PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Muhammed Mustafa'nın mal varlığı (Mutezile)


frodo
09-04-2009, 14:54
Bir başka başlıkta kısır bir tartışma sürdürülüyor. Anlaşılan o ki inanır arkadaşlarımız islam peygamberinin "fakru zaruret" içerisinde öldüğünü düşünüyor.

Karşı argüman ise bunun tam aksi yönünde. Aşağıdaki yazı sevgili mutezile'ye ait. Daha derli toplu bir tartışma sürdürülmesi amacıyla:

Evinde 2-3 ay aş için ateş yanmadığı; bu evde su ve hurmadan başka yiyecek bulunmadığı yolunda patetik hadisler nakledilmiştir. Bu hadislerin Buhari'de yer alma konusu başka bir tartışma konusudur, çok da uzun sürer.

Başka hakikatlere bakalım-bırakalım tenakuz olarak kalsın-:

*Çok zengin bir kadın olan Hatice'den miras kalanlar
*Ebubekir'in sağladığı mallar
*Medinelilerin sağladığı mallar
*Düşünülemeyecek kadar çok ganimetler: Medine yakınlarındaki Hurmalıklar; Hayber Hurmalıkları; Fedek Hurmalıkları bkz:( Sahih-i Buhari tecrid: 1288 nolu hadis ve Kamil Mirasın açıklamaları)
*Humus (savaş ganimetinin beşte bir payı)
*Ayetnip (Bazı savaş ganimetlerin tümü. Örnek: Nadiroğullarından Fedek Halkından elde edilen ganimet böyle olmuştur. F.Razi: 29/284; Kurtubi 18/19 )
*Ayetnip hakkında nüzul olan HAŞR SURESİ 6.AYET:6 - Allah'ın, onlardan peygamberine verdiği ganimetlere gelince siz onun üzerine ne at, ne de deve sürmediniz. Fakat Allah peygamberini, dilediği kimselerin üzerine salar. Allah her şeye kadirdir.

Haşr Suresi 6. ayetin Tefsiri: Elde edilmesinde zorluk olmayan ganimete de fey' adı verilmiştir. Şer'an da fey', kâfirlerin mallarından müslümanlara dönen ganimet ve haraç gibi gelirler demektir. Denilmiştir ki ganimet, harb esnasında kâfirlerden üstünlük ve galibiyyetle alınan şeylerdir. Hükmü, Enfâl Sûresi'nde geçen "Bilin ki, ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri Allah'a, Resulüne..." (Enfâl, 8/41) âyeti gereğince beşte birdir. Fey' ise harp bittikten ve feth edilen yer Dar-ı İslâm olduktan sonra onlardan alınan mallardır. Hükmü, beşe bölünmeksizin hepsi müslümanların menfaatlarına uygun olan yönlere sarf edilir." âyette geçen zamirinden maksat, yurtlarından sürülen kâfirler, yani Benî Nadir'dir. Onlardan Resulullah (s.a.v)'a ganimet olarak verilenler de, bırakmış oldukları taşınır ve taşınmaz malların ganimet olmak üzere Resulullah'ın eline verilmesi ve tasarrufuna geçirilmesi demektir.

SÜNNETE BAKALIM: Nadir Oğulları'nın malları, elde edilmesinde fazla zorluk çekilmeyen ganimet kabilinden bir fey' olarak kalmıştı. Sahâbîler bunun, Bedir'de olduğu gibi Enfâl Sûresi'de bulunan âyetlerin hükmü gereğince beşe bölünerek kalanın taksim edileceğini sanmışlardı. İşte bu âyetle bunun bilhassa Resulullah'a aid bir fey' olduğu beyan edilerek buyuruluyor ki, Allah'ın yurtlarından çıkarmakla perişan ettiği o kâfirlerden fey' olarak Resulü'ne iâde buyurduğu mala gelince siz ona ne at oynattınız ne de deve.

HADİSE BAKALIM TEKRAR: Buharî, Müslim Tirmizî, Nesaî ve diğer kaynaklarda rivayet edildiğine göre, Hz.Ömer demiştir ki, "Nadir Oğulları'nın malları, Allah Teâlâ'nın, Resulü'ne ganimet olarak verdiği, elde edilmesi hususunda müslümanların ne at ne de deve sürmediği ganimet malı idi ve Resulullah'a mahsustu. Hz.Peyamber bu maldan ehlinin bir senelik nafakasını ayırdı, kalanını silah ve hayvanat ile Allah yolunda hazırlanmak için sarfetti. Nadir Oğulları'na karşı yapılan kıtal da ehemmiyetsizdir." (sÜNNET VE hADİS DIŞINDA yukarıdaki Ayet tefsiri Elmalılı Hamdi Yazırdan alıntılandı)

* "De ki, ganimetler Allah ve Peygambere aittir. (Enfal, 8/1),
* Muhammedin şahsi zengiliğinin DİĞER işaretleri: 60'tan fazla kölesi, 20 cariyesi; Karılarından Ayşe'nin bir andını bozması üzerine KENDİSİNE AİT OLANLARDAN 40 köle birden AZAD etmesi (Buhari; tecrid hadis no: 699 ve devamına dair kamil Miras'ın İzahı)
* Veda Haccı öncesinde kendi hazinesinden 100 deve kuban kestiren, hatta bir kısmını da kendi kesen; bir kısmını da damadı Ali'ye kestirEBİLECEK bir dünyalığa
sahip olması (Buhari ve Müslim'de Kitabu'l-hac'ca bkz).
* Rukye: Nefes etme ve okuma sonucu Teda vi ettiği-yani E't-Tıbbün-nebevi'yi uyguladığı vakalarla doludur Kütub-u Sitte. Her defasında Rukye adı altında ücret aldığın: koyun sürüleri, kurutulmuş, yoğurt, et artık 'Şifa bulan'ın gönlünden ne koparsa, gücü ne kadarsa ÜCRET almıştır Muhammed (s.a.v). Uhruc duası ile (''Uhruc adevullah, ene resullullah!'') diyerek Cin çıkaran da bu Muhammed Mustafa'dır.
* El-Müellefetül Kulüb ve ganimetlerin büyüklüğüne örnek:
Hevazin-Huneyn savaşında ganimet olarak elde edilenler Buhari'nin e's-Sahih'inde sayılıp dökülür: 6 bin kadın; 24 bin deve; 40 bin davar; 4 bin okiyye gümüş. Taberi ve Ceziri'ye göre düpedüz RÜŞVET VEREREK kabilenin ileri gelenlerinin Kalplerine İslama Isındıran (Yaşar Nuri terminolojisi ile) da bu Zat. EbuSüfyan'dan-Hars oğlu Ala'ya kadar 15 kişilik putataparlara İslama gelsinler diye 100'ER (YÜZ'ER) deve verende O. Kurana El-Müellefetül Kulüb diye de girmiş bu olay.

Sahihi Buhari'de ve İbni İshak'da Cabir b. Abdullah rivayetine göre şunları okuyoruz:

''Benden evvel hiç kimseye (diğer nebilere) verilmedik beş şey, hep birden bana verilmiştir:
1-) Düşmanın kalbine korku salmak
2-) Yeryüzü bana namazgah kılındı
3-) Cihad yolu ile bana ganimet helal edildi (''Ganaim bana helal edildi'' Halbuki benden evvelki Nebilere helal değildi)
4-) Bana Şafaahat verildi
5-) Bütün kavimlerin peygamberi sayılmak (''Benden evvel her nebi hassaten kendi kavmine ba's olunurken; ben umum-ı nasa ba's olundum'') Buhari c.II s. 223

* Enfal suresi: 1 - Sana ganimetlerin bölüştürülmesini soruyorlar. De ki, ganimetlerin taksimi Allah'a ve Resulüne aittir. Onun için siz gerçekten mümin kimseler iseniz Allah'tan korkun da biribirinizle aranızı düzeltin. Allah'a ve Resulü'ne itaat edin. (Elmalılı Meali)

* De ki; enfâl (ganimet), Allah ve Resulünündür. Yani enfâl hakkında hüküm vermek Allah'a ve Resul'e mahsustur. Bunda kimsenin oyu ve onayı yoktur. Allah nasıl emrederse Resul de onu öylece tebliğ ve icra eder (Elmalılı Tefsiri)

* Enfal suresi: 41- Şunu da biliniz ki, ganimet olarak aldığınız her hangi bir şeyden beşte biri mutlaka Allah içindir. O da peygambere ve ona yakınlığı olanlara, yetimlere, miskinlere ve yolda kalmışlara aittir. Eğer siz Allah'a iman etmiş, hak ile batılın ayrıldığı o gün, iki ordunun karşı karşıya geldiği o (Bedir) günü kulumuza indirdiğimiz âyetlere iman getirmiş iseniz bunu böyle biliniz. Ve biliniz ki, Allah, herşeye kâdirdir. (Elmalılı Meali)

Kendi payından 1/5'den fakir fukara & garip gurebayı doyurmakla mükellef iken Seyyid-i Kainat genellikle bunları kendisine ve aile efradına sarfederdi:

Örnek 1-) Hayber fetinden sonra hayber arazisinden çıkan bütün meyve, hububat cinsi ürünlerin önemli bir kısmını (Öksüz, yoksul, fakir ve gariplere d e ğ i l) Hane-i saadetine -kadınlarına kullanımlık- için göndertmiştir. Buhari: e's-Sahihlerden Abdullah İbn Ömer rivayetidir C VII Hadis no: 1052

Örnek 2-) Beni Nazır yahudilerindenele geçirdiği malları kendi ailesinin geçimine ayırmıştır. Sahih-i Buhari Cilt VII. S 332.

* Cihad etmeden (at sürmeden) ele geçirilen ganimetleri HİÇ PAYLAŞMAZDI:

Haşr suresi: 6 - Allah'ın, onlardan peygamberine verdiği ganimetlere gelince siz onun üzerine ne at, ne de deve sürmediniz. Fakat Allah peygamberini, dilediği kimselerin üzerine salar. Allah her şeye kadirdir. (Meali)
Haşr 6:. Buharî, Müslim Tirmizî, Nesaî ve diğer kaynaklarda rivayet edildiğine göre, Hz.Ömer demiştir ki, "Nadir Oğulları'nın malları, Allah Teâlâ'nın, Resulü'ne ganimet olarak verdiği, elde edilmesi hususunda müslümanların ne at ne de deve sürmediği ganimet malı idi ve Resulullah'a mahsustu. Hz.Peyamber bu maldan ehlinin bir senelik nafakasını ayırdı, kalanını silah ve hayvanat ile Allah yolunda hazırlanmak için sarfetti." (Alusi Tefsiri)

* Savaşa katılmış olan k a d ı n l a r a ganimetten (Ganaim) pay ayrılmaz (!). Bu konuda kadınlara hak tanınmamıştır. Buna karşılık savaşa katılan a t l a r a hak tanınmıştır.
Örnek: Abdullah İbn-i Ömerden rivayetine göre Muhammed ganimet alınan mallardan her bir süvariye bir ''sehm'' (pay); ve süvarinin sahip bulunduğu ''AT'' için ise 2 ''sehm'' (pay) ayrılmasını öngörmüştür; böylece süvarilere 3 pay üzere ''nasib'' kılınmalarını sağlamıştır. Sahih-i Buhari Hadis no: 1635. C: X.

* Bu ganimet konusu çok hassas bir mevzuudur: Bu ''Ganimet Siyaseti'' İslama taraftar ve saha kazandırmak açısından son derece yararlı olmuştur. Muhammed taraftarları Çete saldırıları, baskın, Mukatele ve Kıyımda meşruiyet ve ç ı k a r görerek kılıç sallamışlardır.

* Ganimet derken tam olarak ne kastediliyor ve bu savaş ve Kıyımlar sonunda üleştirilen nedir. Bakalım neymiş:

* Köle (Kadın ve çocuklar)
* Cariye
* Hurmalıklar, verimli-verimsiz bütün topraklar
* Deve, at, koyun, kuzu ve her türlü davar
* Gümüş - altın - gibi tüm mücevheratlar
* Ele geçirilen silahlar

* ''Hicri 3. yılda Muhayrık adındaki Sahabisi Muhammede vasiyet yoluyla 7 (y e d i ) Hurma bahçesi bağışlar'' (Muhammed Hamidullah; İslam peyga
mberi) Bunları beyt-ül Mal'e (devlet bütçesine katıp fakir fukara-garip gurebayı doyuracak yerde, Kullanımı hane-i saadetine devretmiştir. Kadınları ve ev ahalisi ve kendisi bundan sebeplenmiştir.

