PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Cezaevlerinden


dilaver
18-03-2009, 19:05
Yorumsuzdur; Çünkü biz, yaşıyoruz hala !

Belki az çok tanıyorsunuz, belki de hiçbir fikriniz yok. Belki de yaşamınızın bir döneminde bizlerle kesişti yollarınız, belki bir arkadaşınızdan biliyorsunuz ya da bir akrabanızdan dolayı tanıyorsunuz bizleri.

Bu mektupta asıl yazacaklarımıza geçmeden önce bir de biz kısaca tanıtalım kendimizi. Kimimiz on sekizindeyiz, kimimiz elli yaşını geçtik. Kimimiz issizdik, kimimiz mühendis; kimimiz isçi, memur; kimimiz öğrenci, işportacı, esnafız.

Neden burada yattığımızı da, neden hapishanede olduğumuzu, 'suç'umuzu da bilmek hakkınız. Kimimizse 'Hapishanelerde Neler Oluyor? Bilmek Hakkınız!' kampanyası çerçevesinde tutsakların yaygın olarak çeşitli kişi ve kurumlara gönderdiği mektupta, bir çağrıda bulunuluyor.

Bu mektup Tekirdağ F tipi tecrit hücrelerinde tutuklu bulunan devrimciler tarafından yazılmıştır.

Sendikalarda, derneklerde, meslek odalarında örgütlendik; kimimiz gecekondu yıkımlarına direndik; kimimiz polisin terörüne, baskısına, hukuksuzluğuna karşı boyun eğmedik, karşı koyduk. Ancak hepimiz, IMF'nin, Dünya Bankasının sömürü politikalarına, AB'nin ve ABD'nin kuklası haline gelen, ulusal onurumuzu ayaklar altına alan iktidarlara karşı çıktık. Haklarımız ve özgürlüklerimiz için mücadele ettik. Sonuçta buradayız.

Asil konumuza gelelim. F tiplerini ne kadar biliyorsunuz? Tecrit işkencesi nedir, hiç duydunuz mu? Bilmiyoruz. Ama Almanya'daki Nazi kamplarını duymuşsunuzdur. Ya da bugünün dünyasında ABD'nin Guantanamo'daki hapishanesini veya Irak'taki Ebu Gureyb hapishanesi'ni mutlaka duymuş olmalısınız. Iste ülkemizdeki F tiplerinin de o Nazi kamplarından, Guantanamo ve Ebu Gureyb'lerden farkı yoktur.

Türkiye'deki F tipleri 19 Aralık 2000'de 28 tutuklunun yakılarak, kurşunlanarak öldürüldüğü, yüzlercesinin yaralandığı 'Hayata Dönüş' operasyonunun ardından açıldı. F tiplerindeki uygulamalar söyle:

- F tiplerine gelen herkes daha önce elle ve elektronik cihazlarla defalarca aramadan geçirilmesine rağmen girişte atlet ve külotunuz da üzerinizde kalmayacak şekilde çırılçıplak soyulur. Dayatılan bu onursuz ve ahlaksız aramaya direnirseniz, dayak yersiniz.
- Hastane ya da mahkemeye gidip gelirken daha hapishaneden çıkmadan gidişte BES, dönüşte BES kez olmak üzere tam ON kez aramadan geçirilirsiniz.

- Kaldığınız hücreler TEK ya da ÜÇ kişiliktir. Tek kalıyorsanız hiç kimseyle, üç kişi kalıyorsanız yanınızdaki IKI KISI dışında -gardiyanlar hariç- kimseyle konuşamaz, kimsenin yüzünü bile göremezsiniz. Hastane ve mahkemelere götürülürken bile hücrelere bölünmüş araçlarla götürülürsünüz.

- Mahkemeye sunacağınız el yazısı savunmanız önce hukuki bir bilgi ve yetkiye sahip olmayan gardiyanlar tarafından denetlenir. Gardiyanlar tarafından 'sakıncalı' bulunmaz ve 'olur' denilirse dilekçenizi mahkemeye ulaştırabilirsiniz. Yoksa el konulur.

-Avukatınızla görüşmeye giderken yanınıza kağıt kalem almanız yasaktır. Hücrenizden en fazla elli adim uzaklıktaki avukat görüsüne giderken, gidiş ve dönüşte tam üç kez aranırsınız.

