PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Evcilleştirme


frodo
24-04-2009, 11:36
İnsanlığın tarım devrimi belki de en önemli tarihsel uğraklarının başında gelir.

Tarım devrimi garantili besin kaynağı olarak insan nüfsunun artışına yol açtığı gibi aynı zamanda besin peşinde koşmak zorunluluğu olmayan bir yönetici sınıfın doğuşunu tetiklemiş ve bu süreç bugünkü karmaşık siyasal, kültürel toplumsal yapımızın temelini oluşturmuştur.

Ama bu nasıl olmuştur ? Örneğin buğdayın evcilleştirilmesi "bilgisi" avcı-toplayıcı obalar halinde dolaşan küçük toplulukların aklına nerden gelmiştir ? Dahası ve belki de kafa karıştırıcı olan buğdayın evriminin nasıl gerçekleştirildiğidir ?

Buğdayın atasının bereketli hilal denen bölgede bulunan Anadolu'da olduğunu ve hala varlığını sürdürdüğünü biliyoruz. Ama son yüzyılda yapaılan genetik müdahaleleri ihmal etsek bile ekmeklik buğdayın atalarıyla ilgisini kurmak oldukça zordur.

Bu süreci anlamaya çalışmak eğlenceli ve öğretici bir yolculuk olacaktır.

Buyurun .

Ayejj
24-04-2009, 13:10
Bence,
İnsanların buğday ekmeye başlamadan önce bir ürünü yetiştirme bilincine sahip olma safhasına ulaşmaları gerekliydi.

Önce evcil hayvanlardan ürün alma, onları çoğaltma bilincine ulaştılar.

Bitkiler dünyası için ilk ürün alma bilinci doğada kendiliğinden yetişip meyve veren ağaçların, sahiplenmeye başlamasıyla olmuş olmalıdır.

Daha sonra insanlarda daha çok ağaca sahip olmak için, ağaçlardan yere düşüp çimlenen meyve tohumlarını taklit ederek kendi sahiplendikleri alandaki ağaçları çoğaltabilecekleri bilinci uyanmış olmalıdır.

Daha sonra faydalandığı diğer bitkileride, tohumlarını kullanarak üretebileceği bilinci ortaya çıkmıştır.

Ayejj
27-04-2009, 17:25
Yukarıdaki mesajda ağaçlar derken çok yıllıklı çalılarda bu kapsamda değerlendirilmeli.

Ayrıca bence tarım devriminin insanlık tarihi açısından bir önemi daha var.

İnsanların yamyamlık davranışını bırakması içinde sebep olmuştur.

Tarımdan önce başka insanlar ,avlayıp yenmekten başka bir işe yaramazken ,

tarım icat olduktan sonra , ele geçirilen insanları yemektense,

köle olarak çalıştırmak daha verimli bir yöntem olarak insanların aklına gelmiş olmalı.

pante
27-04-2009, 18:13
Coğrafyacı CarI O. Sauer bitki ve hayvanlar için evcilleştirmenin kaynağını bulmaya çalışmış ve evcilleştirmenin ilk ortaya çıktığı yer ve evcilleştirmeyi ilk yapan insanlarca karşılanması gereken bazı kriterler önermiştir. Buna göre:

1) bitki evcilleştirilmesi, insanların kronik bir yiyecek ihtiyacı içinde olduğu bir bölgede olamazdı.

2) Bazı türlerin seçilip. ayrılabilmesi ve çaprazlanabilmesi için bitki ve
hayvanların büyük çeşitlilikte olduğu bir bölgede olmalıydı;
Bu, çeşitli toprak ve çeşitli iklim tiplerini gerektiriyordu.

3) Evcilleştirme ilk olarak suyun kontrolü için ilerlemiş teknikler gerektiren büyük nehir vadilerinde ortaya çıkamazdı.

4) Bitki yetiştirme ağaçlıklı alanlarda başlamış olmalıydı, çünkü ilkel insanın otlakların çimlerini temizleme kapasitesi yoktu.

5) İlk çiftçilerin kendilerini çiftçiliğe hazırlayan yetenekleri olmalıydı;
Avcılar değil ama ağaçlıklı arazilerin balta kullanan insanları evcilleştiricilerin ataları olmuş olmalıydı.

6) İlk evcilleştiriciler yerleşik olmalıydı. Çünkü bitkileri sürekli olarak gözleyip korumak gerekiyordu. Bu kriterler temelinde Sauer bitki evcilleştirmesinin ilk merkezinin Güneydoğu Asya olduğu sonucuna varmıştı.

http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/42/479/5532.pdf

frodo
30-04-2009, 20:13
Bilinen en eski bitki evcilleştirmeleri Anadolu, Irak,Suriye ve Filistin'i içine alan altın hilal denilen bölgede gerçekleşmiş.

