklerinde, filistine bağış topluyor. bence filistine değil savaşa para topluyor. verilen her kuruş eğer hamasa gidecekse teröre gene kan akmasına verilecek demektir. tabi bu bayrağa ayrıca dikkat etmek gerekiyor. bu başkasına yaşama şansı vermeyen bakış açısı kafa yapısının güzel bir örneğini daha gösteriyor. bu kafa yapsı ki şuan yüzlerce insanın canını bir hiç için aldı. sivil öldüren yahudi ne kadar katil ise o bombalanan tesise sivil insalnarı kalkan yapan hamas ve benzeri oluşum o kadar alçaktır. 22 gün süren bir savaşta 1.5 milyon insandan 1300 kişi ölüyorsa bu bir soykırım mı oluyor yoksa taraflı bir propaganda mı? israil gerçeten insanları yok etmek için saldırdıysa neden nüfusun binde biri bile ölmedi bu soykırımda
bu savaşların suçlusu "atalarının anavatanında egemenliğini savunmak durumundaki" israil değil, şiddet saçan başkasına yaşama şansı vermeyen (kendi anavatanlarında bile) sizlerin de dahil olduğu insanları cahil robot yapan dini ideolojinizdir. şu kızdığınız israil kadar olamadınız, arap-israil savaşında kan dökerek kazandığı toprakları (sina yarımadası : 60.000km2) bile geri verdi biz kıbrısta nerde durduysak gene ordayız.
Hayvanlar yaşam düzleminde kimi insandan çok daha onurludur.
Acıkınca öldürür. Öldürmek, kan akıtmak onun için bir var oluşu kadar kıymetlidir. Daha fazla değil.
Var olabildiği sınırda, ölüm ve kanla ilişkisi kesilir.
Gücü ve yeteneği olsa dahi bu sınırın dışında ise geri çekilir.
Rusya'da doğa resimleri çeken ve bundan para kazanan bir fotograf sanatçısının hayatını konu alan bir belgesel seyretmiştim.
Bölgesindeki ayıları inceliyordu.
Önceki ayı yaşlı ve hantal bir hayvan olduğundan her türlü fotografı rahatça ve tehlikesiz bir şekilde çekebiliyordu.
Bir gün bu ayı ölür.
Ve bölgeye genç, kızgın bir erkek ayı gelir.
Fotograf sanatçısı bu ayıya da aynı şekliyle yaklaşmak ve fotograf çekmek ister.
Yanaştıkça yanaşır, sıkıştırdıkça sıkıştırır.
Ayı 4-5 kez geri döner ve uyarır.
Sanatçı anlamaz, hayvanın inine kadar girer.
Ve sonuç, kaçınılmaz ölüm.
Kimi insanlar yaşam düzleminde hayvanlardan da onursuzdur.
Gücü kutsar.
Tapar.
Güç kendisindeyse tiranlaşır, kendinden başka hiçkimseye yaşam hakkı tanımaz.
Bu yaptığında da haklılık payı çıkarır kendi adına.
Barış için savaş.
Özgürlük götürmek.
Halkımın can güvenliği adına.
Gibi şablonlar ile katliamlar yapar.
Güç başkasında ise çok daha vahimdir sonuç.
Kabullenilmiş zelillik tüm hücrelere işlemiştir.
Kimileri din için kullanır 'afyon etkisini'.
Esasta yaşamın her alanındadır afyon.
Güç karşısında, kabullenilmiş zelillik gibi.
Tamam da karşısındakinin hiçi suçu yok mu?
Bu bir soykırım değil ki?
İstatistiksel sonuçlar vs.
Sahi bizim düzlemimizde onurun yeri nerededir?
evrensel-insan
31-01-2009, 01:39
Saygideger mhmd;
Seslisozlukte, onurun tarifi: İnsanın kendine karşı duyduğu saygı, şeref, öz saygı, haysiyet, izzetinefis
Başkalarının gösterdiği saygının dayandığı kişisel değer, şeref, itibar
Tarif cok guzel anlatiyor, bir kisinin kendine saygi duyabilmesi icin; once kendi oz degerlerini olusturmasi gerekir. Bu konuda caba harcayan her, birey olmak isteyen kisi; bunun onemini o zaman anlar.
Bu suna benzer; cocugunuza para verdiginiz zaman kolayca harcar. Ama kendi kazanirsa; dusunerek harcar, neden emek harcamistir cunku.
Onur da; bir kisinin; kendi degerlerini kendi adina olusturmak icin; harcadigi emektir. Iste, ancak; o emek olursa; kendine saygi duyar.
ONURUN, BIR BASKA ANLAMIDA; OZGUVENDIR. Kendine ozguveni olanin; iliskiside; saygi gorur. Cunku, ozguven; kararlilik, azim, caba, ozelestiri, sorgulama-nedenlemeyi de; icerir. Ayrica, ozguveni olan; ne yaptiginin bilincindedir ve arkasinda durur.
Tabi ki, bu durumu; ne Israil yonetimine, ne de Hamas'a yakistiramayiz, neden acaba?
Saygilarimla;
evrensel-insan
günahsiz yere siviller gidiyo
ama onu öldüren onu toplumdu
Kaygusuz
09-02-2009, 22:32
Radikal dinci israilin din adina isledigi bir katliam daha. Hangi tarafindan hakli bulabiliyorsunuz israili, atalarinin topraklarimi israil? o zaman tüm dünyadaki insanlarin afrikada devlet kurma hakki var. Yahudileri hiristiyan avrupa katletti, cezasini araplara ödetiyorlar. madem yahudi devleti kurulmaliydi, almanyada kursaydilar, yada dev gibi topraklari olan milyonlarca yahudinin yasadigi amerikada kurulsaydi israil. Israilin filistinde kurulmasinin tek nedeni dindir. Sadece amerikada israildekinden fazla yahudi yasiyor, üstelik israile o kadar geri göc oldugu halde. hicbir adalet hicbir hak sirf dini orasi onun topraklari diyor diye o topraklari isgal edip, orda yasayanlari katletme hakki vermez.
Dini liderleri israile yerlesin dedigi halde onu dinlemeyen yahudiler katledildi avrupada. olan bir insanlik dramini, yahudi katliamini, cikarlari icin kullandi amerika, her sene en azindan bir yahudi katliami filmi cekti hollywood, amerika katliamlari önleyen, insanlari kurtaran olarak gösterdi kendini. Israil kendisine karsi söylenen en ufak lafi anti-semitizm diyerek demogoji yapti, binlerce filistinliyi öldürürken. Sonrada kendilerine hic bakmadan dünyaya radikal islam tehdidini anlatiyorlar. üstelik te bilinen en radikal islami örgütleride zamaninda sosyalizme karsi kendileri kurup, kendi sermayeleriyle destekledikten sonra.
Yorumlari okurken bazi yazilarda filistinlilerin dinciligi suclaniyordu, acikcasi; Hamasin radikal dinciligi halt etmis israilin dinciligi karsisinda.
spartacus
18-03-2012, 00:32
http://dunya.milliyet.com.tr/insanlik-bunun-neresinde-/dunya/dunyadetay/17.03.2012/1516656/default.htm