eylembaba
08-03-2009, 21:45
iNGiLiZ GiZLi BELGELERiNDEN Vahdettin GERCEGi...
Vahdettin, Kurtulus Savasi'nda Mustafa Kemal'e destek oldu mu? 'Ne destegi! Mektuplarinda Atatürk'e küfür bile ediyor'
VATAN HAİNİ DEGİLDİ DİYENLERİN İDİİALARI NEYDİ?
1-İZMİR’İN işgalinden sonra Mustafa Kemal’i muvaffak ol temennisiyle,9.ordu müfettişi olarak çok geniş yetkilerle Anadolu’ya gönderen Vahdettin’dir.Görünüşte Samsun mıntıkasındaki anarşi olaylarının bastırılması söz konusuydu ama,asıl amaç,Mustafa Kemal’in Anadolu’da teşkilatlanmasını sağlamaktı.
2-Dahiliye Nazırı Mehmet Ali Bey vasıtasıyla Mustafa Kemal’e 25 bin altın verildi.Bu kadar büyük bir rakam,örtülü ödenek kayıtlarında görülmesin diye Vahdettin,Çengelköy’deki değerli atlarını satarak-parayı Mustafa kemal’e İngilizlerden gizli olarak teslim etti.
3-Saltanatın kaldırılmasından,Türkiye Büyük Millet Meclisinde şahsına yönelik saldırılardan,eski dahiliye vekili ve Peyam-ı sabah gazetesi başyazarı Ali Kemal’in linç edilmesinden sonra Mustafa Kemal’le görüşmek için son bir teşebbüste bulundu.talebine cevap alınamayınca 1922’de 16 kasım’ı 17 kasıma bağlayan gece İngilizlere sığınarak ülkeyi terk etti.
************************************************** ************************
İNGİLİZLER HESABINA CASUSLUK YAPMAK İSTEYEN OMSANLI HANEDANI MENSUBU KİMDİ?
Sürgündeki hanedan üyeleri paraları bitince sıkıntılar yaşıyor.Dünya liderlerinden talepleri oluyor mu?
Oluyor.1940’ta Vahdettin’in yeğeni Şehzade Sami Bahaeddin efendi, İngiliz ordusu ve istihbaratında görev almak istiyoy.Çünkü parasız kalmış durumda. Ancak Ankara Hükümeti’yle iyi ilişliler kurmak isteyen İngiltere bu talebi dönemin dışişleri bakanı Şükrü Saraçoğlu’na bildiriyor. Ankara hemen harekete geçiyor ve Şükrü Saraçoğlu İngilizler’ eğer böyle bir teklif gelirse, İngiltere’nin neden Osmanlı hanedanı’nı kanatları altına almak istediklerini Türk Halkı merak eder diyor ve böyle bir girişimin Türk ve İngiliz hükümetleri arasında sıkıntı yaratacağını belirtiyor.sonuçta Şehzade Sami’nin İngiliz istihbaratında çalışma talebi geri çevriliyor.
************************************************** *************************
İNGİLİZ GİZLİ ARŞİVLERİNİ 3 YIL İNCELEDİ
Tam 85 yıl önce 17 kasım 1922 de Osmanlı imparatorluğu’nun son padişahı sultan vahdettin,ingilizler’e ailt malaya adlı gemiye binerek istanbul’dan kaçıp malta’ya gitti.işte o kaçış ve sonrasında yaşananlarla ilgili çok şey söylendi,yazıldı.erciyues üniversitesi tarih bölümü ögretim üyelerinden prof. Dr . metin hülagü’nün kaleme aldıgı ve önümüzdeki ay timaş yayınları’ndan çıkacak olan İngiliz belgeleriyle vahdettin ve Osmanlı hanedanı adlı kitap büyük gürültü kopartacağa benziyorçtarihin karanlıkta kalan bir çok noktasına ışık tutacak ve beraberinde yeni tartışmalar yaratacak olan çalışma için prof.metin hülagü, 3 yıl boyunca merkezi Londra da bulunan foreign Office’te (yabancılar ofisi) 400 e yakın belgeyi mercek altına aldı.
özellikle belgeler padişah Vahdettin’in istanbul’dan ayrıldığı 1922 ile öldüğü 1926 tarihleri arasındaki yaşadıklarını aydınlatırken ; Osmanlı hanedan üyelerinin 1940’lı yıllardaki isteklerini de gözler önüne seriyor.
