PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Tanrıya inanmanın bilimsel kanıtı


imhotep
06-02-2009, 16:15
Tanrıya inanmanın bilimsel kanıtı

İnsan beyni "tanrı'ya inanmak için programlanmış"...

Dünyanın en saygın üniversitelerinden Yale Üniversitesi tarafından yapılan ve dünyanın en saygın bilim dergisi New Scientist'ta yayınlanan bir araştırmaya göre insan beyni "tanrı'ya inanmak için programlanmış"...


Bebekler ve çocuklar arasında yapılan araştırmaya göre, insan beyninin doğasında tanrıya ya da bir yaratıcıya inanmak var. Beyin "neden ve sonuçla" çalışıyor.
Beyin, "beyin ile ruhun" birbirinden ayrı olduğunu düşünmek için programlı.. Bu da "hayali arkadaşlar" edinmeye veya "tanrıya ve dinlere inanmamıza" neden oluyor...

Araştırmaya göre, hiçbir din eğitimi almamış 6-7 yaşında çocuklar bile dünyadaki herşeyin bir nedeni olduğuna inanıyor.

Taşların, nehirlerin veya kuşların yaratılmasının bir nedeni olduğunu düşünüyor.

Darwinci uzmanlara göre bunun nedeni de yine "doğal seleksiyonda" saklı. İnsanlar tarih boyunca belirli bir tanrı inancına sahip oldu. Bu inanca sahip olan atalarımız da, kendi inançlarına inanan insanlarla bir araya gelerek grup kuruyordu. Böylece avlanmak, beslenmek ve korunmak daha kolay oluyordu.

Yani inanmak hayatta kalma olasılığını artırıyordu. Böylece "inanmaya ihtiyaç duymak veya inanmak" genlerimize işlemiş ya da içgüdüsel olabiliyor.


http://w9.gazetevatan.com/Tanriya_inanmanin_bilimsel_kaniti/222019/7/Yasam

imhotep
06-02-2009, 16:17
Dinci medyada nasıl yer bulacağını tahmin edebiliyorum :rolleyes:

evrensel-insan
06-02-2009, 16:27
Saygideger arkadaslar;

İnsan beyni "tanrı'ya inanmak için programlanmış"...

Ben sizlere bosuna demiyorum; dogal dusunceden arinmak gerek diye.

Birgun, benim teorime geleceksiniz ama; umarim is isten gecmemis olur. :rolleyes:

Saygilarimla;
evrensl-insan

kappapi
06-02-2009, 19:26
Araştırmaya göre, hiçbir din eğitimi almamış 6-7 yaşında çocuklar bile dünyadaki herşeyin bir nedeni olduğuna inanıyor.

Taşların, nehirlerin veya kuşların yaratılmasının bir nedeni olduğunu düşünüyor.

Nitekim haksızda değiller.

frodo
06-02-2009, 19:44
Burada bilimsel bulgularla insanların, yerleşik dinsel düşünüşlerden kolayca kurtarılacaklarını iddia etmiyorum. Aksine hala çöpe atılmış düşüncelere bile “keçi” inadı ile sarılan yığınların olduğunun farkındayım .Beynimiz ,ilkel toplumların ilk dönemlerinde , insanın avcı-toplayıcı olduğu dönemlerde büyük ölçüde gelişmişti .Bu küçük insan topluluklarında, işbirliğini geliştirmek amaçlı, ortak paydaların temsil edildiği güçlü bir seçici baskı olmak zorundadır.Aidiyet duygusunun tohumları Burada atılmış olmalı. Küçük kabilelerin ortak inançlar etrafında birleştiğini, doğayla ve diğer kabilelerle mücadelerini bu ortak inançlar çerçevesine oturttuklarını bugün yaşayan “fosil” ilkellerde de izleyebiliyoruz. Beynimizin bu koşullarda gelişmesini tamamladığını , ve onda bu inanç biçiminin güçlü bir şekilde yer ettiğini ileri sürmek akıl dışı değil gibi...


2006 yılında forumlarımızda yazmışız. Sanırım konunun özü de bu.

OQONUC
06-02-2009, 20:12
insanın avcı-toplayıcı olduğu dönemlerde büyük ölçüde gelişmişti
.............

Bugün de insan avcı ve toplayıcı değilmi ki sahi?
Birktirmekten ve avlamanmak için kravatı çekip sokağa çıkmanın eskiden ne farkı varki!!!

Bu hesaba göre değişen bir şey yok demektir. Varsa da kültürün yoğun olarak giriftleştirdiği ilişkiler yumağıdır adı. Bunu da tarih zaten dine borçludur.

Aslında atalarımız dine inanmıyordu demek işin en kestirme ispat noktası olur gibi ancak; ne yaparsınız o kadar iz bırakmışlar ki :)

Özün közü de burada yatıyor sanırım.

dilaver
06-02-2009, 21:09
Dinle tanrıyı birbirine karıştırmayalım. Totemizm de animizm de din statüsünde sayılırlar ama her ikisi de içlerinde bir tanrı barındırmazlar.

Hakeza Tunguzların Buga’sının (Gök, dünya) tapımı yoktur, her şeyi bilir ama insanların işlerine karışmaz, hatta kötüleri bile cezalandırmaz. Yakutlar’ın Ürüng Ayıg Toyon’u gögün yedinci katında oturur, her şeyi yönetir, ama yalnızca iyilik yapar, yani cezalandırmaz. Bunlar da tanrıdırlar, yaratıcıdırlar.

Ayrıca böyle bir gen varsa bizlerin yani ateistlerin durumunu nasıl açıklayacagız. Bilim geliştikçe, aydınlanma ve ögrenme istegi arttıkça, özellikle dinlerden, tedricen de tanrıdan kopuş hızlanıyor. Beynimiz böyle programlanmışsa bizler mutasyon muyuz.

Katılmadıgım bir zorlama. Din ya da eski alışkanlıkların gelecek nesillere aktarımı toplumun dokusu için şarttır. İlk dinler de bu temelde gelişiyorlar. İlk Altay krallıklarında tengri tapımı var. İmparatorluk parçalanınca, hükümdar kalmayınca, Gök Tanrı da yavaş yavaş unutulur, halk tapımı güçlenir ve başat hale gelir. Atalar tapımı yogunluk kazanmaya başlar.

saygılarımla

OQONUC
06-02-2009, 21:43
Hakeza Tunguzların Buga’sının (Gök, dünya) tapımı yoktur,---
.....

Bu cümlenin dayandığı tarihi blegenin tarihi nedir sizce? Sanırım bu tarihi bulursak insanlığın tarihinde de bir tahmin yapma şansımız olur. Zira Gök Tanrı inancı ile, batı tarihinin kurgusundaki insanlık başlangıç tarihi bir türlü birbirine denk gelmiyor diye biliyorum. Ama siz daha iyisini bilirsiniz tabikii ne de olsa bilgileriniz batı tarih kayıtlarını esas alıyor bildiğim kadarı ile.

Konumuza dönersek,
Benim bildiğim 14.000 yıllık Tek Tanrı inancı özünden hiç bozulamdan bugünlere kadar tek bir hat üzerinde ulaşmış diye biliyorum. Gerekirse bir araba dökümanı da buraya eklemek isterim.

Bozulan ise, inancın insanlığın sıçrama tahtaları olan peygamberlerden hemen sonra Tanrı adına ortaya çıkan DİNCİLERin halkta yaptığı tahribattır.

Elhasıl,
insan aynı insandır hiç değişmeden aynı duygu ve arzulara sahip olarak yaşayan. Onun toplumsal gelişmesini düzenleyende din olmuştur.

Dinin içerisinde oluşan bozulma ve kokuşmanın sonucunda farklı fraksiyonların toplum içinde doğması kaçınılmazdır. Ancak , ateizm tıpkı DİNCİLER gibi karşı cephelerden kesin bir yargı ile ispatlayamadan TERCİhTEN ve İNANMAKTAN şiddetle kaçınarak,hüküm verdikleri için, toplum tarafından gönüllü olarak kabul görmemiştir. Sanırım buradan, Türklerin nasıl müslüman olduğunu veya Baskı ile doğu bloklarda yapılan kültürel asimilasyonun sonuçlarını irdelemek için bazı donelerde bulabiliriz.

