PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Stalin ve Troçki


Onur Çağlar
03-03-2009, 18:17
http://img4.imageshack.us/my.php?image=stalintroki.jpg

Marksizm’in temsilcileri olduklarını iddia edenler arasındaki ayrışımlardan birisi, Stalin ve Troçki şahsında gerçekleşmektedir. Troçki’nin Marksist olduğunu söyleyen taraf Stalin’i, Stalin’in Marksist olduğunu söyleyen taraf da Troçki’ye yönelik hiç de küçümsenmeyecek şekilde iddialar ve suçlamalar yöneltmektedirler.

Düşüncelerinizi rica ediyorum.

Saygılar.

frodo
03-03-2009, 19:16
Sevgili Onur,

Değişik bir sitilin var. Başlıklar açıp "özlü" bir paragrafla forum ahalisinin konuya duhul olmasını istiyorsun. Oysa forum olarak beklentimiz, başlığı açan düşüncenin kabaca da olsa kendini tanımlayıp konunun neresinde yer aldığını açıklamasıdır.

Şimdi Stalin ve Troçki meselesinde oldukça kabarık bir külliyat var. Bu konunun ilgi çekici olması için Onur Çağlar bu konuda özgün bir şeyler söylemeli ve bunu tartışmaya açmalıdır.

Aksi durumda konunun açıldığı gibi kısacık cevaplar alırsın. Ve bu tarz hemen kişisel sürtüşmelere dönüşme potansiyelini emek verilerek, uğraşılarak kotarılan bir başlıktan daha fazla taşır.


Sevgilerimle.

pante
03-03-2009, 19:25
Aksi durumda konunun açıldığı gibi kısacık cevaplar alırsın. Ve bu tarz hemen kişisel sürtüşmelere dönüşme potansiyelini emek verilerek, uğraşılarak kotarılan bir başlıktan daha fazla taşır.


"Tarih, Troçkistleri Sovyetler Birliği ile ilgili eleştirilerinde haklı çıkarmıştır.
Gelecekte Rusya solunda Troçkistleri çok daha etkin görebiliriz.
Hatta dünya solunda da öne çıkabilirler." gibi.. :)

aydoe
03-03-2009, 19:35
Evet bende Troçkistim zaten,şimdi ne yapmalıyım?

qw19
03-03-2009, 19:36
Sayın Pante, Sayın Aydoe Stalin durduk yerde Stalin olmadı onu hayat şartları bu hale getirdi. Mutsuz bir çocukluk geçirdi, inanılacak gibi değil ama babası onu beyzbol maçlarına götürmez, doğum günlerini hatırlamazdı.

Sonra hayattan ve Troçki'den nefret etmeye başladı, bu nefreti onu yiyip bitiriyordu, çünkü Troçki'de kendisini sürekli döven babasını görüyordu, lütfen aile içi şiddetin insanları birer Stalin yapmasına izin vermeyelim.

Onur Çağlar
03-03-2009, 19:44
Sevgili Onur,

Değişik bir sitilin var. Başlıklar açıp "özlü" bir paragrafla forum ahalisinin konuya duhul olmasını istiyorsun. Oysa forum olarak beklentimiz, başlığı açan düşüncenin kabaca da olsa kendini tanımlayıp konunun neresinde yer aldığını açıklamasıdır.

Şimdi Stalin ve Troçki meselesinde oldukça kabarık bir külliyat var. Bu konunun ilgi çekici olması için Onur Çağlar bu konuda özgün bir şeyler söylemeli ve bunu tartışmaya açmalıdır.

Aksi durumda konunun açıldığı gibi kısacık cevaplar alırsın. Ve bu tarz hemen kişisel sürtüşmelere dönüşme potansiyelini emek verilerek, uğraşılarak kotarılan bir başlıktan daha fazla taşır.


Sevgilerimle.

Sevgili frodo, yukarıdaki sözlerinin anlamı, "Bir konu hakkında bilgisi olmayanların, araştırıp öğrenmek için sorularla konu açamaz" demektir. Konu açan herkes açtığı her konuyu bilmek zorunda mıdır? Bildiğini sandığı bilgiler yanlış veya hatalı olamaz mı?