************************************************** ************************
Profesör Metin Hülagü, Londra'daki Foreign Office'te (Yabancılar Ofisi) yıllar sonra gün ışığına çıkan belgeleri inceledi. İngiliz kayıtlarına dayanarak son Osmanlı Padişah’ı Vahdettin ile Atatürk'ün ilişkisini kaleme aldı
* İngiliz belgelerini incelediniz. Tüm bu çalışmaların ışığı altında en çok tartışılan soruyla başlamak istiyorum. Vahdettin bir hain miydi?
İngiltere, Kurtuluş Savası ile Osmanlı Hanedanı’nın ve Vahdettin'in kaçışında bas aktörlerden biriydi. O yüzden İngiliz belgelerinde yazılanlar çok önemli. Sunu söyleyerek başlayalım. II. Abdülhamit'ten sonra tüm şehzadelere yönelik bir siyaset yasağı var. Bir bakıma şehzadeler apolitik yetiştiriliyor. Vahdettin de böyle. Çengelköy'de yasıyor, besteler yapıyor, İslam hukuku üzerine kafa yoruyordu. Dünya nereye gidiyor, Avrupa nereye koşuyor, Osmanlı’nın geleceği ne olacak gibi sorular Vahdettin'in gündeminde büyük yer kaplamıyordu.
Vatan haini değildi ama siyasetten bilgisizdi, yeteneksiz ve basarisizdi
* Böyle bir adam 1918 yılında, ağır şartların yaşandığı bir dönemde tahta çıktı.
Evet... Ve Vahdettin'den çok şey bekleniyor. Vahdettin hain değildi ama siyaset, özellikle dünya siyasetini bilmeyen bir adamdı zaten. Ama Vahdettin'in tecrübesizliği kadar Osmanlı’nın da zaafları var. Siyaset bilmeyen birinin tahta çıkması onun vatan haini olduğunu göstermez. Çünkü padişahlara Osmanlı tebaası, toprakları bir mirastır. İnşan mirasına ihanet eder mi? Çiftlik sahibi kendi çiftliginin yok olmasini bile bile ister mi?
* Istemez herhalde...
O da istemiyor. Ama yeteneksiz, basarisiz. Çevresindeki sözde siyaset bilenlerin oyuncagi oluyor. Oyuna getiriyorlar onu. Ve sartlar geliyor, geliyor... Vahdettin 17 Kasim 1922'de, yani bundan 85 yil önce Ingiliz Malaya gemisiyle Malta'ya kaçiyor. Ama Mustafa Kemal günler öncesinden Vahdettin'in kaçacagini biliyor.
Atatürk, Vahdettin'in kaçacagini biliyordu, sarayda casuslari vardi
* Nasil biliyor?
Çünkü sarayda bir casusu var! Vahdettin'in en yakinindaki kisilerden biri bu. Ama kim oldugunu bilmiyoruz. Bildigimiz Atatürk'ün o dönemde gazetelere yansiyan açiklamalarinda söyledigi, "Vahdettin'in kaçacagini günler öncesinden biliyordum" açiklamasi... Atatürk Saray'daki gelismelerden gün be gün haberdar. Neler oluyor, biliyor. Ingiliz belgelerine de bu durum aynen yansimis.
Padisah iddia edildigi gibi kaçarken yaninda bir servet götürmüyor
* Vahdettin söylendigi gibi sürgüne bir servet mi gitti?
Hayir. Vahdettin'in Istanbul'dan ayrilirken yanina oglu Ertugrul'u, hizmetlilerinin bir kismini ve sultan ayligi olan 50 bin Osmanli Lira'yi aliyor. Bu da o günün parasiyla 20 bin Ingiliz Sterlini ediyor. Paranin bugünkü degeri ise yaklasik 215 bin YTL. Ayrica bu paranin tümü nakit de degil. Aralarinda Fransiz ve Ingiliz bonolari var.
* Bu para bonolarla mi birlikte 20 bin lira ediyor?
