PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : akla güven


katre_07
07-03-2009, 21:50
lisedeki edebiyat hocam septik düşüncelerle ilgili bir tartışma başlatmıştı sınıfta...aklımıza ne kadar güvenebiliriz diye..!

evt ..aklımıza ne kadar güvenebiliriz...

evrimci arkadaşlar açısından düşündüğümde organlar zorunluluk gülmecesi ile zamanla fonksiyonlarını geliştirmiştir

ancak beyin için aynı şey geçerli midir..?

evrime göre beynin amacı nedir..?

ve hiçbir plana(tanrıya) bağlı kalmadan gelişen bir beyin ateistsler için ne kadar güven vericidir..?

siz aklınıza çok güvenen maddeciler...tamamiyle doğal şartlarla oluşmuş bir beyinle bilgi sarrafı kesilip ahkam kesmeniz ne kadar doğrudur..?

saygılar!

aydoe
07-03-2009, 22:48
siz aklınıza çok güvenen maddeciler...tamamiyle doğal şartlarla oluşmuş bir beyinle bilgi sarrafı kesilip ahkam kesmeniz ne kadar doğrudur..?

Beyin doğal değilmi?
Beyin madde değilmi?
Doğal değilse beyinin doğada ne işi var?
Beyin doğa üstü birşeymidir?
Beyin doğal şartlarda oluşmadıysa nerde oluştu doğa dışındamı oluştu?
Yani aklınızın ermediği şeyler var demek ki bunların bir yaratıcısı var argümanını bırakınız artık.
Aklımız beynimiz sayesinde var bizim beynimiz doğal şartlarda çalışıyor.
Anladığım kadarı ile sizin beyniniz doğal değil ,doğa üstü bir güç tarafından yaratılmış ve doğal olarak doğaya uyumlu çalışması mümkün değil.
Aklımıza çokta güvenmeyelim Allah aklımızı alır mazallah!

paslıçivi
08-03-2009, 00:31
evt ..aklımıza ne kadar güvenebiliriz...

siz aklınıza çok güvenen maddeciler...tamamiyle doğal şartlarla oluşmuş bir beyinle bilgi sarrafı kesilip ahkam kesmeniz ne kadar doğrudur..?


tamam aklımıza güvenmiyelim.. yan tarafa koyduk...

neye güvenicez.. doğru olanı nasıl bulucaz...

hadi biraz yardım edin.. gerçeği nasıl bulucaz...

sakın tanrıya inanıcaz demeyin.. çünkü arkadan daha kazık bir soru sorarım..

hangi tanrıya.. kimin tanrısına... ortalık tanrıdan geçilmiyor..

evrensel-insan
08-03-2009, 00:54
Saygideger katre_07;

Peki insanoglu olarak; neremize guvenmeli ?ve neremizle karar vermeliyiz?

Sen tanriya inanmaya karar verirken; nerene guvendin?, nerenle karar verdin?

Saygilarimla;
evrensel-insan

paslıçivi
08-03-2009, 01:08
Sen tanriya inanmaya karar verirken

işin püf noktası burası işte.. yoksa neremizle karar verme meselesi değil..

insanlar tanrıya inanmaya karar vermiyorlar..

doğduğu coğrafya ve zamanın tanrısı paket program olarak yükleniyor...

adam kendini bilmeye başladığında zaten tanrı inancı programı kullanılmaya başlanıyor..

dünya insanlığı programlanmış robot gibi davranıyor... neredeyse tamamına yakını..

bu paket programlardan arındığın zaman robotluktan çıkıp gerçek insan oluyorsun..

evrensel-insan
08-03-2009, 01:47
Saygideger paslicivi;

Oyuzden ben koseye yazdigim son yazimda, bosuna sormadim. "Insanoglunun kendisi nerde?" diye. Ayrica, birey olma bilincini yazmamdaki sebepte bu zaten.

Saygilarimla;
evrensel-insan

placebo
08-03-2009, 02:27
lisedeki edebiyat hocam septik düşüncelerle ilgili bir tartışma başlatmıştı sınıfta...aklımıza ne kadar güvenebiliriz diye..!

evt ..aklımıza ne kadar güvenebiliriz...

evrimci arkadaşlar açısından düşündüğümde organlar zorunluluk gülmecesi ile zamanla fonksiyonlarını geliştirmiştir

ancak beyin için aynı şey geçerli midir..?

evrime göre beynin amacı nedir..?

ve hiçbir plana(tanrıya) bağlı kalmadan gelişen bir beyin ateistsler için ne kadar güven vericidir..?

siz aklınıza çok güvenen maddeciler...tamamiyle doğal şartlarla oluşmuş bir beyinle bilgi sarrafı kesilip ahkam kesmeniz ne kadar doğrudur..?

saygılar!


Nerenizle düşünüp mantık yürütüyorsanız oranıza güveneceksiniz..Bir taraflarınızdan uydurulmuş her şeye inanıyorsunuz bakıyorum da akıl ve mantığı örgüleyen beyine güvenmiyorsunuz..O zaman buyrun kendinizce seçtiğiniz bir tarafınıza güvenin siz..Ben aklımı tercih ediyorum tabii ki..

paslıçivi
08-03-2009, 13:01
koseye yazdigim son yazimda


koseye ?? neresi burası..

aydoe
08-03-2009, 14:48
Sevgili paslıçivi evrensel köşesidir herhalde

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=158312#post158312

katre_07
08-03-2009, 16:13
siz aklınıza çok güvenen maddeciler...tamamiyle doğal şartlarla oluşmuş bir beyinle bilgi sarrafı kesilip ahkam kesmeniz ne kadar doğrudur..?

Beyin doğal değilmi?
Beyin madde değilmi?
Doğal değilse beyinin doğada ne işi var?
Beyin doğa üstü birşeymidir?
Beyin doğal şartlarda oluşmadıysa nerde oluştu doğa dışındamı oluştu?
Yani aklınızın ermediği şeyler var demek ki bunların bir yaratıcısı var argümanını bırakınız artık.
Aklımız beynimiz sayesinde var bizim beynimiz doğal şartlarda çalışıyor.
Anladığım kadarı ile sizin beyniniz doğal değil ,doğa üstü bir güç tarafından yaratılmış ve doğal olarak doğaya uyumlu çalışması mümkün değil.
Aklımıza çokta güvenmeyelim Allah aklımızı alır mazallah!

sayın aydoe..

bakın ben beynin amacı olduğuna ınanıyorum..ve bu bağlamda amacı varsa bu amaç için onu tasarlayanda vardır...

ben onceden tamammıyle septık eğilimliydim...

ben kendımden yola çıkarak bu konuyu açtım..amacım tartışmak..bir şey bildiğimi iddia etmek değil..

eğer tanrıya ınanmasaydım..kendıne kendıne(zorunluluk)ile!!!? oluşmuş bir beynin karar vermesi bana oldukça ürkütücü görünürdü..!

beynin amacı olduğunu düşünmek ve bunun sonucu ile tanrıya ınanmak..beynin işlevini daha güven verici hale getirmektedir..

aklımızın ermediği şeyler var ...ancak inanların coğu ateistlerin ezberlediği gibi bilinmeyen şeyler dolayısıyla değil..bilinen şeyler nedenıyle tanrıya ınanmaktadır..o dedikleriniz...sadece dedıklerınızde kaldı..

saygılar..

katre_07
08-03-2009, 16:17
tamam aklımıza güvenmiyelim.. yan tarafa koyduk...

neye güvenicez.. doğru olanı nasıl bulucaz...

hadi biraz yardım edin.. gerçeği nasıl bulucaz...

sakın tanrıya inanıcaz demeyin.. çünkü arkadan daha kazık bir soru sorarım..

hangi tanrıya.. kimin tanrısına... ortalık tanrıdan geçilmiyor..


paslı çivi arkadaşım ben aklına guvenme demıyorum ...

bu konu ıcın değilde genel olarak solıyım... tanrıya ınanmamız gerekir..

kazık soru ? hazırlanıyım mı?

katre_07
08-03-2009, 16:28
Saygideger katre_07;

Peki insanoglu olarak; neremize guvenmeli ?ve neremizle karar vermeliyiz?

Sen tanriya inanmaya karar verirken; nerene guvendin?, nerenle karar verdin?

