PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Üç Kadın, Üç Yaşam


parmis
15-04-2009, 14:08
HAYATIN ŞİFRESİ NEDİR Kİ..?

Velda ağlıyordu içinde korkunç bir öfke korkunç bir yenilgi duygusu vardı.Şimdi ne yapacaktı nasıl geçirecekti bu hastalıklı zamanları? Nasıl olacaktı ölümü? Henüz çok gençti adım adım yaklaşan ölümü anlamayacak kadar gençti..
Yalnız kalmak istiyordu kimseyi görmemek, duymamak ,acısını kimseyle paylaşmamak,, konuşmamak istiyordu.Nasıl anlatacaktı bebeğine annen hasta diye yada anne gidecek sen kalacaksın bebeğim diye? En zoru buydu işte en acısı ..Kendisi anlayamazken bunu bir çocuğun anlamasını nasıl bekleyebilirdi ki..
Velda hayatın ona hazırladığı bu son sürpürize hazır değildi.-Nasıl hazır olunurdu ki böylesine zalim bir oyuna? Her şey güzel olacak derken; her şey iyi olacak diye düşünürken. Ama kesinleşmişti işte çağımızın vebası kansere yenildiği. Doktoru açık ve net söylemişti üstelik yapılan hiçbir tedaviye cevap vermiyordu vücudu işte geçirdiği operasyonlar da işe yaramamıştı..En çok neyi sevdim hayatta diye düşündü Velda en çok neyi özleyeceğim gidince.. Acılımı olacak gidişim ya her gün biraz daha eriyen vücudum .. ya güzelliğim..Çirkin ölmek nasıl bir duygu? Saçları dökülmüş,kemikleri sayılan bir görüntü belirdi gözlerinde Velda nın daha çok ağlamaya başladı .
Velda aynanın karşısına geçti baktı kendi görüntüsüne güzeldi incecikti vücudu kahverengi gözlerinde belli bir hüzünün ağlamışlığın parlaklığı vardı saçları kısacıktı kemo terapilerden sonra dökülmüştü..ama yeniden çıkmışlardı işte iyileşiyorum diye çok sevinmişti Velda..
Her şeyin boş hatta bomboş olduğunu anladığı şu zamanlar da.. umutların tükendiği, sözlerin anlamını yitirdiği şu zamanlarda sadece kendi ölümüne ağlayan bir kadın vardı işte, bir anne...Kendi ölümüne ağlamak berbat bir duygu diye düşündü Velda ama demek ki yaşarken de ağlayabiliyormuş insan kendi ölümüne..
Ben ölürsem kim ağlar? diye düşündü Velda.sahi kim ağlardı O ölünce.. Bu yaşamdan gelip geçerken kimde iz bırakmıştı ?Kime bir yararı dokunmuştu?ne yapmıştı yaşadığı bu yirmi dokuz yıl içinde? Ama çok zaman değildi ki yirmi dokuz yıl..Bunun on yedi yılı neredeyse çocukluk diye geçirdi içinden Velda sonra evlenmişti işte her kız gibi; birde bebek yapmıştı kim bilir onun yaşayamadığı yılları belki de kızı yaşardı.. Yaşamın şifresi çocuk galiba diye geçirdi içinden, hani şu canımızdan can verdiğimiz genetik şifremizi geçirdiğimiz çocuk.. Hayatın devamını ,ailenin devamını sağlayan çocuk..
Birden içindeki acının öfkenin dindiğini hissetti Velda aynaya bakan gözleri gülüyordu şimdi.. Evet o yaşayacaktı kızında..Sildi gözyaşlarını kızı onu hep gülerken anımsamalıydı hep güçlü hep güzel...
Bu dünyada çocuklar varsa umutta var demektir, yaşamda var demektir Velda yaşayacak bir çocuğun gözlerinde ,gülüşlerinde.. Bunu anlamak, bilmek çok rahatlatmıştı onu..Ölüm gelebilirdi artık.. Hazırdı Velda ölüme hazır....
parmis Güneşin_kızı