Evet. Zaten para da Istanbul Merkez Bankasi'nda yatiyor. Ancak mevduat Londra'daki BTC Bank'a havale ediliyor. Belgelerde paranin nereden nereye aktarildigi, hangi tarihlerde ne kadari çekildigi belli. Bu para 1924 yilina kadar idare ediyor. Ingilizler Vahdettin'i Malta'ya biraktiktan sonra 'bizden bu kadar' diyor, gerisine karismiyorlar. Vahdettin sonraki tüm yolculuklarinin parasini, harcamalarini kendi cebinden yapiyor. Ve istedigi zaman da parasini çekemiyor. Ingiliz yetkililerden izin aldiktan sonra parça parça parasini çekebiliyor. Bonolari bozduruyor ve bes parasiz kaliyor, sefil düsüyor. Zaten bes parasiz kaldiktan sonra da gerek Vahdettin gerekse Osmanli hanedani için son çirpinislar basliyor.
Atatürk, arkasindan Saray'da sayim yaptirdi, arasi iyi olsa yapar miydi?
* Atatürk'ün Vahdettin için, 'Namuslu adamdi, isteseydi giderken Topkapi Sarayi'ni götürürdü' diye bir açiklama yaptigi iddia ediliyor.
Gerek Atatürk'ün bu açiklamalarini gerekse Vahdettin'in Atatürk için, "O bir Osmanli Pasasi'ydi. Kimse onun hakkinda kötü bir söz söyleyemez'türünde yaptigi iddia edilen açiklamalari gerçekçi bulmuyorum. Bunlarin tümü Atatürk ile Vahdettin'in arasini bulma çabalari. Gerçegi yansitmiyor. Vahdettin kaçar kaçmaz Ankara hükümeti ne yapiyor?
* Ne yapiyor?
Topkapi Sarayi'ndaki degerli hazinelere ve Kutsal Emanetler'e baktiriyor, sayimlari yapiliyor. Acaba kaçirmis mi diye? Özellikle kutsal emanetlere Ankara Hükümeti büyük önem veriyor. Çünkü onlar bir bakima halifeligin simgesi.
Padisah'in kullandigi ifadeleri yazsam basim hakaretten belaya girer
* Yani siz son günlerin hakim görüsünün aksine Atatürk ile Vahdettin'in arasinin kesinlikle iyi olmadigini söylüyorsunuz.
Bakin, öyle belgeler var ki, ben kitaba koyamadim. Niçin biliyor musunuz? Vahdettin'in Ingiliz yetkililerine yazdigi kimi mektuplarda Atatürk için küfre varacak kadar sözleri var. Ben bu belgeleri yazsam hakaretten mahkemeler yakama yapisir. Sadece Vahdettin'in bu tür mektuplari oldugunu belirttim ama belgeleri kelimesi kelimesine yazmadim. Vahdettin Atatürk'e bir bakima düsman. Çünkü onu tahtindan indirdi, saltanatina son verdi. Zaten Atatürk de Nutuk'ta Vahdettin için, 'sefil, aciz, anlayistan yoksun, yaratik' gibi kelimeleri kullanmis. Atatürk ile Vahdettin arasinda en büyük çatisma birinin gelenekçi digerinin yenilikçi olmasindan kaynaklaniyor.
"Tahttan geçici feragat ettim" demis; "yine basa geçerim" umudu tasimis
*Peki Vahdettin kaçtiktan sonra kaderine razi mi oluyor yoksa tekrar bir gün Istanbul'a geri dönerim umudum tasiyor mu?
Bakin burasi çok önemli. Vahdettin son nefesini verene kadar tahtindan vazgeçmiyor. Bir gün sartlarin olgunlasacagini ve saltanatinin basina geçeçigini umut ediyor. 1923 yilinda Hicaz'da Mekke Beyanname'sini açikliyor. Orada diyor ki: "Akilli ve münevver kimseler fiilen, irsen ve istihkâken hilafet ve saltanat makaminda bulunan (ki bu dünyadaki en büyük ve en ehemmiyetli makamdir) bir sultanin vatana hiyanet etme emel ve hirsina kapilmasini nasil izah edebilirler? Bu makamin ve özellikle hilafetin seref ve haysiyetini muhafaza etmek için tahtimi muvakkaten (geçici olarak) terk ettim, refah ve rahatimi bir kenara attim.'
Yillarca Ankara'dan "Genel Af" beklemis mallarinin iade edilecegini düsünmüs
* Geçici olarak...