Saygilarimla;
evrensel-insan

sayın evrensel...aklımıza guvenmelıyız evt..ama her şey ıcın bu geçerlı değil.. aklı hiç ılgılendırmeyen gerçekler de yok değil..

guvenme duygusu ve bunun ınsana moral olarak kazandırdığı aslında benım demek ıstedığım...

inananlar ve ınanmayanalr acısından duşunmek...

bılmıyorum ne kadar doğru ama kanaatime gore tanrısızlığı kabul eden ınsanların bir çoğu onceden septıktırler...

genel olarak septık olmaktan kurtulmanın yolu tanrıya ınanmaktır..ve her şeyın bır amacı vardır dıye tahayyül etmektir..

saygılar..

paslıçivi
08-03-2009, 16:59
tanrıya ınanmamız gerekir..

kazık soru ? hazırlanıyım mı?

aslında ben kazık soruyu sormuştum ama fazla kazık değilmiş anlaşılan...

hangi tanrıya inanalım...

kazık soru buydu..

aydoe
08-03-2009, 17:12
''bakın ben beynin amacı olduğuna ınanıyorum..ve bu bağlamda amacı varsa bu amaç için onu tasarlayanda vardır...'' Katre 07

Sevgili Katre,
Beyin santral sinir sisteminin organıdırhttp://web.firat.edu.tr/ogrencikonseyi/2009/resim/beyin_1.gif
Organların işlevleri vardır , amaçları canlının yaşamını devam ettirmesidir.
Canlılar, hücre doku ve bu dokuların bir araya gelmesi ile oluşan organlardan , bu organların bir araya gelmesi ile oluşan sistemlerden ve bu sistemlerin bir araya gelmesi ile oluşurlar.
Beynin bir amacı var ise ,o zaman böbreğin ya da kalpin de bir amacı olmalı tüm organların amaçları olmalı ve vardır.
Homeostasisin sağlanması ve yaşamın sürdürülmesi için çalışır tüm organlar,bir işbirliği ve etkileşim halinde görevlerini yerine getirirler.
Beyin evrim süreci içinde değişim göstermiştir;
Bir anda yaratilmis olmak söyle dursun, beyin, mevcut karmasik sistemine ancak milyonlarca yillik bir sürede evrimlesti. Evrimin çok ilkel bir düzeyinde ortaya çikti. Iste yassi solucanlardan ilk atalarimiza beynin tarihi.
http://www.genbilim.com/index.php?option=com_content&task=view&id=1292

Tasarımcı varsa tasarımcıyı tasarlayanda var olmalı ve tasarımcı tasarlayanı tasarlayanda.....diye sonsuzluğa kadar gidersiniz.
İşte temel yanılgınız bir başlangıç ve bir son olduğu ve bunu yaratanın tanrı olduğu yanılgısıdır.
Halen yoktan birşeyin var olamıyacağını anlayamıyorsunuz,kainatın var olduğunu devamlı bir devinim olduğunu ve bunun sonucunda değişim olduğunu göremiyorsunuz ,hareket süreklidir ve beynimizde halen gelişim göstermektedir.
Bir yaratıcısı olsaydı yaratıldığı şekliyle kalırdı ama yıllar içinde beynimiz çok büyük değişim geçirmiştir,bırakın yüzbinlerce yıl önceki insanımızı 5000 yıl önceki insan beyni ve kafatası ile günümüz insanı arasında bile belirgin farklılıklar vardır.
sevgi ve akılla kalın

placebo
08-03-2009, 17:22
...

bılmıyorum ne kadar doğru ama kanaatime gore tanrısızlığı kabul eden ınsanların bir çoğu onceden septıktırler...

genel olarak septık olmaktan kurtulmanın yolu tanrıya ınanmaktır..ve her şeyın bır amacı vardır dıye tahayyül etmektir..

saygılar..

Septik olmamak, tüm sorguları kapatıp ortaçağ zihniyetine dönmek demektir..Bilimle ve gerçeklerle uzaktan yakından alakası olmayan dindar bir beyin yapısını getirip burnumuza dayamışsınız..Düşünmekten,sorgulamaktan kaçınarak,derin bir anastezik sürece girmeyi tercih etmek..Sahte mutluluklar yaratılarak geçirilmek istenen bir hayat.. Septik olmayan beyinlerin masallara yatkınlığı...Herkes septik olmalıdır.

kappapi
08-03-2009, 18:15
bakın ben beynin amacı olduğuna ınanıyorum..ve bu bağlamda amacı varsa bu amaç için onu tasarlayanda vardır...
...
eğer tanrıya ınanmasaydım..kendıne kendıne(zorunluluk)ile!!!? oluşmuş bir beynin karar vermesi bana oldukça ürkütücü görünürdü..!

Aydoe olayın biolojik kısmını anlatmış bende biraz fizik yapayım :P :P Beyinin tabii ki bir amacı var. Amacı "iyi tahminlerde" bulunmak. Örneğin sana topu attığımda bazen tutarsın bazen tutamazsın ama uzun süre topla oynarsan(veya gözlemlersen) tutma oranın daha fazla olacaktır. Nöronların arasındaki bağlar ve nörönlar veriyi analog olarak tutan yapılardır.

Peki neden o zaman "insan simulasyonu" yapamıyoruz dimi ? Çok fazla nöron varda o yüzden 10^13 civarında... fakat daha salak canlıları hergün kullanıyoruz. örneğin meyva sineklerini modern asansörlerde, buzdolaplarında, biraz zekileri arabaların EBD, ESC gibi fren sistemlerinde zaten kullanıyoruz. :)

paslıçivi
08-03-2009, 20:47
aslında ben kazık soruyu sormuştum ama fazla kazık değilmiş anlaşılan...

hangi tanrıya inanalım...

kazık soru buydu..

sevgili katre..

bak senin hatırın için tanrısız dinler(budizm) ve çok tanrılı dinlerden (hinduizm vs) vazgeçtim.. tek tanrılı dinlerde anlaşalım.. işin kolay olsun..

musanın tanrısı, muhammedin tanrısı ve isa mesih..

hangisinin tanrısına inanalım ve neden..

üçünün de tanrısı aynı deme sakın.. seni paoloya şikayet ederim...

soruyu kazık olmaktan çıkardım...

katre_07
08-03-2009, 21:03
sevgili katre..

bak senin hatırın için tanrısız dinler(budizm) ve çok tanrılı dinlerden (hinduizm vs) vazgeçtim.. tek tanrılı dinlerde anlaşalım.. işin kolay olsun..

musanın tanrısı, muhammedin tanrısı ve isa mesih..

hangisinin tanrısına inanalım ve neden..

üçünün de tanrısı aynı deme sakın.. seni paoloya şikayet ederim...

soruyu kazık olmaktan çıkardım...


sevgili paslı sen tanrıya inanmaya karar ver...ben sana benim tanrımdan bahsedeyimm..

sanırım seni tanrısızlığa dinler itmekte..boş ver o kalabalıkları..hepsini çıkar geriye kalanı senin tanrındır ..ona inan..oki?

paslıçivi
08-03-2009, 21:18
sevgili paslı sen tanrıya inanmaya karar ver...ben sana benim tanrımdan bahsedeyimm..

sanırım seni tanrısızlığa dinler itmekte..boş ver o kalabalıkları..hepsini çıkar geriye kalanı senin tanrındır ..ona inan..oki?

karar verdim diyelim.. anlat bakalım tanrını..

ve faydalarını..

çok kişisel ama naapalım..

katre_07
14-03-2009, 15:41
sayın aydoe..

verdığınız lınke daha sonra dıkkatlıce bakacağım..yıne lınk verdınız.... şaşırmadım:)

benım anltmaya calıştığım nasıl oluyorda... hanı amacının ne olduğu bıle sonradan ortaya çıkmış ve kendını oluşturduktan sonra amacım benım bu olsun demış bır beyne ...akla ne kadar guvenebıleceğimizdir...

bır ınanan acısından duşunelım..der kı ınanan(teist ..deist) bunu tanrı yapmıştır....tasarlamıştır..

ve aldığı karralarda her dusuncesınde ve eyleme geçtığı her anda... :

yaratıcının kusursuz ış yapmasının kanatları altına gırecek ve daha tatmın olacaktır..

demek ıstediğim..budur..

katre_07
14-03-2009, 15:49
karar verdim diyelim.. anlat bakalım tanrını..

ve faydalarını..

çok kişisel ama naapalım..


karar verdiysen paslı..

ilk önce her şeyi yaratan ve tek olan tanrıya ınan ...

cennet ehennem ceza mukafat agresıf kızgın egoist vb..bir tanrı ınancın olmamalı en başta..

her şeyı yaratan ve tek olandan başla ..

gerisine sen devam et..yolun açık olacaktır umarım..

saygılar..

zincari
14-03-2009, 17:13
Siz bize diyorsunuz ki önce inanın bir Tanri'ya sonra gelin konuşalım. Bu çok ilginç bir istek çünkü bizde size şu Tanrı inancından kurtulun gelin öyle konuşalım diyebiliriz. Bunu sizden istemicez merak etmeyin. Zaten istesek de çok zor olduğunu biliyoruz.
Size sorulan sorulardan birini ben de size sormak zorundayım çünkü bu sorunun cevabını verebildiğinizi göremedim. Şöyle ki eğer beyin güvenilmez bir organsa -ki ben de öyle olduğunu düşünüyorum- neden Tanrı'ya inanalım. Sonuçta inanmak ya da inanmamak da o organın işi değil mi?

Ben beyinin güvenilmez olabiliceğini düşünüyorum fakat güvenilirliği arttırmanın yolları var örneğin deney ve gözlem sonra bir deneyi tekrarlamak. Ne kadar tekrarlarsak hata payımızı o kadar düşürebiliriz. Ama Tanrı'yı sınayamayız ki hiç bilimsel olmaz.