Selamlar

dilaver
06-02-2009, 21:47
Benim bildiğim 14.000 yıllık Tek Tanrı inancı özünden hiç bozulamdan bugünlere kadar tek bir hat üzerinde ulaşmış diye biliyorum. Gerekirse bir araba dökümanı da buraya eklemek isterim.

Bundan memnun olurum. Ama gerçek gözlemci, arkeolog, antropologlara ait olsun. Fikirlerin dışında dökümanlara dayansın. Ben 3 seneye yakındır eski toplumlara yönelik bu tarzdan döküman talep ediyorum. İvedilikle bekliyorum.

saygılarımla

OQONUC
06-02-2009, 22:49
Ama gerçek gözlemci, arkeolog, antropologlara ait olsun..
........
GERÇEK Kriterlerinizi de yazarsanız sevinirim.

Birşeyin gerçekliği hakim kültürlerin etiket vasfı ile her 300 ylda yeniden yazrak çoağlttığı okma bilgieri ve diktelerimidir? yoksa arzda bozulmadan duran ve açıklanan elle dokunur gözle gürünür maddelermidir.?

Ne demiş eskiler,
milyonlarca kişi ayı gözlerken ve yok derken, bir kişi ayı görse ve davasını ispat etmek için onu diğerleine gösterse milyonlarca kişinin kesreti tek bir kişide geçersiz olur.

Bu nedenle, GERÇEK kriterlerinize göre belgeleri ayıklamaya başlayacağım.

Selamlar

OQONUC
06-02-2009, 22:51
Ama gerçek gözlemci, arkeolog, antropologlara ait olsun..
........
GERÇEK Kriterlerinizi de yazarsanız sevinirim.

Birşeyin gerçekliği hakim kültürlerin etiket vasfı ile her 300 yılda yeniden yazarak çoğalttığı okuma bilgieri ve diktelerimidir?
Yoksa arzda bozulmadan duran ve açıklanan elle dokunur gözle gürünür maddelermidir.?

Ne demiş eskiler,
milyonlarca kişi ayı gözlerken ve yok derken, bir kişi ayı görse ve davasını ispat etmek için onu diğerleine gösterse milyonlarca kişinin kesreti tek bir kişide geçersiz olur.

Zaten bundandır ki, İnanç bir tercihtir çoğu akıl hülasasında.

Bu nedenle, GERÇEK kriterlerinize göre belgeleri ayıklamaya başlayacağım.


Selamlar

dilaver
06-02-2009, 23:01
14 bin sene dediginize göre birincisi bu 14 bin sene hangi uygarlıga tekabül etmektedir. Buna yönelik yazılı belge olamayacagına göre arkeolojik kalıntı olmalıdır. Şu anda neolitige dair en eski buluntu Göbeklitepe o da 13 bin sene öncesine ait. Ne yazık ki tanrıyı andıran hiç bir buluntu yok. Vahşi hayvan kabartmaları var.

Gene 20 binden 35 bin sene evveline tarihlenen Sibirya, Tuna, Cro Magnon arkeolojik buluntuları var onlarda da böyle bir tanrı tasviri yok. Şaman tasvirleri, boga, ren geyigi resimleri ve şişman çıplak kadın resimleri var.

İlkel diye nitelenen fosil kabileler var. Bunların içlerinden misyonerlerle temasa geçmemiş, sadece gözlemlenmiş mülkiyetin olmadıgı ,şefligin de yeni yeni oluşmaya başladıgı ya da hiç olmadıgı kabilelerden örnekler verebilirsiniz.

Temel kıstas tanrının protitipi olan şef henüz ortaya çıkmamış olacak. Böyle kabileler var, gerekirse ben size örnekliyebilirim.

Ama evrensel-insan gibi bilmeden, örneklemeden, gözlemlemeden üfürmeye çalışırsanız bir adım bile ileri gidemeyiz. Sadece beyninizde yarattıgınız imajla konuşursanız inandırıcı olamazsınız.

Neden şef olmasın dedigime gelince, çünkü tanrı şefin izdüşümüdür. Şeflik ortaya çıkmasaydı ve kalıcı olmasaydı, tanrıyı da bulamazdı insanoglu. Nitekim şefin bilinmedigi yerde tanrının da bilinmemesi bunu kanıtlar bize. Ayrıca ilk tanrıların da insan oldugunu tanrı-krallar oldugunu unutmamak gerekiyor. Nitekim insanoglu ilk somut düşünmüştür. Somuttan soyuta gidebilmiştir.

Şimi şu araba dolusu kayıtları dinleyelim.

saygılarımla

imhotep
06-02-2009, 23:21
Aslında olayda o kadar ters bir yer yok. İnsanın evrimi uyarınca "cahil" bireylerde yani "içgüdü"leri ile hareket eden bireylerde inanç kavramının olması gayet normal aslında. Buna benzer içgüdüler var biliyorum, ama tabi medeniyet ile birlikte silik durumdalar.

Saygılar

OQONUC
07-02-2009, 00:04
Bu nedenle, GERÇEK kriterlerinize göre belgeleri ayıklamaya başlayacağım.

.........

Bazı açıklamalar yazmışsınız ama okumadım detaylı olarak. Zira bir soru sormuştum.

Vereceğiniz cevaba göre severek işe koyulabilirim.

Bir önceki mesajdan alıntı:
Bu nedenle, GERÇEK kriterlerinize göre belgeleri ayıklamaya başlayacağım.

Tarihler konusunda ve öğendiğiğnizi bilgilere bu kadar güvendiğinze göre;evrenselik iddiası szie daha uygun gibi geldi bana.

Evet; gerçekten kastınız nedir ve hangi delilleri kabul edersiniz.

Gerçek kelimesi size ait bir kelime; bu hususu özellkle belirtirim.

Konuyu dağıtmadan buradan devam edelim isterseniz.

evrensel-insan
07-02-2009, 00:10
Saygideger dilaver;

Ama evrensel-insan gibi bilmeden, örneklemeden, gözlemlemeden üfürmeye çalışırsanız bir adım bile ileri gidemeyiz. Sadece beyninizde yarattıgınız imajla konuşursanız inandırıcı olamazsınız.-dilaver

Bundan sonra boyle mesnetsiz adima yazdigin mesajlarini kisisel satasma olarak algilayacagim. Sen ancak alintilarina devam et. Benimle de ugrasma.

Saygilarimla;
evrensel-insan

dilaver
07-02-2009, 00:27
Ben sizlere bosuna demiyorum; dogal dusunceden arinmak gerek diye.

Bu sözlerinin eski toplum ile baglantılarını gösteren, gözlemsel örnekler gösterebilirsen şayet elbette senden özür dilerim. Ama hiç bir toplumsal tarihsel, antropolojik, arkeolojik dayanagı olmayan, kerameti kendinden menkul düşünceler ürettigin ölçüde bunun ismine üfürmek denir.

Bana laf yetiştireceginize dediklerinizin tarihsel ve toplumsal, gözleme, kazıya dayanan kanıtlarını sunun bize ki kimse size üfürükçü demesin. Oki bu işte biraz zorlanacak gibi gözüküyor. Siz de tanrının ilk oldugunu düşünüyorsunuz ve düşüncenin temelini oluşturdugunu söylüyorsunuz. Buyrun oki ye yazdıgım kıstaslar dogrultusunda siz bana tarihsel kanıt sunun.

Gerçekleri sunun ki hayal aleminde yaşamadıgınız anlaşılsın.

saygılarımla

evrensel-insan
07-02-2009, 00:34
Saygideger dilaver;

Ben bunlarin ornegini cok gosterdim. Her yazimda da tekrarlayacak degilim. Anliyan anliyor zaten. Benim yazilarimda kimsenin kisiligine yonelik bir icerik yok. Bana cevap yazacaksan; sen dusuncenle ispatla, benim dedigimin "dogru"olmadigini. Yada, benim dedigimi curutucu dusunce belirt. Yazdigin yazinin dusunce icerigi olmadiktan sonra; yazdiklarinin gecerli oldugunumu saniyorsun? Daha oncede soyledim. Benim amacim ISPAT DEGIL, CURUTME; SEN ONCE BUNUN NE OLDUGUNU KAVRA. CURUTMEK NE DEMEK DILAVER?