Evet aynen öyle diyor. Ve ekliyor: 'Saltanattan ve vatandan ayrilmamin sebebi uyguladigim siyasetin hesaba çekilmesinden korktugum için degil, canimi, serefimi kurtarmak içindir. Güç yetistirilmeyecek seylerden uzak durmak peygamberimizin sünnetidir.'
* Peygamber sünneti derken?
Hz. Muhammed'in Mekke'den Medine'ye Hicret etmesine atifta bulunuyor. Vahdettin açiklamasinda, hilâfet meselesinde Ankara ve Istanbul'un almis oldugu karari hiçbir surette kabul etmiyor. 'Aziz vatanina avdet edinceye kadar Hicaz'da kalacagini' beyan ediyor ve tahtini geçici olarak terk ettigini söylüyor. Sultan Vahdettin ayni zamanda genel bir af ilaninin kisa bir süre içerisinde gerçeklesecegine, kendi adinin da söz konusu listenin basinda yer alacagina ve bu af dolayisiyla Lozan Antlasmasi'na uygun olarak Türkiye'de Ankara Hükümeti tarafindan müsadere edilen mallarin kendisine tekrar iade edilecegine inaniyor.
Vahdettin'in Atatürk'ü İdam Fermanı (http://ulusalgundem.net/index.php/news/616-ataturkun-idam-ferman.html)
http://img232.imageshack.us/img232/2893/ataturkunidamfermani.th.jpg (http://img232.imageshack.us/my.php?image=ataturkunidamfermani.jpg)
İşgal İstanbulundaki Sıkı Yönetim Mahkemesinin Atatürk Hakkında Verdiği İdam Kararını, onaylayan Padişah Fermanı...
Ve aşağıda da bu fermanın bugünkü Türkçe ile yazılmış hali..
Dosya Tasnifi
Harbiye-Divan- Harp
DOSYA No : 70
Harbiye Nezareti
Adliye-i Askeriye Dairesi Şubesi
Nüsha : 705
PADİŞAH BUYRUĞU
Mehmet Vahidüddin
"Kuva-yı Milliye adı altında çıkardıkları fitne ve fesatla, anayasaya aykırı olarak halktan zorla para toplamak, asker almak, bunun aksine hareket edenlere işkence ve eziyet ederek şehirleri yakıp yıkmaya kalkmak suretiyle iç güvenliği bozanların tertipçisi oldukları iddiasıyla haklarında dava açılan, Üçüncü Ordu Müfettişliğinden alınarak askerlik mesleğinden çıkartılmış bulunanSelanikli Mustafa Kemal Efendi,
Eski yirmi yedinci fırka kumandan miralaylıktan emekli İstanbullu Kara Vasıf Bey, Eski yirminci kolordu kumandan Mirliva Salacaklı Fuat Paşa ile Eski Vashington (Washington)elçisi ve Ankara milletvekili Midillili Alfred Rüstem ve sıhhiye eski müdürü İstanbullu Doktor Adnan Bey ile Üniversite Batı Edebiyatı eski öğretmeni Halide Edip Hanımın, ayrıntıları 11 Mayıs 1336 (1920) tarihli ve 20 numaralı karar tutanağında yazılı olduğu üzere, Mülkiye Ceza Yasası'nın kırk beşinci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle elli beşinci maddesinin dördüncü fıkrası ve elli altıncı maddesi uyarınca, sahip oldukları askeri ve mülki rütbe ve nişanlarla, her türlü resmi unvanlarının kaldırılmasına ve idamlarına, halen firarda bulunmaları dolayısıyla yasa hükümleri gereğince mallarının haczedilerek, usulüne göre yönetilmesine ilişkin İstanbul bir numaralı sıkıyönetim mahkemesi tarafından gıyaben verilen hüküm ve karar, ele geçirildiklerinde tekrar yargılanmak üzere onaylanmıştır.
Bu Padişah Buyruğu'nu yürütmeye Harbiye Nazırı görevlidir.
24 Mayıs 1336 (1920)
Sadrazam ve Harbiye Nazır Vekili
DAMAT FERİT
Bugünlerde, Mustafa Kemal'in Anadolu'ya Padişah tarafından gönderildiği çok sık konuşulur oldu... Meclis'in ilanından bir ay sonra Padişah tarafından onaylanan idam kararı, Padişah'ın Kurtuluş Savaşını ne kadar desteklediğini (!) göstermektedir...
