Orijinalini görmek için tıklayınız : Cumartesi Anneleri
Cumartesi anneleri
Cumartesi oturmaları, Emine Ocak'ın oğlu Hasan Ocak'ın 21 Mart 1995'te gözaltına alınması ve 55 gün sonra işkenceyle öldürülmüş bedeninin kimsesizler mezarlığında bulunmasıyla başlamıştı.
1995'ten 1999'a kadar süren protestolarının son yedi ayında güvenlik güçlerinin engellemeleri ve saldırılarıyla karşılaşmış ve çoğunlukla Cumartesi gecelerini gözaltında geçirmek zorunda kalmışlardı.
Kimi kayıp yakınlarının başlattığı hukuki süreçte failler yargılanamamış, iç hukuk yolları tıkanıp da AİHM'e başvurulduğundaysa Türkiye hakkında mahkumiyet kararları verilmişti.
http://www.bianet.org/bianet/kategori/bianet/112572/cumartesi-anneleri-devlet-kuyulari-acsin-karanligi-yensin?from=rss
Beyoğlu'nda, 1999 Yılında Eylemlerine Son Veren "Cumartesi Anneleri" 10 Yıl Aradan Sonra Tekrar Eylemlerine Başladı. Galatasaray Meydanı'nda Toplanan Grup, Gözaltındayken Kaybolan Yakınlarının Bulunmasını İstedi. Bazı Milletvekillerinin de Destek Verdiği Eylemde Göstericiler Gözaltında Kaybolduklarını Öne Sürdükleri Yakınlarının Resimlerini Taşıdı.
http://www.sondakika.com/haber-cumartesi-anneleri-10-yil-aradan-sonra-tekrar/
http://lh4.ggpht.com/_mQ5240Gdn7k/SZbN0gDPTVI/AAAAAAAAEi8/zAEJvAhUAzE/s640/P1040644.JPG
Yüklüyor…
http://lh4.ggpht.com/_mQ5240Gdn7k/SZbN0gDPTVI/AAAAAAAAEi8/zAEJvAhUAzE/s144/P1040644.JPG (http://picasaweb.google.com.tr/nilgunyurdalan/CumartesiKayipYakinlari?authkey=9HeuCBgVv_4&feat=email#5302651913115749714)
http://lh3.ggpht.com/_mQ5240Gdn7k/SZbOUSa7SjI/AAAAAAAAEj4/EWlZXV4Bp8E/s640/P1040662.JPG
http://lh3.ggpht.com/_mQ5240Gdn7k/SZbOUSa7SjI/AAAAAAAAEj4/EWlZXV4Bp8E/s640/P1040662.JPG
http://lh4.ggpht.com/_mQ5240Gdn7k/SZbNvg2jANI/AAAAAAAAEi0/wpqYGDzHclc/s640/P1040640.JPG
Namık Erdoğan Sağlık Bakanlığı'nda teftiş kurulu başkan yardımcısıydı. Bakanlık'ta çeteler cirit atıyordu. Ambulanstan, ameliyat önlüğüne ve röntgen cihazına kadar iştah kabartan bütün ihaleler için birkaç şirket, bakanlığı baskı altında tutuyor, "bu büyük rantı başkalarına yedirmemeye" çalışıyorlardı.
Namık Erdoğan ihaleleri ve dış alımları incelerken usulsüzlüklere rastladı. Bakanlığın birkaç çete artığınca dolandırıldığını fark etti. Mücadeleye girişti.
1994 yılı Mayıs ayının 9. günü bakanlığın arkasından arabayla kaçırıldı. Yaptığı denetlemelere ilişkin evrak çantası da elindeydi. Ailesi ayağa kalktı ancak o gün hiçbir haber alınamadı, ertesi gün de...
12 Mayıs'ta Namık Erdoğan'ı Kızılırmak Nehri'nin kenarında buldular. Çantası yanında yoktu, ama kafasında iki kurşun vardı.
Kamuoyu, bu "Kayıplar kentinin yakışıklısını nice sonra, yeğeni Yılmaz Erdoğan'ın yazdığı bıçak tadında birkaç dize ile tanıdı:
"dokuzunda kayboldu mayıs'ın/cesedi bulundu/onikisinde...
kaçırıldığında da/kaybolduğunda da/ve cesetken de/yakışıklıydı...
amcamdı..."
* * *
1994, Türkiye'nin uğursuz yılıydı.
Hükümet, hepten azgınlaşan terörle "anlayacağı dilden" konuşmaya karar vermiş, yasayı, hukuku bir yana koyup kör bir savaşa girişmişti. Adapazarı-Hendek-Sapanca arasına kurulan şeytan üçgeni ölüm kusuyor, muhalif gazeteler bombalanıyor, yargı önünde mahkum edilemeyenler, "faili meçhul" cinayetlerle yok ediliyorlardı.
Çetelere gün doğmuştu. Hem kendi bildikleri yöntemleri konuşturuyorlar, hem de himaye görüyorlardı.
"Kayıplar" sorunu da böyle doğdu.
20 Mart 1995 günü Hasan Ocak annesini arayıp, "Akşama yemek yapma, ben balık alacağım" dedi. Kız kardeşinin yaşgünüydü. Ancak o gece balık da gelmedi, Hasan da... Gözaltına alınmıştı, ancak izi bulunamıyordu. Annesi Emine Ocak, günlerce 28 yaşındaki kuzusunu aradı. Bir mahkemede kalkıp hakime "Oğlumu kimden sorayım" deyince görevli komiser, "Gel ben seni oğluna götüreyim" dedi. "Sağ mı... inanayım mı..." derken içerde buldu kendini; "mahkemenin huzurunu bozmak"tan 60 yaşında, 19 gün hapis yattı.
55. günün sonunda gelen "meçhul" bir telefon, oğlunun gerçek adresini fısıldadı: Hasanın telle boğulmuş bedeni, kimsesizler mezarlığında yatıyordu.
Mezarı açtılar. Emine Ana, oğluyla kucaklaştı.
* * *
İşte kayıp yakınları bu olaydan beridir her cumartesi, yarım saat için Galatasaray Lisesi önünde toplanmaya başladılar. Orada yalnız olmadıklarını farkettiler; Hasanın ardından diğerleri gelmiş, sadece o yıl gözaltında kaybolduğu iddia edilen insan sayısı 300'ü bulmuştu.
Rakam büyüdükçe, Galatasaray'da toplananların sayısı da büyüdü: İsyanlarını içlerine gömüp, çevrelerini kuşatan polisten, ilgisiz gözlerle geçen kalabalıktan oğullarının, kızlarının hesabını sordular. Suskunluklarıyla konuşturdular bizi, oturarak ayaklandırdılar ve en küçük bir olay çıkarmadan dünya çapında bir eyleme imza attılar.
Lâkin "kamu vicdanı'nın harekete geçmesi beklenirken, harekete geçen yine "kamu otoritesi" oldu. Yakınlarını yitirdikleri yetmezmiş gibi bir de itilip kakıldılar, tartaklanıp, içeri atıldılar.
Türkiye'nin sivil direniş tarihine geçecek kadar barışçıl olan bu eylemi, "Şemdin Sakık'ın düzmece karalamaları" da gözden düşüremeyince, sonunda güvenlik güçleri seferber oldu. Son iki haftada 157 kişi gözaltına alındı.
Aralarında Emine ana da vardı.
* * *
Bugün, eylemin 173. haftasında yeniden orada olacaklar.
Siz, uzatmalı bir cumartesi sabahının keyfini yaşarken, onlar kaybettikleri fidanları için biraraya gelecekler yeniden... Bütün tahriklere rağmen ve dünyanın gözü önünde hırpalanma pahasına yine barışçıl yoldan ayrılmayacaklar.
Orada öyle sessizce oturup gözleriyle, çevredeki ilgisiz kalabalığa ve hepimize seslenecekler:
“Siz şanslıydınız, kaybolmadınız; ya vicdanınız...?”
Can Dündar/1998
Galatasaray'dan 204. kez sesleniyoruz!
Bu topraklarda yüzlerce insan gözaltına alındı; bir gece vakti yatağından, güpegündüz sokak ortasından, köy baskınlarından, ifade için çağrıldıkları karakollardan…
İnsanların gözü önünde kaçırıldılar ve bir daha geri dönemediler.
Failleri belliydi.
Bizler cumartesi anneleri ve insan hakları savunucuları olarak toplumun vicdanına seslenmeyi sürdürüyoruz...
İnsanlarımızı kaybeden, katleden bu kirli yapıya sessiz kalmayalım, çok olalım, birlikte mücadele edelim.
Sizleri Cumartesi günü saat 12.00'de Galatasaray'a bekliyoruz. Gelin ki sessiz çığlığımız büyüsün..
İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi
Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon
Tarih : 21 Şubat 2009 ( Cumartesi )
Saat : 12.00
Yer : Galatasaray Meydanı ( İstiklal Cad. - Taksim
İstanbul
Kaybedilen yakınlarını aramak için yola çıkan Cumartesi Anneleri, 204. kez Galatasaray Meydanı'nda oturma eylemi yaptı. Bu hafta Avukat Metin Can ve İHD Üyesi Doktor Hasan Kaya'nın akıbetini soran anneler, "JİTEM'i korumaktan vazgeçin" çağrısında bulundu.
