PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Atatürk Kürt Olsaydı


Onursal Bedirhan
06-01-2009, 05:25
Mustafa Kemal, Selanik’te değil de Musul’da doğmuş bir Osmanlı paşası olsaydı, Kurtuluş Savaşı’nı Türklerle ve Kürtlerle birlikte gerçekleştirdikten sonra kurulmasına önayak olduğu cumhuriyetin adını “Kürdiye Cumhuriyeti” koysaydı, kendisi de Meclis kararıyla “Atakürt” adını alsaydı...

Kürdiye Cumhuriyeti’nin bütün vatandaşlarına “Kürt” deneceği için hepimiz “Kürt” sayılsaydık, Taksim’e, Kadıköy’e, Kızılay Meydanı’na, Kordon’a “Ne mutlu Kürdüm diyene” pankartları asılsaydı...

“Kürdiye’de” Türk olmadığı, herkesin aslında Kürt olduğu söylenseydi, kendilerini Türk sananların aslında “deniz Kürdü” oldukları iddia edilseydi...

Kürtlerin “yedi bin yıllık” bir tarihi bulunduğunu, Anadolu’nun esas sahiplerinin Kürtler olduğunu, Moğolların, Hunların, Etrüsklerin aslında Kürtlerin atası sayıldığını, Osmanlıdaki Kürt paşalarının kahramanlıklarını derslerde okusaydık.

Teoman, Cengiz, Atilla, Osman gibi isimler almamız yasaklansaydı, Berfin, Beruj, Tiruj, Nevruz gibi isimler almak zorunda kalsaydık...

Türkçe televizyon kurulması yasak edilseydi, bütün televizyon yayınları Kürtçe yapılsaydı...

Romanlarımızı, hikayelerimizi, şiirlerimizi Kürtçe yazmak zorunda kalsaydık, yalnızca Kürt şarkıları dinleseydik, gazetelerimizi Kürtçe çıkarsaydık...

Okullarımızda yalnız Kürtçe okutulsaydı ve Türkçe okutulması yasaklansaydı...

“Biz Türküz, bizim bir tarihimiz, bir dilimiz var” dediğimizde sorgusuz sualsiz hapislere atılsaydık.

İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, Bursa’da, Edirne’de polis sürekli olarak bizi izleseydi, “özel timler” bizim “Kürdiye Cumhuriyeti’ni” parçalamak isteyen “ayrılıkçılar olmamızdan” kuşkulanıp hepimize sürekli “suçlu” muamelesi yapsaydı, sırf Türk olduğumuz için hakaretlere uğrasaydık.

12 Eylül darbesinden sonra bütün batı bölgesindekiler hapishanelere doldurulsa, inanılmaz işkencelerden geçirilse, boğazlarına kadar çamurların içine battıkları hücrelere konsa, tazyikli sularla iç organları perişan edilse, azgın köpeklerle bacakları parçalansaydı...

Evlerimiz basılsa, ayrılıkçı “Türk teröristlere” yardım ettiğimiz iddialarıyla apartmanlarımız yakılsa, biz evimizden bir eşya bile alamadan çıkarılıp, Diyarbakır’a, Hakkari’ye sürgüne gönderilerek, çadırlarda yaşamak zorunda bırakılsaydık...

Biz Türkler buna razı olur muyduk, “işte hepiniz Kürdiye Cumhuriyeti’nin vatandaşı olarak birer Kürtsünüz, ayrıca Türklük diye niye tutturuyorsunuz, isterseniz başbakan bile olabilirsiniz” sözlerini bir hakkaniyet işareti olarak kabul eder miydik?

Yoksa, Türk kimliğimizin, dilimizin, kültürümüzün, bu ülkenin “eşit” vatandaşları olarak kabul edilmesinde ısrarcı mı olurduk?

Bu ülkenin Türk ve Kürt vatandaşları var ve tarih “Türk” çizgisinden yürümüş, bugün bizim “Türk” olarak kabul edemeyeceklerimizi Kürtlerin kabul etmesini istemişiz, bu yersiz istek sonunda patlamış, ülke önce teröre arkasından bir iç savaşa yuvarlanmış.

Türkiye’nin bu kanlı karmaşadan “demokrasiyle” ve Kürt vatandaşların “kimliklerinin” kabulüyle kurtulacağına inanan insanlar, bu düşüncelerini dile getirdiklerinde, bizim yöneticilerle taraftarları hep aynı soruyu soruyor:

- Nedir demokratik çözüm, nedir Kürt kimliği?

Biz Türkler, bir “Kürdiye Cumhuriyeti’nde” yaşasaydık ne isteyeceksek, bu isteklerin bugün Kürtler tarafından dile getirilmesini kabul etmektir demokrasi.

Kendimiz için isteyeceğimizi, bizimle eşit oldugunu kabul ettiğimiz insanlara vermemek için bu kadar kan dökmeye, ülkeyi bir çıkmaza sürüklemeye değer mi?

Değmez diyenler “demokrasi” istiyor işte.

Demokrasiyi getirmek çok mu zor zanaat?

17 Nisan 1995
Ahmet Altan

dilaver
06-01-2009, 05:47
Ahmet Altan bu yazısı yüzünden yargılanmıştı. Yıllar sonra aynı yazıyı ve hatta daha da fazlasını tartışabilir hale geldik. İsmail Beşikçi 69 senesinde Dogu Anadolu'nun Düzeni'ni yazdıgı için cezaevi serüveni başladı ve fasılalarla 17 sene hiç bir eylemde bulunmadıgı halde tek kişilik bir örgüt olarak sadece düşüncesini ifade ettigi için cezaevlerinde kaldı.

Şimdi ise pek çok şeyi konuşabiliyoruz ve Beşikçi bunları yazdı diye de bu ülke bölünmedi. Peki ona 17 senesini kim geri verebilecek.

Bundan 30 sene sonra ise şayet bu tartışmalarımız okuyacak olan genç nesiller olursa onlar da aynen bizim bugün ilkel inançlara gösterdigimiz bir istihza ile bizleri degerlendireceklerdir. Ve bu insanlar ne kadar ilkelmiş nelerle ugraşmışlar nelere için cana kıymışlar diyeceklerdir.

