PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Nazim'i rahat birakin...!


mep
06-01-2009, 11:26
"Nazım Hikmete İadei-İtibar için kollar sıvandı" (Basın)

Siz efendiler..
Kağıt üzerinde Bizden biri değil deyip itmiş olsanızda
Nazım her zaman biz kadar bizden biriydi sizden daha çok
bizden biriydi.
Düne kadar politik çıkarlarınız uğruna " Hain" diye baktığınız
ve bugün yine politik çıkarlarınız için "İtibarını iade"den
söz ettiğiniz adam,Hiç bir zaman sizlerin iade edeceğiniz
itibara muhtaç olacak kadar itibarsız olmadı.
mezarını taşımaktan söz ediyorsunuz
Aydınların,Yurtseverlerin mezarlarına bile saldırılan bir Ülkeye
Onunda mezarını getirmekten söz ediyorsunuz,Hangi hakla..?
O bizim edebiyatımızda,Dünya edebiyatında,Düşün dünyamızda
"başucunda bir çınar" İtibar içinde ,huzur içinde yatıyor.
Ne sizlerin iade edeceği itibara,nede verilecek bir avuç toprak parçasına
Muhtaç değil.Çünkü o vatan hainliğine hala devam ediyor.

"Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet.
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."
Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla,
bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson'un
66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali
Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.
"Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ."

Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt
hainiyim, ben vatan hainiyim.
Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.

mhmd
06-01-2009, 11:39
Bu hatadan geri dönüştür.
Bu bir özürdür.
Geçmişin hengamesinde yaşanamamış yaşantılara
Karşı bir duruştur.

Kim isterdi ki,
Bedendeki cevherin çıkışını
Kim?
Diyebilir, doğduğun toprağa dönemezsin ki.

Bırakın da bari biz onsuz kalmayalım.
Ceset için değil diri içindir mezar.
Mezarına bari bakalım.
Geçmişi ancak bu paklar.

mep
06-01-2009, 12:04
Bırakın da bari biz onsuz kalmayalım.
Ceset için değil diri içindir mezar.

Mhmd abim..
Yozluğun ,yobazlığın ayyukta olduğu bir vatan burası..
Bilirizki mezarlara bile saldırır,insanlık nasipsizleri.
yapmadılarmı...?
İçimiz sızlamayacakmı iğrenç eller uzandığında Mezarına.
Koruyabilecekmiyiz..
rezil olmayacakmıyız dünya aleme..

mhmd
06-01-2009, 14:16
Rezil her yerde rezil, değerli mep
Değil sadece ölüye, diriye bile rezil.
Kızılderili, Aborjin, Yahudi öldürülmedi mi? Hiç yokken sebep
Dünün eğilenleri bugün der bana ezil.

Korkmayalım yurt onun da yurdu.
Bizi kucakladığı kadar kucaklar çınar onu
Köklerinden ayrı kaldı.
Gölgesi sarsın onu.

qw19
07-01-2009, 00:58
Nazım sadece benim değil herkesin şairi, bu milletin şairi, namuslusu, namussuzu, hırsızı, uğursuzu, kahramanı, haini, cesuru, korkağı, oruspusu, pezevengi, dinsizi, ateisti, dindarı, şeriatçısı

karayılan, Karayılan olmazdan önceyi anlamadan olmaz.

birinci bap

yil 1918-1919
ve
karayilan hikâyesi

ateşi ve ihaneti gördük
ve yanan gözlerimizle durduk
bu dünyanın üzerinde.
istanbul 918 teşrinlerinde,
izmir 919 mayısında
ve manisa, menemen, aydın, akhisar :
mayıs ortalarından
haziran ortalarına kadar
yani tütün kırma mevsimi,
yani, arpalar biçilip
buğdaya başlanırken
yuvarlandılar...
adana,
antep,
urfa,
maraş :
düşmüş
dövüşüyordu...

ateşi ve ihaneti gördük.
ve kanlı bankerler pazarında
memleketi alaman'a satanlar,
yan gelip ölülerin üzerinde yatanlar
düştüler can kaygusuna
ve kurtarmak için başlarını halkın gazabından
karanlığa karışarak basıp gittiler.
yaralıydı, yorgundu, fakirdi millet,
en azılı düvellerle dövüşüyordu fakat,
dövüşüyordu, köle olmamak için iki kat,
iki kat soyulmamak için.