İzmir
İzmir İHD Şubesi her hafta düzenlediği faili meçhuller bulunsun eylemlerini bu hafta Metin Can ve Hasan Kaya adına gerçekleştirdiler. “Faili meçhul cinayetle katledilen Metin Can ve Hasan Kaya onurlu mücadelemizde yaşıyor” yazılı pankartın açıldığı eylem, okunan basın açıklamasının ardından gerçekleştirilen oturma eyleminden sonra sonlandırıldı. Açıklamda JİTEM itirafçıları Ayhan Öztürk, Abdulkadir Aygan ve Murat Demir'in itiraflarına rağmen konu hakkında soruşturma yürüten savcıların bu itirafları görmezden gelmesine değinilirken Ergenekon soruşturmasının Fırat'ın ötesine geçmemesinden şikayetçi olundu. “Katiller bulunsun hesap sorulsun”, “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek” sloganlarının atıldığı eyleme katılım 50 kişiydi.
1993 yılı 21 Şubat günü Elazığ İHD başkanı Avukat Metin Can ve Elazığ İHD üyesi Doktor Hasan Kaya evlerinden kaçırılmış demokratik kurumların tüm çağrılarına rağmen sağ bulunamamış, 27 Şubat günü Can ve Kaya'nın Tunceli'de işkenceden geçmiş bedenleri bulunmuştu. O dönemde yapılan işkencelerin sesleri de telefonlarla Can ve Kaya'nın ailelerine dinletilmiş o telefonlar da bir türlü bulunamamıştı.
Ankara
İHD, kayıp ve faili meçhul cinayet olaylarının aydınlatılması, gözaltında kayıpların bulunup faillerin cezalandırılmaları için Cumartesi günleri oturma eylemine devam ediyor. İHD Ankara Şube bugün saat: 12.30’da eylem için yine İnsan Hakları Anıtı önündeydi. Bu gün ikincisi yapılan eylemde, kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları yine meydanlardaydı.
Ankara’da İnsan Hakları Anıtı önünde yapılan eylemde, İHD Şube Başkanı Gökçe Otlu bir konuşma yaptı. Bu haftanın oturma eyleminde İHD Ankara Şube Hasan Ocak tanıtıldı. Otlu, Gazi olayları ile beraber gelişen Ocak’ın kayboluş sürecini anlattı. Eylem insan hakları savunucularının her hafta kayıplar için buluşacağını duyurması ile sona erdi.
Eskişehir
Bugün Eskişehir’de saat 13:00’da Adalar Mevkii’nde kayıp yakınlarına destek amacıyla bir basın açıklaması ve 5 dakikalık oturma eylemi yapıldı. Yapılan basın açıklamasında kayıpların belli olduğu ancak katillerin bilinmediği belirtilerek “Çetesiz, mafyasız, yaşanabilir bir ülke ve adalet talebiyle alanlarda saf tutmaya devam edeceğiz” denildi. Okunan basın açıklamasının ardından söz, eylem, örgütlenme özgürlüğü için 5 dakikalık oturma eylemi yapılarak 15 gün sonraki kayıp yakınlarına destek eylemine çağrı yapılmasıyla eylem sona erdi.
http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=22271
Bizler Vicdanız, Ya Siz?
206 haftadır Galatasaray’dan yetkililere sesleniyoruz. Gözaltında kaybedilen eşlerimizin, çocuklarımızın, yakınlarımızın akıbetini açıklayın sorumlularını yargılayın diyoruz.
Jitem mensubu itirafçıların adres gösterdikleri mezarları, ölüm kuyularını açın diyoruz
1000 operasyon yaptık diyen Mehmet Ağar’ı, Tansu Çiller’i ve sorumluluğu bulunan bütün failleri yargılayın diyoruz.
Daha ne bekliyorsunuz?
Bu hafta, gözaltında kaybedilen Hasan Gülünay dosyasının Ergenekon kapsamına alınmasını isteyeceğiz.
4 çocuk babası olan Hasan Gülünay, 1992 yılı Temmuz ayının 20’sinde evinden çıktı ve bir daha geri dönemedi. Hasan’dan önce gözaltına alınan arkadaşı Erdal Şam, Gayrettepe’deyken hücrelerin birinden “Ben Hasan Gülünay, beni kaybedecekler” diye bağırdığını Hasan’ın karısı Birsen’e anlattı. Dönemin hükümeti SHP-DYP genel başkanları ve milletvekilleriyle görüşen Birsen Gülünay’a hiçbir bilgi verilmedi.O dönem Asayiş şubede Başkomiser olan ve Susurluk kazasıyla gündeme gelen İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Hüseyin Kocadağ’ın, dönemin Çalışma Bakanı Mehmet Moğultay’a “yaraları iyileşiyor, sonra savcıya çıkaracağız” dediğini Mehmet Moğultay Hasan’ın karısı Birsen’e söyledi.
Mehmet Moğultay’a sesleniyoruz
Gelin tanıklık edin, Hasan Gülünay’a ne oldu?
Bütün bildiklerinizi kamuoyuyla paylaşın!
Yetkililere soruyoruz
Failler belli, gözaltında kayıplara ne oldu?
206 haftadır insan hakları savunucuları cumartesi anneleri, cumartesi insanları sizlerden cevap bekliyoruz.
Daha ne kadar susacaksınız?
206 haftadır insan hakları savunucuları, cumartesi anneleri, cumartesi insanları sizlerden cevap bekliyoruz.
Bizler İnsan hakları savunucularıyız, cumartesi anneleriyiz, cumartesi insanlarıyız!
Bizler Vicdanız!
Ya siz?
İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi
Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon
Noviembre’den Cumartesi Anneleri’ne
Yaratıcı Direniş’ten Cumartesi Anneleri’ne destek için ilginç eylem…
Daha önce Hrant Dink için yaptıkları “O gün biz de vurulduk” isimli flashmob performansıyla dikkat çeken Başka Kültürevi’nin “Yaratıcı Direniş” atölyesi Cumartesi Annelerine destek için Noviembre (Kasım) filminden esinlenerek sokak tiyatrosu ve flashmob karışımı bir performansla yine sokaktaydı. 2 Nisan Perşembe günü saat 19:00’da Galatasaray civarında farklı mekan ve sokaklardan yüzleri pandomim gibi beyaz boyalı, yanaklarından gözyaşları süzülen, siyah giyinmiş gençler belirdi. Bir kişi Lisenin önünde gözaltında kaybedilenlerin fotoğraflarını yere sererek kayıpları, kaybedilenleri sorarken, bir kişi de yine lisenin önünde üzerinde Botaş yazılı temsili bir kuyudan kayıp fotoğraflarını tek tek çıkartarak asit kuyularına atılan kayıpları aradı. Galatasaray civarına yayılmış diğer göstericiler ise ellerinde kayıp fotoğrafları ve bebek ile oğlunu, yırtılmış duvak ile kocasını, eski bir çerçeve ile babasını, kardeşini, kayıplarını sordular. İnsanlar eylemi şaşkınlıkla ve buruk bir ilgiyle seyrettiler. Maskeli grup üyeleriyle sohbet eden insanlar arasında kayıpları hiç duymadığını söyleyen ve acı bir yüz ifadesiyle anlatılanları dinleyenler olduğu gibi, kendi akrabalarından da kaybedilenler olduğunu söyleyenler de oldu. Göstericiler daha sonra lisenin önünde hep birlikte ellerinde “Bütün Kuyular açılıncaya kadar… ; Bütün Failler yargılanıncaya kadar…; Bütün Kayıplar bulununcaya kadar…; Her Cumartesi saat 12’de Annelere Destek Olun.” yazılı dövizleri ile bir süre daha sessizce beklediler. Toplanan kalabalığın alkışlarıyla meydandan ayrılan Yaratıcı Direniş grubu Galatasaray’dan Taksim meydanına kadar fotoğraflarla ve dövizlerle yürüyerek performansı sonlandırdılar.
saygılarımla
Yaratici Direnis’in Cumartesi Anneleri’ne destek icin
gerceklestridigi performansin videosunu alttaki linkten izleyebilirsiniz:
http://www.facebook.com/video/video.php?v=67866668718&oid=40127508100 (http://www.facebook.com/video/video.php?v=67866668718&oid=40127508100)
saygılarımla
BASINA VE KAMUOYUNA
KAYIPLARIMIZI İSTİYORUZ !
( 218. kez Galatasaray’dayız)
Bizden, Ergenekon soruşturmasının, demokratikleşme hareketi olduğuna inanmamızı istiyorlar…
Ama devlet adına işlenen suçları soruşturma kapsamına almıyorlar…
Ölüm mangalarının komutanlarını, yalnızca hükümete karşı darbe teşebbüsü ile yargılıyorlar…
Bize, kayıpları, ölüm kuyularını, toplu mezarları unutun diyorlar…
Kayıplarımızı isteyen, adalet isteyen, hukuk devleti isteyen sesimizi, soruşturma açarak boğmak istiyorlar…
Sesimize ses katın ;
Ses katın ki kayıpların dosyaları da Ergenekon kapsamına alınsın…
Ses katın ki devlet adına işlenen suçlar da yargılama kapsamına alınsın…
Ses katın ki yargı siyasetin değil, adaletin yanında yer alsın…
Ses katın ki kayıplarımızın akıbeti açıklansın, sorumluları yargılansın…
Sesimize ses katmak isteyen herkesi bir kırmızı karanfille Galatasaray’a bekliyoruz.
Tüm basın ve kamuoyunu duyarlı olmaya, Cumartesi eylemini desteklemeye çağırıyoruz.
İnsan Hakları Derneği
İstanbul Şubesi
Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon
Tarih : 30 Mayıs 2009 ( Cumartesi )
Saat : 12.00
Yer : Galatasaray Meydanı
Bu hükümet de gözaltına aldıkları ile Tabanına siyasi reklam yapıyor. Adam suçlu, suçsuz önemli değil. Gözaltında sağlığı bozulan kişi, onların şenliği oluyor, Dinci medyanın ağzından salyalar akıyor.