* Mealen bu yazılanlara Hilafen rivayet edilmiş Hadislerden Örnekler:

1-) ''Peygamber öldüğünde, zırhı, bir yahudi'de 30 dirhem karşılığında rehin imiş'' Sahih-i Buhari
2-) ''Biz peygamber karılarının evinde 2-3 ay bazen geçerdi de evde ateş yanmaz, sıcak aş pişmez idi. '' E's-Sahihlerde Hz Ayşe'den rivayet edeilir.
3-) ''İki kara nesne ile yaşıyorduk: Hurma ve su. Peygamberin Medineli komşuları vardı bunların sağılan koyunları vardı. Sağdıkları koyun sütünden Nebiiye armağan gönderirlerdi. Peygamber bize de içirirdi.
(Buhariden yine Hz Aişe rivayet eder).

Bunları okuyan, işitenler ağlarlar camilerde. Veda Haccında 100 deve kişisel servetinden kestiren; Bayramlarda 2şer koç kestiren bir Nebii nerede ise yarı aç-yarı tok yaşar ve karnına ''açlıktan taş basarmış''...

* E's-Sahihlerden (Buhari hadislerinden) son çarpıcı bir örnek:
''Adamın biri peygambere gelip istekte, yardım talebinde bulunuyor. Peygamberde o kişiye ''iki dağın'' arasını dolduracak kadar çok koyun verdi.'

Bu bonkörlüğün sebebi: 'ganaim'. Haydan gelen (mal-mülk); Huy'a gider

mep
09-04-2009, 15:20
Frodo abim..
bu başlığı açmışsın çok ta iyi olmuş..
mutezile abiminde emeğine sağlık bi güzel saymış dökmüş fakat...
öbür başlıktada gördüğünüz gibi ben hakdoğan abime son haccında 100 deve
kesmişti diyorum o aynı kaynaklarda öldüğünde "zırhı rehindeydi"
yazıyo diye bana fırça atıyo.."ya bu işte bi sakatlık var,bu kadar
çelişik şey aynı kaynakta bangır bangır bağırıyo,ben hala zırh edebiyatı
yapıyom" diye düşünemiyorda.buldu ufacık çocuğu bağırıyo bana ya..

azınlık
09-04-2009, 15:27
Frodo selam,

Tartışmayı buraya taşıdığın iyi olmuş.

Öne sürülenlerden bir tanesi Muhammed'in tüm varlığının Beytül Mal'a yani İslam Devleti hazinesine ait olduğudur. Peki bu durum Muhammed'in bu varlıktan yararlanmasını engeller mi? Sanıyorum engellemez.

Muhammed'in mütevazi bir hayat yaşadığı kesindir ancak "zırhını rehin bırakacak" kadar fakr-u zaruret içinde olmadığı da kesin. Bunu nereden çıkartabiliriz? Aslında basit: rehin verdiği iddia edilen nedir? Zırh. Demek bu rivayetin gerçekleşmesi müslümanların elde kılıç savaşmaya başladığı İslam'ın palazlanma dönemine; yani çevre kabilelere saldırdığı, ve yendiklerinin mallarını talan edip onları haraca bağladığı döneme rastlıyor. Bu şartlar altında Muhammed'in, zırhını yiyecek almak için rehin verecek durumda olduğu iddiası tamamen uydurmaca olmalı.

İşin ötesinde, Muhammed öldüğünde 9 karısı vardı. Kur'an'a göre bir kadından fazlasıyla evlenmek ancak onun geçimini sağlayabilecek kadar zenginlik ile mümkündür. Eğer Muhammed zırhını yiyecek için rehin vermek zorunda kaldıysa açıktır ki 9 kadına bakacak parası yoktur, yani bakamayacağı 9 kadın alarak Allah'ın sözünün dışına çıkmıştır; veya Muhammed'in fakirliği bir "madur edebiyatı" örneğidir.

Benim mantığım böyle söylüyor, ama tabi ki yanılıyor olabilirim.

A.

K.C.
09-04-2009, 16:11
Fasil : FERAİZ BÖLÜMÜ
Konu : Resulullah (sav) Ve Geride bıraktıklarının Mirası
Ravi : Aişe
Hadis : Resulullah (sav)`ın hanımları, Resulullah vefat ettiği zaman Hz. Osman`ı, Hz. Ebu Bekr (ra)`e gönderip miras hisselerini talep ettirmek istediler. O zaman ben onlara: "Resulullah (sav): "Bize varis olunmaz, bıraktığımız sadakadır!" demedi mi (nasıl miras talep edebilirsiniz?" dedim (ve onları, bu niyetten vazgeçirdim).
HadisNo : 4750

Miras olarak Rehindeki zırhın paylaştırılmasını istemiyorlardı herhalde.

frodo
09-04-2009, 20:36
Bu başlığın daha doğrusu kaldırmak zorunda kaldığım bir mesajın bana hatırlattığı bir kaç şeyi paylaşmak istiyorum.

Forumlara yazarken elbette karşı argümanlara sahip forumdaşlarımızla tartışıyoruz. Ama amacımız tartıştığımız kişiyi ikna etmek değildir. Esas almamız gereken şey siteyi ziyaret eden sessiz çoğunluğa ezberletilmiş, inançla, imanla nakşedilmiş düşüncelerinin hiç de belledikleri kadar "tartışmasız gerçekler" olmadığını hatırlatmaktır.

Mutezile
09-04-2009, 21:06
''ALINTI: -------------------

Fasil : FERAİZ BÖLÜMÜ
Konu : Resulullah (sav) Ve Geride bıraktıklarının Mirası
Ravi : Aişe
Hadis : Resulullah (sav)`ın hanımları, Resulullah vefat ettiği zaman Hz. Osman`ı, Hz. Ebu Bekr (ra)`e gönderip miras hisselerini talep ettirmek istediler. O zaman ben onlara: "Resulullah (sav): "Bize varis olunmaz, bıraktığımız sadakadır!" demedi mi (nasıl miras talep edebilirsiniz?" dedim (ve onları, bu niyetten vazgeçirdim).
HadisNo : 4750 -----------------ALİINTI

Bu hadiste bir minik defo var. Konuyu çok farklı kaynaklardan taradığım için -belki haddimi aşarak- düzeltme teşebbüsünde bulunuyorum:

Sağlam Ravi zincirinden, Tabiiun'a dek izlenen aktarımdan okuduğum (ki Yaşar Nuri bir kitabını sırf bu bahse ayırmıştır - bu adamı referans olarak verirken içim rahat değil, ama bu konuda araştırması sağlam - kitabınIN adı da: ''Fatıma-tüz Zehra'') Muhammedin kızı Fatma (Ali'nin zevcesi) Ömer'den (miras hissesi değil) FEDEK hurmalıklarını talep eder, babasından kaldığını öne sürerek. Ve Ömer tarafından tersyüz edilir.

Fedek hurmalıklarının o çorak arazide altın değerinde olduğunu, Muhammed Hamidullah'ta ve diğer Siyer kaynaklarında okuyabiliyoruz.

Son tahlilde K.C. adlı arkadaşla aynı şeyi söylemiş olduk.

ozgur_beyin
12-06-2009, 20:57
güncelleme

Mutezile
17-06-2009, 19:46
Keci adlı sevgili üyemizin naif, samimi yorumunu okuyunca -aşağıda alıntılayacağım- bu bahsi yeniden açma ihtiyacı hissettim.

Sevgili Keci; lütfen dikkatle göz gezdir. Az kaynak taranmamıştır bu topic için.

Keci'den:

Birde islam dininde bunun için ortaya konulmuş kavramlar vardır. işte işin insani boyutu burada ortaya çıkar. Bu kavramlar "gönül rızası", "kul hakkı", "helal lokma" vb. dir. İşin insani boyutu bu şekilde çözülünce sizin sorun diye gördüğünüz meseleler hallolmuş olur.

İslam dininde ganaim, fütuhat, ayetnip, rukye gibi konular ön planda ve belirleyicidir. Fakirlere sadaka kafidir, sevgili dost.

sargon
17-06-2009, 23:41
sevgili Mutezile'nin bu calismasina ben de Arif Tekin'in Kuran'in Kökeni adli kitabindan bir bölüm aktararak katkida bulunmaya calisayim. Muhammed'in bayagi bir serveti olacak tabii, ganimetin beste biri geliyor ve diledigi gibi kullanma hakkina sahip. O kadar cok ganimet elde ediliyor ki, cevresindeki insanlar da korkunc sekilde zenginlesiyorlar. Söyle diyor:
Simdi de Muhammed'in cervesindeki insanlarin ganimet sayesinde elde ettikleri servetten bir iki örnek vermek istiyoruz:

a) Hz. Osman öldügünde ondan 150 bin dinar altin veraset kalmisti (yaklasik 4.5 ton altin)

b) Zübeyr bin Avam öldügünde, ondan 400 bin dinar altin miras kalmisti ki, yaklasik 12 ton tutardi. Ayrica onun bin köle ve cariyesi ile bin kisragi vardi. Zübeyr'in ayrica Basra. Misir, Köüe ve Iskenderiye'de dört tane villasi vardi.

c) Talha bin Ubeydullah'in Irak'taki günlük geliri ise, 1000 dinari geciyordu; yaklasik 30 kg altin ederdi. Talha'nin ayrica Kufe'de bir villasi ve Medine'de de o günkü kosullara göre cok mükemmel bir apartmani vardi.

d) Sad bin Ebi Vakkas'in ise, Medine'nin Akik mevkiinde kalin ve yüksek duvarli, genis bahceli bir konagi vardi; onun üst kismi balkonlarla süslenmisti.

e) Abdurrahman bin Avf'in bin atiyla bin devesi ve on bin koyunu vardi. Öldügü zaman onun serveti 84 bin dinardi ki, yaklasik 2.5 ton tutardi.

f) Kuran'i hazirlayan komisyonun baskani Zeyd bin Sabit öldügündeyse, ondan öylesine altin ve gümüs kalmisti ki, varisleri, o külce altinlari keserle kirmak zorunda kalmislardi. Ayrica ondan kalan ciftliklerle malinin degeri, yüz bin dinari geciyordu (yaklasik 3 ton tutardi) (Kuran'in Kökeni, Arif Tekin, sayfa 256)Etrafindakiler bile bu kadar servet sahibi olduklarina göre Muhammed'in servetini cok görmemek gerekiyor.

Mutezile
17-06-2009, 23:56
Sargon önemli bir noktanın altını çizmiş oldu. Hanımlardan Ayşe'nin de bir defada 30 köle birden azat ettiğini( bir arzusunun yerine gelmesi üzerine, adak olarak) kaynaklarda okuyoruz.

Zırhının rehin olması, açlıktan karnına taş basması, evinde bazen günlerce sıcak aş pişmemesi.. bu vb metaforlarla başta F. Gülen ve emsal vaizler cemaate patetik resimler çizerek, acındırarak cumaları gözyaşı döktürmüştür.

Ardında gelsin İhlas, kombassan, Işık evleri, Milli görüş teşkilatı ve her türlü dalavere..

hakdogan
18-06-2009, 00:01
Ne iddia ettiğinizi bir net ortaya koyun da ona göre layık olduğunuz cevapla sizi yüzleştirelim.

Efendiler Efendisi'ne (S.A.V) attığınız iftira "mal istifleyen, para düşkünü bir muhteris idi" mi?

Yoksa O'nun "Sahabileri arasında mal/servet açısından üst tabakada yer aldığı" nı mı iddia ediyorsunuz?

"Zırhı Rehinde vefat ettiği" gerçeğini inkar mı etmek istiyorsunuz?

Meramınız, derdiniz nedir?

Net olun net...