Ben aklın almadığı olayları anlayamadım açarsanız daha iyi olur. Bir de şunu belirtmek isterim olayı öznel olarak düşünmek doğru olmaz. Sizin aklınızın almadığı olaylar başka insanlar için çok basit olaylar olabilir. Örneğin benim için diferansiyel denklemler hep sorun olmuştur ama ben anlayamadığım için gidip difarensiyel denklemlere tapmadım ya da inanmadım...

Saygılar...

karadenizli
14-03-2009, 17:36
Sayın zincari bir annenin 2 kg lik et parçası-bebek-için gecesini gündüzünü vermesi,onun için kendini harap etmesi,gerekirse uğrunda ölmesini aklımız alıyormu...

Bunları aklımızın almaması demek o harikulade şefkati kabul etmeyeceğimiz anlamına gelmez.

Bakın güneşi futbol topu büyüklüğünde görürüz burada akıl hakemi devreye girer ve "ey duyu organı onu öyle görüyorsun ama o dünyadan kat kat daha büyüktür" der.

Burada duyu organları şaşırabilir ama gerçek değişmez.
Aynı şekilde aklın alamayacağı bir durum için his,kalb hakemi devreye girer ve aslında bu şaşırdığı şeyin normal birşey olduğunu söyler.

Aynı şekilde aklın şaşırması gerçekleri değiştirmez.

pante
14-03-2009, 17:43
Bakın güneşi futbol topu büyüklüğünde görürüz burada akıl hakemi devreye girer ve "ey duyu organı onu öyle görüyorsun ama o dünyadan kat kat daha büyüktür" der.

Bak bu güzeldi işte!
Hala yıldızları güneşten çok küçük ve farklı sananların dikkatine. :)

zincari
14-03-2009, 17:51
Sayın zincari bir annenin 2 kg lik et parçası-bebek-için gecesini gündüzünü vermesi,onun için kendini harap etmesi,gerekirse uğrunda ölmesini aklımız alıyormu...

İnanın size de o kadar annelik hormonu (oksitosin) verelim. Siz de çocuk doğurmaya çalışırsınız.

Bunları aklımızın almaması demek o harikulade şefkati kabul etmeyeceğimiz anlamına gelmez.

Tabi ki gelmez ama bu benim aklımın almadığı bir olgu değil.

Bakın güneşi futbol topu büyüklüğünde görürüz burada akıl hakemi devreye girer ve "ey duyu organı onu öyle görüyorsun ama o dünyadan kat kat daha büyüktür" der.

Güneşten örnek vermeniz ilginç çünkü güneşten önce dünyada da bir uzaktaki cisimlere baktığımızda başta küçük görüyoruz daha sonra yaklaştığımızda bu kadar da küçük olmadığını fark ediyoruz. Yani beynimiz bu konu hakkında bir şemaya sahip ve güneşe baktığımızda onun olabileceğinden daha büyük olduğunu düşünmek gayet doğal bir durum.

Burada duyu organları şaşırabilir ama gerçek değişmez.

Duyu organlarının beyinle birlikte çalıştığını unutmuş gibi konuşuyorsunuz. Algılarımız yanılabilir. Beynimiz de yanılabilir ama bu gerçekleri değiştirmez. Yani bir toplama işlemi yaparken beynimiz de yanılabilir -örneğin; 2+2=5 yazdık- fakat o işlemin sonucunun 4 olduğunu değiştirmez sizin de dediğiniz gibi fakat buna hangi açıdan baktığınıza bağlı. Eğer anlayamadığınız şeye taparsanız orda yanlışa düşmüş olursunuz.


Aynı şekilde aklın alamayacağı bir durum için his,kalb hakemi devreye girer ve aslında bu şaşırdığı şeyin normal birşey olduğunu söyler.

Unutulmaması gereken şeylerden biri de kalbin kendi kendine karar alamadığıdır. Yani kalp hakemi dediğiniz şey ya da duygu dediğiniz şey yine beyin sayesinde hissedilir.

Aynı şekilde aklın şaşırması gerçekleri değiştirmez.

Ben de sizin cümlenizle bitiriyorum sözümü
Aynı şekilde aklın şaşırması gerçekleri değiştirmez.

K.C.
14-03-2009, 17:53
Bakın güneşi futbol topu büyüklüğünde görürüz burada akıl hakemi devreye girer ve "ey duyu organı onu öyle görüyorsun ama o dünyadan kat kat daha büyüktür" der.

Bak bu güzeldi işte!
Hala yıldızları güneşten çok küçük ve farklı sananların dikkatine. :)
Ve tabii ay'ı da ortadan yarılınca yarısını dağın bu tarafına yarısını öbür tarafa düşebilecek kadar küçük sananların da dikkatine. :D

karadenizli
14-03-2009, 19:09
-Çocuk doğurmayı istemekten bahsetmiyorum bir annenin evladına duyduğu şefkatten bahsediyorum,biz buna alışdığımız için aklımız alıyor hiç bilmeyen bir insan buna çok şaşırır.

-Kalb ve his ile algıladığımız şeyleri beynin hissedeceğini söylüyorsunuz evet ama bunları başka beyinlere anlatamıyoruz aşkı veya Allahı hissetmek gibi.

-K.C O hadisi bile anlamaktan acizsiniz yani bir parçası dağın öbür tarafında bir parçası dağın öbür tarafında görünüyor anlamında t.d gibiler buradaki anlatılmak isteneni anlamamak içinm ellerinden geleni yapıyorlar.

Mesela geçen ay çıkmıştı ben "şu apartmanın tam üstünde görünüyor" demiştim yani üstüne düştü anlamında değil öyle görünüyor,Ordada anlatılmak istenen ay yeryüzüne düştü değil öyle göründü anlamında.

Zaten bunu böyle anlamak için T.D olmak lazım çünkü 1400 sene bunu kimse böyle algılamadı T.D ve müritleri böyle algıladılar,nasıl bir zeka seviyesidir anlamak mümkün değil.

pante
14-03-2009, 19:27
Güneşin dünyadan büyük olduğuna dair bir ayet yok Kur'an'da.
Ama güneşin dünyada bir çamur gözesine battığına dair ayet var.
İlginç değil mi?
Bu durumda güneş dünyadan küçük algılanmıştır.
İtiraz edebilirsiniz, o ayet müteşabihtir diyerek.
Peki ya yıldızlar için yazılanlar?
Güneş bir yıldızdır. Yıldızlar, Kur'an'da kandiller diye geçer. Yıldızların küçüklüğü ise ateş taşları ifadesiyle belirtilmiştir.

Mülk-5. Andolsun biz, en yakın göğü kandillerle donattık. Onları şeytanlara atılan taşlar yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık.

Bu ayetten yıldızların küçüklüğünü çıkaramıyorsanız eğer, bu durumda şeytanların büyüklüğünü çıkarmanız lazım. Öyle böyle büyüklük değil. Yıldızlardan da büyük. :)

karadenizli
14-03-2009, 19:33
Ne alakası var pante konumuz bu değilki,tefsirleri incelerseniz o ayetleri anlarsınız
Benim bir arap arkadaşım vardı kuran-ı kerim okuyordu ne kadar şanslısın dedim orjinalinden okuyup anlıyorsun,Yok dedi büyük bir çoğunluğu bende anlayamıyorum..

Çünkü özellikle mekki sureler çok yoğun,anlaşılması zor.

pante
14-03-2009, 20:46
Benim bir arap arkadaşım vardı kuran-ı kerim okuyordu ne kadar şanslısın dedim orjinalinden okuyup anlıyorsun,Yok dedi büyük bir çoğunluğu bende anlayamıyorum..

Anlamamasının sebebi Aramice sözcüklerin çokluğudur.
Çünkü o dönemin Kureyş dilinde bol miktarda Aramice, Süryanice kelimeler vardı.

zincari
14-03-2009, 22:13
-Çocuk doğurmayı istemekten bahsetmiyorum bir annenin evladına duyduğu şefkatten bahsediyorum,biz buna alışdığımız için aklımız alıyor hiç bilmeyen bir insan buna çok şaşırır.

-Kalb ve his ile algıladığımız şeyleri beynin hissedeceğini söylüyorsunuz evet ama bunları başka beyinlere anlatamıyoruz aşkı veya Allahı hissetmek gibi.


Ben de o şevkati bir hormonların sağladığını söylüyorum. Hormonlarda bildiğimiz kimyasal moleküllerdir ve insanda olmadık hisler uyandırır. Aşk da buna dahil. Allah'ı hissetmek için bir hormon var mı bilmiyorum eğer varsa bende yok sanırım :)

Ben beynin hissedeceğini değil beyin sayesinde hissettiğimizi söylüyorum. Ayrıca hislerini çok çok iyi anlatan insanlar mevcut... Sizin ya da benim hislerimizi istediğimiz gibi anlatamamızın, Tanrının varlığıyla nasıl bir alakası olduğunu anlamamakla beraber, aşkı öyle güzel anlatan yazılar, şiirler var ki insan okuduğunda ya da gördüğünde işte bu benim hislerim diyebiliyor. Yani göreceli kavramlarla Tanrı'yı anlatabilmek sizin için zor olsa gerek...

karadenizli
14-03-2009, 23:37
Aşkı hiç bilmeyen bir insana anlatın bakalım
Siz aşkı yaşadığınız için o yazarın anlattıklarına işte bu benim hislerim diyorsunuz.
ama birde bu duyguyu hiç yaşamamış insanlara anlatın,bakalım anlıyorlarmı.