Dahası, kendisinde olan bilgilerle değişik bilgileri karşılaştırma yapmak isteyemez mi? Bunun için sorular soramaz mı? Bunlar yapılamayacaksa forum niye var?

Forum olarak beklentiniz bunları dışlıyor mu? Şu an sevgili frodo, sendeki tüm bilgiler "değişmez" nitelikte midir?

Stilim değişikmiş. Olabilir ama "stile" değil de öze önem vermek gerekmiyor mu? Biraz daha geniş bakmak gerekmiyor mu?

Yani iyi ki düşünce aktarım amaçlı konu açtık:)

Selamlar, saygılar.

dilaver
03-03-2009, 19:50
70 li yıllarda bir sendika çalışanı agabeyimiz vardı. Devamlı bir şekilde Stalin'i anlatırdı. Stalin gürzlar arasından agzına bir yaprak alarak geçermiş ve son gürzü de sırtını yedigi halde gene de yaprak ıslanmazmış gibi. Sevimli bir işçi önderiydi. Kızdıgı zaman devrimi yapan Stalin'dir derdi. Lenin Troçki vs İsviçre'de günlerini gün ederken Stalin devrim yapıyordu derdi.

Latife ile söylenmiş bu sözler aslında Stalin'in sıradan insanlar nezdinde nasıl efsaneleştigini gösteriyor. Bana göre de Stalin devrimin ta kendisidir. Uzlaşmanın, iradenin, devrimci kararlılıgın simgesidir. Stalin devrimdir, düşmanlarının bu kadar çok olmasının nedeni de budur. Devrimi bogmak ve yok etmek istiyoranız Stalin'i kötüleyeceksiniz. Dogru ya da yalan pek çok karakama, iftira ve eleştirinin nedeni de budur. Stalin işçi sınıfının, yoksullugun kabaran öfkesidir, sınıf mücadelesinin ta kendisidir.

Sınıfsal olarak da Stalin gerçek bir toprak kölesinin torunudur. Azat edilmiş bir toprak kölesi idi dedesi ile ninesi ve yaşamı korkunç yoksulluk ve sefaletle geçti. 20 seneye varan devrimci yeraltı mücadelesi içinde defalarca tutuklandı, sürgüne gönderildi, işkence gördü ve her seferinde kaçarak yeniden devrimci mücadeleye katıldı ve haklı olarak onun önderlerinden biri oldu. Rus devriminin tanınmış önderlerinden Lenin de dahil olmak kaydıyla sınıf kökeni en yoksul olan odur. O kelimenin tam anlamıyla gerçek bir proleterdir. Lenin'in bir kere daveti haricinde ciddi anlamda da yurt dışında bulunmadı.

Devrimden sonra da iç savaş sırasında ciddi yararlılıkları görüldü. Sosyalizmin tek ülkede inşası için yaptıkları ve 2. Dünya savaşının kazanılmasındaki etkin rolü de asla unutulamaz.

Hatalar var mıdır, vardır elbette. Ama bunun onu küçültebilecegini düşünmüyorum. Devrim olacaksa şayet bunun yolu Stalin'e sahip çıkmaktan geçer.

Troçki mi, iyi bir entellektüel devrimcidir o kadar. O kadar suçlu mudur, zannetmiyorum. Artık tarihi de belli dogmalardan kurtularak yeniden yazmanın zamanı gelmiştir diye düşünüyorum.

saygılarımla

frodo
03-03-2009, 19:55
Eh söylediklerimden bu sonucu çıkarmak için epey çaba sarfetmiş olmalısın. Eğer sırf meraktan ve öğrenme amaçlı başlıklar açıyorsan "ben de bunca zamanımı forumda geçirip
insanları tanıyamayan" bir yönetici olurum.