Altın hilal ya da verimli hilal denilen bu bölge sınırları tartışmalı da olsa tarımın ilk başladığı
bölgenin burası olduğu konusunda bir fikir birliğinden söz etmek mümkün.

http://academics.eckerd.edu/facultywiki/upload44/Fertile_crescent.jpg

Ama avcılık ve toplayıcılıkla geçinen atalarımız bu başlıkta özellikle konu edindiğimiz buğdayın genetiğini değiştirmeyi nasıl başardılar ? Bu süreçle ilgili "bilgi" gerekir miydi ?

Bir başka başlıkta üyelerimizden birisi bitki evcilleştirme sürecinin anlaşılmaz olduğunu söylüyor ve bu "bilginin" birileri tarafından insana öğretilmiş olması gerektiğini ima ediyordu.

Doğal bir süreçle bu gelişimin açıklanması mümkün müdür ?

Cevaplarını arayacağımız sorular bunlar.

frodo
02-05-2009, 12:10
Toplayıcı atamız (kadın/adam) yaban buğdayının besleyici özelliğini en azından besin olarak kullanılabilir olduğunu ne zaman keşfetti bilmek mümkün değil.

Ama 19 ve 20. Y.yılda karşılaştığımız "ilkel" toplumların bazı özellikleri ile kabaca ilintileyebilmek mümkün. Bu toplumların modern taksonomistleri kıskandıracak kadar bitkilerin, hayvanların ve böceklerin dünyasına vakıf oldukları raporlanmıştır. Onlar yaşadıkları doğal ortamın tüm olanaklarından çeşitlerinden yararlanmayı hakkıyla bilmektedirler.

G.Amerika yerlilerinin zehirli ve tehlikeli bir tür olan Tarantula örümceklerini bile diyetlerine kattıklarını hepimiz popüler Tv programlarından öğrendik. Onlar mükemmel bir izleyici, gözlemci ve inanılmaz bir iştahla doğanın olanaklarını keşfeden kaşiflerdir. Bu anlamda da yaban buğdayının atalarımızın diyetine katılmış olmasında bir gariplik olamaz.

Yaban buğdayı toplayıp obasına götüren kadın/adam atamız sadece günlük besininin bir kısmını karşılamakla kalmaz uzun süreli saklanabilen, kolay taşınabilen değerli bir ürüne sahip olur.

Kısaca toplayıcı atalarımız yaban buğdaylarını hasadlayıp obasına götürmüş bu taşınma sırasında konakladığı bölgede ürününün bir kısmını bilmeden dökmüş ve sonra bu ürünler yeni filizler vererek evcilleştirmeyi başlatmıştır diyebiliriz. Ama bu açıklama bize sadece sürecin nasıl olduğuna dair akla uygun bir açıklama getirir. Buğdayın genetik değişiminin nasıl olduğunu, yaban buğdayı ile en yakın akrabası "siyez" buğdayı ile arasındaki ciddi farkı açıklamaz.

O zaman yaban buğdayına daha yakından bakmamız gerekir.

Kadın/adam atamız yaban buğdayını hasatlarken aslında bilmeden "doğal seçilimi" tersine çevirmektedir.

Yaban buğdayı tohumları olgunlaştığında başakları tozlaşan bir özellik gösterir. Olgunlaşan tohumlar toprağa yayılır ve yaşam döngüsüne yeniden başlar. Toplayıcı için olgunlaşan tohumların topraktan ayıklanması neredeyse imkansız ve gereksiz bir çabadır. Onun yerine binlerce tekler arasında başakları tozlaşıp dağılmamış ürünlere yönelir. Bu emek/ürün verimliliği açısından mantıklı bir seçimdir.

Yaban Buğdayının tekleri açısından bakarsak başağın dağılmıyor oluşu öldürücü bir mutasyondur. Çünkü bu tekler tohumlarını toprağa ulaştıramayacak ve neslini sürdüremeyecek bir genetik bozukluğa sahiptir. Ama onları toplayıp obasına götüren atamız doğal seçilimin aleyhine çalışan bir süreci tetikler.

Yiyemediği, döktüğü yaban buğdayı genetik olarak bozulmuş mutasyonla farklılaşmıştır.

Bir süre sonra tekrar filizlenen bu tohumlar aynı genetik hastalığı taşıyan ürünler vererek yaban buğdayından ayrılmaya başlar. Bu değişikliğin ilk adımıdır.

Ayejj
02-05-2009, 12:48
Şöylede olmuş olabilir.Hayvan otlatanlar bilirler ,otların belirli zamanlarda olgunlaşma dönemleri gelir.

Ben yabani buğday hiç görmedim.Ama onunda doğada serbest yaşarken bir olgunlaşma dönemi mutlaka olacaktır.

Olgunlaşan yabani buğdayları otlatılan hayvanlar severek yiyecektir. Olgunlaşan tohumları içeren yabani buğday karbonhidrat açısından zenginleşeceği için hayvanlarda gözle görülür semirmeye neden olacaktır.