DÜNYA BİRGÜN TERSİNE DÖNECEK, ER YADA GEC... VE O ZAMAN GÖZALTINA ALINANLAR HALK MAHKEMESİNDE GÖZLER ÖNÜNDE YARGILANACAK, KİMSE FAİLİ MEÇHUL OLMAYACAK.
Yakınları kaybedilenler hesap soruyor: 'Cumartesi Anneleri' Le Figaro'da...
Fransa'nın tanınmış gazetelerinden Le Figaro, İnsan Hakları Derneği (İHD) 'Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon' tarafından yeniden başlatılan (222 haftadır sürüyor) "Cumartesi Anneleri" eylemini okurlarına duyurdu. "10 yıl sonra yeniden sokağa indiler..." "Yakınları kaybedilenlerin aileleri Türk devletinden hesap soruyor" başlığıyla Laure Marchand imzası ile yayınlanan haberde, hak savunucusu Leman Yurtsever'in görüşlerine de yer veriliyor.
http://www.izmirizmir.net/bilesenler/haberler/haber.php?haber_no=2634
Le Figaro (haber)
http://www.lefigaro.fr/international/2009/02/27/01003-20090227ARTFIG00013-les-familles-des-disparus-demandent-des-comptes-a-l-etat-turc-.php (http://www.lefigaro.fr/international/2009/02/27/01003-20090227ARTFIG00013-les-familles-des-disparus-demandent-des-comptes-a-l-etat-turc-.php)
ne yalan söyleyim,
bu cumartesi anneleri olusumunu genclik yillarimda "devlete bas kaldirma planin bir ayagi" olarak algilamistim, böyle algilamam icin bir ciddi ugras vardi o yillarda, lise yillarimdi....
okulumuzun alman müdürü elinde bir dergi ile gelip bana fikrimi sormustu....dergide türkiyden bu olusumdan bahsediliyordu...ve kendisine de o zamanlar "devletin" bana "belletigi" sekilde izah etmeye calismistim....
galiba naifligime vererek kisa bir gülümsemeden sonra, bu tür kayiplarin sadece anti-demokratik ülkelerde olabileceginden söz etmisti....ve almanyanin da bu konuda üzücü ama ciddi tercübelerinin oldugunu anlatip mutlaka bunun birgün hesabinin sorulmasi gerekecegini söylemisti.....o günler demek yaklasik 15 yil sonra imis....
asil simdi hesap sorma zamani....
Not : sadece bir tavsiye...
bu basligin icindeki konu "dinler ve kadinlar" üstü oldugu icin, belki baska forumda olmasi daha uygun olabilir ?
Sevgili invi tavsiyenizi okudum ancak annelerin sesini politika başlığından uzak bir yerde takip etmek için kadın konulu forum da açtım ve dikkat ederseniz bu başlığa hiç yorum yapmadım. cumartesi annelerinin 1995 yılından bu yana çığlığı zaten yorumsuzdur diye düşünüyorum.
Biz anneyiz yok biribirimizden farkımız ha papua yeni ginede annelik ha Türkiye de annelik ya da afganistanda annelik hepsi bir.. Çocuklarımızı doğurur bin bir sorunla boğuşarak ,fedakarlık ederek büyütürüz.. Bu süreci hiçte kolay olmayan yollardan geçerek yaparız kimimiz yoksulluğa kimimiz çalışma hayatının zorluklarına kimimizde babasızlığa rağmen çocuklarımıza sahip çıkar onları büyütürüz çünkü biz anneyiz..
özenle yetiştirdiğimiz kendimizden çok şey vererek büyüttüğümüz gözümüzün nuru evlatlarımızı savaşlara, teröre, suikastlara ve zalimlerin zulumuna kaptırırız işte o zaman biz anneler acının en acısını yaşarız yani evlat acısını..
İşte tam burada bu acının ben milliyeti, siyasi görüşü olmaz diye düşünüyorum bir cumartesi annesinin dramını bir şehit anneside yaşar kaybettiği oğlu için göz yaşı döker feryat eder afganistan da evladı dövülen sövülen kurşunlanan bir anne nasıl acı duyarsa Türkiye dekide duyar Almanya dakide..
Bencede hesap sorulmalı evlatlarımızı öldürenlerden ,kaybedenlerden, barışı dinamitleyenlerden ,terörü dayatanlardan, derin devlet denilen o mekanizmadan hesap sorulmalı.. Anneler canlarından can ;kanlarından kan verdikleri hiç uğruna kaybettikleri evlatlarının hesabini sormalı...
saygılar..
parmis güneşin-kızı
BU METNİ YAYGINLAŞTIRMANIZ DİLEĞİYLE…
MEDYA VE KAMUOYUNA..
KAYIPLARIMIZI İSTİYORUZ!
( 236. kez Galatasaray’dayız)
Gözaltında kaybetme, diğer baskıcı ülkelerde olduğu gibi yaşadığımız topraklarda da devlet aygıtının bir stratejisi olarak uygulandı.
Bir gece vakti yatağından, sokak ortasından devletin güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınıp kaybedilen evlatlarını, eşlerini aramak için her hafta Galatasaray Meydanına gelen Cumartesi anneleri/hak savunucuları kayıpların akıbetinin açıklanması ve faillerinin yargılanması talebiyle Galatasaray’ı bir mücadele alanına dönüştürdüler.
Gözaltında iken kaybedilen yüzlerce insan “yaşıyorlar mı?”, “öldürüldüler mi?” bilinmiyor.
Akıbetleri konusunda yetkililer hala açıklama yapmaktan kaçınıyor.
Tüm kamuoyuna ve medyaya sesleniyoruz:
Belki de canı yananlardan değilsiniz…
Unutmayın, birgün yanıbaşınızdaki insanın kaybedilmesi mümkün bu topraklarda!
Haftada sadece ve sadece bir saatinizi cumartesi eylemine ayırın.
Vicdanınızın sesini dinleyin, gelin, izleyin, görün, destek verin!
İnsan Hakları Derneği
İstanbul Şubesi
Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon
Tarih :03 Ekim 2009 ( Cumartesi )
Saat :12.00
Yer :Galatasaray Meydanı
(İstiklal Cad. - Taksim)
güneşinzaptıyakın
04-10-2009, 00:40
.....................................
Tüm kamuoyuna ve medyaya sesleniyoruz:
............................
Vicdanınızın sesini dinleyin, gelin, izleyin, görün, destek verin!
.................................................. ...
Canım anam güzel anam, ellerinden öperim.... Kardeşlerimin anısı önünde saygı ile eğilirim...
Dinlerle ne ilgisi var bu konunun?
Maşallah, "dinler ve kadın" başlıklı bölüm de politize edilmiş.
Kimlerin politize ettiği de ortada.
Ama benim asıl sormak istediğim bir şey var.
Bu DTP'nin organize ettiği "Cumartesi anneleri" grubuna Pkk'nın örgüt içi infazına kurban giden örgüt üyelerinin anneleri de alınacak mı?
Özellikle şu son dönemdeki 3 infaz:
Terör örgütü PKK'nın "silah bırakması ve tasfiyesinin" tartışıldığı dönemde örgüt içi kavgaların da arttığı bildirildi. Terör örgütünün dağılması endişesiyle Avrupa'ya geçmeye çalışan örgüt mensuplarının arttığı ifade edildi. Güvenlik birimlerinin tespitlerine göre, örgütün "Diyarbakır sorumlusu" olduğu belirtilen "Ziya" kod adlı Engin Çatak ile yardımcısı "Zinar" kod adlı Ömer Kılıç ve örgütün lojistik işlerinin başında bulunduğu ifade edilen "Yusuf" kod adlı Aslan Kalkan örgüte ait 900 bin TL ile kaçtı.
Bu kişiler Lice kırsalından Van'a geçerek oradan İran'ın Şehidan bölgesine gitti. Buradan Avrupa'ya geçmeye hazırlandıkları ifade edilen 3 kişi, "Numan" kod adlı Mehmet Dağ adındaki terör örgütü sorumlusuna bağlı kişilerce yakalanarak "infaz" edildi.
http://www.etikhaber.com/content/view/79204/38/
Anneler arasında ayırım yapmak yakışıyor mu DTP'ye?
Çocukları PKK mı kaçırıyor?
Küçükçekmece`nin Bayramtepe Mahallesi`nde son iki yıl içinde, 14 yaşlarında 4 çocuk, esrarengiz şekilde ortadan kayboldu. Aileler, bütün aramalarına rağmen izine rastlayamadıkları çocuklarının, PKK tarafından kaçırıldığını düşünüyor.
http://www.tumgazeteler.com/?a=1023738
Allah bilir orada resimleri olan insanların üyük çoğunluğu Pkk kamplarında halen yaşıyor veya Pkk'nın iç infazına kurban gitmiş olabilir.
Cumartesi anneleri derneği DTP öncülüğünde bunu araştırmış mı?
PKK'NIN KAÇIRDIĞI KIZLARDAN İSVEÇ GAZETESİNE ŞOK AÇIKLAMALAR!..
Kandil Dağı’nda İşkence ve Cinsel Tacize Maruz Kaldık!..”
Kadro sıkıntısını aşmak için çocuk kaçırma eylemlerine yönelen PKK,
özellikle Avrupa’da yaşayan Kürt-Alevi ailelerden “gerillayı donat”,
“bağış”, “vergilendirme” adı altında haraç istiyor, ancak haraç vermek
istemeyenlerin çocuklarını kaçırıyor.
http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=214475
Ey Cumartesi anaları. Pkk'dan hesap sorun.