ateşi ve ihaneti gördük.
murat nehri, canik dağları ve fırat,
yeşilırmak, kızılırmak,
gültepe, tilbeşar ovası,
gördü uzun dişli ingiliz'i.
ve aksu'yla köpsu,
karagöl'le söğüt gölü
ve gümüş basamaklı türbesinde yatan
büyük, âşık ölü,
şapkası horoz tüylü italyan'ı gördü.
ve çukurova,
kıyasıya düzlük,
uçurumlar, yamaçlar, dağlar kıyasıya
ve seyhan ve ceyhan
ve kara gözlü yürük kızı,
gördü mavi üniformalı fransız'ı.
ve devam ettik ateşi ve ihaneti görmekte.
eşraf ve âyân ve mütehayyizânın çoğu
ve ağalar :
bağdasar ağa'dan
kellesi büyük mehmet ağa'ya kadar,
düşmanla birlik oldular.
ve inekleri, koyunları, keçileri sürüp, götürüp,
gelinlerin ırzına geçip,
çocukları öldürüp
ve istiklâli yakıp yıktıkça düşman,
dağa çıktı mavzerini, nacağını, çiftesini kapan
ve çığ gibi çoğaldı çeteler
ve köylülerden paşalar görüldü,
kara donlu köylülerden.
ve bizim tarafa geçenler oldu
tunuslu ve hindli kölelerden.
ve türkistanlı hacı ahmet,
kısık gözleri,
seyrek sakalı,
hafif makinalı tüfeğiyle
dağlarda bir başına dolaştı.
ve sabahleyin ve öğle sıcağında ve akşamüstü
ve ayışığında ve yıldız alacasında geceleyin,
ne zaman sıkışsa bizimkiler,
peyda oluverdi, yerden biter gibi o
ve ateş etti
ve düşmanı dağıttı
ve kayboldu dağlarda yine.

ateşi ve ihaneti gördük.
dayandık,
dayandık her yanda,
dayandık izmir'de, aydın'da,
adana'da dayandık,
dayandık, urfa'da, maraş'ta, antep'te.

antepliler silâhşor olur,
uçan turnayı gözünden
kaçan tavşanı ard ayağından vururlar
ve arap kısrağının üstünde
taze yeşil selvi gibi ince uzun dururlar.

antep sıcak,
antep çetin yerdir.
antepliler silâhşor olur.
antepliler yiğit kişilerdir.

karayılan
karayılan olmazdan önce
antep köylüklerinde ırgattı.
belki rahatsızdı, belki rahattı,
bunu düşünmeğe vakit bırakmıyordular,
yaşıyordu bir tarla sıçanı gibi
ve korkaktı bir tarla sıçanı kadar.
yiğitlik atla, silâhla, toprakla olur,
onun atı, silâhı, toprağı yoktu.
boynu yine böyle çöp gibi ince
ve böyle kocaman kafalıydı
karayılan
karayılan olmazdan önce.

düşman antep'e girince
antepliler onu
korkusunu saklayan
bir fıstık ağacından
alıp indirdiler.

altına bir at çekip
eline bir mavzer
verdiler.

antep çetin yerdir.
kırmızı kayalarda
yeşil kertenkeleler.
sıcak bulutlar dolaşır havada
ileri geri...

düşman tutmuştu tepeleri,
düşmanın topu vardı.
antepliler düz ovada
sıkışmışlardı.
düşman şarapnel döküyordu,
toprağı kökünden söküyordu.
düşman tutmuştu tepeleri.
akan : antep'in kanıydı.

düz ovada bir gül fidanıydı
karayılan'ın
karayılan olmazdan önceki siperi.
bu fidan öyle küçük,
korkusu ve kafası öyle büyüktü ki onun,
namlıya tek fişek sürmeden
yatıyordu yüzükoyun.

antep sıcak,
antep çetin yerdir.
antepliler silâhşor olur.
antepliler yiğit kişilerdir.
fakat düşmanın topu vardı.
ve ne çare, kader,
düz ovayı antepliler
düşmana bırakacaklardı.

«karayılan» olmazdan önce
umurunda değildi karayılan'ın
kıyamete dek düşmana verseler antep'i.
çünkü onu düşünmeğe alıştırmadılar.
yaşadı toprakta bir tarla sıçanı gibi,
korkaktı da bir tarla sıçanı kadar.

siperi bir gül fidanıydı onun,
gül fidanı dibinde yatıyordu ki yüzükoyun
ak bir taşın ardından
kara bir yılan
çıkardı kafasını.
derisi ışıl ışıl,
gözleri ateşten al,
dili çataldı.
birden bir kurşun gelip
kafasını aldı.
hayvan devrildi kaldı.

karayılan
karayılan olmazdan önce
kara yılanın encâmını görünce
haykırdı avaz avaz
ömrünün ilk düşüncesini .
«ibret al, deli gönlüm,
demir sandıkta saklansan bulur seni,
ak taş ardında kara yılanı bulan ölüm.»

ve bir tarla sıçanı gibi yaşayıp
bir tarla sıçanı kadar korkak olan,
fırlayıp atlayınca ileri
bir dehşet aldı anteplileri,
seğirttiler peşince.
düşmanı tepelerde yediler.
ve bir tarla sıçanı gibi yaşayıp
bir tarla sıçanı kadar korkak olana :
karayilan dediler.