Saygilarimla;
evrensel-insan

dilaver
07-02-2009, 00:37
palavra ile işim yok evrensel

Cro-magnon kalıntılarında düşünce vardır, vardır ki resmetmişler. Bana oradan tanrıyı bul. Göbeklitepe de tanrıyı bul. Bul ki attıgın lafların bir temeli olabilsin. Bulamıyorsan o zaman dediklerinin tamamı hayal ya da bilimsel adıyla spekülasyona girer. Cro magnon da ve göbeklitepete tanrıyı bekliyorum senden. İspattan çürütmeden bahsetmedim. Seninle kelime oyunlarına girecek kadar da boş zamanım yok. Kanıt ve gözlem dedim.

saygılarımla

evrensel-insan
07-02-2009, 00:39
Saygideger dilaver;

Ben de; "curutme" dedim.

Saygilarimla;
evrensel-insan

OQONUC
07-02-2009, 01:13
Evet; gerçekten kastınız nedir ve hangi delilleri kabul edersiniz.
.........

Artık girmeyeceğim siteye.

Bu nedenle, bu soruya cevabınız olduğunda mail ile veya msn ile haber verirseniz yazımı severek yazacağım.

Selamlar.

dilaver
07-02-2009, 01:23
sevgili dostum

çok net olarak açıkladıgımı zannediyorum. Somut gözlemler, arkeolojik ve antropolojik veriler. Antropolojik veriler derken şefligin olmadıgı toplumlarda tanrı inancının varlıgı. Göbeklitepetede tanrı inancının arkeolojik kanıtları.

ŞİMDİ Göbeklitepe de aslan, panter, vaşak vs gibi totemlerin heykelini bulabiliyorsak bir de tanrı heykeli bulalım degil mi. Ya da bu tarz eski kalıntılarda bunu aramak hakkımız olmalı.

Hayvanın resmini betimleyecek kadar ergiin bir toplum tanrısını mı betimleyemeyecek. Bu kabul edilemez, çünkü şeflik sistemine geçtikten sonra bunun sayısız örnegini görüyoruz. Eski Mısır, Sümer, Hitit, onlarca örnek ile dolu.

Giritte Zeus'un mezarı bile var.

saygılarımla

evrensel-insan
07-02-2009, 01:25
Saygideger arkadaslar;

Tanri kavrami, insanoglunun dusuncesinde yer aldikca, ona olan inanc da; devam edecektir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

dilaver
07-02-2009, 01:31
çok güzel kanıt ya da gözlem oldu evrensel teşekkür ederim. :)

Sayende Göbeklitepe deki, cro Magnonda ki olmayan tanrıya ait kanıtlar keşfettik. Ve tanrının 10 binlerce sene evvelki varlıgını bulduk.

Son derece bilimsel ve anlaşılır oldu. Böylece insanoglunun ilk günlerinden beri bir tanrı inancına sahip oldugu arkeolojik verilerle kanıtlandı. :eek:

saygılarımla

evrensel-insan
07-02-2009, 01:46
Saygideger dilaver;

Ben birsey kanitlamiyorum. Sadece sorunu ortaya koyuyor ve nasil curutilecegini soyluyorum. Sorun; dogal dusuncede, tanri kavramini yerlesmisligi ve tanri temelli; var-yok ve inanc tartismasi.

Cozum; Tanri kavraminin; dusunceden arinmasi, bu kavrama insanin ihtiyaci olmadigini ve bu kavramin karsitliktan baska bir icerik tasimadigini algilamak.

Onemli olan, tanri kavraminin ne zaman ortaya atildigi degil; atildiktan bu gune kadar; tanri temelli tartismalarin suregelmesidir.

Soru; Tanri kavramini var-yok ve inanc temelli tartismaya insanoglu neden ihtiyac duyar? Bu duyulan ihtiyac nasil giderilir? Insanoglunun hafizasindan tanri nasil silinebilir? Doga da, bile; vucuda artik belirli bir katkisi olmayan uzuvlar ya koreliyor, ya yok oluyor. Tanri kavrami neden hala var?

Saygilarimla;
evrensel-insan

dilaver
07-02-2009, 02:00
Göbeklitepeye gel evrensel. Onu çürüt. Ya da şunu de tanrı kavramından evvel de insanlar tanrısız düşünebiliyorlardı. Bunu diyebiliyor musun. Zannetmem. Çünkü sana göre düşünce tanrı temelli.

Onun için şu göbeklitepeyi bir çürüt bakalım, sen her şeyi çürütüyorsun ya.

saygılarımla

imhotep
07-02-2009, 02:04
Tanrı kavramı neden hala var?

Çünkü halen ezen ve ezilen var. Haliyle kitlesel bir afyona ihtiyaç var. Bu temel sebep. Dinler egemen güçler tarafından pompalanıyor. Bunu en net zannediyorum ki Burjuva Demokratik Devrimlerinde görebiliriz. Egemen aristokrat sınıfı dinden faydalanıyorken egemenlik talebinde bulunan Brujuvazi dini karşısına almıştı. Sonuç ne oldu? Büyük bir aydınlanma! Sonrasında ne oldu? Burjuvazi aristokrasiyi tasfiye ettikten sonra egemen güç oldu. Tek egemen güç olduğu için de bir dönem karşısında durduğu dinlerin yanına sokuldu.

Dediğim gibi burjuva devrimleri bu konuda çok öğretici.

Saygılar

evrensel-insan
07-02-2009, 02:19
Saygideger dilaver;

Ben dusuncenin, tanri temelli oldugunu soylemedim. Tanrisal oldugunu soyledim. Dusuncede, ne zaman tanri kavraminin belirdigini de; cok defa yazdim. Sorulara cevap verememekten ve verilemeyen cevabi; bir olguyla noktalamaktan.

Belki, bu cikis kendi icinde masumdu. Ama sonucta bu masum dusunce; kimileri tarafindan amac edinildi, kimileri tarafindan da arac olarak kullanildi.

Bugun tanrisal dusunce; amactan ziyade; bir aractir. Tanri kavramini ve ifade edilisinin tartismasini canli tutmak; bu duzenin ve sistemin vazgecilmezidir.

Hem insanoglunu uyutur, hemde onun yasam ve iliskisini yonetir, yonlendirir. Soylermisin? Tanri kavrami gundemde oldukca; hangi nesil; bu kavrami kullanmaya ihtiyac duymadan yetisecek?

Dusuncenin; erksel, cikarci, bencil, ayrimci, v.s. kokenli ve erkeksel karaktere sahip oldugunu soyledim. Tanrisal temelli dusuncenin de; dini mentaliteden kurtulamayacagini soyledim.

Saygilarimla;
evrensel-insan

dilaver
07-02-2009, 02:28
Ben dusuncenin, tanri temelli oldugunu soylemedim.
Tanrisal oldugunu soyledim.

Evrensel bu iki cümle arasında öz itibarıyla hiç bir fark yoktur. Tanrı temelli olan düşünce zaten tanrısaldır. Ayrıca düşüncenin tanrısal oldugunu iddia etmenin anlamı vahy dir.

Bundan sonraki söylediklerin sonuca yöneliktir ve bizi aydınlatmaz. Bir kıymeti harbiyesi de yoktur.

Ben diyorum ki insanlar tanrıyı yaratmadan evvel de içinde tanrıyı barındırmayacak şekilde gene düşünebiliyorlardı. Bu düşünce sistemi de yaşamlarının % 95 ini oluşturuyordu. Yani tanrı kavramını içermeyen bir düşünce sistemi mevcuttu. Sen buna ne diyorsun.

Göbeklitepe hala gündemde. Bunu unutmam.

saygılarımla

evrensel-insan
07-02-2009, 02:41
Saygideger dilaver;

Tanrisal dusunce demek; soyut, spekulatif, tartismali ve kisirdongu temelli;bir tanri aratan, insanoglunu, kendi disina iten; insanlik disi bir dusunce. Dini mentalite de; bu dusuncenin sosyallesmesi, yasam ve iliskiye uyarlanmasidir.