Konuları tartışmaya açma diye bir şey söylediğimi sanmıyorum. Dedim ki "Bu konunun ilgi çekici olması için Onur Çağlar bu konuda özgün bir şeyler söylemeli ve bunu tartışmaya açmalıdır." Ama senin stilin tahmin ettiğimden de farklı :) İlgi çekmek için polemik yaratmak da bir tarzdır elbette.

Kolay gelsin...

frodo
03-03-2009, 19:57
Ha bu arada başlıkla ilgili en özlü söz şudur:

"Stalin Stalin'dir."

qw19
03-03-2009, 20:24
Bence de en önemlisi II Dünya Savaşı'dır. Sanırım Stalin olmasaydı dünya'nın kaderi farklı rotada ilerleyebilirdi. SSCB II. Dünya Savaşından galip ayrılmış fakat sosyalist kadrolarının büyük çoğunluğunu yitirmiştir. Eğer bu savaş olmasaydı diyeceğim ama bu savaş paylaşım savaşı olduğu kadar SSCB'ye karşı ilan edilmiş bir savaştır. Ki Amerika, İngiltere SSCB'ye yapılan saldırılara seyirci kalmışlardır, aslında desteklediklerini söylesek çok da abartmış olmayız. II Dünya Savaşında en büyük kaybı 20 milyon kişi ile SSCB vermiştir.

Troçki ve benzerleri SSCB'nin geriye dönüşünü hızlandıran katalizörlerdir, Stalin'in çocukluğunu bir kenara bırakırsak, ömrü mücadele ve savaşlarla geçmiş SSCB'nin dünya liderliğine oynamasında en etkin liderdir. İşte bugün SSCB yok ve dünya Amerika'nın terör estirdiği bir yer haline geldi.

Selamlar.

aydoe
03-03-2009, 20:26
Özetlersek;
1. Enternasyonal; Marksistlerin ve Anarşistlerin enternasyonalidir.
2. Enternasyonal; Parlamanter demokrasiden yana sosyalistlerin, reformist ve revizyonistlerin enternasyonalidir.
3. Enternasyonal; Proleterya diktatörlüğünü savunan Bolşevik devrimcilerin enternasyonalidir. 2. Enternasyonali reddeder. 2. de onları..
4. Enternasyonal; Sürekli devrimi savunan Troçkistlerin enternasyonalidir. ''Pante''

''Ben 4. tercih ederim. '' Aydoe
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=6824&highlight=enternasyonal


SSCB'de bürokratik yozlaşmaya karşı işçi iktidarını savunma amacında olan Troçki ve bolşevikler Stalin'in önderlik ettiği bürokrasiye karşı muhalefet hareketi başlar.
Aslında bu muhalefetin tohumları Lenin tarafından atılmıştır ama 1924'te hayatını kaybetmesi nedeniyle bu harekete önderlik edememiştir. Tek ülkede Sosyalizm teorisini şiddetle eleştirmiş, bürokrasiye son verilmesi için çabalamış, devrimin dünyaya yayılması için çabalamışlardır. Sol muhalefet Rusya sınırları içinde kalmamıştır. Stalinistleşen bütün komunist partilerin içinde sol muhalafet hareketleri başlamıştır.
Sol muhalafetin Rusya'daki yenilgisi 1928 yılında kesinleşirken,Troçki aynı dönemlerde Büyükada'ya sürüldü. Sürekli Devrim kitabını İstanbul'da yazmıştır.
Sürekli Devrim düşüncesine göre geri kalmış ülkelerde bile devrimin öncüsü işçi sınıfı olmalıdır. Burjuva devriminin gerekleri bile ancak ve ancak işçi sınıfı tarafından yerine getirilebilir. Burjuva sınıfı gericileşmiş olduğu için bu görevleri yerine getirmekte ayak direyecektir. Önce bir burjuva devrimi yapmaya gerek yoktur.
Elbette burada bahsi geçen fikir doğrudan sosyalizme geçiş değildir. Sürekli Devrim adlı kitapta yazıldığı üzere Sürekli Devrim proletarya öncülüğünde ulusun baştan yaratılmasıdır. Sürekli devrimle birlikte aşamalar birbirine geçer. Teorinin en önemli noktalarından biri ister ileri bir kapitalist ülkede olsun isterse gelişmemiş bir ülkede olsun öncülük görevi sadece işçi sınıfınındır.
Fakat işçi sınıfı iktidarı ele alıp bu gereklilikleri yerine getirmekle yetinemez. Devrim bu noktada tamamlanmaz aksine yeni başlar. Devrim ulusal sınırlar içinde başlayacaktır ama ulusal sınırlar içine hapsolamaz, devrimin ayakta kalabilmesi için Dünyaya yayılması gerekmektedir. Kapitalizm tek tek ülkelerde değil bütün dünyaya devrilebilir.
Bu fikirler Sürekli Devrim Teorisinin özünü oluşturur.
SSCB nin yıkılması ve sosyalizmin inşasının tamamlanamamış olması ve geçmiş dönemde Dilaver arkadaşımız dahil bir çok sosyalistin Rusya'yı burjuva diktatörlüğü ile yönetilen sosyal emperyalist bir ülkeye dönüşmüş olduğu tespiti Troçki'yi haklı çıkarmaktadır.