«karayılan der ki : harbe oturak,
kilis yollarından kelle getirek,
nerde düşman varsa orda bitirek,
vurun ha yiğitler namus günüdür...»

ve biz de bunu böylece duyduk
ve çetesinin başında yıllarca nâmı yürüyen
karayılan'ı
ve anteplileri
ve antep'i
aynen duyup işittiğimiz gibi
destânımızın birinci bâbına koyduk.

pante
07-01-2009, 01:55
Önce itibarı iade edilsin, yeniden vatandaşlığa geçirilsin.
Mezarının taşınması için henüz erken.
"Bakın toprak bile kabul etmiyor" hilelerine girişecekler çok memlekette.

aydoe
23-01-2009, 12:16
Nazım Hikmet, Vatan Hainliğine Devam Ediyor Hala.


Vay be vay anasını be
Vay benim ellerimde serpilip gelişen hayat
Vay benim
Aydınlık düşlerime
Saplanan hançer

Vay benim puslu yollarında
Düşüp kalktığım yurdum.

Düşmüşüz iki kollu uçurumun
İki sarkık yanına.

Yüzlerini ayaklar altına almış
İnsanlar yürüyor
Kendi göğünden uzak uçurumlara.

Zulmün pençesine düşmüş özgürlüğüm
Can telef etmekte
Sanayi yollarında
Nazım Hikmet
Vatan hainliğine devam ediyor hala.

II
Bugün
Yüzüncü yaşına ayak basıyor Nazım
Sakın demeyin ha
Ölümden sonra yaş mı sayılır.

Sayılır lan sayılır
Adam gibi yaşayana ölüm mü olur.

Onlar
Tek duvaklı gelinin
Gerdeğine girer gibi
Girdiler toprağın koynuna
Hücre hücre sararak yurdu.

Ölümsüzlüğe kulaç atarak
Aştılar ölüm denizini.

Onlardan bir çığlık kalır
Sokaklarda yansıması dinmeyen
Ölümsüzleşirken sevda
Ölümsüzleşir isyan.

Yıllar öncesinin yansıması
Çınlıyor kulakları da
Amerikanın yarı sömürgesiyiz
Diyor Nazım

III

Ustaya hırlaşıyor
Kan buğusunda dişlerini ısıtanlar
Salyalı dudaklardan
Dehşeti dökülmekte yaşamın.

Çok şükür, çok şükür
Ölsem de gam yemem gayri
Sonunda kurtulduk yarı sömürgecilikten
Şimdi
Tam sömürgesiyiz Amerikanın.

Emek işkenceye mahkum
Umut dar ağacında
Yargısız katledilmekte hayat

Şimdilerde
Deli dolu akıyor koyağında sular
Başlarını çarpa çarpa taşlara
Nazım Hikmet
Vatan hainliğine devam ediyor hala.

Bir dolar bir buçuk milyon
Efendilikten kurtardık köylüyü
Kölesi yaptık yoksulluğun
İzavura lar bize ağlıyor şimdi

IV

Bütün kirlenmelere
Kapattıkça kapılarımızı
Alıcılarımızdan girdiler
Odamızın sıcaklığına.

Önce kültürlerimizi yozlaştırdılar
Sonra çaldılar duygularımızı
Gün geçtik çe
Kendi maymununu yarattı sermaye.

Haber dediler
Pisliklerini döktüler eteklerinden
Kim kiminle yatmış
Kimin şeyi kimin neresinde
Piç ettiler yaşamı.

Piç ettiler serpilip gelişen hayatı
Şimdi
Medya maymunlarının
Salyalı dudaklarından
Hortumlananm kanı dökülmekte
Emekçi halkımın.

İki bacak arasına asılmış sevda.
Yoksulluğun_
_Bekareti satılmakta otel odalarında.

Şose boylarında aç kadın
Doyurabilmek için bebesini
Sarkık memelerini okşatmakta
Yüzünü yitiren insana.

v

Fabrika kapılarında
Makina lar dan değersiz
Kendi mezarına kazmakta emekçi.