Chechen
18-06-2009, 00:04
sizi gidi komikler sizi... ben bir müslüman olarak bunu tartışmam bile, bizi bizden iyi bilenlere bak.
siz inançsız mısnız islam düşmanı mı onu söyleyin? inançsızsanız niye sadece islamı karalama hevesindesiniz? islam düşmanıysanız size bu konuda mahal bile vermemeli ve bu konuyu tattışmamalı inanlar çünkü bunlar gerçekten koooommmiiikkkkk. malda mülkte gözünüz çok o yüzden herkes oyle sanıyorsunuz. burada bu konu hakkında konuşacak her inana sesleniyorum. kesinlikle ama kesinlikle bu konuda tartışmayın arkadaşlar. çünkü kabul görmüş tüm islam kaynakları peygam ber ve çevresinin malını mülkünü nerede ve nasıl kullandığını açık açık söylüyor. tarih bunu yabancı kaynaklarda bile yeterince kayıt altına almıştır.
utanmasalar ganimette almayın diyecekler bunlar. :)
savaştan kaçanlara seslenerek: heeyyyy! mallarınız burada kaldı onları alıp oyle kaçınnnnn. niye boyle yapmadınız diye suçlayacaklar. :)

sargon
18-06-2009, 00:22
Hayir Hakdogan, amacimiz iftira atmak degil, Muhammedin mal istifleyen para düskünü biri oldugunu göstermek de degil. Böyle birsey oldugunu sanmiyorum. Sadece Muhammed'in yoksulluk icinde öldügü seklinde anlatilanlarin uydurma oldugunu göstermeye calisiyoruz. Cünkü siyer kitaplari ve sayisiz hadise uymayan seyler. Bak baska örnekler vereyim.

1) Muhammed zamaninda sadece Müreysi baskininda 2000 deve ile 5000 koyun ele geciriliyor (Vakidi, Megazim 1/411)

2) Ibn-i Omer, "Muhammed bizi Necd bölgesine baskina yolladi; ele gecirdigimiz develerden her birimize 12'ser deve düstü; ayrica her birimize birer deve daha verdi" diyor.

3) Yine Muhammed zamaninda Taif seferinde 6000 esir, 24.000 deve, 40.000'den fazla koyun ve 4.000 ukkiye de gümüs para ele gecirilmisti (Halebi, Insanü'l Uyun, 3/122)

4) Muhammed, Sucaa bin Veheb baskanliginda 24 kisilik bir grubu, Amrogullarina baskina gönderiyor, her birine elde ettikleri develerden 15'er tane düsüyor. (Taberi, Milletler ve Hükümdarlar Tarihi, MEB tercemesi, 5/631) Ayrica 16 kisilik bir grup, baskinda 196 deve ile 14 tane de kadin ele geciriyorlar

5) Bir defasinda Zeyd bin Harise baskanliginda bir müfreze grubu, Muhammed'in emriyle bir baskin düzenliyor ve bu baskinda 1000 deve ile 5000 koyun ele geciriliyor. (Ornegin, Vakidi, Megazi, 2/558)

6) Hz. Ayse bir defasinda "Abdullah bin Zubeyr ile konusmayacagim" diye yemin iciyor; bir gün gelir onunla konusur ve yemin kefareti olarak da tam 40 köle azat eder. (Buhari, Edep, 62.bap) Peki Ayse'nin geliri olmasaydi bu köleleri azat edebilir miydi? (Arif Tekin, Kuran'in Kökeni, sayfa 257)

Muhammed'in sagliginda yaptirdigi 100'e yakin gazze ve seriyye var. Bu kadar baskin ve savastan elde edilen ganimet de oldukca yüklü olmali. Bir listesi ve bazi detaylar icin suraya bakabilirsin.

http://sargon.blogcu.com/Muhammedin_savaslari/

hakdogan
18-06-2009, 14:41
@sargon, bunlar ne yaman çelişkiler!

Hem "mal istifleyen para düskünü" olmadığını kabul edeceksin, hemde böyle bir başıkla dezenformasyon değirmenine su taşıyacaksın.

Ne iş?

Allah'ın Resulü'nün (S.A.V) yaşam/geçim standardı, tebliğde bulunduğu topluluk içinde en alt seviyede olanların standardı, kimi zaman onların da altında bir standarttı.

Bunu, çeşitli savaş ve seriyyelerden elde edilen ganimetlerin envanterini veren kaynaklarımız söylüyor.

Yani?

Yani yukarda söylediğim gerçeği gölgelemek için kullanmaya çalıştığınız verileri aldığınız kaynaklar.

Yahu bu ne yaman çelişki?

Hz. Peygamber'in (S.A.V) çeşitli zamanlarda ganimet ve fey'den kendisine düşenleri de, evinde dağıtılmadan kalan tek bir altın kaldığında gece uyuyamadığını da, günlerce ocağında aş pişmediğini de, karnına taş bağlayarak çokça gezmişliğini de, vefatında zırhının rehinde olduğunu da söyleyen aynı kaynaklar iken, sizler bunlardan sadece, Peygamber ve Devlet Başkanı olarak uhdesine tevdi edilen hisselere (ki ganimet ve fey mallarının, Peygamber ve Devlet Başkanı olan Hz. Muhammed Mustafa'nın (S.A.V) kontrolünde olmasından daha doğal ne olabilir?) "zoom" yapıp, diğer alanlara aklınızca "karartma" uygulamaya kalkıyorsunuz.

Sizin varsa bir iddianız, bunun konusu, son derece doğal olan ganimet ve fey mallarının, Peygamber ve Devlet Başkanı olan Hz. Muhammed Mustafa'nın (S.A.V) kontrolünde olması değil, bu mallar üzerinde O'nun tasarrufunda varsa!!! bir yanlışlığa dair olmalı.

Var mı verebileceğiniz bir örnek?

O, Mekke'nin fethi sonrası, yani müşrikler karşısında mutlak bir zafer elde ettiken, karşısında el pençe divan durulup "acaba kendisine yaptıklarımızdan sonra bize ne tür cezalar verecek?" diye beklenirken onlara "Bugün size kınama yok... Allah sizi bağışlasın, gidin, hepiniz serbestsiniz!" deyip, sonra yine Medine'ye, o iki odalı evine dönen, hasır üzerinde uyumaya devam eden değil mi?

Evet...

İslam'a Fransızlardan daha Fransız olduğunuzu bu denli afişe eden sizler, bir an durup "söz ettiğimiz sahalarda hakikatin ne olduğunu bilen biri çıkar, suratımızı kızartır" diye düşünmelisiniz.

Misalen şu sözlerdeki cehalete bakınız :

[quote=frodo;165324]
* Cihad etmeden (at sürmeden) ele geçirilen ganimetleri HİÇ PAYLAŞMAZDI:

Ganimet ile Fey arasındaki farkı, her şeyden önce kelimelerdeki etimolojik göndermeleri dahi bilmeden, ya da bilerek (maksat çarpıtma ya) oluşturulmaya çalışılan intiba da iyi niyet aranabilir mi?

Bunlar İki Cihan Güneşine (S.A.V) zarar verebilir mi?

Elbette veremez.

Zira dostu da düşmanıda O'nun Dünyevi/Maddi beklentileri olmadığını, her daim de önüne çıkan fırsatları elinin tersi ile ittiğini bilip, teslim etmiştir.

Fey konusunda cehalet giderici bilgi :


"Fey' de lugatte, rücû yani dönmek, çevrilmek ve dönen gölge mânâlarına mastar ve isimdir. Rağıb der ki; 'Fey' ve fie, övülmüş hâle dönmektir.' Nitekim 'Allah'ın buyruğuna dönünceye kadar.' (Hucurât, 49/9) âyetinde de aynı anlam vardır. 'Gölge döndü.' ifadesi de bundandır. Gölgeye de ancak döndüğü zaman 'fey' denilir. Elde edilmesinde zorluk olmayan ganimete de fey' adı verilmiştir. Şer'an da fey', kâfirlerin mallarından müslümanlara dönen ganimet ve haraç gibi gelirler demektir.
(...)
Fey' ise harp bittikten ve feth edilen yer Dar-ı İslâm olduktan sonra onlardan alınan mallardır. Hükmü, beşe bölünmeksizin hepsi müslümanların menfaatlarına uygun olan yönlere sarf edilir.
(...)
Resulullah'ın önceden onların sahibi olmadığı halde, bunun dönüşüm mânâsını içeren "ifâe" tabiriyle zikredilmesi onların hakiki sahibinin Allah Teâlâ olması itibariyle o malların, Allah'a karşı gelen kâfirlerin ellerinde bulunuşunu, onu gasb edenin elinde bulunuşu gibi göstermiş ve böylece onları Allah tarafından teslim almaya en selâhiyetli olan zâtın Allah'ın Resulü olduğunu ifade ederek bu malın ona tesliminin ilk sahibine iâde anlamı taşıdığı nüktesine işâret etmiştir. İşte harpcı kâfirlerin müminlere ganimet olarak geçen mallarında da hep böyle bir iâde mânâsı vardır.

Elmalılı


Ben, bir başka vesile ile söylediğimi tekrar etmek isterim. Allah'ın Resulüne (S.A.V) iman etmeyebilirsiniz, onu sevmeyebilirsiniz de.

Hatta nefret etmeyi de tercih edebilirsiniz.

Ancak bunların hiç birisi, O'nda varolan kıymetleri, güzellikleri tersyüz edip, O'nda olmayan arazlar olarak göstermenizi meşru kılmaz.

Bu İnsanlık değildir.

Hiçbir ahlaki norma sığmaz.

Bu anılan normsuzluk/seviyesizliği kendinize layık görmeniz, kendinize yapabileceğiniz en büyük kötülüklerden biridir.

Yazık...

Mutezile
18-06-2009, 19:58
Yazık, gerçekten yazık..

Ganimet denince akla sadece para pul, dünya malı gelmesin. Üleştirilenlerin ne olduğu biliniyor:

* Köle (Kadın ve çocuklar)
* Cariye
* Hurmalıklar, verimli-verimsiz bütün topraklar
* Deve, at, koyun, kuzu ve her türlü davar
* Gümüş - altın - gibi tüm mücevheratlar
* Ele geçirilen silahlar

Ve tabii, Berre.. Cüveyriye. Cariyecik anlamına gelen Cüveyriye de üleştirildi.

Kimin payına düştü, öncesi; sonra neler oldu, bu başka bir yazının konusu..

Çok yazık hakikatten.

adamolacakçocuk
18-06-2009, 20:18
Koskoca islam peygamberi,30 sa arpa için,Zırhını rehin bırakmış ..
hemde Yahudiye..
peki hiç bir Müslümanda arpa yokmuymuş?
Koskoca Peygamberi yahudi Karşısında boynu bükük bırakmış.
Koskoca Peygamber aç yatarken,tok uyuyan müslümanlar ne olmuş?

hakdogan
18-06-2009, 23:01
Ganimet denince akla sadece para pul, dünya malı gelmesin.


Ganimet ile Fey arasındaki farkı bilmeyen birisinin bizi bu noktada uyarmaya kalkması ne hoş :)

Kardeşim, bırakın ıslak zeminde patinajı?

Somut sorular soruyorum:

1- Size göre Resuli Ekrem(S.A.V) mal istifleyen birisi miydi?
2- Yaşam standardını nasıl tanımlarsınız?
-----A) Debdebeli bir yaşamı vardı, lüks içinde yaşardı.
-----B) Orta direğin üstü, zengiliğin altında bir yaşam.
-----C) Orta direk bir yaşam.
-----D) Orta direk altı, fakir bir yaşam.
3- Kendisinin bıraktığı tereke neydi ve bıraktıkları kimlere kaldı?

Biz, Tarihi verilere, eldeki kaynaklara baktığımızda birinci suale mutlak manada "hayır", ikinci sualde de "D" seçeneğini işaretleyerek cevap veriyoruz.

Siz bu sorulara nasıl yanıt veriyorsunuz ve kanıtlarınız nedir?

Hadi bakalım...

ekinoks
03-01-2010, 01:11
Sargon önemli bir noktanın altını çizmiş oldu. Hanımlardan Ayşe'nin de bir defada 30 köle birden azat ettiğini( bir arzusunun yerine gelmesi üzerine, adak olarak) kaynaklarda okuyoruz.

Zırhının rehin olması, açlıktan karnına taş basması, evinde bazen günlerce sıcak aş pişmemesi.. bu vb metaforlarla başta F. Gülen ve emsal vaizler cemaate patetik resimler çizerek, acındırarak cumaları gözyaşı döktürmüştür.

Ardında gelsin İhlas, kombassan, Işık evleri, Milli görüş teşkilatı ve her türlü dalavere..

Hz. Ayşe : 9 yaşında , salıncakta sallanan bir kız idim , Bababm Ebu Bekir geldi , saçlarımı taradı , Hz. Muhammedin avlusuna beni bıraktı der !

Ve Muhammet 13 yaşında , yani Ayşe'nin gelişinden 4 yıl sonra onunla evlenir...