Benim ona bir itirazim yok. Insanoglu, tabiki tanrisal dusunce ile dogmadi. O zaman, bu insanoglunun tabiati olur. Fakat, dogal olarak; dusuncesini tanrisalliga yonlendirdi. Daha, dogrusu insanoglu; hicbir dusunceyle dogmadi; dusuncesinin sekillenisi, koklenisi ve temellenisi; yasam ve iliskilerinden kaynaklandi.

Saygilarimla;
evrensel-insan

dilaver
07-02-2009, 02:49
sayın evrensel insan

Bak ne diyorsun :

Insanoglu, tabiki tanrisal dusunce ile dogmadi. O zaman, bu insanoglunun tabiati olur. Fakat, dogal olarak; dusuncesini tanrisalliga yonlendirdi.

Benim ise iddiam şudur. Homo sapiensin 196 bin senelik bir mazisi vardır. En eski fosilin bu tarihlerle tanımlanması yüzünden . BUndan evvel de bir mazisi var, şimdilik onu bir yana bırakalım. Demek ki takribi 200 bin senelik zamanının 6 bin senesini tanrıyla 190 bin senesini tanrısız geçiriyor.

O halde düşüncesini dogal olarak tanrısallıga yöneltmiyor. 190 bin sene sonra tanrısallıga geliyorsak bu dogal degildir. Son cümlen dogru. Ama iletilerindeki nadir dogrulardan biri. Aslında felsefeye girmesen çok dogrun var, ve okunabiliyorsun ama neden felsefe iddiası onu anlamıyorum.

Şİmdi burada tartışacagımız şey şudur. Tüm homo sapiens ömrünün % 2,5 i tanrı ile geri kalanı tanrısızlıkla geçmiş ise bu dogal bir yönelim olmaz, tam tersi anomali olur.

İkincisi de gene göbeklitepe ve bunu kavramak önemlidir. İnsanoglu ömrünün % 97,5 ini tanrısız geçirmişse ve bundan sonra tanrıyı üstellik de kabile şefinden sonra bulduysa buna dogallık denilmez.

saygılarımla

dilaver
07-02-2009, 02:50
sayın evrensel insan

Bak ne diyorsun :

Insanoglu, tabiki tanrisal dusunce ile dogmadi. O zaman, bu insanoglunun tabiati olur. Fakat, dogal olarak; dusuncesini tanrisalliga yonlendirdi.

Benim ise iddiam şudur. Homo sapiensin 196 bin senelik bir mazisi vardır. En eski fosilin bu tarihlerle tanımlanması yüzünden . BUndan evvel de bir mazisi var, şimdilik onu bir yana bırakalım. Demek ki takribi 200 bin senelik zamanının 6 bin senesini tanrıyla 190 bin senesini tanrısız geçiriyor.

O halde düşüncesini dogal olarak tanrısallıga yöneltmiyor. 190 bin sene sonra tanrısallıga geliyorsak bu dogal degildir. Son cümlen dogru. Ama iletilerindeki nadir dogrulardan biri. Aslında felsefeye girmesen çok dogrun var, ve okunabiliyorsun ama neden felsefe iddiası onu anlamıyorum.

Şİmdi burada tartışacagımız şey şudur. Tüm homo sapiens ömrünün % 2,5 i tanrı ile geri kalanı tanrısızlıkla geçmiş ise bu dogal bir yönelim olmaz, tam tersi anomali olur.

İkincisi de gene göbeklitepe ve bunu kavramak önemlidir. İnsanoglu ömrünün % 97,5 ini tanrısız geçirmişse ve bundan sonra tanrıyı üstellik de kabile şefinden sonra bulduysa buna dogallık denilmez.

saygılarımla

evrensel-insan
07-02-2009, 03:13
Saygideger dilaver;

Ben "bu dogaldir" demiyorum. Bu "dusuncenin dogal gelismesidir" diyorum. Yani; inanoglunun bu dogal gelisen; dusuncesi; tanrisalligi dogurdu. Bunun da temeli; bencillik, erksellik, cikar ayrimcilik ta yatiyor.

Yani, ben istesem de; istemesemde; sen istesende istemesende; bu dusuncenin dogal gelismesidir. Istersen; evrimi de diyebilirsin.

Bu evrim pozitifin olumlusu olarak; ta, Darwin'e kadar surdu. Darwin ile birlikte, bu sefer ayni pozitifin, olumsuzuna donusuldu. Ama, hala bu olumlu-olumsuz savasi ve tartismasi suruyor.

Iste, benim dedigim; artik bu dogal gelisen dusunceden arinmak gerekir ki; bu tanrisal temelden tamamen kurtulunsun.

Bunun alt yapisida; nihilizm le atildi. Yani; nihilizmden buyana; dunya tanri kavramina gerek duymadan yasayabilecegini gosterdi. Oyuzden de, zaten birey one cikti.

Ama; hala dogal dusuncenin; ayrimci, bencil, cikarci, erksel v.s. kokeni yerinde duruyor. Iste, bu yapidan dusunce arinmazsa; dogal dusunce olarak gelisen ve yerlesen tanrisal dusunce devam eder.

Insanoglu dusuncesi acisindan; tanrisal temelin gecirdigi evreler;
Kavramsiz evre,-ki senin dedigin uzun evre
Olumlu kavramli evre, Tanrili evre-tanrinin olumlu yani pozitif ortaya konusu
olumsuz kavramli evre, tanrisiz evre
kavramin ortaya konusu. Tanri nedir?-ki olumsuz yani negatif ortaya konusu
Yeni evrede; kavramin ortadan kaldirilisi evresi olacaktir. Bunun da temeli; nihilizmle ortaya atilmistir. Benim de yaptigim, budur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

dilaver
07-02-2009, 03:22
Yeni evrede; kavramin ortadan kaldirilisi evresi olacaktir.

Şimdi bu dogru tespit diger yanlış tespitlerini ortadan kaldırmıyor. Öncelikle insanın dogal düşünce evrimi diye bir şey yok. Ayrıca insanlıgın 190 bin senelik temelinde bencillik erk vs de yok. Bunlar son 6 bin senede görülüyor. Bu insanın insanal özü degil. Onun için göbeklitepe diyorum ve sen boyuna öteye beriye atlıyorsun ve göbeklitepeye gelemiyorsun. Gelemzsin çünkü orada yaşananlar ve günümüze yansıyanlar senin deyiminle seni çürütür.

Düşünce şayet maddenin kavranışı ise bu dogal olamaz. Harekete baglı olur. Bu yüzden de Hint-Ari göçleri sonucunda düşünce çok hızlı gelişmiş ama hareketsiz Aborjinlerde stable kalmıştır.

Düşünce maddi hayatın kavranmasıdır ve öncelikle somuttur. Soyut olabilmesi ise her şeyden evvel maddi hayatın soyutlanabilmesi şarttır ki soyuta yönelinebilsin. Bu ise kullanım degerinin yerine bir soyutun yani degişim degerinin ikamesi ile olur. Bunun yansıması kol ile kafa emeginin ayrılmasıdır, İşte düşünce ancak bu ekonomik temeller ile soyutlaşır. Bunun için de 190 bin sene geçmesi gerekmektedir.

Sen şu göbeklitepe üzerine hiç bir şey söylemeyecek misin . İstersen bir iki gün yazma bu başlıga ben de yazmam, ve göbeklitepeyi araştır ve orada bana tanrıyı göster, Hani düşüncenin dogal gidişatı idi ya.

saygılarımla

karadenizli
07-02-2009, 03:27
Evrensel insan la dilaverin tartışmalarını keyifle okuyorum çok hoşuma gidiyor bence ikisi galatasarayla fenerbahçe gibi T.D sitesinin tek büyük derbisi

evrensel-insan
07-02-2009, 03:39
Saygideger dilaver;

Ben, insanin ozu veya tabiati demedim. Insanoglunun, bunu dogal dusuncesine oz ve tabiat yaptigini dedim. Sonucta bu ozun boyle algisi; insanogluna; hayvandan gecmistir. Cunku, insanoglu yasam ve iliski tecrubesini hayvandan almistir. Tek farki; hayvanin tabiati olani bencillik; olarak algilamis, kendi dusuncesinin temeli olarak sistemlestirmistir. Sahiplik dusuncesinin gelismesi nasil olusmustur? Benim dusuncesi. Cunku, yasamak icin; once kendini dusunmek zorundasin. Bunu da dusuncede kavramlastirirsan; dogal gelisen dusuncenin kokeni olusur.