Vahdettin, Kurtulus Savasi'nda Mustafa Kemal'e destek oldu mu? 'Ne destegi! Mektuplarinda Atatürk'e küfür bile ediyor'
VATAN HAİNİ DEGİLDİ DİYENLERİN İDİİALARI NEYDİ?
1-İZMİR’İN işgalinden sonra Mustafa Kemal’i muvaffak ol temennisiyle,9.ordu müfettişi olarak çok geniş yetkilerle Anadolu’ya gönderen Vahdettin’dir.Görünüşte Samsun mıntıkasındaki anarşi olaylarının bastırılması söz konusuydu ama,asıl amaç,Mustafa Kemal’in Anadolu’da teşkilatlanmasını sağlamaktı.
2-Dahiliye Nazırı Mehmet Ali Bey vasıtasıyla Mustafa Kemal’e 25 bin altın verildi.Bu kadar büyük bir rakam,örtülü ödenek kayıtlarında görülmesin diye Vahdettin,Çengelköy’deki değerli atlarını satarak-parayı Mustafa kemal’e İngilizlerden gizli olarak teslim etti.
3-Saltanatın kaldırılmasından,Türkiye Büyük Millet Meclisinde şahsına yönelik saldırılardan,eski dahiliye vekili ve Peyam-ı sabah gazetesi başyazarı Ali Kemal’in linç edilmesinden sonra Mustafa Kemal’le görüşmek için son bir teşebbüste bulundu.talebine cevap alınamayınca 1922’de 16 kasım’ı 17 kasıma bağlayan gece İngilizlere sığınarak ülkeyi terk etti.
************************************************** ************************
İNGİLİZLER HESABINA CASUSLUK YAPMAK İSTEYEN OMSANLI HANEDANI MENSUBU KİMDİ?
Sürgündeki hanedan üyeleri paraları bitince sıkıntılar yaşıyor.Dünya liderlerinden talepleri oluyor mu?
Oluyor.1940’ta Vahdettin’in yeğeni Şehzade Sami Bahaeddin efendi, İngiliz ordusu ve istihbaratında görev almak istiyoy.Çünkü parasız kalmış durumda. Ancak Ankara Hükümeti’yle iyi ilişliler kurmak isteyen İngiltere bu talebi dönemin dışişleri bakanı Şükrü Saraçoğlu’na bildiriyor. Ankara hemen harekete geçiyor ve Şükrü Saraçoğlu İngilizler’ eğer böyle bir teklif gelirse, İngiltere’nin neden Osmanlı hanedanı’nı kanatları altına almak istediklerini Türk Halkı merak eder diyor ve böyle bir girişimin Türk ve İngiliz hükümetleri arasında sıkıntı yaratacağını belirtiyor.sonuçta Şehzade Sami’nin İngiliz istihbaratında çalışma talebi geri çevriliyor.
************************************************** *************************
İNGİLİZ GİZLİ ARŞİVLERİNİ 3 YIL İNCELEDİ
Tam 85 yıl önce 17 kasım 1922 de Osmanlı imparatorluğu’nun son padişahı sultan vahdettin,ingilizler’e ailt malaya adlı gemiye binerek istanbul’dan kaçıp malta’ya gitti.işte o kaçış ve sonrasında yaşananlarla ilgili çok şey söylendi,yazıldı.erciyues üniversitesi tarih bölümü ögretim üyelerinden prof. Dr . metin hülagü’nün kaleme aldıgı ve önümüzdeki ay timaş yayınları’ndan çıkacak olan İngiliz belgeleriyle vahdettin ve Osmanlı hanedanı adlı kitap büyük gürültü kopartacağa benziyorçtarihin karanlıkta kalan bir çok noktasına ışık tutacak ve beraberinde yeni tartışmalar yaratacak olan çalışma için prof.metin hülagü, 3 yıl boyunca merkezi Londra da bulunan foreign Office’te (yabancılar ofisi) 400 e yakın belgeyi mercek altına aldı.
özellikle belgeler padişah Vahdettin’in istanbul’dan ayrıldığı 1922 ile öldüğü 1926 tarihleri arasındaki yaşadıklarını aydınlatırken ; Osmanlı hanedan üyelerinin 1940’lı yıllardaki isteklerini de gözler önüne seriyor.