Bu sizin en doğal hakkınızdır.
Ama o DTP milletvekilini aranızdan atın.
Onlar sizin çocuklarınızı yok edenlerin temsilcisidir.
Onların oyununa gelmeyin !
İşte benim özet olarak çağrım bu olacaktır. Bir Cumartesi bunlar gösteri yaparlarsa İstiklal caddesinde, bizzat gidip yanlarına böyle sesleneceğim onlara.
Not : sadece bir tavsiye...
bu basligin icindeki konu "dinler ve kadinlar" üstü oldugu icin, belki baska forumda olmasi daha uygun olabilir ?
Sayın İnvi çok ufak kalmış bu serzenişiniz.
Bu konunun bu topikteki işi bu konunun "propaganda aracı" olarak kullanılıyor olmasındandır.
Propaganda mümkün olan en geniş kitleye ulaşmak için yapılır.
Her yere Pkk propagandası girer.
İşi budur.
Sempatizanları maşallah çok çalışkandır.
Amacından saptırmadıkları alan yoktur.
Usül erkan bilmezler. Çok kaba ve saygısızdırlar.
Kural,ilke falan tanımazlar.
İşleri budur sizin anlayacağınız.
Af buyurun ama sizin o Alman öğretmeninizin bu işlerle ne işi var?
Bunu ona sordunuz mu?
Yani Pkk Almanya'da yüzlerce Kürt çocuğunu kaçırdı dağlarda infaz etti.
O öğretmeniniz bununla da ilgilendi mi?
Siz kendi ülkenize ait meseleleri Almanlar'dan mı öğrenirsiniz?
Cumartesi annelerine ilk önce PKK'den hesap sorun demek samimiyetsiz geliyor. PKK'den önce katillerin belli olduğu kurumlardan hesap sorulması gerekir. Bu kurumlar da devletin kurumlarıdır. Ondan sonra PKK'nin yaptığı infazların hesabını sorabilirsin. Emin ol, her insan gibi ben de yapılan o infazlardan hoşlanmıyorum. Ama devletin katlettiklerini sorgulamadan da PKK'yi sorgulamayı da doğru bulmuyorum.
Cumartesi annelerinin yanına gidip öyle bir şey demen ancak kendini rahatlatacaktır. Bunun dışında bir de ortamı provake edecektir. Bir sonuç alacağını düşünmüyorum. Halbuki insanın yaptığı davranışın bir nedeni, bir de sonucu olmalıdır.
Buyrun, vaktiniz varsa dinleyin lütfen...
http://www.youtube.com/watch?v=Hk2IGdDa8LI
Sn.babayek görüldüğü üzere muhterem ne dediğini kendisi bile bilmemektedir. sözkonusu annelerin çocuklarının nerde olduğu, neden kayıp olduğunu sormaları bu kişileri rahatsız etmektedir. Kutsallarına soru sorulmuştur. Kendileri de farkındadır soru sorulmaya başlandığında kutsallık tılsımı tuzla buz olmaktadır. Bu kişiler sadece PKK ne yapmış ile ilgilidir. Devletin annelere oynadığı kayıp oyununu örtbas etmek için kendisinin de dile getirdiği faili belli olan ve de bu sitede hiç kimsenin onaylamadığı olayları dile getirerek kendince devletin annelere oynadığı bu riyakarlığa başka riyakarlıklar ile savunma getirmektedir. Vatandaşının güvenliğini sağlamanın devletin görevi olduğunun dahi farkında değildir. Öldürülen öğretmenleri, kaçırılan çocukları, kaybolan insanları devlet yerine gidip ülkenin siyasi partisinden sorun demek için şaşırmış olmak gerekiyor ki, bu ülkede olup bitenlerden vatandaşına karşı sorumluluk devlet ve güvenlik organları olması gerekirken siyasi partiler sorumlu tutulmaktadir. Bu başlığın konusunu başka alanlara çekmeye çalışanlar yıllardır bu ülkede devletin oyunları üzerinden cumartesi annelerinin kayıp evlatları için döktüğü gözyaşı selinde boğulacaklardır. Annelere başka adresler gösterenler, onların yıllardır evlatlarından bihaber çaresizce sokaklarda evladım nerede sorusuna oynak cevaplar, gerekçeler bulmaya çalışanlara yazıklar olsun.
Neden Pkk'dan hesap sorulamaz mıymış?
Her yerde DTP ilçe teşkilatları var ve Pkk tarafından kaçırılıp dağlarda infaz edilen evlatlarının hesabını soracak aileler nerede?
Nerede bu kayıp aileler ?
O anneler anne değil mi?
Neden DTP binalarının önünde evlatlarını arayan aileler göremezsiniz?
Üstelik DTP milletvekili bu Cumartesi anaları eylemine öncülük ediyor.
Bu ne yaman çelişki böyle?
Pkk'nın siyasi kol ve kanatları (ki başta DTP ve İHD gelmektedir) tek taraflı hesap sorma mekanizmasını pek güzel kullanmaktadır.
Hesap sorulacaksa önce Pkk'dan sorulacak.
Pkk'nın evlatlarını katlettiği, infaz ettiği aileleri organize edecek bir kuruluş yok mu?
Bazılarının tek taraflı propaganda oyunlarına çomak sokmam hoşuna gitmeyebilir.
Ama bu da realitenin diğer tarafı ve en büyük tarafı.
DTP ilçe teşkilatları önünde toplanacak anneleri organize edecek bir sivil toplum kuruluşuna ihtiyaç vardır.
Hem de acilen.
Anneler arasında ayırım yapanlar utansın.
Sayın soda sizden ricam politikanızı alıp bu başlıktan çıkmanızdır. annelerin evlatlarımız nerede sorusuna cevabınız yok ise burda söyleyecek sözünüz kalmamış demektir. Bak falancanın evladı da filanca yerde olabilir oyalama savunma teknikleriniz ile artık cumartesi annelerini oyalayamayacaksız 1995 yılından bu yana cumartesi anneleri yeterince oyalanmıştır. Kayıplar nerde soru budur, kayıp olanların kimliği ile ilgili olan sizsiniz biz kayıp insanlara ait soruya cevap arıyoruz siz ise annelerin kaybettikleri evlatları üzerinden politika üretimi arayışına başladınız. Kadınlar anneler çocuklarının nerde olduğunu öğrenmek istiyor, konu kadınlar ile ilgilidir siz çıkıp babalar ile birlikte politik evlat aramalarınıza başka başlıklarda devam edebilirsiniz.
PKK'den hesap sorulmayacağını kim söyledi?
Şimdi yaptığın tam anlamıyla bir provakasyondur. Bunun bilincinde ol "soda". Çünkü bu işin en büyük kısmını PKK oluşturmuyor. Devletin katlettiği insanların yanında PKK'nin katlettiği insanlar çok çok azdır. DTP tabiki bu işin öncülüğünü tutacaktır. Çünkü katledilenlerin büyük kısmını kürtler oluşturuyor.
Bunu iyi düşünmeni ve hiç bir önyargıya kapılmadan yargılamanı rica ediyorum. Yoksa hem annelere hem de katledilen insanlara haksızlık yapmış olursunuz...
Saygılarımla...
BASINA VE KAMUOYUNA
KAYIPLARIMIZI İSTİYORUZ!
( 237. kez Galatasaray’dayız)
" Tutuklu olmadığımı söylerlerse
Onlara inanma
Bir gün kabullenmek zorunda kalacaklar…
Beni serbest bıraktıklarını söylerlerse
Onlara inanma
Bir gün yalanlarını kabullenmek zorunda kalacaklar ..." (*)
Devletin güvenlik güçleri yüzlerce insanı gözaltına alarak kaybettiler.
Ya “biz almadık, bizde yok” dediler, ya da serbest bıraktıklarını söylediler...
Ama onlardan bir daha hiç haber alınamadı...
O kadar pervazsıdılar ki iki kardeşi peşpeşe kaybetmekten çekinmediler.
Uyguladıkları vahşetle insanları sindirip, susturacaklarına inandılar.
Dünyanın tüm zalimleri gibi güçlerinin, suçlarını unutturmaya yeteceğine güvendiler…
Biz unutmadık;
Galatasaray’daki 237. buluşmamızda“ GÖZALTINDA KAYBEDİLEN AYHAN VE ALİ EFEOĞLU KARDEŞLERİN AKIBETİ AÇIKLANSIN, SORUMLULARI YARGILANSIN ! ”diyeceğiz
Galatasaray’da bizimle olun, sesimize ses katın.
İnsan Hakları Derneği
İstanbul Şubesi
Cumartesi annelerine ilk önce PKK'den hesap sorun demek samimiyetsiz geliyor.
niye size pkkdan hesap sorun demek samimiyetsiz geldi anlamadım ben. çocuğu kaybolan çocuğuna ağlayan her annelere sabırlar dilerim ben ama siz niye pkknın öldürdüğü çocukları askerlerimizi öyle bir hiç sayıyo havasında konuştunuz anlamadım ben. onlar anne değilmide. bence sizi anlamak çok zor olur böyle.anneleri bölmüşsünüz asker annelerine acıyan yok.oh ne ala memleket. terörcü vursun kimse acımasın.benim anneminde oğlu öldü.niye öldü bir düşünelim bakalım. siz evnizde oturun cumartesi annelerine üzülün rahat rahat çlen askerleri takmayın diyemi. bana artık öyle geliyorki çok haksızlık yaparak düşünüyosunuz hep. ayıp bence.