Hormonların böyle bir özelliği yoktur maalesef bilim anlayamadığı,açıklamakta zorlandığı şeyleri saçma sapan şeylerle açıklamaya çalışıyor,Bilemiyorum bu bilimin açıklamasımı yoksa sizin fikrinizmi,fikirler bilim değildir,Eğre bilim bunu söylüyorsa cevabım böyledir.

Ben hissettiğim bir varlığı-tanrıyı-sana anlatamıyorum,şimdi anlatabildimmi.

zincari
15-03-2009, 00:29
Aşkı hiç bilmeyen bir insana anlatın bakalım
Siz aşkı yaşadığınız için o yazarın anlattıklarına işte bu benim hislerim diyorsunuz.
ama birde bu duyguyu hiç yaşamamış insanlara anlatın,bakalım anlıyorlarmı.

Hormonların böyle bir özelliği yoktur maalesef bilim anlayamadığı,açıklamakta zorlandığı şeyleri saçma sapan şeylerle açıklamaya çalışıyor,Bilemiyorum bu bilimin açıklamasımı yoksa sizin fikrinizmi,fikirler bilim değildir,Eğre bilim bunu söylüyorsa cevabım böyledir.

Ben hissettiğim bir varlığı-tanrıyı-sana anlatamıyorum,şimdi anlatabildimmi.

Bilime saçma demeniz sizi ciddiye almamamı kolaylaştırıyor. İlginçsiniz gerçekten çok ilginç.

karadenizli
15-03-2009, 00:49
Bilime saçma sapan demedim tartışmayı bitirmeyin.
Soyut kavramlar onun işi değil diyorum,eğer bu kavramlarla ilgili açıklama yapmaya çalıştığı anda saçmalamaya başlayacaktır.

Aklım almıyor diyorsunuz o kadar açıklama yaptım aklın almaması o şeyin olmayacağı anlamına gelmez diye..İsterseniz bir örnek daha vereyim;

Uyku ve rüya kavramını bilmeyen bir insana "yahu biz belli bir süre bayılıyoruz sonra sonra bir takım olaylarla karşılaşıyoruz"

-Baygınkenmi

-evet mesela ankaraya gidiyoruz veya rizeye.top oynuyoruz.

Bunun dinleyen o insan tabi hemen itiraz edecektir "hayır olmaz öyle şey duyu organları hareket halinde olmadan göreceksin,koşacaksın böyle bir şey mümkün değildir"

Siz alıştığımız şeylere aklımız alıyor diyorsunuz halbuki biraz ince düşünseniz,bunların ne kadar akıl dışı olduğunu bilirsiniz.

placebo
15-03-2009, 01:15
Duyguların beyinde limbik sistemde oluştuğu bu gün artık gün gibi aşikardır ve bilinmektedir..Aşkı harekete geçiren önemli bir kaç hormon vardır... Efori, uykusuzluk, iştah kaçması, yoğunlaşmış dikkat, detayları hatırlama, artmış motivasyon, sevgiliyi eşsiz ilan etmek, yüz bulamama durumlarında daha da artan ilgi, iyi yönlerin abartılması, kötü tarafların görmezden gelinmesi gibi davranışların oluşmasında dopamin ve norepinefrinin artmış düzeylerine rastlanır..Aşığın sevgilisi hakkında saplantı düzeyinde obsesif ruh halleri,düşünmeler, hayaller kurmalar, endişeler, karşılık görmeme korkuları ise serotoninin azalması kaynaklıdır...Dopamin,norepinefrin düzeyleri arttıkça, serotonin düzeyleri düşer, sevgiliyi obsesif düşünme yoğunlaşır...Aşık kişide hayaller kurma, fanteziler, merak etme, şüphelenmeler başlar..Bir nevi ruhsal travma gibi de kabul edilebilir..:).

sevgiler

evrensel-insan
15-03-2009, 01:41
Saygideger placebo;

Desene, simdiye kadar hic aski yasamamisim. Benim gibi, pek insanogluna karsi duygusal olamayan bir kiside de; bu normaldir herhalde. Gerci tum zaman yasadigim dusunen beyni gece uykunun ortasinda da yasayinca; kalkip, yaziya dokuyorum, ama; bu da ask sayilmaz herhalde. :o

Saygilarimla;
evrensel-insan

placebo
15-03-2009, 02:10
Saygideger placebo;

Desene, simdiye kadar hic aski yasamamisim. Benim gibi, pek insanogluna karsi duygusal olamayan bir kiside de; bu normaldir herhalde. Gerci tum zaman yasadigim dusunen beyni gece uykunun ortasinda da yasayinca; kalkip, yaziya dokuyorum, ama; bu da ask sayilmaz herhalde. :o

Saygilarimla;
evrensel-insan

Karşı cinse yönelik fantazi,hayaller,özlemler ve üzüntülerle ilgili bir kalkışsa aşktır tabii..:)

evrensel-insan
15-03-2009, 02:16
Saygideger placebo;

Pek degil.:mad: Genelde; bir cevap bekleyen sorunun cevabi veya bir konudaki acilim, ya da; yeni bir fikir oluyor.

Saygilarimla;
evrensel-insan

placebo
15-03-2009, 02:56
Saygideger placebo;

Pek degil.:mad: Genelde; bir cevap bekleyen sorunun cevabi veya bir konudaki acilim, ya da; yeni bir fikir oluyor.

Saygilarimla;
evrensel-insan

İşte demin yukarı da vermeye çalıştığım ruhsal soruna iyi bir örnek olmuş bu..Aşkta yaşanan benzer tepkiler vermenizin nedeni;aşkla aynı semptomlara sahip,hayatla ilgili çeşitli endişelerden dolayı oluşabilecek depressif ,bazen obsessif olmanıza sebebiyet veren serotonin eksikliği hadisesi..Serotonin eksikliğini çeşitli selektif serotonin geri alım inhibitörleri olan, halk arasında mutluluk hapı olarak bilinen antidepresanlarla tedavi ederler biliyorsunuzdur sizde..Ama belirgin bir şekilde rahatsız edici ,hayatı aksatıcı ve 2 haftadan uzun süren vakalarda ele alınıp doktor tarafından dozajı belirlenerek verilir..

Aşk bir hastalık olmasa da hormonal olarak insanda sanki ruhsal bozuklukmuş gibi bir tepkiye sebep olur ..Ama tabii bu zararsız ve canlandırıcı etkisi olan bir hastalık olmakta..:)

evrensel-insan
15-03-2009, 03:02
Saygideger placebo;

Benim mutluluk hapim; dusuncemin dusunmesi. Bu bana yetiyor. Yani, senin anlayacagin; vucut, kendi ilacini kendi uretiyor.

Saygilarimla;
evrensel-insan

karadenizli
15-03-2009, 03:37
Duyguların beyinde limbik sistemde oluştuğu bu gün artık gün gibi aşikardır ve bilinmektedir..Aşkı harekete geçiren önemli bir kaç hormon vardır... Efori, uykusuzluk, iştah kaçması, yoğunlaşmış dikkat, detayları hatırlama, artmış motivasyon, sevgiliyi eşsiz ilan etmek, yüz bulamama durumlarında daha da artan ilgi, iyi yönlerin abartılması, kötü tarafların görmezden gelinmesi gibi davranışların oluşmasında dopamin ve norepinefrinin artmış düzeylerine rastlanır..Aşığın sevgilisi hakkında saplantı düzeyinde obsesif ruh halleri,düşünmeler, hayaller kurmalar, endişeler, karşılık görmeme korkuları ise serotoninin azalması kaynaklıdır...Dopamin,norepinefrin düzeyleri arttıkça, serotonin düzeyleri düşer, sevgiliyi obsesif düşünme yoğunlaşır...Aşık kişide hayaller kurma, fanteziler, merak etme, şüphelenmeler başlar..Bir nevi ruhsal travma gibi de kabul edilebilir..:).

sevgiler

Sevgili placebo size anlattığım filibeli ahmet hilminin hikayesini yeniden hatırlatmak istiyorum;)

placebo
15-03-2009, 03:40
Sevgili placebo size anlattığım filibeli ahmet hilminin hikayesini yeniden hatırlatmak istiyorum;)

Şu karıncalar ve işeyen at hikayesimi eyy karadenizli kardeşim..:D

karadenizli
15-03-2009, 14:30
Şu karıncalar ve işeyen at hikayesimi eyy karadenizli kardeşim..:D

Evet o hikaye:)

paslıçivi
15-03-2009, 20:47
cennet ehennem ceza mukafat agresıf kızgın egoist vb..bir tanrı ınancın olmamalı en başta..

neden ki...?

katre_07
18-03-2009, 22:12
Siz bize diyorsunuz ki önce inanın bir Tanri'ya sonra gelin konuşalım. Bu çok ilginç bir istek çünkü bizde size şu Tanrı inancından kurtulun gelin öyle konuşalım diyebiliriz. Bunu sizden istemicez merak etmeyin. Zaten istesek de çok zor olduğunu biliyoruz.
Size sorulan sorulardan birini ben de size sormak zorundayım çünkü bu sorunun cevabını verebildiğinizi göremedim. Şöyle ki eğer beyin güvenilmez bir organsa -ki ben de öyle olduğunu düşünüyorum- neden Tanrı'ya inanalım. Sonuçta inanmak ya da inanmamak da o organın işi değil mi?