Belkide buğday bitkisi insanların ilgisini ilk bu şekilde çekmiştir.Daha sonra bazı insanların aklına bu otları biçip saklamak gelmiş olabilir.

Böylece yabani buğday sapı yığınları biriktirme ve onları hayvanları beslemede kullanma davranışı insanlar arasında gelişmiş olabilir.Bu yığınlardaki tohumların altlara doğru birikmesinden ,hayvanları esas semirten ve de hayvanların severek yediği kısımların tohumları olduğunu görmüştür.

Belkide zor açlık dönemlerinin geldiği yıllarda hayvanlarını kaybeden insanlar , onlardan kalan yabani buğday yığınlarından elde ettikleri buğday tanelerini yiyerek, buğdayın başka bir ekonomik kullanımını keşfetmiş olabilirler.

Daha sonra buğday fakir halkın yiyeceği şeklinde toplum içine yayılmış ve buğdayı vahşi doğadan toplamak yerine ekip biçtikleri diğer ürünler gibi buğdayıda ekip biçmek insanların aklına gelmiş olabilir.

Ondan sonra buğdayda türleşmenin yolu açılmıştır diye düşünüyorum.

frodo
02-05-2009, 17:01
Sevgili ayejj,

Bitki evcilleştirmenin hayvanların evcilleştirilmesiyle doğrudan ilgisi olup olmadığını bilmiyorum.

Ama fikir sahibi olabileceğimiz bir kaç farklı coğrafya var. Örneğin orta amerika'da bağımsız
olarak evcilleştirilmiş herhangi bir "büyük hayvan" yoktur. Ama bağımsız olarak evcilleştirilmiş bu bölgeye ait bitkiler (mısır v.b) vardır.

Yine Polinezya adalarında köpeğin dışında evcilleştirilmiş bir memeli yokken tarım pek ala
yapılmaktadır.

Ayejj
04-05-2009, 19:10
Mısırla buğday arasında önemli farklar var. Mısır tek tane şeklinde ekilebilir.
Ama buğday öyle değil.

Buğdayı serperek yetiştirmek zorundasınız .Tıpkı çayırlık otlak alanlar gibi. Oyüzden hayvancılıkla bağlantısı olabilir diye düşünüyorum.

frodo
04-05-2009, 19:12
Darwin Türlerin Kökeni'nde başlangıçta uzun uzun insan eliyle yapılan seçimlerle canlılığın değişmesini anlatır. Güvercinlerden, bitki ıslahından v.b örnekler verir.

Bu doğal seçilimi anlatmak için yaptığı bilinçli bir seçimdir. Verdiği örneklerle canlılığın seçici bir baskı altında nasıl değiştiğinin anlaşılmasını sağlamaya çalışır.

Bitkilerin evcilleştirilmesinde de, eğer canlılığın böyle bir seçici baskı ile değişebildiğini anlarsak ortada mucizevi bir sürece gerek olmadığını anlayabiliriz.

Diyelim ki yabani çilek topluyoruz doğada. İstisnasız hepimiz daha umut verici çileklere yöneliriz. İlk seçimimiz büyük ve olgun çilekleri toplamak olurdu. Zorunlu değilsek, seçme şansımız varsa büyük ve olgun meyveleri toplamamız kadar doğal bir şey yoktur.

Yaban buğdayını diyetine ekleyen ve onu hasat edip obasına taşıyan atamız bilmeden genetik bozukluğu olan tekleri toplamak durumundadır. Genetik sağlamlığı olan tekler olgunlaşan tohumlarını toprağa karıştırmış durumdadır çünkü. Ve bu mutasyonu taşıyan tekler hasad edilip toplanmıştır.

Ancak değişimin yaban buğdayından siyez buğdayına geçiş için bir değişiklik daha olması gerekir. Taşıma sırasında veya besin olarak yeyip sindiremediği tohumların dışkısının arasında yeniden filizlendiğini gören ve onları da toplayan atamız bir genetik bozukluğu daha "seçecektir".

Yaban buğdayı tohumları bir tür gecikmeli sistemle filizlenirler. Ekildikleri yıl filizlenmez bir tür korunma sistemi ile gecikerek (örneğin ertesi yıl v.b) filizlenirler. Bu korunmayı sağlayan gende herhangi bir mutasyon olmalıdır ki tohum aynı yıl içerisinde filizlensin. Bu döngüyü bozan tekler aynı yıl içerinde atamızın diyetine ve ambarına girebilir.

Bu baskılama ve seçilimle ortaya çıkan ürün yaban buğdayına tıpatıp benzeyen ama yaşam döngüsü ondan farklı olan siyez buğdayının kendisidir artık. Ve artık yaşaması için insana bağlıdır. İnsanın denetiminden çıkan bu tür buğdayın doğada var olması mümkün değildir artık.