- Bir haksızlığa uğradığınızda verdiğiniz dilekçenin akıbetini bilemezsiniz. İşleme konulup konulmadığını öğrenmek için bile dilekçe üstüne dilekçe yazmak zorundasınız. (Ek bilgi; dört yıldır F tiplerinden verilen on binlerce suç duyurusu dilekçelerine rağmen ne uygulamalar değişmiştir, ne de keyfi dayatmalarda bulunan tek bir görevli cezalandırılmıştı r. Keza gelen ve giden mektuplarımızın da akıbeti belli olmaz, tıpkı dilekçelerimiz gibi.

- Acil ve hayati rahatsızlıkları nedeniyle revire çıkmak isteyip de 'doktor çarsıda', 'doktor uzmanlık sınavlarını kazanıp gitti' cevaplarıyla doktor yüzü görmeden ölenler veya bizzat 'doktor' tarafından hastaların kovulması F tiplerinin 'sıradan' olaylarıdır.

F tiplerindeki tecrit uygulamalarını daha da uzatabiliriz. Hem de sayfalarca. Ama gerek yok. Sanırız aktardığımız bu birkaç madde bile yeterince anlatıyor tecriti.

Ve simdi yeni Ceza İnfaz Kanunu (CIK) ile bütün bu yasadıklarımız, maruz kaldığımız tecrit işkencesiyle sessiz sedasız hücrelerimize gömülmek istemiyoruz.

Yeni CIK'in tek bir maddesi değil, bastan sona bütün maddeleri incelendiğinde tecrit işkencesinin, hukuksuzluğunun yasal uygulamalar haline getirildiği görülecektir. Bu mektubu, bilmediğiniz, duymadığınız ya da şimdiye kadar da yanlış bilgilendirildiğ iniz F tipleri, tecrit ve Yeni CIK konusunda GERÇEKLERI bir de bizden öğrenin diye yazdık. Ama sadece bu gerçekleri bilesiniz, öğrenesiniz diye değil. Bu gerçekleri başkalarına da aktarmanızı istiyoruz. F tiplerindeki tecrite ve bu tecriti yasal bir uygulama haline getirecek olan yeni CIK'e karşı çıkmanızı istiyoruz.

İsterseniz önce dile getirdiğimiz bu gerçekleri araştırın, soruşturun; biz burada söylediğimiz her cümleyi dilerseniz belgelerle, tanıklarla kanıtlayabiliriz. Bize yazmanız, sormanız yeterli. Ancak bu söylediklerimizin gerçek olduğuna inanır, ikna olursanız bir sorumluluk da yüklenmiş olacaksınız. Her şeyden önce vicdanen, adalet duygunuza karşı bir sorumluluktur bu. Kendinize karşı duyduğunuz ya da duyulmasını istediğiniz saygının zedelenmemesi için bu sorumluluğu yerine getirmelisiniz. 'Bana ne' dediğinizde bilin ki, en basta insanlığınızdan bir şeyler kaybetmiş olacaksınız. Biliyoruz, belki ağır bir itham oldu ama ne yazık ki böyle olacaktır. Düşünün Ve unutmayın, 20 Ekim 2000'de F tipleri ve tecrite karşı başlatılan ölüm orucunda şimdiye kadar 123 insan öldü. 600'den fazla insan sakat kaldı. Belki ilk defa duydunuz, belki de görmek, duymak istemediğiniz bu gerçekle bir kez daha karsılaşmış oldunuz bu satırlarla.

Sonuç olarak istesek de istemesek de, bir direniş yöntemi olarak doğru ya da yanlış da bulsanız, ölümlerin yaşandığı bir GERÇEK'TİR. Ve bilirsiniz ki, kimse durduk yerde ölmez, ölemez. Tecrit denilen politikanın nasıl bir şey olduğunu anlamanız için hatırlatmak istedik bunu da.BU MEKTUBUMUZLA BIR ZINCIR OLUSTURMAK ISTIYORUZ. Tecrit denilen karanlık kuyuda boğulmak istenenleri boğdurmamak için uzatılan bir zincir olsun, bu zinciri oluşturmak için; Mektubumuzun fotokopilerini çekerek tanıdıklarınıza, eşinize dostunuza postalayabilirsiniz ; mektubumuzu internet ortamında dağıtabilirsiniz; sendikacıysanı z ya da bir dernekteyseniz panonuza asabilirsiniz; gazeteciyseniz kösenizde yer verebilirsiniz, haber yaptırabilirsiniz; ev kadınıysanız misafirlerinize okutabilirsiniz; esnafsanız işyerinize asabilirsiniz; milletvekiliyseniz meclis kürsüsünden okuyabilirsiniz; bu mektubu bir gazete ya da dergide okuduysanız küpürü kesip cüzdanınıza koyup yakınlarınıza okutabilirsiniz. Kısacası sözlü ya da bu haliyle yazılı olarak elden ele, kulaktan kulağa BIR ZINCIR OLUP ulaşmalı bu gerçekler.