Matilde

Saçlarını savurken bir yandan da düşünüyordu Matilde neler olmuştu? nerden nereye gelmişti yaşam çizgisi?..Değmiş miydi bu kadar üzüntüye yanlışa.. acıya ihanete...Uykusuz gecelere..
Koruyacak; yüceltecek ne kalmıştı ki sevdasından geriye..Gulumsedi acıyla.;. sonsuz bir yılgınlıkla uzattı ellerini titriyorlardı baktı baktı...Elleriydi galiba ona ilk ihanet eden ilk sevda sözcükleri yazan evet elleriydi sonra yüreğine de yazılmıştı bu sözcükler üstelik istemeden,düşünmeden. Sadece yazılmıştı işte onun yüreğinde yer bulan anlam bulan bu sözcükler karşı tarafta sadece yankı yapmıştı içi bomboştu.. Ruhsuzdu .. Matilde bunu biliyordu..Aldırmıyordu sahipleniyordu ona ait olanı..Benim sevdam bana diyordu.. Gözleri doluyordu ama hayır ağlamayacaktı.. ağlayamazdı .. Akıtırsa yüreğinin acısını duyguları incinecek daha çok üzülecekti.
Sen benim özgürlüğümsün demişti Matilde sevdiğine öylemiydi? Bu özgürlüğün bedeli gittikçe ağırlaşıyordu. Çaresizlik oluyordu ,acı oluyordu ,karşılık görememenin utancı oluyordu...
Matilde yürüyordu; beyninde ruhunda oluşan yaraları hızlı hızlı yürüyerek düşünerek uzaklaştırmaya çalışıyordu.. İncecik bedenini, kahverengi güzel bakan gözlerini seviyordu.,. kendini seviyordu Matilde onda başkalarını sevebilecek yürek vardı,sabır vardı,ruh vardı.. Başkalarına egolarından başka verecek bir şeyi olmayanlar düşünsün, sevemeyenler ağlasın dedi kendi kendine..
Birden durdu gözleriyle uzakları taradı.. şimdi daha canlı daha bir anlamlıydı gözleri ne o gülümsüyor muydu ne? Evet gülümsüyordu.Neruda yı düşünüyordu şiili li o harika şairi- çünkü iki yüzüyle çıkar karşına hayat demişti şair ama Matilde biliyordu şairin yanıldığını çünkü yüz lerce yüzüyle çıkıyordu hayat insanların karşısına..Önemli olan ondan yaşanabilir olanı güzel olanı koparmaktı almaktı..
Ve Matilde de bu ruh, bu güç, bu güzellik vardı:Durma dedi kendi kendine durma Matilde
hayatın sana sunduğunu değil ; senin istediklerini kopar al ondan.. Artık ağlayabilirdi ;akıtabilirdi yüreğindeki acıyı neden incinecekti ki.Neruda ona sone yazmamış mıydı?.Onu ölümsüzleştirme mişmiydi? O zaman değerdi işte yaşamak ve başa çıkılabilinirdi hayatın yüzlerce yüzüyle.. Yürü Matilde, yürü durma daha ne çok şey bekliyor seni..Acele et hayat kayıp gitmeden ellerinin arsından....Yürdü gitti Matilde aktı yaşamın içine ...