Kul edilmiş insanlık kula
Nazım Hikmet vatan hainliğine
Devam ediyor hala.

Vay be- vay anasını be
Tükürmeli böyle yaşama
Nereden nereye geldik böyle.

Vay benim
Çürümüş damaklarımda
Kırılıp dökülen dişlerim
Henüz çiğnenmeden çalınmış lokmam.

Vay benim omuzdan düşen kolum
Vay benim bir defa bükülüp
Bir daha doğrulmayan belim.

Nereye böyle ayaklarım
Niçin susarsın dillerim
Neden görmezsin gözlerim
Baksana, duysana, görsene
Nazım Hikmet vatan hainliğine
Devam ediyor hala.

VI
Nasırlanmış
Çatlak derisinden
Kanımı sızdıran
Ellerim
Bırak yazma gayrı
Yarına kalsın güzel sözler
Sevdalar aşklar
Tutkularım aydınlık özlemim.

Sakın ha Abidin
Sakın çizme
Mutluluğun resmini.

Hele bir sürelim maviye yelkenleri
Hele bir varalım gelecek o günlere

Sakın ha Abidin..
Bir umudum kalsın yarına
Bak gül yanaklı bebesini emziren
Anneler
Zehir içiriyor bebesine.
Sarı balık yitirdi rengini
Sakın ha Abidin...
Bu kahır öldürsün beni...

Çizersen
Çürütürler mutluluğu
Kırılır direncim
Gelecek nesle kalsın
Mutluluğun resmi.

VII
..
Biraz daha bekle be Abidin
Hele bir hanımeli açsın
Tanyaların çığlıkları açsın balkonlarımızda.

Güneşe başkaldırsın
Utancını kasketin altına saklayanlar

Gözden kaçan gerçeğin
Dile düşen adıdır isyan.

Hasret yangını
Dudaklarımdan
Özgürlük türküsü dökülsün hele bir.

Hele bir
Yürek diretilsin
Diş bilensin
Yarınsız kalışlara.

Kırılsın bilekte zincir
Yıkılsın hücreler
Sevdam ulaşsın bulutlara
Baksana Abidin...
Nazım usta
Vatan hainliğine
Devam ediyor hala

Vııı

Özgür bir dünya düşlerken
Hortumlandı damarımda kan.

Emek yenik düştü
Kasalarını vatan sayanlara
Afrikalılar gibi yaşıyoruz da
Avrupalaştık diyoruz.

Kendi kabuğuna çekilmiş
Cevahir yürekliler.
Sarhoş ağızlara yenik düşmüş
Direniş türkülerim.

Barlar pavyonlar
Devrimci tüketiyor
Kafatasçı üretiyor
Salyalı dudaklarda sarhoş naralar.

Umut ayaklar altında
Emek katlolmakta fabrikalarda
Nazım Hikmet vatan hainliğine
Devam ediyor hala...

IX
Yüz yıllık
Bir direniş türküsü Nazım
Bazen şiir olur
Bazen türkü
Bazen kaygısıdır kan içicilerin.

O şimdi
Başı göklerde bir çınar.
Çalamamışlar güneşini.
Rüzgarlara bırakmış şiirlerini.
Onun türküsü gelir uzaklardan
Rüzgarın kanatlarıyla.

Dağlar türkü söylüyor
Nehirler ağlıyor
Kalemim-
Pis yüreğine
Dalıp dalıp çıkıyor.

Kahpeliğin ırkçılığın
Ve satılmışlığın
Yüreğimde sevdası Nazım'ın
Ellerimde isyanı.

Yıllanmış bir çınarbaşı yıldızlarda
Yüzüncü yaşında.
Vatan hainliğine devam ediyor
Nazım Hikmet RAN hala.......