Dogallik, dogal gelisme ve dusuncenin dogal gelismesi; farkli seylerdir. Ben daha once; hayvanin dogal yapisindaki; davranisi; insanoglunun, dusunceye; bencillik, ayrimcilik, erk v.s. olarak tercume ettigini ve oyle algiladigini soylemistim. Daha sonra; bu temeli; kendi turune tasidi. Ben'in temeli sence, insanoglunun hangi tarihine dayaniyor? Dusunce olarak ve kavram olarak dile gelmese bile; davranis olarak.

Saygilarimla;
evrensel-insan

dilaver
07-02-2009, 03:51
Sayın evrensel-insan

İnsanoglu şayet ben olsaydı bir konuşma dilini geliştiremezdi. KONUŞMA DİLİNİ GELİŞTİREMEYİNCE BEYİN GELİŞEMEZDİ. (pardon teknik hata) Beyin gelişemeyince bu güne varamazdık. O halde insanoglunun temeli paylaşımdır.

Emek yogun faaliyet olmasaydı, insanlar topluluk olmasaydı konuşamazlardı. Öyle ya beraber olamazsan kiminle konuşacaksın.

Ne zamnki adamın biri bir topragı bir çit ile kapatıp burası benim dedi; işte tüm hengame o zaman başladı.

Bu arada karadenizliye de düşünmesi için bir ayet yazalım. Fatır 13Fâtır Sûresi 13 - Allah geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Güneşi ve Ay’ı da koyduğu kanunlara boyun eğdirmiştir. Her biri belirli bir vakte kadar akıp gitmektedir. İşte bu Allah’tır, Rabbinizdir. Mülk yalnızca O’nundur. Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz, bir çekirdek zarına bile hükmedemezler.

Ne dersin karadenizli gel mülk yalnız Allahındır temelinde birleşelim ve kula mülk tanımıyalım. Bu ayetin başka yorumu var mı sence. Yoksa orada da saga sola kaçmak mı lazım.

saygılarımla

saygılarımla

evrensel-insan
07-02-2009, 04:07
Saygideger dilaver;

Insanogluyla, hayvanin arasindaki en buyuk fark; hayvan somut yasar ve somut iliski kurar. HAYVANIN SOYUTU YOKTUR. Kendi turu arasinda da; ses cikararak iliski kurar. Kendi turu disindaki hayvanlarla ve dunyayla da; somut temelde iliski kurar. INSANOGLU SOYUTU URETEN, YARATAN VE SOYUTLARLA YASAYAN BIR HAYVAN CINSIDIR. Keske, soyutu hic yaratmasaydi da; dusuncesini; teknik gelisime ve yasam ve iliskisinin ve de baska canlilarla olan iliskisinin tum canlilari kapsayan sekilde gelistirseydi. Insanoglu soyutlarla yasar; dogru,iyi, guzel, gercek, hakikat, yanlis, cirkin, v.s. Insanglu, neden soyut dusunce uretmistir? Hayvanin neden boyle bir sorunu yoktur? Soyutla oyle bir hasir nesir olmuski; kendi yasam ve iliskisini bile unutmus. Insanoglunun; kavraminin soyut olmasi; zaten sorunun temelidir. Halbuki; dili neden yaratmistir, kullanim, paylasim ve iletisim icin. Ama gel gor ki; ben temelini soyutlastirarak, bencillige tasimis ve bunu da sosyallestirmistir.

Sonucta; sen; insanoglunu; dusunce olarak egitmezsen, ne kadar grasirsan ugras; yine "benim" diyecektir. Cunku, bu dogal gelisen dusunce; onu "benim" den kurtaramayacaktir. Taki; bu dogal dusuncesinin getirdigi "benim" in temelinin bir ayrimcilik, bencillik, cikar ve erksel bir icerik oldugunu algilayana kadar. Sorun, dogal gelisen dusuncenin; sekillenisi ve yapilanisindadir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

karadenizli
07-02-2009, 04:08
Orada mülkiyet hakkınız yoktur demiyor şöyle anlarız;Mal sahibi mülk sahibi hani bunun ilk sahibi
Mülkiyet hakkı son derece normaldir dilaver şimdi bana evim,arabam,arsam yok deme illaki birisi vardır.
Her insan birşeylere sahip olmak ister bu insanın özünde vardır.

evrensel-insan
07-02-2009, 04:21
Saygideger karadenizli;

Bu insanin ozunde degil; dusuncesinde vardir, dusuncesinde oldukca da; bunu somuta indirger ve hayata gecirir; taki arinana kadar.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Ayejj
08-02-2009, 13:11
Haber zaten varmış o yüzden sildim.

Ayejj
08-02-2009, 13:36
Bence insan beyninin neden sonuç ilişkisine programlı olmasının sebebi,tuzağa düşmekten kendini koruma içgüdüsüdür.
En ilkel canlılarda bile çevrede olan biteni algılamaya çalışma vardır.Algılama çabasının merkezindede herhangi bir tuzağa düşmeme isteğinin olması gerekir.
Bu çerçevede canlılar çevrelerindeki herşeyin neden öyle olduğunu ve bunun nasıl bir sonuca yol açacağına konsantre olmalılar.Ve onlara anlamlar yüklemeliler.Belkide çocuklarında dini eğitim almadıkları halde tanrı fikrine programlı beyinlere sahip olmalarının nedeni budur.

evrensel-insan
08-02-2009, 17:53
Saygideger Ayeji;

"Tanri fikrine programli" deyimini aciklarmisin? Bunu insanoglu kendi kendi icin mi programliyor? Ayni zamanda da, bunu bilincli mi yapiyor?, ya da dogal bir gelisme sonu cu mu? Ya da....

Saygilarimla;
evrensel-insan

Ayejj
08-02-2009, 18:27
sayın evrensel insan,

Tanrı fikrine programlı derken kastettiğim çocuk doğduğunda beynindeki hücreler arasında kurulmuş dogal bağlantıları kastediyorum.Bu bağlantıların sinir hücrelerinin DNA ları tarafından ilkel bir harita olarak, çocuğun atalarının genlerine işlemiş tecrübelerinin aktarımı olduğunu düşünüyorum.

Yani çocuk çevresinde olanı biteni bir sebebe bağlamalı.çünkü birinci görevi hayatta kalmak.

Bunun içinde nelerin kendisi için hangi anlama geldiğini tespit etmeli.

Bu mantık ileri aşamalara kadar sürdürüldüğünde çocuk herşeyin bir sebebi ve amacı olduğu fikrine ulaşıyor.bu noktayada tanrıyı oturtuyor.

evrensel-insan
08-02-2009, 19:11
Saygideger Ayeji;

Zaten, toplumlar; tanri kavramini canli tuttugu surece, yani tanri inancini ve varligini iki zit uclu tartismaya tasidigi surece ve tanri kavramindan arinmadigi; onu gereksiz bir lugatta yer tutan kavram olarak gormedigi surece; zaten, yetisen nesil; tanri kavramiyla yetisiyor.

Yoksa; hicbir yeni dogan bebek; dusunceyle dogmaz. SADECE BEYNININ DUSUNME OZELLIGI ILE DOGAR. Bir bebegin; dusuncesi yoktur. Dusunme ozelligi vardir. Sende, ona tanri kavramini verirsen; o da o kavram uzerine, dusunce uretir. Urettigi dusunce de; ya tanri lehine, ya da tanri aleyhine olur.

Bu sekilde de nesiller yetistikce de; tanri kavrami; ne guncelligini kaybeder, ne de tedavulden kalkar. Bunu da, zaten canli tutmak isteyen; bu duzeni ve sistemi koruyup, kollayanlar ve tanri kavramini kendi cikarlarina bir arac olarak kullananlar ve hatta; bazilari icin de amac yapanlardir.