Evet demokrasi aslında birlikte olduktan sonra başaralamayacak bir şey degil. Ama egemenleri yıkmak lazım bunun için. Onların ise yıkılmamak için buldukları çözüm ötekileştirmektir. Ancak ötekileştirerek bu mücadeleyi sekteye ugratabilirler. Böylece bir takım insanlar bir takım insanları korkutacak ve vatan haini ilan edeceklerdir. Devamlı bir tehlikenin varlıgı öne sürülerek zihinler militerleştirilecektir. Acaba gerçekten bölücülük hangisi.

saygılarımla

pante
06-01-2009, 10:49
Ahmet Altan yanlış yazmış. Şöyle başlamalıydı:

Oğuzlar, Hunlar, Uygurlar Kürt olsaydı, Göktürkler de Gökkürt.
Selçuklu Devletini, Osmanlı devletini kuranlar da Kürt olsaydı.
Osmanlı'da Jönkürt hareketi oluşsaydı. Pankürdizm gelişseydi.
İttihat Terakkiciler, İtilafçılar Kürt olsaydı.
Atatürk, Enver, Talat, Cemal, İnönü, Karabekir, Çakmak paşalar Kürt olsaydı.
Trablusgarb'da, Çanakkale'de, Dumlupınar'da Kürt liderleri, Kürt askerleri düşmana karşı savaşsaydı.
Avrupa, Osmanlı'ya ve Kurtuluş Savaşı verenlere Kürt, Anadolu'ya da Türkiye yerine Kürdiye deseydi.
Anadolu'nun büyük çoğunluğu Kürt olsa, Türkler azınlık ve dağınık olsalardı.
Osmanlıca Arapça yazılan ama Kürtçe okunan bir dil olsaydı, halkın büyük çoğunluğu Kürkçe konuşsaydı.

Bunun karşısında Türkler, tarihte kökenleri bilinmeyen, bir devletleri olmayan, ulusal mücadele vermemiş, ulusal bilinçten yoksun, dilleri yetersiz, Kürtler kurtuluş mücadelesi verirken onlar gerici isyan peşinde, feodaliteden, aşiretlerden kurtulamamış, kendi içlerinde birliği bütünlüğü olmayan bir toplum olsaydı.



Eğer böyle yazsaydı daha gerçekçi olurdu. Ama yazısı hileli olduğundan sırıtıyor ve amacı iyiniyet olsa dahi kötü anlaşılıyor.

aydoe
07-01-2009, 00:52
Türkçe dili 1000 yıldır çin seddine kadar değişik lehçelerde konuşulan bir dildir.
Osmanlı İmparatorluğu değişik kökenleri ve değişik inaçları bir arada yaşatan bir imparatorluktur.
Atatürk mirasını Türk dil ve tarih kurumuna bağışlamıştır.
Tüm etnik ve inanç gruplarını bir dil ve bir kimlik altında bir ulus devlet olarak demokratik bağımsız bir devlet ve eşit vatandaşlık statüsünde birarada tutmayı amaçlamıştır.
Ayrımcılık , etnik ve de dini temelde bölünmeyi amaçlayan ve bu görüşe hizmet eden görüşler emperyalizmin ülkemiz üzerinde ki senaryosudur ve maalesef bu senaryonun kiralık kalemşörleri de bu tarz talihsiz yazılar yazabilmektedir.

sansdoute
07-01-2009, 01:12
Pante diyor ki:

"Bunun karşısında Türkler, tarihte kökenleri bilinmeyen, bir devletleri olmayan, ulusal mücadele vermemiş, ulusal bilinçten yoksun, dilleri yetersiz, Kürtler kurtuluş mücadelesi verirken onlar gerici isyan peşinde, feodaliteden, aşiretlerden kurtulamamış, kendi içlerinde birliği bütünlüğü olmayan bir toplum olsaydı."

Yani Kürtler tarihi kökeni bilinmeyen!, bir devleti olmayan, ulusal! mücadele vermemiş, ulusal bilinç!ten yoksun, dilleri yetersiz, gerici ve feodaliteden kurtulamamış bir toplum mu?

Bunlar ne kadar ağır sözler ve neye dayanılarak söyleniyor?

Eğer Kürtler dediğiniz gibi bir toplum olsaydı şu an Türkiye'de bir kürt sorunu olmazdı zaten. Türklerin yaptığı asimilasyon sonucunda Kürt diye bir şey kalmazdı. Ne yazık ki hala ulusal bir bilinçleri, tüm baskılara rağmen konuşabildikleri yeterli bir dilleri var.

Bu dediğiniz şeylerde kısmen de olsa haklısınız! Çok güzel asimile ettik, doğuyla hiç ilgilenmedik, baskıyla kendi ulusal bilinçerini kaybetmeleri için uğraştık. Peki onlardan tamamen kurtulmayı başarabildik mi? Hayır! İyi ki!

Türkiye her şeye rağmen Lazıyla, Kürdüyle, Çerkesiyle, Rumuyla, Ermenisiyle, alevisi, sünnisi, yezidisi, süryanisi ile güzel!

pante
07-01-2009, 01:46
Yani Kürtler tarihi kökeni bilinmeyen!, bir devleti olmayan, ulusal! mücadele vermemiş, ulusal bilinç!ten yoksun, dilleri yetersiz, gerici ve feodaliteden kurtulamamış bir toplum mu?

Bunlar ne kadar ağır sözler ve neye dayanılarak söyleniyor?

Sansdoute;
Kürtlerin tarihini Türklerin yokettiğini düşünmüyorsun herhalde.
1-2 kelime benzerliğine dayanarak Kürtleri tarihte kurulmuş devletlere de maletmiyorsundur umarım. Çünkü benzer şeyi Elegeş yazıtlarından yola çıkarak ülkücülerin bir kısmı da yapıyor.
Tarihçiler Kürtlerin kökeni hakkında net bir görüşe ve kanıtlara sahip değiller. Bu konuda farklı görüşler olması nedeniyle "kökeni bilinmeyen" dememin ağır söz olduğunu düşünmüyorum.