Devletin oldurdukleri gunah, pkk`nin oldurdukleri mubahtir diyen mi oldu diye yeniden baktim iletilere de gozume birsey carpmadi; Devletle pkk`ya esitmis, ayni ayardaymis gozuyle bakanlar biraz buyutmus olmuyor mu bu terror orgutunu
neden ama burda her zaman herkes pkknın öldürdüğü kimselerin hakkını aramıyor o zaman. okuduğumuzu anlamıyormuyuz biz. bir gün ceylan için forum. bir gün cumartesi anneleri için forum. o zaman burayı okuyan kimse demezmiki bu insanlar niye pkknın öldürdüğü askerler için hiç forum açmıyor diye demezmi. ben diyorum işte. cevap bulamıyorum ama. siz askerlere üzülmüyorsunuz sorunca üzülüyoruz diyosunuz ama hiç belli etmiyosunuz. askerlere yarım ağızla üzülüp onlardan başka herkese canı gönülden üzülüyosunuz. herkezinde size inanmasını bekliysunuz samimi olmanıza. hani bakalım hep aynı kişilerin biri bile pkkanın öldürdüğü askerlerimize forum açmışmı.hani bakalım?bu haksızlığı giderin bence.
Sayın gunali
Bu başlık kayıplardan bahsediyor, faili meçhullerden bahsediyor ve bulunamayan ogullara yönelik annelerin feryadından bahsediyor.
Sizin başlıgın konusunu bile anladıgınızdan emin degilim. Cumartesi anneleri ogullarını arıyor, Ölenleri degil.
Kayıp olan kaç tane yakınınız var ise siz de bu başlıkta dile getirin, onların da hakkını arıyalım. Burada ölen pkk lılardan, ya da askerlerden bahsedilmiyor; kayıplardan bahsediliyor. Ölü mü diri mi anne bunu bilmiyor. Vahameti kavrayabiliyor musunuz. Akibetleri bilinmiyor.
Sizce kaç Türk askerinin şu anda akibeti bilinmiyor.
Bu başlıkta hiç Pkk lılardan bahsedildi mi. Anne oglunun cesedini arıyor.
Yahu bunu da mı çarpıtıyorsunuz.
Anne oglunun akibetini merak ediyor.
Yazık, hem de çok yazık.
saygılarımla
Aralarında gerçekten kayıp aileleri vardır ama çoğunluğu pkknın propaganda amacıyla kullandığı kişiler bunu herkes biliyor.
Aralarında gerçekten kayıp aileleri vardır ama çoğunluğu pkknın propaganda amacıyla kullandığı kişiler bunu herkes biliyor.
Sayın cenker
Herkesin bildigi ama benim bilmedigim bu konuyu lütfen ayrıntılar mısınız.
Nasıl kullanılmış bu anneler. Aralarında dagda ölenlerin annesi var mı, yoksa bu analar sadece kayıplarını mı aramakta.
Bilgilerinizi bizimle paylaşabilirseniz biz de yanlıştan dönebiliriz.
saygılarımla
İnsan hakları derneğinin organize edip desteklediği bir grup bunlar.Adalet Ağoğlu bile bunlar pkklı diye kaçtı ihden.aponun avukatlarının yöneticilik yaptığı eski başkanı Akın Birdal'ın pkknın siyasi kolu dtpden milletvekili olduğu bir örgüt ihd.
Barış,demokrasi,insan hakları,anne acısı,boşa dökülen kan,kardeşlik vb gibi herkesin duyarlılık gösterdiği kelimelerin arkasına sığınıp propaganda yapmak pkknın son zamanlarda sık yaptığı bir şey.
sayın cenker
Bir üstteki iletimin sorularını tekrarlamak durumundayım.
Somut bulgularınızı bizlerle paylaşabilir misiniz.
saygılarımla
Şöyle formülüze edeyim pkk=ihd kapsar(cumartesi anneleri).bir insan 50 yaşından büyük başı bağlı kadınsa terör örgütü için çalışamaz kesin samimi ve masumdur anlamına mı gelir?
silin bakalım yazılarımı sansürcü zihniyet, silin bakalım, silmeye devam edin gerçek yüzünüz görülsün....bu forumu kendi bölücü fikirlerinizi gençlere aşılamak için bir propaganda aleti yaptınız...:yell: benide forumdan atmak için binbir bahane üretiyorsunuz...haksız sebebler ile uzaklaştırıyorsunuz...bu iletimide görür görmez sileceksiniz...ama yıldıramayacaksınız...
ugurce82
12-10-2009, 09:30
Kayıp aileleri kayıplarını kandil dağı civarında arayabilirler.
Peki dilaver bey aynı duyarlılığı kayıp asker cesetleri içinde gösteriyor musnuz?
güneşinzaptıyakın
12-10-2009, 11:20
Kayıp anneleri sadece yaşadığımız topraklara özgü bir sorun değil, bilindiği gibi Arjantin-Şili vb. bir çok ülkede geçmişte yaşanan faşist cunta rejimleri başta olmak üzere uygulanan muhalefeti bastırma ve yıldırma politikası çerçevesinde gençlerin ortadan kaybedilmesi yöntemi sıkça karşılaşılan bir faşist yöntemdir.
Yıllardır çocuğundan bir haber alamayan annenin dramını kendi korkularının maskesi yapmaya çalışan zihniyetin yansıması mesajlar bu faşist uygulamaya dahil olmak anlamına gelir.
Genç insanları kaybederek toplumda muhalefeti sindirmeye yönelik kirli politikayı savunmak ancak nazi Almanya'sında görülebilecek bir aymazlık olabilir.
Bu kayıpların çoğu gözaltı sürecinde yaşanmıştır. Bazıları tıpkı pinoşe diktatörlüğü yada İran benzeri teokratik diktatörlükte olduğu gibi, gündüz ve sokakta zorla araca bindirip kaçırma yolu ile olmuştur. Her gördüğü sakallıyı dedesi sanan sabi sübyan misali, kendisine aykırı her söylemi ve hareketi bölücü ve hain bellemek ancak şizofren bir siyasi bakış açısı ile mümkündür...
kayıpmış....kayıp dediklerinizin %98 i kandil dağında yada pkaka kamplarında...sanki burada kayıp diye masum, suçsuz insanlardan bahsediliyor, kayıp dedikleri, kan dökmüş yada kan dökmeye hazır potansiyel katiller.....körü öldürdünüz badem gözlü yapıyorsunuz kelide öldürün sırma saçlı yapın....katillerden mağdur yaratma çabasından başka bir şey değildir bu kampanya...
cumartesi anneleri hep birden toplaşıp çocuklarını arayan annelerse eğer bu çocuklar nerdedir neden annelerin haberi yoktur.olurmu öyle şey hiç. cumartesi annelerinin yürümeleri sırası ellerinde pkk bayrakları niye sallanır o zaman bakalım? ben öyle bir resim gördüm gastede dilaver abi somut bilgi olurmu bu bilmem ama öyle.
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=153511
http://www.candundar.com.tr/index.php?Did=1645
http://bianet.org/bianet/bianet/116875-cumartesi-anneleri-kaybedilen-huseyin-morsumbulu-hatirlatti
http://mitoloji.info/gundemdekiler/cumartesi-anneleri-yeniden.nedir
Bazı başlıklar bunlar. Cumartesi anneleri 1995 ten beri varlar ve gündemdeler.
Sorun bazı insanların kaybolmasında.
Size Brecht'in meşhur repligin hatırlataırım. Bir gün sıra size de gelebilir ama siz böye devam ettikçe artık tepki koyan kimse de kalmayacaktır.
saygılarımla
gunali
sana bir anektod anlatayım
78 senesinde evim basıldı ve ev arkadaşımla birlikte siyasi şubeye götürüldük. Orada 9 gün kaldık. Neyse mahkeme bizi tahliye etti ama gazetelerde azılı teröristler olarak yer aldık ve manşet olduk.
O zamanlar gencim tabi. Babam atlayıp ankaraya geliyor. Beni aramadıkları yer kalmıyor, ama hiç bir yerde kaydıma rastlanmıyor. Cezaevlerinden başlıyorlar, emniyete ve hastahanelere kadar uzanıyorlar. Bir babanın ıstırabını düşünebiliyor musunuz. Sonra kazara evime geldi de olay aydınlandı.
Şimdi ben 9 gün emniyette kalıyorum, işkence görüyorum ama ne giriş kaydım var ne de çıkış kaydım.
Hadi bunu o zamanlar normaldi diye kabul edelim. Ama aradan 30 sene geçti ve artık kaybolmalar kabul edilmemeli. Buna hep beraber tepki gösterelim. Bu bir insanlık dramıdır. Bunun sagı solu, ideolojisi olmaz, olamaz.
saygılarımla
gunali
sana bir anektod anlatayım
78 senesinde evim basıldı ve ev arkadaşımla birlikte siyasi şubeye götürüldük. Orada 9 gün kaldık. Neyse mahkeme bizi tahliye etti ama gazetelerde azılı teröristler olarak yer aldık ve manşet olduk.
O zamanlar gencim tabi. Babam atlayıp ankaraya geliyor. Beni aramadıkları yer kalmıyor, ama hiç bir yerde kaydıma rastlanmıyor. Cezaevlerinden başlıyorlar, emniyete ve hastahanelere kadar uzanıyorlar. Bir babanın ıstırabını düşünebiliyor musunuz. Sonra kazara evime geldi de olay aydınlandı.
Şimdi ben 9 gün emniyette kalıyorum, işkence görüyorum ama ne giriş kaydım var ne de çıkış kaydım.