Onur Çağlar
03-03-2009, 21:03
Yirminci yüzyılın başlarında özellikle Almanya ve Macaristan’daki devrimci mücadelenin yenilgiyle sonuçlanması, başta proletarya olmak üzere proletarya bağlaşıklarının “Avrupa Devrimi” beklentisini sonlandırmıştı. Devrimci fırtına, yerini esen küçük yellere bırakınca da ciddi bir soru gündemi işgal etmişti:

-Tek bir ülkede sosyalizm kurulabilir mi, kurulamaz mı?

Aslında tek bir ülkede sosyalizmin kurulup kurulamayacağı sorunu, 1917 Ekim Devrimi’nden önce de vardı. Ne ki, birinci emperyalist paylaşım savaşının göbeğini yara yara, hem iç, hem dış karşı-devrim cephelerini bertaraf ede ede Ekim Devrimi zaferle taçlanınca bu sorunun karşılığı biraz gerilerde kalmıştı. Aslında bu durum bile Troçkizm’in iflasının bir kanıtıydı ama yine de iki yanıt vardı bu soruya:

-Evet, tek bir ülkede sosyalizm kurulabilir.
-Hayır, tek bir ülkede sosyalizm kurulamaz.

Troçki’nin tezinin kökeni kendisi tarafından kaleme alınan “Avrupa Birleşik Devletleri Şiarı”na dayanıyordu. Avrupa Birleşik Devletleri ise (ilk elden) İngiltere, Almanya ve Rusya’yı kapsıyordu. İngiltere proletaryası bir devrim yapacaksa Almanya ve Rusya’yı, Almanya devrim yapacaksa İngiltere ve Rusya’yı, yok eğer Rusya proletaryası devrim yapacaksa İngiltere ve Almanya’yı beklemeliydi, aksi takdirde tek bir ülkede devrim mümkün değildi.

1915 yılında Troçki’nin “Avrupa Birleşik Devletleri Şiarı”na karşılık olarak “Avrupa Birleşik Devletleri Şiarı Üzerine” isimli bir yazıyla yanıt veren Lenin şöyle diyor:

“Ekonomide ve siyasette çarpık gelişme kapitalizmin mutlak kanunudur. Dolayısıyla sosyalizm önce birkaç, hatta sadece tek bir kapitalist ülkede zafere ulaşabilir pekala. O ülkenin zaferi elde eden proletaryası, kapitalistleri mülksüzleştirip kendi sosyalist üretimini örgütledikten sonra dünyanın –kapitalist dünyanın- geri kalan kısmına karşı ayaklanacak, diğer ülkelerin ezilen sınıflarını kendi davasına katacak, o ülkelerde kapitalistlere karşı ayaklanmaları kışkırtacak, gerekli hallerde sömürücü sınıflara ve onların devletlerine karşı silah zoruna dahi başvuracaktır.” (abç)[01]