Hani hep denir ya ; Arap Yarımadasında , coğrafi şartlardan dolayı kız çocukları erken büyür ve yetişir. ( İlk regl yetişmişliğin ifadesidir)

Ama unutulmamamlıdır ki beden; yetişkin görüntüsüne ulaşabilir ,
ancak beyin asla !!!! Ayşe , Muhammedin karısı olduğunda , zihinsel olarak salıncakta sallanan çocuktan farkı yoktu.

cenker
03-01-2010, 01:21
bilinen 5000 senelik ortadoğu tarihinde devlet başkanı olupta fakir olan 1 kişi yoktur.muhammedin de zengin olması gayet doğal.zenginlik ayıp bi şey değil ama zorla fakir gibi göstermek ise tam bir komedi.

Kemaloğlu
03-01-2010, 01:53
bilinen 5000 senelik ortadoğu tarihinde devlet başkanı olupta fakir olan 1 kişi yoktur.muhammedin de zengin olması gayet doğal.zenginlik ayıp bi şey değil ama zorla fakir gibi göstermek ise tam bir komedi.

Dimi

Saraylarda yaşıyordu kuş tüyü yataklarda yatıyordu
mekkeye gittinmi sen hiç evine
gidersen söyle bana saraylara değilde bugün yaşadığımız gecekondularla boy ölçüşebilirmi gelirsen bana bilgi ver...

Arkadaşlar h.z muhammed tabiki ganimetten daha fazla pay alıyordu ama cömertliğini anlatmassan neye yarar

yarasadan farkın kalmaz

asinar
04-01-2010, 02:06
Koskoca islam peygamberi,30 sa arpa için,Zırhını rehin bırakmış ..
hemde Yahudiye..
peki hiç bir Müslümanda arpa yokmuymuş?
Koskoca Peygamberi yahudi Karşısında boynu bükük bırakmış.
Koskoca Peygamber aç yatarken,tok uyuyan müslümanlar ne olmuş?

Behey müslümanlar!
Evelemeyi, gevelemeyi bırakın da,
adamolacakçocuk'un bu merakını bir giderin bakalım!
"İki Cihan Güneşi"nin (!) böyle çaresiz duruma düşmesine göz yuman mü'minlerin, Ebubekir, Osman ve Ömer'in - hadi Ali''yi geçtik çünkü o zaten sözde züğürt ağanın züğürt damadı - müslüman olduğunu nasıl söyleyebileceksiniz? Hiç mi utanç duymamışlar bunlar?
Saflığınızdan mı böyle yapıyorsunuz yoksa tutunacak bir dalınızın kalmadığından mı?
Peygamberlerinin böyle acınacak hale düşmesine nasıl izin vermişler bu adamlar?
Rehine bırakacak bir tek zırhı mı kalmış bu peygamberin?
"Yahu ben manyak mıyım? Yarın öbür gün bir savaş çıkar da savaşmak zorunda kalırsam ne giyeceğim?" diye düşünmemiş mi bu adam?
Yoksa kendine yepyeni bir zırh yaptırmış da eskisini de o yahudiye hurda niyetine mi rehin bırakmış (kakalamış)? (Ne de olsa ticareti iyi beceren biriymiş ya.)
Bırakın "ganimet", "fey" gibi bulanık lafları da, yukarıdaki sorulara yanıt verin.

Kemaloğlu
04-01-2010, 20:29
Behey müslümanlar!
Evelemeyi, gevelemeyi bırakın da,
adamolacakçocuk'un bu merakını bir giderin bakalım!
"İki Cihan Güneşi"nin (!) böyle çaresiz duruma düşmesine göz yuman mü'minlerin, Ebubekir, Osman ve Ömer'in - hadi Ali''yi geçtik çünkü o zaten sözde züğürt ağanın züğürt damadı - müslüman olduğunu nasıl söyleyebileceksiniz? Hiç mi utanç duymamışlar bunlar?
Saflığınızdan mı böyle yapıyorsunuz yoksa tutunacak bir dalınızın kalmadığından mı?
Peygamberlerinin böyle acınacak hale düşmesine nasıl izin vermişler bu adamlar?
Rehine bırakacak bir tek zırhı mı kalmış bu peygamberin?
"Yahu ben manyak mıyım? Yarın öbür gün bir savaş çıkar da savaşmak zorunda kalırsam ne giyeceğim?" diye düşünmemiş mi bu adam?
Yoksa kendine yepyeni bir zırh yaptırmış da eskisini de o yahudiye hurda niyetine mi rehin bırakmış (kakalamış)? (Ne de olsa ticareti iyi beceren biriymiş ya.)
Bırakın "ganimet", "fey" gibi bulanık lafları da, yukarıdaki sorulara yanıt verin.

İkili oynarım diyosun
zenginse zengindi derim padişahlar gibi yaşamış
fakirse fakirdi derim müslümanlar kılını kıpırdatmamış

ikili oynarım diyosun yani
iyi gidiyosun bence

asinar
04-01-2010, 21:48
Çok net açıklamışsın Kemaloğlu, bravo!

"Yoksul gitti Muhammed" diyorsan, müslümanlık daha peygamber zamanında fos imiş, bunu anlarım. ("Komşusu aç yatan müslüman değildir." dersiniz ya.)

"Zengindi" diyorsan o zaman da bu "rehinde kalan zırh" dolmasının inanırlara yutturulma sebebini açıklamanı isterim.

Benim kaçlı oynadığımı bırak da sorulara yanıt ver verebiliyorsan.

ozgur_beyin
04-01-2010, 22:03
acınacak adamın fakirliği, burda yazıyor:)

Balkocha
16-01-2010, 03:38
:juggle:
Muhammed"in zenginligi,fakirligi konusuna bir muslumanin gozuyle bakmanin anlamini degerlendirmekle konuya daha bir anlam kazandirilabilinir(sanirim).
F.Gulen"in vaazlarinda acik ve net belirttigi gibi;uzerindeki giysisinden baska hicbirseyi yoktu.F de O"nun gibi zengin inananlari olan,kendisine miraslar birakilan, 15 Mekke"linin islamiyete hediyelerle davet edilmesi gibi isadamlastirilan muritleri olan (herkesin sayfalarca ornekleyebilecegi ) birisiydi.Ama sahip oldugu hicbirsey kendine ait degildi.Ancak arada bir fark var.F"nin karisi ve cariyesi yok.Koleleri de.Galiba Muhammed"in nihayi zafere ulasana kadar ve tek karisi olene kadar sabrettigi gibi o da sabrediyor.Bir gun Fnin de hicreti sona erecek ve sahip olmadigi mal varligi ve sahip olmadiklariyla satin aldigi muritleriyle hatta sahip oldugu hirkasiyla vatanina donecek.O da Muhammed gibi bir hasirin uzerinde mi yatar bilinmez ama su anda hicrette ne sefaletler cektigini 600 yil sonra kimler yazar orasini anlamak cok kolay.Neden Muhammed"in zenginligi konusuluyor sorusunun yanitlarindan birisi de bu saptamadir saniyorum.

faran
16-01-2010, 18:20
sevgili Mutezile'nin bu calismasina ben de Arif Tekin'in Kuran'in Kökeni adli kitabindan bir bölüm aktararak katkida bulunmaya calisayim. Muhammed'in bayagi bir serveti olacak tabii, ganimetin beste biri geliyor ve diledigi gibi kullanma hakkina sahip. O kadar cok ganimet elde ediliyor ki, cevresindeki insanlar da korkunc sekilde zenginlesiyorlar. Söyle diyor:
Etrafindakiler bile bu kadar servet sahibi olduklarina göre Muhammed'in servetini cok görmemek gerekiyor.

savaştan kalan ganimet ( enfal ) var ise hepsi ALLAH-U ZÜLCELAL yolunda hizmet olarak kullanıldı. Daru'l-Harb*de yaşayan gayr-i müslim (kâfir)lerle yapılan savaş esnasında veya savaşan iki ordunun karşılaşmaları sırasında gazilerin kuvveti ile düşmandan alınan mal. Ganimet mallarından taşınabilir olanlarına, ganâim-i me'lufe; taşınmaz mallara, ganaim-i gayr-i me'lufe denir. Enfâl de denilen ganimet mallarına, genel anlamda ganâim-i hâlise; beşte biri devlet hazinesine ayrıldıktan sonra gazilere dağıtılan ganimet mallarına, ganâim-i maksûme; düşmandan alınıp da henüz gaziler arasında taksim edilmeyen ganimet mallarına, ganâim-i gayr-ı maksûme; devlet başkanının veya ordu emîrinin, savaşa teşvik için gazilere fazladan verdiği ganimet mallarına neıl (çoğulu enfâl) denir. Kur'an'ın sekızınci suresine, ganimetlerden bahsettiği için "el-Enfâl Sûresi" denilmiştir. Düşmandan harbetmeksizin alınan ganimete de "fey" denir."Allah'ın onlardan Peygamber'ine verdiği fey'e gelince, siz bunun üzerine ne ata, ne deveye binip koşmadınız...""Allah'ın, o kent halkından, Resulune verdiği ganimetler Allah'a, Resule, ve ona akrabalığı bulunanlara, yetimlere, yoksullara, (yolda kalmış) yolcuya aittir... '"(Bilhassa o fey'), hicret eden fakirlere aittir..." (el-Haşr, 59/6, 7, 8)."Sana savaş ganimetlerinden sorarlar; de ki: Ganimetler, Allah'ın ve Resulunundur..." (el-Enfâl, 8/1)."... bilin ki ganimet aldığınız şeylerin beşte biri, Allah'a, Resulune ve (Resul ile) akrabalığı bulunanlara, yetimlere, yoksullara ve yolculara aittir..."(el-Enfâl 8/41) (Ayrıca bk: Âl-i İmrân 3/161, en-Nisâ, 4/94, el Ahzâb 33/50, el-Fetih 48/15, 19, 20).6 - Allah'ın, onlardan peygamberine verdiği ganimetlere gelince siz onun üzerine ne at, ne de deve sürmediniz. Fakat Allah peygamberini, dilediği kimselerin üzerine salar. Allah her şeye kadirdir. 7 - Allah'ın o kent halkından, Resulüne verdiği ganimetler, Allah'a, Resul'e, ona akrabalığı bulunanlara, yetimlere, yoksullara, yolcuya aittir. Ta ki içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir şey olmasın. Peygamber size ne verdiyse onu alın. Size neyi yasakladıysa ondan sakının ve Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı şiddetlidir.8 - Bir de göç eden fakirlere aittir ki yurtlarından ve mallarından çıkarılmışlardır, Allah'ın lütuf ve rızasını ararlar; Allah'a ve Resulüne yardım ederler. İşte doğru olanlar onlardır. Bazı tefsir ve fıkıh âlimlerine göre bu âyet, ganimet ile ilgili hüküm ve uygulamanın ilk aşamasını açıklamaktadır. Hz. Peygamber (sav) Bedir Savaşı'nda alınan ganimetlere bu âyetin hükmünü uygulamış, tamamı kendisine bırakılmış bulunan ganimetin beşte birini ayırmadan hepsini gazilere dağıtmıştır. Sonra ganimetin beşte birini ayırmasını, geri kalanı savaşa katılanlara dağıtmasını bildiren 41. âyet gelmiş ve bu âyetin hükmünü değiştirmiştir. (bk. İbn Kesîr, III, 549-550)