Parmis_Güneşin Kızı


YOLU BİLİYORUM YALNIZDA GİDERİM(parmisce)
Elime ne geçerse atıyordum sonsuz bir hırs bir şiiddet duygusu kaplamıştı içimi; mutfak dolaplarımdaki tüm porselen takımları tüm cam aşyaları tek tek alıyor fırlatıyor kırılıp parçalanmasını seyrediyordum.. Sakindim aslında beynimin bir yerinede bir şeyler olmuş; bana bunları yapmamı sonrada seyretmemi önermişti sanki.. Kızgındım... evet çok kızgın ama kendimi de kaybetmiş değildim elime aldığım her porselen her cam eşyanın parçalanıp yok edlmesi gerektiğine inanıyordum galiba.. Böyle tuaf ve garip bir durumdu bu geceki ben işte.. Ali durmuş beni seyrediyor du. Arada onada bakmayı ihmal etmiyordum ;gözlerini kısmış ne yapacağıma bakıyor arada kendine de gelir mi bir cam eşya felan diye bakıyordu ama ben işime dalmış evde ne varsa parçalarken ona atmayı akıl edemiyordum iştehttp://www.turkadmin.com/images/smilies/smile.gif
Oysa hak etmişti aslın da parçalamak kıramak istediğim acıtmak ,istediğm Ali idi.. Karşıma geçmiş beni seyrederken, endişeli bakışlarını da kaçırıyordu benden. Oysa onun bir kaç sözcüğüydü beni çıldırtan; özenle koruduğum eşyalarımı kırmama özenle temizlediğim evimi perişan etmeme neden olan..
Kahvelerimizi içmiştik yemekten sonra; o alkol alıyordu son günlerde iyice arttırmıştı alkol almayı.. Ben kahvemi içerken o içer gibi yapıyor şarabını yudumluyordu aslında dalgın huzursuz bir hali vardı .. on yıllık evlilik yaşamımız boyunca hep sevgi ve saygıyla davranmıştık biri birimize...
Çok az kavga ederdik bilirdim ki beni sever di ;bende onu severdim ,iyi idik ama son iki yıldır düzenimiz bozulmuş, hayatımız huzursuz olmuştu alkol yüzünden.. Ben alkolu suçlarken durum başkaymış farkında değilmişim bile.. O gece bana uzun uzun baktı düşünceli bir hali vardı.. Sonra tane tane söyledi "Sude konuşmalıyız söyleyeceklerimi dinle ve lütfen beni affet" dedi.. gözlerimi açtım hayretle baktım ona"söyle bakalım" dedim.. "sen hep alkolu suçluyorsun ya bizimle ilgili aslında ben sıkıntılı hatta yalancı olduğum için bu kadar çok içiyorum" dedi.. Güldüm "yeni bahaneler mi buluyorsun içmek için diye" sordum"hayır kesinlikle bahane değil ama artık söyleyip kurtulmak istiyorum beni dinle; seni iş yerimdeki Alev le aldatıyorum iki yıldır" dedi... Anlayamadım ilk anda; yüzüne baktım ama doğru söylüyordu" o yaşlı kadınla mı" dedim "hani şu yetişkin çocukları olan cuce kadınlamı?" evet dedi Allahım adam evet diyor bari beni aldattığı bir şeye benzse ..Durdum düşündüm yani güzel olsa, benden genç olsa daha mı az aladatılmış olacaktım? acıdım birden kendime bir tepki veremiyordum işte o anda elimde ki fincanı düşürüp kırdım.. Ve ve gerisi geldi herşeyi ama herşeyi kırdım, döktüm sesizce hiç bağırmadan hatta kırdığım şeylerden zevk bile aldığımı farkettim. Tanrım gençtim, güzeldim, bakımlıydım, kültürlüydüm, kendime güvenirdim. Ben şimdi ne demeliydim? nasıl tepki vermeliydim? içimde yanıyordu nedense beynimin küçüldüğünü ezildiğini hatta durduğunu hissettim.. Bomboştum ya bom boş tek hayat belirtim kırık porselenler, camlardı.. Döndüm üstüne yürüdüm tam önünde durdum; baktım ürkmüştü utanıyordu da ne ileri çıkmış nede geriye bir adım atmıştı başına gelecek herşeye razıydı anladım .. eh.. işte intikam vaktiydi intikam buydu.. güldüm güldüm güldüm bir an bana doğru bir adım attı sanırım çıldırdığımı sandı "sakin ol Sude sakin ol tatlım "dedi.. Gülmekten gözlerimden yaş gelirken döndüm tüm nefretimi, tüm kızgınlığımı yansıtan buz gibi bir bakışla"değmezsin defol" dedim... onu kapıya yönlendirdim kapıyı açtım dışarı ittim, dairenin kapısını da arkadan kapatırken yalınayak pjamayla kapıda bıraktığım kocamın hayaline gülümsedim..
Şu an bilgisayarımın başındayım aldatılma öykümü yazıyorum bu kadar sadakatın bu kadar sevgimin bu kadar eşyalarımı güzel temiz tutmak için çabamın, evimi temiz tutmak için kazınmamın iyi bir eş, iyi bir anne olmak için uğraşımın sonu aldatılmak işte.. Kapıyı açtım "dur orada dedim beni neden iki yıl aldattıktan sonra söyledin? cevap ver" dedim "içeri gireyim de Sude kapıda olmaz ayıp komşulardan" dedi pişkin pişkin "iki yıl aldatırken duymayacağımı sanıyordun; utanmıyordun da şimdi mi utanıyorsun" dedim.
Ama içeriye de aldım onu.. " hadi anlat" dedim "oldu bir kere lütfen üstüme gelme yeteri kadar üzüldüm zaten.Sürekli beni sana söylemekle tehdit etti" dedi.."kadın seni tehdit etmese söylemeyecektin yani.". dedim gözlerimde şimşeklerin çaktığını hisettim birden ama durdum ve güldüm"çabuk dedim çabuk porselen, cam kırıklarını temizle bu kadar yıldır ben temizliyorum evini bu gece sıra sende"..
Eşim evi pırıl pırıl yaptı o gece.. Gözlerimi arıyor ne düşündüğümü öğrenmeye çalışıyordu ben de hiç bir şey belli etmiyor sesiz ve derinden gidiyordum.. sabah "Sude işe gitmeliyim lütfen bir şey yapmadan beni bekle; gelirim konuşuruz belki de hemen gelirim" dedi ama içi rahat değildi.. Arkasından kapıyı kilitledim, giyindim, hazırlandım bir an masanın başına oturup ne yapacağımı düşündüm.. Hayat karmaşıktı, kötüydü, garipti ama ben onurluydum ona gÜvenmiş ne yaptığını araştırmamıştım bile..