Troçki ise diyor ki:

“Avrupa proletaryası tarafından doğrudan bir devlet yardımı olmadan Rusya işçi sınıfı iktidarda kalamaz ve geçici egemenliğini kalıcı sosyalist bir diktatörlüğe dönüştüremez. Bundan bir an bile kuşku duyulamaz.” (abç) [02]

Troçki, daha baştan gemiyi karaya oturtmaktadır, çünkü O’nun bu tezinin bilimsel bakımdan hiçbir tutarlı yanı yoktur. “...doğrudan bir devlet yardımı olmadan...” diyen Troçki’nin hangi devlet’ten söz ettiğini bilmiyoruz(!). Eğer sosyalist bir devletten söz ediyorsa (ki o dönemde böyle bir devlet bulunmamaktadır; Troçki hayal dünyasında yüzmektedir), bu devlet diğer ülkelerin proletaryalarının, ya da, Troçki’nin kendi deyimiyle bir başka devlet tarafından “...doğrudan... yardımı olmadan” nasıl devlet olmuş? Yok eğer kapitalist/emperyalist bir devletten söz ediyorsa, iyice açmazda demektir. Tarihte hangi sömürücü devlet kendisinin sömürdüğüne “Yardım edeyim de, siz de devlet kurun!” demiştir? Emperyalist bir devlet proletaryaya sosyalist bir devlet kurması için “doğrudan devlet yardımı” yapmayacağına göre geriye kalan sosyalist devlettir ki, bu bile Troçki’nin tezinin yanlışlığını gösterir, çünkü sözü edilen devlet, sosyalist devlet’tir.

Avrupa’dan “...doğrudan bir devlet yardımı olmadan” da eğer proletarya tüm bağlaşıklarını yanına alır ve ona doğru önderlik ederse ülkenin sömürücülerini ezerek bu sömürücülerin dış bağlantılarını da önemli ölçüde azaltarak sosyalizmi mümkün kılabilirdi. Bu ses, Stalin’ce bir sesti: Bilinçli, kararlı ve kendinden emin bir ses...

İyi de, tek ülkede sosyalizmi kurmak ne demekti? Bu neyi içerir?

Yine Stalin’den dinleyelim:

“Proletarya ile köylülük arasındaki çelişkileri, ülkemizin iç güçleriyle gidermek olanağı demektir. Proletaryanın iktidarı ele alabilmesi ve öteki ülkelerin proleterlerinin sevgi ve desteği ile tam sosyalist toplumu kurmak üzere, ama proleter devrimi öteki ülkelerde önceden muzaffer olmadan, bu iktidardan yararlanılabilmesi olanağı demektir.” [03]

KAYNAKÇA


[01] Lenin: Doğuda Ulusal Kurtuluş Hareketleri, s. 148
[02] Stalin: Troçkizm mi Leninizm mi? s. 51
[03] Stalin: Leninizm’in Sorunları, s. 177


Bir başlangıç olarak şimdilik konu başlığım bu… Söylentilerden öte olması için kaynak sunmamızın önemli olduğunu düşünmekteyim.

Bakalım yeterli ilgiyi çekebilecek miyim J

Güzel paylaşımlar temennisiyle selamlar, saygılar.

dilaver
03-03-2009, 21:31
Sovyetler Birligi'nin varlıgı ve sonuçta ulaştıgı düzey. 29 bunalımında krizden etkilenmeyen tek ülke oluşu , sosyalizmin, kapitalizm üzerindeki zaferinin tescilidir aslında. Ancak bir sosyalistin amacı devleti ve devlet sistemini yok etmek ve komün sistemine dogru yürümektir. Bunun dışındaki bir amaç kapitalizmin tekrar geri gelmesini saglayacaktır, nitekim olan da budur.

İdeolojik olarak sosyalizmin zaferi ispatlanmıştır, ekonomik olarak da öyle ama siyasi olarak yenilmiştir bu da kaçınılmazdı zaten . Degişim degeri ekonomisini kullanım degeri ekonomisine dönüştüremezseniz, meta üretimini yok edemezseniz varacagınız yer önce tekelci devlet kapitalizmi sonra da genel olarak kapitalizmdir.