Balkocha
17-01-2010, 16:50
Faran Arkadas,
savaştan kalan ganimet ( enfal ) var ise hepsi ALLAH-U ZÜLCELAL yolunda hizmet olarak kullanıldı.
Dediginize inanirken acaba savas ganimeti olarak sayilan esir kadinlarin ve kizlarin Allah yolunda kullanilisini tarif edermisiniz.Zira 1/5 i Muhammed in Allah yolunda kullanabilecegi hakki.Bazi seyler icin zamanin adetleri geregiydi diye tanimlamalar yapilarak inananlarin sapkinliklari gozardi etmesi isteniyor(saglaniyor).Acaba gozardi etmemiz gerekenlerden bi tanasi de donemin geleneklerine istinaden agir toplantilarda,hatiri sayilir misafirlere memeleri yeni tomurcuklanmis esir(cariye) bakire sunuldugu mudur.Yani misafirin memnuniyeti ALLAH-U ZÜLCELAL yolunda hizmet olarak kullanıldı ifadesi geregimidir.Oyle ya haklarina dusen onca cariyenin hepsini kullanmak ne mumkun.
Goz ardi etmemeniz gereken bir ifade de paylasim siralamasidir. Allah-Peygamber-Peygamberin akrabalari-Yetimler -Yoksullar-Yolcular.
Saygilarimla

hakgeldi
18-01-2010, 20:04
Faran Arkadas,
savaştan kalan ganimet ( enfal ) var ise hepsi ALLAH-U ZÜLCELAL yolunda hizmet olarak kullanıldı.
Dediginize inanirken acaba savas ganimeti olarak sayilan esir kadinlarin ve kizlarin Allah yolunda kullanilisini tarif edermisiniz.Zira 1/5 i Muhammed in Allah yolunda kullanabilecegi hakki.Bazi seyler icin zamanin adetleri geregiydi diye tanimlamalar yapilarak inananlarin sapkinliklari gozardi etmesi isteniyor(saglaniyor).Acaba gozardi etmemiz gerekenlerden bi tanasi de donemin geleneklerine istinaden agir toplantilarda,hatiri sayilir misafirlere memeleri yeni tomurcuklanmis esir(cariye) bakire sunuldugu mudur.Yani misafirin memnuniyeti ALLAH-U ZÜLCELAL yolunda hizmet olarak kullanıldı ifadesi geregimidir.Oyle ya haklarina dusen onca cariyenin hepsini kullanmak ne mumkun.
Goz ardi etmemeniz gereken bir ifade de paylasim siralamasidir. Allah-Peygamber-Peygamberin akrabalari-Yetimler -Yoksullar-Yolcular.
Saygilarimla

balkocha islam tarihi biz müminlere savaşta kafirlerin saflarında kadınların değil, erkeklerin savaştığını söylemektedir. esirler ise erkek idiler ve okuma- yazama bilmeyenlere bildirmeler karşın serbets bırakıyordu bile

güneşinzaptıyakın
18-01-2010, 20:06
Hakgeldi gene mesnetsiz bir şey söylemişsin; savaş ganimetine en güzel örnek değilmidir cüveyre???

hakgeldi
18-01-2010, 20:12
Hakgeldi gene mesnetsiz bir şey söylemişsin; savaş ganimetine en güzel örnek değilmidir cüveyre???


hani kaynağın nerede ben de çok söylerim kaynak göster bende o kaynağa atarak ne olduğuna bakayim doğruyu sonra atayim sen hadisin ya da olayın kaynağını at bende bir islami destekli bir kütüphane ya da kurumun yani diyanetin yad abaşka bir islami tarihin kabul gördüğü doğruyu sana atayim bir de öyle oku. ama sizler islam tarihini okumuyorsunuz ne yapıyorsunuz. bir kimse fitne atmış, hemen başkaldırarak dolanıyorsunuz. buyur kaynak nerde kaynağı at bende burada gerçekte nedenmek istenmiş onu atayim??? gerçeği atacağım ????

güneşinzaptıyakın
18-01-2010, 20:23
Bu_İslami_yorumudur_olayın... (http://www.dinimislam.com/forum/cuveyriye-binti-haris-radiyallahu-anha-t2198.html?amp)
Başka_bir_islami_kaynak_daha... (http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&aid=5822)
Buda_ayrı_bir_islami_kayna... (http://www.cevaplar.org/index.php?khide=visible&sec=12&sec1=136&yazi_id=6997)

Fasil:İSİM VE KÜNYE BÖLÜMÜ (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/fasil/4.html)
Konu:Resulullah (sav)`ın Değiştirdiği İsimler (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/konu/17.html)
Ravi:İbnu Abbas (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/ravi/44.html)
Hadis:Cüveyriye Bintu`l-Haris`in ismi Berre idi, Resulullah (sav) onun ismini Cüveyriye diye değiştirdi. Zira, Resulullah (sav) "Berre`nin yanından çıktı" denmesini sevmiyordu.HadisNo:128


Fasil:NİKAH BÖLÜMÜ (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/fasil/110.html)
Konu:Resulullah (sav)`ın Zevceleri (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/konu/757.html)
Ravi:Aişe (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/ravi/42.html)
Hadis:Beni`l-Mustalik`ten Cüveyriye Bintu`l-Haris, Sabit İbnu Kays İbni Şemmas (ra)`ın hissesine düşmüştü [esaretten kurtulmak için mukatebe anlaşması yapti]. O, çok güzel bir kadındı, gözde onun için bir hisse vardı (gören göz haz duyardı). Mukatebe bedelini ödemede yardım talep etmek üzere Resulullah (sav)`a geldi. Hz. Aişe devamla der ki: "Cüveyriye kapıda durduğu vakit onu görünce durumu hoşuma gitmedi (Resulullah`ın onu beğenip evlenmeye kalkacağından koktum). Resulullah (sav)`ın da benim onda gördüğüm (güzelliği) göreceğini derhal anladım. "Ey Allah`ın Resulü dedi. Ben Haris`in kızı Cüveyriye`yim. Durumum size meçhul değil. Ben Sabit İbnu Kays`ın hissesine düştüm. Fakat hürriyetime kavuşmak için onunla mukatebe yaptım. Size, mukatebe (bedelini ödemem)de yardım istemek üzere geldim. Resulullah: "Sana ondan daha hayırlısını söylesem ne dersin?" buyurdular. Cüveyriye: "O nedir?" dedi. "Senin yerine mukatebe ücretini ödeyeyim ve seni zevce olarak alayım?" buyurdular. Cüveyriye de: "Kabul ediyorum!" dedi. GAZVELER BÖLÜMÜ (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/fasil/74.html)
Konu:Gazveler - Beni Müstalik (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/konu/549.html)
Ravi:Abdullah İbnu Avn (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/ravi/291.html)
Hadis:Nafi` rahimehullah`a kıtalden önce (yapılan İslam`a) davet hakkında sormak üzere yazmıştım. Bana şöyle yazdı: "Bu İslam`ın evvelinde idi. Resulullah (sav) Beni Müstalik`e (önceden haber vermeden ani) baskın yaptı. Onlar (bu sırada) gafil haldeydi, hayvanları su kenarında sulanııyorlardı. Mukatillerini öldürdü, çocuklarını ve kadınlarını esir aldı. O gün Cüveyriye`yi de ele geçirmişti."HadisNo:4264


Fasil:CİHAD BÖLÜMÜ (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/fasil/18.html)
Konu:Kıtal Ve Gazve Ahkamı (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/konu/159.html)
Ravi:Abdullah İbnu Avn (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/ravi/291.html)
Hadis:Nafi`ye yazarak savaştan önce (müşrikleri İslam`a) davet etme hususunda sordum. Şu cevabı verdi: Bu İslam`ın başında idi. Resulullah (sav) Beni Müstalik`e ani baskın yaptı. Adamları gafildi, hayvanları su kenarında sulanmakta idi. Savaşabilecekleri öldürdü, kadın ve çocuklarını da esir etti. O gün Cüveyriye (ra) validemizi esir almıştı. Bunu bana Abdullah İbnu Ömer (ra) rivayet etti. Abdullah bu orduya asker olarak katılmıştır.HadisNo:1046

Demekki İslam'da kadın kölelere cariye denirmiş, demekki savaşlarda bir çok kadın cariye savaş ganimeti olarak paylaşılmış, alınmış ve satılmış, demekki mesnetsiz bilgi yazmamak lazımmış...

hakgeldi
18-01-2010, 20:37
Bu_İslami_yorumudur_olayın... (http://www.dinimislam.com/forum/cuveyriye-binti-haris-radiyallahu-anha-t2198.html?amp)
Başka_bir_islami_kaynak_daha... (http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&aid=5822)
Buda_ayrı_bir_islami_kayna... (http://www.cevaplar.org/index.php?khide=visible&sec=12&sec1=136&yazi_id=6997)

Fasil:İSİM VE KÜNYE BÖLÜMÜ (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/fasil/4.html)
Konu:Resulullah (sav)`ın Değiştirdiği İsimler (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/konu/17.html)
Ravi:İbnu Abbas (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/ravi/44.html)
Hadis:Cüveyriye Bintu`l-Haris`in ismi Berre idi, Resulullah (sav) onun ismini Cüveyriye diye değiştirdi. Zira, Resulullah (sav) "Berre`nin yanından çıktı" denmesini sevmiyordu.HadisNo:128


Fasil:NİKAH BÖLÜMÜ (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/fasil/110.html)
Konu:Resulullah (sav)`ın Zevceleri (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/konu/757.html)
Ravi:Aişe (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/ravi/42.html)
Hadis:Beni`l-Mustalik`ten Cüveyriye Bintu`l-Haris, Sabit İbnu Kays İbni Şemmas (ra)`ın hissesine düşmüştü [esaretten kurtulmak için mukatebe anlaşması yapti]. O, çok güzel bir kadındı, gözde onun için bir hisse vardı (gören göz haz duyardı). Mukatebe bedelini ödemede yardım talep etmek üzere Resulullah (sav)`a geldi. Hz. Aişe devamla der ki: "Cüveyriye kapıda durduğu vakit onu görünce durumu hoşuma gitmedi (Resulullah`ın onu beğenip evlenmeye kalkacağından koktum). Resulullah (sav)`ın da benim onda gördüğüm (güzelliği) göreceğini derhal anladım. "Ey Allah`ın Resulü dedi. Ben Haris`in kızı Cüveyriye`yim. Durumum size meçhul değil. Ben Sabit İbnu Kays`ın hissesine düştüm. Fakat hürriyetime kavuşmak için onunla mukatebe yaptım. Size, mukatebe (bedelini ödemem)de yardım istemek üzere geldim. Resulullah: "Sana ondan daha hayırlısını söylesem ne dersin?" buyurdular. Cüveyriye: "O nedir?" dedi. "Senin yerine mukatebe ücretini ödeyeyim ve seni zevce olarak alayım?" buyurdular. Cüveyriye de: "Kabul ediyorum!" dedi. GAZVELER BÖLÜMÜ (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/fasil/74.html)
Konu:Gazveler - Beni Müstalik (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/konu/549.html)
Ravi:Abdullah İbnu Avn (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/ravi/291.html)
Hadis:Nafi` rahimehullah`a kıtalden önce (yapılan İslam`a) davet hakkında sormak üzere yazmıştım. Bana şöyle yazdı: "Bu İslam`ın evvelinde idi. Resulullah (sav) Beni Müstalik`e (önceden haber vermeden ani) baskın yaptı. Onlar (bu sırada) gafil haldeydi, hayvanları su kenarında sulanııyorlardı. Mukatillerini öldürdü, çocuklarını ve kadınlarını esir aldı. O gün Cüveyriye`yi de ele geçirmişti."HadisNo:4264


Fasil:CİHAD BÖLÜMÜ (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/fasil/18.html)
Konu:Kıtal Ve Gazve Ahkamı (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/konu/159.html)
Ravi:Abdullah İbnu Avn (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/ravi/291.html)
Hadis:Nafi`ye yazarak savaştan önce (müşrikleri İslam`a) davet etme hususunda sordum. Şu cevabı verdi: Bu İslam`ın başında idi. Resulullah (sav) Beni Müstalik`e ani baskın yaptı. Adamları gafildi, hayvanları su kenarında sulanmakta idi. Savaşabilecekleri öldürdü, kadın ve çocuklarını da esir etti. O gün Cüveyriye (ra) validemizi esir almıştı. Bunu bana Abdullah İbnu Ömer (ra) rivayet etti. Abdullah bu orduya asker olarak katılmıştır.HadisNo:1046

Demekki İslam'da kadın kölelere cariye denirmiş, demekki savaşlarda bir çok kadın cariye savaş ganimeti olarak paylaşılmış, alınmış ve satılmış, demekki mesnetsiz bilgi yazmamak lazımmış...

bak kafana göre okuma Güneş, islam tarihi neder okuyalım;

Hz. Peygamber'in zevcesi ve müminlerin annesi.