Ben beyinin güvenilmez olabiliceğini düşünüyorum fakat güvenilirliği arttırmanın yolları var örneğin deney ve gözlem sonra bir deneyi tekrarlamak. Ne kadar tekrarlarsak hata payımızı o kadar düşürebiliriz. Ama Tanrı'yı sınayamayız ki hiç bilimsel olmaz.

Ben aklın almadığı olayları anlayamadım açarsanız daha iyi olur. Bir de şunu belirtmek isterim olayı öznel olarak düşünmek doğru olmaz. Sizin aklınızın almadığı olaylar başka insanlar için çok basit olaylar olabilir. Örneğin benim için diferansiyel denklemler hep sorun olmuştur ama ben anlayamadığım için gidip difarensiyel denklemlere tapmadım ya da inanmadım...

Saygılar...

arkadaşım..beyin güvenilmezdir demiyorum...oncekı yazılarımda anlattım zaten..farklı bir şekılde tekrar solıyım..

ateistler..

(bu arada tartıştığımızı unutmayalım..ben bu böyledir ..dıye bır genelleme yapmıyorum..)

evrıme ınanıyorlar..

ben de dıyorumkı sonradan amacı bellı olmuş hatta kendı varlıklarının farkına bıle beynin yeterince gelişmesiyle varılmışş bir durum sözkonusu olduğunda ...

beynımıze ne kadar guvenebıleceğimizdir...

beynımız kusursuz mudur?

beyın normal olarak açlığımızı vs..bıze bıldırıyor bu yonuyle ben onu diğer organlara benzetebilirimm..işte heyecanlandığımızda kalbımızn olası tehlıkelere karşı daha hızlı kan pompalaması gıbı...

ancak...

zıhın..duşunme ..sonuç çıkarma ..işte yargıya varma ..bunlar nedır yahu..?

ınsan fızyolojısı nasıl bır tehlıkeyle karşı karşıya kalmış da...aslında FİZİKSEL OLARAK bıze hıçbır faydası olmayan...zıhın..hafıza..dusunme..gıbı kavramları ortaya sunmuş...

hal boyle olunca ıster ıstemez sormak zorunda kalıyorum..beynımıze ne kadar guvenebiliriz...?

saygılar...

katre_07
18-03-2009, 22:22
Ben de o şevkati bir hormonların sağladığını söylüyorum. Hormonlarda bildiğimiz kimyasal moleküllerdir ve insanda olmadık hisler uyandırır. Aşk da buna dahil. Allah'ı hissetmek için bir hormon var mı bilmiyorum eğer varsa bende yok sanırım :)

Ben beynin hissedeceğini değil beyin sayesinde hissettiğimizi söylüyorum. Ayrıca hislerini çok çok iyi anlatan insanlar mevcut... Sizin ya da benim hislerimizi istediğimiz gibi anlatamamızın, Tanrının varlığıyla nasıl bir alakası olduğunu anlamamakla beraber, aşkı öyle güzel anlatan yazılar, şiirler var ki insan okuduğunda ya da gördüğünde işte bu benim hislerim diyebiliyor. Yani göreceli kavramlarla Tanrı'yı anlatabilmek sizin için zor olsa gerek...


insan davranışı ile soylenen şeyler uzerınde hem fıkır olunamamıştır ne yazıkkı..

işte aşk...heyecan ...korku....hiçbirinin kaynağı hakkında bılım adamları(psıkologlar) henfıkır değildirler..

çunku karmasık konulardır..psikolojı bır bılım dalı ıse eğer...alın size bılımın çozemedıği konulardan birii..

ama hepımız heyecanın ne olduğunu bılıyoruz dimi...ya da aşkın..kımyayla alakası yok...yoksa var mıydı..

psıkologlar bılmıyor..ben hiç bılmıyorum..

katre_07
18-03-2009, 22:27
İşte demin yukarı da vermeye çalıştığım ruhsal soruna iyi bir örnek olmuş bu..Aşkta yaşanan benzer tepkiler vermenizin nedeni;aşkla aynı semptomlara sahip,hayatla ilgili çeşitli endişelerden dolayı oluşabilecek depressif ,bazen obsessif olmanıza sebebiyet veren serotonin eksikliği hadisesi..Serotonin eksikliğini çeşitli selektif serotonin geri alım inhibitörleri olan, halk arasında mutluluk hapı olarak bilinen antidepresanlarla tedavi ederler biliyorsunuzdur sizde..Ama belirgin bir şekilde rahatsız edici ,hayatı aksatıcı ve 2 haftadan uzun süren vakalarda ele alınıp doktor tarafından dozajı belirlenerek verilir..

Aşk bir hastalık olmasa da hormonal olarak insanda sanki ruhsal bozuklukmuş gibi bir tepkiye sebep olur ..Ama tabii bu zararsız ve canlandırıcı etkisi olan bir hastalık olmakta..:)


peki sayın placebo...

biyolojik olarak hıçbir etkısı olmayan hapların..bazen ınsanların durumlarını duzeltmek ıcın kullanıldığını bılıyoruz...

bu nedır..

sizi çok derin buldum bu konularda... açıklarsanız memnun olurum...

karadenizli
19-03-2009, 00:02
Bir insan hayal gücüyle karıncaların bulunduğu yere düşüyor onların boyutlarında ama görüyorki bu karıncalar tuhaf tabiat olaylarından bahsediyorlar ve bu tabiat olaylarını açıklamak için de karınca bilim adamlarına başvuruyorlar.Bu ansızın gelen yağmur selinin nedeni şuymuş;Bulundukları yerde bir at arabası duruyor hayvanlar boyunlarında asılan torbadan yem yiyorlarmış Bu atlar aniden işemeye başlayınca bu karıncalarda bu sıcak selin nerden geldiğini anlayamıyorlarmış ama karıncaların kütüphanelerindeki bir eserde bunun nedeni şöyle yazıyormuş;

"Garip arazide öyle güçlü bir elektriklenme varki bazen birdenbire bu elektriklenme şiddetleniyor ve havanın yoğunlaşmasına sebep oluyor böylece bulutlardan acayip bir sel boşanıyor":)

İşte aşk,şefkat... gibi soyut kavramları güya bilimsel olarak açıklamaya çalışanlar o karıncalara benziyorlar.

zincari
19-03-2009, 01:19
Sizin anlam veremediğiniz şeyler çok ilginç... Aynı evrim teorisinde olduğu gibi bu konu üzerine çalışmış, doktora yapmış profesör olmuş kişilerin söylediklerine değil de gidip ne oldu belli olmayan insanların evrim teorisine karşı geliştirmiş olduğu hiç bir bilimsel tabana dayanmayan ve sürekli karalamalarla bir yere ulaşmaya çalışan insanlara inanmaları ve onların dediklerini doğru olarak kabul etmeleri çok ilginç.

Doktorların normal olarak kabul ettiği sevgi, şevkat, heyecan, üzüntü vb duyguların bilim çevreleri tarafından incelendiğini ve hala incelenmeye devam ettiği bir gerçek ama bunların nedenlerini bilmiyorlar demek çok saçma. Eğer öyle olsa hislere hitap eden ilaçların yapılması ya da uyuşturucuların insanlara olan etkisini görmezden gelmiş oluyoruz. Ki bunların genel olarak sempatik sinir sistemi tarafından gerçekleştirildiği de gerçek. Bilimin bunu incelemesi anlam verememesinden kaynaklanan bir durum değil. Bilim her zaman arayış içindedir. Araştırma ve geliştirme bilimin doğasında vardır. Bizim gibi bilime uzak kişilerin bunları sanki çok iyi biliyormuş gibi uzaktan ahkam kesmemiz ne kadar doğru? Yani demek istediğim sizin bu duygulara anlam verememeniz ve bilimin de anlam veremediğini araştırmadan -bilmeden- söyleyebilmeniz ne kadar doğru? (Ki buna bilim anlam verebiliyor ve bir çok duygunun nasıl oluştuğunu biliyorlar. Bunlar üzerine yazılmış bir sürü makale internette de mevcut.)

Çok bilmiş tavırlarınız ve herşeye karşı olan inatçı tavrınız gözlerinizi kör etmiş. Bu işe yıllarını vermiş bilim insanlarına değil de ailenizin ya da mahalle imamının anlattğı şeylere inanmanız gözlerinizin kör olduğunun bir kanıtı. Siz kendi aklınıza güveniyorsunuz ve evrimin yalan olduğu görüşüne kapılıyorsunuz. Ya da aklınızın yetersiz olduğunu düşünüp tanrının varlığını kabul ediyorsunuz.

Bir yanlışı da düzeltmek isterim. Kabullenmek ve inanmak teistlerin ya da deistlerin işi. Evrime inanmıyoruz evrimin bir gerçek olduğunu düşünüyoruz ve bunun için yeterli ve güçlü kanıtlar olduğunu görüyoruz.