Abdullah Oral

cigi
23-01-2009, 14:12
Biliyorsunuz son zamanlarda devletle ilgili teorilerde yeni tanımlamalar güncellik, geçerlilik kazanmıştır. Tarih kadar eski gerçeklerin son zamanlarda teorileştirilmesinin nedeni, komünizmin “alt edilmesi”, komünistlerin “önemsizleşmesiyle” yakından bağlıdır.
Eskiden “derin devlet” diyeni döverlerdi.
Şimdi işler değişti. Peki, nasıl değişti?
Komünizm devreden çıkarılınca, ona karşı kurulmuş derini de ayak bağı olmasın diye tasfiye etmek gerekti. Ee, kolay mı? Adamı yıllarca besleyip büyütmüşsün; kullanmış, kullandırmışsın; içerde aydının, gazetecinin, sendikacının üstüne, dışarıda akıl almaz işlere salmışsın, kolay değil tabii.
Yine de tasfiye şart. Zaman öyle gerektiriyor.
Ama senin aklında başka bir soru, tilkinin kuyruğu gibi dolanıyor: “Yeri neyle doldurulacak?” Bu kullanılmış malzemeyi tasfiye edip bir başka mecrada, bir başka derin gerekmez mi? Gerekir. Derinsiz devlet mi olurmuş!
Hem şu tasfiye işi başkalarının da tasfiyesine yarasa fena mı olur?
***
Bu arada yapılacak başka işler var.
Zorbalığı daim kılmanın, hasmı, muhalifi tasfiye edebilmenin yolu sıkı demokrat görünmektir. Ama sen bunun ustası değil misin zaten, takıyye mektebini başarıyla bitirip master diplomanı oradan almadın mı?
Birinci koşul, soldan çark liberalleri iyi kullanacaksın. İkinci koşul, mademki komünistler artık en azından şimdilik tehlike değil, onların bayraklarını ellerinden alıver gitsin. Yıllar önce seninkilerin vatandan kovdukları Nâzım’a Türk vatandaşlığını geri ver, olsun bitsin.
***
Ama bilmediğin bir şey var senin.
Şairler tekin değildirler. Hele Nâzım hiç tekin değildir. O dokunanı yakıyor. Onu yazdıklarından, yaşadıklarından, eyleminden, hayatından soyutlayıp yeniden vatandaş yapmaya kalkınca, hiç kimsenin soru sormasına gerek yok, soruları Nâzım kendisi yıllar öncesinden soruyor:
“Hangi vatanın vatandaşlığını verdin bana sen? Şu çiftliğiniz olan vatanın vatandaşlığını mı? Kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindeki vatanın vatandaşlığını mı? Şose boylarında açlıktan geberilen vatanın vatandaşlığını mı? Fabrikalarınızda işçilerin al kanının içildiği vatanın vatandaşlığı mı? Mızraklı ilmihalli, polis coplu vatanın vatandaşlığı mı? Amerikan üsleri, Amerikan bombası dolu olan vatanın vatandaşlığı mı? Kokmuş karanlığınızdan bir türlü kurtulamadığımız vatanın vatandaşlığı mı?
Böyle bir vatanın vatandaşlığını istediğimi kim söyledi size? Benim nasıl bir vatanın çocuğu olduğumu şiirlerimi okuyarak, ama sahte gözyaşlarıyla değil, adam gibi okuyarak anlayacaksınız. O zaman anlayacaksınız ki, o sizin vatanınızla bir ilgim yok benim, vatan hainliğine devam ediyorum ben hâlâ.”
***
Gerçekler böyledir.
Hem bir şey söyleyeyim mi size, şimdi kimi gazetelerin yazdığı gibi Nâzım’a “itibarı iade” edilemez. Onun itibarı daha siz onu zindana tıktığınızda, insanlar şiirlerini elde ele dolaştırıp yasaklarınızı çiğnediklerinde, sizin hayal bile edemeyeceğiniz kadar yüksekti. Afrika’dan Çin’e, Amerika’dan Avrupa’ya, Ortadoğu’dan Asya’ya, hiç bilmezsiniz ne kadar yüksekti onun itibarı. Neyi iade edeceksiniz ki siz ona?
Biz hep bilirdik, şimdi herkes biliyor; artık her devlette birden fazla devlet var. Öyleyse birden fazla da vatan vardır. Nâzım kendi vatanının vatandaşlığını hiçbir zaman yitirmedi. Siz şimdi, derin operasyonlarınızı rahatça yapabilmek, kendi derinlerinizi örtmek için onu kullanmak, bir derinden bir derine geçerken kendinize yontmak istiyorsunuz.
Ama o kadar imkânsız ki bu.

e-posta: guray@cumhuriyet.com.tr (guray@cumhuriyet.com.tr?subject=YoreNet%20e-MEDYA%20$%7BTARIH%7D-$%7BYAYIM_ADI%7D-$%7BHKODU%7D)

15 Ocak 2009 - Cumhuriyet

michaud
25-01-2009, 02:32
Ölmeden önce Türkiye'ye dönseydi acaba başına neler gelirdi. Diri diri toprağamı gömerlerdi, taşamı tutarlardı. Bugünlerde herkes Nazım hayranı olmuş, şiirleri hiç umalmadık yerlerde okunuyor. Nazımı taşa tutacak kişiler şimdi Mezarını Türkiye'ye getirmek istiyorlar, adamı bari mezarında rahat bırakın.