Hz. Cüveyriye, Mustalikoğulları kabilesinin başkanı Hâris b. Ebî Dırar'ın kızıdır. Aynı kabileden Safvân oğlu Musâfi'den dul kalmıştı. Mustalikoğulları, Hicret'in altıncı yılında Medîne'ye saldırı için hazırlık yapmaya başladılar. Durumu öğrenen Hz. Peygamber (s.a.s.), yediyüz kişilik bir askerî kuvvetle, onlardan önce davranarak Müreysi' suyu başında saldırdı. On kişi öldürüldü. Müslümanlar bu gazvede bir şehit vermişti. Mustalikoğulları'nın bütün erkekleri, kadınları ve çocukları esir alındı. Deve, sığır ve davarlarına da ganimet olarak el konuldu. Esirler arasında bulunan, kabile başkanı Hâris'in kızı Cüveyriye için, dokuz okıyye altın, kurtuluş fidyesi olarak tespit edilmişti. Cüveyriye yirmi yaşlarında bir kadındı. Kurtuluş fidyesini temin edemeyince Hz. Peygamber'den yardım istedi.

Hz. Âişe bu olayı şöyle rivayet eder:

"Mustalikoğulları kabilesinin kadınları esir düştüklerinde ganimet olarak gaziler arasında paylaşıldı. Önce beytülmâle beşte bir ayrıldı. Sonra her atlıya iki pay, her yaya savaşçıya ise birer pay verildi. Hâris'in kızı Cüveyriye, Kays oğlu Sâbit'e düşmüştü. Cüveyriye Rasûlullah (s.a.s.)'a geldi; dedi ki: Ey Allah'ın Peygamberi, ben Hâris'in kızı Cüveyriye'yim. Babam Benî Müstalik kabilesinin başkanıdır. Benim başıma gelen felâketi biliyorsun. Sâbit beni dokuz okiyye kurtuluş fidyesi ile serbest bırakacak. Beni kurtar". Rasûlullah cevap olarak buyurdular ki: "Ondan daha hayırlı bir teklifim var, kabul eder misin? Teklifiniz nedir ya Rasûlallah? "Hem o parayı verip seni azat edeceğim, hem de seninle evlenmek istiyorum." Cüveyriye: "Memnuniyetle kabul ederim" dedi. Rasûlullah (s.a.s.) da:

"Ben de kabul ettim. " buyurdular. (Ahmed b. Hanbel, Müsned VI, 277; Ebû Dâvud, Sünen, IV, 22; İbn Hişâm, Sîre, III, 307; İbn Sa'd, Tabakat, VIII,116,117). Bu haber hemen etrafa yayıldı. Esirleri ellerinde tutan sahabîler; "Biz Allah elçisinin sıhrî hısımlarını nasıl esir olarak tutabiliriz!" diyerek, hepsini serbest bıraktılar. Bu manzara karşısında Müstalikoğulları İslâm'a girdiler. Bu yüzden Hz. Âişe O'nun hakkında; "Ben kavmi için Cüveyriye'den daha hayırlı ve daha bereketli bir kadın bilmiyorum" demiştir" (Ahmed b. Hanbel, VI, 277; İbn Hişâm, Sîre, III, 307, 308; Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslâm Hukuku, İstanbul 1983, s. 238; Mahmud es-Savvâf, Rasûlullah'ın Pak Zevceleri, Terceme, Ali Aslan, Ankara (t.s), s. 68-71).

Hz. Peygamber Cüveyriye'yi babasına teslim edip; ondan istedi. Cüveyriye müslüman olmuştu. Rasûlullah (s.a.s.) kendisine mehir olarak dört yüz dirhem gümüş verdi ve O'nunla evlendi (M. Âsım Köksal, İslâm Tarihi, XII, 55, 56). Daha önceki adı "Berre" iken, Hz. Peygamber tarafından, kadıncık, kızcağız anlamında "Cüveyriye" ismi verildi. Hz. Cüveyriye çok oruç tutar ve çok namaz kılardı. Hayır severdi. Kendisi aç durur, yoksulları doyururdu. Bir gün Allah Rasûlü Cüveyriye'yi sabah namazını kıldıktan sonra, kuşluk vaktine kadar dua ve zikirle uzunca zaman meşgul olurken görmüş ve kendisine şöyle buyurmuştur: "Ben senden sonra, üç kerre, dört kelime söyledim ki, bugün sabahtan beri senin söylediklerinle tartılsa, onlardan daha ağır gelir. Dikkat et, o kelimeleri sana da öğreteyim: Sübhânallâhi adede halkıhî; (Allah'ı yaratıklarının sayısınca tesbih ederim). Sübhânallâhi rıza nefsihî (Allah'ı razı olacağı Şekilde tesbih ederim). Sübhânallâhi zinete arşihi (Allah'ı Arşı'nın ağırlığınca tesbih ederim. Sübhânallâhi midâde kelimâtihi (Allah'ı kelimelerinin miktarınca tesbih ederim). " (Ahmed b. Hanbel, VI, 430; Ebû Dâvud, II, 81; Tirmizî, V, 556; İbn Sa'd, Tabakât, VIII, 119; Âsım Köksal, a.g.e., XII 57-58)

Hz. Cüveyriye'den altmışbeş hadis rivâyet edilmiştir. Hicrî 56 tarihinde vefat etmiştir (Sahîh-i Buhârî Muhtasarı Tecrîd-i Sarih Tercemesi, Ankara 1983, VII, 454).


bak sana diyanetten gönderiyorum ha, türkiye cumhuriyetinin din işlerinden sorumlu vakfından yolluyorum!!! daha hangisi doğru der acaba

Balkocha
19-01-2010, 01:26
Sayin hakgeldi:
Ben bilgi ve belge olmadan konusmam.Size islam tarihinden hem de hic de adil olmayan bir katliami anlatayim.Ustelik hicbir islam aliminin itiraz etmedigi cumlelerle.Ben sizin kaynaginiz degilim ya,yine de yardimci olayim.Yanliz bi dahaki sefere okludugunuz bir yaziya atip tutmadan once arastirin.Hatta bu konudaki Kuran ayetlerine baksaydiniz bu konuda yorum bile yazmaya cekinirdiniz.Kafanizdaki Kuranla,Allah tan vahyolmus olani bi denkleyebilseniz sorun ortadan kalkacak.Simdi gelelim sizin aydinlanmaniza

Hendek savasinin bitiminde Muhammed, ordusuna yonelip: “Ikindi namazini Beni Kureyza’da kilacagiz” diyerek Kureyza kabilesinin uzerine yurutur. Daha sonra hadislere gececek gerekcesi de Cebrail’in ustu basi toz icinde hem de katirinin ustunde yanina gelip, savas bitmedi, ben ve diger melekler hala savasiyor, sen de git Kureyza’yi kusat demesidir. Sehir kusatilir ve buyuk ordusuyla hic zorlanmadan ele gecirir. Savasci erkeklerden direnenler hemen oldurulur, geriye kalanlar da esir alinir. Muhammed, onceden Yahudi olup da Islami secen Sad Bin Muaz’a esirler icin ne yapalim diye sorar. Nedense Yahudilerin Tevrat’a gore cezalandirilmasini istemektedir. Sad hukmu verir: “Tum erkekler oldurulsun, kadin ve kizlari cariye olarak alalim, ergenlige girmemis erkek cocuklarini da kole olarak alalim.” Muhammed de bu hukmun Allah’in verecegi hukumle ayni oldugunu soyler. Hukum yerine getirilir. Bir kac Islami kaynaktaysa Sad’in hukum vermesini Kureyza’li Yahudilerin istedigi one surulur. Sonucta farkeden bir sey yoktur.
Muhammed, Ali ve Zubeyr’i kesim islemi icin gorevlendirir. Erkeklerin kafalari kesilirken, artik sifatlari cariye olan kadinlar ve kizlarsa bu kanli manzara onunde Muslumanlar arasinda paylasilirlar. Muhammed Reyhane isimli Yahudi kizini kendine cariye olarak alir.
Yukarida anlatilan olay tum tarihciler ve Islam alimlerince kabul edilen bir gercektir. Bazi kaynaklar, kafalari kesilen erkek sayisinin 800 degil de 700, 600, 500 gibi rakamlar oldugunu onerir.
Islam uzmanlari bu katliami nasil savunurlar?
1. Muhammed, Medine’ye gocu sonrasi, Medine ve civarinda yasayan Yahudi kabileleriyle baris anlasmasi imzalamistir. Anlasmaya gore Muslumanlarla Yahudiler arasindaki surekli olacak barisin otesinde, savas durumunda birbirlerine yardim edeceklerdir. Hendek savasinda Kureyza’li Yahudiler, Muslumanlara yardim etmek bir yana, dusmanla isbirligi yapmistir.

Saygilarimla

hakgeldi
19-01-2010, 13:26
Sayin hakgeldi:
Ben bilgi ve belge olmadan konusmam.Size islam tarihinden hem de hic de adil olmayan bir katliami anlatayim.Ustelik hicbir islam aliminin itiraz etmedigi cumlelerle.Ben sizin kaynaginiz degilim ya,yine de yardimci olayim.Yanliz bi dahaki sefere okludugunuz bir yaziya atip tutmadan once arastirin.Hatta bu konudaki Kuran ayetlerine baksaydiniz bu konuda yorum bile yazmaya cekinirdiniz.Kafanizdaki Kuranla,Allah tan vahyolmus olani bi denkleyebilseniz sorun ortadan kalkacak.Simdi gelelim sizin aydinlanmaniza

Hendek savasinin bitiminde Muhammed, ordusuna yonelip: “Ikindi namazini Beni Kureyza’da kilacagiz” diyerek Kureyza kabilesinin uzerine yurutur. Daha sonra hadislere gececek gerekcesi de Cebrail’in ustu basi toz icinde hem de katirinin ustunde yanina gelip, savas bitmedi, ben ve diger melekler hala savasiyor, sen de git Kureyza’yi kusat demesidir. Sehir kusatilir ve buyuk ordusuyla hic zorlanmadan ele gecirir. Savasci erkeklerden direnenler hemen oldurulur, geriye kalanlar da esir alinir. Muhammed, onceden Yahudi olup da Islami secen Sad Bin Muaz’a esirler icin ne yapalim diye sorar. Nedense Yahudilerin Tevrat’a gore cezalandirilmasini istemektedir. Sad hukmu verir: “Tum erkekler oldurulsun, kadin ve kizlari cariye olarak alalim, ergenlige girmemis erkek cocuklarini da kole olarak alalim.” Muhammed de bu hukmun Allah’in verecegi hukumle ayni oldugunu soyler. Hukum yerine getirilir. Bir kac Islami kaynaktaysa Sad’in hukum vermesini Kureyza’li Yahudilerin istedigi one surulur. Sonucta farkeden bir sey yoktur.
Muhammed, Ali ve Zubeyr’i kesim islemi icin gorevlendirir. Erkeklerin kafalari kesilirken, artik sifatlari cariye olan kadinlar ve kizlarsa bu kanli manzara onunde Muslumanlar arasinda paylasilirlar. Muhammed Reyhane isimli Yahudi kizini kendine cariye olarak alir.
Yukarida anlatilan olay tum tarihciler ve Islam alimlerince kabul edilen bir gercektir. Bazi kaynaklar, kafalari kesilen erkek sayisinin 800 degil de 700, 600, 500 gibi rakamlar oldugunu onerir.
Islam uzmanlari bu katliami nasil savunurlar?
1. Muhammed, Medine’ye gocu sonrasi, Medine ve civarinda yasayan Yahudi kabileleriyle baris anlasmasi imzalamistir. Anlasmaya gore Muslumanlarla Yahudiler arasindaki surekli olacak barisin otesinde, savas durumunda birbirlerine yardim edeceklerdir. Hendek savasinda Kureyza’li Yahudiler, Muslumanlara yardim etmek bir yana, dusmanla isbirligi yapmistir.

Saygilarimla

balkocha!!!

müslümanların o dönemki yahudilerle savaş yapmasının nedeni peygamberlerine eziyet yapan yurdundan çıkaran namaz kıldığı sırada başına deve işkembesi konulan müşrik bir toplumla görev birliği yapması olmuştur.


Benî Kurayza Yahudilerinin Peygamber Efendimizle olan anlaşmalarına göre, Hendek Muharebesinde düşman tarafından sarılan Medine'yi Müslümanlarla el ele vererek müdafaa etmeleri gerekiyordu.

KAYNAK; ibni Hişam, Sîre, c. 2, s. 147148.

Fakat, bunu yapmadılar; üstelik, anlaşma hükümlerini hiçe sayarak, harbin en nâzik safhasında müşriklerle iş birliğine giriştiler; Peygamber Efendimizin tahkik ve sulh için gönderdiği heyete hakarette bulundular ve, "Resûlullah da kim oluyormuş? Muhammed'le aramızda ne ahit vardır, ne de akd!.." dediler; hattâ, daha da ileri giderek, Peygamber Efendimiz için küstahça ağır sözler bile sarfettiler.