Kürtler ulusal bilince sahip değiller. Bunu sadece ben söylemiyorum. Kürt politikacıları, sosyologları da söylüyor. O nedenle de ulus niteliği taşımıyorlar.

Ayrı bir dile sahipler ama bu dillerinin yetersiz olduğu biliniyor.

Gerici isyanlar dedim, gerici demedim ama gericilik de çok fazla.
Hala aşiretlerin boyunduruğu altında oldukları ve feodal ilişkilerin ön planda olduğu gerçeğini reddetmiyorsun sanırım.
Yoksa bölgede bilmediğimiz bir güçlü Kürt burjuvazisi mi var?

Bu gerçeklere değinmek aşağılamak değil.
Bu gerçekler asimilasyonun neticesi de değil.
Ama dersen ki "Tarihte gelen vurmuş, giden vurmuş, bu kadar ayakta kalması da bir başarıdır." katılırım.

janti
07-01-2009, 01:52
Sevgili pante, Türkiyede diğer halklara karşı yapılan asimilasyon politikasının varlığını redmi ediyorsunuz ?

pante
07-01-2009, 02:04
Sevgili pante, Türkiyede diğer halklara karşı yapılan asimilasyon politikasının varlığını redmi ediyorsunuz ?

Sevgili Janti, asimilasyon politikalarını reddetmiyorum.
Devlet eliyle dahi açık ve gizli olarak uygulanmıştır.
Bana göre ilkokullarda farklı etnik toplumların çocuklarına anadiliyle birlikte Türkçe dersi verilmelidir.
Bu eksiklik dahi bir çeşit asimilasyondur.

Ama Kürtlerin ulusal bilinç eksikliği, tarihi kökenlerinin net bilinmemesi asimilasyondan dolayı değil.
Dil yetersizliğine etkisi olmuştur, en azından gelişmemesine.

dr humanist
07-01-2009, 02:12
Sevgili pante, Türkiyede diğer halklara karşı yapılan asimilasyon politikasının varlığını redmi ediyorsunuz ?

sevgili janti;

7 yaşındaki çocuğa "varlığım türk varlığına armağan olsun" ," ne mutlu türküm diyene" diye her sabah yemin ettirmek bile bunun az çaplı bir göstergesidir.

saygılarımla

cigi
07-01-2009, 02:23
Bu dediğiniz şeylerde kısmen de olsa haklısınız! Çok güzel asimile ettik, doğuyla hiç ilgilenmedik, baskıyla kendi ulusal bilinçerini kaybetmeleri için uğraştık. Peki onlardan tamamen kurtulmayı başarabildik mi? Hayır! İyi ki!

Türkiye her şeye rağmen Lazıyla, Kürdüyle, Çerkesiyle, Rumuyla, Ermenisiyle, alevisi, sünnisi, yezidisi, süryanisi ile güzel!

Degerli sansdoute,

Türk devletlerinin; asimile isinde sinifta kalip, okuldan atildiklarini düsünüyorum. En yakin örnegi Osmanli... Buyrun tartisalim.

Bakin kücücük Avrupa ülkelerine... Nereleri sömürmüsler ve asimile etmisler. Hic sesleri cikmiyor.

Baskinin ve geri birakilmisligin, esit sekilde paylasimin olmadigindan dolayi bu acilari cekiyoruz.

Asimile edilecek bölgelere daha kurnaz ve sinsice yaklasilir diye düsünüyorum.

Basiretsiz siyasetciler, bu güzelim ülkenin altini üstüne getirdiler. Birakin on sene sonrasini, burunlarinin ucunu göremiyorlar... En son canli örnek RTE:)

Insanlarimiz herseyi devletten beklemeye o kadar cok alistirildilar ki, sormayin gitsin. Bu AKP hükümeti ile, daha da iyi percinlendi.

Fakat bizler özelestiri yapip bunlari söyleyebiliyoruz. Ama Kürt kardeslerimiz nedendir bilinmez; keserin sapini hep tek tarafli calistiriyorlar:)

Feodalite kaldirilmalidir diye hic kimseden tek bir ses cikmiyor:rolleyes:
Asiret yasantisindan, bir türlü vazgecemiyorlar.
Dolayisi ile hic farketmiyor bir asiretin milletvekili adayinin hangi partiden olacagi.
Cok zengin ve lüks yasantilara sahip olan Kürt kardeslerimiz nerelerde yasiyor ve neler yapiyorlar?

Birde ayni yokluk ve sefilligi ceken diger etnik kardeslerimiz ve Türkler de var.

Su anda Diyarbakir yöresinde secimler öncesi; hummali bir sekilde Saidi Nursi efendi paylasimi kavgasi sürüyor. 20 yasina kadar okuma yazma ve Türkce ögrenememis, zamanin dahisini..:p

Aslinda hepimizde, birbirimize ne kadar cok benziyoruz... Anadolu' nun suyundanmidir, topraginda ki miktanis fazlaliligindanmidir bilemiyorum.. ;)
Bir ortamda 15 ayri etnik kardes hep birlikte olsak; sohbet ederiz, yeriz, iceriz, güleriz, oynariz... Hic bir sorun olmaz. Fakat birbirimizi görmedigimiz yerlerden de taslar sallariz her yöne dogru...

Türkiye her şeye rağmen Lazıyla, Kürdüyle, Çerkesiyle, Rumuyla, Ermenisiyle, alevisi, sünnisi, yezidisi, süryanisi ile güzel!

Bu güzel söylemi, basiretsiz siyasetcilerimize; el ele tutusarak, ögretip söyletemedik bir türlü. Kisisel cikarlar, ülke geleceginden hep bir adim önde geliyor.

Saygilarimla.

janti
07-01-2009, 02:28
Açık ve yeterli cevap için Teşekkür ederim sevgili pante.

janti
07-01-2009, 02:45
Sevgili dr humanist, sana katılmakla birlikte eklemeliyimki bu az çaplı değil ,aslında Türkiyede kiminin bölücü, kiminin demokratik talep, kiminin insan hakkı diye nitelendirdiği acıyla yaşadığımız Kaosun başlangıç ve kilit noktasıdır.