************************************************** ************************
Profesör Metin Hülagü, Londra'daki Foreign Office'te (Yabancılar Ofisi) yıllar sonra gün ışığına çıkan belgeleri inceledi. İngiliz kayıtlarına dayanarak son Osmanlı Padişah’ı Vahdettin ile Atatürk'ün ilişkisini kaleme aldı
* İngiliz belgelerini incelediniz. Tüm bu çalışmaların ışığı altında en çok tartışılan soruyla başlamak istiyorum. Vahdettin bir hain miydi?
İngiltere, Kurtuluş Savası ile Osmanlı Hanedanı’nın ve Vahdettin'in kaçışında bas aktörlerden biriydi. O yüzden İngiliz belgelerinde yazılanlar çok önemli. Sunu söyleyerek başlayalım. II. Abdülhamit'ten sonra tüm şehzadelere yönelik bir siyaset yasağı var. Bir bakıma şehzadeler apolitik yetiştiriliyor. Vahdettin de böyle. Çengelköy'de yasıyor, besteler yapıyor, İslam hukuku üzerine kafa yoruyordu. Dünya nereye gidiyor, Avrupa nereye koşuyor, Osmanlı’nın geleceği ne olacak gibi sorular Vahdettin'in gündeminde büyük yer kaplamıyordu.
Vatan haini değildi ama siyasetten bilgisizdi, yeteneksiz ve basarisizdi
* Böyle bir adam 1918 yılında, ağır şartların yaşandığı bir dönemde tahta çıktı.
Evet... Ve Vahdettin'den çok şey bekleniyor. Vahdettin hain değildi ama siyaset, özellikle dünya siyasetini bilmeyen bir adamdı zaten. Ama Vahdettin'in tecrübesizliği kadar Osmanlı’nın da zaafları var. Siyaset bilmeyen birinin tahta çıkması onun vatan haini olduğunu göstermez. Çünkü padişahlara Osmanlı tebaası, toprakları bir mirastır. İnşan mirasına ihanet eder mi? Çiftlik sahibi kendi çiftliginin yok olmasini bile bile ister mi?
* Istemez herhalde...
O da istemiyor. Ama yeteneksiz, basarisiz. Çevresindeki sözde siyaset bilenlerin oyuncagi oluyor. Oyuna getiriyorlar onu. Ve sartlar geliyor, geliyor... Vahdettin 17 Kasim 1922'de, yani bundan 85 yil önce Ingiliz Malaya gemisiyle Malta'ya kaçiyor. Ama Mustafa Kemal günler öncesinden Vahdettin'in kaçacagini biliyor.
Atatürk, Vahdettin'in kaçacagini biliyordu, sarayda casuslari vardi
* Nasil biliyor?
Çünkü sarayda bir casusu var! Vahdettin'in en yakinindaki kisilerden biri bu. Ama kim oldugunu bilmiyoruz. Bildigimiz Atatürk'ün o dönemde gazetelere yansiyan açiklamalarinda söyledigi, "Vahdettin'in kaçacagini günler öncesinden biliyordum" açiklamasi... Atatürk Saray'daki gelismelerden gün be gün haberdar. Neler oluyor, biliyor. Ingiliz belgelerine de bu durum aynen yansimis.
Padisah iddia edildigi gibi kaçarken yaninda bir servet götürmüyor
* Vahdettin söylendigi gibi sürgüne bir servet mi gitti?
Hayir. Vahdettin'in Istanbul'dan ayrilirken yanina oglu Ertugrul'u, hizmetlilerinin bir kismini ve sultan ayligi olan 50 bin Osmanli Lira'yi aliyor. Bu da o günün parasiyla 20 bin Ingiliz Sterlini ediyor. Paranin bugünkü degeri ise yaklasik 215 bin YTL. Ayrica bu paranin tümü nakit de degil. Aralarinda Fransiz ve Ingiliz bonolari var.
* Bu para bonolarla mi birlikte 20 bin lira ediyor?