İnsan düşüncesinin başka ve zorla yok edilmesine karşıysanız, işkenceye, haksızlıklara ve adaletsizliklere karşıysanız, insanın sadece mezarda yalnız kalabileceğine inanıyorsanız ve TECRIT denilen bu silahın bir gün size de yönelmesini istemiyorsanı z BU ZINCIRE BIR HALKA DA SIZ EKLEYIN! F tiplerinde tecritin kaldırıldığı, ölümlerin durdurulduğu günlerde görüşmek umuduyla hoşcakalın.

TEKİRDAĞ F TİPİ HAPISHANESİ'NDEN DEVRİMCI TUTSAKLAR

sanssızspermramazan
19-03-2009, 00:49
dilaver ;

daha bir hukuk diliyle bir şeyleri dile getirsen insanlığın işine yarayacak fakat bu haliyle sadece baş ağrıtıyor.

evet şimdi sana bir konu vereyim onu araştır bakalım, F tipi X tipinin ötesinde.

Türkiyede 01,01/2009 tarihinden itibaren 50,000 kişi KANUNSUZ CEZA yatıyor.Evet kanunsuz ceza 3167 ye 31/12/2008 tarihine getirilmesi gereken yasal düzenlemeler yapılmadığı için SUCUN UYGULAMA olanağı bittiği halde insanlar cezaevlerinden bırakılmıyor ve şuan Türkiyede DÜNYA ÜZERİNDE görülmeyen KANUNSUZ SUÇ olmaz ilkesi ilkesi ihlal ediliyor.

3167 ye getirilmesi gereken yasal düenlemeler Marka ve patent kanununada 31/12/2008 e kadar getirilmesi gerekiyorken , getririlmemesi sebebiyle Yargıtay 7.Ceza Marka-Patent sucundan 7.000 kişiye beraat verirken yargıtay 10.Ceza Dairesi kanunlarıda aşarak KANUNSUZ SUÇ uyguluyor.

Bu konuları işlemen bu topraklardaki insanlar için daha yararlılı olur. İdeolojik hukuk anlayışının insanlığa faydası yoktur.

BASKALTURK
19-03-2009, 04:27
Umraniye davasi dahilinde cezaevlerin de yatan kardeslerimize, bizler gereken her turlu destegimizi esirgemeden veriyoruz.Cezaevlerinde yedi ay boyunca iddianamesiz tutuklu sekilde hapsedilmis insanlarin oldugu baska dava goremezsiniz!

Iceridekilere sorsan hepsi masum!Evet suc hakimde!

esenlikle

unbe
19-03-2009, 14:56
cezaevinde yatanların bir çoğu suç işlediği için ve haklarındaki bu suç kesinleştiği için yatıyor
tabii ki bu tarzda tecrit edilmeleri insanlık açısından kötü
fakat bu tek kişilik hücre sadece türkiyede değil dünyanın birçok yerinde uygulanıyor
türkiyede belki koşullar daha ağır olabilir
ama sonuçta suçu sabit bu şahısların
olmayanlarıda olabilir belki aralarında
ama ümraniye davası ile karşılaştırılamaz
çünkü onların düzgün bir delilleri ve iddianameleri bile yok
türkiyede eğer birşeyleri düzeltmek isterseniz çalışıp insanlara tek tek anlatacaksınız
onları eğiteceksiniz
ondan sonra bu tipteki politikacıların siyaset yapmasını yasaklayacaksınız
hatta vekil sayısı her ile 2 tane şeklinde olsa daha iyi olur
neyse konuyu saptırmayayım
neticede insanlık dışı yapılan herşeyin karşısındayım
ama suçluda cezasını çekmelidir
adalet asla tek taraflı olmamalı
kim suç işlerse cezasını çekmelidir.

sanssızspermramazan
19-03-2009, 15:37
adalet asla tek taraflı olmamalı
kim suç işlerse cezasını çekmelidir.