Bu sözler diğer halkların ulusal bilincinin gelişmesi üzerinde sallanan kılıç ve tehdittir. Doğaldırki ülke gelişiminide ciddi sekteye uğratır.

sansdoute
07-01-2009, 03:48
Sansdoute;
Kürtlerin tarihini Türklerin yokettiğini düşünmüyorsun herhalde.
1-2 kelime benzerliğine dayanarak Kürtleri tarihte kurulmuş devletlere de maletmiyorsundur umarım. Çünkü benzer şeyi Elegeş yazıtlarından yola çıkarak ülkücülerin bir kısmı da yapıyor.
Tarihçiler Kürtlerin kökeni hakkında net bir görüşe ve kanıtlara sahip değiller. Bu konuda farklı görüşler olması nedeniyle "kökeni bilinmeyen" dememin ağır söz olduğunu düşünmüyorum.

Kürtler ulusal bilince sahip değiller. Bunu sadece ben söylemiyorum. Kürt politikacıları, sosyologları da söylüyor. O nedenle de ulus niteliği taşımıyorlar.

Ayrı bir dile sahipler ama bu dillerinin yetersiz olduğu biliniyor.

Gerici isyanlar dedim, gerici demedim ama gericilik de çok fazla.
Hala aşiretlerin boyunduruğu altında oldukları ve feodal ilişkilerin ön planda olduğu gerçeğini reddetmiyorsun sanırım.
Yoksa bölgede bilmediğimiz bir güçlü Kürt burjuvazisi mi var?

Bu gerçeklere değinmek aşağılamak değil.
Bu gerçekler asimilasyonun neticesi de değil.
Ama dersen ki "Tarihte gelen vurmuş, giden vurmuş, bu kadar ayakta kalması da bir başarıdır." katılırım.

Öncelikle şunu söylemek istiyorum Kürtlerin tarihini yok etmek diye bir şeyden söz edemeyiz. Onların da bir tarihleri var ve hala tarih sahnesinden silinmedikleri için tarihlerini yazmaya devam da ediyorlar. Bundan 10-20 yıl sonra neler olacağını kimse bilemez?

Elbette Kürtlerin kökeni konusunda şu an için çok fazla net bilgi yok ama bu onları tarihsiz bir millet yapmaz. Siyaset bilimi onların soyağaçları ile değil, etnik kimlikleri ile ilgilenir ve Kürtler de bir etnik kimlik taşırlar.

Kürtler ulus bilinci taşımıyor ise bugünkü Kürdistan hayali nedir? Böyle bir bilinç taşımayan bir milletin ne derdi var da bir KÜRT devleti kurmak istiyor? Çok enteresan bir durum!

Dillerini yetersiz diye değerlendirirken onların dillerini geliştirme imkanları oldu mu diye de sormak gerekir. Türk dili ne kadar gelişmişti Cumhuriyetten önce? Bir Kürt Dili ve Tarihi Kurumu kurulmadığı için onların dili yetersiz kalmış olmasın?

Hala feodal yaşamı yaşıyor olabilir Türkiye'deki Kürtler. Ama bunun sebebi Kürtlerin feodal zihniyeti benimsemiş olması mı yoksa onların bu şekilde yaşamaya mahkum bırakılması mı, yani çağın gerisinde? Yoksa Avrupa'daki Kürtler için durum aynı değil. Hatta burjuva ve aydın bir kesimden de rahatlıkla söz edilebilir. Kısacası her şey yaşanılan çevreyle ilgili.

Bence bazı gerçeklere, yine bazı gerçekleri gözardı ederek değinmek aşağılamaktan öteye gidemiyor. Ve bu gerçekler kesinlikle bir asimilasyon ve izolasyonun sonucudur.



[quote=sansdoute;148098]

Bu dediğiniz şeylerde kısmen de olsa haklısınız! Çok güzel asimile ettik, doğuyla hiç ilgilenmedik, baskıyla kendi ulusal bilinçerini kaybetmeleri için uğraştık. Peki onlardan tamamen kurtulmayı başarabildik mi? Hayır! İyi ki!

Türkiye her şeye rağmen Lazıyla, Kürdüyle, Çerkesiyle, Rumuyla, Ermenisiyle, alevisi, sünnisi, yezidisi, süryanisi ile güzel!

Degerli sansdoute,

Türk devletlerinin; asimile isinde sinifta kalip, okuldan atildiklarini düsünüyorum. En yakin örnegi Osmanli... Buyrun tartisalim.

Bakin kücücük Avrupa ülkelerine... Nereleri sömürmüsler ve asimile etmisler. Hic sesleri cikmiyor.

Baskinin ve geri birakilmisligin, esit sekilde paylasimin olmadigindan dolayi bu acilari cekiyoruz.

Asimile edilecek bölgelere daha kurnaz ve sinsice yaklasilir diye düsünüyorum.

Basiretsiz siyasetciler, bu güzelim ülkenin altini üstüne getirdiler. Birakin on sene sonrasini, burunlarinin ucunu göremiyorlar... En son canli örnek RTE:)

Insanlarimiz herseyi devletten beklemeye o kadar cok alistirildilar ki, sormayin gitsin. Bu AKP hükümeti ile, daha da iyi percinlendi.

Fakat bizler özelestiri yapip bunlari söyleyebiliyoruz. Ama Kürt kardeslerimiz nedendir bilinmez; keserin sapini hep tek tarafli calistiriyorlar:)

Feodalite kaldirilmalidir diye hic kimseden tek bir ses cikmiyor:rolleyes:
Asiret yasantisindan, bir türlü vazgecemiyorlar.
Dolayisi ile hic farketmiyor bir asiretin milletvekili adayinin hangi partiden olacagi.
Cok zengin ve lüks yasantilara sahip olan Kürt kardeslerimiz nerelerde yasiyor ve neler yapiyorlar?

Birde ayni yokluk ve sefilligi ceken diger etnik kardeslerimiz ve Türkler de var.