Sovyetler bu konuda ilk idi, ve gerçekten de tek ülkede sosyalizmin mutlak zaferinin olamayacagı ortaya çıktı. Para geçiyor ise şayet, degişim için üretim yapıyorsanız bunun varacagı sonuç kapitalizm olur. Proleterya diktatörlügü ise bunu engelemenin bir yoludur ve tek ülkede sosyalizmin sürdürülmesinin yegane güvencesidir. Ancak dünya devrimi şiarından sapmamak üzere elbette.

Sovyetler ise öyle ya da böyle 30 lu yıllardan itibaren bir bürokrat burjuvazi yarattı. Ama bunun suçunu Stalin'e atmak elbette yanlış olur. Düşünceme göre Komintern'in tasfiyesi, daha sonra da Kominform'un tasfiyesi büyük hatadır ve dünya devriminden vaz geçmek anlamına gelir. Ulusalcı bir sapmadır. 2. Dünya savaşının özgül koşulları ve Faşizme Karşı Birleşik cephe dogru bir taktik idi, ama savaş bittikten sonra eski şartlara dönülmesi gerekiyordu.

Troçki bir tek konuda haklı görülebilir o da komünizmin dünya çapında olması gerektigidir ama tek ülkede de sosyalizm olanaklıdır ve bir süre yaşadı. Sönmesinin nedeni ise devrimden zaten vaz geçmesidir. Devrim dünyanın ezici bir çogunlugunda kapitalizm tasfiye edilene kadar sürekli olmak zorundadır ve iktidarı alan proleterya dünya devrimi hedefinden saptıgı anda geriye dönüşe dogru yol almaktadır demektir. Meta üretimi devam ettigi müddetçe burjuvazi her an ve her saniye kendini tekrarlayarak yeniden üretir bu da geriye dönüşün maddi temelini oluşturur.

Anlaşılan bu başlık bir SSCB analizine dogru yol alıyor.

saygılarımla

KızıL
04-03-2009, 00:24
stalin ve troçki hakkında okadar çok şey var ki bunların % 50 si kesinlıkle yalandır ancak stalin sovyetlerin komutanı ve gayet başarılı bir devlet adamıdır ben stalinistim her insan gibi stalinde hata yaptı hataları oldu ancak bizlerin amacı kötülemek yada yıkıcı eleştirler yapmak olamaz her zaman sistemin deüişmesi düzelmesi için yapıcı eleştirilrde bulunmalıyız
troçki bunu yapmamıştır ayrıca 2.dünya savaşı zamanında öyle bir ülkede öyle bir durumda insanlarınız katledilirken naziler şehir şehir gelirken moskova önlerine kadar dayanmışken baş komutan kaçmamıştır ve herkesin bildiği mutlak zafer kazanılmıştır burda troçki ve troçkistler nerdeydi?? stalin düşmanlığı üzerinden reel sosyalizme saldırıyorlardı bumuydu doğru olan?? bu konuda 2 kitap öneriyorum bence mutlaka okunmalı stalin i anlamak vede stalin üzerine gerçekler bu iki kitapta gerçekler yazmakta soğuk savaşın staline verdiği diktatör rolü aslında büyük bir yalandır evrimi karalayan sitelerde bakınız stalin için neler yazar 40 milyon insanı katletti?? bunun gibi ipe sapa gelmez bi dolu yalan yani soğuk savaş... dünya devriminden vazgeçmek sovyet özelinde avrupadan vazgeçmek stalinin en büyük hatasıydı vede sosyalizmin..
sonrasındaki iktidarların zaten sosyalizmden vazgeçtiği ortadaydı brejnevin nötürlüğü ve sonrasındakilerin ihaneti sonucu çözülen sovyetlerde halka çok şey kazandıran ve leninizmden sapmayan stalindir.. stalin in leninizmin sorunları kitabında bu konular yazar..
konu uzun ve çok detaylı ama şunu söylerim ki troçkiyle troçkistleri ayırmak gerek! troçki kızılordununda kurucularındandır vede devrim zamanında leninle beraber en iyi teorisyenlerdendir hakkını asla yemem ancak reel sosyalizme yardım etmekten vazgeçmiş onu kötülemiştir...