Hadi bunu o zamanlar normaldi diye kabul edelim. Ama aradan 30 sene geçti ve artık kaybolmalar kabul edilmemeli. Buna hep beraber tepki gösterelim. Bu bir insanlık dramıdır. Bunun sagı solu, ideolojisi olmaz, olamaz.
saygılarımla
dilaver abi bende size bir anektod anlatıyım. benimde abim kayboldu. aslında kaybolmadı mezarı var ama annem böyle tekce cumartesileri değil her gün arıyor ama bulamıyo onu. yapan belli pkk. ama ona arka çıkanlarda belli. buda bir insanlık dramı sayılır zannımca. ama ahmet altan benim abimin hakkını hiç aramadı. abime ceylana yazdığı yazılardan yazmadı. niye sizce?
dilaver abi bende size bir anektod anlatıyım. benimde abim kayboldu. aslında kaybolmadı mezarı var ama annem böyle tekce cumartesileri değil her gün arıyor ama bulamıyo onu. yapan belli pkk. ama ona arka çıkanlarda belli. buda bir insanlık dramı sayılır zannımca. ama ahmet altan benim abimin hakkını hiç aramadı. abime ceylana yazdığı yazılardan yazmadı. niye sizce?
Ahmet Altan'a ilettiniz mi bu bir.
İkincisi mezarı varsa kayıp sayılmaz
Bir de düşünün ki anneniz evladının nerede oldugunu bile bilmeyecek. Dram budur o da üç.
Ayrıca Cumartesi anneleri Ahmet Altan inisiyatifi falan degildir. Yukarıdaki linklerde gelişmesi var. Kaybolanlar da tatamı pkk lı degildir. O da ayrı.
Bu ülkede düşünen olmak bir aralar kaybedilmek için yeterli idi. Dua edin ki o günlere yetişmediniz, ama biz yaşadık. Yaşadıklarımızı nasıl unutmamızı bekleyebilirsiniz bizlerden.
Bu ülkede insanlar kaybedildi, insanlar yok edildi. Degişen bir şey yok ki. Bu yaştan sonra beni kaybetseler ne olur, yok etseler ne olur. Ama benim tüm çabam torunlarımın bunları asla bilmemesi, yaşamaması, böyle şeylerle yüz yüze gelmemesi. Biz acının her türlüsünü yaşadık ama derdimiz genç nesiller bununla tanışmasın.
saygılarımla
ben anneme derim o zaman sen boşuna üzülüyosun diye. oğlunu pkk öldürmüş ama bu bir dram değil derim. dram oğlun pkklı olsaydı ve kaybolsaydı dram olurdu derim. benim lüzumsuz abim napmış bakalım? asker olup görev yaparken gelmiş pkk vurmuş, abimde gitmiş ölmüş kaybolcağına. ayıp etmiş. kaybolsaydı annemin üzülmesi normaldi ama ölmüş. demekki üzülmemesi lazım annemin.
dilaver abi siz acının her türlüsünü yaşamışsınız diyorsunuz ya. ben dilemiyorum evladınız varsa askerlik yaparken pkk tarafından öldürülmesini. bu türden olan acıyı yaşamayın yine siz. kimse yaşamasın. diğer türlü acılarınızı ballandıra ballandıra anlatın siz yine. bende sizi okuyım böyle ve sizden öğreniyim bakalım acı nedir üzüntü neye denir dram nedir.
dilaver abi siz acının her türlüsünü yaşamışsınız diyorsunuz ya. ben dilemiyorum evladınız varsa askerlik yaparken pkk tarafından öldürülmesini. bu türden olan acıyı yaşamayın yine siz. kimse yaşamasın.
Bakınız gunali
Anneler aynı dilden aglar. Hiç bir annenin evladı öldürülmesin. Ben bunu tüm anneler için savunuyorum. Siz ise yalnız ve yalnız kendi tarafınızda olan anneler için. Farkımız burada.
Ben diyorum ki hiç bir anne aglamasın. Siz diyorsunuz ki başkası aglarsa aglasın ama benim tarafımdakiler aglamasın.
Farkımız burada.
Cumartesi anneleri olgusu Şehit anaları derneğinin Cuma anaları organizasyonuna karşı pkaka nın legal kuruluşları tarafından öne sürüldü amaç Halkı ciğerinden yaralayan cuma anaları nın eylemlerini sulandırmak alternatifini yaratmaktı....bu böyle kullanılınca cuma anaları teröristlerin anneleri ile karşı karşıya gelmemek için bu tür eylemlerinden vaz geçtiler ama terör örgütünün legal kuruluşları bu annelerin acılarını sonuna kadar propaganda amacı ile sömürmeye devam etti...bir dönem bu cumartesi annelerinin isimleri ve kayıptır dediği çocukların isimleri devlet tarafından alındı..Eyleme katılan kadınların çoğunun resmini taşıdıkları kişilerin anneleri olmadığı tespit edildi, kayıptır denilen gençlerin Büyük bölümünün terör örgütünün yurt içi ve dışı kamplarda bulunduğunu ve bir bölümününde güvenlik güçleri ile girilen çatışmalarda ve terör örgütü nün kendi içindeki çatışmalar sonucu öldürüldüğü istihbarat raporları ile belirlendi...
Bu gün bu cumartesi anneleri denilen organizasyona destek veren sözde insan hakları dernekleri ve insan hakları havarisi geçinen bir takım sol eskileri hiç bir zaman pkaka nın öldürdüğü masum insan cinayetlerini alenen kınamamışlardır...öldürülen öğretmenler, onların masum çocukları, yolu kesilen otobüslerden indirilen ve çocuklarının eşlerinin gözü önünde kurşuna dizilen Asker, sivil ve hatta kürt olmadığı için öldürülen ler, korucular, aileleri, çocukları bunlar tarafından görülmemiş, görülmek istenmemiştir...İşte bu sebeblede inandırıcılıktan yoksundurlar..Gunali kardeş acısını ne kadar anlatırsa anlatsın...asla anlamayacaklardır, anlamak istemeyeceklerdir çünkü onların gözünde gunali kardeşin şehit abisi sistemin ordunun kuklasından öte bir şey değildir...diğerleri pkaka nın katilleri ise özgürlük savaşçılarıdır....onlar öyle düşünürler...Günali kardeş annene ve sizlere sabırlar diliyorum....şerefli bir ölüm ile hayatını kaybeden kardeşinin hatırası önünde ise saygı ile eğiliyorum, Ruhu şad olsun...
dilaver abi bence ben böyleyim demekle böyle yada şöyle olunmuyo. tüm annelere üzüldüğünüzü söyleminize inanırdım bir tanede pkknın öldürdüğü askerler için tek bir forum açsaydınız. hangi forumlardasınız neleri savunuyosunuz sürekli herkes görüyo. bende görüyorum deli değilimki ben.
ben çok iyiyim demekle iyi olsaydık hepimiz ohooo dünya güllük gülüstanlık olurdu hepten. sahici hiçbir üzüntünüz yok sizin pkknın vurduklarına bence. sahici üzüntüsü olan açtığı forumlardan yazdıklarından hep belli olur bence.
ben size teşekkür ederim sana ayata. ama ben onların beni anlamasını beklemiyorum zaten.sadece sahicilik bekliyom ben. hem ölen askerlere hiç üzülmeyip hem üzülmüş gibi yapmak olsun istemiyom. birşey sahici değilse yalandır yalansa yakışıksızdır bence.
Cumartesi anneleri olgusu Şehit anaları derneğinin Cuma anaları organizasyonuna karşı pkaka nın legal kuruluşları tarafından öne sürüldü amaç Halkı ciğerinden yaralayan cuma anaları nın eylemlerini sulandırmak alternatifini yaratmaktı....bu böyle kullanılınca cuma anaları teröristlerin anneleri ile karşı karşıya gelmemek için bu tür eylemlerinden vaz geçtiler ama terör örgütünün legal kuruluşları bu annelerin acılarını sonuna kadar propaganda amacı ile sömürmeye devam etti...bir dönem bu cumartesi annelerinin isimleri ve kayıptır dediği çocukların isimleri devlet tarafından alındı..Eyleme katılan kadınların çoğunun resmini taşıdıkları kişilerin anneleri olmadığı tespit edildi, kayıptır denilen gençlerin Büyük bölümünün terör örgütünün yurt içi ve dışı kamplarda bulunduğunu ve bir bölümününde güvenlik güçleri ile girilen çatışmalarda ve terör örgütü nün kendi içindeki çatışmalar sonucu öldürüldüğü istihbarat raporları ile belirlendi...