Evet. Zaten para da Istanbul Merkez Bankasi'nda yatiyor. Ancak mevduat Londra'daki BTC Bank'a havale ediliyor. Belgelerde paranin nereden nereye aktarildigi, hangi tarihlerde ne kadari çekildigi belli. Bu para 1924 yilina kadar idare ediyor. Ingilizler Vahdettin'i Malta'ya biraktiktan sonra 'bizden bu kadar' diyor, gerisine karismiyorlar. Vahdettin sonraki tüm yolculuklarinin parasini, harcamalarini kendi cebinden yapiyor. Ve istedigi zaman da parasini çekemiyor. Ingiliz yetkililerden izin aldiktan sonra parça parça parasini çekebiliyor. Bonolari bozduruyor ve bes parasiz kaliyor, sefil düsüyor. Zaten bes parasiz kaldiktan sonra da gerek Vahdettin gerekse Osmanli hanedani için son çirpinislar basliyor.
Atatürk, arkasindan Saray'da sayim yaptirdi, arasi iyi olsa yapar miydi?
* Atatürk'ün Vahdettin için, 'Namuslu adamdi, isteseydi giderken Topkapi Sarayi'ni götürürdü' diye bir açiklama yaptigi iddia ediliyor.
Gerek Atatürk'ün bu açiklamalarini gerekse Vahdettin'in Atatürk için, "O bir Osmanli Pasasi'ydi. Kimse onun hakkinda kötü bir söz söyleyemez'türünde yaptigi iddia edilen açiklamalari gerçekçi bulmuyorum. Bunlarin tümü Atatürk ile Vahdettin'in arasini bulma çabalari. Gerçegi yansitmiyor. Vahdettin kaçar kaçmaz Ankara hükümeti ne yapiyor?
* Ne yapiyor?
Topkapi Sarayi'ndaki degerli hazinelere ve Kutsal Emanetler'e baktiriyor, sayimlari yapiliyor. Acaba kaçirmis mi diye? Özellikle kutsal emanetlere Ankara Hükümeti büyük önem veriyor. Çünkü onlar bir bakima halifeligin simgesi.
Padisah'in kullandigi ifadeleri yazsam basim hakaretten belaya girer
* Yani siz son günlerin hakim görüsünün aksine Atatürk ile Vahdettin'in arasinin kesinlikle iyi olmadigini söylüyorsunuz.
Bakin, öyle belgeler var ki, ben kitaba koyamadim. Niçin biliyor musunuz? Vahdettin'in Ingiliz yetkililerine yazdigi kimi mektuplarda Atatürk için küfre varacak kadar sözleri var. Ben bu belgeleri yazsam hakaretten mahkemeler yakama yapisir. Sadece Vahdettin'in bu tür mektuplari oldugunu belirttim ama belgeleri kelimesi kelimesine yazmadim. Vahdettin Atatürk'e bir bakima düsman. Çünkü onu tahtindan indirdi, saltanatina son verdi. Zaten Atatürk de Nutuk'ta Vahdettin için, 'sefil, aciz, anlayistan yoksun, yaratik' gibi kelimeleri kullanmis. Atatürk ile Vahdettin arasinda en büyük çatisma birinin gelenekçi digerinin yenilikçi olmasindan kaynaklaniyor.
"Tahttan geçici feragat ettim" demis; "yine basa geçerim" umudu tasimis
*Peki Vahdettin kaçtiktan sonra kaderine razi mi oluyor yoksa tekrar bir gün Istanbul'a geri dönerim umudum tasiyor mu?
Bakin burasi çok önemli. Vahdettin son nefesini verene kadar tahtindan vazgeçmiyor. Bir gün sartlarin olgunlasacagini ve saltanatinin basina geçeçigini umut ediyor. 1923 yilinda Hicaz'da Mekke Beyanname'sini açikliyor. Orada diyor ki: "Akilli ve münevver kimseler fiilen, irsen ve istihkâken hilafet ve saltanat makaminda bulunan (ki bu dünyadaki en büyük ve en ehemmiyetli makamdir) bir sultanin vatana hiyanet etme emel ve hirsina kapilmasini nasil izah edebilirler? Bu makamin ve özellikle hilafetin seref ve haysiyetini muhafaza etmek için tahtimi muvakkaten (geçici olarak) terk ettim, refah ve rahatimi bir kenara attim.'
Yillarca Ankara'dan "Genel Af" beklemis mallarinin iade edilecegini düsünmüs
* Geçici olarak...