Su anda Diyarbakir yöresinde secimler öncesi; hummali bir sekilde Saidi Nursi efendi paylasimi kavgasi sürüyor. 20 yasina kadar okuma yazma ve Türkce ögrenememis, zamanin dahisini..:p

Aslinda hepimizde, birbirimize ne kadar cok benziyoruz... Anadolu' nun suyundanmidir, topraginda ki miktanis fazlaliligindanmidir bilemiyorum.. ;)
Bir ortamda 15 ayri etnik kardes hep birlikte olsak; sohbet ederiz, yeriz, iceriz, güleriz, oynariz... Hic bir sorun olmaz. Fakat birbirimizi görmedigimiz yerlerden de taslar sallariz her yöne dogru...

Türkiye her şeye rağmen Lazıyla, Kürdüyle, Çerkesiyle, Rumuyla, Ermenisiyle, alevisi, sünnisi, yezidisi, süryanisi ile güzel!

Bu güzel söylemi, basiretsiz siyasetcilerimize; el ele tutusarak, ögretip söyletemedik bir türlü. Kisisel cikarlar, ülke geleceginden hep bir adim önde geliyor.

Saygilarimla.

Türklerin Kürtleri asimilasyon politikasından bahsederken Osmanlıdan örnek vermeniz biraz talihsizlik olmuş sanırım. Okuduğumuz resmi tarihle gerçekler arasında epey fark var. Osmanlının asimile politikası Türkleştirmek üzerine değil müslümanlaştırmak üzerineydi. Ve hatta Osmanlıda Türklerin çok da itibarlı bir yere sahip olduğu söylenemez. Eğer öyle olsaydı Türkçe'nin de bir itibarı olması gerekirdi. Lakin Osmanlı arapça ve farsça karışımı bir dil kullanmıştır. Osmanlı tarihinde daha derinlere inersek Arapların Türklerden daha üstün tutulduğunu da görürüz. O dönemde asimile edilmeye çalışılan tek topluluk gayrimüslimlerdi. O da zaten Osmanlının gerileme ve duraklama döneminde azınlıklara haklar vermek zorunda kalması sonucu başarısızlıkla sonuçlandı.

Türkiye özellikle darbeler döneminde asimile politikasını başarıyla uyguladı. Hem Kürtler üzerinde hem de aleviler üzerinde. Yani bu konuda politikacılar basiretsiz olsa da askerimiz işini başarıyla tamamladı. Tabi aşırılıkçı gruplar da tuz biber olmayı eksik etmediler.

Dediğin gibi biz kendimizi eleştirebiliyoruz bu doğru. Ama bu topraklar sadece senden benden ibaret değil. Bu ülkede hala kafatasının boyunu ölçen gerizekalılar var! Elbette aşırı milliyetçi Kürtler de var, bu da bir gerçek. Önemli olan bu insanların kışkırtmalarına gelmemek. Her gün sayısız mail geliyor. Yok şehitlerimiz şöyle ölüyor, böyle ölüyor. Kürtlere ölüm! Bir dünya duygu sömürüsü. Elbette ben de üzülüyorum gencecik insanların hayatlarının baharında ölmelerine ve geride kalan gözüyaşlı analara, eşlere... Ama aklımızı başımıza toplamamız lazım. Bunların sorumlusu Kürtler mi Pkk mı bunun ayrımına varmak lazım? Sonra bir de koskoca ordumuzun nasıl oluyor da Pkk'ya güç yetiremediğini düşünmek lazım? (Tabi ki dış güçler!) İşte bu yüzden birlik olmak zamanıdır şimdi. Bunu da ancak ırkçı söylemlerden vazgeçerek, Kürtleri de "insan" olarak kabul ederek sağlayabiliriz. Herhalde içinde biraz olsun insan sevgisi olan herkes başarabilir bunu.

İyi forumlar...

çakırcalı
07-01-2009, 14:08
Yazının hepsini almaya gerek yok.

Mustafa Kemal, Selanik’te değil de Musul’da doğmuş bir Osmanlı paşası olsaydı, ...

1- Mustafa Kemal, Selanik'te değil de Musul'da doğmuş olsaydı, bir Osmanlı paşası değil, %99 sakallı cübbeli bir tarikat şeyhi olurdu.

Demokrasiyi getirmek çok mu zor zanaat?

2- Dolayısıyla Ahmet Altan gibi fırıldak-rüzgar güllerinin "halamın testisleri olsaydı..." türünden akıl yürütmeleri aşacak kadar akıl sahibi olmaları çok mu zor?

Uzun uzadıya yazmanın alemi yok; Sayın Pante'nin, konuyla ilgili ilk mesajına aynen katılıyorum.

pante
07-01-2009, 14:18
Kürtler ulus bilinci taşımıyor ise bugünkü Kürdistan hayali nedir? Böyle bir bilinç taşımayan bir milletin ne derdi var da bir KÜRT devleti kurmak istiyor? Çok enteresan bir durum!


Kürdistan hayali taşıyanlar Kürtler değildir. Kürtler içinden bir grup ise henüz Jöntürkler aşamasını yaşıyor. Bir ulusal bilinç olmadığı gibi, ulusal birlik de yoktur.
Hakkari'li ile Ağrı'lı, Van'lı ile Bingöl'lü, Diyarbakır'lı ile Muş'lu ayrı toplumlar gibi birbirinden kopuktur. Bu da fedalitenin, aşiretçiliğin neticesidir.

Kürtlerde ulusal bilinç Yoktur (http://www.kurdistan-post.com/News-file-article-sid-11799.html)

Hala feodal yaşamı yaşıyor olabilir Türkiye'deki Kürtler. Ama bunun sebebi Kürtlerin feodal zihniyeti benimsemiş olması mı yoksa onların bu şekilde yaşamaya mahkum bırakılması mı, yani çağın gerisinde?


Evet, feodal zihniyetten kurtulmak istememelerinden, buna direnmelerindendir.
Gerici isyanların asıl nedeni de budur. Feodalitenin tasfiyesine isyandır, o yüzden gericidir. Aşiretlere olan boyun eğme hala sürmektedir. Buna karşı verilen bir mücadeleden söz etmek mümkün değildir.