Bu gün bu cumartesi anneleri denilen organizasyona destek veren sözde insan hakları dernekleri ve insan hakları havarisi geçinen bir takım sol eskileri hiç bir zaman pkaka nın öldürdüğü masum insan cinayetlerini alenen kınamamışlardır...öldürülen öğretmenler, onların masum çocukları, yolu kesilen otobüslerden indirilen ve çocuklarının eşlerinin gözü önünde kurşuna dizilen Asker, sivil ve hatta kürt olmadığı için öldürülen ler, korucular, aileleri, çocukları bunlar tarafından görülmemiş, görülmek istenmemiştir...İşte bu sebeblede inandırıcılıktan yoksundurlar..Gunali kardeş acısını ne kadar anlatırsa anlatsın...asla anlamayacaklardır, anlamak istemeyeceklerdir çünkü onların gözünde gunali kardeşin şehit abisi sistemin ordunun kuklasından öte bir şey değildir...diğerleri pkaka nın katilleri ise özgürlük savaşçılarıdır....onlar öyle düşünürler...Günali kardeş annene ve sizlere sabırlar diliyorum....şerefli bir ölüm ile hayatını kaybeden kardeşinin hatırası önünde ise saygı ile eğiliyorum, Ruhu şad olsun...
ayata cuma anneleride cumartesi anneleride senin fasist devletinin fasist kuklasi pkk nin kurbanlaridir burda o zavallilari ikiye bölmenin hicbir anlami yok iki tarafda ayni gücün kurbanlari,sana bi animi anlatayim,sene bindokuzyüzseksenlerin basi rambo 1 sinemalarda yeni oynatiliyor(almanyada)sinemanin kapisinda kadinli erkekli on onbes insan geleni gideni engellemeye calisiyorlar benim kolumada bir bayan yaisdi (ben o zaman 16,17.yaslarindayim)girme ne olur diye yalvariyor girme bu film sana siddet asilicak ben tabi kadini iterek iceri girdim film cikisida normaldir gencliyin verdiyi sey kendimi rambo zannediyorum deyil kandile afganistana yollasalar giderim.peki sen veya devletin otuz yildir o insanlar kandile cikmasin diye ne yapdiniz?veya devletin ne yapdi?kuklasi yasal zemin hazirladi kendisi yasal bomba ve mermisini salladi,otuz yil yetmis milyon seyretdiniz,inanilacak gibi deyil ama ne yazikki gercek.
güneşinzaptıyakın
13-10-2009, 12:33
İlkönce şöyle beyanda bulunacaksın sitede;
o çocukları bende sevdim....deniz gibi bir oğlum olsun acısını bile çekmeye razı olurdum....milletin olana sahip çıkmaya hakkın yok...onlar vatan seveverdiler.vatan böler değil.. sonrada Denizlerin yolundan gidenleri;
kayıpmış....kayıp dediklerinizin %98 i kandil dağında yada pkaka kamplarında...sanki burada kayıp diye masum, suçsuz insanlardan bahsediliyor, kayıp dedikleri, kan dökmüş yada kan dökmeye hazır potansiyel katiller.....körü öldürdünüz badem gözlü yapıyorsunuz kelide öldürün sırma saçlı yapın....katillerden mağdur yaratma çabasından başka bir şey değildir bu kampanya... diye yaftalıyarak yok sayacaksın. Deniz'de yakalanmasaydı eğer kırdan şehire gerilla hareketini başlatacak ve kan dökecekti, yani potansiyel katil'di senin tanımlamanla. Karar verde bizde sana nasıl hitap edeceğimizi bilelim.
İlkönce şöyle beyanda bulunacaksın sitede;
sonrada Denizlerin yolundan gidenleri;
diye yaftalıyarak yok sayacaksın. Deniz'de yakalanmasaydı eğer kırdan şehire gerilla hareketini başlatacak ve kan dökecekti, yani potansiyel katil'di senin tanımlamanla. Karar verde bizde sana nasıl hitap edeceğimizi bilelim.
brawo sana pkakalı katillerle denizleri bir tuttun oysa deniz'ler etrafları kuşatılınca bile askerlere onlarda anakuzusudur diye kurşun sıkmamışlardı...
Deniz'de yakalanmasaydı eğer kırdan şehire gerilla hareketini başlatacak ve kan dökecekti,
Yazdığınızı bilerek yazın.
Ne olduğunu anlayamadığınız konuları yüzünüze gözünüze bulaştırmayın.
Gerilla savaşı ile halk savaşını, kırdan şehire/şehirden kıra konularını birbirine karıştırmayın.
Cumartesi annelerinin acılarını anlıyor ve paylaşıyorum.Fakat acımadıklarım onların bu müşkül durumlarından yararlanarak kendi kötü düşüncelerine,o masum anaları ortak etmek isteyenlerdir...
malesef zaman zaman faşizanlığı uç noktalara çıkabilen bir ülkede yaşıyoruz, hatta bazen dünyanın hiç bir yerinde görülmemiş bir faşizanlık ki bunu yapanlara halkın emniyet ve güvenliğinden sorumlu kişiler.
Yapmaları gereken iş buyken onlar tam tersine halkın emniyet ve güvenliğini tehtit eder olmuşlardır. bkz esat oktay yıldıran
http://komunistforum.net/anketler/29835-esat-oktay-yildiran-diyince-akliniza-ne-geliyor.html
bu ülke böyle birinin anıtının dikildiği adının sokaklara verildiği bir yer tiksiniyorum..
Sınır orada, tiksiniyorsan çeker gidersin... Tutanmı var...
Sınır orada, tiksiniyorsan çeker gidersin... Tutanmı var...
Bu memleket senin ve senin gibi faşistlerin memleketi değil. Üzerinde yaşayan ve kimliğini taşıyan herkesin ülkesi. Vatanı sahiplenip, düzeni eleştirenleri, düzenden tiksinenleri çekip gitmeye davet edemezsin. Bu MHP zihniyetidir. Ya sev ya terket zihniyetidir. yahudileri, solcuları Almayadan kovan, atan Hitler'in zihniyetidir.
Gitmek isteyen zaten kendisi gider. Ancak bu ülkede kalıp bu düzeni değiştirmek için çalışmak ve mücadele etmek hakları da vardır insanların.
ugurce82
17-10-2009, 14:31
Toprak parçası deyip geçiyorsunuz, önemli olan insandır diyorsunuz. Ama ya sev ya terket deyince orası benimde vatanım diyorsunuz. Demek ki neymiş vatan kutsalmış.
'Cumartesi Anneleri'nin sesi duyulmaya baþlandý: Meclis'te komisyon kuruldu
[Sesonline] ANKARA - TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde kurulan alt komisyon, devlet güçlerince gözaltında kaybedilenlerin akıbetini araştıracak. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ýn 306 haftadır, İstanbul'da Galatasaray Meydanı'nda oturma eylemleri gerçekleştiren ve kamuoyunda 'Cumartesi Anneleri' olarak anılan devlet güçlerince gözaltında kaybedilenlerin yakınları ile buluşması ilk ürününü verdi.
http://www.sesonline.net/php/genel_sayfa.php?KartNo=55870
saygılarımla
AlbatrosS
09-02-2011, 22:07
oğlu ''x'' tarafından kaybedilmiş(!) bir anneye ''y''den niye hesap sormuyorsun denilmiş...üstelik x'in bir kamu gücü olup elinde devasa kontrol/baskı/propaganda araçları olduğunu unutarak... üstelik bu eylemlerin X'in yaygın bir yöntemi olduğu aşinayken...
kendi adıma hepsinden hesap soruyorum be heyy gafil!! peki sen sahip olduğun devletlu, şöven ve fetiş zihninden hesap sorabilecek misin?? pkk'nin de nicelerinin de ''şiddet'' eylemlerini tasviye etmeyip kınayacağım; peki sen devlet barbarlığını, katliamlarını ve her türden şiddet içerikli eylemi reddecek, hesaplaşacak mısın???
kürtlerin de daha nicelerinin de ''devlet'' kurma hakkından tiksinecek, her türden ulusçu/dinsel yapının/anlayışın tarihin çöplüğüne gömülmesini isteyeceğim; peki sen ''kırmızı çizgilerinle'' hesaplaşacak mısın???
politik alanın fetişleştirdiği değerler harmanosinde zihinleri keşmekeşe uğrayanlar ne zaman yalnızca ''birey''lerden ibaret olduğunu anlayacak???ne zaman kutsadıkları değerler dünyasının en temel vicdani/insani ölçülerle çeliştiğini, hatta yok saydığını anlayacaklar? bulgaristan'da, yunanistan'da türk azınlığa hak isterken aynı şeyin kendi coğrafyaları için de geçerli olması gerektiğini ne zaman idrak edecekler? ırak'ta türkmen'lere soydaşımız, onların da hakkı diyenler; kendi ülkesindeki gayr-ı müslim ve kürtlerin hakları olmadığını ispatlayabilecekler mi?
cumartesi anneleri'nin sadece kürtlerle ilgili olmadığını; 12 eylül dahil birçok kaybın(!) da hesabının sorulduğunu biliyor musunuz be heyy gafiller???
yucemanitu
10-02-2011, 01:07
Bu memleket senin ve senin gibi faşistlerin memleketi değil. Üzerinde yaşayan ve kimliğini taşıyan herkesin ülkesi. Vatanı sahiplenip, düzeni eleştirenleri, düzenden tiksinenleri çekip gitmeye davet edemezsin. Bu MHP zihniyetidir. Ya sev ya terket zihniyetidir. yahudileri, solcuları Almayadan kovan, atan Hitler'in zihniyetidir.
Gitmek isteyen zaten kendisi gider. Ancak bu ülkede kalıp bu düzeni değiştirmek için çalışmak ve mücadele etmek hakları da vardır insanların.
Yazıya katılmakla beraber bir ekleme yapmak istiyorum. "Ya sev ya terk et!" zihniyeti sadece MHP'nin değil aynı zamanda faşist AKP'nin de zihniyetidir.
Unutmayalım: http://www.haber10.com/makale/8376/
SIRRI SÜREYYA ÖNDER
Ölü mü denir şimdi onlara?
14/02/2011
Elmas Eren, 20 Kasım 1980'de gözaltında kaybedilen oğlu Hayrettin'i devlete, devlet de dönüp ona soruyor
Benim için Radikal gazetesi demek Yıldırım Türker demektir bir bakıma.
Bulunduğu her yeri onurlandıran, “Dünya dönüyorsa biraz da onun yüzü suyu hürmetinedir” diye anılan insanlardandır.
Tozun dumana, çığlığın kana karıştığı uğursuz 1995 yılında, Expres dergisinde bir dizi röportajı yayımlandı Türker’in.