peki ya kanunsuz ceza yatanlar...?????

sargon
19-03-2009, 16:42
Ben taleplerimizi kisaca tekrarlayayim:

1- Ergenekon Terör Orgütü davasindan yatanlar derhal serbest birakilmalidir.
2- Benzeri sekilde devlet, millet, vatan adina silah cekmis, adam öldürmüs, köy basmis, iskence yapmis olanlar da serbest birakilmalidir. Bunlar görev mecburiyetinden yapilmis eylemlerdir. Misal Hirant Dink suikasti, Malatya Katliami, Danistay baskini saniklari özgür kalmali.
3- F Tipleri aynen sürmelidir ama F Tipi düsünen liboslarin, insan haklarini falan diline dolamis emperyalist usaklarinin hepsi F tiplerine atilmalidir.
4- Idam cezasi tekrar getirilmelidir.
5- Bu devrimci mahkumlardan da uzun cezalari olanlar idam edilmeli ve cezaevlerinde biraz yer acilmalidir. Devletin parasi carcur oluyor.

elcihanaferin
20-03-2009, 00:19
Ben de işi öbür taraftan ele alayım. Ama hangi öbür taraftan? Eskiden bir “öteki” kavramı vardı. Ama bu kavram sağ olsun yandaş medyaya ve dincilere, öyle değişti ki; “ötekiler”in ötekiliği kalmadı sıradan oldular, her gün karşımızda ahkam kesip yeni fecaat, terör vs olayları ve mahşer senaryoları getirdikleri için kanıksanır hale geldiler. Eski “sıradanlar”sa artık “öteki” olarak adlandırılabilirler. Şimdi olan bu yeni ötekilere oluyor. Vur abalıya bir dönem geldi. Bu gözlemim sonrası yeni taleplerimiz bence şöyle olmalı:

1 - Her ne kadar mahkeme sonuçlanmadığından terör örgütü demek yasaklanmışsa da sevgili savcılarımızın taktığı ad ile Ergenekon terör örgütünün alt, yan ve üst şubelerine ulaşılmalı; bunların, yani Ötüken, Göktürk, Kocatepe vs terör örgütleri açığa çıkartılmalıdır. Ancak artık terör örgütü lafı halkımızca kanıksandığından bu örgütlere yeni sıfatlar bulunarak - örneğin fesat örgütü, kafatası örgütü, fosilci milliyetçiler örgütü, neo-muhafazakar mamutlar örgütü vs gibi - vaziyetin vahameti halkımıza idrak ettirilmelidir. Elbette bu yeni alt, üst ve yan şubelerin el-amanları derhal tutuklanarak içeri tıkılmalıdır. Bu bapta sevgili site üyelerimizin yardımlarını esirgemeyerek medyada iktidarı tenkit eden malum bakiye yazarları deşifre edeceklerine inancım tamdır.

2 - Ayrıca telekulak artık yetersiz kalmakta olduğundan ve bu hainlerin telefon, internet kullanmama ihtimali yüksek olduğundan, bu defa halkımızın kulağını açık tutarak devlet, millet, vatan adına konuşanları, milletvekili dokunulmazlığını kaldırılmasını isteyenleri, B2 tipi orman yasasına karşı çıkanları, hukukun üstünlüğünü savunanları, devlet ihale kanununun peşkeş çekme yasası olduğunu söyleyenleri, vs derhal bildirerek tutuklanmalarını temin etmeleri uygun olacaktır.

3 - Önceki mesajdaki öneriye katılıyorum Hrant Dink, Danıştay, Malatya Katliamı sanıklarının serbest kalması sağlanmalı, aksini savunanlar içeri tıkılmalıdır..

4 - Bu bapta ceza ve tutukevleri çok dolacağından şeriat, avanta, dolandırıcılık, hisse satışı bahanesiyle organize para toplayıp iç etme vs sanıkları da serbest kalmalı veya tutuksuz yargılanmalıdır. Ancak emniyet görevlilerinin aşırı yüklenmesini önlemek amacıyla bunların yurt dışına çıkışlarının engellenmesi gereksiz olacaktır. Hatta bunlardan hacca gideceklerin bir defaya mahsus olmak üzere suçlarının affı için yasa çıkartılmalıdır. Eğer yine de yer yoksa bu defa Karadeniz kıyısında - DP’nin zamanında teşebbüs ettiği gibi - toplama kampları kurulmalıdır.

