frodo
15-01-2009, 19:19
VERGİ YERİNE ZEKâT’ DÖNEMİ
12:45 15 Ocak 2009-Birgün
Fakirlere yardım amacıyla gıda, temizlik malzemesi, giyecek ve yakacak maddesi bağışlayan şahıs ve şirketlerin daha az vergi ödemesinin yolu, 2004 yılında açıldı. Kuruluş sözleşmesinde gıda bankacılığı yazan vakıf ve derneklere bağış cazip hale getirildi. Bağışın tamamının gelir ve kurumlar vergisi matrahından indirilebildiği gıda bankacılığı yapan kuruluşların “Kamu yararına çalışan kuruluş” olması da gerekiyor. Böylece vergi yerine zekat vermek isteyenler için son 4 yıldır adres gıda bankacılığı yapan kuruluşlar oluyor.
İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası, “Yardım Ekonomisi” başlıklı raporunda, gıda bankacılığı başta olmak üzere dernekler kanalıyla yapılan, vergi muafiyetiyle teşvik edilen “gayri resmi” yardımları araştırdı.
İSMMMO: DEVLET HAKSIZ REKABET YARATTI
2004’te gıda bankacılığına yüzde 100 vergi teşviki getirilmesinin ardından Türkiye’de 20 gıda bankacılığı derneği kuruldu. Vakıfların da yüzde 42’si sosyal yardım alanında faaliyet göstermeye başladı. İstanbul Serbest Muhasebeciler Mali Müşavirler Odası’nın (İSMMMO) araştırmasına göre, vergi muafiyetinden yararlanılmasını sağlayan ‘kamu yararına çalışan kuruluş’ statüsüyle gıda bankacılığı yapan derneklere avantaj sağlanmasına karşın kadın ve çevre gibi haklar konusunda faaliyet gösterenlere bu statü verilmedi.
PARLAYAN YILDIZ: GIDA BANKACILIĞI
Böylece, Türkiye’de devlet bağış toplama noktasında sivil toplum kuruluşları arasında haksız bir rekabet ortamı yaratmış oldu. Sivil toplum kuruluşlarının büyük bir bölümü finansman sıkıntısı içinde kıvranırken, yapılan bazı düzenlemelerle küçük bir bölümünün bağış toplama noktasında bazı avantajlara sahip olması sağlanmış oldu.
“Kamu yararına çalışan kuruluş” statüsüyle vergi teşviki getirilmesinin ardından gıda bankacılığının yıldızı parladı. Kurulan 20 derneğin -2007 yılı beyannamelerine göre- aldıkları yardım ve bağış miktarı yıllık en az 897 bin TL oldu. Yılda ortalama 897 bin TL yardımı paylaştıran 20 derneğin her yıl bu miktardaki yardımı yönettiği dikkate alındığında 2003’ten sonra 4 milyon 485 bin TL’lik ‘gıda bankacılığı’ sektörü oluştuğu ortaya çıktı. Bu rakama 2003-2008 dönemi için hesaplanan ve devlet kontrolünde yapılan kömür ve gıda başta diğer yardımlar eklendiğinde (7 milyar 55 milyon 930 bin TL) Türkiye’de ‘kayıtlı ve beyan edilen’ toplam yardımların hacminin 7 milyar 60 milyon 415 bin TL’yi bulduğu hesaplandı.
***
BİR ÖRNEK
GELİR Vergisi Kanunu’nun ilgili 40/10’uncu maddesine göre; “Fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara, Maliye Bakanlığı’nca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde bağışlanan gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin maliyet bedelinin tamamı” beyanname veren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerince, gider olarak indirilebiliyor. 5035 ve 5281 sayılı yasalar ile getirilen bu düzenleme sonrasında yapılan bağışlar, KDV’den de müstesna tutuluyor.
ÖRNEK: Gelir vergisi mükellefi olan ve 300’er bin TL bağış yapmak isteyen iki kişi var. Bunlardan (A), gıda bankacılığı yapan bir vakfa 300 bin TL, (B) ise X Vakfı’na 300 bin TL’lik gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddesi bağışladı. Bu durumda, gıda bankacılığı yapan vakfa bağışta bulunan (A), 300 bin TL’lik bağışın tamamını kazancından indirecek ve 1 TL dahi vergi ödemeyecek. X Vakfı’na bağışta bulunan (B) ise, yaptığı bağışın yüzde 5’ini yani 15 bin TL’sini kazancından düşebilecek, kalan 285 bin TL’nin de gelir vergisini ödeyecek. Bu örnek Kurumlar Vergisi mükellefleri için de aynen geçerli.
***
Arıkan: Gıda bankacılığı yapana avantaj
İSMMMO Başkanı Yahya Arıkan, araştırmaya ilişkin değerlendirmesinde fakirlere yardım amacıyla ‘gıda bankacılığı’ adıyla kurulan kuruluşlara yapılan bağışların tamamının gelir ve kurumlar vergisi matrahından indirilmesinin, gıda bankacılığı yapan kuruluşlara bağış toplama avantajı sağladığını ifade etti. Araştırmada da yer alan dünya örnekleriyle kıyaslandığında Türkiye’de vergisel teşviklerin zayıf bile kaldığını aktaran Arıkan şu değerlendirmeyi yaptı:
“Vergi veren, hesap sorabilen toplumsal yapıda demokrasi kültürü de gelişir. Vergi ve hesap sorma yerine yardım alma ve verme anlayışının oturtulması toplumsal gelişimi de olumsuz etkiler. Teşvik STK’ların geneli için sağlanmalı ve belirleyici mekanizma siyasi tercihlere bırakılmamalı.”