sargon
04-03-2009, 13:29
sevgili onur,

ilginc bir calisma yapmissin. Ancak üzerine dikkat cektigin nokta bence isin odak noktasi degil. Soyle ki, aslinda yukardaki alintilarda Lenin ve Trocki birbirlerinden pek farkli birsey söylemiyorlar. Lenin'in üzerini koyulastirdigin sözlerinin bir cümle sonrasini oku. Burda tartisilan zafere ulasilmasi degil, ayakta durulabilmesi.

Dolayısıyla sosyalizm önce birkaç, hatta sadece tek bir kapitalist ülkede zafere ulaşabilir pekala. O ülkenin zaferi elde eden proletaryası, kapitalistleri mülksüzleştirip kendi sosyalist üretimini örgütledikten sonra dünyanın –kapitalist dünyanın- geri kalan kısmına karşı ayaklanacak, diğer ülkelerin ezilen sınıflarını kendi davasına katacak, o ülkelerde kapitalistlere karşı ayaklanmaları kışkırtacak, gerekli hallerde sömürücü sınıflara ve onların devletlerine karşı silah zoruna dahi başvuracaktır.

Trocki de ayni seyi söylüyor, kalici bir zafer icin Avrupa'dan bir devrim bekliyor.

Rus devriminin 71. gününde Lenin mutluluk icindedir, cünkü Rus devrimi Paris komününden daha uzun yasamistir. Ancak bütün Rus devrimcileri Almanya'dan bir devrim beklentisi icindedir. Hepsindeki ortak düsünce Avrupa'da devrim olmazsa Rus devriminin bogulacagi seklindedir. Ancak Almanya'daki devrim girisimi ezilir, Luxemburg ve Liebneckt öldürülür, günlerce süren sokak savaslarindan sonra agir bir hezimet yasanir. Ayni yil Macaristan'da devrim gerceklesir. Onlar da Rusya'dan yardim isterler, ancak Rusya yardim edebilecek durumda degildir. Macaristan'daki devrim cok kisa sürer ve devrimciler yeniden kurulan ordunun cizmeleri altinda ezilirler.

Sorun tek ülkede devrimin olup olamayacagi degildi, sosyalizmin kurulup kurulamayacagi idi. Bu zaten ideolojik acidan imkansizdi. Bu yüzden Rus devrimcileri Avrupa'dan devrim bekliyorlardi. Ama Avrupada devrim olmayinca ne yapilmasi gerekiyordu? Ayrilik burda basladi.

muhalif
30-07-2011, 21:16
Başlık ortalama 2 yıldır yatıyormuş meğer. Başlığı canlandıracak forumdaşlar aranıyor :)

Sangre
01-08-2011, 15:58
Forumun ulusalcı sosyalistleri de kendilerine Troçkist diyorlarmış.. Bir yaşıma daha girdim.

TurkceRap
01-08-2011, 16:18
iyi güzel tartışmışsınız, ama bu başlık bir daha olur da Sosyalizm, Liberalizm/Kapitalizm vs tartışılırsa, Bu forumdaki bazı üyelerin reel sosyalizm denemelerini onaylamadıklarını söylemelerinin yeterli olmayacağını göstermesi açısından son derece yerinde olmuş.

Neyse, devam, araya girmek gibi bir niyetimiz yok, sadece bu başlıkta dile getirilen bazı söylemlerin dikkatimi çektiğini söylemek istedim.

Edit: Burada herhangibir kişiyi doğrudan itham etmek niyetinde değilim, Çünkü bunu kimlerin dediğini tam olarak hatırlamıyorum, Demem o ki dikkat çekici bir başlık olmuş...

aydoe
01-08-2011, 19:47
''asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek,aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur''


Sürekli devrim kaçınılmazdır ta ki Komünizm dünyaya egemen oluncaya kadar .