Ayrica, bilimin; epistemolojik yapisindan kaynaklanan, her soruya cevap verememesinin sonucu da; tanri kavramini canli tutan nedenleri basindadir. Halbuki, bilim; "Benim su an bildigim bu, bilmedigim uzerine de spekulasyon yapmam" dese; iste o zaman; tanri cikarcilari; bilime satasamaz.

Dolayisiyle, insanoglu; neden hala tanri kavramini tartismasal olarak; hala yururlukte tuttugunu; nedenleyip-sorgulamalidir. O zaman gorecektirki; yasam ve iliskisi icin; tanri kavramina ihtiyac yok. Iste o zaman da; bu kavrami tedavulden kaldiracak. Bilimde; sadece bildigini aciklayacak; bilmedigi veya emin olmadigi konuda spekulasyona yonelmeyecek. Onu da arastirmaya devam edecek.

Bu durumda; tanri kavramindan amac veya arac olarak cikar saglayanlarda; artik saglayamayacak.

Zaten, bunu ufukta az da olsa farkina vardilar ve bireyci akilciligin guc temeline donduler. Su anki amaclari; dunyaya, bilhassa bilimsel temelde-DNA-insanoglunun farkli oldugunu ve bir yonetenler ve yonetilenler olarak ikiye ayrildigini, ispata yoneliyorlar. Bunu once irksal bazda ve milli bazda yapmaya calisiyorlar. Dolayisiyle, tanrinin yerine; genleri ve DNA uydurmasini koymayi yegliyorlar. Bu sekilde, cemaat toplumu yaratip; bireyleride; dusunmemeye-robotlastirmak- yonlendiriyorlar. Amac, kul ve koleligi; modern temelde kalici ve karsi cikilmaz kilmak; tanri eliyle degilde; DNA ve gen eliyle. Bu amerikan idealizminin yakin gelecekteki plani; Nihilizmin; tanri bosluguna dusmusleri icin.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Ayejj
09-02-2009, 14:08
Sayın evrensel insan,

O halde ''Tanrıya inanmanın bilimsel kanıtı '' başlıklı haber için maksatlı ,bilimsel temeli olmayan , uydurma bir haberdir mi? diyorsunuz.

evrensel-insan
09-02-2009, 17:33
Saygideger Ayeji;

Haberin icerigine bakilirsa; iki mentalite yurutulebilir. Birincisi; "Siz ne yaparsaniz yapin, insanoglu inanctan kurtulamaz" veya "Cocuk sordugu sorulara cevap bulamayinca, bir yaraticiya yonelecektir" Her iki mentalite de; Dogal gelisen dusuncenin de; artik iflasa dogru gittigini ve ayni bireyci akilcilik gibi , dogal dusuncenin de sona erdigini vurguluyor. Bence bireyci akilcilik nasil guc temelli dunyayi ele gecirmeye calisiyorsa; dogal dusunce de; dusunceyi yaratici ile ve inancla sabitlemeye calisarak; dusunen beyinleri robotlastirmak istiyor. Evet, dogal dusunce de iflas etmistir. Eger dusunen dusunceye yonelinmezse; tanri kavrami da kalici kilinacaktir. Insanoglunun; dusunce ve davranista insan olamamasi icin; her turlu tedbir alinmaya ve onu kesilmeye calisiliyor. Oyuzden bir an evvel; dusunen dusunceye yonelmek ve tanri kavramini her yonuyle desifre etmek gerekiyor. Cocuklara da; epistemolojini varligindan bahsetmek; ve insanoglunun her zaman herseyi bilemeyecegini izah etmek. Onemli olan seyin yasam ve iliski oldugunu vurgulamak.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Onur Çağlar
09-02-2009, 19:37
Tanrıya inanmanın bilimsel kanıtı

İnsan beyni "tanrı'ya inanmak için programlanmış"...

Dünyanın en saygın üniversitelerinden Yale Üniversitesi tarafından yapılan ve dünyanın en saygın bilim dergisi New Scientist'ta yayınlanan bir araştırmaya göre insan beyni "tanrı'ya inanmak için programlanmış"...

Ben de akşam "Samanyolu TV"de izledim ve haberin ardından hemen şapkamı önüme koyarak, "ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim" demekten başka çıkar yol bulamadım.

diagoras
12-02-2009, 20:39
Merhaba arkadaslar,

Behsi gecen arastirmayla ilgili new New Scientist'ta yayinlanan makale ve baz aldigi bilimsel arastirmalari inceledigimde aslinda belirtilen sonucun tam aksine bir sonuc cikaranlarin cok daha fazla olduguna rastladim.

Bu sonucta su, ozetle din ,tanri dahil tum soyut olgular (cadilar, cinler, canavarlar, buyu.. bi listeyi uzatabilirisniz, en yaygin ve populeri tanri oldugu icin yogun olarak ele alinmis), insanin evrimsel surecinde ortaya cikan adaptasyonlar ve bunlarin kalintilaridir. Belli kosullar ve donemlerde yasam mucadelesine ozellikle orgutleme konusunda ki essiz etkisiyle buyk arti saglamistir. yani tum bunlari bu arastirmanin bulguleri dahil onsanoglunun soyut yaratilarinin tumunu bir cesit adaptasyon oldugu cok yaygin bir kani olarak karsimiza cikiyor.

Diger kesin bir ayrinditda insanlarin kontrolu kaybettikleri veya zor kosullara distukleri durumlarda yogun sekilde soyut hayali seyler gormesi duymasi veya genel olarak algilamasi durumudur. soylede diyebiliriz, insan kontrolunu nekadar kaybederse okadar cok soyut seylere inaniyor. konu basliginda belirtilen makalede baz alinan arastirmalardan biride texax universitesinde yapilmis, denekler uzerinde cesitli deneyler yapilmis ve bu deneyler sirasinda kisilerin kontrolu kaybettigi ve ornegin borsa grafiklerinde hayali sekiller gordukleri gibi...

Tabi bazi bulgulari inannan isanlarin tanrinin insani kendisine (tabi cadilar, cinler, hayaletler, buyuler ...) inancak sekilde progrmaldigi gibi bir sonuc cikarmalari zor kosullarda olduklari ve kontrolu bir nevi kaybettikleri (Yilmaz bir sekilde herkesi kendi inandiklari seylere iandirmaya ugrasmalari, acaba bu emin olmamalarindan dolayimidir) hesaba katilirsa normaldir, yani hayali sekiller gorecek psikolojideler.

hayali varliklarin varligini dusunme olayinin zor yasam kosullarinda bir sesit adaptasyon olarak gorebilecegimiz bir ornekte soyle verilebilir, vahsi bir ortamda bulunan bir insanin bir caliligin arkasindan gelen sesle orada bir canavar, aslan veya ona zarar verecek nitelikle bir yaratik oldugunu dusunmesi, buna inanmasi ve ona gore hareket etmesi , haytta kalmasini sagliyacaktir, o sesin hayal ettigi seyden geliyor ihtimali cok dusuk olsada. bisey gormemesine ragmen onun vahsi bir yaratik oldugunu dusunup kacmasi ona sadece yorulma gibi cok basit bir sonuc uretecektir ama bu tur dusunceleri uretmeyip kacmazsa cok dusuk bir ihtimalde olsa olum gibi buyuk bir sonuca sebep olacaktir. Bu insanin bir adaptasyon olarak bunu nasil edindigini gorebilriz, ki bu ornekte belirtilen makalede dile getirilmektedir.

Bir ayrinti daya , 1929 da yasana buyuk ekonomik buhran doneminde kiliselere kayit ve duzenli katilim orani cok buyuk oranda artmistir.

Herkese Saygilar.

Ayejj
13-02-2009, 13:00
hayali varliklarin varligini dusunme olayinin zor yasam kosullarinda bir sesit adaptasyon olarak gorebilecegimiz bir ornekte soyle verilebilir, vahsi bir ortamda bulunan bir insanin bir caliligin arkasindan gelen sesle orada bir canavar, aslan veya ona zarar verecek nitelikle bir yaratik oldugunu dusunmesi, buna inanmasi ve ona gore hareket etmesi , haytta kalmasini sagliyacaktir, o sesin hayal ettigi seyden geliyor ihtimali cok dusuk olsada. bisey gormemesine ragmen onun vahsi bir yaratik oldugunu dusunup kacmasi ona sadece yorulma gibi cok basit bir sonuc uretecektir ama bu tur dusunceleri uretmeyip kacmazsa cok dusuk bir ihtimalde olsa olum gibi buyuk bir sonuca sebep olacaktir. Bu insanin bir adaptasyon olarak bunu nasil edindigini gorebilriz, ki bu ornekte belirtilen makalede dile getirilmektedir.