valizimi aldım içine bir kaç parça giysimi koydum. Son kez baktım evime neler yaşamıştım burada iyi günler, güzellikler, sevgiler, partiler, yemekler ,doğum gunleri.. Ve işte şimdi ayrılıklar gitmeler yaşayacaktım..gözlerim yaşardı ilk kez hıçkırıklarla ağladım ama asla pes etmeyecektim ,inadına güçlü olacaktım.. Ayakta kalacaktım ben olup, beni yaşayacaktım; sığınmak, küçülmek, ağlamak bana göre değildi zaten bunlara zamanım da yoktu.. Yaşanan yaşanıyor bitiyordu ama ben ne yapacağımı biliyordum...
yolu biliyordum yalnız da giderdim...

Parmis Guneşin_Kızı

azınlık
15-04-2009, 16:06
parmis selam,

Hikayelerinde noktalama işaretlerine ve paragraflara biraz daha özen gösterirsen çok daha kolay ve zevkli okunur hale gelebilirler.

Örnek:

Şu an bilgisayarımın başındayım, aldatılma öykümü yazıyorum. Bu kadar sadakatın, bu kadar sevgimin, bu kadar eşyalarımı güzel temiz tutmak için çabamın, evimi temiz tutmak için kazınmamın, iyi bir eş; iyi bir anne olmak için uğraşımın sonu aldatılmak işte ...

Kapıyı açtım "dur orada" dedim, "beni neden iki yıl aldattıktan sonra söyledin, cevap ver" dedim. "İçeri gireyim de Sude, kapıda olmaz, ayıp komşulardan" dedi pişkin pişkin. "İki yıl aldatrken duymayacağımı sanıyordun, utanmıyordun da şimdimi utanıyorsun?" dedim.

Ama içeriye de aldım onu ... "Hadi anlat" dedim, "Oldu bir kere, lütfen üstüme gelme, yeteri kadar üzüldüm zaten. Sürekli beni sana söylemekle tehdit etti" dedi ... "Kadın seni tehdit etmese söylemeyecektin yani ..." dedim; gözlerimde şimşeklerin çaktığını hisettim birden ama durdum. Ve güldüm ...

A.

evrensel-insan
15-04-2009, 17:02
Saygideger parmis;

Sen neymisin, be abla!:rolleyes: Insaallah, bu yazilarini mea'da okuyordur.:)

Saygilarimla;
evrensel-insan