Die
03-08-2011, 04:46
Ya komünizm dünyaya egemen olmazsa sayın Aydoe?
Atıyorum öküzizim egemen olursa?
Elinizde komünizmin hakim olacağına dair bir kehanet mi var?

Cem
04-08-2011, 07:57
Stalin ve Troçki'nin özde aynı düşüncede olduklarını yani diyalektik materyalizm, tarihi mateyalizm, proleterya dikatatörlüğü, devrim, demokrasi ve özgürlükler gibi konularda benzer düşüncelerde olduklarını biliyoruz.

Farklılıkları Troçki'nin SSCB dışındaki devrimleri teşvik etmeye yönelik, dış politikada daha agresif bir çizgide olmasında kendini gösteriyor. Stalin ve ondan sonra gelen SSCB yöneticilerine göre dünya devrimlerini kışkırtan, iç savaşlara yol açan, bu savaşların uluslararası savaşlara yol açabileceği politika izlemeye gerek yok çünkü kapitalizm zaten son evresinde ve can çekişiyor. Kendi iç çelişkileriyle dağılmak üzere. Bu nedenle bırakalım kendi kendine dağılsın deniyor. Ağırlık tek ülkede yani SSCB'de "sosyalizm"in yaşatılmasına yönelik.

Bu sebeple genel dünya politikası olarak barışı öne çıkarıyor SSCB ve ona yakın dünyadaki komünist partiler. Örneğin 1960-70'li yıllarda Türkiye'de TİP'e yakınlığıyla bilinen Barış Derneği böyle bir dernek. Barış kavramının evrensel bir savunusundan ziyade SSCB'nin yaşayabilmesi için bir 3. dünya savaşının çıkmasını engellemek asıl amacı.

Troçkistler bu politikalara karşı çıkıyor, bunları dünya devrimci hareketini pasifize etmek olarak yorumluyor. Barış değil gerektiğinde iç savaş riskini de içeren sert bir mücadele hattını savunuyorlar.

Konuyla ilgili yorumuma gelirsem:

Stalin-Troçki polemiğinin günümüz açısından nostaljiden öte bir anlamı yok düşüncesindeyim. Tartışmanın nesnel zemininden çok farklı bir dünya var artık.

Kanımca asıl önemlisi Stalin-Troçki polemiğinin demokrasinin olmadığı SSCB'de gerek yapılış şeklinin sağlıksızlığı gerekse taraflardan güçsüz olanın önce dramatik şekilde yurtdışına kaçmak zorunda kalışı ardında trajedik şekilde cinayete kurban gidişinde.

Günümüz açısından önemli bulduğum tek yönü de budur konunun. Gerçek bir demokratik sosyalizmin olduğu bir SSCB'de Stalin ve Troçki kendi görüşleri doğrultusunda birer parti kurarlar ve halkın önüne çıkarlardı. Doğruyu halk seçerdi. Barışçıl ve özgürlükçü bir sistem bunu yapmalıydı. Ancak taraflardan güçsüz olan canını kurtarmak için yurtdışına kaçtı. Eğer Troçki daha güçlü olsaydı muhtemelen Stalin kaçacaktı veya kaçmayıp öldürülecekti. Bu sebeple Troçki'yi mazlum gibi görürken özünde onun farklı bir demokrasi ve özgürlük ortamını savunmadığını hatırlamak gerekli.

Stalin-Troçki polemiği ve Troçki'nin Meksika'daki trajik sonu, insanlığa sömürüsüz bir dünya umudu veren sosyalizmin demokrasi ve özgürlükler olmaksızın otokrasi ve totalitarizmden başka fazla bir şey veremeyeceğinin pek çok örneğinden birini verdi. Bize sosyalizmin nasıl olmasını değil nasıl olmamasının gösterdiği için her şeye rağmen bir tecrübe olarak hafızalarımızda yer alacaktır.

Neva
19-03-2013, 08:12
Guncelleme.