Bir ayrinti daya , 1929 da yasana buyuk ekonomik buhran doneminde kiliselere kayit ve duzenli katilim orani cok buyuk oranda artmistir.

[/SIZE][/FONT]

Aslında benimde anlatmaya çalıştığım buydu.İnsan Çevresinde varolan değişim dönüşümlere,varolup yok olmalara, hayatını dolduran herşeye bir adres tayin etmek zorunda hissediyor kendini.Çünkü hayatta kalabilmesi için tuzaklara düşmemesi ,çevresini oluşturan şeylerin arkasındaki gizli planı çözmesi içgüdüsüyle doğuyor.Bu onun hayatta kalmasını sağlayan bir güdüsüdür.Ama aynı güdü yani varoluşun arkasında saklı ve etkili bir şeylerin olabileceği korkusunu veren güdü tanrı fikrine ulaşmasını da sağlıyor.

diagoras
13-02-2009, 18:38
Degerli Ayejj,

Evet tamda belirtmek istediklerimden biri buydu, Tum bunlar evrimsel surecte insan adaptasyonundan kaynakli seylerdir, Tanri inanisi dahil. Ayrica bazi adaptasyonlar belli kosullarda yasam mucadelesine yardimci olabilir fakat kosullarin degismesiyle bu adaptasyonlar artik tem tersi etki yaratip sorun haline donusebilir. Bence din olgusu, tanri inanci su toplum sal evrimde insanligin icinde bulundugu kosullar acisindan insanoglunun doganla butunlesmesi, toplumsan gelisimi onunde en onemli engele donusmustur. Ve bu yeni ortaya cikmamistir bu kosullar binlerce senedir var.

Fakat sunuda belirtmek isterim , bu calisma ozelinde, inancli kesimlerin kendi inanclarini destekleyecek olgular cikarmalarini cok dogal karsiliyorum ve kendi dusunce displinlerinde bu calismanin onlari destekliyor gibi durmasi gayet normaldir. Bunun sebebide dusunce disiplinlerinde kanitsiz sekilde inanma egilimi yani inanc kavraminin sahip oldugu yerdir.

Herkese Saygilar, Selamlar.

paslıçivi
14-02-2009, 04:07
tanrı kavramı doğduğunuz toplumun inancı doğrultusunda bir zihin giydirmesi, şartlandırmadan başka bir şey değildir..

Bugün tanrısız dinler vardır.. Budizm, jainizm gibi..

Bu insanlara tanrı kavramını anlatamazsınız.. hele yaratıcı tanrı kavramını kesinlikle kabul etmezler.. Çünkü onlara göre varoluş-evren hep vardı.. sonradan yaratılmadı.. Tüm evren ve yaşam sonsuzdur.. Zamanda Bir başı bir sonu yoktur.. O yüzden yaratıcı bir tanrı kavramını anlamazlar..

Bu dinler 2500, 7-8000 yıllık dinlerdir.. ve bu nesilden nesile geçer..

şimdi tanrılı dinlerdeki insanlara bu inançlar nasıl garip geliyorsa, onlara da sizin yaratıcı tanrı kavramınız garip geliyor.. Bir de buna bu tanrının insana yazdırdığı kitap fikri trajikomik..

insan zihinde yaşadığı sürece herkes kendi rüyasını görmeye devam edecektir.. Zihinden arınmadığı sürece de birbirini anlamayacak ve kısırdöngü içinde bu inanç kavramını tartışmaya ve savaşmaya devam edecektir..

Tek çözüm farkındalık, tam bir uyanıklık halidir..

evrensel-insan
14-02-2009, 04:23
Saygideger paslicivi;

Zihinden arınmadığı sürece de birbirini anlamayacak ve kısırdöngü içinde bu inanç kavramını tartışmaya ve savaşmaya devam edecektir..-paslicivi-

Aynen katiliyorum. Zaten bende yazilarimda; tanri kavramindan arinmayi oneriyorum. Cunku, bu kavram zihinlerde kaldikca; sadece tartisma acacak ve kendisini unutturmayacaktir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

paslıçivi
14-02-2009, 07:55
müslüman ve bu işi derinlemesine araştıran bir arkadaşımla sohbet ediyorduk..

Anlattığına göre muhammedin çevresindekiler birgün

-ya muhammed Budha diye biri var, ne dersin diye sormuşlar..

muhammed de cevap olarak

- Allah o topluma da onu gönderilmiştir demiş.. bilirsiniz hiçbir ümmet yoktur ki haberdar edilmesin zırvaları..

İyi de Budha katıksız ateist bir adamdı ve reenkarnasyonu savunuyordu...

Göründüğü üzere uğraşılması gereken dinler ve inanç çeşitleri değil..

İnanç kavramının kendisidir..

evrensel-insan
14-02-2009, 08:10
Saygideger paslicivi;

Kavrami ifade edilerek, arinilmasi gereken kavramlardan biri de, inanctir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

aydoe
14-02-2009, 10:37
''doğrular değişkendir ama gerçek tektir.. bir tanedir..'' Paslıçivi

Sayın Paslıçivi aşağıdaki linki okuyup düşüncenizi yazabilirmisiniz?

http://www.turan-dursun.com/forumlar/showthread.php?t=5402

Ayejj
14-02-2009, 12:59
Bence din olgusu, tanri inanci su toplum sal evrimde insanligin icinde bulundugu kosullar acisindan insanoglunun doganla butunlesmesi, toplumsan gelisimi onunde en onemli engele donusmustur. Ve bu yeni ortaya cikmamistir bu kosullar binlerce senedir var.

Bencede dinler insana dogal yapısından farklı olmayı dayatıyor.Zaten dinlerin toplumsal ahlakı sağlamada ,dünyaya barışı getirmede başarısız olmasının nedenide bu dogaya aykırı dayatmalarıdır.

paslıçivi
14-02-2009, 14:19
''doğrular değişkendir ama gerçek tektir.. bir tanedir..'' Paslıçivi

Sayın Paslıçivi aşağıdaki linki okuyup düşüncenizi yazabilirmisiniz?

http://www.turan-dursun.com/forumlar/showthread.php?t=5402

sevgili aydoe

verdiğiniz linki inceledim ama felsefe ve terminolojisi ilgi alanlarımda değil.. pek anlamam da.. okurken sıkıldım ve kendimi veremedim..

sormak istediğinizi net bir şekilde sorarsanız düşüncemi, algılarımı, sezgilerimi aktarayım..

aydoe
14-02-2009, 14:33
Tek gerçek nedir diye sorayım sevgili Paslıçivi

paslıçivi
14-02-2009, 14:45
tek gerçek, varoluş ve yaşamın tam bir gizem olmasıdır.. Müthiş büyük sonsuz bir bulmacadır..
Ben yaşamı şuna benzetirim..

Bir odada oturuyorsunuz.. odanın iki penceresi açık..

pencerelerin birinden içeri bir kuş giriyor.. doğumunuz..

kuş odada bir süre uçuyor.. yaşamınız..

sonra diğer pencereden çıkıp gidiyor.. ölümünüz..

Bu kuşun nerden gelip nereye gittiğini bilmiyoruz..

bilmiyoruz..

bu bilinemezlik insanı rahatsız ediyor doğal olarak..

bu rahatsızlığın giderilmesinden yeni bir kavram çıkıyor..

inanç.

Tüm dünya insanlığı tartışmasız hemfikir olmadığı sürece her görüş inançtır..

paslıçivi
14-02-2009, 14:50
İnanç; bilinenle bilinmeyen arasındaki o kalın duvarı siliyor..

uyanıklıkla uyku arasında bir köprü görevi görüyor..

o köprüye bir kez adım attınız mı uyku başlıyor ve derin bir koma halini alıyor..

paslıçivi
14-02-2009, 14:54
Dinlerin birbirini anlamaması, inanç çeşidindeki insanların birbirini bir türlü ikna edememesinin nedeni bu derin uyku halidir..