5 - Sürekli insan haklarını kolladığını varsayan ve bütün dünya - bu son krizde de görüldüğü gibi - devletçiliğe giderek neredeyse sosyalistçe tedbirler alırken hala küreselliği ve açık ekonomiyi savunan pek sevgili liboşlarımız ayrıca takdir edilmeli ve sağlık, refah açısından hiçbir zorluğa maruz kalmamaları için tutukevlerine danışman, ataşman, rantiye olarak atanmaları ve arda sırada yurt dışında - mesela İsviçre’de, Fransa ve İngiltere’de (Amerika çok sivri kaçacak) - revizyondan (özür - istirahatten) geçmeleri sağlanmalıdır.

6 - Önceki mesajın devrimci maddesine de katılmak isterdim ama artık devrimci kaldığını sanmıyorum. Bundan cezası devam edenlerin ise derhal salınıvermeleri gerektir. Zira artık onların “1984” kitabındaki gibi kimlik değişimi tamamlanmıştır.

Ki-Adi
20-03-2009, 00:58
Sevgili Dilaver bu ülkede hiç bir şekilde adalet olmadıktan sonra f tipi olmuş z tipi ceza evi olmuş ne farkeder. Eğer adelet olsaydı bu ülkede suçu olmayan insanlar hapishaneler olmazlardı yada hapishanedekilere öyle davranılamazdı. Bu ülkeyi ileri götürecek 2 şey vardır eğitim ve adalet. Ne yazıkki ülkemizde bu ikiside sadece kitaplarda geçmektedir.

BASKALTURK
20-03-2009, 04:21
Ben taleplerimizi kisaca tekrarlayayim:

1- Ergenekon Terör Orgütü davasindan yatanlar derhal serbest birakilmalidir.
2- Benzeri sekilde devlet, millet, vatan adina silah cekmis, adam öldürmüs, köy basmis, iskence yapmis olanlar da serbest birakilmalidir. Bunlar görev mecburiyetinden yapilmis eylemlerdir. Misal Hirant Dink suikasti, Malatya Katliami, Danistay baskini saniklari özgür kalmali.
3- F Tipleri aynen sürmelidir ama F Tipi düsünen liboslarin, insan haklarini falan diline dolamis emperyalist usaklarinin hepsi F tiplerine atilmalidir.
4- Idam cezasi tekrar getirilmelidir.
5- Bu devrimci mahkumlardan da uzun cezalari olanlar idam edilmeli ve cezaevlerinde biraz yer acilmalidir. Devletin parasi carcur oluyor.


Ergenekon isimli bir orgut yoktur ki siz birde teror diyerek guzelce akp'nin agzi ile suslemissiniz.Ulkede yesil hukumet sizlerin akillarina dahi girdiyse, halimize acimaktan baska bize is dusmez.Yazik!

isteklere birseyler ekleyeyim dedim,

1.Imam hatipler hemen kapatilsin

2.kuran kurslari hemen kapatilsin

3.Devletin bekasi icin iceride bulunanlar serbest birakilsin :)

unbe
20-03-2009, 10:51
Sevgili Dilaver bu ülkede hiç bir şekilde adalet olmadıktan sonra f tipi olmuş z tipi ceza evi olmuş ne farkeder. Eğer adelet olsaydı bu ülkede suçu olmayan insanlar hapishaneler olmazlardı yada hapishanedekilere öyle davranılamazdı. Bu ülkeyi ileri götürecek 2 şey vardır eğitim ve adalet. Ne yazıkki ülkemizde bu ikiside sadece kitaplarda geçmektedir.

Ki-Adiye aynen katılıyorum
ilk iletimdede bunu anlatmaya çalıştım
eğitim düzenlendikten sonra kimse milletin cahilliğini kullanarak bu tarz olaylara girişemeyecektir
ayrıca belirtmek istediğim diğer husus suçlu olan suçu sabit ve kesinleşmiş olanlar cezalarını çekmelidir
yoksa malatya hırant dink ve danıştay katliamını yapanları kastetmedim ki ben zaten onları yeterince kınıyorum
her nedense bazı arkadaşlar tam okumadan ya da ne demek istediğimi anlamaya zahmet etmeden yazıyorlar
öncelikle düzgün ve anlayarak okuyun değerli arkadaşlar
ve olaylara biraz geniş bakın
at gözlüğünüzü çıkarın.

Neva
19-10-2012, 23:03
Guncelleme.