PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Genetiği değiştirlmiş ürünler Afrikada deneniyor.


Ayejj
02-05-2009, 19:09
Ege Üniversitesi Fen Fakültesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Münir Öztürk, genetik yapısı değiştirilmiş ürün geliştirenlerin, bunun ekimini kendi ülkelerinde değil Afrika’da yaptığını söyledi.


Öztürk, dünyada yaklaşık 81 milyon hektar alana, gen yapısı değiştirilmiş ürünlerin ekildiğini söyledi.


Bu ürünlerin başında soya fasülyesi, mısır, pamuk ve kanolanın geldiğini ifade eden Öztürk, kanola yağının da Türkiye’de yeni kullanılmaya başlandığını kaydetti.


Prof. Dr. Öztürk, Portekiz, Kanada, ABD, Meksika, Kolombiya, Şili, Bolivya, Arjantin, Uruguay, Paraguay gibi 50 bin hektarın üzerinde biyoteknolojik ürün yetiştiren 14 ülke olduğunu belirterek, Mısır’ın da yavaş yavaş bu işin içine girdiğini anlattı.


Genetik yapısı değiştirilmiş ürünlerin daha çok Afrika üzerinde denendiğini ileri süren Öztürk, "bu işle uğraşanlar geliştirdikleri ürünleri kendi ülkelerinde ekmiyorlar. Bu konuda Afrika adeta deneme tahtası olarak kullanılıyor" dedi. Öztürk, genetik mühendisliğinin "kes yapıştır" kadar basit olmadığını ifade ederek, şöyle devam etti:


"Bir tek herbiside (ot öldürücü) dayanıklı mutant bakteri üretmek için milyonlarca mikroorganizmanın denenmesi gereklidir. Yani başarılı bir sonuç elde etmek için milyonlarca mikroorganizmayı yok etmeniz lazım. Çünkü bu organizmalar çok hızlı bir şekilde, hastalıklara ve iklim değişikliklerine dayanıklı dünyadaki mevcut tahıl çeşidini değiştirebilir. Böylece gıda üretimini ani katostrafik zararlara açık tutabilir. Birden bire bir veba salgını veya bir kuraklık yaşanabilir. Bunların dayanıklılığı sadece böceklere karşıysa toptan bir felaket yaratabilir." Gen yapısı değiştirilen ürünlerin insan sağlığına da zararları olduğunu belirten Öztürk, gıda ürünlerinde yeni alerjenler ortaya çıkabileceğini bildirdi.


Öztürk, yabani otlarda artış ve yabani akrabalara gen aktarımı olabileceğine dikkati çekerek, şunları anlattı:


"Bunlar birbirlerine gen aktarabilir, ana gen kaynağını da tahrip edebilirler. Önemli zararlılara ait hassas genlerin boşuna harcanması söz konusu olabilir. Yeni veya daha tehlikeli virüslerin yaratılması söz konusu olabilir. Herbisid kullanım şeklinin değişmesi, herbiside dayanıklı yeni istilacı türler getirebilir. Örneğin kolzadaki bileşimin bir parçasının sıçanlardaki DNA ile reaksiyona girdiği yakın zamanda belirlenmiştir. Muhtemelen genetik yapısı değiştirilmiş kolza ekilmesi sonucu bu gen sıçanlara da geçmiştir. Bu da olası mutajenik (gen değiştirici) ve karsinojenik (kanser yapıcı) bulguların işareti olabilir."


Genetik mühendisliği ürünlerinin uzun kullanımından dolayı oluşacak tehlikelerin iyice araştırılması gerektiğine işaret eden Öztürk, "bunlarda 150 kadar toksik gen gurubu bulunmaktadır. Bunlar alerjik durum ve toksisite yaratabilirler" dedi.

Kaynak : 29.04.2009 Radikal

boğaziçi
05-05-2009, 23:11
genetigi degistirilmis urunler insan sagligini da tehdit ediyor.artik tohumsuz tarm urunleri yanginlasmaya basladi.eskisi gibi tohumlu urunlere (hatta organik urunlere)donmek gerekiyor,ama tarim politikalari cifciyi neredeyse yok etti ve cok zor durumda birakti.

Akhenaton
05-05-2009, 23:22
Türkiyede değiştirilip kullanılanlara ne diyeceksin.Mesela domates. Gelişmiş ülkelere bu konularda kobay ülkeler lazım ki biri Türkiye.Ha birde şu var, dünya üzerinde ilk tarım genetiği değiştirilmiş bitkidir.tarımın başka açıklaması yok. Evrimsel bir ürün değil.Kim değiştirdi diye sormayın sakın. Biri değiştirmiş bize vermiş.:)

Mutezile
06-05-2009, 07:00
GDO'lu ürünlerden yakın zamanda 'doyasıya' yiyebileceğiz demek ki.

İstanbulda oturanlar için: Cumartesi günleri Şişli'de organik tarım ürünleri satılıyor ve ürün yelpazesi olağanüstü.Pazarın girişinde yapılan Gözlemeler fevkalade:) Yine pazarın girişinde buğday derneği üyelerinin standı var. Önceki gece özel ekşi mayadan ürettikleri ekmeği, ki gerçekten ekmek bu, 5 ytl derneğe bağış karşılığında hediye ediyorlar. Pazarın girişindeki saksafoncu çocuk her hafta bedava resital veriyor. Hem alışveriş hem kalite müzik bir arada. Pazara giren ürünler kesinlikle en sıkı denetimlerden geçiyor; bakanlıktan organik tarım ürünü sertifikası olmayan ürünün tezgahta sunulma şansı yok. Örneğin pazarda kurutulmuş Günkurusu Kayısı var (kahverengi olanı), ama sarı kayısıda kullanılan bir kimyasal yüzünden, pazara sarı kayısı getirmiyorlar.

Organik tarım ürünlerinini alalım, üreticilere destek olalım, yaşatalım.

Pazar günleri de Kasımpaşa/Eyüp civarlarında İnebolu'lu üreticilerin getirdikleri sebze, meyve pazarı var.

Fiyatlar carrefour, migros veya metronun yaklaşık %40-60 civarında üzerinde. Ama kesinlikle değer. Bazı ürünlerde bu fark %10'lara kadar düşüyor.

Şu mega, büyük ve orta boy marketlerin sebze/meyve reyonlarından uzak durmakta fayda var.

Koskoca Careefour'un (bilanço olarak koskoca)tenezzül edip beni -ve çerez, kuruyemiş reyonunu ziyaret eden tüm tüketicileri- nasıl kazıkladığını da anlatırım bir ara. Süpermarkete artık daha az gidelim, derim.