Saygılar...

katre_07
19-03-2009, 16:01
Sizin anlam veremediğiniz şeyler çok ilginç... Aynı evrim teorisinde olduğu gibi bu konu üzerine çalışmış, doktora yapmış profesör olmuş kişilerin söylediklerine değil de gidip ne oldu belli olmayan insanların evrim teorisine karşı geliştirmiş olduğu hiç bir bilimsel tabana dayanmayan ve sürekli karalamalarla bir yere ulaşmaya çalışan insanlara inanmaları ve onların dediklerini doğru olarak kabul etmeleri çok ilginç.

Doktorların normal olarak kabul ettiği sevgi, şevkat, heyecan, üzüntü vb duyguların bilim çevreleri tarafından incelendiğini ve hala incelenmeye devam ettiği bir gerçek ama bunların nedenlerini bilmiyorlar demek çok saçma. Eğer öyle olsa hislere hitap eden ilaçların yapılması ya da uyuşturucuların insanlara olan etkisini görmezden gelmiş oluyoruz. Ki bunların genel olarak sempatik sinir sistemi tarafından gerçekleştirildiği de gerçek. Bilimin bunu incelemesi anlam verememesinden kaynaklanan bir durum değil. Bilim her zaman arayış içindedir. Araştırma ve geliştirme bilimin doğasında vardır. Bizim gibi bilime uzak kişilerin bunları sanki çok iyi biliyormuş gibi uzaktan ahkam kesmemiz ne kadar doğru? Yani demek istediğim sizin bu duygulara anlam verememeniz ve bilimin de anlam veremediğini araştırmadan -bilmeden- söyleyebilmeniz ne kadar doğru? (Ki buna bilim anlam verebiliyor ve bir çok duygunun nasıl oluştuğunu biliyorlar. Bunlar üzerine yazılmış bir sürü makale internette de mevcut.)

Çok bilmiş tavırlarınız ve herşeye karşı olan inatçı tavrınız gözlerinizi kör etmiş. Bu işe yıllarını vermiş bilim insanlarına değil de ailenizin ya da mahalle imamının anlattğı şeylere inanmanız gözlerinizin kör olduğunun bir kanıtı. Siz kendi aklınıza güveniyorsunuz ve evrimin yalan olduğu görüşüne kapılıyorsunuz. Ya da aklınızın yetersiz olduğunu düşünüp tanrının varlığını kabul ediyorsunuz.

Bir yanlışı da düzeltmek isterim. Kabullenmek ve inanmak teistlerin ya da deistlerin işi. Evrime inanmıyoruz evrimin bir gerçek olduğunu düşünüyoruz ve bunun için yeterli ve güçlü kanıtlar olduğunu görüyoruz.

Saygılar...


ii başlamıştınız sayın zincarii..ancak 3.paragrafta alışılagelmış yanı ezberınızde olan şeylerı sıralayıvermışsınız...ve sadece bır tanrıya ınandığımız ıcın tum bunlar...uzgunum ama bızde tanrının var old.kabul edıyoruz ve bize gore birçok kanıtı var...sonra ınanıyoruz...

sevgı şevkat heyecan bunlar araştırma konusu evet..bakın ben hiç araştırmamış olsam su an okuduğum kıtap ınsan ve davranısı(doğan cuceloğlu)elimde olmazdı...hıç bır kesın sebeb yoktur ..bu tanımlamalarda..

haplarmış..yahu ben aşık olayım..ya da hadı sıtreslı olayım...bana ilaç ver uyut..bende sıtres mıtres kalmaz..bu kadar basıt mı yanı...bununla açıklayabılır mıyız butun bu karışıklığı...

saygılar

sinner
19-03-2009, 17:02
Bir insan hayal gücüyle karıncaların bulunduğu yere düşüyor onların boyutlarında ama görüyorki bu karıncalar tuhaf tabiat olaylarından bahsediyorlar ve bu tabiat olaylarını açıklamak için de karınca bilim adamlarına başvuruyorlar.Bu ansızın gelen yağmur selinin nedeni şuymuş;Bulundukları yerde bir at arabası duruyor hayvanlar boyunlarında asılan torbadan yem yiyorlarmış Bu atlar aniden işemeye başlayınca bu karıncalarda bu sıcak selin nerden geldiğini anlayamıyorlarmış ama karıncaların kütüphanelerindeki bir eserde bunun nedeni şöyle yazıyormuş;

"Garip arazide öyle güçlü bir elektriklenme varki bazen birdenbire bu elektriklenme şiddetleniyor ve havanın yoğunlaşmasına sebep oluyor böylece bulutlardan acayip bir sel boşanıyor":)

İşte aşk,şefkat... gibi soyut kavramları güya bilimsel olarak açıklamaya çalışanlar o karıncalara benziyorlar.

İnsanın pişmiş topraktan yaratıldığına , kayan gök taşlarının şeytanları kovaladığına , 6 günde yaratılış masalına, Güneş ve Ayın dünya çevresinde bir yörüngede yüzdüğüne, Ayın bir ışık kaynağı olduğuna, inanan müslümanların bu tür hikayeler uydurması trajikomik ;)

karadenizli
19-03-2009, 18:11
Bunlar senin o ayetlerden anladığın şeyler
muhyiddin ibni arabi başka birşey der
elmalılı başka birşey der çünkü bunlar müteşabih ayetler,hiç kimse en doğru yorumu ben yaptım diyemez.
Sende bu ayetlerden bunu anlıyorsun,Şimdi ibni arabi gibi herkesin kabul ettiği bir deha ya inanmayalımda sinnere inanıp bu ayetlerin bilim dışı olduğunu kabul edelim.

isar86
19-03-2009, 18:42
Arkadaşlar farzedelim inananlarin dedikleri doğru peki o inanan arkadaşlarin aklina acaba şöyle bir soru geliyormu?tartişmalardan ,araştirmalardan görülüdüğü üzere hala bir kesinlik olmamasina rağmen tanri insandan nasil olurda inanip inanmamasi üzerinde yargilama yapar.yani insnai değerlendirmediki ilk yaptiği şey budur.inanmiş mi inanmamişmi.size ne kadar mantikli geliyor bu kavram.hiç akliniza eğer tanri varsa ve insnalara güzel şeyler öğretmek istiyorsa burada neden öğretmek istediklerinin değilde kendi isminin ön plana çikmasini istiyor.bu gösteriş olsun diye sadaka veren bir insnala ayni mantiktir.tanri siz eşunu verdi ,bunu verdi.anladik tanri verdi yani bizde belediye kaymakamlik dağitti demiyoruz:))keza muhammet ismide ayni maksatla ön plana çikiyor.neden kildiğiniz her namzda özellikel allah tan çok muhammet ismi geçiyor ve yine ayni zamanda bize cennette olan peygamberlere ve ailesine cennete girmesi için dua ettiriliyor .bu sorularimi cevplamak isteyen arkadaşlar lütfen bilginizi esirgeyin.mesela salli barik dualari buna verilecek örneklerdir.

karadenizli
19-03-2009, 18:48
Salli barik dualarını okumasakda olur
ben bazen okumuyorum.

Kardeşim bu sorduğun sorulara nasıl cevap versemde burun kıvırıcaksın,cevaplar başka soruların kapısını açacak,hiç bitmeyecek soruların.

Sen neden ateist olduğunu açıklamak zorunda değilsin,bende neden müslüman olduğumu,huzur duyduğum birşeyden asla vazgeçmem.

isar86
19-03-2009, 18:50
Ayrica tüm kainat tek bir insanin yüzü suyu hürmetine yaratildi madem ve madem cennetin girişinde muhammet yaziyor bu muhammedin kendini tanriyla ortak kilmasindan başka ne anlama gelirki. Ha hristiyanlarin üçlemesi ha müslümanlarin tanrinin yartmadaki amacinin sadece muhammet olmasi.madem öyle gelin böyle .tanri net üzerinde yazişamayacak kadar yaşlandiği için heralde bize cevap veremeycektir.öyleyse onun temsilcilerine sormak gerkiyor .tanri ve muhammet mükemmel olan 2 şey madem biz mülkemmle olmayan kullarini ne diye yarttin .bu egoistliğin ve ayrimciliğin için seni alkişlamamizi mi yoksa sana sövemsmizimi istiyorsun.