Gözaltında zorla kaybedilenlerin izini sürüyordu. Metis Yayınları bu çalışmayı ‘Onu Unutma’ ismiyle kitaplaştırmıştır.
Dicle Haber Ajansı öncülüğünde Saadet Yıldız tarafından yayına hazırlanan ve başlıktaki Edip Cansever dizesini ad olarak seçen çalışma da ‘geriye kalanların’ özellikle de kadınların öykülerini anlatmakta.
Bu iki çalışmayı da bilmeden atıp tutanlara okutmak gerekir.
Yıldırım Türker, 20 Kasım 1980 günü gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren’i anlatırken, “Kayıp aileleri arasında en çok onun anası, güzel Elmas Hanım’ı dinlerken ürktüm... Bu binbir acıyla kurulabilmiş olan dengeyi bozmaktan, bu hayatı yaşanabilir kılan üslubu incitmekten korktum” diyor.
Yıldırım Türker, Eren ailesinin kapısını çalan ilk gazeteci olduğu zaman, Hayrettin kaybedileli 15 yıl olmuştu. Ben de ondan 15 yıl sonra, ortak utancımız omuzlarımda, aynı korkuyla “Bari incitmeyelim” duygusuyla kapılarını çaldım.
Atı kaybolanın kulağından at sesi gitmez
Bu söz, bir Çerkez atasözüdür. Çerkezler soylu bir millettir. Tüm canlıları evlatları nazarıyla görürler. Evlatlarını aşikârane sevmemeleri belki biraz da bundandır.
Aslen Çerkez olan Eren ailesine Setenay ve Işıksu isminde iki güzel evlat daha katılmış. Elmas ana, biraz da bu torunlar sayesinde halen aynı güzellikte. Bir seferberlik zamanı kadını gibi yol gözleyip duruyor.
Şimdilerde başarılı bir gazeteci olan küçük oğlu Faruk ve yitik oğlu Hayrettin’in küçüklüklerini anlatırken
“Makinayla saç tıraşı olmuş çocukların saçını okşamayı çok severdim. Ayıp olmasın diye fazla sevemedim. Ah keşke biraz daha sevseymişim, Hayrettin’in sesi, gülümsemesi kulaklarımdan gitmiyor” diyor.
Bir parça kalbiniz varsa, anılar ve hatıralarla dolu bu evde, siz de o sesi duyabilirsiniz.
............
http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1039920&Yazar=SIRRI SÜREYYA&Date=14.02.2011&CategoryID=97
Sesonline] İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, 'Gözaltında kayıplara karşı komisyon' tarafından İstanbul, Galatasaray Meydanı'nda gerçekleştirilen 'Cumartesi Anneleri' oturma eylemlerinin 316. haftasında, ilk olarak Mikail Kırbayır konuştu. 30 yıl sonra devletin, TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Zafer Üskül aracılığıyla "Gözaltında işkenceyle öldürülerek, kaybedildi" itirafında bulunduğu Cemil Kırbayır'ın ağabeyi Mikail Kırbayır yaptığı konuşmada; "kaybedilen kardeşinin firar etmediği ve gözaltında öldürüldüğünün bizzat devletin yetkili ağızlarından itiraf edildiğini" dile getirerek, “bu aşamada, olmuşların açıklanması, olacakların önüne geçilmesi ve Kars'tan Edirne'ye kadar tüm kayıpların soruşturmalarının yapılabilmesi; 'darbelere, ölümlere, faili meçhullere karşıyız' diyen herkesin Cumartesi Anneleri'ne sahip ve destek çıkmasıyla mümkündür" dedi. 12 Nisan 1981'de İstanbul'da gözaltına alındıktan sonra işkence ile katledilen Nurettin Yedigöl'ün kaybedilişinin 30. yılı nedeniyle Yedigöl'ün öyküsünü de içeren Haftanın açıklamasını ise; gözaltında işlenceyle öldürüldüğü uzun uğraşlar sonunda belgelenen Hasan Ocak'ın kardeşi Maside Ocak okudu.
http://www.sesonline.net/php/genel_sayfa.php?KartNo=56121
saygılarımla
Şüpheci Dinsiz
19-01-2017, 22:30
Hrant Dink öldürüleli 10 yıl geçti. Tetikçi belli, azmettirici belli, adalet yok. Yok, çünkü faili meşhur.
H2jlrD03Yr4
Uğur Mumcu, Turan Dursun, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy,
Madımak, Maraş, Çorum...
Devlet tarafından öldürülen çocuklarının kemiklerini isteyen Cumartesi Anneleri'nin 617. haftası...
https://scontent-frt3-1.xx.fbcdn.net/v/t31.0-8/p720x720/16107571_10158183080350602_1967710980484648000_o.j pg?oh=41d8f55925d119cabb466a76cf99626a&oe=5911178C
Hiç biri faili meçhul değil, faili meşhur.
Şüpheci Dinsiz
24-08-2018, 03:29
Cumartesi Anneleri çocuklarının akıbetini soruyor. Bu 700. hafta olacak.
https://pbs.twimg.com/media/DlTwleaWwAc8j_C.jpg:large
Şüpheci Dinsiz
25-08-2018, 16:12
Çiller, Ağar, Akşener, Perinçek, Küçük, Bahçeli, Erdoğan, diğer İttihat Terakki artıklarının demir yumrukla yönettiği devlet, tabela meclis, guguk'a döndürülmüş hukuk...
"Benim işlediğim cinayetlerin hesabını soramazsın" diyor ve 60 yaş üzeri insanlara tarif edilmez kinle, insanlıktan çıkmış bir şekilde saldırıyor.
Birgun.net (https://www.birgun.net/haber-detay/polisten-cumartesi-anneleri-nin-700-haftasina-saldiri-228045.html)
https://static.birgun.net/resim/haber-ici-resim/2018/08/25/polisten-cumartesi-anneleri-nin-700-haftasina-saldiri-502559-1.jpg
Gözaltına alınan Emine Ocak 82 yaşında, Hasan Ocak'ın annesi.
Hasan Ocak, vaktiyle Vatan Emniyet'te gözaltındayken "kaybedilmiş" bir vatandaş. Arabası Emniyet'in bahçesindeyken, "oğlunu içeride gördüm" diyen tutuklu yakınları ve avukatlar varken "burada öyle biri yok" denmiş Emine hanıma. "Arabası burada" deyince de tartaklanıp dışarı atılmış. Oğlu hakkında resmi makamlardan hiç bilgi alamamış. Bir süre sonra işkence edilmiş bedeninin kimsesizler mezarlığına gömüldüğü ortaya çıkmış. O günden beri oğlu için adalet arıyor.
Cumartesi Annelerinin Galatasaray'daki oturma eylemi 700 haftadır yapılıyor, olayın geçmişiyse daha eski, ta 1995'e kadar uzanıyor.
siddethikayeleri.com (http://www.siddethikayeleri.com/portfolio/her-kayip-yakini-sevdiginin-son-sozunu-bilmek-ister/#.W4FTRugzZhE)
Şüpheci Dinsiz
19-02-2021, 13:35
https://twitter.com/erenbaskin/status/1362663843080658944
Şüpheci Dinsiz
12-07-2021, 14:13
Devletin faşist uygulamalarına dair uzun bir tweet dizisi...
Twitter'dan okuyun.
https://twitter.com/CmrtesiAnneleri/status/1414524309716881415
Şüpheci Dinsiz
12-07-2021, 14:14
https://twitter.com/CmrtesiAnneleri/status/1414537323308412932
https://twitter.com/CmrtesiAnneleri/status/1414535650498420738
Şüpheci Dinsiz
12-07-2021, 14:16
https://twitter.com/CmrtesiAnneleri/status/1414538817898356737
Şüpheci Dinsiz
01-01-2022, 12:41
875. hafta...
https://twitter.com/CmrtesiAnneleri/status/1476868534768705550
Şüpheci Dinsiz
03-09-2022, 10:25
910. Hafta
https://twitter.com/Umitaydin75/status/1565754447875248132
Çocuklarınızı gidin malum iltisaklı partiden isteyin diyen bir devlet anlayışı sakat bir anlayıştır.
Devleti itibarsızlaştıran anlayıştır. Ne demek gidin onlardan isteyin? Bu ülkenin hukuk devleti olmadığının itirafınımı yapıyorsun bizim adımıza? Şakamı bu? Falanca fotoğrafda teörist ile poz verince iltisaklı. Siz envai çeşit kanunsuz ile fotoğraf verince sorun yok. Bu da kabul edilemez. Hukuk devletinde herkes kanun önünde eşittir.!
Şüpheci Dinsiz
21-03-2023, 12:39
https://twitter.com/dokuz8haber/status/1638104437355937794
Şüpheci Dinsiz
14-10-2023, 17:15
Umarım ölmeden yaptıklarınızın hesabını katmerli şekilde verdiğinizi görürüm.
https://twitter.com/CmrtesiAnneleri/status/1713166855924261339
Şüpheci Dinsiz
23-05-2024, 05:28
1000. hafta.
TEOMAN - BENİM ANNEM CUMARTESİ
leQVyx9bDiE
bANDİSTA - Benim Annem Cumartesi
R6ofdXht3vc
Şüpheci Dinsiz
12-01-2025, 01:48
https://x.com/CmrtesiAnneleri/status/1878061296605888755
Şüpheci Dinsiz
23-07-2025, 23:11
Cumartesi Anneleri'nin sembol ismi Emine Ocak hayatını kaybetti.
https://x.com/CmrtesiAnneleri/status/1947953726297084378
https://x.com/ihdistanbul/status/1948024953296630257