Evet aynen öyle diyor. Ve ekliyor: 'Saltanattan ve vatandan ayrilmamin sebebi uyguladigim siyasetin hesaba çekilmesinden korktugum için degil, canimi, serefimi kurtarmak içindir. Güç yetistirilmeyecek seylerden uzak durmak peygamberimizin sünnetidir.'
* Peygamber sünneti derken?
Hz. Muhammed'in Mekke'den Medine'ye Hicret etmesine atifta bulunuyor. Vahdettin açiklamasinda, hilâfet meselesinde Ankara ve Istanbul'un almis oldugu karari hiçbir surette kabul etmiyor. 'Aziz vatanina avdet edinceye kadar Hicaz'da kalacagini' beyan ediyor ve tahtini geçici olarak terk ettigini söylüyor. Sultan Vahdettin ayni zamanda genel bir af ilaninin kisa bir süre içerisinde gerçeklesecegine, kendi adinin da söz konusu listenin basinda yer alacagina ve bu af dolayisiyla Lozan Antlasmasi'na uygun olarak Türkiye'de Ankara Hükümeti tarafindan müsadere edilen mallarin kendisine tekrar iade edilecegine inaniyor.
Vahdettin'in Atatürk'ü İdam Fermanı (http://ulusalgundem.net/index.php/news/616-ataturkun-idam-ferman.html)
http://img232.imageshack.us/img232/2893/ataturkunidamfermani.th.jpg (http://img232.imageshack.us/my.php?image=ataturkunidamfermani.jpg)
İşgal İstanbulundaki Sıkı Yönetim Mahkemesinin Atatürk Hakkında Verdiği İdam Kararını, onaylayan Padişah Fermanı...
Ve aşağıda da bu fermanın bugünkü Türkçe ile yazılmış hali..
Dosya Tasnifi
Harbiye-Divan- Harp
DOSYA No : 70
Harbiye Nezareti
Adliye-i Askeriye Dairesi Şubesi
Nüsha : 705
PADİŞAH BUYRUĞU
Mehmet Vahidüddin
"Kuva-yı Milliye adı altında çıkardıkları fitne ve fesatla, anayasaya aykırı olarak halktan zorla para toplamak, asker almak, bunun aksine hareket edenlere işkence ve eziyet ederek şehirleri yakıp yıkmaya kalkmak suretiyle iç güvenliği bozanların tertipçisi oldukları iddiasıyla haklarında dava açılan, Üçüncü Ordu Müfettişliğinden alınarak askerlik mesleğinden çıkartılmış bulunanSelanikli Mustafa Kemal Efendi,
Eski yirmi yedinci fırka kumandan miralaylıktan emekli İstanbullu Kara Vasıf Bey, Eski yirminci kolordu kumandan Mirliva Salacaklı Fuat Paşa ile Eski Vashington (Washington)elçisi ve Ankara milletvekili Midillili Alfred Rüstem ve sıhhiye eski müdürü İstanbullu Doktor Adnan Bey ile Üniversite Batı Edebiyatı eski öğretmeni Halide Edip Hanımın, ayrıntıları 11 Mayıs 1336 (1920) tarihli ve 20 numaralı karar tutanağında yazılı olduğu üzere, Mülkiye Ceza Yasası'nın kırk beşinci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle elli beşinci maddesinin dördüncü fıkrası ve elli altıncı maddesi uyarınca, sahip oldukları askeri ve mülki rütbe ve nişanlarla, her türlü resmi unvanlarının kaldırılmasına ve idamlarına, halen firarda bulunmaları dolayısıyla yasa hükümleri gereğince mallarının haczedilerek, usulüne göre yönetilmesine ilişkin İstanbul bir numaralı sıkıyönetim mahkemesi tarafından gıyaben verilen hüküm ve karar, ele geçirildiklerinde tekrar yargılanmak üzere onaylanmıştır.
Bu Padişah Buyruğu'nu yürütmeye Harbiye Nazırı görevlidir.
24 Mayıs 1336 (1920)
Sadrazam ve Harbiye Nazır Vekili
DAMAT FERİT
Bugünlerde, Mustafa Kemal'in Anadolu'ya Padişah tarafından gönderildiği çok sık konuşulur oldu... Meclis'in ilanından bir ay sonra Padişah tarafından onaylanan idam kararı, Padişah'ın Kurtuluş Savaşını ne kadar desteklediğini (!) göstermektedir...