çok samimi söylüyorum muhammet gelmiş geçmiş peygamberlerin en uyaniğidir.hiçbir peygamber kendisinin son peygamber olduğunu idda edecek kadar gelişmiş beyine sahip değildi.ki şayet son peygamber olduğunu söylemseydi şuan net üzerinden bize cevap yazmaya çalişan arkadaşlar bu görevi üzerine alacaklardi.bizi kendisi ve daha önce gelmiş gerksiz kişilerden kurtardiği için özellikle şahsina teşekkür etmek istiyorum.ve ayrica sormak gerekir hangi kadin eğer şayet kocasi tanri tarfindan gönderildiğine inanmiyorsa üzerine onlarca kuma getirilmesine razi olurdu.bunu özellikle müslüman kadinlar düşünmeli.yada bu kadar kadini nasil yöentti diye araştirirsaniz bunun altindaki en büyük sebebin peygamberlik imtiyazi olduğunu göreceksiniz.vede tanriyla tehdit etme.inanmiyorsaniz kuranda cinsel ilişkiye girme sirasi yüzünden karilari arsindaki tartişmanin ayete dönüştüğünü göreceksiniz.işte bu cinsel ilşki sirasindan bahseden ve birçok bunun gibi gerksiz konuyu bünyesinde barindiran bir kitabin dünyayi nasil kurtarmaya çaliştiğinin göstergesidir.şimdi ya iman edin yada ebediyete kadar cehennemde yanin:))))süper bir zeka ürünü bun derim ya inan ya yan.özgür iradeyi burada arattirdilar bize yillardir.bunu sebebi demi sinav yoksa:)

Açiklayamadiğimiz herşeye tanrimi diyelim şimdi .ne gereksiz varliksiniz siz inananlar.tanri fikrini ateistlermi ortaya çikardi dini ateistler mi yaymaya çalişiyor.idda sizin iddaniz tanri varim demiyorki çiksin inanmayanlara kendini ispatlama yolunu seçsin.varsa vardir yoksa yoktur .siz süper zekalar varliğini kavrayabilmişsinzi biz basit insnalarda kavrayammişiz.bir deli bir kuyuya bir taş atmiş kendisi bile o taşin arkasindan milyarlarca insnain kuyuya düşeceğini hayal etmemiştir heralde.bence artik tanri değil şu inananlarin kitaplariyla ilgili tartiaşlim.herşey oratda kimin yalanci olduğu daha kolay ortaya çikacaktir.

Inanmiş arkadaşlar kadar aç gözlü varliklara yeryüzünde rastlamadim .yeryüzünde herşeyi gönlünce yaşayan bir tek muhammet tir.gerisi cennet hayaliyle tatmin olur.birkaç genç gelip muahammede derki evlenecek durumuumuz yok zina etmekten korkarizya muhammet diyorlar. Oda diyorki oruç tutun oruç.çözüm bu neden kendisi elindeki o kadar kadindan birkaçini o gençlere veripte kendi oruç tutma eylemini gerçekleştiriyor.kendisi herşeyi fazlasiyla sinirsiz yaşiyor birisi hop noluyor lan dese ayet indiriyor.ama sokataki saradan vatandaşa geldimi san ayasak hemşerim bekle ahireti.bekleyin ahireti meme uçlari erik dikeni gibi olmuş kizlari,şaraplari,hayatinizda göremdiğiniz evleri,saraylari yiyemediğiniz yiyecekleri.neden acele ediyorsunuz bekleyin.biz istemiyoruz o sizn iğrenç isteklerinizi.afiyetle ne istiyorsaniz yapin.ateistler bunun önünde engelmi teşkil ediyor.hayret birşey kardeşim....

karadenizli
19-03-2009, 20:10
H.z muhammedin hayatını okursanız nasıl bir hayat yaşadığını anlarsınız,onun saraylar içinde yaşamadığını,her akşam ziyafetler çekmediğini,çoğu zaman aç dolaştığını bilirsiniz.Hiç bir tarihçi h.z muhammedin sizin dediğiniz gibi bir hayat yaşadığnı söylemez,böyle birşey yoktur,bunu ancak kinci insanlar söyler.

Fasil:ZÜHD VE FAKR BÖLÜMÜ (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/fasil/42.html)Konu:Resulullah (sav) Ve Ashabının Yaşayışlarında Fakr (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/konu/309.html)Ravi:Ebu Hüreyre (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/ravi/4.html)Hadis:Resulullah (sav) bir gün (veya gece mutad olmayan bir saatte) mescide geldi. Orada Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer (ra)`e rastladı. Onlara (bu saatte) niye geldiklerini sordu. "Bizi evden çıkaran açlıktır!" dediler. Resulullah da: "Beni de evde çıkaran açlıktan başka bir şey değil!" buyurdu. Hep beraber Ebü`l`Heysem İbnu`l Teyyihan`a, gittiler. O, bunlar için arpadan ekmek yapılmasını emretti. Ekmek yapıldı. Sonra kalkıp bir koyun kesti. Yanlarında bir hurma ağacında asılı olan tatlı suyu indirdi. Derken yemek geldi, yediler ve o sudan içtiler. Resulullah (sav): "Şu günün nimetinden (Kıyamet günü) hesap sorulacak! (açlık sizi evinizden çıkardı. Bu nimetlere nail olduktan sonra dönüyorsunuz!" buyurdu.HadisNo:2089

Açlıkları o kadar şiddetliki uyuyamıyorlar sende kral gibi hayat yaşadığını söylüyorsun.Bir sürü buna benzer hadis vardır.

sinner
19-03-2009, 22:29
26- Andolsun ki biz insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık. Hicr

5- Andolsun biz, en yakın göğü kandillerle donattık ve onları, şeytanlar için taşlamalar yaptık. Ve onlar için alevli ateş azabını hazırladık. Mülk

54-... Allah, gökleri ve yeri altı günde yarattı. Araf

**************************************************

2. Allah O'dur ki, gökleri direksiz yükseltti, onu görüyorsunuz, sonra arş üzerine istiva etti, güneşi ve ayı emrine boyun eğdirdi. Her biri belli bir vakte kadar akar gider.

40- Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir. Yasin

5- O’dur ki Güneş’i bir ışık yaptı. Ay’ı dabir nûr kılıp, ona birtakım konaklar tayin etti Yunus

39- Ay için de menziller belirledik ki, git gide kurumuş hurma dalına döner. Yasin

Şu ayetleri yorumsuz okuyan bir insan Allah'ın yeryüzünde yaşadığını ve kainatı oradan gözlemlediğini çok rahat tespit eder.

karadenizli
19-03-2009, 23:49
Ankara ayağa kalktı;Tepki göstermek

Ankara nasıl ayağa kalkar ya bu ne saçmalıktır

Ayaklarına kara sular inmek;Yorgun düşmek

Ben bundan daha saçma birşey görmedim

aslında anlıyorsunuzda maksat muhalefet,eleştiri olsun içi boş olsun fark etmez.

sinner
20-03-2009, 16:00
Karadenizli,
21. yy'da insanlığın geldiği bilimsel düzeyden baktığında bunlara elbette mecaz-ı mürsel dersin. ;)
Ama o dönem insanları için bunlar gerçek birer açıklamaydı.

Misal münafığın biri soruyor: Yaw Muhammed, sen Allahın resulüsün. Şu gökyüzü tepemizde nasıl duruyor da yıldızlar yere düşmüyor ?

Muhammed: Allah göğü sizin görmediğiniz direklerle yükseltmiş o yüzden gök tepemize düşmüyor. :D

isar86
27-03-2009, 01:25
bizim anlattıklarımız hikayeymiş iftiraymış.biz kuranı,hadis kitaplarını,ve birçok islam alimlerinin kaynak olark gösterdiği kitapları okuyarak ateist olduk kusura bakmasın inanan arkadaşlar ama gerçek bu.ben inananlara saygı duyarım ama bir şartla.inanmak bir tercih bir ihtiyaç meselesiyse isteyen inansın istemeyn inanmasın.ama sen kalkıp kendi tercihin sana mantıklı geliyo diye herkese bunu dünya gerçeğiymiş gibi tek çözümmüş gibi diretirsen benim sana olan saygım orada biter.istersen taşa tap ama o taşı bana atma kardeşim.buna hakkın yok.zaten herşey zıddını doğurur.teizm olmasaydı ateizm de olmayacaktı.sen insanlara akıl dışı hiçbir bilimsel yanı olmayan şuana kadar dünyada zerre kadar işe yaramamış şeyleri tanrıı gerçeği diye pazarla.sonra birileri çıksın senin pazarladığın şeyleri beğnmesin almasın sen sonra niye almadınız diye bize sitem et yada küfret.olacak işmi bu ya.islam dininden başak hiçbir din inanmayanlara bukadar baskı zulüm yapmamıştır.biz türkler güle oynayamı islamiyeti seçtik sanki.pes ya ...

isar86
27-03-2009, 01:34
Tekrar sÖylÜyorum dİn bİr tercİh ve İhtİyaÇ meselesİ İse İnananlar dİnlerİnİ pazarlamak İÇİn Çaba gÖstermesİn.sen kuŞlara ,bÖceklere bakip aa negÜzel Şeyler kİm yartmiŞ olabİlİrkİ bunlari dİye dÜŞÜnÜrken ve huuzuur bulurken bİzde kuŞlardan bÖceklerden baŞka da canlilar olduĞunu ve bu canlilarin dÜnyada netÜr zorluklar Çektİklerİnİ dÜŞÜnÜyoruz ve neyazikkİ sİzİn gİbİ huzrda bulamiyoruz. Sİzİnkİ ÇÖplÜk İÇİnde kendİnzİ sarayda hİssetmekten baŞka bİrŞey deĞİldİr.gerÇeklerİ gÖrememek İÇİn cennet yalanini uydurdunuz zaten.sİzİn dÜnyayi cennete Çevİrme gİbİ derdİnİz yok zaten dÜnyanin cennet olmasini dahİ İstemİyorsuzun ÇÜnkÜ sinav mantiĞina aykiri herŞey gÜllÜk gÜlİstanlik olursa ne anlami kalir deĞİlmİ sinavin.hİÇbİrŞey İspatlayacaĞiniz da yok sİzİn tek bİldİnİz kİtaplarinzda yazanlardan İbaret.zaten bİlsenİz bİlmİŞ olursunuz İnanmiŞ deĞİl.