Çünkü inanç dediğimiz kavramdakini adam hakikatmiş gibi yaşıyor..

Ve her inanç grubundaki kişi kendi inancını hakikat diğerlerini aldanma şeytan oyunu olarak görüyor.. Bu istisnasız tüm dünyadaki her inançlı kişide vardır..

paslıçivi
14-02-2009, 15:02
okyanusun belli bir bölümünde yaşam şartı bulmuş bir balık düşünün..

ne su yüzüne çıkabiliyor.. ne dibe gidebiliyor.. ne de kıyılara..

o balık için evren çevresindeki sular ve diğer oluşumlardır..

ve o balık kendi evrenini sınırsız olarak algılar..

Oysa dışarıda kara, hava, insanlık, uzay güneş gibi kavramların varlığından bihaber bir yaşam sürüp ölür gider..

Bizim algıladığımız evrenin sınırları da bu balığınki gibi olmasın..

evrensel-insan
14-02-2009, 20:29
Saygideger paslicivi;

Gercekler kavramlardir. Gercek varliklar, mustakil var olan varliklardan farkli olarak; evrenseldirler. Gercek varliklar; hem soyut, hem somut, hem oznel, hemde nesneldir.

Mesela, yasam gibi; olum de bir gercektir. Fakat, bu gerceklik; mustakil var olan varlik icin gecerli degildir. Cunku, o kendi olumunu (olmek) tadamaz ve yasayamaz.

Oyuzden, mustakil var olan varlik icin; gecerli olmayan, ama evrensel, kavram temelinde olan; gercek varliklar vardir.

Gerceklik algisi; ya yansidir-ki madde-, ya da sezgidir-ki inanc-, birisi bes duyuyla, oteki duyumla alinir. Algilandiklari icinde; evrensel olarak; kavram verilmislerdir.

Madde, nin yansisinin algisi; herkes icin gecerlilik tasisada; soyut olgularin, sezgisi ve duyumu;sadece duyan ve sezen icin, gerceklik kazanir.

Dogru'da bunlardan biridir. Degisken, goreceli ve ozeldir. Dogruyu, kendine gore sezen; kisi icin ancak o dogru dogrudur. Ayni sezgiyi algilayanlar icinde gecerli olabilir. Ama; o algilanan dogrunun, yanlis olarak algilanacagini da; goz ardi etmemek gerekir.

Oyuzden GERCEKLER; EVRENSEL, KAVRAM, SOYUT, SOMUT, OZNEL, NESNEL ve OZELDIR. Yani, sadece gercegi ortaya koyanin gercegidir. Bu da; gercek varligi, mustakil var olan varliktan; farkli kilar.

Saygilarimla;
evrensel-insan

AYATA
03-04-2009, 09:15
Zeki insanlar daha az inanıyor


Ulster Üniversitesi'nde emekli psikoloji profesörü olan Richard Lynn entellektüel kesimdeki pek çok insanın kendilerini, sıradan insanlara göre daha inançsız olarak tanımladıklarına dikkat çekti.

Richard Lynn, yüzyılı aşkın süredir dinde görülen çöküşün zeka seviyesi yüksek insanlarla doğrudan ilişkilendirildiğine dikkat çekiyor.

İnanç ve zeka arasında doğrudan bir ilişki olduğunu söyleyerek tartışmanın fitilini ateşleyen Lynn, üniversitelerdeki akademik çevrelerin toplumdaki diğer her kesime göre tanrıya daha az inandıklarını söylüyor.

Araştırmada İngiltere’nin entellektüel seviyesi yüksek araştırma topluluklarından “Royal Society” içindeki anket sonucu ele alınmış. Ankete Royal Society içindeki insanların sadece yüzde 3.3’lük bir kısmı Tanrı’ya inanırken İngiltere genelinde yapılan ankette toplumun %65.8’lik kesimi kendisini inançlı olarak tanımlıyor.

90’larda yapılan başka bir anket ise, Amerikan Bilim Topluluğu’ndaki üyelerin sadece % 7'lik bir kısmının tanrıya inandığını gösteriyor.

Ayrıca Lynn, ilkokul çağındaki çocukların çoğunun tanrıya inandığını, ama ergenlik dönemi sonrasında yani zeka seviyeleri yükseldiğinde, tanrının varlığından kuşkuya düştüklerini belirtiyor.

Profesör, “Times Higher Education” dergisine verdiği bir röportajda şunları söylüyor: “Neden akademisyenler toplumdaki genel nüfusa göre daha az inanıyorlar? Bunun cevabının çok açık bir şekilde zekanın göstergesi olduğuna inanıyorum. Akademisyenler toplumdaki diğer sıradan insanlara göre daha yüksek bir IQ ya sahip. Several Gallup’ın anketleri de gösteriyor ki zeka seviyesi yüksek insanlar daha az inanma eğilimindeler.”

Lynn, 20. Yüzyılda gelişmiş 137 ülkede dini inancın gittikçe zayıfladığını çünkü insanların zeka seviyesinin yükseldiğini de sözlerine ekliyor.

Buna karşılık, Profesör Gordon Lynch Birkbeck Üniversitesi’nde Çağdaş Toplum ve Din Merkezi Müdürü, Lynn’nin tezinin ekonomik,tarihsel ve sosyal faktörleri dışladığını belirtiyor.

London Metropolitan Üniversitesi’nde görevli Dr. David Hardman’da, IQ ve dini inanç arasında direkt bir ilişki olduğunu söylemenin çok zor olduğunu belirtirken, zeka seviyesi yüksek insanların sorunlar karşısında daha akılcı davrandıklarını ve kurumlara karşı daha güçlü inanca sahip olduklarını da sözlerine ekliyor.


İşte bilimsel gerçek :)Aksini bilimsel olarak kanıtlayın bakalım....:)

sargon
03-04-2009, 10:28
Buna karşılık, Profesör Gordon Lynch Birkbeck Üniversitesi’nde Çağdaş Toplum ve Din Merkezi Müdürü, Lynn’nin tezinin ekonomik,tarihsel ve sosyal faktörleri dışladığını belirtiyor.

London Metropolitan Üniversitesi’nde görevli Dr. David Hardman’da, IQ ve dini inanç arasında direkt bir ilişki olduğunu söylemenin çok zor olduğunu belirtirken, zeka seviyesi yüksek insanların sorunlar karşısında daha akılcı davrandıklarını ve kurumlara karşı daha güçlü inanca sahip olduklarını da sözlerine ekliyor.

Aksi yazinin icinde zaten var. Bence de Lynn, ekonomik, tarihsel ve sosyal faktörleri dislamis. Ornegin 1000 yil önce en zeki insanlar dinsiz degildi, tersine din babasi oluyorlardi. Bilim kolayci cikarimlardan kacinir.

mhmd
03-04-2009, 11:40
"Akademisyenler toplumdaki diğer sıradan insanlara göre daha yüksek bir IQ ya sahip."

Akademisyenlik ile IQ arasında bir korelasyon yoktur.
Nerden mi biliyoruz?
Sınıfımızın en başarısızları şu an akademisyen de ondan. (Gerçi bu başarının bile IQ ile bir korelasyonu yok ya neyse)

Aynı konuda başka bir başlık yok muydu?
Biz mi ihtiyarladık?

serüvenci
03-04-2009, 12:12
Ben de akademisyenlik konusunda Sn. Mhmd'e katılıyorum. Bu durum çalışma ile alakalıdır. Ortalama zekaya sahip her insan akademisyen olabilir.

Bunun yanı sıra gülmekten de katılıyorum. Aynı konuda ve bağlantılı bir kaç konu vardır ? Ateistler daha mı zekidir vs. vs. Bu kadar moderator ve yöneticiden bir tanesi göremedi mi akıl edemedi mi ? :D :D :D

AYATA
04-04-2009, 07:58
Biz uzun süre ayrı kalmıştık...o başlığı hatırlayamadık... özür dileriz.....:)