KAYNAK;İbni Hişam, A.g.e., c. 3, s. 233; Ibni Sa'd, Tabakat, c. 2, s. 74; Müslim,

Ka'b b. Esed, onların reislerinden biri idi. Bütün bu olup bitenlerden sonra durumu açık seçik anlamıştı:


"Ey Yahudi topluluğu!.." dedi, "Görüyorsunuz ki, bir felâketle karşı karşıya gelmiş bulunuyoruz. Size, üç ayrı teklifim olacak. Onlardan istediğinizi kabul edebilirsiniz."

Benî Kurayzalar, merakla, "Nedir o tekliflerin?.." diye sordular.
Ka'b tekliflerini sıralamaya başladı:

"Birinci teklifim: Şu adama tâbi olalım ve onun peygamberliğini kabul edelim!
"Vallahi, onun Allah tarafından gönderilmiş kitabımızda sıfatlarını yazılı bulduğumuz peygamber olduğu sizce de malûm olmuştur! Ona îman edecek olursanız, kanlarınız, mallarınız, çoluk çocuğunuz kurtulmuş olur!
"Ona tâbi olmayışımızın tek sebebi, Araplara karşı duyduğumuz kıskançlık ve onun İsrail Oğullarından gelen bir peygamber olmayışıdır! Hâlbuki, bu, Allah'ın bileceği bir iştir!

"İbni Hıraş'ın yanınıza geldiği zaman size söylediği şeyleri hatırlamıyor musunuz? O, 'Ben, Şam gibi her türlü yiyeceği, içeceği bol olan bir yeri terk edip su kırbası, hurma ve arpadan başka bir şeyi bulunmayan bir yere geldim.' demişti. 'Bununla neyi kastetmek istiyorsun?' diye sorulunca da, o, 'Mekke'den bir peygamber çıkacaktır. O zaman sağ olursam ona tâbi olur ve ona yardım ederim. Eğer benden sonra gelirse, ona karşı hile ve aldatma yoluna başvurmaktan sakınınız! Ona tâbi olup dostları ve yardımcıları olunuz.' dememiş miydi?"

Benî Kurayza Yahudileri, "Hayır..." dediler, "Biz, bizden başkasına tâbi olmayız! Biz, kitap sahibi bir cemaatiz!"
Kâ'b, bu teklife kimsenin yanaşmadığını görünce, ikinci teklifini yaptı:
"O hâlde, size ikinci teklifim şudur: Geliniz, çocuklarımızı ve kadınlarımızı öldürelim! Tâ ki, arkamızda herhangi bir ağırlık kalmış olmasın. Sonra da kılıçlarımızı sıyırıp Muhammed'le ashabının üzerine yürüyelim! Allah, onunla aramızda kesin hükmünü verinceye kadar çarpışmaya devam edelim. Ölürsek, zâten arkamızda bıraktığımız bir nesil yok; şayet galib gelirsek, yeniden evlenir, evlâdlar yetiştiririz!"
Kurayza Oğullan, bu teklifi de uygun görmediler. O zaman Ka'b, üçüncü teklifini arzetti.

"Size üçüncü teklifim şudur: Bu gece Sebt (Cumartesi) gecesidir.Bu gece, Muhamnned ve ashabı, bizim kendilerine karşı herhangi bir harekette bulunmayacağımızdan emin ve gafil bulunabilirler. O hâlde hemen kalelerimizden aşağı inelim. Onları ansızın vurabiliriz!"


KAYNAK; ibni Hişam, A.g.e., c. 3, s. 245


Benî Kurayza Yahudileri, 25 gece süren muhasaradan sonra, başka çâre kalmadığını anlayarak, teslim olmayı kabul ettiler. Haklarında hüküm vermek üzere de Peygamber Efendimizden bir hakem tâyin edilmesini istediler. Resûli Ekrem, "Ashabımdan istediğinizi hakem seçiniz!" buyurdu.
Kurayza Oğullan, "Biz, Sa'd b. Muaz'ın vereceği hükme göre teslim oluruz." dediler.
Peygamber Efendimiz, "Pekâlâ!.. Sa'd b. Muaz'ın hükmüne göre teslim olunuz." buyurdu.

KAYNAK; İbni Hişam, A.g.e., c. 3, s. 351; İbni Sa'd, A.g.e., c. 3, s. 422.

Kendileri kabulk etmişler ALLAH-U ZÜLCELAL HAZRETLERİ'nin rasulune karşı gelen ALLAH-U ZÜLCELAL'E karşı gelmiş olur. ceza gerekir. onlarda Hz.sad muaz ( Radiyallahu Anhüm) nın bu hükmünü kabul edecekleirni söylediler mesela yok

güneşinzaptıyakın
19-01-2010, 15:00
balkocha islam tarihi biz müminlere savaşta kafirlerin saflarında kadınların değil, erkeklerin savaştığını söylemektedir. esirler ise erkek idiler ve okuma- yazama bilmeyenlere bildirmeler karşın serbets bırakıyordu bile Demişsin hakgeldi, yani savaşlarda kadınlar esir alınıp köleleştirilmezdi demişsin mesajında, ben ne demişim bu mesnetsiz iddiaya?

Bu_İslami_yorumudur_olayın... (http://www.dinimislam.com/forum/cuveyriye-binti-haris-radiyallahu-anha-t2198.html?amp)
Başka_bir_islami_kaynak_daha... (http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&aid=5822)
Buda_ayrı_bir_islami_kayna... (http://www.cevaplar.org/index.php?khide=visible&sec=12&sec1=136&yazi_id=6997)

Fasil:İSİM VE KÜNYE BÖLÜMÜ (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/fasil/4.html)
Konu:Resulullah (sav)`ın Değiştirdiği İsimler (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/konu/17.html)
Ravi:İbnu Abbas (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/ravi/44.html)
Hadis:Cüveyriye Bintu`l-Haris`in ismi Berre idi, Resulullah (sav) onun ismini Cüveyriye diye değiştirdi. Zira, Resulullah (sav) "Berre`nin yanından çıktı" denmesini sevmiyordu.HadisNo:128


Fasil:NİKAH BÖLÜMÜ (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/fasil/110.html)
Konu:Resulullah (sav)`ın Zevceleri (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/konu/757.html)
Ravi:Aişe (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/ravi/42.html)
Hadis:Beni`l-Mustalik`ten Cüveyriye Bintu`l-Haris, Sabit İbnu Kays İbni Şemmas (ra)`ın hissesine düşmüştü [esaretten kurtulmak için mukatebe anlaşması yapti]. O, çok güzel bir kadındı, gözde onun için bir hisse vardı (gören göz haz duyardı). Mukatebe bedelini ödemede yardım talep etmek üzere Resulullah (sav)`a geldi. Hz. Aişe devamla der ki: "Cüveyriye kapıda durduğu vakit onu görünce durumu hoşuma gitmedi (Resulullah`ın onu beğenip evlenmeye kalkacağından koktum). Resulullah (sav)`ın da benim onda gördüğüm (güzelliği) göreceğini derhal anladım. "Ey Allah`ın Resulü dedi. Ben Haris`in kızı Cüveyriye`yim. Durumum size meçhul değil. Ben Sabit İbnu Kays`ın hissesine düştüm. Fakat hürriyetime kavuşmak için onunla mukatebe yaptım. Size, mukatebe (bedelini ödemem)de yardım istemek üzere geldim. Resulullah: "Sana ondan daha hayırlısını söylesem ne dersin?" buyurdular. Cüveyriye: "O nedir?" dedi. "Senin yerine mukatebe ücretini ödeyeyim ve seni zevce olarak alayım?" buyurdular. Cüveyriye de: "Kabul ediyorum!" dedi. mukatebe ücretini hemen ödedi[/U]. Cüveyriye`yi azad edip evlendi. Halk, Resulullah (sav)`ın Cüveyriye ile evlendiğini işitince ellerindeki esirleri salip azad ettiler ve "Bunlar Resulullah (sav)`ın artık akrabalarıdır (esir olarak tutulamazlar)!" dediler. Hz. Aişe devamla der ki: "Kavmine ondan daha hayırlı bir kadın görmedik; onun sebebiyle Beni Mustalik`ten yüz aile halkı azad olundu."HadisNo:5618


Fasil:GAZVELER BÖLÜMÜ (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/fasil/74.html)
Konu:Gazveler - Beni Müstalik (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/konu/549.html)
Ravi:Abdullah İbnu Avn (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/ravi/291.html)
Hadis:Nafi` rahimehullah`a kıtalden önce (yapılan İslam`a) davet hakkında sormak üzere yazmıştım. Bana şöyle yazdı: "Bu İslam`ın evvelinde idi. Resulullah (sav) Beni Müstalik`e (önceden haber vermeden ani) baskın yaptı. Onlar (bu sırada) gafil haldeydi, hayvanları su kenarında sulanııyorlardı. Mukatillerini öldürdü, çocuklarını ve kadınlarını esir aldı. O gün Cüveyriye`yi de ele geçirmişti."HadisNo:4264


Fasil:CİHAD BÖLÜMÜ (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/fasil/18.html)
Konu:Kıtal Ve Gazve Ahkamı (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/konu/159.html)
Ravi:Abdullah İbnu Avn (http://hadis.ihya.org/kutubusitte/ravi/291.html)
Hadis:Nafi`ye yazarak savaştan önce (müşrikleri İslam`a) davet etme hususunda sordum. Şu cevabı verdi: Bu İslam`ın başında idi. Resulullah (sav) Beni Müstalik`e ani baskın yaptı. Adamları gafildi, hayvanları su kenarında sulanmakta idi. Savaşabilecekleri öldürdü, kadın ve çocuklarını da esir etti. O gün Cüveyriye (ra) validemizi esir almıştı. Bunu bana Abdullah İbnu Ömer (ra) rivayet etti. Abdullah bu orduya asker olarak katılmıştır.HadisNo:1046

Demekki İslam'da kadın kölelere cariye denirmiş, demekki savaşlarda bir çok kadın cariye savaş ganimeti olarak paylaşılmış, alınmış ve satılmış, demekki mesnetsiz bilgi yazmamak lazımmış... Sen bu mesnetsiz iddiana yazdığım cevap ve hadisler hakkında?

bak kafana göre okuma Güneş, islam tarihi neder okuyalım;

Hz. Peygamber'in zevcesi ve müminlerin annesi.

Hz. Cüveyriye, Mustalikoğulları kabilesinin başkanı Hâris b. Ebî Dırar'ın kızıdır. Aynı kabileden Safvân oğlu Musâfi'den dul kalmıştı. Mustalikoğulları, Hicret'in altıncı yılında Medîne'ye saldırı için hazırlık yapmaya başladılar. Durumu öğrenen Hz. Peygamber (s.a.s.), yediyüz kişilik bir askerî kuvvetle, onlardan önce davranarak Müreysi' suyu başında saldırdı. On kişi öldürüldü. Müslümanlar bu gazvede bir şehit vermişti. Mustalikoğulları'nın bütün erkekleri, kadınları ve çocukları esir alındı. Deve, sığır ve davarlarına da ganimet olarak el konuldu. Esirler arasında bulunan, kabile başkanı Hâris'in kızı Cüveyriye için, dokuz okıyye altın, kurtuluş fidyesi olarak tespit edilmişti. Cüveyriye yirmi yaşlarında bir kadındı. Kurtuluş fidyesini temin edemeyince Hz. Peygamber'den yardım istedi.