Aşiret tartışmaları (http://www.rojaciwan.com/modules.php?name=eBoard&file=print&fid=23&tid=6719)

Gerçekleri gözardı eden ben değilim. Gerçekler gün gibi ortadadır.
Bu netice de dediğim gibi bir asimilasyon ya da izolasyonun neticesi değildir. Aşiretlere asimilasyon işlemez, işlememiştir. Hele cumhuriyet döneminde örneği yoktur. Yani, asimilasyon neticesinde bir Türkleşme örneği yoktur. Bana "şu şehrin şu halkı asimile edilmiş, Türkleştirilmiştir." diye bir örnek veremezsiniz.
Ama dil ve kültürün gelişmemesinde elbette etkili olmuştur.
Türkiye'de Kürtlere bir izolasyon ise gerçek değildir. Yanlış terim. Bunu iddia edebilen dahi yoktur, eğer Irak'tan söz edilmiyorsa.

BASKALTURK
09-01-2009, 07:47
Ne yazik ki ATATURK kurt degil TURK!Hayaller sadece psikolojik destek verir baska da bir seye yaramazlar.

Turk teali cemiyetini kurup topraklarini savunan kurtlere film cevirseydik,saidi nursi altay kokenli TURK olsaydida milleti zehirleseydi filan neden yazmamis acaba ?yada sn.Pante'nin yazdigi gibi

Bunun karşısında Türkler, tarihte kökenleri bilinmeyen, bir devletleri olmayan, ulusal mücadele vermemiş, ulusal bilinçten yoksun, dilleri yetersiz, Kürtler kurtuluş mücadelesi verirken onlar gerici isyan peşinde, feodaliteden, aşiretlerden kurtulamamış, kendi içlerinde birliği bütünlüğü olmayan bir toplum olsaydı.

neden yazmamis?

ALtan yine takunyaci testeresi gibi hep bana hep bana kesmis.Sonu umarim ali kemal gibi olur!

Onursal Bedirhan
09-01-2009, 13:56
Ne kadar popülel bir konu olmuş. :) Ama başkaltirk'i dikkate almıyorum. Ha anlat ha anlat başkaltirk'in kafasına bişey girmez.

BASKALTURK
10-01-2009, 00:20
Ne kadar popülel bir konu olmuş. :) Ama başkaltirk'i dikkate almıyorum. Ha anlat ha anlat başkaltirk'in kafasına bişey girmez.


TURK'e tirk yazmakla komplekslerin asinacaksa yaz! Senin ve senin gibilerin tirk demesi ile TURKLUK asagilanmaz.Malum kelime ise;aklimiza sadece ''kro'' olarak bir defa daha geliverir! Birde beni dikkate almiyorsaniz ismimi de kullanmayiniz! Bakin ben sizin grubunuzun ismini agzima aliyormuyum?


esenlikle

imhotep
10-01-2009, 00:48
Eğer tarih, pantenin anlattığı şekilde gelişseydi ben göğsümü gere gere Kürdüm derdim. Ulus, etnisiteden daha ileri ve birleştirici bir kavramdır. Hele hele bugün emperyalizm etnik ve mezhepsel kökenlerden mazlumlara vurmaya çalışırken çok da önemlidir. Zannediyorum ki bazı "dünya vatandaşlarının" birden "yurtsever" olmaları da bundan kaynaklanıyor. Umarım devamı gelir.

Saygılar

dilaver
10-01-2009, 01:07
Dünya vatandaşları her zaman yurtsever olmuşlardır ama asla milliyetçi, ulusçu olmamışlardır. Onlar vatan içinde yaşayan tüm milliyetlere eşit uzaklıktadırlar ve dil olarak, milliyet olarak herhangi birini öne çıkarmaz ve ayrımı reddederler. Fakat uluscuların tek bir ulusla dertleri vardır ve sadece ve sadece onu öne çıkarıp diger milliyetleri yok sayarak hakim ulus potasında eriterek yok saymaya çalışırlar.

Kendine dünya vatandaşı demkle dünya vatandaşı olunmuyor. Onun gereklerini yerine getirmekle olunabiliyor. Özde degil de sözde dünya vatandaşları da ait oldukları kampa geri dönüyorlar. Bunda şaşılacak bir şey de yok.

Dünya vatandaşları sadece bir fiili emperyalist işgale karşı yurtlarını savunurlar, onun dışında sınırlar onları ilgilendirmez. Dünya vatandaşlarının sınırları içerisinde yaşadıkları vatan topragındaki burjuvazinin sömürüsüne hizmet amacıyla sınırlar teşkil etme diye bir hedefleri olmadı, bundan sonra da olmayacak.

Sermaye iki şeye gerek duyar ve bu çelişkiyi de çözemez. Bir taraftan pazarın globalleşmesi ve sermaye ihracı için sınrların olmamasını ister. Diger taraftan işçileri bölmek ve ücretleri ulusal sınırlara hapsederek düşürmek için sınırlara gereksinim duyar. Sınırlar olmasaydı aynı işletmenin degişik ülkelerdeki işçileri de aynı ve en yüksek ücreti almış olacaktı.

saygılarımla

aydoe
11-01-2009, 03:22
''Dünya vatandaşları her zaman yurtsever olmuşlardır ama asla milliyetçi, ulusçu olmamışlardır. Onlar vatan içinde yaşayan tüm milliyetlere eşit uzaklıktadırlar ve dil olarak, milliyet olarak herhangi birini öne çıkarmaz ve ayrımı reddederler.'' Dilaver


''Vatan ve millet sevgisini, kan ve ırk ilişkisine bağlamadan, başka ırkları, milletleri aşağılamadan ve kendisininkini yüceltmeden, üzerinde yaşanan toprakları sevmenin, korumanın ve yüceltmenin adı "yurtseverlik".
Türkiye, kendisine yönelik "faşizan milliyetçi" saldırılara karşı en güzel ve en etkin yanıtı, bütün öteki millet, ırk ve devletlerle ilişkilerinde, eşitlik ve adalet esasına dayalı bir yurtseverce davranış içinde verebilir.
Yurtseverlik, kan ve ırk bağını değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin çıkarlarını ön plana alır. Yurtseverlik, insanlarımızı Türk, Kürt, Rum, Ermeni olarak değil, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak görür ve aralarında ayrım yapmaz. '' Emre Kongar