12:45 15 Ocak 2009-Birgün
Fakirlere yardım amacıyla gıda, temizlik malzemesi, giyecek ve yakacak maddesi bağışlayan şahıs ve şirketlerin daha az vergi ödemesinin yolu, 2004 yılında açıldı. Kuruluş sözleşmesinde gıda bankacılığı yazan vakıf ve derneklere bağış cazip hale getirildi. Bağışın tamamının gelir ve kurumlar vergisi matrahından indirilebildiği gıda bankacılığı yapan kuruluşların “Kamu yararına çalışan kuruluş” olması da gerekiyor. Böylece vergi yerine zekat vermek isteyenler için son 4 yıldır adres gıda bankacılığı yapan kuruluşlar oluyor.
İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası, “Yardım Ekonomisi” başlıklı raporunda, gıda bankacılığı başta olmak üzere dernekler kanalıyla yapılan, vergi muafiyetiyle teşvik edilen “gayri resmi” yardımları araştırdı.
İSMMMO: DEVLET HAKSIZ REKABET YARATTI
2004’te gıda bankacılığına yüzde 100 vergi teşviki getirilmesinin ardından Türkiye’de 20 gıda bankacılığı derneği kuruldu. Vakıfların da yüzde 42’si sosyal yardım alanında faaliyet göstermeye başladı. İstanbul Serbest Muhasebeciler Mali Müşavirler Odası’nın (İSMMMO) araştırmasına göre, vergi muafiyetinden yararlanılmasını sağlayan ‘kamu yararına çalışan kuruluş’ statüsüyle gıda bankacılığı yapan derneklere avantaj sağlanmasına karşın kadın ve çevre gibi haklar konusunda faaliyet gösterenlere bu statü verilmedi.
PARLAYAN YILDIZ: GIDA BANKACILIĞI
Böylece, Türkiye’de devlet bağış toplama noktasında sivil toplum kuruluşları arasında haksız bir rekabet ortamı yaratmış oldu. Sivil toplum kuruluşlarının büyük bir bölümü finansman sıkıntısı içinde kıvranırken, yapılan bazı düzenlemelerle küçük bir bölümünün bağış toplama noktasında bazı avantajlara sahip olması sağlanmış oldu.
“Kamu yararına çalışan kuruluş” statüsüyle vergi teşviki getirilmesinin ardından gıda bankacılığının yıldızı parladı. Kurulan 20 derneğin -2007 yılı beyannamelerine göre- aldıkları yardım ve bağış miktarı yıllık en az 897 bin TL oldu. Yılda ortalama 897 bin TL yardımı paylaştıran 20 derneğin her yıl bu miktardaki yardımı yönettiği dikkate alındığında 2003’ten sonra 4 milyon 485 bin TL’lik ‘gıda bankacılığı’ sektörü oluştuğu ortaya çıktı. Bu rakama 2003-2008 dönemi için hesaplanan ve devlet kontrolünde yapılan kömür ve gıda başta diğer yardımlar eklendiğinde (7 milyar 55 milyon 930 bin TL) Türkiye’de ‘kayıtlı ve beyan edilen’ toplam yardımların hacminin 7 milyar 60 milyon 415 bin TL’yi bulduğu hesaplandı.
***
BİR ÖRNEK
GELİR Vergisi Kanunu’nun ilgili 40/10’uncu maddesine göre; “Fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara, Maliye Bakanlığı’nca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde bağışlanan gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin maliyet bedelinin tamamı” beyanname veren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerince, gider olarak indirilebiliyor. 5035 ve 5281 sayılı yasalar ile getirilen bu düzenleme sonrasında yapılan bağışlar, KDV’den de müstesna tutuluyor.
ÖRNEK: Gelir vergisi mükellefi olan ve 300’er bin TL bağış yapmak isteyen iki kişi var. Bunlardan (A), gıda bankacılığı yapan bir vakfa 300 bin TL, (B) ise X Vakfı’na 300 bin TL’lik gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddesi bağışladı. Bu durumda, gıda bankacılığı yapan vakfa bağışta bulunan (A), 300 bin TL’lik bağışın tamamını kazancından indirecek ve 1 TL dahi vergi ödemeyecek. X Vakfı’na bağışta bulunan (B) ise, yaptığı bağışın yüzde 5’ini yani 15 bin TL’sini kazancından düşebilecek, kalan 285 bin TL’nin de gelir vergisini ödeyecek. Bu örnek Kurumlar Vergisi mükellefleri için de aynen geçerli.
***
Arıkan: Gıda bankacılığı yapana avantaj
İSMMMO Başkanı Yahya Arıkan, araştırmaya ilişkin değerlendirmesinde fakirlere yardım amacıyla ‘gıda bankacılığı’ adıyla kurulan kuruluşlara yapılan bağışların tamamının gelir ve kurumlar vergisi matrahından indirilmesinin, gıda bankacılığı yapan kuruluşlara bağış toplama avantajı sağladığını ifade etti. Araştırmada da yer alan dünya örnekleriyle kıyaslandığında Türkiye’de vergisel teşviklerin zayıf bile kaldığını aktaran Arıkan şu değerlendirmeyi yaptı:
“Vergi veren, hesap sorabilen toplumsal yapıda demokrasi kültürü de gelişir. Vergi ve hesap sorma yerine yardım alma ve verme anlayışının oturtulması toplumsal gelişimi de olumsuz etkiler. Teşvik STK’ların geneli için sağlanmalı ve belirleyici mekanizma siyasi tercihlere bırakılmamalı.”