isar86
27-03-2009, 01:35
Soru:tanri kaldiramayacaĞi bİr yÜkÜ yaratabİlİrmİ?

paslıçivi
31-03-2009, 14:57
dİn bİr tercİh ve İhtİyaÇ meselesİ İse

din bir tercih meselesi değildir... bu dünyada neye, hangi dine inancağına sen karar vermiyorsun, seçmiyorsun.. yüksek bir dağın tepesinden bir çok kar tanesi aşağı yuvarlanarak çığ oluşturmuştur, sen hangi çığın altında kaldıysan onunla sürüklenirsin.. yaşadığın zaman ve coğrafyada ne varsa onu yemek zorundasın..

din bir ihtiyaç değildir.. doğduğu andan itibaren morfin verilen çocuk tabii ki morfinman olacaktır.. sadece nesiller boyu geçen bir rahatsızlıktır.. ataların hangi hastalığa yakalanmışsa sana da nesillerce aynısı bulaştırılar..

dr humanist
01-04-2009, 04:55
sevgili paslıçivi;
bu tarz yorumları yaptığını görünce ,kendimi sormaktan alı koyamadım,kendi düşüncem avrupada pek çok kez bulunduğunuzdur
düşüncemin doğruluğu nedir paylaşırsan sevirim
çünkü insan yeni şeyler gördükçe ufku açılıyor

saygılarımla

paslıçivi
01-04-2009, 07:59
sevgili dr. humanist..

olay biraz okuma asıl sebep ise meditasyondur.. meditasyon deyince hala hepinizin dudak büktüğünüzü biliyorum..

meditasyonda size giydirilen zihinden arınıyorsunuz.. yalancı benlikten gerçek benliğinize iniyorsunuz..

meditasyon öncesi müslüman türktüm..

şimdi basitçe bir insanım.. hiç bir etiketim yok..

eskiden trenler geçerken sadece bakıyordum..

şimdi görüyorum...

katre_07
04-04-2009, 13:18
26- Andolsun ki biz insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık. Hicr

5- Andolsun biz, en yakın göğü kandillerle donattık ve onları, şeytanlar için taşlamalar yaptık. Ve onlar için alevli ateş azabını hazırladık. Mülk

54-... Allah, gökleri ve yeri altı günde yarattı. Araf

**************************************************

2. Allah O'dur ki, gökleri direksiz yükseltti, onu görüyorsunuz, sonra arş üzerine istiva etti, güneşi ve ayı emrine boyun eğdirdi. Her biri belli bir vakte kadar akar gider.

40- Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir. Yasin

5- O’dur ki Güneş’i bir ışık yaptı. Ay’ı dabir nûr kılıp, ona birtakım konaklar tayin etti Yunus

39- Ay için de menziller belirledik ki, git gide kurumuş hurma dalına döner. Yasin

Şu ayetleri yorumsuz okuyan bir insan Allah'ın yeryüzünde yaşadığını ve kainatı oradan gözlemlediğini çok rahat tespit eder.


sayın sinner kur an mealını ılk elıme aldığımda aslında bırz hayal kırıklığına uğradım..ama sonra dusundumkı..tum bunlar neyı anlatmaya çalışıyor dedim...

ve bakmıyorlar mı deveye nasıl yaratılmıştır ayetıyle tum kırıklıklarım onandı...

kuran bakın neler bılıyorum vay be hadı bana secde edın amacında değildir...

onun amacı tanrıya bır yol cıkarmaktır..goğe bak der ...nızama bak... titre ve kendıne gel... pişman ol kendıne gel der....

yanı ben o yukarda yazılan ayetlerın doğruluğu ya da mubhemlıgıyle ılgılenmıyorum...

benım ıcın tanrıya ınanmama sebeb o ayetlerın doğruluğu değil..o ayetlerde neyın anlatılmaya calışılmasıdır...

bı konu vardı...kur an hz peygamberın kelıme dagarcığı ve tanrının yardımıyla meydana gelmiştir dıye..ben az cok boyle ınanalardanım..i

nsan merkezlı bır kıtap old. en başta ınsana dusundurebılır...ancak hz peygasmber bir ınsan ve ona tabıı olanlar da bır ınsan...

kur anın ınsan merkezlı olması bızım ınancımızdan hiç bir şey eksiltmez..biz mucıze ısteyen ınsanlardan da değiliz...

ve kur an en başta bir öğüt kitabıdır...

saygılar..!

katre_07
04-04-2009, 13:28
din bir tercih meselesi değildir... bu dünyada neye, hangi dine inancağına sen karar vermiyorsun, seçmiyorsun.. yüksek bir dağın tepesinden bir çok kar tanesi aşağı yuvarlanarak çığ oluşturmuştur, sen hangi çığın altında kaldıysan onunla sürüklenirsin.. yaşadığın zaman ve coğrafyada ne varsa onu yemek zorundasın..

din bir ihtiyaç değildir.. doğduğu andan itibaren morfin verilen çocuk tabii ki morfinman olacaktır.. sadece nesiller boyu geçen bir rahatsızlıktır.. ataların hangi hastalığa yakalanmışsa sana da nesillerce aynısı bulaştırılar..


bir yerlere sığınmak bir ihtiyaçtır...bu dunyada ne kadar ınsan tanrı fıkrıyle..ona sığınmayla moral buluyor bılıyor musun...sığınmak bir ihtiyaçtır...tanrıya sığınmak buyuk bır ihtiyaçtır..dinleri bılemem...


dir bır tercıh meselesıdır...avrupada kaç tane ınsan gosterrebilirsin doğduğu andan ıtıbaren musluman olan...çoğu avrupalı sonradan musluman olmuştur..yanı kendı karar vermıştır..mılanlı kaka 67 kusur kıtap okudum ıslamı araştırıyorum demışti..onlara ne dıyeceğiz..

ya da bu sıtede bı dunya ateist onceden muslumandı...onlar nasıl ateist oldu..
kendı tecihlerıyle..onlarda dinlerini araştırdı..

bak tı ki ateizm guzel ya... çok manevı gorunuyor dedı.. ateıst oldu...

saygılar

sinner
04-04-2009, 17:24
sn katre,
Kuran insanları hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde inandıracak (bilimsel) kanıtlar sunduğunu iddia ediyor::confused:

Zariyat 20-21- Kesin olarak inananlar için, yeryüzünde ve kendi nefislerinde nice deliller vardır. Hiç görmüyor musunuz?

Bu konuda kriter insanların inancı, doğrulaması da ahiret olamayacağına göre, Kuranın bize delil diye sunduğu bilgilerin bilimsel yollarla doğrulanması veya yanlışlanması gerekir.

Misal; insanın topraktan yaratılışı konusu, bilim açısından doğrulanabiliyor mu? Yoksa bu bilgi bir efsane hükmünde mi kalıyor ?

katre_07
02-05-2009, 14:20
sn katre,
Kuran insanları hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde inandıracak (bilimsel) kanıtlar sunduğunu iddia ediyor::confused:

Zariyat 20-21- Kesin olarak inananlar için, yeryüzünde ve kendi nefislerinde nice deliller vardır. Hiç görmüyor musunuz?

Bu konuda kriter insanların inancı, doğrulaması da ahiret olamayacağına göre, Kuranın bize delil diye sunduğu bilgilerin bilimsel yollarla doğrulanması veya yanlışlanması gerekir.

Misal; insanın topraktan yaratılışı konusu, bilim açısından doğrulanabiliyor mu? Yoksa bu bilgi bir efsane hükmünde mi kalıyor ?


sayın sinner

kuranda ki kanıtın ne anlama geldiğini herkes biliyor..buradaki kanıt a bilim de dahildir..doğa da... görebildiğimiz ,düşünebildiğimiz her şey de..

nasıl bir kanıt sizin aradığınız lütfen söyleyin.. tmm..ahiret düşüncesi inanmakla alakalıdır..zaten kuranda bir çok şey inanmakla ilgilidir..mesela cennet sayısı işte sırat köprüsü ..melek ler vb. şeyler bilimsel olmayan(kanıt)şeylerdir..

fakat sayın sinner insanlar bunlara inanmak için ciddi bir sorgulamadan geçerler... mesela öncelikle tanrı inancı ve o nun tek old...daha sonra hz.peygamberin hiç yalan söylememiş old.düşüncesi..davasında samimi old. bilmemiz..ve kendi içinde kuranın genele dönük tutarlı cvplar vermesi..vb. şeyler, bizim yukarıda saydığım şeylere inanmamızı gerekli kılmakta ..

tümevarım gibi düşünelim.. parçadan ..parça parça doğrulardan bütüne ulaşmak gibi dersem sanırım demek istediğimi anlatmış olurum..

saygılar..