Hz. Âişe bu olayı şöyle rivayet eder:

"Mustalikoğulları kabilesinin kadınları esir düştüklerinde ganimet olarak gaziler arasında paylaşıldı. Önce beytülmâle beşte bir ayrıldı. Sonra her atlıya iki pay, her yaya savaşçıya ise birer pay verildi. Hâris'in kızı Cüveyriye, Kays oğlu Sâbit'e düşmüştü. Cüveyriye Rasûlullah (s.a.s.)'a geldi; dedi ki: Ey Allah'ın Peygamberi, ben Hâris'in kızı Cüveyriye'yim. Babam Benî Müstalik kabilesinin başkanıdır. Benim başıma gelen felâketi biliyorsun. Sâbit beni dokuz okiyye kurtuluş fidyesi ile serbest bırakacak. Beni kurtar". Rasûlullah cevap olarak buyurdular ki: "Ondan daha hayırlı bir teklifim var, kabul eder misin? Teklifiniz nedir ya Rasûlallah? "Hem o parayı verip seni azat edeceğim, hem de seninle evlenmek istiyorum." Cüveyriye: "Memnuniyetle kabul ederim" dedi. Rasûlullah (s.a.s.) da:

"Ben de kabul ettim. " buyurdular. (Ahmed b. Hanbel, Müsned VI, 277; Ebû Dâvud, Sünen, IV, 22; İbn Hişâm, Sîre, III, 307; İbn Sa'd, Tabakat, VIII,116,117). [B]Bu haber hemen etrafa yayıldı. Esirleri ellerinde tutan sahabîler; "Biz Allah elçisinin sıhrî hısımlarını nasıl esir olarak tutabiliriz!" diyerek, hepsini serbest bıraktılar. Bu manzara karşısında Müstalikoğulları İslâm'a girdiler. Bu yüzden Hz. Âişe O'nun hakkında; "Ben kavmi için Cüveyriye'den daha hayırlı ve daha bereketli bir kadın bilmiyorum" demiştir" (Ahmed b. Hanbel, VI, 277; İbn Hişâm, Sîre, III, 307, 308; Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslâm Hukuku, İstanbul 1983, s. 238; Mahmud es-Savvâf, Rasûlullah'ın Pak Zevceleri, Terceme, Ali Aslan, Ankara (t.s), s. 68-71).

Hz. Peygamber Cüveyriye'yi babasına teslim edip; ondan istedi. Cüveyriye müslüman olmuştu. Rasûlullah (s.a.s.) kendisine mehir olarak dört yüz dirhem gümüş verdi ve O'nunla evlendi (M. Âsım Köksal, İslâm Tarihi, XII, 55, 56). Daha önceki adı "Berre" iken, Hz. Peygamber tarafından, kadıncık, kızcağız anlamında "Cüveyriye" ismi verildi. Hz. Cüveyriye çok oruç tutar ve çok namaz kılardı. Hayır severdi. Kendisi aç durur, yoksulları doyururdu. Bir gün Allah Rasûlü Cüveyriye'yi sabah namazını kıldıktan sonra, kuşluk vaktine kadar dua ve zikirle uzunca zaman meşgul olurken görmüş ve kendisine şöyle buyurmuştur: "Ben senden sonra, üç kerre, dört kelime söyledim ki, bugün sabahtan beri senin söylediklerinle tartılsa, onlardan daha ağır gelir. Dikkat et, o kelimeleri sana da öğreteyim: Sübhânallâhi adede halkıhî; (Allah'ı yaratıklarının sayısınca tesbih ederim). Sübhânallâhi rıza nefsihî (Allah'ı razı olacağı Şekilde tesbih ederim). Sübhânallâhi zinete arşihi (Allah'ı Arşı'nın ağırlığınca tesbih ederim. Sübhânallâhi midâde kelimâtihi (Allah'ı kelimelerinin miktarınca tesbih ederim). " (Ahmed b. Hanbel, VI, 430; Ebû Dâvud, II, 81; Tirmizî, V, 556; İbn Sa'd, Tabakât, VIII, 119; Âsım Köksal, a.g.e., XII 57-58)

Hz. Cüveyriye'den altmışbeş hadis rivâyet edilmiştir. Hicrî 56 tarihinde vefat etmiştir (Sahîh-i Buhârî Muhtasarı Tecrîd-i Sarih Tercemesi, Ankara 1983, VII, 454).


bak sana diyanetten gönderiyorum ha, türkiye cumhuriyetinin din işlerinden sorumlu vakfından yolluyorum!!! daha hangisi doğru der acaba Şİmdi diyanetin ayetleri çarpıttığı vaki olduğu için İslam tarafından (Kemalist İslam hariç) kabul görmediğini biliyoruz, fekat seninde yazdığın hadislerde aynen benim yazdığım kutubi sitte hadisleri gibi Cüveyriye'nin savaşta esir edildiğini söyler, kimlerle birlikte esir edilmiştir bu hadislere göre? kabilesinin tüm kadın ve çocukları ile birlikte, kim esir almıştır bu kabileyi? İslamın peygamberinin başında olduğu bir asker topluluğu...

Sen ne diyorsun?

.............. esirler ise erkek idiler ..........................

Peki ben sana cevaben ne yazmışım?

Demekki İslam'da kadın kölelere cariye denirmiş, demekki savaşlarda bir çok kadın cariye savaş ganimeti olarak paylaşılmış, alınmış ve satılmış, demekki mesnetsiz bilgi yazmamak lazımmış

Hala okuduğunu anlamaz, yazdığını anlamazsın ama bir şeyler iddia etmek adına yazarsın, şimdi hala savaş esirlerinin sadece erkekler olduğunu iddia etmektemesin yoksa hala benim söylediklerimi tekrarlayıp bana karşı bir şey söylediğini sanmaya devam mı edeceksin???

Bilge Engin
05-10-2010, 09:39
2 kez gelmiştir. 1. msg silinmiştir.

Bilge Engin
05-10-2010, 09:40
Bir miktar konu dağılsa da güzel bir konu incelemesi. El emin mi, en zengin mi, yoksa dik başlı mı? öyle mümin arkadaşların anlattığı gibi zevk ve sefayı sevmeyen bir mütevaziye benzemiyor.

melih
05-10-2010, 13:13
O kadar cariyeye,
O kadar karılara,
O kadar kölelere,
nasıl baktı?
İki kızını da Mekke'nin en zengini Osman ile evlendirdi.
Ama kendisi bulgur almak için kılıcını yahudi'ye rehin verdi.Olacak iş değil.
Yahu destekli olsun atışlar.

sebahattinoztürk
05-10-2010, 23:00
konunun ince detaylarına değinmeyeceğim ikiside tarihi bilgidir.
nasılki sizden biri muhammed diye birinin yaşadığına nerden emin oluyosun demişti bi arkadaşa böyle diyen zihniyet şimdi onunla alakalı yani olmayan biri ile alakalı mal beyanı :) yapıyor biraz tezat ..
ama ben toplum ileri gelenlerinin otarite sahibi olmaları gerektiğini düşünüyorum bunu da maddi ve manevi imkanlarla saglayabilirsiniz.
eğer o kadar malı vardı idiyse bile bunda bir zarar yoktur öyle olmalı(konuyu açmayacam ama mustafa kemalinde böyle (maddi manevi) bir gücü vardı)
haklarıdır ikisinede helali hoş olsun...

Yıldıztozu
06-08-2015, 02:38
"De ki, ganimetler Allah ve Peygambere aittir. (Enfal, 8/1),

:D

Vefik Sami
06-08-2015, 12:20
"Ey inananlar! Onların mallarından, Allah'ın Peygamberine verdiği şeyler için siz ne at ve ne de deve sürdünüz; fakat Allah peygamberlerine, dilediği kimselere karşı üstünlük verir. Allah herşeye Kadir'dir." (Haşr: 6)

Taif şehrinde kendisiyle alay edilip taşlanınca geri dönmek zorunda kalan; Mekke şehrine güvenle girebilmek için "müşrik" Süheyl b. Amr'ın himayesini rica eden Muhammed mi Nadiroğullarını tek başına yurtlarından çıkarmış ? Kendisine biat edenlerin sağladığı askeri güç olmasaydı, Yahudileri yurtlarından nasıl çıkarabilirdi ki ? "Habibi" Muhammed, Mekke'ye geri dönebilmek için müşriklere yalvarırken Allah nerelerdeymiş ?

Muhammed'in İlahı zor zamanlarda ortalarda görünmez. Çünki; Muhammed ile diyaloga girecek muhatap yoktur. Müşriklerin "Ey allah! bu kitap senin katından ise başımıza azap gönder" (Enfâl: 32) diye meydan okumaları karşısında bahanelerden medet uman bir Allah çıkar karşımıza.

"Oysa, sen içlerinde iken Allah onlara azabetmez." (Enfâl: 33)

Ne kadar zekice değil mi ?
Muhammed aralarında olduğu müddetçe müşriklere azap inmeyecek.
Peki; Muhammed sonrasında depremlerle tsunamilerle telef olan mü'minlerin kabahati ne ?
Muhammed olmadığı için mi bütün bunlar ?

Peki bunu anladık diyelim.
O zaman Muhammed'in Tanrı elçisi olduğunu kanıtlayacak ve Tanrıdan başka kimsenin başaramayacağı bir delil/mûcize gönder ?!

"Bizi mucize göndermekten alıkoyan, ancak, öncekilerin onları yalanlamış olmalarıdır..." (İsrâ: 59)

Gene bahaneler.
Madem bu yalanlama mucize üretimine engeldi.
Madem bu senin katında bir ilke idi.
Hani sen gelmeden geleceği, olmadan olacağı biliyordun ya ?
Bu durumda yalanlayıcıları önceden bildiğin için hiç bir zaman mûcize olmaması gerekirdi.
Kaldı ki; mûcizeleri yalanlamaktan çok şeytan'a hamledenler olmuş.
Olmuş da, görüp kabul edenler de az değil.

Elçisinin başına deve işkembesi konurken, Taifte taşlanırken ortalarda görünmeyen, peygamberini 13 yıl boyunca Mekkede müşriklerin himayesi ile koruyabilen Allah, Muhammed siyasi ve askeri güce ulaşınca her şeyi sahiplenmeye başlar.

"Ganimetler Allah'ın ve Peygamberindir. " (Enfal: 1)

Ey Allah! Mü'minler "kefere" ye karşı kelle koltukta savaşırken sen onlar üzerine "tank"mı sürdün ?

"Sonra Allah, elçisi ile mü'minlerin üzerine 'güven duygusu ve huzur' indirdi, sizin görmediğiniz orduları indirdi." (Tevbe: 26)

Evet hakkını teslim edelim.
Ordular göndermiş ama; kendisi için kelle koltukta savaşan kullarından gizlemiş.
Yersen !

Galibiyette Allah her şeyi sahiplenir.
Bedir savaşını Huneyn savaşını Allah kazanmıştır.
Bu nedenle bütün ganimetler Allah'a ve Resulüne âittir.
Ama Uhud savaşını müslümanlar kaybetmiştir ve suç müslümanlarındır.

"(Bedir'de düşmanı) iki katına uğrattığınız bir musibet (Uhud'da) size çarpınca mı: "Bu nereden" dediniz? De ki: "Bu başınıza gelen kendinizdendir". Şüphesiz Allah her şeye kâdirdir. " (Âl-i İmran: 165)

Bir Tanrı düşünün k,i; kendi yarattığını iddia ettiği şeylerin arkasında "tam siper" olmakta. Muhammed'e olmadık hakaretler edilirken, Ammar bin yâsir'in yaşlı babası ayaklarından develere bağlanıp, vücudu ikiye bölünürken, annesi edep mahallinden okla vurulup katledilirken ortalarada görünmeyen Mekke'nin ilahı, Nadiroğullarının mülkünü görünce ortaya çıkıp emirler yağdırmaya başlar. Ganimeti sahiplenir. Şöyle der:

"...Peygamber size ne verirse onu alın, sizi neden menederse ondan geri durun..." (Haşr: 7)

Bir Tanrı var ise, kendisine iman devşirme adına kullarının zaaf, beklenti ve korkularını kullanmaya tenezzül etmez. Savaşlardan, ganimetlerden nemalanmaz. İnsanların bir kısmını "düşman" diğer kısmını "tetikçi" yapmaz. Eğer Tanrı var ise, insan; Tanrıdan ayrı kalmakla en büyük kötülüğü zaten kendisine yapmış demektir. Çünki; Tanrı olduğu takdirde O'nun emri dışında hayat olmaz.

Öte yandan Tanrı herkesin kolayca anlayacağı ilkelerle konuşması gerekir. Sâdece elçi değil, herkes neyin ne olacağını bilir/bilmelidir. Aksi takdirde sorumluluk olamaz. Bir Tanrı "Peygamber size ne verirse alın." diyerek elçisine sınırsız bir keyfilik alanı bırakmaz. Çünki; elçi de diğer inanırlar da Tanrı karşısında eşit haklara sahiptirler. Farklı bir yaklaşım; peygamberleri "torpilli kullar" yapar.

Kerim1
02-09-2015, 11:47
Belki de muhammed aç kalmayı seviyodu belki de diyet yapıyodu olamaz mı ? Olabilir