http://www.kongar.org/aydinlanma/2005/489_Milliyetcilik_ve_Yurtseverlik.php

''Yurtseverlik kavramının önce bazı unsurlarını vurgulamak gerekir:
Birincisi, yurtseverliğin, milliyetçilikten ayrı olarak, kurgusal değil, “doğal” olması gerçeğidir. İnsanların, doğup büyüdükleri ortama olan çok yönlü bağlılığıdır bu.
İkincisi, yurtseverlik, yine milliyetçilikten ayrı olarak, yerleşik (emekçi) sınıflara aittir. Yerleşik olanlar, emeklerini harcadıkları yurtlarıyla, yani genel (fizik/moral-coğrafi/toplumsal-ekonomik/politik) yaşam koşullarıyla kendi gönençleri arasındaki bünyesel bağın ayırdındadırlar; çünkü bütünüyle buna bağımlıdırlar. Uluslararası ekonomik düzenle organik bağları olanların yerel bağları, uluslararası bağın gücü ölçüsünde ve onunla ters orantılı olarak, zayıftır. Beynelmilel sermaye ile kozmopolit açısındansa, neredeyse sıfırdır.

Üçüncüsü, yurtseverlik ile halk sevgisi iç içedir, halk sevgisi de emeğe verilen insanlık değeri ile ancak ölçülebilir ve anlamlandırılabilir,
Dördüncüsü, özellikle bize özgü, yani çeşitli halkların birlikte yaşadığı yerlere ilişkin yurtseverliğin ayırdedici özelliğidir ki, bu, ancak paylaşarak yeniden üretilebilecek olan bir yurtseverliktir. Bu da, halkların, “milli eşitlik” ve bunun getirdiği bütün haklarla birlikte ortaya çıkan ve gönüllü paylaşılan bir irade olabilir ancak. Bunu özellikle çağımızda ancak komünistler anlayabilir, formüle edebilir ve hayata geçirebilir.'' Haluk Gerger
http://www.kizilbayrak.net/makaleler-yazarlar/haber/arsiv/2007/02/28/artikel/112/haluk-gerger.html

Yurtseverlik = Milliyetçilik
http://www.marksist.com/okur_mektubu/yurtseverlik_milliyetcilik.htm

Dilaver arkadaşımızın yurtseverlik tanımlamasına katılıyorum her ne kadar Marksist.com da yurtseverlik =milliyetçilik denmiş ise de ,anti emperyalist olmadan sosyalist olunamıyacağını düşünmekteyim.

Gelelim ulusalcılığa; ''Toplumu bir araya getirmeyi başarmış ve insanlar arasında her türlü ayrımcılığın karşısında durabilmiş bir ulusalcılık anlayışının, tüm dünya insanlarını bir araya getirebilme amacı ile dünya vatandaşlığı anlayışı arasında çelişen hiçbir unsur bulunmamaktadır.''
http://www.sodem.metu.edu.tr/3-21.html

imhotep
11-01-2009, 04:27
Dünya vatandaşları daha düne kadar vatansızlığı savunmuyor muydu? Vatan denilen şey tüm Dünya değil miydi? Nedir bu değişimin kaynağı?

Ender Helvacıoğlu bu ayki Bilim ve Gelecek'te yurtseverliği açıklarken "emperyalizmden koparılmış toprak parçası" olarak tanımlamış. Emperyalizmden koparılamadığına göre Türkiye bu insanlar için yurt olmuyor o halde. Peki kastedilen yurt neresidir? Ütopik bir yer midir?

Saygılar

michaud
27-01-2009, 23:27
Atatürk Kürt olsaydı ne yapardı? Aslında bu soruyu cevaplarken o dönemde Atatürk'ün en yakın arkadaşları ne yaptı sorunsuna cevap vermek gerekir. İsmet İnönü Malatya doğumlu ve Kürt asıllı olduğu söyleniyor. Kürt asıllı olduğunu varsayalım. İsmet İnönü ne yaptı, 1. ve 2. İnönü savaşlarını yönetti Batı cephesi komutanlığı yaptı, Lozan'da Türkiye'yi temsil etti. Türkiye deki ilk beş yıllık planın mimarı oldu, Türkiye'yi 2. dünya savaşından korudu. Aslına bakarsak İsmet İnönü bu ülkeye Atatürk'ten sonra en fazla yararı olan kimse. Atatürk Kürt olsaydı ne yapardı sorusuna cavap olarak o dönemde yaşayan yüzlerce binlerce vatansever Kürt ne yaptıysa aynını yapardı. 16 Mayısta İstanbuldan ayrılır 19 Mayıta Samsun'a ayak basardı.

mutluluk35
29-01-2009, 00:56
Atatürk,parçalanan çokuluslu imparatorluktan ulus-devlete giden süreçte rol oynayan aktörlerden birisidir.Milli devlet oluşturma çabaları Atatürk'ten öncesine dayanır.1908 devrimi -ki farklı inanç ve millete mensup kesimlerin padişahın yetkilerini sınırlandırmaya yönelik demokrasi ve özgürlük hareketidir-yerini yavaş yavaş 1913'lere yani İttihatçı hareketin diktalaşmasına bırakmıştır.Ermeni tehcirine de bu açıdan bakmak gerekir,nüfus mübadelesine de.Temelinde Anadolu'nun Türkleştirilmesi yatmaktadır.Bu süreçteki iktidarların kendileri ve yöntemleri farklı da olsa,politikalar birbirinin devamıdır.Yani toplumsal değişim ve dönüşüm sürecinde meşrutiyet ve cumhuriyet devrimleri birbirinden bağımsız düşünülemez.Dönemin uluslararası yapısına baktığımızda,bir ulus-devletleşme olgusu vardır,mutlakiyetçi imparatorluklar yerlerini ulus-devlet bölünmelerine bırakmıştır.Balkan savaşları ya da Ermeni hareketlerinde bunu görebiliriz.Asimilasyoncu devlet mantığı uluslararası koşulların dayattığı bir durum oldu ve sadece Türkiye değil,İtalyasından Almanyası'na,Fransasına kadar herkes bundan nasibini aldı.Bu algılayış ülkelerin kendi iç dinamiklerine bağlı olarak farklı şekillenmiştir elbette,örneğin elimizde bir Hitler örneği vardır.Günümüzde de değişimi hızla yaşayan ülkeler var,yavaş yaşayanlar var.Bunda sermaye hareketlerinin de etkisi vardır.Sermaye ulus-devletin korumacılığında güçlendi,yumurtadan çıktı kabuğunu beğenmiyor,engel görüyor,onu da yıkmak istiyor.Bunun siyasi yansıması da demokrasiye dayalı bölünme modeli,azınlık hakları kültürel kimlik vs. oluyor.Sermaye 100 yıl önce tektipleştirmeden yanaydı,şimdi çeşitliliği kullanıyor falan.Kısacası tüm dünyada milli devlet olmanın saymakla bitmeyecek çok koşulu vardı,Atatürk'ün Türk ya da Endonezyalı olması'nın etkisi binlerce dizilimin biraraya gelmesiyle ilgilidir,o da bu basamaklardan biridir.

evrensel-insan
29-01-2009, 03:40
Saygideger arkadaslar;

Tarihin en buyuk ozelligi; ayristirmayi derinlestirmektir. Bu anlamda; en genis ayrim; irk, daha sonra din, sonra yurtseverlik ve en sonda milliyetcilik gelir.

Ataturk acisindan; "ne mutlu yurt severim diyene" yerine, bunu daha da ayristirarak "ne mutlu Turkum diyene " ye indirgemesi; onu tarihi anlamda; ilerici kilsa bile-ki yurtseverligin tarihi 1600' lerdir-ulkenin butunlugu acisindan, milliyetci, yani daha ayrimci kilmistir.

Insanoglunun, insan olma ve insanlik sunma ozelliginin yitirimi, tarihle paraleldir. Bugun artik bu ayrimcilik, mikro temele kadar indirgenmis; kisi-kisiyle karsi karsiya getirilmistir. Artik toplum ici ayrimlarin yerini; kisiler arasi ayrimlar almistir.

Ataturk'un milliyet olarak; Turk milliyetini one cikarmasi da; Anadolu'da birligi saglayacak olan milliyetin Turk olduguna karar vermesi ve genclik yillarinda; on bilincini aldigi; ittihat ve terakki etkisidir. Ayrica, osmanliyi etkileyen milli cikis hareketlerinin kokeni de-turancilik- turkluge dayanmaktadir.

Ayrica, bireysel olarak; Ataturk'un kendisinde; milli bilinc "ben Turkum" olusmadigindan da; Hem; Ataturk milliyetciligi farkli bir milliyetciliktir-ulusculuk ve yurtseverlik icerir-hemde kendisinin hangi milliyete sahip olmasinin bir onemi yoktur. Cunku, henuz; BIREYSEL MILLIYETCILIK GELISMEMISTIR. Olan, ulusal milliyetciliktir.

Bireysel milliyetciligin gelismediginin en guzel ornegi, Ismet Inonu'nun "ben kurtum" diyecek bilince erismemesinde de; gorebiliriz. Iste, o siralarda; Avrupa'da; Nihilizmin tohumlari atilmaktaydi. 1600 zihniyetine-yurtseverlik- ve dusunce tarzina ve 19. Yuzyilin milli cikisli hareketlerinin dusuncesine sahip-millet bilinci- olan Ataturk'un, Henuz; bir birey bilinci ve bireysel davranisi mumkun degildi. Oyuzden, yaptigi her sey, her dusuncesi, her davranisi; Turk milletinin "bagimsizligi" icindi.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Kaygusuz
14-02-2009, 21:03
Olayi tarihe, millet olup olamadigina vurmaya hic gerek yok, ben kürdiyede yasasaydim, gecmisimi hic bilmesem bile, ve ailem bana türkce isim koydugu halde adim zorla kürtce yapilsaydi, buna karsi elimden geleni yapardim. Zaten bu durumuda heryönden iyi anlayabilen biriyim, türk ve sünni bir aileden geldigim halde babam doguda görev yaparken agrida dogdugum icin kimlik kontrollerinde nasil terslik yaptiklarini biliyorum, üstelikte sansa babamin adida bir alevi adi, benim adimda evrim olunca al basina belayi. Kürtleri suclamadan önce kendimize bir bakmaliyiz, neler yaptik. asiret diyoruz feodalite diyoruz, ama siyasilerimiz seneler boyunca desteklediler asiret agalarini oy toplamak icin. feodaliteyi kaldirmak icin ugrasacagimiza destek verdik asiretlere. babam doguda görev yaparken koca köydeki tek ögretmendi, 1. siniftan 5. sinifa kadar tüm ögrenciler ayni siniftaydik. kürtlerin su an geri oldugundan bahsediyorsak bunda bizim sorumlulugumuz daha cok.

25 senedir siddetle cözmeye calisiyoz olaylari, her gün tv'de sehitlerimiz, hain kürtler diye artiyor birbirimize düsmanligimiz, bi cözüm mü getirdi böyle davranmak birbirimizden nefret etmekten baska. birsürü insan öldü kürtce konusma hakki verilmedi, sonra sirf avrupa birligi diyor diye kürtce kanal acildi, bu nasil kardeslik! Hadi bide bu isten kim karli cikti ona bakalim; Kürtler mi? türkler mi? yoksa her sene binlerce dolar ödiyerek silah aldigimiz, iraktaki kürtleri askeri yapan, irandaki kürtleri irana karsi destekleyen, pkk'ya silahi saglayan, müttefikimiz amerika mi?

Bizler milliyetciligin amerikancilik zannedildigi dönemleri yasadik, kürtlerde onlardan medet umuyorlar haklari icin, simdi sadece kürtler mi oyuna gelen, provokasyona ugrayan?

Bu vatanin esas bölünmesine sebep olacak olan sadece kürtler olmiyacak, bizim hic birsey anlamadan hemen gaza gelen salak milliyetcilerimiz ve satilik politikacilarimiz olacak. Ta selcukludan beri bölünmek icin degil bütünlük icin mücade ettiler. Kürtlerle birlikte kurtulus savasi verdik, 80 öncesi atatürk devrimlerinin devami diyen deniz gezmislerle birlikte bagimsiz türkiye diye mücadele etti bir sürü kürt, ve simdi düsmaniz.